Baro Başkanı Günaydın: “Yeni Yasa Çocukları Korumak Yerine Cezalandırmayı Hedefliyor”
Baro Başkanı Günaydın: “Yeni Yasa Çocukları Korumak Yerine Cezalandırmayı Hedefliyor”
Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, 14 Temmuz 2026 tarihli "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ne karşı çıkarak, düzenlemenin çocuk adalet sistemini cezalandırıcı bir yapıya sürüklediğini belirtti.
Haber Giriş Tarihi: 17.07.2026 16:32
Haber Güncellenme Tarihi: 17.07.2026 16:36
Kaynak:
Haber Merkezi
www.porsukhaberajansi.com
Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, 14 Temmuz 2026 tarihli "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ne karşı çıkarak, düzenlemenin çocuk adalet sistemini cezalandırıcı bir yapıya sürüklediğini belirtti.
Eskişehir Barosu, TBMM gündemine gelen ve çocukların hukuki statüsünü kökten değiştirmeyi hedefleyen yeni kanun teklifini sert bir dille eleştirdi. Baro Başkanı Barış Günaydın yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;
"14 Temmuz 2026 tarihli "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", çocuk adalet sisteminde rehabilitasyon odaklı yaklaşımdan uzaklaşarak güvenlikçi ve cezalandırıcı bir modele geçiş öngörmektedir.
Teklifin 6. ve 7. maddeleri, çocukların eğimevleri yerine doğrudan kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durum, uluslararası hukukun en temel prensiplerinden biri olan "özgürlükten yoksun bırakmanın son çare olması" ilkesiyle doğrudan çatışmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin kararlarında vurgulandığı üzere, çocuklar hakkında tutuklama ve hapis gibi özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ancak en son başvurulacak yol olmalı ve mümkün olan en kısa sürede sonlandırılmalıdır. Teklifin bu yaklaşımı, "çocuğun üstün yararı" ilkesini zedelemektedir.
Teklifin 2. maddesiyle TCK 31. maddesinde yapılan değişiklikler, 15-18 yaş grubu çocuklar için yaş küçüklüğü indiriminin kaldırılabilmesine imkân tanımaktadır.
Anayasa Mahkemesi kararlarında; çocuk hukukunun temel amacının bozulan kamu düzeninden ziyade çocuğun topluma kazandırılması olduğunu belirtmiştir. Yaş indiriminin kaldırılması, çocuğun kusur yeteneğinin henüz tam gelişmediği yönündeki geleneksel ceza hukuku doktriniyle ve Ceza Genel Kurulu'nun "15-18 yaş grubunun yetişkinlerden farklı değerlendirilmesi gerektiği" yönündeki yerleşik içtihadıyla çelişmektedir.
"Suça sürüklenen çocuk" ibaresinin "adli süreçteki çocuk" olarak değiştirilmesi, çocuğun edilgen konumunu ve korunma ihtiyacını gölgelemektedir. Çocuğun gelişimsel özelliklerinin ve sosyal çevresinin gözetilmesi bir zorunluluktur. Bu terminolojik değişiklik, çocuğu korunması gereken bir özneden ziyade bir güvenlik tehdidi olarak kodlama riski taşımaktadır.
Teklifin cezalandırmayı önceleyen yapısı, devletin çocuk üzerindeki koruma ve gözetim yükümlülüğüyle çelişmektedir. Devletin çocuklar üzerinde bir "emanet (güven) sorumluluğu" olduğunu ve çocukların güvenliğinin sağlanmasının temel bir ödev olduğunu belirtmiştir. Çocukların rehabilitasyon merkezleri yerine kapalı kurumlara yönlendirilmesi, bu emanet sorumluluğunun ihlali niteliğindedir.
Kanun teklifi, çocuk adaletinin temel felsefesi olan "topluma kazandırma" ve "rehabilitasyon" ilkelerinden saparak, çocukları yetişkin ceza rejimine yaklaştıran riskli bir yapı arz etmektedir. Bu durum, hem Anayasa'nın 41. maddesi hem de Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Pekin Kuralları ile ciddi uyumsuzluklar barındırmaktadır.
Yukarıda kısaca bahsetmeye çalıştığımız üzere, kanun teklifi hem ulusal hem de tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırılık taşımakta, çocuğun ıslahından ve toplum refahından ziyade cezalandırma gayesi taşımaktadır.
Eskişehir Barosu olarak, çocuğun üstün yararının hiçe sayıldığı düzenlemeleri desteklemediğimizi ve çocuğun suça sürüklenmesini önlemeye yönelik çalışmalara yön verilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isteriz."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Baro Başkanı Günaydın: “Yeni Yasa Çocukları Korumak Yerine Cezalandırmayı Hedefliyor”
Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, 14 Temmuz 2026 tarihli "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ne karşı çıkarak, düzenlemenin çocuk adalet sistemini cezalandırıcı bir yapıya sürüklediğini belirtti.
Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, 14 Temmuz 2026 tarihli "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ne karşı çıkarak, düzenlemenin çocuk adalet sistemini cezalandırıcı bir yapıya sürüklediğini belirtti.
Eskişehir Barosu, TBMM gündemine gelen ve çocukların hukuki statüsünü kökten değiştirmeyi hedefleyen yeni kanun teklifini sert bir dille eleştirdi. Baro Başkanı Barış Günaydın yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;
"14 Temmuz 2026 tarihli "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", çocuk adalet sisteminde rehabilitasyon odaklı yaklaşımdan uzaklaşarak güvenlikçi ve cezalandırıcı bir modele geçiş öngörmektedir.
Teklifin 6. ve 7. maddeleri, çocukların eğimevleri yerine doğrudan kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durum, uluslararası hukukun en temel prensiplerinden biri olan "özgürlükten yoksun bırakmanın son çare olması" ilkesiyle doğrudan çatışmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin kararlarında vurgulandığı üzere, çocuklar hakkında tutuklama ve hapis gibi özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ancak en son başvurulacak yol olmalı ve mümkün olan en kısa sürede sonlandırılmalıdır. Teklifin bu yaklaşımı, "çocuğun üstün yararı" ilkesini zedelemektedir.
Teklifin 2. maddesiyle TCK 31. maddesinde yapılan değişiklikler, 15-18 yaş grubu çocuklar için yaş küçüklüğü indiriminin kaldırılabilmesine imkân tanımaktadır.
Anayasa Mahkemesi kararlarında; çocuk hukukunun temel amacının bozulan kamu düzeninden ziyade çocuğun topluma kazandırılması olduğunu belirtmiştir. Yaş indiriminin kaldırılması, çocuğun kusur yeteneğinin henüz tam gelişmediği yönündeki geleneksel ceza hukuku doktriniyle ve Ceza Genel Kurulu'nun "15-18 yaş grubunun yetişkinlerden farklı değerlendirilmesi gerektiği" yönündeki yerleşik içtihadıyla çelişmektedir.
"Suça sürüklenen çocuk" ibaresinin "adli süreçteki çocuk" olarak değiştirilmesi, çocuğun edilgen konumunu ve korunma ihtiyacını gölgelemektedir. Çocuğun gelişimsel özelliklerinin ve sosyal çevresinin gözetilmesi bir zorunluluktur. Bu terminolojik değişiklik, çocuğu korunması gereken bir özneden ziyade bir güvenlik tehdidi olarak kodlama riski taşımaktadır.
Teklifin cezalandırmayı önceleyen yapısı, devletin çocuk üzerindeki koruma ve gözetim yükümlülüğüyle çelişmektedir. Devletin çocuklar üzerinde bir "emanet (güven) sorumluluğu" olduğunu ve çocukların güvenliğinin sağlanmasının temel bir ödev olduğunu belirtmiştir. Çocukların rehabilitasyon merkezleri yerine kapalı kurumlara yönlendirilmesi, bu emanet sorumluluğunun ihlali niteliğindedir.
Kanun teklifi, çocuk adaletinin temel felsefesi olan "topluma kazandırma" ve "rehabilitasyon" ilkelerinden saparak, çocukları yetişkin ceza rejimine yaklaştıran riskli bir yapı arz etmektedir. Bu durum, hem Anayasa'nın 41. maddesi hem de Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Pekin Kuralları ile ciddi uyumsuzluklar barındırmaktadır.
Yukarıda kısaca bahsetmeye çalıştığımız üzere, kanun teklifi hem ulusal hem de tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırılık taşımakta, çocuğun ıslahından ve toplum refahından ziyade cezalandırma gayesi taşımaktadır.
Eskişehir Barosu olarak, çocuğun üstün yararının hiçe sayıldığı düzenlemeleri desteklemediğimizi ve çocuğun suça sürüklenmesini önlemeye yönelik çalışmalara yön verilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isteriz."
En Çok Okunan Haberler