SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tutuklama

Porsuk Haber Ajansı - Tutuklama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tutuklama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Baro Başkanı Günaydın: “Yeni Yasa Çocukları Korumak Yerine Cezalandırmayı Hedefliyor” Haber

Baro Başkanı Günaydın: “Yeni Yasa Çocukları Korumak Yerine Cezalandırmayı Hedefliyor”

Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, 14 Temmuz 2026 tarihli "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ne karşı çıkarak, düzenlemenin çocuk adalet sistemini cezalandırıcı bir yapıya sürüklediğini belirtti. ​Eskişehir Barosu, TBMM gündemine gelen ve çocukların hukuki statüsünü kökten değiştirmeyi hedefleyen yeni kanun teklifini sert bir dille eleştirdi. Baro Başkanı Barış Günaydın yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "14 Temmuz 2026 tarihli "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", çocuk adalet sisteminde rehabilitasyon odaklı yaklaşımdan uzaklaşarak güvenlikçi ve cezalandırıcı bir modele geçiş öngörmektedir. Teklifin 6. ve 7. maddeleri, çocukların eğimevleri yerine doğrudan kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durum, uluslararası hukukun en temel prensiplerinden biri olan "özgürlükten yoksun bırakmanın son çare olması" ilkesiyle doğrudan çatışmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin kararlarında vurgulandığı üzere, çocuklar hakkında tutuklama ve hapis gibi özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ancak en son başvurulacak yol olmalı ve mümkün olan en kısa sürede sonlandırılmalıdır. Teklifin bu yaklaşımı, "çocuğun üstün yararı" ilkesini zedelemektedir. Teklifin 2. maddesiyle TCK 31. maddesinde yapılan değişiklikler, 15-18 yaş grubu çocuklar için yaş küçüklüğü indiriminin kaldırılabilmesine imkân tanımaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarında; çocuk hukukunun temel amacının bozulan kamu düzeninden ziyade çocuğun topluma kazandırılması olduğunu belirtmiştir. Yaş indiriminin kaldırılması, çocuğun kusur yeteneğinin henüz tam gelişmediği yönündeki geleneksel ceza hukuku doktriniyle ve Ceza Genel Kurulu'nun "15-18 yaş grubunun yetişkinlerden farklı değerlendirilmesi gerektiği" yönündeki yerleşik içtihadıyla çelişmektedir. "Suça sürüklenen çocuk" ibaresinin "adli süreçteki çocuk" olarak değiştirilmesi, çocuğun edilgen konumunu ve korunma ihtiyacını gölgelemektedir. Çocuğun gelişimsel özelliklerinin ve sosyal çevresinin gözetilmesi bir zorunluluktur. Bu terminolojik değişiklik, çocuğu korunması gereken bir özneden ziyade bir güvenlik tehdidi olarak kodlama riski taşımaktadır. Teklifin cezalandırmayı önceleyen yapısı, devletin çocuk üzerindeki koruma ve gözetim yükümlülüğüyle çelişmektedir. Devletin çocuklar üzerinde bir "emanet (güven) sorumluluğu" olduğunu ve çocukların güvenliğinin sağlanmasının temel bir ödev olduğunu belirtmiştir. Çocukların rehabilitasyon merkezleri yerine kapalı kurumlara yönlendirilmesi, bu emanet sorumluluğunun ihlali niteliğindedir. Kanun teklifi, çocuk adaletinin temel felsefesi olan "topluma kazandırma" ve "rehabilitasyon" ilkelerinden saparak, çocukları yetişkin ceza rejimine yaklaştıran riskli bir yapı arz etmektedir. Bu durum, hem Anayasa'nın 41. maddesi hem de Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Pekin Kuralları ile ciddi uyumsuzluklar barındırmaktadır. Yukarıda kısaca bahsetmeye çalıştığımız üzere, kanun teklifi hem ulusal hem de tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırılık taşımakta, çocuğun ıslahından ve toplum refahından ziyade cezalandırma gayesi taşımaktadır. Eskişehir Barosu olarak, çocuğun üstün yararının hiçe sayıldığı düzenlemeleri desteklemediğimizi ve çocuğun suça sürüklenmesini önlemeye yönelik çalışmalara yön verilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isteriz."

CHP’li Çakırözer Sincan Cezaevi’nde “NATO tutuklularını” Ziyaret Etti Haber

CHP’li Çakırözer Sincan Cezaevi’nde “NATO tutuklularını” Ziyaret Etti

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, NATO zirvesi gerekçesiyle tutuklan TEMA gönüllüleri ile avukat ve akademisyenleri Sincan Cezaevi’nde ziyaret etti. Çakırözer’in Sincan Cezaevi’nde ziyaret ettiği TEMA gönüllüleri, “Tek derdimiz, tek uğraşımız doğayı, toprağı sevmek ve korumak” derken, ÇHD üyesi avukat Semra Demir de, “Gezi’de, 1 Mayıs’ta, 8 Mart’ta, madencilerin, öğretmenlerin eylemlerindeki fotoğraflarımızı almışlar. ‘Bunlar potansiyel protestocu NATO’yu da protesto eder’ diye kapıları kırıp tutukladılar” dedi. Gazeteci Yıldız Tar ise, “Sadece kimlik bilgilerimi sordular. Soru bulamayınca jandarma savcıyı aradı. Aile yılı röportajımı sorup, TKP/ML üyeliğinden tutukladılar” dedi. Çakırözer cezaevi önünden yaptığı çağrıda, “NATO zirvesi bahanesiyle hiçbir suçu olmayan insanları potansiyel protestocu diye sabaha karşı kapıları kırıp, evleri basıp tutuklamışlar. Sadece toprağı ve doğayı savunan TEMA gönüllüsünden, on yıllarını eğitime vermiş hocalara, hak arayan avukattan, dernek üyesine yüzlerce insan hiçbir ilgileri olmayan örgütlerle suçlayıp cezaevine koydular Bu akıl dışı tutuklamalar kabul edilemez. Hukuksuzca zindanda tutulan bu insanlar derhal serbest bırakılmalı” dedi. SİNCAN CEZAEVİ’NDE NATO TUTUKLULARINA ZİYARET Ankara'da yarın başlayacak NATO zirvesi öncesinde, ‘eylem yapma ihtimali’ ve ‘terör örgütleriyle ilişki’ iddiaları gerekçe gösterilerek düzenlenen operasyonlarda aralarında gazeteciler, avukatlar, akademisyenler, dernek üyeleri ve siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu yüzlerce kişi gözaltına alındı, çok sayıda kişi tutuklandı. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan TEMA gönüllüleri Birgül Öztekin, Gülbanu Yürür, Tuğrul Körüklü ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, gazeteci Yıldız Tar, Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukat Semra Demir ile Halkevleri GYK üyesi Hediye Yıldırım'ı ziyaret etti. “6 KİŞİLİK KOĞUŞTA 12 KİŞİYİZ! TEK YATAKTA İKİ KİSİ UYUYANLAR VAR” NATO zirvesi gerekçesiyle yapılan operasyonlar ve tutuklamalara tepki gösteren Çakırözer, cezaevi ziyaretlerinde kendisine aktarılan mesajları kamuoyu ile paylaştı. Çakırözer’in görüştüğü isimlerin paylaştığı mesajlar şöyle: Akademisyen Emel Memiş : ''17 yıldır gururla ders verdiğim Mülkiye’deki öğrencilerimden ve meslektaşlarımdan koğuşuma destek mektupları yağıyor. Uluslararası İktisatçılar Kongresi ile Uluslararası Feminist Ekonomistler Derneği gibi dünyanın saygın kurumlarından da cezaevine dayanışma mektupları ulaştı. Eşit bir yaşam ve doğa sevdası için verdiğim haklı mücadelenin, böylesi bir hukuksuzlukla ödüllendirileceğini asla tahmin edemezdim. 6 kişilik koğuşta 12 kişi kalıyoruz. Kalabalık nedeniyle yerde yatmak zorunda kalan, aynı yatakta iki kişi uyuyan arkadaşlarımız var. Bu haksızlıklar karşısında geleceğe olan umudumuzu koruyoruz.'' “YILLARCA DEVLETE HİZMET VERDİM! TERÖRLE SUÇLANMAK ÇOK AĞIR” TEMA Gönüllüsü Gülbanu Yürür: ''Ben 64 yaşındayım. Tam 20 yıl boyunca Başbakanlık Teftiş Kurulu’nda bu devlete onurumla, gururumla hizmet verdim. Yıllarca devlete hizmet ettikten sonra bugün böylesine ağır bir şekilde, terörle suçlanmak bana çok ağır geliyor. Bizim siyasetle, yasa dışı yapılarla hiçbir alakamız yok. Ben TEMA gönüllüsüyüm. Emeklilik sonrası kendimi tamamen doğaya adadım. Sorguda önümüze hiç bilmediğim, adını dahi aklımda tutamadığım örgüt isimleri konuldu ve bunlar bize soruldu. Kemiklerimde deformasyon var ve sağlık durumum nedeniyle dışarıda sürekli tıbbi takip altındaydım.” “TEK DERDİMİZ DOĞA SEVGİSİ, TOPRAK SEVGİSİ” TEMA Gönüllüsü Birgül Öztekin: ''Ben 65 yaşındayım ve bu ülkeye tam 30 yıl boyunca İngilizce öğretmeni olarak hizmet ettim. 2012 yılında emekli olduğum günden bu yana da TEMA gönüllüsü olarak çalışıyorum. Okul okul gezerek çocuklara ağaç sevgisini, doğayı korumayı, toprak sevgisini anlatıyorum. Bizim tek derdimiz budur. Yaşadıklarımıza bir anlam veremiyoruz. Bir an önce bu hukuksuzluğun bitmesini bekliyoruz.” “KANSER EŞİMİ EVDE BIRAKTIM” Halkevleri GYK Üyesi Hediye Doğan Yıldırım: ''Gece saat 03.30’da evimiz çok sayıda jandarma tarafından basıldı. Hayatım boyunca hiç bilmediğim, adını dahi duymadığım TKP/ML adlı bir örgüte üye olmakla suçlanıyorum. Kronik rahatsızlıkları olan 63 yaşında bir kadınım. Hastalıklarım nedeniyle günde bazen 4, bazen 7 farklı ilaç kullanmak zorundayım. Eşim şu an kanser tedavisi görüyor. Onun bakımını evde oğlumla birlikte ben yapıyorum. Hiçbir ilgimizin, bilgimizin olmadığı yapılarla bizi ilişkilendirmek istiyorlar. Bunu asla kabul etmiyoruz! Biz sadece bu ülkenin eşit, özgür ve demokratik bir ülke olmasını istiyoruz.” “ÖĞRETMENLERE, MADENCİLERE DESTEK VERDİK DİYE FİŞLEMİŞLER” ÇHD Üyesi Avukat Semra Demir: ''Cezaevinde, en temel hakkımız olan habere ulaşma hakkımız engelleniyor. Bize gazete verilmiyor, radyo verilmiyor. Dışarıda ne olup bittiğinden tamamen habersiziz.: Kimimizi Ethem Sarısülük anmasında, kimimizi Gezi’de, kimimizi 8 Mart’ta veya 1 Mayıs’ta, kimimizi ise Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile madencilerin haklı eylemlerine destek verirken fotoğraflayıp fişlemişler. O görüntülerden bizi potansiyel protestocu belirlemişler. Bunlar yarın NATO’yu da protesto eder; diye tamamen hukuka aykırı bir şekilde önleyici tutuklama yapıyorlar. Evlerimizin kapıları kırılarak içeri girildi, ailelerimiz yerlere yatırılarak ters kelepçe takıldı. Benimle aynı koğuşta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nden bir anne ve kızı birlikte tutuklu bulunuyor. Böyle insafsızlık olmaz.” “TEK HAYATIM BOTANİK!” TEMA Gönüllüsü/ Akademisyen Selçuk Tuğrul Körüklü: “Benim hayatım botanik. TEMA gönüllülerini gezdirdim, istekleri üzerine Nallıhan’a gittik, bozkır endemik bitkilerini gördük, inceledik.. 27 yıldır öğretim görevlisiyim. Ankara Üniversitesi Herbaryumu Sorumlusuyum. Evimize sabah 05:00’te jandarmalar geldi, ne olduğunu anlamadım, polisi aradım. Nezarete gittiğimde TEMA’cıları görünce anladım. TKP/ML üyesi olmakla suçlanıyorum. Bunun açılımını bile bilmiyorum! Astım hastayım. Günde 6 ilaç alıyorum.” “AİLE YILI SÖYLEŞİSİ GEREKÇESİYLE TUTUKLADILAR” Gazeteci Yıldız Tar: “Sabaha karşı baskın yaptılar. Nezarette ifadem alınırken ellerinde hiçbir şey yoktu. Sadece kimlik bilgilerimi sordular. Başka soracak soru bulamayınca jandarma savcıyı aradı. Az sonra muhtemelen Google’dan buldukları iki soru geldi. Birinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı Aile Yılı’nı eleştirdiğimiz bir söyleşiyi sordular, diğerinde de ‘soy ismin niye Tar’ diye sordular. Sonra da TKP/ML üyesi diye tutukladılar.”

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif Haber

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif

Türkiye’de gazeteciler bir 3 Mayıs’a daha tutuklama, gözaltı, baskı, sansür ve soruşturmalar altında giriyor. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 159’uncu sırada yer alan Türkiye 2026 yılında 163’üncü sıraya geriledi. CHP’li Utku Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı Nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu da Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan kara tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. Rapora göre gazeteciler Nisan ayında 75 kez hakim karşısına çıktı. Gazetecileri susturmak için son üç yıldır olduğu gibi yine ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması kullanılırken, CHP sansür aracına dönüşen bu maddenin kaldırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdi. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. Şimdi bu ay da yeni isimler aynı maddeden yargılandı. Basın özgürlüğünün önündeki temel engellerden biri haline gelen bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. YASA SANSÜR KILICINA DÖNÜŞTÜ Çakırözer’in raporuna göre Nisan ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler haber ve paylaşımları nedeniyle 75 kez hakim önüne çıkmak zorunda kaldı. Soruşturma ve yargılamalarda AKP tarafından üç yıl önce dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A) maddesi baş rolde yer aldı. Şanlıurfa Kulis TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yetim bu suçlamayla ev baskınıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. 2024 yılında Halk TV programlarındaki ifadeleri nedeniyle aynı madde gerekçe gösterilerek Timur Soykan 10 ay, Barış Pehlivan ve Murat Ağırel 1 yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Tolga Şardan, ‘MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu 'yargı raporu'nda neler var?’ başlıklı yazısı sebebiyle yargılandığı davadan 5 ay hapis cezası aldı. Gazeteci Zafer Arapkirli, yine aynı suçlama ile yargılandığı davalarda sosyal medya paylaşımları nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. AYNI HABERE HEM BERAAT HEM TAZMİNAT Gazeteci Hazal Ocak Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Damat işi biliyor” başlıklı haberi nedeniyle açılan cezai yargılamada beraat etmesine rağmen, 10 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum edildi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nin eski başkanı gazeteci Hakkı Boltan’a başkanlık döneminde yaptığı açıklamalar nedeniyle 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası verildi. AYM’nin ihlal kararının ardından yeniden görülen davada gazeteci Neşe İdil hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verilirken, gazeteci Mehmet Üçar’a yine yazıları gerekçe gösterilerek 1 yıl 6 ay 11 gün hapis cezası verildi. ÖDÜLLÜ HABERE İKİNCİ SORUŞTURMA 42 gündür tutuklu gazeteci İsmail Arı hakkında, bir X mesajını yeniden paylaştığı gerekçesiyle bir dava daha açıldı. T24 muhabiri Can Öztürk hakkında ödüller kazanan istismar skandalı haberi nedeniyle ikinci bir soruşturma açıldı. Nefes Gazetesi muhabiri Mahir Bağış’a haberi nedeniyle üç ayrı suçlamayla dava açıldı. Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat hakkında sosyal medyada eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik ifadesi nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci Mehmet Murat Yıldırım, Öznur Değer ile Sol Gazetesi’nden yazar Orhan Gökdemir, muhabir İrem Yıldırım ve Sorumlu Müdür Emre Alım hakkında haberleri nedeniyle soruşturma ve davalar açıldı. Gazeteci Bahadır Özgür’e 4 yıl önce yayımlanan haberi nedeniyle soruşturma açıldı. 1 MAYIS ALANINA GAZETE YASAĞI Sabah muhabiri Lütfü Yalgı, Siverek’ta yaşanan okul saldırısına ilişkin haberi nedeniyle gözaltına alındı. Eski İçişleri Bakanı ve AKP Milletvekili Süleyman Soylu, kendisine Gülistan Doku cinayetiyle ilgili soru soran Now Haber muhabirine fiziki müdahalede bulunarak görüntü almasını engelledi. 1 Mayıs öncesi yapılan operasyonlarda Özgür Gelecek ve Yeni Demokrasi gazetelerinin bürolarına baskın düzenlendi. Ankara Emniyet Müdürlüğü 1 Mayıs gösterilerine BirGün ve Evrensel başta olmak üzere gazete ve dergi girişini yasakladı. TELE 1’E ÖNCE ÇÖKTÜLER, SONRA SATIŞA ÇIKARDILAR Merdan Yanardağ'ın gözaltına alınmasından sonra mahkeme kararı dahi olmadan el konulan TELE 1 kanalı TMSF tarafından 28 milyon TL bedelle satışa çıkarıldı. Halk TV’ye CHP’li Cemal Enginyurt’un Milli Eğitim Bakanı’na yönelik eleştirileri, SZC TV’ye de TİP’li Sera Kadıgil’in yapılan operasyonlarda uyuşturucu baronlarının hedef alınmamasına yönelik eleştirileri nedeniyle RTÜK tarafından para cezaları verildi. AKP’LİLER HAKKINDAKİ İDDİALARA KARARTMA İktidarın keyfi olarak uyguladığı erişim engellemeleri nisan ayında da basın özgürlüğünü kısıtlayan temel unsurlardan biri oldu. Erk Acarer’in X hesabı ile ‘İstanbul Yargılanıyor’ instagram hesabı erişime engellenirken, erişim engeli getirilen bazı haber içerikleri şöyle: “En çok et ithalatının AKP'li ismin hissedar olduğu şirketten yapılmasına ilişkin haber, Epstein belgelerinde İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının çıkması hakkındaki haberler, Sabah yazarı Hilal Kaplan hakkında 1600’den fazla içeriğe erişim engeli kararı haberleri, tartıştığı doktoru gözaltına aldıran savcı hakkındaki haberler, Çin’de faaliyet gösteren İsviçre merkezli bir firmaya saf bakır yerine kaldırım taşı gönderilerek 36 milyon dolarlık dolandırıcılık yapıldığı iddiası hakkındaki haberler, AKP Antalya İl Başkanının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait bir araziyi düşük kira bedeliyle kullandığı haberleri.” SANSÜR YASASININ KALDIRILMASI İÇİN TEKLİF SUNDU Çakırözer gazetecilerin mesleklerini yapabilmelerinin önündeki en büyük engellerden biri haline sansür yasasının iptali için de TBMM’ye kanun teklifi sunduğunu açıkladı. Teklifte “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen TCK’nın 217/A maddesinin yürürlükten kaldırılması düzenleniyor. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri asla etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına en temel gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. İşte Nisan’da yeni isimler aynı maddeden yargılandı, tutuklandı. Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde çağrımız net: ifade ve basın özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi derhal yürürlükten kaldırılmalı. Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi ve halkın haber alma hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünün korunması sağlanmalıdır. Bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Yasanın yürürlüğe girdiği Ekim 2022’den bu yana yaptıkları haberler nedeniyle en az 83 gazeteciye tam 114 kez ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması yöneltildi. 54 kez soruşturma, 39 kez dava açıldı.

Gazetecilik Suç Değildir! Haber

Gazetecilik Suç Değildir!

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu tarafından gazeteci Alican Uludağ'ın sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanmasına tepki olarak bir basın açıklaması yapıldı. Emek ve Demokrasi Platformu adına Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos tarafından yapılan açıklamalarda şu ifadelere yer verildi; TGS Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım; "Bugün burada yalnızca bir meslektaşımız için değil, gazeteciliğin onuru ve halkın haber alma hakkı için bir aradayız. Gazeteci Alican Uludağ, yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır. 18 yıldır adliye muhabirliği yapan, kürsünün önünü de arkasını da iyi bilen, yargı süreçlerini kamuoyuna aktaran ve bugün DW Türkçe muhabiri olarak görevini sürdüren bir gazetecidir. Biz meslek örgütleri olarak biliyoruz ve açıkça söylüyoruz: Alican Uludağ gazetecidir. Geçmişte çağrıldığında ifade vermeye gitmiş, hiçbir soruşturmadan kaçmamış bir gazetecinin evine onlarca polisle gidilmesi, çocuklarının gözü önünde yapılan uygulamalar ve kamuoyuna “kaçıyormuş” algısı yaratacak açıklamalar kabul edilemez. Uludağ mahkemedeki savunmasında şöyle diyor: “18 yıldır adli muhabirliği yapıyorum, alanım adliye muhabirliğidir, kürsünün önünü ve arkasını iyi bilen birisiyim. Çocuklarımın gözyaşlarını arkada bırakarak buraya getirildim. Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım.” Biz bir meslektaşımızın çocuklarının gözyaşını geride bırakarak savunma yapmak zorunda kalmasını kabul etmiyoruz. Biz gazeteciliğin bedel ödenmek zorunda kalınan bir meslek olmasını istemiyoruz. Gazetecilik; gerçeği yazmanın, kamuyu bilgilendirmenin, topluma karşı sorumluluğun adıdır. Suç değildir. Bizim başımıza gelmiyor diye yapılan haksızlığa sessiz kalıp izlemeyeceğiz. Çünkü bu yalnızca bir kişiye değil, doğrudan gazetecilik mesleğine yapılan bir haksızlıktır. Bugün birimize yapılan yarın hepimize yapılacaktır. Her keyfi gözaltı ve tutuklama halkın haber alma hakkına yönelmiş bir müdahaledir. Basın özgürlüğü susturulursa toplum karanlıkta kalır. Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz: Gazeteciliği kriminalize etmekten vazgeçin. Basın ve ifade özgürlüğünü hedef almaktan vazgeçin. Meslektaşımız Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalıdır. Bizler yanındayız. Gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz. Ve söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz: Gazetecilik suç değildir! Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün burada, meslektaşımız gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanmasına karşı sesimizi yükseltmek için toplandık. Bir gazetecinin görevi; halkın haber alma hakkını savunmak, gerçeği ortaya çıkarmak ve kamu adına soru sormaktır. Gazetecilik suç değildir. Kalem susturularak gerçekler ortadan kaldırılamaz. Tam tersine, baskılar gerçeğin daha güçlü yankılanmasına neden olur. Bizler Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi olarak; düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki özgür basın yoksa demokrasi de yoktur. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Gazetecilik suç değildir ve yargılanamaz. Gazeteciler susturulamaz. Alican Uludağ yalnız değildir. Ve biliyoruz ki; Dayanışma yaşatır. Hakikat kazanacak."

Gazeteciler 2026’ya Soruşturma, Gözaltı ve Engellemelerle Başladı Haber

Gazeteciler 2026’ya Soruşturma, Gözaltı ve Engellemelerle Başladı

Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğü alanındaki ihlallere her geçen gün yenileri eklenirken, gazeteciler 2026’ya da gözaltı, tutuklama ve engellemelerle başladı. Ocak ayında gazeteciler mahkemelerde 60 kez haber, yazı ve sosyal medya paylaşımlarını savunmak zorunda kalırken, gözaltına alınan 11 gazeteciden Nedim Oruç tutuklandı. Gazetecilerin adliyelerde haber takibi engellenirken, Suriye’de merkezi hükümet ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sırasında gazeteciler, siyasetçiler ve haber ajanslarının da bulunduğu çok sayıda X hesabı ile haber içeriği erişime engellendi. GAZETECİLER 6O KEZ HAKİM KARŞISINDA CHP’nin gazeteci kökenli milletvekillerinden Utku Çakırözer, 2026 yılının ilk ayını kapsayan Ocak ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı. Çakırözer’in hazırladığı rapora göre, ocak ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Ocak ayında aralarında Zafer Arapkirli, Timur Soykan, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Can Uğur, İsmail Arı ve Can Öztürk’ün de bulunduğu gazeteciler en az 60 kez hakim karşısında haberlerini savunmak zorunda bırakıldı. Barış Terkoğlu bir yazısı nedeniyle 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Perihan Kaya da yeniden yargılandığı davada 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı. Zafer Arapkirli yorumları nedeniyle hem ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ hem de ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamalarından hakim karşısına çıktı. 11 GAZATECİYE GÖZALTI Haber ve yorumları nedeniyle gözaltına alınan 11 gazeteciden Furkan Karabay ev hapsiyle; Sedef Kabaş ve Fatih Ergin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bursa Muhalif Haber Müdürü Uğur Ökdemir, “Milli Eğitim Bakanlığı'na iftira” iddiasıyla gözaltına alındı. Eskişehir’de Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakkı Sağlam katıldığı bir televizyon programı çıkışında iki kişinin yumruklu saldırısına uğradı. SURİYE PROTESTOLARINDA GAZETECİLER HEDEFTE Suriye’de hükümet ile SDG arasındaki çatışmalar sırasında Türkiye’deki eylem ve protestoları takip eden gazeteciler gözaltına alınarak haber yapmaları engellendi. Cizre’de Ajansa Welat muhabiri Nedim Oruç’un polisler tarafından zorla zırhlı araca konularak gözaltına alınmasına ilişkin görüntüler büyük tepki çekerken, Nedim Oruç tutuklandı. Nusaybin’deki protestoları takip eden Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı Kesira Önel ve 4 gazeteci gözaltına alındı. İstanbul Sancaktepe’de DEM Parti’nin protesto eylemini takip eden Fransız gazeteci Raphaël Boukandoura gözaltına alındı. Urfa Suruç’ta ANKA muhabiri Ahmet Ün’e gaz fişeği isabet ederken, gazeteci Metin Yoksu başına isabet eden gaz kapsülüyle yaralandı. RTÜK’TEN SIFIRLI KARNEYE CEZA RTÜK SZC TV sunucusu Ekrem Açıkel’in, “Hükümete bir karne verelim mi?” başlığı altında bakanların performansını değerlendirdiği yayın için idari para cezası kesti. DURUŞMALAR KAMUYA AÇIK AMA GAZETECİYE YASAK Boğaziçi Üniversitesi'ndeki Nurettin Yıldız protestosu nedeniyle 14 öğrenci ile T24 muhabiri Can Öztürk’ün yargılandığı davada gazeteciler, sanık yakınları ve gözlemciler ‘yer yok’ gerekçesiyle salona alınmadı. Başta Çağlayan olmak üzere İstanbul adliyelerinde son dönemde yapılan birçok yargılamada basın kartı olmayan gazetecilerin duruşmaları izlemesi engellendi. SANSÜR ve ERİŞİM ENGELLERİ TAM GAZ Haber ve sosyal medya paylaşımları ile X hesaplarına getirilen erişim engelleri de ocak ayına damgasını vurdu. Suriye’deki gelişmelerin protesto edildiği dönemde aralarında gazeteciler, eski milletvekili ve haber ajanslarının da bulunduğu çok sayıda X hesabı “milli güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle Türkiye’den erişime kapatıldı. Sadece ocak ayının son haftasında BTK, 32 yayıncı tarafından kullanılan ve toplam takipçisi 640 bin olan 39 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Basın meslek örgütleri, gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik artan sansür ve sosyal medya engellemelerine ortak açıklama ile tepki gösterdi. Ocak ayında erişim engeli getirilen hesaplar ve haber içerikleri şunlar oldu : “Eğitim-İş, Arşiv Unutmaz, Jin News, Mezopotamya Haber Ajansı, Alınteri Gazetesi, Çark Dergisi, Halkevleri, ajans muhbir X hesabı; Mersin’de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Sevgi Evlerinde kimsesiz çocuklara yönelik darp ve kötü muamele haberleri, Bursa’da konut projelerinde mağduriyet yaşayanların eylemi hakkındaki haberler, İstanbul Üniversitesi Rektörü hakkındaki soruşturma haberleri, terör gazisinin kumar borcu nedeniyle yaşamına son vermesi ile ilgili haberler, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in Ekol TV soruşturması hakkında hakkındaki açıklama ve paylaşımları, CHP milletvekillerinin Atatürk Orman Çiftliği arazisinin bir bölümünün AKP’nin eski sağlık bakanı Fahrettin Koca’nın vakfına verildiğine ilişkin açıklamalarıyla ilgili haberler ile Eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in kızının istisnai kadrodan memur olması hakkındaki haber ve sosyal medya paylaşımları.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.