SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tbmm

Porsuk Haber Ajansı - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Ayşen Gürcan’dan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı Haber

Prof. Dr. Ayşen Gürcan’dan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı

AK Parti Eskişehir Milletvekili ve TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Cumhuriyetin 103. yıl dönümü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Gürcan, "Cumhuriyetimizin yarınlarını güçlü kılacak en büyük zenginliğimiz, iyi yetişmiş ve millî şuur sahibi nesillerimizdir" dedi. AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle yayımladığı mesajda, Cumhuriyetin 103 yıllık birikimine, Türkiye Yüzyılı vizyonuna ve gençliğin eğitimdeki kritik rolüne vurgu yaptı. Cumhuriyetin, aziz milletin bağımsız yaşama iradesinin ve millî egemenliğe olan sarsılmaz bağlılığının en güçlü ifadesi olduğunu belirten Gürcan, Millî Mücadele’de gösterilen eşsiz fedakârlıkların tüm dünyaya bağımsızlık ilanı olduğunu ifade etti. "Türkiye Yüzyılı Vizyonuyla İkinci Asrı Şekillendirmeye Kararlıyız" Ecdadın büyük mücadelelerle emanet ettiği vatanı ve Cumhuriyeti her alanda daha güçlü bir şekilde geleceğe taşıma sorumluluğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ayşen Gürcan, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, son yıllarda eğitimden sağlığa, savunma sanayiinden teknolojiye, ulaşımdan sosyal politikalara kadar pek çok alanda hayata geçirilen eser ve hizmetler, ülkemizin gelişme yolculuğunda önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla Cumhuriyetimizin ikinci asrını, millî ve manevi değerlerinden güç alan, üreten, gelişen ve uluslararası alanda etkinliğini artıran bir Türkiye anlayışıyla şekillendirmeye kararlıyız." "En Büyük Zenginliğimiz Millî Şuur Sahibi Nesillerimizdir" TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı sıfatıyla gençliğin önemine de değinen Gürcan, nitelikli eğitimin ve donanımlı nesillerin Cumhuriyetin teminatı olduğunu vurguladı: "Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin nitelikli eğitim imkânlarına kavuştuğu, bilimde, kültürde, sanatta ve sporda başarılarıyla öne çıktığı bir Türkiye inşa etmek, geleceğimize karşı taşıdığımız en önemli sorumluluklardan biridir. Çünkü Cumhuriyetimizin yarınlarını güçlü kılacak en büyük zenginliğimiz, iyi yetişmiş, millî şuur sahibi ve donanımlı nesillerimizdir." "Cumhuriyetimiz İlelebet Payidar Olsun" Mesajının son bölümünde Cumhuriyetin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, Millî Mücadele kahramanları, aziz şehitler ve gazileri rahmet ve minnetle anan Gürcan, sözlerini şöyle tamamladı: "Başta kıymetli Eskişehirli hemşehrilerim olmak üzere aziz milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; Cumhuriyetimizin 103. yılının ülkemize, milletimize ve gelecek nesillerimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Cumhuriyetimiz ilelebet payidar olsun."

Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan’dan Eskişehir’de Ziyaret Maratonu Haber

Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan’dan Eskişehir’de Ziyaret Maratonu

AK Parti Eskişehir Milletvekili ve TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Eskişehir programı kapsamında sivil toplum kuruluşları, spor camiası, teşkilat mensupları ve üniversiteli öğrencilerle bir araya geldi. Gürcan’ın temaslarında gençlik, eğitim, bağımlılıkla mücadele ve engelli hakları ön plana çıktı. AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Eskişehir’de geniş kapsamlı bir saha çalışmasına imza attı. İl Başkanlığı binasında başlayan temaslarında sivil toplum temsilcilerinden spor adamlarına kadar pek çok heyeti kabul eden Gürcan, ardından parti organları ve öğrenci yurtlarında incelemelerde bulundu. İl Başkanlığında Kritik Görüşmeler: Spor, STK ve Bağımlılıkla Mücadele Prof. Dr. Ayşen Gürcan’ın AK Parti Eskişehir İl Başkanlığındaki programı oldukça yoğun geçti. İlk olarak Kubbealtı Organizasyon Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çoban’ı kabul eden Gürcan, ardından spor dünyasının önemli isimleriyle buluştu. Kick Boks Teknik Kurulu Üyesi ve Antrenör Cenk Aygün ile Millî Takım Antrenörü ve Profesyonel Şube Kurulu Üyesi Erdinç Aygün ile gerçekleşen görüşmede; gençlerin sporla buluşturulması ve kentin sportif altyapısının güçlendirilmesi ele alındı. Sivil toplum alanındaki buluşmalar kapsamında Medeniyet Derneği Eskişehir İl Temsilcisi Arslan Karadayı ve yönetimini ağırlayan Gürcan, STK'ların toplumsal dönüşümdeki rolünü vurguladı. Yeşilay ve Engelliler Koordinasyon Merkezi ile Ortak Projeler Günün öne çıkan kabullerinden biri de bağımlılıkla mücadele çalışmaları oldu. Yeşilay Eskişehir İl Başkanı Av. Ayşe Fert Dökmeci ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya gelen Gürcan, çocukların ve gençlerin koruyucu-önleyici hizmetlerle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Gürcan, bağımlılıkla mücadelede aile, okul ve STK iş birliğinin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Engelli bireylerin toplumsal entegrasyonu da gündemdeydi. AK Parti Anadolu Taşra Teşkilatları Engelliler Koordinasyon Merkezi Kurucu Başkanı Halil İbrahim Sarıkaya ile yapılan görüşmede, merkezin yapılanma süreci ve engellilerin sosyal hayata katılımını artıracak projeler masaya yatırıldı. Teşkilat Mensupları ve Kadın Kolları Unutulmadı Partisinin kuruluşundan bugüne emek veren isimlerle bir araya gelen Gürcan, AK Parti Tepebaşı Kurucu İlçe Başkanı Ahmet Akçay ve teşkilat mensuplarından Güller Yavuz’un kızı Ayşe Hanım’ı kabul ederek geçmişten günümüze teşkilat çalışmaları üzerine sohbet etti. İl Başkanlığındaki programının ardından AK Parti Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanlığı’nı ziyaret eden Gürcan, sahada aktif rol alan kadın partililere teşekkür ederek, "AK Parti'nin başarısının arkasındaki en büyük güç kadınlarımızın emeği ve kararlılığıdır" dedi. Gürcan Üniversiteli Genç Kızlarla Akşam Çayında Buluştu Eskişehir temaslarının son durağında Prof. Dr. Ayşen Gürcan, TÜRGEV bünyesindeki Gevher Nesibe Hanım Yükseköğretim Kız Öğrenci Yurdu’nu ziyaret etti. Gençlerle akşam çayında samimi bir sohbet gerçekleştiren Gürcan, öğrencilerin eğitim hayatları ve gelecek hedefleri hakkında fikir alışverişinde bulundu. TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı sıfatıyla gençlere seslenen Gürcan; donanımlı, özgüvenli ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmelerinin Türkiye'nin geleceği için büyük değer taşıdığını ifade etti. Geceye TÜRGEV Yurtlar Müdürü Sümeyra Yurt, Saliha Altınışık, Betül Kır ve Yurt Müdürü Fatma Kahraman da eşlik etti.

İbrahim Arslan’dan Kurşunlu Külliyesi Tepkisi: “Kamu Yararı Varsa Tahliye Neden?” Haber

İbrahim Arslan’dan Kurşunlu Külliyesi Tepkisi: “Kamu Yararı Varsa Tahliye Neden?”

YENİ Parti PM Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Kurşunlu Külliyesi’nin Odunpazarı Belediyesinden tahliye edilmek istenmesini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Arslan, “Kamu yararı zaten gerçekleşiyorsa, tahliye neden?” diyerek sürece tepki gösterdi. Eskişehir’in önemli tarihî ve kültürel miraslarından Kurşunlu Külliyesi’nin tahliye süreci siyasi gündemdeki yerini koruyor. Yeni Parti Parti Meclisi (PM) Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, külliyenin Odunpazarı Belediyesinden tahliye edilmek istenmesine ilişkin konuyu TBMM’ye taşıyarak Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a soru önergesi sundu. Arslan, Kurşunlu Külliyesi’nin yalnızca bir mülkiyet veya kira meselesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek tarihî yapının korunması, kültürel faaliyetlerin sürdürülmesi ve kamu yararının gözetilmesi gerektiğini vurguladı. “Odunpazarı Belediyesi Sıradan Bir Kiracı Değil” Odunpazarı Belediyesinin uzun yıllardır Kurşunlu Külliyesi’ni koruyarak kent yaşamına kazandırdığını ifade eden Arslan; müzeler, sanat ve zanaat atölyeleri, sergiler, festivaller ve çeşitli kültürel etkinliklerle tarihî alanın halkla buluşturulduğunu belirtti. Meselenin temelinde kamu yönetimi ve kamu yararının bulunduğunu kaydeden Arslan, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Odunpazarı Belediyesinin kamu adına görev yapan kurumlar olduğuna dikkat çekti. Arslan, her iki kurumun da yetkilerini kamu yararı doğrultusunda kullanması gerektiğini belirterek, tartışmanın yalnızca taşınmazın mülkiyeti üzerinden yürütülemeyeceğini ifade etti. Arslan, asıl yanıtlanması gereken sorunun, tahliye kararının hangi kamu yararına dayandığı olduğunu dile getirdi. “Kurşunlu’da Kamu Yararı Zaten Gerçekleşiyor” Kurşunlu Külliyesi’nin atıl durumda olmadığını vurgulayan İbrahim Arslan, tarihî yapının korunduğunu, halka açık tutulduğunu ve farklı kültürel faaliyetlere ev sahipliği yaptığını söyledi. Müzecilikten geleneksel el sanatlarına, kültür ve sanattan turizm faaliyetlerine kadar birçok alanda kullanılan külliyenin Eskişehir’in tanıtımına da katkı sunduğunu belirten Arslan, mevcut kullanımın kamu yararına hizmet ettiğini savundu. Arslan, Vakıflar Kanunu’na 7565 sayılı Kanun ile eklenen düzenlemeye de değinerek ihtilaflı kiracılık ilişkilerinin belirli koşullarda yeniden sözleşmeye bağlanabilmesine ilişkin hükmü hatırlattı. Odunpazarı Belediyesinin bu kapsamda yaptığı başvurunun neden kabul edilmediğinin açıklanmasını istedi. “Tahliye Sonrasında Hangi Kamu Yararı Sağlanacak?” Tahliye gerçekleşmesi durumunda külliyedeki mevcut faaliyetlerin geleceğine ilişkin belirsizliklere dikkat çeken Arslan, yetkililere şu soruları yöneltti: Odunpazarı Belediyesinin tahliye edilmesi durumunda mevcut kullanımdan daha üstün hangi kamu yararı sağlanacak? Külliyede bulunan müzelerin ve eserlerin durumu ne olacak? Sanat ve zanaat atölyeleri ile yıllardır sürdürülen kültürel etkinlikler devam edecek mi? Kurşunlu Külliyesi bundan sonra hangi amaçla ve hangi kurum tarafından kullanılacak? Yargı süreçleri devam ederken tahliye konusunda neden ısrar ediliyor? Arslan, tahliye kararının hangi zorunlu kamu yararına dayandığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtti. “Merkezi İdare, Mahallî İdarenin Rakibi Değildir” Merkezi yönetim ile yerel yönetimlerin birbirinin rakibi olmadığını ifade eden Arslan, belediyelerin farklı siyasi anlayışlarla yönetilmesinin kamu kurumu niteliğini değiştirmeyeceğini söyledi. Merkezi idarenin yetkilerinin yerel yönetimlerin oluşturduğu kamusal değeri ortadan kaldırmak yerine geliştirmek için kullanılması gerektiğini savunan Arslan, Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyet hakkını değil, kamu adına kullanılan yetkinin gerekçesini sorguladıklarını ifade etti. İbrahim Arslan’dan Kurşunlu Külliyesi İçin Devamlılık Çağrısı Kurşunlu Külliyesi’nin Eskişehir’in tarihi, kültürü ve kent belleği açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirten İbrahim Arslan, mevcut kültürel ve kamusal işlevin kesintiye uğratılmaması gerektiğini söyledi. Arslan, külliyenin tarihî kimliğinin korunarak kültür, sanat ve kamusal yaşamın sürdürüldüğü bir alan olarak kalması gerektiğini vurgulayarak, Kurşunlu Külliyesi’nin geleceğine ilişkin sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.

Çakırözer: "Haber Yapan Gazeteciler Zindanda, Vurguncuların Peşine Düşen Yok" Haber

Çakırözer: "Haber Yapan Gazeteciler Zindanda, Vurguncuların Peşine Düşen Yok"

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Halk TV’ye kayyum atanması, erişim engelleri ve tutuklu gazetecilere dikkat çekti. “Türkiye her geçen gün görülmemiş bir karanlığa sürükleniyor, Ak Parti’nin sansür karanlığına” diyen Çakırözer, “Gazeteciler zindanda, vurguncular dışarıda. 2 yılda 10 kanala kayyum atandı. Saray'ın Siber Güvenlik Başkanlığı ve sulh ceza hakimleri el ele haber sitelerini ve sosyal medyayı karartıyor! Toplam takipçisi 50 milyonu bulan bin 500'e yakın hesaba erişim engeli getirildi. Ne yaparsanız yapın gerçeklerin bilinmesini, duyulmasını engelleyemeyeceksiniz. Sansürünüze, karartmanıza, kayyumlarınıza teslim olmayacağız” ifadelerini kullandı. Çakırözer, YENİ Parti iktidarında gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle cezaevine gönderilmeyeceğini, televizyonların susturulmayacağını ve internetin karartılmayacağını vurguladı. “10 KANALA KAYYUM ATANDI! TMSF EN BÜYÜK MEDYA PATRONU OLDU” YENİ Parti Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, gazetecilere yönelik artan gözaltı ve tutuklamalar ile televizyon kanallarına kayyum uygulamaları ve erişim engellerini Meclis gündemine taşıdı. Son bir ayda basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlalleri tek tek sıralayan Çakırözer, tutuklu gazetecilere özgürlük çağrısı yaptı. “Türkiye her geçen gün görülmemiş bir karanlığa sürükleniyor; AK Parti'nin sansür karanlığına” diyen Çakırözer, Halk TV ve televizyon kanallarına kayyum uygulamalarını hatırlatarak şöyle konuştu: “14 Ekim sabahı şafak sökmeden yüzlerce polisle Türkiye'nin en çok izlenen haber kanallarından Halk TV'nin kapısına dayandılar, yayın kesildi, çalışanlar binaya alınmadı, kanalın başına kayyım oturtuldu. Tıpkı bir yıl önce Tele1'e yaptığınız gibi, Tele1’e casusluk diye çöktünüz, Halk TV'ye de yolsuzluk diye el koydunuz. Hepsi bahane, hepsi kılıf! Milyonlarca yurttaşın haber alma, gerçekleri öğrenme hakkını elinden aldınız. Sayenizde TMSF kayyımı en büyük medya patronu oldu, iki yılda tam 10 kanala kayyım atadınız. Peki, Halk TV neden susturuldu? Neden belli; Ak Parti iktidarının boğazına kadar battığı asrın vurgununu sorguluyor, bunu da milyonlar öğreniyor, mağdur ettikleriniz izliyor diye karartıldı, milyonların Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun aylardır uğradığı iftiralara verdiği yanıtları, tarihî savunmasını millet duymasın, bilmesin diye susturuldu ve tabii Yeni Partimizin iktidar yürüyüşü ‘Aman büyümesin’ diye susturuldu.” “50 MİLYON TAKİPÇİLİ BİN 500 HESAP ERİŞİME ENGELLENDİ” “Bu Ak Parti'nin bir de dijital kayyımı var, erişim engelleri” diyen Çakırözer, internet sitelerine, sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine de dikkat çekti. Çakırözer, Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yetkilendirildiği eylül başından bu yana toplam takipçisi 50 milyonu bulan bin 500'e yakın X hesabı hakkında erişim engeli getirildiğini söyledi. Çakırözer şu açıklamaları yaptı: “Sarayın Siber Güvenlik Başkanlığı ve sulh ceza hâkimleri el ele haber sitelerini ve sosyal medyayı karartıyor. Dünyanın referans aldığı, milyonlarca ziyaretçisi olan T24 haber sitesi tek tuşla kapatıldı. Gazeteciler, ekonomistler, akademisyenler, meslek örgütleri, STK'ler, hepsi sansürlenmiş durumda. Tüm bu dijital sıkıyönetimin çetelesini tutarak kamuoyuna paylaştı diye İfade Özgürlüğü Derneği’nin web sitesini dahi kapattınız, engellediniz yolsuzluklarınız, hukuksuzluklarınız, zorbalıklarınız ‘Aman konuşulmasın, bilinmesin.’ diye.” TARAKÇI, SEVİNÇ, BALCI, TEKEREK.. TUTUKLU GAZETECİLERİ TEK TEK SAYDI! Çakırözer, Meclis’te cezaevlerinde ziyaret ettiği tutuklu gazetecilerin durumuna da dikkat çekti. “Türkiye'nin dört bir yanında tutuklu gazeteciler var” diyen Çakırözer tutuklu gazetecilerin isimlerini tek tek sayarak, şunları söyledi: “Sincan'da Ali Tarakçı yatıyor 26 gündür! 'Bir bakan cuma günü istifa edecek' dedi diye. Oysa yalan değil. Cuma değil ama cumartesi bir eski bakan istifa etmek zorunda kaldı. Vurgununu yaptı, ortadan kayboldu, peşine düşen yok ama Gazeteci Ali hala hapiste. Mustafa Balcı, Şaban Sevinç fon vurgunu yapanların AK Parti'yle ilişkilerini belgelediler diye 11 gündür Maltepe Cezaevinde. Neymiş? Halkta korku, panik, endişe yaratacak bilgileri yayma suçunu işlemişler. Evet, paylaştıkları o fotoğraf koca bir panik, koca bir endişe yaratıyor, bu doğru ama halkta değil vurguncularda ve onların içinizdeki iş birlikçilerinde yaratıyor. İşte bu yüzden İsmail Saymaz ayağında kelepçe, ev hapsinde. Silivri'de Nefes editörü Fatih Ergin tutuklu, Kozinoğlu soruşturmasında ölü bulunan bir doktorun mesleğini ‘Adli Tıp uzmanı’ yazdı diye, hatasını düzeltmesine rağmen günlerdir zindanda.” “GAZETECİLER ZİNDANDA VURGUNCULARIN PEŞİNE DÜŞEN YOK” “Selahattin Günday, 15 yıl önce birçok gazeteciyle birlikte çektiği görüntü için Silivri zindanında, 48 kişilik koğuşta 66 kişiyle ve tahtakurularıyla yatıyor. Tuğba Tekerek, yapmadığı bir sosyal medya hesabı yöneticiliği nedeniyle beş haftadır Sincan'da, o da hâlâ yerde yatıyor. Merdan Yanardağ tam bir yıldır Silivri'de, zindanda. Gazeteciler İrem Delice Aydın'da, Hasan Güraksu Burdur'da haber yaptıkları için özgürlüklerinden mahrum. Nadiye Gürbüz, Derya Okatan Bakırköy Cezaevi’nde gün sayıyor ve dün gece bu utanç listesine bir yenisi eklendi, zaten ev hapsinde olan Murat Ağırel şafak baskınıyla gözaltına alındı, daha ifadesi alınmadan savcılığın ‘Tutuklama sevk işlemi düşünülmektedir.’ bilgi notu dolaşıma sokuldu, yazmadığı bir haber üzerinden zindana gönderildi. İşte, Ak Parti'nin kara düzeni böyle işliyor, önce hedef gösteriyor, sonra suç yaratıyor, ardından gazeteciyi zindana gönderiyorsunuz ama fon vurguncularının peşine düşen, bileğine kelepçe takan yok.” ÇAKIRÖZER’DEN DAYANIŞMA MİTİNGİNE ÇAĞRI Çakırözer, bu akşam Halk TV önünde yapılacak dayanışma mitingi ile hafta sonu gazeteci meslek örgütlerinin gerçekleştireceği basın açıklaması için de çağrıda bulundu. Çakırözer, “‘Ucu nereye kadar giderse gitsin’ dediniz ama vurguncular dışarıda, onları açığa çıkaran gazeteciler zindanda. Bu skandalı araştırıp halkı bilgilendiren Halk TV'yi kararttınız, Sözcü'yü, Koza TV'yi de para cezalarıyla cezalandırdınız ama ne yaparsanız yapın, gerçeklerin bilinmesini, duyulmasını engelleyemeyeceksiniz; sansürünüze, karartmanıza, kayyumlarınıza teslim olmayacağız. İşte bu yüzden cumartesi günü mesleklerine sahip çıkan gazetecilerle, basın meslek örgütleriyle birlikte meydanlardayız, alanlardayız, tüm yurttaşlarımızı haber alma hakkımıza, basın özgürlüğüne sahip çıkmaya davet ediyoruz çünkü gazetecilik suç değildir, basın özgürlüğü iktidarın bir lütfu değildir; anayasal bir haktır, demokrasinin güvencesidir, sigortasıdır. Yeni Parti olarak sözümüz net: Bizim iktidarımızda, gazeteci yaptığı haber nedeniyle cezaevine gönderilmeyecek, televizyonlar susturulmayacak, internet karartılmayacak; Türkiye yeniden hukukun üstün olduğu, basının özgür olduğu bir ülke olacak” dedi.

CHP Eskişehir Milletvekili Süllü: “Yıllardır Aynı Cümleleri Duymaktan Bıktık!” Haber

CHP Eskişehir Milletvekili Süllü: “Yıllardır Aynı Cümleleri Duymaktan Bıktık!”

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde yaşanan tıkanıklığa dikkat çekerek, “Çifte standardı mazeret olarak kabul etmiyoruz. Biz kendi ev ödevimizi yapalım, her yıl aynı eleştirileri duymayalım. Vize serbestisi hakkı için eksik kalan kriterleri tamamlayalım” dedi. CHP Eskişehir Milletvekili ve TBMM Avrupa Birliği (AB) Uyum Komisyonu Üyesi Jale Nur Süllü, komisyonun Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay’ın bilgilendirmesiyle gerçekleştirilen toplantısında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin mevcut durumunu değerlendirdi. Süllü, AB’nin çifte standart uyguladığı yönündeki değerlendirmelere katıldığını ancak bunun Türkiye'deki sorunları açıklamak için mazeret olarak kullanılmaması gerektiğini ifade ederek, "Biz aslında son üç dört yıldır hep aynı şeyleri dinliyoruz. Evet, bir çifte standart olduğunu kabul ediyoruz, ona söyleyecek bir şeyimiz yok. Ama biz siyasi muhalefet partileri olarak Türkiye koşullarında çifte standarda o kadar alışkınız ki bunun uygulanmasına da alışkınız. Bunu mazeret olarak kabul etmiyoruz, açık ve net olarak söyleyeyim" dedi. “TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ KARŞILIKLI ÇIKARA İNDİRGENDİ” Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin üyelik hedefinden uzaklaşarak karşılıklı çıkar temelli bir ilişkiye dönüştüğünü belirten Süllü, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk alanındaki eksikliklerini gidermesi gerektiğini vurguladı. Süllü, "Artık AB ile ilişkilerimiz bir üyelik ilişkisinden çıkmış; al-ver, yani işlemsel bir ilişkiye dönmüş durumda. Bunu ne yazık ki biz de kabul etmişiz. İktidar da kabul ediyor, yürütme de kabul ediyor, AB de kabul ediyor" diye konuştu. AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos’un 9 Ekim’de Türkiye’ye geldiğinde demokrasi yönünden kaygıları olduğunu anlattığını aktaran Süllü, “Sonunda da konuşmasını, değişen jeopolitik koşullar nedeniyle Türkiye ile karşılıklı faydaya dayalı bir iş birliğine yöneltti. Her yıl açıklanan Türkiye raporları ortada, bir gelişme olmadı vesaire… Anayasa Mahkemesi 8 Ekim’de Tayfun Kahraman’la ilgili karar verdi, o bile uygulanmıyor. Tamam, başka ülkelerde de bazı şeyler olabiliyor ama biz ev ödevimizi yapalım” dedi. “EV ÖDEVLERİMİZİ YAPALIM… BUNLARI, BUNLARI YAPTIK DİYELİM” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da eleştiren Süllü, Türkiye'nin öncelikle kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti. AB üyeliği için gerekli kriterlerin tamamlanması çağrısında bulunan Süllü, vize serbestisi konusunda kalan altı kriterin yerine getirilmesi gerektiğini söyledi. Süllü, "Biz ev ödevlerimizi yapalım. Diyelim ki 'Bakın, biz bunları, bunları, bunları yaptık.' Artık o raporlarda hep aynı cümleleri duymayalım. Her yıl bıktık o cümleleri duymaktan. Her yıl aynı şeyleri görüyoruz raporlarda" ifadelerini kullandı. “VATANDAŞLARIMIZ AVRUPA’YI UMUT OLARAK GÖRÜYOR” Türkiye'de geleceğini göremeyen vatandaşların Avrupa'yı bir umut olarak gördüğünü belirten Süllü; ekonomik gücü ve entelektüel birikimi yüksek kişilerin de yurt dışında vatandaşlık başvurusu yaptığını, şirket açtığını ve konut aldığını anlattı. Süllü, AB'nin genişleme politikalarına ilişkin yeni çalışmaların Türkiye-AB ilişkileri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, uzun süredir fiilen ilerlemeyen katılım müzakerelerinin yeniden canlandırılması için somut bir yol haritası hazırlanıp hazırlanmadığını sordu. Gümrük Birliği'nin sanayiciler açısından önemine dikkati çeken Süllü, Türkiye'nin AB'nin gelecekteki genişleme ve kurumsal reform çalışmalarında aktif biçimde yer alıp almadığının da açıklığa kavuşturulmasını istedi.

ESOGÜ'de 2026-2027 Akademik Yılı Törenle Açıldı Haber

ESOGÜ'de 2026-2027 Akademik Yılı Törenle Açıldı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni, ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Açılış etkinlikleri ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy tarafından ESOGÜ Atatürk ve Gençlik Anıtı’na çelenk konulmasını takiben, akademik ve idari personelin de katılımıyla gerçekleşen saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Anıttaki törenin ardından ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki açılış törenine geçildi. Tören ESOGÜ Yönetimi’nin yanı sıra Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 29. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz ve eşi Doç. Dr. Şenay Yılmaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hasan Ünal, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan ile protokol üyeleri, öğretim üyeleri ve öğrencilerin katılımlarıyla gerçekleşti. ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: “1993’ten beri mensubu olmaktan her zaman gurur duyduğum Üniversitemde, bugün Rektör olarak sizlere hitap etmek benim için çok kıymetli. Karşınızda bir ESOGÜ mezunu ve bu şehrin bir evladı olarak bulunuyorum. ESOGÜ bizim ortak kimliğimiz ve en büyük aidiyetimizdir. ESOGÜ köklü geçmişi, tıp, mühendislik, sosyal ve beşeri bilimlerde dünya standartlarındaki eğitimi, güçlü araştırma altyapısı ve geleceğe yön veren vizyonuyla ülkemizin en saygın yükseköğretim kurumlarından birisidir. Eskişehir’in örgün öğretimde en büyük üniversitesi olarak başarıları ve katkılarıyla ön plana çıkmaktadır. Üniversitemizi sahip olduğu araştırma-geliştirme potansiyeli ile daha görünür kılmak istiyoruz. Sağlıkta Dijital Teknolojiler öncelikli alan misyonumuza uygun olarak, sağlık alanındaki güçlü bilgi ve tecrübemiz ile fen ve mühendislik alanındaki yapay zekâ ve biyoteknolojiyi birleştiren, multidisipliner projelerle, üniversitemizi uluslararası platformlarda daha üst sıralara taşımak en büyük hedefimizdir. YÖKAK kalite sürecindeki çalışmalarımız da bütün hızıyla devam etmektedir. Üniversitemiz ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim faaliyetlerinin yanı sıra Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi ve Diş Hastanesi ile şehrimize ve bölgeye üst düzey hizmet sunmaktadır. Üniversitemiz; Türkiye’nin ilk inme merkezi, Hücresel Tedavi ve Kök Hücre Üretim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (ESTEM), Akıllı Sistemler Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASİST), Merkezi Araştırma Laboratuvarı (ARUM), Teknoloji Transfer Ofisi (ETTOM) ve Sağlıkta Bilgisayar Destekli Tanı ve Tedavi Uygulama ve Araştırma Merkezi (SABİT) gibi bilim ve teknoloji odaklı merkezleri; Sürekli Eğitim Merkezi ve Eğitim ve Öğretimde Mükemmeliyet Merkezleri gibi eğitim ve toplumsal gelişim merkezleri ve TEKNOGÜ projesiyle hayatın her alanında, bilimin ışığında emin adımlarla yoluna devam etmektedir. Geleceğin COP’u olarak görülen COP 31’e doğru yeşil ve sürdürülebilir kampüs hedefimiz için çalışmalarımız da devam etmektedir. Üniversitemiz 6 proje ile dünyanın buluşacağı COP31 Antalya’da yerini alacaktır. Bu vesile ile kabul alan proje yürütücüsü hocalarımızı ve öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Bilgiyi üreten, yayan, öğrencilerimize ve topluma değer katan akademisyenlerimizin emeği bu üniversitenin temelini oluşturmaktadır. Tüm akademik kadromuza yetiştirdikleri öğrenciler, ortaya koydukları bilimsel çıktılar ve toplumsal katkıları için müteşekkirim. ESOGÜ çatısı altında kenetlendiğimiz ve ürettiğimiz sürece ulusal ve uluslararası alandaki başarılarımızı daha da yukarılara taşıyacağımıza olan inancımız tamdır. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde açıklanan ‘Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları’ listesinde yer alarak bizleri gururlandıran 21 akademisyenimizi bir kez daha kutluyorum. Şunu da biliyoruz ki sıralama ve ölçütlere henüz yansımayan daha pek çok bilim insanımız bulunmakta olup, çalışmaları ve projeleriyle bizleri en güzel şekilde temsil etmektedirler. ESOGÜ ailesinin en genç üyeleri, geleceğimizin teminatı sevgili öğrencilerimiz, bu köklü ailenin birer ferdi olarak üniversitemizde aldığınız ve alacağınız eğitime güvenin. Mezun olduğunuzda rakiplerinizden daha donanımlı, daha başarılı olacağınıza yürekten inanıyorum. Bu günlerin kıymetini bilin, araştırın, sorgulayın, öğrenin ve güzel dostluklar edinin, güzel anılar biriktirin. Sizlerin enerjisi ve başarıları kampüsümüzü şenlendirmekte ve ailemize güç katmaktadır. Biz akademik ve idari personeliyle, öğrencisi ve mezunlarıyla büyük bir aileyiz. Bu aileye katkı sunmuş olan rektörlerimize, akademik ve idari personelimize, mezunlarımıza ve paydaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. 2026-2027 akademik yılımızın tüm öğrencilerimize, akademisyenlerimize, idari personelimize ve yükseköğretim camiamıza sağlık, huzur ve başarılar getirmesini temenni ediyorum. Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalardaki soykırımların, zulümlerin sona ermesi, bir an önce özgürlüklerine kavuşabilmeleri en büyük dileğimizdir. Unutmadık, unutturmayacağız. Sözlerime son verirken açılış dersimizi vermek üzere Üniversitemize teşrif eden TBMM 29. Başkanı, akademisyen ve hukukçu kimliğiyle birikimlerini bizimle paylaşacak olan Sayın Prof. Dr. Mustafa Şentop hocamıza şahsım ve üniversitem adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum.” Açılış konuşmasının ardından program ESOGÜ tanıtım videosu ve müzik dinletisi ile devam etti. ESOGÜ 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni TBMM 29. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un verdiği “Kim Olduğunuzu Bilmeden Nereye Gidebilirsiniz?” konulu akademik yıl açılış dersi ile tamamlandı.

CHP'li Gürer: “Emeklilerin Açlığını Ciddiye Alın” Haber

CHP'li Gürer: “Emeklilerin Açlığını Ciddiye Alın”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekerek, en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine yükseltilmesi ve tüm emeklilere seyyanen artış yapılması çağrısında bulundu. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Emekliler açlık sınırı altında yaşama mahkûm edildi, aç yaşıyorlar. Bir an önce en düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine yükseltilmeli, emeklilerin tümüne seyyanen artış sağlanmalıdır” dedi. Emeklilik sistemindeki sorunlara da değinen Gürer, emeklilikte kademeli düzenleme yapılması gerektiğini belirterek, “Emekli olabilmek de sorunlu kılındı. Emeklilikte kademe bir an önce gerçekleştirilmelidir. Emeklilikte adalet arayanların çığlığı duyulmalıdır” ifadelerini kullandı. CHP NiĞDE Milletvekili Ömer Fethi Gürer, EYT düzenlemesinin eksik kaldığını da belirterek, “EYT’yle eksik kalan düzenleme tamamlanmalıdır. Bir günle yılları yitirmesi haksızlıktır” diye konuştu. Gürer ayrıca emekli aylıklarının hesaplanmasında intibak düzenlemesi yapılması ve emekliliğe esas katsayının artırılması gerektiğini vurguladı. Esnafın prim gün sayısına ilişkin verilen sözün de yerine getirilmesini isteyen Gürer, “Esnafın da 9000 olan priminin 7200 güne düşürülmesi sözü yerine getirilmelidir” dedi. Emeklilerin ekonomik koşullarının ağırlaştığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, “Emeklilerin içinde bulunduğu durum sokağa çıkamayacak boyutta sorunlu ve yoksulluğa mahkûm edilmiş bir hâldir. Bu durumun düzeltilmesi ve emeklilerin bir an önce sorunlarına çözüm üretilmesi şarttır” sözleriyle iktidara çağrıda bulundu.

CHP'li Süllü: "Su Temin Ederken Toprağı, Ormanı ve Yaşamı Gözden Çıkaramayız" Haber

CHP'li Süllü: "Su Temin Ederken Toprağı, Ormanı ve Yaşamı Gözden Çıkaramayız"

CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Eskişehir’in içme suyu ihtiyacının karşılanması amacıyla 2020 yılında duyurulan ve 2024 yılı sonunda tamamlanacağı sözü verilen Kaynarca Barajı projesindeki eksiklikleri ve yanlışlıkları TBMM gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanlığı'na soru önergesi veren Süllü, projenin önemine dikkat çekerken çevresel ve sosyal etki analizlerindeki risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. ​"Aradan Altı Yıl Geçti, Yatırım Programında Yok" ​Sakarbaşı Kaynakları’ndan Eskişehir’e içme suyu temini amacıyla planlanan Kaynarca Barajı ve malzeme ocakları projesinin ÇED Başvuru Dosyası'ndaki detaylara değinen Süllü, şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Aradan altı yıl geçmesine karşın yatırım programında yer almayan projenin bir an önce gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak, projede ormanlarımızı, tarım arazilerimizi, su kaynaklarımızı ve yurttaşlarımızın yaşam alanlarını gözden çıkaran anlayış da kabul edilemez." ​Baraj Projesi Kapsamındaki Dev Tesisler ve Riskler ​Devlet Su İşleri (DSİ) 3. Bölge Müdürlüğü tarafından hazırlanan projenin sadece bir baraj yatırımından ibaret olmadığını belirten Süllü; projede bir kaya ocağı, üç kil ocağı, kırma-eleme-yıkama tesisi ve hazır beton santralinin de bulunduğunu ifade etti. Malzeme ocaklarının toplam alanının 129,05 hektar olduğunu, rezervuar alanında ise 653 dekar orman ile 84 dekar özel mülkiyete ait tarım arazisi yer aldığını belirtti. ​Projenin gelecekteki kuraklık senaryolarına karşı nasıl bir performans göstereceğinin netleştirilmesi gerektiğini söyleyen Süllü, "Projenin ekonomik ömrü 50 yıl olarak öngörülüyor. O halde bugün ihtiyacımızı ancak karşılayan Sakarbaşı’nın 2050’de, 2070’te, 2100’de nasıl yeterli olacağı ortaya konulmalıdır" diyerek ekolojik akışın korunmasının elzem olduğunu vurguladı. ​Yahnikapan Mahallesi'ne 360 Metre Mesafede Kil Ocağı ​Proje sahasındaki çevre ve yaşam kalitesi tehditlerine de dikkat çeken Dr. Jale Nur Süllü, Yahnikapan Mahallesi'ne 372 metre mesafede planlanan kil ocaklarına işaret etti. Açık ocak faaliyetlerinin yaratacağı toz, gürültü, yoğun kamyon trafiği ve kaya ocağında yapılacak patlatmaların su kaynakları ile çevre üzerindeki olası etkilerinin somut verilerle hesaplanması gerektiğini belirtti. ​Ayrıca ÇED dosyasındaki üretim rakamlarında çelişkiler bulunduğunu kaydeden Süllü, dosyanın farklı yerlerinde geçen farklı metreküp verilerinin kamyon trafiğinden patlatma sayısına kadar tüm çevresel etki hesaplarını değiştirdiğini belirterek DSİ'den net ve tek bir veri seti talep etti. ​"Eksiklikler Giderilerek Proje Hayata Geçirilmeli" ​Rezervuar alanındaki 653 dekar ormanın yalnızca bir alan büyüklüğü olarak görülemeyeceğini belirten Süllü, ormanların su rejimine ve biyolojik çeşitliliğe olan katkısının bilimsel olarak ortaya konulması gerektiğini ifade etti. ​Süllü açıklamasını şu çağrıyla tamamladı: ​"Eskişehir’in içme suyu ihtiyacının güvence altına alınmasını önemsiyoruz; itirazımız, Eskişehir’in suyunun güvence altına alınmasına değil, su güvenliği ile çevre güvenliğini karşı karşıya getiren planlama anlayışınadır. Sakarbaşı’nın su rejimi, ekolojik sistem, tarım arazileri, orman alanları ve yurttaşlarımızın yaşam koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Proje eksiklik ve yanlışlıkları giderilerek bir an önce hayata geçirilmelidir."

Beylikova NTE Dosyasında 4 Bakana Sorular: "Artık Somut Cevaplar Bekliyoruz" Haber

Beylikova NTE Dosyasında 4 Bakana Sorular: "Artık Somut Cevaplar Bekliyoruz"

YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Beylikova ve Sivrihisar’daki Nadir Toprak Elementleri (NTE) sahasıyla ilgili soru önergelerini dört ayrı bakanlığa taşıdı. Arslan, acele kamulaştırmadan çevresel risklere kadar pek çok başlıkta net yanıtlar istedi. ​Beylikova ve Sivrihisar sınırlarında bulunan Nadir Toprak Elementleri (NTE) sahası, pilot üretimden endüstriyel üretime geçiş hazırlıkları ve 258 taşınmazı kapsayan acele kamulaştırma kararıyla yeni bir aşamaya girdi. Konuyu uzun süredir TBMM gündeminde tutan YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, son gelişmeler üzerine dört ayrı bakanlığa kapsamlı soru önergeleri sundu. ​Arslan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına yatırım, üretim, endüstriyel tesis ve acele kamulaştırmayı; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına ÇED süreçlerini, atık barajını ve çevresel-radyolojik riskleri; Tarım ve Orman Bakanlığına tarım, mera alanları ve su kaynaklarını; Dışişleri Bakanlığına ise yabancı ülkelerle yürütülen teknoloji ve iş birliği görüşmelerini sordu. ​Neden Acele Kamulaştırma Kararı Alındı? ​31 Ağustos’ta yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla, Beylikova ve Sivrihisar’da toplam 258 taşınmazın Eti Maden tarafından acele kamulaştırılması kararlaştırıldı. Karar; açık ocak sahalarından pasa ve cevher stok alanlarına, bağlantı yollarından atık barajına, endüstriyel üretim tesislerinden altyapı alanlarına kadar geniş bir yatırım sahasını kapsıyor. ​Arslan, 258 taşınmazın tamamında neden olağan kamulaştırma yerine acele kamulaştırma yoluna gidildiğini, kaç malik ve hak sahibinin etkilendiğini ve yurttaşların mülkiyet haklarının nasıl korunacağını Enerji Bakanlığına yöneltti. ​Pilot Tesiste Ne Üretildi ve Ödenekler Nereye Gitti? ​Beylikova’da kurulan 1.200 ton/yıl kapasiteli pilot tesisin ardından, yaklaşık 570 bin ton/yıl cevher işleme kapasitesine sahip endüstriyel üretime geçilmesi hedefleniyor. ​Daha önceki önergelere verilen yanıtlarda pilot tesiste deneme üretimi yapıldığı bildirilmiş; ancak kaç ton cevher çıkarıldığı ve hangi elementlerden ne kadar ürün elde edildiği açıklanmamıştı. Arslan bu soruları yenilerken, yatırım programındaki "NTO Üretim Tesisi ve Altyapı Projelendirme Etüdü" için 2025 yılında ayrılan 39 milyon TL ödeneğin neden kullanılmadığını da sordu. ​Tarım, Su, Atık Barajı ve Radyolojik Riskler ​Acele kamulaştırmanın yalnızca bir madencilik yatırımı olmadığını vurgulayan Arslan, dosyanın tarım ve çevre boyutlarını da Meclis gündemine taşıdı: ​Tarım ve Orman Bakanlığına: Kamulaştırılan alanların ne kadarının tarım arazisi ve mera olduğu, kaç üreticinin etkileneceği, tesis için gerekli suyun nereden sağlanacağı ve projenin yeraltı/yüzey sularına etkisi soruldu. ​Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına: Açık ocak, endüstriyel tesis ve atık barajının ÇED kapsamındaki durumu ile toryum gibi doğal radyoaktif maddelerin yaratabileceği riskler gündeme getirildi. ​Uluslararası Görüşmeler ve Dışişleri Bakanlığı'nın Sessizliği ​Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, NTE'lerin saflaştırılması için farklı ülkelerle görüşmeler yürütüldüğünü açıklamıştı. Arslan; Dışişleri Bakanlığına hangi ülke ve şirketlerle görüşüldüğünü, görüşmelerin teknoloji transferi, finansman veya ürün alım garantisi içerip içermediğini sordu. ​Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmelerde Beylikova rezervlerinin gündeme gelip gelmediği de sorular arasında yer aldı. Arslan, Dışişleri Bakanlığına daha önce verdiği beş ayrı soru önergesine hiçbir yanıt verilmediğini hatırlatarak sessizliğin bozulmasını istedi. ​"Hammadde Olarak Satış Yasaklansın" Önerisi ​Nadir toprak elementlerinin değerlendirilmesine yönelik çalışmaların soru önergeleriyle sınırlı kalmadığını belirten Arslan; CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve grup başkanvekillerinin imzasıyla, NTE'lerin hammadde olarak yurt dışına satışının yasaklanmasını ve devlet eliyle işletilmesini öngören bir kanun teklifi sunduklarını hatırlattı. Ancak teklifin komisyonda bekletildiğini ve Meclis araştırması önergelerinin iktidar oylarıyla reddedildiğini ifade etti. ​İbrahim Arslan’ın Değerlendirmesi: "Beylikova’daki nadir toprak elementleri yalnız Eskişehir’in değil, Türkiye’nin stratejik zenginliğidir. Madenin çıkarılmasına karşı değiliz; cevher olarak başka ülkelere gitmesini değil, Türkiye’de katma değere dönüşmesini istiyoruz. Ancak stratejik maden diyerek çiftçinin toprağını, yurttaşın mülkiyet hakkını, suyumuzu ve çevremizi ikinci plana itemeyiz. Yeraltındaki madenimiz ne kadar stratejikse, üstündeki toprağımız ve suyumuz da o kadar stratejiktir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.