SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tbmm

Porsuk Haber Ajansı - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Arslan: "Nefes Almak Paraya Bağlandı" Haber

CHP'li Arslan: "Nefes Almak Paraya Bağlandı"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, KOAH ve benzeri solunum yetmezliği hastalarının yaşamını doğrudan ilgilendiren oksijen cihazlarına erişimde yaşanan aylarca süren gecikmeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. CHP'li Arslan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergeleriyle, kamuoyunun yanıt beklediği temel soruyu açıkça sordu: “Parası olmayan, borçlanamayan, kredi çekemeyen yurttaş ne yapacak?” “Bu cihazlar olmadan yaşamak mümkün değil” Oksijen cihazlarının bir tedavi aracı değil, yaşamın sürdürülebilmesi için vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu vurgulayan Arslan, kamuoyuna yansıyan yoğun şikâyetlerde bu cihazlar için aylarca süren bekleme süreleri verildiğini, bunun hastaları doğrudan hayati risklerle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Arslan’ın TBMM’ye sunduğu soru önergelerinde; hayati öneme sahip oksijen cihazları için azami bir bekleme süresi bulunup bulunmadığı, bu cihazlara zamanında erişemeyen hastalara ilişkin ölüm, acil başvuru ve hastane yatışı verilerinin tutulup tutulmadığı, ayrıca elektrik kesintilerine karşı yedek tüplü oksijen sistemlerinin neden yaygın ve erişilebilir hâle getirilmediği soruları yer aldı. “Kredi çekebilen hayatta kalıyor, ya çekemeyen?” CHP’li Arslan, SGK tarafından karşılanması gereken oksijen cihazlarının piyasa bedellerinin 20 bin TL’yi aştığını, bu tutarların emekli, asgari ücretli ve işsiz yurttaşlar açısından fiilen ulaşılamaz olduğunu vurguladı. “Bugün bazı yurttaşlar nefes alabilmek için borçlanmak zorunda kalıyor” diyen Arslan, meselenin esasen bundan ibaret olmadığını belirterek şu soruyu gündeme getirdi: “Kredi çekemeyen, borçlanacak kimsesi olmayan, cebinde beş kuruşu olmayan yurttaş ne yapacak? Devlet bu insanlara ‘nefessiz kal’ mı diyor?” “Bu bir tercih değil, devletin asli sorumluluğudur” Arslan, hayati bir tıbbi cihaza erişimin yurttaşların gelirine, borçlanma kapasitesine ya da piyasa koşullarına bırakılmasının sosyal devlet ilkesinin açık bir inkârı olduğunu ifade etti. Oksijen cihazlarına erişimde yaşanan bu tablonun artık idari bir aksaklık olarak görülemeyeceğini vurgulayan Arslan, bunun doğrudan yaşam hakkını ilgilendiren yapısal bir sorun hâline geldiğini belirtti. CHP’li Arslan, oksijen cihazlarına erişimde yaşanan sorunların tekil uygulamaların ötesinde, devletin sağlık ve sosyal güvenlik politikalarının geldiği noktayı açıkça gösterdiğini ifade etti. Arslan, hayati bir tıbbi cihaza erişimin bir tercih ya da ayrıcalık değil, devletin yurttaşına karşı vazgeçilemez bir yükümlülüğü olduğunu vurguladı.

Tarsim Var Ama Şartlı Destek Var! Haber

Tarsim Var Ama Şartlı Destek Var!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer,2025 yılında yaşanan zirai don, kuraklık ve TARSİM uygulamalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çiftçiler TARSİM sigortası yaptırmalarına rağmen zararlarının karşılanmadığı yönünde şikayetler aldığını belirten Ömer Fethi Gürer, mevcut sistemin yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmesinin ihtiyaç olduğunu söyledi. “ZİRAİ DONU VE KURAKLIK ÇİFTÇİYİ VURDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklığın Türkiye genelinde büyük zarara yol açtığını belirterek, TBMM Zirai Don Komisyonu üyesi olarak 20 ilde incelemelerde bulunduklarını ve özellikle bahçe ürünlerinde ciddi kayıplar yaşandığını yerinde tespit ettiklerini belirtti. Gürer, kamuoyuna destek açıklamaları yapılmasına rağmen uygulamada sorunların 8 aydır çözülemediğini söyledi. TÜM ÇİFTÇİLERİN ZARARI KARŞILANMADI TARSİM’in koyduğu kurallar nedeniyle sigortası bulunan çiftçilerin dahi zararlarının tamamının karşılanmadığını vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, ceviz üreticilerinin yaşadığı mağduriyeti örnek gösterdi. Ağaçların yaşı gerekçe gösterilerek “ürün vermiyor” denildiğini ve bu nedenle üreticilerin destekten yararlanamadığını aktardı. ÇKS kaydı olan çiftçilere de sınırlı destekler verildiğini, ÇKS’si olmayan üreticilerin ise tamamen sistem dışında bırakıldığını ifade etti. ÇİFTÇİ: “TARSİM YAPTIRDIK, DON VE KURAKLIKTA TEK KURUŞ ALAMADIK” Çiftçilerle görüşe. Gürer’e çiftçiler her yıl TARSİM yaptırmalarına rağmen yaşadıkları zararın karşılanmadığını anlattılar. Çiftçiler, “Geçen sene don oldu, ardından kuraklık yaşandı ama hiçbir destek alamadık. Köyümüzde TARSİM var ama kuraklık desteği de verilmedi. Kamudan sigortadan bir kurumdan gelip ödeme yapan olmadı. ÇKS’si olan da alamadı. 2026 yılına geldik, hâlâ bu destek verilmedi,” dediler. “TARSİM ÇİFTÇİYE DÜZGÜN ANLATILMIYOR” Çiftçi Zülfü Ünal ise TARSİM sürecinin çiftçiye şeffaf şekilde anlatılmadığını belirterek, sigortanın çoğu zaman sadece imza attırılarak geçiştirildiğini söyledi. Ünal, “Sonra ‘kuraklık yaptırmadınız’, ‘sel sigortası var ama bu kapsama girmiyor’ deniliyor. Ama kamuoyuna ‘zirai dondan zarar görene destek veriyoruz’ diye açıklama yapılıyor” diyerek yaşanan çelişkiye dikkat çekti. “ÇKS OLMAYAN ÇİFTÇİNİN TAMAMI KAPSAM DIŞI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TARSİM’in destek verdiğini açıklamasına rağmen bunun yalnızca belirli sigorta türleriyle sınırlı kaldığını vurguladı. “TARSİM olsa bile çiftçinin bütün zararı karşılanmıyor” diyen Gürer, sistemin çiftçiyi yeterli oranda korumadığını ifade etti. “VERİM KAYBI VAR AMA..” Çiftçi Zülfü Ünal, sigorta yaptırmasına rağmen zararının karşılanmadığını belirterek, “400 kilo üzerinden sigorta yaptırdım ama ‘kuraklık sigortası yok’ denilerek ödeme yapılmadı. Sel sigortası var ama kuraklık olmadığı için kapsam dışı sayıldık” dedi. TARSİM YENİDEN YAPILANDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TARSİM’in yeniden yapılandırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdiklerini belirterek, sigorta primlerinin yüksek olduğunu ve TARSİM’in çiftçinin ortağı gibi davranarak üretimin %10’una el koyduğunu söyledi. Don priminin yüzde 70 olacağı açıklanmasına rağmen yüzde 60’larda kaldığını ifade eden Gürer, iklim değişikliği nedeniyle bütüncül bir sisteme geçilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. “HAYVAN ÖLÜYOR, SİGORTA ÖDEMİYOR” Zülfü Ünal, hayvancılıkta da benzer sorunlar yaşandığını belirterek, kredi kullanımı sırasında zorunlu sigorta yaptırmalarına rağmen hayvan kayıplarında “full sigorta yok” gerekçesiyle ödeme yapılmadığını söyledi. Ünal, yaşadıkları mağduriyeti anlatarak sigorta sistemine tepki gösterdi. “ZARAR VAR, ÇÖZÜM YOK” Tarım ve Orman Bakanlığı’na seslenen Ömer Fethi Gürer, “Ortada zarar var ama bu zararı giderecek bir mekanizma yok. ‘Sözleşmede ne yazıyorsa o’ anlayışı çiftçiyi korumaz” dedi. Gürer, ÇKS’si olmayan üreticilerin de destek kapsamına alınması gerektiğini vurguladı. “TRAKTÖRE, HAYVANA HACİZ VAR” Borçların üç yıl ötelenmesi, ek kredi desteği sağlanması ve icraların durdurulması için kanun teklifleri verdiklerini hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçmişte çiftçinin üretim araçlarının haczedilemediğini, bugün ise traktörden hayvana kadar icraların yaygınlaştığını söyledi. “TOPRAĞINI SEVEN VATANINI SEVER” Gürer: “Biz bu ülkeyi seviyoruz. Vatanını sevenin asli görevi toprağını sevmektir. Çiftçi eli öpülesi insandır. Çok zor şartlarda üretim yapıyorsunuz. Çiftçiliği bırakmadan toprağı ekmeye devam edelim. Her zorluğu aşarak üretimi sürdürmeliyiz” dedi.

CHP'li Süllü: "Esnaf ve Küçük İşletmeler Borç Sarmalında" Haber

CHP'li Süllü: "Esnaf ve Küçük İşletmeler Borç Sarmalında"

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün soru önergesine yanıt veren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Eskişehir’de protestolu senetlerin bir yılda yüzde 900 artmasını görmezden geldi. Süllü, “Esnaf batıyor, iktidar rakamların arkasına saklanıyor” diyerek ekonomik krizin üzerinin örtülmeye çalışıldığını vurguladı. TBMM’ye verdiği soru önergesinde, Türkiye genelinde ve Eskişehir özelinde protestolu senetlerde yaşanan hızlı artışı gündeme taşıyan Süllü, Eskişehir’de 2024 Temmuz ayında 17 milyon TL olan protestolu senet tutarının, 2025 Temmuz ayında 170 milyon TL’ye yükseldiğini hatırlattı. Süllü, “Bu tablo, esnaf ve küçük işletmelerin borç sarmalının açık göstergesidir” ifadelerini kullandı. “Bakanlık Krizi Görmezden Geliyor” Bakan Şimşek’in yanıtında genel değerlendirmeler ve mevcut uygulamaların sıralandığını belirten Süllü, verilen cevabın sahadaki ekonomik çöküşü görmezden geldiğini vurguladı. “Esnaf kepenk kapatırken, KOBİ’ler iflasın eşiğine sürüklenirken, Bakanlık verileri yıllık tabloların içine gizleyerek krizin üzerini örtmeye çalışıyor” dedi. “Protestolu Senetler İflas ve İşsizliğin Habercisi” Süllü, protestolu senetlerdeki artışın, iflas, konkordato ve işsizlik dalgasının habercisi olduğunu ifade etti. Süllü, “Eskişehir gibi üretim ve istihdamın yoğun olduğu bir şehirde bu tablo rastlantı değildir. Yüksek faiz, daralan kredi olanakları ve yanlış ekonomi politikaları, esnafı gün geçtikçe daha da tükenişe sürüklemektedir.” dedi. “Gerçek Sorunlara Çözüm Üretin” Hükümeti somut adım atmaya çağıran Süllü, “Esnaf ve KOBİ’ler için acil borç yapılandırması, düşük faizli ve erişilebilir kredi mekanizmaları devreye sokulmadan bu kriz aşılamaz. Esnafın gerçek sorunlarına çözüm üretmek için acil önlemler devreye alınmalıdır. ” ifadelerini kullandı.

CHP’li İbrahim Arslan’dan Özel Eğitim Uyarısı Haber

CHP’li İbrahim Arslan’dan Özel Eğitim Uyarısı

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin yaşadığı yapısal krizi Meclis gündemine taşıdı. Arslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye iki ayrı yazılı soru önergesi verdi. CHP’li Arslan, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin yaklaşık 600 bin özel gereksinimli bireyin eğitime erişimini sağladığını ve bu hizmetin büyük ölçüde kamunun yerine getirilmesi gereken bir sorumluluğu fiilen üstlendiğini hatırlattı. Buna rağmen 2026 yılına girilmiş olmasına karşın, bu merkezlere ödenen destek tutarlarına ilişkin Resmî Gazete’de yayımlanmış herhangi bir yeni düzenleme bulunmadığına dikkat çekti. Arslan, asgari ücret, kira, enerji, ulaşım ve personel maliyetlerinde yaşanan yüksek artışlara karşın desteklerin güncellenmemesinin, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerini kapanma noktasına sürüklediğini vurguladı. Eskişehir özelinde yapılan güncel mali analizlerin, orta ölçekli bir merkezin aylık 100 bin TL’nin üzerinde zarar ettiğini ortaya koyduğunu belirten Arslan, bu tablonun ülke genelinde de benzer şekilde yaşandığını ifade etti. “Bu mesele işletmelerin değil, çocukların meselesidir” Milli Eğitim Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Arslan, Bakanlığın güncel maliyet artışlarını dikkate alan bir etki analizi yapıp yapmadığını, kapanma riski altındaki merkez sayısını, ÇÖZGER raporlarında yaşanan gecikmeler nedeniyle destek eğitiminden yararlanamayan çocuk sayısını ve yüz tanıma sistemi uygulamasının ertelenme gerekçelerini sordu. Arslan, özel eğitim hizmetlerinin piyasa koşullarına bırakılabilecek bir alan olmadığını vurgulayarak, “Bu mesele kurumların ayakta kalması değil, engelli çocukların eğitim hakkının korunmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Maliye’ye: Tasarruf mu, daha pahalı bir kamu yükü mü? Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yönelttiği soru önergesinde ise Arslan, desteklerin güncellenmemesi hâlinde ortaya çıkacak kamu maliyetine dikkat çekti. CHP’li Arslan, özel eğitim merkezlerinin kapanması durumunda aynı hizmetin kamu eliyle verilmesinin devlete ne kadara mal olacağının hesaplanıp hesaplanmadığını sordu. Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin bir “tasarruf kalemi” olarak görülmesinin sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını ifade eden Arslan, bu yaklaşımın kısa vadede bütçede küçük bir rahatlama yaratsa bile orta ve uzun vadede kamuya çok daha ağır bir yük getireceğini söyledi. CHP’nin yaklaşımı: Hak temelli ve kamusal sorumluluk CHP’li Arslan, partisinin bu konudaki yaklaşımının net olduğunu belirterek, özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin hak temelli, planlı ve kamusal sorumluluk anlayışıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. Arslan, engelli bireylerin eğitime erişiminin hiçbir koşulda kesintiye uğratılamayacağını ifade ederek, konunun Meclis’te ve kamuoyu önünde takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi.

CHP'li Gürer: ''Üreten Kazanamıyor, Tüketen Alamıyor!'' Haber

CHP'li Gürer: ''Üreten Kazanamıyor, Tüketen Alamıyor!''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara Haymana ilçesinde Haymana CHP İlçe Başkanı Kasım Koç ile köylerde çiftçilerle gerçekleştirdiği buluşmada Türkiye tarımının karşı karşıya olduğu yapısal sorunları çarpıcı verilerle ortaya koydu. Çiftçilerle görüşmesi sonrası açıklamalarda bulunan Ömer Fethi Gürer üretici ürettiğinden kazanamıyor. Girdi maliyetleri üretici ve çiftçiyi zorluyor. Tarım arazilerinin hızla yok olduğunu gibi üretici sayısının azalıyor. 2025 yılında ciddi ürün kayıpları yaşandı” dedi. Gürer, mevcut tarım politikalarının hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini belirterek üretici ne ekersek zarar eder duruma düştük diyorlar. Soğandan zarar eden çiftçi biz soğan yetiştiriyoruz satamıyoruz. İktidar ithalat yapıyor” diye tepkisi ifade etti “dedi. Köy muhtarı İsmet Gökdemir’de köyümüz tarım ile geçim sağlıyor ancak gelir gider dengesi bozulunca sıkıntılarımız arttı” dedi. “5 MİLYON HEKTAR TARIM ARAZİMİZ YOK OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülke genelinde çiftçimizi üreticimizi köyünde dinliyoruz. Tarımda sorun var. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin tarımda alarm veren bir tablo oluştu.1980 yılına göre neredeyse 5 milyon hektardan fazla tarım arazimiz ortadan kalktı. Çiftçi sayımız her geçen yıl azalıyor. ÇKS’ye kayıtlı yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçimiz var” dedi. Üretimdeki daralmanın yalnızca rakamsal bir gerileme olmadığını ifade etti TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri komisyon üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında tahıl, bitkisel üretim ve bahçe ürünleri başta olmak üzere toplamda bir önceki yıllara kıyasla yaklaşık 18 milyon tonluk ürün kaybı yaşandığını dile getirdi. Tarımda yaşanan sorunların ithalatı artırdığını ve Türkiye’yi giderek daha fazla dışa bağımlı hale getirdiğini söyleyen Gürer, “Tarım sorunlu yürüdükçe ithalat artıyor, dışa bağımlılık derinleşiyor. Yerli üretici üretimden vazgeçiyor. Sıkıntılar katlanıyor ve bu durum doğrudan raftaki ürüne yansıyor” diye konuştu. “ÜRETEN KAZANAMIYOR, TÜKETEN ALAMIYOR” Üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında ayakta kalamadığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin bu nedenle tarımdan çekildiğini belirtti. Gürer, “Üreten, girdi maliyetlerinden para kazanamıyorum diye dert yanıyor ve bu işi bırakıyor. Raftaki ürünün fiyatı artınca da vatandaşın cebindeki para o ürünü almaya yetmiyor” ifadelerini kullandı. Bu süreçte asıl kazananın üretici ya da tüketici olmadığını söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mevcut sistemin aracılar ve ithalatçılar lehine işlediğine dikkat çekti. “Üretenle tüketen mağdurken, aracılar ve ithalatçılar büyük paralar kazanıyor. Ette, sütte üreten de kazanamıyor; tüketen de pahalı ürün alıyor. Ama aracılık yapanın cebi doluyor” diyen Gürer, bu tablonun tarımda köklü bir sistem değişikliğini zorunlu kıldığını vurguladı. “SİSTEM DEĞİŞMELİ, KOOPERATİFÇİLİK GÜÇLENDİRİLMELİ” CHP’li Ömer Fethi Gürer, çözümün kamucu bir anlayışla, kooperatifçiliğin güçlendirildiği yeni bir tarım modelinden geçtiğini ifade ederek, “Üreticinin girdi maliyetlerini makul bir kârla karşılayabileceği, yaşamını sürdürebileceği ve çiftçi refahının sağlanacağı bir sistem oluşturulmalıdır” dedi. Ziraat Bankası’nın çiftçilere yönelik kredi politikalarını da eleştiren Gürer, bankanın çiftçilerin bankası olması gerekirken BAĞ-KUR prim borcu gerekçesiyle kredi vermediğini söyledi. Gürer, “Ziraat Bankası, çiftçide BAĞ-KUR prim borcum var diye kredi vermiyor. Oysa bu banka çiftçilerin bankası konumuna getirilmelidir” şeklinde konuştu. “İCRALAR DURDURULMALI, BORÇLAR ÖTELENMELİ” Çiftçilerin borçlarını ödeyemez hale geldiğini ve icralarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Gürer, acil önlemler alınması gerektiğini belirtti. Gürer, “Çiftçiler borçlarını ödeyemiyor, kapıda icra var. Bunun için çiftçi borçları ötelenmeli, yeni kredi desteği sağlanmalı ve icralar durdurulmalıdır” dedi. Bu konular özelinde TBMM Başkanlığına ayrı ayrı Kanun Teklifleri de verdiğini belirten Gürer, “Kanun tekliflerimiz TBMM’de bir an önce görüşülerek yasalaşmalı ve çiftçi bir nebze olsun nefes almalıdır” dedi. Tarım sigortalarına da değinen Gürer, TARSİM’in mevcut yapısının üreticiyi yeterince korumadığını ifade ederek, “TARSİM sigortası yeniden yapılandırılmalı, çiftçinin ve üreticinin olumsuz koşullarda uğradığı zararları gerçekten sahiplenecek bir sigorta anlayışı geliştirilmelidir” çağrısında bulundu. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konuşmasının sonunda tarımın stratejik bir sektör olduğunun altını çizerek, üretimin sürdürülebilirliği için üreticiyi merkeze alan, kamucu ve planlı bir tarım politikasının hayata geçirilmesinin artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu vurguladı.

Çocukların Suça Sürüklenmesi Güvenlik Sorunu Değil Sosyal Devlet Krizi! Haber

Çocukların Suça Sürüklenmesi Güvenlik Sorunu Değil Sosyal Devlet Krizi!

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplantısında sunum yapan Aile ve Sosyal Hizmet Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a son günlerde yaşanan çocuk suçluluğu ve mağdur çocuk sayısı soruldu. Toplantıda uyuşturucu kullanımındaki ve çeteleşme hızındaki artışı hatırlatan Bankoğlu, Bakan Göktaş’a Ankara’da eğlence mekanlarında kız çocuklarına yönelik istismar iddialarını da sordu. Bankoğlu’nun Ankara’da bazı eğlence mekanlarında 15 kız çocuğunun zorla uyuşturucu kullanımı ve fuhşa zorlandığı iddialarını hatırlatmasının ardından çıkan tartışmalar nedeniyle komisyon çalışmalarına kısa süreli ara verildi. SADECE SON GÜNLERDE ÇIKAN HABERLER BİLE SİSTEMİN ÇÖKTÜĞÜNÜ GÖSTERİYOR Bankoğlu konuşmasında şunları söyledi: ''Çocuklar suça sürükleniyorsa, çocuklar korunamıyorsa, çocuklar cezaevlerinde büyüyorsa, burada en ağır sorumluluk Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nındır. Ancak biz burada kapsamlı, etki analizlerini, istatistikleri içeren bir sunum beklerken sadece Bakanlığın görevlerini hatırlatan bir sunum izledik. Şimdi Sayın Bakan’a sadece son birkaç günde ne haberler çıktı, hatırlatmak isterim. Bir, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, 15 yaşında bir çocuk tarafından bıçakla öldürüldü. Atlas Çağlayan'ın ailesini tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alınan zanlı tutuklandı. İki, Mersin Davultepe Çocuk Esirgeme Kurumu'nda çocukları tekmeleyen bir eğitimcinin göreve iade edildiği haberleşti, Bakanlık bunu yalanladı. Üç, Ankara’da iki kız çocuğunun polise başvurmasıyla başlatılan soruşturma kapsamında eğlence mekanlarına operasyon düzenlendi. Soruşturma kapsamında tam 15 kız çocuğunun pavyonlarda çalıştırıldığı ve 5 bin lira karşılığında fuhşa zorlandığı belirtildi. Dört, kamuoyunda ''Casperlar'' adıyla bilinen suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında 68 kişi hakkında dava açıldı. Bu kişilerden en az 57'sinin çocuk olduğu ortaya çıktı. Beş, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre 2025’te 94 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Altı, TBMM lokantasında stajyer olarak çalışan kız çocuklarının istismara edilmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması görüldü. Bu ve benzeri çok sayıda haber neyi ifade ediyor? SAYIN BAKAN, SİZİN ÖNLEYİCİ SOSYAL HİZMET SİSTEMİNİZ NE YAPIYOR? Sayın Bakan, biz bu komisyonda 7 toplantıdır çeşitli sunumlar dinledik. TÜİK geldi, “2024 yılında suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine gelen çocukların karıştığı olay sayısı 202 bin 785’e çıktı. 2020’ye göre %80’in üzerinde artış var” dedi. Yine aynı yıl mağdur olarak güvenlik birimlerine gelen çocukların karıştığı olay sayısı ise 279 bin 620’ye ulaştı.” dedi. Adalet Bakanlığı geldi. “2025 yılında çocuklara yönelik soruşturma sayısı 186 bini aştı. 2020 yılından bu yana mağdur çocuk sayısı %56 artış var” dedi. Tüm bunlar bize önleme mekanizmalarının çöktüğünü gösteriyor. O halde en başta soruyorum: Sayın Bakan, sizin sosyal hizmet sisteminiz ne yapıyor? Bu Aile izleme mekanizmaları, okul temelli sosyal destekler, mahalle düzeyinde erken uyarı sistemleri gibi burada bahsettiğiniz onlarca şey neden çalışmadı? ÇOCUKLARIN PAVYONDA NE İŞİ VAR DİYE MERAK ETTİNİZ Mİ? Ankara’da eğlence merkezlerine düzenlenen operasyonda baştan aşağı skandallarla dolu. Bu habere ilişkin hangi tarihlerde hangi işlemleri yaptınız? Mağdur çocukların Bakanlığınızca koruma altına alındığı ve dinlendiği tarihler nedir? Çocukların annelerinin de bu mekanlarda çalıştırıldığı iddiası var. Sizin görev alanınız değil mi kadınlar? Bahsi geçen eğlence mekanlarında kaç kadın çalıştırılmaktadır? Bu mekanlar onlarca yıldır faaliyet gösteriyor. Buralarda kadın bedeni sömürüsünden uyuşturucuya birçok suçun işlendiğini tüm Ankaralılar da biliyor. Belgeselleri dahi çekildi. Yine Ankara’nın göbeğinde bu olaylar olurken Bakan olarak ne yaptınız? Ya merak edip Ulus’ta bu pavyonlarda ne oluyor, bu kadınlar ne için buralara düştü, çocukların burada ne işi var diye merak etmediniz mi hiç? MESELE BİRKAÇ İSTATİSTİK DEĞİL, ÇOCUKLARIN HAYATIDIR! Bakanlığınıza bağlı çocuk destek merkezleri, çocuk izlem merkezleri, sosyal hizmet merkezleri bugün gerçekten önleyici mi, yoksa yalnızca hasar tespiti yapan birimlere mi dönüşmüş durumda? Ankara’daki olayda çocuğun şikayeti üzerine soruşturma başlatıldığı yazıyor. Çocuk şikayet etmeseydi bu olaydan haberimiz olmayacaktı. Çocuklar suçla karşı karşıya gelmeden önce neden bu mekanizmalara ulaşamıyor? Bakın, burada mesele birkaç istatistik değildir. Mesele, çocukların hayatıdır. Çocuklar hayattan koparılırken, biz hala “kurumlar arası koordinasyon” cümleleri kuramayız. O çocuklar öldükten sonra yapılan hiçbir toplantının, yazılan hiçbir raporun vicdani karşılığı yoktur. Sayın Bakan, siz bu ülkede çocukların en son sığınağı olması gereken kurumun başındasınız. Ama çocuklar bugün o sığınağa ulaşamadan sokakta, suç örgütlerinin, uyuşturucu tacirlerinin, şiddet ağlarının içine düşüyor. Bu çocukların çoğu yoksul, dezavantajlı, korunmasız. Yani sizin doğrudan sorumluluk alanınızda olan çocuklar. “AİLE YAPISINI KORUYORUZ” DEMEKLE OLMUYOR Bugün çocukların suça sürüklenmesi bir güvenlik sorunu değil, bir sosyal devlet krizidir. Bu krizin merkezinde de Bakanlığınız var. Burada kamusal sorumluluk vardır. Bu komisyonda biz süslü sunumlar istemiyoruz. Bakanlığınız döneminde kaç çocuk korundu, kaç çocuk kaybedildi? Kaç çocuk suçtan uzak tutuldu, kaç çocuk sistemin dışına itildi? Kaç aile desteklendi, kaç aile yalnız bırakıldı? Sayın Bakan, bir diğer konu, 2025 yılında çocuklara yönelik soruşturma sayısı 186 bini aşmış. 10 yıl öncesine göre korkunç bir artış var. Yine 2024 yılında tam 279 bin 620 çocuk mağdur olarak güvenlik birimlerine sığınmış. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu devlet, çocuklarını istismardan, şiddetten, sömürüden koruyamıyor demektir. “Aile yapısını koruyoruz” demekle olmuyor. MESEM’LERDE İSTİSMARA UĞRAYAN KAÇ ÇOCUK VAR, AÇIKLAYIN Eğitim konusunda da yıllardır dile getiriyoruz. Binlerce çocuk MESEM adı altında sanayiye, açık öğretime, yani denetimsizliğe mahkum edildi. Milli Eğitimle protokolünüz var. MESEM’lerde kaç çocuk cinayeti işlendi, bu çocuklar neden eğitimden kopuyor, MESEM’lerde şiddet ve istismara uğrayan çocuk sayısı kaç, bunları açıklayın. Sizden beklentimiz niyetlerden değil, çocukların hayatında neyi değiştirdiğinizden konuşun.''

Emekliye 20 Bin Liralık Sefalet Ücretini Dayatanlara Yazıklar Olsun! Haber

Emekliye 20 Bin Liralık Sefalet Ücretini Dayatanlara Yazıklar Olsun!

TBMM Genel Kurulu’nda en düşük emekli aylığının arttırılmasına ilişkin kanun teklifinin birinci bölümü kabul edildi. Cumhuriyet Halk Partili Milletvekillerinin nöbeti ve ısrarlı mücadelesine rağmen bin liralık sadaka zammını düzenleyen madde de AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi. CHP emeklinin hakkı için TBMM Genel Kurulu’nda direnirken AKP’li milletvekilleri de oylamayı tamamlamak için Genel Kurulu’nda olmayan bir vekilin oy pusulasıyla usulsüzlük yaparken yakalandı. Sabaha karşı kanun görüşmelerine ara verilirken, muhalefet milletvekilleri ‘sahte oy pusulasını’ kürsü işgali ile protesto etti. Emeklinin hakkı için Meclis’te direnen milletvekillerinden CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “CHP grubu olarak TBMM’de emeklilerimizin hakkı için direniyoruz. AKP ise Genel Kurul’da olmayan vekilin pusulasıyla emekliyi açlığa mahkum etmeye yelteniyor! Yazıklar olsun. Emeklimize bin liralık sadaka dayatması AKP ve MHP oylarıyla geçti! Biz RET oyu verdik. Emeklimize sefaleti, yoksulluğu reva görenlere bu halk sandıkta dersini verecek!” dedi. SAHTE OY PUSULASIYLA EMEKLİYE SEFALETİ DAYATTILAR TBMM Genel Kurulu’nda, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ilk sekiz maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 15 gün önce emeklilerin hakkı için başlattığı nöbette dile getirdiği talepleri ise yok sayıldı. En düşük emekli maaşına ilişkin 7. Madde de ilk bölümde yer alırken, AKP’li Milletvekilleri, madde oylamasında yeterli sayıyı bulmak için TBMM Genel Kurulu’nda bulunmayan bir milletvekilinin oy pusulası ile oylamada usulsüzlük yapmaya çalıştı. Muhalefet milletvekilleri AKP’li milletvekillerinin oylamadaki usulsüzlük girişimini kürsü işgali ile protesto etti. AKP’li milletvekilleri gece yarısı yapılan oylama ile emekliye bin liralık zammı reva gören kanunun 7. Maddesini oylatarak geçirdi. Madde AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi. CHP KÜRSÜ İŞGALİ İLE İSYAN ETTİ TBMM’deki emekli nöbetinin ilk gününden itibaren genel kurulda emeklilerin hakkı için direnen milletvekillerinden CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de AKP’lilerin emeklileri açlığa mahkum eden ısrarına ve oylamadaki sahte oy pusulası sahtekarlığına isyan etti. Çakırözer, gece boyunca sosyal medya üzerinden de yaptığı paylaşımlarla tepkisini dile getirirken, şu açıklamaları yaptı: “EMEKLİYE BİN LİRAYI DAYATANLARA YAZIKLAR OLSUN” “CHP Grubu olarak TBMM’de emeklimizin sesi olmak için direniyoruz. Emeklilerimize bin lirayı lütuf gibi zam olarak getiren AKP iktidarına karşı direniyoruz. 16 milyon emekli bu Meclis’ten açlık sınırının, yoksulluk sınırının altında kalan maaşlarının insan onuruna yakışır seviyeye getirilmesini beklemektedir. Ama bu AKP iktidarı kaldırdıkları ellerle emeklinin isyanını, emeklinin feryadını duymazdan gelmektedir. 15 gündür TBMM’de nöbetteyiz. Görüşmelerde sürekli önergeler veriyoruz. En düşük emekli maaşının asgari ücrete eşitlenmesini istiyoruz. Seyyanen zam istiyoruz. Bunun kademeli olarak tüm emekli maaşlarına yansıtılmasını istiyoruz. Bütün önergelerimize AKP ve MHP milletvekilleri ellerini kaldırarak hayır diyor. Emeklimiz için, emekçimiz için direnmeye devam edeceğiz. Emeklilerimiz insan onuruna yakışır bir maaş alana kadar mücadelemiz sürecek.” “EMEKLİMİZ İÇİN MÜCADELEMİZ SÜRECEK” “Gazi Meclisimizde saatler süren direnişimize devam ediyoruz. Oylamada sayıları yetmedi, AKP Milletvekilleri burada olmayan bir milletvekili adına pusula gönderdiler. Yakaladık, rezil oldular. Buna rağmen hala en ufak bir utanma, en ufak bir arlanma yok! Hala emeklilerimizi sefalet ücretine mahkum etmek için ısrar ediyorlar, bizler ne kadar sürerse sürsün emeklimiz için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Emekli Başımızın Tacı Demekle Emeklinin Karınları Doymuyor Haber

Emekli Başımızın Tacı Demekle Emeklinin Karınları Doymuyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, emeklilerin, emekçilerin ve dar gelirli kesimlerin içinde bulunduğu ağır tabloyu sert sözlerle eleştirdi. Gürer, iktidara vicdan çağrısı yaparak, mevcut düzenlemenin sosyal adaleti zedelediğini ve toplumda derin bir kırılmaya yol açabileceğini vurguladı. “BAŞ TACI DEMEKLE KARIN DOYMUYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, AKP Grup Başkanvekili’nin “Emekliler başımızın tacı” sözlerini hatırlattı. “Emekli başımızın tacı demekle karınları doymuyor” diyen Ömer Fethi Gürer, emeklilerin büyük bölümünün artık günde üç öğün yemek yiyemediğini, iki öğüne düştüğünü ifade etti. Emeklilerin yaşadığı sıkıntıların hissedilmediğini belirten Gürer, iktidar sıralarına seslenerek, “Biraz sonra yastığa başınızı koyduğunuzda vicdanınızla değerlendirin. Ya anneniz, babanız, kardeşiniz emekli; sorun onlara, aldıkları maaş Ankara’da, İstanbul’da kiraya yetiyor mu? Gıda ürünlerine, et ve süte ulaşabiliyorlar mı?” dedi. “GECE YARILARINA KADAR BEKLİYORSUNUZ, GÜNAH!” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emeklilere yönelik olası iyileştirmelerin engellenmek istendiğini savunarak, “Belki bir önerge gelir, emekliye daha fazla artış sağlanır diye bekliyorsunuz. Günahtır, yazıktır” sözleriyle iktidarı eleştiren Gürer, emeklilerin yaşadığı yoksulluğun görmezden gelindiğini vurguladı. Sahadan örnekler veren CHP’li Ömer Fethi Gürer, pazarda, markette ve emekli kahvelerinde gördüğü manzaranın içini acıttığını belirterek, “Bu maaşları siz belirlemiyorsunuz; Bakan öneriyor, Cumhurbaşkanı onaylıyor, siz de el kaldırıyorsunuz. Yazıktır” dedi. İŞSİZLİK FONU TEPKİSİ: “İŞSİZE AYRILAN PARA İŞVERENE” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinde İşsizlik Fonu’ndan işverene verilen 1.270 liralık asgari ücret desteğini eleştirdi. “Bu para, işsiz kalanlara maaş verilsin diye oluşturulan fondan çıkıyor. Niye Bakanlık bütçesinden vermiyorsunuz da işsize ayrılan parayı işverene aktarıyorsunuz?” diye sordu. Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını hatırlatan Ömer Fethi Gürer, CHP’nin en düşük asgari ücretin 39 bin liraya çıkarılması yönündeki önerisinin dikkate alınmadığını da dile getirdi. “BELEDİYE DİYEREK SORUMLULUKTAN KAÇAMAZSINIZ” İktidarın sık sık belediyeleri hedef almasını da eleştiren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Belediye nedir? Kamu kuruluşudur. Ülkeyi yöneten sizsiniz. Belediye ayrı bir cumhuriyet mi?” sözleriyle tepki gösterdi. Belediye başkanlarının dahi memur alımı için İçişleri Bakanlığı’ndan izin almak zorunda olduğunu hatırlatan Gürer, belediyelerin de merkezi yönetimin sorumluluğu altında olduğunu vurguladı. TAŞERON VE KIDEM TAZMİNATI ELEŞTİRİSİ Taşeronda kalan işçilerin kadro taleplerinin reddedildiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, buna karşın taşeron çalıştıran işverenlerin borçlarının devlet tarafından üstlenildiğini belirtti. “Taşeron firma kıdem tazminatı neden ödenmiyor da devlet yükü üstleniyor?” diye soran Gürer, iktidarın yanlış yapanı, kul hakkı yiyeni koruduğunu, asıl korunması gereken emekçi kesimlere ise sırt döndüğünü ifade etti. “16 MİLYON EMEKLİ VAR, SEYYANEN ARTIŞ ŞART” Türkiye’de 16 milyon emekli bulunduğunu hatırlatan Ömer Fethi Gürer, yalnızca en düşük maaşın değil, tüm emekli maaşlarının seyyanen artırılması gerektiğini savundu. “Emeklinin maaşı artarsa esnaftan alışveriş yapar, esnafın işi düzelir. Esnaf düzelirse üretim canlanır” diyen Gürer, ülkede yaklaşık 6 bin fabrikanın konkordato ilan ettiğini belirterek ekonomik zincirin koptuğunu söyledi. “BU MİLLET ARTIK YEMİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın toplum üzerindeki etkisini eleştirerek, “İnsanları dövüyorsunuz-dövüyorsunuz, sonra bir öpüyorsunuz, oy alıyorsunuz. Ama bu iş bitti. Bu millet artık yemiyor” ifadelerini kullandı. İlk seçimde bunun görüleceğini söyleyen Gürer, “Çekirge bir, iki atlar; beş kere atlamaz” sözleriyle tepkisini dile getirdi. “SOSYAL PATLAMA UYARISI” Yoksulluğun geldiği noktaya dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, battaniye altında ısınmaya çalışanları, ampulünü kısmak zorunda kalanları, çocuğunu okula aç gönderen aileleri hatırlattı. Kanun teklifinin bütününün “sakat” olduğunu savunan Gürer, bu haliyle destek vermelerinin mümkün olmadığını belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuşmasını, “Ülkenin koşulları iyi değil. Bunun yansıması sosyal patlamaya kadar gider. Gelin, elinizi vicdanınıza koyun ve oylarınızı buna göre kullanın” çağrısıyla tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.