SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tbmm

Porsuk Haber Ajansı - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletvekili Gürcan Odunpazarı'nda Hanelere Konuk Oldu Haber

Milletvekili Gürcan Odunpazarı'nda Hanelere Konuk Oldu

TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen hane ziyaretleri kapsamında Vişnelik Mahallesi’nde parti üyelerini evlerinde ziyaret etti. Gürcan’a ziyaretlerinde AK Parti Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Feriha Ertorun, Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma, Odunpazarı İlçe Kadın Kolları Başkanı Nezihe Atlas ve Odunpazarı İlçe Gençlik Kolları Başkanı Furkan Tağayer eşlik etti. Program kapsamında Celal Deliceli, Gülten Telli, Gülten Çetinkaya ve Necati Aydın’ın hanelerine konuk olan Gürcan, üyeler ve aileleriyle sohbet ederek talep ve görüşlerini dinledi. Ziyaretlerde Genel Başkan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını üyelere ileten Gürcan, AK Parti’ye verdikleri destek ve katkılar dolayısıyla üyelere teşekkür belgelerini takdim etti. Hane ziyaretlerini değerlendiren Gürcan, “AK Parti, gücünü her zaman milletimizden ve teşkilatımızın her bir ferdinden alan büyük bir ailedir. Üyelerimizin evlerine misafir olmak, düşüncelerini doğrudan kendilerinden dinlemek ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ulaştırmak bizim için çok kıymetli. Bugüne kadar davamıza emek veren, desteğini esirgemeyen tüm üyelerimize teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Gürcan, programı düzenleyen AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı’na ve ziyaretlerde kendilerini misafir eden üyelere teşekkür etti.

Başkan Arnik: ''Bağ-Kur Mağduriyeti Artık Çözülsün'' Haber

Başkan Arnik: ''Bağ-Kur Mağduriyeti Artık Çözülsün''

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, Bağ-Kur kapsamında bulunan esnaf ve sanatkârların emeklilik için karşı karşıya kaldığı 9.000 prim günü şartının 7.200 güne indirilmesi çağrısında bulundu. Yaklaşık 1 milyon küçük esnafı ilgilendirmesi öngörülen düzenlemenin artık çözüme kavuşturulmasını beklediklerini belirten Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik; 1.800 günlük farkın yalnızca emeklilik süresi açısından değil, esnafın ekonomik yükü bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. MURAT ARNİK: “1.800 GÜN SADECE BİR RAKAM DEĞİL, YAKLAŞIK 5 YIL DAHA FAZLA PRİM DEMEKTİR” Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, esnafın içerisinde bulunduğu ekonomik şartlara dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Bugün esnaf ve sanatkârımız ciddi bir ekonomik darboğaz içerisinde ayakta kalma mücadelesi veriyor. Kirasını, elektriğini, doğal gazını, vergisini, çalışanının maaşını ve SGK primlerini ödeyen esnafımız; artan işletme maliyetleri karşısında kendi Bağ-Kur primini dahi ödemekte zaman zaman güçlük yaşayabiliyor. Tam da bu nedenle 9.000 gün ile 7.200 gün arasındaki 1.800 günlük farkı sadece emeklilik tarihi üzerinden değerlendiremeyiz. 1.800 gün yaklaşık 5 yıl demektir. Yani şu dönemde zaten ödeme güçlüğü yaşayan küçük esnafımız açısından yaklaşık 5 yıl daha fazla prim ödeme yükü anlamına gelmektedir. Esnaf ve sanatkârımızın sorunu sadece prim günü değil, o primi ödeyebilme meselesidir. 2026 yılında standart en düşük Bağ-Kur primi aylık yaklaşık 11 bin 808 TL seviyesine ulaşmış durumda. İşletmesini ayakta tutmaya ve istihdamını korumaya çalışan esnafımızın sosyal güvenlik sistemindeki bu yükünün yeniden değerlendirilmesini istiyoruz.” MURAT ARNİK: “ÇALIŞANININ PRİMİNİ ÖDEYEN ESNAF, KENDİ EMEKLİLİĞİ İÇİN NEDEN 1.800 GÜN DAHA FAZLA PRİM ÖDESİN?” Murat Arnik, konunun çalışan ile esnaf arasında bir karşılaştırmaya dönüştürülmemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Çalışanlarımızın sosyal güvenlik hakları bizim için son derece kıymetlidir. Hiçbir çalışanımızın kazanılmış hakkının geriye götürülmesini istemiyoruz. Ancak yanında istihdam sağlayan, çalışanının maaşını ve SGK primlerini ödeyen, vergisini veren ve işletmesinin bütün ekonomik sorumluluğunu üstlenen esnafımızın da hakkının korunmasını istiyoruz. Biz bir kesimin hakkının azaltılmasını değil, esnafımızın şartlarının iyileştirilmesini talep ediyoruz. Esnafımız ayrıcalık istemiyor; sosyal güvenlikte eşitlik ve hakkaniyet istiyor.” MURAT ARNİK: “1 MİLYON KÜÇÜK ESNAFIN BEKLENTİSİ ARTIK SONUÇLANSIN” Bağ-Kur prim gün sayısının 7.200 güne indirilmesinin Türkiye genelindeki esnaf ve sanatkârların uzun süredir gündeminde bulunduğunu belirten Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, sözlerini şöyle sürdürdü:, “Bu yalnızca lokantacı ve kasap esnafımızın sorunu değildir. Bakkalımızın, berberimizin, kahvecimizin, pazarcımızın, manavımızın, terzimizin, taksicimizin, tamircimizin ve alın teriyle iş yerini ayakta tutmaya çalışan küçük esnafımızın ortak beklentisidir. Yaklaşık 1 milyon küçük esnafımızı ilgilendirmesi öngörülen bu düzenlemenin, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği de gözetilerek artık sonuçlandırılmasını bekliyoruz. Bizim talebimiz son derece açık: 9.000 günlük prim şartı 7.200 güne indirilsin, 1.800 günlük fark ortadan kaldırılsın ve esnafımızın sosyal güvenlik koşulları iyileştirilsin.” MURAT ARNİK: “MECLİS'TEKİ ÇALIŞMANIN ESNAFIMIZ LEHİNE SONUÇLANMASINI BEKLİYORUZ” Bağ-Kur sigortalılarının 9.000 günlük prim şartının 7.200 güne indirilmesini amaçlayan kanun teklifinin TBMM gündeminde bulunduğuna dikkat çeken Murat Arnik şu çağrıyı yaptı: “Esnaf ve sanatkârlarımız adına beklentimiz; ilgili kurumlarımızın ve Türkiye Büyük Millet Meclisimizin konuyu sosyal güvenlik sisteminin dengeleri içerisinde değerlendirmesi ve esnafımız lehine sürdürülebilir bir çözüme kavuşturmasıdır. Biz devletimizle ve kurumlarımızla birlikte çözüm üretmekten yanayız. Esnafımız bu ülkenin üretiminde, istihdamında ve ticaret hayatında çok önemli bir sorumluluk üstleniyor. Esnafın ayakta kalması, istihdamın ve yerel ekonominin de ayakta kalması demektir.” MURAT ARNİK: “ESNAFIN SESİNİ ESKİŞEHİR'DEN ANKARA'YA TAŞIMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Açıklamasının sonunda Murat Arnik şu değerlendirmede bulundu: “Bizim görevimiz esnafımızın yaşadığı sorunları doğru bir dille ilgili makamlara ulaştırmak ve çözümün takipçisi olmaktır. Bugün esnafımızın talebi nettir: 9.000 gün 7.200 güne indirilsin. 1.800 günlük, yaklaşık 5 yıllık ilave prim yükü ortadan kaldırılsın. Ekonomik darboğazda ayakta kalmaya çalışan esnafımızın sosyal güvenlik yükü hafifletilsin. Biz herhangi bir siyasi tartışmanın değil, esnafımızın ekmeğinin ve geleceğinin tarafındayız. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası olarak yapıcı bir anlayışla esnaf ve sanatkârımızın sesini Eskişehir'den Ankara'ya taşımaya ve çözümün takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

Yeni Partili Arslan:"Riskli Alan İlan Ettiniz, Neden Gereğini Yapmıyorsunuz!" Haber

Yeni Partili Arslan:"Riskli Alan İlan Ettiniz, Neden Gereğini Yapmıyorsunuz!"

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıldönümünün hemen ardından Yeni Parti Eskişehir Milletvekili ve PM Üyesi İbrahim Arslan, Eskişehir’de yıllardır sonuçlandırılmayan iki önemli kentsel dönüşüm dosyasını yeniden gündeme taşıdı. Gündoğdu Mahallesi’nin 2013’te, Küçük Sanayi Bölgesi’nin ise 2017’de “riskli alan” ilan edildiğini hatırlatan Arslan, aradan geçen 13 ve 9 yılı aşkın süreye rağmen dönüşümün tamamlanmamasına tepki gösterdi. Her iki konuyu 2023’ten bu yana soru önergeleriyle TBMM gündeminde tutan Arslan, son olarak Gündoğdu ve Küçük Sanayi’yi birbirinden ayırarak iki yeni yazılı soru önergesiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a sordu. Arslan, “17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. Ardından 6 Şubat’ta on binlerce canımızı yitirdiğimiz büyük bir yıkım daha yaşadık. Hâlâ ‘riskli alan’ ilan edilmiş yerlerde yıllardır gereğini yapmıyorsak, bu büyük acılardan hangi dersi çıkardığımızı sorgulamak zorundayız.” dedi. 13 YIL VE 9 YILI AŞKIN BEKLEYİŞ Gündoğdu Mahallesi’nde 774 binayı ve yaklaşık 4 bin 500 yurttaşı kapsayan 27 hektarlık alan, 26 Temmuz 2013’te yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile “riskli alan” ilan edildi. Gündoğdu, Emek, Yenidoğan ve Erenköy mahalleleri sınırlarındaki yaklaşık 66 hektarlık Küçük Sanayi Bölgesi de 11 Mart 2017’de Bakanlar Kurulu Kararı ile aynı statüye alındı. Arslan, konuyu ilk kez 19 Ekim 2023’te TBMM gündemine taşıdı. İlk önergesinin süresinde cevaplanmaması üzerine 2024’te sorularını yeniledi; sonuç alınamayınca 25 Aralık 2024’te bir kez daha Bakanlığa başvurdu. BAKANLIK: “RİSK BERTARAF EDİLMEDEN SÜREÇ SONLANDIRILAMAZ” Bakanlığın 29 Ocak ve 17 Nisan 2025 tarihlerinde verdiği cevaplarda mevzuat hükümleri anlatıldı ancak dönüşümün ne zaman başlayacağı ve tamamlanacağına ilişkin somut bir takvim ortaya konulmadı. Bakanlık buna karşılık, “alandaki risk durumu bertaraf edilmeden riskli alan sürecinin sonlandırılmasının mümkün olmadığını” bildirdi. Arslan, Bakanlığın bu cevabına dikkat çekerek: “Bakanlık riskin bertaraf edilmediğini söylüyor. Öyleyse Gündoğdu neden 13 yıldır, Küçük Sanayi neden 9 yılı aşkın süredir bekliyor? Risk devam ediyorsa yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini yıllardır belirsizlik içinde bırakmanın sorumluluğunu kim taşıyor?” diye sordu. ÖNCE “BAKANLIĞIN UHDESİNDE” DENİLDİ, ŞİMDİ BELEDİYE İŞARET EDİLİYOR Bakanlığın son cevabından yalnızca 11 gün sonra, 28 Nisan 2025’te AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Gündoğdu ve Küçük Sanayi için “Bakanlığın uhdesinde olan yerlerin çalışmasını yapıyoruz. Yakın zamanda orayla ilgili projeleri açıklayacağız” açıklamasını yaptı. Aradan yaklaşık 16 ay geçti. Son olarak 10 Ağustos 2026’da Küçük Sanayi esnafını ziyaret eden AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ise bu kez Odunpazarı Belediyesi’ni eleştirerek yerel yönetime “mazeret üretmeden hizmet üretme” çağrısında bulundu. Arslan, iktidar kanadından gelen açıklamalar arasındaki çelişkiye dikkat çekti: “Bir yıl önce iktidar milletvekili ‘Bakanlığın uhdesinde, projeleri yakında açıklayacağız’ diyor; bugün iktidarın il başkanı belediyeyi işaret ediyor. Sorumluluğu birbirine atmanın kimseye faydası yok. Eskişehir polemik değil, çözüm bekliyor. Proje nerede? Kaynak nerede? Uygulama nerede? Takvim nerede?” İKİ YENİ ÖNERGE: “ARTIK SOMUT TAKVİMİ AÇIKLAYIN” Aradan geçen yıllara, Bakanlığın cevaplarına ve yapılan açıklamalara rağmen sonuç alınamaması üzerine Arslan, Gündoğdu ve Küçük Sanayi için iki ayrı yeni soru önergesi verdi. Bakan Kurum’a; bugüne kadar hangi somut çalışmaların yapıldığı, dönüşüm için ne kadar kaynak ayrıldığı, TOKİ veya ilgili idarelere yetki devri yapılıp yapılmadığı, risk analizlerinin güncellenip güncellenmediği ve yurttaşların can ve mal güvenliği için hangi tedbirlerin alındığı soruldu. Arslan, Bakanlıktan her iki bölge için de uygulama, finansman ve tamamlanma takvimini açıklamasını istedi. Arslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “17 Ağustos’u anmak yetmez; gereğini yapmak zorundayız. Depremden ders çıkarmak, tespit edilen riskleri yıllarca bekletmemektir. Gündoğdu 13 yıldır, Küçük Sanayi 9 yılı aşkın süredir bekliyor. Artık yeni söz değil; proje, kaynak ve takvim istiyoruz. İnsan hayatı siyasi polemiklerle, vaatlerle ve bürokratik gerekçelerle ertelenemez. Bakanlık sorumluluğunu yerine getirmeli, yıllardır bekleyen dönüşüm artık başlamalıdır. Bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacağız.”

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Biz Sizinle Ancak Mücadele Ederiz!" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Biz Sizinle Ancak Mücadele Ederiz!"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in TBMM’deki açıklamalarına ve gündemdeki yeni süreç tartışmalarına sert tepki gösterdi. Özgür Özel’i ve parti yönetimini eleştiren Demir, Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerinin siyasi süreçlere alet edildiğini savunarak Kuvâ-yi Milliye ruhuna sahip tüm yurttaşları Zafer Partisi çatısı altında mücadeleye davet etti. "Atatürk ve Cumhuriyet Değerleri Tezgahlatılamaz" Açıklamasında Özgür Özel’in tutumunu eleştiren Hasan Demir, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün tehlikede olduğunu iddia etti. Gazi Meclis kürsüsünden yapılan açıklamaları hedef alan Demir, şu değerlendirmelerde bulundu: "Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, 'Yetmez ama evet' furyasının son maşası olduğunu, Gazi Meclis'ten, üstelik bir kez daha Atatürk ve Cumhuriyet'i alet ederek resmen ilan etmiştir. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne; milli, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'ne ilan edilen bu süreçte cephesini tayin etmiş, partisini de bu tezgâha alet etmiştir. Bu yapı Türk milletinin değil; emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin umudu haline gelmiştir." "Türk Milletinden Yana Olan Herkesi Mücadeleye Çağırıyoruz" Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın vizyonu doğrultusunda çağrıda bulunan İl Başkanı Demir, Atatürk ve Cumhuriyet değerlerine bağlı yurttaşlara seslendi: ''İç baskılara rağmen milli duruşunu koruyan tüm teşkilat mensupları ve gönüllüler vatan mücadelesinde birleşmelidir. Atatürk, Cumhuriyet ve İstiklal Harbi değerleriyle sorunu olmayan herkes vatanı ve ailemizi savunmak üzere davetlidir. Zafer Partisi, kurulduğu ilk günden bu yana üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatı olmaya devam edecektir. "Biz Sizinle Ancak Mücadele Ederiz!" Cumhuriyetin temel nitelikleriyle sorunu olanlara karşı tavırlarının net olduğunu belirten Hasan Demir, açıklamasını şu ifadelerle noktaladı: "Bizim ilkelerimizle sorunu olanlara ve onlarla bir arada duranlara açıkça tekrarlıyoruz: Biz sizinle ancak mücadele ederiz! Zafer Partisi olarak vatanımızı, geleceğimizi ve ailemizi sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz."

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Türkiye Cumhuriyeti Pazarlık Konusu Yapılamaz!" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Türkiye Cumhuriyeti Pazarlık Konusu Yapılamaz!"

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" söylemleriyle gündeme gelen süreç ve TBMM’ye sunulan sözde "Çerçeve Yasa" taslağına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Ulucan, terör örgütleriyle müzakere edilemeyeceğini belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği İmralı'dan gönderilen mesajlarla belirlenemez" dedi. "Terörle Pazarlık Yapılamaz, Devlet Taleplere Göre Şekillendirilemez" Sürecin başından bu yana duruşlarını bozmadıklarını ifade eden Serdar Ulucan, kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmelere ve milletten saklanan hazırlıklara tepki gösterdi. Meseleyi bir devlet ve egemenlik sorunu olarak niteleyen Ulucan, şu ifadeleri kullandı: "İYİ Parti olarak ilk günden beri açıkça söyledik: Terörle pazarlık yapılmaz, teröristle müzakere edilmez. Mesele, silahla ve kanla elde edilemeyenlerin siyaset masasında elde edilmesine kapı açmaktır. Şehitlerimizin emanetini, gazilerimizin onurunu ve Türk milletinin adalet duygusunu hiçe saymaktır. Biz buna asla izin vermeyeceğiz." "Kimse Bize 'Barış' Diyerek Tavizi Kabul Ettiremez" Milli egemenliğin ve üniter devlet yapısının tartışmaya açılamayacağını vurgulayan Ulucan, İYİ Parti'nin durduğu yeri şu sözlerle özetledi: ''Türk milletinin geleceği terör örgütlerinin taleplerine göre şekillendirilemez. Kimse "barış" ya da "Terörsüz Türkiye" sloganları altında Cumhuriyetimizin temel değerlerinden taviz verilmesini kabul ettiremez. Terörist teröristtir, devlet de devlettir. Gerçeğin adı ambalajlarla değiştirilemez.'' "İYİ Parti Cumhuriyet'in Nöbetindedir" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun liderliğinde mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Serdar Ulucan, açıklamasını şu mesajla tamamladı: "Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun liderliğinde İYİ Parti olarak nerede durduysak bugün de oradayız. Türkiye Cumhuriyeti sahipsiz değildir. İYİ Parti milletinin yanında, Cumhuriyet'in nöbetindedir. Ne Cumhuriyetimizi pazarlık masasına bırakacağız ne de Türkiye’nin geleceğini teslim edeceğiz. Herkes şunu bilsin ki: İhanetin zaman aşımı yoktur!"

CHP'li Gürer’den Çağrı: "Tarım Kesimindeki İcraları Durdurun" Haber

CHP'li Gürer’den Çağrı: "Tarım Kesimindeki İcraları Durdurun"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, üreticilerin yaşadığı ekonomik çıkmazın tarladan depoya kadar uzandığını belirterek, geçen ay dalındaki domateslere uygulanan hacizlerin ardından bu kez soğuk hava deposunda elmaların icra yoluyla satışa çıkarıldığını söyledi. Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün bankalara olan borcunun 1 trilyon 459 milyar liraya yükseldiğini, üreticinin emeğinin, alın terinin ve aylar süren mücadelesinin icra dosyalarına konu olmasının tarımın içine sürüklendiği ödeme güçlüğünün göstergesi olduğunu ifade etti. Kayseri Yeşilhisar İcra Dairesi tarafından yayımlanan satış ilanına göre, bir soğuk hava deposunda bulunan borçlu üretici V.Y.’ye ait 65 bin kilogram Arjantin, Golden, Starking ve Pikleydi cinsi elma, yaklaşık 4 milyon 424 bin 264 lira muhammen bedelle icra yoluyla satışa çıkarıldı. TARLADAN DEPOYA KADAR HACİZ CHP’li Ömer Fethi Gürer, yaşananların münferit olaylar olmadığını belirterek, “Geçtiğimiz ay üreticinin dalındaki domatese haciz uygulanıyordu. Bugün ise aylarca emek verilerek üretilen ve değer bulması için soğuk hava deposunda depolanan elmalar icra yoluyla satışa çıkarılıyor. Bu tablo, üreticinin borç ödeme konusunda içinde bulunduğu ekonomik darboğazın göstergesidir. Çiftçi, üretici, besici artık ürettiği ürünü satamıyor, borcunu çeviremiyor ve sonunda emeği icra masasında satışa çıkarılıyor.” dedi. ÜRETİCİ BORÇLA ÜRETİM YAPIYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin sürekli arttığını belirterek, “Çiftçi mazotu, gübreyi, ilacı, tohumu, elektriği krediyle alıyor. Hasat zamanı geldiğinde ise ürün değerine para etmiyor. Borçlarını ödeyemeyen üreticinin traktörü, tarlası, dalındaki ürünü, şimdi de depodaki elması haczediliyor. İktidar bu süreci durduracak önlemler almalıdır. İcralar durdurulup ek kredi desteği sağlanmalıdır.” diye konuştu. TARIMDA İCRA DOSYALARI DURUMUN FOTOĞRAFIDIR TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 65 ton elmanın icra yoluyla satışa çıkarılmasının yalnızca bir hukuki işlem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Bugün satışa çıkarılan sadece 65 ton elma değildir. Satışa çıkarılan, çiftçinin umudu, emeği ve geleceğidir. Bir üreticinin ürününün icra yoluyla satılması, üreticinin ürününün değeri altında işlem görmesine de neden olabilecektir. Her ay farklı bir ilde, farklı ürünler için haciz haberleri geliyor. Çiftçi üretirken değil, borcunu nasıl ödeyeceğini düşünerek yaşamaya çalışıyor.” şeklinde konuştu. ÜRETİCİYİ KORUYACAK POLİTİKALAR ŞART CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün ayakta kalabilmesi için üreticiyi rahatlatacak acil adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak, “Üreticinin borçları yapılandırılmalı, borç faizleri silinmeli, girdi maliyetleri düşürülmeli ve ürününü değerinde satabileceği planlı bir üretim modeli oluşturulmalıdır. Aksi hâlde bugün depodaki elmaya uygulanan icra, yarın başka bir ilde başka bir ürüne uygulanacak. Çiftçi, üretici, besici her ay yeni bir icra ile karşı karşıya kalıyor. Tarla, traktör, ev, dalda ve depoda ürün, inek, Malta keçisine kadar yaygınlaşan icralar, tarımda sorunların hangi boyuta geldiğini gösteriyor.” dedi.

İYİ Parti Eskişehir Gençlik Kolları’ndan "Çerçeve Yasa" Tepkisi Haber

İYİ Parti Eskişehir Gençlik Kolları’ndan "Çerçeve Yasa" Tepkisi

​İYİ Parti Eskişehir İl Gençlik Kolları Başkanı Mert Burak Şık, TBMM gündemine gelen "Terörsüz Türkiye" adıyla sunulan çerçeve yasaya sert tepki gösterdi. Şık, "Şehit ailelerimizin gözyaşlarını ve Türk milletinin iradesini bir ihanet sürecine kurban ettirmeyeceğiz" dedi. ​​Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde tartışmalara yol açan ve kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan çerçeve yasa teklifine yönelik tepkiler büyüyor. İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan, İl Gençlik Kolları Başkanı Mert Burak Şık ve İYİ Parti heyeti şehitlik ziyaretinde bulundu. Ziyaretin ardından açıklama yapan İl Gençlik Kolları Başkanı Şık şu ifadelere yer verdi; "Büyük Türk milleti, aziz yurttaşlarımız! Geçtiğimiz günlerde Türk milletinin mutlak egemenliğinin tecelligahı olan Gazi Mecliste, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bölünmez bütünlüğüne ve Türk Milletinin geleceğine kastetmek üzere vahim bir adım atıldı. Kamuoyuna "Terörsüz Türkiye" adıyla ambalajlanarak sunulan, barış söylemleriyle maskelenen ancak özünde ihanet yasası olan bu "çerçeve yasa", milli iradeye rağmen Meclis'ten geçirilmeye çalışılıyor! Tüm kılıflara rağmen Türk milleti bilmektedir ki gerçekte bu yasa; terör örgütü üyelerine alan açan, devletin otoritesini zaafiyete uğratan ve bölünmez bütünlüğümüze kastedilen açık bir ihanet yasasıdır! Kıymetli Vatandaşlarımız; Yakın tarih de bize göstermektedir ki terörle mücadele kapalı kapılar ardında, kirli pazarlık masalarında yapılamaz. Bölücü terör örgütüyle müzakere yürütmek, taviz vermek veya bu sürece kanuni zemin hazırlamaya kalkışmak, bu topraklar uğruna can vermiş binlerce şehidimizin aziz hatırasına açık bir saygısızlıktır. Şehit ailelerimizin gözyaşlarını, gazilerimizin onurunu ve Türk milletinin iradesini bir çerçeve yasaya, bir ihanet sürecine kurban ettirmeyeceğiz! Buradan açıkça ilan ediyoruz: Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Ey Türk Gençliği!" diyerek omuzlarımıza yüklediği mukaddes vazifenin bilincindeyiz! Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bölünmez bütünlüğünü, Türk milletinin bağımsızlığını hedef alan hiçbir girişimi kabul etmiyoruz! Türk milletinin kaderi, gizli ajandalara ve terör tüccarlarının insafına bırakılamaz. Bu yasaya el kaldıranlar, ihanetin altına imza atanlar iyi bilsin: Aziz Türk milletinin neferleri olarak biz bu oyunu bozacağız! Türk milletinin iradesine kastedilmesine müsaade etmeyeceğiz! Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel ilkelerinden tek bir taviz dahi vermeyeceğiz! Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun belirttiği gibi: İhanetin Zaman Aşımı Yoktur!"

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi” Haber

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarım sektöründe çalışan nüfusun ve sigortalı çiftçi sayısının hızla düştüğünü vurgulayarak girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları ve ithalata dayalı politikaların üreticiyi tarladan uzaklaştırdığını belirtti. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulunda yaptığı değerlendirmelerle Türkiye tarımındaki çöküşü ve gıda krizinin arka planını gözler önüne serdi. Türkiye nüfusu artarken tarımda üretim yapan ve çalışan sayısının belirgin biçimde azaldığına dikkat çeken Gürer, “Veriler gösteriyor ki tarımda hem çalışanda hem de üretende ciddi bir gerileme var” dedi. Sigortalı Çiftçi Sayısı 17 Yılda Yarı Yarıya Düştü Tarımda sigortalı çalışan çiftçilerin sayısındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer, özellikle son 17 yıldaki değişimin dikkat çekici olduğunu belirtti. Gürer, “Sigortalı işçi ve çiftçi sayısı da on yedi yılda önemli ölçüde gerilemiş. 2009 yılında 1 milyon 14 bin olan sigortalı çiftçi sayımız şu anda 562 bin 120’ye düşmüş durumda” dedi. Bu rakamların tarım sektöründeki sorunların boyutunu açık biçimde gösterdiğini ifade eden Gürer, “Bu durumda veriler gösteriyor ki tarımda önemli ölçüde çalışanda, üretende bir gerileme var” diye konuştu. “ÇİFTÇİ KAZANIRSA İŞİNİ SÜRDÜRÜYOR” Çiftçiliğin sürdürülebilmesi için üreticinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurgulayan Gürer, çiftçinin para kazanamadığında üretimden koparak büyük kentlere yöneldiğini söyledi. Gürer, bu durumu şöyle anlattı: “Bunlar neden oluyor? Çiftçilik kişi başı yapılan bir iş. Üretici, çiftçi kazanırsa işini sürdürüyor, kazanamazsa büyük kentlere gelip orada daha zor koşullarda maaşla çalışmak için iş arıyor.” Çiftçinin karşı karşıya kaldığı temel sorunların başında yüksek girdi maliyetlerinin geldiğini belirten Gürer, üreticinin ürününü pazarlamakta da ciddi sorunlar yaşadığını dile getirdi. Gürer, “Girdi maliyetleri yüksek, ürettiği ürünü pazarlamada sorunu var, kendisine sağlanan destekler yetersiz” dedi. “BEN ÜRETİYORUM, BENDEN ALIP GİDEN PARA KAZANIYOR” Üreticinin kendi ürettiği üründen yeterli geliri elde edememesinin tarımdan kopuşu hızlandırdığını belirten Gürer, çiftçinin yaşadığı kırgınlığı şu sözlerle ifade etti: “Ürettiği üründen kendisi para kazanamazken aracının, ithalatçının para kazandığını görünce doğal olarak kırgınlıklar da yaşıyor.” Çiftçinin yaşadığı sorunu kendi sözleriyle dile getiren Gürer, “Diyor ki: ‘Ben bir yılda ürünü üretiyorum, benden alıp giden para kazanıyor, ben kazanamıyorum.’” ifadelerini kullandı. Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamamasının yalnızca çiftçinin ekonomik durumunu değil, Türkiye’nin tarımsal üretim geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı. “DÜŞÜK ALIM FİYATI ÜRETİCİYİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞTIRIYOR” Tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatlarının üreticinin beklentilerini karşılamadığını ifade eden Gürer, fındık, çay ve buğday üzerinden örnek verdi. Gürer, “Bugün fındığın fiyatı açıklandı, alım fiyatı düşük, çayda fiyat düşük, buğdayda fiyat düşük” dedi. Düşük alım fiyatı politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Gürer, “Düşük alım fiyat politikasıyla oluşturulan sonuç da o üretimi yapanların o işten uzaklaşmasını getiriyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE İTHALATÇI BİR ANLAYIŞLA YÖNETİLİYOR” Türkiye’nin tarım politikasında ithalata dayalı yaklaşımın hâkim olduğunu savunan Gürer, üreticinin desteklenmesi yerine çözümün dışarıdan ürün getirmekte arandığını söyledi. Gürer, “Türkiye bir de ithalatçı bir anlayışla yönetiliyor. Tarım politikalarıyla üreticiyi, çiftçiyi, besiciyi desteklemek yerine çözüm ithalatta aranıyor” diye konuştu. İthalatın kısa vadede raflardaki ürün miktarını artırıyor gibi görünse de vatandaşın alım gücündeki düşüş nedeniyle toplum açısından farklı bir tablo ortaya çıktığını belirten Gürer, “Görünürde rafta ürün var; gerçi vatandaşın alım gücü düşük olduğu için de istediği her ürünü alamıyor” dedi. Gürer, “Cepteki para raftaki ürünü almaya yetmediği için dolaylı bir kıtlık da gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı. “VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ ETİ, SÜTÜ, MEYVEYİ ALMAYA YETMİYOR” Vatandaşın temel gıda ürünlerine erişiminde yaşanan sorunlara da dikkat çeken Gürer, etten süte, meyveden sebzeye kadar geniş bir alanda alım gücünün gerilediğini söyledi. Gürer, “Ette, sütte, meyvede, sebzede vatandaşın alım gücü bunu almaya yetmiyor” dedi. Üreticinin de ürününü satamadığında gelecek yıl üretim tercihlerini değiştirdiğini belirten Gürer, bunun tarımsal üretimde yeni sorunları beraberinde getirdiğini ifade etti. Gürer, “Üreten de ürettiği ürün tarlada kaldığı için ikinci yıl desen değiştiriyor. Ürün deseni değiştirince ürün az oluyor. Bu kere de raftaki ürünün fiyatı farklılaşıyor” diye konuştu. “DOĞRU TARIM POLİTİKASININ TEMELİ ÜRETİM PLANLAMASIDIR” Türkiye’nin tarımda yaşadığı sorunların çözümü için üretimden vazgeçmek yerine üreticiyi merkeze alan politikaların uygulanması gerektiğini vurgulayan Gürer, doğru tarım politikasının temel unsurlarını da sıraladı. Gürer, “Doğru bir tarım politikasının temeli; üretim planlaması, üreticinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi, sübvanse desteklerinin verilmesi, mazotta ÖTV’nin, KDV’nin kaldırılması, kooperatifçiliğin geliştirilmesi” dedi. Tarımın sürdürülebilirliği için çiftçinin üretimde kalmasının zorunlu olduğunu belirten Gürer, üreticinin desteklenmediği, girdi maliyetlerinin düşürülmediği ve emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemin uzun vadede hem çiftçiyi hem de tüketiciyi daha büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacağını ifade etti. Gürer’in TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı değerlendirmeler, Türkiye’de tarımda çalışan nüfusun azalması, sigortalı çiftçi sayısındaki gerileme, yüksek girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları, ithalata dayalı politikalar ve vatandaşın düşen alım gücünün birbirini tetikleyen sorunlar haline geldiğine dikkat çekti.

Memleket Sevdalıları Derneği’nden "Süreç Yasası" Açıklaması Haber

Memleket Sevdalıları Derneği’nden "Süreç Yasası" Açıklaması

Memleket Sevdalıları Derneği Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde yer alan ve kamuoyunda "Süreç Yasası" olarak bilinen yasa taslağına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı. ​"Yeterli Tartışma Zemini Oluşturulmadan Hızla Yasalaştırılmaya Çalışılıyor" ​Açıklamasına büyük bir dikkat ve sorumluluk duygusuyla süreci takip ettiklerini belirterek başlayan MSD Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde bulunan ve kamuoyunda 'Süreç Yasası' olarak tartışılan yasa taslağına ilişkin gelişmeleri büyük bir dikkat ve sorumluluk duygusuyla takip ediyoruz. Devletin geleceğini, toplumsal barışı ve anayasal düzeni yakından ilgilendiren böylesine önemli bir düzenlemenin; yeterli toplumsal tartışma zemini oluşturulmadan, kamuoyu ayrıntılı şekilde bilgilendirilmeden ve ilgili tüm kesimlerin görüşleri alınmadan hızla yasalaştırılmaya çalışılması, ciddi endişelere neden olmaktadır." ​"Muğlak İfadeler Farklı Yorumlara Yol Açabilir" ​Yasa taslağındaki hukuki belirsizliklerin ve muğlak ifadelerin tehlikesine dikkat çeken Şavlukbaş, düzenlemenin şeffaf bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı: ​"Yasa taslağında yer alan muğlak ifadelerin ve hukuki belirsizliklerin ilerleyen süreçte farklı yorumlara açık sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle, düzenlemenin ilgili komisyonlarda ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda bütün yönleriyle, şeffaf bir anlayışla ve geniş bir toplumsal mutabakat hedefi doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz." ​"Ortak Sorumluluğumuz: Milletimizin Birlik ve Beraberliği" ​Toplum vicdanının yaralanmaması ve geçmişteki acıların tekrarlanmaması adına herkesin ortak bir sorumluluk taşıdığını belirten Şavlukbaş, üniter devlet yapısının korunmasının altını çizdi: ​"Toplumun vicdanını yaralayabilecek, geçmişte yaşanan acıları yeniden canlandırabilecek ya da milletimizin birlik ve beraberlik duygusunu zedeleyebilecek her türlü gelişmenin önüne geçmek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Aynı şekilde, hazırlanacak her türlü yasal düzenlemenin Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısını, anayasal ilkelerini ve milli bütünlüğünü tartışmaya açmayacak bir hassasiyetle ele alınması gerektiği kanaatindeyiz. Bu konudaki tüm hukuki ve siyasi ihtimaller, yasama süreci tamamlanmadan önce ayrıntılı biçimde değerlendirilmeli ve kamuoyu ile şeffaf şekilde paylaşılmalıdır." ​TBMM Üyelerine Çağrı ​Açıklamasının sonunda milletvekillerine seslenen Memleket Sevdalıları Derneği Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, yasa teklifine destek verilmemesi çağrısında bulundu: ​"Bu nedenlerle, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini milletimizin ortak vicdanını, hukukun üstünlüğünü ve ülkemizin temel değerlerini gözeterek hareket etmeye davet ediyor; mevcut haliyle yeterli toplumsal uzlaşı ve hukuki açıklık sağlanmadan gündeme getirilen yasa teklifine destek verilmemesi gerektiğini kamuoyunun takdirine saygıyla sunuyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.