SON DAKİKA
Hava Durumu

Ormanlar Bir Kalem Darbesiyle Yok Edilemez!

Cumhuriyet Halk Partisi Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu Orman Kanunu ile ilgili bir basın açıklaması yaptı.

Haber Giriş Tarihi: 05.03.2026 21:40
Haber Güncellenme Tarihi: 05.03.2026 21:45
Kaynak: Haber Merkezi
www.porsukhaberajansi.com
Ormanlar Bir Kalem Darbesiyle Yok Edilemez!

Cumhuriyet Halk Partisi Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu Basın Toplantısı konuşma metni. Konuşma esastır.

CHP'li Rızvanoğlu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında şu ifadelere yer verdi;

"Değerli Basın Mensupları,

Bugün burada ormanlarımızın bir gecede arsa yapılmasına “dur” demek için toplandık. Hepiniz hoş geldiniz.

Dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir kanun teklifi sunduk. Bu teklifle orman kanununda yer alan ek-16 maddesini yürürlükten kaldırmayı amaçlıyoruz.

Neden mi ?

Geçtiğimiz Cuma günü resmi gazetede bir Cumhurbaşkanı kararı yayınlandı.

Bu karar tam 21 ili kapsıyor.

Ve bu kararla yaklaşık 4 milyon 800 bin metrekare alan, bir çırpıda, bir gecede orman sınırları dışına çıkarıldı.

Evet, bir gecede.

Ve tek bir imzayla alındı bu karar.

Bakın bu alan tam 670 futbol sahası büyüklüğünde.

Ve o alanlara, bir sabah artık siz “orman değilsiniz” denildi.

Buralar artık ARSA.

Peki nasıl olabiliyor böyle bişey?

Öncelikle 2018 yılında Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 maddesi, ormanlarımızı adeta merkezi bir idari tasarruf alanına dönüştürdü.

Bu maddeyle birlikte Cumhurbaşkanlığına, zaman sınırlaması olmaksızın, orman alanlarını sınır dışına çıkarma yetkisi verildi.

Ve Türkiye’de ormanların kaderi bilimsel raporlarla,

ekolojik analizlerle,

kamu yararı değerlendirmeleriyle değil;

tek merkezli idari takdirle belirlenir bir hale geldi.

Ancak mesele sadece bu son karar da değil.

2018’den bugüne kadar, Ek 16 ile ilgili 30’dan fazla karar çıktı.

O tarihten buyana orman vasfı dışına çıkarılan toplam alan, yaklaşık 5 bin 310 hektara ulaştı.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Neredeyse Belgrad Ormanı büyüklüğünde bir alanın sistem dışına itilmesi demek.

Üstelik keyfi bir şekilde.

Bakın soralım, Ek-16 maddesiyle:

• Bilimsel zorunluluk aranıyor mu? Hayır!

• Bağımsız ekolojik etki değerlendirmesi yapılıyor mu? Tabi ki Hayır!

Belirleyici olan tek şey, bir idari TAKDİR.

Cumhurbaşkanının bir kalem darbesi.

Ve bu kararların önünde hiçbir hukuki fren de yok.

Şimdi soruyorum: Bu atılan imzaların, bu idari tasarrufların Anayasa’nın ruhuyla uzaktan yakından bir ilgisi var mı?

Anayasa’nın 169. maddesi, devlete çok net bir ödev yükler: 'Ormanları koruyacak ve genişleteceksiniz.'

Peki, biz sahada ne görüyoruz?

Koruma kalkanının her gün biraz daha aşındırıldığını görüyoruz.

Orman sınırlarının sistematik bir şekilde daraltıldığını görüyoruz.

Bunun en vahim örneği İzmir Bayraklı’da yaşandı. Danıştay’ın 'hukuka aykırı' bulup iptal ettiği bir karar, sanki yargı hiç konuşmamış gibi, aynı alan için yeniden önümüze getirildi. Hem de o toprağın bir kısmı geçtiğimiz ağustos ayında yangınla kavrulmuşken!

Oysa aynı 169. madde, 'Yanan alanlar başka hiçbir amaçla kullanılamaz; o toprağa tekrar orman dikilir' diyerek, bize anayasal bir güvence veriyor.

Ancak bu madde bugün sadece kâğıt üzerinde duran bir temenniden ibaret kalmış durumda.

Yargı kararlarının yok sayıldığı, anayasal korumanın 'idari inatlaşma' ile devre dışı bırakıldığı bir düzenin adı hukuk devleti olamaz.

Bugün, hukuk devleti ilkesinin ormanlarımızla birlikte nasıl erozyona uğradığına tanıklık ediyoruz.

Ve iktidar bize sıkça şu masalı anlatıyorlar: 'Endişelenmeyin, kestiğimizin yerine, yenisini dikeriz.'

Orman, raftan alıp başka yere koyabileceğiniz taşınabilir bir eşya değil. Orman; o toprağın rengi, o vadinin rüzgârı, o gölün sükuneti ve o canlıların yuvasıdır.

Bir ekosistemi yerinden koparıp başka bir yerde 'telafi' edemezsiniz.

Bu ormanı öldürüp yerine bir maket koymaktan farksızdır.

Peki, soruyorum: İstanbul’daki ormanı yok edip başka bir şehre fidan dikince telafi etmiş mi oluyorsunuz?

Karadeniz’in ekosistemini İç Anadolu’ya taşıyınca aynı etki mi olacağınızı sanıyorsunuz?

Üstelik bu kararlar birer istisna değil, aksine bir alışkanlık haline geldi.

Hükümet, 'yaptım oldu' anlayışıyla, adeta bir kalem darbesiyle ormanlarımızı haritadan siliyor.

Neden?

Çünkü denetleyen yok.

Bu kararın ekolojik faturası nedir?' diye soran bir bilimsel süzgeç yok.

Karar alınıyor, orman sahneden çekiliyor; kaybeden ise ağaçlar değil, hepimiz oluyoruz.

Bunun için biz Ek-16 maddesinin yürürlükten kaldırılması amacıyla kanun teklifimizi verdik.

Dedik ki:

• Ormanların geleceği tek bir kişinin takdirine bırakılamaz.

• Süreç bilimsel ölçütlere dayanmalı dedik.

• Bağımsız teknik değerlendirme zorunlu olmalı dedik.

bunun için ek 16 maddesi orman kanunundan kaldırılsın dedik.

Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz doğayı ekonomik bir rezerv alanı olarak gören anlayışın tam karşısındayız.

Biz doğayı koruyan, kamu yararını esas alan bir anlayışı savunuyoruz.

Ve açıkça söylüyoruz:

Ormanlar bir kalem darbesiyle yok edilemez.

Bu ülkenin ormanları arsa değildir.

Bu ülkenin doğası idari tasarruf alanı değildir.

Bu ülkenin geleceği tek bir imzaya bırakılamayacak kadar kıymetlidir.

Ve hiç kimse bu ülkenin ormanları üzerinde sınırsız yetkiye sahip değildir.

Hepinize dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.