SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kamu Yararı

Porsuk Haber Ajansı - Kamu Yararı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Yararı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tepebaşı Belediyesi Soruşturmasında Son Durum: Başkan Ataç Konuştu Haber

Tepebaşı Belediyesi Soruşturmasında Son Durum: Başkan Ataç Konuştu

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonun ardından, Belediye Başkanı Ahmet Ataç bir açıklama yaptı. ​"Şeffaflık ve Hesap Verilebilirlik İlkelerimizden Taviz Vermedik" ​Başkan Ahmet Ataç, soruşturma sürecini yakından takip ettiklerini belirterek, belediyenin çalışma prensiplerine dikkat çekti. Ataç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: ​"Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya ilişkin iddialar tarafımızca dikkatle takip edilmektedir. Tepebaşı Belediyesi’nin tüm faaliyetleri yürürlükteki mevzuat çerçevesinde şeffaflık, hesap verilebilirlik ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda sürdürülegelmiştir." ​İtibar Vurgusu: "Kesinleşmemiş İddialara Dikkat" ​Soruşturma sürecinde ortaya atılan iddiaların belediye çalışanlarını ve kurum itibarını hedef almaması gerektiğini hatırlatan Ataç, kamuoyunu sağduyuya davet etti. Kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan yapılan değerlendirmelerin zarar verici olduğunu belirten Başkan Ataç, açıklamasını şöyle sürdürdü: ​"Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına, kesinleşmemiş iddialar üzerinden belediyemizin ve çalışanlarımızın itibarını zedelemeye yönelik değerlendirmelerden kaçınılması gerektiğini önemle hatırlatırız." ​"Hizmet Sorumluluğumuz Devam Ediyor" ​Yaşanan hukuki sürece rağmen belediye hizmetlerinin aksamadan devam edeceğinin altını çizen Ataç, Tepebaşı halkına şu sözlerle seslendi:​"Tepebaşı Belediyesi olarak Tepebaşı halkına hizmet etme sorumluluğumuzu kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."

İnşaat Malzemecilerinden Başkan Ataç’a Yer Tahsisi Ziyareti Haber

İnşaat Malzemecilerinden Başkan Ataç’a Yer Tahsisi Ziyareti

Eskişehir İnşaat Malzemeleri Tedarikçileri Grubu, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ı ziyaret ederek sektör firmaları için ortak, düzenli ve modern bir alan oluşturulması talebini iletti. Başkan Ataç, “Bu şehirde iş yapan, üreten, istihdam sağlayan insanların yanında olmak bizim görevimiz. Bizim açımızdan bir engel yok, yeter ki süreç kamu yararı doğrultusunda ilerlesin” dedi. Eskişehir İnşaat Malzemeleri Tedarikçileri Grubu, Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ı ziyaret etti. Tepebaşı Belediyesi Encümen Salonu’nda geniş katılımla gerçekleşen toplantıda, inşaat malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren firmaların yer tahsisi, şehir içinde kalan işletmelerin yaşadığı sorunlar ve modern bir ticaret alanı oluşturulması konuları ele alındı. Grup adına konuşan Mustafa Sivri, sektör temsilcilerinin ortak hareket ettiğini belirterek, “Buradaki arkadaşlarımız yalnızca Tepebaşı’nda değil, Odunpazarı’nda da faaliyet gösteriyor. Hepimiz birlikteyiz. Eskişehir’de 25 yıllık, 30 yıllık, hatta 50 yıllık firmalar var. Bu insanların hepsi bu işin emektarı” dedi. Şehir içinde kalan işletmelerin ciddi zorluklar yaşadığını ifade eden Sivri, “Kepçeyi çalıştırıyoruz, şikâyet geliyor. Tır geliyor, ‘yolu kapatıyorsunuz’ deniliyor. Artık şehir içinde bu işler yapılamıyor. Bu mesele yalnızca ticaret meselesi değil; güvenli çalışma, sürdürülebilirlik ve Eskişehir’e katma değer sağlama meselesidir” diye konuştu. “Amacımız Eskişehir’deki bu sıkıntıyı çözmek” Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise belediyenin kapısının her zaman açık olduğunu vurgulayarak, sektör temsilcilerinin talebine olumlu yaklaştıklarını söyledi. Ataç, “Burada amaç Eskişehir’deki bu sıkıntıyı çözmek. Biz başından beri bu konunun yanındayız. Çünkü bu şehirde iş yapan, üreten, istihdam sağlayan insanlar destek bekliyor. Bu talep kişisel ya da dar bir talep değil; Eskişehir’in üretim düzeni, ticaret yaşamı ve kent planlaması açısından değerlendirilmesi gereken bir ihtiyaçtır” dedi. “Bütünlüklü bir yaşam ve ticaret merkezi düşünülmeli” Yapılacak çalışmanın yalnızca dükkânlardan oluşan bir alan olarak düşünülmemesi gerektiğini belirten Ataç, “Altyapısı tamamlanmış, kafeteryası, restoranı, belki sağlık birimi olan bütünlüklü bir yaşam ve ticaret merkezi planlanmalı. Eskişehir için faydalı, düzenli ve sağlıklı işleyen bir merkez oluşturmak istiyoruz” diye konuştu. “Bakanlığın da olumlu yaklaşması gerekiyor” Sürecin bazı kamu kurumlarıyla ilgili boyutları bulunduğunu belirten Ataç, özellikle Tarım Bakanlığı sürecine dikkat çekerek, “Bizim açımızdan bir engel yok. Ancak bazı konuların ilgili kurumlar nezdinde çözülmesi gerekiyor. Bakanlığın da bu ihtiyacı olumlu karşılaması lazım. Bu siyaset üstü bir konudur. Önemli olan Eskişehir’in yararına, sektörün ihtiyacına ve kentin geleceğine uygun bir çözüm üretmektir” ifadelerini kullandı. Başkan Ataç, Tepebaşı’nda bugüne kadar yapılan çalışmaların nitelikli ve bütünlüklü bir anlayışla hayata geçirildiğini belirterek, “Tepebaşı kendi küllerinden yeniden doğmuş bir bölge. Bu, 25 yılın emeği. Elbette eksiklerimiz var. Bu konu da eksik kalan alanlardan biri. Biz meseleye yalnızca bugünü kurtarmak için değil, geleceği planlamak için bakıyoruz. Yapılacaksa düzenli, altyapısı güçlü, kente değer katacak bir çalışma yapılmalı” diye konuştu. Toplantıda, sektör temsilcilerinin taleplerinin teknik ekiplerle değerlendirilmesi, ihtiyaçların sözcü grubu aracılığıyla netleştirilmesi ve sürecin ilgili kurumlarla görüşülerek ilerletilmesi konusunda görüş birliğine varıldı.

AK Parti İl Başkanı Albayrak: "Algı Operasyonu Gerçeklere Çarpacak" Haber

AK Parti İl Başkanı Albayrak: "Algı Operasyonu Gerçeklere Çarpacak"

​AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Resmi Gazete’de yayımlanan taşınmaz planlamasıyla ilgili Eskişehir’de yükselen iddialara sert yanıt verdi. Albayrak, konunun saptırıldığını belirterek, "Bu bir kayıp değil, sağlıkta yeni yatırımların finansmanıdır" dedi. ​"71 Taşınmazı Kapsayan Genel Bir Planlama" ​Gürhan Albayrak, yayımlanan kararın sadece Eskişehir’e özgü olmadığını, Türkiye genelindeki 71 farklı taşınmazı kapsayan genel bir planlama olduğunu vurguladı. Yapılan eleştirilerin art niyetli olduğunu savunan Albayrak, şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye genelindeki planlamayı bağlamından kopararak sanki yalnızca Eskişehir’e özgü bir kararmış gibi sunmak, yönetim zafiyetlerini örtbas etme çabasıdır." ​Gelirler Sağlık Yatırımlarına Aktarılacak ​Kararın 4. maddesine dikkat çeken Albayrak, elde edilecek tüm gelirin Sağlık Bakanlığı’nın yeni tesis ve yenileme projelerinde kullanılacağını belirtti. Bu sürecin Eskişehir’i sağlık alanında bir üst lige taşıyacağını ifade eden İl Başkanı, "satış" iddialarının asılsız olduğunu dile getirdi. ​"Hava Hastanesi ve İlçe Tesislerinde Mağduriyet Yok" ​Kamuoyunda merak edilen tesislerin durumuna da açıklık getiren Albayrak, Sağlık Bakanlığı ile yapılan görüşmeler neticesinde; Hava Hastanesi, Sivrihisar ve Mihalıççık ilçelerindeki tesislerde herhangi bir aksaklık veya mağduriyet yaşanmayacağını kesin bir dille ifade etti. ​CHP Belediyeciliğine Eleştiri: "200 Metrelik Yolu Yapamayanlar..." ​Eskişehir’e kazandırılan Şehir Hastanesi ve Yunus Emre Devlet Hastanesi gibi yatırımları hatırlatan Albayrak, yerel yönetimi şu sözlerle eleştirdi: "Şehir Hastanesi’nin 200 metrelik bağlantı yolunu dahi yapamayan CHP zihniyetinin bu konularda yorum yapması ironiktir. ESKİ’deki sahte evrak skandalını ve meclis kararlarını hiçe sayanları hemşehrilerimiz yakından takip ediyor." ​"Eskişehir'in Sağlık Geleceği Emin Ellerde" ​Haberin detaylarında Eskişehir halkına seslenen Albayrak, sürecin şeffaflık ve kamu yararı esasıyla yürütüldüğünü söyledi. "Cambaza bak" siyasetine Eskişehirlilerin karnının tok olduğunu belirten Albayrak, şehre değer katmaya devam edeceklerini vurgulayarak sözlerini noktaladı: "Kıymetli hemşehrilerimiz müsterih olsun; Eskişehir’in sağlık geleceği emin ellerdedir."

CHP İl Başkanı Yalaz: "Alpagut’u Verirsek Eskişehir’i Teslim Etmiş Oluruz" Haber

CHP İl Başkanı Yalaz: "Alpagut’u Verirsek Eskişehir’i Teslim Etmiş Oluruz"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Başkanı Av. Talat Yalaz, Alpagut-Atalan bölgesinde yapılması planlanan siyanürlü altın ve gümüş madeni projesine karşı açılan bilgilendirme standını ziyaret etti. Projenin yaratacağı doğa tahribatına dikkat çeken Yalaz, tüm Eskişehirlileri 20 Nisan’da yapılacak bilirkişi keşfine davet etti. ​"Hiçbir Maden Doğamızdan Daha Değerli Değildir" ​Konuşmasına doğanın korunmasının öncelikli olduğunu vurgulayarak başlayan Talat Yalaz, Alpagut-Atalan projesinin sadece bir çevre meselesi değil, bir yaşam hakkı mücadelesi olduğunu belirtti. Yalaz, "Cengiz Holding tarafından yürütülen bu girişim, rant odaklı ve insanı yok sayan ekonomik anlayışın devamıdır. Kamu yararı adı altında halkın yaşam alanlarının sermayeye açılmasına itiraz ediyoruz" dedi. ​"Türkiye’nin Sebze İhtiyacının Yüzde 18’i Bu Topraklardan Sağlanıyor" ​Bölgenin tarımsal verimliliğine ve tarihi dokusuna vurgu yapan Yalaz, projenin yaratacağı ekonomik ve kültürel yıkımı şu sözlerle özetledi: ​"Sakarıılıca, Türkiye’nin en verimli tarım bölgelerinden biridir. Ülkemizin sebze ihtiyacının yaklaşık %18’ini karşılayan bu toprakları zehirlemek; sofralarımıza gelen gıdayı ve kırsal yaşamı yok etmektir. Ayrıca bu alan, 1. derece arkeolojik sit alanıdır. Doğayı ve tarihi birlikte yok eden bu anlayış, geleceğe bırakılacak mirası da katletmektedir." ​"İliç Felaketini Unutmadık" ​Proje alanının büyüklüğüne ve siyanür tehlikesine dikkat çeken CHP İl Başkanı, İliç’te yaşanan maden faciasını hatırlattı. Yaklaşık 2450 futbol sahası büyüklüğündeki bir alanda siyanür kullanılmasının büyük bir risk olduğunu ifade eden Yalaz, "Bilimden, akıldan ve kamu vicdanından kopan bu projede olası bir sızıntının bedeli ağır olur" uyarısında bulundu. ​20 Nisan’da Bilirkişi Keşfi Yapılacak ​Eskişehir’in genelinin maden sahası olarak ilan edildiğini hatırlatan Talat Yalaz, Alpagut’taki mücadelenin tüm şehir için kritik olduğunu söyledi. 20 Nisan’daki bilirkişi keşfinde sahada olacaklarını ilan eden Yalaz: ​"Alpagut’u tek başına değerlendirmemeliyiz. Alpagut’u verirsek Eskişehir’i de teslim etmiş oluruz. 20 Nisan’da orada olacağız. Sadece itiraz eden değil, haklarını savunan yurttaşlar olarak toprağımıza, suyumuza ve geleceğimize sahip çıkacağız" dedi.

Kamu Alanı Olarak Kalmalı! Haber

Kamu Alanı Olarak Kalmalı!

Odunpazarı Kent Konseyi, Yenidoğan Mahallesi’ndeki Eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınmasına sert tepki gösterdi. Başkan İsmail Kumru, "Bu alan ticari rant anlayışıyla değil, kamu yararı gözetilerek sağlık tesisi olarak değerlendirilmelidir" dedi. ​Eski Devlet Hastanesi Arazisi Özelleştiriliyor mu? ​Eskişehir’in kent hafızasında derin izler bırakan Odunpazarı Eski Devlet Hastanesi arazisinin, Cumhurbaşkanlığı kararıyla özelleştirme kapsamına alınması şehirde tartışma yarattı. Resmî Gazete’de yayımlanan karar sonrası alanın satış, kiralama veya işletme hakkı devri gibi yöntemlerle özelleştirilebilmesinin önü açıldı. ​Konuyla ilgili açıklama yapan Odunpazarı Kent Konseyi, bölge halkının yıllardır bu alanın yeniden bir devlet hastanesi veya modern bir sağlık tesisi olmasını beklediğini hatırlattı. ​"Kent Hafızası Ranta Kurban Edilmemeli" ​Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, alanın sadece ekonomik bir değer olmadığını, aynı zamanda binlerce Eskişehirlinin anılarını barındıran bir "kent hakkı" konusu olduğunu vurguladı. Kumru, açıklamasında şu noktaların altını çizdi: ​"Eski Devlet Hastanesi yalnızca bir yapı değil; kuşakların sağlık hizmeti aldığı, sosyal yaşamı şekillendiren kamusal bir mekândır. Bu alanın geleceği; kent hakkı, kamu yararı ve şehir planlama vizyonu açısından değerlendirilmelidir." ​Odunpazarı Kent Konseyi’nin 4 Temel Talebi ​Kent Konseyi, sürecin takipçisi olacaklarını belirterek yetkililere şu somut talepleri iletti: ​Kamusal Koruma: Alanın öncelikle kamusal kullanım amacıyla korunması. ​Sağlık Hizmeti: Bölgenin ihtiyacı doğrultusunda kamuya ait bir sağlık tesisi olarak planlanması. ​Şeffaflık: Karar süreçlerinin şeffaf yürütülmesi ve yerel paydaşların görüşlerinin alınması. ​Rant Karşıtlığı: Ticari rant odaklı yaklaşımlardan uzak durulması. ​Yetkililere Çağrı: "Halkın Beklentilerini Dikkate Alın" ​"Eskişehir’de Yaşamak" kültürünün kamusal alanların korunmasıyla mümkün olduğunu ifade eden konsey, merkezi idareyi ve yerel yetkilileri planlama yaklaşımını yeniden gözden geçirmeye davet etti. ​Haberin sonunda, Odunpazarı Kent Konseyi’nin Eskişehir’in ortak değerlerini savunmaya devam edeceği ve sürecin her aşamasını yakından takip edeceği kamuoyuna saygıyla duyuruldu.

Belediyenin Arsası Belediyede Kalmalıdır! Haber

Belediyenin Arsası Belediyede Kalmalıdır!

AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma, Odunpazarı Belediye Meclisi'nde gündeme gelen arsa satışı ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Odunpazarı Belediyesi’nin mülkiyetinde bulunan ve geçmişte vatandaşlarımızdan belediye hizmet binası yapılacağı gerekçesiyle kamulaştırılan arsanın yarısının, kat karşılığı bir modelle özel bir firmaya devredilerek hizmet binası yaptırılması yönündeki girişimi kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Öncelikle şunun altını çizmek isteriz: Bu arsa sıradan bir taşınmaz değildir. Bu arsa, yıllar önce “Odunpazarı’na hizmet edecek bir belediye hizmet binası yapılacak” denilerek kamulaştırılmıştır. Dahası, aynı gerekçeyle parsel bazlı kat artışı sağlanmış, yani imar düzenlemeleri de bu amaç doğrultusunda yapılmıştır. Bugün gelinen noktada ise belediyenin kendi mülkiyetindeki bu değerli arsanın yarısının özel bir mülkiyete devredilmesi planlanmaktadır. Bu yaklaşım, hem kamu yararı açısından hem de şehir planlama anlayışı bakımından doğru değildir. Çünkü Odunpazarı büyüyen bir ilçedir. Nüfusu artmakta, hizmet alanları genişlemekte ve belediyenin kurumsal kapasitesi her geçen yıl daha fazla mekânsal ihtiyacı beraberinde getirmektedir. Böylesi bir tabloda, uzun vadede belediyenin hizmet binasına olan ihtiyacının artacağı açıkken, belediyeye ait bir arsanın yarısının kalıcı şekilde elden çıkarılması geleceğe yönelik ciddi bir planlama hatası olacaktır. Ayrıca unutulmamalıdır ki; Vatandaşlardan “kamu hizmeti” gerekçesiyle alınmış bir arsanın daha sonra ticari bir ortaklık modeliyle kısmen özel mülkiyete devredilmesi, kamu vicdanını rahatsız eden bir durumdur. Kamu adına alınan bir mülkün yine kamu adına korunması esastır. Kamulaştırmanın amacı bağlayıcıdır. Kamulaştırma işlemi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında yapılır ve her kamulaştırmada bir kamu yararı vardır. Örneğin: - Belediye hizmet binası - Sosyal tesis - Park ya da yol Eğer kamulaştırma belediye hizmet alanı amacıyla yapılmışsa, idarenin bu alanı başka bir ticari amaca çevirmesi hukuken de tartışmalı hale gelir. Eski Maliklerin Hakkı Doğabilir: Kamulaştırılan alan amacına uygun kullanılmazsa eski maliklerin geri alma hakkı doğabilir. Bu hak yine 2942 sayılı kamulaştırma kanunu içinde düzenlenmiştir. Eski malikler “kamulaştırma amacı ortadan kalktı” diyerek dava açabilir. Bizim itirazımız sadece eleştirmek için değildir. Aynı zamanda daha doğru ve sürdürülebilir çözümler öneriyoruz: • Belediye hizmet binası arsa devri yapılmadan, farklı finansman modelleriyle yapılabilir. • Gerekirse proje etap etap gerçekleştirilebilir. • Belediyenin diğer mülkiyetleri satılarak veya yatırım bütçeleri planlanarak arsa kaybı yaşanmadan bir hizmet binası inşa edilebilir. • Merkezi idare destekleri ve uygun finansman kaynakları değerlendirilerek kamu mülkiyeti korunabilir. Odunpazarı’nın geleceği açısından doğru olan; belediyeye ait kıymetli arsaları azaltmak değil, kamu varlıklarını koruyarak çoğaltmaktır. Bizler, Odunpazarı’nın ortak değerlerinin korunması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle söz konusu planın yeniden değerlendirilmesini, kamu yararı gözetilerek belediyeye ait arsanın devredilmeden hizmet binası yapılacak şekilde yeni bir çözüm üretilmesini bekliyoruz."

Ormanlar Bir Kalem Darbesiyle Yok Edilemez! Haber

Ormanlar Bir Kalem Darbesiyle Yok Edilemez!

Cumhuriyet Halk Partisi Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu Basın Toplantısı konuşma metni. Konuşma esastır. CHP'li Rızvanoğlu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Mensupları, Bugün burada ormanlarımızın bir gecede arsa yapılmasına “dur” demek için toplandık. Hepiniz hoş geldiniz. Dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir kanun teklifi sunduk. Bu teklifle orman kanununda yer alan ek-16 maddesini yürürlükten kaldırmayı amaçlıyoruz. Neden mi ? Geçtiğimiz Cuma günü resmi gazetede bir Cumhurbaşkanı kararı yayınlandı. Bu karar tam 21 ili kapsıyor. Ve bu kararla yaklaşık 4 milyon 800 bin metrekare alan, bir çırpıda, bir gecede orman sınırları dışına çıkarıldı. Evet, bir gecede. Ve tek bir imzayla alındı bu karar. Bakın bu alan tam 670 futbol sahası büyüklüğünde. Ve o alanlara, bir sabah artık siz “orman değilsiniz” denildi. Buralar artık ARSA. Peki nasıl olabiliyor böyle bişey? Öncelikle 2018 yılında Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 maddesi, ormanlarımızı adeta merkezi bir idari tasarruf alanına dönüştürdü. Bu maddeyle birlikte Cumhurbaşkanlığına, zaman sınırlaması olmaksızın, orman alanlarını sınır dışına çıkarma yetkisi verildi. Ve Türkiye’de ormanların kaderi bilimsel raporlarla, ekolojik analizlerle, kamu yararı değerlendirmeleriyle değil; tek merkezli idari takdirle belirlenir bir hale geldi. Ancak mesele sadece bu son karar da değil. 2018’den bugüne kadar, Ek 16 ile ilgili 30’dan fazla karar çıktı. O tarihten buyana orman vasfı dışına çıkarılan toplam alan, yaklaşık 5 bin 310 hektara ulaştı. Bu ne demek biliyor musunuz? Neredeyse Belgrad Ormanı büyüklüğünde bir alanın sistem dışına itilmesi demek. Üstelik keyfi bir şekilde. Bakın soralım, Ek-16 maddesiyle: • Bilimsel zorunluluk aranıyor mu? Hayır! • Bağımsız ekolojik etki değerlendirmesi yapılıyor mu? Tabi ki Hayır! Belirleyici olan tek şey, bir idari TAKDİR. Cumhurbaşkanının bir kalem darbesi. Ve bu kararların önünde hiçbir hukuki fren de yok. Şimdi soruyorum: Bu atılan imzaların, bu idari tasarrufların Anayasa’nın ruhuyla uzaktan yakından bir ilgisi var mı? Anayasa’nın 169. maddesi, devlete çok net bir ödev yükler: 'Ormanları koruyacak ve genişleteceksiniz.' Peki, biz sahada ne görüyoruz? Koruma kalkanının her gün biraz daha aşındırıldığını görüyoruz. Orman sınırlarının sistematik bir şekilde daraltıldığını görüyoruz. Bunun en vahim örneği İzmir Bayraklı’da yaşandı. Danıştay’ın 'hukuka aykırı' bulup iptal ettiği bir karar, sanki yargı hiç konuşmamış gibi, aynı alan için yeniden önümüze getirildi. Hem de o toprağın bir kısmı geçtiğimiz ağustos ayında yangınla kavrulmuşken! Oysa aynı 169. madde, 'Yanan alanlar başka hiçbir amaçla kullanılamaz; o toprağa tekrar orman dikilir' diyerek, bize anayasal bir güvence veriyor. Ancak bu madde bugün sadece kâğıt üzerinde duran bir temenniden ibaret kalmış durumda. Yargı kararlarının yok sayıldığı, anayasal korumanın 'idari inatlaşma' ile devre dışı bırakıldığı bir düzenin adı hukuk devleti olamaz. Bugün, hukuk devleti ilkesinin ormanlarımızla birlikte nasıl erozyona uğradığına tanıklık ediyoruz. Ve iktidar bize sıkça şu masalı anlatıyorlar: 'Endişelenmeyin, kestiğimizin yerine, yenisini dikeriz.' Orman, raftan alıp başka yere koyabileceğiniz taşınabilir bir eşya değil. Orman; o toprağın rengi, o vadinin rüzgârı, o gölün sükuneti ve o canlıların yuvasıdır. Bir ekosistemi yerinden koparıp başka bir yerde 'telafi' edemezsiniz. Bu ormanı öldürüp yerine bir maket koymaktan farksızdır. Peki, soruyorum: İstanbul’daki ormanı yok edip başka bir şehre fidan dikince telafi etmiş mi oluyorsunuz? Karadeniz’in ekosistemini İç Anadolu’ya taşıyınca aynı etki mi olacağınızı sanıyorsunuz? Üstelik bu kararlar birer istisna değil, aksine bir alışkanlık haline geldi. Hükümet, 'yaptım oldu' anlayışıyla, adeta bir kalem darbesiyle ormanlarımızı haritadan siliyor. Neden? Çünkü denetleyen yok. Bu kararın ekolojik faturası nedir?' diye soran bir bilimsel süzgeç yok. Karar alınıyor, orman sahneden çekiliyor; kaybeden ise ağaçlar değil, hepimiz oluyoruz. Bunun için biz Ek-16 maddesinin yürürlükten kaldırılması amacıyla kanun teklifimizi verdik. Dedik ki: • Ormanların geleceği tek bir kişinin takdirine bırakılamaz. • Süreç bilimsel ölçütlere dayanmalı dedik. • Bağımsız teknik değerlendirme zorunlu olmalı dedik. bunun için ek 16 maddesi orman kanunundan kaldırılsın dedik. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz doğayı ekonomik bir rezerv alanı olarak gören anlayışın tam karşısındayız. Biz doğayı koruyan, kamu yararını esas alan bir anlayışı savunuyoruz. Ve açıkça söylüyoruz: Ormanlar bir kalem darbesiyle yok edilemez. Bu ülkenin ormanları arsa değildir. Bu ülkenin doğası idari tasarruf alanı değildir. Bu ülkenin geleceği tek bir imzaya bırakılamayacak kadar kıymetlidir. Ve hiç kimse bu ülkenin ormanları üzerinde sınırsız yetkiye sahip değildir. Hepinize dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Alpu Ovasında Bir Hukuk Zaferi Daha! Haber

Alpu Ovasında Bir Hukuk Zaferi Daha!

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Alpu Termik Santrali projesine karşı yürüttüğü hukuk mücadelesinde bir büyük kazanım daha elde edildi. Bursa Bölge İdare Mahkemesi, Danıştay'ın bozma kararına uyarak, verimli tarım arazilerinin enerji üretim alanı olarak kullanılmasına izin veren işlemleri iptal etti. Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi sınırlarında yer alan Sepetçi ve Margı mahallelerindeki tarım arazilerinin; Alpu Termik Santrali, ek tesisleri ve kül depolama sahası olarak kullanılmasına yönelik verilen "tarım dışı kullanım" izinlerine karşı açılan davada karar verildi. Mahkeme, bölgenin tarımsal bütünlüğünün korunmasına hükmetti. DANIŞTAY’IN "BOZMA" KARARI SÜRECİ BELİRLEDİ Daha önce Eskişehir 2. İdare Mahkemesi tarafından reddedilen ve ardından istinaf başvurusu da olumsuz sonuçlanan dava, belediyenin ısrarlı takibi sonucu Danıştay'a taşınmıştı. Danıştay Onuncu Dairesi'nin 25 Eylül 2025 tarihli bozma kararı, sürecin seyrini değiştirdi. Bursa Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdari Dava Dairesi, Danıştay’ın bu kararına uyarak dosyayı yeniden inceledi ve ilk derece mahkemesinin ret kararını kaldırarak söz konusu idari işlemlerin iptaline oybirliğiyle karar verdi. "ÇED OLUMLU" KARARI OLMAYAN PROJE UYGULANAMAZ Mahkeme kararında, projenin en temel dayanaklarından biri olan "ÇED Olumlu" kararının daha önce yargı yoluyla iptal edildiği ve bu iptalin kesinleştiği hatırlatıldı. Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelikler uyarınca; hukuken geçerli bir ÇED kararı bulunmayan bir projenin hayata geçirilemeyeceği, dolayısıyla bu projeye istinaden verilen tarım dışı kullanım izinlerinin de uygulama kabiliyetinin kalmadığı vurgulandı. BÜYÜK OVA KORUMA ALANI VURGUSU Kararın gerekçesinde; söz konusu alanın büyük bir kısmının "Alpu Büyük Ova Koruma Alanı" içerisinde kaldığı, termik santral gibi kirletici tesislerin bölgedeki tarımsal bütünlüğü bozacağı ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratacağı, projenin; Özelleştirme Kararı, Çevre Düzeni Planı değişikliği ve acele kamulaştırma gibi diğer tüm ayaklarının da yargı kararlarıyla iptal edilmiş olması nedeniyle projenin gerçekleştirilmesinde kamu yararı bulunmadığı belirtildi. “KENTİMİZİ VE GELECEĞİMİZİ SAVUNACAĞIZ” Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Alpu Ovası’nı korumak için yürüttüğümüz hukuk mücadelesinde bir önemli kazanım daha elde ettik. Bursa Bölge İdare Mahkemesi, verimli tarım arazilerinin termik santral enerji üretim alanı olarak kullanılmasına izin veren işlemleri iptal ederek; Beyazaltın ve Kozlubel mahallelerimizdeki tarım alanlarının korunmasına hükmetti. Alpu Büyük Ova Koruma Alanı’nda tarımın, doğanın ve yaşamın yanında durmaya, kentimizin geleceğini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.” dedi.

TGS Hakkı Sağlam’a Yönelik Saldırıyı Kınadı Haber

TGS Hakkı Sağlam’a Yönelik Saldırıyı Kınadı

Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilciliği Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakkı Sağlam’a yönelik saldırıyı kınadı. TGS Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü meslektaşımız Hakkı Sağlam’a yönelik gerçekleştirilen saldırıyı Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir Temsilciliği olarak en güçlü biçimde kınıyoruz. Gazeteciler, halkın haber alma hakkı için görev yapan, kamu yararı doğrultusunda çalışan meslek insanlarıdır. Meslektaşlarımıza yönelik her türlü şiddet ve tehdit, yalnızca bireylere değil; doğrudan basın özgürlüğüne ve demokratik toplum düzenine yönelmiş açık bir saldırıdır. Meslektaşımızın görevini yerine getirdikten sonra hedef alınması, gazetecilerin can güvenliği sorununun geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu saldırının faillerinin bir an önce yakalanmasını ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını talep ediyoruz. Gazetecilere yönelik şiddetin cezasız kalmaması, benzer saldırıların önlenmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Yetkilileri sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz. Meslektaşımız Hakkı Sağlam’a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, basın özgürlüğü ve gazetecilerin güvenli çalışma hakkı için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.