SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kamu Yararı

Porsuk Haber Ajansı - Kamu Yararı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Yararı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Belediyenin Arsası Belediyede Kalmalıdır! Haber

Belediyenin Arsası Belediyede Kalmalıdır!

AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma, Odunpazarı Belediye Meclisi'nde gündeme gelen arsa satışı ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Odunpazarı Belediyesi’nin mülkiyetinde bulunan ve geçmişte vatandaşlarımızdan belediye hizmet binası yapılacağı gerekçesiyle kamulaştırılan arsanın yarısının, kat karşılığı bir modelle özel bir firmaya devredilerek hizmet binası yaptırılması yönündeki girişimi kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Öncelikle şunun altını çizmek isteriz: Bu arsa sıradan bir taşınmaz değildir. Bu arsa, yıllar önce “Odunpazarı’na hizmet edecek bir belediye hizmet binası yapılacak” denilerek kamulaştırılmıştır. Dahası, aynı gerekçeyle parsel bazlı kat artışı sağlanmış, yani imar düzenlemeleri de bu amaç doğrultusunda yapılmıştır. Bugün gelinen noktada ise belediyenin kendi mülkiyetindeki bu değerli arsanın yarısının özel bir mülkiyete devredilmesi planlanmaktadır. Bu yaklaşım, hem kamu yararı açısından hem de şehir planlama anlayışı bakımından doğru değildir. Çünkü Odunpazarı büyüyen bir ilçedir. Nüfusu artmakta, hizmet alanları genişlemekte ve belediyenin kurumsal kapasitesi her geçen yıl daha fazla mekânsal ihtiyacı beraberinde getirmektedir. Böylesi bir tabloda, uzun vadede belediyenin hizmet binasına olan ihtiyacının artacağı açıkken, belediyeye ait bir arsanın yarısının kalıcı şekilde elden çıkarılması geleceğe yönelik ciddi bir planlama hatası olacaktır. Ayrıca unutulmamalıdır ki; Vatandaşlardan “kamu hizmeti” gerekçesiyle alınmış bir arsanın daha sonra ticari bir ortaklık modeliyle kısmen özel mülkiyete devredilmesi, kamu vicdanını rahatsız eden bir durumdur. Kamu adına alınan bir mülkün yine kamu adına korunması esastır. Kamulaştırmanın amacı bağlayıcıdır. Kamulaştırma işlemi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında yapılır ve her kamulaştırmada bir kamu yararı vardır. Örneğin: - Belediye hizmet binası - Sosyal tesis - Park ya da yol Eğer kamulaştırma belediye hizmet alanı amacıyla yapılmışsa, idarenin bu alanı başka bir ticari amaca çevirmesi hukuken de tartışmalı hale gelir. Eski Maliklerin Hakkı Doğabilir: Kamulaştırılan alan amacına uygun kullanılmazsa eski maliklerin geri alma hakkı doğabilir. Bu hak yine 2942 sayılı kamulaştırma kanunu içinde düzenlenmiştir. Eski malikler “kamulaştırma amacı ortadan kalktı” diyerek dava açabilir. Bizim itirazımız sadece eleştirmek için değildir. Aynı zamanda daha doğru ve sürdürülebilir çözümler öneriyoruz: • Belediye hizmet binası arsa devri yapılmadan, farklı finansman modelleriyle yapılabilir. • Gerekirse proje etap etap gerçekleştirilebilir. • Belediyenin diğer mülkiyetleri satılarak veya yatırım bütçeleri planlanarak arsa kaybı yaşanmadan bir hizmet binası inşa edilebilir. • Merkezi idare destekleri ve uygun finansman kaynakları değerlendirilerek kamu mülkiyeti korunabilir. Odunpazarı’nın geleceği açısından doğru olan; belediyeye ait kıymetli arsaları azaltmak değil, kamu varlıklarını koruyarak çoğaltmaktır. Bizler, Odunpazarı’nın ortak değerlerinin korunması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle söz konusu planın yeniden değerlendirilmesini, kamu yararı gözetilerek belediyeye ait arsanın devredilmeden hizmet binası yapılacak şekilde yeni bir çözüm üretilmesini bekliyoruz."

Ormanlar Bir Kalem Darbesiyle Yok Edilemez! Haber

Ormanlar Bir Kalem Darbesiyle Yok Edilemez!

Cumhuriyet Halk Partisi Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu Basın Toplantısı konuşma metni. Konuşma esastır. CHP'li Rızvanoğlu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Mensupları, Bugün burada ormanlarımızın bir gecede arsa yapılmasına “dur” demek için toplandık. Hepiniz hoş geldiniz. Dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir kanun teklifi sunduk. Bu teklifle orman kanununda yer alan ek-16 maddesini yürürlükten kaldırmayı amaçlıyoruz. Neden mi ? Geçtiğimiz Cuma günü resmi gazetede bir Cumhurbaşkanı kararı yayınlandı. Bu karar tam 21 ili kapsıyor. Ve bu kararla yaklaşık 4 milyon 800 bin metrekare alan, bir çırpıda, bir gecede orman sınırları dışına çıkarıldı. Evet, bir gecede. Ve tek bir imzayla alındı bu karar. Bakın bu alan tam 670 futbol sahası büyüklüğünde. Ve o alanlara, bir sabah artık siz “orman değilsiniz” denildi. Buralar artık ARSA. Peki nasıl olabiliyor böyle bişey? Öncelikle 2018 yılında Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 maddesi, ormanlarımızı adeta merkezi bir idari tasarruf alanına dönüştürdü. Bu maddeyle birlikte Cumhurbaşkanlığına, zaman sınırlaması olmaksızın, orman alanlarını sınır dışına çıkarma yetkisi verildi. Ve Türkiye’de ormanların kaderi bilimsel raporlarla, ekolojik analizlerle, kamu yararı değerlendirmeleriyle değil; tek merkezli idari takdirle belirlenir bir hale geldi. Ancak mesele sadece bu son karar da değil. 2018’den bugüne kadar, Ek 16 ile ilgili 30’dan fazla karar çıktı. O tarihten buyana orman vasfı dışına çıkarılan toplam alan, yaklaşık 5 bin 310 hektara ulaştı. Bu ne demek biliyor musunuz? Neredeyse Belgrad Ormanı büyüklüğünde bir alanın sistem dışına itilmesi demek. Üstelik keyfi bir şekilde. Bakın soralım, Ek-16 maddesiyle: • Bilimsel zorunluluk aranıyor mu? Hayır! • Bağımsız ekolojik etki değerlendirmesi yapılıyor mu? Tabi ki Hayır! Belirleyici olan tek şey, bir idari TAKDİR. Cumhurbaşkanının bir kalem darbesi. Ve bu kararların önünde hiçbir hukuki fren de yok. Şimdi soruyorum: Bu atılan imzaların, bu idari tasarrufların Anayasa’nın ruhuyla uzaktan yakından bir ilgisi var mı? Anayasa’nın 169. maddesi, devlete çok net bir ödev yükler: 'Ormanları koruyacak ve genişleteceksiniz.' Peki, biz sahada ne görüyoruz? Koruma kalkanının her gün biraz daha aşındırıldığını görüyoruz. Orman sınırlarının sistematik bir şekilde daraltıldığını görüyoruz. Bunun en vahim örneği İzmir Bayraklı’da yaşandı. Danıştay’ın 'hukuka aykırı' bulup iptal ettiği bir karar, sanki yargı hiç konuşmamış gibi, aynı alan için yeniden önümüze getirildi. Hem de o toprağın bir kısmı geçtiğimiz ağustos ayında yangınla kavrulmuşken! Oysa aynı 169. madde, 'Yanan alanlar başka hiçbir amaçla kullanılamaz; o toprağa tekrar orman dikilir' diyerek, bize anayasal bir güvence veriyor. Ancak bu madde bugün sadece kâğıt üzerinde duran bir temenniden ibaret kalmış durumda. Yargı kararlarının yok sayıldığı, anayasal korumanın 'idari inatlaşma' ile devre dışı bırakıldığı bir düzenin adı hukuk devleti olamaz. Bugün, hukuk devleti ilkesinin ormanlarımızla birlikte nasıl erozyona uğradığına tanıklık ediyoruz. Ve iktidar bize sıkça şu masalı anlatıyorlar: 'Endişelenmeyin, kestiğimizin yerine, yenisini dikeriz.' Orman, raftan alıp başka yere koyabileceğiniz taşınabilir bir eşya değil. Orman; o toprağın rengi, o vadinin rüzgârı, o gölün sükuneti ve o canlıların yuvasıdır. Bir ekosistemi yerinden koparıp başka bir yerde 'telafi' edemezsiniz. Bu ormanı öldürüp yerine bir maket koymaktan farksızdır. Peki, soruyorum: İstanbul’daki ormanı yok edip başka bir şehre fidan dikince telafi etmiş mi oluyorsunuz? Karadeniz’in ekosistemini İç Anadolu’ya taşıyınca aynı etki mi olacağınızı sanıyorsunuz? Üstelik bu kararlar birer istisna değil, aksine bir alışkanlık haline geldi. Hükümet, 'yaptım oldu' anlayışıyla, adeta bir kalem darbesiyle ormanlarımızı haritadan siliyor. Neden? Çünkü denetleyen yok. Bu kararın ekolojik faturası nedir?' diye soran bir bilimsel süzgeç yok. Karar alınıyor, orman sahneden çekiliyor; kaybeden ise ağaçlar değil, hepimiz oluyoruz. Bunun için biz Ek-16 maddesinin yürürlükten kaldırılması amacıyla kanun teklifimizi verdik. Dedik ki: • Ormanların geleceği tek bir kişinin takdirine bırakılamaz. • Süreç bilimsel ölçütlere dayanmalı dedik. • Bağımsız teknik değerlendirme zorunlu olmalı dedik. bunun için ek 16 maddesi orman kanunundan kaldırılsın dedik. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz doğayı ekonomik bir rezerv alanı olarak gören anlayışın tam karşısındayız. Biz doğayı koruyan, kamu yararını esas alan bir anlayışı savunuyoruz. Ve açıkça söylüyoruz: Ormanlar bir kalem darbesiyle yok edilemez. Bu ülkenin ormanları arsa değildir. Bu ülkenin doğası idari tasarruf alanı değildir. Bu ülkenin geleceği tek bir imzaya bırakılamayacak kadar kıymetlidir. Ve hiç kimse bu ülkenin ormanları üzerinde sınırsız yetkiye sahip değildir. Hepinize dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Alpu Ovasında Bir Hukuk Zaferi Daha! Haber

Alpu Ovasında Bir Hukuk Zaferi Daha!

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Alpu Termik Santrali projesine karşı yürüttüğü hukuk mücadelesinde bir büyük kazanım daha elde edildi. Bursa Bölge İdare Mahkemesi, Danıştay'ın bozma kararına uyarak, verimli tarım arazilerinin enerji üretim alanı olarak kullanılmasına izin veren işlemleri iptal etti. Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi sınırlarında yer alan Sepetçi ve Margı mahallelerindeki tarım arazilerinin; Alpu Termik Santrali, ek tesisleri ve kül depolama sahası olarak kullanılmasına yönelik verilen "tarım dışı kullanım" izinlerine karşı açılan davada karar verildi. Mahkeme, bölgenin tarımsal bütünlüğünün korunmasına hükmetti. DANIŞTAY’IN "BOZMA" KARARI SÜRECİ BELİRLEDİ Daha önce Eskişehir 2. İdare Mahkemesi tarafından reddedilen ve ardından istinaf başvurusu da olumsuz sonuçlanan dava, belediyenin ısrarlı takibi sonucu Danıştay'a taşınmıştı. Danıştay Onuncu Dairesi'nin 25 Eylül 2025 tarihli bozma kararı, sürecin seyrini değiştirdi. Bursa Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdari Dava Dairesi, Danıştay’ın bu kararına uyarak dosyayı yeniden inceledi ve ilk derece mahkemesinin ret kararını kaldırarak söz konusu idari işlemlerin iptaline oybirliğiyle karar verdi. "ÇED OLUMLU" KARARI OLMAYAN PROJE UYGULANAMAZ Mahkeme kararında, projenin en temel dayanaklarından biri olan "ÇED Olumlu" kararının daha önce yargı yoluyla iptal edildiği ve bu iptalin kesinleştiği hatırlatıldı. Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelikler uyarınca; hukuken geçerli bir ÇED kararı bulunmayan bir projenin hayata geçirilemeyeceği, dolayısıyla bu projeye istinaden verilen tarım dışı kullanım izinlerinin de uygulama kabiliyetinin kalmadığı vurgulandı. BÜYÜK OVA KORUMA ALANI VURGUSU Kararın gerekçesinde; söz konusu alanın büyük bir kısmının "Alpu Büyük Ova Koruma Alanı" içerisinde kaldığı, termik santral gibi kirletici tesislerin bölgedeki tarımsal bütünlüğü bozacağı ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratacağı, projenin; Özelleştirme Kararı, Çevre Düzeni Planı değişikliği ve acele kamulaştırma gibi diğer tüm ayaklarının da yargı kararlarıyla iptal edilmiş olması nedeniyle projenin gerçekleştirilmesinde kamu yararı bulunmadığı belirtildi. “KENTİMİZİ VE GELECEĞİMİZİ SAVUNACAĞIZ” Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Alpu Ovası’nı korumak için yürüttüğümüz hukuk mücadelesinde bir önemli kazanım daha elde ettik. Bursa Bölge İdare Mahkemesi, verimli tarım arazilerinin termik santral enerji üretim alanı olarak kullanılmasına izin veren işlemleri iptal ederek; Beyazaltın ve Kozlubel mahallelerimizdeki tarım alanlarının korunmasına hükmetti. Alpu Büyük Ova Koruma Alanı’nda tarımın, doğanın ve yaşamın yanında durmaya, kentimizin geleceğini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.” dedi.

TGS Hakkı Sağlam’a Yönelik Saldırıyı Kınadı Haber

TGS Hakkı Sağlam’a Yönelik Saldırıyı Kınadı

Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilciliği Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakkı Sağlam’a yönelik saldırıyı kınadı. TGS Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü meslektaşımız Hakkı Sağlam’a yönelik gerçekleştirilen saldırıyı Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir Temsilciliği olarak en güçlü biçimde kınıyoruz. Gazeteciler, halkın haber alma hakkı için görev yapan, kamu yararı doğrultusunda çalışan meslek insanlarıdır. Meslektaşlarımıza yönelik her türlü şiddet ve tehdit, yalnızca bireylere değil; doğrudan basın özgürlüğüne ve demokratik toplum düzenine yönelmiş açık bir saldırıdır. Meslektaşımızın görevini yerine getirdikten sonra hedef alınması, gazetecilerin can güvenliği sorununun geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu saldırının faillerinin bir an önce yakalanmasını ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını talep ediyoruz. Gazetecilere yönelik şiddetin cezasız kalmaması, benzer saldırıların önlenmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Yetkilileri sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz. Meslektaşımız Hakkı Sağlam’a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, basın özgürlüğü ve gazetecilerin güvenli çalışma hakkı için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

Seyitgazi'nin ve Çürüttüm Mahallesi’nin Geleceğini Korumaya Devam Edeceğiz Haber

Seyitgazi'nin ve Çürüttüm Mahallesi’nin Geleceğini Korumaya Devam Edeceğiz

Cumhuriyet Halk Partisi Seyitgazi İlçe Başkanlığı tarafından Çürüttüm Mahallesi’nde yapılması planlanan mermer ocağı projesi ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. CHP Seyitgazi İlçe Başkanı Selma Sara tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Cumhuriyet Halk Partisi Seyitgazi İlçe Başkanlığı olarak, Eskişehir ili Seyitgazi ilçesi Çürüttüm Mahallesi sınırlarında planlanan ve doğaya, su kaynaklarına, tarım alanlarına ve yaşam alanlarına telafisi mümkün olmayan zararlar vereceği bilimsel ve hukuki raporlarla açıkça ortaya konulan mermer ocağı projesine karşıyız. Bu kapsamda; Çürüttüm Mahallesi’nde muhtarımız Sayın Erkan Küçükyılmaz ve mahalle sakinlerimizin katılımıyla bir süreç değerlendirme toplantısı gerçekleştirdik. Toplantıda, söz konusu projenin yaratacağı çevresel, tarımsal ve sosyal tahribat tüm yönleriyle ele alınmış; Çürüttüm halkının haklı kaygıları ve talepleri dinlenmiştir. Çürüttüm sakinlerinin toprağına, suyuna ve yaşam alanlarına sahip çıkma konusundaki kararlı duruşu bir kez daha ortaya konmuştur. Eskişehir Büyükşehir Belediyemiz tarafından söz konusu proje hakkında açılan dava; yalnızca bir hukuki süreç değil, Seyitgazi’nin toprağını, suyunu, ormanlarını ve geleceğini koruma mücadelesidir. Bilimsel raporlar, hukuki değerlendirmeler ve kamu yararı ilkesi bu projenin kabul edilemez olduğunu açıkça göstermektedir. Cumhuriyet Halk Partisi Seyitgazi İlçe Başkanlığı olarak; Eskişehir Büyükşehir Belediyemizin açtığı davayı tam desteklediğimizi, bu hukuksuz projeye karşı her platformda kararlılıkla mücadele edeceğimizi ve Seyitgazi halkının, toprağının ve geleceğinin yanında durmaya devam edeceğimizi kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz. Doğayı yok sayan, halkın yaşam hakkını hiçe sayan hiçbir girişimi kabul etmiyoruz. Seyitgazi’nin dağları, ormanları, suyu ve tarım alanları sermayenin değil halkındır. Bu toprakları savunmak bizim için siyasi değil, vicdani ve tarihsel bir sorumluluktur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; yaşamı savunmaya, hukukun ve bilimin yanında durmaya, Seyitgazi’nin ve Çürüttüm’ün geleceğini kararlılıkla korumaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Alpu Ovası’nı Korumak, Eskişehir’in Geleceğini Korumaktır Haber

Alpu Ovası’nı Korumak, Eskişehir’in Geleceğini Korumaktır

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Danıştay 10. Dairesi’nin Alpu Ovası’na yapılması planlanan kömürlü termik santral projesine ilişkin verdiği bozma kararını değerlendirdi. Başkan Ataç, “Alpu Ovası’nı korumak, Eskişehir’in geleceğini korumaktır” dedi. Başkan Ataç, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: Danıştay 10. Dairesi’nin kararıyla Alpu Ovası’na kömürlü termik santral dayatmasının hukuki zemini bir kez daha çökmüştür. Bu karar yalnızca bir dava sonucu değil; Eskişehir’in toprağına, suyuna, havasına ve yaşam hakkına dair açık bir ilke beyanıdır. Danıştay’ın altını çizdiği gerçek nettir: Alpu Ovası, Büyük Ova Koruma Alanıdır. Bu statü, tarım arazilerinin bütünlüğünü ve toprağın tarımsal kimliğini korumayı kamunun ortak sorumluluğu haline getiren bağlayıcı bir güvencedir. Hiçbir siyasi hesap, hiçbir kısa vadeli çıkar, hiçbir “olur” yazısı bu gerçeğin üzerine örtü çekemez. Kararda açıkça vurgulanan riskler hepimizin hayatına dokunmaktadır. Kömürlü termik santral; hava, su ve toprak kirliliği demektir. Bu kirlilik; tarımsal üretimin zayıflaması, verim gücünün düşmesi, gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi ve halk sağlığının riske atılması anlamına gelir. Bugün bu ovada kaybedeceğimiz her şey, yarın soframızdan eksilecek ekmek; çocuklarımızın soluduğu havadan çalınacak sağlıktır. Kararın en kritik yönlerinden biri de, projenin ilerletilmesi adına üstün bir kamu yararı bulunmadığının tescillenmiş olmasıdır. Kamu yararı; toprağı geri dönülmez biçimde kirleten, suyu riske atan, havayı zehirleyen bir yaklaşımla kurulamaz. Kamu yararı yaşamı korumakla başlar; insanı, emeği ve üretimi yaşatmakla anlam kazanır. İklim krizi çağında tarım alanlarını korumak yalnızca çevre politikası değildir; ekonomik güvenlik, halk sağlığı ve toplumsal adalet meselesidir. Alpu Ovası’nı korumak; Eskişehir’in tarımsal üretimini, kırsal yaşamını, istihdamını ve geleceğe dair umudunu korumaktır. Bu kararın; Eskişehir’in Alpagut–Atalan ve Bozdağ bölgesinde gündeme gelen altın madeni arayışı gibi, doğayı ve yaşam alanlarımızı tehdit edebilecek tüm girişimlerde de hukukun, bilimin ve kamu yararının esas alınması adına emsal olmasını diliyorum. Bu mücadelede emeği geçen yurttaşlarımıza, meslek odalarına, sivil toplum kuruluşlarına, bilim insanlarına ve toprağına sahip çıkan üreticilerimize teşekkür ediyorum. Hukukun işaret ettiği bu doğrultunun gereği yapılmalı; Alpu Ovası üzerinde tarımsal varlığımızı ve yaşam hakkımızı tehdit eden her türlü girişimden kesin olarak vazgeçilmelidir. Alpu Ovası’nı korumak, Eskişehir’in geleceğini korumaktır.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.