SON DAKİKA
Hava Durumu

#Evrim Rızvanoğlu

Porsuk Haber Ajansı - Evrim Rızvanoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Evrim Rızvanoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rızvanoğlu: ''Kırşehir’in Bağrına Bir Hançer Saplanmak İsteniyor'' Haber

Rızvanoğlu: ''Kırşehir’in Bağrına Bir Hançer Saplanmak İsteniyor''

Cumhuriyet Halk Partisi Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, bugün Kırşehir’de bir dizi program gerçekleştirdi. Ziyaretlere CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan, CHP Kırşehir İl Başkanı Şeref Baran Genç ve Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu eşlik etti. Kırşehir’de yapılmak istenen madene karşı maden ruhsat alanı ve Seyfe Gölü’nde yerinde incelemeler yapıldı. Rızvanoğlu ve beraberindeki heyet, Karahıdır, Dalakçı, Karacaören ve Çimeli köylerini ziyaret ederek proje nedeniyle doğrudan etki altında kalacak köylerde yaşayan vatandaşlarla bir araya geldi. Genel Başkan Yardımcısı Rızvanoğlu, Kırşehir programına İl Başkanlığında yapılan karşılama ve değerlendirme toplantısı ile başladı. CHP örgütü ile gerçekleştirilen toplantıda kentin karşı karşıya bulunduğu çevresel tehditler ve madencilik baskısı üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. İl Başkanlığındaki görüşmelerin ardından heyet, Kırşehir Belediyesini ziyaret ederek Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu ile bir araya geldi. Belediyenin sürece dair hukuki ve idari girişimleri hakkında bilgi alındı. Ruhsat Sahasında ve Seyfe Gölü’nde Saha İncelemesi Ardından CHP heyeti, yapılmak istenen altın madeni projesinin ruhsat sahasında incelemelerde bulundu. Maden alanının 5.855 hektarlık büyüklüğü, meraların yok edilmesi, 650 hektarın üzerinde ekili alan kaybı, hayvancılığa darbe ve zorunlu göç riski heyet tarafından yerinde değerlendirildi. Heyet, gölün mevcut su kaybını ve kuruma riskini; planlanan madencilik faaliyetlerinin yaratacağı toz, titreşim, atık ve kimyasal yükü bütüncül biçimde değerlendirdi. Madenden Etkilenecek Köylere Ziyaret Rızvanoğlu ve beraberindeki heyet, Karahıdır, Dalakçı, Karacaören ve Çimeli köylerini ziyaret ederek proje nedeniyle doğrudan etki altında kalacak köylerde yaşayan vatandaşlarla bir araya geldi. Üreticilerin ve köylülerin kaygıları dinlendi; su kaynaklarının azalması, meraların kaybı ve geçim korkusu bire bir aktarıldı. Kent Konseyi ve Sivil Toplum Buluşması Programın devamında Kent Konseyi’nde sivil toplum kuruluşlarıyla geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. Çevre savunucuları, uzmanlar ve yurttaşlar maden projesine yönelik hukuki mücadeleyi, ÇED süreçlerindeki eksiklikleri ve toplumsal dayanışmayı değerlendirdi. Saha çalışmaları ve istişarelerin ardından Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, kamuoyuna yönelik kapsamlı bir açıklama yaptı. Basın açıklamasında konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Kırşehir’de planlanan altın madeni projesini sert sözlerle eleştirdi. Rızvanoğlu açıklamasında şunları ifade etti: “Kırşehir’in Bağrına Bir Hançer Saplanmak İsteniyor, Bu Hançerin Adı Altın Madeni” Rızvanoğlu, daha önce Çevre Bakanlığı İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu süreçlerinde Kırşehir halkı ile birlikte olduklarını hatırlatarak, bu kez yaşanacak yıkımı yerinde görmek, konuşmak ve dinlemek için sahada olduklarını belirtti. Heyetin Kent Konseyi, sivil toplum temsilcileri, Seyfe Gölü ve maden ruhsat alanında yürüttüğü incelemelere değinen Rızvanoğlu: “Bu proje yalnızca toprağı değil; tarımı, suyu, hayvancılığı, geçimi ve geleceği hedef alıyor. Bu bir yatırım değil, bir çevre sürgünü hazırlığıdır.” dedi. Rızvanoğlu, “süper izin” adıyla bilinen düzenlemelerin Türkiye’yi tarım alanı, mera ve sulak alan ayrımı gözetmeksizin baştan başa bir ruhsat sahasına dönüştürdüğünü, maden projelerinin artık bilimsel ve kamusal denetimden kaçırıldığını vurguladı. Açıklamasında madenin ekonomik ve sosyal etkilerini dile getiren Rızvanoğlu, 5.855 hektarlık ruhsat alanının sekiz bin futbol sahası büyüklüğünde olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu: “Bu proje hayata geçerse en az 650 hektar tarım alanı yok olacak, meralar talan edilecek, küçükbaş hayvancılık yarı yarıya düşecek. Bu yalnızca ekonomik kayıp değil; her biri bir aile, bir işletme, bir yaşam demektir.” “En Büyük Risk Su Üzerinedir” Altın madeni faaliyeti ile Kırşehir’in su güvenliğinin doğrudan tehdit altında olacağını belirten Rızvanoğlu: “Yeraltı suyu zaten yetmiyor. DSİ yeni kuyu açamıyor, mevcut arıtma tesisi su bulunamadığı için kapasitesini dolduramıyor. Hal böyleyken madene su tahsis etmek, Kırşehir’in geleceğini kuraklığa mahkûm etmek demektir. Yetmiyor. Maden için su bulunsun diye gözler Kırıkkale’deki Kapulukaya Barajı’na dikiliyor. Kızılırmak Havzasından endüstriyel amaçlı su tahsisi kapalı. Evet TÜPRAŞ’a tahsis edilen bir durum var ama devredilmesi yasak. Yasak demişken, kağıt üzerinde yasak, pratikte “bir şey olmaz” denilerek zorlanan bir hukuksuzluk tablosu var. Kızılırmak yalnız Kırşehir’in değil, Ankara’nın da suyudur. Kızılırmak’ı besleyen derelerden sızacak bir kirlilik sadece bu ovada kalmayacak- Kızılırmak havzasından su alan tüm kentleri etkileyecek. Buradan sormak istiyorum: Devlet sahip çıkmazsa kim sahip çıkacak Kırşehir’in suyuna? dedi. “Seyfe Gölü Çöküşün Eşiğinde” Rızvanoğlu konuşmasında Ramsar koruması altındaki Seyfe Gölü’nü özel olarak vurguladı: “Bugün bile su kaybı yaşayan göl, patlatmalarla, tozla, kimyasalla ölümüne sürüklenecek. Göçmen kuşlar atık havuzlarına konmaya başlayacak; göç yolları ölüm yollarına dönüşecek.” Yılda 552 patlatmanın ve günde dört bin kamyon hareketinin planlandığını ifade eden Rızvanoğlu, bunun Kırşehir’in yaşam alanlarını paramparça edecek bir takvim olduğunu belirtti. “Bu Proje Halkın İradesine Rağmen Dayatılıyor” Rızvanoğlu, Kırşehir Belediyesinin süreç dışına itilmek istenmesine rağmen hukuki mücadeleyi kararlılıkla yürüttüğünü söyledi. Kent Konseyi, parti örgütü, milletvekili ve sivil toplumun omuz omuza hareket ettiğini vurguladı. “Toprak kaybı, suyun yok oluşu, üretimin çöküşü, göç baskısı, Seyfe Gölü’nün ölümü, Kızılırmak Havzasının riske atılması… Bütün bilimsel veriler bu riskleri gösteriyor. Ve bir gerçek var: Kırşehir halkı bu madeni istemiyor.” Rızvanoğlu 2500 imzanın toplandığını hatırlattı ve hukuki girişimlerin devam ettiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Biz bu madeni istemiyoruz. Bilimi, hukuku ve kamu yararını savunuyoruz. Bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Kırşehir’in suyuna, toprağına, tarımına, hayvancılığına ve çocuklarının yarınlarına hep birlikte sahip çıkıyoruz. Kırşehir halkı yalnız değildir, Kırşehir sahipsiz değildir. Kırşehir ruhsatlara teslim olmayacaktır.”

CHP'li Rızvanoğlu: "Samsun’un Zehirlenmesine İzin Vermeyeceğiz" Haber

CHP'li Rızvanoğlu: "Samsun’un Zehirlenmesine İzin Vermeyeceğiz"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu Samsun’da bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretlere CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, CHP Parti Meclisi Üyesi Nazan Güneysu, CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ eşlik etti. Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Samsun’da bir dizi temas ve incelemede bulundu. Rızvanoğlu’nun Samsun programı, çevre, halk sağlığı ve kamusal denetim vurgusunun öne çıktığı ziyaretlerle tamamlandı. İl Başkanlığında Karşılama ve Değerlendirme Toplantısı Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Samsun programına Cumhuriyet Halk Partisi Samsun İl Başkanlığı ziyaretiyle başladı. Rızvanoğlu’nu İl Başkanlığında; CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, CHP Parti Meclisi Üyesi Nazan Güneysu, CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, Samsun İl Yönetim Kurulu üyeleri ve partililer karşıladı. İl Başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda Samsun’un çevresel sorunları, Karadeniz kıyılarında yürütülmek istenen projeler ve doğa hakları kapsamında yürütülecek mücadele değerlendirildi. “Samsun, Kurtuluşun Başladığı Şehirdir” Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Samsun’un tarihsel ve simgesel önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Cumhuriyet Halk Partisi MYK Üyesi ve Doğa Hakları ile Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak ilk ziyaretimi Samsun’a yapıyorum. Çünkü Samsun, kurtuluş iradesinin doğduğu, bu ülkenin kaderinin değiştiği şehirdir.” Karadeniz Kıyısındaki Kimyasal Depolama Projesine Sert Tepki Rızvanoğlu, Eti Bakır A.Ş. tarafından planlanan ve ‘Depolama Amaçlı İlave Dolgu Alanı’ adı altında sunulan projeye ilişkin ciddi uyarılarda bulundu. Projenin Karadeniz kıyısında yaklaşık 900 bin metreküp kimyasal maddenin depolanmasını öngördüğünü vurgulayan Rızvanoğlu, bunun halk sağlığı ve çevre açısından büyük riskler barındırdığını ifade etti. “Asit ve ağır metal içeren maddelerin deniz doldurularak kıyıya taşınması kabul edilemez. Bu yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir tehdittir.” “Kalkınma, Doğayı ve İnsanı Feda Etmek Değildir” CHP’li Rızvanoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kalkınma anlayışının net olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Biz üretime ve kalkınmaya karşı değiliz. Ancak çevreyi, suyu, toprağı ve halk sağlığını geri dönülmez biçimde riske atan hiçbir adıma rıza göstermeyiz. Gerçek kalkınma, kamusal sorumlulukla doğayı ve insanı koruyabilmektir.” Hukuksuzluğa Net Uyarı Rızvanoğlu tesis özelinde atık yönetimi konusunda da uyarıda bulunarak “Ayrıca bu tesis özelinde hukukun ve yönetmeliklerin arkasından dolanarak yapılacak her türlü müdahale takibimiz altındadır. Samsun’un zehirlenmesine izin vermeyeceğiz.” ÇED Süreci İçin Açık Çağrı Genel Başkan Yardımcısı Rızvanoğlu, projeye ilişkin ÇED sürecinin yeniden ele alınması gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı: “ÇED süreci katılımcı biçimde, bağımsız bilim insanlarıyla yeniden yürütülmelidir. Zemin etütleri kapsamlı şekilde yapılmalıdır.” Rızvanoğlu, denetim mekanizmalarının bilinçli biçimde devre dışı bırakıldığına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Bir başka temel sorun da denetim meselesidir. Bugün karşımızda olan şey bir proje hatasından çok daha fazlasıdır; bu, iktidarın doğaya bakış açısının sonucudur. İktidar, doğayı korunacak ortak bir yaşam alanı olarak değil, sınırsızca kullanılabilecek bir rant alanı olarak görmektedir.” Murat Çan: Samsun Hak Ettiği Değeri Alamıyor CHP Samsun Milletvekili Murat Çan da toplantıda yaptığı açıklamada, Samsun’un iktisadi potansiyeline ve yaşanan adaletsizliğe dikkat çekti. Cumhuriyet Halk Partisi olarak kent vizyonlarının net olduğunu vurgulayan Çan, şunları söyledi: “Samsun özelinde parti olarak bizim önceliğimiz her zaman kentimizin iktisadi potansiyelini ileriye taşımak olmuştur. Endüstri, lojistik, etkin ve kalıcı yatırımlar ile tarımsal üretimi öncelemek ve bunları Samsun’a kazandırmak temel hedefimizdir.” Samsun’un Türkiye’nin en büyük metropollerinden biri ve Karadeniz Bölgesi’nin her yönüyle cazibe merkezi olduğunu hatırlatan Çan, buna rağmen kentin güç kaybettiğini belirtti: “Bu kent bütün avantajlarına rağmen hakkını alamıyor, aksine değer ve güç kaybediyor. Bunun en somut örneği dış ticaret verileridir. Bu yılın ilk 9 ayında Türkiye’nin dış ticaret hacmi 267 milyar dolara ulaşmışken, Samsun’un payı yalnızca 1,2 milyar dolar olmuştur. Yani yüzde yarımlık bir paydan söz ediyoruz.” “İktidar Haksızlığı Derinleştiriyor, Ekolojik Yıkım Artıyor” Bu orantısızlığın giderilmesinin CHP’nin temel önceliği olduğunu vurgulayan Murat Çan, iktidarın yaklaşımını şu sözlerle eleştirdi: “Biz Samsun yönünden oluşan bu haksızlığı gidermeyi öncelik olarak görürken, iktidar bu adaletsizliği sürdürülebilir kılmaya odaklanmıştır. Üstelik kentin varlıklarını ve zenginliklerini yağmalayan, yok eden bir program uygulanmaktadır.” Sanayi yatırımlarının yoğunlaştığı bölgelerde yaşanan çevresel tahribata da dikkat çeken Çan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sanayi yatırımlarının yoğunlaştığı bu bölgede yaşanan ekolojik yıkım da bu sürecin bir parçasıdır. Samsun’un kalkınması, doğasının yok edilmesi üzerinden tarif edilemez.” Program Kapsamında Kurumsal Ziyaretler Evrim Rızvanoğlu, Samsun programı kapsamında CHP Tekkeköy İlçe Başkanlığını ziyaret etti. Muhtarlarla saha buluşması gerçekleştiren Rızvanoğlu, ardından Samsun Barosu Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran ve avukatlarla bir araya geldi. Rızvanoğlu ayrıca Samsun Akademik Odalar Birliği ve Çevre Platformu Başkanı Prof. Dr. Canan Seren ve yönetimiyle toplantı yaparak Samsun’un çevresel sorunları ve Karadeniz kıyılarında yürütülmek istenen projeler hakkında görüş alışverişinde bulundu. “Samsun’un ve Karadeniz’in Yanındayız” Ziyaretlerin sonunda konuşan Rızvanoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin doğa hakları mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini vurgulayarak, Samsun’un ve Karadeniz’in geleceğini tehdit eden her girişimin karşısında olacaklarını ifade etti. Program, basın bilgilendirme toplantısı ile sona erdi.

CHP’li Rızvanoğlu: "Faiz Bütçesi Büyüyor, İklim ve Çevre Bütçesi Küçülüyor" Haber

CHP’li Rızvanoğlu: "Faiz Bütçesi Büyüyor, İklim ve Çevre Bütçesi Küçülüyor"

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Başkanlığı bütçe görüşmelerinde konuştu. Konuşmasında, görüşülen bütçenin iklim kriziyle mücadeleyi öncelemediğini, aksine krizin maliyetini vatandaşların sırtına yükleyen bilinçli bir siyasi tercih olduğunu söyledi. Çevre ve iklim bütçesinin reel olarak daraltıldığına, 2053 net sıfır hedefinin söylem düzeyinde kaldığına ve doğanın rant odaklı bir anlayışla yönetildiğine dikkat çekti. “Bu tablo kuru bir istatistik değildir” Rızvanoğlu, bütçenin iklim krizini önlemeye yönelik bir irade taşımadığını vurgulayarak “Bugün görüştüğümüz bütçe iklim krizini ciddiye alan bir bütçe değil, bedeli halka yükleyen bir tercihtir. Daha geçenlerde, Dünya Meteoroloji Örgütü, 2025 yılının kayıtlara geçen en sıcak yıllardan biri olduğunu açıkladı ama asıl vahim olan ve ısrarla görmek istemediğiniz, ülkemizdeki sıcaklık artışının dünya ortalamasının üzerinde izlediği. Bu durumu kuru bir veri olarak algılamayın, bunlar kuruyan göllerdir, yanan ormanlardır, sel altında kalan mahallelerdir, bunlar borçlanan çiftçidir, göç etmek zorunda kalan gençtir. İklim krizi artık gelecek kuşakların meselesi de değildir, iklim krizi tam da bugünün meselesidir; ekonomi, güvenlik ve adalet meselesidir ve bu nedenle bugün görüştüğümüz bütçe teknik nedenlerin değil, siyasi tercihlerin sonucudur.” dedi. “Çevre ve iklim bütçesi reel olarak küçültülüyor” Bütçe kalemlerinin iktidarın önceliklerini açıkça ortaya koyduğunu belirten Rızvanoğlu “Geçen yıl sürdürülebilir çevre ve iklim değişikliği programına ayrılan kaynak 19,4 milyar liraydı. Bütçe yüzde 28 arttı, faiz yüzde 40 arttı ama her ne hikmetse iklim programı sadece yüzde 2,6 azaldı. Bu, enflasyon etkisiyle yüzde 30-35 azalış demek, niçin böyle bir şey oluyor? Çünkü iktidar çevreyi de iklimi de umursamadığı için; hem de dünyanın en çok ısınan ülkelerinden bir tanesinde. Yani, iktidar bize şunu söylüyor: ‘Krizler olduktan sonra müdahale edeceğiz, bedelini de daha yüksek bir maliyetle bu halka ödeteceğiz’” ifadesini kullandı. “2053 net sıfır söylemde var” Rızvanoğlu, iktidarın 2053 net sıfır hedefini sürekli dile getirdiğini ancak bu hedefi destekleyecek somut bir yol haritası ortaya koymadığını ifade ederek “iktidar bu kürsüde sürekli 2053 net sıfır hedeflerinden bahsediyor. Peki, biz bu hedefe nasıl ulaşacağız? Hedef takibi yapan kurumlar açıkça, Türkiye'nin net sıfıra en uzak 10 ülkeden 1'i tanesi olduğunu söylüyor. İktidar hâlen mutlak azaltım hedefini koymuyor, artış hızını az biraz yavaşlatmayı da bizlere ‘başarı’ diye sunuyor; bu yaklaşım sadece çevreyi değil, sanayiyi, ihracatı, istihdamı da etkiliyor ve bilim ne diyor biliyor musunuz? "İklim krizine zamanında yatırım yapmayan ülkeler ilerleyen yıllarda en ağır ekonomik kayıpları yaşayacaklardır." diyor yani bugün iklim krizini önemsemeyen her bir karar yarın bu Meclisin çatısı altında bizlere çok daha büyük bir hasar faturası olarak geri gelecek.” dedi. “Doğa rant alanı olarak görülüyor” İktidarın çevre politikalarını eleştiren Rızvanoğlu, maden ruhsatları ve denetimsiz yatırımlara dikkat çekerek “Bütçede çevreyi küçülten bir iktidarın sahada çevreyi korumasını bekleyemiyoruz. Bu iktidar doğayı sınırsızca tüketecek bir rant alanı olarak görüyor. Ülkenin neredeyse üçte 1'i maden ruhsatlarına açıldı. Sadece Artvin ilinde toprakların yüzde 71'i maden ruhsatlı. Süper izin düzenlemeleriyle çevresel denetim fiilen ortadan kaldırıldı, bilim insanlarının uyarıları, kamu yararı, halkın itirazları sistematik bir biçimde devre dışı bırakıldı. Bilim insanlarının Kanal İstanbul gibi ‘yüksek risk’ dediği kurumların olumsuz görüş verdiği yatırımlar da ısrarla onaylanmaya devam ediyor.” ifadesini kullandı. “Türkiye adım adım Avrupa’nın atık deposu haline getiriliyor” Suların, havanın ve toprağın hızla kirletildiğini vurgulayan Rızvanoğlu “Geleceğimiz, şirket çıkarları uğruna ipotek altına alınıyor ama yine yetmiyor; sularımız hızla kirleniyor, denizlere atık boşaltımını kolaylaştıran yönetmelikler hızla devreye sokuluyor, nehirler can çekişiyor. Bakın, Gerede Çayı, Ergene Nehri zehir saçıyor ama bu da yetmiyor; Avrupa'nın kendi toprağında istemediği atıklar Türkiye'ye gönderiliyor. Bir yandan, hâlen tam anlamıyla hayata geçirilmemiş depozito sistemiyle sürekli övünülüyor, diğer yandan, Türkiye adım adım Avrupa'nın atık deposu hâline geliyor. Dünya Sağlık Örgütüne göre, bir tane temiz havaya sahip ilimiz yok ve iktidar kalkıyor, tüm bunlara çevre politikası diyor. Bu ülkede 186 göl kurmuşken, on binlerce hektar orman yangınlarda kaybedilmişken siz bu bütçeye iklim kriziyle mücadele bütçesi falan diyemezsiniz arkadaşlar.” dedi. “COP31 vitrin siyaseti değil, sorumluluk ister” Antalya’da yapılacak COP31’e de değinen Rızvanoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “İktidar, önümüzdeki sene Antalya'da gerçekleşecek COP31 Başkanlığıyla övünüyor. Tabii ki bu çok da olumlu bir gelişme, bir şey demiyoruz ama iklim liderliği yapacak olan ülke önce kendi ülkesindeki emisyonlarını düşürecek, evine misafir çağırıp onlara tahrip olmuş ormanları, kirli suları, kuruyan gölleri, maden ruhsatlarını göstermek iklim liderliği falan değildir; bu bir vitrin siyasetidir. İşte, tam da bu nedenle değerli milletvekilleri, bu tablo, bu bütçe, bu anlayış iklim krizini yönetemez.” “Cumhuriyet Halk Partisi hazır” Açıklamasının sonunda CHP’nin çevre ve iklim politikalarına ilişkin net bir mesaj veren Rızvanoğlu “Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak hazırız. Bu ülkenin doğasını rant düzenine teslim etmeyeceğiz. Millî parklar, sulak alanlar, tabiat alanlarını daraltan değil, bilimsel ölçütlerle genişleten bir anlayışı hayata geçireceğiz. Türkiye'nin suyunu havza bazlı, kamucu ve korumacı bir sistemle yöneteceğiz. Temiz havayı artık lüks olmaktan çıkaracağız, hava kalitesi ağlarını her yerde genişleteceğiz ve verilerini şeffafça vatandaşlarımızla paylaşacağız. ÇED süreçlerini göstermelik olmaktan çıkaracağız. Yeşil dönüşümü bir slogan değil, adalet temelli bir kalkınma programı olarak yapacağız. Madenciliği doğayla, toplumla, emekle barışık bir yapıya kavuşturacağız. CHP iktidarında doğa korunacak, emek korunacak, yaşam korunacak yeter ki siz bu milletin önüne sandığı getirin.” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.