SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hukuk Devleti

Porsuk Haber Ajansı - Hukuk Devleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Devleti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de 29 Ekim Cumhuriyet Yürüyüşü Düzenlenecek Haber

Eskişehir’de 29 Ekim Cumhuriyet Yürüyüşü Düzenlenecek

ÇYDD Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla düzenlenecek Cumhuriyet Yürüyüşü’ne tüm Eskişehirlileri davet etti. Yürüyüş, saat 15.00’te Ulus Anıtı önünden başlayacak. Eskişehir’de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 103. yıl dönümü kapsamında Cumhuriyet Yürüyüşü düzenlenecek. Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Eskişehir Şubesi ve Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Eskişehir Şubesi öncülüğünde gerçekleştirilecek yürüyüş için tüm Eskişehirlilere katılım çağrısı yapıldı. Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Binası’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan ÇYDD Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen yaptığı açıklamada, Cumhuriyet’in kuruluşunun 103. yıl dönümünün halkla birlikte büyük bir coşkuyla kutlanacağı belirtti. Cumhuriyet Yürüyüşü Saat 15.00’te Başlayacak 29 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek Cumhuriyet Yürüyüşü, saat 15.00’te Ulus Anıtı önünde başlayacak. Buluşmanın ardından kurumlar adına basın açıklaması yapılacak. Yürüyüş programı, Vilayet Meydanı’nda gerçekleştirilecek saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla sona erecek. Açıklamada, Cumhuriyet’in bağımsızlığın, toplumsal barışın ve ekonomik kalkınmanın güvencesi olduğu vurgulandı. Başta Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş Savaşı’nda bağımsızlık uğruna mücadele eden kahramanlar da saygıyla anıldı. “Cumhuriyetimizi Sonsuza Dek Yaşatma Kararlılığımızı Paylaşacağız” Cumhuriyet’in kazanımlarının Türkiye’nin çağdaş geleceği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılığın bir kez daha ifade edileceği belirtildi. Açıklamada, Mustafa Kemal Atatürk’ün 103 yıl önce açtığı çağdaş ve aydınlık yoldan alınan güçle Cumhuriyet’i sonsuza dek yaşatma kararlılığının paylaşılacağı ifade edildi. Eskişehirlilere Bayrak ve Atatürk Posteri Çağrısı Cumhuriyet Bayramı’nın kent genelinde coşkuyla kutlanması amacıyla Eskişehirlilere evlerine Türk bayrakları asma çağrısı yapıldı. Vatandaşların yürüyüşe Türk bayrakları ve Atatürk posterleriyle katılması istendi. Açıklama, “Cumhuriyetimizin ışığı hiç sönmeyecek” mesajıyla sona erdi. Cumhuriyet Yürüyüşü, 29 Ekim Perşembe günü saat 15.00’te Ulus Anıtı önünden başlayacak.

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak" Haber

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak"

Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki göstererek kararın özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef aldığını savundu. Yumrukaya, “Gerçekler hapsedilemez. Türkiye susmayacak, millet susmayacak” dedi. Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin yaptığı açıklamada iktidarı eleştirdi. Türkiye’de siyasi yargı operasyonları, basına yönelik baskılar ve kayyım uygulamalarının devam ettiğini öne süren Yumrukaya, Halk TV’ye yönelik kararın yalnızca bir medya kuruluşunu değil, basın özgürlüğünü ve vatandaşların haber alma hakkını da ilgilendirdiğini ifade etti. Siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve basın mensuplarının temsilcilerine seslenen Yumrukaya, ülkenin her sabah yeni bir hukuksuzluk iddiasıyla karşı karşıya kaldığını savundu. Halk iradesini hedef alan uygulamaların, gazetecilere yönelik baskıların ve kayyım kararlarının toplumun farklı kesimlerini etkilediğini belirten Yumrukaya, demokratik hakların korunması gerektiğini vurguladı. “Halk TV’ye yönelik karar özgür basını hedef alıyor” Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösteren Bayram Yumrukaya, kararın zamanlamasına da dikkat çekti. Yumrukaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bu hukuksuzlukların son halkası olarak dün şafak vakti, polis baskınıyla, pek çok yayın diliminde Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı olan Halk TV’ye kayyım atanmıştır. Bu karar yalnızca Halk TV’yi değil, aynı zamanda özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef almaktadır. Seçime giderken muhalefetin sesini kısmak, milletin özgürce seçim yapma hakkına el uzatmaktır.” İktidarın amacının mevcut düzeni sürdürmek olduğunu ileri süren Yumrukaya, devletin imkânlarının belirli çıkarları korumak için kullanıldığını iddia etti. Özgür basının susturulmaya ve değişim isteyen vatandaşların umutsuzluğa sürüklenmeye çalışıldığını savunan Yumrukaya, bu tür uygulamaların demokratik süreçlere zarar verdiğini dile getirdi. İmamoğlu’nun savunma sürecine dikkat çekti Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin kararın zamanlamasını Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreciyle ilişkilendirdi. İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün böyle bir karar alınmasını eleştiren Yumrukaya, devam eden siyasi davalarla ilgili kamuoyunun bilgi edinme hakkının önemine işaret etti. Yumrukaya, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “590 gündür savunma yapmayı bekleyen Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun Silivri zindanında savunmasının başladığı gün bu karar alınmıştır. Tarihimizin en büyük siyasi davalarından biri sürerken halkın haber alma hakkına yapılan bu saldırı, davanın hukuksuzluğunu ve siyasi bir operasyon olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” Yumrukaya, yaşanan gelişmelerin basın özgürlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, vatandaşların siyasi gelişmeler hakkında özgür ve bağımsız kaynaklardan bilgi alabilmesinin önemini vurguladı. Fon krizi ve ekonomik mağduriyet iddialarını gündeme getirdi Bayram Yumrukaya, açıklamasında kamuoyunda tartışılan fon krizine de değindi. Söz konusu kriz nedeniyle yüz binlerce vatandaşın mağdur olduğunu ileri süren Yumrukaya, gelişmelerin üzerinin örtülmeye çalışıldığını iddia etti. Yumrukaya, “Asrın vurgunu olan fon krizinin iktidar kadrolarıyla ilişkisinin ortaya çıktığı bir dönemde bu karar alınmıştır. 500 bine yakın yurttaşın doğrudan soyulduğu, aileleriyle birlikte milyonlarca yurttaşın mağdur edildiği bu büyük soygunun üzeri örtülmeye çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı. Fon krizine ilişkin değerlendirmelerini siyasi eleştirileri kapsamında dile getiren Yumrukaya, kamuoyunu ilgilendiren iddiaların açıklığa kavuşturulması ve vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini savundu. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine vurgu yaptı Yumrukaya, açıklamasında Türkiye’nin uluslararası ilişkileri ve yurt dışına asker gönderilmesine yönelik tartışmalara da yer verdi. Meclis’e sunulan bir anlaşma metni bulunmadığını ileri sürdüğü bir süreçte Mehmetçiğin Yemen’e gönderilmesinin tartışılmasını eleştiren Yumrukaya, konunun kamuoyundan uzaklaştırılmaya çalışıldığını iddia etti. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine dikkat çeken Yumrukaya, uluslararası anlaşmalar ve yurt dışına asker gönderilmesi gibi konularda anayasal süreçlerin önemini vurguladı. İktidarın dış politikaya ilişkin kararlarının Meclis denetimi ve demokratik tartışma çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti. “İktidar tükenmiştir, saldırganlığı bundandır” Türkiye’nin 81 ilinde farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarla birlikte demokrasi ve özgürlükler konusunda ortak bir duruş sergilediklerini belirten Yumrukaya, iktidara yönelik eleştirilerini sürdürdü. Yumrukaya, “İktidar tükenmiştir. Tükendiğinin farkındadır. Saldırganlığı bundandır” sözleriyle siyasi değerlendirmesini dile getirdi. Yargı, kolluk kuvvetleri ve kayyım uygulamaları üzerinden toplumun iradesinin yönlendirilebileceğini düşünenlerin yanıldığını savunan Yumrukaya, demokratik hakların korunmasının önemine dikkat çekti. “Gerçekler hapsedilemez” Açıklamasının sonunda Halk TV çalışanları başta olmak üzere tüm basın emekçileriyle dayanışma mesajı veren Bayram Yumrukaya, basın özgürlüğünün demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Yumrukaya, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Özgür basın sansüre boyun eğmez. Gerçekler hapsedilemez. Halk TV’nin, özgür basının ve tüm basın emekçilerinin yanındayız. Türkiye’nin her bir köşesinde umudu örgütlemeye, demokrasiye ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi karanlığa hapsetmeye çalışanları mutlaka yeneceğiz. Türkiye susmayacak, millet susmayacak.”

​"Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana" Forumu Gerçekleştirildi Haber

​"Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana" Forumu Gerçekleştirildi

Eskişehir’deki Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana Forumu”, siyasetin, medyanın ve toplumun önde gelen isimlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. YENİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu ve Gazeteci İsmail Arı’nın konuşmacı olarak yer aldığı forumda, Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik kriz, otoriter rejim tartışmaları, basın özgürlüğüne yönelik baskılar ve bu tablodan çıkış yolu olarak birleşik muhalefetin inşa edilmesi gerektiği masaya yatırıldı. ​Forumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu, Türkiye’nin varoluşsal bir süreçten geçtiğini belirterek söze başladı. Türkiye’nin dört bir yanında sürdürülen emek ve demokrasi mücadelesine katılanların ortak bir siyasi geleceği kurmak üzere bir araya geldiğini ifade eden Erdoğdu, başkanlık rejimi adı altında devlet kurumlarının tek kişinin siyasi iradesine ve çıkar gruplarının soygun düzenine bağlandığını vurguladı. Son dönemde gündeme gelen fon krizinin, küresel kapitalizmin "hiper finansallaşma" ve "gazino kapitalizmi" eğilimlerinden bağımsız olmadığını dile getiren Erdoğdu, Amerika Birleşik Devletleri’nde şirketlerin kendi hisselerini geri alarak (buyback) değerlerini şişirme operasyonlarının 1 trilyon dolara ulaştığını hatırlattı. Türkiye’deki fon krizinin bundan farklı olarak organize bir suç örgütlenmesi olduğunu savunan Erdoğdu, "Temel mekanizma 'bul karayı, al parayı' değil, 'bul sarayı, al parayı' mekanizmasıdır; arkasında mafyanın gücü, kara para aklama ve devlet içi yapılar vardır" dedi. Günter Reimann’ın "Vampir Ekonomisi" kavramına atıfta bulunan Erdoğdu, ihale kayırmacılığı ve kamu kaynaklarının şeffaf olmayan kullanımıyla modern bir vampir sistemi kurulduğunu, bu düzenin sürdürülebilmesi için sendikaların zayıflatıldığını, basının denetim işlevinin daraltıldığını ve yargı bağımsızlığının aşındırıldığını ifade etti. Mücadelenin sadece geçim koşullarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Erdoğdu, Eskişehir’deki emek ve demokrasi birikiminin önemine dikkat çekerek kitlesellikten siyasi sonuca geçişin örgütlenmesi gerektiğini vurguladı. Laiklik, demokratik ve sosyal hukuk devleti, eşit yurttaşlık ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri etrafında geniş bir demokratik uzlaşma çağrısı yapan Erdoğdu, seçim hazırlıklarının bugünden halkın örgütlü gücünü büyütmek anlamına geldiğini sözlerine ekledi. ​Toplantıda söz alan Gazeteci İsmail Arı ise Türkiye’de yargı eliyle bir korku imparatorluğu yaratılırken bağımsız medyanın yok edilmek istendiğini söyledi. Medya için çok kritik bir eşiğin aşıldığını belirten Arı, Halk TV ve Sözcü TV gibi en fazla izlenen kanalların iktidar ortakları tarafından hedef gösterildiğini, T24 haber sitesinin savunma hakkı bile verilmeden Sulh Ceza Hakimliği kararıyla kapatıldığını, Cumhuriyet, Evrensel ve Sol Haber gibi köklü mecraların sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirildiğini hatırlattı. Son bir ayda 7 gazetecinin tutuklandığını, Fatih Ergin, Barış Terkoğlu, Oya Lale Özanar, Furkan Karabay ve Suat Toktaş gibi isimlerin yanı sıra sosyal medyada video çeken 23 gençlerin dahi uydurma gerekçelerle cezaevine konulduğunu ifade eden Arı, sadece geçen ay 1200 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini vurguladı. Toplumun yargıya olan güveninin tükendiğini belirten Arı, bu baskılara karşı boyun eğmemek ve omuz omuza direnmek gerektiğini dile getirdi. ​Forumun kapanış konuşmasını gerçekleştiren YENİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Doç. Dr. Gökhan Günaydın, konuşmasına tahliye edilen mizahisyen Deniz Göktaş’ı selamlayarak başladı. Derdinin şahıslar değil, dünyada ve Türkiye’de kurulan rejim olduğunun altını çizen Günaydın, dünyada küreselleşmenin yerini alan tekno-oligarşi, bölgeselleşme ve hegemonya krizine dikkat çekti. ABD’nin dünyadaki maliyetli askeri varlığından çekilerek yerini vekil devletlere ve "hayırsever monarşi" tasarımlarına bıraktığını belirten Günaydın, Türkiye siyasetinde geçmişten bugüne aktörlerin nasıl konum değiştirdiğini örneklerle anlattı. 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sürecinde Saraçhane’deki barikatları yıkan İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin ve sokaktaki gençlerin mücadelesine vurgu yapan Günaydın, yeni bir dünyanın ancak kadınların, gençlerin ve emekçilerin dışarıdan siyasete yön vermesiyle kurulabileceğini ifade etti. ​Son dönemde artan sosyal medya yasaklarına ve Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yetkilerine değinen Günaydın, muhalif seslerin susturulmak istendiğini belirtti. Meclis’te ikinci parti grubu olarak Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruları hatırlatan Günaydın, basın özgürlüğü, haber alma hakkı ve hakları gasbedilen tüm kesimlerle birlikte 7 Ekim Çarşamba günü saat 12.00’de Anayasa Mahkemesi önünde buluşma çağrısı yaptı. "Sokağa sahip çıkmak, mahalleye, fabrikaya, tarlaya sahip çıkmaktır" diyen Günaydın, doğrudan demokrasiyi yeniden inşa etmek zorunda olduklarını belirtti. Konuşmasının sonunda erken seçim ve anayasa tartışmalarına değinen Günaydın, Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için gereken hamlelere karşı YENİ Parti olarak sapasağlam duracaklarını ve diğer siyasi partilerin de bu konuda taviz vermemesi gerektiğini vurgulayarak katılımcılara teşekkür etti. Forumda siyasi parti, sivil toplum kuruluşları, odalar ve sendikaların temsilcileri de söz alarak gündeme ilişkin görüşlerini dile getirdi.

Başkan Kurt: “Bağımsızlık Ruhumuz, Cumhuriyet’e ve Demokrasiye Olan İnancımızdır” Haber

Başkan Kurt: “Bağımsızlık Ruhumuz, Cumhuriyet’e ve Demokrasiye Olan İnancımızdır”

Eskişehir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yıl dönümü kutlanıyor. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, yayımladığı mesajda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan bu büyük zaferin, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin en önemli göstergelerinden biri olduğunu vurguladı. “Eskişehir’imizin düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yılını, büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz. 2 Eylül 1922, yalnızca Eskişehir’in işgalden kurtarıldığı tarih değildir. 2 Eylül; bağımsızlığın, halkın kendi geleceğine sahip çıkmasının ve hiçbir gücün millet iradesinin üzerinde olamayacağının simgesidir” diyen Başkan Kurt, mesajına şu sözlerle devam etti: “Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde verilen Kurtuluş Savaşı, bizlere bağımsız bir ülke ve Cumhuriyet’i armağan etti. Bugün bize düşen görev ise bu büyük mirasa sahip çıkmak; Cumhuriyetimizi demokrasi, laiklik, hukuk devleti ve sosyal adalet temelinde daha da güçlendirmektir. Eskişehir, kurtuluş gününden bugüne özgürlükten, çağdaşlıktan ve Cumhuriyet değerlerinden yana tavrıyla Türkiye’nin aydınlık kentlerinden biri olmuştur. Bizler de Eskişehir’in bu güçlü birikimini geleceğe taşımak için çalışmaya, halkımızın iradesini ve kentimizin ortak değerlerini savunmaya devam edeceğiz. Aradan 104 yıl geçmesine rağmen biliyoruz ki bağımsızlık yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer değil, her gün savunulması gereken bir değerdir. Cumhuriyet’i demokrasiyle buluşturmak, hukukun üstünlüğünü yeniden egemen kılmak, emeğin hakkını korumak ve halkın söz ve karar sahibi olduğu bir Türkiye’yi kurmak hepimizin sorumluluğudur. Bu duygu ve düşüncelerle Eskişehir’imizin kurtuluşunun 104’üncü yılını kutluyor; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, kurtuluş mücadelemizin tüm kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Yaşasın bağımsızlık, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Eskişehir!”

Başkan Kurt: “Daha Özgür, Daha Eşit ve Daha Güzel Bir Türkiye İçin Çalışacağız” Haber

Başkan Kurt: “Daha Özgür, Daha Eşit ve Daha Güzel Bir Türkiye İçin Çalışacağız”

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınladı. 30 Ağustos 1922’nin bir milletin bağımsızlık ve özgürlük uğruna verdiği büyük mücadelenin zaferle taçlandığı gün olduğunu vurgulayan Başkan Kurt mesajında şu sözlere yer verdi; “Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kazanılan Büyük Zafer, yalnızca askeri bir başarı değil; milletimizin kendi geleceğini kendi elleriyle belirleme kararlılığının da en güçlü göstergesidir. 30 Ağustos; vatanımıza, bağımsızlığımıza ve Cumhuriyetimize sahip çıkma irademizi yeniden hatırladığımız, başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu toprakları bize vatan yapan tüm kahramanlarımızı minnet ve saygıyla andığımız anlamlı bir gündür. Bizlere düşen görev, Büyük Zafer’in ardından kurulan Cumhuriyetimizi çağdaş, demokratik ve sosyal hukuk devleti anlayışıyla geleceğe taşımak; hukukun üstünlüğünü, adaleti ve hukuk devleti ilkesini her koşulda savunmak, Atatürk’ün gösterdiği hedefler doğrultusunda daha özgür, daha eşit ve daha güzel bir Türkiye için çalışmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, Büyük Taarruz’un 104. yıl dönümünde 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor; Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarını ve aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Yaşasın bağımsızlık! Yaşasın Cumhuriyet!”

Milletvekili İbrahim Arslan'dan Çerçeve Yasa'ya Hayır Haber

Milletvekili İbrahim Arslan'dan Çerçeve Yasa'ya Hayır

Yeni Parti Parti Meclisi üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelen ve çerçeve yasa olarak adlandırılan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ne hayır oyu vereceğini açıkladı. Milletvekili Arslan yaptığı açıklamada, mevcut iktidarın politikalarını eleştirilerek sorunun yeni yasa metinleri eksikliği değil, mevcut Anayasa ve hukukun uygulanmaması olduğu vurguladı. ​"Hedef Değil, Yöntem Tartışılmalı" ​Ortak hedefin silahların susması, terörün sona ermesi ve kalıcı toplumsal barışın sağlanması olduğunu belirten İbrahim Arslan açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Silahların susması, terörün sona ermesi, kardeşliğin güçlenmesi ve kalıcı toplumsal barışın sağlanması hepimizin ortak hedefidir. Tartışılması gereken hedef değil; bu hedefe hangi hukuk, demokrasi ve siyasal anlayışla ulaşılacağıdır. Herhangi bir kesimin hak ve özgürlüklerinin genişletilmesine değil; hukukun, demokrasinin ve özgürlüklerin herkes için eşit ve eksiksiz uygulanmamasına itiraz ediyorum. ÖNCE ANAYASA, ÖNCE HUKUK Süreç Komisyonu raporunun 7. bölümünde hukuk devleti, millet egemenliği, kuvvetler ayrılığı, temel hak ve özgürlükler ile AYM ve AİHM kararlarına uyulması vurgulanıyor. Bunların hiçbiri yeni değildir. Hepsi zaten Anayasanın ve demokratik Cumhuriyetin gereğidir. Oysa iki yıldır bunun tam tersini yaşıyoruz. Anayasa ve bağlayıcı yargı kararları yok sayılıyor; kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı aşındırılıyor. Seçilmişlere yönelik tutuklamalar, kayyımlar ve muhalefeti kuşatan operasyonlarla seçme-seçilme hakkı, ifade özgürlüğü ve milli irade baskı altına alınıyor. Sorun yeni hukuk metinlerinin eksikliği değil; Anayasanın ve mevcut hukukun uygulanmamasıdır. TOPLUMSAL BARIŞ, SİYASAL HESAPLARIN ARACI OLAMAZ İktidar, önümüzdeki dönemin siyasal denklemini bugünden kurmaya çalışıyor. Anayasa, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Meclis çoğunluğu bu hesabın önemli parçalarıdır. Toplumsal barış gibi tarihsel bir mesele, iktidarın ömrünü uzatacak bir siyasal mühendisliğin aracına dönüştürülemez. Bir kesime uzatılan el, diğer kesime yöneltilen hukuk sopasıyla aynı anda var olamaz. ÖLÇÜ NETTİR Demokrasi bölünemez. Hukuk seçici uygulanamaz. Milli irade, iktidarın işine geldiğinde hatırlanamaz. Toplumsal barışın yolu siyasal mühendislikten değil; uygulanan Anayasadan, hukuk devletinden, özgürlükten, eşit yurttaşlıktan ve millet iradesinden geçer. Bu gerekçelerle, mevcut haliyle Çerçeve Yasa’ya HAYIR diyorum."

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç CHP’den İstifa Etti Haber

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç CHP’den İstifa Etti

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, uzun yıllardır bünyesinde yer aldığı Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ettiğini ve siyasi hayatına yeni bir siyasi teşekkül olan YENİ Parti çatısı altında devam edeceğini açıkladı. ​Başkan Ahmet Ataç, yaptığı yazılı açıklamayla istifa kararını ve gerekçelerini kamuoyuyla paylaştı. ​Başkan Ahmet Ataç'ın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; ​"1972 yılından bu yana üyesi olduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etme kararı almış bulunuyorum. ​Bugüne kadar sürdürdüğüm siyasi yaşamımda kişilerin, makamların ve dönemsel siyasi hesapların değil; ilkelerin belirleyici olması gerektiğine inandım. ​Cumhuriyetin temel değerlerine bağlılık, demokrasi, hukuk devleti, laiklik, adalet ve insan hakları benim için siyasi koşullara göre değişebilecek tercihler değil; vazgeçilmez ilkelerdir. Mutlak butlan kararı ve sonrasında yaşanan gelişmeler Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılmamın en büyük sebebidir. ​Bugün bir siyasi partideki üyeliğimi sonlandırırken, siyasi mücadelemi sonlandırmıyorum. Aksine, bugüne kadar savunduğum ilkeleri, birikimimi ve halka hizmet anlayışımı yeni bir siyasal zeminde sürdürme iradesini ortaya koyuyorum. ​Bu doğrultuda siyasi yoluma Sayın Özgür Özel liderliğinde YENİ Parti çatısı altında devam edeceğim. ​YENİ Parti’de sürdüreceğim siyasi mücadelemin temelinde aynı ilkeler bulunacaktır. Dün olduğu gibi bugün de pusulam Cumhuriyetimizin kurucu değerleri ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş ve demokratik Türkiye idealine bağlılıktır. Bu ilkelere bağlılığım dün olduğu gibi bugün ve yarın da devam edecektir. ​Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım. ​Yolumuz açık, umudumuz büyük olsun."

Baro Başkanı Barış Günaydın 12. Yargı Paketini Değerlendirdi Haber

Baro Başkanı Barış Günaydın 12. Yargı Paketini Değerlendirdi

Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, kamuoyunda merakla beklenen 12. Yargı Paketi ve hukuki gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yargıda hız ve etkililiği artırmayı hedefleyen yeni düzenlemelerin detaylarını paylaşan Günaydın; miras davalarından IBAN dolandırıcılığına, yargı bağımsızlığından torba yasa eleştirilerine kadar birçok önemli konuya değindi. Baro Başkanı Günaydın, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "12. yargı paketlerine alıştık ama son dönemde kısaca onlardan bahsedeyim. Özellikle Sayın Adalet Bakanı'nın açıklamasıyla yargıda etkililik ve hızlanma dedi. Yansıyan maddelere baktığımızda 2 duruşma arasında verilen sürenin arasının 3 ayı geçmeyeceği hükme bağlandı. Özellikle hakim ve savcıların hukuki bilgi ile çözecekleri davada bilirkişiye başvurmamaları, başvurmaları halinde birtakım yaptırımlar olacak. Hukuki bilgi ile çözecek bir konu için bilirkişiye artık gidilemeyecek. Bu yasada da böyleydi ama onun için birtakım yaptırımlar öngörüldü. Yine hızlanmaya yönelik olarak maddelere baktığımızda idare ve vergi mahkemelerinde belli başlı, özellikle miktarı 486 bin liranın altında kalan bazı davalar, tam yargı davaları ve özellikle memur davaları gibi idare mahkemesinde çok sıklıkla karşılaşılan davaların tek hakimle, heyetle değil de tek hakimle karara bağlanması hükme kavuşturuldu. Usul hükümleri açısından keşif ve bilirkişi gibi bazı eksiklikler varsa da bunların istinaf aşamasında tamamlanması, yani yargıya bir hız ve etkililik kazandırma anlamında adımlar atıldı. Belki kamuoyunun yakından beklediği bir konu vardı, o da miras yoluyla taşınmazların satış ihalesine sadece mirasçıların girmesidir. Bu durum biraz kötüye kullanılmıştı. İzale-i şuyu, yani ortaklığın giderilmesi davasında bu tür ihalelere ihaleye fesat karıştırmak gibi konularda ilk ihaleye sadece mirasçıların girmesi düzenlemesi getirildi. Bu önemli bir konudur. Aile yadigarı yerlerin kalmasını mirasçılar satın almak istiyorlar. Dolayısıyla ilk ihaleye sadece mirasçıların girmesi sağlandı. Belirsiz alacak davaları vardı, bunlar kaldırıldı. Bu ne demek? Daha önce açılan kısmi dava artık açılabilecek ve 1 kez ıslah yoluyla bu dava arttırılabilecek. Bir önemli konu daha var. Bunu çok sıklıkla dile getirmiştik. Özellikle dolandırıcılık konusunda da sık sık sizler aracılığıyla uyardık. Kişilerin IBAN'larını, banka kartlarını ve kredi kartlarını birilerine kullandırtmaları nedeniyle açılan davalarda, sadece bununla sınırlı kalınıyorsa 1/2 oranında ceza indirimi söz konusudur. Bu konu tekrar önemlidir. Gerçekten "Bir şey olmaz." deyip banka kartının ve IBAN'ın paylaşılması çok büyük riskleri beraberinde getiriyor. Genel olarak bunu değerlendirmem gerekirse hız ve etkililik dedik ama önemli olan yargının hızlanması ve etkinliği midir, yoksa gerçekten adil bir karar verilebilmesi midir? Adaletin hızlanması ve etkinliği güzeldir ama gerçekten adil kararlar verilebiliyor mu? Son yaşadığımız olaylar bence bunu gösteriyor. Yargı bağımsızlığının güçlenmesi, tarafsızlığının, hukuk devleti ilkesinin ve hukukun üstünlüğünün gerçekleşmesi için vatandaşın adalete olan güveninin artması gerekiyor. Dolayısıyla hukukun üstünlüğünün gerçek anlamda hissedilmesi gerekiyor. Hızlanma olduğu kadar adil yargılanma hakkının da korunması gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum." Çerçeve yasa dediğimiz bu tür paketler için kullanılan bir durumdur. Dolayısıyla her yasanın kendi içindeki değişiklikleri ilgili kurullarla, paydaşlarıyla, barolarla yahut o konunun ilgilileriyle yapılması gerekir. Çerçeve bir düzenleme kişiye özgü düzenlemeleri beraberinde getirmemelidir. Dolayısıyla Avukatlık Kanunu'nda bir değişiklik yapılacaksa veya Ceza Kanunu'nda yapılacaksa bunu mutlaka ilgililerinin yapıp o kanunda bir değişiklik yapılması gerekir. Ya da topyekün bir değişiklik olacaksa tüm tarafların ve paydaşların görüşlerinin alınması gerekiyor. Şimdi bu konu çok fazla gündeme getirildi. Terörsüz Türkiye ile ilgili biliyorsunuz daha önce meclis yapılarıyla da ilgili oldu. Bir af gibi de düşünülüyor ama bütün bunlar bir yana, siyasal yaklaşımla hukukun ayrılması gerekir. Bu son zamanlarda çok sıklıkla görüyoruz. Siyasetin artık elini hukuktan çekmesi lazımdır. Hukuki düzenlemelerle sadece siyasal saiklerle bir sonuç doğuracak yapının artık bırakılması gerektiğini düşünüyorum. Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili Barolar ve Barolar Birliği görüşünü dile getirdi. Bazı barolar ve Barolar Birliği bu konudaki hassasiyetini dile getirdi. Yeniden bir çalışma olduğunda böyle bir durum şu an gündemimizde yoktur. Bu daha önceki süreçte Türkiye Barolar Birliği tarafından hem yazılı olarak hem de sözlü olarak katılarak dile getirilmişti"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.