SON DAKİKA
Hava Durumu

#Chp

Porsuk Haber Ajansı - Chp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Eskişehir Milletvekili Süllü: “Yıllardır Aynı Cümleleri Duymaktan Bıktık!” Haber

CHP Eskişehir Milletvekili Süllü: “Yıllardır Aynı Cümleleri Duymaktan Bıktık!”

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde yaşanan tıkanıklığa dikkat çekerek, “Çifte standardı mazeret olarak kabul etmiyoruz. Biz kendi ev ödevimizi yapalım, her yıl aynı eleştirileri duymayalım. Vize serbestisi hakkı için eksik kalan kriterleri tamamlayalım” dedi. CHP Eskişehir Milletvekili ve TBMM Avrupa Birliği (AB) Uyum Komisyonu Üyesi Jale Nur Süllü, komisyonun Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay’ın bilgilendirmesiyle gerçekleştirilen toplantısında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin mevcut durumunu değerlendirdi. Süllü, AB’nin çifte standart uyguladığı yönündeki değerlendirmelere katıldığını ancak bunun Türkiye'deki sorunları açıklamak için mazeret olarak kullanılmaması gerektiğini ifade ederek, "Biz aslında son üç dört yıldır hep aynı şeyleri dinliyoruz. Evet, bir çifte standart olduğunu kabul ediyoruz, ona söyleyecek bir şeyimiz yok. Ama biz siyasi muhalefet partileri olarak Türkiye koşullarında çifte standarda o kadar alışkınız ki bunun uygulanmasına da alışkınız. Bunu mazeret olarak kabul etmiyoruz, açık ve net olarak söyleyeyim" dedi. “TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ KARŞILIKLI ÇIKARA İNDİRGENDİ” Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin üyelik hedefinden uzaklaşarak karşılıklı çıkar temelli bir ilişkiye dönüştüğünü belirten Süllü, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk alanındaki eksikliklerini gidermesi gerektiğini vurguladı. Süllü, "Artık AB ile ilişkilerimiz bir üyelik ilişkisinden çıkmış; al-ver, yani işlemsel bir ilişkiye dönmüş durumda. Bunu ne yazık ki biz de kabul etmişiz. İktidar da kabul ediyor, yürütme de kabul ediyor, AB de kabul ediyor" diye konuştu. AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos’un 9 Ekim’de Türkiye’ye geldiğinde demokrasi yönünden kaygıları olduğunu anlattığını aktaran Süllü, “Sonunda da konuşmasını, değişen jeopolitik koşullar nedeniyle Türkiye ile karşılıklı faydaya dayalı bir iş birliğine yöneltti. Her yıl açıklanan Türkiye raporları ortada, bir gelişme olmadı vesaire… Anayasa Mahkemesi 8 Ekim’de Tayfun Kahraman’la ilgili karar verdi, o bile uygulanmıyor. Tamam, başka ülkelerde de bazı şeyler olabiliyor ama biz ev ödevimizi yapalım” dedi. “EV ÖDEVLERİMİZİ YAPALIM… BUNLARI, BUNLARI YAPTIK DİYELİM” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da eleştiren Süllü, Türkiye'nin öncelikle kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti. AB üyeliği için gerekli kriterlerin tamamlanması çağrısında bulunan Süllü, vize serbestisi konusunda kalan altı kriterin yerine getirilmesi gerektiğini söyledi. Süllü, "Biz ev ödevlerimizi yapalım. Diyelim ki 'Bakın, biz bunları, bunları, bunları yaptık.' Artık o raporlarda hep aynı cümleleri duymayalım. Her yıl bıktık o cümleleri duymaktan. Her yıl aynı şeyleri görüyoruz raporlarda" ifadelerini kullandı. “VATANDAŞLARIMIZ AVRUPA’YI UMUT OLARAK GÖRÜYOR” Türkiye'de geleceğini göremeyen vatandaşların Avrupa'yı bir umut olarak gördüğünü belirten Süllü; ekonomik gücü ve entelektüel birikimi yüksek kişilerin de yurt dışında vatandaşlık başvurusu yaptığını, şirket açtığını ve konut aldığını anlattı. Süllü, AB'nin genişleme politikalarına ilişkin yeni çalışmaların Türkiye-AB ilişkileri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, uzun süredir fiilen ilerlemeyen katılım müzakerelerinin yeniden canlandırılması için somut bir yol haritası hazırlanıp hazırlanmadığını sordu. Gümrük Birliği'nin sanayiciler açısından önemine dikkati çeken Süllü, Türkiye'nin AB'nin gelecekteki genişleme ve kurumsal reform çalışmalarında aktif biçimde yer alıp almadığının da açıklığa kavuşturulmasını istedi.

YENİ Partili Arslan: "36,5 Milyon Seçmenin İradesi Hedef Alındı" Haber

YENİ Partili Arslan: "36,5 Milyon Seçmenin İradesi Hedef Alındı"

YENİ Parti PM Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, YSK verilerine dayanarak hazırladığı kapsamlı raporla 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından belediyelerde yaşanan değişimi sayısal olarak gözler önüne serdi. ​Hazırlanan çalışmaya göre; 12 Ekim 2026 tarihi itibarıyla parti transferleri, kayyım atamaları, tutuklamalar ve belediye meclislerindeki dengelerin değiştirilmesi gibi yöntemlerle 156 belediyede 36 milyon 564 bin seçmenin siyasi iradesi doğrudan etkilendi. ​Türkiye Genelinde Seçmenlerin Yüzde 63’ü Doğrudan Etkilendi ​31 Mart yerel seçimlerinde belediye başkanlığı için oy kullanan toplam 57,7 milyon seçmenin %63,30’una denk gelen bir alanda sandık sonuçlarının değiştiğini belirten İbrahim Arslan, tablonun münferit değil sistematik bir demokrasi sorununa işaret ettiğini vurguladı: ​"Türkiye’de belediye başkanlığı için oy kullanan her 100 seçmenden 63’ünün iradesini ilgilendiren, ülke çapında bir müdahale tablosuyla karşı karşıyayız. İktidar, sandıkta alamadığı yetkiyi seçimden sonra transfer masalarında, kayyım kararlarında ve adliye koridorlarında kurulan siyasi düzeneklerle ele geçirmeye yöneldi." ​Müdahale Kapsamındaki Belediyelerin Seçim İstatistikleri ​Toplam Etkilenen Seçmen Sayısı: 36 milyon 564 bin 21 ​Sandığa Giden Seçmen Sayısı: 28 milyon 637 bin 78 ​Geçerli Oy Sayısı: 27 milyon 517 bin 299 ​Muhalefet Partilerinin Toplam Oyu: 13 milyon 881 bin 218 (Geçerli oyların %50,45'i) ​9 Büyükşehirde 24,3 Milyon Seçmenin Tercihi Değişti ​Raporda; İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Aydın, Bursa, Mardin, Mersin ve Van olmak üzere toplam 9 büyükşehirde seçim sonuçlarının adli, idari veya siyasi kararlarla etkilendiği aktarıldı. Bu 9 büyükşehirdeki 24,3 milyon seçmen, Türkiye’deki tüm büyükşehir seçmenlerinin %50,69’unu oluşturuyor. ​AK Parti’ye Geçen Belediye Başkanı Sayısı 106’ya Ulaştı ​Seçimlerin ardından farklı partilerden istifa ederek iktidar partisine katılan veya katılması sağlanan belediye başkanlarının parti dağılımı şu şekilde gerçekleşti: ​Yeniden Refah Partisi (YRP): 42 belediye başkanı ​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): 36 belediye başkanı ​İYİ Parti: 11 belediye başkanı ​Bağımsızlar: 6 belediye başkanı ​DEM Parti: 3 belediye başkanı ​DEVA Partisi: 3 belediye başkanı ​Saadet Partisi (SP): 2 belediye başkanı ​Demokrat Parti (DP): 2 belediye başkanı ​Büyük Birlik Partisi (BBP): 1 belediye başkanı ​Belediye başkanlarının parti değiştirmesinin kişisel bir tercih olarak görülemeyeceğini belirten Arslan; baskı, soruşturma tehdidi ve merkezî iktidarın mali imkânları kullanılarak yapılan transferlerin millî iradeye açık müdahale olduğunu dile getirdi. ​İktidarın Yönetim Alanındaki Belediye Sayısı 671’e Yükseldi ​31 Mart seçimleri ve yenilenen sandıkların ardından AK Parti’nin kazandığı belediye sayısı 541 olarak tescillenmişti. Ancak seçim sonrası süreçte 106 belediye başkanı transferi, 13 kayyım ataması ve 11 belediyedeki meclis yapısı müdahalesi sonucunda 130 belediye daha iktidarın yönetim alanına eklendi. Böylece iktidarın elindeki belediye sayısı 671’e yükseldi. ​Muhalefet Partilerindeki Belediye Sayısı Düştü ​Süreç içerisinde muhalefet partilerinin yönetimindeki belediye sayılarında belirgin gerilemeler yaşandı: ​YENİ Parti & CHP: 31 Mart'ta kazandığı 411 belediyeden 50'sini kaybederek 361 belediyeye geriledi. ​Yeniden Refah Partisi: 63 belediye ile tamamladığı seçim sonrası 42 transfer ve 1 istifa ile 20 belediyeye düştü. ​DEM Parti: Seçimde kazandığı 78 belediyeden 10 kayyım ve 3 istifa/ihraç sonrası 65 belediyeye geriledi. ​İYİ Parti: Kazandığı 30 belediyeden 11 transfer sonrası 19 belediyeye düştü. ​DEVA Partisi: 4 olan belediye sayısı 1'e geriledi. ​Saadet Partisi: 4 olan belediye sayısı 2'ye geriledi. ​Demokrat Parti: 5 olan belediye sayısı 3'e geriledi. ​"Çözüm Sandıktan Uzaklaşmak Değil, İradeye Sahip Çıkmaktır" ​Açıklamasını demokratik mücadele çağrısıyla tamamlayan Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, raporun amacının umutsuzluk yaratmak değil sandığa sahip çıkmak olduğunu ifade etti: ​"İktidarın amaçlarından biri, vatandaşın sandığa olan güvenini aşındırarak 'Oy versek ne değişiyor?' algısını yerleştirmektir. Sandıktan uzaklaşmak, millet iradesini yok sayanlara alan açar. Bütün muhalefet partilerini, sivil toplum kuruluşlarını ve yurttaşlarımızı oyumuza, seçme hakkımıza ve millet egemenliğine kararlılıkla sahip çıkmaya davet ediyoruz."

CHP'li Gürer: “Emeklilerin Açlığını Ciddiye Alın” Haber

CHP'li Gürer: “Emeklilerin Açlığını Ciddiye Alın”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekerek, en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine yükseltilmesi ve tüm emeklilere seyyanen artış yapılması çağrısında bulundu. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Emekliler açlık sınırı altında yaşama mahkûm edildi, aç yaşıyorlar. Bir an önce en düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine yükseltilmeli, emeklilerin tümüne seyyanen artış sağlanmalıdır” dedi. Emeklilik sistemindeki sorunlara da değinen Gürer, emeklilikte kademeli düzenleme yapılması gerektiğini belirterek, “Emekli olabilmek de sorunlu kılındı. Emeklilikte kademe bir an önce gerçekleştirilmelidir. Emeklilikte adalet arayanların çığlığı duyulmalıdır” ifadelerini kullandı. CHP NiĞDE Milletvekili Ömer Fethi Gürer, EYT düzenlemesinin eksik kaldığını da belirterek, “EYT’yle eksik kalan düzenleme tamamlanmalıdır. Bir günle yılları yitirmesi haksızlıktır” diye konuştu. Gürer ayrıca emekli aylıklarının hesaplanmasında intibak düzenlemesi yapılması ve emekliliğe esas katsayının artırılması gerektiğini vurguladı. Esnafın prim gün sayısına ilişkin verilen sözün de yerine getirilmesini isteyen Gürer, “Esnafın da 9000 olan priminin 7200 güne düşürülmesi sözü yerine getirilmelidir” dedi. Emeklilerin ekonomik koşullarının ağırlaştığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, “Emeklilerin içinde bulunduğu durum sokağa çıkamayacak boyutta sorunlu ve yoksulluğa mahkûm edilmiş bir hâldir. Bu durumun düzeltilmesi ve emeklilerin bir an önce sorunlarına çözüm üretilmesi şarttır” sözleriyle iktidara çağrıda bulundu.

AHPADİ’den "Atatürk’ün Mirası" Konferansı Haber

AHPADİ’den "Atatürk’ün Mirası" Konferansı

AHPADİ tarafından düzenlenen "Atatürk'ün Mirası Ne, Mirasçısı Kim?" başlıklı konferans, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Rifat Meşih Aktaş ile Demokrat Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Prof. Dr. M. Serhan Yücel’in katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir dünyası, devrimleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri detaylı bir şekilde ele alındı. "Atatürk’ün Mirası Tüm Türk Milletine ve Gençliğe Emanettir" Konferansın açılış ve sunum bölümlerinde konuşmacılar, Atatürk’ün en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin akılcılık ve bilimcilik temelleri üzerine inşa edildiğini belirtti. Atatürk’ün tam bağımsız, çağdaş, halkına refah, adalet ve mutluluk veren bir devlet kurma idealinin bir "vasiyet" olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulandı. Atatürk’ün mirasının tek bir kişiye, partiye, derneğe veya örgütlü yapıya ait olamayacağına dikkat çekilen değerlendirmelerde şu ifadelere yer verildi: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk, mirasını tek bir yapıya değil; Türk Milletine ve Türk gençliğine emanet etmiştir. Bu mirası koruyan, geliştiren ve geleceğe taşıma azim ve kararlılığında olan her kurum ve kişi, Atatürk’ün mirasçısıdır." Celal Bayar ve Demokrat Parti’nin Tarihsel Misyonu Konuşmacılar; Celal Bayar’ın Atatürk döneminde üstlendiği görevleri, Başbakanlık sürecini, Atatürk ile ilişkilerini ve Atatürk’ün 1937 yılında Hükümet Programı’nı sahiplenişini referans göstererek Celal Bayar ile Demokrat Parti’nin Atatürk’ün izindeki duruşunu aktardı. CHP’den ayrılarak kurulan Demokrat Parti’nin Kemalizmden kopmadığını vurgulayan Aktaş ve Yücel, partinin seçkin ve devlet bürokrasisine sıkışmış Kemalizm anlayışını yeniden milletle ve muhafazakar sağ seçmenle kucaklaştırdığını ifade etti. Bu çerçevede Celal Bayar’ın "Kemalistlerin en demokratı, demokratların en Kemalisti" unvanını hak ettiği belirtildi. "Tarihi İthamlar Belge ve Gerçeklerle Çürütüldü" Demokrat Parti’ye yönelik ezanın tekrar Arapçaya döndürülmesi, Köy Enstitülerinin kapatılması ve Cezayir konusu gibi yersiz ve mesnetsiz suçlamaların tarihsel gerçekler ve belgelerle reddedildiği konuşmalarda; Kıbrıs sorununun çözümü dahil bir çok dış politikanın tam da Atatürkçü bir yaklaşımla ele alındığı kaydetildi. "Çözüm, Samimi Cumhuriyetçilerin Birleşmesindedir" Programın sonunda mevcut siyasi konjonktür değerlendirilerek ülkenin AK Parti hükümetleri döneminde bir çok alanda gerilediği ifade edildi. Konuşmacılar, çözüm yolunun Atatürk’ün miras ve vasiyetine uygun bir programda tüm "samimi" cumhuriyetçilerin birleşmesinden geçtiğinin altını çizdi.

Başkan Kurt: "Seçim Olsa 5 Milletvekilini Biz Alırız, Matematik Bunu Söylüyor" Haber

Başkan Kurt: "Seçim Olsa 5 Milletvekilini Biz Alırız, Matematik Bunu Söylüyor"

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt; kent siyasetinden seçim anketlerine, akaryakıt zamlarının belediye bütçesine etkisinden kentsel dönüşüm yetkilerine birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. "Seçim Olsa 5 Milletvekilini Biz Alırız, Matematik Bunu Söylüyor" Eskişehir’deki son anket verilerini değerlendiren Kazım Kurt, parti içi aday belirleme süreçleri ve milletvekili dağılımı hakkında net açıklamalarda bulundu: "Eskişehir’de özellikle sistemden dolayı bizim yüzde 48 küsur oyumuz çıktı anketin birinde. Bu doğrulandığı takdirde AKP’nin yüzde 28’ler civarındaki oyuyla AKP 2’de kalır, 5’i biz alırız. Matematik böyle diyor. Bunun kanıtlanması nasıl gerçekleşir, yaparlarsa seçimi görürüz." Başka partilerin söylemlerine göre hareket etmeyeceklerini belirten Kurt, "Yeniden Refah Partisi veya diğer partilerin il başkanlarının talimatıyla hareket etmeyiz. CHP siyasette bir devrim yaptı ve adaylarını tüm üyenin katılımıyla ön seçimle belirliyor. Dolayısıyla kimin kaçıncı sırada olacağına il başkanları değil, parti üyeleri karar verir. Becerebiliyorlarsa gelsinler CHP’den 1. sırada aday olsunlar, kazanıyorlar mı görelim" ifadelerini kullandı. Belediye meclisindeki eleştirilere de yanıt veren Kurt, AKP’li 12 meclis üyesine işaret ederek Odunpazarı Belediyesi’nde kurulan sistemin tıkır tıkır işlediğini ve hiçbir hizmetin aksamadını vurguladı. "Akaryakıt Maliyetleri İki Katına Çıktı, Hizmetlerimiz Engelleniyor" Artan akaryakıt fiyatlarının belediye bütçesini ve saha operasyonlarını doğrudan olumsuz etkilediğini vurgulayan Kazım Kurt, ekonomik yönetime tepki gösterdi: ''Geçen yıl bütçe yapılırken litresi 52 TL seviyesinde olan mazot fiyatları, süreç içerisinde 100 TL sınırını aştı. Akaryakıt firmalarına ödenen aylık tutarların iki katına çıkması, diğer yerel hizmetlerin bütçesinden kısılmasına yol açtı. Çöp kamyonlarının güzergâhı azaltılamadığı için katlanan giderler doğrudan belediye hizmetlerini engelliyor.'' "Doğru bir politika izlenseydi bu zamlar olmazdı. 'Savaş var' gerekçesini sunuyorlar. İran’da, Ukrayna’da enflasyon bizimkinden 5-6 kat daha düşük. Türkiye’deki enflasyonun ve zamların temel sebebi savaş değil, kötü yönetimdir." "Kentsel Dönüşüm Yetkisini Aldılar Ama 12 Senedir Yapmıyorlar" İlçe belediyelerinin kentsel dönüşüm konusundaki yetkilerinin mevzuatla elinden alındığını ifade eden Başkan Kurt, engellemelere ve kentsel planlama hatalarına dikkat çekti: "Hiçbir kanunda veya yönetmelikte 'kentsel dönüşümü ilçe belediyesi yapar' diye bir hüküm yok. Biz kendi gayretimizle yapmaya çalışıyoruz. Sanayi Çarşısı’nın dönüşüm yetkisini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı aldı, yapmıyor. Gündoğdu Mahallesi’ni Sayın Burhan Sakallı döneminde afet riskli alan ilan ettiler, yine yapmıyorlar. Yani sadece benim yaptığımı değil, önceki dönemin işlerini de bozuyorlar. Burada net bir Eskişehir’i cezalandırma mantığı var." Çağlan Yolu, Kocakır, Ihlamurkent ve Vadişehir bölgesindeki uygulamalara karşı davalar açtıklarını ve kazandıklarını belirten Kurt, Kocakır’da altyapısız, okulsuz ve camisiz şekilde yürütülen TOKİ projeleri ile hemen yanına yapılan sanayi bölgesinin kentin geleceğini kararttığını söyledi. Erenköy, Huzur, Çankaya ve Yeni Kent’te İmar Düzenlemeleri İmar planları ve kat artışı tartışmalarına bilimsel çerçeveden yaklaştıklarını kaydeden Kazım Kurt, yürütülen çalışmaları şöyle özetledi: ''Zemin koşulları ve bilimsel veriler elverişliyse imar revizyonu kapsamında kat artışı yapılır. Ancak müteahhit talebiyle keyfi olarak 5 katlı yer 15 kat yapılamaz. Devlet desteği olmadan dönüşümü sağlamak adına Erenköy, Huzur ve Çankaya’da 2 katlı alanlar 4 kata çıkarıldı. Yeni Kent’te bazı adalarda dengeleme sağlanarak 6 kata kadar imar izni verildi. Yılbaşına kadar Gündoğdu’nun afet riskli olmayan bölgesinde de benzer bir çalışma tamamlanacak.'' OGÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Ve "Parti Devleti" Tepkisi Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’ın Tıp Fakültesi Hastanesi ile ilgili açıklamalarını desteklediğini belirten Kurt, bölge hastanesi konumundaki bu yapının 1-2 yıl içerisinde yenisinin inşa edilmesi gerektiğini, mevcut hastane yıkılmadan yeni binanın hızla tamamlanmasının şart olduğunu ifade etti. Eskişehir Kalkınma Platformu toplantılarına davet edilmediklerini belirten Kurt, organizasyon yapısını eleştirdi: "Kalkınma sadece ekonomi değil; sanat, kültür ve sosyal yaşamı kapsayan topyekûn bir süreçtir. Bu platformun başında iktidar partisinin il başkanının bulunmasını ve belediyelerin dışlanmasını kabul etmiyoruz. Parti devleti anlayışını reddediyoruz. Sivil toplum oluşacaksa başında odalar veya Valilik olmalıdır. Odunpazarı ve Tepebaşı belediyeleri bu tür iş birliklerinden ısrarla dışlanmaktadır."

CHP'li Süllü: ''Ekonomik Kriz, Öğrencinin De Esnafın Da Belini Büküyor'' Haber

CHP'li Süllü: ''Ekonomik Kriz, Öğrencinin De Esnafın Da Belini Büküyor''

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, üniversitelerin açılması öncesinde Eskişehir’de faaliyet gösteren apart ve özel yurt işletmelerini ziyaret ederek öğrencilerin barınma sorunlarını ve sektörün yaşadığı ekonomik sıkıntıları gündeme taşıdı. BARINMA 17 BİN LİRAYA DAYANDI Sahip olduğu 3 üniversitesi ve yaklaşık 70.000 örgün eğitim öğrenci sayısı ile gençlerin barınmasının Eskişehir’de önemli bir gündem maddesi olduğunu söyleyen Süllü, apart ve yurt ziyaretleri sonrası, bu yıl hem öğrenci hem de işletmecilerin zorda olduğunu dile getirdi. “Eskişehir’de özel yurtlarda geçen yıla göre %16–20 oranında zam yapılmış” diyen Süllü, elektrik, su, doğalgaz, internet ve haftada bir kez temizlik dâhil apart ücretlerinin, 10 bin ila 17 bin TL arasında değiştiğini açıkladı. Süllü, ailelerin zamlı ücretleri ödemekte zorlandığını, işletmecilerin ise minimumda tuttuklarını söylediği artışlarla yıl içinde giderlere gelecek zamları nasıl karşılayacaklarını öngörememekten kaygılı olduğunu söyledi. Apart işletmecilerinin, günümüz ekonomik koşullarında öğrencilerin şehir dışında okumayı tercih etmemesiyle geçen yıllara göre doluluk oranının yarı yarıya düştüğünü aktardığını belirten Süllü, “İktidarın yarattığı ağır ekonomik tablo, öğrencinin barınmasını da, Eskişehir esnafının ayakta kalmasını da tehdit ediyor. Aileler zorda, öğrenciler geçinemiyor; işletmeci maliyeti karşılayamıyor” dedi. “BURS 4 BİN LİRA, BARINMA 17 BİN LİRA!” KYK burs ve kredilerinin mevcut yaşam maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını vurgulayan Süllü, “Bir öğrenciye 4 bin lira burs veren iktidar, aynı öğrencinin sadece barınması için, 10–17 bin lira ödemek zorunda kaldığı bir düzen yarattı. Bunun adı eğitimde fırsat eşitliği değildir. Gençleri, ya ailelerinin sırtına yük ya da borca mahkûm etmektir.” ifadelerini kullandı. Süllü ayrıca, yaşam maliyetleri ve eğitim giderlerini karşılamak için öğrencilerin çalışmak zorunda kalmasının, gençleri öğrenim ve sosyal yaşamdan koparttığını dile getirdi. “EĞİTİM ŞEHRİ KİMLİĞİ KORUNMALI” Bir eğitim şehri olan Eskişehir’de hem sosyal hem de ekonomik açıdan üniversite öğrencilerinin varlığının önemine değinen Süllü, ekonomik koşullar nedeniyle öğrencilerin şehirden kopuşlarının, tüm hizmet sektörlerini de etkileyeceğine dikkat çekti. “Öğrencinin barınma hakkı piyasanın insafına bırakılamaz. Devletin görevi seyretmek değil, çözüm üretmektir” diyen Süllü, öğrencilerin güvenli, nitelikli ve erişilebilir barınma koşullarına kavuşması için Kredi ve Yurtlar Kurumu bünyesindeki yurtların arttırılması, burs ve kredi tutarlarının gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak artırılması ve özel yurt-apart işletmelerinin üzerindeki maliyet baskısının azaltılması gerektiğini vurguladı.

YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz'dan Suç Duyurusu Haber

YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz'dan Suç Duyurusu

YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, son dönemde şahsına yönelik ortaya atılan asılsız iddialara ve iftiralara karşı hukuki süreci başlattığını duyurdu. Adliye Sarayı önünde düzenlediği basın toplantısında 11 sayfalık suç duyurusu dilekçesini savcılığa sunduğunu belirten Yalaz, AKP İl Başkanı ve CHP İl Başkanı hakkında yargı yoluna gittiklerini açıkladı. ​"Deprem Bağışları Adına Bir Kuruş Dahi Toplanmadı" ​Şahsına ve partisine yönelik yürütülen karalama kampanyalarına sert tepki gösteren Talat Yalaz, deprem gecesi düzenlendiği iddia edilen bağış faaliyetleriyle ilgili şu açıklamalarda bulundu. İl Başkanı Yalaz deprem gecesi düzenlemek, depremzedeler adına bağış toplamak ve bu bağışları yerine ulaştırmamak gibi tamamen gerçeğe aykırı suçlamalarla karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Yalaz, o gece depremzedeler adına para verdiğini iddia eden veya bu yönde bir bağışın yapıldığını kanıtlayabilecek tek bir kişinin dahi bulunmadığını vurguladı. Yalaz, gerçekleştirilen programın "birlik ve beraberlik gecesi" olmasına rağmen, olayların bilinçli bir şekilde sabote edilerek depremzedeler üzerinden siyasi malzeme yapıldığını ifade etti. ​AKP ve CHP İl Başkanları Hakkında Suç Duyurusu ​Talat Yalaz, AKP İl Başkanı ve CHP İl Başkanı'nın bu süreçte birlikte hareket ettiğini ve kamuoyunu yanıltıcı videolarla organize bir şekilde karalama kampanyası yürüttüklerini dile getirdi. Yalaz, savcılığa sunulan dilekçenin detaylarında tüm bilgi, belge ve delillerin yer aldığı 11 sayfalık suç duyurusu dilekçesinin ilgili makamlara teslim edildiğini belirtti. Yalaz, sadece ilgili geceye dair değil, 35 yıllık hayatının tamamındaki tüm şahsi hesaplarının incelenmesi hususunda muvafakat verdiğini ve buna sonuna kadar güvendiğini belirtti. ​Şüphelilerin hak ettikleri cezayı alacağına inandığını ifade eden Yalaz, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağını ve hukuki haklarını saklı tuttuğunu ifade etti. ​"Siyasi Eleştirinin Sınırları Aşıldı" ​Siyaset yapmanın ve eleştiride bulunmanın belirli sınırları olduğunu hatırlatan Yalaz, kişilerin onur, şeref ve itibarına yönelik saldırıların siyasi eleştiri olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi. Deprem felaketinde hayatını kaybeden vatandaşların ve yakınlarını kaybeden depremzedelerin anısına duydukları saygı nedeniyle bugüne kadar bu meseleye mesafeli yaklaştıklarını, ancak iftiraların fütursuzca devam etmesi sebebiyle hukuki yola başvurma zorunluluğu doğduğunu sözlerine ekledi.

CHP'li Süllü: "Okul Zili Çalmadan Bütçelerde Alarm Zilleri Çalıyor!" Haber

CHP'li Süllü: "Okul Zili Çalmadan Bütçelerde Alarm Zilleri Çalıyor!"

CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü: “Henüz okul zili çalmadan velilerin bütçesinde alarm zilleri çalıyor. Veliler ‘Ne alacağım?’ değil, ‘Neyi alamayacağım?’ diye düşünüyor.” Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması öncesi, kırtasiye ve okul formaları satan mağazaları ziyaret ederek esnaf ve velilerle görüşen Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, kırtasiye ürünlerinin geçen yıla göre yaklaşık yüzde 25 zamlandığını belirterek, “Okul zili henüz çalmadan ailelerin bütçelerinde alarm zilleri çalmaya başlamış. Tek çocuğu olanlar bile kara kara düşünürken, birden fazla öğrenci olan evlerin bütçeleri daha okullar açılmadan hazırlık masraflarıyla sarsılmış durumda” dedi. İçi boş bir okul çantası fiyatının markasına göre, 350TL ile 3000 TL arası olduğuna dikkat çeken Süllü, okulların gönderdiği temel kırtasiye ürünleri ile okul çantasının dolmasının maliyetinin yaklaşık 2 bin 500 liraya ulaşmasının aile bütçesini henüz okullar açılmadan sarstığını söyledi. Okul formaları satan esnaflarla görüşmelerinde Süllü, forma ve okul kıyafetlerinin toplam fiyatının, alınacak yedek kıyafetlerle ve yaş gruplarına göre yaklaşık 3 bin liradan 8 bin liraya kadar çıkabildiğini paylaştı. Jale Nur Süllü, “Bu yılki okul forması fiyat artışlarını yüzde 20 zam gibi minimumda tutmaya çalıştıklarını belirten esnaflar, velilerin yine de alış verişte zorlandığını söylüyor. Veliler ise daha önce okul formalarında aldıkları yedek kıyafetleri bu yıl alamadıklarını anlatıyor” diyerek esnaf ve velilerin kaygılarını dile getirdi. Süllü ayrıca, kırtasiye, okul kıyafeti, ayakkabı gibi okul hazırlıkları masraflarına, okulların açılmasıyla eklenecek beslenme ve ulaşım giderleri, kışın gelmesiyle artacak harcamalar göz önüne alındığında ailelerin daha da endişelendiğini aktardı. “Aileler artık ne alabileceklerini değil, nereden kısacaklarını düşünüyor. Eski çantaların tamir edilmesi, ikinci forma alınmaması, geçen yıldan kalan malzemelerin yeniden kullanılması gibi zorunlu tasarrufa yönelen aileler oldukça zorlanıyor ” diyen Süllü, ekonomik krizin çocukların eğitim hakkına doğrudan yansıdığını vurguladı. “EĞİTİM HARCAMALARI VELİLERİN SIRTINDA AĞIR YÜK” Devlet okullarında ücretsiz eğitimin, aileler açısından eğitim harcamalarının ücretsiz olduğu anlamına gelmediğini belirten Süllü, kırtasiye, kıyafet, beslenme, ulaşım giderlerinin velilerin omuzlarında ağır bir yük olduğunu söyledi. Süllü, eğitim-öğretim yaşamında çocukları olan ailelerin sırtındaki bu ağır yükün hafifletilmesi için, acilen önlemler alınması gerektiğini belirtti. Eğitim araç gereçlerindeki KDV’nin düşürülmesi ve çocukların yeterli, sağlıklı beslenmesinin de eğitim hakkının bir parçası olduğu göz önünde bulundurularak Cumhuriyet Halk Partisi olarak yıllardır dile getirdikleri üzere, tüm ülkede okullarda en az bir öğün ücretsiz yemek uygulamasının derhal hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor! Haber

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticileriyle bir araya gelerek pancar alım kampanya öncesinde çiftçinin beklentilerini dinledi. Üreticiler, artan gübre, tohum, ilaç, sulama suyu, kira, mazot ve elektrik maliyetlerine dikkat çekerek pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istedi. Bazı üreticiler ise çiftçi refahı düşünülüyorsa 4 bin 500 lira olmalı” dedi. Üreticiler gelecek yıl pancar ekimini artıracak seviyede fiyat beklentisi içinde olduklarını ifade ettiler. Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatif Başkanı ve Bor Ziraat Oda Başkanlarını da ziyaret etti. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi ve CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada üreticilerle buluştu. Gürer “şeker pancarının yalnızca üreticiyi değil, üretimden işleme ve pazarlamaya kadar geniş bir kesimi ilgilendiren stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, “Pancar stratejik bir ürün. Tohumunu, gübresini, ilacını satan, tarlada çapalayan, bakımını yapan, nakliyesini gerçekleştiren, fabrikada işleyen ve işlendikten sonra satışını yapan geniş bir kesimi ilgilendiriyor” dedi. Eylül ayında pancar kampanyasının başlayacağını belirten Gürer, pancar üreticisinin şu anda açıklanacak fiyatı beklediğini söyledi. Türkiye’de bu yıl yaklaşık 22 milyon ton pancar yetişmesinin beklendiğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yıllık şeker üretiminin de 2,8-3 milyon ton aralığında olduğunu belirtti. Gürer, Türkiye’nin şeker pancarında kendi kendine yeterli olabilecek ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Türkiye bu bağlamda kendi kendine yetebilecek noktada olduğu ürünlerden biri pancar. Ancak son yıllarda pancar ekimlerinde alanın, üretimin ve rekoltenin varlığına rağmen çiftçi bu işten de çok mutlu değil. Çünkü girdi maliyetleri artıyor, aynı oranda gelir sağlayamıyor” diye konuştu. “GİRDİLER YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisi Kemal Çörekçi ise artan maliyetler nedeniyle üreticinin zor durumda olduğunu belirterek pancar için beklentisinin ton fiyatının 4 bin lira ile 4 bin 500 lira arasında olduğunu söyledi. Çörekçi, “Ben pancar alım fiyatının 4,5 lira olsun isterim. Çünkü girdiler çok pahalı” dedi. Geçen yıl desteklerle birlikte yaklaşık 3 bin 200 liralık fiyat açıklandığını hatırlatan Çörekçi, “Bu sene de 4 lira olmasını temenni ederiz çünkü girdilerimiz yüksek. Yani en az 4 bin olsun. 4 bin olsun ki çiftçiyi mutlu edecek rakam olsun, yüzü gülecek ki biz de seneye bir daha bu işi yapacağız” ifadelerini kullandı. Üretici, özellikle tohum fiyatındaki artışa dikkat çekerek, “Şimdi girdi maliyetleri önemli ölçüde arttı. Yüzde 100 arttı. 22 liraya aldığımız tohumu 38 liraya aldık. Akıllı tohum dediklerini, yani yüzde 100 zam geldi ona” diye konuştu. Çörekçi, “dekar maliyetimiz 25-27 bin lira. Dekarda verim 6'dan başlar, 8-9'a kadar çıkar. Yani bakımına göre, gübresine göre, sulamasına göre, şartlarına göre değişiyor” dedi. “SULAMA SUYU YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisinin maliyetlerinin yalnızca gübre ve tohumla sınırlı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, sulama fiyatlarında da artış olup olmadığını sordu. Çörekçi, “Yüzde 100 artış var. 450 lira saat şu anda bizim burada suyun kooperatif...” diyerek sulama maliyetlerindeki artışı dile getirdi. Gürer ise üreticinin yaşadığı maliyet baskısını belirterek, “Yani sulama suyunuz arttı, gübre arttı, mazot arttı, elektrik gideri arttı.” dedi. Üretici de “Yüzde 100 arttı girdiler. Çok pahalı şu anda” diyerek artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Çörekçi, pancarın en az 4 bin liralık alım fiyatına ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, 4 bin 500 liranın ise gelecek yıl üretici sayısını artırabileceğini ifade ederek, “Yani en düşük 4.000 liralık fiyat ama diyor ki 4.500 lira olursa gelecek yıl ekim yapanın sayısında artış olur. Yani böyle fiyat vermedikçe millet pancardan dikmekten vazgeçmeye başladı. Çünkü adam masraf ediyor, ediyor, ediyor. 6-7 aldığımız zaman zarar ediyor. Yani 6-7 aldık mı zarar şu anda” diyen üretici, mevcut maliyetlerle üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. “ÖZELLEŞTİRME PANCARIN PAZARINDA DA SORUN YARATTI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin pancar üreticisi açısından ortaya çıkardığı sorunlara da dikkat çekerek, “Şimdi özelleştirme yapılması da şeker pancarının pazarında sorun yarattı. Niye? Özel sektör kâr etmeden bir işi yapmıyor” diyen Gürer, özellikle pancarın yan ürünü olan küspe konusunda yaşanan değişime dikkat çekti. Gürer, “Küspeyi daha önce fabrikaya pancarı veren çiftçiye ücretsiz verilirdi. Şimdi küspeyi fabrika parayla satıyor” dedi. Küspe fiyatının da 2,5 lirayı bulduğu söyleniyor şu anda paketi” ifadesini kullandı. Üretici de, “Pancar alım fiyatı ile nerede ise hemen hemen aynı yani. Bunun melası var, şekeri var. Bunları geç artık. Posasını yani o şekilde satıyorlar ama bize geldi mi fiyat niye korkuyorlar?” diye konuştu. GÜRER: “ŞEKER PANCARI MUTLAKA KORUNMALI” Ömer Fethi Gürer, üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca pancarın tarladaki maliyetiyle sınırlı olmadığını, pancarın hayvancılık açısından da önemli bir ürün olduğunu belirtti. Gürer, “ Çiftçi diyor ki ben bir yıl emekle bunu üretiyorum, çabalıyorum. Ondan sonra götürüp teslim ediyorum fabrikaya. Küspeden alırken neredeyse pancarı sattığım fiyatla küspeyi alıyorum. Hayvancılarımız alıyor yani” sözleriyle küspe maliyetinin hayvancılık yapan üreticiler üzerindeki etkisine dikkat çekti. Şeker pancarının stratejik niteliği nedeniyle üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Bu anlamda şeker pancarı üreticisinin desteklenmesi de gerekiyor. Çünkü şeker pancarı stratejik bir ürün olduğu için mutlak surette korunması gereken bir alan” dedi. Gürer ayrıca pancar şekerinin, nişasta bazlı şuruba karşı doğal ve önemli bir alternatif olduğunu belirterek, üretim maliyetlerindeki artışın pancarın pazardaki konumunu da etkilediğini belirterek, “Nişasta bazlı şurubun karşısında da doğal olarak şeker pancarının giderlerinin artması ona pazar yaratıyor. Bunun da önüne geçmek çiftçiye verilecek destekle ilgili.üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için desteklerin artırılması gerekir” dedi. “ÇİFTÇİNİN TALEBİ NET: EN AZ 4 BİN LİRA” Pancar üreticisinin beklentisinin açık olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin mevcut maliyetler karşısında pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istediğini söyledi. Gürer, “Çiftçi alım fiyatı olarak en düşük 4.000 lira olsun istiyor” diyerek pancar üreticisinin beklentisini kamuoyuna taşıdı. Üreticiler ise yalnızca bu yılın fiyatının değil, gelecek yıl pancar ekiminin devam edip etmeyeceğinin de açıklanacak alım fiyatına bağlı olduğunu belirterek, maliyetleri karşılayacak ve üreticiyi yeniden tarlaya teşvik edecek bir fiyat açıklanması çağrısında bulundu. EYLÜL AYINDA SÖKÜM BAŞLIYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer 20 Eylül’de genelde pancar alım kampanyası başlar. Çiftçi, üretici bu süreçte alım fiyatı açıklanmasını bekler. 6 dekara 40 bin TL ilaçlı tohum ekiliyor. 1 dekara en az 13 kez su veriliyor. Dekar su gideri de 25 bin lirayı buluyor. Geçen yıl destekle tonu 3100 TL’ dan çiftçi pancarın 16 polarını fabrikaya verdi. Bu yıl sulama suyu için elektrik, tarla kira gideri, gübre, mazot, tohum geçen yıla göre enflasyon üzerinde artış gösterdi. Girdilerde artışa müdahale etmeyen iktidar alım fiyatında çiftçiyi başabaş noktasında bırakıyor ve çiftçi refahını sağlayacak bir gelir olmayınca çiftçi borcunu ödemekte zorlanıyor. Çok çiftçi bankalarda borç ödemekte zorlanıyor. İcralık çiftçi sayısı artıyor” dedi. GÜRER, SORUNLARI DİNLEDİ CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç ve yönetim kurulu üyeleri ile Bor Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı ve Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç ile bir araya gelerek bölgedeki çiftçi ve üreticilerin sorunlarını görüştü. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin bölge çiftçisi açısından önemli bir merkez olduğunu belirten Gürer, üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinlemenin önemine dikkat çekti. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç, Niğde, Nevşehir, Aksaray ve Ereğli bölgelerini kapsayan 27 bin ortaklı kooperatif olarak üreticilerin tohumdan gübreye, ilaçtan makine ve ekipmana kadar birçok ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını belirterek Gürer’e ziyareti için teşekkür etti. Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç de tarım sektörünün mevcut durumunun sahada ve üreticiyle doğrudan görüşülerek değerlendirilmesinin önemine vurgu yaparak, çiftçi ve üreticilerin sorunlarına gösterdiği duyarlılık nedeniyle Gürer’e teşekkürlerini iletti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.