SON DAKİKA
Hava Durumu

#Chp

Porsuk Haber Ajansı - Chp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hazine, Ödediği Borcun Üç Katı Yeni Borç Aldı Haber

Hazine, Ödediği Borcun Üç Katı Yeni Borç Aldı

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Hazinenin borç stokundaki hızlı artışın ve büyüyen faiz yükünün kamu maliyesinde ciddi bir kırılganlık yarattığını belirterek, borçlanma politikasının artık geçici değil yapısal bir soruna dönüştüğünü söyledi. 2025 yılında bütçe 1,8 trilyon lira açık verirken, Hazinenin iç ve dış borçlarının toplamı 4 trilyon 399 milyar lira artarak 13 trilyon 656 milyar liraya yükseldi. Aynı dönemde borç stokunun milli gelire oranı yüzde 21,4’ten yüzde 22’ye çıktı. Ekonomi verilerini değerlendiren Gülcan Kış, “Bütçe açığı ile borç artışı arasındaki makas bu kadar açılıyorsa, burada artık mali disiplin değil, borçla yönetme alışkanlığı vardır” dedi. Hazine, ödediği borcun üç katı kadar yeni borç aldı CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın aktardığı bilgilere göre Hazine, 2025 yılı boyunca 1,4 trilyon liralık borç anapara ödemesine karşılık 4 trilyon 68 milyar lira yeni borç kullandı. Bu durum, nakit açığının çok üzerinde bir borçlanmaya gidildiğini ortaya koydu. CHP’li Kış, bu tabloya ilişkin olarak, “Bu, borcu çevirmekten öte; yüksek faiz ortamında geleceği de borçlandıran bir tercihtir” değerlendirmesinde bulundu. Faiz ödemeleri yatırımın önüne geçti Hazine, 2025 yılında toplam 2 trilyon 54 milyar lira faiz ödemesi yaptı. Bunun 1 trilyon 589 milyar lirası iç borç, 242,5 milyar lirası dış borç faizlerinden oluştu. Daha dikkat çekici veri ise borç stokunun vadesine kadar oluşturduğu toplam faiz yükü oldu. Gülcan Kış’a göre, Hazinenin borçları için önümüzdeki yıllarda ödenecek toplam faiz yükü 10 trilyon 647 milyar liraya ulaştı. Kış, “Faiz, bütçede tali bir kalem olmaktan çıkmış, başlı başına bir politika sonucuna dönüşmüştür” ifadelerini kullandı. Döviz ve altın cinsi borçlar riski büyütüyor Gülcan Kış’ın aktardığı verilerde, Hazinenin dış borçlarının tamamının, iç borç stokunun ise yüzde 21,4’ünün döviz ve altın cinsinden olduğu belirtildi. Döviz cinsi borçların iç borç stoku içindeki payı bir yılda yüzde 18,2’den yüzde 21,4’e yükseldi. CHP’li Kış, bu yapının kur dalgalanmalarına karşı kamu maliyesini daha savunmasız hale getirdiğini vurgulayarak, “Borç büyürken aynı zamanda daha oynak bir yapıya taşınıyor” dedi. Vatandaş cephesinde icra patladı CHP’li Kış, Borç ve faiz baskısının hane halkına nasıl yansıdığını da ortaya koydu. Buna göre 1–23 Ocak 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 675 bin yeni dosya geldi. UYAP verilerine göre derdest icra dosyası sayısı 24 milyon 128 bine yükselirken, bu sayı son bir yılda 1 milyon 857 bin dosya arttı. Aynı dönemde vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borcu 6 trilyon liraya ulaştı. Sistemdeki batık bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının toplamı ise 356 milyar lira olarak kaydedildi. Kış, bu tabloyu “kamudaki borçlanma tercihinin finansal sistem aracılığıyla hane halkına taşınması” olarak nitelendirdi. “Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil” CHP’li Gülcan Kış, artan borç ve icra verileri karşısında Meclis’te somut bir adım attıklarını belirterek, bireysel kredi ve kredi kartları ile finans kuruluşlarına olan borçların yapılandırılması, faizlerin silinmesi ve icra baskısının hafifletilmesi amacıyla geçtiğimiz hafta TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi sunduklarını hatırlattı. Kış, “Hazine rakamlarıyla icra dosyaları yan yana konduğunda ortaya çıkan tablo tesadüf değil. Bu nedenle borçları yeniden yapılandıran, faizi sistemden ayıklayan bir düzenleme artık ertelenemez” dedi.

CHP'li Arslan: "Nefes Almak Paraya Bağlandı" Haber

CHP'li Arslan: "Nefes Almak Paraya Bağlandı"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, KOAH ve benzeri solunum yetmezliği hastalarının yaşamını doğrudan ilgilendiren oksijen cihazlarına erişimde yaşanan aylarca süren gecikmeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. CHP'li Arslan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergeleriyle, kamuoyunun yanıt beklediği temel soruyu açıkça sordu: “Parası olmayan, borçlanamayan, kredi çekemeyen yurttaş ne yapacak?” “Bu cihazlar olmadan yaşamak mümkün değil” Oksijen cihazlarının bir tedavi aracı değil, yaşamın sürdürülebilmesi için vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu vurgulayan Arslan, kamuoyuna yansıyan yoğun şikâyetlerde bu cihazlar için aylarca süren bekleme süreleri verildiğini, bunun hastaları doğrudan hayati risklerle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Arslan’ın TBMM’ye sunduğu soru önergelerinde; hayati öneme sahip oksijen cihazları için azami bir bekleme süresi bulunup bulunmadığı, bu cihazlara zamanında erişemeyen hastalara ilişkin ölüm, acil başvuru ve hastane yatışı verilerinin tutulup tutulmadığı, ayrıca elektrik kesintilerine karşı yedek tüplü oksijen sistemlerinin neden yaygın ve erişilebilir hâle getirilmediği soruları yer aldı. “Kredi çekebilen hayatta kalıyor, ya çekemeyen?” CHP’li Arslan, SGK tarafından karşılanması gereken oksijen cihazlarının piyasa bedellerinin 20 bin TL’yi aştığını, bu tutarların emekli, asgari ücretli ve işsiz yurttaşlar açısından fiilen ulaşılamaz olduğunu vurguladı. “Bugün bazı yurttaşlar nefes alabilmek için borçlanmak zorunda kalıyor” diyen Arslan, meselenin esasen bundan ibaret olmadığını belirterek şu soruyu gündeme getirdi: “Kredi çekemeyen, borçlanacak kimsesi olmayan, cebinde beş kuruşu olmayan yurttaş ne yapacak? Devlet bu insanlara ‘nefessiz kal’ mı diyor?” “Bu bir tercih değil, devletin asli sorumluluğudur” Arslan, hayati bir tıbbi cihaza erişimin yurttaşların gelirine, borçlanma kapasitesine ya da piyasa koşullarına bırakılmasının sosyal devlet ilkesinin açık bir inkârı olduğunu ifade etti. Oksijen cihazlarına erişimde yaşanan bu tablonun artık idari bir aksaklık olarak görülemeyeceğini vurgulayan Arslan, bunun doğrudan yaşam hakkını ilgilendiren yapısal bir sorun hâline geldiğini belirtti. CHP’li Arslan, oksijen cihazlarına erişimde yaşanan sorunların tekil uygulamaların ötesinde, devletin sağlık ve sosyal güvenlik politikalarının geldiği noktayı açıkça gösterdiğini ifade etti. Arslan, hayati bir tıbbi cihaza erişimin bir tercih ya da ayrıcalık değil, devletin yurttaşına karşı vazgeçilemez bir yükümlülüğü olduğunu vurguladı.

Karasu: ''Bu Ülkede Emekliler Diri Diri Tabuta Konulmuştur'' Haber

Karasu: ''Bu Ülkede Emekliler Diri Diri Tabuta Konulmuştur''

CHP Esenler İlçe Başkanlığı tarafından “Yoksulluk Kader Olamaz” paneli düzenlendi ve panelde sözü doğrudan emekliler aldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, iktidarın emeklileri bilinçli şekilde yoksulluğa mahkûm ettiğini belirterek, “Bu ülkede emekliler diri diri tabuta konulmuştur. Bir kişi değişecek, her şey değişecek” dedi. CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, “Yoksulluk Kader Olamaz” panelinde yaptığı konuşmada emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik tabloya sert sözlerle tepki gösterdi. Karasu, iktidarın emeklileri bilinçli şekilde yoksulluğa mahkûm ettiğini belirterek, “Bu ülkede emekliler diri diri tabuta konulmuştur” dedi. CHP Esenler İlçe Başkanlığı tarafından hafta sonunda “Yoksulluk Kader Olamaz” paneli düzenlendi ve panelde sözü doğrudan emekliler aldı. Emekli vatandaşlar, yaşadıkları geçim sıkıntılarını anlatırken bu ülkede geçimin ne anlama geldiğini, hayatın nasıl daraldığını, ay sonunu getirmenin nasıl bir mücadeleye dönüştüğünü kendi yaşamlarından örneklerle anlattı. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Esenler İlçe Başkanı Kemal Şahin, yoksulluğun nasıl sistematik biçimde kalıcı hale getirildiğini Esenler’de emeklilerin ve dar gelirli yurttaşların yaşadığı ekonomik çöküşü, sahadan örneklerle ortaya koyan kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdi. Ardından DİSK Dev Emekli-Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz söz aldı. Yavuz, emeklilerin yaşam ve geçim koşullarını, örgütlenme hakkının önündeki fiili ve yapısal engelleri ve emeklilerin Türkiye’de neden söz sahibi olamadığını anlattı. CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Ozan Bingöl ise veriler ve rakamlarla yoksulluğun nasıl bilinçli tercihlerle derinleştirildiğini, bütçenin emekliye değil, yandaşa aktarıldığını ve bu düzenin emeklileri nasıl her geçen gün daha kırılgan hale getirdiğini ortaya koydu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu ise konuşmasına Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere Silivri’de tutulan belediye başkanlarına ve belediye başkanları ile bürokratlara salondan selam göndererek başladı. Emeklilerin, asgari ücretlilerin ve ezilen tüm kesimlerin konuşulduğu bir dönemde olduklarını vurgulayan Karasu, AKP’nin 2002 yılında iktidara gelirken verdiği “yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele” sözlerini hatırlattı ve 24 yılın sonunda gelinen noktanın ağır bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti. Karasu, geçmişte emekli olan yurttaşların emekli tazminatlarıyla ev ve araba alabildiğini, bugün ise yeni emekli olanların mutfak eşyası dahi alamaz hale geldiğini söyledi. 5 EMEKLİ MAAŞI YOKSULLUK SINIRI ETMİYOR Türkiye’de emeklilerin büyük bölümünün açlık sınırının altında yaşadığını vurgulayan Karasu, Türkiye’de 17 milyon emeklinin ortalama maaşının 23 bin 500 lira olduğunu, açlık sınırının ise 30 bin lirayı aştığını belirtti. Cumhuriyet tarihinde ilk kez memur emeklilerinin de açlık sınırının altında maaş aldığını söyleyen Karasu, “Bugün beş emekli bir araya gelse yoksulluk sınırını aşamıyor” ifadelerini kullandı. Vergide, paylaşımda ve dağıtımda adalet kalmadığını dile getiren Karasu, bütçe görüşmelerinde emekli, işçi, kadın, genç ve asgari ücretlilerin yok sayıldığını hatırlattı. İktidarın betona ve demire yatırım yaptığını vurgulayan, ama Türkiye’de çocukların protein alamadığını, milyonlarca çocuğun et yiyemediğini, annelerin beslenme çantasına bir kuru ekmeği dahi zor koyduğunu vurguladı. GARİBAN AKP’NİN KENDİSİDİR! TBMM’de 15 gün boyunca emekliler için mücadele verdiklerini belirten Karasu, iktidarın bu çağrılara kulak tıkadığını ifade etti. Yaklaşık 5 milyon emekliye bin lira zam yapıldığını hatırlatan Karasu, “Bin lirayla pazara gitseniz file dolmuyor, kasaptan bir kilo et alamıyorsunuz. Kendi çocuklarına harçlık olarak bile vermeyecekleri parayı emekliye zam diye sundular” dedi. AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in emekliler için yaptığı “garibanlar” ifadesi kullandığını da hatırlatan Karasu, “Garibanlar bize oy veriyor diyerek, emeklilerden bahsediyor. Siz hiç merak etmeyin. Emekli bu ülkede kimsesiz değildir. Emekli bu ülkede gariban değildir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanından tüm üyelerine kadar emeklilerin ve emekçinin yanındadır. Gariban olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin söylemleridir, AKP’nin kendisidir” diye konuştu. HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ “AKP sadece yoksulluğu yaratan bir iktidar olmadı. AKP, aynı zamanda bu süre içinde yoksulluğu yönetti. Emekliyi yoksullaştırdılar, sonra o yoksulluğu iktidarlarının sigortası haline getirdiler ‘Bize mecbursunuz. Başka çıkış yolu yok’ dediler!” dedi. Emeklilere “Siz AKP’nin yarattığı bu sefalete mecbur musunuz?” diye soran ve salondan “Hayır” yanıtını alan Karasu, “O zaman, ayağa kalkacaksınız! O zaman meydanlarda, sokaklarda, alanlarda, kürsülerde hakkınızı alana kadar hep beraber mücadele edeceğiz” diye konuştu. CHP’NİN ÇÖZÜMÜ HAZIR CHP’nin emeklilere yönelik çözüm önerilerinin hazır olduğunu belirten Karasu, en düşük emekli aylığının en az bir asgari ücret düzeyine çıkarılması, intibak yasasının çıkarılması, bayram ikramiyelerinin bir asgari ücret olması, sağlıkta katkı paylarının kaldırılması ve emeklilere sendika ve toplu sözleşme hakkı tanınması önerilerini sıraladı. Emeklilerin ve emekçilerin, AKP’nin yarattığı bu kara düzene mecbur olmadığını vurgulayan Karasu, “Sandık gelecek. Bir kişi değişecek, her şey değişecek. Bu ülkenin kaynakları 86 milyona yeter; yeter ki adaletli paylaşalım” dedi.

Bankoğlu: ''Bu Muhalefeti Susturmak İçin Kriz Mühendisliğidir'' Haber

Bankoğlu: ''Bu Muhalefeti Susturmak İçin Kriz Mühendisliğidir''

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’deki baskı operasyonlarını ve Ekrem İmamoğlu’na yönelik “siyasi kumpasları” Avrupa gündemine taşıdı. Bankoğlu, “Bu bir kriz yönetimi değil; muhalefeti susturmak için kriz mühendisliğidir” dedi. Genel Kurul’un “Kriz Dönemlerinde Seçimler” başlıklı oturumunda söz alan Bankoğlu, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun haksız yere hapsedildiğini ve seçilmiş belediye başkanlarının yaklaşık 10 aydır parmaklıklar ardında olduğunu hatırlattı. 30 YILLIK DİPLOMANIN İPTALİ SİYASİ BİR KUMPASTIR Bankoğlu, kürsüden yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: Salgın, terör ve savaş gibi krizlerin demokratik kurumlar ve seçim süreçleri üzerinde yarattığı baskıyı ele alan bu rapor, doğrudan Türkiye'nin bugün yaşadığı gerçekliğe hitap ediyor. Türkiye'de artık demokrasiye yönelik soyut riskleri tartışmıyoruz; biz bu riskleri bizzat yaşıyoruz. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu haksız yere hapsedildi. Ülke genelinde seçilmiş belediye başkanları yaklaşık 10 aydır parmaklıklar ardında. Onu siyasi rekabetin dışına itmek için, 30 yılı aşkın bir süre önce aldığı üniversite diploması keyfi bir şekilde iptal edildi. Bu bir hukuk süreci değil; mahkemeler yoluyla yapılan bir sivil darbedir. Erdoğan rejimi, sandıkta kazanamadığını yargı yoluyla gasp etmeye çalışmaktadır. Demokratik haklarını barışçıl bir şekilde savunan binlerce insan; polis şiddeti, toplu gözaltılar ve yıldırma politikalarıyla karşı karşıya kaldı. Bu bir kriz yönetimi değil; muhalefeti susturmak ve demokrasiyi zayıflatmak için kriz üretmektir. KÜRESEL OTORİTERLEŞME UYARISI: TRUMP’IN SÖZLERİ NORMALLEŞTİRİLEMEZ Dünya genelinde otoriterliğin tehlikeli bir şekilde normalleşmesine tanık oluyoruz. Liderler, bizzat seçimlerin değerini açıkça sorguluyor. Daha geçen haftalarda Donald Trump alaycı bir şekilde “belki de seçimlere gerek bile yok” demişti. Bugün bu durum, daha geniş küresel bir eğilimi yansıtıyor: hesap verilebilirlik olmaksızın güç, rıza olmaksızın otorite... Bu rapor, seçimlerin demokratik meşruiyetin temeli olduğunu bize haklı olarak hatırlatıyor. Hükümetler halkın iradesini çarpıtmak veya geçersiz kılmak için krizleri manipüle ettiğinde, demokrasi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. DEMOKRASİ OLAĞAN ZAMANLARDA DEĞİL, KRİZLERDE GERÇEK BİR İHTİYAÇ Türkiye bir dönüm noktasındadır. Halkımız, baskılara rağmen barışçıl bir şekilde protesto ediyor ve adalet talep ediyor. Muhalefet liderlerinin hapsedilmesi, yerel yönetimlerin susturulması ve muhalif görüşlerin suç sayılması, demokratik ilkelerin ve insan haklarının ihlalidir. Bu Meclis sadece bir gözlemci olarak kalamaz; net bir mesaj göndermeliyiz: Hiçbir kriz, demokrasinin askıya alınmasını haklı çıkaramaz. Hiçbir hükümet, halkının rızası olmadan yönetme hakkına sahip değildir Demokrasi, sadece olağan zamanlar için bir lüks değildir. Aksine, gücün onu terk etmeye en çok meyilli olduğu kriz anlarında en temel ihtiyaçtır.

Seyitgazi'nin ve Çürüttüm Mahallesi’nin Geleceğini Korumaya Devam Edeceğiz Haber

Seyitgazi'nin ve Çürüttüm Mahallesi’nin Geleceğini Korumaya Devam Edeceğiz

Cumhuriyet Halk Partisi Seyitgazi İlçe Başkanlığı tarafından Çürüttüm Mahallesi’nde yapılması planlanan mermer ocağı projesi ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. CHP Seyitgazi İlçe Başkanı Selma Sara tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Cumhuriyet Halk Partisi Seyitgazi İlçe Başkanlığı olarak, Eskişehir ili Seyitgazi ilçesi Çürüttüm Mahallesi sınırlarında planlanan ve doğaya, su kaynaklarına, tarım alanlarına ve yaşam alanlarına telafisi mümkün olmayan zararlar vereceği bilimsel ve hukuki raporlarla açıkça ortaya konulan mermer ocağı projesine karşıyız. Bu kapsamda; Çürüttüm Mahallesi’nde muhtarımız Sayın Erkan Küçükyılmaz ve mahalle sakinlerimizin katılımıyla bir süreç değerlendirme toplantısı gerçekleştirdik. Toplantıda, söz konusu projenin yaratacağı çevresel, tarımsal ve sosyal tahribat tüm yönleriyle ele alınmış; Çürüttüm halkının haklı kaygıları ve talepleri dinlenmiştir. Çürüttüm sakinlerinin toprağına, suyuna ve yaşam alanlarına sahip çıkma konusundaki kararlı duruşu bir kez daha ortaya konmuştur. Eskişehir Büyükşehir Belediyemiz tarafından söz konusu proje hakkında açılan dava; yalnızca bir hukuki süreç değil, Seyitgazi’nin toprağını, suyunu, ormanlarını ve geleceğini koruma mücadelesidir. Bilimsel raporlar, hukuki değerlendirmeler ve kamu yararı ilkesi bu projenin kabul edilemez olduğunu açıkça göstermektedir. Cumhuriyet Halk Partisi Seyitgazi İlçe Başkanlığı olarak; Eskişehir Büyükşehir Belediyemizin açtığı davayı tam desteklediğimizi, bu hukuksuz projeye karşı her platformda kararlılıkla mücadele edeceğimizi ve Seyitgazi halkının, toprağının ve geleceğinin yanında durmaya devam edeceğimizi kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz. Doğayı yok sayan, halkın yaşam hakkını hiçe sayan hiçbir girişimi kabul etmiyoruz. Seyitgazi’nin dağları, ormanları, suyu ve tarım alanları sermayenin değil halkındır. Bu toprakları savunmak bizim için siyasi değil, vicdani ve tarihsel bir sorumluluktur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; yaşamı savunmaya, hukukun ve bilimin yanında durmaya, Seyitgazi’nin ve Çürüttüm’ün geleceğini kararlılıkla korumaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta Kan Kaybı Yaşanıyor" Haber

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta Kan Kaybı Yaşanıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Culuk Mahallesinde (Köyü) ahır ve ağılları gezdi. Gürer’in ziyareti sırasında köyde hem ilk kuzu doğumuna tanıklık edildi hem de hayvancılığın içinde bulunduğu derin kriz bir kez daha gözler önüne serildi. Gürer, mevsimin dönmesiyle birlikte hayvanların yavrulamaya başladığını ancak buna rağmen hayvancılıkla uğraşanların büyük ölçüde sorunlarına çözüm beklediğini vurguladı. Ömer Fethi Gürer, “Dünde hayvancılık yapanlar bugün kazanamıyoruz diyor ve hayvancılığı bırakıyor. Şu anda ciddi sorunlar yaşıyorlar” ifadelerini kullandı. 400 DAVARDAN 50’YE DÜŞEN SÜRÜLER Köyde besicilik yapan Zafer Özyiğit, yaşanan süreci anlattı. Özyiğit, “Önceden 400 davar vardı, 400 davardan 50–60 davara düştü. Yayamıyor, bakamıyorum. bize kimse destek çıkmıyor. Yem alamıyorum. Yem fiyatları pahalı. Gücümüz yetmiyor” dedi. Meraların daraldı” dedi . meraya çıkamadıklarını belirten Özyiğit, sorunun yalnızca kendi ailesine ait olmadığını vurgulayarak, “Bu sadece bir kişi değil, köyün tamamı böyle. Köyde 20 aile hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6’ya düştü. Göç de var. Köyde kimse kalmadı. Bizim gibi 60 kişi kaldı, başka da kimse yok. Bir Allah’ın kulu Tarım Bakanlığından gelip de ‘derdiniz nedir’ demiyor” sözleriyle tepkisini dile getirdi. 50 BİN BAŞ HAYVANDAN 2.500’E GERİLEYEN KÖY Culuk Köyü Muhtarı İsmet Gökdemir de köyün geçmişi ile bugünü arasındaki farkı rakamlarla ortaya koydu. “Durum çok kötü sayın vekilim” diyen Gökdemir, geçmişte köyde 50 bin baş hayvan ve 2 bin büyükbaş bulunduğunu, bugün ise toplam hayvan sayısının 2.500’ü ancak bulduğunu ifade etti. Gençlerin köyde kalmadığını, girdi maliyetlerinin her geçen gün arttığını belirten Gökdemir, “Yem desen öyle, çoban bulunmuyor. Hayvancılık sürdürülebilir olmaktan çıktı. Sürekli göç veriyoruz” dedi. Köyün tarım potansiyeline rağmen üretimin sürdürülemediğine dikkat çeken Gökdemir, yaş ortalamasının 65’in üzerine çıktığını, bu yaşla çiftçilik yapılmaya çalışıldığını söyledi. “Yaklaşık 100–120 bin dönüm arazimiz var. İç Anadolu’nun en geniş topraklarına sahibiz ama hayvan varlığı en fazla azalan yerlerden biri haline geldik” sözleriyle tabloyu özetledi. “ÜRETİM YOK, TÜKETİM ARTIYOR” CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç da köylerin hızla boşaldığını vurguladı. Koç, “Köyler boşaldı. Hayvancılık bitiyor. Vatandaş 400 hayvandan 60 hayvana düşmüş. Bunun gibi çok örnek var” dedi. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkta ciddi bir gerileme yaşandığını belirten Koç, “Üretim yok ama tüketim hızla artıyor. Köylere hızlı bir dönüş sağlanması gerekiyor. Bunun için Tarım Bakanlığının el atması lazım. Hem tarıma hem hayvancılığa özel destek gerekiyor” çağrısında bulundu. Koç, Tarım Bakanı’na seslenerek, “Çiftçinin, besicinin sesini duysunlar. Köyleri bir gezsinler” dedi. “HAYVANCILIK GERİLERSE FİYATLAR DAHA DA ARTAR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Culuk Köyü’nde gördüklerinin Türkiye genelinde yaşanan sorunun bir özeti olduğunu ifade etti. “Burası Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü. Kent çevresinde tarım arazileri daraldıkça, hayvancılık geriledikçe hayvan dışarıdan gelecek. Bu da nakliye demek, fiyatların daha da artması demek” diyen Gürer, ithal hayvana yönelmenin kalite ve lezzet kaybına da yol açtığını söyledi. Büyük kent çevrelerinde tarım arazilerinin korunması ve hayvancılığın sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ağılın mevcut durumuna dikkat çekti. “Bu ağıl, tüm olumsuz koşullara rağmen üretimin, besiciliğin sürdürüldüğü bir yer. Burada hayvancılık yapanlar çok zor şartlarda çalışıyor. Modern ahırlar yok. Veterineri, aşısı, bakımı, işçiliği yetersiz. Eldeki imkânlarla üretim sürdürülmeye çalışılıyor” dedi. Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın ayakta kalabilmesi için yeterli destek sağlanması ve sorunlara duyarlı bir yaklaşım gösterilmesi çağrısında bulundu.

CHP'li Süllü: "Esnaf ve Küçük İşletmeler Borç Sarmalında" Haber

CHP'li Süllü: "Esnaf ve Küçük İşletmeler Borç Sarmalında"

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün soru önergesine yanıt veren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Eskişehir’de protestolu senetlerin bir yılda yüzde 900 artmasını görmezden geldi. Süllü, “Esnaf batıyor, iktidar rakamların arkasına saklanıyor” diyerek ekonomik krizin üzerinin örtülmeye çalışıldığını vurguladı. TBMM’ye verdiği soru önergesinde, Türkiye genelinde ve Eskişehir özelinde protestolu senetlerde yaşanan hızlı artışı gündeme taşıyan Süllü, Eskişehir’de 2024 Temmuz ayında 17 milyon TL olan protestolu senet tutarının, 2025 Temmuz ayında 170 milyon TL’ye yükseldiğini hatırlattı. Süllü, “Bu tablo, esnaf ve küçük işletmelerin borç sarmalının açık göstergesidir” ifadelerini kullandı. “Bakanlık Krizi Görmezden Geliyor” Bakan Şimşek’in yanıtında genel değerlendirmeler ve mevcut uygulamaların sıralandığını belirten Süllü, verilen cevabın sahadaki ekonomik çöküşü görmezden geldiğini vurguladı. “Esnaf kepenk kapatırken, KOBİ’ler iflasın eşiğine sürüklenirken, Bakanlık verileri yıllık tabloların içine gizleyerek krizin üzerini örtmeye çalışıyor” dedi. “Protestolu Senetler İflas ve İşsizliğin Habercisi” Süllü, protestolu senetlerdeki artışın, iflas, konkordato ve işsizlik dalgasının habercisi olduğunu ifade etti. Süllü, “Eskişehir gibi üretim ve istihdamın yoğun olduğu bir şehirde bu tablo rastlantı değildir. Yüksek faiz, daralan kredi olanakları ve yanlış ekonomi politikaları, esnafı gün geçtikçe daha da tükenişe sürüklemektedir.” dedi. “Gerçek Sorunlara Çözüm Üretin” Hükümeti somut adım atmaya çağıran Süllü, “Esnaf ve KOBİ’ler için acil borç yapılandırması, düşük faizli ve erişilebilir kredi mekanizmaları devreye sokulmadan bu kriz aşılamaz. Esnafın gerçek sorunlarına çözüm üretmek için acil önlemler devreye alınmalıdır. ” ifadelerini kullandı.

CHP’li İbrahim Arslan’dan Özel Eğitim Uyarısı Haber

CHP’li İbrahim Arslan’dan Özel Eğitim Uyarısı

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin yaşadığı yapısal krizi Meclis gündemine taşıdı. Arslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye iki ayrı yazılı soru önergesi verdi. CHP’li Arslan, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin yaklaşık 600 bin özel gereksinimli bireyin eğitime erişimini sağladığını ve bu hizmetin büyük ölçüde kamunun yerine getirilmesi gereken bir sorumluluğu fiilen üstlendiğini hatırlattı. Buna rağmen 2026 yılına girilmiş olmasına karşın, bu merkezlere ödenen destek tutarlarına ilişkin Resmî Gazete’de yayımlanmış herhangi bir yeni düzenleme bulunmadığına dikkat çekti. Arslan, asgari ücret, kira, enerji, ulaşım ve personel maliyetlerinde yaşanan yüksek artışlara karşın desteklerin güncellenmemesinin, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerini kapanma noktasına sürüklediğini vurguladı. Eskişehir özelinde yapılan güncel mali analizlerin, orta ölçekli bir merkezin aylık 100 bin TL’nin üzerinde zarar ettiğini ortaya koyduğunu belirten Arslan, bu tablonun ülke genelinde de benzer şekilde yaşandığını ifade etti. “Bu mesele işletmelerin değil, çocukların meselesidir” Milli Eğitim Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Arslan, Bakanlığın güncel maliyet artışlarını dikkate alan bir etki analizi yapıp yapmadığını, kapanma riski altındaki merkez sayısını, ÇÖZGER raporlarında yaşanan gecikmeler nedeniyle destek eğitiminden yararlanamayan çocuk sayısını ve yüz tanıma sistemi uygulamasının ertelenme gerekçelerini sordu. Arslan, özel eğitim hizmetlerinin piyasa koşullarına bırakılabilecek bir alan olmadığını vurgulayarak, “Bu mesele kurumların ayakta kalması değil, engelli çocukların eğitim hakkının korunmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Maliye’ye: Tasarruf mu, daha pahalı bir kamu yükü mü? Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yönelttiği soru önergesinde ise Arslan, desteklerin güncellenmemesi hâlinde ortaya çıkacak kamu maliyetine dikkat çekti. CHP’li Arslan, özel eğitim merkezlerinin kapanması durumunda aynı hizmetin kamu eliyle verilmesinin devlete ne kadara mal olacağının hesaplanıp hesaplanmadığını sordu. Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin bir “tasarruf kalemi” olarak görülmesinin sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını ifade eden Arslan, bu yaklaşımın kısa vadede bütçede küçük bir rahatlama yaratsa bile orta ve uzun vadede kamuya çok daha ağır bir yük getireceğini söyledi. CHP’nin yaklaşımı: Hak temelli ve kamusal sorumluluk CHP’li Arslan, partisinin bu konudaki yaklaşımının net olduğunu belirterek, özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin hak temelli, planlı ve kamusal sorumluluk anlayışıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. Arslan, engelli bireylerin eğitime erişiminin hiçbir koşulda kesintiye uğratılamayacağını ifade ederek, konunun Meclis’te ve kamuoyu önünde takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.