SON DAKİKA
Hava Durumu

#Chp

Porsuk Haber Ajansı - Chp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz'dan Suç Duyurusu Haber

YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz'dan Suç Duyurusu

YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, son dönemde şahsına yönelik ortaya atılan asılsız iddialara ve iftiralara karşı hukuki süreci başlattığını duyurdu. Adliye Sarayı önünde düzenlediği basın toplantısında 11 sayfalık suç duyurusu dilekçesini savcılığa sunduğunu belirten Yalaz, AKP İl Başkanı ve CHP İl Başkanı hakkında yargı yoluna gittiklerini açıkladı. ​"Deprem Bağışları Adına Bir Kuruş Dahi Toplanmadı" ​Şahsına ve partisine yönelik yürütülen karalama kampanyalarına sert tepki gösteren Talat Yalaz, deprem gecesi düzenlendiği iddia edilen bağış faaliyetleriyle ilgili şu açıklamalarda bulundu. İl Başkanı Yalaz deprem gecesi düzenlemek, depremzedeler adına bağış toplamak ve bu bağışları yerine ulaştırmamak gibi tamamen gerçeğe aykırı suçlamalarla karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Yalaz, o gece depremzedeler adına para verdiğini iddia eden veya bu yönde bir bağışın yapıldığını kanıtlayabilecek tek bir kişinin dahi bulunmadığını vurguladı. Yalaz, gerçekleştirilen programın "birlik ve beraberlik gecesi" olmasına rağmen, olayların bilinçli bir şekilde sabote edilerek depremzedeler üzerinden siyasi malzeme yapıldığını ifade etti. ​AKP ve CHP İl Başkanları Hakkında Suç Duyurusu ​Talat Yalaz, AKP İl Başkanı ve CHP İl Başkanı'nın bu süreçte birlikte hareket ettiğini ve kamuoyunu yanıltıcı videolarla organize bir şekilde karalama kampanyası yürüttüklerini dile getirdi. Yalaz, savcılığa sunulan dilekçenin detaylarında tüm bilgi, belge ve delillerin yer aldığı 11 sayfalık suç duyurusu dilekçesinin ilgili makamlara teslim edildiğini belirtti. Yalaz, sadece ilgili geceye dair değil, 35 yıllık hayatının tamamındaki tüm şahsi hesaplarının incelenmesi hususunda muvafakat verdiğini ve buna sonuna kadar güvendiğini belirtti. ​Şüphelilerin hak ettikleri cezayı alacağına inandığını ifade eden Yalaz, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağını ve hukuki haklarını saklı tuttuğunu ifade etti. ​"Siyasi Eleştirinin Sınırları Aşıldı" ​Siyaset yapmanın ve eleştiride bulunmanın belirli sınırları olduğunu hatırlatan Yalaz, kişilerin onur, şeref ve itibarına yönelik saldırıların siyasi eleştiri olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi. Deprem felaketinde hayatını kaybeden vatandaşların ve yakınlarını kaybeden depremzedelerin anısına duydukları saygı nedeniyle bugüne kadar bu meseleye mesafeli yaklaştıklarını, ancak iftiraların fütursuzca devam etmesi sebebiyle hukuki yola başvurma zorunluluğu doğduğunu sözlerine ekledi.

CHP'li Süllü: "Okul Zili Çalmadan Bütçelerde Alarm Zilleri Çalıyor!" Haber

CHP'li Süllü: "Okul Zili Çalmadan Bütçelerde Alarm Zilleri Çalıyor!"

CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü: “Henüz okul zili çalmadan velilerin bütçesinde alarm zilleri çalıyor. Veliler ‘Ne alacağım?’ değil, ‘Neyi alamayacağım?’ diye düşünüyor.” Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması öncesi, kırtasiye ve okul formaları satan mağazaları ziyaret ederek esnaf ve velilerle görüşen Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, kırtasiye ürünlerinin geçen yıla göre yaklaşık yüzde 25 zamlandığını belirterek, “Okul zili henüz çalmadan ailelerin bütçelerinde alarm zilleri çalmaya başlamış. Tek çocuğu olanlar bile kara kara düşünürken, birden fazla öğrenci olan evlerin bütçeleri daha okullar açılmadan hazırlık masraflarıyla sarsılmış durumda” dedi. İçi boş bir okul çantası fiyatının markasına göre, 350TL ile 3000 TL arası olduğuna dikkat çeken Süllü, okulların gönderdiği temel kırtasiye ürünleri ile okul çantasının dolmasının maliyetinin yaklaşık 2 bin 500 liraya ulaşmasının aile bütçesini henüz okullar açılmadan sarstığını söyledi. Okul formaları satan esnaflarla görüşmelerinde Süllü, forma ve okul kıyafetlerinin toplam fiyatının, alınacak yedek kıyafetlerle ve yaş gruplarına göre yaklaşık 3 bin liradan 8 bin liraya kadar çıkabildiğini paylaştı. Jale Nur Süllü, “Bu yılki okul forması fiyat artışlarını yüzde 20 zam gibi minimumda tutmaya çalıştıklarını belirten esnaflar, velilerin yine de alış verişte zorlandığını söylüyor. Veliler ise daha önce okul formalarında aldıkları yedek kıyafetleri bu yıl alamadıklarını anlatıyor” diyerek esnaf ve velilerin kaygılarını dile getirdi. Süllü ayrıca, kırtasiye, okul kıyafeti, ayakkabı gibi okul hazırlıkları masraflarına, okulların açılmasıyla eklenecek beslenme ve ulaşım giderleri, kışın gelmesiyle artacak harcamalar göz önüne alındığında ailelerin daha da endişelendiğini aktardı. “Aileler artık ne alabileceklerini değil, nereden kısacaklarını düşünüyor. Eski çantaların tamir edilmesi, ikinci forma alınmaması, geçen yıldan kalan malzemelerin yeniden kullanılması gibi zorunlu tasarrufa yönelen aileler oldukça zorlanıyor ” diyen Süllü, ekonomik krizin çocukların eğitim hakkına doğrudan yansıdığını vurguladı. “EĞİTİM HARCAMALARI VELİLERİN SIRTINDA AĞIR YÜK” Devlet okullarında ücretsiz eğitimin, aileler açısından eğitim harcamalarının ücretsiz olduğu anlamına gelmediğini belirten Süllü, kırtasiye, kıyafet, beslenme, ulaşım giderlerinin velilerin omuzlarında ağır bir yük olduğunu söyledi. Süllü, eğitim-öğretim yaşamında çocukları olan ailelerin sırtındaki bu ağır yükün hafifletilmesi için, acilen önlemler alınması gerektiğini belirtti. Eğitim araç gereçlerindeki KDV’nin düşürülmesi ve çocukların yeterli, sağlıklı beslenmesinin de eğitim hakkının bir parçası olduğu göz önünde bulundurularak Cumhuriyet Halk Partisi olarak yıllardır dile getirdikleri üzere, tüm ülkede okullarda en az bir öğün ücretsiz yemek uygulamasının derhal hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor! Haber

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticileriyle bir araya gelerek pancar alım kampanya öncesinde çiftçinin beklentilerini dinledi. Üreticiler, artan gübre, tohum, ilaç, sulama suyu, kira, mazot ve elektrik maliyetlerine dikkat çekerek pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istedi. Bazı üreticiler ise çiftçi refahı düşünülüyorsa 4 bin 500 lira olmalı” dedi. Üreticiler gelecek yıl pancar ekimini artıracak seviyede fiyat beklentisi içinde olduklarını ifade ettiler. Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatif Başkanı ve Bor Ziraat Oda Başkanlarını da ziyaret etti. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi ve CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada üreticilerle buluştu. Gürer “şeker pancarının yalnızca üreticiyi değil, üretimden işleme ve pazarlamaya kadar geniş bir kesimi ilgilendiren stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, “Pancar stratejik bir ürün. Tohumunu, gübresini, ilacını satan, tarlada çapalayan, bakımını yapan, nakliyesini gerçekleştiren, fabrikada işleyen ve işlendikten sonra satışını yapan geniş bir kesimi ilgilendiriyor” dedi. Eylül ayında pancar kampanyasının başlayacağını belirten Gürer, pancar üreticisinin şu anda açıklanacak fiyatı beklediğini söyledi. Türkiye’de bu yıl yaklaşık 22 milyon ton pancar yetişmesinin beklendiğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yıllık şeker üretiminin de 2,8-3 milyon ton aralığında olduğunu belirtti. Gürer, Türkiye’nin şeker pancarında kendi kendine yeterli olabilecek ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Türkiye bu bağlamda kendi kendine yetebilecek noktada olduğu ürünlerden biri pancar. Ancak son yıllarda pancar ekimlerinde alanın, üretimin ve rekoltenin varlığına rağmen çiftçi bu işten de çok mutlu değil. Çünkü girdi maliyetleri artıyor, aynı oranda gelir sağlayamıyor” diye konuştu. “GİRDİLER YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisi Kemal Çörekçi ise artan maliyetler nedeniyle üreticinin zor durumda olduğunu belirterek pancar için beklentisinin ton fiyatının 4 bin lira ile 4 bin 500 lira arasında olduğunu söyledi. Çörekçi, “Ben pancar alım fiyatının 4,5 lira olsun isterim. Çünkü girdiler çok pahalı” dedi. Geçen yıl desteklerle birlikte yaklaşık 3 bin 200 liralık fiyat açıklandığını hatırlatan Çörekçi, “Bu sene de 4 lira olmasını temenni ederiz çünkü girdilerimiz yüksek. Yani en az 4 bin olsun. 4 bin olsun ki çiftçiyi mutlu edecek rakam olsun, yüzü gülecek ki biz de seneye bir daha bu işi yapacağız” ifadelerini kullandı. Üretici, özellikle tohum fiyatındaki artışa dikkat çekerek, “Şimdi girdi maliyetleri önemli ölçüde arttı. Yüzde 100 arttı. 22 liraya aldığımız tohumu 38 liraya aldık. Akıllı tohum dediklerini, yani yüzde 100 zam geldi ona” diye konuştu. Çörekçi, “dekar maliyetimiz 25-27 bin lira. Dekarda verim 6'dan başlar, 8-9'a kadar çıkar. Yani bakımına göre, gübresine göre, sulamasına göre, şartlarına göre değişiyor” dedi. “SULAMA SUYU YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisinin maliyetlerinin yalnızca gübre ve tohumla sınırlı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, sulama fiyatlarında da artış olup olmadığını sordu. Çörekçi, “Yüzde 100 artış var. 450 lira saat şu anda bizim burada suyun kooperatif...” diyerek sulama maliyetlerindeki artışı dile getirdi. Gürer ise üreticinin yaşadığı maliyet baskısını belirterek, “Yani sulama suyunuz arttı, gübre arttı, mazot arttı, elektrik gideri arttı.” dedi. Üretici de “Yüzde 100 arttı girdiler. Çok pahalı şu anda” diyerek artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Çörekçi, pancarın en az 4 bin liralık alım fiyatına ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, 4 bin 500 liranın ise gelecek yıl üretici sayısını artırabileceğini ifade ederek, “Yani en düşük 4.000 liralık fiyat ama diyor ki 4.500 lira olursa gelecek yıl ekim yapanın sayısında artış olur. Yani böyle fiyat vermedikçe millet pancardan dikmekten vazgeçmeye başladı. Çünkü adam masraf ediyor, ediyor, ediyor. 6-7 aldığımız zaman zarar ediyor. Yani 6-7 aldık mı zarar şu anda” diyen üretici, mevcut maliyetlerle üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. “ÖZELLEŞTİRME PANCARIN PAZARINDA DA SORUN YARATTI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin pancar üreticisi açısından ortaya çıkardığı sorunlara da dikkat çekerek, “Şimdi özelleştirme yapılması da şeker pancarının pazarında sorun yarattı. Niye? Özel sektör kâr etmeden bir işi yapmıyor” diyen Gürer, özellikle pancarın yan ürünü olan küspe konusunda yaşanan değişime dikkat çekti. Gürer, “Küspeyi daha önce fabrikaya pancarı veren çiftçiye ücretsiz verilirdi. Şimdi küspeyi fabrika parayla satıyor” dedi. Küspe fiyatının da 2,5 lirayı bulduğu söyleniyor şu anda paketi” ifadesini kullandı. Üretici de, “Pancar alım fiyatı ile nerede ise hemen hemen aynı yani. Bunun melası var, şekeri var. Bunları geç artık. Posasını yani o şekilde satıyorlar ama bize geldi mi fiyat niye korkuyorlar?” diye konuştu. GÜRER: “ŞEKER PANCARI MUTLAKA KORUNMALI” Ömer Fethi Gürer, üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca pancarın tarladaki maliyetiyle sınırlı olmadığını, pancarın hayvancılık açısından da önemli bir ürün olduğunu belirtti. Gürer, “ Çiftçi diyor ki ben bir yıl emekle bunu üretiyorum, çabalıyorum. Ondan sonra götürüp teslim ediyorum fabrikaya. Küspeden alırken neredeyse pancarı sattığım fiyatla küspeyi alıyorum. Hayvancılarımız alıyor yani” sözleriyle küspe maliyetinin hayvancılık yapan üreticiler üzerindeki etkisine dikkat çekti. Şeker pancarının stratejik niteliği nedeniyle üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Bu anlamda şeker pancarı üreticisinin desteklenmesi de gerekiyor. Çünkü şeker pancarı stratejik bir ürün olduğu için mutlak surette korunması gereken bir alan” dedi. Gürer ayrıca pancar şekerinin, nişasta bazlı şuruba karşı doğal ve önemli bir alternatif olduğunu belirterek, üretim maliyetlerindeki artışın pancarın pazardaki konumunu da etkilediğini belirterek, “Nişasta bazlı şurubun karşısında da doğal olarak şeker pancarının giderlerinin artması ona pazar yaratıyor. Bunun da önüne geçmek çiftçiye verilecek destekle ilgili.üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için desteklerin artırılması gerekir” dedi. “ÇİFTÇİNİN TALEBİ NET: EN AZ 4 BİN LİRA” Pancar üreticisinin beklentisinin açık olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin mevcut maliyetler karşısında pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istediğini söyledi. Gürer, “Çiftçi alım fiyatı olarak en düşük 4.000 lira olsun istiyor” diyerek pancar üreticisinin beklentisini kamuoyuna taşıdı. Üreticiler ise yalnızca bu yılın fiyatının değil, gelecek yıl pancar ekiminin devam edip etmeyeceğinin de açıklanacak alım fiyatına bağlı olduğunu belirterek, maliyetleri karşılayacak ve üreticiyi yeniden tarlaya teşvik edecek bir fiyat açıklanması çağrısında bulundu. EYLÜL AYINDA SÖKÜM BAŞLIYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer 20 Eylül’de genelde pancar alım kampanyası başlar. Çiftçi, üretici bu süreçte alım fiyatı açıklanmasını bekler. 6 dekara 40 bin TL ilaçlı tohum ekiliyor. 1 dekara en az 13 kez su veriliyor. Dekar su gideri de 25 bin lirayı buluyor. Geçen yıl destekle tonu 3100 TL’ dan çiftçi pancarın 16 polarını fabrikaya verdi. Bu yıl sulama suyu için elektrik, tarla kira gideri, gübre, mazot, tohum geçen yıla göre enflasyon üzerinde artış gösterdi. Girdilerde artışa müdahale etmeyen iktidar alım fiyatında çiftçiyi başabaş noktasında bırakıyor ve çiftçi refahını sağlayacak bir gelir olmayınca çiftçi borcunu ödemekte zorlanıyor. Çok çiftçi bankalarda borç ödemekte zorlanıyor. İcralık çiftçi sayısı artıyor” dedi. GÜRER, SORUNLARI DİNLEDİ CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç ve yönetim kurulu üyeleri ile Bor Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı ve Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç ile bir araya gelerek bölgedeki çiftçi ve üreticilerin sorunlarını görüştü. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin bölge çiftçisi açısından önemli bir merkez olduğunu belirten Gürer, üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinlemenin önemine dikkat çekti. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç, Niğde, Nevşehir, Aksaray ve Ereğli bölgelerini kapsayan 27 bin ortaklı kooperatif olarak üreticilerin tohumdan gübreye, ilaçtan makine ve ekipmana kadar birçok ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını belirterek Gürer’e ziyareti için teşekkür etti. Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç de tarım sektörünün mevcut durumunun sahada ve üreticiyle doğrudan görüşülerek değerlendirilmesinin önemine vurgu yaparak, çiftçi ve üreticilerin sorunlarına gösterdiği duyarlılık nedeniyle Gürer’e teşekkürlerini iletti.

Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı CHP'den İstifa Ederek Yeni Parti'ye Katıldı Haber

Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı CHP'den İstifa Ederek Yeni Parti'ye Katıldı

Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı, Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa ettiğini duyurdu. Başkan Konakcı, siyasi hayatına Genel Başkanlığını Özgür Özel'in yaptığı Yeni Parti çatısı altında devam edeceğini açıkladı. ​Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı yaptığı açıklamayla CHP'den ayrıldığını açıkladı. Başkan Konakcı, şu ifadelere yer verdi: "Değerli Çiftelerli Hemşehrilerim ve Kamuoyuna, ​Cumhuriyet Halk Parti, her zaman benim için sadece bir siyasi çatı değil, ailemden devraldığım en onurlu miras oldu. Bugüne kadar göğsümde gururla taşıdığım bu kültüre ve gönül bağıyla bağlı olduğum partime, değişen siyasi şartlar ve fikir ayrılıkları nedeniyle veda ediyorum. Bu ayrılık, savunduğum değerlerden bir kopuş değil; aksine, o değerleri daha güçlü yaşatabilme gayretidir. ​Çifteler halkının bana emanet ettiği belediye başkanlığı görevini, bundan sonra da aynı azim ve şeffaflıkla sürdüreceğimden kimsenin şüphesi olsun. ​Siyasi yolculuğuma, "Yeni" bir sayfa açarak, ortak akıl ve geniş kitleleri kucaklayan "Türkiye İttifakı" anlayışını temel alan, Yeni Parti çatısı altında devam etme kararı aldım. ​Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel liderliğindeki Yeni Parti'nin kapsayıcı, yenilikçi ve halk odaklı vizyonuyla, Çifteler'i, şehrimizi ve ülkemizi çok daha aydınlık bir geleceğe taşıyacağımıza inancım tamdır. ​Geçmişten bu yana omuz omuza çalıştığım tüm yol arkadaşlarıma teşekkür eder, yine aynı yolculukta omuz omuza yola devam edeceğimize inancımın tam olduğunu bildirmek isterim. Yeni dönemin ilçemize ve ülkemize hayırlı olmasını dilerim. ​"Kurtuluş yok tek başına! Ya hep beraber ya hiçbirimiz!"

Yeni Partili İbrahim Arslan: "Kimse Kimsenin Örgütünü Çalmadı!" Haber

Yeni Partili İbrahim Arslan: "Kimse Kimsenin Örgütünü Çalmadı!"

Yeni Parti Parti Meclisi Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, CHP cephesinden yöneltilen eleştirilere ve Jale Nur Süllü'nün açıklamalarına yanıt verdi. Milletvekili Arslan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ayrışma sürecinden bugüne kadar CHP Eskişehir Milletvekili Sayın Jale Nur Süllü’nün şahsımız, yol arkadaşlarımız ve Yeni Parti hakkında yaptığı pek çok değerlendirmeye cevap vermedim. Çünkü siyasette yollar ayrılabilir, tercihler değişebilir. Dün aynı çatı altında mücadele eden insanlar bugün farklı siyasi tercihlerde bulunabilir. Bunu kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürmeyi doğru bulmadım. Ancak son günlerde kullanılan “maceraya atıldılar”, “örgütlerimizi çaldılar”, “tam bir siyasi hırsızlıkla gittiler”, “arınarak devam ediyoruz” ifadeleri artık siyasi eleştirinin ötesindedir. DÜN KARŞI ÇIKTIĞIMIZ DİLİ BUGÜN KULLANAMAYIZ Yıllardır iktidarın ve onunla aynı zeminde buluşan butlancı anlayışın; demokratik muhalefeti itibarsızlaştırmak, seçilmişleri kriminalize etmek ve siyasi tercihleri şaibeli göstermek için kullandığı dile hep birlikte karşı çıktık. Dün karşı çıktığımız dili bugün eski yol arkadaşlarımıza karşı kullanmak ciddi bir siyasi savrulmadır. Kimse kimsenin örgütünü “çalmadı”. İnsanlar eşya değildir; siyasi partilerin mülkü hiç değildir. Belediye başkanları, ilçe başkanları, yöneticiler, meclis üyeleri ve yurttaşlar yaşananları görmüş, değerlendirmiş ve özgür iradeleriyle siyasi tercihte bulunmuştur. Bu tercihleri eleştirebilirsiniz; ancak insanların iradesini yok sayamazsınız. HUKUK DA DEMOKRASİ DE SİYASİ POZİSYONA GÖRE DEĞİŞMEZ Genel Başkanımız Özgür Özel hakkında hazırlanan fezlekelerdeki suçlamaları öne çıkaran bir dil kullanılması da düşündürücüdür. Fezleke hüküm değildir. İddia suçun kanıtı değildir. Masumiyet karinesi siyasi konjonktüre göre değiştirilebilecek bir ilke hiç değildir. Aynı tutarlılık Cumhurbaşkanı adayımız ve İBB başkanımız Ekrem İmamoğlu konusunda da gösterilmelidir. Daha düne kadar uğradığı hukuksuzluklara karşı çıktığınız, Silivri’de ziyaret ettiğiniz ve “Cumhurbaşkanı adayımız” dediğiniz Ekrem İmamoğlu hakkında bugün iktidarın uzun süredir üretmeye çalıştığı şüphe ve itham diline yaklaşmadan önce, geçmişte söylediklerinize ve paylaşımlarınıza bakmak gerekir. Siyasi tutarlılık, dün savunduğunuz ilkeleri şartlar değiştiğinde de savunabilmektir. YENİ PARTİ BİR “MACERA” DEĞİLDİR Butlan sürecinde biz nerede durduğumuzu gösterdik. Siyasi partilerin iradesinin mahkeme kararlarıyla dizayn edilmesine, demokratik siyasetin yargı eliyle şekillendirilmesine karşı çıktık. Yol ayrımına geldiğimizde de tercihimizden tereddüt etmedik. Yeni Parti’yi birkaç kişinin tercihi ya da bir “macera” olarak göstermek ise ortaya çıkan toplumsal gerçeği görmezden gelmektir. Bu partiyi millet kurdu, adını millet koydu, bütçesini millet sağladı. Kuruluşunun hemen ardından yüz binlerce yurttaşımız üyelik için başvurdu; iki hafta gibi kısa bir sürede Türkiye’nin neredeyse bütün il ve ilçelerinde kurucu örgütlenmeler oluşturuldu. Bugünün ana muhalefet partisi, yarının iktidar iddiasını taşıyan Yeni Parti’nin gücü; “çalınmış” örgütlerden değil, kendi iradesiyle yan yana gelen milyonlarca yurttaşımızdan doğmaktadır. O nedenle bugün sorulması gereken asıl soru şudur: BUNCA İNSAN NEDEN AYNI SİYASİ TERCİHTE BULUŞTU? Bu sorunun cevabı ithamda, hakarette ya da geçmişi yeniden yazmakta değil; yaşanan siyasi süreçtedir. Biz dün hukuksuzluğa karşı nerede durduysak bugün de oradayız. Dün millet iradesini nasıl savunduysak bugün de aynı kararlılıkla savunuyoruz. Çünkü siyasette asıl mesele hangi çatının altında olduğunuz değil; yol ayrımına geldiğinizde hangi değerlerin yanında durduğunuzdur. Kimin rüzgâra göre yön değiştirdiğine, kimin şartlar değişse de sözünün ve değerlerinin arkasında durduğuna millet karar verir. Tarih de kaydını buna göre düşer."

Depremzedelere Gönderileceği Söylenen Para Nerede? Haber

Depremzedelere Gönderileceği Söylenen Para Nerede?

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, kamuoyunda gündeme gelen CHP Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen dayanışma yemeğinin ardından depremzedelere gönderileceği ifade edilen paranın akıbetini sordu. İl Başkanı Gürhan Albayrak yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Tepebaşı Belediyesi’nde ihtiyaç sahiplerinin sofrasına uzanan aşevi üzerinden gündeme gelen vahim iddiaların yarası henüz kapanmamışken, şimdi de depremzedeler için toplandığı ifade edilen paraların akıbetini konuşuyoruz. Üstelik bu kez iddiayı ortaya atan biz değiliz. CHP’nin mevcut Eskişehir İl Başkanı, kendi partisinin önceki dönemine ilişkin olarak bu paraların depremzedelere ulaştırılmadığını söylüyor. İnsan gerçekten sormadan edemiyor: Sizin hiç dokunmayacağınız bir değer, el uzatmayacağınız bir emanet yok mu? İhtiyaç sahibinin sofrası… Milletin parası… Şimdi de depremzedeler için toplandığı söylenen yardımlar… 6 Şubat’ta binlerce canımızı toprağa verdik. Milyonlarca insanımız tek yürek oldu; kimi maaşını, kimi harçlığını, kimi cebindeki son parayı depremzedeler için verdi. Böylesine büyük bir acının ardından depremzedeler adına toplanan paranın yerine ulaşmadığı iddiası doğruysa, bunun adı siyasi beceriksizlikle, muhasebe hatasıyla, unutkanlıkla açıklanamaz. Bu, vicdanın iflasıdır. Daha geçtiğimiz günlerde siyasi faaliyetleriniz nedeniyle doğan yüz binlerce liralık kamu borcunun ödenmediğini de belgeleriyle Eskişehir kamuoyunun önüne koyduk. Her defasında başka bir iddia, başka bir şaibe, başka bir açıklama… Eskişehir sizin sorumsuzluklarınızın, şaibelerinizin ve bitmek bilmeyen skandallarınızın şehri değildir. Bu şehir; çalışkanlığıyla, dürüstlüğüyle, kültürüyle, sanayisiyle, üniversiteleriyle anılmayı hak ediyor. Eskişehir’in adını aşevi iddialarıyla, ödenmeyen kamu borçlarıyla ve şimdi de depremzedelerin parasıyla yan yana getirmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Talat Yalaz başta olmak üzere bu işin içinde sorumluluğu bulunan herkes çıkacak ve Eskişehir kamuoyuna hesabını verecektir. Ne kadar para toplandı? Nereye harcandı? Depremzedelere ne kadar gönderildi? Gönderildiyse dekontu nerede? Bunların cevabı laf kalabalığı değil, BELGEDİR. Yetimin lokması da milletin parası da depremzedenin emaneti de sahipsiz değildir. Biz bu yüz kızartıcı iddiaların üzerinin örtülmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ve hiç kimsenin şüphesi olmasın: Eskişehirli hemşehrilerimiz; vicdanı, ahlakı ve kamu sorumluluğunu bu kadar hoyratça örseleyen bu anlayışa gereken cevabı verecektir. Eskişehir bunları hak etmiyor. Eskişehir bunlara mecbur değil."

CHP'li Gürer’den Çağrı: "Tarım Kesimindeki İcraları Durdurun" Haber

CHP'li Gürer’den Çağrı: "Tarım Kesimindeki İcraları Durdurun"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, üreticilerin yaşadığı ekonomik çıkmazın tarladan depoya kadar uzandığını belirterek, geçen ay dalındaki domateslere uygulanan hacizlerin ardından bu kez soğuk hava deposunda elmaların icra yoluyla satışa çıkarıldığını söyledi. Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün bankalara olan borcunun 1 trilyon 459 milyar liraya yükseldiğini, üreticinin emeğinin, alın terinin ve aylar süren mücadelesinin icra dosyalarına konu olmasının tarımın içine sürüklendiği ödeme güçlüğünün göstergesi olduğunu ifade etti. Kayseri Yeşilhisar İcra Dairesi tarafından yayımlanan satış ilanına göre, bir soğuk hava deposunda bulunan borçlu üretici V.Y.’ye ait 65 bin kilogram Arjantin, Golden, Starking ve Pikleydi cinsi elma, yaklaşık 4 milyon 424 bin 264 lira muhammen bedelle icra yoluyla satışa çıkarıldı. TARLADAN DEPOYA KADAR HACİZ CHP’li Ömer Fethi Gürer, yaşananların münferit olaylar olmadığını belirterek, “Geçtiğimiz ay üreticinin dalındaki domatese haciz uygulanıyordu. Bugün ise aylarca emek verilerek üretilen ve değer bulması için soğuk hava deposunda depolanan elmalar icra yoluyla satışa çıkarılıyor. Bu tablo, üreticinin borç ödeme konusunda içinde bulunduğu ekonomik darboğazın göstergesidir. Çiftçi, üretici, besici artık ürettiği ürünü satamıyor, borcunu çeviremiyor ve sonunda emeği icra masasında satışa çıkarılıyor.” dedi. ÜRETİCİ BORÇLA ÜRETİM YAPIYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin sürekli arttığını belirterek, “Çiftçi mazotu, gübreyi, ilacı, tohumu, elektriği krediyle alıyor. Hasat zamanı geldiğinde ise ürün değerine para etmiyor. Borçlarını ödeyemeyen üreticinin traktörü, tarlası, dalındaki ürünü, şimdi de depodaki elması haczediliyor. İktidar bu süreci durduracak önlemler almalıdır. İcralar durdurulup ek kredi desteği sağlanmalıdır.” diye konuştu. TARIMDA İCRA DOSYALARI DURUMUN FOTOĞRAFIDIR TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 65 ton elmanın icra yoluyla satışa çıkarılmasının yalnızca bir hukuki işlem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Bugün satışa çıkarılan sadece 65 ton elma değildir. Satışa çıkarılan, çiftçinin umudu, emeği ve geleceğidir. Bir üreticinin ürününün icra yoluyla satılması, üreticinin ürününün değeri altında işlem görmesine de neden olabilecektir. Her ay farklı bir ilde, farklı ürünler için haciz haberleri geliyor. Çiftçi üretirken değil, borcunu nasıl ödeyeceğini düşünerek yaşamaya çalışıyor.” şeklinde konuştu. ÜRETİCİYİ KORUYACAK POLİTİKALAR ŞART CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün ayakta kalabilmesi için üreticiyi rahatlatacak acil adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak, “Üreticinin borçları yapılandırılmalı, borç faizleri silinmeli, girdi maliyetleri düşürülmeli ve ürününü değerinde satabileceği planlı bir üretim modeli oluşturulmalıdır. Aksi hâlde bugün depodaki elmaya uygulanan icra, yarın başka bir ilde başka bir ürüne uygulanacak. Çiftçi, üretici, besici her ay yeni bir icra ile karşı karşıya kalıyor. Tarla, traktör, ev, dalda ve depoda ürün, inek, Malta keçisine kadar yaygınlaşan icralar, tarımda sorunların hangi boyuta geldiğini gösteriyor.” dedi.

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi” Haber

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarım sektöründe çalışan nüfusun ve sigortalı çiftçi sayısının hızla düştüğünü vurgulayarak girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları ve ithalata dayalı politikaların üreticiyi tarladan uzaklaştırdığını belirtti. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulunda yaptığı değerlendirmelerle Türkiye tarımındaki çöküşü ve gıda krizinin arka planını gözler önüne serdi. Türkiye nüfusu artarken tarımda üretim yapan ve çalışan sayısının belirgin biçimde azaldığına dikkat çeken Gürer, “Veriler gösteriyor ki tarımda hem çalışanda hem de üretende ciddi bir gerileme var” dedi. Sigortalı Çiftçi Sayısı 17 Yılda Yarı Yarıya Düştü Tarımda sigortalı çalışan çiftçilerin sayısındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer, özellikle son 17 yıldaki değişimin dikkat çekici olduğunu belirtti. Gürer, “Sigortalı işçi ve çiftçi sayısı da on yedi yılda önemli ölçüde gerilemiş. 2009 yılında 1 milyon 14 bin olan sigortalı çiftçi sayımız şu anda 562 bin 120’ye düşmüş durumda” dedi. Bu rakamların tarım sektöründeki sorunların boyutunu açık biçimde gösterdiğini ifade eden Gürer, “Bu durumda veriler gösteriyor ki tarımda önemli ölçüde çalışanda, üretende bir gerileme var” diye konuştu. “ÇİFTÇİ KAZANIRSA İŞİNİ SÜRDÜRÜYOR” Çiftçiliğin sürdürülebilmesi için üreticinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurgulayan Gürer, çiftçinin para kazanamadığında üretimden koparak büyük kentlere yöneldiğini söyledi. Gürer, bu durumu şöyle anlattı: “Bunlar neden oluyor? Çiftçilik kişi başı yapılan bir iş. Üretici, çiftçi kazanırsa işini sürdürüyor, kazanamazsa büyük kentlere gelip orada daha zor koşullarda maaşla çalışmak için iş arıyor.” Çiftçinin karşı karşıya kaldığı temel sorunların başında yüksek girdi maliyetlerinin geldiğini belirten Gürer, üreticinin ürününü pazarlamakta da ciddi sorunlar yaşadığını dile getirdi. Gürer, “Girdi maliyetleri yüksek, ürettiği ürünü pazarlamada sorunu var, kendisine sağlanan destekler yetersiz” dedi. “BEN ÜRETİYORUM, BENDEN ALIP GİDEN PARA KAZANIYOR” Üreticinin kendi ürettiği üründen yeterli geliri elde edememesinin tarımdan kopuşu hızlandırdığını belirten Gürer, çiftçinin yaşadığı kırgınlığı şu sözlerle ifade etti: “Ürettiği üründen kendisi para kazanamazken aracının, ithalatçının para kazandığını görünce doğal olarak kırgınlıklar da yaşıyor.” Çiftçinin yaşadığı sorunu kendi sözleriyle dile getiren Gürer, “Diyor ki: ‘Ben bir yılda ürünü üretiyorum, benden alıp giden para kazanıyor, ben kazanamıyorum.’” ifadelerini kullandı. Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamamasının yalnızca çiftçinin ekonomik durumunu değil, Türkiye’nin tarımsal üretim geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı. “DÜŞÜK ALIM FİYATI ÜRETİCİYİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞTIRIYOR” Tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatlarının üreticinin beklentilerini karşılamadığını ifade eden Gürer, fındık, çay ve buğday üzerinden örnek verdi. Gürer, “Bugün fındığın fiyatı açıklandı, alım fiyatı düşük, çayda fiyat düşük, buğdayda fiyat düşük” dedi. Düşük alım fiyatı politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Gürer, “Düşük alım fiyat politikasıyla oluşturulan sonuç da o üretimi yapanların o işten uzaklaşmasını getiriyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE İTHALATÇI BİR ANLAYIŞLA YÖNETİLİYOR” Türkiye’nin tarım politikasında ithalata dayalı yaklaşımın hâkim olduğunu savunan Gürer, üreticinin desteklenmesi yerine çözümün dışarıdan ürün getirmekte arandığını söyledi. Gürer, “Türkiye bir de ithalatçı bir anlayışla yönetiliyor. Tarım politikalarıyla üreticiyi, çiftçiyi, besiciyi desteklemek yerine çözüm ithalatta aranıyor” diye konuştu. İthalatın kısa vadede raflardaki ürün miktarını artırıyor gibi görünse de vatandaşın alım gücündeki düşüş nedeniyle toplum açısından farklı bir tablo ortaya çıktığını belirten Gürer, “Görünürde rafta ürün var; gerçi vatandaşın alım gücü düşük olduğu için de istediği her ürünü alamıyor” dedi. Gürer, “Cepteki para raftaki ürünü almaya yetmediği için dolaylı bir kıtlık da gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı. “VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ ETİ, SÜTÜ, MEYVEYİ ALMAYA YETMİYOR” Vatandaşın temel gıda ürünlerine erişiminde yaşanan sorunlara da dikkat çeken Gürer, etten süte, meyveden sebzeye kadar geniş bir alanda alım gücünün gerilediğini söyledi. Gürer, “Ette, sütte, meyvede, sebzede vatandaşın alım gücü bunu almaya yetmiyor” dedi. Üreticinin de ürününü satamadığında gelecek yıl üretim tercihlerini değiştirdiğini belirten Gürer, bunun tarımsal üretimde yeni sorunları beraberinde getirdiğini ifade etti. Gürer, “Üreten de ürettiği ürün tarlada kaldığı için ikinci yıl desen değiştiriyor. Ürün deseni değiştirince ürün az oluyor. Bu kere de raftaki ürünün fiyatı farklılaşıyor” diye konuştu. “DOĞRU TARIM POLİTİKASININ TEMELİ ÜRETİM PLANLAMASIDIR” Türkiye’nin tarımda yaşadığı sorunların çözümü için üretimden vazgeçmek yerine üreticiyi merkeze alan politikaların uygulanması gerektiğini vurgulayan Gürer, doğru tarım politikasının temel unsurlarını da sıraladı. Gürer, “Doğru bir tarım politikasının temeli; üretim planlaması, üreticinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi, sübvanse desteklerinin verilmesi, mazotta ÖTV’nin, KDV’nin kaldırılması, kooperatifçiliğin geliştirilmesi” dedi. Tarımın sürdürülebilirliği için çiftçinin üretimde kalmasının zorunlu olduğunu belirten Gürer, üreticinin desteklenmediği, girdi maliyetlerinin düşürülmediği ve emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemin uzun vadede hem çiftçiyi hem de tüketiciyi daha büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacağını ifade etti. Gürer’in TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı değerlendirmeler, Türkiye’de tarımda çalışan nüfusun azalması, sigortalı çiftçi sayısındaki gerileme, yüksek girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları, ithalata dayalı politikalar ve vatandaşın düşen alım gücünün birbirini tetikleyen sorunlar haline geldiğine dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.