Selçuk Geçer Eskişehir’den Sordu: "Motoru Olmayan Arabaya Vites Koysan Ne Olur?"
Selçuk Geçer Eskişehir’den Sordu: "Motoru Olmayan Arabaya Vites Koysan Ne Olur?"
Zafer Partisi Genel Başkan Başdanışmanı ve ünlü ekonomist Selçuk Geçer, Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Ekonomik Çöküşten Çıkış: Millî Kalkınma" konferansında Eskişehirlilerle buluştu.
Haber Giriş Tarihi: 12.06.2026 23:37
Haber Güncellenme Tarihi: 12.06.2026 23:39
Kaynak:
Haber Merkezi
www.porsukhaberajansi.com
Zafer Partisi Genel Başkan Başdanışmanı ve ünlü ekonomist Selçuk Geçer, Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Ekonomik Çöküşten Çıkış: Millî Kalkınma" konferansında Eskişehirlilerle buluştu. Türkiye ekonomisinin dününe ve bugününe ışık tutan Geçer; üretimden sığınmacı krizine, bankacılık sisteminden emekli maaşlarına kadar çok konuşulacak açıklamalara imza attı.
"Para Politikaları Motoru Olmayan Arabanın Direksiyonu Gibidir"
Mevcut ekonomi yönetiminin para ve faiz politikalarını sert bir dille eleştiren Selçuk Geçer, sistemi çarpıcı bir otomobil benzetmesiyle açıkladı: "Önce güçlü bir ekonomik sisteminiz olacak. Onun üzerine para ve faiz politikalarını koyacaksınız. Bunu bir araba örneğiyle açıklayalım: Önce arabanızın motoru olacak; sonra gazla, frenle, debriyajla, vitesle ve direksiyonla arabanızı yöneteceksiniz. Para ve faiz politikaları sadece arabayı yönetmek için kullanılır. Motoru olmayan bir arabada bunları kullanamazsınız, olduğunuz yerde beklemeye devam edersiniz."
"Sömürge Ekonomisinin Tohumları Kemal Derviş’le Atıldı"
Türkiye'nin üretim gücünün planlı bir şekilde zayıflatıldığını iddia eden Geçer, ekonomik bağımsızlığın kaybedilme sürecine değindi. Sürecin 2001 yılında başladığını belirten Ekonomist Geçer, şu ifadeleri kullandı: "Bu işin tohumu 2001 yılında Kemal Derviş döneminde atıldı. Uygulanan politikalarla Türkiye ne yazık ki tekrar bir sömürge ülkesi hâline getirildi. AKP döneminde ise bunlar artarak ve iyice rayından çıkarak sürdürüldü. TEKEL kapatıldı, şeker fabrikaları satıldı, tarım bitirildi. Bankacılık sistemimizin yüzde 70-80'i yabancıların eline geçti. Bizdeki durum istihdam yaratan yabancı sermaye değil, tamamen bir sömürü düzenidir."
"Atatürk’ün Taviz Vermediği Tek Konu Kapitülasyonlardı"
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ekonomi vizyonunun bugün için en büyük rehber olduğunu vurgulayan Geçer, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki şahlanışa dikkat çekti. Atatürk'ün öğrencilik yıllarından itibaren bir ekonomi gazetecisi gibi çalıştığını belirten Başdanışman Geçer, "Atatürk’ün o zorlu koşullarda bile taviz vermediği tek konu kapitülasyonlardı. Çünkü kapitülasyon sömürge demektir. O, üretim ekonomisi olmadan enflasyonun düşmeyeceğini biliyordu. Bu yüzden daha Cumhuriyet ilan edilmeden İzmir İktisat Kongresi'ni topladı, ardından liberalizmin tıkanacağını görerek 'Planlı Karma Ekonomi' ile 46’dan fazla dev tesis kurdu" dedi.
"Gerçek Açlık Sınırı 57 Bin TL'dir"
Güncel ekonomik verilere ve emeklilerin durumuna da değinen Selçuk Geçer, TÜRK-İŞ'in açıkladığı rakamların ötesinde bir tablo çizdi. Geçer, "Bugün emeklilerimiz 20.000 TL gibi rakamlara mahkûm ediliyor. TÜRK-İŞ açlık sınırını 35.000 TL olarak açıklıyor ancak benim yaptığım detaylı hesaplamalara göre, 4 kişilik bir ailenin sadece gıda ihtiyacını karşılayabilmesi için gerçek açlık sınırı 57.000 TL'dir. Rakamları düşük açıklıyorlar çünkü gerçeği söylerlerse yaptıkları asgari ücret ve emekli zamlarının yetersizliğini izah edemezler" şeklinde konuştu.
"Her Şeyi Çin’den Getirip Burada Birleştirmek Millî Ekonomi Değildir"
Günümüzdeki "yerli ve millî" söylemlerini eleştiren Geçer, Türkiye’nin sığınmacılar eliyle bir tampon bölgeye çevrildiğini savundu. Tüm kaynakların sığınmacılara aktarılması yüzünden ev fiyatlarının ve kiraların fırladığını söyleyen Geçer, parçası Çin'den, tohumu İsrail'den, know-how'ı Avrupa'dan gelen hiçbir yapının millî sayılamayacağını ifade etti.
Tek Çıkış Yolu: "Sürdürülebilir Planlı Ekonomi"
Konferansın sonunda kurtuluş reçetesini açıklayan Selçuk Geçer, Türkiye'nin hızla kuruluş ayarlarına dönmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Vatandaşımızı açlığa ve çaresizliğe mahkûm ediyorlar. Aşırı fakirleşmiş insanların kaybedecek hiçbir şeyi kalmaz ve bu durum hepimizin güvenliğini tehdit eder. Türkiye'nin kalkınması için kuruluş ayarlarımıza, yani 'Sürdürülebilir Planlı Ekonomi'ye geri dönmemiz kaçınılmazdır. Devletin de işin içinde olduğu, özel sektörün önünün açıldığı, üretim odaklı bir sistem inşa etmeliyiz. Hangi siyasi görüşten olursak olalım, çocuklarımızın geleceği için hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Selçuk Geçer Eskişehir’den Sordu: "Motoru Olmayan Arabaya Vites Koysan Ne Olur?"
Zafer Partisi Genel Başkan Başdanışmanı ve ünlü ekonomist Selçuk Geçer, Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Ekonomik Çöküşten Çıkış: Millî Kalkınma" konferansında Eskişehirlilerle buluştu.
Zafer Partisi Genel Başkan Başdanışmanı ve ünlü ekonomist Selçuk Geçer, Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Ekonomik Çöküşten Çıkış: Millî Kalkınma" konferansında Eskişehirlilerle buluştu. Türkiye ekonomisinin dününe ve bugününe ışık tutan Geçer; üretimden sığınmacı krizine, bankacılık sisteminden emekli maaşlarına kadar çok konuşulacak açıklamalara imza attı.
"Para Politikaları Motoru Olmayan Arabanın Direksiyonu Gibidir"
Mevcut ekonomi yönetiminin para ve faiz politikalarını sert bir dille eleştiren Selçuk Geçer, sistemi çarpıcı bir otomobil benzetmesiyle açıkladı: "Önce güçlü bir ekonomik sisteminiz olacak. Onun üzerine para ve faiz politikalarını koyacaksınız. Bunu bir araba örneğiyle açıklayalım: Önce arabanızın motoru olacak; sonra gazla, frenle, debriyajla, vitesle ve direksiyonla arabanızı yöneteceksiniz. Para ve faiz politikaları sadece arabayı yönetmek için kullanılır. Motoru olmayan bir arabada bunları kullanamazsınız, olduğunuz yerde beklemeye devam edersiniz."
"Sömürge Ekonomisinin Tohumları Kemal Derviş’le Atıldı"
Türkiye'nin üretim gücünün planlı bir şekilde zayıflatıldığını iddia eden Geçer, ekonomik bağımsızlığın kaybedilme sürecine değindi. Sürecin 2001 yılında başladığını belirten Ekonomist Geçer, şu ifadeleri kullandı: "Bu işin tohumu 2001 yılında Kemal Derviş döneminde atıldı. Uygulanan politikalarla Türkiye ne yazık ki tekrar bir sömürge ülkesi hâline getirildi. AKP döneminde ise bunlar artarak ve iyice rayından çıkarak sürdürüldü. TEKEL kapatıldı, şeker fabrikaları satıldı, tarım bitirildi. Bankacılık sistemimizin yüzde 70-80'i yabancıların eline geçti. Bizdeki durum istihdam yaratan yabancı sermaye değil, tamamen bir sömürü düzenidir."
"Atatürk’ün Taviz Vermediği Tek Konu Kapitülasyonlardı"
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ekonomi vizyonunun bugün için en büyük rehber olduğunu vurgulayan Geçer, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki şahlanışa dikkat çekti. Atatürk'ün öğrencilik yıllarından itibaren bir ekonomi gazetecisi gibi çalıştığını belirten Başdanışman Geçer, "Atatürk’ün o zorlu koşullarda bile taviz vermediği tek konu kapitülasyonlardı. Çünkü kapitülasyon sömürge demektir. O, üretim ekonomisi olmadan enflasyonun düşmeyeceğini biliyordu. Bu yüzden daha Cumhuriyet ilan edilmeden İzmir İktisat Kongresi'ni topladı, ardından liberalizmin tıkanacağını görerek 'Planlı Karma Ekonomi' ile 46’dan fazla dev tesis kurdu" dedi.
"Gerçek Açlık Sınırı 57 Bin TL'dir"
Güncel ekonomik verilere ve emeklilerin durumuna da değinen Selçuk Geçer, TÜRK-İŞ'in açıkladığı rakamların ötesinde bir tablo çizdi. Geçer, "Bugün emeklilerimiz 20.000 TL gibi rakamlara mahkûm ediliyor. TÜRK-İŞ açlık sınırını 35.000 TL olarak açıklıyor ancak benim yaptığım detaylı hesaplamalara göre, 4 kişilik bir ailenin sadece gıda ihtiyacını karşılayabilmesi için gerçek açlık sınırı 57.000 TL'dir. Rakamları düşük açıklıyorlar çünkü gerçeği söylerlerse yaptıkları asgari ücret ve emekli zamlarının yetersizliğini izah edemezler" şeklinde konuştu.
"Her Şeyi Çin’den Getirip Burada Birleştirmek Millî Ekonomi Değildir"
Günümüzdeki "yerli ve millî" söylemlerini eleştiren Geçer, Türkiye’nin sığınmacılar eliyle bir tampon bölgeye çevrildiğini savundu. Tüm kaynakların sığınmacılara aktarılması yüzünden ev fiyatlarının ve kiraların fırladığını söyleyen Geçer, parçası Çin'den, tohumu İsrail'den, know-how'ı Avrupa'dan gelen hiçbir yapının millî sayılamayacağını ifade etti.
Tek Çıkış Yolu: "Sürdürülebilir Planlı Ekonomi"
Konferansın sonunda kurtuluş reçetesini açıklayan Selçuk Geçer, Türkiye'nin hızla kuruluş ayarlarına dönmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Vatandaşımızı açlığa ve çaresizliğe mahkûm ediyorlar. Aşırı fakirleşmiş insanların kaybedecek hiçbir şeyi kalmaz ve bu durum hepimizin güvenliğini tehdit eder. Türkiye'nin kalkınması için kuruluş ayarlarımıza, yani 'Sürdürülebilir Planlı Ekonomi'ye geri dönmemiz kaçınılmazdır. Devletin de işin içinde olduğu, özel sektörün önünün açıldığı, üretim odaklı bir sistem inşa etmeliyiz. Hangi siyasi görüşten olursak olalım, çocuklarımızın geleceği için hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız."
En Çok Okunan Haberler