SON DAKİKA
Hava Durumu

#Zafer Partisi

Porsuk Haber Ajansı - Zafer Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zafer Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor'' Haber

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor''

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında ekonomi politikalarına, özelleştirme kararlarına ve ekonomik verilere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Son yayımlanan kararname ile 13 otoyol ve 2 köprünün özelleştirme kapsamına alınmasına tepki gösteren Demir, kamu varlıklarının ve milli değerlerin korunması amacıyla Türkiye genelinde imza kampanyası başlattıklarını duyurdu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin daha önce otoyol ve köprü özelleştirmelerine ilişkin iddiaları yalanladığını hatırlatan Hasan Demir, gelinen noktada bu kamu varlıklarının 30 yıllığına devredilmesinin önünün açıldığını vurguladı.İl Başkanı Demir yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Yaklaşık 6 ay önce Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin bir haberle ilgili müdahalesi olmuştu. O dönemde yurt dışı menşeli bir firmaya otoyollar, köprüler ve benzeri kamu varlıklarıyla ilgili bir fizibilite çalışması yaptırılmış ve bu çalışma siz basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna yansımıştı. Ancak ilgili birim, çalışmanın kamuoyuna yansıtıldığı şekilde olmadığını belirterek söz konusu haberlerin önüne geçmeye çalışmıştı. Cuma gecesini cumartesiye bağlayan saatlerde ise gördük ki maalesef bu çalışmalar, karşımıza ciddi sıkıntılar çıkaracak şekilde somutlaşmaya başlamış durumda. Şuradaki tabloyu göstermek istiyorum. Son kararnameyle özelleştirme kapsamına alınan 13 otoyol, 2 köprü ve diğer kamu varlıklarımızın, Türk milletinin elinden 30 yıllığına alınmasının önü açılıyor. Bu varlıkların 30 yıl boyunca kamu hizmeti vermesi halinde sağlayacağı gelirin çok daha altında rakamlarla devredileceğini düşünüyoruz. Toplumun dişiyle tırnağıyla meydana getirdiği varlıklar maalesef tek tek pazarlanıyor, peşkeş çekiliyor. Biz bu tabloyu 2007'den bu yana Türk milleti olarak yaşıyoruz. Hatırlarsınız, kamu iktisadi teşekküllerinin peyderpey özelleştirilmeye başlandığı dönemde de itirazlarımızı toplumla paylaşmıştık. O zaman da şunu söylemiştik: Kamu iktisadi teşekkülleri, bu ülkenin kuruluşundan itibaren atalarımızın büyük fedakârlıklarla meydana getirdiği kuruluşlardır. Bunlar yalnızca kâr amacı taşıyan işletmeler değildir. Aynı zamanda piyasayı düzenleyen, piyasada ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı denge sağlayabilecek fabrikalar ve üretim tesisleridir. Maalesef bunları çok düşük rakamlarla elden çıkardık. Bugün bunun sonuçlarını enflasyon verileriyle açık bir şekilde yaşadığımızı düşünüyoruz. Bugün "Elde avuçta ne kaldı?" diye baktığımızda birkaç kuruluşumuz, topraklarımız, kamuya ait arsalarımız, arazilerimiz, otoyollarımız ve köprülerimiz kaldığını görüyoruz. Şimdi bunların da aynı tablo içerisinde karşımıza çıktığını görüyoruz. Ülke, Züğürt Ağa filminde olduğu gibi parça parça peşkeş çekiliyor arkadaşlar. Biz bu sürecin önüne geçmek ve Türk toplumuna ait olan her unsuru yeniden Türk toplumuna kazandırmak zorundayız. Geleceğimizi doğru şekillendirmek ve Türk toplumunun yaşam kalitesini yükseltmek istiyorsak bunu yapmakla mükellefiz. Şimdi sizinle bir tablo daha paylaşacağım. Bu tabloda an itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bulunuyor ancak mesele yalnızca Mehmet Şimşek meselesi değildir. Burada Mehmet Şimşek'in 2023 yılında yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelmesinden bugüne kadar yaşanan bazı ekonomik gelişmeler gösteriliyor. Döviz kurlarının, akaryakıt fiyatlarının ve asgari ücretin yaklaşık üç yıllık süreçte geldiği nokta bu tabloda yer alıyor. Tabloda da görüyorsunuz. Mehmet Şimşek göreve geldiğinde dolar 20 lira 96 kuruş seviyesindeymiş. Şu anda 48 lira 49 kuruş. Yani üç yıl içerisinde döviz kurunda yüzde 131'lik bir artışla karşı karşıyayız. Akaryakıt fiyatlarına baktığımızda motorinde yüzde 358, benzinde ise yüzde 262'lik bir artış olduğunu görüyoruz. Aynı dönemde asgari ücretteki artış ise yüzde 230 seviyesinde. Peki bütün bunlar yaşanırken Türk toplumunun çalıştığından ve kazandığından ne kadar vergi çıktı? Bunu da aynı tabloda görüyoruz. Üç yıllık süre içerisinde Türk toplumunun cebinden 29,34 trilyon lira vergi toplandı. Yaklaşık 30 trilyon lira vatandaşın cebinden devletin hazinesine ve bütçesine aktarıldı. Buna karşılık yaşadığımız ekonomik değişim de biraz önce gösterdiğim tabloda açıkça görülüyor. Bugün esnaf kan ağlıyor. İşçi kan ağlıyor. Emekli kan ağlıyor. Herkes mevcut ekonomik durumdan muzdarip. Cezalar almış başını gidiyor. Üç yıldır Mehmet Şimşek yönetimindeki maliye politikaları kapsamında esnaf üzerinde ciddi bir baskı olduğunu düşünüyoruz. Kuruşun dahi kaçmaması anlayışıyla hesaplar bloke ediliyor ve esnafın çalışma imkânları sınırlandırılıyor. Zaman zaman birtakım kolaylıklar getiriliyor ve bunlar "af" olarak kamuoyuna sunuluyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada esnafımızın, çalışanımızın, emeklimizin ve hemen hemen bütün sektörlerde faaliyet gösteren vatandaşlarımızın büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığını görüyoruz. Biz ilk günden beri bunu söylüyoruz. 2001 ekonomik krizinin ardından, 2002 yılında yaşanan hükümet değişikliğinden bugüne geçen 24 yıllık süreçte mevcut iktidarın Türk toplumunu üretimden giderek uzaklaştırdığını düşünüyoruz. Türkiye'nin üretimden uzaklaştırılması, ülkemizi dışarıya daha bağımlı hale getiriyor. Toplumun yaşam kalitesi her geçen gün biraz daha aşağıya çekiliyor. İnsanlar artık zorunlu ihtiyaçları dışında harcama yapmamak için hayatlarını yeniden şekillendirmek zorunda kalıyor. Buradan bir kez daha hükümetimize ve devletimize sesleniyoruz: Bu toplumun yaşadığı ekonomik yaraları, insanları sosyal yardımlara bağımlı hale getirerek çözemezsiniz. Bugün ülkede 13 milyonun üzerinde insanın sosyal yardımlarla geçimini sağlamaya çalıştığını ifade ediyoruz. Ortaya çıkan tablo, giderek sosyal yardımlara bağımlı hale getirilen bir toplum yapısını beraberinde getiriyor. Biz Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçileri olarak bu sürecin karşısında durmaya devam edeceğiz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine taşıyana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Eskişehir'de de yaklaşık iki ay önce yine özelleştirme kapsamında bazı sağlık kuruluşlarına ait araziler gündeme gelmişti. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı tarafından bu özelleştirme kararları iptal edildi. Amiyane tabirle vatandaşa önce eşeği kaybettirip ardından eşeği bulmanın sevincini yaşatıyorlar. Biz aynı sonucu biraz önce paylaştığım tabloda yer alan kamu varlıkları konusunda da görmek istiyoruz. Çünkü bu tabloda ülkenin geleceği açısından doğru bir sonuç görmüyoruz. Bizim açımızdan bu tablo, bu ülkenin ve milletin kazanımlarının birilerinin cebine aktarılması anlamına geliyor. Buna müsaade etmemek adına Zafer Partisi İl Başkanlığı olarak tüm Türk milletini sağduyuya ve harekete davet ediyoruz. Bu kapsamda Zafer Partisi olarak imza kampanyamızı başlattık. Kamu iktisadi teşekkülleri başta olmak üzere köprülerin, otoyolların ve kamuya ait bütün yapıların kamuda kalması amacıyla bir çalışma yürüteceğiz. Topladığımız imzaları başta valilerimize, ardından devletimizin ilgili makamlarına sunacağız. Türk toplumu hiçbir şart altında fakirliği ve yoksulluğu hak etmiyor. Ancak 24 yıldır yaşananların sonucunda, tabiri caizse, emdiğimiz süt burnumuzdan geliyor. Artık yeter. Toplumun da yaşananları gördüğünü düşünüyoruz. Önümüze konulacak ilk sandıkta bunun sonucunun açık bir şekilde görüleceğine inanıyoruz. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz. Kurulacak ilk millî hükümette Zafer Partisi, liyakat ve adalet anlayışıyla ülkenin yeniden tesis edilmesi için üzerine düşeni yapacak ve Cumhuriyetin yeniden Türk milletinin iradesiyle yönetilmesi için mücadele edecektir."

Zafer Partisi İl Başkan Yardımcısı Bal: "Laik ve Bilimsel Eğitim Şart" Haber

Zafer Partisi İl Başkan Yardımcısı Bal: "Laik ve Bilimsel Eğitim Şart"

Zafer Partisi Eğitim Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı İbrahim Bal tarafından yapılan basın açıklamasında, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamaları ve eğitim sistemindeki güncel sorunlar eleştirildi. İl Başkan Yardımcısı Bal tarafından yapılan açıklamada, Bakan Tekin’in geçmiş dönemde kız okullarının açılabileceğine yönelik sözleri, laiklik karşıtı olduğu ifade edilen açıklamaları ve mülakat sistemine dair değerlendirmelerini hatırlatarak bu yaklaşımların toplumsal hassasiyetleri zedelediğini savundu. ​İbrahim Bal, öğretmen alımlarında uygulanan mülakat sisteminin genç öğretmen adaylarını mağdur ettiğini vurgulayarak, özel sektörde çalışan öğretmenlerin düşük ücretlerle ve güvencesiz koşullarda çalıştırıldığını belirtti. Okullarda dini etkinlik baskısının artması sonucunda çocukların deizme yöneldiği iddiasına yer verilen açıklamada, laikliğin ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerinin korunmasının hayati önem taşıdığı ifade edildi. Ayrıca yeni müfredatta "Kurtuluş Savaşı" yerine "Milli Mücadele" ifadesinin kullanılmasının tarihsel gerçekliğe ve kurucu değerlere aykırı olduğu kaydedildi. ​Yeni eğitim ve öğretim yılının yaklaşmasıyla birlikte okulların temizlik, güvenlik ve araç gereç gibi kronik sorunlarının yine çözümsüz bırakıldığına dikkat çeken Bal, her yıl sürekli müfredat değiştirmek yerine üniversitelerdeki akademik kaynaklardan bilimsel metotlarla faydalanılması gerektiğini belirtti. Zafer Partisi olarak eğitime dair hedeflerini sıralayan Bal, eğitimin tamamen parasız olması, devlet okullarının kalitesinin yükseltilmesi, geniş çaplı öğretmen atamaları yapılması, ezbere dayalı sistem yerine liyakatli ve teknoloji odaklı bir akademik yapının kurulması ve mesleki eğitimin geliştirilmesi gerektiğine inandıklarını, tüm bu adımların Zafer Partisi iktidarında atılacağını vurguladı.

MHP İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Liderimizi Ağzınıza Alırken Uzun Uzun Düşünün!" Haber

MHP İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Liderimizi Ağzınıza Alırken Uzun Uzun Düşünün!"

Milliyetçi Hareket Partisi Eskişehir İl Başkanlığı, Zafer Partisi İl Başkanı’nın açıklamalarına yönelik yazılı bir basın açıklaması yayımladı. MHP Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Yasin Yumrukaya yaptığı açıklamada, parti kadrolarının ve Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin duruşuna vurgu yaptı. Yumrukaya yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Milliyetçi Ülkücü hareket kadim geleneklerimizin derin ve şanlı tarihimizin içinden süzüle süzüle gelen kendini büyük Türk milletinin kalp atışlarında bulan Sur'a üfürüp dünya hayatının son bulacağı ana dek peygamberimizin emrine istinaden elindeki son fidanı dahi bu topraklara dikme kararlılığı ve azmin dedir. Bu fidanlar bizim milletimizin devletimizin geleceği olan gençlerimizdir. Gündem konumuza gelirsek tarlada birden bire biten ayrık otu gibi kendini nimetten Sayan devlet terbiyesinden yoksun üslup ve duruş fukarası, muhatap almaya nefes tüketmeye değer mi değmez mi diye bizi düşündüren ama büyüklük bizde kalsın diye ilk ve son kez uyarmak istediğimiz Zafer Partisi il başkanına sesleniyoruz yaşamı boyunca hiç dikkatli olmadığı kadar büyük bir dikkatle bizi dinlemesini tavsiye ediyoruz Miliiyetçi Ülkücü Hareket ve onun Bilge Lideri Devlet Bahçeli Oğuz Kağan'dan, Piri Türkistan Hoca Ahmet Yesevi'ye oradan günümüze kadar oluşan, biriken devlet ve millet hafızası ile hareket etmektedir liderimiz ve onun evlatlarını ağzınıza alırken uzun uzun düşünmenizi tavsiye ederiz. Bizim yolumuz Sırat köprüsüne benzer kıldan ince kılıçtan keskindir. Bizim milliyetçiliğimiz Yüce dinimiz İslam'dan arındırılmış değil tam manasıyla İslam'la bütünleşmiş bir milliyetçiliktir Devletimizin kurucusu ortak değerimiz aynı zamanda bir deha olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ileri görüşlülüğü vatan sevgisi hasret ve faziletleri sizler gibi sığ düşünceye sahip bir gün sonrasını bile göremeyenlere maalesef fazladır umarız onu siz de tam manasıyla anlayabilirsiniz bizler Türk milletine, Ebed Müddet Devlet ülkümüze diz bağlarımız çözülene dek hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu topraklarda 1000 yıllık kardeşliğimizi mutlak surette koruyacağız. Emperyalist siyonist ve kapitalist güç odaklarının oyunlarına hiçbir kardeşimizi kurban ettirmeyeceğiz milli birlik ve beraberlik içinde ülkemizi muhasır medeniyetler üzerine çıkarıp hep birlikte tam bağımsız, lider ülke Türkiye'yi inşa etmeye devam edeceğiz. Liderimiz Devlet Bahçeli'nin bir sözüyle tamamlamak istiyorum "Birileri çıkmış yapamazlar diyor, öbürü çıkmış yıkarım diyor, bana da kalan yakarım oluyor "Allah Türk milletini korusun ve yüceltsin."

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Demir: “Üniter Yapıdan Taviz Vermeyeceğiz!” Haber

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Demir: “Üniter Yapıdan Taviz Vermeyeceğiz!”

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, parti standında yaptığı basın açıklamasında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin içinden geçtiği hassas süreçlere dikkat çeken Demir, deprem riskinden son dönemde mecliste görüşülen yasalara ve siyasi gelişmeler kapsamındaki eleştirilerine kadar pek çok konuda sert mesajlar verdi. Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın mensupları, kıymetli Eskişehir halkı, mensubiyetinden onur duyduğumuz Yüce Türk milleti. Tarih 17 Ağustos 2026. Düzce, Gölcük depreminin üzerinden tam 27 yıl geçti; ama velakin hâlihazırda basın açıklamamızı yaptığımız alanlar dâhil olmak üzere şehrimizin birçok alanı deprem riskiyle karşı karşıya. O açıdan kentsel dönüşümün bir an önce şehrimizde uygulanmasını ve bu konuda kıymetli yöneticilerimizin, vatandaşın canına, malına mâl olacak deprem gerçeğiyle yüzleşmelerini tekrar dillendiriyor; depremde kaybettiğimiz canlar için tekrar Tanrı'dan rahmet, Türk milletine başsağlığı diliyoruz. Evet, gelelim basın açıklamamızın ana konusuna. Bu vatan toprağın kara bağrında, sıradağlar gibi duranlarındır. Bir tarih boyunca onun uğrunda, kendini tarihe verenlerindir. Evet, bu dizeler bedava yazılmadı. Bu dizelerin yazılmasına sebep olan İstiklal Harbi mücadelesi bedava verilmedi. Evet, 10 Ağustos 1920'de Türk milletine dayatılan, Anadolu'nun lime lime bölünmesini, emperyalist güçlerin elinde oyuncak olmasını arzulayan Sevr paçavrasının 106. yıl dönümünde; yani geçen hafta pazartesi, 10 Ağustos 2026'da, tüm imkânsızlıklara rağmen verilen şanlı İstiklal Harbi sonucunda kurduğumuz millî, üniter Türkiye Cumhuriyeti'ni lağvetme altyapısı mahiyetinde olan Çerçeve Yasa oylaması Gazi Meclisimizde yapılmış; "Ya istiklal ya ölüm!" diyen Türk milletinin sözde temsilcileri tarafından maalesef kabul edilmiştir. "Ya istiklal ya ölüm" düsturuyla İstiklal Harbi'ni veren milletin sözde temsilcileri, geçen hafta yapılan Çerçeve Yasa oylamasında maalesef kabul oyu vermiştir. Neden "sözde temsilcileri" diyoruz? Çünkü Türk milletinden aldıkları geçici vekâletlerle, Türk milletinin yatırdığı vergilerle aldıkları ballı maaş ve sürdürdükleri şatafatlı hayatlarla zamanlarını sürdüren; mali ve hukuki baskılara rağmen hayatından bezdirilmiş Türk milletinin dertlerine derman arayışında olmamalarından dolayı… Geçici vekillerinden bahsediyoruz. Milletin daha fazla fakirleştiği, zenginin daha fazla zenginleştiği sürece ortak oldukları için onlara bu sıfatı yakıştırıyoruz. Enflasyona ezilen, yaşam kalitesi çalınan Türk milletinin haykırışlarını duyduğumuz için onlara geçici vekiller diyoruz. Doğasına, madenine, emekçi madencisine sahip çıkmamaları sebebiyle onlara bu şekilde sesleniyoruz. Ve son olarak Türk milletine sormadan kabul ettikleri teröre teslimiyet imzalarından dolayı bu ithamda bulunuyoruz. Evet, 2023 seçimleri üzerinden uzun zaman geçmedi. Malumunuz, karşı bloku terörist unsurlarla bir olma iddiasıyla suçlayan, aradan geçen kısa zaman zarfında neler yaptığı net olarak bilinen bir ittifakla karşı karşıyayız. Adı Cumhur İttifakı ancak cumhurun geleceğini tayin etmekten maalesef bîhaber. Kötü ekonomiye, kötüye hızla giden her şeye rağmen terör propagandasına istinaden milletin duygularını sömüren ve seçimleri kazanan yapı, patronlarından aldığı talimatla Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanlığı vazifesini sürdürmekte ve ülkenin temellerine dinamit döşemeye devam etmektedirler. Biz buradan; Zafer Partililer, Türk milliyetçileri, Atatürkçüler olarak tekrar sesleniyoruz: Ektiğiniz nifak tohumları tarafımızdan kurutulacak ve kanımızın son damlasına kadar millî, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'ni koruyacağız. MHP Genel Başkanı Bahçeli ve avanesi de iyi dinlesin. İhanetin nedeni olmaz, bedeli olur; bu bedeli kanun önünde hepinize teker teker ödetecek büyük Türk milleti! Eskişehir'de malum oylamaya oy veren, başta transfer vekil olmak üzere AKP vekillerini hafızalarımıza kaydettiğimizi ve günü geldiğinde gerekli hesabın sorulacağını da buradan tekrar tekrar beyan etmek istiyorum. Yıllardır "Su uyur, düşman uyumaz" diye bağırıyoruz. Yıllardır bizim coğrafyamızın ne kadar çetin olduğunu anlatıyoruz. Romantik söylemlerle ülke geleceği tesis edilemez diyoruz. Buna rağmen, sureti muhalefetten görünüp mevcut yapıların memleketi sömürdüğü düzenin bir aparatı hâline gelenlere de elbette iki laf etmemiz icap eder, iki çift sözümüz var. Bir umutla, milletin teveccühüyle kurduğunuz, milletin dilinden düşürmediğiniz Atatürk ve Cumhuriyet kavramları vasıtasıyla siyasette edindiğiniz yer, ilk dönemeçte gayrimillî düzeneğin temeli niteliğindeki Çerçeve Yasa oylamasında göstermiştir ki hepiniz gayrimillîsiniz. "Tavşana kaç, tazıya tut" mantığıyla üst yönetiminiz "yetmez ama evet" oyu verdi. Tüm teşkilatlarınıza da mevcut süreç hakkında açıklama dahi yapmama talimatı gönderdiniz. Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'ndan daha mı değersiz? Türk milletini yanlış anladınız ya da anlamadınız. Bu millet sizin uğradığınız haksızlıklar dolayısıyla, demokrasi aşkıyla milyonlarla sokağa çıktı 19 Mart sabahı sonrası. Siz onları yanlış anladınız. Bunu da buradan net olarak görmüş olduk. Siyasette yeni ivme yakalama arzusunda olan kıymetli muhalif liderlere soruyoruz: Şu an sergilediğiniz tavırlar mevcut anayasanın değişmesinin altyapısı iken, ne hakla, ne hukukla millete sormadan anayasal kavramı ortadan kaldıracak düzeneğe "evet" diyorsunuz? Bu hakkı kendinizde nasıl buluyorsunuz? Buradan onlara tekraren soruyorum: Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının verdiği yoğun mücadele sonucu kurulan millî, üniter Türkiye Cumhuriyeti Devleti anayasasında hangi etnik kimlik, hangi şekilde baskılanıyor? Ne gibi baskılara maruz kalıyor? Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan bu yana hangi etnik kimlik istediğini elde edemiyor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde aynı haklardan istifade edemiyor? Evet, görüyoruz ki bu oyun çok büyük bir oyun ve bu oyunun ciddi aparatları var. Ve Türk milletine tekraren haykırıyoruz: Bu aparatların hiçbirisine prim vermeyin! Türk milleti bir olduğu takdirde her engeli birlikte aştı, bunu da birlikte aşacağımıza eminiz. Buradan mevkidaşım Talat Yalaz'a da bir soru iletmek istiyorum. Türk milletinin hassasiyetleri mi daha önemli, yoksa genel merkezlerin verdiği talimatlar mı daha önemli? Eskişehir halkına çıkalım, beraber sokaklarda soralım. Mevcut "Teröristleri Affetme Yasası", Eskişehir halkı tarafından nasıl karşılanıyor? Biz biliyoruz; Eskişehir halkı şehidine, gazisine, verdiği mücadeleye sonuna kadar sahip çıkıyor ve mevcut yasayı çok ciddi bir oranla reddediyor. Gelin, Eskişehir halkının, Türk milletinin hassasiyetlerini sokakta, salonda, her alanda doğru şekilde yansıtalım. Ne genel merkezler ne siyasi parti önderleri bu milletin birliğine, bütünlüğüne asla engel olamayacak ve bizler de bu uğurda gerekirse canımızı, kanımızı her fırsatta vermeye hazır olduğumuzu tekrar beyan ediyoruz. Evet, millî, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin savunucusu olduğunu iddia eden Eskişehir vekillerine tekrar sesleniyorum. Başta Utku Çakırözer'e sesleniyorum. Verdiği "evet" oyu tarih sayfalarına kara liste olarak net olarak not edilmiştir ve tarih bunun elbet bir gün karşılığını verecektir. Millet fakruzaruret içerisinde harap ve bîtap düşmüşken sizler talimatı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten mi, yoksa emperyalist güçlerin maşalarından mı alıyorsunuz? Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten talimatı alan herkes biliyor ki ülkenin geleceğini tayin edecek Türk milletidir; hiçbir odak, hiçbir mihrak bu geleceği bu tip karanlık tablolara sevk edemez. Zafer Partisi, kurulduğu ilk günden itibaren her türlü olumsuz koşula, baskılara ve yaptırımlara rağmen inancından ve ideallerinden zerre taviz vermeden Atatürk Cumhuriyetini tekrar tesis etmek amacıyla gece gündüz demeden çalışmaya devam etmektedir. Bu vesileyle vatansever Türk milletini Zafer Partisi çatısı altında millî mücadeleye tekrar davet ediyorum. Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı olarak, 30 Ağustos 1922'de Atatürk'ün başkomutanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz'un zaferinin yıl dönümünde, Eskişehir halkını saat 16.00'da Ulus Anıtı'nda bekliyoruz. Bayraklarımızla, haykırışlarımızla, teröre karşı duruşumuzla birlikte hareket edeceğiz, ülkeyi böldürmeyeceğiz. Millî, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar olması için tüm gücümüzle birlikte çalışacağız. Gelin, Türk milletinin zaferini birlikte inşa edelim. Hepinize teşekkür ediyorum."

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Biz Sizinle Ancak Mücadele Ederiz!" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Biz Sizinle Ancak Mücadele Ederiz!"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in TBMM’deki açıklamalarına ve gündemdeki yeni süreç tartışmalarına sert tepki gösterdi. Özgür Özel’i ve parti yönetimini eleştiren Demir, Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerinin siyasi süreçlere alet edildiğini savunarak Kuvâ-yi Milliye ruhuna sahip tüm yurttaşları Zafer Partisi çatısı altında mücadeleye davet etti. "Atatürk ve Cumhuriyet Değerleri Tezgahlatılamaz" Açıklamasında Özgür Özel’in tutumunu eleştiren Hasan Demir, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün tehlikede olduğunu iddia etti. Gazi Meclis kürsüsünden yapılan açıklamaları hedef alan Demir, şu değerlendirmelerde bulundu: "Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, 'Yetmez ama evet' furyasının son maşası olduğunu, Gazi Meclis'ten, üstelik bir kez daha Atatürk ve Cumhuriyet'i alet ederek resmen ilan etmiştir. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne; milli, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'ne ilan edilen bu süreçte cephesini tayin etmiş, partisini de bu tezgâha alet etmiştir. Bu yapı Türk milletinin değil; emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin umudu haline gelmiştir." "Türk Milletinden Yana Olan Herkesi Mücadeleye Çağırıyoruz" Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın vizyonu doğrultusunda çağrıda bulunan İl Başkanı Demir, Atatürk ve Cumhuriyet değerlerine bağlı yurttaşlara seslendi: ''İç baskılara rağmen milli duruşunu koruyan tüm teşkilat mensupları ve gönüllüler vatan mücadelesinde birleşmelidir. Atatürk, Cumhuriyet ve İstiklal Harbi değerleriyle sorunu olmayan herkes vatanı ve ailemizi savunmak üzere davetlidir. Zafer Partisi, kurulduğu ilk günden bu yana üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatı olmaya devam edecektir. "Biz Sizinle Ancak Mücadele Ederiz!" Cumhuriyetin temel nitelikleriyle sorunu olanlara karşı tavırlarının net olduğunu belirten Hasan Demir, açıklamasını şu ifadelerle noktaladı: "Bizim ilkelerimizle sorunu olanlara ve onlarla bir arada duranlara açıkça tekrarlıyoruz: Biz sizinle ancak mücadele ederiz! Zafer Partisi olarak vatanımızı, geleceğimizi ve ailemizi sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz."

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Ülke Kuruluş Felsefesine Tekrar Dönsün" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Ülke Kuruluş Felsefesine Tekrar Dönsün"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, parti binasında düzenlediği basın toplantısında ülke ekonomisinden anayasa tartışmalarına, iç politika gelişmelerinden yerel ve ulusal gündeme kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin mevcut yönetim anlayışıyla ciddi bir ekonomik ve siyasi buhran yaşadığını belirten Demir, iktidara ve muhalefete yönelik sert eleştirilerde bulundu. ​Enflasyon Verileri ve Halkın Yaşadığı Gerçekler ​Basın açıklamasının ekonomi bölümünde Temmuz ayı enflasyon verilerini değerlendiren İl Başkanı Hasan Demir, TÜİK ile ENAG rakamları arasındaki uçuruma dikkat çekti. TÜİK'e göre aylık enflasyonun yüzde 1,78, yıllık yüzde 31,75; ENAG verilerine göre ise aylık yüzde 3,07, yıllık yüzde 50,49 olduğunu hatırlatan Demir, iki kurum arasındaki bu farkın halkın yaşamını doğrudan etkilediğini vurguladı. ​Hasan Demir, "Halkın içerisine girdiğiniz zaman bu verileri çok daha rahat, hatta iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Çünkü dün 5 liraya aldığınız bir ürünü bugün 5 liraya alamıyorsunuz. Bunlar gerçek ve bu gerçeklerle yüzleşmek istemeyen hükümet, sürekli para politikalarıyla ülkeyi yönetme telaşında, üretimden uzaklaşmış durumda. Ülke fiili olarak ekonomik bir ambargonun içerisinde" ifadelerini kullandı. ​Alım Gücü ve Küresel Sıralamalar Geriliyor ​Türkiye'nin uluslararası alandaki ekonomik konumunu 2002, 2015 ve günümüz kıyaslamalarıyla aktaran Demir, ülkenin her geçen yıl geriye gittiğini şu verilerle paylaştı: ​Alım Gücü: 2002 yılında dünyada 78. sırada olan Türkiye, 2015'te 68. sıraya yükselmişken; 2017 Başkanlık Referandumu sonrasında 90. sıraya geriledi. ​Gıda ve Beslenme: 2002'de 75. sıradayken, 2015'te 62. sıraya çıkıldı; günümüzde ise 95. sıraya düşüldü. ​Barınma: 72. sıradan 110. sıraya gerileme yaşandı. ​Akaryakıt: 2002'de 82. sırada yer alan Türkiye, mazot fiyatlarının 84 TL'yi bulduğu günümüzde 87. sıraya geriledi. Brüt asgari ücretle sadece 446 litre dizel yakıta ulaşılabildiğini belirten Demir, iktidarın "Türkiye uçuyor" söylemlerinin gerçekleri yansıtmadığını dile getirdi. ​Sektörel bazda esnafın maliye baskısı ve fahiş kiralarla, çalışanların gıda enflasyonuyla, tarımsal üreticilerin girdi maliyetleriyle, sanayicilerin ise enerji ve rekabet sorunlarıyla boğuştuğunu belirten Demir, ekonomik yozlaşmanın aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir çöküşü tetiklediğini söyledi. ​"Sözde Terörsüz Türkiye" ve Anayasa Tartışmaları ​Konuşmasının ikinci bölümünde "Terörsüz Türkiye" söylemiyle yürütülen süreçleri eleştiren Hasan Demir, Ekim 2024'ten bu yana gündeme getirilen anayasa değişikliklerini ve çerçeve yasa tartışmalarını eleştirdi. İmralı ile yürütülen temaslara ve yeni paradigmalar üzerinden yürütülen tartışmalara tepki gösteren Demir, anayasanın ilk dört maddesi ile özellikle üniter yapıyı koruyan kritik maddelerin hedef alındığını vurguladı: ​Madde 10 (Eşitlik İlkesi): Herkesin kanun önünde eşit olduğunu belirten bu maddenin, son yıllarda muhalif kadrolara karşı araçsalize edildiğini ifade etti. ​Madde 42 (Eğitim ve Öğretim Hakkı): Türkçeden başka hiçbir dilin eğitim ve öğretim kurumlarında ana dil olarak okutulamayacağını, dilin en büyük birleştirici unsur olduğunu hatırlattı. ​Madde 66 (Vatandaşlık Hukuku): "Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlığı olan herkes Türktür" ilkesinin ve milli üniter yapının hedef alındığını dile getirdi. ​Türk milletinin ferasetiyle bu oyunları boşa çıkaracağını belirten Demir, geçen hafta Şanlıurfa'da bir aşiret düğününde takıların tamamının gazi, şehit ve korucu ailelerine bağışlanmasını örnek göstererek Türk milletinin birlik ve beraberlik ruhunu her daim koruyacağını ifade etti. ​Siyasette Güven Krizi ve Yeni Siyasi Gelişmeler ​Siyaset kurumuna olan güvenin son yıllarda ciddi bir erozyona uğradığını belirten Hasan Demir, bireysel menfaatler uğruna yapılan siyasi transferleri ve ilkesiz ittifakları eleştirdi. Eskişehir'de Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatanların açıklamalarına da değinen Demir, Zafer Partisi olarak Atatürk, Cumhuriyet ve İstiklal Harbi çizgisinden taviz vermediklerini vurguladı. ​Hasan Demir sözlerini şu çağrıyla tamamladı: ​"Biz istiyoruz ki bu ülke gerçekten kuruluş felsefesine tekrar dönsün. Biz, bu felsefeyle ülkenin ne gibi ivmeler kazanacağını bilen yegane siyasi parti olarak başta Genel Başkanımız Ümit Özdağ olmak üzere tüm kadrolarımızla Cumhuriyete ve milli üretim yapısına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hep birlikte Türk milletini tekrar müreffeh seviyeye ulaştıracağız."

Zafer Partisi İl Başkan Yardımcısı Şan:"Rant, İhanet ve İhmal Kıskacında Yeşil Vatan" Haber

Zafer Partisi İl Başkan Yardımcısı Şan:"Rant, İhanet ve İhmal Kıskacında Yeşil Vatan"

Zafer Partisi Afet ve Acil Durum Politikaları İl Başkan Yardımcısı Bekir Şan, orman yangınlarıyla mücadelede karşılaşılan zafiyetlere ve ihmallere dikkat çekerek kritik uyarılarda bulundu. Yapılan açıklamada, Yeşil Vatan'ın korunması için acil adımlar atılması gerektiği vurgulandı. ​İl Başkan Yardımcısı Şan, orman yangınlarının yalnızca iklimsel faktörlerden kaynaklanmadığına işaret ederek şu başlıklara dikkat çekti: "Geçmişte Türkiye'nin dört bir yanında ciğerlerimizi yakan orman yangınlarının acısı ve kaybettiğimiz canların sızısı yüreklerimizde ilk günkü tazeliğini korumaktadır. Yaz mevsiminin en yakıcı günlerine adım attığımız bu dönemde, aynı felaketlerin tekrar yaşanmaması için yetkilileri uyarmak tarihi bir sorumluluktur. Bugün karşı karşıya kaldığımız orman yangınlarının temelinde yalnızca iklimsel faktörler yatmamaktadır. Dış istihbarat servislerinin maşası olan terör örgütlerinin alçakça sabotajları, vahşi madencilik faaliyetleri ve turizm tesislerine alan açma hevesi bu yangınların en sinsi tetikleyicileridir. Yangınlara ilk müdahalede, deniz ve gölet çevrelerinde çok sayıda helikopterin kullanılması ve envantere katılması bazı teknik sebeplerle anlaşılabilir bir durumdur. Ancak harlanmış ve gücü artmış bir yangına havadan helikopterle yapılan müdahalede, dökülen suyun alevlere ulaşamadan büyük oranda buharlaştığı apaçık ortadadır. Hal böyleyken, geniş çaplı yangınların kontrol altına alınmasında hayati öneme sahip yüksek kapasiteli amfibik uçakların neden halen yeterli sayıyla envantere alınmadığının altı önemle çizilmelidir. Elbette Türk Hava Kurumu (THK) envanterine yeni katılan uçaklarımız mevcuttur; ancak bakımsızlıktan dolayı kullanılamayan araçların varlığı ve filonun genel yetersizliği Yeşil Vatan savunmasında büyük bir zafiyet yaratmaktadır. Bugün Türk havacılığı soyut ve somut olarak önemli bir atılım içindeyken sormak zorundayız: Havacılıkta gelinen bu gurur verici nokta göz önüne alındığında, yangın söndürme uçaklarımızın neden yerli çözümlerle ve çok sayıda envantere katılması yönünde somut bir çaba yoktur? İtibardan tasarruf etmemek adına Cumhurbaşkanlığı filosunda yer kaplayan uçakların, cayır cayır yanan Yeşil Vatan kadar hatırı yok mudur? Türkiye'nin kaynakları yandaş müteahhitlere veya lüks filolara değil, ülkenin ormanlarını koruyacak yerli ve milli yangın söndürme filolarına aktarılmalıdır. Vatandaşlarımıza Çağrımızdır: İhmallerin Önüne Birlikte Geçeceğiz Bu kutlu mücadelede liyakatsiz yönetimlerin almadığı önlemlerin yanı sıra, biz vatandaşlara da büyük görevler düşmektedir. Bilinçsizce doğaya atılan cam şişeler ve söndürülmeden bırakılan sigara izmaritleri, anız yangınları ve mangal sefaları(!) devasa bir milli servetin kül olmasına giden yolu açmaktadır. Vatanını seven her Türk vatandaşı, ormanlarımızın gönüllü bekçisi olmalıdır. Bizler, Zafer Partisi olarak Eskişehir'den tüm Türkiye'ye sesleniyoruz: Yeşil Vatan'ın tek bir dalını dahi ne ranta, ne teröre ne de ihmalkârlığa teslim etmeyeceğiz! Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi: Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez."

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir’den Lozan Antlaşması'nın 103. Yıldönümü Mesajı Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir’den Lozan Antlaşması'nın 103. Yıldönümü Mesajı

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, Lozan Antlaşması'nın 103. yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’yü rahmet ve minnetle anan Demir, Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ve varlık teminatı olduğuna vurgu yaptı. ​"Lozan, Bağımsızlık İradesinin Dünyaya Kabulüdür" ​Lozan Antlaşması ile Türk milletinin siyasi, askeri ve iktisadi yönden bağımsızlık iradesinin tüm dünya tarafından tescillendiğini belirten Hasan Demir, şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Lozan Antlaşması ile Türk milletinin siyasi, askeri ve iktisadi yönden bağımsızlık iradesi, dünya ülkeleri tarafından kabul edilmiştir. Yıllarca süren Büyük Savaş ve Kurtuluş Savaşı'nın sonunda her yönden yorgun düşmüş Anadolu topraklarında, nihayet bin yıldır olduğu gibi gelecekte de var olacağımızın sarsılmaz teminatı olmuştur." ​"Lozan ve Montrö Türkiye'nin Teminatıdır" ​Açıklamasında güncel siyasi tartışmalara da değinen Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir, kurucu iradeyi hedef alanlara sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı: ​"Bugünlerde Ege'deki sorunları ve bazı adaları bahane ederek Lozan'a ve Türkiye'nin kurucu iradesine saldıranlar; geçtiğimiz yirmi yılda onlarca ada, adacık ve kayalığın işgaline ise aynı sesleri yükseltemeyen ikiyüzlülerdir. Bizler biliyoruz ki bu kimseler, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında emperyal güçlerin eliyle bölücü ve gerici isyanlar tertipleyenlerle aynı tohumun, aynı soyun mensuplarıdır." ​Mesajının sonunda "Yeni Türkiye Cumhuriyeti" heveslerinin tarihin vicdanında hak ettiği yeri bulacağını belirten Demir, Lozan ve Montrö sözleşmelerinin sapasağlam bir şekilde Türkiye'nin teminatı kalmaya devam edeceğini, milli, üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar olacağını vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.