SON DAKİKA
Hava Durumu

#Eskişehir

Porsuk Haber Ajansı - Eskişehir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eskişehir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ADD Şube Başkanı Avci: "Tam Bağımsız Türkiye İdealinden Vazgeçmeyeceğiz" Haber

ADD Şube Başkanı Avci: "Tam Bağımsız Türkiye İdealinden Vazgeçmeyeceğiz"

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, 12 Eylül darbesinin yıldönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "12 Eylül 1980… Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasinin susturulduğu, Meclisin kapatıldığı, siyasi partilerin dağıtıldığı, insanların işkencelerden geçirildiği, gençlerin darağaçlarına gönderildiği; korkunun, baskının ve yasakların devlet düzeni haline getirildiği kara bir tarih. 12 Eylül yalnızca bir tarih değildir. 12 Eylül; demokrasiye indirilen darbenin, millet iradesine vurulan zincirin ve Cumhuriyetin üzerine düşürülen karanlığın adıdır. Aradan yıllar geçti. Ancak bugün hâlâ şu soruyu sormak zorundayız. 12 Eylül gerçekten geride mi kaldı? Bir ülkede sandık varsa ama hukuk tartışılıyorsa. Seçim varsa ama milli iradenin itibarı tartışmaya açılıyorsa. Cumhuriyet varsa ama laiklik hedef haline getiriliyorsa. Demokrasi varsa ama eleştirenin, sorgulayanın ve itiraz edenin sesi kısılmaya çalışılıyorsa. 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetinden geriye kalanlarla yüzleşmek zorundayız. Bizim için 12 Eylül’ü anlamak, yalnızca geçmişin acılarını anmak değildir. 12 Eylül’ü anlamak; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir daha hiçbir gücün “bizim çocukları” olmayacağını ilan etmektir. Tarihte “bizim çocuklar” sözü, milletimizin hafızasında dış müdahale ve vesayet tartışmalarının simgelerinden biri olarak yer etmiştir. Bugün isimler, makamlar ve temsilciler değişse de Türkiye’ye yön verme hevesi değişmemektedir. Bugün, Tom Barrack gibi Amerika Birleşik Devletleri adına bölgemizde ve ülkemizde görev yapan temsilcilerin, Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren açıklamalarını ve yaklaşımlarını dikkatle değerlendirmek zorundayız. Çünkü tarih bize şunu öğretmiştir. Dostluk başka şeydir, bağımlılık başka şeydir. İttifak başka şeydir, teslimiyet başka şeydir. Diplomasi başka şeydir, Türkiye’nin geleceği hakkında başkalarının hesap yapmasına sessiz kalmak başka şeydir. Türkiye Cumhuriyeti. Hiçbir yabancı gücün siyasi laboratuvarı, hiçbir bölgesel projenin taşeronu, hiçbir küresel planın uygulama alanı değildir. Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir. Ve bu devletin tapusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ile alınmıştır. Bu nedenle bugün siyaset yapan herkese açık ve net bir çağrımız vardır. Cumhuriyeti savunmak günübirlik siyasetin konusu değildir. Atatürk’ü yalnızca seçim meydanlarında hatırlayıp Cumhuriyetin temel değerlerini gündelik siyasi hesaplara kurban edemezsiniz. Demokrasiyi yalnızca işinize geldiğinde savunamazsınız. Milli iradeyi yalnızca kendi iradenizle aynı sonuç çıktığında kutsayamazsınız. Hukuku yalnızca kendiniz için isteyemezsiniz. Laikliği yok sayıp çağdaş Türkiye’den söz edemezsiniz. Ve en önemlisi. 12 Eylül’e lanet okuyup, 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetine bugün göz yumamazsınız. Bizim duruşumuz nettir. Darbeye karşıyız. Vesayete karşıyız. Her türlü antidemokratik müdahaleye karşıyız. Türkiye’nin iç işlerine yönelik emperyal hesaplara karşıyız. Cumhuriyetimizi ve laikliği hedef alan gerici anlayışlara karşıyız. Kimden gelirse gelsin, millet egemenliğini zayıflatan her türlü anlayışın karşısındayız. Çünkü bizim hayat felsefemiz. Atatürk’ün aklı. Cumhuriyetin özgürlüğü. Laikliğin güvencesi. Demokrasinin namusu. Ve Tam Bağımsız Türkiye idealidir. 12 Eylül’ün yıldönümünde bir kez daha haykırıyoruz. Bu millet darbelerden çok çekti. Bu ülke vesayetlerden çok çekti. Bu Cumhuriyet, kendi evlatlarının birbirine düşman edilmesinden çok çekti. Artık yeter. Türkiye’nin geleceğini ne darbeler, ne vesayet odakları ne de yabancı güçlerin Türkiye üzerine kurduğu hesaplar belirleyecektir. Bu ülkenin geleceğini yalnızca ve yalnızca Türk Milleti belirleyecektir. Ve herkes bilmelidir ki. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet; geçici siyasi hesaplardan, makam hırslarından, dış baskılardan, emperyal projelerden ve demokrasi dışı heveslerden çok daha büyüktür. Bugün görevde olanlar da, yarın görevde olacaklar da, siyaset yapan herkes de şu gerçeği bilmek zorundadır. Cumhuriyet kimsenin makamı değil, milletin namusudur. Demokrasi kimsenin lütfu değil, milletin hakkıdır. Atatürk ilke ve devrimleri geçmişin değil, Türkiye’nin geleceğinin teminatıdır. 12 Eylül’ü unutmadık. Darbeleri unutmadık. İşkenceleri unutmadık. Darağaçlarını unutmadık. Kaybedilen gençliği unutmadık. Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı üzerinde hesap yapanları da unutmadık. Bugün de aynı yerdeyiz. Cumhuriyetin yanındayız. Demokrasinin yanındayız. Laikliğin yanındayız. Tam Bağımsız Türkiye’nin yanındayız. Ve buradan açıkça ilan ediyoruz. Bu ülkede artık kimsenin “bizim çocukları” yoktur. Bu ülkenin sahibi, Türk Milletidir. Ne darbe. Ne vesayet. Ne teslimiyet. Yaşasın Tam Bağımsız, Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti."

Anahtar Parti Eskişehir'den 12 Eylül Çıkışı Haber

Anahtar Parti Eskişehir'den 12 Eylül Çıkışı

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Servet Kahramaner, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yıl dönümünde yaptığı basın toplantısında, vesayet dönemlerinin yaralarına dikkat çekti. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Servet Kahramaner basın toplantısında şu ifadeleri kullandı; "Darbelerin açtığı yaralar adaletle kapatılmalıdır. 12 Eylül 1980, yalnızca demokrasimizin kesintiye uğradığı bir tarih değildir. Hukukun askıya alındığı, millet iradesinin vesayet altına alındığı, binlerce insanın hayatında telafisi mümkün olmayan yaraların açıldığı karanlık bir dönemin adıdır. Aradan 46 yıl geçti. Ancak darbelerin takvim yapraklarından silinmesi, onların meydana getirdiği mağduriyetlerin de ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. 12 Eylül başta olmak üzere darbe ve vesayet dönemlerinde, siyasi görüşü, düşüncesi, inancı veya hakkında oluşturulan idari kanaatler nedeniyle insanların hayatları değiştirildi. Kamu görevlileri görevlerinden uzaklaştırıldı, aileler ekonomik ve sosyal bedeller ödedi. Bu mağduriyetlerin içerisinde özellikle bir kesimin sesini yeniden duyurmak zorundayız. Yargı kararı olmadan, haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadan, idari işlemler ve kararnamelerle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen askerlerimiz. Subaylar, astsubaylar ve diğer askerî personel. Bir gecede üniformalarından, mesleklerinden, özlük haklarından ve yıllarca emek verdikleri kurumlarından ayrılmak zorunda bırakıldılar. Yıllar içerisinde bazı yasal düzenlemeler yapılmış, bazı mağduriyetler giderilmiş olsa da bütün darbe mağdurlarını kapsayan eksiksiz bir hukuki ve mali iade ne yazık ki gerçekleştirilememiştir. Bugün ise önümüzde üzerinde önemle düşünülmesi gereken yeni bir durum vardır. “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” kapsamında, PKK/KCK terör örgütü mensupları ve örgüt faaliyetleri kapsamında belirlenen kişiler bakımından soruşturma, kovuşturma ve cezaların infazının ertelenmesine, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde hak yoksunluklarının sonuçlarının ortadan kaldırılmasına kadar uzanan düzenlemeler yapılmıştır. Burada devletimize ve Türkiye Büyük Millet Meclisine çok açık bir vicdan ve adalet sorusu sormak istiyoruz. Terör örgütü mensuplarının dahi hukuki durumlarını yeniden değerlendirebilen bir devlet, darbelerin mağdur ettiği kendi askerlerinin yarım asra yaklaşan mağduriyetini neden hâlâ tamamen giderememektedir. Elbette Türkiye terörü bitirsin. Elbette silahlar sussun. Elbette toplumsal huzur ve kardeşlik güçlensin. Ancak toplumsal bütünleşme, geçmişte devlet eliyle mağdur edilmiş insanların unutulması üzerine kurulamaz. Bir tarafta terör örgütü mensupları için hak yoksunluklarının kaldırılmasına kadar uzanabilecek yeni bir hukuk oluşturulurken, diğer tarafta hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet dahi bulunmadan mesleğinden koparılmış insanların “artık çok zaman geçti” denilerek görmezden gelinmesi, toplumun adalet duygusunu yaralar. Bizim talebimiz intikam değil, adalettir. Talebimiz ayrıcalık değil, hukuk önünde eşitliktir. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisini, 12 Mart’tan 12 Eylül’e ve 28 Şubat’a, sonraki bütün vesayet dönemlerine kadar, kesinleşmiş yargı kararına dayanmaksızın Türk Silahlı Kuvvetlerinden ve kamu görevinden çıkartılan insanların durumlarını yeniden ele almaya davet ediyoruz. Mevcut düzenlemelerin dışında kalan mağdurlar tespit edilmeli. Özlük, emeklilik ve mali hakları ile itibarlarının iadesine ilişkin kapsamlı bir düzenleme yapılmalıdır. Ve bu mesele artık siyasi görüşlerin değil, devletin hukukla yüzleşmesinin meselesi olarak görülmelidir. 12 Eylül’ün 46. yılında bir kez daha söylüyoruz. Darbelerle gerçek hesaplaşma, yalnızca darbecileri kınamakla değil, darbelerin geride bıraktığı mağduriyetleri ortadan kaldırmakla mümkündür. Devlet güçlüdür. Ama devleti büyük yapan yalnızca gücü değil, kendi geçmişindeki yanlışlarla yüzleşebilmesi ve vatandaşına hakkını teslim edebilmesidir. Unutmadık. Unutturmayacağız. Ve adalet sağlanıncaya kadar darbe mağdurlarının sesi olmaya devam edeceğiz."

Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı Odunpazarı’na Adaylığını Açıkladı Haber

Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı Odunpazarı’na Adaylığını Açıkladı

Serbest Avukatlık yapan ve uzun yıllardır siyasetin içerisinde yer alan Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı, YENİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı için adaylığını resmen duyurdu. 1999 yılından bu yana Cumhuriyet Halk Partisi gençlik kolları ve çeşitli seçim süreçlerinde aktif rol aldığını belirten Çalıkuşu Yazıcı, YENİ Parti’nin kuruluş felsefesinin kendisini bu çatı altında siyaset yapmaya yönelttiğini ifade etti. ​Yazıcı, Genel Başkanın "Artık biz eksikliği gören, eleştiri yapan bir muhalefet partisi değiliz; kadrolarımızla programımızla iktidara yürüyen bir partiyiz" söyleminin kendisi için belirleyici olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: ​"YENİ Parti'yi bir devam partisi olarak değerlendirmiyorum. Aynı cephede duran, aynı yöne bakan, nezaketle ve özgürce çalışabilecek insanların bir araya geldiği bir siyasi yapıyım. Bilgimle, birikimimle ve nezaketimle bu partiye çok şey katabileceğime inanıyorum." ​"Birlik ve Kapsayıcı Yönetim Anlayışı" ​Doğma büyüme Odunpazarlı ve Büyükdere Mahallesi kayıtlı bir isim olarak bölgenin sorunlarına hakim olduğunu belirten Yazıcı, yerel yönetimlerle koordineli çalışacaklarını belirtti. Eskişehir'in deneyimli isimleri olan Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ve Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ile geçmişe dayanan mesleki ve insani bağlarına dikkat çeken Yazıcı; Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve İl Başkanı Talat Yalaz ile de uyumlu bir süreç yürüteceklerini ifade etti. ​Siyasetteki ayrışmalardan ve "birinin adamı" ya da "taraf olup bertaraf olma" anlayışından duyduğu rahatsızlığı dile getiren aday, bağımsız duruşunun altını çizdi. Çalıkuşu Yazıcı, Genel merkezin, yönetimlerin üyelerin oylarıyla belirleneceğine dair net tutumu sayesinde aday olduğunu belirtirken, adaylık süreci öncesinde Büyükşehir, Odunpazarı ve Tepebaşı belediye başkanlarını ziyaret ettiğini ve milletvekilleri ile istişarelerde bulunduğunu aktardı. Çalıkuşu Yazıcı, Odunpazarı’nda 3.500’ün üzerinde üyeyle gerçekleştirilecek süreçte tüm partililerin ortak adayı olmayı hedeflediğini söyledi. ​26-27 Eylül'deki Ön Seçime Dikkat Çekti ​Odunpazarı İlçe Başkanlığı seçim takvimi ve delege süreçlerine de değinen Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı, asıl iradenin üyelerde olacağını belirtti. ​Yazıcı, süreçle ilgili şu bilgileri paylaştı, hızlı kurulan bir parti yapısı içinde kurultay sürecine gidildiğini, usulen delege seçimleri yapılacak olsa da asıl iradenin 26-27 Eylül tarihlerinde üyelerin katılımıyla gerçekleştirilecek ön seçimde tecelli edeceğini, üyelerin kararına tüm delegelerin saygı duyacağını ve demokrasinin gereğinin de bu olduğunu ifade etti. ​Eskişehir'in en büyük ilçesi olan Odunpazarı'nda seçmenin yönetime ulaşmasını kolaylaştıracak pratik çözümler ve yepyeni bir soluk getirmeyi vadettiğini belirten Çalıkuşu Yazıcı, tüm parti üyelerinin oylarına talip olduğunu sözlerine ekledi.

Diş Hekimlerini ve Diş Hastanelerini Kimler Yok Sayıyor! Haber

Diş Hekimlerini ve Diş Hastanelerini Kimler Yok Sayıyor!

Eskişehir Sağlık-Sen Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, ağız ve diş sağlığı hastanelerinde uygulanan ek ödeme adaletsizliğine ve performans sistemindeki dengesizliklere sert tepki gösterdi. Sağlık Bakanlığı’nın politikalarının diş hekimlerini mağdur ettiğini belirten Köksal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Şehrimizde neredeyse her bölgede Ağız ve Diş Sağlığı birimleri bulunuyor. Diş hastanelerimizden her zaman övgüyle bahsediyor, vatandaşımıza verilen hizmeti takdir ediyoruz. Ancak bugün Sağlık Bakanlığı’nın diş hastanelerinde yıldırma ve değersizleştirme politikası uyguladığı yönündeki ciddi sorunları gündeme getirmek zorundayız. Şehir hastaneleri ve devlet hastanelerinde performans özellikli birimler ve özellikli işlemler için sınır konulmazken, diş hastanelerinde emeğin, alın terinin ve akşama kadar verilen yoğun çalışmanın karşılığı aylardır Sağlık Bakanlığı tarafından adeta elinden alınmış durumda. Aynı ilde bir hastanede performans dağıtım oranları her ay %33-36 arasında değişirken, Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde ek ödeme oranı %22-24 seviyesinde kalıyor. Burada Bakanlık ne yapmaya çalışıyor? Diş hekimlerini küstürelim, çalışmayacak bir sistem oluşturalım, vatandaş da özele mi gitsin? Yoksa gerçekten amaç bu mu? Bu dağıtım oranlarıyla yüzlerce hastaya bakmasına rağmen verdiği emeğin karşılığını alamayan hekimlerimiz; tutması mümkün olmayan hedefler, masa başında alınan ve sahadaki gerçeklerden uzak kararlar nedeniyle her geçen gün daha fazla mağdur ediliyor. Gece gündüz demeden insan sağlığı için fedakârca çalışan hekim ve sağlık ordusu için bu sistem, artık bir motivasyon kaynağı olmaktan çıkmış, eziyet haline gelmiştir. Ağız ve diş hastanelerinde hiç mi özellikli işlem yok? Yıllarca yan dal ve uzmanlık eğitimi için emek veren hekimlerimiz, en değerli yıllarını neden harcadılar? Uzmanlık alanında verilen emeğin karşılığı neden sistem içerisinde yok sayılıyor? Akıl almıyor, sır ermiyor. Bakanlık bürokratları gerçekten diş hastanelerini, hekimlerin çalışma şartlarını ve bir gün içerisinde ne kadar yoğun emek verildiğini biliyorlar mı? Sonra cümle şöyle başlıyor: “Başkanım, tanıdık var mı? Üniversite diş hastanesinden randevu istedim, iki sene sonraya verdiler.” Bir tarafta vatandaş randevu bulamıyor. Diğer tarafta diş hekimine %22-24 ek ödeme reva görülüyor. Aynı ilde, normal hastanelerde oranlar %32-36 seviyelerine çıkarken diş hastanelerinde neden bu oranlar çok daha düşük? Kim koydu bu rakamları? Hangi bilimsel çalışma yapıldı? Hangi saha değerlendirmesi sonucunda bu oranlar belirlendi? Bu rakamların millete ve diş hekimlerine layık görülmesinin mantıklı bir açıklaması var mı? Bir hekimin ek ödemeyi en üst seviyeden alabilmesi için 60 bin puan yapması gerekiyor. Peki nasıl ulaşacak bu rakama? Sonra bunca işlem girildi, şu kadar yanlış yapıldı, şu kadar hedef tutmadı… Sürekli rakam, istatistik ve hedef koyarak kendimizi, personelimizi ve vatandaşımızı kandırıyoruz. Oysa sahada gerçek çok açık: Yüzlerce diş hekimi çalışıyor, yüzlerce hastaya bakıyor, gece gündüz emek veriyor ama emeğinin karşılığını alamıyor. Farkında mısınız? Bunca diş hekimi mağdur. Diş hastanesi çalışanları ek ödeme mağduru. Ve herkes “kör, sağır, dilsiz” rolünü oynuyor. Çözüm aslında çok basit: Emek ve alın terinin karşılığı verilmelidir. Yüzlerce hekim alın teri dökerken, diş hastanelerinin özellikli işlem listesinde neden bir tane bile tıbbi işlem bulunmuyor? Neden yok? Bunun mantıklı bir cevabı var mı? Diş ünitesine oturan her hasta çekilip gönderilmiyor. Bir diş hekiminin 8 saatini izleyin. Bir gün boyunca kaç hastayla ilgilendiğini, hangi işlemleri yaptığını, ne kadar dikkat ve emek harcadığını görün. Diş hekimliği yalnızca “diş çekmekten” ibaret değildir. Bu mesleğin ne kadar zor, ne kadar yoğun ve ne kadar emek isteyen bir meslek olduğunu sahada çalışanlar çok iyi biliyor. Aynı il. İki farklı ödeme sistemi. Yüzlerce mağdur diş hekimi ve sağlık çalışanı. Duyan var mı? Gören var mı? Amaç ne? Diş hekimlerini ve diş hastanelerini kimler yok sayıyor? “Dr. Özele mi gitsin?” Vatandaş zaten randevu bulmakta zorlanırken, kamu sağlık hizmetinde çalışan diş hekimlerinin emeğini değersizleştiren bu sistem devam ederse vatandaşın yükü daha da artmayacak mı? Diş hekimlerini küstürmek, çalışma motivasyonlarını kırmak ve kamu sağlık hizmetini zayıflatmak kimin işine yarayacak? Biz soruyoruz: Bu haksızlığa kim dur diyecek? Duyan var mı, gören var mı?"

Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz'den EOSB'ye Ziyaret Haber

Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz'den EOSB'ye Ziyaret

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Bölge Müdürlüğü’ne iade-i ziyarette bulundu. Ziyarette Eskişehir OSB’nin çalışmaları, devam eden projeleri ve sanayi bölgesinin gelişimine yönelik yürütülen faaliyetler hakkında bilgi verildi. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz, Eskişehir OSB Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret etti. Gerçekleştirilen iade-i ziyarette, Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Başkan Vekili Metin Saraç, Denetim Kurulu Üyeleri Hasan Hakan Bayar ve Hamit Alper Çelebi tarafından karşılanan Başsavcı Deniz ile karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyarette Başkan Nadir Küpeli, Başsavcı Ferhat Deniz’e Eskişehir OSB’nin genel yapısı, mevcut sanayi kapasitesi, bölgede faaliyet gösteren firmalar ve istihdam yapısının yanı sıra devam eden ve hayata geçirilmesi planlanan projeler hakkında kapsamlı bilgiler aktardı. Başkan Küpeli, Eskişehir OSB’nin yalnızca üretim yapılan bir sanayi alanı olmadığını, aynı zamanda eğitim, sosyal yaşam, çevre, enerji ve altyapı yatırımlarıyla bütüncül bir sanayi ekosistemi oluşturma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Bölgede gerçekleştirilen yatırımlar ve önümüzdeki döneme ilişkin hedefler hakkında da Başsavcı Deniz’e bilgi verildi. Ziyaretin ardından Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz, Özel Eskişehir OSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni de ziyaret etti. Okulun eğitim faaliyetleri, bölge sanayisinin ihtiyaçlarına yönelik mesleki eğitim çalışmaları ve öğrencilere sunulan imkânlar hakkında yetkililerden bilgi alan Başsavcı Deniz, okulun bölge sanayisine nitelikli insan kaynağı kazandırma noktasındaki çalışmalarını yerinde inceledi.

Toplu Taşımada Kış Tarifesi 14 Eylül’de Başlıyor Haber

Toplu Taşımada Kış Tarifesi 14 Eylül’de Başlıyor

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, 2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte şehir içi toplu ulaşımda kış tarifesine geçiyor. Tramvay ve otobüslerde kış dönemi sefer düzeni 14 Eylül Pazartesi günü itibarıyla başlayacak. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, yaz tatilinin sona ermesi ve yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte toplu ulaşımda kış tarifesine geçileceğini duyurdu. 14 Eylül Pazartesi gününden itibaren tramvay ve otobüsler, kış tarifesine göre belirlenen sefer sıklıkları ve çalışma saatleri doğrultusunda hizmet verecek. Kış tarifesiyle birlikte özellikle okulların açılmasıyla artacak yolcu yoğunluğuna yönelik sefer planlamaları da hayata geçirilecek. OTOBÜS HATLARINDA DA DÜZENLEME Şehir içi otobüs ulaşımında da kış tarifesi kapsamında bazı hatların sefer ve çalışma saatlerinde güncellemeler yapıldı. Bu kapsamda Siyah 16, Kırmızı 16, Siyah 22, Siyah 23, Siyah 32, Siyah 44, Siyah 54, Siyah 58, Siyah 74, Siyah 78, Siyah 80, Siyah 81 ve Siyah 82 numaralı hatların sefer ve çalışma saatleri yeniden düzenlendi. Güncellenen sefer saatleri; ESTRAM Mobil uygulaması, www.estram.com.tr, duraklarda bulunan QR kod uygulaması ile Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesinde yer alan “Otobüs Saatleri” sekmesi üzerinden takip edilebilecek. ÜNİVERSİTE HATLARI İÇİN AYRICA DUYURU YAPILACAK Üniversitelerin yeni eğitim dönemine başlamasıyla birlikte üniversitelere hizmet veren hatlarda yapılacak düzenlemeler ise önümüzdeki hafta ayrıca duyurulacak. Bu kapsamda mevcut üniversite hatlarının çalışma düzeni, yeni bir duyuru yapılıncaya kadar devam edecek.

Kapısını ve Gönlünü Açan Hemşehrilerimizden Güç Alıyoruz Haber

Kapısını ve Gönlünü Açan Hemşehrilerimizden Güç Alıyoruz

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, kent genelinde gerçekleştirdiği ziyaretlerle hemşehrileriyle bir araya gelmeye, onların evlerine ve gönüllerine konuk olmaya devam ediyor. Fevzi Çakmak Mahallesi’nde kadınlarla bir araya gelen Başkan Ünlüce, “Nereye gitsek kapısını ve gönlünü açan hemşehrilerimizden güç ve enerji almaya devam ediyoruz. İyi ki varsınız.” ifadelerini kullandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin son durağı Fevzi Çakmak Mahallesi oldu. Fevzi Çakmak Mahalle Muhtarı Ayşe Çıraklı ile birlikte mahalle sakini Hatice Bulut’a konuk olan Başkan Ünlüce, mahalleli kadınlarla keyifli ve samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Evde hazırlanan geleneksel sofranın başına geçen Başkan Ünlüce, mahalleli kadınlarla birlikte hamur açtı. Hem sohbet eden hem de birlikte hamur açan Ünlüce, kadınların talep ve önerilerini de dinledi. Mahalle ziyaretlerinin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Başkan Ünlüce, vatandaşlarla aynı sofrayı paylaşmanın, onların evlerine konuk olmanın ve günlük yaşamlarına eşlik etmenin kendisine büyük mutluluk verdiğini ifade etti. Başkan Ünlüce, “Nereye gitsek kapısını ve gönlünü açan hemşehrilerimizden güç ve enerji almaya devam ediyoruz. Bugün de Fevzi Çakmak Mahallemizde hemşehrilerimizin sıcaklığına, güzel sohbetlerine ortak olduk. İyi ki varsınız.” dedi.

Tepebaşı'nda Kortlarda 2 Eylül Coşkusu Haber

Tepebaşı'nda Kortlarda 2 Eylül Coşkusu

Tepebaşı Belediyesi ile ETA Tenis Kulübü iş birliğinde, Eskişehir’in kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen 4. Geleneksel Kurtuluş Kupası Tenis Turnuvası tamamlandı. Yoğun ilgi gören turnuvada 172 sporcu korta çıktı Tepebaşı Belediyesi ile ETA Tenis Kulübü’nün ortaklaşa düzenlediği 4. Geleneksel Kurtuluş Kupası Tenis Turnuvası, farklı yaş ve deneyim gruplarından tenis tutkunlarını bir araya getirdi. 15 Ağustos-10 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen organizasyonda kadın ve erkek sporcular, Yeni Başlayanlar, 13-35 Yaş ve 36 Yaş Üzeri kategorilerinde mücadele etti. Turnuvaya gösterilen yoğun ilgi nedeniyle kontenjanlar tamamen dolarken toplam 172 sporcu organizasyonda yer aldı. Turnuvada Yeni Başlayan Kadınlarda İpek Durgun, Yeni Başlayan Erkeklerde Gökhan Leblebici, 13-35 Yaş Kadınlarda Rona Gevrek, 13-35 Yaş Erkeklerde Mertkan Efe Çakmak, 36 Yaş Üzeri Kadınlarda Eser Kınıklı, 36 Yaş Üzeri Erkeklerde ise Yusuf Çanak şampiyon oldu. Hacer Tuğçe Dinçer, Burak Yalçın, Rabia Koçak, Ömer Burkan, Gönül Özdemir ve Ersay Esen ise kategorilerinde finalist olarak turnuvayı tamamladı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, organizasyona ilişkin yaptığı değerlendirmede, “ETA Tenis Kulübü ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu güzel turnuvada 172 sporcumuzu kortlarda buluşturduk. Eskişehir’in kurtuluş coşkusunu sporun birleştirici gücüyle yaşamak bizim için çok kıymetli. Turnuvaya katılan, mücadele eden ve dereceye giren tüm sporcularımızı kutluyor; organizasyonda emeği geçen ETA Tenis Kulübü’ne ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

Başkan Ünlüce Karacahisar Kalesi Kazı Alanını Ziyaret Etti Haber

Başkan Ünlüce Karacahisar Kalesi Kazı Alanını Ziyaret Etti

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Osmanlı tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan Karacahisar Kalesi’nde sürdürülen arkeolojik kazı çalışmalarını yerinde inceleyerek, kazı ekibinden çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı. Odunpazarı ilçesi Karacaşehir Mahallesi’nde bulunan Karacahisar Kalesi kazı alanını ziyaret eden Başkan Ayşe Ünlüce’ye, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Sercan Kara ile İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Gamze Bulut Tüzüntürk eşlik etti. Başkan Ünlüce, Karacahisar Kalesi Kazı Başkanı ve Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Yılmazyaşar ile bir araya gelerek kazı çalışmaları, ortaya çıkarılan tarihi kalıntılar ve alanın Eskişehir’in kültür turizmine kazandırılması konusunda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ünlüce, kazı alanını da gezerek gün yüzüne çıkarılan tarihi yapıları ve arkeolojik buluntuları yakından inceledi. Başkan Ünlüce, Eskişehir’in tarihi ve kültürel değerlerinin korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasının yanı sıra bu değerlerin kentin turizm potansiyeline kazandırılmasının da büyük önem taşıdığını belirterek, Karacahisar Kalesi’nde yürütülen çalışmaları yakından takip ettiklerini ifade etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Anadolu Üniversitesi iş birliğinde, Eskişehir Valiliği’nin katkılarıyla sürdürülen Karacahisar Kalesi kazıları, Eskişehir’in ve Osmanlı tarihinin aydınlatılması açısından büyük önem taşıyor. Ünlü tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın öncülüğünde başlayan kazı çalışmaları, bugün Osmanlı’nın kuruluş dönemine ilişkin çok değerli izleri gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Osmanlı Beyliği’nin ilk fetihlerinden birinin gerçekleştiği 1299 yılında Dursun Fakih’in Osman Gazi adına ilk hutbeyi okuduğu Karacahisar Kalesi, geçmişten günümüze uzanan izleriyle Eskişehir’in kültürel mirasının önemli parçalarından biri olma özelliğini taşıyor. Karacahisar Kalesi’nde bilimsel çalışmalar, Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Yılmazyaşar’ın başkanlığında sürdürülüyor. Kazı çalışmalarının, alanın tarihsel kimliğinin daha kapsamlı şekilde ortaya çıkarılmasına ve Eskişehir’in kültür turizmine önemli katkılar sunması hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.