SON DAKİKA
Hava Durumu

#Asgari Ücret

Porsuk Haber Ajansı - Asgari Ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Asgari Ücret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çakırözer: Emeklimize Bir Asgari Ücret Bayram İkramiyesi Haktır Haber

Çakırözer: Emeklimize Bir Asgari Ücret Bayram İkramiyesi Haktır

Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala emeklinin bayram ikramiyesine yapılacak zam da gündem oldu. AKP Grup Başkanvekili Abdullah Güler’in yüksek enflasyon ve hayat pahalılığıyla boğuşan emekliye bayram ikramiyesi için 'kaynak yok' diyerek kapıyı kapatması tepkilere neden oldu. TBMM’de çağrıda bulunan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “AKP’nin kara düzeninde saraya, yandaşa, lükse, şatafata kaynak var ama emekliye yok! Emeklimize bayramda bir asgari ücret ikramiye haktır! Ya bu hakkı verin ya da veremeyecekseniz getirin sandığı milletin önüne yok saydığınız o emekliler size hak ettiğiniz dersi versin” dedi. “KAYNAK YOK” ÇIKIŞINA TEPKİ CHP’nin vaadi olarak ilk kez 2018 yılında hayata geçen bayram ikramiyesi, her yıl belirli oranda arttırılırken, AKP’nin ‘kaynak yok’ diyerek emeklinin bayram ikramiyesine zam yapılmayacağını açıklaması milyonlarca emekliyi hüsrana uğrattı. Türkiye genelinde emekliler meydanlarda hakkını isterken, muhalefet milletvekilleri emeklinin bayram ikramiyesi zammı için TBMM’de çağrıda bulunuyor. AKP’li Abdullah Güler’in emeklinin bayram ikramiyesi için ‘kaynak yok’ açıklamasına tepki gösteren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM’de söz alarak bayram ikramiyelerinin en az asgari ücret tutarına çıkarılması çağrısını yaptı. “YANDAŞA, ŞATAFATA VAR, EMEKLİNİN BAYRAM İKRAMİYESİNE YOK” “AKP’nin kara düzeninde saraya, yandaşa, lükse, şatafata kaynak var ama emekliye yok” diye Çakırözer şunları söyledi: “Sözde yüksek gelirli ülke olmuşuz ama hazine tamtakır. Emeklinin bayram ikramiyesine zam verecek bir kuruş yok. 17 milyon emekli geçinemiyor. İnsanca yaşam için meydanlarda, 81 ilde yüzbinlerce imza toplandı ama bu sorumsuz iktidar emeklinin çığlığını duymuyor. Bu ülkenin her karışında alın teri olan emeklilerimiz için Cumhuriyet Halk Partisi olarak talebimiz net: Emeklimize bayramda 1 asgari ücret ikramiye haktır. Ya bu hakkı verin ya da veremeyecekseniz bırakın. Getirin sandığı milletin önüne, getirin ki yok saydığınız o emekliler size hak ettiğiniz dersi versin.”

17 Milyon Emekliye Bayramı Hüsran Yaşatmayın! Haber

17 Milyon Emekliye Bayramı Hüsran Yaşatmayın!

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verileri üzerinden iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Gürer, açıklanan büyüme rakamları ile vatandaşın yaşadığı gerçekler arasında derin bir çelişki bulunduğunu ifade ederek, özellikle emeklilerin ve dar gelirli kesimlerin ağırlaşan geçim sıkıntısına ve emekliye reva görülen ikramiye tutarına dikkat çekti. “BÜYÜME VAR DENİYOR, TARIMDA YÜZDE 8,8 DÜŞME VAR” Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılına ilişkin verilerine göre Türkiye ekonomisi geçen yıl yüzde 3,6 büyürken, 2025’in son çeyreğinde de yüzde 3,4’lük büyüme kaydedildiğini belirten Gürer, bu tabloya karşın tarım sektöründe yüzde 8,8’lik bir gerileme yaşandığını vurguladı. Tarımda yaşanan düşmenin , uzun süredir dile getirdikleri sorunların rakamlara yansımış hali olduğunu belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarımda her şeyin iyi olduğu yönündeki açıklamalar, resmi verilerle çökmüştür” dedi. İthalata dayalı tarım anlayışının sürdürülebilir olmadığını ifade eden Gürer, gıda fiyatlarındaki artışın en çok emeklileri ve asgari ücretlileri vurduğunu söyledi. “KİŞİ BAŞI GELİR 18.440 DOLAR DENİYOR AMA EMEKLİYE ARTIŞ YOK” Hazine ve Maliye Bakanı’nın kişi başına gelirin 18.440 dolara yükseldiği ve Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler grubuna dahil olduğu yönündeki açıklamalarına da değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, büyüme söylemi ile emeklinin yaşadığı hayat arasındaki çelişkiye işaret etti. “Büyüyen bir ülkede emekli maaşına cüzi miktarda dahi artış yapılamıyorsa burada ciddi bir tutarsızlık vardır” diyen Gürer, 17 milyon emekliyi ilgilendiren bayram ikramiyesi konusunda yapılan açıklamaların hayal kırıklığı yarattığını ifade etti. BAYRAM İKRAMİYESİ TARTIŞMASI: “2018’DE BİR KOYUN ALINABİLİYORDU” Bayram ikramiyesinin 2018 yılında başlatıldığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, o dönem verilen 1.000 liralık ikramiye ile bir koyun alınabildiğini, bugün ise 4.000 liralık ikramiyenin alım gücünün o günün çok gerisinde kaldığını söyledi. İktidar cephesinden bayram ikramiyesinde artış olmayacağı yönünde yapılan açıklamaların emekliler için yeni bir hüsran yarattığını belirten Gürer, “Bayram ikramiyesi en azından asgari ücret düzeyine çıkarılmalıydı. Asgari ücret talebinden vazgeçtik; mevcut 4.000 lira üzerine dahi artış yapılmayacağı açıklanmıştır. Bu büyük bir haksızlıktır” dedi. “BÜTÇE DİSİPLİNİ SÖZ KONUSU OLUNCA HEP EMEKLİ HATIRLANIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ne zaman emekliye ya da asgari ücretliye artış gündeme gelse bütçe disiplini hatırlanıyor. Ancak yandaşa ya da rant odaklarına yönelik harcamalarda aynı hassasiyet gösterilmiyor” ifadelerini kullandı. Açıklanan enflasyon rakamları nedeniyle yılbaşında yapılan maaş artışlarının kısa sürede eridiğini belirten Ömer Fethi Gürer, yılbaşından bu yana bir emekli maaşında yaklaşık 2.500 liralık alım gücü kaybı oluştuğunu söyledi. 20 bin liraya çıkan emekli maaşının reel olarak geçen yılın başındaki seviyenin altına gerilediğini ifade etti. “EMEKLİ AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA” CHP’li Ömer Fethi Gürer, kira, ulaşım, sağlık, eğitim ve özellikle gıda giderlerindeki artışın emeklileri ağır biçimde etkilediğini belirtti. Mevcut maaşların açlık ve yoksulluk sınırının altında kaldığını vurgulayan Gürer, emekli maaşlarının asgari ücretin altına düşmemesi gerektiğini söyledi. 2008 yılında çıkarılan düzenleme ile aylık bağlama oranının yüzde 70’ten yüzde 30’lara kadar düşürülmesinin emekli maaşlarında ciddi kayba yol açtığını ifade eden Gürer, şu talepleri sıraladı: Tüm emekli maaşları asgari ücret düzeyine çıkarılmalı. Ayrımsız tüm emeklilere seyyanen zam yapılmalı. Enflasyona karşı koruyucu düzenleme getirilmeli. Farklı dönemlerde emekli olanlar için intibak düzenlemesi yapılmalı. Aynı prim ve gün sayısıyla emekli olanlar arasındaki maaş farkı giderilmeli. Hizmete dayalı intibak sistemi uygulanmalı. İlaç katkı payı kaldırılmalı. Emeklilerin sendikalaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı.” Dedi. “ET VE SÜT KUYRUĞU EMEKLİNİN GERÇEĞİ OLDU” Emeklilerin artık çarşı pazarda zorunlu ihtiyaçlarının dışına çıkamadığını belirten Ömer Fethi Gürer, et ve süt ürünlerine erişimin dahi kamu kurumlarının uygun fiyatlı satış noktalarında kuyruğa girerek sağlanabildiğini söyledi. Protein ürünlerinde tüketiminde ciddi düşüş yaşandığını vurguladı. Pazarlarda dahi uygun fiyatlı ürün bulunamadığını ifade eden Gürer, tarımdaki gerilemenin gıda enflasyonunu artırdığını ve bunun da doğrudan dar gelirliyi etkilediğini belirtti. “50 MİLYONA YAKIN KİŞİ YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA” Bölgede devam eden savaşların Türkiye ekonomisine olası etkilerine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, önümüzdeki dönemin daha zorlu geçeceğini söyledi. Yaklaşık 50 milyona yakın kişinin yoksulluk sınırının altında gelire sahip olduğunu ifade eden Gürer, sosyal devlet anlayışının gereği olarak bu kesimlerin korunması gerektiğini vurguladı. Bu grubun 17 milyonunu emeklilerin oluşturduğunu belirten Gürer, “Açlık sınırının altında yaşıyor” dedi. “KARAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bayram ikramiyesi kararının mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşamlarını sürdürebilecek düzeyde bir gelire kavuşturulmasının zorunlu olduğunu ifade eden Gürer, seyyanen zam ve ikramiye artışının artık bir ihtiyaç değil, zorunluluk haline geldiğini dile getirdi. “Gıdasız yaşam olmaz” diyen Ömer Fethi Gürer, ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine yansımadığı sürece anlamlı olmayacağını belirterek, emekli ve dar gelirli yurttaşların alım gücünü artıracak adımların ivedilikle atılması çağrısında bulundu.

Emeklimize Refah Değil Sefalet Dayatılmıştır! Haber

Emeklimize Refah Değil Sefalet Dayatılmıştır!

Cumhuriyet Halk Partisi İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, emekli bayram ikramiyesi ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Genel Başkan Yardımcısı Karasu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi "AKP iktidarı, bayram öncesi emeklilerimizin bayram ikramiyelerine herhangi bir zam yapılmayacağını açıklamıştır. Bu karar, 17 milyon emeklimize; “size verilecek kuruşumuz yok, başınızın çaresine bakın” demekten başka bir anlam taşımamaktadır. Milyonlarca emeklimizin aylıklarına bin TL zam yapmamak için kırk takla atanlar; 17 milyon emeklimize bayram öncesi bir avuç mutluluğu dahi çok görmüştür. Bugün Türkiye’nin birinci gündemi geçimdir. Mutfaktır. Kiradır. Faturadır. Pazarda eksilen filedir. 17 milyon emeklinin çok büyük bir kısmı açlık sınırının altında gelirle yaşam mücadelesi vermektedir. Emeklilik, bir ömürlük emeğin karşılığıdır. Ancak AKP iktidarı, emekliliği onurlu bir yaşam dönemi olmaktan çıkarmış, hayatta kalma mücadelesine dönüştürmüştür. Ekonomide büyüme rakamları açıklanıyor. “Türkiye büyüyor” deniliyor. Ancak bu büyüme, emeğin ve emeklinin hanesine yazılmıyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adeta noter makamına dönüştürdüğü TÜİK verileri açık gerçeği ortaya koymaktadır: İşgücü ödemelerinin milli gelir içindeki payı %43,7’den %33,7’ye gerilemiştir. Türkiye ekonomisi büyürken, emeğin milli gelirden aldığı pay düşmüştür. Bu tablo tesadüf değildir. Bu tablo bir siyasi tercih ve AKP İktidarının yönetim anlayışıdır. Büyümeden, sermaye daha fazla pay alırken, emekçi ve emekli sistemli biçimde yoksullaştırılmıştır. Emeklilerimize refah değil, sefalet dayatılmıştır. Bayram ikramiyesinin 4 bin TL seviyesinde tutulması, bugünün Türkiye’sinde bir ikramiye anlamı taşımamaktadır. Bu tutar, artan hayat pahalılığı karşısında ancak sembolik bir harçlık düzeyindedir. Emeklilerimize sadaka mantığıyla yaklaşan bu anlayışı kabul etmiyoruz. Buradan AKP iktidarına ve ortaklarına açıkça sesleniyoruz: Önümüz bayramdır. 17 milyon emeklimizi ve ailelerini bu ekonomik tabloda mahcup etmeyin. Emekliye hakkını teslim edin. Bu ülkenin dünü, hafızası, üretimi ve alın teri olan emeklilerimize saygı göstermek, sosyal devletin ve hükümetlerin asgari sorumluluğudur. Bugün küçücük bir artışın dahi yapılmaması, emekliye bakışın özetidir. Bu tablo, AKP politikalarının doğrudan sonucudur. Emeklinin onurunu savunmaya devam edeceğiz. Geçim derdini siyasetin merkezine taşımayı sürdüreceğiz. Emekli bayram ikramiyesini, bir asgari ücret seviyesine çıkaracak; bu adaletsiz düzen karşısında sessiz kalmayacağız! Bugün sefalet koşullarında hayata mahkum ettiğini 17 milyon emeklimizin vicdanı, iradesi ve sandıktaki sözü, bu ülkenin yarınını belirleyecektir.

Kombi Açmak Lüks Oldu! Haber

Kombi Açmak Lüks Oldu!

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, emeklilerin elektrik ve doğalgaz başta olmak üzere artan enerji giderleri altında ezildiğini belirterek TBMM’ye “Emekliye Enerji Desteği” kanun teklifini sundu. Dinçer’in teklifi, aylık alan emekliler ile hak sahiplerine yılda bir kez, kış ayları gelmeden önce Eylül ayında net asgari ücret tutarında nakdi destek ödenmesini öngörüyor. Dinçer: “Kış ayları emekli için çok zor geçti. AKP iktidarı bu kış da emekliyi açlığa, sefalete ve yoksulluğa mahkum etti. Emekli, pazar filesiyle faturalar arasında tercih yapmak zorunda bırakıldı. En azından önümüzdeki kış emekli evinde sıcak otursun.” ifadelerini kullandı. Emekli Temel İhtiyaçları Arasında Tercih Yapmak Zorunda Kaldı Sabit gelirle yaşayan emeklilerin fiyat artışları karşısında alım gücünün gerilediği belirten Dinçer: “Özellikle ısınma ve elektrik gibi zorunlu konut giderleri emeklinin sırtında “ağır bir yük” haline geldi. Enerji harcamaları barınma, beslenme, sağlık ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarla doğrudan rekabet ediyor. Böylece emekli temel ihtiyaçlar arasında tercih yapmak zorunda kalıyor. Bu kış da emekli ne yazık ki enerji giderlerinden vazgeçti. Kış şartlarında soğuk evlerde oturmak zorunda kaldılar. Bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda yaşlı nüfusta sağlık koşullarının tetikleyebileceği sağlık sorunları nedeniyle kamusal sağlık yükünü artırma riski taşıyor.” ifadelerini kullandı. AKP, Emekliye Katlan Diyor Dinçer şunları söyledi: “Emeklilerin önemli bir kısmı ek gelir imkanından yoksun. AKP iktidarının uyguladığı yanlış ekonomi politikalarının ani ve yüksek maliyet artışları karşısında emekliyi korunmasız bırakması, sosyal güvenlik sisteminin koruyucu işleviyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, enerji maliyetlerindeki dönemsel yükselişlerin yarattığı yükü azaltacak tek seferlik ve ölçülebilir bir destek mekanizmasının sosyal adaleti güçlendireceğini düşünüyoruz. AKP iktidarı emekliye sabret, katlan diyor. Ama Biz CHP olarak emeklimizi yılların emeğine karşılık rahat yaşatmanın yollarını arıyoruz. Bu ülkenin emeklisi kışın battaniyeyle değil, insanca evinde ısınmalıdır. Henüz bir ayda eriyen emekli maaşı, AKP’nin bilimsellikten uzak ekonomi politikaları nedeniyle kış gelmeden daha da eriyecektir. Kış gelmeden emekliye verilecek destek, bir nebze de olsa onları önümüzdeki kış rahatlatacaktır.”

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız! Haber

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında tarım ve hayvancılıkta ülkenin durumu gündeme getirildi. Basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı; "Öncelikle gençlerimizin gerçekten sıkıntıda olduğunu, iş bulmada zorluk çektiğini; taşrada yaşayan insanların ilçelerde tarım ve hayvancılıktan elde edemedikleri gelirleri kazanamadıkları için şehir merkezine gelmek istediklerini görüyoruz. Dolayısıyla bu durum orada nüfus azalışına neden oluyor. Şehre geldikleri zaman da iş bulabilme imkanları çok zordur. Kaldı ki iş bulabilenler asgari ücretle ancak çalışabiliyorlar. Oysa asgari ücret insan haysiyet ve onuruna yakışmıyor. Bu asgari ücretle geçinebilmek hiç mümkün değil. Ülkenin kaynakları maalesef israf, faiz ve yolsuzluğa aktarılıyor. Bu sebeple hem asgari ücretle çalışan kardeşlerimize hem de emeklilere arzu ettikleri rakamlar verilemiyor. Tabii Saadet Partisi bu konuda Türkiye genelinde bir çalışma yaptı. Özellikle Türkiye'de tarımın geleceği ve gençlerin tarıma kazandırılmasıyla ilgili bir çalışması var. Bugün bu konuda açıklama yapmak istiyorum. Tarım bir milletin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatıdır. Soframıza gelen ekmekten ülkemizin gıda güvenliğine kadar her alan doğrudan tarıma bağlıdır. Ancak bugün Türkiye'de tarımda çalışan sayısı hızla azalıyor, gençlerimiz ise tarımdan uzaklaşıyor. Saadet Partisi olarak bizler tarımı stratejik bir alan olarak görüyoruz. Üreten bir Türkiye olmadan güçlü ve bağımsız bir Türkiye asla mümkün değildir. Bugün çiftçimiz artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve güvencesiz çalışma koşulları altında üretim yapmaya çalışıyor. Mazot, gübre, yem ve tohum fiyatları yükselirken çiftçinin kazancı aynı oranda artmıyor. Eğer bu gidişat durdurulamazsa tarım yapacak insan bulmak zorlaşacak, verimli topraklar boş kalacak ve Türkiye gıdada dışa bağımlı hale gelecektir. Zaten daha önce de ifade etmiştik; Dünya Tarım Örgütü'nün bir raporu var. Özellikle 2025 yılından bahsetmişti, şu an 2026 yılındayız. 2025 ve devamında tarımın stratejik bir ürün olduğunu, tarıma yönelik çalışmaların önemli olduğunu ifade etmişlerdi. O dönemde topu, tankı, tüfeği olan ülkelerin ayakta kalamayacağı; ancak tarım ve hayvancılığa yatırım yapan ülkelerin ayakta kalabileceği ifade edilmişti. Bu çerçevede Amerika yılda tarıma 100 milyar dolar destek veriyor. Bu rakam Avrupa'da 60 milyar dolar, ülkemizde ise sadece 3 milyar dolar civarındadır. Dolayısıyla bu da tarımın bilinçli bir şekilde ülkede yapılamaz hale geldiğini gösteriyor. Biz Saadet Partisi olarak Türkiye'nin bu konuda zaten dışa bağımlı hale geldiğini görüyoruz; bütün veriler o yöndedir. Ancak çözüm olarak önerileri ortaya koymak lazım. Biz sadece sorunu ifade etmiyoruz, sorunla birlikte neler yapılabileceğini de bu topluma anlatmaya çalışıyoruz. Öncelikle çözüm önerilerimiz şunlardır: Üreten çiftçi kazanmalıdır. Tarım destekleri göstermelik değil, üreticinin gerçek gelirini artıracak şekilde düzenlenmelidir. Çiftçi zarar eden değil, kazanan olmalıdır. Bu hükümet 2006 yılında bir yasa çıkartmıştı. Tarıma destekle ilgili gayrisafi milli hasılanın %1'inden az olamaz denmişti. 2026 bütçesindeki gayrisafi milli hasıla ile kıyasladığınızda bu rakamın 772 milyar olması gerekirken, maalesef 2026 bütçesinde tarıma bu anlamda ayrılan para 168 milyar liradır. Bununla tarım yapabilmenin çok mümkün olmadığını görebiliyoruz. Mutlaka genç çiftçiye güvence sağlanmalıdır. Tarımda sigortalı ve güvenceli çalışma yaygınlaştırılmalı, genç üreticilerin sosyal güvenlik primleri mutlaka desteklenmelidir. Tarım modern ve stratejik bir meslek olarak konumlandırılmalıdır. Tarım; teknoloji, bilgi ve planlama ile yapılan yüksek katma değerli bir üretim alanıdır. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Özellikle bunu ifade ediyoruz; daha önce de belirttiğim gibi Tarım Bakanlığı'nda hem merkez hem taşra teşkilatlarında çalışan 240.000 tane personel var. Bu çok büyük bir rakamdır. Türkiye'de bir tarım planlaması yapılamadığı için maalesef bu kadrodan da arzu edilen şekilde istifade edilemiyor. Gençlerin de bu konuda mutlaka tarımla ilgili gelirleri hem güvenceli hem de geleceğe yönelik bir planlama yapıldığı zaman, gençler bu tarımı yapmaya meyil edebilir ve bunu bir kazanç kaynağı olarak görebilir. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Kırsal kalkınma seferberliği başlatılmalıdır. Köylerde yaşam şartları iyileştirilmeli; tarıma dayalı sanayi, işletme ve kooperatifçilik desteklenerek kırsalda yeni istihdam alanları oluşturulmalıdır. Adil ve milli bir tarım politikası mutlaka inşa edilmelidir. Üretimi önceleyen, ithalata bağımlılığı azaltan, çiftçiyi koruyan ve milletin gıda güvenliğini esas alan bir tarım düzeni mutlaka kurulmalıdır. Bu topraklar bereketlidir. Bu millet üretkendir. Doğru politikalarla Türkiye kendi kendine yeten, hatta fazlasını üreten bir ülke olabilir. Tarımı ayağa kaldırmak, gençleri üretime kazandırmak ve gıda güvenliğimizi sağlamak milli bir sorumluluktur. Adil, üretken ve güçlü bir Türkiye için tarımı yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Saadet Partisi'nin öncelikleri arasında bu da vardır diyorum."

Tarlada Eziyet Var, Mutfakta Yangın Büyüyor! Haber

Tarlada Eziyet Var, Mutfakta Yangın Büyüyor!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yeni açıklanan tarım verileri üzerinden iktidarın ekonomi ve tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ocak 2026 Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) ile Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerinin, hem üreticinin hem tüketicinin ağır bir baskı altında olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. “İktidar enflasyonun düştüğünü anlatıyor ancak TÜİK’in kendi verileri üretimde yangın olduğunu gösteriyor” diyen Gürer, tarımdaki maliyet artışlarının doğrudan sofraya zam olarak yansıdığına dikkat çekti. ÜRETİCİ ENFLASYONU SON 7 AYIN ZİRVESİNDE TÜİK verilerine göre Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 8,46 artarak son yedi ayın en yüksek seviyesine çıktığını anımsatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici enflasyonu bir ayda yüzde 8’den fazla artıyorsa, bu durum birkaç ay sonra market raflarında yeni zam dalgası anlamına gelir” dedi. Meyvede yıllık artışın yüzde 109’u geçtiğini, sebzede ise sadece bir ayda yüzde 30,43’lük artış yaşandığını belirten Gürer, şu değerlendirmede bulundu: “Bir yılda iki katından fazla artan meyve fiyatı, dar gelirlinin sofrasından eksilen öğündür. Sebzede bir ayda gelen yüzde 30’luk zam, mutfaktaki yangının ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Düşük asgari ücretle, düşük emekli maaşıyla pazar arabasının neden boş kaldığı bu rakamlarda gizli.” TARIMSAL GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ EZİYOR Tarım-GFE verilerine de dikkat çeken Gürer, Aralık 2025 itibarıyla endeksin yıllık yüzde 33,15 arttığını hatırlattı. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yıllık artış yüzde 34,48 olurken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerde bu oran yüzde 25,56 olarak gerçekleşti. Alt kalemlerdeki artışlara işaret eden Gürer, “Veteriner harcamaları yüzde 72,78 artmış. Gübre ve toprak geliştiricilerde artış yüzde 44,95. Tohum ve dikim materyali yüzde 38,98, hayvan yemi yüzde 34,37 yükselmiş. Bu tablo, çiftçinin üretime başlarken nasıl bir maliyet duvarıyla karşılaştığını gösteriyor” dedi. Ömer Fethi Gürer, “Girdi maliyetleri düşmeden üretim maliyetinin gerilemesi mümkün değildir” diye konuştu. “TARLADA MALİYET ARTIYOR, SOFRADA FİYAT KATLANIYOR” Üretim aşamasındaki yüzde 8’lik maliyet artışının, nakliye, komisyon ve perakende kâr marjlarıyla birlikte katlanarak tüketiciye ulaştığını belirten Gürer, “Tarlada yüzde 8 artan maliyet, market rafında çok daha yüksek oranlara çıkıyor. Bu zincirde üretici de tüketici de kaybediyor” ifadelerini kullandı. Meyve de yıllık artış yüzde 109’u bulunca geçen yıl 200 liraya dolan mütevazı bir meyve sepetinin bugün 400 liraya çıktığını belirten Gürer, “Bu, en temel gıda ürünlerinde yüzde 100 artış demektir. ‘Enflasyon düştü’ denilen bir ortamda halkın sofrası küçülüyor” dedi. “EMEKLİNİN İKRAMİYESİ DAHA YATMADAN ERİYOR” Sebze grubunda bir ayda yaşanan yüzde 30’luk artışın emeklinin alım gücünü daha da zayıflattığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bayram ikramiyesi daha hesaba yatmadan pazarda eriyor. Emekli torununa harçlık vermeyi değil, indirimli ürün kovalamayı düşünür hale geldi” diye konuştu. Bayram ikramiyesinin en az asgari ücret düzeyine çıkarılması gerektiğini ifade eden Gürer, aksi halde ikramiyenin sembolik bir ödeme olmaktan öteye geçmeyeceğini belirtti. “SORUN SEYREDİLEREK ÇÖZÜLMEZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın döviz kurunu baskılamak için gösterdiği çabayı tarımsal girdi maliyetlerini düşürmek ve üreticiyi desteklemek için göstermediğini belirterek, “Yem, gübre, ilaç, tohum, mazot, su ve elektrik giderleri kontrol altına alınmadan gıda fiyatlarını düşürmek mümkün değildir. İktidar fahiş fiyatı engelleyen değil, seyreden konumdadır. Oysa destekler tohum toprağa düşmeden başlamalı, üretici korunmalıdır,” diye konuştu. Tarımın stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Gürer, “Üretici ayakta kalmazsa tüketici uygun fiyata gıdaya erişemez. Tarımda planlama, girdi desteği ve etkin piyasa denetimi sağlanmadıkça hem tarladaki eziyet hem mutfaktaki yangın büyümeye devam edecektir” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.