SON DAKİKA
Hava Durumu

Milletin Refahı Saraylardan, Uçaklardan Daha Büyük İtibardır

Odunpazarı Belediyesi Ocak Ayı Meclis Toplantısında gündem dışı söz alan CHP Meclis Üyesi Uğur Yıldız TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarını, asgari ücreti ve emekli maaş zamlarını değerlendirdi.

Haber Giriş Tarihi: 06.01.2026 08:50
Haber Güncellenme Tarihi: 06.01.2026 08:57
Kaynak: Haber Merkezi
www.porsukhaberajansi.com
Milletin Refahı Saraylardan, Uçaklardan Daha Büyük İtibardır

Odunpazarı Belediyesi Ocak Ayı Meclis Toplantısında gündem dışı söz alan CHP Meclis Üyesi Uğur Yıldız TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarını, asgari ücreti ve emekli maaş zamlarını değerlendirdi.

Meclis Üyesi Uğur Yıldız yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi;

"Sayın Başkanım, değerli meclis üyeleri, toplantımızı takip eden kıymetli Eskişehirliler ve basın mensupları sizleri saygıyla selamlıyorum. Konuşmama başlamadan önce yeni yılın herkese sağlık, mutluluk, bereket ve güzellikler getirmesini diliyorum.

Bugün aralık ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte memur, SSK ve BAĞKUR emeklilerinin ücretlerine yapılacak zam oranları da belli oldu ve %12,19 artışla en düşük emekli maaşı 18 bin 938 lira olarak belirlendi. Asgari yaşam koşullarını sağlamaktan çok uzak olan bu ücret hem emeklileri hem de onların içinde bulunduğu zor durumu içine sindiremeyen herkesi derinden üzmüş, çaresizlik içinde olan emeklilerimizi yaşamak için çok daha zorlu bir süreçle baş başa bırakmıştır.

Yerel seçimlerin üzerinden yaklaşık 2 yıl, genel seçimlerin üzerinden ise 2,5 yıldan fazla zaman geçmesine ve emeklinin geçim sıkıntısı her seçim döneminin konusu olmasına rağmen, çektiği sıkıntıların çözüleceği ile ilgili verilen vaatler yerine getirilmemiştir.

Yerel seçim sürecinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye başkan adayı ve halen ilimizin milletvekili olan Sayın Nebi Hatipoğlu’nun emekliler ilgili dikkat çekici tespitleri, değerlendirmeleri ve hükümet adına verdiği sözleri de hala akıllardadır.

Sn. Vekil o dönem içerisinde belki sahada gezdiği ya da milletin sesini duyabildiği için ciddi anlamda emeklilerin sıkıntılarını anlamış, emeklinin neden bu süreci yaşadığını anlatmış ve çözüm anlamında vaatlerde de bulunmuştur.

Katıldığı bir ulusal televizyon kanalının programında;

Emeklilerin yaşadığı sıkıntıları bildiğini ve kabul ettiğini, önceki yıllarda asgari ücretin üstünde, günümüzde ise asgari ücretin altında maaş aldıklarını, bu durumu anladığını, anlamamanın büyük bir hata olduğunu, emeklilerin anlattıklarının doğru olduğunu ve verilere dayandığını söylemiştir.

Asgari ücretin üzerinde verilen maaşların ve emeklinin refahının da yine kendi hükümetleri döneminde verildiğini, emeklileri minimum asgari ücret seviyesine getirebilmek için gece gündüz kabinenin ve cumhurbaşkanının çalıştığını, bir kaynak arayışı olduğunu ve en kısa zamanda maaşların asgari ücret seviyesine geleceğine inandığını belirtmiş, emeklilerden sıkışık dönemde biraz daha sabretmelerini rica ederek ‘’Böyle bir sorun var bu sorunun üzerindeyiz ve hızlıca çözeceğiz’’ diye sözlerini bitirmiştir.

Eskişehir’ de yaşayan 250 bin ve ülkemizde ki 17 milyon emekli adına birkaç soru sormak istiyorum;

2 sene önce emeklinin yaşadığı geçim derdinin farkında olanlar, 2 yıl sonunda bu sorunun çözülmesi için ne yapmışlardır?

Aranan kaynak hala bulunamamış mıdır?

Emekliler daha ne kadar sabredecektir?

Bu sıkışık dönemin sonu ne zaman gelecektir?

Ülkeye hizmet etmiş ve sadece haklarını isteyen emeklilerimiz ne zaman hak ettikleri insani yaşama kavuşacaklardır?

Sayın başkanım, değerli meclis üyeleri;

Aslında emeklilerle ilgili tablonun AKP iktidarı döneminde anlatıldığı gibi olmadığını, 23 yılda hiçbir zaman refah seviyelerinin yükselmediğini ve gelirlerinin artmak yerine her yıl azaldığını görmekteyiz.

Az önce anlattığım programda Sn. Hatipoğlu, pandeminin ve depremin etkilerinin enflasyonu tetiklediği için bazı kesimlerde zafiyet oluşturduğundan da bahsetmiş, bu iki olumsuz durumun faturasının kısaca emekliler ve ücretlilere yıkıldığını da söylemekten çekinmemiştir.

Ancak; emekli maaşlarının 2002 ve 2025 yılları arasındaki değişimine baktığımızda, maaşlarda meydana gelen azalışın pandemi ya da depremle herhangi bir ilgisinin olmadığını, hükümet tarafından yıllarca sürdürülen sistemli ve bilinçli bir yoksullaştırma politikası olduğunu görmekteyiz.

2003 yılında en düşük emekli maaşı, asgari ücretten 1,5 kat fazla iken bu fark yıllar içinde eritilmiş, 2008 yılında oran 1,10 düşmüş, ilk defa 2016 yılında asgari ücret ve en düşük emekli maaşı birbirine eşitlenmiş ve 2020 yılından sonra da makas tersine açılmaya başlamış, emekli maaşı asgari ücretin çok ciddi altında bırakılmış ve şu anda en düşük emekli maaşı asgari ücretin yüzde yetmişine denk hale getirilmiştir.

Hükümet, her ihtiyacını öteleyerek hayatta kalma mücadelesi veren emeklilere sırtını dönmüş ve hak ettikleri maaşları ödemek yerine eli çok sıkı davranarak emeklinin sesini duymamazlıktan gelmiştir.

Yaşadıkları bu yokluk ve yoksulluğun akla, mantığa ve vicdana sığan bir izahı bulunmamaktadır. Emekliler sabit gelire sahip olmaları nedeniyle, ekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetlerinden önemli ölçüde etkilenmektedir. Ülkemizde yaşam koşullarının güçleşmesi özellikle emekliler için ciddi sorunlar yaratmaktadır. Kira miktarlarının ortalama emekli aylıklarının üzerinde olması ve elde ettikleri gelirin önemli bir kısmını kira bedeli olarak ayırmaları nedeniyle, en temel harcamalarından beslenme ihtiyaçları için bile yeterli düzeyde gelir ayıramamaktadırlar.

Asgari ücretliler açısından da durum hiç farklı değildir. Asgari ücret; 2026 yılında ilk defa daha açıklandığı anda açlık sınırının altında kalmıştır. TÜRK-İş’in raporuna göre aralık ayı itibariyle açlık sınırı 30.143 liradır. Asgari ücretli daha ilk zamlı maaşında 2 bin liralık açıkla yeni yılda hayat mücadelesi vermektedir.

Asgari ücretle geçinmeye çalışan emekçiler ve aileleri her yönüyle çöken bu sistemde açlık ve yoksullukla mücadele etmektedir.

Bu sorunlar herkesin bildiği ve iliklerine kadar hissettiği sorunlardır. Ülke olarak algıyla yönetilmeye çalışılan bir sürecin içerisindeyiz. Ücretlerin, maaşların dolar bazında arttığına dair bir algı yaratılmaktadır. Dolar bazında gelir artmış gibi görünse de giderler bunun kat be kat üstünde artış göstermiş ve alım gücü müthiş bir seviyede azalmıştır.

Sadece son 5 yılda bazı ürünlerdeki fiyat artışlarına baktığımızda;

Dana etinin %1200, kuzu etinin %1170, kiranın %1150, kreşler ya da eğitimin %1120, ulaşımın %1100, meyvenin %1050, ekmeğin %1000, balığın %905, yumurtanın fiyatının ise %900 arttığını,

Bu fiyat artışlarına rağmen asgari ücretin sadece %780 arttığını görmekteyiz.

Dolar bazında arttı denen ücretler, enflasyon karşısında eriyip gitmiştir.

Enflasyon ülkemizde TÜİK’ in açıklandığından çok yüksektir. Eğer gerçekten bu sorunlara çözüm aranıyorsa, her şeyden evvel gerçek enflasyon rakamlarını kabul etmek ve yüzleşmek gerekir.

TÜİK bir kamu kurumudur. Millete gerçekleri açıklamakla mükelleftir. Sayın Cumhurbaşkanı’nı ve ilgili bakanları mutlu etmekten, emekçilerin, emeklilerin sofrasından ve cebinden çalmaktan vazgeçmeli, şeffaf olmalı, sorunu açıkça ortaya koymalı, rakamlarla oynayıp örtbas etmemeli ve çözüm bulma işini iktidara bırakmalıdır.

Nasıl bir sepet oluşturmuşsa, gıda, kira, sağlık ve giyim enflasyonu rekor üstüne rekor kırarken, OECD ülkelerinden 15-20 kat fazlayken, açıklanan enflasyon rakamları herkesi şaşırtmakta ve gerçek hayattan koptuğunu kanıtlamaktadır.

TÜİK, mahkemede bile açıklamadığı enflasyon sepetinin içeriğini kamuoyuna açıklamalı ve çok acilen bu sepeti yaşam koşullarına uygun hale getirmelidir. Her şeyin sahibi olan milleti çaresizlikle baş başa bırakmamalıdır. TÜİK’ in enflasyon sepetinin içeriğini ya da içeriğini oluşturan verilerin ağırlığını değiştireceğini ekonomistler dile getirmeye başladı. Böylelikle enflasyonun görece olarak düşürüleceği iddia edilmektedir. Böyle bir değişimi, yoksulluğun derinleştirilmesine katkı verecek bir unsur olarak görmemiz gerekir.

Milletimizi yaşadığı çıkmaza yanlış ekonomi politikaları getirdi. Bizi bu duruma getirenlere, açıklanan rakamlarla ülkeyi güllük gülistanlık göstermekten vazgeçmeli, uyuyup 6 ay sonra uyanmak isteyen bakandan miras kalan derin uykunun etkisinde bulunan ekonomini yönetimini de uyandırıp, sadece milletin yüzüne vuran gerçekleri kendilerinin de yüzüne vurmak gereklidir.

İktidarın 23 yıldır yoksullukla, yoklukla yaşamaya alıştırdığı, canlarını sıka sıka artık suyunu çıkardığı ve geçen yıl böyle yaşadın, bu yıl daha da azıyla yaşarsın diye açlık ve yoksulluk sınırının altında bıraktığı yüce milletimizi bir an önce hak ettiği refaha ve yaşam kalitesine kavuşturması şarttır ve milletin refahı saraylardan, uçaklardan daha büyük itibardır.

Değerli meclis üyeleri;

Sözlerimi bitirmeden önce sayın başkanımıza teşekkür etmek istiyorum.

Sayın Başkanım;

Odunpazarı’nda yaşayan vatandaşlarımızın %51’nin sinemaya hiç gitmediği, %61’nin eğlence için zaman ayıramadığı bir dönemde, geride bıraktığımız yılın son haftasında gerçekleştirdiğiniz Yeni Yıl Pazarı gerçekten çok çoşkulu ve muhteşem güzellikler içerisinde geçti.

Hem hemşerilerimiz hem de şehir dışından gelenlerle beraber katılım da oldukça yüksekti. Gelecek güzel günlere dair umutlarımızı yeşerttiniz. Bu nedenle organizasyonda emeği geçen, başta değerli başkanımız sizlere, başkan yardımcımız Emre Bey’e ve ilgili birim müdürlerimize ve sahada temizlikten, güvenliğe kadar her şeyin kusursuz olması için çaba sarf eden birim çalışanlarına da ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Yüce meclise de iyi akşamlar diliyorum."

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.