SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enflasyon

Porsuk Haber Ajansı - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Seçim Ekonomisi Devrede! Haber

Seçim Ekonomisi Devrede!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, iktidarın açıkladığı enflasyon ve işsizlik verilerinin toplumun ekonomik gerçekleriyle örtüşmediğini belirterek, AKP’nin ekonomi politikanın açık biçimde bir seçim ekonomisi hazırlığı olduğunu söyledi. Karabat: “Algı var, gerçek yok. Amaç erken seçim zemini yaratmak.” dedi. “ALGIYLA EKONOMİ YÖNETİLİYOR!” Karabat, AKP’nin yıllardır yaptığı gibi ekonomik krizi rakamlarla perdelemeye çalıştığını vurgulayarak, “Sözde işsizlik tek haneye düşüyor, enflasyon geriliyor. Ama çarşıda, pazarda, mutfakta yaşanan gerçek bambaşka. Amaç net: seçim” ifadelerini kullandı. İŞSİZLİK RAKAMLARI GERÇEĞİ GİZLİYOR! Yeni yatırımın olmadığını, istihdam alanlarının genişlemediğini hatırlatan Karabat, TÜİK verilerinin dar tanımlı işsizliği düşük gösterdiğine dikkat çekti. Dar tanımlı işsizliğin yüzde 7,7’ye düşürüldüğünü belirten Karabat, “Gerçek işsizliği yansıtan atıl iş gücü oranı ise yüzde 28,6. Yani neredeyse her üç kişiden biri işsiz ya da güvencesiz” dedi. “MERKEZ BANKASI DA ALGI OPERASYONUNUN PARÇASI” Merkez Bankası yönetiminin de bu algı operasyonunun parçası olduğunu söyleyen Karabat, son aylarda açıklanan düşük aylık enflasyon oranlarının yıllardır biriken hayat pahalılığını örtmeye dönük olduğunu belirtti. “Enflasyon verileriyle oynanıyor, tablo pembeleştiriliyor.” diyen Karabat, asıl hedefin faizleri erken seçim öncesinde düşürmek olduğunu kaydetti. “GEÇİCİ BOLLUK, KALICI SEFALET PLANLANIYOR” Karabat’a göre iktidar; faiz indirimi, kredi genişlemesi ve kısa vadeli maaş artışlarıyla sahte bir rahatlama yaratmayı hedefliyor. Bu poltikanın sonucunun çok daha ağır bir ekonomik kriz olacağını vurgulayan Karabat; “Bu yol, nas döneminden bile daha sert bir çöküşe çıkar” dedi. “SAMİMİ DEĞİLLER” Emekli maaşları başta olmak üzere halkın gelirinin artırılmasının zorunlu olduğunu söyleyen Karabat, iktidarın bunu erteleyerek samimiyetsiz davrandığını belirtti. “Halk bugün geçinemiyor ama AKP ‘şartlar müsait olunca bakarız’ diyor. O şartlar hiçbir zaman gelmiyor” ifadelerini kullandı. Karabat açıklamasını sert bir uyarıyla tamamladı: “Adil bir vergi sistemi kurulmadan, rant düzeni sona ermeden, bütçe akılcı biçimde planlanmadan dağıtılacak her para, patlayan enflasyon karşısında buharlaşır. AKP, kısa süreli bolluk sunup, uzun süreli sefalet vaat etmektedir..”

Egeli İhracatçılara Sağlanan Devlet Destekleri Yüzde 90 Arttı Haber

Egeli İhracatçılara Sağlanan Devlet Destekleri Yüzde 90 Arttı

Ege İhracatçı Birlikleri 2025 yılında 2,4 milyar TL’lik devlet yardımının ihracatçılara ulaşmasına aracılık etti. Egeli ihracatçılar 2024 yılında 1 milyar 261 milyon TL’lik devlet desteği almıştı. EİB’nin aracılık ettiği devlet destek tutarı yüzde 90 artış gösterdi. Türkiye, 2025 yılında 273,5 milyar dolarlık ihracat seviyesine ulaşırken, Ticaret Bakanlığı, ihracatçılarımızın uluslararası arenada rekabetçiliğini artırmak amacıyla 21 kategoride 25,5 milyar TL’lik devlet yardımını ihracatçılara ve iş birliği kuruluşlarına ulaştırdı. Hizmet ihracatına verilen destekle Ticaret Bakanlığı’nın toplam destek tutarı 33 milyar TL’ye ulaştı. Ticaret Bakanlığı’nın 21 kategoride verdiği devlet yardımlarından 2025 yılında Ege İhracatçı Birlikleri üyesi 2 bin 612 firma ve iş birliği kuruluşu yararlandı. Devlet destekleri ihracatçılara can suyu oluyor Ticaret Bakanlığı’nın 2026 yılı için ihracatçılara 45 milyar TL’lik devlet yardımı yapılması için kaynak ayırdığı bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 2025 yılında Türkiye’de yüksek enflasyon rakamları nedeniyle girdi maliyetlerinin dünya ortalamasının üzerinde arttığını, Amerikan dolarının Türk lirası karşısındaki artışının enflasyon rakamlarının gerisinde kaldığını, bu süreçte devlet yardımlarının ihracatçılara can suyu olduğunu vurguladı. 7 ilde 8 toplantı düzenledik devlet yardımlarını anlattık Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2023 yılında 764 milyon 800 bin TL devlet yardımlarının ihracatçı firmalara ve iş birliği kuruluşlarına ulaşmasını sağladıklarını paylaşan Eskinazi, “2024 yılında işlemlerini sonuçlandırdığımız devlet yardımları 1 milyar 261 milyon TL oldu. 2025 yılında ise 2,4 milyar TL’lik devlet desteğine aracılık ettik. 2025 yılında Ege Bölgesi’nde 7 ilimizde 8 tane üye buluşmaları gerçekleştirdik ve devlet yardımlarını anlattık. Devlet yardımlarında yüzde 90’lık artışa zemin hazırladık. Yurt dışı fuar katılımı 754,5 milyon TL’lik destekle ilk sırada yer alırken, TURQUALITY Projeleri 454, 5 milyon TL ile ikinci, tarım destekleri 426 milyon TL ile en çok devlet desteği verilen üçüncü başlık oldu. Pazara giriş belgeleri, yurt içi fuar katılım, yurtdışı birim kira, sektörel heyetler, e-ihracat, UR-GE Proje destekleri öne çıktı” diye konuştu. İhracatımızın yüzde 1’i ihracatçılara destek olarak verilmeli Türkiye’nin üretim ve ihracatla büyüdüğü takdirde sağlıklı bir ekonomiye kavuşacağına işaret eden Eskinazi sözlerini şöyle tamamladı: 2026 yılı için 282 milyar dolar ihracat hedefi koyduk. Bu hedefe ulaşmak için ihracatımızın yüzde 1’i oranında ihracatçılarımıza destekler vermemiz gerektiğine inanıyoruz. 282 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandıracak ihracatçılar olarak 2,8 milyar dolar devlet desteği talep ediyoruz.”

Ülkede Takvimler Günleri Değil, Kaybedilen Hakları Gösteriyor Haber

Ülkede Takvimler Günleri Değil, Kaybedilen Hakları Gösteriyor

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı ülke gündemlerine yönelik farkındalığı arttırmak amacıyla hazırladığı "Saray Takvimi" çalışmasının üçüncü haftasının basın toplantısını gerçekleştirdi. Hamamyolu Yediler Parkı'nda düzenlenen basın toplantısına Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Meclis Üyeleri, İlçe Yöneticileri ile mahalle temsilcileri katılım sağladı. CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak, Ocak ayı boyunca kamuoyuyla paylaştığımız Ocak 2026 Saray Takvimi çalışmasının üçüncü haftasında, üçüncü basın açıklamamızı gerçekleştiriyoruz. Bu çalışma; Türkiye’nin bugün içine sürüklendiği ekonomik çöküşün, sosyal adaletsizliğin ve derinleşen yönetim krizinin, yurttaşın gündelik yaşamında nasıl ağır sonuçlar doğurduğunu açık biçimde ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Saray Takvimi, iktidarın kürsülerden anlattığı söylemlerle; halkın mutfağında, cebinde ve yaşamında yaşadığı gerçekler arasındaki derin uçurumu görünür kılmaktadır. Bu takvim; masa başında üretilmiş, gerçeği perdeleyen istatistiklerin değil; boş tencerelerin, dolmayan pazar filesinin, ödenemeyen faturaların ve ertelenen yaşamların kaydıdır. Amacımız; halkın yaşadığı sorunları yumuşatmak ya da örtmek değil, olduğu gibi ve tüm açıklığıyla kamuoyunun önüne koymaktır. Paylaşılan içerikler; asgari ücretlilerin ve emeklilerin, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında nasıl sistematik biçimde yoksullaştırıldığını açıkça göstermektedir. Açıklanan ücret artışlarının daha yurttaşın cebine girmeden zamlarla geri alınması; bu düzenin bir geçim düzeni değil, kalıcı bir yoksulluk düzeni haline getirildiğini ortaya koymaktadır. Bugün milyonlarca yurttaş için hayat; insanca yaşamak değil, hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumdadır. Hayat pahalılığı yalnızca ücretleri değil, günlük yaşamın tamamını kuşatmıştır. Elektrikten doğalgaza, gıdadan kiraya, ulaşımdan eğitime kadar her alanda yaşanan kontrolsüz fiyat artışları; yurttaşın alım gücünü bilinçli ve sürekli biçimde eritmektedir. Günlük yaşamın her anında hissedilen zamlar, vergiler ve temel tüketim kalemlerindeki artışlar, yurttaşın alım gücünü sistemli biçimde aşındırmaktadır. Vergi yükü adaletsizce halkın sırtına bindirilirken, borçlanma artık bir tercih değil, zorunluluk haline getirilmiştir. Bu tablo; ekonomik krizin geçici değil, yanlış ve ısrarcı politikalarla kalıcı hale getirildiğini göstermektedir. Bugün öğrenciler için sorun yalnızca gelecek kaygısı değildir; bugünün kendisi başlı başına bir kriz alanına dönüşmüştür. Barınma sorunu çözülemez hale gelmiş, yurtlar yetersiz kalmış, kiralar öğrenciler için erişilemez noktaya ulaşmıştır. Bir öğün yemeğin dahi hesaplandığı, ulaşım giderlerinin eğitimin önüne geçtiği bu tabloda öğrenciler, eğitim hakkını değil yaşam mücadelesini düşünür hale getirilmiştir. Eğitim hakkının bu kadar ağır bir ekonomik yüke dönüşmesi, sosyal devlet anlayışının terk edildiğinin açık göstergesidir. Ekonomik krizin etkileri yalnızca maaşlarda değil, kamusal hizmetlerin niteliğinde de derin biçimde hissedilmektedir. Devlet okullarında artan kaynak yetersizliği, sağlık sisteminde yaşanan randevu krizi, katkı payları ve ek ödemeler; yurttaşı nitelikli eğitime ve sağlığa erişemez hale getirmektedir. Bugün yurttaş, vergisini ödediği halde temel hizmetleri ya alamamakta ya da ek bedellerle satın almak zorunda bırakılmaktadır. Bu durum, krizin cebin ötesine geçerek doğrudan yaşam kalitesini hedef aldığını göstermektedir. Aynı zamanda bu ülkede bilim ve akıl sistemli biçimde dışlanmaktadır. Bilim insanlarının, akademisyenlerin ve uzmanların uyarıları dikkate alınmamakta; kararlar bilimsel verilerle değil, siyasi tercihlerle alınmaktadır. Bilimin yok sayıldığı, liyakatin geri plana itildiği bir yönetim anlayışı; ekonomiden eğitime, sağlıktan çevreye kadar her alanda krizi derinleştirmektedir. Bilimden kopmuş bir ülkenin ilerlemesi mümkün değildir. Saray Takvimi’nde yer alan içerikler, gençlerin geleceğe dair umutlarının nasıl sistematik biçimde törpülendiğini de gözler önüne sermektedir. Eğitimde belirsizlik, artan işsizlik, güvencesiz çalışma ve liyakatin yerini alan kayırmacı uygulamalar; gençleri bu ülkede hayal kuramaz hale getirmiştir. Bugün gençler, emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir gelecek için Türkiye yerine başka ülkeleri düşünmek zorunda bırakılmaktadır. Bu düzen yalnızca en yoksulları değil; bir zamanlar ayakta kalabilen, geçinebilen geniş bir kesimi de hızla yoksullaştırmaktadır. Orta sınıf erimekte, sabit gelirli çalışanlar her ay biraz daha geriye düşmektedir. Kredi kartlarıyla dönen bir hayat, ertelenen ihtiyaçlar ve artan borçlar; orta sınıfın sessiz çöküşünü ortaya koymaktadır. Bu tablo, ekonomik krizin istisna değil, toplumun tamamını etkileyen yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Bu ağır tabloya, hukukun siyasallaştırılması ve adalet duygusunun zedelenmesi de eklenmiştir. Düşüncesini dile getiren, demokratik haklarını kullanan, halkın iradesini savunan yol arkadaşlarımız bugün tutuklu bulunmaktadır. Tutuklu gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler ve yerel yöneticiler; bu ülkenin nasıl bir baskı iklimine sürüklendiğinin en somut göstergesidir. Adaletin olmadığı yerde ne güven olur ne de toplumsal huzur sağlanabilir. Halkın sandıkta ortaya koyduğu irade ise kayyum uygulamalarıyla yok sayılmaktadır. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanan kayyumlar, yalnızca yerel demokrasiyi değil, yurttaşın seçme ve seçilme hakkını da hedef almaktadır. Bu uygulamalar, iktidarın sandıkta kazanamadığını masa başında almaya çalıştığını açıkça göstermektedir. Demokrasiye yapılan bu müdahaleler, yönetim krizini daha da derinleştirmektedir. Bu düzenin en ağır faturası asgari ücretlilere ve emeklilere kesilmiştir. Bugün asgari ücret, bu ülkede bir geçim ücreti değil; sefalet ücreti haline getirilmiştir. Asgari ücretli, ayın ilk haftasında maaşını kaybetmekte; kalan günlerde borçla, eksik gıdayla, ertelenmiş ihtiyaçlarla yaşamaya mahkum edilmektedir. Bu iktidar, çalışanın emeğini korumamış; emeği ucuz, hayatı değersiz görmüştür. Emekliye reva görülen maaş; bir yaşam değil, yavaş yavaş yok oluş dayatmasıdır. Bugün emeklilerimiz kira mı ödesin, fatura mı yatırsın, ilaç mı alsın diye düşünmek zorunda bırakılmaktadır.Bu tablo bir kader değil yanlış ve adaletsiz bir yönetim anlayışının sonucudur. Çiftçinin, esnafın ve küçük üreticinin yaşadığı derin çıkmaz ise artık inkâr edilemez boyutlara ulaşmıştır. Artan girdi maliyetleri, yetersiz destekler ve plansız tarım ve ekonomi politikaları nedeniyle üretmek her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Üretenin ayakta kalamadığı bir ekonomik düzen; yalnızca üreticiyi değil, toplumun tamamını yoksullaştırmaktadır. Tüm bu tabloya rağmen; israfın, şatafatın ve ayrıcalıkların hâkim olduğu bir yönetim anlayışı sürdürülmektedir. Halktan sürekli fedakârlık bekleyen bir anlayışın, kendi harcamalarından ve yaşam tarzından vazgeçmemesi; yaşanan adaletsizliği daha da görünür kılmaktadır. Bu durum, iktidarın halkın gerçek gündeminden bilinçli biçimde uzaklaştığını açıkça göstermektedir. Ocak 2026 Saray Takvimi’nin üçüncü haftasında paylaşılan içerikler; tekil sorunları değil, bütünlüklü bir yoksullaşma düzenini, derinleşen adaletsizliği ve ciddi bir demokrasi ve yönetim krizini anlatmaktadır. Bunlar; istatistiklerle gizlenemeyecek, yurttaşın sofrasında, cebinde, özgürlüğünde ve geleceğinde doğrudan hissedilen gerçeklerdir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; halkın iradesini yok sayan, bilimi dışlayan, bu anlayışa karşı susmayacağız. Gerçeği söylemeye, yurttaşın sesi olmaya ve bu düzeni değiştirmek için örgütlü, kararlı ve cesur bir mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Bu ülkenin kaynaklarının, bir avuç ayrıcalıklı kesim için değil, 85 milyon yurttaş için adil, şeffaf ve halktan yana kullanıldığı bir Türkiye mümkündür. Ocak 2026 Saray Takvimi çalışmamız; toplumsal hafızayı diri tutmak, yaşanan adaletsizlikleri kayıt altına almak ve değişimin zorunluluğunu, bir kez daha hatırlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Mücadelemiz emeğin adaletin ve insanca yaşamın egemen olduğu bir Türkiye kurulana kadar sürecektir. Sonuç olarak ülkemiz; halkın gerçek ihtiyaçlarından uzak, sarayın ayrıcalıklarını önceleyen bir anlayışla yönetilmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı ilçe Başkanlığı olarak emeği yok sayan yoksulluğu kalıcı hale getiren bu düzene karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.Sarayın gündemi değil halkın gündemi değişene kadar susmayacağız. Bugün bu ülkede takvimler günleri değil, kaybedilen hakları göstermektedir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi olarak biliyoruz ki; umut bu ülkenin sokaklarındadır, mahallelerindedir, meydanlarındadır. Umut halktadır, umut bizdedir. Bu düzen değişecektir. Çünkü artık sıra halktadır, sıra bizdedir. Verdiğimiz mesaj nettir, Sarayın takvimi dolmuştur. Sıradaki takvim, Cumhuriyet Halk Partisi önderliğinde Halkın iktidarıdır. Odunpazarı İlçe Başkanlığı adına hepinize saygılar sunuyorum."

Çiğ Süt Fiyatı Yem Fiyatının Gerisinde Kaldı Haber

Çiğ Süt Fiyatı Yem Fiyatının Gerisinde Kaldı

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, enflasyonu düşürmek adına çiğ süt fiyatının baskılanmasının süt inekçiliği için ciddi bir risk olduğunu belirtti. Bir litre süt satıp bir buçuk kilo yem alamadığı için üreticinin zarar ettiğini söyledi. Gürer, “Türkiye’de hayvancılık sektörü, özellikle son yıllarda uygulanan yanlış fiyatlama politikaları, yetersiz destek mekanizmaları, artan girdi maliyetleri, üreticilerin krediye erişimde karşılaştığı engeller ve denetimsiz piyasa koşulları nedeniyle ciddi bir yapısal krizle karşı karşıya kalmıştır. Bu krizden en fazla etkilenen alanların başında ise süt hayvancılığı gelmektedir,” dedi. CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer “Ulusal Süt Konseyi tarafından 22 Ocak 2026 tarihinden geçerli olmak üzere çiğ süt tavsiye fiyatı litre başına 22 lira 22 kuruş olarak açıklanmıştı. Açıklanan bu fiyat, yem başta olmak üzere mazot, elektrik, su, veterinerlik hizmetleri, aşı, bakım ve işçilik gibi temel girdi maliyetlerindeki artışlar dikkate alındığında üreticinin maliyetini dahi karşılayamamaktadır. Çiğ süt fiyatına yapılan artış oranı yaklaşık yüzde 13 seviyesinde kalırken, resmi enflasyon oranının yüzde 30’lar düzeyinde seyretmesi, üreticinin reel gelirinin ciddi biçimde gerilemesine yol açmıştır.” Diye konuştu. TBMM Plan ve Bütçe Plan Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer,“Çiğ süt fiyatları “enflasyonla mücadele” gerekçesiyle baskılanırken, süt ve süt ürünlerinin raf fiyatlarında birkaç katı bulan artışlar yaşanmakta; bu artışlara yönelik etkin bir denetim mekanizması işletilmemektedir. Bu durum hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur etmekte, ancak aracı ve zincir marketlerin yüksek kâr marjları korunmaktadır,” dedi. SÜT İNEKLERİ SATILIYOR Ömer Fethi Gürer, “Süt hayvancılığında yaşanan bu baskı, üreticinin zarar etmesine ve çözümü hayvanlarını kesime göndermekte bulmasına yol açmaktadır. Dişi hayvanların kesime gitmesi, yalnızca mevcut üretimin değil, gelecekteki hayvan varlığının da yok edilmesi anlamına gelmektedir. Nitekim Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı’nın (USDA) yayımladığı raporlara göre, Türkiye’de 16 milyon 800 bin civarında olan sığır varlığının 14 milyon 300 bin seviyelerine kadar düşmesi beklenmektedir. Bu tablo, hayvancılıkta sürdürülebilirliğin ciddi biçimde tehlikeye girdiğini göstermektedir,” diye konuştu. BORCUN VARSA KREDİDE YOK CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer-“üreticiler yalnızca fiyat baskısıyla değil, finansmana erişimde karşılaştıkları engellerle de üretimden kopmaktadır. Bankalar, kredi talebinde bulunan çiftçilere BAĞ-KUR prim borçlarını gerekçe göstererek kredi kullandırmamakta; “önce borcunu öde, sonra gel” yaklaşımıyla üreticinin üretim için gerekli finansmana ulaşmasının önü kesilmektedir. Artan girdi maliyetleri karşısında krediye erişemeyen üretici, borçlarını çevirememekte ve icra süreçleriyle karşı karşıya kalmaktadır. İcra işlemlerinin ertelenmesi yönündeki çağrılara rağmen, tarım sektöründe icra takipleri sürmektedir. Tüm bu gelişmeler, süt hayvancılığında yaşanan krizin yalnızca fiyat meselesi olmadığını; kredi politikalarından sosyal güvenlik primlerine, piyasa denetimlerinden ithalat politikalarına kadar çok boyutlu bir yapısal sorunla karşı karşıya olunduğunu ortaya koymaktadır. Hayvancılığın tasfiye noktasına gelmesi, gıda güvenliği, kırsal istihdam, fiyat istikrarı ve ulusal tarım politikaları açısından telafisi güç sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenlerle; çiğ süt fiyatının belirlenme süreci ile maliyetler arasındaki uyumun, artan girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkilerinin, raf fiyatları ile üretici fiyatları arasındaki uçurumun nedenlerinin, küçük aile tipi işletmelerin neden üretimden çekildiğinin, dişi hayvan kesimlerinin ve hayvan varlığındaki azalışın boyutlarının, çiftçilerin krediye erişimde karşılaştıkları engellerin ve BAĞ-KUR prim borçlarının üretim üzerindeki etkisinin, tarım sektöründe artan icra ve haciz işlemlerinin sonuçlarının ve ithalat politikalarının yerli hayvancılığa etkilerinin tüm yönleriyle araştırılması; alınması gereken yapısal önlemlerin belirlenmesi ve sürdürülebilir bir hayvancılık politikasının oluşturulması amacıyla, Anayasa’nın 98’inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılması gerekli görülmüştür,” dedi.

Zafer Partisi'nden Bayrağa Saygı Yürüyüşü Haber

Zafer Partisi'nden Bayrağa Saygı Yürüyüşü

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında İl Başkanı Hasan Demir ülke gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zafer Partisi Eskişehir İl Binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan İl Başkanı Demir şu ifadelere yer verdi; ​"Kıymetli basın mensupları, değerli Eskişehir kamuoyu; Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı olarak tertiplediğimiz basın açıklamamıza hepiniz hoş geldiniz. Öncelikle birkaç konuyu başlıklar halinde bahsetmek ve arkasından günümüzün konusuna değinmek istiyorum. ​Ekonomik Durum ve Orta Sınıf ​Evet, 2017 referandumu ve 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası parlamenter sistemin kaldırılarak iki dudak arasında yönetilmeye başlanan Türkiye, maalesef ki yanlış ekonomi politikaları neticesinde üretimden uzaklaşmış, ithalat-ihracat dengesi ortadan kalkmış, tarımda ve hayvancılıkta dahi dışa bağımlı bir ülke haline getirilmiştir. ​Gerek pandemi gerekse 6 Şubat depremleri üst üste gelince ülke ekonomik olarak çöküş aşamasına sürüklenmiştir. Tabii bu durumlardan en fazla etkilenen orta sınıf olmuş ve tabiri caizse günümüze gelindiğinde orta sınıf ortadan kalkmıştır. Çalışan, emekli, esnaf, memur neredeyse herkes yoksulluk sınırı altında; büyük kısmımız da açlık sınırı altında hayat sürmeye mahkum edilmiştir. ​2026 Maaş Zamları ​Her ne kadar 'halkımı enflasyona ezdirmeyeceğim' söylemi fiili olarak Cumhurbaşkanı'nın söylemi olsa da yapılan maaş zamları bize göstermektedir ki Türk toplumu ekseriyetle enflasyonun altında kalmış, enflasyon Türk toplumunun üzerinden silindir gibi geçmiştir. 2026 maaş artışlarında; ​Asgari ücret 28.075 TL,​Memur emeklisine %18.60,​SGK ve Bağ-Kur emeklisine %12.19 zam verilmiş;​En düşük emekli maaşı da 20.000 TL olarak sabitlenmiştir. ​2025 yılında en düşük emekli maaşı alan sayımız 4 milyonken, maalesef 2026 itibarıyla bu sayı 5 milyona yükselmiştir. Yani uzun zamandır Türk milleti ekonomik düzeyde en aşağıda biriktirilmekte ve yaşam standartları her gün aşağı çekilmektedir. ​Eğitim ve "Gelişim Raporu" Eleştirisi ​Başka bir konumuz; adı milli, kendi gayri-milli olan Eğitim Bakanı'nın ilkokullarda Atatürk, İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe'nin kaldırıldığı ve adına 'Gelişim Raporu' dendiği bir icatla karşımıza çıktı tekrar. Burada görüyorsunuz; yukarıda Milli Eğitim Bakanlığı'nın geçmişte verdiği karne (ilkokullara verilen karne), aşağıda da mevcut Eğitim Bakanlığı'nın ilkokullarda uygun gördüğü 'Gelişim Raporu' adı altındaki bir safsata. Burada şunu görüyoruz: Eğitim millileşmekten hızla uzaklaşmakta ve maalesef milli değerlerimiz örselenmektedir. Bizler Atatürk çizgisinde Türk milliyetçileri, Zafer Partililer; milli iktidarın tesis edildiği ilk gün ilk işimiz Eğitim Bakanlığı'nı millileştirmek olacaktır. ​Asayiş Sorunları ​Son dönemlerde artan asayiş sorunları, çete hadiseleri ve çete yapılanmalarına kurban giden genç kardeşlerimizin yaşadıkları, öldürülme hadiseleri ve üzerine yetmiyormuş gibi ailelerine yapılan tehditler, hakaretler... Buradan da büyük Türk milletini uyanık olmaya davet ediyoruz ve devletimizi bir an önce bu operasyonları genişletip faillerin en yüksek cezalarla cezalandırılmasını talep ediyoruz. ​Mardin Nusaybin'deki Bayrak Hadisesi ​Gelelim günümüzün konusuna: Dün Mardin Nusaybin'de yaşanan arsızlığa, namussuzluğa... Evet, Türk bayrağı bizim için her şeyden üstün, her şeyden önemlidir. Biz Türk milleti olarak binlerce yıldır sancağına, bayrağına yegane sahip çıkan milletiz. Bu manada sözlerime Arif Nihat Asya'nın, bayrak şairimiz Arif Nihat Asya'nın şiiriyle başlamak istiyorum: ​"Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım! Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım..." ​Evet, şanlı bayrağımızı öncelikle bizim adetimizdir; öperek alnıma götürüyorum ve bayrağımıza yapılan hakaret Türk milletine yapılmış hakarettir, bunun bilinmesini istiyorum. ​Bu hakaretler silsilesi ne zaman başladı ve ne zaman sonlanacak? Evet, 1996 yılı Ankara'da HADEP kongresinde ilk yaşadık biz bu bayrak hadisesini. Bölücü unsurların temsil edildiği HADEP kongresinde Türk bayrağımız maalesef yerlere atılmıştı. Daha sonra 2014 yılında 'birinci ihanet süreci'nde yaşadık; Diyarbakır Lice'de askeri üsten bayrağımız indirildi. Ve son olarak da dün Mardin Nusaybin'de yaşadık; 'ikinci ihanet süreci'nde. ​Ekim 2024 tarihinde başlayan ikinci ihanet süreci bünyesinde birçok ihaneti barındırmış ve maalesef gelinen noktada şımartılarak cesaretlendirilmiş bölücü unsurlar, dün o cesaretle şanlı Türk bayrağımızı gönderden indirme cesaretini sergilemiştir. Hem birinci hem de ikinci ihanet sürecinde üzerine basa basa haykırdığımız 'Terörle müzakere olmaz, mücadele olur' haykırışlarımız boşuna değildi. Evet, terörle müzakere olmaz, terörle mücadele olur. Bu denklemde Türk milleti olarak bayrağımızı, şehidimizi, gazimizi sonuna kadar savunacak ve bölücü unsurların karşısında dimdik olduğumuzu her ortamda haykıracağız. ​Davet: Bayrağa Saygı Yürüyüşü ​Bu minvalde arkadaşlar; Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı olarak vatansever Eskişehir halkımızı 25 Ocak Pazar günü saat 14.00'te Ulus Anıtı'ndan başlayacak ve Vilayet'te (Valilik Meydanı'nda) son bulacak 'Bayrağa Saygı Yürüyüşü'müze davet ediyoruz. Evet, bizim ortak değerimiz, yegane birlikteliğimizin en büyük temsilcisi şanlı bayrağımızı alın ve 25 Ocak Pazar günü saat 14.00'te Ulus Meydanı'nda birlikte haykıralım. Bayrağın inmeyeceğini tüm unsurlara birlikte haykıralım. ​Ve sözlerime 1996'da HADEP kongresi sonrası bayrak hadisesinden sonra Aşık Sefai'nin yazdığı şiirle son vermek istiyorum: ​ "Bayraksızlar, bayraksızlar, Yere düşse bayrak sızlar, Nerden bilsin kıymetini, Soysuz, sopsuz bayraksızlar..." ​Teşekkür ederim."

CHP'li Karabat: "Emeklilik Sistemi Çöküyor!" Haber

CHP'li Karabat: "Emeklilik Sistemi Çöküyor!"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, emeklilik sistemindeki derin bozulmaya dikkat çekerek, mevcut düzenin kayıt dışılığı ve sömürüyü büyüttüğünü söyledi. Karabat, “Türkiye’de emeklilik artık dinlenme hakkı değil, hayatta kalma mücadelesidir” dedi. Türkiye’de emeklilik sistemi derin bir krize sürüklendi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı kapsamlı açıklamada, AKP iktidarı döneminde emeklilik sisteminin adım adım çökertildiğini, bunun da çalışma hayatını kökten bozduğunu ifade etti. Karabat’a göre yaşananlar yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda vicdani ve toplumsal bir kriz niteliği taşıyor. “EMEKLİLİK SİSTEMİ BOZULURSA, ÇALIŞMA HAYATI ÇÖKER” Karabat, emeklilik sisteminin bir ülkenin en temel sosyal güvenlik mekanizmalarından biri olduğunu vurgulayarak, “Buradaki bozulma, kayıt dışılığı ve sömürüyü yaygınlaştırır. Sonuçta ortaya kalitesiz, güvencesiz ve adaletsiz bir ekonomi çıkar” değerlendirmesinde bulundu. Ödenen primlerin karşılığının alınamadığını belirten Karabat, emekliler arasında fiilen tek tip maaş dayatıldığını söyledi. Buna göre, yalnızca 5-6 yıl önce yaklaşık 1 milyon olan taban emekli maaşı alan kişi sayısı bugün 4,9 milyona ulaştı. Neredeyse her üç emekliden biri en düşük maaşa mahkum edilmiş durumda. “PRİM ÖDEMENİN ANLAMI KALMADI” Karabat, eğitim düzeyinin ve yıllarca ödenen primlerin emekli maaşına yansımadığını belirterek, “Bu tabloyu gören yurttaş ‘Ben niye prim ödeyeyim?’ diye soruyor” dedi. Yap-işlet-devret projelerine, garanti ödemelere ve faize trilyonlarca lira kaynak ayrılırken, emeklilere “kaynak yok” denilmesini sert sözlerle eleştirdi. Verdiği rakamlarla durumun vahametini ortaya koyan Karabat, 2003 yılında ortalama emekli aylığının asgari ücretin yüzde 36 üzerinde olduğunu, bugün ise yüzde 40 artırılsa bile asgari ücrete ancak yaklaşabildiğini hatırlattı. “AVRUPALI EMEKLİ TATİLDE, TÜRKİYE’DEKİ KUYRUKTA” Çalışmak zorunda kalan emeklilerin oranındaki artış da Karabat’ın dikkat çektiği başlıklardan biri oldu. 2002 yılında çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı yüzde 36,6 iken, Aralık 2024 itibarıyla bu oran yüzde 65,7’ye yükseldi. Avrupa Birliği ülkelerinde ise çalışan emekli oranının ortalama yüzde 10 seviyesinde olduğunu belirten Karabat, “Avrupalı emekliler dünya turunda, bizim emekliler kent lokantası kuyruğunda” ifadelerini kullandı. Ayrıca ortalama emekli aylığının kişi başına GSYH’ye oranının 2002’de yüzde 46,4 iken 2025’te yüzde 29’a gerilediğini aktaran Karabat, emekli aylıkları ve hak sahiplerine yapılan ödemelerin GSYH’ye oranının AB-27 ülkelerinde ortalama yüzde 9,8, Türkiye’de ise yalnızca yüzde 3,7 olduğunu vurguladı. “BU SOSYAL DEVLET DEĞİL, SOSYAL ÇÖKÜŞ” Karabat açıklamasında, emeklilerin günlük hayatta yaşadığı yoksulluğu da somut örneklerle anlattı. “Emekli pazarda etikete bakıyor, eczanede ilacından vazgeçiyor, torununa harçlık veremiyor” diyen Karabat, bunun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını söyledi. “Avrupa’da emeklilik refahın bir parçasıyken, Türkiye’de emeklilik yoksulluğun adı oldu” diyen Karabat, sorunun kaynak yetersizliği değil, siyasi tercih meselesi olduğunun altını çizdi. “Emekliye değil, betona ve faize öncelik veren bir anlayışın faturası milyonlara kesiliyor” ifadelerini kullandı. “BU DÜZEN DEĞİŞMEDEN ADALET GELMEZ” Açıklamasını güçlü bir çağrıyla tamamlayan Karabat, yaşananların artık bir vicdan meselesi haline geldiğini belirterek şunları söyledi: “Kaynak var ama emekliye yok. Çünkü tercih betondan, faizden, garantilerden yana. Türkiye’de emeklilik artık bir hak değil, yoksulluk sınavı haline getirildi. Bu düzen değişmeden adalet gelmez.”

TÜİK Rakamlarıyla Vatandaş Yoksullaşıyor Haber

TÜİK Rakamlarıyla Vatandaş Yoksullaşıyor

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, açıklanan enflasyon verileri, maaş artışları ve emekli düzenlemelerine sert sözlerle tepki göstererek, “AKP iktidarının sunduğu rakamlar refahın değil, büyüyen yoksulluğun fotoğrafıdır” dedi. Milletvekili Kış, TÜİK’in aralık ayı enflasyonunu %0,89, yıllık enflasyonu %30,89 olarak açıkladığını; ENAG’ın ise yıllık enflasyonu %56,14 olarak hesapladığını hatırlattı. “İki hesap arasında yaklaşık 25 puanlık fark var. Bu fark bir teknik ayrıntı değil; mutfaktan eksilen lokmadır” ifadelerini kullandı. Son bir yılda yaşam maliyetlerinin maaş artışlarını katladığını vurgulayan Kış, ortaya çıkan tabloyu şu verilerle özetledi: Kiralar yaklaşık %35, gıda fiyatları %150, elektrik %97, temel kişisel hizmetler %60 oranında arttı. Günlük hayatın en sade göstergelerinden biri olan simitin fiyatı 20 TL’ye kadar çıktı. Bu tabloya rağmen 2026 yılı için asgari ücretin 28.075 TL olarak belirlendiğini hatırlatan Kış, “Bu ücret daha açıklandığı gün açlık sınırının altındaydı. Bugün milyonlarca yurttaş için yalnızca hayatta kalma maaşıdır” dedi. Memur ve emeklilere yapılan artışların da geçim sorununu çözmediğini belirten Kış, aile yardımı dahil en düşük memur maaşının 50 bin 503 TL’den 61 bin 890 TL’ye, en düşük memur emekli aylığının ise 22 bin 671 TL’den 27 bin 772 TL’ye yükseltildiğini hatırlattı. “Ancak kiraya, gıdaya, faturaya gelen zamlar bu artışları maaş cebe girmeden eritiyor” diye konuştu. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin durumunun ise çok daha ağır olduğuna dikkat çeken Kış, en düşük emekli maaşının %12,19 artışla 18 bin 939 TL’ye çıkarıldığını belirterek, “Bugün tek başına kira bu rakamları aşmışken, bu maaş geçim değil açıkça yoksulluğa mahkûmiyettir” dedi. Emekli ikramiyelerinde yapılan artışların da gerçek hayat karşısında anlamını yitirdiğini vurgulayan Kış, “İkramiye kağıt üzerinde artıyor ama fiyatlar karşısında daha cebine girmeden eriyor” ifadelerini kullandı. Kira artış oranının %34,88 olarak belirlenmesine de sert tepki gösteren Kış, iktidarın kendi açıkladığı enflasyonla bile çeliştiğini söyledi. “Yıllık enflasyon %30,89 deniyor ama kiralar bunun üzerinde artıyor. Ardından ‘enflasyona ezdirmedik’ deniliyor. Bu söylemin ne vicdanla ne de gerçekle ilgisi var” dedi. Ekonomide anlatılan “başarı” hikâyelerinin halkın yaşadığı gerçekleri yansıtmadığını vurgulayan Kış, 2025 yılı boyunca yurttaşların saniyede yüz binlerce lira vergi ödediğini, buna karşın trilyonlarca liranın faiz ödemelerine aktarıldığını hatırlattı. “Vergi toplandı ama refah üretilmedi. Vatandaş fedakârlık yaparken kazanan yine faiz oldu” diye konuştu. Tasarruf adı altında yükün halka bindirildiğini belirten Kış, “Okuldaki çaydanlıktan, kamudaki en temel ihtiyaçlardan tasarruf istendi. Ama lüks harcamalara dokunulmadı” dedi. Açıklamasını sert bir değerlendirmeyle tamamlayan Kış, şunları söyledi: “Ortaya çıkan tablo bir ekonomi muhasebesi değil, milyonlarca yurttaşın hanesine yazılan zarar dökümüdür. Bu bir kriz değil; düşük maaş artışları, yüksek zamlar ve adaletsiz vergi politikalarıyla sürdürülen bilinçli bir yoksullaştırma tercihidir. Milletin dayanacak gücü kalmadı. Bizim sözümüz nettir: Geçim yoksa, seçim vardır.”

Enflasyon Düşüyor Masallarıyla Ülke Yönetilmez! Haber

Enflasyon Düşüyor Masallarıyla Ülke Yönetilmez!

Anahtar Parti Eskişehir İl Yönetimi, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın mensupları ile kahvaltı organizasyonunda bir araya geldi. Basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlayan İl Başkanı Çağlar Ölce ülke gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Değerli basın mensupları, kıymetli gazeteci arkadaşlarım; Anahtar Parti ailesi olarak 13 aydır Eskişehir’de sahadayız. Özellikle son 6 aydır ortaya koyduğumuz çalışmaları sizler de yakından takip ediyorsunuz. Her hafta şehrimizin bir sorununu, yerel basınımızın gücü sayesinde kamuoyunun gündemine taşıyoruz. Bunun karşılığını da fazlasıyla alıyoruz. Vatandaşlarımız bizlere ulaşıyor, “Şu sorunumuzu da gündeme getirir misiniz?” diyor. Partimize üye olmak istiyor, bizimle yol yürümek istiyor. Eskişehir’in işlek caddelerinde stantlar açıyoruz, hemşehrilerimizin sorunlarını dinliyoruz, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle anlatıyoruz. İlk zamanlar Anahtar Parti’yi tanıtmakla meşguldük. Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki artık Eskişehir Anahtar Parti’nin farkında. Bunun en somut göstergesi de 1500’e yaklaşan üye sayımızdır. Anahtar Parti, Türkiye’nin her şehrinde olduğu gibi Eskişehir’de de çok iddialıdır. Yerel basınımızın bize gösterdiği ilginin ve desteğin farkındayız. Bu vesileyle hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ayrıca 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nüzü şimdiden kutluyorum. Kısa bir sürede Türkiye genelinde 106 bin üyeyi aştık. En çok üye kazanan iki muhalefet partisinden biri konumundayız. Bu başarıda emeği olan ilçe başkanlarım Banu Şahin ve İsmail Karış'a, kadın kolları başkanım Ayşe Gürer'e ve tüm teşkilat mensuplarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Anahtar Parti sahada olmaya, Eskişehir’in sorunlarını gündeme getirmeye ve çözüm yollarını anlatmaya devam edecek. Biz sadece muhalefet yapıp gündemde kalmak istemiyoruz. Bu kentin neye ihtiyacı olduğunu, vatandaşın ne beklediğini çok iyi biliyoruz. Bu şehrin kaderini değiştirmeye talibiz ve laf olsun diye konuşmuyoruz. Ülkemizin ve şehrimizin sorunların gündeme getirmeye devam edeceğiz. Değerli Basın Mensupları; Eskişehir’de her 5 seçmenden biri emekli. Biz bunun farkındayız. Emekli vatandaşlarımızın yaşadığı sıkıntıların farkındayız. En düşük emekli maaşı bir ev kirası etmiyor. Gider Paylaşımı için öğrenci gibi ev arkadaşı arayan emeklilerimiz varolmaya başladı. Emekliye 18 bin 939 TL’yi reva görmek, toplumdan ne kadar kopuk olunduğunun açık göstergesidir. “Enflasyon düşüyor” masallarıyla ülke yönetilmez. Emeklilerin sorununu çözmek çok kolay. Önemli olan bunu uygulayabilecek cesarete sahip olmak. Biz ne yapacağız? Devletin israfını keseceğiz. Gereksiz ve verimsiz tüm harcamaları durduracağız. Bu kaynakları yıllardır açlığa mahkûm edilen emeklilerimize seyyanen zam olarak aktaracağız. Bizim yönetimimizde borçlar büyümeyecek. Milletin sofrası, umudu ve refahı büyüyecek. Gelir dağılımındaki bu ahlaksız adaletsizliği bitireceğiz. Toplumsal çürümeye “dur” diyeceğiz. Emekliler nefes alacak, geleceğe umutla bakacak. Anahtar Parti ailesi olarak söz veriyoruz. Bu millet yoksulluğa mahkûm değil. Bu düzen değişecek. Ve o anahtar, milletin elindedir. O sandık elbet bir gün halkımızın önüne gelecek."

Emekliye Yapılan Bu Artışlar Hangi Vicdana ve Adalet Anlayışına Sığmaktadır? Haber

Emekliye Yapılan Bu Artışlar Hangi Vicdana ve Adalet Anlayışına Sığmaktadır?

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarını ve emekli maaş zamlarını değerlendirdi. İl Başkanı Serdar Ulucan’dan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı yıllık enflasyon oranı %30,89 iken; SGK emeklisine %12, Memur emeklisine %18,6, Kira artış oranının ise %34,8 olarak belirlenmesi, iktidarın milletin gerçeklerinden ne kadar koptuğunu bir kez daha açıkça ortaya koymuştur. Soruyoruz: Enflasyon %30’un üzerindeyken emekliye yapılan bu artışlar hangi vicdana, hangi adalet anlayışına sığmaktadır? Kirası, mutfağı, faturası her geçen gün artan emekli ve dar gelirli vatandaşımız bu rakamlarla nasıl ayakta kalacaktır? Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu tablo ne adaletlidir ne de milletin refahını önceleyen bir anlayışın ürünüdür. Emekli, çalışan ve dar gelirli vatandaşımız bilinçli bir şekilde yoksulluğa mahkûm edilmektedir. Yıllarca prim ödemiş, bu ülkeye alın teri dökmüş insanlarımız bugün temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale getirilmiştir. İktidara sesleniyoruz: Goy-goy yapmadan, algı siyasetiyle gerçekleri perdelemeden çıkıp bu adaletsizliği savunabilecek bir cesaretiniz var mı? Emeklinin, memurun, asgari ücretlinin daha fazla ezilmesini mi istiyorsunuz? İYİ Parti olarak buradayız. Bu düzeni kabul etmiyoruz. İnsanca yaşam hakkını savunmaya, emeklinin ve dar gelirlinin sesi olmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.