SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enflasyon

Porsuk Haber Ajansı - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜED Eskişehir Şube Başkanı Dilbaz: "Emekliye Ara Zam Bir Aldatmacadır!" Haber

TÜED Eskişehir Şube Başkanı Dilbaz: "Emekliye Ara Zam Bir Aldatmacadır!"

Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, son günlerde kamuoyunda tartışılan emekli ve asgari ücretliye ara zam iddialarına yanıt verdi. Hükümetin bayram ikramiyelerinde bile artış yapamadığını hatırlatan Dilbaz, ara zam söylemlerinin emeklinin tansiyonunu düşürmeye yönelik bir strateji olduğunu savundu. ​"Bayram İkramiyesini Artıramayanlar Ara Zam Yapamaz" ​Muhsin Dilbaz, emeklilerin beklentilerinin boşa çıkarıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: ​"Yine hayal satıyorlar. Emekliler için ara zam mümkün değil. Daha bir ay önce bayram ikramiyesini müjde olarak açıklayan hükümet, 4 bin lirayı bile artıramadı. Güçleri buna yetmedi. Ara zam yapılsa bile bu rakamlar komik kalacaktır. Eğer niyet olsaydı, bu artış bayram ikramiyelerinde yapılırdı." ​"Enflasyon Rakamlarıyla Oynanıyor" ​Açıklanan enflasyon verilerine de tepki gösteren Dilbaz, rakamların gerçeği yansıtmadığını iddia etti. 1.94 olarak açıklanan enflasyonun, emekliye daha az pay vermek için bilinçli olarak düşük tutulduğunu savunan Dilbaz, "Sırf emekliye fazla para ödemeyelim diye rakamları aşağı çekiyorlar" dedi. ​Maaşlardaki Eşitsizlik Dikkat Çekiyor ​Emekliler arasındaki maaş adaletsizliğine değinen Dilbaz, son düzenlemelerle birlikte uçurumun derinleştiğini belirtti: ​En düşük emekli aylığı zammı: %18.49 ​Diğer emeklilerin zam oranı: %12.19 ​Sonuç: Derinleşen eşitsizlik ve mağduriyet. ​"Biz Bu Maaşların Bedelini Peşin Ödedik" ​Hükümetin "Emekliye kaynak aktardık" söylemlerini eleştiren Dilbaz, emekli maaşlarının bir lütuf değil, ödenen primlerin karşılığı olduğunu hatırlattı: "Hükümetler ödenen primlerin ekonomisini doğru yönetemediler. Biz maaşlarımızın bedelini yıllarca prim ödeyerek peşin verdik. Şimdi 'kaynak aktardık' diyerek bizleri kandırmaya çalışıyorlar. Bu bir aldatmacadır." ​Tek Kurtuluş: 506 Sayılı Yasa ​Emeklinin refaha kavuşması için sistemin kökten değişmesi gerektiğini savunan TÜED Eskişehir Şube Başkanı, çözüm önerisini şu sözlerle noktaladı: "Emeklinin tek kurtuluşu yasanın değiştirilmesidir. Yasa hazırlanırken emekli temsilcileri masada olmalıdır. Birinin iki dudağı arasından çıkacak maaşları kabul etmiyoruz. 506 sayılı Yasamızı geri istiyoruz. Mücadelemiz kararlılıkla sürecektir."

2026 Eskişehir Yılı'nda Ekonomi Zirvesi Haber

2026 Eskişehir Yılı'nda Ekonomi Zirvesi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, “2026 Eskişehir Yılı” etkinlikleri kapsamında kentin ekonomik geleceğine yön verecek önemli bir organizasyona imza attı. Nasıl Bir Ekonomi (NBE) gazetesi iş birliğiyle düzenlenen “Ekonomi 26 Paneli”, iş dünyasının önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. Haller Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen panelde; üretim, sanayi, ticaret ve yatırım vizyonu gibi Eskişehir’in bugününü ve yarınını şekillendirecek kritik başlıklar ele alındı. Etkinlik, iş dünyası ile yerel yönetimi aynı platformda buluşturarak dikkat çekti. Panelin açılış konuşmalarını Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile NBE Eskişehir Temsilcisi Ali Baş yaptı. Programın moderatörlüğünü ise NBE Genel Koordinatörü Vahap Munyar üstlendi. Panele konuşmacı olarak; Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Başkanı Nadir Küpeli, Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Başkanı Metin Güler ve NBE Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ katıldı. Açılışta konuşan Başkan Ünlüce, “2026 Eskişehir Yılı”nın yalnızca kültür ve sanat projeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, ekonomik katkının da öncelikli hedefler arasında yer aldığını belirtti. Ünlüce, bu doğrultuda Eskişehir Ticaret Odası başta olmak üzere çeşitli kurumlarla iş birliği içinde düzenlenen “26 indirim günleri” ile şehir ekonomisine canlılık kazandırmayı amaçladıklarını ifade etti. Ünlüce, “Bu kadar kıymetli konuklarla bir araya gelerek hem Eskişehir’i hem ülkemizi hem de küresel ekonomiyi konuşma fırsatı bulduk. Bu, şehrimiz için çok özel bir gün.” dedi. Daha sonra konuşan NBE Eskişehir Temsilcisi Ali Baş, “Biz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımızın bu konudaki düşüncelerinden ilham alarak böyle bir çalışma gerçekleştirmek istedik. Elbette şehirdeki önemli kurumlar, özellikle sanayi odası gibi yapılar tarafından çeşitli paneller düzenleniyor; ancak bu etkinlikler çoğunlukla kendi üyelerine yönelik oluyor. Biz ise bu bakış açısını şehrin geneline yaymayı amaçladık. Eskişehir’de yaşayan insanların şehre nasıl baktığını, ne düşündüğünü ve nasıl bir gelecek hayal ettiğini doğrudan kendilerinden dinlemek istedik. Kısacası, Eskişehir’de Eskişehirlilerle bir araya gelmeyi hedefledik. Bu düşünceyle böyle bir panel düzenledik. Katılım gösterdiğiniz ve bizleri yalnız bırakmadığınız için hepinize içtenlikle teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından NBE Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde konuşan ETO Başkanı Metin Güler, iş dünyasının üç temel sorunla karşı karşıya olduğunu belirterek enflasyon, yüksek finansman maliyetleri ve çalışma barışındaki bozulmaya dikkat çekti. Güler, 2026’nın ilk çeyreğinde enflasyonun yüzde 10’un üzerine çıktığını hatırlatarak, yılsonu hedeflerinin gerçekçi görünmediğini ifade etti. Kredi faizlerinin yüzde 48-49 seviyelerine ulaştığını vurgulayan Güler, bu durumun işletmeler üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu söyledi. Artan maliyetler nedeniyle hem işverenin hem de çalışanların memnuniyetsiz olduğunu dile getiren Güler, “Bir yandan bizler birim başına maliyetlerimizi hesapladığımız zaman maalesef o çalışanımızın mutlu olduğu rakamlara ulaşamıyoruz. Bir yandan da çalışanlarımızın aldığı maaşlarla mutlu olma şansı maalesef şu an itibarıyla oluşmuyor. Bu şu demek, aslında mutsuz bir tablo çıktı ortaya. Mutsuz insandan ne kadar verim alabilirsiniz psikolojik olarak? Asıl hikâye burada bu. Şimdi ben zaman zaman düşünüyorum, acaba çalışanlarımız adına asgari ücrette tekrar bir revize olabilir mi? Ama artık bunu şu anda iş insanlarının üzerine yükleyerek de bunu yönetme şansınız kalmadı çünkü bizler de şu anda duvara toslatmış durumdayız. Bu anlamda maliyet açısından söylüyorum, rekabet gücümüzü kaybettik.” dedi. Panelistlerden ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş da Eskişehir’in köklü sanayi geçmişine dikkat çekerek kentin tarihsel olarak üretim ve teknolojiyle geliştiğini vurguladı. Kesikbaş, 1970’li yıllarda hazırlanan sanayici bildirgesindeki sorunların büyük bölümünün bugün de geçerliliğini koruduğunu belirterek özellikle enflasyon, tarım politikaları, finansmana erişim ve planlama eksikliklerinin hâlâ çözülemediğini ifade etti. Sanayicilerin son yıllarda üretimde önemli çaba gösterdiğini ancak artan maliyetler ve sektörel dengesizlikler nedeniyle zorlandığını dile getiren Kesikbaş, plansız yatırımların ve kaynak israfının da ekonomik verimliliği düşürdüğünü söyledi. Konuşmasında genç nüfusun şehirde tutulmasının önemine de değinen Kesikbaş, “Artık teknoloji ve bilgi çağındayız. İşte burada o ikiz dönüşüm dediğimiz dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, bununla birlikte verimlilik, toplumsal dönüşüm, zihniyet dönüşümü, zihniyet açısından farklı bir bakış açısıyla yeni üretim teknikleri geliştirmek, bizim şehrimizin çocuklarına gerçekten iş bulabiliyor olmak, hatta üniversiteye eğitime gelmiş çocuklarımızı şehrimizde tutabiliyor olmak için hem yaratıcı endüstriler kısmında hem üretim kısmında hem teknolojik fabrikalar kısmında hem de yazılım kısmında gerçekten planlı yeni çalışmalar, yeni vizyon projeleri ortaya koymamız gerekiyor.” diye konuştu. EOSB Başkanı Nadir Küpeli, yaptığı konuşmada üretimin Türkiye’nin geleceği açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Üretmeden büyümenin ve güçlenmenin mümkün olmadığını ifade eden Küpeli, mevcut ekonomik koşullarda üretimi önceleyen bir yaklaşımın zorunluluk haline geldiğini belirtti. Kaynakların sınırlı, maliyetlerin yüksek ve teknolojik dönüşümün hızla devam ettiğine dikkat çeken Küpeli, bu süreçte üreticinin desteklenmesinin kritik olduğunu dile getirdi. Üretimin yalnızca gerçekleştirilmesinin yeterli olmadığını, asıl hedefin verimli, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli üretim olması gerektiğini kaydeden Küpeli, birçok sektörde teorik kapasite ile fiili üretim arasında ciddi farklar bulunduğunu söyledi. Makinaların tam kapasite çalışabilecek durumda olmasına rağmen ekonomik şartlar nedeniyle üretimin çoğu zaman yüzde 70–80 seviyelerinde kaldığını belirten Küpeli, bunun maliyetleri artırarak rekabet gücünü zayıflattığını ifade etti. Mevcut ekonomik ortamda yeni yatırımların ve teknolojik yenilenmenin zorlaştığını da dile getiren Küpeli, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılara ve artan risklere dikkat çekti. Bu nedenle üreticinin doğru teşvikler ve uzun vadeli politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Küpeli, konuşmasının sonunda üretimin kalkınmanın temel unsuru olduğunu belirterek, “Üretim yoksa kalkınma olmaz. Üretici güçlenmezse ekonomi ayakta kalamaz. Kapasite kullanılmazsa potansiyel gerçeğe dönüşemez.” ifadelerini kullandı. NBE Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ da, kentin üretim gücünün yanı sıra yaşam kalitesi ve dinamizmiyle de öne çıktığını belirtti. Eskişehir’in her yönüyle dikkat çeken bir şehir olduğunu ifade eden Güldağ, kente yalnızca üretim açısından bakılmaması gerektiğini vurgulayarak, aynı zamanda yaşayan, dinamik ve güçlü bir kent profili çizdiğini söyledi. Güldağ, üretim ile yaşam kalitesinin bir arada bulunmasının Eskişehir’i özel kıldığını dile getirdi. Kentin sahip olduğu altyapının önemli avantajlar sunduğunu kaydeden Güldağ, bundan sonraki sürecin izlenecek politikalar ve küresel gelişmelerin doğru analiz edilmesine bağlı olduğunu ifade etti. Güldağ, küresel ölçekte yaşanan belirsizlikler ve rekabet ortamında dengeli ve akılcı adımlar atılması gerektiğine dikkat çekti. Eskişehir’in güçlü potansiyeline işaret eden Güldağ, “Doğru politikalarla bu kentin, Türkiye’nin yeni gelişim rotasında öncü şehirlerden biri olabileceğine inanıyorum. Bugün dünyada çok hızlı bir değişim ve ciddi bir belirsizlik ortamı yaşanıyor. Ancak tam da bu süreçte, Eskişehir’in öne çıkabilecek kentlerden biri olduğunu düşünüyorum. Bunun için de şehrin uluslararası bağlantılarını her alanda güçlendirmemiz gerektiğine inanıyorum. Eğer bu yönde doğru adımları atabilirsek, Eskişehir’in geleceğinin çok daha parlak olacağını rahatlıkla söyleyebilirim.” dedi. Konuşmaların ardından Başkan Ayşe Ünlüce, Kesikbaş, Küpeli, Güler ve Güldağ’a değerli katkılarından dolayı teşekkür plaketi takdim etti.

İYİ Parti’den TÜİK’e "TÜİKYO"lu Gönderme Haber

İYİ Parti’den TÜİK’e "TÜİKYO"lu Gönderme

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, haftalık basın açıklamasında TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini ve artan akaryakıt fiyatlarını sert bir dille eleştirdi. "TÜİKYO" karakteriyle enflasyon rakamlarına dikkat çeken Yer, "Maaşlar resmi veriyle artırılıyor, hayat gerçek enflasyonla pahalılaşıyor" dedi. ​"İstatistik Bilimi Pusulasını Şaşırdı" ​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Teşkilatı binasında gerçekleştirilen basın açıklamasında Başkan Gürol Yer, 3 Nisan’da açıklanan enflasyon verilerinin halkın gerçekleriyle bağdaşmadığını vurguladı. TÜİK’in yasal sınırların dışına çıktığını iddia eden Yer, "Gerçekleşen değil, istenilen rakamlar ortaya konuluyor" ifadelerini kullandı. ​Akaryakıt Fiyatları ve Enflasyon Çelişkisi ​Başkan Gürol Yer, Ocak ayından bu yana akaryakıt fiyatlarındaki devasa artış ile TÜİK verileri arasındaki uçurumu şu rakamlarla gözler önüne serdi: ​Ocak 2026: Motorin 53 TL – Enflasyon %4.84 ​Şubat 2026: Motorin 57 TL – Enflasyon %2.96 ​Mart 2026: Motorin 60 TL – Enflasyon %1.94 ​Nisan başı: Motorin 80 TL ​Yer, "Savaş psikolojisinin piyasaları uçurduğu bir ortamda akademik tespitler yıllık enflasyonu %54,62 olarak ölçerken, TÜİK ne hikmetse %30,60 çıkarıyor. İstatistik bilimi TÜİK sayesinde adeta yeniden yazılacak duruma geldi" dedi. ​"TÜİKYO" Karakteriyle Sert Eleştiri ​Açıklamasında Pinokyo karakterine atıfta bulunarak "TÜİKYO" ismini verdiği bir figürü gündeme taşıyan Yer, "Yalan söyledikçe burnu uzayan bu karakterin akrabası bugün aramızda. 'Emir böyle ne diyeyim, idare edin' diyor. Ancak bu rakamların gerçek hayatta hiçbir karşılığı yok" şeklinde konuştu. ​"Külfeti Vatandaş, Nimeti Mutlu Azınlık Paylaşıyor" ​Hayat pahalılığının bedelini sadece dar gelirli vatandaşın ödediğini belirten Gürol Yer, vergi adaletsizliğine şu sözlerle dikkat çekti: ​"80 TL olan yakıtın %40 vergisini vatandaş ödesin, elektrikteki kayıp-kaçağı vatandaş ödesin, bütçeyi trafik cezalarıyla vatandaş doldursun... Yeter artık! Biraz da pırlantası olanlar, yatı-katı olanlar, 4-5 maaş alan mutlu azınlığınız ödesin. Vatandaşın ödeyecek bir şeyi kalmadı." ​"Sandık Günü Hesap Sorulacak" ​Halkın artık "pembe hayallere" inanmadığını ifade eden İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı, seçim sandığını işaret ederek konuşmasını şöyle noktaladı: "Neyi gizlerseniz gizleyin, insanların yeter artık diyeceği gün gelecek. Bu devran böyle gitmez. Külfette olan insanımız nimette de hak sahibidir. Sorumlular sandıkta mutlaka hesap verecektir."

Başkan Ünlüce: "Küresel Krizler Artık Yerel Krizlerdir!" Haber

Başkan Ünlüce: "Küresel Krizler Artık Yerel Krizlerdir!"

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde Türkiye Ulusal Delegasyon Başkanı olarak tarihi bir konuşma yaptı. Ünlüce, küresel kaosun yerel yönetimler üzerindeki ağır yüküne dikkat çekerek “Dayanışma kültürü inşa etmek zorundayız” dedi. ​Strazburg’da Yerel Yönetimlerin Kritik Rolü Tartışıldı ​Fransa’nın Strazburg kentinde düzenlenen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, bu yıl küresel krizlerin şehirler üzerindeki etkisine odaklandı. Türkiye Ulusal Delegasyon Başkanı ve Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, beraberindeki heyetle birlikte kongrede Türkiye’yi temsil etti. ​Başkan Ünlüce’ye temaslarında Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan ve Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Nurcan Alkan eşlik etti. ​“Küresel Kaosu En Ağır Biz Hissediyoruz” ​“Uluslararası Kargaşa ve Bölgesel Sonuçlar” başlıklı oturumda söz alan Ayşe Ünlüce, savaşlar, ekonomik dalgalanmalar ve göç hareketlerinin doğrudan belediyelerin omuzlarına yüklendiğini vurguladı. Ünlüce’nin konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle: ​Maliyetler ve Enflasyon: "Artan enerji maliyetleri ve yükselen enflasyon, yerel yönetimlerin hizmet kapasitesini zorlamaktadır. Küresel düzensizliğin faturası mahallelerimizde ve hanelerimizde ödeniyor." ​Göç Sorunu ve Yeni Dalga Riski: "Orta Doğu’daki savaşlar ve İran’ın sürece dahil olma ihtimali, yeni bir göç dalgasını tetikleyebilir. Bu sorumluluk yalnızca yerel yönetimlere bırakılmamalıdır." ​Demokrasi ve Hukuk Vurgusu: "Yaşadığımız kaosun temelinde demokrasinin gerilemesi ve hukukun üstünlüğünün zayıflaması yatıyor." ​"Bizler, küresel kaosun aşağıya doğru yayılma etkilerini en ağır hissedenleriz. Aşağıdan yukarıya doğru bir dayanışma kültürü inşa etmek zorundayız." ​Sosyal Haklar ve İnsan Hakları Oturumları ​Başkan Ünlüce, program kapsamında sadece genel kurulda değil, teknik oturumlarda da aktif rol aldı. “Yerel ve Bölgesel Düzeylerde Sosyal Haklar” ile “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Uygulanması” başlıklı oturumlarda sunumlar yaparak, Eskişehir modelini ve yerel yönetimlerin insan hakları konusundaki ödevlerini paylaştı. ​Türk Delegasyonu’na Önemli Görevler ​Kongre, Türkiye açısından stratejik başarılarla sonuçlandı: ​Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Bölgeler Meclisi Başkan Yardımcılığı görevine seçildi. ​Zana Gümüş, Sosyalistler, Yeşiller ve İlerici Demokratlar Grubu yönetiminde yer aldı.

Dar Gelirli Ailelere Mama Desteği Verilmelidir Haber

Dar Gelirli Ailelere Mama Desteği Verilmelidir

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “en az 3 çocuk” tavsiyesini bebek maması fiyatları üzerinden değerlendirdi. Gürer, “Sayın Erdoğan, vatandaşın daralan geliriyle oluşan yoksulluğu görmeden çocuk sayısını artırma çağrısı yapıyor. Asgari ücretlinin 2024’ten bu yana bebeğinin rızkından 8 paket mama alındı. Bir çocuk bile vatandaşı sağlıklı beslenme ve ihtiyacını karşılamada zorlarken, üç çocuk tavsiyesine uyanın onu sağlıklı büyütmesi de zorlaştı. Ana-baba boğazını kıssa dahi çocuk giderleri ev gelir-gider dengesini bozuyor.” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’deki derin yoksulluğun en somut göstergelerinin her ay açıklanan yoksulluk verileri olduğunu belirtti. Yoksulluk verileri açıklandığında durumun daha iyi görüldüğünü ifade eden Gürer, “Çocuk arabasından çocuk bezine kadar raftaki ürün fiyatları katlandı. Çocuk için rafa el uzatılan her ürünün fiyatı önemli ölçüde arttı. Bebek maması fiyatlarını ve asgari ücretin alım gücündeki erimeyi bir de bu pencereden bakalım.” dedi. Gürer, 2024-2026 yılları arasındaki verileri kıyaslayarak, iktidarın nüfus politikası ile ekonomi politikası arasındaki çelişkiyi mama fiyatları üzerinden gösterdi. “MAAŞ ARTIYOR, ALINABİLEN PAKET SAYISI AZALIYOR!” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in hazırladığı analizde, üst segment mamanın %119, alt segment mamanın ise %97 zamlandığı görüldü. “3 ÇOCUK DEMEK, AYLIK 10 BİN LİRA SADECE MAMA PARASI DEMEK!” “3 çocuk” söylemine özünde yaşlanan nüfus dikkate alındığında olağan görülebileceğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Peki, bu çocukların nasıl bakılacak, giderleri nasıl karşılanacak, karnı nasıl doyacağını hesaplıyor mu? Bugün bir bebek ayda 3 paket 900 gramlık mama bitiriyor. 2026 fiyatlarıyla 3 çocuklu bir ailenin sadece üst segment mama maliyeti ayda 10 bin 260 TL tutuyor! 28 bin lira asgari ücret alan bir babanın, maaşının üçte birinden fazlasını sadece mamaya vermesi gerekiyor. Bu hesaba çocuk bezi, kıyafet, kira, elektrik dahil değil. AKP iktidarı, halka çocuk sayısı vereceğine, marketlerde alarm takılan mamaların fiyatlarına bakmalıdır,” dedi. “VATANDAŞIN CEBİNDEN 8 PAKET MAMA ÇALINDI” Asgari ücretlinin son iki yılda yaşadığı kaybı yüzdesel olarak değerlendiren Ömer Fethi Gürer: Üst Segment Kaybı: “2024’te 32 paket alabilen işçi, 2026’da 24 pakete düştü. Alım gücü %25 eridi.”Maliyet Yükü: “Bir asgari ücretli, tek bir çocuğun üst segment maması için maaşının %12,1’ini ayırmak zorunda..” “BEBEK MAMASI LÜKS TÜKETİM DEĞİLDİR” CHP’ Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözümün sayı vermekte değil, halkın alım gücünü korumakta olduğunu belirterek, “İktidarın ekonomi modeli, bebeklerin rızkını enflasyon ile eritmiştir. Bebek maması lüks değil, zorunlu bir ihtiyaçtır. Dar gelirli ailelere nakdi mama desteği verilmelidir. Vatandaş çocuk maması alırken düşünüyorsa, iktidar kendi politikalarını sorgulamalıdır. Bizim önceliğimiz tenceresi kaynayan, bebeği doyan aileler ile mutlu yaşamdır” diye konuştu.

Toplum Enflasyonun Düşeceğine İnanmıyor Haber

Toplum Enflasyonun Düşeceğine İnanmıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Merkez Bankası'nın "Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri" araştırmasına ilişkin “Hane Halkı Beklenti Anketi verileri, toplumun büyük çoğunluğunun enflasyonun düşeceğine dair bir inanç taşımadığını ortaya koyuyor. ‘Başekonomist’ yaklaşımıyla öne çıkan Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetiminin başındaki Mehmet Şimşek dışında bu yönde bir güven oluşmuyor” ifadelerini kullandı. CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Merkez Bankası’nın Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri araştırmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Karasu yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Bankası’nın (TCMB) Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri araştırması, toplumun enflasyonun düşeceğine dair inancının hızla zayıfladığını ortaya koyarken gelecek 12 ayda enflasyonun gerileyeceğini öngören hane halkı oranı yüzde 15,14’e kadar geriledi. Türkiye’de çalışanların önemli bir bölümünü oluşturan asgari ücretle geçinen kesimlerin yıllık enflasyon beklentisinin yüzde 51,8’e kadar çıkması, gıda ve barınma maliyetleri belirleyici hale getirdi. Bu durum krizin doğrudan hanelerin yaşamına yerleştiğini ve yoksulluğun kalıcılaştığını gösteriyor. Merkez Bankası'nın Sektörel Enflasyon Beklentisi anketi sonuçlarına göre, enflasyon beklentileri üç kesim için de bir önceki aya kıyasla yükseldi. Piyasa katılımcılarının beklentisi 0,07 puanlık artışla yüzde 22,17 seviyesine ulaşırken reel sektör beklentisi 0,90 puan artarak yüzde 32,90'a, hane halkı beklentisi ise 1,08 puan artarak yüzde 49,89'a yükseldi. Anket kapsamında ‘Gelecek 12 ay sonunda enflasyon oranının mevcut seviyeye göre nasıl olacağını düşünüyorsunuz’ sorusuna katılımcıların yalnızca yüzde 15,1’i ‘altında’ yanıtını verdi. Bu sonuç, hane halkının yaklaşık yüzde 85’inin enflasyonun düşeceğine inanmadığını ortaya koydu.” Anket sonuçlarıyla ilgili değerlendirmede bulunan Karasu, verilerin Türkiye’de ekonomik gerçeklik ile AK Parti iktidarının söylemleri arasındaki kopuşu açık biçimde gösterdiğini belirtti. Karasu, “Hane Halkı Beklenti Anketi verileri, toplumun büyük çoğunluğunun enflasyonun düşeceğine dair bir inanç taşımadığını ortaya koyuyor. ‘Başekonomist’ yaklaşımıyla öne çıkan Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetiminin başındaki Mehmet Şimşek dışında bu yönde bir güven oluşmuyor” ifadelerini kullandı. Karasu ayrıca, mevcut ekonomik tablonun üretimden uzaklaşan ve emeği baskılayan politikaların sonucu olduğunu vurgulayarak, “Toplum artık açıklamalara değil, yaşadığı hayata bakıyor. Ücretler eriyor, mutfak yanıyor, kiralar artıyor. Türkiye’nin ihtiyacı içi boş siyasi söylemler, algı yönetimleri değil, üretim odaklı, sosyal güvenceyi güçlendiren ve vatandaşlara gelecek perspektifi sunan kamucu bir ekonomik düzendir” diye konuştu.

İhracat Artıyor, Karlılıklar Düşüyor Haber

İhracat Artıyor, Karlılıklar Düşüyor

Türkiye’nin 2026 yılı Ocak-Şubat dönemine ilişkin dış ticaret verileri açıklandı. Buna göre Türkiye’nin ihracatı söz konusu dönemde yüzde 1,2 oranında azalarak 41,38 milyar dolar olurken, ithalat ise yüzde 3,1 artışla 58,96 milyar dolar seviyesine ulaştı. Böylece dış ticaret açığının devam ettiği bir tablo ortaya çıktı. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan Eskişehir ihracat rakamlarını değerlendiren Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir sanayisinin zorlu küresel koşullara rağmen üretim ve ihracattaki artışının sürdürdüğünü, ancak karlılıkların azaldığını ifade etti. Eskişehir Sanayisi Düşük Faizli İhracat Desteği Talep Ediyor Başkan Kesikbaş, Eskişehir’in ihracat performansını değerlendirirken sanayicilerin düşük faizli finansman ihtiyacına dikkat çekti. Kesikbaş, “Eskişehir’de faaliyet gösteren firmalarımız 2026 yılı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,05 artışla 323,6 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ocak-Şubat döneminde ise ihracatımız yüzde 3,88 artarak 637,1 milyon dolara ulaştı. Türkiye genelinde ihracatın gerilediği bir dönemde Eskişehir’in artış kaydetmesi sanayimizin gücünü göstermektedir.” dedi. Kesikbaş, ihracatın sürdürülebilirliği için ihracatçı firmalara yönelik düşük faizli kredi ve finansman desteklerinin artırılması gerektiğini vurguladı. Rekabetçiliğimizi Artıracak Destekler Gerekli Türkiye’nin ithalat rakamlarının ihracattan daha yüksek olmasının dış ticaret açığının devam ettiğini gösterdiğini vurgulayan Kesikbaş, bu tabloyu tersine çevirmek için ihracatçıların desteklenmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Kesikbaş, “Katma değerli üretimi artıran verimlilik, teknoloji ve küresel entegrasyon odaklı teşviklerin güçlendirilmesi, ihracat finansmanına erişimin kolaylaştırılması ve sanayicimizin rekabet gücünü artıracak politikaların kararlılıkla uygulanması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Vergi Yapısı ve Enflasyon Dinamikleri Ekonomik İstikrarı Belirliyor Kesikbaş ayrıca mevcut ekonomik koşullara ilişkin yapısal bazı başlıklara da dikkat çekti. Türkiye’de gıda enflasyonunun halen dramatik seviyelerde seyretmesinin hem hanehalkı refahını hem de maliyet yapısını olumsuz etkilediğini belirten Kesikbaş, üretici üzerindeki KDV yükünün de rekabetçiliğe ciddi zarar verdiğini ifade ederek KDV’nin tüketim aşamasında tahsil edildiği bir sistemin yeniden tartışılması gerektiğini söyledi. Çalışan üzerindeki yüksek vergi yükünün hafifletilmesinin ise hem istihdamı destekleyeceğini hem de kayıt dışılığın azaltılmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Kesikbaş, bu alanlarda atılacak yapısal adımların enflasyonun düşürülmesi ve ekonomik istikrarın güçlendirilmesi açısından kritik olduğunu ifade etti. Sanayicimiz Jeopolitik Risklere Karşı Korunmalı Bölgemizde devam eden çatışmaların küresel ticaret dengelerini etkilediğine dikkat çeken Kesikbaş, “Jeopolitik riskler, lojistik ve enerji maliyetleri, tedarik zincirlerini doğrudan etkiliyor. Türkiye’nin ve Eskişehir sanayisinin bu süreçten en az etkilenmesi için ticaret diplomasisinin güçlendirilmesi, alternatif pazarlara erişimin artırılması ve sanayicimizin korunması büyük önem taşıyor.” dedi. Kesikbaş sözlerini, “Eskişehir sanayisi üretmeye, ihracat yapmaya ve ülkemizin ekonomik gücüne katkı sağlamaya aynı kararlılıkla devam edecektir.” diyerek tamamladı.

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı'' Haber

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de dış ticaret verileri, bankacılık sistemi borçları ve icra dosyalarına ilişkin güncel ekonomik verileri değerlendirerek ekonomide borç yükünün hızla büyüdüğünü söyledi. Gürer, ihracat ve ithalat dengesinden vatandaşın kredi borçlarına, KOBİ’lerin finansman sorunundan tarım sektöründeki borç artışına kadar birçok alanda ekonomik baskının giderek ağırlaştığını belirtti. Gürer, “Rakamlar açıkça gösteriyor ki ekonomide üretim yerine borçlanma, gelir artışı yerine faiz yükü büyüyor. Vatandaş, esnaf, çiftçi ve küçük işletmeler aynı anda ağır bir finansal baskı altında” dedi. DIŞ TİCARET AÇIĞI BÜYÜYOR Şubat ayına ilişkin dış ticaret verilerini değerlendiren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ihracattaki sınırlı artışa rağmen ithalatın daha hızlı büyüdüğüne dikkat çekerek, “Türkiye’nin ihracatı şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 artarak 21,1 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 6,1 artarak 30,3 milyar dolara yükseldi. Bu gelişme sonucunda dış ticaret açığı yüzde 14,9 oranında artarak 9,2 milyar dolara çıktı,” dedi. Gürer, ihracatın ithalatı karşılama oranındaki düşüşe de dikkat çekerek şunları söyledi: “İhracatın ithalatı karşılama oranı bir yılda yüzde 73,2’den yüzde 70,2’ye geriledi. Bu tablo, Türkiye ekonomisinin üretim ve ihracat kapasitesini artırmak yerine dışa bağımlı bir yapıya sürüklendiğini gösteriyor.” Yılın ilk iki aylık döneminde ise ihracat yüzde 1,2 azalarak 41,3 milyar dolara gerilerken ithalat yüzde 3,1 artarak 59 milyar dolara çıktığını, böylece iki aylık dış ticaret açığı yüzde 14,9 artarak 17,6 milyar dolara yükseldiğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Dış ticaretteki açık büyürken üretim maliyetleri artıyor, sanayici ve üretici zorlanıyor. Bu durum ekonomide kırılganlığı artırıyor” dedi. BATIK KREDİLERDE HIZLI ARTIŞ Bankacılık sistemindeki batık kredi miktarına da dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, ekonomideki riskin bankacılık verilerine de yansıdığını belirtti. “2025 yılında yüzde 101 oranında artan batık kredilerin bu yılın ilk iki ayında da yüzde 11,4 oranında büyüdüğünü ifade eden Gürer, 20–27 Şubat haftasında sınırlı bir gerileme yaşandığını ancak toplam büyüklüğün hâlâ çok yüksek olduğunu söyledi. Gürer, “Bu dönemde batık krediler 646,2 milyar liradan 644,1 milyar liraya geriledi. Batık kredilerdeki bu büyüme ekonomik sistemde ciddi bir risk oluşturuyor. Borçlar ödenemiyor, krediler takip sürecine düşüyor” diye konuştu. KOBİ’LERİN BANKA BORCU 6,5 TRİLYONA YÜKSELDİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman yükünün hızla arttığını belirterek, “KOBİ’lerin bankalara olan borcunun 6 trilyon 548 milyar liraya ulaştı. Ocak ayında KOBİ borçlarının 129,2 milyar lira arttı. KOBİ’lerin vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan kredileri ise bir ayda 13,7 milyar lira artarak 214,2 milyar liraya çıktı,” ifadelerini kullandı. Bankalarda KOBİ’lere ait 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunduğunu belirten Gürer, bunların 304 bininin takipte olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “KOBİ’ler üretim yapıyor, istihdam sağlıyor. Ancak yüksek maliyetler ve finansman sorunları nedeniyle ciddi bir borç baskısı altındalar.” TARIM SEKTÖRÜNÜN BORCU 1,3 TRİLYONA DAYANDI Tarım sektörünün de ciddi bir borç yükü altında olduğunu ifade eden Gürer, çiftçilerin bankalara olan kredi borcunun 1 trilyon 297 milyar liraya ulaştığını belirterek, “Ocak ayında tarım borçlarının 30,5 milyar lira daha arttı, bu kredilerin büyük bölümünün kamu bankaları tarafından kullandırıldı”dedi. Tarım sektörüne verilen kredilerin: 1 trilyon lirası kamu bankalarından,265 milyar lirası özel bankalardan oluşuyor. Çiftçilerin ödeyemediği ve bankalar tarafından takibe alınan borçların da arttığını belirten Gürer, bu borçların 17,6 milyar liraya çıktığını söyledi. Gürer, “Çiftçi üretim yapabilmek için borçlanıyor. Ancak artan girdi maliyetleri ve düşük ürün fiyatları nedeniyle bu borçları ödemekte zorlanıyor” dedi. VATANDAŞIN FİNANSAL BORCU 6,3 TRİLYON LİRAYA ÇIKTI Vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının da hızla arttığını ifade eden Gürer, bu borcun 6 trilyon 235 milyar liraya ulaştığını söyledi. 20–27 Şubat haftasında borçların 65,1 milyar lira arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şu bilgileri paylaştı: Bireysel kredi borçları 3 trilyon 187 milyar liraKredi kartı borçları 3 trilyon 48 milyar lira Yılın ilk iki ayında vatandaşın borcu toplam 375,8 milyar lira arttı. Bu artışın: 148 milyar lirası bireysel kredilerden227 milyar lirası kredi kartlarından kaynaklandı. Gürer, vatandaşların ayrıca varlık yönetim şirketlerine 101 milyar lira borcu bulunduğunu belirterek bu borçlarla birlikte toplam finansal borcun 6 trilyon 336 milyar liraya ulaştığını ifade etti. BATIK BİREYSEL BORÇ 373 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI Bankalar ve finans kuruluşlarının tahsil edemediği bireysel kredi ve kredi kartı alacaklarının da hızla arttığını söyleyen Gürer, takipteki bireysel borçların 271,8 milyar liraya çıktığını belirtti. Bankaların varlık yönetim şirketlerine sattığı batık krediler de dikkate alındığında sistemdeki toplam batık bireysel borcun 373 milyar liraya ulaştığını ifade etti. VATANDAŞ BİR AYDA 118 MİLYAR LİRA FAİZ ÖDEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşların kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bankalara ödediği faiz miktarının da hızla arttığını belirterek, “yalnızca 2026 yılının ilk ayında bankalara ödenen faiz tutarının 118 milyar liraya ulaştı. Bu tutarın; 71,3 milyar lirası bireysel kredi faizlerinden, 46,6 milyar lirası kredi kartı faizlerinden oluştu,” şeklinde konuştu. Gürer, bu faiz ödemelerinin geçen yıla göre ciddi biçimde arttığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bireysel kredi faizleri yüzde 35,2, kredi kartı faizleri ise yüzde 28,1 arttı. Bu tablo vatandaşın gelirinin önemli bir bölümünü faize ödediğini gösteriyor.” İCRA DOSYALARI 24,3 MİLYONA ÇIKTI Ekonomideki borç baskısının icra verilerine de yansıdığını belirten Gürer, icra dairelerindeki dosya sayısının hızla arttığını söyledi. Gürer, “1 Ocak – 6 Mart 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 1 milyon 903 bin yeni dosya geldi. Aynı dönemde 1 milyon 534 bin dosya sonuçlandırıldı veya işlemden kaldırıldı. Ancak sistemdeki toplam dosya sayısı büyümeye devam etti. 6 Mart 2026 itibarıyla icra dairelerinde 24 milyon 364 bin derdest dosya bulunuyor” diye konuştu. Son bir yılda icra dosyası sayısının 1 milyon 700 bin arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şunları söyledi: “İcra dosyalarındaki artış ekonomik krizin toplum üzerindeki en somut göstergelerinden biridir.” “EKONOMİDE BORÇ SARMALI BÜYÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tüm bu verilerin Türkiye ekonomisinde ciddi bir borç sarmalının oluştuğunu gösterdiğini ifade ederek, “Dış ticaret açığı büyüyor, KOBİ’lerin borcu artıyor, çiftçi borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor, vatandaş kredi kartıyla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Gelirler artmazken borçlar büyüyor. Emekli, asgari ücretli de maaş artışı iki aylık enflasyon artışı ile eridi. Uygulanan ekonomik program zengini daha zengin fakiri daha fakir yapıyor,” dedi.

CHP'li Kış: ''Savaşın Etkisi Marttan İtibaren Hissedilecek'' Haber

CHP'li Kış: ''Savaşın Etkisi Marttan İtibaren Hissedilecek''

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, son açıklanan enflasyon verilerini ve küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkisini değerlendirerek, enflasyonun yeniden yükseliş eğilimine girdiğini ve önümüzdeki aylarda bu artışın daha da hızlanabileceğini söyledi. Kış, özellikle gıda fiyatlarındaki sert artışın vatandaşın mutfağını doğrudan vurduğunu belirtti. Şubat ayı verilerine göre enflasyonun farklı kurumların hesaplamalarında da yükseldiğine dikkat çeken Kış, TÜİK’e göre yüzde 2,96, İstanbul Ticaret Odası’na göre yüzde 3,85 ve ENAG’a göre yüzde 4,01 olarak gerçekleştiğini hatırlattı. Yılın ilk iki ayında enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 7,95, İTO’ya göre yüzde 8,59 ve ENAG’a göre yüzde 10,58 seviyesine çıktığını belirten Kış, yıllık enflasyonun da bütün endekslerde yükseldiğini söyledi. Şubat sonu itibarıyla yıllık enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 31,53, İTO’ya göre yüzde 37,88 ve ENAG’a göre yüzde 54,14seviyesine ulaştığını belirten Kış, “Hangi veriye bakarsanız bakın tablo aynı: Enflasyon yeniden yükseliyor” dedi. “Daha yılın başında hedefin yarısına gelindi” İktidarın ve Merkez Bankası’nın 2026 yılı için yüzde 16 enflasyon hedefi koyduğunu hatırlatan Kış, ilk iki ayda yaşanan yüzde 7,95’lik artışın hedefin neredeyse yarısına ulaştığını söyledi. “Bu hedefin gerçekleşebilmesi için yılın geri kalan 10 ayında aylık enflasyonun ortalama yüzde 0,8’in altında kalması gerekiyor. Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarında bunun gerçekleşmesi neredeyse imkânsızdır” diyen Kış, enflasyonla mücadelede gerçekçi bir program olmadığını savundu. “Savaşın etkisi marttan itibaren hissedilecek” Ocak ve şubat aylarındaki enflasyonun büyük ölçüde Türkiye’nin iç ekonomik dinamiklerinden kaynaklandığını belirten Kış, mart ayından itibaren küresel gelişmelerin de fiyatları yukarı çekeceğini söyledi. Ham petrol fiyatlarının kısa sürede 60 dolardan 103 dolara çıkarak yüzde 70’ten fazla arttığını, doğalgaz fiyatlarında ise yüzde 80’e yakın artış yaşandığını belirten Kış, savaşın uzun sürmesi halinde petrol fiyatlarının 200 dolara kadar çıkabileceğiyönünde tahminler yapıldığını söyledi. Kış, iktidarın akaryakıt zamlarını ÖTV indirimleriyle sınırlamaya çalıştığını ancak bu politikanın sürdürülebilir olmadığını belirterek, “ÖTV indirilecek alan kalmadığında zamlar kaçınılmaz hale gelecek. Bu da tarımdan sanayiye kadar bütün sektörlerde maliyet patlaması anlamına geliyor” dedi. “Emeklinin ve çalışanın maaşı iki ayda eridi” Yüksek enflasyonun sabit gelirli kesimleri hızla yoksullaştırdığını belirten Kış, yıl başında yapılan maaş artışlarının daha ilk iki ayda büyük ölçüde eridiğini söyledi. 2026 yılı başında işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19 zam yapıldığını hatırlatan Kış, “Ocak ve şubat aylarında gerçekleşen yüzde 7,95’lik enflasyon, bu zammın yüzde 61’ini daha şimdiden eritti” dedi. En düşük 20 bin liralık emekli maaşının yaklaşık 1.595 lirasının iki ay içinde eridiğini belirten Kış, memurlar için de benzer bir tablo olduğunu ifade etti. “En düşük 61 bin 890 liralık memur maaşının 4 bin 920 lirası sadece iki ayda eridi. 28 bin 75 liralık asgari ücretin ise 2 bin 232 lirası enflasyon karşısında yok oldu” diyen Kış, maaşların enflasyona yetişemediğini söyledi. “Gıda fiyatları kontrolden çıktı” Kış, en çarpıcı artışın gıda fiyatlarında yaşandığını belirterek TÜİK verilerine göre ocak ayında gıda fiyatlarının yüzde 6,59, şubat ayında ise yüzde 6,89 arttığını söyledi. “Sadece iki ayda gıda fiyatları yüzde 13,93 arttı. Yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 36,44 seviyesine çıktı” diyen Kış, Türkiye’nin bu oranla dünyada İran’dan sonra ikinci sırada yer aldığını ifade etti. Şubat ayında özellikle temel gıda ürünlerinde yaşanan artışların dikkat çekici olduğunu belirten Kış, şu örnekleri verdi: • Domates, biber ve salatalık gibi sebzelerin fiyatı aylık yüzde 33, yıllık yüzde 88arttı. • Taze baklagillerin fiyatı aylık yüzde 21,6, yıllık yüzde 155 arttı. • Tereyağı fiyatı aylık yüzde 16,4, yıllık yüzde 38,2 arttı. • Süt fiyatları aylık yüzde 15,4, yıllık yüzde 34 arttı. • Yoğurt fiyatları aylık yüzde 14,9, yıllık yüzde 30 arttı. • Portakal ve mandalina fiyatları aylık yüzde 12,8, yıllık yüzde 57 arttı. • Peynir fiyatı aylık yüzde 10,4, yıllık yüzde 27 arttı. “Dünyada gıda ucuzluyor, Türkiye’de pahalanıyor” CHP’li Kış, FAO verilerine göre dünyada gıda fiyatlarının son bir yılda yüzde 1 azaldığını, Türkiye’de ise aynı dönemde hızla arttığını vurguladı. “Dünya gıda fiyatları düşerken Türkiye’de artıyorsa bunun nedeni küresel kriz değil, yanlış ekonomi politikalarıdır” diyen Kış, vatandaşın mutfağındaki krizin giderek derinleştiğini söyledi. Kış açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Enflasyon artık sadece bir ekonomik veri değil, vatandaşın günlük hayatının en ağır gerçeği haline geldi. Mutfakta yangın var. İktidar ise hâlâ bu yangını görmezden geliyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.