SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enflasyon

Porsuk Haber Ajansı - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletvekili İbrahim Arslan’dan Pancar Fiyatına Tepki! Haber

Milletvekili İbrahim Arslan’dan Pancar Fiyatına Tepki!

Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 2026-2027 dönemi şeker pancarı alım fiyatının kota tamamlama primi dahil ton başına 3 bin 720 TL olarak açıklanmasına tepki gösterdi. Geçen yılki fiyatın yüzde 20 artırıldığını, ancak bu artışın enflasyonun ve üretim maliyetlerindeki yükselişin gerisinde kaldığını belirten Arslan, pancar alım fiyatının yeniden belirlenmesini istedi. Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, şeker pancarı alım fiyatına ilişkin yaptığı açıklamada, açıklanan rakamın üreticilerin beklentilerini karşılamadığını ve çiftçinin artan maliyetler karşısında zor durumda bırakıldığını savundu. Eskişehirli pancar üreticilerinin ton başına en az 4 bin 500 TL fiyat talep ettiğini hatırlatan Arslan, açıklanan 3 bin 720 TL’lik fiyatın üreticinin beklentisinin 780 TL altında kaldığına dikkat çekti. 2026-2027 dönemi şeker pancarı alım fiyatını değerlendiren Arslan, geçen yıl kota tamamlama primi dahil 3 bin 100 TL olan fiyatın bu yıl 3 bin 720 TL’ye yükseltildiğini belirtti. Fiyat artışının yüzde 20 ile sınırlı kaldığını ifade eden Arslan, aynı dönemde enflasyonun ve tarımsal üretim maliyetlerinin çok daha yüksek oranlarda arttığını dile getirdi. Arslan, açıklanan fiyat artışının çiftçinin ekonomik koşullarını iyileştirmekten uzak olduğunu belirterek, “Üretici en az 4 bin 500 TL istedi. Geçen yıla göre artış ise yalnızca yüzde 20. Kendi açıkladıkları enflasyon kadar artışı bile çiftçiye çok gördüler” ifadelerini kullandı. “Pancar Alım Fiyatındaki Artış Enflasyonun Gerisinde Kaldı” Şeker pancarı üretiminde kullanılan temel girdilerdeki fiyat artışlarına dikkat çeken İbrahim Arslan, mazot, gübre ve elektrik maliyetlerinin üreticinin üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığını söyledi. Arslan'ın açıklamasına göre, TÜİK'in yıllık enflasyon oranı yüzde 29,73 seviyesindeyken şeker pancarı alım fiyatındaki artış yüzde 20'de kaldı. Son bir yılda mazot fiyatlarının yüzde 70'in üzerinde, birçok gübre çeşidinin yüzde 35 ila 69 arasında, elektrik fiyatlarının ise yüzde 25'in üzerinde arttığını belirten Arslan, üreticinin gelirindeki artışın giderlerindeki yükselişi karşılamadığını savundu. Üretim maliyetlerindeki artış ile açıklanan alım fiyatı arasındaki farkın çiftçinin kazancını erittiğini ifade eden Arslan, fiyat artışının gerçek anlamda bir iyileştirme sağlamadığını belirterek, “Bunun adı zam değil, reel fiyat indirimidir” dedi. Pancar üreticisinin yalnızca tarladaki emeğinin karşılığını almak istediğini vurgulayan Arslan, üretim sürecinde kullanılan mazot, gübre, elektrik, sulama, tohum ve işçilik giderlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Eskişehirli Çiftçinin Talebi Ton Başına 4 Bin 500 TL Eskişehir'deki pancar üreticilerinin maliyetlerinin ton başına 4 bin TL'yi aştığını belirten Arslan, çiftçilerin en az 4 bin 500 TL alım fiyatı talep ettiğini hatırlattı. Üreticilerin fiyat beklentisinin gerçek maliyet hesaplarına dayandığını ifade eden Arslan, açıklanan fiyatın çiftçinin beklentisinin ton başına 780 TL altında kalmasının üretim faaliyetlerini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Çiftçinin her geçen yıl artan girdi maliyetleriyle mücadele ettiğini belirten Arslan, mevcut fiyat politikasının devam etmesi halinde üreticilerin pancar ekiminden uzaklaşabileceği uyarısında bulundu. Arslan, “Çiftçi hayalî bir rakam istemedi; mazotu, gübreyi, elektriği, sulamayı, tohumu ve işçiliği hesapladı. Açıklanan fiyat üreticinin talebinin ton başına 780 TL altında. Bu fiyat çiftçiyi üretimden uzaklaştırır” diye konuştu. Pancar Fiyatı 25 Gün Sonra Açıklandı Şeker pancarı alım fiyatının açıklanma zamanlamasını da eleştiren İbrahim Arslan, Eskişehir'de pancar alım kampanyasının 18 Eylül'de başladığını, alım fiyatının ise 13 Ekim'de duyurulduğunu belirtti. Üreticilerin pancar sökümüne başladığı ve ürünlerini fabrikaya teslim ettiği bir dönemde fiyatın açıklanmasının belirsizliğe neden olduğunu savunan Arslan, çiftçilerin ürettikleri ürünün hangi bedel üzerinden alınacağını ancak 25 gün sonra öğrenebildiğine dikkat çekti. Tarımda planlama ve öngörülebilirliğin önemini vurgulayan Arslan, üreticilerin ekim döneminden hasat dönemine kadar maliyetlerini ve gelirlerini hesaplayabilmesi gerektiğini ifade etti. Arslan, fiyatların üretim sürecinin başında ve zamanında açıklanmasının çiftçinin ekonomik planlaması açısından önemli olduğunu belirterek, “Çiftçi pancarını söktü, fabrikaya teslim etmeye başladı; ürününün kaça alınacağını ancak 25 gün sonra öğrendi. Tarım böyle yönetilmez” ifadelerini kullandı. Nakliyecilerin Artan Maliyetleri de Gündemde Şeker pancarı üretiminde yalnızca çiftçilerin değil, ürünü fabrikaya taşıyan nakliyecilerin de ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Arslan, Eskişehir Şeker Fabrikası'na pancar taşıyan nakliyecilerin artan giderler nedeniyle kontak kapattığını hatırlattı. Mazot fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra araç bakım ve işletme giderlerinin de nakliyecilerin maliyetlerini artırdığını kaydeden Arslan, taşımacılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliği için nakliye maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Nakliye giderlerinden kaynaklanan maliyet açığının çiftçiye yüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Arslan, pancar üretiminden fabrikaya teslimata kadar uzanan sürecin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını istedi. Üretici ile nakliyecinin aynı ekonomik baskılarla karşı karşıya kaldığını belirten Arslan, hem tarımsal üretimin hem de pancar taşımacılığının devamlılığı için kalıcı çözümler geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Arslan: “Bu Düzende Kim Kazanıyor?” Açıklamasının sonunda tarım sektöründeki ekonomik sorunlara dikkat çeken İbrahim Arslan, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı, nakliyecinin artan giderler nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte zorlandığı ve tüketicinin de geçim sıkıntısı yaşadığı bir tablo ortaya çıktığını savundu. Arslan, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ortada çok açık bir tablo var: Üreten kazanamıyor. Taşıyan kazanamıyor. Tüketen geçinemiyor. O halde soruyoruz: Bu düzende kim kazanıyor?” Açıklanan ton başına 3 bin 720 TL'lik şeker pancarı alım fiyatının kabul edilebilir olmadığını belirten Arslan, fiyatın üretim maliyetleri ve çiftçinin emeği gözetilerek yeniden belirlenmesini istedi. Nakliye sorununun da üreticinin sırtına yüklenmeden çözülmesi gerektiğini vurguladı. Üreticinin tarımsal faaliyetlerini sürdürebilmesi için gelir ve gider dengesinin gözetilmesi gerektiğini ifade eden Arslan, pancar fiyatlarının maliyetler karşısında yetersiz kalmasının uzun vadede üretimi ve kırsal ekonomiyi olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi. Arslan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Üreticiyi toprağa küstüren, taşıyanı kontak kapatmaya mecbur bırakan, tüketicinin sofrasını küçülten bu düzen sürdürülemez.”

Dev Emekli-Sen: "Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz!" Haber

Dev Emekli-Sen: "Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz!"

Devrimci Emekliler Sendikası (Dev Emekli-Sen), Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı basın açıklamaları düzenleyerek derinleşen ekonomik krize, eriyen maaşlara ve emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntılarına karşı meydanlara indi. ​Eskişehir SGK İl Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen ortak basın açıklamasını, Dev Emekli-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç okudu. Emeklilerin onurlu bir yaşam mücadelesi verdiğini vurgulayan Kılıç, iktidara ve yetkililere sert tepki gösterdi; Devrimci Emekliler Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç şu ifadeleri kullandı; “Emeğimizi, onurumuzu çaldırmayacağız. Bizler, bu ülkenin yıllarca alın teri döken, üreten, çalışan ve bugün emekli olan milyonlarıyız. Ömrümüzü fabrikalarda, tarlalarda, iş yerlerinde, kamu kurumlarında, sokaklarda bu ülkenin geleceği için harcadık. Bugün bizlere reva görülen ise insanca bir yaşam değil, her geçen gün biraz daha ağırlaşan yoksulluk, açlık ve güvencesizliktir. Buradan açıkça ilan ediyoruz: Emeğimizi de onurumuzu da çaldırmayacağız. Yıllarca çalıştık, prim ödedik. Emeklilik hakkımızı bir lütuf olarak değil, alın terimizin karşılığı olarak kazandık. Ancak bugün milyonlarca emekli, aldığı maaşla ayın sonunu getiremiyor; temel gıda maddelerine, kiraya, elektriğe, doğal gaza ve sağlık hizmetlerine ulaşmakta zorlanıyor. Emeklinin sofrasındaki ekmek küçülürken yaşam maliyeti büyüyor. Biz yoksulluğa mahkûm edilmeyi kabul etmiyoruz. Emeklilik, insanın hayatının son döneminde huzur ve güven içinde yaşaması gereken bir dönemdir. Emeklileri çocuklarının yardımına, borca, krediye ve sadakaya muhtaç bırakmak sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Biz sadaka istemiyoruz. Biz hakkımızı istiyoruz. Yıllarca ödediğimiz primlerin, döktüğümüz alın terinin karşılığını istiyoruz. İnsan onuruna yaraşır ücret, insanca yaşam koşulları ve adil bir emeklilik sistemi istiyoruz. Emekli maaşlarının gerçek enflasyon karşısında erimesine seyirci kalmayacağız. Seyyanen zam talebimizden vazgeçmeyeceğiz. En düşük emekli aylığının insan onuruna yaraşır seviyeye çıkarılması için mücadele edeceğiz. Sağlık hakkının paralı hâle getirilmesine, katkı ve katılım paylarıyla emeklilerin sağlık hizmetlerine erişiminin zorlaştırılmasına karşı çıkacağız. Emeklinin barınma, beslenme, ulaşım ve sağlık hakkını güvence altına alan sosyal politikalar için mücadele edeceğiz. Çünkü biliyoruz: Hak verilmez, mücadeleyle kazanılır. Bizleri yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayan anlayışlara da açıkça söylüyoruz: Emekliler artık susmayacak. Emekliler artık beklemeyecek. Emekliler artık kendi kaderlerini başkalarının insafına bırakmayacak. Bizler örgütlenecek, yan yana gelecek ve hakkımızı birlikte savunacağız. Çünkü bugün emeklinin yaşadığı sorun yalnızca emeklinin sorunu değildir. Bugün emeklinin sofrasındaki ekmeğe uzanan el, yarının çalışanının ve genç kuşakların geleceğine de uzanmaktadır. Emeğe sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır. Emekliye sahip çıkmak, insan onuruna sahip çıkmaktır. Buradan tüm emeklilere çağrımızdır: Yan yana gelelim. Örgütlenelim. Haklarımız için birlikte mücadele edelim. Bizler Devrimci Emekliler Sendikası olarak biliyoruz ki hiçbir hak mücadele edilmeden kalıcı hâle gelmez. Sokaklarda, meydanlarda, iş yerlerinde ve hayatın her alanında hakkımızı savunacağız. Emeğimizi çaldırmayacağız. Onurumuzu çaldırmayacağız. Geleceğimizi çaldırmayacağız. Ve bir kez daha haykırıyoruz: Biz sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Emeğimizi, onurumuzu çaldırmayacağız. Yaşasın emeklilerin örgütlü mücadelesi.” ​Basın açıklaması, tüm emeklilere "Yan yana gelelim, örgütlenelim, haklarımız için birlikte mücadele edelim" çağrısıyla sona erdi.

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir: "Vatandaşın Belini Masraflar Büküyor" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir: "Vatandaşın Belini Masraflar Büküyor"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Gökmeydan Mahallesi'nde kurulmuş olan semt pazarını ziyaret etti. Esnafın ve vatandaşın sorunlarını dinleyen Demir, ekonomik sıkıntılara ve düşen alım gücüne dikkat çekti. ​Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, saha çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Gökmeydan Mahallesinde kurulan cuma pazarını ziyaret eden Demir; pazarcı esnafının ve alışveriş yapmaya çalışan vatandaşların dertlerini dinledi. ​"Pazar Fiyatları Uygun Ama Bütçe Yok" ​Ziyaret sonrasında değerlendirmelerde bulunan İl Başkanı Hasan Demir, pazar yerindeki hareketliliğe rağmen vatandaşın alım gücünün ciddi oranda düştüğünü belirtti. Saat 16.00 olmasına rağmen esnafın tezgahlarını boşaltmakta zorlandığını vurgulayan Demir, şu ifadeleri kullandı: ​"İnsanlar tezgahlarını boşaltamamış, satmakta zorlanıyor. Allah tüm milletin yardımcısı olsun. Pazar fiyatları çok değil, rakamlar uygun ama insanlar alışveriş yapacak bütçeyi kenara ayıramıyorlar. Niye? Çünkü diğer ihtiyaçlar hat safhada. Kirası, elektriği, suyu, doğalgazı; kış geldi ne olacak, herkes bunun telaşında." ​"Yaşam Standartları Gün Geçtikçe Aşağı Çekiliyor" ​Yüksek enflasyon ve temel giderlerin halkın belini büktüğünü ifade eden Demir, vatandaşların ekonomik tablonun farkında olduğunu belirtti. Açıklamasına şu sözlerle devam etti: ​"Pazarımız çok hareketli ama insanlar alım gücünden dolayı istediği ürünlere ulaşamıyorlar. Çünkü diğer masraflar insanların belini büküyor ve bu yaşam standartları gün geçtikçe aşağıya çekiliyor. Herkes farkında, kendi cebinden alınanların, çalınanların farkında ve biz bunu farkındalığı arttırarak çalışmalara devam edeceğiz." ​"Bu Memleket Türk Milletinin Malıdır" ​Mücadele kararlılığını yineleyen Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, "Netice bu memleket birilerinin tapulu malı değil, Türk milletinin malı ve Türk milletine iade etmek için tüm mücadelemizi yılmadan devam edeceğiz. Bir sonraki pazar ziyaretlerimizde görüşmek üzere" diyerek sözlerini noktaladı.

Başkan Kurt: "Seçim Olsa 5 Milletvekilini Biz Alırız, Matematik Bunu Söylüyor" Haber

Başkan Kurt: "Seçim Olsa 5 Milletvekilini Biz Alırız, Matematik Bunu Söylüyor"

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt; kent siyasetinden seçim anketlerine, akaryakıt zamlarının belediye bütçesine etkisinden kentsel dönüşüm yetkilerine birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. "Seçim Olsa 5 Milletvekilini Biz Alırız, Matematik Bunu Söylüyor" Eskişehir’deki son anket verilerini değerlendiren Kazım Kurt, parti içi aday belirleme süreçleri ve milletvekili dağılımı hakkında net açıklamalarda bulundu: "Eskişehir’de özellikle sistemden dolayı bizim yüzde 48 küsur oyumuz çıktı anketin birinde. Bu doğrulandığı takdirde AKP’nin yüzde 28’ler civarındaki oyuyla AKP 2’de kalır, 5’i biz alırız. Matematik böyle diyor. Bunun kanıtlanması nasıl gerçekleşir, yaparlarsa seçimi görürüz." Başka partilerin söylemlerine göre hareket etmeyeceklerini belirten Kurt, "Yeniden Refah Partisi veya diğer partilerin il başkanlarının talimatıyla hareket etmeyiz. CHP siyasette bir devrim yaptı ve adaylarını tüm üyenin katılımıyla ön seçimle belirliyor. Dolayısıyla kimin kaçıncı sırada olacağına il başkanları değil, parti üyeleri karar verir. Becerebiliyorlarsa gelsinler CHP’den 1. sırada aday olsunlar, kazanıyorlar mı görelim" ifadelerini kullandı. Belediye meclisindeki eleştirilere de yanıt veren Kurt, AKP’li 12 meclis üyesine işaret ederek Odunpazarı Belediyesi’nde kurulan sistemin tıkır tıkır işlediğini ve hiçbir hizmetin aksamadını vurguladı. "Akaryakıt Maliyetleri İki Katına Çıktı, Hizmetlerimiz Engelleniyor" Artan akaryakıt fiyatlarının belediye bütçesini ve saha operasyonlarını doğrudan olumsuz etkilediğini vurgulayan Kazım Kurt, ekonomik yönetime tepki gösterdi: ''Geçen yıl bütçe yapılırken litresi 52 TL seviyesinde olan mazot fiyatları, süreç içerisinde 100 TL sınırını aştı. Akaryakıt firmalarına ödenen aylık tutarların iki katına çıkması, diğer yerel hizmetlerin bütçesinden kısılmasına yol açtı. Çöp kamyonlarının güzergâhı azaltılamadığı için katlanan giderler doğrudan belediye hizmetlerini engelliyor.'' "Doğru bir politika izlenseydi bu zamlar olmazdı. 'Savaş var' gerekçesini sunuyorlar. İran’da, Ukrayna’da enflasyon bizimkinden 5-6 kat daha düşük. Türkiye’deki enflasyonun ve zamların temel sebebi savaş değil, kötü yönetimdir." "Kentsel Dönüşüm Yetkisini Aldılar Ama 12 Senedir Yapmıyorlar" İlçe belediyelerinin kentsel dönüşüm konusundaki yetkilerinin mevzuatla elinden alındığını ifade eden Başkan Kurt, engellemelere ve kentsel planlama hatalarına dikkat çekti: "Hiçbir kanunda veya yönetmelikte 'kentsel dönüşümü ilçe belediyesi yapar' diye bir hüküm yok. Biz kendi gayretimizle yapmaya çalışıyoruz. Sanayi Çarşısı’nın dönüşüm yetkisini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı aldı, yapmıyor. Gündoğdu Mahallesi’ni Sayın Burhan Sakallı döneminde afet riskli alan ilan ettiler, yine yapmıyorlar. Yani sadece benim yaptığımı değil, önceki dönemin işlerini de bozuyorlar. Burada net bir Eskişehir’i cezalandırma mantığı var." Çağlan Yolu, Kocakır, Ihlamurkent ve Vadişehir bölgesindeki uygulamalara karşı davalar açtıklarını ve kazandıklarını belirten Kurt, Kocakır’da altyapısız, okulsuz ve camisiz şekilde yürütülen TOKİ projeleri ile hemen yanına yapılan sanayi bölgesinin kentin geleceğini kararttığını söyledi. Erenköy, Huzur, Çankaya ve Yeni Kent’te İmar Düzenlemeleri İmar planları ve kat artışı tartışmalarına bilimsel çerçeveden yaklaştıklarını kaydeden Kazım Kurt, yürütülen çalışmaları şöyle özetledi: ''Zemin koşulları ve bilimsel veriler elverişliyse imar revizyonu kapsamında kat artışı yapılır. Ancak müteahhit talebiyle keyfi olarak 5 katlı yer 15 kat yapılamaz. Devlet desteği olmadan dönüşümü sağlamak adına Erenköy, Huzur ve Çankaya’da 2 katlı alanlar 4 kata çıkarıldı. Yeni Kent’te bazı adalarda dengeleme sağlanarak 6 kata kadar imar izni verildi. Yılbaşına kadar Gündoğdu’nun afet riskli olmayan bölgesinde de benzer bir çalışma tamamlanacak.'' OGÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Ve "Parti Devleti" Tepkisi Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’ın Tıp Fakültesi Hastanesi ile ilgili açıklamalarını desteklediğini belirten Kurt, bölge hastanesi konumundaki bu yapının 1-2 yıl içerisinde yenisinin inşa edilmesi gerektiğini, mevcut hastane yıkılmadan yeni binanın hızla tamamlanmasının şart olduğunu ifade etti. Eskişehir Kalkınma Platformu toplantılarına davet edilmediklerini belirten Kurt, organizasyon yapısını eleştirdi: "Kalkınma sadece ekonomi değil; sanat, kültür ve sosyal yaşamı kapsayan topyekûn bir süreçtir. Bu platformun başında iktidar partisinin il başkanının bulunmasını ve belediyelerin dışlanmasını kabul etmiyoruz. Parti devleti anlayışını reddediyoruz. Sivil toplum oluşacaksa başında odalar veya Valilik olmalıdır. Odunpazarı ve Tepebaşı belediyeleri bu tür iş birliklerinden ısrarla dışlanmaktadır."

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor'' Haber

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor''

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında ekonomi politikalarına, özelleştirme kararlarına ve ekonomik verilere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Son yayımlanan kararname ile 13 otoyol ve 2 köprünün özelleştirme kapsamına alınmasına tepki gösteren Demir, kamu varlıklarının ve milli değerlerin korunması amacıyla Türkiye genelinde imza kampanyası başlattıklarını duyurdu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin daha önce otoyol ve köprü özelleştirmelerine ilişkin iddiaları yalanladığını hatırlatan Hasan Demir, gelinen noktada bu kamu varlıklarının 30 yıllığına devredilmesinin önünün açıldığını vurguladı.İl Başkanı Demir yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Yaklaşık 6 ay önce Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin bir haberle ilgili müdahalesi olmuştu. O dönemde yurt dışı menşeli bir firmaya otoyollar, köprüler ve benzeri kamu varlıklarıyla ilgili bir fizibilite çalışması yaptırılmış ve bu çalışma siz basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna yansımıştı. Ancak ilgili birim, çalışmanın kamuoyuna yansıtıldığı şekilde olmadığını belirterek söz konusu haberlerin önüne geçmeye çalışmıştı. Cuma gecesini cumartesiye bağlayan saatlerde ise gördük ki maalesef bu çalışmalar, karşımıza ciddi sıkıntılar çıkaracak şekilde somutlaşmaya başlamış durumda. Şuradaki tabloyu göstermek istiyorum. Son kararnameyle özelleştirme kapsamına alınan 13 otoyol, 2 köprü ve diğer kamu varlıklarımızın, Türk milletinin elinden 30 yıllığına alınmasının önü açılıyor. Bu varlıkların 30 yıl boyunca kamu hizmeti vermesi halinde sağlayacağı gelirin çok daha altında rakamlarla devredileceğini düşünüyoruz. Toplumun dişiyle tırnağıyla meydana getirdiği varlıklar maalesef tek tek pazarlanıyor, peşkeş çekiliyor. Biz bu tabloyu 2007'den bu yana Türk milleti olarak yaşıyoruz. Hatırlarsınız, kamu iktisadi teşekküllerinin peyderpey özelleştirilmeye başlandığı dönemde de itirazlarımızı toplumla paylaşmıştık. O zaman da şunu söylemiştik: Kamu iktisadi teşekkülleri, bu ülkenin kuruluşundan itibaren atalarımızın büyük fedakârlıklarla meydana getirdiği kuruluşlardır. Bunlar yalnızca kâr amacı taşıyan işletmeler değildir. Aynı zamanda piyasayı düzenleyen, piyasada ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı denge sağlayabilecek fabrikalar ve üretim tesisleridir. Maalesef bunları çok düşük rakamlarla elden çıkardık. Bugün bunun sonuçlarını enflasyon verileriyle açık bir şekilde yaşadığımızı düşünüyoruz. Bugün "Elde avuçta ne kaldı?" diye baktığımızda birkaç kuruluşumuz, topraklarımız, kamuya ait arsalarımız, arazilerimiz, otoyollarımız ve köprülerimiz kaldığını görüyoruz. Şimdi bunların da aynı tablo içerisinde karşımıza çıktığını görüyoruz. Ülke, Züğürt Ağa filminde olduğu gibi parça parça peşkeş çekiliyor arkadaşlar. Biz bu sürecin önüne geçmek ve Türk toplumuna ait olan her unsuru yeniden Türk toplumuna kazandırmak zorundayız. Geleceğimizi doğru şekillendirmek ve Türk toplumunun yaşam kalitesini yükseltmek istiyorsak bunu yapmakla mükellefiz. Şimdi sizinle bir tablo daha paylaşacağım. Bu tabloda an itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bulunuyor ancak mesele yalnızca Mehmet Şimşek meselesi değildir. Burada Mehmet Şimşek'in 2023 yılında yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelmesinden bugüne kadar yaşanan bazı ekonomik gelişmeler gösteriliyor. Döviz kurlarının, akaryakıt fiyatlarının ve asgari ücretin yaklaşık üç yıllık süreçte geldiği nokta bu tabloda yer alıyor. Tabloda da görüyorsunuz. Mehmet Şimşek göreve geldiğinde dolar 20 lira 96 kuruş seviyesindeymiş. Şu anda 48 lira 49 kuruş. Yani üç yıl içerisinde döviz kurunda yüzde 131'lik bir artışla karşı karşıyayız. Akaryakıt fiyatlarına baktığımızda motorinde yüzde 358, benzinde ise yüzde 262'lik bir artış olduğunu görüyoruz. Aynı dönemde asgari ücretteki artış ise yüzde 230 seviyesinde. Peki bütün bunlar yaşanırken Türk toplumunun çalıştığından ve kazandığından ne kadar vergi çıktı? Bunu da aynı tabloda görüyoruz. Üç yıllık süre içerisinde Türk toplumunun cebinden 29,34 trilyon lira vergi toplandı. Yaklaşık 30 trilyon lira vatandaşın cebinden devletin hazinesine ve bütçesine aktarıldı. Buna karşılık yaşadığımız ekonomik değişim de biraz önce gösterdiğim tabloda açıkça görülüyor. Bugün esnaf kan ağlıyor. İşçi kan ağlıyor. Emekli kan ağlıyor. Herkes mevcut ekonomik durumdan muzdarip. Cezalar almış başını gidiyor. Üç yıldır Mehmet Şimşek yönetimindeki maliye politikaları kapsamında esnaf üzerinde ciddi bir baskı olduğunu düşünüyoruz. Kuruşun dahi kaçmaması anlayışıyla hesaplar bloke ediliyor ve esnafın çalışma imkânları sınırlandırılıyor. Zaman zaman birtakım kolaylıklar getiriliyor ve bunlar "af" olarak kamuoyuna sunuluyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada esnafımızın, çalışanımızın, emeklimizin ve hemen hemen bütün sektörlerde faaliyet gösteren vatandaşlarımızın büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığını görüyoruz. Biz ilk günden beri bunu söylüyoruz. 2001 ekonomik krizinin ardından, 2002 yılında yaşanan hükümet değişikliğinden bugüne geçen 24 yıllık süreçte mevcut iktidarın Türk toplumunu üretimden giderek uzaklaştırdığını düşünüyoruz. Türkiye'nin üretimden uzaklaştırılması, ülkemizi dışarıya daha bağımlı hale getiriyor. Toplumun yaşam kalitesi her geçen gün biraz daha aşağıya çekiliyor. İnsanlar artık zorunlu ihtiyaçları dışında harcama yapmamak için hayatlarını yeniden şekillendirmek zorunda kalıyor. Buradan bir kez daha hükümetimize ve devletimize sesleniyoruz: Bu toplumun yaşadığı ekonomik yaraları, insanları sosyal yardımlara bağımlı hale getirerek çözemezsiniz. Bugün ülkede 13 milyonun üzerinde insanın sosyal yardımlarla geçimini sağlamaya çalıştığını ifade ediyoruz. Ortaya çıkan tablo, giderek sosyal yardımlara bağımlı hale getirilen bir toplum yapısını beraberinde getiriyor. Biz Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçileri olarak bu sürecin karşısında durmaya devam edeceğiz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine taşıyana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Eskişehir'de de yaklaşık iki ay önce yine özelleştirme kapsamında bazı sağlık kuruluşlarına ait araziler gündeme gelmişti. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı tarafından bu özelleştirme kararları iptal edildi. Amiyane tabirle vatandaşa önce eşeği kaybettirip ardından eşeği bulmanın sevincini yaşatıyorlar. Biz aynı sonucu biraz önce paylaştığım tabloda yer alan kamu varlıkları konusunda da görmek istiyoruz. Çünkü bu tabloda ülkenin geleceği açısından doğru bir sonuç görmüyoruz. Bizim açımızdan bu tablo, bu ülkenin ve milletin kazanımlarının birilerinin cebine aktarılması anlamına geliyor. Buna müsaade etmemek adına Zafer Partisi İl Başkanlığı olarak tüm Türk milletini sağduyuya ve harekete davet ediyoruz. Bu kapsamda Zafer Partisi olarak imza kampanyamızı başlattık. Kamu iktisadi teşekkülleri başta olmak üzere köprülerin, otoyolların ve kamuya ait bütün yapıların kamuda kalması amacıyla bir çalışma yürüteceğiz. Topladığımız imzaları başta valilerimize, ardından devletimizin ilgili makamlarına sunacağız. Türk toplumu hiçbir şart altında fakirliği ve yoksulluğu hak etmiyor. Ancak 24 yıldır yaşananların sonucunda, tabiri caizse, emdiğimiz süt burnumuzdan geliyor. Artık yeter. Toplumun da yaşananları gördüğünü düşünüyoruz. Önümüze konulacak ilk sandıkta bunun sonucunun açık bir şekilde görüleceğine inanıyoruz. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz. Kurulacak ilk millî hükümette Zafer Partisi, liyakat ve adalet anlayışıyla ülkenin yeniden tesis edilmesi için üzerine düşeni yapacak ve Cumhuriyetin yeniden Türk milletinin iradesiyle yönetilmesi için mücadele edecektir."

ESO Başkanı Kesikbaş: ''İmalat Sanayi Güçlü Olursa Türkiye Güçlü Olur'' Haber

ESO Başkanı Kesikbaş: ''İmalat Sanayi Güçlü Olursa Türkiye Güçlü Olur''

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Programın Türkiye ekonomisine öngörülebilirlik kazandırması bakımından önemli olduğunu belirten Kesikbaş; kalıcı dezenflasyon, sürdürülebilir büyüme, istihdam artışı ve cari açığın azaltılmasına yönelik hedefleri desteklediklerini ifade etti. Kesikbaş açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “İmalat sanayisi güçlü olduğunda Türkiye’nin ekonomik direnci ve dünyadaki sözünün ağırlığı da artar. Bu nedenle dış kaynaklı haksız rekabete karşı üreticimizin korunmasını, ticaret politikası araçlarının zamanında ve etkili biçimde kullanılmasını, sanayinin üzerindeki girdi maliyetlerinin azaltılmasını son derece önemsiyoruz. Reel sektörle istişarenin dönemsel temasların ötesine taşınarak kurumsal ve sürekli bir yapıya kavuşturulması da alınan kararların sahadaki karşılığını güçlendirecektir. OVP’de bu başlıklara yer verilmesini, üretim ekonomisinin geleceği açısından kıymetli buluyor ve uygulama sonuçlarını yakından takip ediyoruz.” “OVP’NİN UYGULAMA SÜREÇLERİNİN MERKEZİNDE SANAYİ VE ÜRETİM YER ALMALI” Açıklamasında imalatın öneminin altını çizen Kesikbaş, “Türkiye’nin ekonomik hedeflerine ulaşabilmesi için OVP’nin merkezine sanayi ve üretim güçlü biçimde yerleştirilmelidir. Dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ancak bu sürecin ekonomik ve toplumsal maliyeti üreticinin omuzlarına bırakılmamalıdır. Enflasyonla mücadele edilirken sanayimizin yatırım kabiliyeti, sermaye yapısı ve uluslararası rekabet gücü korunmalıdır. Sanayicilerimizin önünü görebileceği, kuralları belirgin ve güven veren bir ekonomik iklime ihtiyacımız var. Üreten, yatırım yapan ve ihracat gerçekleştiren firmalara uzun vadeli, uygun maliyetli ve erişilebilir finansman sağlanmalıdır. İhracatçılar ve yatırımcılar seçici teşviklerle desteklenmeli; KOBİ’lerin işletme sermayesine erişimi kolaylaştırılmalıdır. Teknolojik, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandıracak araçlar da sanayi politikasının temel unsurları hâline getirilmelidir. OVP’nin başarısı, hedeflerin disiplinli ve üretimi gözeten bir kamu maliyesiyle desteklenmesine bağlıdır. Yönetilen ve yönlendirilen fiyatların enflasyon hedefleriyle uyumlu biçimde denetlenmesi, maliyet etkilerinin yakından izlenmesi ve kamu politikalarında kararlılığın korunması, programa duyulan güveni güçlendirecektir.” “ESKİŞEHİR SANAYİSİ (2027 – 2029) OVP’DEN NE BEKLİYOR?” 1. Kural Temelli ve Öngörülebilir Ekonomi 2. Üretimi Koruyan ve Destekleyen Dezenflasyon Politikası 3. Uzun Vadeli ve Uygun Maliyetli Sanayi Dönüşüm Finansmanı 4. İhracatçıya Rekabetçi Kur ve Seçici Teşvik 5. Verimli ve Düşük Karbonlu Üretim 6. Bilgiyi Teknolojiye, Yeteneği Üretime Dönüştüren Sanayi Ekosistemi 7. Yapay Zekâ ve İleri Teknoloji Odaklı Sanayi Dönüşümü 8. Erişilebilir Sanayi Alanları ve Stratejik Üretim Bölgeleri 9. Demiryolu, Liman ve Lojistik Altyapı Seferberliği 10. Takvimlendirilmiş, Ölçülebilir ve Sahada Etkin OVP Uygulaması

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor! Haber

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticileriyle bir araya gelerek pancar alım kampanya öncesinde çiftçinin beklentilerini dinledi. Üreticiler, artan gübre, tohum, ilaç, sulama suyu, kira, mazot ve elektrik maliyetlerine dikkat çekerek pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istedi. Bazı üreticiler ise çiftçi refahı düşünülüyorsa 4 bin 500 lira olmalı” dedi. Üreticiler gelecek yıl pancar ekimini artıracak seviyede fiyat beklentisi içinde olduklarını ifade ettiler. Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatif Başkanı ve Bor Ziraat Oda Başkanlarını da ziyaret etti. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi ve CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada üreticilerle buluştu. Gürer “şeker pancarının yalnızca üreticiyi değil, üretimden işleme ve pazarlamaya kadar geniş bir kesimi ilgilendiren stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, “Pancar stratejik bir ürün. Tohumunu, gübresini, ilacını satan, tarlada çapalayan, bakımını yapan, nakliyesini gerçekleştiren, fabrikada işleyen ve işlendikten sonra satışını yapan geniş bir kesimi ilgilendiriyor” dedi. Eylül ayında pancar kampanyasının başlayacağını belirten Gürer, pancar üreticisinin şu anda açıklanacak fiyatı beklediğini söyledi. Türkiye’de bu yıl yaklaşık 22 milyon ton pancar yetişmesinin beklendiğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yıllık şeker üretiminin de 2,8-3 milyon ton aralığında olduğunu belirtti. Gürer, Türkiye’nin şeker pancarında kendi kendine yeterli olabilecek ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Türkiye bu bağlamda kendi kendine yetebilecek noktada olduğu ürünlerden biri pancar. Ancak son yıllarda pancar ekimlerinde alanın, üretimin ve rekoltenin varlığına rağmen çiftçi bu işten de çok mutlu değil. Çünkü girdi maliyetleri artıyor, aynı oranda gelir sağlayamıyor” diye konuştu. “GİRDİLER YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisi Kemal Çörekçi ise artan maliyetler nedeniyle üreticinin zor durumda olduğunu belirterek pancar için beklentisinin ton fiyatının 4 bin lira ile 4 bin 500 lira arasında olduğunu söyledi. Çörekçi, “Ben pancar alım fiyatının 4,5 lira olsun isterim. Çünkü girdiler çok pahalı” dedi. Geçen yıl desteklerle birlikte yaklaşık 3 bin 200 liralık fiyat açıklandığını hatırlatan Çörekçi, “Bu sene de 4 lira olmasını temenni ederiz çünkü girdilerimiz yüksek. Yani en az 4 bin olsun. 4 bin olsun ki çiftçiyi mutlu edecek rakam olsun, yüzü gülecek ki biz de seneye bir daha bu işi yapacağız” ifadelerini kullandı. Üretici, özellikle tohum fiyatındaki artışa dikkat çekerek, “Şimdi girdi maliyetleri önemli ölçüde arttı. Yüzde 100 arttı. 22 liraya aldığımız tohumu 38 liraya aldık. Akıllı tohum dediklerini, yani yüzde 100 zam geldi ona” diye konuştu. Çörekçi, “dekar maliyetimiz 25-27 bin lira. Dekarda verim 6'dan başlar, 8-9'a kadar çıkar. Yani bakımına göre, gübresine göre, sulamasına göre, şartlarına göre değişiyor” dedi. “SULAMA SUYU YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisinin maliyetlerinin yalnızca gübre ve tohumla sınırlı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, sulama fiyatlarında da artış olup olmadığını sordu. Çörekçi, “Yüzde 100 artış var. 450 lira saat şu anda bizim burada suyun kooperatif...” diyerek sulama maliyetlerindeki artışı dile getirdi. Gürer ise üreticinin yaşadığı maliyet baskısını belirterek, “Yani sulama suyunuz arttı, gübre arttı, mazot arttı, elektrik gideri arttı.” dedi. Üretici de “Yüzde 100 arttı girdiler. Çok pahalı şu anda” diyerek artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Çörekçi, pancarın en az 4 bin liralık alım fiyatına ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, 4 bin 500 liranın ise gelecek yıl üretici sayısını artırabileceğini ifade ederek, “Yani en düşük 4.000 liralık fiyat ama diyor ki 4.500 lira olursa gelecek yıl ekim yapanın sayısında artış olur. Yani böyle fiyat vermedikçe millet pancardan dikmekten vazgeçmeye başladı. Çünkü adam masraf ediyor, ediyor, ediyor. 6-7 aldığımız zaman zarar ediyor. Yani 6-7 aldık mı zarar şu anda” diyen üretici, mevcut maliyetlerle üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. “ÖZELLEŞTİRME PANCARIN PAZARINDA DA SORUN YARATTI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin pancar üreticisi açısından ortaya çıkardığı sorunlara da dikkat çekerek, “Şimdi özelleştirme yapılması da şeker pancarının pazarında sorun yarattı. Niye? Özel sektör kâr etmeden bir işi yapmıyor” diyen Gürer, özellikle pancarın yan ürünü olan küspe konusunda yaşanan değişime dikkat çekti. Gürer, “Küspeyi daha önce fabrikaya pancarı veren çiftçiye ücretsiz verilirdi. Şimdi küspeyi fabrika parayla satıyor” dedi. Küspe fiyatının da 2,5 lirayı bulduğu söyleniyor şu anda paketi” ifadesini kullandı. Üretici de, “Pancar alım fiyatı ile nerede ise hemen hemen aynı yani. Bunun melası var, şekeri var. Bunları geç artık. Posasını yani o şekilde satıyorlar ama bize geldi mi fiyat niye korkuyorlar?” diye konuştu. GÜRER: “ŞEKER PANCARI MUTLAKA KORUNMALI” Ömer Fethi Gürer, üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca pancarın tarladaki maliyetiyle sınırlı olmadığını, pancarın hayvancılık açısından da önemli bir ürün olduğunu belirtti. Gürer, “ Çiftçi diyor ki ben bir yıl emekle bunu üretiyorum, çabalıyorum. Ondan sonra götürüp teslim ediyorum fabrikaya. Küspeden alırken neredeyse pancarı sattığım fiyatla küspeyi alıyorum. Hayvancılarımız alıyor yani” sözleriyle küspe maliyetinin hayvancılık yapan üreticiler üzerindeki etkisine dikkat çekti. Şeker pancarının stratejik niteliği nedeniyle üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Bu anlamda şeker pancarı üreticisinin desteklenmesi de gerekiyor. Çünkü şeker pancarı stratejik bir ürün olduğu için mutlak surette korunması gereken bir alan” dedi. Gürer ayrıca pancar şekerinin, nişasta bazlı şuruba karşı doğal ve önemli bir alternatif olduğunu belirterek, üretim maliyetlerindeki artışın pancarın pazardaki konumunu da etkilediğini belirterek, “Nişasta bazlı şurubun karşısında da doğal olarak şeker pancarının giderlerinin artması ona pazar yaratıyor. Bunun da önüne geçmek çiftçiye verilecek destekle ilgili.üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için desteklerin artırılması gerekir” dedi. “ÇİFTÇİNİN TALEBİ NET: EN AZ 4 BİN LİRA” Pancar üreticisinin beklentisinin açık olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin mevcut maliyetler karşısında pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istediğini söyledi. Gürer, “Çiftçi alım fiyatı olarak en düşük 4.000 lira olsun istiyor” diyerek pancar üreticisinin beklentisini kamuoyuna taşıdı. Üreticiler ise yalnızca bu yılın fiyatının değil, gelecek yıl pancar ekiminin devam edip etmeyeceğinin de açıklanacak alım fiyatına bağlı olduğunu belirterek, maliyetleri karşılayacak ve üreticiyi yeniden tarlaya teşvik edecek bir fiyat açıklanması çağrısında bulundu. EYLÜL AYINDA SÖKÜM BAŞLIYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer 20 Eylül’de genelde pancar alım kampanyası başlar. Çiftçi, üretici bu süreçte alım fiyatı açıklanmasını bekler. 6 dekara 40 bin TL ilaçlı tohum ekiliyor. 1 dekara en az 13 kez su veriliyor. Dekar su gideri de 25 bin lirayı buluyor. Geçen yıl destekle tonu 3100 TL’ dan çiftçi pancarın 16 polarını fabrikaya verdi. Bu yıl sulama suyu için elektrik, tarla kira gideri, gübre, mazot, tohum geçen yıla göre enflasyon üzerinde artış gösterdi. Girdilerde artışa müdahale etmeyen iktidar alım fiyatında çiftçiyi başabaş noktasında bırakıyor ve çiftçi refahını sağlayacak bir gelir olmayınca çiftçi borcunu ödemekte zorlanıyor. Çok çiftçi bankalarda borç ödemekte zorlanıyor. İcralık çiftçi sayısı artıyor” dedi. GÜRER, SORUNLARI DİNLEDİ CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç ve yönetim kurulu üyeleri ile Bor Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı ve Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç ile bir araya gelerek bölgedeki çiftçi ve üreticilerin sorunlarını görüştü. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin bölge çiftçisi açısından önemli bir merkez olduğunu belirten Gürer, üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinlemenin önemine dikkat çekti. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç, Niğde, Nevşehir, Aksaray ve Ereğli bölgelerini kapsayan 27 bin ortaklı kooperatif olarak üreticilerin tohumdan gübreye, ilaçtan makine ve ekipmana kadar birçok ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını belirterek Gürer’e ziyareti için teşekkür etti. Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç de tarım sektörünün mevcut durumunun sahada ve üreticiyle doğrudan görüşülerek değerlendirilmesinin önemine vurgu yaparak, çiftçi ve üreticilerin sorunlarına gösterdiği duyarlılık nedeniyle Gürer’e teşekkürlerini iletti.

OSBÜK İç Anadolu Bölge Toplantısı Eskişehir OSB'de Gerçekleştirildi Haber

OSBÜK İç Anadolu Bölge Toplantısı Eskişehir OSB'de Gerçekleştirildi

Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) İç Anadolu Bölge Toplantısı, Eskişehir OSB ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, bölgedeki 75 OSB’nin başkan ve bölge müdürlerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda, OSB’lerin talep, sorun ve çözüm önerileri istişare edildi. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) İç Anadolu Bölge Toplantısı, Eskişehir OSB’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ile İç Anadolu Bölgesi’ndeki 75 OSB’nin başkan ve bölge müdürlerinin katıldığı toplantıda, sanayinin gündemindeki yatırım, üretim, finansmana erişim, enerji maliyetleri, nitelikli iş gücü ve yeşil-dijital dönüşüm başta olmak üzere sektörün talep ve sorunları ele alındı. Toplantının açılışında konuşan OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, İç Anadolu Bölgesinin önemli bir sanayileşme mücadelesi verdiğinin altını çizdi. Bölgedeki 13 ilde, 49’u işletme aşamasında olmak üzere toplam 75 OSB’nin bulunduğunu söyleyen Kütükcü, 22 bini aşkın fabrikada 615 bin kişiye doğrudan istihdam sağlandığını vurguladı. Bölgedeki sanayicilerin zorlu ekonomik şartlara rağmen üretimde gösterdiği kararlılıkla da dikkat çektiğini belirten Kütükcü, “OSBÜK olarak uzun süredir OSB’lerimizdeki üretimin seyrini elektrik tüketimi üzerinden takip ediyoruz. Bu yılın ilk 7 ayında İç Anadolu’daki organize sanayi bölgelerimizin elektrik tüketimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 olan Türkiye ortalamasının çok üzerinde yüzde 5,2 arttı. Bu oran, tüm zorlu şartlara rağmen, bölge insanımızın ve sanayicilerimizin üretimden vazgeçmediğini, aksine üretime daha güçlü bir şekilde sarıldığını net bir biçimde ortaya koyuyor. Zira Türk sanayisinin gücü sadece rakamlardan değil, bu rakamların arkasındaki alın terinden, üretim azminden ve mücadele ruhundan geliyor” dedi. “Üretim varsa umut vardır, istişare varsa çözüm vardır” OSBÜK’ün, güçlü OSB camiasının sesini daha gür duyurmak, sorunlarını Ankara’ya taşımak ve çözüm üretmek için çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü dile getiren Kütükcü, kamu ile OSB’ler arasında güçlü bir köprü olarak OSB’lerin taleplerini dikkatle takip ettiklerini ifade etti. Sahadan gelen sorunların ortak akılla çözülmesinin çok kıymetli olduğunu anlatan Başkan Kütükcü sözlerini şöyle tamamladı: “OSB’lerin gücünün iki önemli kaynağı var, üretim ve istişare. Şartlar ne olursa olsun, bu ikisinden asla vazgeçemeyiz. Üretim varsa umut vardır. İstişare varsa çözüm vardır. Hamdolsun istişare kültürünü, çok iyi şekilde çalıştırıyoruz. İçinde bulunduğumuz süreçte olduğu gibi, rüzgarlar bazen sert esecek, deniz bazen dalgalı olacak. Ama bizler, Türkiye’nin üretim gücünü hep birlikte ve daima daha ileriye taşıyacağız. Hedefimiz çok net. Daha fazla yatırım. Daha fazla üretim. Daha güçlü sanayi. Ve daha güçlü bir Türkiye.” “İmalat sanayisinde Türkiye küresel ölçekte Çin’den sonra en çok çeşit ürünü, en çok ülkeye ihraç eden ikinci ülke” Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, 2008 yılından bugüne dünyanın çeşitli türbülanslardan geçtiğini anlattı. Tüm zorlu süreçlere rağmen Türk sanayicisinin çok büyük gayretle üretime devam ettiğini kaydeden İnan, sanayicinin büyük fedakarlıklar gösterdiğini dile getirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sanayiciler için çeşitli projeleri hayata geçirdiklerini dile getiren Bakan Yardımcısı İnan, organize sanayi bölgelerine yatırım yapmaya devam ettiklerini söyledi. “İmalat sanayisinde Türkiye küresel ölçekte Çin'den sonra en çok çeşit ürünü, en çok ülkeye ihraç eden ikinci ülke. Biz sanayi yetkinliği olarak çok ön plana çıkan bir ülkeyiz” ifadesini kullanan İnan, Türkiye yüzyılı kurulması sürecinde üretimle var olmanın önemine vurgu yaptı. Bakan Yardımcısı İnan konuşmasında Türk ekonomisi ve Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’na ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Küpeli: “Türkiye olarak üretmeye ve büyümeye devam etmeliyiz Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli de OSB’nin gelişimi hakkında bilgiler vererek, OSB’nin toplam büyüklüğünün 34 milyon metrekareye yaklaştığını ve üretimdeki 748 fabrikasında 53 bin aşan istihdama sahip olduklarını anlattı. Türk sanayisinin kritik bir süreçten geçtiğini dile getiren Küpeli, “Bir yandan küresel pazarlardaki daralma ve rekabet baskısı sürerken, diğer yandan finansmana erişimdeki zorluklar, ihracat pazarlarımızdaki ciddi daralma ve durgunluk, çevremizdeki sürekli bir savaş hali ve gergin ortam, ülkemiz içindeki yüksek işletme ve enerji maliyetleri, istihdam üzerindeki yükler, diğer hizmetler sektörlerdeki yüksek enflasyon rakamları piyasada dengeleri bozmakta ve sanayicimizin omuzlarındaki yükü artırmaktadır. Bunların yanı sıra hızla gelen Yeşil Mutabakat ve dijital dönüşüm gereklilikleri, sanayi parsellerinde artan maliyetler, en önemlisi üretimimizin can damarı olan nitelikli büyüklüğü, 916 tahsisli parseli, aktif olarak üretimde olan iş gücü temini, bugün hepimizin ortak ve öncelikli meselesidir” dedi. Sanayi yatırımlarındaki yavaşlamanın Türkiye’nin üretim kapasitesi açısından dikkatle ele alınması gerektiğini belirten Küpeli, ekonomide uygulanan tedbirlerin sanayi yatırımları üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Küpeli, Türkiye’nin üretim gücünü koruması ve yeni yatırımlarla büyümeye devam etmesi gerektiğini vurgulayarak, sanayinin yalnızca mevcut kapasitesini koruyarak değil, yeni yatırımlarla sürekli büyüyerek güçlenebileceğini ifade etti. Küpeli, Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü koruyabilmesi için desteklerin artırılması, öngörülebilirliğin güçlendirilmesi ve yapısal adımların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. İç Anadolu Bölge Toplantısı açılış konuşmalarının ardından istişare bölümü ile devam etti.

İsmail Kumru: "Halkın Gerçek Sorunlarını Çözen Bir Anlayış Şart!" Haber

İsmail Kumru: "Halkın Gerçek Sorunlarını Çözen Bir Anlayış Şart!"

Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, yapay gündemler ve siyasi operasyonlarla halkın gerçek sorunlarının gölgede bırakıldığını belirterek, "Önceliğimiz geçim sıkıntısı, eğitim ve halkın iradesidir" dedi. ​Türkiye’nin son dönemde yapay gündemler ve yerel yönetimlere yönelik siyasi müdahalelerle meşgul edildiğini vurgulayan Odunpazarı Kent Konseyi, milyonlarca vatandaşın, esnafın ve emekçinin her geçen gün ağırlaşan yaşam koşullarına dikkat çekti. Konsey, ülkenin ve şehirlerin asli gündeminin mutfaktaki yangın, geçim sıkıntısı ve geleceğe umutla bakmakta zorlanan gençler olduğunu belirtti. ​"Ülkenin Asli Gündemi Geçim ve Gelecektir" ​Odunpazarı Kent Konseyi tarafından yayımlanan basın açıklamasında, vatandaşların öncelikli meselesinin siyasi rekabetler değil bir hayatta kalma mücadelesi olduğunun altı çizildi. Açıklamada öne çıkan başlıklar şu şekilde; ​Emeklilerin temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığı, asgari ücretle geçinen milyonların ise enflasyon karşısında her gün eriyen gelirleriyle baş başa bırakıldığı ifade edildi. ​Yaklaşan yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde velilerin kırtasiye masrafları, okul kayıt ücretleri ve artan giderler nedeniyle yaşadığı çaresizliğe dikkat çekilerek, eğitimin bir lüks değil anayasal hak olduğu vurgulandı. ​Yüksek vergiler, artan kira ve enerji maliyetleri altında ezilen esnafın kepenk kapatma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu, işçilerin ve emekçilerin ise emeğinin karşılığını alamadığı belirtildi. ​"Yerel Yönetimler ve Demokrasi Hedef Alınıyor" ​Yerel yönetimlerin halkın iradesinin doğrudan tecelli ettiği en temel demokratik yapılar olduğuna işaret eden açıklamada, bu alanlara yönelik her türlü müdahalenin vatandaşın iradesine yapılmış bir saldırı olduğu ifade edildi. ​Başkan İsmail Kumru, siyasi operasyonlarla yerel yönetimlerin çalışmalarının engellenmek istendiğini belirterek, "Bizler Odunpazarı Kent Konseyi olarak, halkın iradesine ve yerel demokrasinin tüm değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Gündemimiz operasyonlar değil, halkımızın refahı ve adalettir" dedi. ​"Asli Gündemimize Dönelim" Çağrısı ​Yetkililere ve tüm siyasi aktörlere seslenilen açıklamada, ülkenin enerjisinin yapay krizlerle tüketilmemesi gerektiği ifade edildi. Odunpazarı Kent Konseyi, halkın gözünün içine bakılarak ekonomi, eğitim, işsizlik, esnaf ve emeklinin feryadının görülmesi çağrısında bulundu. ​Açıklama, "Odunpazarı Kent Konseyi olarak; halkımızın yanında olmaya, kentimizin ve ülkemizin gerçek sorunlarını yüksek sesle dile getirmeye ve çözüm üretilmesi için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz" ifadeleriyle son buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.