SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enflasyon

Porsuk Haber Ajansı - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsmail Kumru: "Halkın Gerçek Sorunlarını Çözen Bir Anlayış Şart!" Haber

İsmail Kumru: "Halkın Gerçek Sorunlarını Çözen Bir Anlayış Şart!"

Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, yapay gündemler ve siyasi operasyonlarla halkın gerçek sorunlarının gölgede bırakıldığını belirterek, "Önceliğimiz geçim sıkıntısı, eğitim ve halkın iradesidir" dedi. ​Türkiye’nin son dönemde yapay gündemler ve yerel yönetimlere yönelik siyasi müdahalelerle meşgul edildiğini vurgulayan Odunpazarı Kent Konseyi, milyonlarca vatandaşın, esnafın ve emekçinin her geçen gün ağırlaşan yaşam koşullarına dikkat çekti. Konsey, ülkenin ve şehirlerin asli gündeminin mutfaktaki yangın, geçim sıkıntısı ve geleceğe umutla bakmakta zorlanan gençler olduğunu belirtti. ​"Ülkenin Asli Gündemi Geçim ve Gelecektir" ​Odunpazarı Kent Konseyi tarafından yayımlanan basın açıklamasında, vatandaşların öncelikli meselesinin siyasi rekabetler değil bir hayatta kalma mücadelesi olduğunun altı çizildi. Açıklamada öne çıkan başlıklar şu şekilde; ​Emeklilerin temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığı, asgari ücretle geçinen milyonların ise enflasyon karşısında her gün eriyen gelirleriyle baş başa bırakıldığı ifade edildi. ​Yaklaşan yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde velilerin kırtasiye masrafları, okul kayıt ücretleri ve artan giderler nedeniyle yaşadığı çaresizliğe dikkat çekilerek, eğitimin bir lüks değil anayasal hak olduğu vurgulandı. ​Yüksek vergiler, artan kira ve enerji maliyetleri altında ezilen esnafın kepenk kapatma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu, işçilerin ve emekçilerin ise emeğinin karşılığını alamadığı belirtildi. ​"Yerel Yönetimler ve Demokrasi Hedef Alınıyor" ​Yerel yönetimlerin halkın iradesinin doğrudan tecelli ettiği en temel demokratik yapılar olduğuna işaret eden açıklamada, bu alanlara yönelik her türlü müdahalenin vatandaşın iradesine yapılmış bir saldırı olduğu ifade edildi. ​Başkan İsmail Kumru, siyasi operasyonlarla yerel yönetimlerin çalışmalarının engellenmek istendiğini belirterek, "Bizler Odunpazarı Kent Konseyi olarak, halkın iradesine ve yerel demokrasinin tüm değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Gündemimiz operasyonlar değil, halkımızın refahı ve adalettir" dedi. ​"Asli Gündemimize Dönelim" Çağrısı ​Yetkililere ve tüm siyasi aktörlere seslenilen açıklamada, ülkenin enerjisinin yapay krizlerle tüketilmemesi gerektiği ifade edildi. Odunpazarı Kent Konseyi, halkın gözünün içine bakılarak ekonomi, eğitim, işsizlik, esnaf ve emeklinin feryadının görülmesi çağrısında bulundu. ​Açıklama, "Odunpazarı Kent Konseyi olarak; halkımızın yanında olmaya, kentimizin ve ülkemizin gerçek sorunlarını yüksek sesle dile getirmeye ve çözüm üretilmesi için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz" ifadeleriyle son buldu.

Eskişehir’de Karşılıksız Çekler Artıyor Haber

Eskişehir’de Karşılıksız Çekler Artıyor

Yeni Parti Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız yaşanan ekonomik kriz ve esnafın içerisinde bulunduğu durumu yaptığı açıklama ile dile getirdi. Yeni Parti Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız yaptığı açıklamada; ‘’Eskişehir’de karşılıksız çek verileri; ticarette yaşanan daralmanın, nakit sıkışıklığının ve finansmana erişememenin her geçen gün daha da zorlaştığını ve durumun ağırlaştığını açıkça göstermektedir.’’ dedi. Rakamlar çarpıcı, tablo ağır Rakamlar üzerinden durumu anlatan Yıldız: ‘’Geçen ay Odunpazarı Belediyesi temmuz ayı Meclis toplantısında da dile getirdiğimiz üzere karşılıksız çekler şehrimizin ekonomisinin geldiği kötü durumu göstermektedir. 2025 yılı mayıs ayında 29 milyon TL olan karşılıksız çek tutarı, 2026 yılı mayıs ayında ise 309 milyon TL’ye çıkarak yüzde 964 oranında artmıştı. 2025 yılı haziran ayında 55 milyon TL olan karşılıksız çek tutarı, 2026 yılı haziran ayında 290 milyon TL’ye çıkmış ve yüzde 426 artmıştır. İlimizde 2026 yılının Ocak-Haziran aylarında toplam karşılıksız çek tutarı 1 milyar 266 milyon TL’ye ulaşarak, 2025 yılının toplam tutarı olan 1 milyar 231 milyon TL’yi geçmiş durumdadır. 2026 yılının ilk 6 ayında karşılıksız çek tutarı şimdiden 2025 yılının toplamını geçmiştir. Bu durum, 2026 yılının daha zor ve içinden çıkılması güç bir yıl olacağının habercisidir.’’ dedi. Yaşanan bu durumun sadece rakamlardan ibaret olmadığını, güvenin ve ticaretin de zayıfladığını belirten Yıldız, çek artık bir ödeme aracı olmaktan çıkmıştır dedi. Yıldız; ‘’Bu tablo, ekonomik krizin yaygınlaştığını, derinleştiğini ve büyüklüğünü açıkça göstermektedir. Ekonomi artık yönetilemez hâle gelmiştir. Millet enflasyonun can yakıcı etkisini hissetmekte ve hayat pahalılığının altında ezilmektedir. Üretici ve esnaf; maliyet baskısı, satışların düşmesi, nakit sıkışıklığı ve kârsızlıkla mücadele etmektedir. Gelinen noktada yıllardır güvenli bir yazılı ödeme aracı olan çek, artık bu özelliğini kaybetmektedir. Çek keşidecisi vade tarihinde yazdığı tutarı ödeyememe, alacaklarını tahsil edemezse çekinin karşılıksız çıkması kaygısı yaşarken, çek alacaklısı yani lehtar ise çek tutarının tahsil edip edememe kaygısı yaşamaktadır. Bankalar da çek taleplerinin düştüğünü, çek defteri yenileme ya da yeni çek defteri talebinde azalma olduğunu belirtmektedirler. Bu durum, piyasada güvenin zayıfladığını ve ödeme sistemlerinin değiştiğini göstermektedir. Yüksek faiz ve krediye erişimin kısıtlı olması; esnafı ve tüccarı ödeme ve tahsilat süreçlerinde yeni araçlar bulmaya yöneltmektedir. EKONOMİ YÖNETİMİ ARTIK TÜM DESTEĞİNİ KAYBETTİ Yanlış politikaları nedeniyle eleştirdiğimiz ekonomi yönetiminin politikaları ve bakan Mehmet Şimşek gördüğümüz ve okuduğumuz kadarıyla artık tüm desteğini kaybetmiştir. Ses artık sadece bizden değil, AKP içinden de yükselmektedir. Geldiği günün enflasyon oranını, 3 sene sonra hedef olarak belirleyen ve milleti ağır vergi yükleri altında ezen ve uydurulan rakamlarla yapılan ücret zamlarıyla yoksulluğa makul eden Maliye ve Hazine Bakanı sonuç vermeyen politikalarla, milleti refah yerine geçim derdine, rahat olmak yerine çaresizliğe, tasarruf yerine krediye esir etmiştir. ‘’KİMSENİN DAYANACAK GÜCÜ KALMADI’’ Kötü ekonomi yönetimi yüzünden iş yerlerinin kapandığını, tahsilat ve ödeme zincirinin kırıldığını ve işsizliği büyüttüğünü belirten Yıldız, ‘’İnsanlar için bir ev almak bir araba almak hayal olmuştur.’’ Gün geçtikçe herkes hayallerinden vazgeçmektedir. Ev, araba almak hayal oldu. Ama bundan daha önemlisi insanlar mutsuzluğa mahkûm edildi. Çocuğunu evlendirecekler için düğün yapmak, eşya almak, misafirlerini ağırlamak ve hatta düğüne gidip bir hediye verecekler için bile bu düzen zulüm haline gelmiştir. Yıllarca çocuğunu okutmuş, bir üniversite kazanması için emek harcamış anne babalar çocukları üniversiteyi kazandığında kara kara düşünmektedir. Aileler eğitim, kırtasiye, barınma ve diğer masraflar karşısında çaresiz kalmakta ve ne yazık ki kredilere ve bankalara esir olmaktadırlar. Milletin bu bitirilmeyen kriz ve düşürülmeyen enflasyon karşısında dayanacak gücü kalmamıştır. Ve millet bu düzenin değişmesi için artık sesini yükseltmiş, yönetme ve çözüm bulma becerisini kaybetmiş mevcut iktidardan umudunu kesmiş ve yeni bir yol açmıştır. Bu yeni yol milleti kurtuluşa götürecek, kimseyi çaresiz bırakmayacak ve refahı sağlayacaktır.

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Ülke Kuruluş Felsefesine Tekrar Dönsün" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Ülke Kuruluş Felsefesine Tekrar Dönsün"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, parti binasında düzenlediği basın toplantısında ülke ekonomisinden anayasa tartışmalarına, iç politika gelişmelerinden yerel ve ulusal gündeme kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin mevcut yönetim anlayışıyla ciddi bir ekonomik ve siyasi buhran yaşadığını belirten Demir, iktidara ve muhalefete yönelik sert eleştirilerde bulundu. ​Enflasyon Verileri ve Halkın Yaşadığı Gerçekler ​Basın açıklamasının ekonomi bölümünde Temmuz ayı enflasyon verilerini değerlendiren İl Başkanı Hasan Demir, TÜİK ile ENAG rakamları arasındaki uçuruma dikkat çekti. TÜİK'e göre aylık enflasyonun yüzde 1,78, yıllık yüzde 31,75; ENAG verilerine göre ise aylık yüzde 3,07, yıllık yüzde 50,49 olduğunu hatırlatan Demir, iki kurum arasındaki bu farkın halkın yaşamını doğrudan etkilediğini vurguladı. ​Hasan Demir, "Halkın içerisine girdiğiniz zaman bu verileri çok daha rahat, hatta iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Çünkü dün 5 liraya aldığınız bir ürünü bugün 5 liraya alamıyorsunuz. Bunlar gerçek ve bu gerçeklerle yüzleşmek istemeyen hükümet, sürekli para politikalarıyla ülkeyi yönetme telaşında, üretimden uzaklaşmış durumda. Ülke fiili olarak ekonomik bir ambargonun içerisinde" ifadelerini kullandı. ​Alım Gücü ve Küresel Sıralamalar Geriliyor ​Türkiye'nin uluslararası alandaki ekonomik konumunu 2002, 2015 ve günümüz kıyaslamalarıyla aktaran Demir, ülkenin her geçen yıl geriye gittiğini şu verilerle paylaştı: ​Alım Gücü: 2002 yılında dünyada 78. sırada olan Türkiye, 2015'te 68. sıraya yükselmişken; 2017 Başkanlık Referandumu sonrasında 90. sıraya geriledi. ​Gıda ve Beslenme: 2002'de 75. sıradayken, 2015'te 62. sıraya çıkıldı; günümüzde ise 95. sıraya düşüldü. ​Barınma: 72. sıradan 110. sıraya gerileme yaşandı. ​Akaryakıt: 2002'de 82. sırada yer alan Türkiye, mazot fiyatlarının 84 TL'yi bulduğu günümüzde 87. sıraya geriledi. Brüt asgari ücretle sadece 446 litre dizel yakıta ulaşılabildiğini belirten Demir, iktidarın "Türkiye uçuyor" söylemlerinin gerçekleri yansıtmadığını dile getirdi. ​Sektörel bazda esnafın maliye baskısı ve fahiş kiralarla, çalışanların gıda enflasyonuyla, tarımsal üreticilerin girdi maliyetleriyle, sanayicilerin ise enerji ve rekabet sorunlarıyla boğuştuğunu belirten Demir, ekonomik yozlaşmanın aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir çöküşü tetiklediğini söyledi. ​"Sözde Terörsüz Türkiye" ve Anayasa Tartışmaları ​Konuşmasının ikinci bölümünde "Terörsüz Türkiye" söylemiyle yürütülen süreçleri eleştiren Hasan Demir, Ekim 2024'ten bu yana gündeme getirilen anayasa değişikliklerini ve çerçeve yasa tartışmalarını eleştirdi. İmralı ile yürütülen temaslara ve yeni paradigmalar üzerinden yürütülen tartışmalara tepki gösteren Demir, anayasanın ilk dört maddesi ile özellikle üniter yapıyı koruyan kritik maddelerin hedef alındığını vurguladı: ​Madde 10 (Eşitlik İlkesi): Herkesin kanun önünde eşit olduğunu belirten bu maddenin, son yıllarda muhalif kadrolara karşı araçsalize edildiğini ifade etti. ​Madde 42 (Eğitim ve Öğretim Hakkı): Türkçeden başka hiçbir dilin eğitim ve öğretim kurumlarında ana dil olarak okutulamayacağını, dilin en büyük birleştirici unsur olduğunu hatırlattı. ​Madde 66 (Vatandaşlık Hukuku): "Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlığı olan herkes Türktür" ilkesinin ve milli üniter yapının hedef alındığını dile getirdi. ​Türk milletinin ferasetiyle bu oyunları boşa çıkaracağını belirten Demir, geçen hafta Şanlıurfa'da bir aşiret düğününde takıların tamamının gazi, şehit ve korucu ailelerine bağışlanmasını örnek göstererek Türk milletinin birlik ve beraberlik ruhunu her daim koruyacağını ifade etti. ​Siyasette Güven Krizi ve Yeni Siyasi Gelişmeler ​Siyaset kurumuna olan güvenin son yıllarda ciddi bir erozyona uğradığını belirten Hasan Demir, bireysel menfaatler uğruna yapılan siyasi transferleri ve ilkesiz ittifakları eleştirdi. Eskişehir'de Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatanların açıklamalarına da değinen Demir, Zafer Partisi olarak Atatürk, Cumhuriyet ve İstiklal Harbi çizgisinden taviz vermediklerini vurguladı. ​Hasan Demir sözlerini şu çağrıyla tamamladı: ​"Biz istiyoruz ki bu ülke gerçekten kuruluş felsefesine tekrar dönsün. Biz, bu felsefeyle ülkenin ne gibi ivmeler kazanacağını bilen yegane siyasi parti olarak başta Genel Başkanımız Ümit Özdağ olmak üzere tüm kadrolarımızla Cumhuriyete ve milli üretim yapısına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hep birlikte Türk milletini tekrar müreffeh seviyeye ulaştıracağız."

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan'dan "Üretim Yavaşlıyor" Uyarısı Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan'dan "Üretim Yavaşlıyor" Uyarısı

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, sanayideki yavaşlamaya dikkat çekerek acil ekonomik tedbirler alınması çağrısında bulundu. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan yaptığı açıklamada sanayi sektörünün karşı karşıya olduğu kronikleşen sorunlara dikkat çekti. Yüksek faiz politikaları, daralan iç talep ve katlanan üretim maliyetlerinin işletmeleri kapasite düşürmeye zorladığını belirten açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Eskişehir, Türkiye'nin lokomotif sanayi kentlerinden biridir. Organize sanayi bölgeleri, ihracat yapan işletmeleri ve binlerce emekçisiyle ülkemizin üretim gücüne önemli katkı sağlamaktadır. Ancak bugün gelinen noktada; yüksek enflasyon, ağır vergi yükü, yüksek faiz politikaları, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve daralan iç talep nedeniyle sanayimiz ciddi bir baskı altındadır. Sanayicimiz yatırım yapamaz hâle gelmiş, üretim maliyetleri katlanmış, birçok işletme kapasite kullanımını yeniden gözden geçirmek zorunda kalmıştır. Üretimde yaşanan yavaşlama; çalışanlarımızı, ailelerini, esnafımızı ve tüm şehir ekonomisini doğrudan etkilemektedir. Ekonomide güvenin yeniden tesis edilmesi, üretimin ve yatırımın önünün açılması artık ertelenemez bir zorunluluktur. İYİ Parti olarak çağrımız nettir: Üreten sanayicinin üzerindeki finansman yükü hafifletilmelidir. KOBİ'lere uygun koşullarda kredi imkânı sağlanmalıdır. Üretim ve ihracatı destekleyen kalıcı ekonomik politikalar uygulanmalıdır. Vergi ve enerji maliyetleri gözden geçirilmeli, üretimi teşvik eden adımlar atılmalıdır. İstihdamı koruyacak ve yeni yatırımları özendirecek reformlar gecikmeden hayata geçirilmelidir. Eskişehir'in gücü üretimdir. Üretimin, yatırımın ve istihdamın güçlendiği bir ekonomi; yalnızca sanayiciyi değil, tüm toplumu kalkındıracaktır. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin ve emekçimizin yanında olmaya; üreten, kazanan ve güçlü bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz."

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında" Haber

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında"

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Eskişehir binası önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, açıklanan taban fiyatların yetersizliği, ödemelerdeki uzun gecikmeler, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar ve randevu sistemindeki aksaklıklar sert bir dille eleştirildi. TMO’nun kurulus misyonundan uzaklaştığını belirten Yer, Eskişehirli çiftçilerin yalnız bırakıldığını vurgulayarak yetkililere çağrıda bulundu. ​“Açıklanan Fiyatlar Gerçekten Uzak, Çiftçinin Zararı Büyüyor” ​Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan ve 88 yıllık geçmişe sahip Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) asli görevinin Türk çiftçisinin en önemli geçim kaynağı olan hububat piyasasını düzenlemek ve yönlendirmek olduğunu hatırlatan Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan, 88 yıllık geçmişiyle tarımsal ürün piyasalarını düzenleyip üretici ile tüketiciyi koruyacak tedbir ve şartları oluşturma misyonu bulunan; faaliyet alanında tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlayıp paydaşlara güven veren, dinamik, yetkin ve çağın gerekleriyle uyumlu tarım sektörünün örnek ve önder kuruluşu olma vizyonuna sahip Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önündeyiz. Hepimizin bildiği üzere TMO'nun esas ve asli faaliyet alanı, Türk çiftçisinin ana uğraşı olan hububat piyasasının yürütücüsü ve belirleyicisi olmaktır. 2026 dönemi hasadı başlamadan önce TMO, taban alım fiyatı olarak buğdayın kilogram fiyatını 16,50 TL, arpanın kilogram fiyatını ise 12,075 TL olarak açıklamıştı. Biz, İYİ Parti olarak Eskişehir Zahire Borsası önünden açıklanan fiyatın gerçekle ilgisi olmadığını, ürünün kilogram başına maliyet bedelinin en az 19,90 TL olması sebebiyle açıklanan resmî enflasyon oranında dahi artış yapılsa fiyatın yaklaşık 25 TL civarında olması gerektiğini söylemiştik. İrade tarafından belirlenen fiyat, geçen süreç içerisinde maalesef beklentilerin de altına inmeye devam etmekte; zaten zararda olan Türk çiftçisinin zararı, piyasa düzenleyicisi ve yürütücülerinin gözleri önünde, tepkisizlikleri neticesinde hızla artmaktadır. Mesela, 2 Temmuz'da ikinci sınıf, tonu 16.500 TL olarak değerlendirilen mahsulünü TMO'ya teslim eden çiftçimiz, parasını henüz devletten alamadı. 2 Temmuz'da motorin 65 TL idi. 26 Temmuz'da motorin 79,70 TL oldu. 2 Temmuz'da çiftçimiz ürününü teslim ettiğinde parasını alıp motorin alsaydı 254 litre motorin alabilecekti. Şu an para yatırılmış olsa dahi ancak 209 litre motorin alabilmektedir. Çiftçinin 45 litre mazotu nerede? Bir konuya daha dikkat çekmek istiyoruz. Herkes çiftçiye mazot ve gübre desteği verildiğini söylüyor. Ancak eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel ve planlı üretim desteği de maalesef zamanında ödenmemektedir. 2024 yılı Ekim-Kasım döneminde ekilen arpa ve buğday için ödenmesi gereken destekler, ancak yaklaşık bir buçuk yıl sonra üreticinin hesabına yatırılmıştır. Çiftçiye verilen destek bu kadar gecikince, enflasyon karşısında değerini kaybetmekte, yani daha çiftçinin eline ulaşmadan erimektedir. Destek vermek kadar, o desteği zamanında vermek de önemlidir diyoruz. Değerli katılımcılar, dikkatinize sunmak istiyoruz. 24 Temmuz 2026 Eskişehir Zahire Borsası kapanış fiyatları; • Buğday: 12,70 TL • Arpa: 10,50 TL olarak gerçekleşmiştir. Hangi akıl, hangi beceri, hangi hesap bu bozuk tabloyu olumluya çevirebilir; bunu merak ediyoruz. Piyasa gerçekleşmesi bu durumdayken biz, İYİ Parti olarak yetkililere soruyoruz: Bu süreçte TMO, kendisine getirilen ve resmî fiyatı 16,50 TL olarak açıklanan buğdayın kalitesini gerekçe göstererek fiyat düşürmekte midir? "Birinci sınıf ve ikinci sınıf buğday alım kapasitemiz doldu, üçüncü ya da dördüncü sınıf bedelinden alım yapabiliriz." denilmekte midir? Harman sürecini dört gözle bekleyen, tüm borç ve ödemelerinin günü gelen üreticiler; normalde ilan edilen ve taban fiyat olması gereken fiyatın altında, ürününü tüccara maliyetinin altına satmaya mecbur bırakılmakta mıdır? Biz diyoruz ki; aynen böyledir ve buna kimsenin sesi, soluğu çıkmamaktadır. Yani göstermelik biçerdöverlere binmek, yandaşları toplayıp görüntü vermek konunun aslı değildir, diyoruz. Değerli katılımcılar, TMO ile ilgili bir diğer olumsuzluk ise randevu sisteminin getirdiği zorluklar ile Çiftçi Kayıt Sistemi'ndeki giderilmeyen aksaklıklar zinciridir. Ayrıca yaş ortalaması 65 olan üretici kitlesi, randevu sistemini kullanmakta ciddi zorluk yaşamaktadır. Bu hususa da dikkat çekilmesini istiyoruz. Randevu probleminden devam edersek; Köylerimizde hububat hasadı, biçerdöverlerin mevki mevki çalışması nedeniyle bölgelere göre parça parça yapılmaktadır. Hasat edilen ürün, römork ya da kamyonlarla TMO'ya teslim edilmektedir. Ancak uygulamaya konulan randevu sistemi şu anda çok ileri tarihlere randevu vermekte, üreticiler ise ürünlerini bekletmek ve depolamak zorunda kalarak büyük mağduriyet yaşamaktadır. Bunun aksini iddia eden varsa buyursun, köylerimizi birlikte gezelim; nedir, ne değildir yerinde görsün. Biz bize iletilenler doğrultusunda sorun ve talepleri dile getiriyoruz. Üreticiler, teslim ve randevu alabilmek için siyasi parti kapılarını aşındırmakta, bürokratlara gitmek zorunda kalmaktadır. Eğer bunun böyle olmadığını söyleyen varsa... Biz bu konuda duyduklarımızı belgeleyip teyit edersek, gerçekten birilerinin yüzüne seslenir ve yaptıklarının kul hakkının çok ötesinde bir davranış olduğunu önlerine koyarız. Buradan bürokratları uyarıyoruz: • Sıralamaya müdahale etmeyin. • Kontenjan kullanmayın. • Ayrımcılık yapmayın. Ürün değerlendirmesinde iddia edildiği gibi değil, gerçekçi davranın. O ürünün bedelinde; klimalı odalarda serin serin oturarak değil, kıraç tarlalarda alın teri dökülerek kazanılmış emeğin hakkı vardır ve bunun vebali ağırdır, diyoruz. İddialarımızın aksine bir durum varsa, "Kesinlikle böyle bir şey yok." diyorlarsa; Bunu açıklasınlar. Biz hodri meydan diyoruz. Değerli katılımcılar, Milletin efendisi olan, Ata toprağını bekleyen ve milletin geleceği için üretmeye çalışan Türk çiftçisi maalesef zor durumdadır ve çıkmaz bir yoldadır. Tarım politikası ve uygulamaları açıkça "Ekmeyi bırak." demektedir. Üretmek yerine ithal etmeyi daha doğru gören bir anlayışa rağmen Türk çiftçisi, millî bir ruhla, zarar etmesine rağmen, üretmeye devam etmektedir. Biraz vicdanı olan muhataplar bunu görmeli; menfaat siyasetiyle değil, millî tarım siyasetiyle hareket etmelidir. Bizim önerimiz budur. 2006 yılında bu iktidar tarafından çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre bütçeden ayrılacak tarımsal destekleme oranı, bir önceki yılın gayrisafi millî hasılasının yüzde 1'inden az olamaz. Ancak bu hüküm bugüne kadar asla uygulanmamıştır. Bunu resmî kaynaklar ve ilgili birlikler açıkça ifade etmektedir. Türk çiftçisinin anasının ak sütü gibi helal olan bu hakkının da dikkatlerden kaçmaması için hatırlatmak istedik.1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında Anadolu çiftçisine sahip çıkmak amacıyla kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önünden Eskişehir'in siyasi dinamiklerine sesleniyoruz. İYİ Parti olarak diyoruz ki; İktidar ve muhalefetin temsilcileri Eskişehir'de pırlantacı açılışında çok güzel buluşuyor, keyifle kurdele kesebiliyorlar. Hiçbirinizin umurunda olmayan çiftçi burada. Köylü burada. Ama onlar buraya gelemiyor, gelmiyor. İşte bu sebeple biz hepinize karşıyız. İşte bu sebeple siz hepiniz, biz tekiz. İşte bu sebeple siz orada, biz burada milletin yanındayız, diyoruz. Türk çiftçisini, köylüsünü sahipsiz sanmayın. Yanında kimse olmasa bile biz daima olacağız. İnanın; köylümüzün, çiftçimizin, üreticimizin asil ruhu sizi yenecektir, diyoruz. Ata emaneti toprağı, her türlü dış mihraklı operasyona rağmen işlemeye devam edecek ve kendisine yüklenen o misyon gereği milletin geleceğinde söz sahibi olacaktır, diyoruz. Selam olsun tüm olumsuzluklara rağmen ekene, biçene; neticede boynu bükük kalan köylüye, çiftçiye. Selam olsun Büyük Milletin Efendisi'ne. Biz cesur bir yürek olarak sesleniyoruz: Bekle çiftçi kardeşim, bekle köylü kardeşim. Size değer verecek, size sahip çıkacak iyiler mutlaka gelecek."

Memur-Sen İl Temsilcisi Akar: "%13,52 Yetersiz, Seyyanen Zam Şart" Haber

Memur-Sen İl Temsilcisi Akar: "%13,52 Yetersiz, Seyyanen Zam Şart"

Memur-Sen Eskişehir İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, kamu görevlileri ve emeklileri için 2026 yılı Temmuz ayında uygulanan %13,52’lik maaş artışını değerlendirdi. Mevcut artışın beklentileri karşılamadığını belirten Akar, acil çözüm çağrısında bulundu. ​Kamu görevlileri ve emeklilerin maaşlarına Temmuz ayında yansıtılan %13,52’lik artış oranına ilişkin sert eleştirilerde bulunan Memur Sen Eskişehir İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, ekonomik koşulların memuru zorladığını ifade etti. ​“%13,52’lik Artış Kayıpları Telafi Etmiyor” ​Açıklamasında, Hakem Heyeti tarafından belirlenen %13,52’lik zammın yetersiz olduğunun altını çizen İbrahim Akar, şu ifadeleri kullandı: ​“2026 yılı ikinci altı ayı için memur ve memur emeklileri adına belirlenen %13,52 oranındaki ücret artışı, güncel enflasyon ve yaşam maliyetleri karşısında yetersiz kalmıştır. Bu artış, çalışanların geçmişten bugüne gelen kayıplarını telafi etmekten uzaktır ve hiçbir şekilde sadra şifa olmamıştır.” ​Tazminat Düzenlemelerine Eleştiri ​İl ve ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri ile müdür yardımcılarına yönelik yapılan tazminat düzenlemelerini de eleştiren Akar, hiyerarşik denge vurgusu yaptı. Yapılan 50 ve 25 puanlık tazminat artışlarının beklentilerin altında kaldığını belirten Akar, bu rakamların en azından Öğretmenlik Meslek Kanunu çerçevesinde verilen başöğretmen tazminatı seviyesinde olması gerektiğini savundu. ​“Vergi Dilimi Sabitlenmeli ve 3600 Ek Gösterge Çözülmeli” ​Eğitim Bir Sen olarak memurların üzerindeki vergi yüküne dikkat çeken Şube Başkanı Akar, çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: ​Sabit gelirli memurların yıl içerisindeki maaş erimelerini engellemek adına vergi diliminin %15’te sabitlenmesi gerektiğini vurguladı. ​Toplu Sözleşme masasında karara bağlanan, birinci derecedeki memurlara 3600 ek gösterge verilmesi konusunun daha fazla bekletilmeden hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. ​“Seyyanen Artış Bir Zorunluluktur” ​Açıklamasının sonunda kamu görevlilerinin alım gücünün korunması gerektiğini hatırlatan İbrahim Akar, “Memur ve memur emeklilerimiz için acilen seyyanen bir artış yapılması artık bir zorunluluk haline gelmiştir” diyerek hükümete çağrısını yineledi.

Saadet Partili Mehmet Aygün: "Kaynak Var, Sorun Öncelik Bozukluğu!" Haber

Saadet Partili Mehmet Aygün: "Kaynak Var, Sorun Öncelik Bozukluğu!"

Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Aygün, ekonomik tabloyu ve iktidarın önceliklerini sert bir dille eleştirdi. Emekli maaşları ve asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına tepki gösteren Aygün, "Millet geçim derdindeyken kaynaklar gösterişe harcanıyor" dedi. ​Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Aygün, gündemdeki ekonomik gelişmelere ve iktidarın icraatlarına dair önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Mihalıççık ilçesinden gelen şehit haberi ve Saadet Partisi İl Başkanı Fesih Bingöl’ün babasının vefatından duyduğu üzüntüyü ifade ederek başlayan Aygün, taziye dileklerini iletti. ​"Enflasyon Rakamları Değil, Sofradan Eksilen Tabaktır" ​Ekonomik verilere yönelik eleştirilerde bulunan Aygün, maaş zamları döneminde enflasyonun "sakinleştiği" iddiasını hatırlatarak şunları söyledi: ​"Bu rakamlar sadece birer istatistik değildir; bu rakamlar sofradan eksilen tabaktır. Açlık sınırının 36 bin lira olduğu bir ülkede milyonlarca emekliyi 23 bin liraya, asgari ücretlileri ise açlık sınırının altına mahkûm edip, 'milletimizi enflasyona ezdirmedik' demek vicdani değildir. Milletin sırtındaki yük artık taşınamaz haldedir." ​"Emeklimizi İngiliz Emeklisiyle mi Karıştırıyorsunuz?" ​Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in emeklilerin alım gücünün arttığına dair açıklamalarına da değinen Mehmet Aygün, İngiltere ile Türkiye arasındaki emekli maaşı alım gücü farkına dikkat çekti. Aygün, "İngiltere'de bir emekli maaşıyla 121 kilo kırmızı et alabilirken, Türkiye'deki emekli sadece 20 kilo alabiliyor. Bakan Şimşek, bizim emeklimizi İngiliz emeklisiyle karıştırıyor olabilir mi?" diyerek tepkisini dile getirdi. ​"Kaynak Sorunu Yok, Öncelik Bozukluğu Var" ​NATO Zirvesi hazırlıkları sırasında devlet kurumlarının koordinasyon hızı ile ekonomik sorunlar karşısındaki iradesini kıyaslayan Aygün, önceliklerin yanlış belirlendiğini savundu: ​"NATO Zirvesi için devlet bütün kurumlarıyla kısa sürede harekete geçebiliyor. Madem bu irade var, neden vatandaşın güvenliği ve geçimi söz konusu olduğunda aynı hız ortaya konulmuyor? Sadece Etimesgut Havalimanı için harcanan 11,5 milyar lira, 550 bin emeklimizin maaşına tekabül ediyor. Bizim itirazımız, millet geçim derdindeyken kaynakların gösterişe harcanmasıdır." ​"Gençlerin Değerlerini Dile Getirmesi Desteklenmeli" ​Açıklamasının sonunda üniversitelerdeki gençlere yönelik kısıtlamalara da değinen Aygün, "Üniversitelerde marjinal pankartlar 'özgürlük' adı altında alkışlanırken, ilahi bir emrin sansürlenmesi ikiyüzlülüktür. Dürüstlüğü rehber edinen ve değerlerini dile getiren gençler engellenmemeli, aksine desteklenmelidir" ifadelerini kullandı.

Çakırözer: "Enflasyon Düştü Diyenler Pazarın Halini Görsünler" Haber

Çakırözer: "Enflasyon Düştü Diyenler Pazarın Halini Görsünler"

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer şehrin en büyük semt pazarlarından Çarşamba pazarında tezgah açan esnafla, alışverişe çıkan yurttaşları dinledi. Alışverişe çıkan emekliler, vatandaşlar, “İçler acısı durumdayız. Yaz gelmesine rağmen meyvenin yanına yaklaşamıyoruz. Taneyle alırken utanıyoruz. Pazarda bile veresiye alır hale geldik. Artık sesimizi duysunlar” derken, CHP’li Çakırözer, “Her fırsatta 'enflasyon düştü, ekonomi düzeliyor' diyenler gelsinler bir de pazarın halini görsünler! İktidarın TÜİK’inin makyajlı verilerle çizdiği pembe tablolar ne derse desin sokaktaki, tezgahtaki gerçek değişmiyor. Vatandaşın alım gücü her geçen gün erimeye, pazar çantası eksilmeye devam ediyor!” dedi. ÇARŞAMBA PAZARINDA HALKI DİNLEDİLER CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal ve yönetimi ile Çarşamba pazarında tezgah açan esnaf ile alışverişe çıkan yurttaşları dinledi. Vatandaşlar alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü belirtirken, Çakırözer, “Emekliyi, emekçiyi pazara çıkamayacak hale getiren bu köhne düzeni sandıkta halkımızla birlikte değiştireceğiz” dedi. “İÇLER ACISI DURUMDAYIZ! PAZARI BİLE VERESİYE YAPIYORUZ” Çakırözer’in dinlediği emekliler, “İçler acısı durumdayız. Bin lira para ayırdık ama yetmeyecek. Biber alacağız 100 lira, meyve alacağız 100 lira. Birer kilodan yarım kiloya, şimdi de gramla alışveriş yapmaya mahkum edildik. Alacağımız şeyleri alamayınca evde tartışma çıkıyor. Boşanmalar arttı diyorlar, böyle giderse daha da artacak. Artık pazarda bile veresiye ile alacak hale geldik. Sağ olsun bazı arkadaşlarımız veresiye veriyor, maaş alınca veriyoruz. Artık saçımızı bile veresiye kestirecek duruma geleceğiz” dedi. “TANEYLE ALIRKEN UTANIYORUM” “Yaz olmasına rağmen meyvenin yanına yaklaşamıyoruz” diyen bir başka emekli ise, “Artık taneyle alıyorum. Şeftaliyi, kayısıyı... Utanıyorum böyle alırken. Eskiden bakardım, alırdım. Şimdi sadece bakıyoruz. Babamdan yetim maaşı alıyorum” dedi. Vatandaşın alım gücünün bittiğini söyleyen karpuzcu esnafı, “Alım gücü yok, bitti. Vatandaş ev kirasını mı versin, elektrik, doğalgaz faturasını mı versin, yoksa gıda mı alsın? Biz de borçla yaşıyoruz” diye konuştu. “SESİMİZİ DUYSUNLAR ARTIK” Pazara çıkan genç bir vatandaş da: “Bütçemiz yetmiyor artık. Asgari ücretle geçinemiyoruz. Kiralar 20 bin lira, aldığım maaş 28 bin lira. Ben ailemle yaşıyorum. Ayrı eve çıkmak istiyorum, çıkamıyorum. Elimde avucumda yok! Bankaya borcum var. Borçları ödemek için kredi çekiyorum. Ödeyemiyorum. Artık sesimizi duysunlar” dedi.

Saadet Partisi’nden Uyarı: "Gelirde Adalet Olmadan Toplumsal Huzur Sağlanamaz" Haber

Saadet Partisi’nden Uyarı: "Gelirde Adalet Olmadan Toplumsal Huzur Sağlanamaz"

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, Türkiye’deki derinleşen ekonomik krize dikkat çekerek, "Üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığı bir düzende gerçek kalkınmadan söz etmek mümkün değildir" dedi. ​Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, ülke genelindeki ekonomik tabloya ve gelir adaletsizliğine ilişkin eleştirilerde bulundu. Ekonomik büyümenin rakamlardan ibaret olmadığını savunan Ünal, toplumun tüm kesimlerinin refahını artırmayan hiçbir ekonomik modelin başarılı sayılamayacağını vurguladı. ​"En Ağır Yük Dar Gelirlinin Omuzlarında" ​Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki dramatik düşüşün vatandaşın belini büktüğünü belirten Ünal, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ​"Bugün ülkemizin en önemli sorunlarından biri, gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün daha da derinleşmesidir. Çalışanlar, emekliler, çiftçiler, küçük esnaf ve gençlerimiz, artan yaşam maliyetleri karşısında ezilmektedir. Bu tablo yalnızca ekonomik bir mesele değil; sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru doğrudan etkileyen bir krizdir." ​"Ekonominin Merkezinde İnsan Olmalı" ​Saadet Partisi olarak "Adil Düzen" vizyonunu benimsediklerini hatırlatan Şevket Ünal, ekonominin belirli bir kesimin zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmesi gerektiğini belirtti. ​Ünal, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu çözüm önerilerini ise şu başlıklarla özetledi: ​Üretim ve İstihdam: Faiz ve spekülasyon yerine yatırım, sanayi ve tarımın desteklenmesi. ​Vergide Adalet: Gelir dağılımındaki bozulmayı engelleyecek kalıcı vergi düzenlemeleri. ​Sosyal Devlet: Yoksulluğun değil, refahın paylaşıldığı bir düzenin tesisi. ​Emeğin Korunması: Alın terinin karşılığının verilmesi. ​"Güçlü Devlet, Güçlü Milletle Mümkündür" ​Açıklamasında Milli Görüş hareketinin ekonomik yaklaşımına atıfta bulunan Ünal, "Güçlü millet; adil gelir dağılımı, sosyal adalet ve fırsat eşitliği ile inşa edilebilir" dedi. Hiç kimsenin kendini dışlanmış hissetmediği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu ifade eden Şevket Ünal, Saadet Partisi olarak bu yönde çözüm üretmeye ve çalışmaya devam edeceklerini belirterek sözlerini noktaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.