SON DAKİKA
Hava Durumu

#Uğur Yıldız

Porsuk Haber Ajansı - Uğur Yıldız haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uğur Yıldız haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletin Refahı Saraylardan, Uçaklardan Daha Büyük İtibardır Haber

Milletin Refahı Saraylardan, Uçaklardan Daha Büyük İtibardır

Odunpazarı Belediyesi Ocak Ayı Meclis Toplantısında gündem dışı söz alan CHP Meclis Üyesi Uğur Yıldız TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarını, asgari ücreti ve emekli maaş zamlarını değerlendirdi. Meclis Üyesi Uğur Yıldız yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Sayın Başkanım, değerli meclis üyeleri, toplantımızı takip eden kıymetli Eskişehirliler ve basın mensupları sizleri saygıyla selamlıyorum. Konuşmama başlamadan önce yeni yılın herkese sağlık, mutluluk, bereket ve güzellikler getirmesini diliyorum. Bugün aralık ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte memur, SSK ve BAĞKUR emeklilerinin ücretlerine yapılacak zam oranları da belli oldu ve %12,19 artışla en düşük emekli maaşı 18 bin 938 lira olarak belirlendi. Asgari yaşam koşullarını sağlamaktan çok uzak olan bu ücret hem emeklileri hem de onların içinde bulunduğu zor durumu içine sindiremeyen herkesi derinden üzmüş, çaresizlik içinde olan emeklilerimizi yaşamak için çok daha zorlu bir süreçle baş başa bırakmıştır. Yerel seçimlerin üzerinden yaklaşık 2 yıl, genel seçimlerin üzerinden ise 2,5 yıldan fazla zaman geçmesine ve emeklinin geçim sıkıntısı her seçim döneminin konusu olmasına rağmen, çektiği sıkıntıların çözüleceği ile ilgili verilen vaatler yerine getirilmemiştir. Yerel seçim sürecinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye başkan adayı ve halen ilimizin milletvekili olan Sayın Nebi Hatipoğlu’nun emekliler ilgili dikkat çekici tespitleri, değerlendirmeleri ve hükümet adına verdiği sözleri de hala akıllardadır. Sn. Vekil o dönem içerisinde belki sahada gezdiği ya da milletin sesini duyabildiği için ciddi anlamda emeklilerin sıkıntılarını anlamış, emeklinin neden bu süreci yaşadığını anlatmış ve çözüm anlamında vaatlerde de bulunmuştur. Katıldığı bir ulusal televizyon kanalının programında; Emeklilerin yaşadığı sıkıntıları bildiğini ve kabul ettiğini, önceki yıllarda asgari ücretin üstünde, günümüzde ise asgari ücretin altında maaş aldıklarını, bu durumu anladığını, anlamamanın büyük bir hata olduğunu, emeklilerin anlattıklarının doğru olduğunu ve verilere dayandığını söylemiştir. Asgari ücretin üzerinde verilen maaşların ve emeklinin refahının da yine kendi hükümetleri döneminde verildiğini, emeklileri minimum asgari ücret seviyesine getirebilmek için gece gündüz kabinenin ve cumhurbaşkanının çalıştığını, bir kaynak arayışı olduğunu ve en kısa zamanda maaşların asgari ücret seviyesine geleceğine inandığını belirtmiş, emeklilerden sıkışık dönemde biraz daha sabretmelerini rica ederek ‘’Böyle bir sorun var bu sorunun üzerindeyiz ve hızlıca çözeceğiz’’ diye sözlerini bitirmiştir. Eskişehir’ de yaşayan 250 bin ve ülkemizde ki 17 milyon emekli adına birkaç soru sormak istiyorum; 2 sene önce emeklinin yaşadığı geçim derdinin farkında olanlar, 2 yıl sonunda bu sorunun çözülmesi için ne yapmışlardır? Aranan kaynak hala bulunamamış mıdır? Emekliler daha ne kadar sabredecektir? Bu sıkışık dönemin sonu ne zaman gelecektir? Ülkeye hizmet etmiş ve sadece haklarını isteyen emeklilerimiz ne zaman hak ettikleri insani yaşama kavuşacaklardır? Sayın başkanım, değerli meclis üyeleri; Aslında emeklilerle ilgili tablonun AKP iktidarı döneminde anlatıldığı gibi olmadığını, 23 yılda hiçbir zaman refah seviyelerinin yükselmediğini ve gelirlerinin artmak yerine her yıl azaldığını görmekteyiz. Az önce anlattığım programda Sn. Hatipoğlu, pandeminin ve depremin etkilerinin enflasyonu tetiklediği için bazı kesimlerde zafiyet oluşturduğundan da bahsetmiş, bu iki olumsuz durumun faturasının kısaca emekliler ve ücretlilere yıkıldığını da söylemekten çekinmemiştir. Ancak; emekli maaşlarının 2002 ve 2025 yılları arasındaki değişimine baktığımızda, maaşlarda meydana gelen azalışın pandemi ya da depremle herhangi bir ilgisinin olmadığını, hükümet tarafından yıllarca sürdürülen sistemli ve bilinçli bir yoksullaştırma politikası olduğunu görmekteyiz. 2003 yılında en düşük emekli maaşı, asgari ücretten 1,5 kat fazla iken bu fark yıllar içinde eritilmiş, 2008 yılında oran 1,10 düşmüş, ilk defa 2016 yılında asgari ücret ve en düşük emekli maaşı birbirine eşitlenmiş ve 2020 yılından sonra da makas tersine açılmaya başlamış, emekli maaşı asgari ücretin çok ciddi altında bırakılmış ve şu anda en düşük emekli maaşı asgari ücretin yüzde yetmişine denk hale getirilmiştir. Hükümet, her ihtiyacını öteleyerek hayatta kalma mücadelesi veren emeklilere sırtını dönmüş ve hak ettikleri maaşları ödemek yerine eli çok sıkı davranarak emeklinin sesini duymamazlıktan gelmiştir. Yaşadıkları bu yokluk ve yoksulluğun akla, mantığa ve vicdana sığan bir izahı bulunmamaktadır. Emekliler sabit gelire sahip olmaları nedeniyle, ekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetlerinden önemli ölçüde etkilenmektedir. Ülkemizde yaşam koşullarının güçleşmesi özellikle emekliler için ciddi sorunlar yaratmaktadır. Kira miktarlarının ortalama emekli aylıklarının üzerinde olması ve elde ettikleri gelirin önemli bir kısmını kira bedeli olarak ayırmaları nedeniyle, en temel harcamalarından beslenme ihtiyaçları için bile yeterli düzeyde gelir ayıramamaktadırlar. Asgari ücretliler açısından da durum hiç farklı değildir. Asgari ücret; 2026 yılında ilk defa daha açıklandığı anda açlık sınırının altında kalmıştır. TÜRK-İş’in raporuna göre aralık ayı itibariyle açlık sınırı 30.143 liradır. Asgari ücretli daha ilk zamlı maaşında 2 bin liralık açıkla yeni yılda hayat mücadelesi vermektedir. Asgari ücretle geçinmeye çalışan emekçiler ve aileleri her yönüyle çöken bu sistemde açlık ve yoksullukla mücadele etmektedir. Bu sorunlar herkesin bildiği ve iliklerine kadar hissettiği sorunlardır. Ülke olarak algıyla yönetilmeye çalışılan bir sürecin içerisindeyiz. Ücretlerin, maaşların dolar bazında arttığına dair bir algı yaratılmaktadır. Dolar bazında gelir artmış gibi görünse de giderler bunun kat be kat üstünde artış göstermiş ve alım gücü müthiş bir seviyede azalmıştır. Sadece son 5 yılda bazı ürünlerdeki fiyat artışlarına baktığımızda; Dana etinin %1200, kuzu etinin %1170, kiranın %1150, kreşler ya da eğitimin %1120, ulaşımın %1100, meyvenin %1050, ekmeğin %1000, balığın %905, yumurtanın fiyatının ise %900 arttığını, Bu fiyat artışlarına rağmen asgari ücretin sadece %780 arttığını görmekteyiz. Dolar bazında arttı denen ücretler, enflasyon karşısında eriyip gitmiştir. Enflasyon ülkemizde TÜİK’ in açıklandığından çok yüksektir. Eğer gerçekten bu sorunlara çözüm aranıyorsa, her şeyden evvel gerçek enflasyon rakamlarını kabul etmek ve yüzleşmek gerekir. TÜİK bir kamu kurumudur. Millete gerçekleri açıklamakla mükelleftir. Sayın Cumhurbaşkanı’nı ve ilgili bakanları mutlu etmekten, emekçilerin, emeklilerin sofrasından ve cebinden çalmaktan vazgeçmeli, şeffaf olmalı, sorunu açıkça ortaya koymalı, rakamlarla oynayıp örtbas etmemeli ve çözüm bulma işini iktidara bırakmalıdır. Nasıl bir sepet oluşturmuşsa, gıda, kira, sağlık ve giyim enflasyonu rekor üstüne rekor kırarken, OECD ülkelerinden 15-20 kat fazlayken, açıklanan enflasyon rakamları herkesi şaşırtmakta ve gerçek hayattan koptuğunu kanıtlamaktadır. TÜİK, mahkemede bile açıklamadığı enflasyon sepetinin içeriğini kamuoyuna açıklamalı ve çok acilen bu sepeti yaşam koşullarına uygun hale getirmelidir. Her şeyin sahibi olan milleti çaresizlikle baş başa bırakmamalıdır. TÜİK’ in enflasyon sepetinin içeriğini ya da içeriğini oluşturan verilerin ağırlığını değiştireceğini ekonomistler dile getirmeye başladı. Böylelikle enflasyonun görece olarak düşürüleceği iddia edilmektedir. Böyle bir değişimi, yoksulluğun derinleştirilmesine katkı verecek bir unsur olarak görmemiz gerekir. Milletimizi yaşadığı çıkmaza yanlış ekonomi politikaları getirdi. Bizi bu duruma getirenlere, açıklanan rakamlarla ülkeyi güllük gülistanlık göstermekten vazgeçmeli, uyuyup 6 ay sonra uyanmak isteyen bakandan miras kalan derin uykunun etkisinde bulunan ekonomini yönetimini de uyandırıp, sadece milletin yüzüne vuran gerçekleri kendilerinin de yüzüne vurmak gereklidir. İktidarın 23 yıldır yoksullukla, yoklukla yaşamaya alıştırdığı, canlarını sıka sıka artık suyunu çıkardığı ve geçen yıl böyle yaşadın, bu yıl daha da azıyla yaşarsın diye açlık ve yoksulluk sınırının altında bıraktığı yüce milletimizi bir an önce hak ettiği refaha ve yaşam kalitesine kavuşturması şarttır ve milletin refahı saraylardan, uçaklardan daha büyük itibardır. Değerli meclis üyeleri; Sözlerimi bitirmeden önce sayın başkanımıza teşekkür etmek istiyorum. Sayın Başkanım; Odunpazarı’nda yaşayan vatandaşlarımızın %51’nin sinemaya hiç gitmediği, %61’nin eğlence için zaman ayıramadığı bir dönemde, geride bıraktığımız yılın son haftasında gerçekleştirdiğiniz Yeni Yıl Pazarı gerçekten çok çoşkulu ve muhteşem güzellikler içerisinde geçti. Hem hemşerilerimiz hem de şehir dışından gelenlerle beraber katılım da oldukça yüksekti. Gelecek güzel günlere dair umutlarımızı yeşerttiniz. Bu nedenle organizasyonda emeği geçen, başta değerli başkanımız sizlere, başkan yardımcımız Emre Bey’e ve ilgili birim müdürlerimize ve sahada temizlikten, güvenliğe kadar her şeyin kusursuz olması için çaba sarf eden birim çalışanlarına da ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yüce meclise de iyi akşamlar diliyorum."

Karşılıksız Çeklerde Korkunç Artış Yaşanıyor! Haber

Karşılıksız Çeklerde Korkunç Artış Yaşanıyor!

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız yaptığı açıklamada, ülkede yaşanan ekonomik çöküşe ve toplumsal yoksullaşmaya dikkat çekti. CHP Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 87’nci yılında saygı, minnet ve özlemle andı. Yıldız, ekonomideki çöküşe ve toplumsal yoksullaşmaya da dikkat çekerek, “Kriz kalıcı hale geldi, hükümetin tek amacı siyasi varlığını sürdürmek.” dedi. “Atatürk’ü anmak bu ülkenin geleceğine sahip çıkmaktır” Uğur Yıldız, dünyaya örnek olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dün düzenlenen törenlerle milyonlarca kişi tarafından anıldığını ifade ederek şunları söyledi: “Ulu Önderimiz, ebedi ve tek Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 87’nci yılında saygı, minnet ve özlemle anıyorum. Atamızın ilkeleri, devrimleri ve düşünceleri her zaman yolumuza ışık tutmakta, hedeflediğimiz amaca yürürken bizlere rehber olmaktadır. Onun gösterdiği yolda yürüyen bizler, aklın ve bilimin rehberliğinde laik Cumhuriyetimizin değerlerini korumaya ve yüceltmeye devam edeceğiz. Çünkü Atatürk’ü anmak sadece bir görev değil, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmaktır. Ancak bugün, Atatürk’ün hedef gösterdiği üretime dayalı, toplumsal kalkınmayı sağlayan ve bağımsız ekonomi anlayışından tamamen uzaklaşılmıştır. Üretimin yerine ithalatı, emeğin yerine faizi, yatırımın yerine borçlanmayı koyan iktidar politikaları, ülkeyi derin bir ekonomik çıkmazın içine sürüklemiştir.” “Karşılıksız çeklerde korkunç artış yaşanıyor” Ekonomik tabloya dikkat çeken Yıldız, Eskişehir Ticaret Odası tarafından yayımlanan Eskişehir Ekonomik Göstergeler Raporunu değerlendirdi. Rapora göre karşılıksız çek tutarındaki artışın tehlikeli boyutlara ulaştığını vurgulayan Yıldız, şu bilgileri paylaştı: “2025 Ağustos ayında 93 milyon 794 bin 216 lira olan karşılıksız çek tutarı, 2025 Eylül ayında 194 milyon 414 bin 208 liraya yükseldi. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 100,36, bir önceki aya göre ise yüzde 107,38 oranında artış yaşandı. Parası faizde olanın kafası rahat ama üretim yapan, istihdam sağlayan iş insanları alacaklarının peşinde koşmakta, borçlarını ödemek için çare aramakta ve düşünmekten adeta çıldırmaktadır.” “Sanayici küçülüyor, finans sektörü büyüyor” Ekonomideki dengesizliğin toplumsal refahı yok ettiğini belirten Yıldız, “Finans sektörü büyürken, sanayici ve emekçi küçülmektedir. Hükümetin elinde sadece enflasyon rakamlarına endeksli, kağıt üzerinde yürüyen bir ekonomi programı kalmıştır. Oysa bu rakamlar gerçeği yansıtmamakta, gıda fiyatlarında artış durmamakta, halkın cebindeki yangını gizlemeye yaramaktadır.” Yıldız, Merkez Bankası’nın 2025 yılı için hedeflediği yüzde 5’lik enflasyon oranına rağmen, TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyonun yüzde 32,87, ENAG’ın verilerinin ise yüzde 60 olduğunu hatırlatarak, “Halk artık TÜİK’in rakamlarına inanmamakta, kimse bu rakamlara güvenip plan yapmamaktadır. Gerçekleri gizlemekle ekonomi düzelmez.” ifadelerini kullandı. “Kriz kalıcı hale geldi” Ülkenin ciddi bir ekonomik, siyasal ve sosyal kriz içinde olduğuna dikkat çeken Yıldız, “Bu kriz artık geçici değil, kalıcı bir hal almıştır. Hükümetin amacı milletin refahı, huzuru ve mutluluğu değildir; tek hedef, siyasi varlığını sürdürmektir. Alınan kararlar, yapılan uygulamalar bunu açıkça göstermektedir.” “Meslek örgütleri ve odalar susmamalı” Ekonomik sorunların çözümü için yalnızca siyasilerin değil, toplumun tüm dinamiklerinin sorumluluk alması gerektiğini belirten Yıldız, şu çağrıda bulundu: “Odalar, borsalar, meslek örgütleri yaşanan sorunlara karşı sessiz kalmamalıdır. Üyelerini ve kamuoyunu tarafsızca bilgilendirmeli, gerçekleri açıklamalı ve çarenin ne olduğunu da cesurca söylemeleri lazımdır. Tarımın, sanayinin, ticaretin ve insanın varlığı için gerekli her şey ekonomidir. Yokluğun ve yoksulluğun arttığı bir ülkede sosyal belediyecilik uygulamalarını eleştirmek yerine, çözüm üretmek için cesaret göstermek gerekir.” “Demokrasi olmadan ekonomi düzelmez” Yüksek faiz oranlarının yatırımın önüne geçtiğini, bankaların kar rekorları kırarken üreticinin ve tüketicinin faiz ve komisyon oranları altında ezildiğini ifade eden Yıldız, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Gerçek kalkınma, ancak adaletin, yargı bağımsızlığının, temel hak ve özgürlüklerin korunmasıyla mümkündür. Anayasa Mahkemesi kararlarının yok sayıldığı, hukukun siyasallaştığı bir ülkede ekonomi düzelmez. Eğer kalıcı bir refah, güven ve huzur istiyorsak; adalete, demokrasiye, emeğe ve Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine sahip çıkmak zorundayız.”

Halkın Gerçek Sorunlarına Odaklanın! Haber

Halkın Gerçek Sorunlarına Odaklanın!

Odunpazarı Belediyesi CHP Meclis Üyesi Uğur Yıldız, yaptığı açıklamada, Resmi Gazete’de yayımlanan ve belediye şirketlerinin borçlarının belediyelere aktarılan paylardan kesinti yapılmasına yol açan yeni düzenlemenin, belediyelerin hizmet üretme kabiliyetini ciddi şekilde kısıtlayacağını söyledi.  Bu düzenlemeyle tüzel kişilik kavramı genişletilmiş, belediye şirketlerinin borçlarının da kaynağından yapılacak kesinti tanımın içine dahil edildiğini belirten Yıldız, ancak bu adımın, halkın iradesiyle seçilmiş Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri mali sıkıntıya düşürme çabasının bir parçası olduğunu kaydetti.  CHP’li belediyeler hedef alınıyor Belediye meclis üyesi Yıldız, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “31 Mart seçimlerinden hemen sonra başlatılan bu süreçte, tasarruf genelgeleri, SGK ve vergi borçları bahane edilerek CHP’li belediyelerimizin kaynakları kesintiye uğratılmış, demokratik seçimlerle göreve gelen belediye başkanları haksız ve hukuksuz olarak görevlerinden alınmıştır. Yeni düzenleme de bu sistematik baskının bir uzantısıdır. Halkın ihtiyaç duyduğu yerel hizmetleri engellemek adına atılan bu adımlar, ‘bizim partimizin adaylarını seçmezseniz size hizmet gelmez’ anlayışının açık bir tezahürüdür. 22 yıldır ülkemizi yöneten iktidar, sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın mutluluğunu ve refahını artırmaya çalışan Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimizi engellemekte, bu belediyelere destek veren halkımızı da cezalandırmaya çalışmaktadır. Halkın kaynaklarını yine halk için harcayan, şehrini çağdaş ve demokratik hukuk devleti ilkeleriyle yöneten belediyelerimiz, bu baskılara rağmen hizmet üretmeye devam etmektedir.” “İktidar, halkın yararına olan işleri siyasi hesaplaşma aracı olarak görmekten vazgeçmelidir” diyen Yıldız: “Ülkemizin kaynakları, bütçeye zarar veren projelere değil; yoksulluğa, geçim derdine, işsizliğe ve çocukların aç okula gitmek zorunda kalmasına çözüm bulmak için kullanılmalıdır. Belediyelerimiz, sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın eksiklerini tamamlamaya çalışmakta ve bu alandaki başarısını halkın takdiriyle taçlandırmaktadır. Odunpazarı Belediyesi olarak halkımızın yanında durmaya, onların sorunlarına çözüm üretmeye devam edeceğiz. Halkımızın iradesine ve demokrasiye saygı, herkesin ortak sorumluluğudur. Cumhuriyet Halk Parti’li belediyelerimizle birlikte, halkın gerçek gündemi olan geçim mücadelesine odaklanarak aydınlık yarınlara ulaşacağız. İktidarın, halkın yararına olan işleri siyasi hesaplaşma aracı olarak görmekten vazgeçmesi ve çözüm bekleyen temel sorunlara yönelmesi gerekmektedir. Yoksulluk ve geçim sıkıntısı, işsizlik ve atanmayan öğretmenler, açlık sınırında yaşam mücadelesi veren milyonlar, iş arayan gençler, emekliler ve asgari ücretliler ülkenin gerçek gündemidir. CHP’li belediyeler, halkın desteğiyle sosyal belediyecilik anlayışını sürdürmeye ve toplumun refahını artırmaya kararlıdır. Halkın iradesine saygı, demokratik ve çağdaş bir hukuk devleti olmanın ön koşuludur.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.