“Şimden gerü hiç kimesne kapuda ve dîvânda ve mecâlis ve seyrânda Türkî dilinden gayrı dil söylemeyeler.”
13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından yayımlanan bu ferman, yalnızca bir dil kararı değil; milletimizin hafızasına, millî kültürüne ve istikbaline sahip çıkan tarihî bir iradenin ilanı ve kutlu bir mirasıdır. Türkçe, binlerce yıllık medeniyet yürüyüşümüzün sesi, gönül dünyamızın tercümanı ve millî kimliğimizin en güçlü taşıyıcısıdır. Bu ferman ile Türkçeye sahip çıkma, muhafaza etme girişimi karşılık bulmuştur.
Aynı yüzyılda yaşayan büyük Türk mutasavvıfı Bizim Yunus diye gönüllerimize nakşettiğimiz kadim şehrimiz Eskişehir’imizden çıkmış Yunus Emre ise, Türkçenin milletin ruhuna nasıl dokunduğunu şiirleriyle göstermiştir. Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Bizim Yunus’un;
"Gelin tanış olalım,
İşi kolay kılalım,
Sevelim sevilelim,
Dünya kimseye kalmaz."
sözleri bugün hâlâ gönüllere hitap etmekte, insanlığa kardeşlik, sevgi ve hoşgörü çağrısı yapmaktadır. Bunun en büyük sebebi, Yunus Emre’nin halkın diliyle konuşması, Türkçeyi sade, samimi ve derin bir gönül dili hâline getirmesidir.
Türkçe; yalnızca konuşulan bir dil değil, bir milletin karakteri, vicdanı ve ortak hafızasıdır. Türk Dil Bayramı vesilesiyle; dilimize sahip çıkmanın, onu doğru kullanmanın ve gelecek nesillere güçlü şekilde aktarmanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz.
749 yıl önce yakılan bu meşale, bugün de Türk milletinin istikbalini aydınlatmaya devam etmektedir.
Karamanoğlu Mehmet Bey ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün rehberliğinde Türkçeye sahip çıkan ve Türkçeyi muhafaza eden herkesin Türk Dil Bayramı’nı kutluyorum.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tuğba Önce
Türk Dil Bayramı ve Bizim Yunus
“Şimden gerü hiç kimesne kapuda ve dîvânda ve mecâlis ve seyrânda Türkî dilinden gayrı dil söylemeyeler.”
13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından yayımlanan bu ferman, yalnızca bir dil kararı değil; milletimizin hafızasına, millî kültürüne ve istikbaline sahip çıkan tarihî bir iradenin ilanı ve kutlu bir mirasıdır. Türkçe, binlerce yıllık medeniyet yürüyüşümüzün sesi, gönül dünyamızın tercümanı ve millî kimliğimizin en güçlü taşıyıcısıdır. Bu ferman ile Türkçeye sahip çıkma, muhafaza etme girişimi karşılık bulmuştur.
Aynı yüzyılda yaşayan büyük Türk mutasavvıfı Bizim Yunus diye gönüllerimize nakşettiğimiz kadim şehrimiz Eskişehir’imizden çıkmış Yunus Emre ise, Türkçenin milletin ruhuna nasıl dokunduğunu şiirleriyle göstermiştir. Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Bizim Yunus’un;
"Gelin tanış olalım,
İşi kolay kılalım,
Sevelim sevilelim,
Dünya kimseye kalmaz."
sözleri bugün hâlâ gönüllere hitap etmekte, insanlığa kardeşlik, sevgi ve hoşgörü çağrısı yapmaktadır. Bunun en büyük sebebi, Yunus Emre’nin halkın diliyle konuşması, Türkçeyi sade, samimi ve derin bir gönül dili hâline getirmesidir.
Türkçe; yalnızca konuşulan bir dil değil, bir milletin karakteri, vicdanı ve ortak hafızasıdır. Türk Dil Bayramı vesilesiyle; dilimize sahip çıkmanın, onu doğru kullanmanın ve gelecek nesillere güçlü şekilde aktarmanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz.
749 yıl önce yakılan bu meşale, bugün de Türk milletinin istikbalini aydınlatmaya devam etmektedir.
Karamanoğlu Mehmet Bey ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün rehberliğinde Türkçeye sahip çıkan ve Türkçeyi muhafaza eden herkesin Türk Dil Bayramı’nı kutluyorum.
Türk’e yakışır Türk’çe bir yaşam diliyorum…