SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Porsuk Haber Ajansı - Gazi Mustafa Kemal Atatürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce: "Halkın Malıdır, Rantın Değil!" Haber

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce: "Halkın Malıdır, Rantın Değil!"

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından yıkılan Eskişehir Devlet Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınması ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nde, vatanı uğruna can veren kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Çanakkale, yalnızca bir savaş değil, inancın, fedakârlığın ve millet olma bilincinin simgesidir. Bu toprakları bizlere emanet eden aziz şehitlerimizin hatırası daima yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kahramanlarımızın ruhu şad olsun. Eskişehir’in kalbinde, herkesin kolayca ulaşabildiği bir noktada yıllarca insanlara şifa dağıtan Eskişehir Devlet Hastanesi, 5 yıl önce “depreme dayanıksız” denilerek yıkıldı. Bu gerekçeye kimsenin itirazı yok. Can güvenliği söz konusuysa elbette gereken yapılır. Ama burada asıl mesele şu: Aradan koskoca 5 yıl geçti, ortada hâlâ tek bir somut adım yok. Şimdi de bu kıymetli arazinin satılabileceği konuşuluyor. Resmi Gazete'de yayımlanan ilanı da gördük. Buna sessiz kalmamız mümkün değil. Biz Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak açıkça söylüyoruz. Bu alan satılamaz. Burası halkın malıdır, rantın değil. Aynı şekilde Odunpazarı Belediyesi'ne ait olan ve bu arazinin yanındaki araziyi satışa çıkarma düşüncesini de doğru bulmuyoruz. İktidarıyla muhalefetiyle herkese sesleniyoruz. Kamuya ait değerleri elden çıkarmak kolaycılık değil, sorumsuzluktur. Bu düşüncenizden derhal vazgeçin. İki arazinin de satılmasına karşıyız. Eskişehir’de hastane sayısı yetersiz. Bunu herkes biliyor, herkes yaşıyor. Randevu bulamayan vatandaş da biliyor, yoğunluktan nefes alamayan sağlık çalışanı da. Yıllardır “sağlıkta dönüşüm” diye anlatılan sistem bugün ne vatandaşı memnun ediyor ne de sağlık emekçisini. Sorun ortada ve çözüm yeni, nitelikli kamu yatırımlarından geçiyor. İnsanlar sabahın erken saatlerinde sıraya giriyor, günlerce randevu kovalıyor, yine de çözüm bulamıyor. Sağlık çalışanları tükenmiş durumda. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil. Eğer gerçekten halkın sağlığı düşünülüyorsa, öncelik rant değil, hizmet olmalıdır. Bizim önerimiz nettir. Cumhuriyet Bulvarı üzerinde daha önce yer alan ve yıkılan Eskişehir Devlet Hastanesi’nin arazisine en fazla 600 yatak kapasiteli, kamuya ait, halkın kolayca ulaşabileceği, tam teşekküllü bir devlet hastanesi yapılmalıdır. Ve bu hastane, hastane mimarisi konusunda uzman, liyakat sahibi kişilerce tasarlanmalı, yönetimi de kamuya ait olmalıdır. Depreme dayanıksız olduğu tespit edilen Osmangazi Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi bu araziye yapılacak binaya taşınmalıdır. Osmangazi Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi arazisine yeni bina yapılana kadar da burada hem yeni doktorlar yetişmeli hem de insanlar sağlıklarına kavuşsunlar. Osmangazi Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi yeniden yapılana kadar da bu durum devam etmelidir. Bunlar zor işler değil. Sokaktaki vatandaşların düşünceleri bile bu şekildedir. Artık oyalama değil, icraat zamanı. Eskişehir halkı net bir adım bekliyor. Bu şehrin hakkını kimseye yedirmeyiz. Bu mesele sadece bir bina meselesi değildir, doğrudan insan hayatıdır. Karar vericiler ya halktan yana duracak ya da bu vebalin altında kalacaktır. 2026 Eskişehir yılında bu halkın affetmeyeceği hatalar yapmayın. Anahtar Parti olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağız."

HABEV Başkanı Uysal'dan 18 Mart Mesajı Haber

HABEV Başkanı Uysal'dan 18 Mart Mesajı

Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı. HABEV Başkanı Uysal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün, Anadolu topraklarının her renginin, her inancının ve her canının omuz omuza vererek yazdığı destansı bir zaferin; 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü idrak ediyoruz. Bizler, Hacı Bektaş Veli’nin "Gelin canlar bir olalım" felsefesini şiar edinmiş bir vakıf olarak, Çanakkale’yi sadece askeri bir başarı değil; birliğin, beraberliğin ve "insan olma" onurunun en büyük meydanı olarak görüyoruz. Çanakkale; dili, dini, mezhebi ne olursa olsun, vatanın bağımsızlığı söz konusu olduğunda bir araya gelen gönüllerin zaferidir. O gün orada yatan her can, bugün bizlerin bu topraklarda barış ve kardeşlik içinde yaşamasının teminatıdır. Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı olarak vurgulamak isteriz ki: Ayrımcılığa Yer Yoktur: Çanakkale siperlerinde yan yana düşen şehitler, bizlere "ötekileştirmenin" bu topraklara ait olmadığını kanıtlamıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İzinde: "Yurtta sulh, cihanda sulh" diyen ve Çanakkale’nin büyük komutanı olan Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak asli görevimizdir. İnsan Sevgisi Temelimizdir: Savaşın en çetin anında bile yaralı düşman askerine su veren o yüce gönül, bizim inancımızın ve kültürümüzün bir yansımasıdır.Şehit ve Gazilerimize Minnetle Bu anlamlı günde; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanın birliği ve bütünlüğü uğruna canını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz. Hak katında verdikleri lokmaların, döktükleri kanların ve ettikleri duaların kabul olmasını diliyoruz. Onların mirası olan kardeşlik ve barış iklimini Eskişehir’imizde ve tüm ülkemizde yaşatmaya kararlıyız. "Gönül kalsın, yol kalmasın" düsturuyla, vatan yolunda canını verenlerin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz." Av. Ufuk UYSAL ESKİŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ANAD

Vali Yılmaz'dan İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105'inci Yılı Mesajı Haber

Vali Yılmaz'dan İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105'inci Yılı Mesajı

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü ile ilgili bir mesaj yayınladı. Vali Yılmaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Kıymetli Hemşehrilerim, Bugün, Aziz Milletimizin hürriyet aşkını, sarsılmaz imanını ve esarete asla boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya ilan eden İstiklal Marşı’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 105. yıl dönümünü kutlamanın derin gururunu ve heyecanını yaşıyoruz. İstiklal Marşı; sadece bir metin değil, bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun mührü, milli mutabakatımızın en güçlü belgesidir. Merhum Mehmet Akif Ersoy’un “Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!” dizeleri, bağımsızlığımızın rotasını ve karakterimizi ebediyete kadar belirlemiştir. Millî Mücadele’nin kalbi olan, lojistik ve stratejik önemiyle istiklal yolunda kilit rol oynayan Eskişehir, İstiklal Marşı’mızda vücut bulan o sarsılmaz iradenin en canlı şahitlerinden biridir. Bizler bugün, o zor günlerin emanetini omuzlarımızda taşıyor; ay yıldızlı al bayrağımızın gölgesinde, Akif’in "Asım’ın Nesli" diye tarif ettiği şuurlu ve vatansever nesiller yetiştirme azmiyle çalışıyoruz. Bu anlamlı gün vesilesiyle; başta Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu eşsiz eseri milletimize armağan eden vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve vatanın her bir karışı için canını feda eden aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Büyük şairin de duasıyla; "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın."

Bu Bakış Açısı Ne Çağdaşlıktır, Ne de İlericiliktir! Haber

Bu Bakış Açısı Ne Çağdaşlıktır, Ne de İlericiliktir!

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e yönelik sosyal medya üzerinden yapılan saldırıya tepki gösterildi. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Bugün burada sadece bir kıyafet tartışmasını değil, çok daha derin bir meseleyi konuşmak için bir aradayız. Anadolu kadınının yüzyıllardır alnının teriyle, emeğiyle, sabrıyla taşıdığı şalvarı ve geleneksel kıyafetleri “cahillik” olarak niteleyen üstenci anlayışı kabul etmemiz mümkün değildir. Bu bakış açısı ne çağdaşlıktır ne de ilericiliktir. Aksine, bu toprakların ruhundan, milletimizin değerlerinden kopuk; sığ, önyargılı ve incitici bir zihniyetin dışa vurumudur. Kültürünü hor gören, halkın yaşam biçimini küçümseyen bir anlayışın bu topluma sunabileceği hiçbir şey yoktur. Anadolu kadını bu ülkenin mayasıdır. Tarlada, evde, fabrikada, hayatın her alanında var olmuş; bu vatanı ayakta tutmuştur. Onun kıyafetiyle, inancıyla, yaşam tarzıyla uğraşmak kimseye ilericilik payesi kazandırmaz. Bu noktada özellikle ifade etmek isterim ki Mihalgazi Belediye Başkanı Sayın Zeynep Güneş’in milletimizin değerlerini temsil eden duruşunun, emeğinin ve inancının sonuna kadar yanındayız. Kendisi sadece bir belediye başkanı değil, Anadolu kadınının bir temsilcisidir. Kılık kıyafet üzerinden yapılan hakaretler nedeniyle Mehmet Emin Korkmaz’ın tutuklanarak cezaevine gönderilmesini de hukuk ve toplumsal barış adına yerinde bulduğumuzu ifade etmek isteriz. Kimse bu toplumun değerlerini aşağılayarak siyaset yapma özgürlüğüne sahip değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi; “Dünyada her şey kadının eseridir.” Atatürk’ün kadına bakışı; onu ötekileştiren değil, yücelten, toplumsal hayatın merkezine koyan bir bakıştır. Biz Anahtar Parti olarak kadınları baş tacı olarak kabul ediyoruz. Kadın bu toplumun mayasıdır. Kadınların huzurla, onurla yaşamadığı bir yere biz vatan diyemeyiz. Bu anlayışla, kadınlarımızla beraber yürümeye, milletimizin değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

Ülkenin Ana Gündemi Emeklidir, Asgari Ücretlidir, Yoksullardır! Haber

Ülkenin Ana Gündemi Emeklidir, Asgari Ücretlidir, Yoksullardır!

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması”na katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Hepiniz hoş geldiniz. Ömürlerini bu ülkeye, bu devlete, bu millete hizmetle geçirmiş, elleri nasırlaşmış, dirsekleri çürümüş, gözlüğünün numaraları büyümüş, rahat etmesi gerektiği, artık dinlenmesi gerektiği, torun sevmesi gerektiği günlerde en büyük zulmü görmüş, Türkiye ve dünya siyaset tarihinin en büyük haksızlığıyla, en büyük ihanetiyle karşı karşıya kalmış, en büyük kötülüğünü görmüş her bir emeklimizin ayrı ayrı ellerinden öpüyorum. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar verdiniz” dedi. Genel Başkan Özgür Özel yaptığı konuşmada şunları söyledi: “BURAYI GÖKÇEK AİLESİNDEN SÖKE SÖKE ALDIK” “Ankara’da, bu güzel mekanın içindeyiz. Konuşmasını yapıp Mersin’deki toplantıya katılmak üzere yolu açık olsun, giden Mansur Başkanımız bu mekanı geri alabilmek için yedi yıl boyunca uğraştı. Kimden aldı burayı? Melih Gökçek ailesinden aldı. Burayı, bu mekanı uzun dönem anlaşmayla ailenin hakim olduğu bir vakfa devredip, burada iktidarını sürdürüyorlardı. Burayı aile kullanıyordu, kiraya veriyordu. İstanbul’da 2019 seçimlerini aldığımızda Ekrem Başkan çağırdı. O zaman Grup Başkanvekiliyim. Dedi ki ‘Grup Başkanvekilim, bunu bir görmen lazım.’ Bakırköy’ün ortasında, Florya’da yüksek duvarlar, çimler, ortada bir koca villa. Etrafında 12 villa. Dedi ki ‘Burası neymiş, biliyor musunuz? Burası Büyükşehir Belediye Başkanının, etrafı ise AK Partili Belediye Başkanlarının. Bakırköy bizde, Bakırköy Belediye Başkanının haberi yok. AK Partili belediye başkanlarının villaları, havuzları ve hayatlarını geçirdikleri, yemeklerinin ortak piştiği, eğlencelerin olduğu, lüksün olduğu bir yer.’ Ekrem Başkan orayı görünce ve ‘Çıkın’ dediğinde, önce direndiler. ‘Televizyonları getiririm buraya, görürler’ deyince apar topar gittiler. Ekrem Başkan orayı İstanbul Planlama Ajansı yapmıştı. Mansur Başkan da Gökçeklerden burayı aldı. İşte bu güzel güne ev sahipliği yapıyor. Bir ailenin değil, Türkiye’nin en şüpheli, serveti şüpheli, kendi Başbakan Yardımcısı, Meclis Başkanı, ‘Çağırsın savcı, anlatayım’ diyor Bülent Arınç. Bütün Türkiye’ye karışan, İstanbul’daki Bülent Arınç’ı duymuyor. Bülent Arınç'ı çağırsınlar. 10 yıldır niye çağırmıyorlar? ‘Her bildiğimi anlatırım’ dediğinde, ‘Ankara’yı parsel parsel sattı’ dediğinde burayı söke söke aldık. Emekliler kullanıyor. Helali hoş olsun.” “BURASI, TÜM EMEKLİLERE AÇIK” “Bu salon ve bu kampüse şimdi bambaşka ilaveler yapılacak, o kendilerine yaptıkları lüks odalar yerine. Bu kampüs ve bu salon tüm imkânlarıyla Türkiye’deki emeklilerin siz değerli temsilcilerinin, onlar kabul etmiyor ama emekli sendikası vardır, olacaktır. Engeller kaldırılacaktır. Hepinizin kullanımına açık. Örgütlü bütün yapıların kullanımına açık. Mücadele eden, ses duyuracak olan, bir araya gelip birbirine güç verecek olan herkesin kullanımına açıktır. Yıllar önce devlet, milletle bir sözleşme yaptı. Dedi ki ‘Sen çalış, ben her ay maaşından keseceğim. Ama günü gelince seni dinlendirip, seni emekli edip yerine gençleri işe alacağım. Şimdi sen çalışırken, hem emekliliğine çalışacaksın, hem şimdiki emeklilere bakacaksın. Günü gelince de bu devlet sana bakacak.’ Bu prim, her birinizin maaşlarından kesildi ya da serbest çalışanlar kendi cebinden yatırdı, yatıramadığını faiziyle günü gelince ödedi. O günün emeklisi için ve bugün kendinizin rahatı, huzuru için ödediniz. Biriktirdiniz. Bu düzende yıllarca ödediğiniz primleri, birileri iktidara geldiklerinde ağızlarından baklayı çıkarmışlardı zaten; ‘Yahu emeklilere kalkınmadan pay, refah payı, büyümeden pay verilmez. Onlar milli geliri artıran değil azaltan unsurlar’ diyerek, ne pis niyetleri olduğunu söylemişlerdi. Sonra 5510 sayılı yasayı yaparken o yasada aylık bağlama oranlarını belirlerken her bir satırında bir şeytanlıkla bugünün şartlarını bile isteye hazırladılar. Bugün gelinen nokta yani eskiden emekliler bu iktidar gelmeden önce, hani beğenmiyorlar ya önceki iktidarı, rahmetli Ecevit’in, rahmetli Mesut Yılmaz’ın ve Sayın Bahçeli’nin ortak olduğu o iktidarın son ödediği en düşük emekli maaşı, 1,5 asgari ücretti. Bugün biz bu asgari ücreti beğenmiyoruz. Size hiç ilişmeseler bugün 42 bin lira maaş alıyor olacaktınız ama işte bugünlere yani 18 bin 975 lira, şimdi harçlık verir gibi emekliye alay eder gibi bin lira daha vermeye kalkıyorlar. Dün ne büyük mücadeleler, ne büyük itirazlar yapıldı. Şimdi diyorlar ki ‘Emekli 20 bin lira ile geçinecek.’ Ev kirasının emekli maaşından yüksek olduğu bir dönemdeyiz. Yani bütün parayı kiraya verse, yetmiyor. Eğer kiraya verirse aç kalacak, karnını doyurmaya çabalasa sokakta kalacak emekli. Televizyonlar gösteriyor sokakta kalanları. Böyle 200 liralık otellerde sürünenleri, perişan olanları. Bu şartlar altında Türkiye’de biraz önce dinlediğim konuşmaların her bir tanesi bir diğerinden etkileyici. Utanmayalım mı’ diyor bir de kendisi soruyor ‘Utanmayalım mı’ diye. Vallahi siz utanmayın, sizi bu duruma getirenler, size bu maaşı reva görenler utansın.” “ÜLKENİN ANA GÜNDEMİ; EMEKLİDİR, ASGARİ ÜCRETLİDİR, YOKSULLARDIR” “Bundan 2 yıldan biraz fazla geçti üzerinden, Genel Başkan adayı olarak gittiğim her şehirde de sonra kurultayımızda da söylemiştim. ‘Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesidir, Cumhuriyet Halk Partisi, kimsenin sesini duymayanın sesidir. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi, birilerinin istediği gibi kutuplaşmaya, birilerinin istediği gibi ‘Bizden olanlar, oradan olanlar’ diye birbirlerinden ayrılmaya, birilerinin uzaklaştırdığı, kutuplaştırıldığı, karşı tarafı şeytanlaştırıp arkasını kalabalıklaştırdığı bir dikine kesen siyaset yerine enine kesen ve herkese dokunan siyaset yapacak’ dedik. Dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi sadece CHP’li değil AK Parti’ye, MHP’ye ve diğer partilere oy vermiş emeklilere dokunacak. Asgari ücretlilere de dokunacak. Eğer emeklinin sorunu varsa sosyal demokrat bir partinin sorunu vardır. Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır. Ülkenin ana gündemi emeklidir, asgari ücretlidir, yoksullardır’ dedik.” “EMEKLİNİN CEBİNDEN HER AY 6 ÇEYREK ALTINI ÇALIYOR” “Siyaset, tarafını belirleme işidir. Siyaset, öncelik belirleme işidir. Bir ülkenin kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İktidar gelir, bu kaynağı nereye kullanacağına karar verir. Bu iktidar geldi, geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün 0,7 asgari ücret. Yani maaşın tamamının, yani 1,5 asgari ücretin fazlasını, 0,8’ini sizden aldı, 0,7’sini size bıraktı. Kızdıkları altın hesabıyla, inadına yapıyorum, diyor ki ‘Türkiye’yi geziyor, sarraf sarraf dolaşıyor, bana altın hesabı yapıyor. Sen o hesabı bırak’ diyor. O hesabı bırakırsam kendimi inkar etmiş olurum. Sen geldiğinde en düşük emekli maaşı, 8 çeyrek altın alıyordu, bugün 2 çeyrek altın alıyor. Sen emeklinin cebinden 6 çeyrek altını her ay çalacak bir plan yaptın. Ona göre bir kanuni düzen yaptın. O planı uyguladın. Şimdi 6 çeyrek altın her emeklinin cebinden çalındı. Gitti bir başka yere verildi.” “BİR SOSYAL KRİZ VE PATLAMA GELİYOR” “Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak geçen yılın sonu gelirken yaklaşmakta olan bu sosyal krizi gördük. Ben bunu MYK’da arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinde, Gölge Kabinedeki Bakanlarımıza, Politika Başkanlarımıza şöyle anlatıyorum. Ben 2009 yılından beri bu partinin otobüslerinin üstündeyim kardeşim. Gitmediğim şehir yok. Meydan meydan dolaşıyoruz. Ama ilk kez son iki yıldır, o yüzden yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi, ana gündemimiz o zaman da emeklinin durumuydu. Çünkü bugüne doğru o serbest düşme başlamıştı. İlk kez son bir yıldır gördüğüm ve son bir aydır en üst düzeye ulaşmış bir şekilde meydanlarda ki çok sayıda emekli geliyor, gözlerindeki büyük öfkeyi görüyorum. Hiçbir zaman görmediğim kadar büyük bir öfke görüyorum. Bir sosyal kriz geliyor. Bir sosyal patlama geliyor. ‘Gelin bunu düzeltelim’ dedik. Bir sosyal krizden, sosyal patlamadan medet uman bir kolaycı siyaset değil buna mani olacak yapıcı bir siyasete giriştik. Burada iki arkadaşım yan yana oturuyor. Birisi Ulaş Karasu, Genel Başkan Yardımcımız. Emek Bürolarında görevi yeni üstlendi. Yanında Cumhuriyet Halk Partisi’nin önceden bu görevi yapan, şimdi gölge kabinesinde geleceğin Çalışma Bakanlığına hazırlanan ve sizin gündeminizi pozitif gündeminizi hazırlayan, bizden istenen yasa tekliflerini hazırlayan Gamze Taşcıer arkadaşımız oturuyor. Onun da Emek Bürolarına inanılmaz katkısı var. Emek bürolarına emek veren herkese çok teşekkür ediyoruz. İktidarımızdan önce daha bugünlerde yapılsın diye asgari ücretin 39 bin lira olmasını, en düşük emekli maaşının 39 bin liraya çıkarılmasını, bunun yapılması için gerekli kaynak çalışmalarını yaptık ve anlattık. Küçük esnafa, tekstilciye, sosyal güvenlik sistemi üzerinden prim desteği vererek… Türkiye’de sorun şu, asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Bunun için orada devletin araya girip, belli sektörleri ve belli sayının altında personel çalıştıran küçük esnafı, KOBİ’leri kollayacak pirim destek sistemleri yapması lazım. Hepsini önerdik, ellerinin tersiyle ittiler. 19 bin lira yaptılar. Hatta duydum, inanamadım, dedim ki ‘Ya normal enflasyon zammı 19 bin, sorun bakayım emekli için ne yapmayı düşünüyorlar? Hiç değilse kendi asgari ücretlerine çıkaracaklar mı? İşte 28, 29 bin liraya.’ Grup Başkanvekili arkadaşlar sordu. Ben de Beykoz’da mitinge çıkmama yarım saat var, otobüsün arkasındayım. Dediler ki ‘Genel Başkanım, inanamazsınız…’ ‘Ne oldu’ dedim. Grup Başkanvekilim şöyle dedi telefonda, ‘Delirmiş bunlar.’ ‘Nedir’ dedim, ‘Bin lira vereceğiz’ diyorlar dedi. ‘Bin lira, 20 bin lira yapacağız’ dediler. “Bunun üzerine ‘Bir de kapatıp gidiyorlar’ dedi. ‘Vallahi onlar gitsin’ dedim.” “‘EMEKLİNİN ÖLÜM KALIM SAVAŞINDA MECLİS’İ AÇIK TUTALIM’ DEDİM” “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1920’de o Meclis’i kurdu, Cumhuriyet’in ilanından üç yıl önce. Ve günü geldi, memleketi kurtardı. Dönüp dediler ki, ‘Ne yapacaksınız?’ Dedi ‘Ne yapayım?’ Dediler, ‘İngiliz tipi krallık mı?’ O zaman çok popüler. ‘Amerikan tipi başkanlık mı?’ O zamandan var. ‘Yoksa saraydan padişahlığa devam mı?’ Atatürk dedi ki; ‘Biz Ankara’da bir Meclis kurduk, millet o Meclis’te seçer. O Meclis ne görev verirse onu yaparım’ dedi. Ne daimi Cumhurbaşkanlığını kabul etti. Dedim ki arkadaşlara ‘Biz bu Meclis’te Kurtuluş Savaşı’nı kazanmışız, o Meclis’i Polatlı’dan top sesleri geldiğinde taşımamışız. Açık tutmuşuz, savaşta kapatmamışız. Şimdi emeklinin ölüm kalım savaşı başlıyor. Meclis’i açık tutalım. Orayı terk etmeyin arkadaşlar’ dedim. Sekiz gündür gece gündüz, kadın erkek orada duruyorlar. Şu anda da orada nöbet var. Burada grubumuzun çok değerli milletvekilleri, dünden nöbet tutanlar buraya sizi selamlamaya geldiler. Bugünün nöbetçileri orada. Yarının nöbetçileri belki istirahatte, uykuda. Ama o kanunu dün dedikleri gibi, büyük bir mücadeleye rağmen 20 bin lirada geçirdiler. Gelecek hafta Meclis’te çok tarihi bir oylama olacak. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri o tarihi oylamada eksiksiz, Allah’tan kendi sağlığına, birinci derece yakınına bir şey olmayan herkes, ki günü gelmiştir, CHP’li milletvekili kolunda serumla oylamaya gelmiştir o Meclis’e. Hep birlikte orada olacağız. Çünkü büyük bir fırsat var. Biraz önce cümle içinde geçti, ‘Biz az değiliz, çoğunluğuz’ dedi. Emekli sayısı eşleriyle birlikte 30 milyon sayısını ifade ettiler. Ayrıca herkes sözünün arkasında durursa Meclis’te de artık azınlık değiliz. Biz zaten nöbetteyiz, tam kadro oradayız. DEM Parti eleştiriyor, en sert şekilde eleştiriyor. Yeni Yol grubunun üç partisi, Gelecek, Saadet, DEVA bu ücreti ‘Katlanılmaz ücret, sefalet ücreti, emekliyi açlığa mahkum etmek’ dediler. İtiraz ediyorlar. Son Salı günü de Sayın Bahçeli ‘Sefalet ücreti’ dedi. Şimdi hepsini alt alta sayarsak. Milletvekilleri dün Sayın Bahçeli’nin dediği gibi davranmadılar. Ama esas oylama Meclis’te. Biz orada emek örgütlerimizle, emekli örgütlerimizle de görüşerek, diğer partilerle de görüşerek, Milliyetçi Hareket Partisi’ne de sorarak, bütün partilerin üzerinde uzlaşabileceği bir iyileştirme önergesini oraya vereceğiz. Vereceğiz. Ümit ediyorum eğer bu maaşa, ‘Sefalet maaşı’ diyen herkes oy verirse siz Meclis’te azınlık değilsiniz, çoğunluksunuz. Herkes sözünü tutarsa haftaya bir şey olacak. Ondan sonra çok güzel şeyler olacak. 30 milyon emekliye, yakınına, ailesine, iki emeklinin evladı olarak söylüyorum. Gelecek hafta oylamayı hep birlikte izleyelim. Kim emeklinin yanında, kim değil. Kim sefalet maaşına ‘hayır’ deyip hiç olmazsa bir telafi zammına, olabildiğince bir telafi zammına ‘evet’ oyu kullanacak onu görelim. Benim sizden bir tek isteğim olur. Sizin için oy vermeyene değil sandıkta oy, sokakta selam vermeyin bundan sonra.” “KUTU KOLA GİBİ EZDİLER EMEKLİYİ” “Bir yandan da şunu söyleyeyim, kaynak maynak diyorlar ya. Biz zaten kaynağı koyduk. Şimdi Gamze Başkanımız önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Hükümet Programında 5510’da ne değişiklikler yapacağımızı, emekliyi nasıl koruyacağımızı, o atılan büyük kazığı, emekliye tarihin en büyük golünü attılar aylık bağlama oranlarıyla, prim sistemiyle, çalıştıkça daha düşük maaş alan aptalca uygulamalarla ama kasten, bilerek, hile ve desiseyle. Şimdi onları nasıl düzelteceğimizi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinden, seçim kampanyamızda duyacaksınız. Zaten şu doğru, eskiden daha 2019’da en düşük emekli maaşı ortalama emekli maaşının yarısı kadardı. Şimdi ortalama 23 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Yani en aşağıda kutu kola gibi ezdiler böyle emekliyi. En aşağıda birleştirdiler, en aşağıda. Şimdi bunu düzeltmek lazım, buna karşı bir şey yapmak lazım. Bunu bugünlerde bir 5510’u baştan, dört başı mamur düzeltmeye bunlar yanaşmaz. Ama bu sistemde hiç olmazsa en düşük emekli maaşını bir yere getirmeyi, aşağıdaki o baz maaşları kalıcı olarak düzeltmeyi ve hiç olmazsa bu sefalet maaşından uzaklaşmayı, açlık sınırın üzerine doğru çıkmayı, hiç değilse yaklaşmayı hep birlikte gelecek hafta bu kara düzenin içinde hep beraber deneyeceğiz. Buradan şunu söyleyeyim. Orada vereceğimiz teklif; kalıcı, doğru, düzgün olan değil. Bu şartlarda yapılabilecek olan. Esas doğru olan baştan aşağıya dört başı mamur bir yasal düzenleme yapmak. Onun için doğru kaynak, vergiyi adil almak.” “100-150 ŞİRKETE PARAYI BULUYOR, 30 MİLYON EMEKLİYE BULAMIYOR” “Buradan ilan ediyorum. Türkiye’de verginin yüzde 64’ü dolaylı vergi. Yani 20 bin vereyim dediği emekli ile 200 bin lira maaş alan da, 2 milyon geliri olan da bankada toplam gelirin yüzde 90’ını tutan zengin de aynı şeyi veriyor. Buradaki emekli de elektriğe, suya, doğalgaza, ete, yumurtaya, süte aynı vergiyi veriyor. Türkiye’nin en zengin insanı da aynı vergi veriyor. Yüzde 65 - 64. Üstüne bir de yüzde 24 geliyor. O da maaşlardan daha kimse maaşını çekmeden alınan gelir vergisi. Oldu sana yüzde 88. Toplam bütün üreten, ihracat yapan, inşaat yapan, köprü yapan, onu yapan, bunu yapan, kazanan hepsinin toplam verdiği kurumlar vergisi yüzde 11. Sisteme bak, bu salon verginin yüzde 80’ini verecek, Türkiye’nin en zenginleri yüzde 11’ini verecek. Bunu demin de birkaç büyüğümüz söyledi. Bu düzeninin adı AK Parti’nin kara düzenidir. İlk seçimde alaşağı edilecek. Seçim sonrası tam tersine çevrilecek. Niye kaynak bulamıyor biliyor musunuz? Bak nereye bulmuş kaynak. Emekliye kendi yaptığı zam 60 milyar diyor. E doğru. Bize ne lazım? 650 milyar. Doğru. ‘Bulamam’ diyor. Nasıl bulamıyorsun? Bak bütçeye. Bütçeye bu yıl o bahsettiğim şirketlerden alması gerektiği halde almayacağı, vazgeçilen kurumlar toplamına 768 milyar koymuş. Gelecek hafta bize ne lazım sizin her birinizin maaşını 30 bin lira yapmak için? 650 milyar. Oraya buluyor, sana bulmuyor. O bir avuç, hani Beşli Çete veya 40 Haramiler, bilemedin 100 - 150 şirkete bu parayı buluyor. 30 milyon emekli ve ailesine bulamıyor. Bu sene 2,7 trilyon lira faiz ödeyecek. Bize lazım paranın dört katını faize vermeyi biliyorsun. Geçen sene ne yapmışlar? Bugün Sözcü gazetesinde var. Emekli için sosyal güvenlik desteği. Koymuş bütçeye, hiç harcamamış. O paranın tamamını almış faize vermiş. Faizcilere vermiş. O yüzden altı ay önce 3,7 milyon emekli en düşük maaşı alırken, şu anda 4,9 milyon, 5 milyona yakın emekli en düşük maaşı alıyor. “ARTIK ONLAR DÜŞÜNSÜN” “Yani böyle kutu kola gibi ezmede ve en dipte birleştirmede operasyona devam ediyor. Yani vurdukça vuruyor. Şu ana kadar 23 bin liraya kadar geriletti en düşük emekli maaşını. 2019’da iki katıydı en düşük emekli maaşının. Bugün 20 bin liraysa 40 bin liraydı emeklilerin ortalama maaşı. Getirdi onu 23 bin liraya. Biz durursak o vurmaya devam edecek. Herkes ezilene ve yok olana kadar. Allah’ı var; ben gittiğimiz meydanlara çağırıyorum, emekliler de geliyor, örgütleri de var geliyor. Pijamasıyla gelen de var, ‘Çıkardım oğlum, bunu giyindim’ diyen var. Emeklilere şunu söylüyorum; bu mücadele belki Türkiye, dünya siyasi tarihine geçecek bir mücadeleye dönüşebilir. Haftaya Meclis’te uğraşacağız. Siz izleyeceksiniz, herkes izleyecek. Vermeden kaçtılar diyelim. Meydan, meydan; kaçtıkları yere kadar ve seçim sandığına kadar onları kovalayacağız. Duyduğum, dinlediğim bütün konuşmalardan özet şunu gördüm; artık emekli bugünün iktidarından zam, iyileştirme istemiyor. Sloganlardan da duyduğum emekli AK Parti hükümetinden zam istemiyor. Sandık istiyor, sandık. ‘Getir sandığı’ diyor. Buradan hepiniz adına AK Parti’nin kara düzenine meydan okuyorum. Bizim itirazımız var kardeşim. Bu kara düzene itirazı var emeklinin. Açlığa itirazım var. Yoksulluğa itirazım var. Sefalet ücretine itirazım var. Bu kara düzene itirazım var. AK Parti’nin kara düzenine itirazım var. Bu itirazı duyan duyuyor, duymayan kaçsın. Sandığa kadar kovalayacağız sizi, seçim sandığına kadar. ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’ Haftaya 30 milyon emekli ve yakınının gözleri Meclis’te mi? Haftaya o oylamada emekliye oy vermeyene selam vermiyoruz, öyle mi? O zaman bütün emeklilere söylüyorum; artık onlar düşünsün. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepinizi çok seviyorum. Biz kazanacağız. Emekliler kazanacak. Emekçiler kazanacak. Yoksullar kazanacak. AK Parti’nin kara düzeni kaybedecek. Yıkacağız o düzeni; emekliyi aç bırakan o kara düzeni hep birlikte yıkacağız. Hepinize saygıyla selamlıyorum.”

"Başöğretmen Atatürk, Modernleşme ve Hukuk" Konferansı Gerçekleştirildi Haber

"Başöğretmen Atatürk, Modernleşme ve Hukuk" Konferansı Gerçekleştirildi

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından 24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında düzenlenen “Başöğretmen Atatürk, Modernleşme ve Hukuk” başlıklı konferans, Hukuk Fakültesi Amfi-1’de gerçekleştirildi. Konuşmacı olarak Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Yakut’un yer aldığı konferansa; Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün, Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Damla Özden Çelt ve Dr. Öğr. Üyesi Burcu Ezer’in yanı sıra öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Prof. Dr. Aygün: “Atatürk önderliğinde Türkiye’nin modernleşmesi ve hukuk alanında yapılan reformların ele alınacağı önemli bir döneme değineceğiz” Konferansın açılış konuşmasını yapan Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün, şunları söyledi: “Fakültemiz, belirli günlerin anısına farklı etkinlikler düzenlemektedir. Bugünkü konferansımız, bizim çok önem verdiğimiz bir konuya ilişkindir. Atatürk önderliğinde Türkiye’nin modernleşmesi ve hukuk alanında yapılan reformların ele alınacağı önemli bir döneme değineceğiz. Prof. Dr. Kemal Yakut hocamız bu alanda duayen bir isimdir; bizi kırmayıp fakültemize geldiği için kendisine teşekkür ediyoruz.” Prof. Dr. Yakut: “24 Kasım, Atatürk’e ‘Başöğretmen’ unvanının verilmesiyle anlam kazanır” Konferansta konuşan Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Yakut, şu ifadeleri kullandı: “24 Kasım tarihi, hem Öğretmenler Günü olması hem de benim 37 yıl önce mesleğe başladığım gün olması sebebiyle şahsi hayatımda özel bir yere sahiptir. Ancak tarihsel olarak bugün, Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayımlanması ve Atatürk’e ‘Başöğretmen’ unvanının verilmesiyle anlam kazanır. Atatürk 1938’de hayata gözlerini yumduğunda dünya basını, onun modern Türkiye’nin mimarı olduğunu, çökmüş bir imparatorluktan çağdaş bir ulus devlet yarattığını ve tarihte eşi olmayan reformlara imza attığını yazmıştır. Cumhuriyet kurulduğunda erkeklerde okuma yazma oranı yüzde yedi, kadınlarda ise yüzde dört civarındaydı. Harf Devrimi ve ardından gelen Millet Mektepleri seferberliğiyle büyük bir aydınlanma hamlesi başlatılmıştır. Bu sürecin ikinci kritik ayağı hukuk devrimidir. Mahmut Esat Bozkurt’un öncülüğünde ‘Kanunlarımızın bir kısmı Arap bir kısmı Frenk olamaz’ denilerek İsviçre Medeni Kanun’u kabul edilmiş; 1925’te Ankara Hukuk Mektebi açılarak eski hukuk düzeni temelden değiştirilmiştir. Hatta Yargıtay’ın 1935’e kadar Eskişehir’de bulunması ve Atatürk’ün hukukçulara yönelik tarihî konuşmalarını burada yapması, şehrimiz açısından son derece kıymetlidir.” “Başöğretmen Atatürk, Modernleşme ve Hukuk” başlıklı konferans, Prof. Dr. Kemal Yakut’a teşekkür belgesi takdim edilmesiyle sona erdi. Kaynak: AnaHaber

Atatürk'ün İzlerini Taşıyan Sergi Açıldı Haber

Atatürk'ün İzlerini Taşıyan Sergi Açıldı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Odunpazarı Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatına ve eserlerine ışık tutan sanatçı Ergün Başar’ın “Atatürk: İz Bırakan İlkler” Dev Portreler ve Panoramik Resimler Sergisi sanatseverlerle buluştu. Odunpazarı Belediyesi Çağdaş Sanatlar Galerisi’nde gerçekleştirilen açılışa Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, sanatçı Ergün Başar, belediye bürokratları ve çok sayıda sanatsever katıldı. Sergide, Atatürk’ün yanı sıra birçok eser de yer alırken sanatçı Ergün Başar’ın çizdiği Ayşe Ünlüce ve Kazım Kurt’un portreleri de büyük beğeni topladı. Açılışta konuşan sanatçı Ergün Başar, Eskişehir’in belediye başkanlarının Cumhuriyete ve Atatürk’ün izinde yürüyen değerlere sahip çıktığını vurguladı. Eskişehir’in eserlerine ev sahipliği yapmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Ergün Başar, “Atatürk portrelerini neden yaptığımı manifestomda ayrıntılı olarak anlatıyorum. Kısaca söylemek gerekirse; bu portrelerin oluşmasında en önemli etken Atatürk'e bağlı, iz bırakan, Atatürk'ün felsefesini, Atatürk'ün düşünce yapısını bize aktaran kişilerden oluşması. Çok değerli Türkler yetişti, büyük başarılar elde etti; ama bu isimleri kimse tanımıyor. Kimi Amerika’da, kimi Avrupa’da, kimi Türkiye’de yaşıyor. Ben bu insanları internet üzerinden buluyor, hikâyelerini dinliyor ve portrelerini çizerek kayıt altına alıyorum. Sadece portre de yok bu sergide. İki tane manzara var, panoramik manzara. Sanki bir trenle gidiyorsunuz veya bir arabada gidiyorsunuz. Önünüzden geçen o peyzaj sizi bir yere götürüyor. Bu peyzajlar uzaktan baktığınız zaman bir manzara görünümlü ama yakınına geldiğiniz zaman bu ülkenin acılarını aktarıyor. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’ye ve Odunpazarı Belediye Başkanımız Kazım Kurt’a sanata ve sanatçıya verdikleri değer için teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Sanatını önemine değinen Kazım Kurt, “Sanatçı, günü, bugünü ve yarını değerlendirebilen kişidir. Şu anda gördüğünüz eseri yaklaşık 7–8 yıl önce yapmış. Bugün ise neredeyse tüm aydınlar, düşünen insanlar o demir parmaklıkların ardına itilmiş durumda. İşte bu durumdan ilham almamız, bunu dikkatle değerlendirmemiz gerekiyor. Bu sanatçı bu eseri yaptıysa, ‘Neden yaptı?’ diye sormamız gerektiğine inanıyorum. Bu uyarıyı dikkate almayanlar bugün sıkıntı çekiyor. Türkiye’de demokrasi ve özgürlük yoksa sanat da olmaz. Ben bunun yanına hukukun da mutlaka eklenmesi gerektiğini düşünüyorum; hukuk olmadığında bunların hiçbiri mümkün değildir. Bugün ülkemizde yaşadığımız sorunların temel sebebi de budur. Bu noktayı ısrarla vurguladığı için hocamı bir kez daha tebrik ediyorum. Başkanımıza ve değerli sanatçımıza da teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi. Başkan Ayşe Ünlüce de, “Adında Atatürk olan her serginin açılışı bizim için çok özeldir. Hepinize ayaklarınıza sağlık, sefalar getirdiniz. Değerli sanatçımız Ergün Başer anlatırken ben de 2020 yılına, yine bu salonda ilk sergisini izlediğimiz güne gittim. O gün sergilenen portrelerin güzelliği hepimizi büyülemişti. Sanki bir an canlanacakmış gibi duran, çok güçlü portrelerdi. Ne mutlu ki bugün o güzel eserlerin önemli bir bölümü, Zuhal Yorgancıoğlu ve Ergün Başer Galerisi olarak birlikte kullandığımız binada sergilenmeye devam ediyor. Şehir dışından gelen pek çok ziyaretçi de bu eserleri görme imkânı buluyor. Bizim için de güzel bir sürpriz oldu; Kazım Kurt Başkanımızla birlikte bizim de bir portremizi yaptı. Çok kıymetli bir hatıra bıraktı bize. Kendisine ayrıca teşekkür ediyorum. Elbette belediye başkanlığı biraz zahmetli, biraz cefalı bir iştir; ancak böyle güzellikler, böyle anlar yaptığımız işi güzelleştiriyor, bize huzur ve mutluluk veriyor.” diye konuştu. Ergün Başar’ın “Atatürk: İz Bırakan İlkler” Dev Portreler ve Panoramik Resimler Sergisi 11 Ocak 2026 tarihine kadar sanatseverlere açık olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.