CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, TBMM’de suça sürüklenen çocuklarla ilgili araştırma komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada iktidarın adalet ve güvenlik politikalarını sert sözlerle eleştirdi.
Haber Giriş Tarihi: 07.01.2026 23:32
Haber Güncellenme Tarihi: 07.01.2026 23:36
Kaynak:
Haber Merkezi
www.porsukhaberajansi.com
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, TBMM’de suça sürüklenen çocuklarla ilgili araştırma komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada iktidarın adalet ve güvenlik politikalarını sert sözlerle eleştirdi.
Adalet Bakanlığı temsilcileri başta olmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yetkililerinin sunum yaptığı toplantıda, suça sürüklenen çocuklara ilişkin yapılan çalışmalar ve veriler paylaşıldı. Kurumları verileri şeffaf yayınlamamakla eleştiren Bankoğlu “Gerçekleri gizleyip verileri karartarak bu suçun ortağı, bu çürümüşlüğün paydaşı oluyorsunuz” dedi.
TÜİK BU SUÇUN ORTAĞI, BU ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜN PAYDAŞI
Bankoğlu konuşmasında şunları söyledi:
"TÜİK’in verileri uzun bir süredir bilimsel gerçeklikten ziyade Saray illüzyonunun en stratejik parçasıdır. Enflasyondan işsizliğe, yoksulluktan en basit eğitim verilerine kadar hemen hepsinin birer "Saray uydurması" olduğunu bugün 85 milyon vatandaşımız yaşayarak biliyor. Pazardaki yangını, tenceredeki boşluğu sizin kağıt üzerindeki numaralarınızla örtemezsiniz. Çocuklarla ilgili konuda yoksulluk ve suç arasındaki bağın istatistiksel olarak seyreltildiğini görüyoruz. TÜİK verilerine göre suça sürüklenen çocuk sayısı 2023'te 179 bin iken, 2024'te 202 bine yükselerek %13'lük bir artış göstermiştir. Ama suça sürüklenen bu çocukların aile gelir düzeyi ve ebeveyn işsizliği gibi hayati korelasyonları şeffaf bir şekilde yayımlamayarak toplumsal sorunun köküne inilmesi engellenmektedir. TÜİK verilerini çarpıttıkça, biz bu devasa sorunun köküne inemiyoruz. Enflasyon, işsizlik gibi verilerde gerçekleri gizleyerek, verileri karartarak açıkça bu suçun ortağı, bu çürümüşlüğün paydaşı oluyorsunuz.
HAYALLERİNİ ÇALDIĞINIZ ÇOCUKLAR GELECEĞİNİ BAŞKA YERLERDE ARIYOR
Neden çocukların suça sürüklenme nedenleri ile ailelerin gelir düzeyi, konut durumu ve ebeveyn işsizliği arasındaki korelasyonu şeffaf bir şekilde yayımlamıyorsunuz? Derin yoksulluk verileri nerede? TÜİK’in sefalet sınırını, açlık sınırını “hesaplama yöntemi değişikliği” adı altında gizlemesi, çocukların tabağından çalınan ekmeğin üstünü örtmektir. PISA verilerine göre Türkiye’deki öğrencilerin %19,3’ü haftada en az bir kez öğün atladığını beyan etmiştir. Bugün Türkiye’de her beş çocuktan biri okula aç gidiyorsa, bu çocukların suça sürüklenme riskini ne düzeyde etkiliyor? Türkiye, çocuk yoksulluğunda Avrupa birincisi durumdadır. Eurostat verilerine göre Türkiye, %41,3 ile Avrupa ülkeleri arasında “yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki çocuk” oranının en yüksek olduğu ülkedir. Bu oran, Avrupa Birliği ortalaması olan %24,7’nin yaklaşık iki katıdır. Dolayısıyla suç ile yoksulluk arasındaki bir bağ var. Siz aileyi sosyal yardımların insafına mahkum ederseniz o çocuğu suça sürüklersiniz. Umudunu, geleceğini, hayallerini çaldığınız çocuk, hayatta kalma refleksini mafyatik ilişkilerde, uyuşturucu çetelerinde, illegal ilişkilerde arar.
UZMANLAR YILLARDIR ONARICI ADALET DERKEN BAKANLIK “DAHA ÇOK HAPİS” DİYOR
Suça sürüklenen çocuklara dair bir zihniyet sorunu ve yaklaşım sorunu olduğu ortada. Suça sürüklenen çocuklarla ilgili konu da Minguzzi cinayetiyle birlikte yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Ardından suça sürüklenen çocuklar konusuna ilişkin 11'inci Yargı Paketi taslağında bir düzenleme yer aldı. Neydi bu düzenleme: 15-18 yaş arası çocuklara verilen hapis cezasının artırılması… Kamuoyundan gelen tepkiler sonrası bu düzenleme de paketten çıkarıldı. Burada açıkça bir yaklaşım sorunu var. Bir taraftan uzmanlar yıllardır onarıcı adalet diyor, diğer taraftan Bakanlık “daha çok hapis” diyor. Çocukları yetişkinlerle aynı mantıkla yargılayan, onları cezaevlerine doldurup orada, kötü koşullarda suça daha da alışır hale getiren kim, soruyorum.
SİZ CEZAYI ARTIRALIM DERKEN, DÜNYA ÇOCUĞU SUÇTAN KORUMAK İÇİN UĞRAŞIYOR
İngiltere, çeteler tarafından uyuşturucu ve suç için kullanılan çocukları fail değil, mağdur olarak tanımlar. Mesela Yeni Zelanda modelinde çocuk, hakim karşısına çıkmadan önce mağdur, aile ve sosyal hizmet uzmanlarıyla bir araya gelir. Ceza yerine, çocuğun verdiği zararı nasıl telafi edeceği üzerine bir plan yapılır. İngiltere ve İrlanda’da yine çocuk henüz suçla tam tanışmadan, 8-11 yaşları arasında risk grubunda tespit edilir ve çok paydaşlı bir ağ ile özellikle belediye, okul, güvenlik gibi birimlerle desteklenir. Siz cezayı artıralım derken, dünya “çocuğu sistemden nasıl uzak tutarız” diye uğraşıyor. Norveç ve İsveç gibi ülkelerde çocuk cezaevleri ve bakım evleri, sadece Bakanlığa bağlı birimlerce değil, bağımsız ve geniş yetkili Çocuk Ombudsmanları tarafından denetleniyor.
BU KURUMLAR NEREDE?
Bugün Emniyet kayıtlarında on binlerce çocuk var. Türkiye’de sokaklar kan ağlıyor, biz de burada istatistik dinliyoruz. 2024 verilerine göre güvenlik birimlerine gelen çocuk sayısı bir yılda yüzde 10 artmış, 600 bini aşmış. Güvenlik birimlerine "kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla" getirilen 202 bin 785 çocuğun karıştığı olayların türlerine göre dağılımında hırsızlık, yaralama ve uyuşturucu var. Son 9 yılda suça sürüklenen çocuk sayısında yaklaşık %51,5 oranında bir artış gözlemlenmiş. Özellikle uyuşturucu ve yaralama suçlarındaki artış endişe verici. Cinsel suçlar nedeniyle de güvenlik birimlerine gelen çocuklar var. Peki devleti yönetenler ne yapıyor? Çocuklar okulların önünde zehir tacirlerinin kucağına düşerken çeteler 15 yaşındaki çocukları sosyal medyadan tetikçi devşirirken bu kurumlar nerede? Okul çevrelerindeki uyuşturucu satışını neden bitirilemiyor? Sosyal medyada çocukları suça özendiren suç makinelerine neden operasyon yapılmıyor?"
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
CHP'li Bankoğlu: "Çocukları Suça Sürükleyen AKP Politikaları"
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, TBMM’de suça sürüklenen çocuklarla ilgili araştırma komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada iktidarın adalet ve güvenlik politikalarını sert sözlerle eleştirdi.
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, TBMM’de suça sürüklenen çocuklarla ilgili araştırma komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada iktidarın adalet ve güvenlik politikalarını sert sözlerle eleştirdi.
Adalet Bakanlığı temsilcileri başta olmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yetkililerinin sunum yaptığı toplantıda, suça sürüklenen çocuklara ilişkin yapılan çalışmalar ve veriler paylaşıldı. Kurumları verileri şeffaf yayınlamamakla eleştiren Bankoğlu “Gerçekleri gizleyip verileri karartarak bu suçun ortağı, bu çürümüşlüğün paydaşı oluyorsunuz” dedi.
TÜİK BU SUÇUN ORTAĞI, BU ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜN PAYDAŞI
Bankoğlu konuşmasında şunları söyledi:
"TÜİK’in verileri uzun bir süredir bilimsel gerçeklikten ziyade Saray illüzyonunun en stratejik parçasıdır. Enflasyondan işsizliğe, yoksulluktan en basit eğitim verilerine kadar hemen hepsinin birer "Saray uydurması" olduğunu bugün 85 milyon vatandaşımız yaşayarak biliyor. Pazardaki yangını, tenceredeki boşluğu sizin kağıt üzerindeki numaralarınızla örtemezsiniz. Çocuklarla ilgili konuda yoksulluk ve suç arasındaki bağın istatistiksel olarak seyreltildiğini görüyoruz. TÜİK verilerine göre suça sürüklenen çocuk sayısı 2023'te 179 bin iken, 2024'te 202 bine yükselerek %13'lük bir artış göstermiştir. Ama suça sürüklenen bu çocukların aile gelir düzeyi ve ebeveyn işsizliği gibi hayati korelasyonları şeffaf bir şekilde yayımlamayarak toplumsal sorunun köküne inilmesi engellenmektedir. TÜİK verilerini çarpıttıkça, biz bu devasa sorunun köküne inemiyoruz. Enflasyon, işsizlik gibi verilerde gerçekleri gizleyerek, verileri karartarak açıkça bu suçun ortağı, bu çürümüşlüğün paydaşı oluyorsunuz.
HAYALLERİNİ ÇALDIĞINIZ ÇOCUKLAR GELECEĞİNİ BAŞKA YERLERDE ARIYOR
Neden çocukların suça sürüklenme nedenleri ile ailelerin gelir düzeyi, konut durumu ve ebeveyn işsizliği arasındaki korelasyonu şeffaf bir şekilde yayımlamıyorsunuz? Derin yoksulluk verileri nerede? TÜİK’in sefalet sınırını, açlık sınırını “hesaplama yöntemi değişikliği” adı altında gizlemesi, çocukların tabağından çalınan ekmeğin üstünü örtmektir. PISA verilerine göre Türkiye’deki öğrencilerin %19,3’ü haftada en az bir kez öğün atladığını beyan etmiştir. Bugün Türkiye’de her beş çocuktan biri okula aç gidiyorsa, bu çocukların suça sürüklenme riskini ne düzeyde etkiliyor? Türkiye, çocuk yoksulluğunda Avrupa birincisi durumdadır. Eurostat verilerine göre Türkiye, %41,3 ile Avrupa ülkeleri arasında “yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki çocuk” oranının en yüksek olduğu ülkedir. Bu oran, Avrupa Birliği ortalaması olan %24,7’nin yaklaşık iki katıdır. Dolayısıyla suç ile yoksulluk arasındaki bir bağ var. Siz aileyi sosyal yardımların insafına mahkum ederseniz o çocuğu suça sürüklersiniz. Umudunu, geleceğini, hayallerini çaldığınız çocuk, hayatta kalma refleksini mafyatik ilişkilerde, uyuşturucu çetelerinde, illegal ilişkilerde arar.
UZMANLAR YILLARDIR ONARICI ADALET DERKEN BAKANLIK “DAHA ÇOK HAPİS” DİYOR
Suça sürüklenen çocuklara dair bir zihniyet sorunu ve yaklaşım sorunu olduğu ortada. Suça sürüklenen çocuklarla ilgili konu da Minguzzi cinayetiyle birlikte yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Ardından suça sürüklenen çocuklar konusuna ilişkin 11'inci Yargı Paketi taslağında bir düzenleme yer aldı. Neydi bu düzenleme: 15-18 yaş arası çocuklara verilen hapis cezasının artırılması… Kamuoyundan gelen tepkiler sonrası bu düzenleme de paketten çıkarıldı. Burada açıkça bir yaklaşım sorunu var. Bir taraftan uzmanlar yıllardır onarıcı adalet diyor, diğer taraftan Bakanlık “daha çok hapis” diyor. Çocukları yetişkinlerle aynı mantıkla yargılayan, onları cezaevlerine doldurup orada, kötü koşullarda suça daha da alışır hale getiren kim, soruyorum.
SİZ CEZAYI ARTIRALIM DERKEN, DÜNYA ÇOCUĞU SUÇTAN KORUMAK İÇİN UĞRAŞIYOR
İngiltere, çeteler tarafından uyuşturucu ve suç için kullanılan çocukları fail değil, mağdur olarak tanımlar. Mesela Yeni Zelanda modelinde çocuk, hakim karşısına çıkmadan önce mağdur, aile ve sosyal hizmet uzmanlarıyla bir araya gelir. Ceza yerine, çocuğun verdiği zararı nasıl telafi edeceği üzerine bir plan yapılır. İngiltere ve İrlanda’da yine çocuk henüz suçla tam tanışmadan, 8-11 yaşları arasında risk grubunda tespit edilir ve çok paydaşlı bir ağ ile özellikle belediye, okul, güvenlik gibi birimlerle desteklenir. Siz cezayı artıralım derken, dünya “çocuğu sistemden nasıl uzak tutarız” diye uğraşıyor. Norveç ve İsveç gibi ülkelerde çocuk cezaevleri ve bakım evleri, sadece Bakanlığa bağlı birimlerce değil, bağımsız ve geniş yetkili Çocuk Ombudsmanları tarafından denetleniyor.
BU KURUMLAR NEREDE?
Bugün Emniyet kayıtlarında on binlerce çocuk var. Türkiye’de sokaklar kan ağlıyor, biz de burada istatistik dinliyoruz. 2024 verilerine göre güvenlik birimlerine gelen çocuk sayısı bir yılda yüzde 10 artmış, 600 bini aşmış. Güvenlik birimlerine "kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla" getirilen 202 bin 785 çocuğun karıştığı olayların türlerine göre dağılımında hırsızlık, yaralama ve uyuşturucu var. Son 9 yılda suça sürüklenen çocuk sayısında yaklaşık %51,5 oranında bir artış gözlemlenmiş. Özellikle uyuşturucu ve yaralama suçlarındaki artış endişe verici. Cinsel suçlar nedeniyle de güvenlik birimlerine gelen çocuklar var. Peki devleti yönetenler ne yapıyor? Çocuklar okulların önünde zehir tacirlerinin kucağına düşerken çeteler 15 yaşındaki çocukları sosyal medyadan tetikçi devşirirken bu kurumlar nerede? Okul çevrelerindeki uyuşturucu satışını neden bitirilemiyor? Sosyal medyada çocukları suça özendiren suç makinelerine neden operasyon yapılmıyor?"
En Çok Okunan Haberler