SON DAKİKA
Hava Durumu

#Chp Bartın Milletvekili

Porsuk Haber Ajansı - Chp Bartın Milletvekili haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp Bartın Milletvekili haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kimlerin Emeklinin Mezarını Kazdığını Göreceğiz! Haber

Kimlerin Emeklinin Mezarını Kazdığını Göreceğiz!

CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, emekli maaş artışlarındaki yetersizliği protesto etmek amacıyla partisinin başlattığı TBMM Genel Kurulu’ndaki nöbet eyleminin 11’inci gününde videolu bir açıklama yaptı. AKP hükümetinin emekli maaş artışının kabul edilemeyeceğini belirten Bankoğlu, açlık sınırının 30 bin lirayı geçtiğini ve 20 bin lira emekli maaşını kabul etmediklerini belirtti. Bankoğlu açıklamasında “Açlık sınırının 30 bin lirayı geçtiği Türkiye’de asgari ücreti yüzsüzce 28 bin lira diye müjdeleyen AKP hükümeti, emeklilere de 20 bin lira reva gördü. Bu hafta burada, Meclis Genel Kurulunda yapılacak oylamada kimlerin emeklinin hayatını önemsediğini, kimlerin emeklinin mezarını kazdığını bir kez daha göreceğiz. 11 gündür burada TBMM Genel Kurulu’nda nöbetteyiz ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak yıllardır emeklinin insanca yaşaması, ikramiye alması için çalışıyoruz. En düşük emekli maaşı asgari ücret olsun diyoruz. BU UTANÇ DÖNEMİNİ BİTİRMEK SİZİN ELİNİZDE Bankoğlu konuşmasında emeklilerin durumunu utanç dönemi olarak nitelendirirken “AKP ise emekliye düşman! Halkın sırtından düşmeyen, vatandaşı nefes aldığı her noktadan köşeye sıkıştırmayı “ekonomi politikası” diye yutturmaya çalışan bu utanç dönemini bitirmek emeklilerin ve yurttaşların elinizde. Unutmayın, her şeyin sonuna gelmiş, son kullanma tarihi çoktan geçmiş bu hükümetin tek derdi kendilerinin ve avanesinin bekasıdır! Sorun kaynak değil siyasi tercihtir. Biz bu tercihi emekliden yana değiştirmek için buradayız. Emeklilerimiz insanca yaşam hakkına kavuşana kadar mücadelemiz yurttaşlarımızla mecliste de sokakta da sürecek.” dedi.

Bankoğlu: ''GSS Primi İş Bulamamanın Vergisidir'' Haber

Bankoğlu: ''GSS Primi İş Bulamamanın Vergisidir''

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerindeki artışı sert sözlerle eleştirdi. “GSS primi iş bulamamanın vergisidir” diyen Bankoğlu, iktidarın sosyal devlet anlayışını eleştirdi. GELİRİ OLMAYANLARI OTOMATİK BORÇLANDIRDINIZ Bankoğlu konuşmasında şunları söyledi: ''Bugün iktidarın büyük bir başarıymış gibi sunduğu ama aslında yıllardır süren bir adaletsizliğin itirafı olan bir kararı konuşuyoruz. Bu karar son yargı paketiyle 1 Ocak 2016 öncesine ait Genel Sağlık Sigortası prim borçlarının, gecikme cezalarıyla birlikte silinmesi kararı. Açık konuşalım, bu karar bir lütuf değildir. Bu karar, devletin yurttaşına yanlış yaptığını geç de olsa kabul etmesidir. Peki bu borçlar nasıl oluştu? 2008 yılında 5510 sayılı yasayla Genel Sağlık Sigortası getirildi. 2012'ye kadar zorunlu değildi, 2012'den sonra uygulandı. Ne demiştiniz o günlerde: “Herkes sağlık güvencesi altına alınacak.” Gerçekte yapılan ise işi olmayanı, geliri olmayanı, genci, öğrenciyi, işsiz mezunu otomatik olarak borçlandırmak oldu. GSS’DEKİ ARTIŞ YÜZDE 154! GSS prim borçlarını kimler ödeyemedi? Holding patronları mı? Beş maaşlı bürokratlar mı? Saray’dan beslenen yandaşlar mı? Bu borçları işsiz gençler ödeyemedi. Bu borçları yoksul ailelerin çocukları ödeyemedi. Bu borçları, mezun olup iş bulamayan, geleceği elinden alınmış kuşaklar ödeyemedi, ödeyemiyor. Geçtiğimiz 1 Aralık’ta GSS primi 780 TL’den tam 2 kat artırıp 1.560 TL’ye çıkardınız. Asgari ücretin artmasıyla GSS primleri 1980 TL oldu. Artış tam olarak yüzde 154! BÖYLE BİR SOSYAL DEVLET OLABİLİR Mİ? Buradan çok basit bir soru soruyorum: İşi olmayan genç, hangi parayla prim ödeyecek? Günde üç öğün yemek bulamayan yurttaş, hangi gelirle sağlık borcu kapatacaktı? Evine ekmek götüremeyen aileye “borçlusun” demek hangi vicdana sığar? Bu, yoksulluğu cezalandıran bir devlet anlayışıdır. Sonra da gençler neden evlenmiyor, neden intihar ediyor diye sorup duruyorsunuz. Bugün Türkiye’de yaklaşık 5 milyon NEET genç var. Ne eğitimde, ne istihdamda, ne de umut içinde… Düzenli geliri yok, sosyal güvencesi yok, evden çıkacak parası yok, cebinde 100 lirası bile yok. Bu gençleri üretimden dışladınız, sonra da prim borcu verdiniz. Böyle bir sosyal devlet olabilir mi? GSS PRİMİ İŞ BULAMAMA VERGİSİDİR GSS primi Türkiye'de iş bulamamanın vergisidir. GSS, legal haraçtır. Avrupa’da işsizlere maaş bağlanıyor, AKP Türkiye’sinde işsizlerden haraç alınıyor. İnsanları hastaneye gitmeye korkar hale getirdiniz. Şimdi utanmadan diyorsunuz ki: “Borçları sildik.” Siz sağlık hizmetini zaten ücretsiz vermek zorundasınız. Sağlık, sadaka değildir. Sağlık, prim ödeme gücüne bağlı bir meta değildir. Sağlık, Anayasal bir haktır. SOSYAL DEVLET, BORÇ SİLEN DEĞİL; BORÇ DOĞURMAYAN DEVLETTİR Bugün Türkiye’de genel yoksulluk derinleşmiş: Gençler evden çıkamıyor, hayal kuramıyor. Üniversite diploması, işsizliğin belgesi haline gelmiş. Böyle bir tabloda, gençleri borçlandıran bir sağlık sistemi ancak bir soygun düzeninin ürünüdür. Yargı Paketi’ndeki bu karar da sistemin yanlışlığını da itiraf ediyor. Üstelik her yıl böyle borç silmelere ilişkin teklifler getirildi. Biz boğazını sıktığınız gençler biraz nefes alsın diye bunlara itiraz etmiyoruz ama bu sistemi baştan aşağı en güvencesizin, en yoksulun, gençlerin sırtına yüklüyorsunuz. Koskoca SGK’nin mali açıdan sürdürülebilirliği işsiz gençlerin olmayan parasına çökmekle mi finanse edilecek? Sosyal devlet, borç silen değil; borç doğurmayan devlettir. Sizin ise bu ülkenin gençlerine borç değil, gelecek borcunuz var.

CHP'li Bankoğlu: "Çocukları Suça Sürükleyen AKP Politikaları" Haber

CHP'li Bankoğlu: "Çocukları Suça Sürükleyen AKP Politikaları"

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, TBMM’de suça sürüklenen çocuklarla ilgili araştırma komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada iktidarın adalet ve güvenlik politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Adalet Bakanlığı temsilcileri başta olmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yetkililerinin sunum yaptığı toplantıda, suça sürüklenen çocuklara ilişkin yapılan çalışmalar ve veriler paylaşıldı. Kurumları verileri şeffaf yayınlamamakla eleştiren Bankoğlu “Gerçekleri gizleyip verileri karartarak bu suçun ortağı, bu çürümüşlüğün paydaşı oluyorsunuz” dedi. TÜİK BU SUÇUN ORTAĞI, BU ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜN PAYDAŞI Bankoğlu konuşmasında şunları söyledi: "TÜİK’in verileri uzun bir süredir bilimsel gerçeklikten ziyade Saray illüzyonunun en stratejik parçasıdır. Enflasyondan işsizliğe, yoksulluktan en basit eğitim verilerine kadar hemen hepsinin birer "Saray uydurması" olduğunu bugün 85 milyon vatandaşımız yaşayarak biliyor. Pazardaki yangını, tenceredeki boşluğu sizin kağıt üzerindeki numaralarınızla örtemezsiniz. Çocuklarla ilgili konuda yoksulluk ve suç arasındaki bağın istatistiksel olarak seyreltildiğini görüyoruz. TÜİK verilerine göre suça sürüklenen çocuk sayısı 2023'te 179 bin iken, 2024'te 202 bine yükselerek %13'lük bir artış göstermiştir. Ama suça sürüklenen bu çocukların aile gelir düzeyi ve ebeveyn işsizliği gibi hayati korelasyonları şeffaf bir şekilde yayımlamayarak toplumsal sorunun köküne inilmesi engellenmektedir. TÜİK verilerini çarpıttıkça, biz bu devasa sorunun köküne inemiyoruz. Enflasyon, işsizlik gibi verilerde gerçekleri gizleyerek, verileri karartarak açıkça bu suçun ortağı, bu çürümüşlüğün paydaşı oluyorsunuz. HAYALLERİNİ ÇALDIĞINIZ ÇOCUKLAR GELECEĞİNİ BAŞKA YERLERDE ARIYOR Neden çocukların suça sürüklenme nedenleri ile ailelerin gelir düzeyi, konut durumu ve ebeveyn işsizliği arasındaki korelasyonu şeffaf bir şekilde yayımlamıyorsunuz? Derin yoksulluk verileri nerede? TÜİK’in sefalet sınırını, açlık sınırını “hesaplama yöntemi değişikliği” adı altında gizlemesi, çocukların tabağından çalınan ekmeğin üstünü örtmektir. PISA verilerine göre Türkiye’deki öğrencilerin %19,3’ü haftada en az bir kez öğün atladığını beyan etmiştir. Bugün Türkiye’de her beş çocuktan biri okula aç gidiyorsa, bu çocukların suça sürüklenme riskini ne düzeyde etkiliyor? Türkiye, çocuk yoksulluğunda Avrupa birincisi durumdadır. Eurostat verilerine göre Türkiye, %41,3 ile Avrupa ülkeleri arasında “yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki çocuk” oranının en yüksek olduğu ülkedir. Bu oran, Avrupa Birliği ortalaması olan %24,7’nin yaklaşık iki katıdır. Dolayısıyla suç ile yoksulluk arasındaki bir bağ var. Siz aileyi sosyal yardımların insafına mahkum ederseniz o çocuğu suça sürüklersiniz. Umudunu, geleceğini, hayallerini çaldığınız çocuk, hayatta kalma refleksini mafyatik ilişkilerde, uyuşturucu çetelerinde, illegal ilişkilerde arar. UZMANLAR YILLARDIR ONARICI ADALET DERKEN BAKANLIK “DAHA ÇOK HAPİS” DİYOR Suça sürüklenen çocuklara dair bir zihniyet sorunu ve yaklaşım sorunu olduğu ortada. Suça sürüklenen çocuklarla ilgili konu da Minguzzi cinayetiyle birlikte yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Ardından suça sürüklenen çocuklar konusuna ilişkin 11'inci Yargı Paketi taslağında bir düzenleme yer aldı. Neydi bu düzenleme: 15-18 yaş arası çocuklara verilen hapis cezasının artırılması… Kamuoyundan gelen tepkiler sonrası bu düzenleme de paketten çıkarıldı. Burada açıkça bir yaklaşım sorunu var. Bir taraftan uzmanlar yıllardır onarıcı adalet diyor, diğer taraftan Bakanlık “daha çok hapis” diyor. Çocukları yetişkinlerle aynı mantıkla yargılayan, onları cezaevlerine doldurup orada, kötü koşullarda suça daha da alışır hale getiren kim, soruyorum. SİZ CEZAYI ARTIRALIM DERKEN, DÜNYA ÇOCUĞU SUÇTAN KORUMAK İÇİN UĞRAŞIYOR İngiltere, çeteler tarafından uyuşturucu ve suç için kullanılan çocukları fail değil, mağdur olarak tanımlar. Mesela Yeni Zelanda modelinde çocuk, hakim karşısına çıkmadan önce mağdur, aile ve sosyal hizmet uzmanlarıyla bir araya gelir. Ceza yerine, çocuğun verdiği zararı nasıl telafi edeceği üzerine bir plan yapılır. İngiltere ve İrlanda’da yine çocuk henüz suçla tam tanışmadan, 8-11 yaşları arasında risk grubunda tespit edilir ve çok paydaşlı bir ağ ile özellikle belediye, okul, güvenlik gibi birimlerle desteklenir. Siz cezayı artıralım derken, dünya “çocuğu sistemden nasıl uzak tutarız” diye uğraşıyor. Norveç ve İsveç gibi ülkelerde çocuk cezaevleri ve bakım evleri, sadece Bakanlığa bağlı birimlerce değil, bağımsız ve geniş yetkili Çocuk Ombudsmanları tarafından denetleniyor. BU KURUMLAR NEREDE? Bugün Emniyet kayıtlarında on binlerce çocuk var. Türkiye’de sokaklar kan ağlıyor, biz de burada istatistik dinliyoruz. 2024 verilerine göre güvenlik birimlerine gelen çocuk sayısı bir yılda yüzde 10 artmış, 600 bini aşmış. Güvenlik birimlerine "kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla" getirilen 202 bin 785 çocuğun karıştığı olayların türlerine göre dağılımında hırsızlık, yaralama ve uyuşturucu var. Son 9 yılda suça sürüklenen çocuk sayısında yaklaşık %51,5 oranında bir artış gözlemlenmiş. Özellikle uyuşturucu ve yaralama suçlarındaki artış endişe verici. Cinsel suçlar nedeniyle de güvenlik birimlerine gelen çocuklar var. Peki devleti yönetenler ne yapıyor? Çocuklar okulların önünde zehir tacirlerinin kucağına düşerken çeteler 15 yaşındaki çocukları sosyal medyadan tetikçi devşirirken bu kurumlar nerede? Okul çevrelerindeki uyuşturucu satışını neden bitirilemiyor? Sosyal medyada çocukları suça özendiren suç makinelerine neden operasyon yapılmıyor?"

CHP'li Bankoğlu: "Ay Sonunu Getirmek Tarih Oldu!" Haber

CHP'li Bankoğlu: "Ay Sonunu Getirmek Tarih Oldu!"

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, 2025 yılının ekonomik tablosuna ve yeni açıklanan asgari ücrete ilişkin açıklama yaptı. Açıklamasında 2025’in milyonlarca yurttaş için gelir adaletsizliğinin kalıcı hale geldiği bir yıl olduğunu belirten Bankoğlu, “gidişat değişmezse 2026’nın 2025 yılını aratacağını” ifade etti. HER ÇALIŞANI KARIN TOKLUĞUNA ÇALIŞIP BORÇLA YAŞAYAN KÖLE YAPMAK İSTİYORLAR CHP’li Bankoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Örtülü ödeneğin altında halkın ne kadar vergisi var, varlık fonunda neler oluyor, sarayın canavar bütçesi kimlere gidiyor, bilmediğimiz bir yılı daha bitirdik. Yeni asgari ücret felaketinden sonra şimdi de emeklilerin maaş artışı bekleniyor. 2025 yılı; tıpkı daha önceki yıllar gibi çalışanların daha fazla yoksullaştığı, emeklilerin görmezden gelindiği, gençlerin ise geleceksizliğe itildiği bir yıl olarak kayıtlara geçmiştir. Yeni açıklanan asgari ücret, 2025 yılının ekonomik anlayışının açık bir özetidir. 28 bin 75 TL’lik asgari ücret, daha çalışanların cebine girmeden açlık sınırının altında kaldı. Bugün açıklanan rakam, temel yaşam giderlerini geçtik, gıda fiyatlarındaki artışı bile karşılayabilecek düzeyde değildir. AKP asgari ücretli için “ay sonunu getirmek” ifadesini fiilen ortadan kaldırmış; “ay başında borçlanmak” yeni normal haline gelmiştir. Çalışan nüfusun yarısının asgari ücretli olduğu ülkemizde, Saray iktidarının verdiği mesaj açıktır: 7’den 70’e her çalışanı karın tokluğuna çalışıp borçla yaşamaya mahkum köleler ordusu haline getirmek temel hedeftir. SOSYAL DEVLET ANLAYIŞI YERİNİ SOSYAL İHMALE BIRAKTI 2024 yılı emekliler yılı ilan edildikten sonra emekliler tarihimizin en ağır ekonomik şartlarına yaşamak zorunda bırakıldı. Dünyanın en acımasız nüfus politikası ülkemizde uygulandı; emekli ve yaşlı nüfus, tüm haklarından mahrum bırakıldığı gibi ekonomik olarak da ölüme terk edildi. 2025 yılı da aynı şekilde emekliler açısından adeta bir hayatta kalma mücadelesi yılı olmuştur. Emeklilere seyyanen zam sözü verip, tutmadıklarını bir kez daha gördüğümüz bir yılı geride bıraktık. İŞKUR’da sadece son bir yılda 60-60 ve 65 yaş üstü iş başvurularında yüzde 19’luk bir artış söz konusudur. Yıllarca çalışmış, bu ülkeye emek vermiş ve mutlu ve refah içerisinde hayatını yaşaması gereken yaşta milyonlarca emekli, geçim sıkıntısını çözmek için iş aramaktadır. Gıda fiyatları 2003-2025 arasında 28,6 kat, gıda ise 43,1 kat artmıştır. Bugün geldiğimiz aşamada çalışan da emekli de pazarda değil fileyi doldurmak, pazara çıkmayı bile lüks görmektedir. Emekli maaşları, açlık sınırının oldukça altında, insanca yaşamaktan çok uzaktır. Sosyal devlet anlayışı yerini sosyal ihmale bırakmıştır. TÜRKİYE ARTIK BİR VERGİ CUMHURİYETİ’DİR. 2025 boyunca hayat pahalılığı vatandaşın en temel sorunu olmuştur. Gıda, barınma, enerji ve ulaşım giderleri kontrol edilemez biçimde artmıştır. Küçük esnaf ayakta kalmakta zorlanmış, borçluluk hem hanehalkında hem de işletmelerde rekor seviyelere ulaşmıştır. Gelir dağılımında, en zengin yüzde 5’lik dilimin pastadan en büyük payı aldığı, alt ve orta kesimlerin bilinçli olarak yoksullaştırıldığı, sermayesinin bu zengin kesime transfer edildiği politikalar izlenmiştir. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sermaye dostu rasyonel politikaların sonu, milyonlarca asgari ücretlinin, emeklinin, gencin açlık sınırı altında kaldığı bir ekonomi olmuştur. Yine aynı Bakanın vesilesiyle elektrik ve gaz faturalarındaki destek sınırlandırıldı, işsiz evlat vergisi denilen Genel Sağlık Sigortası primi 1981 liraya çıktı. Vergi değil düzenleme diye pazarlandı, zam değil düzenleme oldu. Sadece 2025’te vatandaşın aleyhinde 60’ı aşkın vergi düzenlemesi yapıldı. Türkiye artık bir Vergi Cumhuriyeti’dir. ASGARİ ÜCRETLİYİ ENFLASYONA EZDİRMEDİLER (!) Çok değil 4 yıl önce litresi 8 lira olan benzin şimdi 52 lira. Mesela son beş yılda et yüzde 1197, ekmek yüzde 810, kira yüzde 1114 artmış. TÜİK bile saklayamamış! Hal bu iken milletin parasıyla Somali’ye 30 milyon dolar, Moğolistan’a 50 milyon dolar hibe ettiler. Kırgızistan’ın milletimize olan 113 milyon dolar borcunu sildiler. Durun daha bitmedi; Arnavutluk’a da 12 milyon dolarlık uçak hediye ettiler. Bunlar hesap vermeyen ucube rejimin sonuçlarından sadece birkaçı. Ne demişti Çalışma Bakanı “Bu yıl asgari ücretliyi enflasyona ezdirmeyeceğiz.” Galiba “çiğ çiğ yedireceğiz” demek istemiş. Korkunç bir gerçeği hatırlatmak isterim. En zengin yüzde 20’lik kesim toplam gelirin yarısını alıyor, bunu kimse unutmamalı. ÜLKEYE YAPILAN EN BÜYÜK KÖTÜLÜK 5 MİLYON GENCİN ATIL DURUMDA BIRAKILMASIDIR 2025 yılının en yakıcı sorunu ise işsizlik ve özellikle genç işsizlik olmuştur. Genç işsizlik, artık yalnızca bir ekonomik veri değil, ciddi bir toplumsal krize dönüşmüştür. Üniversite mezunu gençler iş bulamamakta, çalışan gençler ise güvencesiz ve düşük ücretli işlere mahkum edilmektedir. Düşük ücret ve güvencesiz işler artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu ülkeye yapılan en büyük kötülük, ne eğitimde ne istihdamda bulunan 5 milyonluk genç ve dinamik nüfusumuzu atıl duruma iten bu anlayıştır. Gerçek beka sorunu budur. TÜRKİYE’NİN İHTİYACI, AÇIK VE NET: HEMEN DEĞİŞİM Bugün izlenen yanlış ekonomi politikaları sürdürülürse, 2026 yılı 2025 yılını aratacaktır. Daha da kötüsü, derin yoksulluk, düşük alım gücü, daha büyük sosyal sorunlara neden olacaktır. Nitekim suç istatistiklerindeki endişe verici artış, yalnızca psikolojik değil, ekonomi politikalarının da bir sonucudur. Saray’ın ısrarla sürdürdüğü bu anlayıştan farklı bir sonuç beklemek mümkün değildir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu tablonun kader olmadığını söylüyoruz. Türkiye tüm zenginliğiyle; emeğin korunduğu, emeklilerin insanca yaşadığı, gençlerin umutla geleceğe baktığı bir ülke olabilir. bunun için algı değil adalet, rant değil üretim, ayrıcalık değil eşitlik gereklidir. bu yönüyle Türkiye’nin ihtiyacı, açık ve nettir: hemen değişim! 2026 yılı bu yönüyle değişimin yılı olacaktır. Yeni Doğan Çetesi denen bebek katilleri, kadın cinayetleri, MESEM denen kabusta can veren çocuklar, izbe otellerde yaşam mücadelesi veren emekliler, kayıt yaptıramadığı için okula gidemeyen gençler, mülakat kepazeliği ile sınavlarda hakkı yenenler, yine atanmayan öğretmenler, iş cinayetlerine kurban gidenler… 2026 yılının daha iyi geçebilmesi için tek yol seçim ve bir an evvel bu organize yapıdan temizlenmektir. Halkımızın insanlık onuruna aykırı halde yaşamasının, verdiği bu ağır geçim savaşının, borçlu doğan bebeklerin tek sorumlusu AKP’dir. Yeni yılda en büyük dileğimiz hak, hukuk, adalet, eşitlik ve şeffaflığa inanan, sözünün eri, milleti için çalışan bir hükümete kavuşmaktır! Türkiye, AKP’nin kuruluşunda en temel sorun olarak gördüğü yoksulluğun, yolsuzluğun ve yasakların ülkesi haline gelmiştir. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere belediye başkanlarımızı, gazetecileri, öğrencileri hapse atarak Anayasa’yı ve yasaları fiili olarak yok sayarak muktedir olunamayacağı açıktır.

Avrupa'da İşsizlere Maaş Bağlanıyor, Bizde Haraç Alınıyor Haber

Avrupa'da İşsizlere Maaş Bağlanıyor, Bizde Haraç Alınıyor

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, asgari ücrete yapılan zamla yüzde 154 artan Genel Sağlık Sigortası (GSS) primini gündeme getirdi. Binlerce gencin 2026 yılında 1980 TL’ye çıkarılan GSS primini ödeyemeyeceğini vurgulayan CHP’li vekil, TBMM Başkanlığı’na verdiği kanun teklifiyle “çalışmayan kişilerden GSS primi alınmasın” önerisinde bulundu. AYLIK 1980 TL’LİK PRİMİ BU İNSANLAR HANGİ PARAYLA ÖDEYECEK? Bankoğlu şunları söyledi: Geçtiğimiz 1 Aralık’ta Genel Sağlık Sigortası primi 780 TL’den tam 2 kat artırıp 1.560 TL’ye çıkarıldı. Asgari ücretin artmasıyla GSS primleri 1980 TL oldu. Artış tam olarak yüzde 154! İnsanlar GSS borcunu ödeyemediği için 11. Yargı Paketi’yle borçların faizleri silinecek. Peki bu borçları kim ödeyemiyor? Holding patronları mı? Beş maaşlı bürokratlar mı? Bu borçları işsiz gençler ödeyemedi. Bu borçları, mezun olup iş bulamayan, geleceği elinden alınmış kuşaklar ödeyemedi, ödeyemiyor. Şimdi aylık 1980 TL’lik borcu bu insanlar hangi parayla ödeyecek? SOSYAL DEVLET, BORÇ SİLEN DEĞİL; BORÇ DOĞURMAYAN DEVLETTİR Bugün Türkiye’de yaklaşık 5 milyon NEET genç var. Ne eğitimde, ne istihdamda genç var. Düzenli geliri yok, sosyal güvencesi yok, evden çıkacak parası yok, cebinde 100 lirası bile yok. Bu gençleri iş imkânı tanımadıkları yetmedi, bir de borç çıkarıyorlar. Böyle bir sosyal devlet olabilir mi? Avrupa’da işsizlere maaş bağlanıyor, AKP Türkiye’sinde işsizlerden haraç alınıyor. İnsanları hastaneye gitmeye korkar hale getirdiler. Şimdi de 11. Yargı Paketi’yle utanmadan “borçları sildik” diye övünüyorlar. Siz sağlık hizmetini zaten ücretsiz vermek zorundasınız. Sağlık, sadaka değildir. Sağlık, prim ödeme gücüne bağlı bir meta değildir. Sağlık, Anayasal bir haktır. Sosyal devlet, borç silen değil; borç doğurmayan devlettir. AKP’nin ise bu ülkenin gençlerine borç değil, gelecek borcu var. Bankoğlu’nun kanun teklifinde öğrencilerin “yaşına bakılmaksızın öğrenim süresinin sonuna ve bu öğrenimin ardından sigortalı kaydıyla bir işte çalışmaya başlayana kadar” GSS primlerinin karşılanması önerisi yer aldı.

CHP'li Bankoğlu: "TBMM'de Çocuk Hakları Komisyonu Kurulmalı!" Haber

CHP'li Bankoğlu: "TBMM'de Çocuk Hakları Komisyonu Kurulmalı!"

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde “Çocuk Hakları Komisyonu” kurulması amacıyla kanun teklifi verdi. Bankoğlu, çocuklara yönelik hak ihlallerinin yapısal bir sorun hâline geldiğini belirterek, Meclis’in bu alanda kalıcı ve doğrudan sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurgulayarak “Çocukların üstün yararı için Meclis’te kalıcı bir ihtisas komisyonu kurulmalı.” dedi. MECLİS’TE CİDDİ BİR BOŞLUK VAR Bankoğlu, çocukların üstün yararının Anayasal ve evrensel bir ilke olduğuna dikkat çekerek, TBMM bünyesinde çocuk haklarına özgülenmiş daimî bir ihtisas komisyonunun bulunmamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi. “Dünyada çocuklara bayram armağan eden bir ülkenin Meclisi’nde çocuk haklarını merkeze alan kalıcı bir komisyonun olmaması kabul edilemez” diyen Bankoğlu hak ihlallerinin yapısal hale geldiğine dikkat çekti. CHP’li Bankoğlu çocuk istismarı, ihmal, çocuk işçiliği, erken yaşta evlilik, yoksulluk, eğitimde eşitsizlik, mülteci ve engelli çocukların karşılaştığı sorunlara işaret ederken; bu başlıkların artık münferit değil, yapısal sorunlar olduğunu belirtti. Bu nedenle denetimin ve politika üretiminin kurumsal bir çerçeveye kavuşturulması gerektiğini ifade ederken kurulmasını teklif ettiği Çocuk Hakları Komisyonu’nun çalışma prensiplerine ilişkin önerisini dile getirdi. “Verdiğim kanun teklifine göre kurulmasını önerdiğim Çocuk Hakları Komisyonu; çocuklara ilişkin kanun tekliflerini çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda inceleyecek, hak ihlallerini izleyecek, ilgili kamu kurumlarını denetleyecek ve hazırladığı raporları TBMM Genel Kurulu’na sunacak.” Bankoğlu, teklifin gerekçesine ilişkin “Çocukların haklarını korumak, yalnızca sosyal politikaların değil, yasama ve denetimin de asli görevidir. Çocuk Hakları Komisyonu’nun kurulması, Meclis’in çocuklara karşı taşıdığı tarihsel sorumluluğun bir gereğidir” açıklamasında bulundu.

TBMM'de Yıllara Yayılan İstismar İddiaları Örtbas Edilemez! Haber

TBMM'de Yıllara Yayılan İstismar İddiaları Örtbas Edilemez!

CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde stajyer kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve taciz iddialarının ortaya çıkmasının ardından Meclis Başkanlığı’na araştırma komisyonu için başvurdu. Meclis çatısı altında uzun yıllara yayıldığı iddia edilen vakaların “asla sıradanlaştırılamayacağını” belirten Bankoğlu, TBMM Genel Sekreterliği’nin açıklamalarıyla da doğrulanan gelişmelerin “kurumsal bir çürümenin” işaretçisi olduğunu vurgulayarak “Bu iddialar birkaç kişinin suçu değildir; denetim eksikliklerinin, ihmallerin ve kimi yöneticilerin olayların üzerini kapattığına dair ciddi kuşkuların sonucudur.” dedi. “Yıllar öncesine uzanan sistematik istismar iddiaları var” Bankoğlu, TBMM’de görevli bazı personelin 18 yaş altı meslek lisesi öğrencisi stajyer kız çocuklarına yönelik eylemlerinin sistematik olduğuna dair güçlü iddiaların bulunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Basına yansıdığı kadarıyla kimi vakalar yedi yıl öncesine dayanıyor. Bazı çocuklar tehdit edildiği için şikâyetlerini geri çekmiş. Bu, bireysel bir suç değil; kurum içi bir zafiyet ve ihmaller zinciridir.” 04 Aralık 2025’te Ankara Emniyeti’ne başvuran D.K. isimli stajyerin şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada, TBMM personeli H.İ.G.’in tutuklanmasını hatırlatan Bankoğlu, “13 yıldır Meclis’te çalışan bir kişinin bu kadar uzun süre nasıl denetimsiz bırakıldığını sorgulamak zorundayız.” dedi. “Stajyerleri sosyal medya üzerinden ağına düşüren personel var” TBMM Genel Sekreterliği’nin 11 Aralık’ta yayımladığı açıklamada en az üç stajyerin daha benzer şikayetlerde bulunduğunun belirtilmesini “skandalın resmen doğrulanması” olarak nitelendiren Bankoğlu, idari soruşturmada devlet memurluğundan çıkarma tekliflerinin bile gündeme gelmesinin vahameti gözler önüne serdiğini söyledi. 2018’deki önergenin reddi yeniden gündemde Bankoğlu, 2018’de de benzer iddiaların gündeme geldiğini ancak dönemin CHP’li milletvekilinin verdiği araştırma önergesinin reddedildiğini hatırlatarak “O önerge kabul edilseydi bugün bu çocuklar belki de bu travmaları yaşamayacaktı.” dedi. “Hamile kalan stajyer iddiası buzdağının görünen yüzü” Şubat 2025’te istismar sonrası hamile kalan bir stajyerle ilgili haberleri hatırlatan Bankoğlu, ayrıca bazı mağdurların kurum müdürleri tarafından, “Kimseye söylemeyeceksiniz, annenize babanıza bile” şeklinde uyarıldığını öne sürmesini “örtbas girişimi” olarak değerlendirdi: “Bu, sadece suçun değil, suçun gizlenmesinin de kurumsal hale geldiğini düşündürüyor. Bu kabul edilemez.” dedi. “Araştırma Komisyonu kurulması demokrasi ve hukuk devleti için zorunluluktur” Bankoğlu, CHP grubu olarak Meclis İç tüzüğünün 104 ve 105’inci maddelerine dayanarak Meclis Araştırması açılması için önerge verdiklerini belirtti ve çağrısını yineledi: “TBMM, çocukların ve genç kadınların güvende olması gereken bir kurumdur. Bu iddiaların kök nedenleri ortaya çıkarılmalı, sorumlular yargıya hesap vermeli, benzer olayların tekrar etmemesi için köklü bir reform yapılmalıdır. Meclis, bu utanç tablosunun üstünü örtemez.”

CHP'li Bankoğlu: "Siz Bu Çocuklardan Ne İstiyorsunuz?" Haber

CHP'li Bankoğlu: "Siz Bu Çocuklardan Ne İstiyorsunuz?"

CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, bütçe görüşmelerinin devam ettiği TBMM Genel Kurul’unda Meclis’te yaşanan çocuk istismarı skandalını konuştu. Stajyer kız çocuklarının istismarının örtbas edilmeye çalışıldığını ifade eden Bankoğlu, AKP sıralarına “failleri siz cesaretlendirdiniz” dedi. MECLİS KAPISINDA “FAİLLERİ YARGILA” DİYEN KADINLARIN ÖNÜNE ÇEVİK KUVVETİ DİKTİNİZ Bankoğlu konuşmasında şunları söyledi: "Meclis çatısı altında staj gören kız çocuklarının istismara maruz bırakıldığını öğrendik. Ve bu istismarların münferit değil, sistematik olduğunu yine istismara uğrayan çocukların ifadelerinden anlıyoruz. Sözlü ve fiziksel tacize uğrayan kızın ifadesi aynen şu şekilde: “Kimseye anlatmayacaksın dediler, herkes her şeyi biliyordu ve sustu”. Bu olay basına yansımasa apar topar üstü kapatılacak, çocuk veya aile susma baskısıyla tehdit edilecek, failler hep olduğu gibi cesaretlendirilecekti. Daha dün bu rezalete ilişkin Meclis’in kapısında “koruma, aklama failleri yargıla” diyen kadınların önüne barikatları, çevik kuvveti diktiniz. Neredeydiniz madem bu kadar ilgilisiniz Sayın Ak Partili kadın milletvekilleri, neden gelmediniz açıklamaya? Merak ediyorum. Şimdi de burada, Meclis’in kendi bünyesinde çocukları istismardan koruyamayan sizin bütçenizi görüşüyoruz. SON 24 YILDA DOĞUM YAPAN ÇOCUK SAYISI 590 BİN! Yargı paketleriyle, infaz düzenlemeleriyle cezasızlığı yaygınlaştırdınız. Failleri siz cesaretlendirdiniz. Çocuk yaşta evliliklerin önünü açmak istediniz. 2016'da Ensar Vakfı skandalı çıktığında “bir kereden bir şey olmaz” dediniz. “Küçüğün rızası var” diyen kişiyi bu Meclis’e başkanvekili yaptınız. Diyanet üzerinden evlilik yaşını çocukluk yaşına kadar indirdiniz. Son 24 yılda 18 yaş altı doğum yapan çocuk sayısı 590 bin. Çocukları korumayan siz, işçi diye MESEM’lerde köle gibi çalıştıran siz, okullarda aç bırakan siz, niteliksiz, çağ dışı, ayrımcı bir eğitime mahkûm eden yine siz… Siz bu çocuklardan ne istiyorsunuz? Çocuğa yönelik ihmal, istismar ve cinsel şiddet suçunu hasıraltı ettiğiniz için bugün bu konu Meclis’e kadar geldi. “Araştırma komisyonu kuracağız” diyerek bu rezilliğin üstünü kapatamazsınız. 5 MİLYON EV GENCİ HAYALSİZ VE UMUTSUZ ŞEKİLDE EVE HAPSOLMUŞ DURUMDA Bankoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2026 bütçesine ilişkin olarak şunları söyledi: Maalesef görüyoruz ki 22 milyon gencin yaşadığı ülkemizin bütçesi yine gençlere hizmet etmiyor. Evlenin en az üç çocuk yapın dediğiniz gençlerin beş milyonu ne eğitimde ne istihdamda. ‘Ev genci’ olarak hayali, umudu, gelecek beklentisi olmadan evine hapsolmuş. Ama ne bütçenizde ne de gündeminizde var. Ama bütçede; bir avuç iltimaslı vakıf ve derneğe, kamu kaynaklarının arka kapıdan aktarılmasına, hesap sorulamayan yapılara ve denetlenmeyen yurtlara kaynak var! Gençleri ideolojik kamplara, imtiyazlı yapılara, denetlenmeyen cemaat ağlarına teslim etmek var! TÜRGEV VE TÜGVA’YA 2 MİLYAR TL, GENÇLERE İSE KAYNAK YOK! Bu ülkenin gençlerini “bizim çocuklar” ve “ötekiler” diye ayırıyorsunuz. Buna izin vermeyeceğiz. Kâr amacı gütmeyen vakıf ve kuruluşlara 2,2 milyar lira aktarmışsınız yine büyük bir yükselişle; TÜRGEV'e, İlim Yayma'ya, Ensar'a, TÜGVA'ya yığınla kaynak var ama öğrenciye para yok. Bu rezalet Saray politikalarının bir sonucudur ve gençliğe karşı işlenmiş bir suçtur. Şimdi soruyorum Sayın Bakan: Bu vakıflara son 5 yılda tahsis edilen kamu binaları, taşınmazlar, arsa tahsisleri tam olarak kaç adettir? Gençlik Merkezleri kaç yerde bu yapılara fiilen teslim edilmiştir? Bu vakıfların yurtlarına hangi kamu destekleri sağlanmıştır? Kaçı denetlenmiştir? Basına yansıyan videolarda, bazı vakıf yöneticilerinin “yarın hâkim-savcı olacak gençleri biz yetiştiriyoruz” dediğini gördük. Bu yapılara hangi beklentiyle izin veriyorsunuz? Sayın Bakan, siz bunları açıklamadan bu bütçe kabul edilemez! ERDOĞAN LÜTFEDERSE 3 BİN LİRALIK BURSA ÇAY SİMİT ZAMMI YAPACAKLAR Genç işsizliğinde, diplomalı işsizlerde Avrupa’da açık ara birinciyiz. Daha ilginci Avrupa İstatistik Ofisi’ne göre Türkiye’de üniversite bitirenin işsiz kalma olasılığı daha fazla! Sayın Bakan, üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizlikten daha fazla olduğu başka bir ülke var mı? Asgari ücret 22 bin, bekar çalışanın aylık maliyeti 39 bin lira. Bir öğrencinin üniversiteye başlangıç maliyeti 105 bin lira. Aylık gideri 50 bin lira. Peki burs ne kadar? 3 bin lira. Eğer Erdoğan lütfedip de ‘iyi para’ dediği bursa zam yaparsa simidin yanına belki çay da alırlar. Bu kıyamet tablosunun, gençlerin hayatına çöken bu karanlığın sorumlusu sizsiniz! Siz gençleri gözden çıkardınız ama unutmayın gençler de sizi gözden çıkardı! CHP’li Bankoğlu, konuya ilişkin TBMM Başkanlığına verdiği araştırma önergesinde sadece kadınlardan oluşacak bir komisyonla TBMM’deki istismar zincirinin tüm boyutlarıyla araştırılmasını istedi.

AKP Eliyle Cezasızlık Sistemi Kurumsallaştırılıyor Haber

AKP Eliyle Cezasızlık Sistemi Kurumsallaştırılıyor

CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, geçen hafta Meclis’e sunulan ve 3 Aralık’ta Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlanacak 11. Yargı Paketi’nin kadına ve çocuğa yönelik şiddet faillerini de kapsayan ceza indirimlerini içermesine sert tepki gösterdi. Bankoğlu, 11. Yargı Paketi’nin kadına yönelik şiddet ile cinsel suçlar dolayısıyla koruma kararı aldırmış kadınlar için güvensizlik endişesini artıracağını ifade etti. Milletvekili Aysu Bankoğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Yargı sistemi, iktidarın siyasi ajandasına uygun keyfi düzenlemeleri nedeniyle her geçen gün daha da çökertiliyor. Geçtiğimiz hafta Meclis’e sunulan 11. Yargı Paketi, iktidarın yıllardır “af olmayan aflar” zinciriyle ördüğü cezasızlık rejimine yeni bir halka eklemektedir. Bu paket, suçluyu ama özellikle şiddet faillerini, kadın katillerini, çocuk istismarcılarını cesaretlendirmeye yönelik bir siyasi mühendislik ürünüdür. Geçtiğimiz haftalarda kamuoyuna sızan taslakta yer alan “genel ahlaka aykırı hareketler” gibi muğlak, ayrımcı ve tüm toplumu kriminalize etmeye açık düzenlemeler feminist örgütlerin haklı mücadelesi sonrası paketten çıkarılmıştı. Ama yeni teklifle gördük ki bu konu kapanmış değil ve iktidar, her fırsatta aynı ataerkil zihniyeti yeniden raftan indirmeye hazır durumda. Adalet Bakanı’nın demeçleri de bunun açık işaretidir. BU AF KADINA YÖNELİK ŞİDDET FAİLLERİNİ DE KAPSAYACAK 11. Yargı Paketi’nin içine yerleştirilen COVID-19 izinlerinin genişletilmesine ilişkin düzenlemeler açık bir örtülü af niteliği taşımaktadır. Söz konusu teklifte terör ve örgütlü suçlar hariç 23/07/2023 öncesi işlenen suçlar af kapsamına alınmış durumdan. Bu haliyle bu af, ne yazık ki kadına yönelik şiddet faillerini de kapsayacaktır. Ceza indirimi ve erken tahliye uygulamalarının, faillerin yeniden mağdura yönelme ihtimalini artırdığını birçok çalışma gözler önüne serdi. Şiddetle mücadelede durumumuz ortadayken, yapılacak yeni tahliyeler şiddetin cezasız kalacağına yönelik algıyı daha da artıracaktır. Faillerin af yoluyla serbest bırakılması koruma kararlarını işlevsiz hale getiriyor. Kadınların her gün öldürüldüğü, her gün binlerce kadının şiddet görme korkusuyla yaşadığı bir ülkede, bu paketi hazırlayan siyasi aklın kadın düşmanı politikalar uyguladığı artık herkesin malumudur. BU FAİLLERİN DE AYNI SUÇU İŞLEMEYECEKLERİNİN GARANTİSİNİ KİM VERİYOR? Kadın katillerinin, çocuk istismarcılarının, tecavüzcülerin “infaz düzenlemesi” adı altında serbest bırakıldığı bir ülkede adalet çökmüştür. Her ay bir kadının “aftan yararlanarak” dışarı salınmış bir fail tarafından öldürüldüğünü hepimiz acıyla ve öfkeyle izliyoruz. Faillerin denetimli serbestlik sürecinde hiçbir takibinin yapılmadığını da biliyoruz. Şimdi yeni afla bu faillerin de aynı suçu işlemeyeceklerinin garantisini kim veriyor? Zaten bu failleri yargılarken envai çeşit indirimle cezaları hafifletiyorsunuz. Şimdi hangi kurum, hangi mekanizma, hangi devlet aklı kadınları ve çocukları koruyor? SUÇLULAR TEŞVİK EDİLİYOR, ADALET YERLE BİR EDİLİYOR İktidarın yıllardır uyguladığı politikalar, potansiyel failleri açıkça cesaretlendirmektedir. Kadın erkek eşitliğini yok sayan, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması başta olmak üzere her fırsatta kadınların kazanılmış haklarını tartışmaya açan bu iktidar; adalet sistemindeki cinsiyetçi uygulamaları ve af düzenlemeleriyle suç işlemeyi neredeyse teşvik etmektedir. Bir yandan düşünce ve ifade özgürlüğü alanını baskı altında tutmaya devam ederken ve uyuşturucu satıcısından dolandırıcıya kadar birçok suçluyu fiilen affederken toplumu suça karşı savunmasız bırakan düzenlemeler ile iki yüzlü bir politika izlemektedir. Bunu kabul etmiyoruz. Bu ve benzeri paketler, artık suçlunun değil, mağdurun cezalandırıldığı rejimi kurumsallaşması demektir. Kadınların güvenliğinin hiçbir siyasi pazarlığın, oy hesabının malzemesi yapılmasına izin vermeyeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.