SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye Büyük Millet Meclisi

Porsuk Haber Ajansı - Türkiye Büyük Millet Meclisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Eskişehir Heyeti Mecliste Grup Toplantısına Katıldı Haber

CHP Eskişehir Heyeti Mecliste Grup Toplantısına Katıldı

Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grup Toplantısı Genel Başkan Özgür Özel’in Başkanlığında yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Grup toplantısına CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Milletvekilleri Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Meclis üyeleri, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, İlçe Yöneticileri ile Kadın ve Gençlik Kolları üyeleri katıldı. CHP Heyeti Grup toplantısının ardından Genel Başkan Özgür Özel ile bir araya geldi. Ziyaretle ilgili sosyal medya hesabından bir açıklama yapan İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadelere yer verdi; "Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeydik. Milletvekillerimiz Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü, Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç, Tepebaşı İlçe Başkanımız Tevfik Yıldırım, Kadın ve Gençlik Kollarımız, Mahalle Sorumlularımız ve Meclis Üyelerimiz ile birlikte; Genel Başkanımız Özgür Özel ile bir araya gelerek, Eskişehir’de yürüttüğümüz çalışmalar ve örgütlü mücadelemiz üzerine kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdik. Buluşmamızda, mahalle örgütlenmesinden, saha çalışmalarına kadar birçok başlığı ele aldık. Yeni parti programımız doğrultusunda; güçlü yurttaş, örgütlü toplum ve sosyal adaleti esas alan siyaset anlayışımızın, Eskişehir özelinde nasıl daha etkin hayata geçirileceği değerlendirip, ardından Genel Başkanımızın başkanlığında yapılan TBMM Grup Toplantımıza katıldık. 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi olan; kurtuluşun ve kuruluşun partisi Cumhuriyet Halk Partisi, halktan yana siyaset anlayışıyla iktidar yürüyüşünü kararlılıkla sürdürmektedir. Örgütlü mücadelemizle, dayanışma ve umutla; daha aydınlık, daha adil yarınları hep birlikte inşa edeceğiz."

Vali Yılmaz’a "Sivrihisar Fahri Hemşehrilik Beratı" Verildi Haber

Vali Yılmaz’a "Sivrihisar Fahri Hemşehrilik Beratı" Verildi

Sivrihisar Belediye Meclisi tarafından alınan kararla, önceki yıllarda Sivrihisar Kaymakamlığı yapan Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’a "Sivrihisar Fahri Hemşehrilik Beratı" verildi. Sivrihisar Belediye Meclisi tarafından alınan karar doğrultusunda hazırlanan Fahri Hemşehrilik Beratı; Vali Dr. Erdinç Yılmaz’ın eşi Doç. Dr. Şenay Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi 22. Dönem Eskişehir Milletvekili Fahri Keskin, Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz ve Sivrihisarlı vatandaşların katılımıyla düzenlenen törende Vali Dr. Erdinç Yılmaz’a takdim edildi. Sivrihisar Belediyesi Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda, ilçeye gösterdiği duyarlılık, Sivrihisar’a verdiği değer ve sağladığı hizmetler nedeniyle takdim edilen Fahri Hemşehrilik Beratı programında konuşan Vali Yılmaz, Sivrihisar’ın kendisi için her zaman özel bir yere sahip olduğunu belirterek, bu anlamlı beratın kendisi için büyük bir gurur ve mutluluk kaynağı olduğunu ifade etti. Sivrihisar’da görev yaptığı yılların hayatında önemli izler bıraktığını vurgulayan Vali Yılmaz, kaymakamlık döneminde aldığı “Yılın Kaymakamı” ödülü ile akademik çalışmalarını bu süreçte tamamladığını, ardından Tepebaşı ve Osmaniye’de görev yaptıktan sonra Eskişehir Valisi olarak kente yeniden hizmet etme onurunu yaşadığını dile getirdi. Sivrihisar’ın kadim tarihi, güçlü kültürel yapısı ve yüksek potansiyeliyle her zaman önemli bir yere sahip olduğunu belirten Vali Yılmaz, ilçenin gelecekte çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına inandığını söyledi. Kendisine verilen Fahri Hemşehrilik Beratı’nın sorumluluğunu daha da artırdığını ifade eden Vali Yılmaz, Eskişehir’in tüm ilçeleriyle birlikte özellikle Sivrihisar’a hizmet etmeye aynı heyecan ve azimle devam edeceğini belirterek, Belediye Başkanı Habil Dökmeci, Belediye Meclisi üyeleri ve emeği geçen herkese teşekkür etti. Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci ise yaptığı açıklamada, "Değerli Valimiz Erdinç Yılmaz’a, Sivrihisar Belediye Meclisi olarak, oy birliğiyle aldığımız karat neticesinde Fahri Hemşehrilik Beratı vermek için toplanmış bulunuyoruz. Sivrihisar’ımızda değerli, kıymetli hizmetleri olmuştu ve Eskişehir’e geleceğini duyduğumuzda da büyük bir heyecan duymuştuk. O günlerde 22. Dönem Milletvekilimiz Fahri Keskin Beyefendi ile beraber olduğumuz bir anda kendisinin böyle bir önerisi oldu. Biz de meclis üyelerimizle birlikte bir karar aldık.” dedi.

CHP'li Gülcan Kış: "Afet Bakanlığı Kurulmalı!" Haber

CHP'li Gülcan Kış: "Afet Bakanlığı Kurulmalı!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin afetlere hazırlıksız yakalandığını ve afet yönetiminin etkin biçimde yürütülemediğini belirterek Afet Bakanlığı kurulmasına ilişkin kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. “Afet yönetimi sadece depremle sınırlı değil” Depremlerin yalnızca bir doğa olayı olarak ele alınamayacağını vurgulayan Kış, afet yönetiminin depremle sınırlı olmadığını belirtti. Türkiye’nin deprem, yangın, sel, zirai don ve heyelan gibi çok sayıda afet riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Kış, “Deprem öncesi hazırlık yoktu, yangın öncesi hazırlık yoktu, sel öncesi hazırlık yoktu. Riskler biliniyordu ancak bütüncül bir hazırlık sistemi bulunmuyordu” dedi. “Devletin asli görevi aksadı” Afet anında yurttaşa sahip çıkmanın, arama kurtarma çalışmalarını koordine etmenin ve barınma ile temel ihtiyaçları karşılamanın devletin asli görevi olduğunu söyleyen Kış, depremin ilk günlerinde yaşanan yetki karmaşası ve koordinasyonsuzluğun bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilemediğini gösterdiğini ifade etti. “CHP tüm imkânlarıyla sahadaydı” Bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorumluluk üstlendiğini belirten Kış, depremin yaşandığı ilk günlerden itibaren CHP’nin tüm kadrolarıyla; başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere, arama kurtarmadan barınmaya, temel ihtiyaçlardan sosyal desteklere kadar tüm imkânlarını seferber ederek sahada yer aldığını söyledi. Kış, 6 Şubat’ın yıl dönümünde de aynı sorumlulukla hareket edeceklerini belirterek, Genel Başkan Özgür Özel, milletvekilleri ve büyükşehir belediye başkanlarıyla birlikte bir hafta boyunca deprem bölgesinde yurttaşlarla bir araya geleceklerini açıkladı. “Afet Bakanlığı olsaydı bu tablo yaşanmazdı” Afet yönetiminin öncesi, anı ve sonrasıyla tek elden yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Kış, Afet Bakanlığı’nın yokluğunun ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Eğer Türkiye’de Afet Bakanlığı olsaydı; ilk saatlerde yetki karmaşası yaşanmazdı, arama kurtarma çalışmaları anında ve etkin biçimde başlardı, ayrı bir afet bütçesiyle kalıcı konutlar hızla inşa edilir, yurttaşlar yıllarca konteynerlerde beklemek zorunda kalmazdı.” Kanun teklifi TBMM’de Kış, afetlere hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerini tek merkezden yönetecek; net yetkilere, ayrı bir bütçeye ve hesap verebilir bir yapıya sahip Afet Bakanlığı’nın kurulmasına ilişkin kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğunu belirtti. Kanun teklifinin amacının afetler yaşandıktan sonra çözüm üretmek değil, afetler yaşanmadan önce hazırlık yapılmasını sağlamak olduğunu ifade eden Kış, güçlü bir afet yönetiminin yurttaşa borç değil, kalıcı çözüm sunması gerektiğini vurguladı.

Emekliye 5 Bin TL Yakacak, %50 Kira Desteği Teklifi Haber

Emekliye 5 Bin TL Yakacak, %50 Kira Desteği Teklifi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emeklilerin yaşadığı derin ekonomik krize karşı TBMM’ye kapsamlı bir kanun teklifi sundu. Teklifle; emeklilere kış aylarında aylık 5 bin TL yakacak yardımı ve kirada oturanlara asgari ücretin yarısı kadar kira desteği verilmesi öngörülüyor. ​CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emeklilerin barınma ve ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sundu. Gürer, "Emekli olmak da emekli yaşamak da artık imkansız hale geldi" diyerek, sosyal devlet ilkesinin acilen işletilmesi çağrısında bulundu. ​KIŞ AYLARINDA 5 BİN TL YAKACAK DESTEĞİ ​Gürer’in sunduğu kanun teklifinde, emeklilerin kış yükünü hafifletmek adına somut adımlar yer alıyor. Teklif yasalaşırsa: ​Her yıl Kasım, Aralık, Ocak ve Şubat aylarında emeklilere aylık 5 bin TL yakacak yardımı yapılacak.​Bu tutar, her yıl yeniden değerleme oranından az olmamak kaydıyla artırılacak.​KİRACI EMEKLİYE ASGARİ ÜCRETİN YARISI KADAR DESTEK ​Barınma krizine de değinen Gürer, üzerine kayıtlı evi olmayan ve kirada oturduğunu belgeleyen emekliler için net asgari ücretin yüzde 50’si oranında kira desteği talep etti. Gürer, "Battaniyeyle ısınan, sofrasından öğün eksilen emeklilerimiz var. Bu bir yardım değil, gasbedilen hakların iadesidir" dedi. ​"5510 SAYILI KANUN EMEKLİYİ YOKSULLAŞTIRDI" ​Maaşlardaki erimenin ana nedeninin 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı kanun olduğunu hatırlatan Gürer, şu verileri paylaştı: ​"Aylık bağlama oranları yüzde 70’lerden yüzde 28-30 bandına çekildi. Büyümeden alınan pay ise yüzde 100’den yüzde 30’a düşürüldü. Emekli, ülkenin refah artışının tamamen dışına itildi. Bugün en düşük emekli aylığı açlık sınırının çok altında kalmıştır." ​KADEMELİ EMEKLİLİK VE İNTİBAK ÇAĞRISI ​Gürer, sadece maddi desteklerin değil, sistemsel sorunların da çözülmesi gerektiğini vurgulayarak taleplerini sıraladı: ​En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır.​Tüm emeklilere seyyanen zam ve intibak düzenlemesi yapılmalıdır.​Bayram ikramiyeleri asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir.​EYT sonrası ortaya çıkan kademe sorunu (1 günle 17 yıl kaybedenler) çözülmelidir.​Emeklilerden alınan ilaç katkı payı kaldırılmalıdır. ​Gürer, emeklilerin insanca yaşam şartlarına kavuşana kadar bu mücadelenin takipçisi olacağını belirterek sözlerini tamamladı.

Gürer: ''Çiftçi Para Kazanamıyor, Su Bedelini Ödeyemiyor'' Haber

Gürer: ''Çiftçi Para Kazanamıyor, Su Bedelini Ödeyemiyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada sulama birliklerinden su politikalarına, çiftçinin artan maliyetlerinden yaklaşan su krizine kadar pek çok başlıkta önemli uyarılarda bulundu. Gürer, iktidarın merkeziyetçi anlayışının sorunları çözmek yerine derinleştirdiğini vurguladı. “2018’DE UYARMIŞTIK, DİNLEMEDİNİZ” CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, sulama birlikleriyle ilgili tartışmaların yeni olmadığını belirterek, 2018 yılında Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda yaptıkları uyarıları hatırlattı. O dönemde sulama birliklerinin Devlet Su İşleri’ne devredilmesine karşı çıktıklarını ifade etti. Ömer Fethi Gürer, “Sorunu olan birliklerin sorunları çözülsün, iyi işleyenler çiftçilerin yönetiminde devam etsin demiştik. Muhalefetimizin dikkate alınmamasıyla bugün yeniden aynı sorunları konuşuyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ PARA KAZANAMIYOR, SU BEDELİNİ ÖDEYEMİYOR” Aradan geçen sürede kooperatifler ve sulama birliklerinde yaşanan yapısal sorunların devam ettiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, bunun temel nedeninin çiftçinin içine sürüklendiği ekonomik kriz olduğunu vurguladı. Çiftçinin üretimden yeterli gelir elde edemediğini belirten Gürer, su fiyatlarındaki artışın üreticiyi daha da zorladığını dile getirdi. İlaç, gübre, tohum, mazot, tarla kirası, traktör ve biçerdöver giderlerinin her geçen gün arttığını söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi giderlere yetişemiyor. Bir de bunun üzerine su maliyeti ekleniyor. Oysa su, verimi ve rekolteyi artıran en temel unsurlardan biridir” ifadelerini kullandı. TÜRKİYE SU FAKİRİ ÜLKE OLMA YOLUNDA Konuşmasında Türkiye’nin su varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkenin ciddi bir su stresi yaşadığını belirtti. Akarçay, Meriç, Ergene, Küçük Menderes, Burdur, Konya Kapalı Havzası ve Asi Havzası’nda hâlihazırda su açığı bulunduğunu, bu durumun Bakanlık tarafından da kabul edildiğini ifade etti. Gürer, 2030 yılına kadar Susurluk, Kuzey Ege, Gediz, Büyük Menderes, Kızılırmak, Seyhan, Ceyhan, Fırat, Dicle ve Van Gölü havzalarında da su açığı yaşanmasının öngörüldüğünü belirterek, “Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık su miktarı 1.700 litre iken Türkiye’de bu rakam 1.269 litreye kadar gerilemiş durumda” dedi. GÖLLER KURUYOR, YER ALTI SULARI TÜKENİYOR Türkiye genelinde su kaynaklarının hızla tükendiğine dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, 240 gölden 186’sının kuruduğunu, 2 bin obruk oluştuğunu ve bunların 600’ünün yalnızca Konya’da bulunduğunu söyledi. Yeraltı sularının ciddi biçimde çekildiğini belirten Gürer, artık 150–200 metre derinlikten su çıkarılmak zorunda kalındığını vurguladı.Bu tablo karşısında acil düzenlemelere ihtiyaç olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, mevcut politikaların sürdürülebilir olmadığını dile getirdi. “SUYA GÖRE ÜRÜN POLİTİKASI ŞART” Suyun yönetimi konusunda planlamanın hayati önemde olduğunu vurgulayan CHP’li Gürer, Akdeniz ve Karadeniz’e boşa akan suların Anadolu’ya yönlendirilmesine yönelik yatırımların önemsenmesi gerektiğini söyledi. Tarımda su tüketimi yüksek ürünlerin yanlış bölgelerde üretildiğine dikkat çeken Gürer, “Kuru tarım alanlarında suyu çok tüketen ürünleri yaygınlaştırıyoruz. Suyun ihtiyaca göre ürün politikasıyla birlikte ele alınması gerekir” dedi. RUHSATSIZ KUYULAR ÇİFTÇİNİN ELİNİ KOLUNU BAĞLIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, su sorununun finansmana erişimi de doğrudan etkilediğini belirterek, kuyu sularının büyük bölümünün ruhsatsız olmasının çiftçiyi mağdur ettiğini ifade etti. Ruhsatı olmayan çiftçilerin bankalardan kredi alamadığını belirten Gürer, bu durumun modern sulama sistemlerine geçişi engellediğini söyledi. “Ruhsatı olmadığı için kredi alamıyor, kredi alamadığı için damlama ve yağmurlamaya geçemiyor. Bu nedenle hâlâ salma sulama, yani vahşi sulama yapılıyor” diyen Gürer, modern sulama sistemleriyle ciddi oranda su tasarrufu sağlanabileceğine dikkat çekti. “MERKEZİYETÇİ ANLAYIŞ SORUNU DERİNLEŞTİRİYOR” Yağmurlama sulamayla yüzde 35, damlama sulamayla yüzde 65 oranında su tasarrufu sağlanabileceğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, iktidarın bu alanlara odaklanmak yerine merkeziyetçi bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. Gürer, “Her yerden ne sağlarım anlayışıyla hareket eden bir siyasi iktidar var. Bu yaklaşım sorunu çözmek yerine derinleştiriyor” ifadelerini kullandı.

CHP'li Kış'tan Milyonları İlgilendiren Borç Krizine İlişkin Kanun Teklifi Haber

CHP'li Kış'tan Milyonları İlgilendiren Borç Krizine İlişkin Kanun Teklifi

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, kredi kartı ve bireysel kredi borçları nedeniyle ödeme gücünü kaybeden milyonlarca yurttaşı ilgilendiren kapsamlı bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Teklif, 6 trilyon lirayı aşan bireysel borç stokunu ve milyonlarca kişiyi etkileyen icra baskısını hedef alıyor. Milyonlar borçlu, borç trilyonları aştı Resmî verilere göre Türkiye’de vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına olan kredi kartı ve bireysel kredi borcu 6 trilyon 77 milyar TL’ye ulaştı. Bunun yaklaşık 2 trilyon 9 milyar TL’sini kredi kartı borçları, 3 trilyon 89 milyar TL’sini ise bireysel krediler oluşturuyor. Varlık yönetim şirketlerine devredilen borçlarla birlikte tablo daha da ağırlaşıyor. Borç krizinin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığına dikkat çekilirken, bankalar ve finans kuruluşları tarafından icra takibine alınan kişi sayısının 4 milyonu aştığı, icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısının ise 24 milyona yaklaştığı belirtiliyor. Faiz ve icra yükü borcu katlıyor Mevcut sistemde bireysel kredi faizlerinin yüzde 60’ın üzerine, kredi kartı gecikme faizlerinin ise çok daha yüksek oranlara çıktığına işaret eden Kış, borçların önemli bir bölümünün artık anaparadan değil faiz, ceza, icra ve avukatlık masraflarından oluştuğunu vurguladı. Bu durumun borçların çevrilebilirliğini ortadan kaldırdığı, yurttaşı sürekli bir icra tehdidi altında yaşamaya zorladığı ifade ediliyor. Teklif ne getiriyor? TBMM’ye sunulan kanun teklifine göre; Kredi kartı ve bireysel kredi borçları anapara esas alınarak yeniden yapılandırılacakTemerrüt faizi, gecikme faizi, ceza faizi ile icra ve avukatlık masrafları tamamen silinecekBorçlar 60 ila 72 ay vadeyle taksitlendirilecekYapılandırmada uygulanacak faiz oranına üst sınır getirilecekYapılandırmaya başvuran yurttaşlar hakkında icra ve haciz işlemleri durdurulacak, maaş hacizleri ve banka hesaplarındaki blokeler kaldırılacakÖdeme planına uyan yurttaşların kredi siciline ilişkin olumsuz kayıtları yapılandırma sonunda silinecek “Bu bir borç değil, yaşam krizi” Kanun teklifine ilişkin değerlendirmede bulunan CHP’li Kış, borç sorununun geldiği noktaya şu sözlerle dikkat çekti: “Bugün kredi kartı borcu bir tüketim tercihi değil, mutfağın borcudur. Bireysel kredi ise refahın değil, hayatta kalma mücadelesinin sonucudur. 6 trilyon lirayı aşan bu tablo artık bireysel bir ödeme sorunu değil, açık bir yaşam krizidir.” “Borcu silmiyoruz, ödenebilir hale getiriyoruz” Teklifin bir “af” düzenlemesi olmadığını vurgulayan Kış, amaçlarının yurttaşı yeniden ekonomik hayata dahil etmek olduğunu belirterek şunları söyledi: “Biz borcu silmiyoruz; faizi, cezayı ve icra baskısını siliyoruz. Yurttaşı borçtan kaçan değil, borcunu ödeyebilen hale getiriyoruz. Bu teklif sosyal devlet ilkesinin ve Anayasa’nın açık bir gereğidir.” CHP’li Kış, milyonlarca yurttaşı doğrudan ilgilendiren düzenleme için tüm siyasi partilere çağrıda bulunarak, “Bu tabloya kayıtsız kalmak faizi ve icra düzenini savunmaktır. Meclis, yurttaşın yanında durmalıdır” dedi.

Kimlerin Emeklinin Mezarını Kazdığını Göreceğiz! Haber

Kimlerin Emeklinin Mezarını Kazdığını Göreceğiz!

CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, emekli maaş artışlarındaki yetersizliği protesto etmek amacıyla partisinin başlattığı TBMM Genel Kurulu’ndaki nöbet eyleminin 11’inci gününde videolu bir açıklama yaptı. AKP hükümetinin emekli maaş artışının kabul edilemeyeceğini belirten Bankoğlu, açlık sınırının 30 bin lirayı geçtiğini ve 20 bin lira emekli maaşını kabul etmediklerini belirtti. Bankoğlu açıklamasında “Açlık sınırının 30 bin lirayı geçtiği Türkiye’de asgari ücreti yüzsüzce 28 bin lira diye müjdeleyen AKP hükümeti, emeklilere de 20 bin lira reva gördü. Bu hafta burada, Meclis Genel Kurulunda yapılacak oylamada kimlerin emeklinin hayatını önemsediğini, kimlerin emeklinin mezarını kazdığını bir kez daha göreceğiz. 11 gündür burada TBMM Genel Kurulu’nda nöbetteyiz ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak yıllardır emeklinin insanca yaşaması, ikramiye alması için çalışıyoruz. En düşük emekli maaşı asgari ücret olsun diyoruz. BU UTANÇ DÖNEMİNİ BİTİRMEK SİZİN ELİNİZDE Bankoğlu konuşmasında emeklilerin durumunu utanç dönemi olarak nitelendirirken “AKP ise emekliye düşman! Halkın sırtından düşmeyen, vatandaşı nefes aldığı her noktadan köşeye sıkıştırmayı “ekonomi politikası” diye yutturmaya çalışan bu utanç dönemini bitirmek emeklilerin ve yurttaşların elinizde. Unutmayın, her şeyin sonuna gelmiş, son kullanma tarihi çoktan geçmiş bu hükümetin tek derdi kendilerinin ve avanesinin bekasıdır! Sorun kaynak değil siyasi tercihtir. Biz bu tercihi emekliden yana değiştirmek için buradayız. Emeklilerimiz insanca yaşam hakkına kavuşana kadar mücadelemiz yurttaşlarımızla mecliste de sokakta da sürecek.” dedi.

Bu Ülkenin Çocukları Atatürk’süz Bırakılmayacaktır Haber

Bu Ülkenin Çocukları Atatürk’süz Bırakılmayacaktır

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi tarafından, 2025 - 2026 eğitim öğretim birinci yarı yılının bugün tamamlanması ile okullarda öğrencilere verilen karnelere yönelik bir açıklama yapıldı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci basın toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Bugün karne günü. Bugün cumhuriyet tarihi boyunca öğrenciler için özel ve onurlu bir gündür. Bu güne kimse gölge düşüremez. Karnesini alan bütün öğrencilerimize başarılar dileriz. Lakin; Milli Eğitim Bakanı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığı son kararlar, artık pedagojik tartışmaların çok ötesine geçmiş; Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle açık bir hesaplaşmaya dönüşmüştür. Karne uygulamasının kaldırılarak yerine getirilen sözde “değerlendirme raporu”ndan Mustafa Kemal Atatürk’ün, İstiklal Marşı’nın, Türk Bayrağı’nın ve Gençliğe Hitabe’nin çıkarılması; tesadüf değil, bilinçli ve ideolojik bir tercihtir. Bu tercih;,Cumhuriyet’i eğitimden silme, Ulusal kimliği çocuklarımızın hafızasından koparma, Laik ve bilimsel eğitimi tasfiye etme girişimidir. Milli Eğitim Bakanı’na soruyoruz: Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in bakanı mısınız, yoksa Cumhuriyet’le kavga eden bir anlayışın temsilcisi mi? Şunu açıkça ifade ediyoruz: Atatürk’süz bir eğitim sistemi gayrimeşrudur. Bayraksız, marşsız, Gençliğe Hitabe’siz bir okul; milli değildir, bilimsel değildir, kabul edilemez. Gençliğe Hitabe, bu ülkenin gençlerine bırakılmış bir vasiyetname, bir direniş çağrısıdır. Onu eğitimden çıkarmak, doğrudan Türk gençliğinin bilincine müdahaledir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi; iktidarların ideolojik ajandasını çocuklara dayatmak değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucu değerlerine sadakatle hizmet etmektir. Buradan açıkça uyarıyoruz: Cumhuriyet’in simgelerini eğitimden söküp atan bu anlayışı reddediyoruz. Bu kararlar derhal geri çekilmelidir. Bizler; Atatürk’ün izinde, Cumhuriyet’in tarafında, Laik, bilimsel ve ulusal eğitimin savunucusuyuz. Milli Eğitim Bakanlığı’nı, Cumhuriyet’e karşı değil, Cumhuriyet’in emrinde olmaya davet ediyoruz. Bu ülkenin çocukları Atatürk’süz bırakılmayacaktır. Diğer taraftan Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan tartışmalar artık bu milletin sinir uçları ile oynamaktan öteye geçmiştir. Terörsüz Türkiye diye anlatılan masaldan cesaret bulan bazı isimler kantarın topuzunu kaçırdılar. Geçen günlerde dem partili milletvekili sırrı sakık ın konuşmasını öfkeyle izledik. Kimse Türkiye Cumhuriyetine Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu denli açıkça meydan okuyamaz. Türkiye Cumhuriyeti, etnik, mezhepsel ya da bölgesel temeller üzerine değil; ortak tarih, ortak kader ve ortak yurttaşlık bilinci üzerine kurulmuş üniter bir ulus devlettir. Bu gerçek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet devrimlerinin tartışmasız sonucudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu devletin kurucu iradesinin temsil edildiği yüce organdır. Bu çatı altında yapılacak her siyasi faaliyet, Anayasa’ya, üniter yapıya ve ulusal egemenlik ilkesine bağlı olmak zorundadır. Üniter devlet yapısını zayıflatmaya, ulusal kimliği parçalamaya ya da Türkiye’yi federatif veya etnik temelli bir yapıya sürüklemeye yönelik her söylem ve girişim, doğrudan Cumhuriyet’in temelini hedef almaktadır. Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözü, dışlayıcı değil; birleştirici ve kapsayıcı bir yurttaşlık tanımıdır. Bu anlayış, kimlikler üzerinden ayrıştırmayı değil, yurttaşların eşitliği temelinde birlikteliği esas alır. Meclis’te görev yapan herkesin sorumluluğu; toplumu germek, ayrıştırmak ya da dış etkilere açık hale getirmek değil, Cumhuriyet’in kazanımlarını korumak ve geleceğe taşımaktır. Türkiye’nin birliği, bütünlüğü ve bağımsızlığı pazarlık konusu yapılamaz. Bizler, Atatürkçü düşünceye bağlı yurttaşlar olarak; Üniter ulus devletten, Laik ve demokratik Cumhuriyet’ten, Ulusal egemenlik ilkesinden asla taviz verilmeyeceğini bir kez daha açıkça ifade ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Parolamız Tektir ve Değişmez, Ya İstiklal, Ya Ölüm…"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.