SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye Büyük Millet Meclisi

Porsuk Haber Ajansı - Türkiye Büyük Millet Meclisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''Çiftçi Para Kazanamıyor, Su Bedelini Ödeyemiyor'' Haber

Gürer: ''Çiftçi Para Kazanamıyor, Su Bedelini Ödeyemiyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada sulama birliklerinden su politikalarına, çiftçinin artan maliyetlerinden yaklaşan su krizine kadar pek çok başlıkta önemli uyarılarda bulundu. Gürer, iktidarın merkeziyetçi anlayışının sorunları çözmek yerine derinleştirdiğini vurguladı. “2018’DE UYARMIŞTIK, DİNLEMEDİNİZ” CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, sulama birlikleriyle ilgili tartışmaların yeni olmadığını belirterek, 2018 yılında Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda yaptıkları uyarıları hatırlattı. O dönemde sulama birliklerinin Devlet Su İşleri’ne devredilmesine karşı çıktıklarını ifade etti. Ömer Fethi Gürer, “Sorunu olan birliklerin sorunları çözülsün, iyi işleyenler çiftçilerin yönetiminde devam etsin demiştik. Muhalefetimizin dikkate alınmamasıyla bugün yeniden aynı sorunları konuşuyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ PARA KAZANAMIYOR, SU BEDELİNİ ÖDEYEMİYOR” Aradan geçen sürede kooperatifler ve sulama birliklerinde yaşanan yapısal sorunların devam ettiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, bunun temel nedeninin çiftçinin içine sürüklendiği ekonomik kriz olduğunu vurguladı. Çiftçinin üretimden yeterli gelir elde edemediğini belirten Gürer, su fiyatlarındaki artışın üreticiyi daha da zorladığını dile getirdi. İlaç, gübre, tohum, mazot, tarla kirası, traktör ve biçerdöver giderlerinin her geçen gün arttığını söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi giderlere yetişemiyor. Bir de bunun üzerine su maliyeti ekleniyor. Oysa su, verimi ve rekolteyi artıran en temel unsurlardan biridir” ifadelerini kullandı. TÜRKİYE SU FAKİRİ ÜLKE OLMA YOLUNDA Konuşmasında Türkiye’nin su varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkenin ciddi bir su stresi yaşadığını belirtti. Akarçay, Meriç, Ergene, Küçük Menderes, Burdur, Konya Kapalı Havzası ve Asi Havzası’nda hâlihazırda su açığı bulunduğunu, bu durumun Bakanlık tarafından da kabul edildiğini ifade etti. Gürer, 2030 yılına kadar Susurluk, Kuzey Ege, Gediz, Büyük Menderes, Kızılırmak, Seyhan, Ceyhan, Fırat, Dicle ve Van Gölü havzalarında da su açığı yaşanmasının öngörüldüğünü belirterek, “Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık su miktarı 1.700 litre iken Türkiye’de bu rakam 1.269 litreye kadar gerilemiş durumda” dedi. GÖLLER KURUYOR, YER ALTI SULARI TÜKENİYOR Türkiye genelinde su kaynaklarının hızla tükendiğine dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, 240 gölden 186’sının kuruduğunu, 2 bin obruk oluştuğunu ve bunların 600’ünün yalnızca Konya’da bulunduğunu söyledi. Yeraltı sularının ciddi biçimde çekildiğini belirten Gürer, artık 150–200 metre derinlikten su çıkarılmak zorunda kalındığını vurguladı.Bu tablo karşısında acil düzenlemelere ihtiyaç olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, mevcut politikaların sürdürülebilir olmadığını dile getirdi. “SUYA GÖRE ÜRÜN POLİTİKASI ŞART” Suyun yönetimi konusunda planlamanın hayati önemde olduğunu vurgulayan CHP’li Gürer, Akdeniz ve Karadeniz’e boşa akan suların Anadolu’ya yönlendirilmesine yönelik yatırımların önemsenmesi gerektiğini söyledi. Tarımda su tüketimi yüksek ürünlerin yanlış bölgelerde üretildiğine dikkat çeken Gürer, “Kuru tarım alanlarında suyu çok tüketen ürünleri yaygınlaştırıyoruz. Suyun ihtiyaca göre ürün politikasıyla birlikte ele alınması gerekir” dedi. RUHSATSIZ KUYULAR ÇİFTÇİNİN ELİNİ KOLUNU BAĞLIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, su sorununun finansmana erişimi de doğrudan etkilediğini belirterek, kuyu sularının büyük bölümünün ruhsatsız olmasının çiftçiyi mağdur ettiğini ifade etti. Ruhsatı olmayan çiftçilerin bankalardan kredi alamadığını belirten Gürer, bu durumun modern sulama sistemlerine geçişi engellediğini söyledi. “Ruhsatı olmadığı için kredi alamıyor, kredi alamadığı için damlama ve yağmurlamaya geçemiyor. Bu nedenle hâlâ salma sulama, yani vahşi sulama yapılıyor” diyen Gürer, modern sulama sistemleriyle ciddi oranda su tasarrufu sağlanabileceğine dikkat çekti. “MERKEZİYETÇİ ANLAYIŞ SORUNU DERİNLEŞTİRİYOR” Yağmurlama sulamayla yüzde 35, damlama sulamayla yüzde 65 oranında su tasarrufu sağlanabileceğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, iktidarın bu alanlara odaklanmak yerine merkeziyetçi bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. Gürer, “Her yerden ne sağlarım anlayışıyla hareket eden bir siyasi iktidar var. Bu yaklaşım sorunu çözmek yerine derinleştiriyor” ifadelerini kullandı.

CHP'li Kış'tan Milyonları İlgilendiren Borç Krizine İlişkin Kanun Teklifi Haber

CHP'li Kış'tan Milyonları İlgilendiren Borç Krizine İlişkin Kanun Teklifi

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, kredi kartı ve bireysel kredi borçları nedeniyle ödeme gücünü kaybeden milyonlarca yurttaşı ilgilendiren kapsamlı bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Teklif, 6 trilyon lirayı aşan bireysel borç stokunu ve milyonlarca kişiyi etkileyen icra baskısını hedef alıyor. Milyonlar borçlu, borç trilyonları aştı Resmî verilere göre Türkiye’de vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına olan kredi kartı ve bireysel kredi borcu 6 trilyon 77 milyar TL’ye ulaştı. Bunun yaklaşık 2 trilyon 9 milyar TL’sini kredi kartı borçları, 3 trilyon 89 milyar TL’sini ise bireysel krediler oluşturuyor. Varlık yönetim şirketlerine devredilen borçlarla birlikte tablo daha da ağırlaşıyor. Borç krizinin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığına dikkat çekilirken, bankalar ve finans kuruluşları tarafından icra takibine alınan kişi sayısının 4 milyonu aştığı, icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısının ise 24 milyona yaklaştığı belirtiliyor. Faiz ve icra yükü borcu katlıyor Mevcut sistemde bireysel kredi faizlerinin yüzde 60’ın üzerine, kredi kartı gecikme faizlerinin ise çok daha yüksek oranlara çıktığına işaret eden Kış, borçların önemli bir bölümünün artık anaparadan değil faiz, ceza, icra ve avukatlık masraflarından oluştuğunu vurguladı. Bu durumun borçların çevrilebilirliğini ortadan kaldırdığı, yurttaşı sürekli bir icra tehdidi altında yaşamaya zorladığı ifade ediliyor. Teklif ne getiriyor? TBMM’ye sunulan kanun teklifine göre; Kredi kartı ve bireysel kredi borçları anapara esas alınarak yeniden yapılandırılacakTemerrüt faizi, gecikme faizi, ceza faizi ile icra ve avukatlık masrafları tamamen silinecekBorçlar 60 ila 72 ay vadeyle taksitlendirilecekYapılandırmada uygulanacak faiz oranına üst sınır getirilecekYapılandırmaya başvuran yurttaşlar hakkında icra ve haciz işlemleri durdurulacak, maaş hacizleri ve banka hesaplarındaki blokeler kaldırılacakÖdeme planına uyan yurttaşların kredi siciline ilişkin olumsuz kayıtları yapılandırma sonunda silinecek “Bu bir borç değil, yaşam krizi” Kanun teklifine ilişkin değerlendirmede bulunan CHP’li Kış, borç sorununun geldiği noktaya şu sözlerle dikkat çekti: “Bugün kredi kartı borcu bir tüketim tercihi değil, mutfağın borcudur. Bireysel kredi ise refahın değil, hayatta kalma mücadelesinin sonucudur. 6 trilyon lirayı aşan bu tablo artık bireysel bir ödeme sorunu değil, açık bir yaşam krizidir.” “Borcu silmiyoruz, ödenebilir hale getiriyoruz” Teklifin bir “af” düzenlemesi olmadığını vurgulayan Kış, amaçlarının yurttaşı yeniden ekonomik hayata dahil etmek olduğunu belirterek şunları söyledi: “Biz borcu silmiyoruz; faizi, cezayı ve icra baskısını siliyoruz. Yurttaşı borçtan kaçan değil, borcunu ödeyebilen hale getiriyoruz. Bu teklif sosyal devlet ilkesinin ve Anayasa’nın açık bir gereğidir.” CHP’li Kış, milyonlarca yurttaşı doğrudan ilgilendiren düzenleme için tüm siyasi partilere çağrıda bulunarak, “Bu tabloya kayıtsız kalmak faizi ve icra düzenini savunmaktır. Meclis, yurttaşın yanında durmalıdır” dedi.

Kimlerin Emeklinin Mezarını Kazdığını Göreceğiz! Haber

Kimlerin Emeklinin Mezarını Kazdığını Göreceğiz!

CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, emekli maaş artışlarındaki yetersizliği protesto etmek amacıyla partisinin başlattığı TBMM Genel Kurulu’ndaki nöbet eyleminin 11’inci gününde videolu bir açıklama yaptı. AKP hükümetinin emekli maaş artışının kabul edilemeyeceğini belirten Bankoğlu, açlık sınırının 30 bin lirayı geçtiğini ve 20 bin lira emekli maaşını kabul etmediklerini belirtti. Bankoğlu açıklamasında “Açlık sınırının 30 bin lirayı geçtiği Türkiye’de asgari ücreti yüzsüzce 28 bin lira diye müjdeleyen AKP hükümeti, emeklilere de 20 bin lira reva gördü. Bu hafta burada, Meclis Genel Kurulunda yapılacak oylamada kimlerin emeklinin hayatını önemsediğini, kimlerin emeklinin mezarını kazdığını bir kez daha göreceğiz. 11 gündür burada TBMM Genel Kurulu’nda nöbetteyiz ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak yıllardır emeklinin insanca yaşaması, ikramiye alması için çalışıyoruz. En düşük emekli maaşı asgari ücret olsun diyoruz. BU UTANÇ DÖNEMİNİ BİTİRMEK SİZİN ELİNİZDE Bankoğlu konuşmasında emeklilerin durumunu utanç dönemi olarak nitelendirirken “AKP ise emekliye düşman! Halkın sırtından düşmeyen, vatandaşı nefes aldığı her noktadan köşeye sıkıştırmayı “ekonomi politikası” diye yutturmaya çalışan bu utanç dönemini bitirmek emeklilerin ve yurttaşların elinizde. Unutmayın, her şeyin sonuna gelmiş, son kullanma tarihi çoktan geçmiş bu hükümetin tek derdi kendilerinin ve avanesinin bekasıdır! Sorun kaynak değil siyasi tercihtir. Biz bu tercihi emekliden yana değiştirmek için buradayız. Emeklilerimiz insanca yaşam hakkına kavuşana kadar mücadelemiz yurttaşlarımızla mecliste de sokakta da sürecek.” dedi.

Bu Ülkenin Çocukları Atatürk’süz Bırakılmayacaktır Haber

Bu Ülkenin Çocukları Atatürk’süz Bırakılmayacaktır

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi tarafından, 2025 - 2026 eğitim öğretim birinci yarı yılının bugün tamamlanması ile okullarda öğrencilere verilen karnelere yönelik bir açıklama yapıldı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci basın toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Bugün karne günü. Bugün cumhuriyet tarihi boyunca öğrenciler için özel ve onurlu bir gündür. Bu güne kimse gölge düşüremez. Karnesini alan bütün öğrencilerimize başarılar dileriz. Lakin; Milli Eğitim Bakanı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığı son kararlar, artık pedagojik tartışmaların çok ötesine geçmiş; Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle açık bir hesaplaşmaya dönüşmüştür. Karne uygulamasının kaldırılarak yerine getirilen sözde “değerlendirme raporu”ndan Mustafa Kemal Atatürk’ün, İstiklal Marşı’nın, Türk Bayrağı’nın ve Gençliğe Hitabe’nin çıkarılması; tesadüf değil, bilinçli ve ideolojik bir tercihtir. Bu tercih;,Cumhuriyet’i eğitimden silme, Ulusal kimliği çocuklarımızın hafızasından koparma, Laik ve bilimsel eğitimi tasfiye etme girişimidir. Milli Eğitim Bakanı’na soruyoruz: Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in bakanı mısınız, yoksa Cumhuriyet’le kavga eden bir anlayışın temsilcisi mi? Şunu açıkça ifade ediyoruz: Atatürk’süz bir eğitim sistemi gayrimeşrudur. Bayraksız, marşsız, Gençliğe Hitabe’siz bir okul; milli değildir, bilimsel değildir, kabul edilemez. Gençliğe Hitabe, bu ülkenin gençlerine bırakılmış bir vasiyetname, bir direniş çağrısıdır. Onu eğitimden çıkarmak, doğrudan Türk gençliğinin bilincine müdahaledir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi; iktidarların ideolojik ajandasını çocuklara dayatmak değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucu değerlerine sadakatle hizmet etmektir. Buradan açıkça uyarıyoruz: Cumhuriyet’in simgelerini eğitimden söküp atan bu anlayışı reddediyoruz. Bu kararlar derhal geri çekilmelidir. Bizler; Atatürk’ün izinde, Cumhuriyet’in tarafında, Laik, bilimsel ve ulusal eğitimin savunucusuyuz. Milli Eğitim Bakanlığı’nı, Cumhuriyet’e karşı değil, Cumhuriyet’in emrinde olmaya davet ediyoruz. Bu ülkenin çocukları Atatürk’süz bırakılmayacaktır. Diğer taraftan Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan tartışmalar artık bu milletin sinir uçları ile oynamaktan öteye geçmiştir. Terörsüz Türkiye diye anlatılan masaldan cesaret bulan bazı isimler kantarın topuzunu kaçırdılar. Geçen günlerde dem partili milletvekili sırrı sakık ın konuşmasını öfkeyle izledik. Kimse Türkiye Cumhuriyetine Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu denli açıkça meydan okuyamaz. Türkiye Cumhuriyeti, etnik, mezhepsel ya da bölgesel temeller üzerine değil; ortak tarih, ortak kader ve ortak yurttaşlık bilinci üzerine kurulmuş üniter bir ulus devlettir. Bu gerçek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet devrimlerinin tartışmasız sonucudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu devletin kurucu iradesinin temsil edildiği yüce organdır. Bu çatı altında yapılacak her siyasi faaliyet, Anayasa’ya, üniter yapıya ve ulusal egemenlik ilkesine bağlı olmak zorundadır. Üniter devlet yapısını zayıflatmaya, ulusal kimliği parçalamaya ya da Türkiye’yi federatif veya etnik temelli bir yapıya sürüklemeye yönelik her söylem ve girişim, doğrudan Cumhuriyet’in temelini hedef almaktadır. Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözü, dışlayıcı değil; birleştirici ve kapsayıcı bir yurttaşlık tanımıdır. Bu anlayış, kimlikler üzerinden ayrıştırmayı değil, yurttaşların eşitliği temelinde birlikteliği esas alır. Meclis’te görev yapan herkesin sorumluluğu; toplumu germek, ayrıştırmak ya da dış etkilere açık hale getirmek değil, Cumhuriyet’in kazanımlarını korumak ve geleceğe taşımaktır. Türkiye’nin birliği, bütünlüğü ve bağımsızlığı pazarlık konusu yapılamaz. Bizler, Atatürkçü düşünceye bağlı yurttaşlar olarak; Üniter ulus devletten, Laik ve demokratik Cumhuriyet’ten, Ulusal egemenlik ilkesinden asla taviz verilmeyeceğini bir kez daha açıkça ifade ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Parolamız Tektir ve Değişmez, Ya İstiklal, Ya Ölüm…"

Gürer: ''Bu Zulümden Vazgeçilsin, Sabit Saat Uygulaması Sona Erdirilsin'' Haber

Gürer: ''Bu Zulümden Vazgeçilsin, Sabit Saat Uygulaması Sona Erdirilsin''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında iki başlık altında iktidara eleştiriler yöneltti. Gürer, sabit saat uygulamasının toplum üzerinde yarattığı psikolojik, sosyal ve güvenlik risklerine dikkat çekerken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın açıklamalarına da rakamlar ve yasal düzenlemeler üzerinden yanıt verdi. “ÖĞRENCİLER, KADINLAR, ÇALIŞANLAR KARANLIKTA YOLLARA DÜŞÜYOR” Konuşmasına sabit saat uygulamasıyla başlayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, uygulamanın özellikle kış aylarında ciddi riskler yarattığını vurgulayarak şunları söyledi: “Öncelikle sabit saat uygulaması nedeniyle saat 8’den önce gün aydınlanmadığı için öğrencilerimiz de kadınlarımız da yollarda karanlıkta önemli ölçüde sorunlu, psikolojik olarak da etkilendikleri bir süreç yaşıyor.” Sabit saat uygulamasının yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda hayati riskler doğurduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, don olaylarına ve trafik kazalarına dikkat çekerek, “Kış koşullarında bu sabit saat uygulamasının yarattığı önemli bir risk ve tehlike var. Sabah gün ağarmadığı için don olayları yollarda daha yüksek. Gün ışığıyla birlikte normalde bir çözülme olurdu, bundan da mahrum kalıyoruz. Çoğu bölgede trafik kazalarının bu sabit saat uygulamasıyla arttığı görülüyor,” diye konuştu. “BU UYGULAMA SADECE ENERJİ ŞİRKETLERİNE YARIYOR” Uygulamanın kamu yararı gözetilmeden sürdürüldüğünü ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu uygulama yalnızca enerji şirketlerinin kazançlarını artırıyor. Ne öğrenciyi, ne kadını, ne de insanların psikolojik durumunu dikkate alan bir anlayış var,” dedi. Kendi deneyimini de paylaşan Gürer, sabit saatin enerji tüketimini artırdığını belirterek şöyle konuştu: “Ben buraya Meclis’e sabah 7 buçuk gibi geliyorum, hava hâlâ karanlık. Odanın lambalarını yakıyorum. Böylece enerji şirketlerine biz de dolaylı katkıda bulunuyoruz. Ama bu katkı vatandaşın yaşamını iyileştirmek için kullanılmalı.” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sabit saat uygulamasının kaldırılması çağrısını yineleyerek, “Kalkıp ‘İTÜ’den rapor aldık’ dediler ama İTÜ’nün böyle bir biriminin dahi olmadığı ortaya çıktı. Bu zulümden vazgeçilsin. Sabit saat uygulaması sona erdirilsin,” şeklinde konuştu. “EMEKLİNİN, İŞÇİNİN YOKSULLUĞUNUN SORUMLUSU SİYASİ İKTİDARDIR” Basın toplantısının ikinci bölümünde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın açıklamalarına yanıt veren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 24 yıllık AKP iktidarının sonuçlarına dikkat çekti: “Sayın Bakan ‘uzun vadeli politikalar yürütüyoruz’ diyor. 24 yıldır iktidardasınız. Bu uzun vadeli politikaların bugüne yansıması yokluk ve yoksulluktur. 2008 yılında emeklilerin aylık bağlama katsayısını yüzde 70’ten yüzde 30’a düşürmeseydiniz bugün en düşük emekli maaşı 40 bin lira olacaktı. Neyin şovundan bahsediyorsunuz?” “TAŞERON KALDIRILIYOR DENİRKEN TAŞERONUN TAŞERONU YARATILDI” Belediye şirket işçileri üzerinden yapılan eleştirilere de yanıt veren Ömer Fethi Gürer, 696 sayılı KHK’yı hatırlatarak, “Belediye şirket işçilerinin tayin hakkı yok, terfi hakkı yok. Ücret ve özlük haklarını daraltan siyasi iktidardır. Belediye şirketçiliğini CHP mi yarattı? Hayır. 696 sayılı KHK ile yaratıldı. Bu insanlar kendilerini kadroya alındı sandı ama norm kadroda değiller. Şirket kapatılırsa yarın hepsi dolaylı taşeron. Taşeronu kaldırıyorum derken taşeronun taşeronunu oluşturdunuz,” dedi. “HODRİ MEYDAN: TÜM TAŞERON İŞÇİLERİ KADROYA ALIN” AKP İktidarına açık çağrıda bulunan Ömer Fethi Gürer, Meclis’te reddedilen yasa tekliflerini hatırlatarak şöyle konuştu: “Taşeron modeli köleliktir. Tüm taşeron işçiler kamuya kadrolu alınsın dedik, teklifimiz reddedildi. Hodri meydan. Tüm taşerona kadro verin.” “YOKSULLUK TOPLUMSAL ÇÖKÜŞÜ DERİNLEŞTİRİYOR” Gürer yoksulluğun toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün hastanelere gittiğinizde çalışanların önemli bir bölümü psikolojik ilaç kullanıyor. Aileler dağılıyor, mutsuzluk madde bağımlılığını besliyor. Bunların hepsi yokluğun ve yoksulluğun sonucu,” diye konuştu. AKP iktidara seslenen Gürer, sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “24 yıl oldu. Daha ne kadar uzun vadeli politika yürüteceksiniz? Biraz halkın yaşadığı acıları görün. Sorunlara sahip çıkın, çözüm üretin.”

Çakırözer: "16 Milyon Emeklimiz Hakkını Alana Dek Direneceğiz!" Haber

Çakırözer: "16 Milyon Emeklimiz Hakkını Alana Dek Direneceğiz!"

Cumhuriyet Halk Partisi’nin emekli maaşlarının iyileştirilmesi için TBMM Genel Kurulu’nda başlattığı emekli nöbeti altıncı gününde. Milletvekilleri, Meclis’i terk etmeden nöbetini sürdürürken, dün akşam nöbeti devralan 20 milletvekili arasında CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de yer aldı. Çakırözer, “TBMM Genel Kurulu'nda emekli maaşlarının düzeltilmesi için başlattığımız nöbetimiz altıncı gününde! Hem seyyanen zam hem de intibak yapılması için; milyonlarca emekliyi, açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkum eden anlayışı proteste etmek için Meclis’te direniyoruz. İnsan onuruna yakışır bir emekli maaşı lütuf değil, haktır diyoruz! Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında asgari ücret talebimiz 39 bin lira, en düşük emekli maaşı talebimiz de asgari ücret yani 39 bin liradır! 16 milyon emeklimiz hakkını alana dek direneceğiz!” dedi. “16 MİLYON EMEKLİ HAKKINI ALANA DEK DİRENECEĞİZ” CHP’nin TBMM Genel Kurulu’nda emekli maaşlarının iyileştirilmesi için başlattığı nöbetin altıncı gününde Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de nöbet tutan milletvekilleri arasında yer aldı. 12 Ocak Pazartesi akşamı nöbeti devralan Çakırözer ve beraberindeki 20 Milletvekili 24 saat TBMM Genel Kurulu’nda nöbetteydi. Türkiye’nin dört bir yanında 16 milyon emekli hakkını alana dek mücadelelerini sürdüreceklerini belirten CHP’li Utku Çakırözer, TBMM nöbetinden yaptığı paylaşımlarda şunları söyledi: “HEM SEYYANEN ZAM HEM DE İNTİBAK İÇİN NÖBETTEYİZ” “Cumhuriyet Halk Partisi olarak 6 gündür TBMM Genel Kurulu’nda nöbet tutuyoruz. Milyonlarca emekliyi, açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkum eden anlayışı proteste etmek için ve emekli maaşlarının düzeltilmesi için Meclis’te direniyoruz. Sadece biz değil milyonlar burada nöbet tutuyor. Sadece 4 milyon emeklinin değil, 16 milyon emeklinin maaşının tamamı düşük. Hem seyyanen zam hem de intibak yapılması için burada direniyoruz. Kamuoyuna mesajlar gönderiyoruz. Bugün Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel TBMM grup toplantımızı yapacak. O grup toplantımız da emekliler için ayrıldı, o toplantımızda emekliler için mesajlar verilecek. Ondan sonra da nöbetimiz devam edecek. Önümüzdeki günlerde komisyona kanun geliyor. Orada da emeklinin hakkını savunmaya, 20 bin liranın asla yetmeyeceğini hem seyyanen zammın hem de intibakın hayata geçmesi için mücadele edeceğiz. 16 milyon emeklimiz başta olmak üzere Türkiye’de ezilen milyonların sesi olacağız. Ve bu zulme karşı bir an önce sandığı getirip emeklimize, emekçimize huzur ve refahı getirmeye kararlıyız.”

Çalışan Emekli Sayısında Rekor Artış! Haber

Çalışan Emekli Sayısında Rekor Artış!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emekli maaşlarının açlık sınırının altında kalmasının emeklileri yaşamlarını sürdürebilmek için yeniden iş aramaya zorladığını söyledi. Gürer, en düşük emekli maaşıyla birlikte tüm emekli maaşlarında seyyanen artış yapılmasının zorunlu olduğunu vurgularken, memur emeklilerinin maaşlarının da enflasyon karşısında ciddi biçimde eridiğini ifade etti. TBMM’de emekli maaşlarının en az asgari ücret seviyesine yükseltilmesi amacıyla CHP grubunun başlattığı Genel Kurul’u terk etmeme nöbetine katılan Ömer Fethi Gürer, destek için Meclis’e gelen emekli sendika ve dernek temsilcileriyle de görüştü. Gürer, bu görüşmelerde emeklilerin sorunlarına çözüm amacıyla verdiği kanun tekliflerini anlattı. İntibak yasasının çıkarılması, ilaç katkı paylarının kaldırılması, evi olmayan emeklilere kira yardımı sağlanması, emekli maaşlarının asgari ücret düzeyine çıkarılması, bayram ikramiyelerinin asgari ücret tutarında ödenmesi ve aylık bağlama oranlarının 2008 öncesi seviyeye getirilmesi yönündeki düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. Gürer, “16 milyon emekli hakkını ararsa alır; açlık sınırının altında değil, insanca yaşayacağı bir ücrete kavuşur,” dedi. Emekli maaşlarının belirlenmesinde Cumhurbaşkanının yetkili olduğunu hatırlatan Gürer, açıklanan maaş artışlarının yetersiz kaldığını ve mutlaka artırılması gerektiğini söyledi. Enflasyon karşısında ücretlerin hızla eridiğine dikkat çeken Gürer, emekli maaşlarının yalnızca enflasyon karşısında değil, asgari ücret karşısında da ciddi kayba uğradığını belirtti. Gürer, “2015 yılında en düşük emekli maaşı asgari ücretle eşitlenmişti. Ancak 2026 yılına gelindiğinde emekli maaşları asgari ücretin yaklaşık yüzde 30 gerisine düşürüldü ve emekli toplumun en yoksul gelir grubuna itildi,” diye konuştu. Türkiye’de milyonlarca emeklinin geçim mücadelesi verdiğini ifade eden Ömer Fethi Gürer, iktidarın ekonomi politikalarının yoksulluğu artırdığını belirtti. Devletin kendi belirlediği ‘asgari yaşam standardının’ altında emekli maaşı verilmesini de düşündürücü olarak nitelendiren Gürer, bu durumun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını söyledi. 2015'TEN 2026'YA: EŞİTLİKTEN SEFALETE CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Açıklanan verilere göre, 2015 yılı temmuz ayında net asgari ücret 1.000 TL iken, yapılan düzenlemelerle en düşük emekli maaşı da 1.000 TL’ye eşitlenmişti. O dönemde emekli maaşının asgari ücrete oranı %100 seviyesindeyken, 2026 yılı ocak ayı itibarıyla bu tablo tamamen tersine döndü,” dedi. Gürer, “2026 yılında net asgari ücret 28.075 TL olarak uygulanırken, en düşük emekli maaşının 20.000 TL’de kalması, aradaki makasın emekli aleyhine 8.075 TL açıldığını gösteriyor. Bu durum, emeklinin asgari ücretli bir çalışana göre tam %30 daha az gelirle yaşamak zorunda bırakıldığı anlamına geliyor.” Dedi. "İKTİDAR, EMEKLİYE ASGARİ YAŞAM KOŞULLARINI BİLE REVA GÖRMEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, asgari ücretin yasal tanımına dikkat çekerek AKP iktidarını eleştirdi. Asgari ücretin; gıda, konut, sağlık ve ulaşım gibi zorunlu ihtiyaçları karşılamak için gereken "en alt sınır" olduğunu hatırlatan Gürer, şunları söyledi: "Eğer devlet, bir insanın insanca yaşayabilmesi için gereken sınırı 28.075 TL olarak belirlediyse, emekliye 20.000 TL vermek; nasıl anlatılır. Devlet, emeklisini kendi belirlediği insani yaşam sınırının altında bırakarak emekliyi yok saymaktadır” dedi. EMEKLİ YAŞAMAK İÇİN ÇALIŞMAK ZORUNDA Rakamların sadece maaş kaybını değil, sosyal yaşam daralması da getirdiği belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçinemeyen emeklilerin yeniden iş gücüne katılımı önemli bir seviyeye ulaştığını ifade etti. 2018 Başında: Çalışan emekli sayısı 687.525 kişiydi. 2025 Ekim İtibarıyla: Bu sayı yaklaşık 3,5 kat artarak 2.165.956 kişiye yükseldi. Gürer, bu artışın bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak; "Emekli eskiden asgari ücretliden daha müreffeh bir hayat sürerken, bugün toplumun en alt gelir grubunun dahi altına itilmiştir. 2 milyonun üzerinde emeklinin ilerlemiş yaşına rağmen çalışmak zorunda kalması, AKP iktidarının emekliye emekliliği çok görmesinin de göstergesidir," dedi. EMEKLİ "FAKİRLEŞTİ” CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Emekliyi asgari ücret karşısında bile koruyamayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Emekliler artık sadece enflasyonla değil, aynı zamanda AKP iktidarı tarafından kendilerine reva görülen bu "yeni yoksulluk" statüsüyle de mücadele etmek zorunda bırakıldı,” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.