SON DAKİKA
Hava Durumu

Tuğba Önce Yazdı: ''İnsanın Ardında Bıraktığı İz''

Yazının Giriş Tarihi: 04.11.2026 18:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.11.2026 18:51

İnsanın Ardında Bıraktığı İz

Bazıları güzelliği arar, bazıları ise bulunduğu yeri güzelleştirir.

Bulunduğumuz yeri güzelleştirmenin ön koşulu, işe önce kendimizden başlamak ve mesuliyet duygusuyla hareket etmektir. Çünkü mesuliyet bilinci taşıyan insan, dünyada bir iz bırakma hayaliyle yaşar. Hayat gayesini de ardında bırakacağı bu anlamlı izin üzerine inşa etmeye çalışır.

Mesuliyet ve sorumluluk… İnsanlığın varoluş gayesini anlamlandıran, kişinin hayata ve topluma karşı duruşunu belirleyen iki önemli kavram. Bulunduğumuz yeri güzelleştirmek de her şeyden önce bu bilinçten geçer.

İnsan, kendisine tevdi edilen vazifenin şuuruyla hareket etmeli; üstlendiği sorumluluğu liyakat, adalet ve hakkaniyet ölçüsünde yerine getirmelidir. Hakkı ve hukuku gözeterek, bulunduğu makamı bir ayrıcalık değil, bir emanet olarak görerek işini ifa ettiği takdirde güzelliğe ulaşabilir.

Cahit Zarifoğlu’nun şu sözleri, aslında bu düşüncenin en zarif ifadelerinden biridir:

“Evde, mektubunuzda, işinizde, sözünüzde, namazınızda, secdenizde, orucunuzda, insanlara ve hayvanlara muamelenizde hep güzel olun.”

Zarifoğlu, bu cümlesiyle insana yaptığı her işte, kurduğu her ilişkide ve üstlendiği her vazifede güzel olmayı öğütler. Çünkü güzellik yalnızca görünenle, söylenenle ya da sahip olunanla ilgili değildir. Güzellik, insanın taşıdığı ahlakta, gösterdiği özen ve sergilediği davranışlarda hayat bulur.

Dünyayı güzelleştirmek de ancak böyle bir mesuliyet anlayışıyla mümkündür. Elbette bu, öncelikle insanın kendi nefsine karşı sorumluluğunu yerine getirmesiyle başlar. Kendi davranışlarını sorgulamayan, taşıdığı vazifenin hakkını vermeyen bir insanın başkalarına güzellik vadetmesi mümkün değildir.

Mesuliyet bilincinden uzaklaşan insan, zamanla değerleri göz ardı etmeye, kendisine emanet edilen vazifeleri şahsi emel ve menfaatlerine göre şekillendirmeye başlar. İşte tam da bu noktada mesele, yalnızca bir görev ihmali olmaktan çıkar; ahlaki bir soruna dönüşür.

Unutulmamalıdır ki makamlar şahsi ihtirasların tatmin edileceği yerler değil, millete ve insana hizmet etmenin sorumluluğunu taşıyan emanetlerdir. Emanetin hakkını vermek ise yalnızca görevini yapmakla değil, onu hangi niyetle ve hangi ahlakla yaptığınla ölçülür.

Çünkü insanın ardında bırakacağı en kıymetli miras, sahip olduğu makamlar, unvanlar ya da elde ettiği menfaatler değil; dokunduğu hayatlar, güzelleştirdiği gönüller ve hakkıyla yerine getirdiği sorumluluklardır.

Nihayetinde mesele, nerede bulunduğumuz değil; bulunduğumuz yeri nasıl bir ahlakla güzelleştirdiğimizdir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.