Bir zamanlar Mihalıççık’ın sokaklarında Ramazan gecelerinin vazgeçilmez sesi davulculardı. Sahur vakti yaklaşırken mahalle aralarında dolaşır, omuzlarına astıkları davulları çalarak söyledikleri manilerle insanları sahura kaldırırlardı. Gecenin o derin sessizliğinde yükselen davul sesi, Ramazan’ın geldiğini hissettiren en güzel işaretlerden biriydi.
Ramazan davulcuları sadece sahura kaldıran kişiler değildi. Onlar aynı zamanda mahalle kültürünün, paylaşmanın ve dayanışmanın yaşayan bir parçasıydı. Davul sesi duyulduğunda evlerin ışıkları birer birer yanar, sahur sofraları hazırlanır, insanlar yeni bir oruç gününe niyet ederdi.
Bu görev aslında göründüğü kadar kolay değildi. Gecenin bir yarısında uyanıp davulu boynuna takarak saatlerce sokak sokak dolaşmak büyük bir emek isterdi. Hele ki Ramazan kış aylarına denk geldiğinde… Dondurucu soğukta, sert rüzgârın altında davul çalmak hiç de kolay değildi. Bazen sokak köpeklerinin saldırılarıyla karşılaşılır, bazen de ıssız sokaklarda yalnız başına yürünürdü. Ama buna rağmen davulcular görevlerini aksatmadan yerine getirirlerdi.
Ramazan başlamadan bir gün önce davulcular mahalleleri dolaşır, davullarını çalarak mübarek ayın gelişini haber verirlerdi. Kendi aralarında mahalleleri paylaşırlar, sahur vakti herkes kendi mahallesini dolaşırdı. Kapıların önünde maniler söylenir, ev sahipleri de bunun karşılığında küçük bahşişler verirdi.
Ramazan ayının ortalarına gelindiğinde ise çarşı esnafı dolaşılır, dükkânların önünde maniler söylenir ve esnaftan bahşişler alınırdı. Bayram sabahı geldiğinde davulcular mahalleleri bir kez daha dolaşır, bu kez bayram manileri söyler ve bayram harçlıklarını toplarlardı.
Davulcuların çoğu dar gelirli, mütevazı insanlardı. Ramazan ayı onlar için adeta bir emek zamanıydı. Bir ay boyunca gece gündüz demeden dolaşır, karşılığında verilen küçük bahşişlerle geçimlerine katkı sağlarlardı.
Bugün o eski davul sesleri belki eskisi kadar duyulmuyor. Ama Mihalıççık’ın hafızasında Ramazan geceleri hâlâ o davulun tok sesiyle, manilerin sıcaklığıyla ve mahallelerin samimi atmosferiyle hatırlanıyor.
Çünkü Ramazan davulcuları sadece sahurun habercisi değildi…
Onlar bir geleneğin, bir kültürün ve mahalle hayatının unutulmaz sesiydi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tamer Toraman
Mihalıççık'ta Ramazan Davulcuları Vardı
Bir zamanlar Mihalıççık’ın sokaklarında Ramazan gecelerinin vazgeçilmez sesi davulculardı. Sahur vakti yaklaşırken mahalle aralarında dolaşır, omuzlarına astıkları davulları çalarak söyledikleri manilerle insanları sahura kaldırırlardı. Gecenin o derin sessizliğinde yükselen davul sesi, Ramazan’ın geldiğini hissettiren en güzel işaretlerden biriydi.
Ramazan davulcuları sadece sahura kaldıran kişiler değildi. Onlar aynı zamanda mahalle kültürünün, paylaşmanın ve dayanışmanın yaşayan bir parçasıydı. Davul sesi duyulduğunda evlerin ışıkları birer birer yanar, sahur sofraları hazırlanır, insanlar yeni bir oruç gününe niyet ederdi.
Bu görev aslında göründüğü kadar kolay değildi. Gecenin bir yarısında uyanıp davulu boynuna takarak saatlerce sokak sokak dolaşmak büyük bir emek isterdi. Hele ki Ramazan kış aylarına denk geldiğinde… Dondurucu soğukta, sert rüzgârın altında davul çalmak hiç de kolay değildi. Bazen sokak köpeklerinin saldırılarıyla karşılaşılır, bazen de ıssız sokaklarda yalnız başına yürünürdü. Ama buna rağmen davulcular görevlerini aksatmadan yerine getirirlerdi.
Ramazan başlamadan bir gün önce davulcular mahalleleri dolaşır, davullarını çalarak mübarek ayın gelişini haber verirlerdi. Kendi aralarında mahalleleri paylaşırlar, sahur vakti herkes kendi mahallesini dolaşırdı. Kapıların önünde maniler söylenir, ev sahipleri de bunun karşılığında küçük bahşişler verirdi.
Ramazan ayının ortalarına gelindiğinde ise çarşı esnafı dolaşılır, dükkânların önünde maniler söylenir ve esnaftan bahşişler alınırdı. Bayram sabahı geldiğinde davulcular mahalleleri bir kez daha dolaşır, bu kez bayram manileri söyler ve bayram harçlıklarını toplarlardı.
Davulcuların çoğu dar gelirli, mütevazı insanlardı. Ramazan ayı onlar için adeta bir emek zamanıydı. Bir ay boyunca gece gündüz demeden dolaşır, karşılığında verilen küçük bahşişlerle geçimlerine katkı sağlarlardı.
Bugün o eski davul sesleri belki eskisi kadar duyulmuyor. Ama Mihalıççık’ın hafızasında Ramazan geceleri hâlâ o davulun tok sesiyle, manilerin sıcaklığıyla ve mahallelerin samimi atmosferiyle hatırlanıyor.
Çünkü Ramazan davulcuları sadece sahurun habercisi değildi…
Onlar bir geleneğin, bir kültürün ve mahalle hayatının unutulmaz sesiydi.