Mihalıççık’ta son günlerde gündeme gelen bir ihale, yalnızca bir inşaat projesi değil; aynı zamanda kamu yönetimi anlayışının da sorgulanmasına neden oluyor.
Belediye mülkiyetinde bulunan Medrese Mahallesi 7 ada 26 parseldeki 684,02 metrekarelik taşınmazın “kat karşılığı inşaat” modeliyle ihaleye çıkarılması, beraberinde önemli soruları getiriyor.
Kat karşılığı inşaat modeli, kısa vadede belediyelere finansman yükü getirmeden proje üretme imkânı sunabilir.
Ancak bu modelin en kritik sonucu, kamuya ait bir taşınmazın bir bölümünün kalıcı olarak özel mülkiyete devredilmesidir.
Yani bugün yapılan bir anlaşma, yarın geri dönüşü olmayan bir mülkiyet değişimi anlamına gelir.
Üstelik söz konusu alan, Mihalıççık’ın çarşı merkezinde, yani ekonomik ve sosyal açıdan en değerli noktalarından birinde yer alıyor.
Böylesine stratejik bir konum için alınan kararların, sadece bugünü değil, ilçenin geleceğini de doğrudan etkileyeceği açıktır.
Burada asıl mesele şudur: Kamu, elindeki kıymetli varlıkları nasıl değerlendirmelidir?
Belediyelerin görevi yalnızca hizmet üretmek değil; aynı zamanda kamu kaynaklarını en verimli, en sürdürülebilir ve en adil şekilde yönetmektir.
Bu noktada alternatif modellerin neden değerlendirilmediği sorgulanmalıdır.
Örneğin:
Belediye, kendi imkânlarıyla veya uygun finansman yöntemleriyle bu projeyi hayata geçiremez miydi?
Uzun vadeli kira geliri sağlayacak bir modelle, mülkiyeti koruyarak gelir üretmek mümkün değil miydi?
Ya da bu alan, tamamen halkın kullanımına açık sosyal bir proje olarak planlanamaz mıydı?
Bu sorular yalnızca muhalefet etmek için değil, daha iyi bir yönetim anlayışını aramak için sorulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki kamu malı, yönetenlerin değil, milletindir.
Bugün alınan kararlar; yarın geri alınamayacak sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kamu taşınmazlarıyla ilgili her adımda şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu yararı ilkeleri esas alınmalıdır.
Mihalıççık küçük bir ilçe olabilir; ancak alınan kararların önemi küçümsenemez. Çünkü mesele sadece bir arsa değil, bir anlayış meselesidir: Kamu malı korunacak mı, yoksa kısa vadeli çözümler uğruna elden mi çıkarılacak?
Cevap, yalnızca bugünü değil, Mihalıççık’ın yarınlarını da belirleyecek.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tamer Toraman
Kamu Malı Yönetenlerin Değil Milletindir
Mihalıççık’ta son günlerde gündeme gelen bir ihale, yalnızca bir inşaat projesi değil; aynı zamanda kamu yönetimi anlayışının da sorgulanmasına neden oluyor.
Belediye mülkiyetinde bulunan Medrese Mahallesi 7 ada 26 parseldeki 684,02 metrekarelik taşınmazın “kat karşılığı inşaat” modeliyle ihaleye çıkarılması, beraberinde önemli soruları getiriyor.
Kat karşılığı inşaat modeli, kısa vadede belediyelere finansman yükü getirmeden proje üretme imkânı sunabilir.
Ancak bu modelin en kritik sonucu, kamuya ait bir taşınmazın bir bölümünün kalıcı olarak özel mülkiyete devredilmesidir.
Yani bugün yapılan bir anlaşma, yarın geri dönüşü olmayan bir mülkiyet değişimi anlamına gelir.
Üstelik söz konusu alan, Mihalıççık’ın çarşı merkezinde, yani ekonomik ve sosyal açıdan en değerli noktalarından birinde yer alıyor.
Böylesine stratejik bir konum için alınan kararların, sadece bugünü değil, ilçenin geleceğini de doğrudan etkileyeceği açıktır.
Burada asıl mesele şudur: Kamu, elindeki kıymetli varlıkları nasıl değerlendirmelidir?
Belediyelerin görevi yalnızca hizmet üretmek değil; aynı zamanda kamu kaynaklarını en verimli, en sürdürülebilir ve en adil şekilde yönetmektir.
Bu noktada alternatif modellerin neden değerlendirilmediği sorgulanmalıdır.
Örneğin:
Belediye, kendi imkânlarıyla veya uygun finansman yöntemleriyle bu projeyi hayata geçiremez miydi?
Uzun vadeli kira geliri sağlayacak bir modelle, mülkiyeti koruyarak gelir üretmek mümkün değil miydi?
Ya da bu alan, tamamen halkın kullanımına açık sosyal bir proje olarak planlanamaz mıydı?
Bu sorular yalnızca muhalefet etmek için değil, daha iyi bir yönetim anlayışını aramak için sorulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki kamu malı, yönetenlerin değil, milletindir.
Bugün alınan kararlar; yarın geri alınamayacak sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kamu taşınmazlarıyla ilgili her adımda şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu yararı ilkeleri esas alınmalıdır.
Mihalıççık küçük bir ilçe olabilir; ancak alınan kararların önemi küçümsenemez. Çünkü mesele sadece bir arsa değil, bir anlayış meselesidir: Kamu malı korunacak mı, yoksa kısa vadeli çözümler uğruna elden mi çıkarılacak?
Cevap, yalnızca bugünü değil, Mihalıççık’ın yarınlarını da belirleyecek.