SON DAKİKA
Hava Durumu

#Belediye

Porsuk Haber Ajansı - Belediye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Belediye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkanlarımızı Seçimle Yenemeyenler Algılarla Yıpratmaya Çalışıyor Haber

Başkanlarımızı Seçimle Yenemeyenler Algılarla Yıpratmaya Çalışıyor

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu’nun Eskişehirli belediyeler hakkında yaptığı açıklamalara yanıt verdi. İl Başkanı Talat Yalaz Parti binasında düzenlediği basın toplantısında şu ifadelere yer verdi; "AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu tarafından, Eskişehir Büyükşehir Belediyemize ve Tepebaşı Belediyemize yönelik olarak son günlerde dile getirilen iddialar üzerine, kamuoyunu doğru bilgilendirme ve gerçekleri açıklama zorunluluğu doğmuştur. Öncelikle ifade etmek isterim ki; kentimizin önemli kültür ve turizm değerlerinden biri olan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, Eskişehir Büyükşehir Belediyemize aittir. Müze, belediyemizin imkânlarıyla işletilmekte olup elde edilen gelirin tamamı belediye bütçesine kaydedilmekte, hiçbir şekilde herhangi bir kişi ya da şahsi hesaba aktarılmamaktadır. Müzede yer alan balmumu heykellerin sanatsal tasarım ve yapım süreci, Eskişehir’e ve Türkiye’ye sayısız kültürel değer kazandırmış olan değerli hocamız Yılmaz Büyükerşen tarafından, tamamen sanatsal katkı ve bağış iradesi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Heykellerin üretiminde kullanılan malzemelerin bedelleri belediye bütçesinden karşılanmış; bu eserler üzerinden Sayın Büyükerşen’in şahsına yönelik tek kuruşluk bir gelir dahi söz konusu olmamıştır. Müzenin işletilmesi; güvenlikten danışmaya, yönetimden diğer tüm hizmet alanlarına kadar tamamen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundadır. Müze bünyesinde görev yapan tüm personel belediye kadrolarında çalışmakta ve maaşları belediye bütçesinden ödenmektedir. Gelirlerin kullanımı şeffaf, denetlenebilir ve kayıt altındadır. Elde edilen gelirler; ihtiyaç sahipleri ile öğrencilerin eğitim ve sağlık giderlerinde kullanılmakta, tüm harcamalar belediyenin bütçe ve kesin hesaplarında yer almakta ve ilgili denetim mercilerinin incelemesine açıktır. Büyükşehir Belediyemiz, ödeme ve tahsilat süreçlerini de mevzuata uygun şekilde yürütmektedir. Öte yandan Nebi Hatipoğlu’nun Tepebaşı Belediyesi ve Belediye Başkanımız Ahmet Ataç hakkında kullandığı dil, siyasi eleştirinin çok daha ötesine geçmiş; yaş üzerinden küçümseyici, alaycı ve tehditkâr bir üsluba dönüşmüştür. Yerel yöneticiliği kişisel yaşa indirgemek ne ahlakidir ne etiktir ne de siyasidir. Böyle bir dil, sadece ama sadece bu dili kullanan ağızlara yakışır. Eleştiri yapılacaksa vizyon, hizmet ve icraatlar üzerinden yapılır. Başkanlarımızın hemşehrilerimizden aldıkları büyük destekleri hazmedemeyenler, başkanlarımızı seçimle yenemeyenler algılarla yıpratmaya çalışmaktadır, ama bu nafile bir çabadır. Ahmet Ataç’ın Tepebaşı’nda ortaya koyduğu belediyecilik anlayışı; Alzheimer Merkezi ve Huzurevi, Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, Özel Çocuklar İçin Montaj Atölyeleri, İki Elin Sesi Var Çocuk ve Gençlik Senfoni Orkestraları, Gençlik Merkezleri, Gökkuşağı Kafeler, Deneyimli Kafeler, Etüt Merkezleri, Belde Evleri, Başta Pişmiş Toprak Sempozyumu ve Sanat Çalıştayı olmak üzere kültür, sanat ve sosyal yaşam projeleri ile insan odaklı sosyal belediyeciliğin somut bir modelidir. Tepebaşı Belediyesi, Ahmet Ataç’ın liderliğinde yalnızca yerelde değil, uluslararası alanda da “Akıllı Kent Gelişimi” kategorisinde küresel model ödülü almış, dünyaya örnek gösterilen bir yerel yönetim olmuştur. Bu başarıyı yok saymaya yönelik algı saldırıları beyhudedir. Gerçekleştirilen bütün projeleri bir kenara bırakalım, Ahmet Ataç, Tepebaşı denildiğinde akla sadece nüfusu 80 binlerde olup, Eczacılık Fakültesinin oradaki SGK Bloklarıyla bilinen, yalnızca konutlarıyla değil kimliğiyle de gölgede kalmış bir semti bugün yüz binlerce insana yuva yapmış olup, “Hayat Tepebaşı’nda” sloganını dillere pelesenk ettirerek yepyeni bir Tepebaşı yaratmıştır. Öyle ki, Ahmet Ataç’ın belediye başkanı olmasıyla 1999’dan beri hayata geçirilen projelerle, toplumsal dayanışmayla sosyal demokrat belediyeciliğin en önemli örneklerinden birisi haline gelen Tepebaşı, ülkemizin en yaşanabilir ilçeleri sıralamasında sekizinci sıraya yerleşmiştir. Buna rağmen Nebi Hatipoğlu’nun kamuoyuna sunduğu iddialar; resmî denetim raporlarında yer almayan, belgeye dayanmayan, kulaktan dolma ifadelerle süslenmiş bir algı siyaseti niteliği taşımaktadır. Bir milletvekilinin görevi, dedikodularla değil belgelerle konuşmaktır. Sayıştay raporlarında dahi yer almayan iddiaların gerçekmiş gibi sunulması kabul edilemez. Nebi Hatipoğlu’nun tehditkâr ifadeleri, AKP iktidarının yaratmak istediği korku ikliminin yansımasıdır. Siyaset, eleştiriyi tehditle, algıyla karıştırmadan, seçmenin emaneti olan iradeye saygı gösterilerek yürütülmelidir. Belediyelerimizce, kentimizin çocuklarına, yaşlılarına, gençlerine kısacası her bir yurttaşına dokunan hizmetler; algı operasyonlarının gölgesinde bırakılmayacak kadar kıymetlidir, değerlidir. Ayrıca ‘ben yaptım oldu anlayışıyla’ Odunpazarı ilçemizi bölüp, yeni bir belediye kurmak düşüncesi neden ve nasıl gündeme gelmiştir? Halk iradesiyle seçimleri kazanamayanlar bin bir fırıldak ile belediyelerimizi kazanabileceklerini mi zannetmektedirler? Bu entrika zihniyeti ilçelerimizi değil ikiye, bine de bölseler sandıkta yok olmaya mahkumdur! Ve kamuoyunun dikkatinden kaçmaması gereken önemli bir husus da şudur: Nebi Hatipoğlu, 2023 seçimlerinde İYİ Parti’den milletvekili seçilmiş, seçmenin emanet ettiği oylarla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiş; kısa süre sonra partisinden ayrılarak, seçildiği yerin tam karşısında konumlanan başka bir siyasi kanada geçmiştir. Bu tercih, seçmen iradesine ve halkın verdiği yetkiye sadakat gösterilmediğinin son derece somut bir örneğidir. Henüz bu siyasi savrulmanın hesabını kamuoyuna açık ve ikna edici biçimde verememiş bir ismin, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarımızı tehditkâr bir dille hedef alması, siyaseten de ahlaken de kabul edilemezdir. Kamuoyunda borsa manipülasyonları iddialarıyla anılan, lüks yaşam tarzıyla sıkça gündeme gelen; emeğin, alın terinin ve yerel yönetimlerin kamusal sorumluluğunun ne anlama geldiğinden bihaber bir anlayışın, sosyal belediyeciliği hedef alması şaşırtıcı değildir. Ancak bilinmelidir ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler, tehditlere boyun eğmez! Hesap vermesi gerekenler halktan aldığı yetkiyi kişisel ve siyasal çıkarlar uğruna boşa düşürenlerdir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; Şeffaflık, hesap verebilirlik, kamu kaynaklarının doğru kullanımı ve sosyal belediyecilik ilkeleriyle hareket ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu ilkeleri gölgelemeye yönelik hiçbir ithama sessiz kalmayacağız. Kentimizin kültürel mirası ve sosyal belediyecilik anlayışı üzerinden yaratılmak istenen algıları reddediyor; tüm hemşehrilerimizi resmî bilgi ve belgelere dayalı açıklamaları dikkate almaya davet ediyoruz. Bizim siyasetimiz, rantın değil halkın; ayrıcalığın değil emeğin; tehditkâr dilin değil demokratik meşruiyetin siyasetidir. Bu çizgiden de bir adım geri atmayacağız. Siyaset; tehdit diliyle, isnatla ve karalama ile değil; hukukla, belgeyle ve halkın iradesine saygıyla yapılır. Aksi halde bu yolun sonu bellidir: Sandıkta mahkûmiyet, kamuoyunda mahcubiyet!"

Bu Mali Disiplin Değil, Belediyelere Yönelik Siyasi Cezalandırmadır Haber

Bu Mali Disiplin Değil, Belediyelere Yönelik Siyasi Cezalandırmadır

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, belediyelerin vergi ve SGK borçları ile kamu bankaları aracılığıyla kullandırılan kredilere ilişkin Meclis Araştırma önergesi görüşmelerinde iktidara sert eleştiriler yöneltti. Uygulanan politikaların mali disiplin değil, muhalefet belediyelerine yönelik açık bir siyasi baskı olduğunu vurgulayan Kış, “Aynı kanun, aynı borç; ama belediyelere göre değişen iki ayrı uygulama var. Bu açık bir adaletsizliktir” dedi. TBMM Genel Kurulu’nda CHP Grubu adına söz alan Kış, yılın ilk Meclis çalışmasında iktidarın sandıkta kaybettiği iradeyi masa başında telafi etmeye çalıştığını belirterek, bunun bedelinin doğrudan vatandaşa ödetildiğini söyledi. Yerel seçimlerin ardından halkçı belediyecilik anlayışının güçlenmesinin iktidarı paniğe sürüklediğini ifade eden Kış, bu paniğin bürokrasi, kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararları ve idari baskılarla somutlaştığını dile getirdi. Yaşananların tesadüf olmadığını vurgulayan Kış, “Bu, yerel yönetimleri bilinçli ve sistematik biçimde kuşatma planıdır” dedi. “Kuşatma üç ayaklıdır” Kış, belediyelere yönelik baskının üç başlık altında yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi: “Kanunlarla yerel yönetimlerin yetkileri Ankara’ya taşındı. İller Bankası ve kredi mekanizmaları birer baskı aracına dönüştürüldü. İdari ve yargısal denetimler ise siyasi sopa hâline getirildi.” Belediyelerin yurt dışı finans kuruluşları tarafından onaylanan proje ve kredilerinin aylarca bekletildiğine dikkat çeken Kış, kredilerin siyasi sadakat esasına göre kullandırıldığının artık açıkça görüldüğünü ifade etti. “Cumhur İttifakı belediyelerine kolaylık sağlanırken, muhalefet belediyelerine ‘vurun abalıya’ deniliyor” sözleriyle uygulanan çifte standarda tepki gösterdi. “Tefeci faizi uygulanıyor” Aydınlatma giderlerinin belediyelerin sırtına yüklendiğini, asgari ücret işveren desteğinin belediyelerden çekildiğini ve İller Bankası paylarının kesildiğini hatırlatan Kış, SGK borçlarının yapılandırılmasında da açık bir ayrımcılık uygulandığını belirtti. İktidar belediyelerinin borçlarının ötelenirken, muhalefet belediyelerine ağır faiz yükleri bindirildiğini vurgulayan Kış, “Deyim yerindeyse tefeci faizi işletiliyor. İktidar belediyelerinin çöplerini bile teminat kabul ederken, bizim belediyelerimizin en değerli taşınmazlarını istiyorsunuz” ifadelerini kullandı. “Borcu yapanlara ses yok, kapatmak isteyene baskı var” 2019 ve 2024 yerel seçimlerinden sonra birçok belediyenin AKP ve MHP yönetimlerinden yüksek SGK ve vergi borçlarıyla devralındığını hatırlatan Kış, bu tabloların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşıldığını söyledi. Ancak borcu yapanlara sessiz kalan iktidarın, borcu kapatmak isteyen belediyeleri hedef aldığını belirtti. “Bu tablo mali disiplin değildir, siyasi cezalandırmadır” diyen Kış, yaşananların hizmeti ve halkı cezalandırmak anlamına geldiğini vurguladı. “Hukuk devletiyle bağdaşmıyor” Vergi ve SGK borçlarında çifte standart uygulandığını, kamu bankası kredilerinin eşit ve adil biçimde kullandırılmadığını, yurt dışı kredilerin ise siyasi süzgeçten geçirilerek engellendiğini söyleyen Kış, “Sandıkta kazanılan yerel iradeyi merkezi güçle bastırmak hukuk devletine yakışmıyor” dedi. Tüm baskılara rağmen CHP’li belediyelerin sosyal belediyecilik anlayışını sürdürdüğünü belirten Kış, belediyelere yönelik tüm mali uygulamaların şeffaf, nesnel ve ayrım gözetmeksizin araştırılması gerektiğini ifade etti. Kış, Meclis Araştırma önergesini bu nedenle desteklediklerini belirterek, “Mesele belediyeler değil, milletin iradesi ve devlete duyulan güvendir” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

TBB’den Belediyelere 59 Yeni Araç Teslimi Haber

TBB’den Belediyelere 59 Yeni Araç Teslimi

TBB Encümen Toplantısı’nın ardından gerçekleştirilen tören ile belediyelere toplam 59 yeni araç teslim edildi. Bu araçlar arasında; 15 ekskavatör, 14 çöp kamyonu, 11 kazıcı yükleyici, 7 damperli kamyon, 6 yol süpürme aracı, 2 cenaze aracı, 1 greyder, 1 itfaiye aracı, 1 otobüs ve 1 arazöz yer aldı. Anahtarları teslim edilen 59 yeni araçla birlikte belediyelere TBB tarafından Haziran 2024 tarihinden bugüne kadar toplam 523 araç hibe desteği sağlanmış oldu. Teslimi yapılan araçlar sayesinde, belediyelerin hizmet kapasitesini artırarak vatandaşlara daha kaliteli hizmet sunmalarına katkı sağlamak hedefleniyor. TBB Başkan Vekili Seçer, Başkan Durbay’ı andı Başkan Seçer konuşmasına; geçtiğimiz günlerde kolon kanseri ile mücadele ederken hayatını kaybeden Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ı anarak başladı. Başkan Seçer, “Çok gençti ve hayatta daha görecek günleri vardı. Önünde bir istikbal vardı. Çok çalışkan ve iyi ilişkileri olan, hayatı hep topluma faydalı olmakla dolu genç bir insandı. Hastalıkla mücadele etti, çok çabaladı ama başaramadı. Kendisini; dostları ve sevenleri ile Pazartesi günü Manisa’da ebediyete uğurladık. Tüm ölmüşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, mekanı cennet olsun, ışıklar içerisinde uyusun” dedi. “Bölgemizdeki her olumlu ya da olumsuz gelişme ülkemizi etkiliyor” Hem ekonomik sıkıntılar hem de Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal gerginlikten söz ederek, bölgedeki jeopolitik gelişmelerin de Türkiye’yi yakından ilgilendirdiğine vurgu yapan Seçer, “Özellikle; Güney, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu Bölgesi’nde görev yapan değerli başkanlarımın yakın olduğu o lokasyonda ve coğrafyada çok önemli gelişmeler oluyor. Doğal olarak da bölgemizdeki her olumlu ya da olumsuz gelişme ülkemizi etkiliyor” diye belirtti. “Türkiye’de geleceğe umutla bakacak bir toplum yaratacaksak bunu yerelden başlatacağız” Türkiye’nin etkilendiği noktada en önemli görevin belediye başkanlarına düştüğünün altını çizen Seçer, “Çünkü vatandaşa en yakın görev alanı, milli iradenin yansımasının en keskin, net ve sarih olduğu yer belediye başkanlığı makamıdır. Doğal olarak Türkiye’de sorun alanlarımıza ilişkin çalışmalar yapacaksak, bunu ilk önce yerelden başlatmamız lazım. Türkiye’de demokrasiyi kurum ve kurallarıyla yerine oturtacaksak, huzur ve kardeşlik ortamı, geleceğe umutla bakacak bir toplum yaratacaksak bunu yine yerelden başlatacağız” ifadelerine yer verdi. “Bu ekonomik dar boğaz içerisinde, belediyelere katkı sunmak istiyoruz” Belediye başkanlarının görevinin sadece yol veya kanalizasyon yapmak, sosyal politikalar uygulamak olmadığını kaydeden Seçer, vatandaşın her sorunuyla ilgilenmenin önemine dikkat çekti. Seçer, “Siyasi görüşü ve etnik yapısı ne olursa olsun, şerefiyle, onuruyla, Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan her yurttaşımız bizim başımızın tacıdır” dedi. TBB olarak da bu bakış açısı ve bu görev anlayışı ile hizmet vermeye çalıştıklarını ifade eden Seçer, “Bu ekonomik dar boğaz içerisinde belediyelerimizin hizmetlerinde onların yanında olup, katkı sunmak istiyoruz. Belediyelerimize araç-gereç desteği verelim, projelerine nakdi katkı yapalım ve daha kaliteli ve efektif hizmetler yapsınlar istiyoruz” dedi. “TBB’yi daha da iyi hale getirmek istiyoruz” TBB olarak çok değerli çalışmalar yaptıklarını ifade eden Seçer, Birliği çok daha iyi bir hale getirmek istediklerinin altını çizdi. 2024 yılı Haziran Ayı itibari ile TBB’nin gücünün net bir şekilde ortaya çıktığını vurgulayan Seçer, “2024 yılı öncesi yönetimler bunu bir eleştiri olarak da alabilir; ben ikinci dönem belediye başkanlığı yapıyorum, TBB’nin ne olduğunu 2024’ten sonra gördüm. TBB’nin gücünü, isterse neler yapabileceğini, sadece araç-gereç veya para anlamında değil, belediyelerimize nitelikli kadrolar yetiştirme, yurtdışından fonlar edinme, uygun projeler çalışma, yani liyakati, belediye yönetimini, çağdaş bir yönetim anlayışını öğretme açısından muazzam ve derya deniz bir birlik olduğunu gördüm” dedi. “Tüm üyelerimize parti ve bölge ayrımı gözetmeksizin adil bir şekilde katkı sunuyoruz” 2024’ten bu yana TBB üyelerinden kayda değer bir şikâyet almadıklarını söyleyen Seçer, “Herkes durumundan memnun. Tüm üyelerimize parti ve bölge ayrımı gözetmeksizin adil bir şekilde katkı sunuyoruz. TBB’ye üye belediyelerimiz bundan eminler. Bu da bizi rahatlatıyor. Aynı anlayışla çalışmalara devam edeceğiz” dedi. Sadece yurt içinde değil uluslararası platformlarda da önemli çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Seçer, hem Türkiye’deki uygulamaları aktarmak hem de yurt dışındaki iyi uygulamaları Türkiye’ye getirmek için birliklerle iş birliği içerisinde hareket ettiklerini söyledi. Seçer, TBB’nin insan kaynağını da güçlendirdiklerini sözlerine ekleyerek, liyakat esaslı personel kadrosu oluşturduklarını ifade etti. TBB olarak 2026 yılında çalışmaların daha da hız kazanacağını sözlerine ekleyen Seçer, “Yeni dönem uluslararası hibe ve fon kaynaklarının büyüklüğü yaklaşık olarak 120 milyon Euro’nun üzerine çıktı. Bu finansın ne kadarını Türkiye’de belediyelerimize faydalandırabiliriz diye çalışmalar içerisindeyiz. Güçlü proje ve finansman ekibimiz tamamen bu konulara odaklanmış durumda. 2026 yılında birliğimizin çalışmaları daha da hız kazanacak” ifadelerine yer verdi. “Bugün de yarın da deprem bölgesinin yanında olacağız” Yeni dönemde de öncelikli olarak deprem bölgesinde yer alan belediyelerin yanında olacaklarını aktaran Seçer, “Daha önce de olduğu gibi bu desteklerimizde her zaman önceliğimiz deprem bölgesi olacak. Deprem bölgesinde belediyelerimiz çok büyük sorunlarla boğuşuyorlar. Dün olduğu gibi bugün de yarın da onların yanında olmaya devam edeceğiz. Bu hizmetleri yaparken de haktan ve adaletten asla şaşmayacağız. Ayrım yapmadan yanınızda olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Haziran 2024 tarihinden bu yana 464 araç hibe desteği yaptıklarının bilgisini paylaşan Seçer, törenle birlikte yapılan desteklerin rakamsal verilerini de paylaşarak; “Bugün verdiğimiz 59 araçla birlikte bu sayı 523’e çıktı. Bu araç hibelerinin yaklaşık yüzde 30’unu depremden etkilenen belediyelerimize ayırmıştık. Yine 30 bin adet çöp konteyneri dağıtımı yaptık. Bu dağıtımın da yaklaşık yüzde 33’ünü yine deprem bölgesindeki belediyelerimize gerçekleştirdik” dedi. “Belediye başkanları toplumsal gelişmelere kayıtsız kalamazlar” Başta İmamoğlu ve Karalar olmak üzere Silivri’de tutuklu bulunan belediye başkanlarını ziyaret ettiğini belirterek onların selamlarını ileten Seçer, birçok başkan, meclis üyesi ve siyasetçinin cezaevlerinde farklı gerekçelerle tutuklu bulunduğunu söyledi. TBB’nin tarafsız bir kurum olsa da ülkede yaşananlara kayıtsız kalınamayacağını vurgulayan Seçer, “Değerlendirmelerimizi tamamen Türkiye gerçekleriyle ve demokratik hukuk devleti olma, barış, kardeşlik, dünyada saygın bir ülke olma gibi saiklerle yapmamız lazım. Belediye başkanları çok önemli siyasi figürlerdir, toplumsal gelişmelere de kayıtsız kalamazlar. Millet iradesinin tecelli bulduğu en önemli makamların başında belediye başkanları gelir” dedi. Herkesin bir suç isnadı karşısında yargılanabileceğini ancak bunun çağdaş hukuk normları çerçevesinde yapılması gerektiğini ifade eden Seçer, Türkiye’nin demokratik hukuk devleti olma iddiasını sürdürmesinin uygulamalarla sağlanabileceğinin altını çizdi. “Başkanlar 17 metrekarelik hücrede değil şehirlerinde hizmette olmalı” Belediye başkanlarının 17 metrekarelik hücrelerde değil şehirlerinde vatandaşlara hizmette olması gerektiğini dile getiren Seçer, hukuk sistemin doğru şekilde işletilmesi gerektiğini belirtti. Yargılama sürecinin sisteminden söz eden Seçer, “Davalar elbette devam edebilir, hukuk devleti iddiasını ve delillerini ortaya koyar. Savunma makamı da kendisini savunur. Suçlu görülürse yasalar açıktır. Ancak şunu üzülerek ifade etmek isterim; 2016’dan bu yana Türkiye’de bazı şeyler değişti. Belediye başkanları mahkeme kararı olmadan görevden alınamazdı ama FETÖ operasyonları gerekçe gösterilerek artık İçişleri Bakanlığı’nın bir kararıyla, millet iradesiyle seçilmiş bir belediye başkanı görevden alınabiliyor. Bu hukuk devleti anlayışına sığacak bir durum değil” sözlerini kaydetti. Belediye başkanlarının bu şekilde tutuklandığını kaydeden Seçer, uygulamaların sona ermesini temenni ettiğini dile getirdi. “Her birimizin güvencesi bağımsız mahkemelerdir” Belediye başkanlarının antidemokratik uygulamalarla mücadele etmeye çalışmasının şehirlerin huzur ve düzenini olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Seçer, “Sayın Cumhurbaşkanı da en sade vatandaş da kanunlar karşısında eşittir. Biz mücadelemizi sandıkta, asaletle ve centilmence yapmalıyız. İktidar olduğumuz zaman gücü gücü yetene değil. Eğer devletin yargı ve kolluk gücü gibi güçlerini rakibimizi bertaraf etmek için antidemokratik uygulamalarla kullanırsak Türkiye’nin geleceğinden söz edemeyiz. Türkiye’nin geleceği bize umut vermez. Türkiye’nin geleceği karanlık demektir. Demokrasinin ve hukuk devletinin olmadığı yerde; ‘Git derdini Marko Paşa’ya anlat!’ derler. Her birimizin güvencesi bağımsız mahkemelerdir. Bizim oturduğumuz rahatsız koltuğun altındaki çivi, rant çivisidir. Doğal olarak bize yaftalamalar yapılabilir, suçlar isnat edilebilir, iftiralar atılabilir. Bizim güvencemiz kimdir? Bizi bağımsız mahkemeler savunacak” diye konuştu. “TBB’nin kapısı herkese ardına kadar açık” Hiçbir etnik köken, inanç, mezhep ve siyasi görüş gözetmeksizin bir arada olmanın ve ifade özgülüğünün önemini sözlerine ekleyen Seçer, “Aldığınız alet ve ekipmanlar güzel hizmetler yapmaya vesile olsun. Hep beraber çok daha güzel hizmetler yapacağız. TBB olarak sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz ve kapımız sizlere ardına kadar açık olacak” diyerek konuşmasını sonlandırdı. Konuşmaların ardından araçların teslimi gerçekleştirildi. Temsili anahtar teslimi töreninde Şehzadeler Belediye Başkanı Durbay’a teslim edilecek olan araç anahtarı Seçer tarafından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’e takdim edildi.

Büyükşehir'den İlçelerde Çevreci Atık Yönetimi Haber

Büyükşehir'den İlçelerde Çevreci Atık Yönetimi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, çevre sağlığını korumak ve sürdürülebilir atık yönetimini güçlendirmek amacıyla ilçe belediyeleriyle koordineli şekilde evsel katı atık toplama ve bertaraf hizmetlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Sivrihisar, Sarıcakaya ve Mahmudiye ilçelerinde kurulan evsel katı atık aktarma istasyonları aracılığıyla 9 ilçeden toplanan atıklar, güvenli şekilde Entegre Katı Atık Bertaraf ve Enerji Üretim Tesisi’ne taşınıyor. Aktarma istasyonları sayesinde kırsal ilçelerde toplanan evsel atıklar, çevreye duyarlı ve modern yöntemlerle işlenerek bertaraf ediliyor ve aynı zamanda enerji üretimine katkı sağlıyor. Sistem, atıkların kontrolsüz biçimde doğaya bırakılmasının önüne geçerken döngüsel ekonomi anlayışıyla çevresel kazanım oluşturuyor. Kırsal ilçelerdeki aktarma istasyonlarından günlük ortalama 55 ton, yıllık ise yaklaşık 27 bin ton evsel atık Entegre Katı Atık Bertaraf ve Enerji Üretim Tesisi’ne ulaştırılıyor. İlçelerden gelen atıklar, tesislerde çevre mevzuatına uygun yöntemlerle işlenerek elektrik enerjisine dönüştürülüyor. 2024 yılında hizmete giren Sarıcakaya Evsel Katı Atık Aktarma İstasyonu, Sarıcakaya ve Mihalgazi ilçelerinden gelen atıkları kabul ederken, günlük yaklaşık 7 ton atık işleme alıyor. Aktarma istasyonu sayesinde ilçelerde geçmişte oluşan vahşi depolama alanlarının da önüne geçilmiş durumda. 2024 yılı Mart ayında faaliyete başlayan Sivrihisar Evsel Katı Atık Aktarma İstasyonu ise Sivrihisar, Günyüzü ve Mihalıççık ilçelerinden gelen atıkları kabul ediyor. Tesiste bugüne kadar 12 bin 153 ton evsel atık güvenli şekilde sisteme dahil edildi. Mahmudiye Aktarma İstasyonu aracılığıyla da Çifteler, Beylikova, Han ve Mahmudiye ilçelerinden atıklar toplanarak aynı tesise ulaştırılıyor. Yürütülen çalışmalarla birlikte ilçelerde vahşi depolamaya son verilirken, atıklar düzenli depolama, geri kazanım ve enerji üretimi süreçleriyle değerlendirilerek çevreye duyarlı bir atık yönetimi modeli uygulanıyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleriyle iş birliği içinde daha temiz, daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir kent hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.

Eskişehir Kimsenin Babasının Çiftliği Değildir! Haber

Eskişehir Kimsenin Babasının Çiftliği Değildir!

CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın TOKİ Projeleri ile ilgili Belediyelere yönelik eleştirilerine tepki gösterdi. CHP İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "AKP’nin 23 yıldır sürdürdüğü iktidar döneminde Türkiye, derinleşen ekonomik krizlerle, büyüyen gelir adaletsizliğiyle ve artan barınma sorunuyla karşı karşıya kalmıştır. Bugün milyonlarca yurttaşın en temel hakkı olan barınmaya ulaşamıyor oluşunun sorumlusu, ülkeyi bu hale getiren iktidarın ta kendisidir. AKP yetkilileri, “Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi” olarak tanıttıkları projeyi, halkın vergileriyle yapılan bir kamu hizmeti olmasına rağmen bir lütuf gibi sunmaktadır. Oysa sosyal konut bir iktidarın bağışı değil; devletin vatandaşına karşı yerine getirmesi gereken anayasal bir sorumluluktur. Yirmi üç yıldır iktidarda olanlar, yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine yönetmeyi tercih etmiş; dar gelirli yurttaşlarımızı kalıcı refaha ulaştırmak yerine her seçim döneminde geçici vaatlerle oyalamıştır. Bugün “yoksullar için konut yapıyoruz” diyenler, milyonlarca insanı yoksulluğa mahkûm eden politikalarının hesabını vermekten kaçınmaktadır. Eskişehir özelinde gerçekler çok nettir: Bu kent, yıllardır planlı, çağdaş ve insan odaklı kentleşmenin örneğidir. CHP’li belediyeler rantı değil halkı, beton yığınlarını değil yaşam alanlarını savunmuştur. Belediyelerimizin önceliği, kentin dengeli gelişimi, yeşil alanların korunması ve sosyal adaletin tesisidir. Kentsel dönüşümde asli sorumlu olan bakanlık, Gündoğdu Mahallesi ve Küçük Sanayi Bölgesi gibi kanayan yaralara bir çivi dahi çakmamış; birçok ilde yapıldığı halde Eskişehir’e bir çevre yolu dahi kazandırmamıştır. Depreme dayanıksız kamu binaları hâlâ varlığını korurken ve kullanırken, yapılan iktidar yatırım planında Eskişehir teğet geçilirken bu eleştiriler samimiyetten uzaktır. İktidar Eskişehirlileri siyasi tercihlerinden dolayı cezalandırmaya devam etmektedir. Rant değil, Eskişehirlilere hizmet bizim şiarımızdır. AKP İl Başkanlığı, Eskişehir’in çağdaş yönetimini hedef almak yerine; 23 yılda halkı neden konuta muhtaç hale getirdiklerinin, gençleri neden ev sahibi olma umudundan mahrum bıraktıklarının hesabını vermelidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, halkın alın teriyle yapılacak hiçbir kamu yatırımına karşı değiliz. Ancak halkın emeğiyle yapılan projelerin bir parti propagandasına dönüştürülmesine, yoksulluğun seçim malzemesi haline getirilmesine asla sessiz kalmayız. Eskişehir kimsenin babasının çiftliği değildir. İktidar dahi olsa yapılan her işlem usule ve hukuka uygun olmalıdır. Vatandaşın refahının da hukukun gereğinin de bekçisi bizleriz!"

Yaptığınız İş Maaş Ödeyemeyen Belediyelere Kaynak Yaratma Çabasımı? Haber

Yaptığınız İş Maaş Ödeyemeyen Belediyelere Kaynak Yaratma Çabasımı?

AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu belediyeler tarafından okullara ve işletmelere gönderilen katı atık bedelleri ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. Milletvekili Hatipoğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün Eskişehir’de binlerce işletmeye gönderilen katı atık tahakkuk fişleri, yalnızca yüksek tutarlarıyla değil, keyfiliğiyle de tarihe geçmiştir. Eskişehir halkı kendi kendine ihale etse daha ucuza mâl eder. Çevre illere çöp toplama jesti yapan belediyelerimiz gün sonunda yine vatandaştan para istiyor. Eskişehir Milletvekili olarak, bu keyfiliği milletimizin önünde bir kez daha kayda geçiriyor ve soruyorum: Bu Bedelin Karşılığında Hangi Hizmeti Verdiniz? Kanun açıkça diyor ki bu bir hizmet bedelidir. Hizmeti Büyükşehir Belediyesi veriyorum diyorsa, kendi yaptığı işin maliyetini mi bilmiyor? Eskilerin tabiriyle bir bakkal defteriniz bile yok mu? Herhalde yok ki yaptığınız ile tarife hazırlama yetkisini devretmişsiniz. İşinize gelince her kalemin tahsilatını kendiniz yapıyorsunuz, asfalt parasını bizzat topluyorsunuz, sıra katı atık bedeline gelince neden tarife hazırlamayı devrediyorum. Tahsilat yapmayı devrediyorum dediniz? Toplayan maliyet çıkartıyor da katı atık tesisi olan maliyet çıkartamıyor mu? Açıkça söyleyin yaptığınız iş, maaş ödeyemeyen belediyelere kaynak yaratma çabası mıdır? Maliyet hesabınız şeffaf mı? Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik 23’üncü maddeye göre maliyet kalemlerinizi kamuoyuna duyurmanız zorunludur. Temizlik bedeliniz nedir? Araç gideriniz nedir? Amortisman, personel, bertaraf maliyeti nedir? Yönetmelik diyor ki: Maliyetler fiili ve belgeli olmak zorundadır. Bunları tek tek kamu oyuna duyurmak ve tartıştırmak zorundasınız. Kanun da kapalı kapılar ardında yapın demiyor. Duyurun, görüş alın, tartışın diyor. Şirketlenizdeki Şişirilmiş Personel Maaşı Bu Bedelin Neresindedir? Bu personel maliyetinin ne kadarı katı atık bedeline yansıtıldı? Vatandaşa hizmet veriyorum kisvesi ile yansıttığınız maliyette şirketlerinizdeki israfın, liyakatsiz istihdamın payı nedir? Katsayıları Neden Keyfi Yükselttiniz? Düzce, İzmir, İstanbul gibi belediyelerde işletme başına aylık 500–1500 TL arasında tarife belirlenirken, siz neden on katına varan katsayılarla faturalar düzenlediniz? Yönetmelik “makul katsayı” zorunluluğu getiriyor. Bu farkın gerekçesi nedir? Hadi hizmet bedeli değil. Tarifeyi kendi kafanıza göre yaptınız. Hesaplarken de mi acımadınız. Sözleşme Nerede? Yönetmeliğin 12’nci maddesi diyor ki: “Her aboneyle hizmet sözleşmesi yapılır.” Bırakın sözleşmeyi Eskişehirli’ye tenezzül edip de sordunuz mu? Faturalandırmayı Neden Su İdaresine Yaptırmadınız? Danıştay kararları ve Yönetmelik açıkça ifade ediyor. Siz de diyorsunuz ki ben de kartlı sistem var, faturalandıramıyorum. İşyerlerini ilçe belediyeleri alsın. Kartlı sistem var diye ESKİ personelini mi tasfiye ettiniz. İlçe belediyesi evrak yolluyor da siz yollayamıyor musunuz? Aynı İşletmeye Neden Farklı Tutar? Aynı metrekarede aynı işi yapan işletmelere farklı farklı bedeller yazmak neyin ölçüsüdür? Hangi objektif kriterle bu farkı koyuyorsunuz? Esnaf kendisi bertaraf tesisi kurmaya kalksa kişi başına o istediğiniz paralar düşmez. Açıklayın: Bu Parayı Kim Ne İçin Kullanacak? Tahsil edilen milyonlarca liranın tamamı katı atık işine mi harcanacak? Yoksa belediye şirketlerinizin maaş ödemelerine mi aktarılacak? Kanun diyor ki: “Bu ücret katı atıkla ilgili hizmetler dışında kullanılamaz.” Halkı Ne Zaman Bilgilendirdiniz? Yönetmelik 23’üncü madde diyor ki: “Tarife kararı öncesi halkın bilgilendirilmesi ve görüşünün alınması zorunludur.” İnternete koyun panoya asın demiyor. Görüş alın diyor… Eskişehirli hemşehrilerim bilsin: Bu bedellerin şeffaflığı yoktur. Adaleti yoktur. Ben Nebi Hatipoğlu olarak diyorum ki: Belirlenen fiyatlar aynı konuda katı atık tarifesi belirleyen diğer illerin, ilçelerin belirlediği fiyatların çok çok üstündedir. Ne nerden geldiği ne nereye gideceği bellidir. Bu soruları size milletim adına soruyorum. Bu soruları nasıl soruyorsam, hemşehrilerim adına hesabını da sorarım."

Çöp Toplama Masrafı Tüccar ve Sanayiciye Yüklenmemeli! Haber

Çöp Toplama Masrafı Tüccar ve Sanayiciye Yüklenmemeli!

ETO Başkanı Metin Güler, Haziran ayı olağan meclis toplantısında yaptığı değerlendirmede; ilçe belediyelerin katı atık tarife bedeli adı altında çöp toplama masraflarının büyük bir kısmını tüccar ve sanayiciye yüklemeye çalıştığını belirterek, bu uygulamanın hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmadığını ve işletmelerin yüz binlerce liralık katı atık bedellerinin ödemesinin mümkün olmadığını kaydetti. Eskişehir Ticaret Odası’nın (ETO) Haziran ayı meclis olağan toplantısı yapıldı. Mustafa Çekiç Meclis Salonu’nda gerçekleşen toplantının açılış konuşmasını yapan ETO Meclis Başkanı Halil İbrahim Ara, İsrail’in saldırgan tutumunun sona ermesi gerektiğini belirterek, bölgede barış ve huzur ortamının tesis edilmesinin önemini vurguladı. Toplantıda konuşan ETO Başkanı Metin Güler, Tepebaşı Belediye Meclisi tarafından alınan katı atık tarifesinin fahiş olduğunun altını çizerek, tarifenin yasal ancak tahakkuk eden rakamların çok yüksek olduğunu kaydetti. İzmir ve İstanbul ile kentlerle kıyaslandığında katı atık tarifesinin çok yüksek belirlendiğini belirten Güler, yılda bir milyon TL kira ödeyen bir kreşe 400 bin TL’ye yakın katı atık bedeli belirlenmesinin, yılda sadece 4 ay açık olan lunaparka 1 yıllık katı atık bedeli ödetilmesinin hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmadığını vurguladı. Katı atık bedeli uygulamalardaki hatalar düzeltilmeli Uygulanan katı atık tarifeleriyle ilçe belediyelerinin çöp toplama masraflarının büyük bölümünün esnafa yüklendiğini belirten Güler, tüccar ve esnafın fahiş katı atık bedellerini ödeme gücünün olmadığını dile getirdi. Katı atık bedeliyle ilgili uygulamalarda hata olduğunun altını çizen ETO Başkanı Metin Güler, üyelerin bu hatayı düzeltebilmeleri için öncelikle belediyeye başvurmalarını ve netice almamaları halinde de hukuk yolunun açık olduğunu dile getirdi. Güler, fahiş katı atık bedeliyle ilgili Eskişehir Ticaret Odası hukuk danışmanlığı birimimin de destek verdiğinin altını çizdi. Denetim yapılmalı ancak üyelerimizin psikolojisi sınanmamalı Ekonomideki gelişmeleri de değerlendiren ETO Başkanı Metin Güler, %60’a varan ticari kredi faizler sebebiyle tüccar ve sanayicinin finansmana ulaşamadığını belirterek, artan maliyetlerin işletmelerin yükünü artırdığını kaydetti. Konut, dayanıklı tüketim, mobilya gibi sektörlerde işlerin yavaşladığı belirten Güler, böyle bir ortamda firmalara yapılan ve kasa başında gerçekleşen uzun süren denetimlerin üyeleri zor durumda bıraktığını dile getirdi. Günümüzde işlemlerin neredeyse tamamının kredi kartıyla gerçekleştiğini ve kayıt altına alındığını belirten Güler, buna rağmen yapılan bazı denetimlerle tüccar ve sanayicinin psikolojisinin sınanmaya çalışıldığını söyledi. Çalışanlar üzerindeki vergi yükü düşürülmeli Asgari ücrete zam tartışmaların yeniden başladığını belirten ETO Başkanı Metin Güler, çalışanların alım gücü azaldıkça mutsuz olduğunu söyledi. Yıl başında ve ortasında yapılan ücret artışlarının vergi dilimleri sebebiyle etkisinin azaldığını belirten Güler, çalışanların üzerindeki vergi yükü düşürülürse alım gücünün artacağını kaydetti. Her işverenin çalışanlarının daha iyi koşullarda yaşamasını istediğini belirten Güler, ancak personel giderlerinin katlanarak devam etmesinin işletmeleri zorladığını vurguladı. Eskişehir Fuar Kongre Merkezi’nde hedef 1 milyon ziyaretçi Eskişehir Fuar Kongre Merkezi’nin (EFKM) çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Eskişehir Ticaret Odası TÜYAP Fuar Merkezi ve Vehbi Koç Kongre Merkezi’nin 2024-2025 döneminde 400.119 misafire ev sahipliği yaptığını ve büyük bir başarı yakaladığını belirten ETO Başkanı Metin Güler, dünya üzerinde 400 bin nüfusun altında olan onlarca ülke olduğunu söyledi. EFKM’de düzenlenen fuarlar, iş etkinlikleri ve kültür sanat faaliyetleriyle şehir ekonomisine değer katıldığını belirten Güler, Eskişehir Fuar Kongre Merkezi’ne yılda 1 milyon ziyaretçi getirebilme hedefine ulaşmak için çalışmaya devam edeceklerini dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.