SON DAKİKA
Hava Durumu

Aidiyet, Bağlılık ve 15 Temmuz Ruhu

Yazının Giriş Tarihi: 14.07.2026 13:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.07.2026 13:07

İnsan, yalnızca bir coğrafyada yaşayan değil; ait olduğu değerlerle varlığını anlamlandıran bir varlıktır. Bir vatana, bir toprağa, bir bayrağa ve bir millete duyulan aidiyet; sadece doğulan yerle açıklanamaz. Gerçek aidiyet; sadakatle güçlenir, vefayla kök salar, sorumlulukla olgunlaşır ve teslimiyetle derinleşir. Çünkü insanın kalbi, ancak anlam bulduğu yere bağlandığında huzur bulur.

Bağlanmak, insanın fıtratında vardır. Fakat bu bağın yöneldiği yer de en az bağın kendisi kadar önemlidir. İnsan olma şerefine yakışan değerlere yönelen her aidiyet, kişiyi yalnızca bir topluluğun değil; aynı zamanda bir medeniyetin, bir tarih şuurunun ve manevi mirasın parçası hâline getirir. Ait olmak ve bağlanmak kadar tabiî olan bir başka hakikat de, bu aidiyetin beraberinde getirdiği sorumluluk bilinciyle yaşamaktır. Zira insanı yücelten, sadece ait olduğu yer değil; o aidiyet uğruna gösterdiği sadakat ve fedakârlıktır.

Bu hakikati kıymetli düşünür Sadettin Ökten şu sözlerle ifade etmektedir:

“İnsan bir yere bağlanmak zorundadır. Ancak bağlandığın yerin insan olma şerefiyle mütenasip bir güçte olması gerekir. Çünkü oraya manevi varlığını bağlıyordur. İnsan bedeni zamanla eskir ve yıpranır, ancak kalp ve ruh eskimez. Kalbin ve ruhun bir şerefi vardır. Bu şeref dünyevi değil, ilahi bir lütuftur. Dolayısıyla insanın bağlandığı yerin, o bağlantıyı taşıyacak kadar güçlü ve ona layık olacak kadar aziz ve ulvi olması gerekir.”

Bu anlayışın tabiî bir sonucu olarak bağlılığımızın en önemli emaresi; vatanımıza, ay yıldızlı bayrağımıza, devletimize ve ecdadımızın bizlere emanet ettiği mukaddes mirasa sahip çıkmaktır. Çünkü aidiyet, yalnızca hissedilen bir duygu değil; gerektiğinde bedel ödemeyi göze alacak kadar güçlü bir sorumluluk şuurudur.

Nitekim 15 Temmuz hain darbe teşebbüsü, Türk milletinin bu yüksek aidiyet ve sorumluluk bilincini bütün dünyaya gösterdiği tarihî bir dönüm noktası olmuştur. Aziz milletimiz; vatana, bayrağa ve millî iradeye olan sarsılmaz bağlılığıyla adeta etten bir duvar olmuş, demokrasimize vurulmak istenen prangaları parçalayarak bu hain kalkışmayı bertaraf etmiştir.

O karanlık gecede Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin, tüm tehdit ve uyarılara rağmen MHP Genel Merkezine gelerek makamından yaptığı şu açıklama, demokrasiye sahip çıkma iradesinin en güçlü ifadelerinden biri olmuştur:

“Bu bir kalkışmadır ve Milliyetçi Hareket Partisi bu kalkışmanın karşısındadır. Bizler Milliyetçi-Ülkücü irade olarak demokrasiye sahip çıkacağız.”

Aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızın aziz milletimizi meydanlara davet ederek millî iradeye sahip çıkma çağrısı, milletvekillerimizin bombalı saldırılara rağmen Gazi Meclisimizi terk etmeyerek görevlerinin başında kalmaları ve güvenlik güçlerimizin canları pahasına yürüttüğü mücadele, milletimize büyük bir moral ve kararlılık kazandırmıştır. Aziz milletimizin ortaya koyduğu sarsılmaz irade ile güvenlik güçlerimizin fedakârlığı birleşmiş; hain darbe girişimi kısa sürede bastırılmış, sorumluları ise şerefli Türk polisi ve Türk askeri tarafından derdest edilmiştir.

15 Temmuz gecesi ortaya konulan bu birlik ruhu, milletimizin ortak vicdanının ve ortak kader bilincinin en güçlü tezahürlerinden biri olarak tarihe geçmiştir. O gece Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu sağlam ve sarsılmaz duruş da millî birlik ve beraberliğin muhafazasında hafızalara kazınan önemli bir irade örneği ve Türk milletine umut, güven ve güç kaynağı olmuştur.

Biz; bu topraklarda kök salmış, bu topraklarda filizlenmiş, bu topraklarda meyve vermiş aziz bir milletiz. Ecdadımızın bizlere emanet bıraktığı bu vatanı, tarihî mirası ve mukaddes değerleri muhafaza etmek de müdafaa etmek de bizim için bir vazifedir. Gerektiğinde bu emanet uğruna gövdemizi ortaya koyacak iradeye sahip ve muktedir güç olan şerefli Türk milletiyiz. Çünkü bizi bağrına basan bu topraklarda yalnızca geçmişimizi değil, geleceğimizi de inşa edecek kudrete sahibiz. Bu sebeple vatanımızın bir karış toprağından dahi vazgeçmeyiz; toprağımızdan toprak çıkartmayız. Aidiyetimiz de bağlılığımız da işte bu sarsılmaz şuurdan beslenmektedir.

Kendisini vatanımıza ait hissederek bu topraklar için şehadete ermiş askerimizi, polisimizi, tüm güvenlik güçlerimizi ve sivil halkımızı rahmet, minnet ve dualalarla yâd ediyorum…

Sözlerimi Hüseyin Nihâl Atsız’ın “Kahramanlık” şiirinden bir dörtlük ile bitirmek istiyorum.

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,

Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.

Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;

Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir..

Kahramanlara ve yolundan dönmeyenlere ithafen..

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.