SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yoksulluk

Porsuk Haber Ajansı - Yoksulluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoksulluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tepebaşı'nda Kadınlar Yanlız Değil Haber

Tepebaşı'nda Kadınlar Yanlız Değil

Tepebaşı Belediyesi Kadın Danışma Merkezi’nde yılın ilk üç ayında 70 görüşme, 43 beslenme danışmanlığı gerçekleştirilirken, 7 eğitim ve 156 katılımcıya ulaşıldı. Tepebaşı Belediyesi, kadınların yaşamın her alanında daha güçlü, daha güvende ve daha görünür olması için yürüttüğü çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Tepebaşı Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Kadın Danışma Merkezi, 2026 yılının ilk üç ayında ortaya koyduğu faaliyetlerle kadınların yanında olmaya devam etti. Ocak, Şubat ve Mart aylarını kapsayan verilere göre Kadın Danışma Merkezi’ne toplam 22 başvuru yapılırken, psikososyal destek kapsamında 15 kişi ile toplam 70 yüz yüze görüşme gerçekleştirildi. Aynı dönemde ihtiyaç duyan danışanlar hukuki destek ve psikolojik destek hizmetine yönlendirildi. Beslenme danışmanlığı alanında 43 kişi ile 70 görüşme yapılırken, düzenlenen 7 eğitime toplam 156 kişi katıldı. Bu rakamlar, merkezin yalnızca bireysel danışmanlık sunan bir yapı olmadığını; aynı zamanda koruyucu, önleyici ve güçlenme odaklı sosyal belediyecilik anlayışının önemli bir ayağı olduğunu ortaya koydu. İlk çeyrekte 70 görüşme, 2 hukuki destek, 43 kişiye beslenme danışmanlığı verildi ve 7 eğitimde 156 katılımcıya ulaşıldı. Önemli bir ihtiyaca karşılık veriyoruz Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Kadın Danışma Merkezi’nin ortaya koyduğu tablonun Tepebaşı’ndaki yönetim anlayışının somut bir yansıması olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sosyal belediyecilik; kadının kendini güvende hissettiği, haklarını bildiği, yalnız bırakılmadığı, yaşamına dokunan bir dayanışma zemini kurabilmektir. Kadın Danışma Merkezimiz de tam olarak bu anlayışın ürünüdür. Yılın ilk üç ayında gerçekleştirilen 70 görüşme, verilen danışmanlıklar ve eğitimler, ne kadar önemli bir ihtiyaca karşılık verdiğimizi açıkça gösteriyor.” Kadınlar sadece krizle uğraşmıyor “Bugün Türkiye’de kadınlar sadece ekonomik krizle mücadele etmiyor. Aynı zamanda baskıyla, eşitsizlikle, güvencesizlikle ve çoğu zaman yalnız bırakılmışlık duygusuyla mücadele ediyor. İktidarın yıllardır toplumu sürüklediği bu karanlık tabloda kadınların yükü her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Biz ise Tepebaşı’nda buna seyirci kalmıyoruz. Kadın Danışma Merkezimiz tam da bu nedenle var. Çünkü sosyal belediyecilik lafla değil, vatandaşın hayatına doğrudan dokunarak yapılır.” Kadınlar güçlüyse toplum da güçlüdür Ataç, kadın odaklı hizmetlerin yalnızca bir destek mekanizması değil, aynı zamanda eşit ve adil bir kent hedefinin gereği olduğunu vurgulayarak, “Bir kentte kadınlar kendini ne kadar güçlü, güvende ve görünür hissediyorsa, o kent o kadar çağdaştır, o kadar demokratiktir. Biz yıllardır toplumsal eşitliği, kadın haklarını ve insan onuruna yakışır yaşamı temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Hiçbir kadının kendini yalnız hissetmediği bir Tepebaşı hedefiyle çalışıyoruz. Kadınlar kendini güvende hissetmiyorsa, haklarına kolayca ulaşamıyorsa, yoksulluk içinde yalnız bırakılıyorsa orada büyük bir yönetim sorunu vardır. Kadınların yaşamına dönük tehditler büyürken, sosyal devlet mekanizmalarının zayıflatılması kabul edilemez. Biz Tepebaşı’nda bu anlayışa teslim olmuyoruz. Kadınların yanında duran, onları güçlendiren, haklarına erişimini kolaylaştıran bir belediyecilik anlayışını kararlılıkla sürdürüyoruz.” Başkan Ataç, açıklamasının sonunda şu ifadeleri kullandı: “Kadınların yaşamını zorlaştıran düzene karşı dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. Hiçbir kadının çaresiz hissetmediği, hiçbir kadının yalnız bırakılmadığı, eşit ve çağdaş bir yaşamı savunmayı sürdüreceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki kadınların güçlü olmadığı bir toplum güçlü olamaz.”

Başkan Ataç: ''Adaleti Savunmak, Demokrasiyi Savunmaktır'' Haber

Başkan Ataç: ''Adaleti Savunmak, Demokrasiyi Savunmaktır''

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türkiye’de hukukun üstünlüğünün ağır bir sınavdan geçtiğini belirterek, adaletin yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da korunması gereken temel bir değer olduğunu vurguladı. Başkan Ataç açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Her koşulda hakkın, hukukun ve adaletin yanında duran avukatlarımızın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Avukatlar, yalnızca yurttaşın hakkını savunan bir meslek grubunun temsilcileri değil; aynı zamanda hukuk devletinin, demokrasinin ve toplumsal vicdanın en güçlü güvencelerinden biridir. Ne yazık ki ülkemiz uzun yıllardır sadece ekonomik ve sosyal alanlarda değil, adalet duygusunda da büyük bir yıkım yaşamaktadır. Bugün yurttaşlarımızın en çok yaralanan duygularından biri, hukuka olan güvenidir. Yargının bağımsızlığına gölge düşüren her uygulama, yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını yaralamaktadır.” İmamoğlu’na Yönelik Yürütülen Süreç Vicdanları Yaralamıştır Başkan Ataç, “Bugün geldiğimiz noktada, hukukun bir güvence olmaktan çıkarılıp siyasal hesaplaşmaların aracı haline getirilmek istendiğini üzülerek görüyoruz. Halkın oylarıyla göreve gelmiş belediye başkanlarının tutuklanması, görevden uzaklaştırılması, siyasal iradeyi yargı eliyle baskı altına alma girişimleri; demokrasimiz adına son derece kaygı vericidir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen süreç de toplumun geniş kesimlerinde adalet duygusunu derinden yaralayan bir tablo ortaya koymuştur. Hak, hukuk ve adalet mücadelesi; yalnızca belli kesimlerin değil, bu ülkede onurlu, eşit ve özgür yaşamak isteyen herkesin ortak mücadelesidir. Bu mücadeleyi; emeği yok sayılan işçiler için, geleceği belirsiz bırakılan gençler için, yoksulluk karşısında yaşam savaşı veren emekliler için, sesi kısılmak istenen yurttaşlar için veriyoruz. Aynı zamanda, demokratik iradeye sahip çıkan, halkın oyuna ve temsil hakkına saygı duyulan bir Türkiye için veriyoruz. “Bu zorlu dönemde avukatlarımızın üstlendiği sorumluluk her zamankinden daha büyüktür. Çünkü bugün adaleti savunmak, yalnızca bir mesleki görev değil; aynı zamanda bu ülkenin hukukunu, demokrasisini ve geleceğini savunmaktır. “Ben inanıyorum ki; bu ülke yeniden hukukun üstünlüğü ve adalet duygusuna kavuşacaktır. O güne kadar hakkın ve halk iradesinin yanında duran herkesle birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, tüm avukatlarımızın Avukatlar Günü’nü kutluyor, emekleri ve kararlı duruşları için kendilerine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

''Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme'' Sempozyumu Düzenlendi Haber

''Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme'' Sempozyumu Düzenlendi

Tepebaşı Belediyesi ve Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği iş birliği ile “Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme” başlıklı sempozyum düzenlendi. Sempozyumda akademik sunumlar ve atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Tepebaşı Belediyesi ve Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) iş birliği ile Vecihi Hürkuş Havacılık ve Parkı'nda “Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme” başlıklı bir sempozyum düzenlendi. Gerçekleştirilen sempozyum ile yerel yönetimlerin toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarındaki rolünü güçlendirmeyi, farklı toplumsal kesimlerin deneyimlerini görünür kılmayı ve yerel düzeyde kurumsal iş birliğini artırmak amaçlandı. İki oturumdan oluşan sempozyumda akademik sunumların yanı sıra atölye çalışmaları da gerçekleştirildi. Sempozyuma Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu, Meclis Üyesi Nazan Erşahin ve çok sayıda ilgili katıldı. Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu, sempozyumun açılış konuşmasında emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür etti. Kadın hareketlerinin özgül konumu konuşuldu Sempozyumun ilk oturumunda; Derya Gezer moderatörlüğünde “Toplumsal Cinsiyet ve Kimlikler” konusu konuşuldu. Konuşmacı olarak katılan Alev Özkazanç “Çoklu Krizler Çağında Feminizm, Direniş ve Gelecek Sorunu” başlığında sunum gerçekleştirdi. Özkazanç sunumunda, kadın hareketlerinin özgül konumu, karşılaştığı zorluklar ve engeller ile duruma müdahale ederek bir gelecek vizyonu yaratmak için taşıdığı potansiyelleri aktardı. Toplumsal cinsiyet eşitliğinde erkeklerin rolü ele alındı Konuşmacılardan Atilla Barutçu ise “Eleştirel Erkeklik Çalışmaları ve Cinsiyet Eşitliği Mücadelesinde Erkekler” konusunu, cinsiyet eşitliği mücadelesinde erkek(lik)lerin rolü ve etkisi hem tarihsel olarak teorik/metodolojik tartışmalar hem de son dönem saha deneyimleri üzerinden özdüşümsel bir yaklaşımla ele aldı. Örgütlenme ve dayanışma pratikleri tartışıldı “Toplumsal Cinsiyet Çeşitliliğinde Yerelleşme: Örgütlenme ve Dayanışma Pratikleri” konusunda konuşan Buruç Parlak ise son yıllarda Türkiye’de toplumsal cinsiyet, aile politikaları ve cinsiyet kimliği/cinsel yönelim çeşitliliği etrafında yürütülen tartışmaların kamusal alanda giderek görünür hale geldiğini belirtti. Çocukluk dönemi konuşuldu Sempozyumun ikinci oturumu ise Hande Çevik moderatörlüğünde “Kesişimsel Farklılıklar ve Güçlenme” konusu ele alındı. Konuşmacılardan Ceren Suntekin, “Çocukluk ve Toplumsal Cinsiyet: Şiddetle Erken Mücadele İçin kapsayıcı Bir Hak Perspektifi” konusunda sunumunu gerçekleştirdi. Suntekin, antik çağdan bugüne olan çocukluk dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suntekin, aydınlanma çağında okuryazarlığın artmasının, çekirdek ailenin ve anne çocuk ilişkisinin önem kazandığını ancak çocukluğu cinsiyetlendirilmiş bir deneyim olmaktan bütünüyle kurtulamadığını belirtti. Suntekin, günümüzde çocukluğun hala toplumsal cinsiyet normlarıyla iç içe geçmiş bir biçimde yaşadığına değindi. Medya kamuoyu algısını şekillendiriyor Konuşmacılardan Dilek İçten ise “Toplumsal Cinsiyet, Göç ve Medya” konulu sunumunda medyanın kamuoyunun algısını şekillendirmede önemli bir rol oynadığını söyledi. Konuşmacılardan Gülçin Con Wright ise “Toplumsal Cinsiyet ve Yaşlılık Ekseninde Yoksulluk, Bakım ve Şiddet” konusuna değindi. Wright, yaşlı nüfusun büyük çoğunluğunun kadınlardan oluştuğunu belirterek kadınların yaşamları boyunca biriken dezavantajları sebebiyle yaşlılık dönemini yalnızlık, yoksulluk, hastalık ve engellilikle geçirmelerinin daha yüksek bir ihtimal olduğuna dikkat çekti. “Ataerki İle Kapitalizmin Etkileşiminde Sınıf ve Toplumsal Cinsiyet Konumları” sunumuyla katılımcıların karşısına çıkan Melda Yaman da kadınların özgürleşmesi yalnızca ilişkilerinin dönüşümünü değil; yeniden üretim rejimlerinin, aile yapısının ve toplumsal cinsiyet temelli iş bölümünün radikal biçimde yeniden örgütlenmesini gerektirdiğini kaydetti. Sunumların ardından ise Hatice Kapusuz tarafından “Feminist Ütopya” başlıklı bir atölye düzenlendi.

Dar Gelirli Ailelere Mama Desteği Verilmelidir Haber

Dar Gelirli Ailelere Mama Desteği Verilmelidir

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “en az 3 çocuk” tavsiyesini bebek maması fiyatları üzerinden değerlendirdi. Gürer, “Sayın Erdoğan, vatandaşın daralan geliriyle oluşan yoksulluğu görmeden çocuk sayısını artırma çağrısı yapıyor. Asgari ücretlinin 2024’ten bu yana bebeğinin rızkından 8 paket mama alındı. Bir çocuk bile vatandaşı sağlıklı beslenme ve ihtiyacını karşılamada zorlarken, üç çocuk tavsiyesine uyanın onu sağlıklı büyütmesi de zorlaştı. Ana-baba boğazını kıssa dahi çocuk giderleri ev gelir-gider dengesini bozuyor.” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’deki derin yoksulluğun en somut göstergelerinin her ay açıklanan yoksulluk verileri olduğunu belirtti. Yoksulluk verileri açıklandığında durumun daha iyi görüldüğünü ifade eden Gürer, “Çocuk arabasından çocuk bezine kadar raftaki ürün fiyatları katlandı. Çocuk için rafa el uzatılan her ürünün fiyatı önemli ölçüde arttı. Bebek maması fiyatlarını ve asgari ücretin alım gücündeki erimeyi bir de bu pencereden bakalım.” dedi. Gürer, 2024-2026 yılları arasındaki verileri kıyaslayarak, iktidarın nüfus politikası ile ekonomi politikası arasındaki çelişkiyi mama fiyatları üzerinden gösterdi. “MAAŞ ARTIYOR, ALINABİLEN PAKET SAYISI AZALIYOR!” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in hazırladığı analizde, üst segment mamanın %119, alt segment mamanın ise %97 zamlandığı görüldü. “3 ÇOCUK DEMEK, AYLIK 10 BİN LİRA SADECE MAMA PARASI DEMEK!” “3 çocuk” söylemine özünde yaşlanan nüfus dikkate alındığında olağan görülebileceğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Peki, bu çocukların nasıl bakılacak, giderleri nasıl karşılanacak, karnı nasıl doyacağını hesaplıyor mu? Bugün bir bebek ayda 3 paket 900 gramlık mama bitiriyor. 2026 fiyatlarıyla 3 çocuklu bir ailenin sadece üst segment mama maliyeti ayda 10 bin 260 TL tutuyor! 28 bin lira asgari ücret alan bir babanın, maaşının üçte birinden fazlasını sadece mamaya vermesi gerekiyor. Bu hesaba çocuk bezi, kıyafet, kira, elektrik dahil değil. AKP iktidarı, halka çocuk sayısı vereceğine, marketlerde alarm takılan mamaların fiyatlarına bakmalıdır,” dedi. “VATANDAŞIN CEBİNDEN 8 PAKET MAMA ÇALINDI” Asgari ücretlinin son iki yılda yaşadığı kaybı yüzdesel olarak değerlendiren Ömer Fethi Gürer: Üst Segment Kaybı: “2024’te 32 paket alabilen işçi, 2026’da 24 pakete düştü. Alım gücü %25 eridi.”Maliyet Yükü: “Bir asgari ücretli, tek bir çocuğun üst segment maması için maaşının %12,1’ini ayırmak zorunda..” “BEBEK MAMASI LÜKS TÜKETİM DEĞİLDİR” CHP’ Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözümün sayı vermekte değil, halkın alım gücünü korumakta olduğunu belirterek, “İktidarın ekonomi modeli, bebeklerin rızkını enflasyon ile eritmiştir. Bebek maması lüks değil, zorunlu bir ihtiyaçtır. Dar gelirli ailelere nakdi mama desteği verilmelidir. Vatandaş çocuk maması alırken düşünüyorsa, iktidar kendi politikalarını sorgulamalıdır. Bizim önceliğimiz tenceresi kaynayan, bebeği doyan aileler ile mutlu yaşamdır” diye konuştu.

CHP Eskişehir Örgütü Bayramlaşma Töreninde Bir Araya Geldi Haber

CHP Eskişehir Örgütü Bayramlaşma Töreninde Bir Araya Geldi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Başkanlığı, Ramazan Bayramı dolayısıyla İl binasında geniş katılımlı bir bayramlaşma töreni düzenledi. Törende birlik, beraberlik ve gelecek seçimlere dair iktidar mesajları verilirken, Türkiye’nin güncel ekonomik ve hukuki sorunlarına dikkat çekildi. ​Talat Yalaz: "Mücadelemiz Adaleti Yeniden İnşa Etme Mücadelesidir" Açılış konuşmasını yapan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, bayramların dayanışma günleri olduğunu ancak derinleşen yoksulluk ve ekonomik adaletsizlik nedeniyle bu bayrama buruk bir tablonun eşlik ettiğini belirtti. Emeklilerin, asgari ücretlilerin ve çiftçilerin yaşam mücadelesi verdiğini ifade eden Yalaz, ülkede hukuka olan güvenin sarsıldığını vurguladı. Özellikle Ekrem İmamoğlu’nun ve haksızlığa uğrayan diğer isimlerin ailelerinden uzak bayram geçirmesini "millet iradesine ve demokrasiye yönelik bir mesele" olarak tanımlayan Yalaz, CHP’nin mücadelesinin sadece iktidar değişimi değil, liyakat ve adaletin yeniden tesisi olduğunu söyledi. Konuşmasını "Değişim bekleyenlerin değil, mücadele edenlerin eseridir" sözleriyle noktaladı. ​Utku Çakırözer: "Demokrasi ve Özgürlük Mücadelesinden Vazgeçmeyeceğiz" CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise konuşmasına Saraçhane’deki adalet arayışının selamını ileterek başladı. Türkiye'nin en büyük sorununun geçim sıkıntısının yanı sıra demokrasi ve adalet yoksunluğu olduğunu belirten Çakırözer, tutuklu bulunan isimlere özel bir parantez açtı. "Milyonların imzasıyla cumhurbaşkanı adayımız olan" şeklinde hitap ettiği Ekrem İmamoğlu’na, tutuklu siyasetçiler Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Can Atalay ve Tayfun Kahraman ile haksız yere gözaltına alındığını belirttiği gazeteci İsmail Arı’ya selam gönderdi. Çakırözer, 17 bayramdır özgürlük bekleyen isimlerin mücadelesinin takipçisi olacaklarını ve bu adaletsiz düzenin sandıkla değişeceğini ifade etti. Ayrıca Nevruz Bayramı’nı da kutlayarak kardeşlik vurgusu yaptı. ​Kazım Kurt: "CHP Türkiye’nin Birinci Partisidir ve İktidara Yürümektedir" Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, konuşmasında partililere büyük bir özgüven ve sorumluluk yükledi. CHP’nin şu an Türkiye’nin birinci partisi olduğunu ve yapılacak ilk seçimde iktidar olacağını savunan Kurt, yerel yönetimlerdeki adil yönetim anlayışını tüm Türkiye’ye yayacaklarını belirtti. Yurtta ve dünyada barışın önemine değinerek Orta Doğu’daki siyasi gelişmelere dikkat çeken Kurt, "Biz iktidar olunca barış gelecek, yoksulluk bitecek" dedi. Partililere seslenerek sadece kendi aralarında değil, komşularını ve çevrelerini ikna ederek bu mücadeleyi büyütmeleri gerektiğini hatırlattı. Rahmi Çınar: "Biliyoruz ki sarayın takvimi dolmuştur." CHP Eskişehir İl Başkanlığı’nda düzenlenen bayramlaşma töreninde partililere seslenen Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, konuşmasında tüm katılımcıların bayramını kutlayarak başladı ve Türkiye’nin içinden geçtiği sürece dair sert eleştirilerde bulundu. Siyasi gerekçelerle tutuklu bulunan isimlere dikkat çeken Çınar, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere haksızlığa uğrayan tüm seçilmişlerin er ya da geç özgürlüklerine kavuşacaklarına olan inancını dile getirdi. Çınar, bu süreçte mücadelenin aksamayacağını belirterek, "Biz onların çıkmasını beklerken; sokaklarda, alanlarda ve şehrin her noktasında çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Mevcut yönetimin halk nezdindeki vaktinin dolduğunu savunan Çınar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Biliyoruz ki sarayın takvimi dolmuştur. Çare Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Halkımızın eşit, adil ve mutlu yaşamının teminatı, partimizin önderliğidir." Halkın umudu CHP’de gördüğünü ve bu sorumlulukla hareket ettiklerini belirten Rahmi Çınar, bir an önce seçim sandığının gelmesini beklediklerini vurguladı. Tüm örgütü ve vatandaşları iktidar yolunda birlikte yürümeye davet eden Çınar, alanlardaki seslenişlerinin kararlılıkla süreceğini söyleyerek konuşmasını tamamladı. Tevfik Yıldırım: "23 yıldır bir karanlığın içerisinde uyanmayı bekliyoruz" Törene katılanların bayramını kutlayan CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım konuşmasında ise şu ifadeleri kullandı; "Biz 23 yıldır bir karanlığın içerisinde uyanmayı bekliyoruz. Biz 23 yıldır bu iktidarın değişmesini bekliyoruz. O gün yakın. En kısa sürede yapılacak olan seçimde iktidarı değiştirdikten sonraki süreç içerisinde, umudumuz olan, beklentimiz olan adaletli günlere ulaşacağımıza tüm kalbimle inanıyorum." dedi.

Bu Ülkenin Emeklileri Sadaka Değil, Haklarını İstiyor Haber

Bu Ülkenin Emeklileri Sadaka Değil, Haklarını İstiyor

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından, emeklilerin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla, "Emekliler Açlığa, Yoksulluğa ve Sefalete Mahkum Edilemez" başlığı ile emekli dernekleri ile birlikte bir basın açıklaması yapıldı. Hamamyolu Yediler Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasına, İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, İl ve İlçe Yöneticileri ile emekli dernekleri katılım sağladı. İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın emekçileri, kıymetli Eskişehirliler, Bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Örgütü olarak; emeklilerimizin yaşadığı büyük ekonomik bunalıma dikkat çekmek ve onların haklı mücadelesine omuz vermek için bir araya geldik. Türkiye’de milyonlarca emekli, yıllarca çalışarak, üreterek ve bu ülkenin kalkınmasına katkı sağlayarak hayatını geçirmiş yurttaşlardır. Fabrikalarda, tarlalarda, atölyelerde, okullarda ve kamu kurumlarında onlar tarafından verilen o büyük emeğin sayesinde bu ülke bugün ayaktadır. Ancak ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada emeklilerimiz hak ettikleri yaşam koşullarından çok uzaktadır. Bugün Türkiye’de milyonlarca emekli; pazara, manava, kasaba giderken iki kez düşünmek zorunda kalmaktadır. Kira, gıda ve sağlık giderleri her geçen gün artarken emekli aylıkları yaşam maliyetlerinin çok gerisinde kalmaktadır. Bir ömrün emeği, bugün ne yazık ki yoksulluk sınırının altında bir hayata mahkûm edilmiştir. Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki; bu ülkeyi ayakta tutan emektir. Ve emeğin karşılığını alamadığı bir düzene kader denilemez. Emekliler bu ülkenin yükü değil, onurudur. Emekliler bu ülkenin geçmişidir, hafızasıdır. Bu ülkenin fabrikalarında alın teri dökenler de, tarlasında üretim yapanlar da, çocuklarımızı yetiştiren öğretmenler de, hastanelerde görev yapan sağlık emekçileri de bugün emeklilerimizin arasındadır. Bugün yaşanan tablo sadece ekonomik bir sorun değildir. Bu tablo aynı zamanda sosyal devlet anlayışının terk edilmesinin sonucudur. Cumhuriyetin “insanca yaşam” idealinin yerini, ne yazık ki yoksulluğa alışmayı öğütleyen bir anlayış almıştır. Ama biz buna razı değiliz. Bu ülkenin emeklileri sadaka değil, haklarını istiyor. Ve haklarını alana kadar da bu mücadele büyüyerek sürecektir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak açıkça ifade ediyoruz: Türkiye’de emekliler açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkûm edilemez. Bizim anlayışımıza göre sosyal devlet; yıllarca çalışmış insanlarına huzurlu bir yaşam sağlayabilen devlettir. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi olarak emekliler için somut ve adil bir program ortaya koyduk. İktidarımızda; -En düşük emekli aylığını en az bir asgari ücret düzeyine yükselteceğiz. -Tüm emeklilere, her bayramda bir asgari ücret tutarında bayram ikramiyesi vereceğiz. -Tüm emeklilere seyyanen zam yapılacak ve emekliler arasındaki maaş adaletsizliklerini gidereceğiz. -İntibak yasasını çıkaracağız. -Aylık bağlanma oranlarını eski düzeyine çekecek, emekliye bütçeden ve büyümeden daha fazla pay vereceğiz! -Emeklilikte adil ve kademeli bir geçiş sistemi sağlayacağız. -İşçi, memur ve esnaf arasındaki emeklilik eşitsizliğini giderecek; aynı prim günü ile eşit emeklilik hakkı sağlayacağız. -Memur maaşlarındaki tüm ilave ödemeler emekli aylıklarına yansıtılacak; eski-yeni memur emeklisi ayrımını kaldıracağız. -Emeklilerin örgütlenme ve sendikal haklarını güvence altına alacağız. Çünkü biliyoruz ki; emekliye adalet, Türkiye’ye bereket demektir. Eğer bir ülkede emekliler rahat nefes alamıyorsa, o ülkede sosyal adalet yok demektir. Eğer bir ülkede insanlar ömür boyu çalışıp emeklilikte yoksulluğa mahkûm ediliyorsa, orada ekonomik düzen ciddi biçimde bozulmuş demektir. Biz bu düzeni değiştirmeye talibiz. Bu ülkenin kaynaklarının bir avuç ayrıcalıklı kesime değil, alın teriyle yaşayan milyonlara gitmesi gerektiğini savunuyoruz. Bugün burada yalnızca bir basın açıklaması yapmak için bulunmuyoruz. Bugün örgütümüzle birlikte sahaya çıkıyoruz. Parti örgütümüz ve emekli sendikalarımız ile birlikte Eskişehir’in sokaklarında emeklilerimizle buluşacak, onların sorunlarını dinleyecek ve çözüm önerilerimizi paylaşacağız. Çünkü siyaset yalnızca kürsülerden konuşmak değil; halkın arasında olmak, onların dertlerini dinlemek ve çözüm üretmektir. Bu mücadele yalnızca emeklilerin mücadelesi değildir. Bu mücadele adil bir Türkiye mücadelesidir. İnanıyoruz ki; emeklilerin yüzünün güldüğü, emeğin değer gördüğü, herkesin insanca yaşayabildiği bir Türkiye mümkündür. Ve o Türkiye’yi hep birlikte kuracağız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi. CHP Eskişehir İl Başkanlığı’nın düzenlediği basın açıklamasında açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiklerini belirten emekli temsilcileri, ekonomik taleplerini sıralarken "sandık" vurgusu yaptı. ​"Bayram İkramiyesi 20 Bin Lira Olmalı" ​Birleşik Emekliler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Mustafa Vural Erdem, bayram ikramiyelerinin alım gücünün yok olduğunu vurguladı. Erdem, "İkramiyeler ilk çıktığında asgari ücretin %60’ı kadardı. Talebimiz bu oranın korunarak ikramiyenin 20 bin TL’ye, en düşük emekli aylığının ise asgari ücretin %40 fazlası olan 45 bin TL’ye çıkarılmasıdır" dedi. ​"Ekmek Hesabı Adaletsizliği Ortaya Koyuyor" ​Tüm Emeklilerin Sendikası Şube Başkanı Ali Paşa Şanlı, 2018 yılında 1.000 TL olan ikramiye ile 800 ekmek alınabildiğini hatırlatarak, "Bugün aynı ekmeği almak için ikramiyenin en az 12 bin TL olması gerekir. 4 bin liralık ikramiye emekliyle alay etmektir" ifadelerini kullandı. Şanlı, en düşük emekli maaşının en düşük memur maaşına eşitlenmesi gerektiğini savundu. ​"Primlerimizin Karşılığını Alamıyoruz" ​Türkiye Emekliler Derneği Şube Başkanı Muhsin Dilbaz ise emeklilerin sistemli bir şekilde yoksullaştırıldığını belirterek, "Biz lütuf değil, ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz. Maaş bağlama oranlarını %20’lere düşürerek bizi açlığa mahkûm ettiniz" diyerek tepkisini dile getirdi. ​Veteriner Hekimlerden "Ayrımcılık" Tepkisi ​Emekli Veteriner Hekimleri Derneği Başkanı Uğur Görür, sağlık sınıfındaki diğer mesleklere verilen ek ödemelerin veteriner hekimlere verilmemesini eleştirdi. Görür, "Hekimlik bir bütündür, ayrıştırılamaz. 2006’da asgari ücretin 3 katı maaş alırken bugün asgari ücretle eşitlendik" dedi. ​Mitinge Damga Vuran Sefer tası ​82 yaşındaki süper emekli Nejdet Yılmazoğlu elindeki sefer tasıyla yaptığı açıklamada 11 bin gün prim ödemesine rağmen geçinemediğini belirtti. Yılmazoğlu, "İftar çadırlarından bu sefer tasıyla eve yemek götürüyorum. Bizi bu yaşta bu sefer tasına muhtaç edenlere yazıklar olsun" dedi.

CHP'li Karabat Ekonomi Yönetimini Uyardı Haber

CHP'li Karabat Ekonomi Yönetimini Uyardı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı açıklamada hükümetin ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Döviz kurunun baskılandığını belirten Karabat, bunun ekonomide ciddi bir kırılma riski yarattığını belirtti. “HÜKÜMET KRİZİ ERTELEMEYE ÇALIŞIYOR” Karabat, iktidarın halkın refahını artıracak bir kalkınma programı yerine döviz krizini geciktirmeye çalıştığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “AKP, halk için bir kalkınma programı uygulamak yerine döviz krizini engelleyecek ve hükümete kesintisiz finansman sağlayacak politikalar yürütüyor. İşsizlik, derin yoksulluk ve gelir adaletsizliği gibi temel sorunlar ise görmezden geliniyor.” “ZENGİN OLMADAN ZENGİN GİBİ TÜKETİYORUZ!” Türkiye ekonomisinde üretim temelli büyümenin zayıfladığını vurgulayan Karabat, sanayileşme yerine hizmet sektörü ağırlıklı bir anlayışa geçildiğini ifade etti. İthalata ve kısa vadeli sermaye girişlerine bağımlılığın arttığını da söyleyen Karabat: “Zengin olmadan zengin gibi tüketiyoruz. Bunun bedeli ağır olacak” dedi. PARA ARZI ARTIYOR, KUR BASKILANIYOR Karabat’ın dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri para arzı ile döviz kuru arasındaki ilişki oldu. Ekonomideki para miktarını gösteren TRM2 verilerinin hızla arttığını belirten Karabat, buna rağmen döviz kurunun aynı hızla yükselmemesinin kur üzerindeki baskının sonucu olduğunu söyledi. “Para arzı genişlemeye devam ederken enflasyonla mücadelede neredeyse tek araç olarak kurun tutulması tercih ediliyor. Bu iki politika aynı anda yürütüldüğünde ekonomide ciddi çelişkiler ortaya çıkıyor.” “CARRY TRADE KAZANIYOR, HALK KAYBEDİYOR” Düşük kur politikasının yabancı yatırımcılar için cazip bir ortam yarattığını belirten Karabat, yüksek faiz ortamında gelen kısa vadeli sermayenin kazanç sağlayarak ülkeden çıktığını söyledi: “Kur düşük tutulacak sözü verilen yabancılar carry trade ile yüksek faizlerini alıp gidiyor. Soruyorum; bu işten kim kazançlı çıkıyor?” DEVALÜASYON RİSKİNE DİKKAT ÇEKTİ Karabat, geçmişte para arzı ile döviz kuru arasındaki makas belirli bir seviyeye ulaştığında devalüasyonların yaşandığını hatırlattı. Mevcut durumda bu farkın yüzde 40 civarında olduğunu belirten Karabat, farkın yüzde 50 seviyesine ulaşması halinde riskin ciddi biçimde artacağını söyledi. Bu hızla devam edilmesi halinde sonbahar aylarında kur şokunun en yüksek noktaya ulaşabileceğini belirten Karabat, ekonomi yönetimini uyardı. “YAPISAL REFORMLAR ŞART” Karabat’a göre enflasyonla kalıcı mücadele için sadece para politikası yeterli değil. Mali disiplin ve üretim odaklı yapısal reformların da devreye girmesi gerekiyor: “Para arzı kontrol altına alınmadan, bütçe disiplinini güçlendirmeden ve üretim verimliliğini artırmadan yalnızca kur üzerinden enflasyonla mücadele etmek sürdürülebilir bir çözüm değildir.” “ÖNCE HUKUK VE İÇ BARIŞ” Karabat, olası ekonomik şokların önüne geçebilmek için yalnızca ekonomik değil siyasi ve kurumsal alanlarda da güven ortamının sağlanması gerektiğini vurgulayarak açıklamasını şöyle noktaladı: “Önce hukukun üstünlüğü ve iç barış sağlanmalı. Ardından ekonomide yapısal reformlarla Türkiye gelecek şoklara karşı hazırlanabilir.”

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor Haber

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, AK parti genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emekli için verdiği müjdeyi değerlendirdi. Gürer” Sayın Cumhurbaşkanı üç yıl önce bir "tweet" attı "BAĞ-KUR primleri 9000 günden 7200 güne düşecek, müjde!" dedi. Müjdeden bu yana üç sene geçti, bu gerçekleşmedi ama bugün bir müjde daha verdi. Emekliler de yılbaşında aldıkları maaşın enflasyonla erimesi nedeniyle kendilerine bir artı ücret zammı yapılacağını tahmin etti ya da bayram ikramiyesinin 4 bin liradan daha yukarı çıkarılacağını beklerken meğerse hak ettikleri parayı on beş gün önce alacaklarmış; müjde bu.” Çıktı “diye konuştu. ESAS MÜJDE YANDAŞA CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer TBMM ‘de görülüp gece Cumhur ittifakı oyları ile kabul edilen Milli Parklar Kanun değişikliğinin “esas” müjdeyi yandaşa veren bir düzenleme olduğuna işaret etti.Ömer Fethi Gürer”Tabii, esas müjde bu kanunun içinde var ya da getirilen çoğu kanun teklifinde var. Bu millî parklar burada ranta açılıyor. Nasıl oluyor? Milli Parklar Kanun Teklifi'yle korunan alanlardaki her türlü altyapı, üstyapı ve diğer tesislerin Bakanlıkça işletilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılıyor, böylece millî parklar yağmaya açıyor; işte, müjde bu. Gene yandaşa kayırmacı, birilerine rant sağlayacak bir kanun teklifinin görüşmelerini yapıyoruz. Kanunun özü iki tane ana ayağa dayanıyor; biri, millî parklar ranta açılıyor; diğerinde de Bakanlığın elindeki yetkiler alınıp bir Genel Müdürlüğe devrediliyor.Yine, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüştüğümüz bir kanun teklifi vardı, o da önümüzdeki günlerde Meclise gelecek. Orada da 230 tane arazinin "kupon arazi" dediğimiz arazinin satışı gerçekleşiyor. limanları sattınız, enerji santrallerini sattınız, fabrikaları sattınız, hazine arazilerini sattınız, vatandaşlık sattınız, elde avuçta ne varsa satıyorsunuz, birileri buradan çıkar sağlıyor ama bu ülkenin emeklisini, asgari ücretlisini, dar ve sabit gelirlisini yoksulluğa mahkûm ediyorsunuz.” Dedi. YENİ BAHANE SAVAŞ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ülkenin ekonomik durumuna vatandaş tarafından bakalım dedi ve rakamları paylaştı.Gürer” bugünkü var olan ekonomik verilere dayalı rakamları paylaşmak istiyorum. Neden? Geçen yıl kuraklık oldu, don oldu; ondan önce deprem oldu; şimdi de savaş çıktı. İyi, ne demek bu? Yani ne oluyorsa oradan da kaynaklanıyor, bizden kaynaklanmıyor. Peki, ülkenin durumu ne? Bireysel kredi kartları borçları 3 trilyon lirayken bireysel kredi borçları da 3 trilyon lira. Varlık yönetim şirketlerine olan borçlarıyla birlikte vatandaşın toplam finansal borcu 6 trilyon 336 milyar lira. Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerinin zamanında tahsil edemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartları alacakları 271 milyar 800 milyon lira, batık bireysel kredi ve kredi kartı borçları 373 milyar lira, bireysel krediler ve kredi kartları için vatandaşın bankalara ödediği faiz 118 milyar lira, KOBİ'lerin bankalara borcu 6 trilyon 548 milyar lira, sektörün vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan krediler ise 214 milyar 200 milyon lira. Bankalarda KOBİ'lere ait toplam 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunuyor, 304 bini takipte tutuluyor. Tarım sektörünün bankalara borcu da 1 trilyon 297 milyar lira; 1 trilyon lirası kamu bankalarından kullandığı, 265 milyar lirası özel sermayeli bankalardan kullandığı kredilerden oluşuyor. Bu piyasaya, bunlara çiftçilerin olduğu borçlar dâhil değil. Piyasa borçlarıyla da çiftçiler tarihin en büyük borçlanma dönemini yaşıyor. Tarım sektöründe zamanında ödenemediği için bankalar tarafından takibe alınan kredi kartları borçları ise 17 milyar 600 milyon lira. İcra dairelerinde UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 24 milyon 364 bin, derdest dosya sayısı son bir yılda 1 milyon 700 bin adet artmış. Muhtarlıklara giderseniz tebliğlerle dolu. “ dedi. YILBAŞINDAN BERİ MAAŞLAR ERİDİ. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer “Maaşlarda durum nedir diye baktığınızda, 2026 yılı başında işçi ve bağımsız çalışanların, emeklilerin aylıklarına yüzde 12,19 zam yapıldı. 20 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığının yaklaşık 1.600 lirası daha yıl başından bu yana elinden geri alındı, 61.890 lira olan en düşük memur aylığının 4.920 lirası cepten geri alındı, 28.075 lira olan asgari ücretin de 2.232 lirası ilk iki ayda enflasyonunla geri alındı. Emekli ve asgari ücretlinin aldığı maaş açlık sınırının altında, memur maaşları yoksulluk sınırının altında; 12 milyon işsiz var, 10 milyona yakın sosyal yardımla yaşayan yurttaş var, 50 milyon yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Arkadaşlar, ülkenin gerçeği bunlar. Bunların yaşadığı sorunları görmek, bunlara çözüm üretmek gerekiyor.” Diye konuştu. KANUN TEKLİFLERİ RANTA DAYALi Ömer Fethi Gürer “Biz burada gelen kanun tekliflerine baktığımız zaman hepsinin içinde ranta dayalı kayırmacı bir anlayışla oluşturulmuş maddelerin gizlendiği görüyoruz, bunlar ülkenin değerlerinin peşkeş çekilmesi ama ülkenin geniş kesimlerinin içine düşürüldüğü yoksulluk, yokluk, onların yaşadığı ızdıraplı yaşamı da Meclis olarak hissetmek durumundayız.Sistem olarak Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik. Herkes de biliyor ki Mecliste 1’inci parti eliyle kanun tekliflerini görüşüyoruz, onları da bakanlık bürokrasisi hazırlıyor. Teknik konuları dışında, bu tür satışa kaynak yaratan yani mevcutları satılarak elde edilecek rant olan maddelerin dışında biraz da halkın sorunlarına eğilen kanun teklifleri Meclise gelsin, burada elbirliğiyle o kanunları çıkaralım, ülkenin geleceğini aydınlık kılalım, yoksa ülkemiz iyi bir noktaya doğru gitmiyor diyorum” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.