SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yapay Zeka

Porsuk Haber Ajansı - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BilimFest 2026 Eskişehir Kapılarını Açtı Haber

BilimFest 2026 Eskişehir Kapılarını Açtı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen BilimFest 2026 Eskişehir, Eskişehir Fuar Kongre Merkezi’nde başladı. 105 etkinlik çadırında 92 özgün tematik atölye, bilim gösterileri, tiyatro, müzik ve dans etkinlikleriyle üç gün boyunca bilim, teknoloji ve eğlenceyi bir araya getirecek festival, her yaştan bilim meraklısını ağırlıyor. Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Dairesi Başkanlığı Tematik Merkezler Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan BilimFest 2026 Eskişehir, kapılarını ziyaretçilere açtı. “Bilimle Büyüyen Şehir Eskişehir” anlayışıyla hayata geçirilen festival, bilimi toplumun her kesimine ulaştırmayı ve özellikle çocuklar ile gençlerin bilimsel düşünme becerilerini geliştirmeyi hedefliyor. TÜBİTAK 4007 11. Bilim Şenlikleri Destekleme Programı kapsamında “Bilim Festivali” statüsünde destek almaya hak kazanan organizasyon, Eskişehir’in bilim ve eğitim alanındaki öncü kimliğini bir kez daha ortaya koyuyor. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK 4007 desteğiyle gerçekleştirilen festival; üniversiteler, kamu kurumları ve 35 paydaşın katkılarıyla kentin ortak bilim gücünü buluşturuyor. BİLİM VE KEŞİF BİR ARADA Festivalin en dikkat çekici bölümlerinden biri olan 105 etkinlik çadırında 92 özgün tematik atölye, çocukları ve gençleri bilimi deneyerek, keşfederek ve uygulayarak öğrenmeye davet ediyor. Farklı disiplinlerden hazırlanan atölyelerde katılımcılar, bilimsel süreçleri eğlenceli etkinliklerle deneyimleme fırsatı buluyor. “Kalbim Ne Söylüyor?”, “Mikroskobik Canlıları Keşfediyoruz”, “Sosyal Bilgilerde Yapay Zekâ Uygulamaları”, “Tohumun Gücü: Minik Yaşamların Büyük Yolculuğu” ve “Orman Meyveleri Atölyesi” gibi pek çok etkinliğin yer aldığı festivalde, Bilim Deney Merkezi ve Sabancı Uzay Evi etkinliklerinin yanı sıra bilim gösterileri, tiyatro ve sahne performansları da ziyaretçilerle buluşuyor. Cuma ve cumartesi günleri 10.00-17.00 saatleri arasında devam edecek atölyeler, bilime ilgi duyan her yaştan katılımcıya öğrenme ve keşfetme imkânı sunuyor. BİLİMFEST’TE BÜYÜK KAPANIŞ 17 EKİM’DE BilimFest 2026 Eskişehir, üç gün boyunca bilim ve eğlenceyi buluşturan zengin programıyla ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek. Festivalin 17 Ekim Cumartesi günü gerçekleştirilecek kapanış programında “Eğlenceli Bilim Hikâyeleri” kukla gösterisi, spor okulları ve dans gösterileri, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ile Başak Büyükuğurlu ve öğrencilerinin opera dinletisi, Bilim Dansı ve Büyük Bilim Gösterisi yer alacak. BilimFest 2026 Eskişehir ile ilgili bilgi almak isteyen vatandaşlar bilimfesteskisehir2026.web.app adresini ziyaret edebilir.

Eskişehir Yapay Zekâda Öncü Şehir Oluyor Haber

Eskişehir Yapay Zekâda Öncü Şehir Oluyor

TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Anadolu Üniversitesi bünyesinde Yapay Zekâ Uygulama ve Araştırma Merkezinin kurulmasına ilişkin yönetmeliğin Resmî Gazete’de yayımlanmasını değerlendirdi. Dönmez, hedeflerinin Eskişehir’i yapay zekâ teknolojilerinde Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri hâline getirmek olduğunu vurguladı. ​Resmî Gazete'de Yayımlandı: Anadolu Üniversitesi Yapay Zekâ Merkezine Kavuştu ​Eskişehir’in teknoloji ve bilim ekosistemini güçlendirecek olan Yapay Zekâ Uygulama ve Araştırma Merkezi resmiyet kazandı. Süreci başından bu yana yakından takip ettiklerini belirten Fatih Dönmez, merkezin kuruluşunun şehir ve üniversite için somut bir kazanıma dönüştüğünü ifade etti. ​Dönmez, merkez sürecindeki kararlı duruşu ve vizyoner yaklaşımı nedeniyle Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’e teşekkür ederek, üniversitenin akademik birikimiyle yapay zekâ alanında çığır açan çalışmalara imza atacağına inandığını belirtti. ​"Yapay Zekânın Yalnızca Takip Edildiği Değil, Üretildiği Bir Şehir Olacağız" ​Fatih Dönmez, Eskişehir’in teknoloji vizyonuna ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: ​"Anadolu Üniversitemiz bünyesinde Yapay Zekâ Uygulama ve Araştırma Merkezinin kurulmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Eskişehir’i yapay zekânın yalnızca takip edildiği değil, aynı zamanda üretildiği, geliştirildiği ve geleceğe yön veren çalışmaların gerçekleştirildiği öncü şehirlerden biri hâline getirmeyi hedefliyoruz. Üniversitelerimiz, akademisyenlerimiz, kamu kurumlarımız ve teknoloji ekosistemimizle iş birliği içerisinde bu hedef doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz." ​Teknoloji Ekosisteminde Güç Birliği ​Merkezin kurulmasında emeği geçen tüm akademisyenlere ve paydaşlara teşekkür eden Dönmez, yeni araştırma merkezinin Eskişehir’e, Anadolu Üniversitesine ve Türkiye’nin teknoloji hamlesine hayırlı olmasını diledi. ​Yapay zekâ odaklı projelerin, Eskişehir'deki üniversiteler ve sanayi kuruluşları arasında yeni iş birliği kapıları aralaması bekleniyor.

Bilimfest 2026 İçin Geri Sayım Başladı Haber

Bilimfest 2026 İçin Geri Sayım Başladı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde hazırlanan BilimFest 2026 Eskişehir, TÜBİTAK 4007 Bilim Şenlikleri Destekleme Programı kapsamında “Bilim Festivali” statüsünde destek almaya hak kazanmıştı. Bilim ve teknoloji kültürünü toplumun her kesimine ulaştırmayı hedefleyen festival, 15-16-17 Ekim 2026 tarihlerinde Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı’nda gerçekleştirilecek. 92 özgün tematik atölye çadırının yanı sıra bilim gösterileri, tiyatro, müzik, dans ve birbirinden renkli etkinliklerle üç gün boyunca Eskişehir’de bilim rüzgârı esecek. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Dairesi Başkanlığı Tematik Merkezler Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan BilimFest 2026 Eskişehir, TÜBİTAK-4007 11. Bilim Şenlikleri Destekleme Programı kapsamında “Bilim Festivali” statüsünü kazanarak Eskişehir’in bilim ve eğitim alanındaki öncü kimliğini bir kez daha ortaya koydu. Geçtiğimiz yıl 35 bini aşkın katılımcıyı bilimle buluşturan BilimFest 2026 Eskişehir, bu yıl TÜBİTAK desteğiyle daha geniş kapsamlı ve güçlü bir içerikle kapılarını açacak. Her yaştan katılımcının bilimi deneyimleyerek öğrenmesini amaçlayan festivalde; çocuklardan gençlere, ailelerden eğitimcilere kadar toplumun farklı kesimlerine hitap eden etkinlikler gerçekleştirilecek. BİLİMİN KALBİ SAZOVA’DA ATACAK “Bilimle Büyüyen Şehir Eskişehir” anlayışıyla düzenlenen BilimFest 2026 Eskişehir’in üç gün boyunca bilim, teknoloji, sanat ve eğlenceyi bir araya getirmesi hedefleniyor. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜBİTAK 4007 desteğiyle gerçekleştirilecek festival kapsamında; 92 özgün tematik atölye çadırı, Bilim Deney Merkezi ve Sabancı Uzay Evi, Eğlenceli bilim gösterileri ve tiyatro etkinlikleri, Çocuk ve gençlere yönelik bilimsel uygulamalar, Müzik, dans ve sahne gösterileri, Üniversiteler, kamu kurumları ve paydaşların katkıları katılımcılarla buluşacak. Eskişehir’in üçüncü büyük bilim festivali olma özelliğini taşıyan organizasyon, kentteki kurum ve kuruluşların iş birliğiyle gerçekleştirilecek. Valilik, üniversiteler ve 35 paydaşın katkı sunduğu BilimFest 2026 Eskişehir, kentin bilim ve eğitim alanındaki ortak gücünü de ortaya koyacak. 92 ATÖLYE ÇADIRI ÜÇ GÜN BOYUNCA BİLİM MERAKLILARINI BEKLİYOR Festivalin en dikkat çekici bölümlerinden biri olan 92 tematik atölye çadırı, 15 ve 16 Ekim tarihlerinde 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak. Çocukların ve gençlerin bilimi yalnızca dinleyerek değil, deneyerek, keşfederek ve uygulayarak öğrenmelerine imkân sağlayacak atölyelerde farklı disiplinlerden pek çok etkinlik gerçekleştirilecek. Atölyeler arasında; Kalbim Ne Söylüyor?, Mikroskobik Canlıları Keşfediyoruz, Harflerin Bilim Yolculuğu: Bir Harfin Nesi Var?, Sosyal Bilgilerde Yapay Zekâ Uygulamaları, Resimlerle Deyimleri Keşfediyoruz, İtfaiye Bilgilendirme ve Deneyim, Güneşin Kayıp Düğmesi / Ritim, Müzik, Işık Drama Sahne Gösterisi, Tohumun Gücü: Minik Yaşamların Büyük Yolculuğu Atölyesi ve Orman Meyveleri Atölyesi gibi 92 atölye yer alacak. BÜYÜK KAPANIŞ 17 EKİM’DE BilimFest 2026 Eskişehir’in üçüncü gününde ise katılımcıları birbirinden renkli sahne etkinlikleri bekliyor. 17 Ekim Cumartesi günü gerçekleştirilecek program kapsamında “Eğlenceli Bilim Hikâyeleri” adlı kukla gösterisi, spor okulları ve dans gösterileri, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Başak Büyükuğurlu ve öğrencilerinin opera dinletisi, Bilim Dansı ve Büyük Bilim Gösterisi ile çocuklara yönelik konser düzenlenecek. Festival, Çocuk Konseri ve Büyük Kapanış Şenliği ile tamamlanacak. “OKUL VE SINIF RANDEVU BİLDİRİMİ” Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen BilimFest 2026 Eskişehir’e okullarıyla birlikte ziyaret gerçekleştirmek isteyen öğretmenlerin, sağlıklı ve düzenli kayıt verilerinin oluşturulabilmesi amacıyla “Okul ve Sınıf Randevu Bildirimi” formunu bilimfesteskisehir2026.web.app adresi üzerinden doldurmaları önemle rica olunur. ESKİŞEHİR’DE BİLİM ŞENLİĞİNE DAVET Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, bilimle büyüyen bir geleceğe katkı sunmak, yeni keşifler yapmak ve bilimin eğlenceli dünyasını deneyimlemek isteyen herkesi 15-16-17 Ekim tarihlerinde Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı’nda düzenlenecek BilimFest 2026 Eskişehir’e davet ediyor. Bilimin, merakın, keşfin ve eğlencenin buluşacağı BilimFest 2026 Eskişehir’de, şehrin dört bir yanından gelecek çocuklar ve gençlerle birlikte bilimin kalbi üç gün boyunca Sazova’da atacak.

10. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi Başladı Haber

10. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi Başladı

Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen 10. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi (UGTAK26), Ramada Plaza by Wyndham Eskişehir’de başladı. Kongre başkanlığını Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz, kongre dönem başkanlığını ise Prof. Dr. Emrah Özkul yürüttüğü kongrenin açılışına Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Vali Yardımcıları Akın Ağca ve Oğuz Şenlik, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, Genel Sekreter Ecevit Öksüz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Bülent Avnamak ile Eskişehir’in önde gelen firmalarının temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Rektör Adıgüzel: “İyi bir mutfağa sahip olabilirsiniz ancak onu iyi tanıtmak ve iyi anlatmak gerekir” Açılış konuşmasında mutfak kültürünün bir toplumu anlamadaki kilit rolüne değinen Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tanıtım ve hikâyeleştirmenin önemini vurguladı. Rektör Adıgüzel konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Çok iyi bir mutfağa sahip olabilirsiniz ancak bunu çok iyi tanıtmazsanız, çok iyi anlatmazsanız ve hikâyeleştirmezseniz sahip olduğunuz değerler yerel sınırlar içinde kalır. Eskişehir, çibörek ve balaban köftenin çok ötesinde zengin bir göçmen mutfağı birikimine sahip. Bu gastronomik değerlerin görünür kılınması ve yerel lezzetlerin bir arada sunulabileceği alanların oluşturulması turizm açısından büyük önem taşıyor.” Rektör Adıgüzel ayrıca Anadolu Üniversitesi Yayınları arasından çıkacak olan “Eskişehir Göçmen Mutfağı” eserinin yeniden basımı için hazırlık yaptıklarını müjdeleyerek üniversitenin nitelikli insan kaynağı ve bilimsel araştırmalarla kentin gastronomi potansiyeline katkı sunmayı sürdüreceğini belirtti. Prof. Dr. Yılmaz: “Kongremize olan ilginin artarak devam ettiğini görüyoruz” Kongrenin 10’uncusunu Eskişehir’de gerçekleştirmekten duydukları memnuniyeti dile getiren Turizm Fakültesi Dekanı ve Kongre Organizasyon Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz, kongreye gösterilen ilginin her geçen yıl arttığını ifade etti. Prof. Dr. Yılmaz, konuşmasında şunları söyledi: “Bu yıl 303 bildiriyle bugüne kadarki en yüksek sayıya ulaştık. Kongremizin gerçekleştirilmesinde üniversite yönetimimizin, kurullarımızın ve destek veren paydaşlarımızın katkıları büyük. Özellikle lisansüstü öğrencilerimizin bu tür akademik etkinliklerde daha fazla yer almasını önemsiyoruz. Kongreler, öğrencilerimizin akademik çevrelere kendini tanıtması ve yeni bağlantılar kurması adına önemli bir fırsat sunuyor.” Yılmaz ayrıca, gastrofizik gibi yeni disiplinlerle etkileşime giren gastronomi çalışmalarının bilimsel derinliğine de dikkat çekti. Prof. Dr. Özkul: “Her kongre mesleki ilerlememiz için önemli bir gelişim alanı oluşturdu” UGTAK Dönem Başkanı Prof. Dr. Emrah Özkul ise gastronominin yalnızca yemek tariflerinden ibaret olmadığını vurgulayarak “Bir tarif, toplumların tarihine, kültürel mirasına ve değişim süreçlerine dair önemli izler taşır. Yerel kültürün turizmle dönüşümü, üreticilerin ekonomik kazanımları ve geleneksel bilginin korunması temel tartışma konularımız arasında yer alıyor. Eskişehir’in göçlerle zenginleşen mutfak mirası, kongrenin bu kentte yapılmasını çok daha anlamlı kılıyor.” dedi. Masadaki lezzet ağızda değil beyinde başlıyor Kongrenin ilk oturumunda, gastronomi ve nörobilim arasındaki ilişki, duyuların yeme-içme deneyimindeki rolü ve nörogastronomi alanındaki güncel yaklaşımlar üzerine sunum gerçekleştiren Oxford Üniversitesinden Prof. Dr. Charles Spence konuşmasında şunlara değindi: “Gastronomi ve nörobilimin kesişiminde yer alan gastrofizik disiplini, yeme-içme deneyimini yalnızca tat alma duyusuyla sınırlamayıp multisensöriyel (çok duyulu) bir yolculuğa dönüştürüyor. Yerel mutfak kültürü; ses, ışık, hikâye anlatımı ve görsel sunumlarla birleştirilerek küresel ölçekte gastrodiplomasi aracına dönüştürülebiliyor. Tabağın renginden yiyeceğin ismine kadar her unsur, tüketicinin satın alma ve lezzet algısını doğrudan etkiliyor. Yapay zekâ tarafından üretilen yemek görsellerinin insan zihninde gerçek yemeklerden daha iştah açıcı algılanabildiği ortaya konuyor.” Tarihsel kültürel miras ve ses gastrofizikle buluşuyor Geleneksel tatların nörogastronomik yaklaşımlarla modern sunumlara entegre edilebileceğini belirten Prof. Dr. Charles Spence, Osmanlı saray mutfağındaki gül suyu, şerbet ve yenilebilir çiçek kullanımı ile Ege mutfağındaki kabak çiçeği dolması gibi geleneksel unsurların modern gastronomi anlayışı içerisinde yeniden yorumlanabileceğini ifade ederken Müzik ve ses frekanslarının tat algısı üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Spence, Sesin aynı zamanda acılık ve baharat hissinin algılanmasında da etkili olabileceğini aktardı. Kongrenin ilk günü tamamlandı UGTAK26’nın ilk panelinin ardından Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından Oxford Üniversitesinden Prof. Dr. Charles Spence’e plaket ve çiçek takdim edildi. Program, Kongre Dönem Başkanı Prof. Dr. Emrah Özkul tarafından kongreye ev sahipliği yapan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’e teşekkür edilmesi ve plaket takdim edilmesiyle devam etti. Ürün geliştirme ve duyusal araştırmalardan gastronomik mirasa, destinasyon markalaşmasından sürdürülebilir turizme, yapay zekâdan akıllı mutfak uygulamalarına kadar farklı temaların ele alındığı kongrenin ikinci gününde şeflerin katılımıyla çeşitli buluşmalar gerçekleştirilecek. Bilimsel oturumlarda ise tabak tasarımı, menü dili, restoran ve otel deneyimi, gastrodiplomasi, coğrafi işaretler, gıda atığı ve dijital marka kimliği gibi başlıklar ele alınacak. Kongrenin üçüncü günü çevrim içi sunumlarla devam edecek. Programın son gününde kuram ve araştırma yöntemleri, gastronomik yaratıcılık, kültürel kimlik ve bellek, yer ve ülke markalama, sürdürülebilir gıda sistemleri, iklim, eğitim, istihdam, hukuk ve sağlık konularındaki çalışmalar katılımcılarla buluşacak. Kaynak: AnaHaber

Anadolu Üniversitesinde 2026-2027 Nasreddin Hoca Eğitim-Öğretim Yılı Başladı Haber

Anadolu Üniversitesinde 2026-2027 Nasreddin Hoca Eğitim-Öğretim Yılı Başladı

Anadolu Üniversitesi 2026-2027 Nasreddin Hoca Eğitim-Öğretim Yılı Açılış Töreni, Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve Senato üyelerinin Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başlayan törene Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz, Adli Yargı Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, Eskişehir Vergi Mahkemesi Başkanı Ömer Şahin, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Özdemir, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yusuf Özkay, Prof. Dr. Serpil Koçdar, Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük, Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı, Anadolu Üniversitesi Genel Sekreteri Ecevit Öksüz, Anadolu Üniversitesi Yönetim Kurulu ve Senato Üyeleri ile şehir protokolünden isimler katıldı. Yeni akademik yılın ilk dersi İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın tarafından verildi. Prof. Dr. Yalçın “Dünya Düzeni ve Türkiye” başlıklı derste uluslararası sistem ve Türkiye’nin bu sistem içerisindeki konumu üzerine değerlendirmelerde bulundu. Vali Yılmaz: “Üniversitelerimiz geleceğin Türkiye’sinin en önemli stratejik merkezleridir” Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, yeni akademik yılın başta öğrenciler olmak üzere Anadolu Üniversitesi akademik ve idari kadrosu Eskişehir ve Türkiye için hayırlı olmasını dileyerek üniversite öğrencilerine Eskişehir’in sunduğu sosyal, kültürel ve akademik imkânlardan yararlanmaları çağrısında bulundu. Eskişehir’in yalnızca bir kampüs şehri olmadığını vurgulayan Vali Yılmaz “Eskişehir sizin için yalnızca kampüsten ibaret bir şehir olmayacak. Burası bilimin, kültürün, sanatın ve gençlik enerjisinin harmanlandığı, ilham bulacağınız, yaşayan bir gençlik başkentidir. Eskişehir sanayisi, turizmi, eğitimi ve çok boyutlu üretim ekosistemiyle siz değerli gençlerimize eşsiz imkânlar sunmaktadır. Üniversitelerimizin kamu kurumlarıyla, sanayi kuruluşlarıyla ve sivil toplumla kurduğu güçlü sinerji, kentimizin ve dolayısıyla sizlerin başarı potansiyelini her geçen gün yükseltmektedir. Sizlerden istirhamım derslerinizdeki başarının yanı sıra bu şehrin ruhunu hissetmeye, kültürel dokusunu solumaya ve sosyal hayatına değer katmaya da zaman ayırmanızdır. İnanıyorum ki yarın buradan mezun olduğunuzda sadece kendi alanında yetkin birer profesyonel değil aynı zamanda Anadolu Üniversitesi kültürünü ve Eskişehir sevgisini yüreğinde taşıyan birer gönüllü elçi olarak dünyayı değiştirmeye aday olacaksınız.” Vali Yılmaz nitelikli yükseköğretimin güvenli ve huzurlu bir akademik ortamla mümkün olduğunu belirterek “Şehrimizdeki huzur ve güven ortamı ne kadar güçlü ise sizlerin geleceğe odaklanması ve eğitimi de o kadar kolay olacaktır. Devletimizin tüm imkânlarıyla ilimizdeki ilk ve ortaöğretimden yükseköğretime kadar her bir evladımızın huzuru ve güvenliği için aralıksız çalışıldığını, her daim yanınızda olunduğunu bilmenizi isterim.” dedi. Anadolu Üniversitesinin akademik birikimi ve uluslararası alandaki başarılarının Eskişehir açısından da önemli olduğunu ifade eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz üniversitenin eğitim alanındaki uluslararası sıralamalardaki konumuna dikkat çekti. Bilgi ve teknolojinin hızlı biçimde değiştiği bir dönemde üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar değil araştırma, yenilik ve nitelikli insan kaynağı üretiminin merkezleri olduğunu belirten Vali Yılmaz “Başarı, yeni başarıların başlangıç noktasıdır. Bugünün dünyasında bilgi çok hızlı değişiyor. Yapay zekâ, dijital dönüşüm, biyoteknoloji, yeşil dönüşüm ve yeni nesil üretim teknolojileri hayatımızın tüm alanlarını yeniden şekillendiriyor. Böylesine hızlı değişen bir dünyada ülkelerin gücü yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklarla değil bilgi üretme, bilgiyi teknolojiye dönüştürme ve yetişmiş insan kaynağı oluşturma kapasitesiyle ölçülüyor. Bu nedenle üniversitelerimiz geleceğin Türkiye'sinin en önemli stratejik merkezleridir. Üniversite araştırılan, yeni fikirlerin ortaya çıktığı ve insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm arandığı yerdir. Bu noktada akademisyenlerimizin sorumluluğu da son derece büyüktür. Sizler geleceğin bilim insanlarını, mühendislerini, öğretmenlerini, sanatçılarını, girişimcilerini ve yöneticilerini yetiştiriyorsunuz. Bir başka ifadeyle sizler aslında geleceği yetiştiriyorsunuz. Bizler de kamu yönetimi olarak ülkemizin bilimsel ve teknolojik kapasitesini artıracak, gençlerimizin önünü açacak, üniversitelerimizin üretim, araştırma ve inovasyon gücünü geliştirecek her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz.” Rektör Adıgüzel: “Anadolu Üniversitesine yakışan, kültürel mirasımıza sahip çıkmaktır” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, 2026-2027 Nasreddin Hoca Eğitim-Öğretim Yılı’nın üniversitenin kültürel mirasa sahip çıkma anlayışının bir yansıması olduğunu belirtti. Geçtiğimiz yıl Yunus Emre Eğitim-Öğretim Yılı kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların ardından bu yıl Nasreddin Hoca’nın farklı yönleriyle ele alınacağını ifade eden Rektör Adıgüzel “Bu yıl Nasreddin Hoca Eğitim Öğretim Yılı bizim için. Geçtiğimiz yılı hatırlarsanız Yunus Emre Eğitim Öğretim Yılı ilan etmiştik. Bunlar bizim çok büyük kültürel değerimiz, çok büyük kültürel mirasımız. Dolayısıyla bize yakışan Anadolu'ya yakışan, Anadolu Üniversitesine yakışan da bu kültürel mirasa, bu kişiliklere, önümüzü aydınlatan, bizlere yönümüzü gösteren bu nefis değerlerle sahip çıkmak ve gereken değeri vermek olmalıdır diye düşünüyorum. Nasreddin Hoca sadece bizim fıkralarla hatırladığımız bir kişilik olarak kalmamalı diye düşünüyoruz. Nasreddin Hoca bu ülkenin, Eskişehir'in dünyaya mal olmuş bir değeridir. Nasreddin Hoca da tıpkı Yunus gibi tıpkı Mevlâna gibi sadece Türkiye'deki bazı şehirlerin değil, dünyanın çok farklı ülkelerindeki insanların sahiplendiği, benimsediği ve ‘benim’ dediği büyük insanlar.” Prof. Dr. Adıgüzel bu anlayış doğrultusunda Anadolu Üniversitesinin yıl boyunca Nasreddin Hoca’nın düşünce dünyasını ve toplumsal yönünü ele alan çalışmalar gerçekleştireceğini belirterek “Yunus'un geçen yıl felsefesini anlamak için yaptığımız paneller, çalıştaylar, sempozyumlar olduğu gibi bu yıl da Anadolu Üniversitesi olarak Nasreddin Hoca'yı sadece fıkralarıyla anılan bir kişi değil Horasan erenlerinin tasavvufi geleneğini de sürdüren, aynı zamanda kadı, imam, bir rehber, toplumun önünde bir kanaat önderi olduğunu da en doğru şekilde gençlerimizden başlayarak bütün topluma anlatmaya çalışacağız.” dedi. Yeni akademik yıla büyük bir heyecanla başladıklarını ifade eden Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Anadolu Üniversitesinin eğitim anlayışını çağın ihtiyaçları doğrultusunda sürekli yenilediğini vurguladı. Üniversitede gerçekleştirilen değişim ve dönüşümün yalnızca fiziki alanlarla sınırlı olmadığını belirten Rektör Adıgüzel “Her dem yeniden doğarız derken sürekli yenilenmenin, sürekli yeni bir arayışın içindeyiz. Hepiniz fark etmişsinizdir üniversitemizde büyük bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Bu değişim ve dönüşüm sadece fiziksel olarak binaları yenilemek, yolları yenilemekten ibaret değil. Eğitim içeriklerimizi de yeniliyoruz. Yenilemek zorundayız. Çünkü çağ o kadar hızlı gelişiyor ki onun gerisinde kaldığımız zaman gençlerimizi, mezun olan çocuklarımızı geleceğe hazırlamak veya sektöre hazırlamak çok da mümkün olmuyor. Bu ihtiyacı bildiğimiz için öncelikle bilişim teknolojilerine büyük yatırım yaptık Anadolu Üniversitesi olarak. Bilişim Teknolojileri Yüksekokulunu kurduk ki burada yetişecek gençler yapay zekâ konusunda, bilişim konusunda, oyun tasarımları konusunda veya animasyon konusunda sektörün ihtiyacı olan insanı yetiştirmiş olsun. Yine Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültemizi kurduk. Burada da yapay zekâ odaklı, mühendislik dışında yapay zekâyı merkeze alan bir eğitim öğretimi hedefliyoruz.” Anadolu Üniversitesinde geçtiğimiz yıldan bu yana 21 yeni bölüm açıldığını ve bunların önemli bir bölümünün yeni nesil alanlardan oluştuğunu aktaran Rektör Adıgüzel “Sadece yeni bölümlerimizde 700'e yakın gencimiz Anadolu'yla ve Anadolu Üniversitesinin eğitim kalitesiyle tanışmış oldu. Eğitim kalitesi demişken geçtiğimiz günlerde açıklanan SCImago Endeksi'ne göre Türkiye'de ikinci sırada yer alıyor eğitim alanında Anadolu Üniversitesi. Dünyanın 300-400 bandında yer alan üniversitelerinden bir tanesi. Eğitim gerçekten üniversitelerin öncelikli misyonları arasında yer alıyor.” ifadelerini kullandı. Adıgüzel, Üniversitemizin eğitim misyonunun yanında araştırma, Ar-Ge ve toplumsal katkı alanlarında da çalışmalarını sürdürdüğüne dikkat çekerek “Bizim işimiz eğitimin yanında Ar-Ge yapmak, araştırma yapmak, bir şeyin nasıl daha iyi, daha güzel, daha ekonomik, daha doğru yapılabileceğini gösterecek motifler bulmak ve üretmek.” dedi. Yeni akademik yılın ilk dersi “Dünya Düzeni ve Türkiye” Anadolu Üniversitesi 2026-2027 Nasreddin Hoca Eğitim-Öğretim Yılı’nın ilk dersi, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın tarafından “Dünya Düzeni ve Türkiye” başlığıyla gerçekleştirildi. Eskişehirli olması nedeniyle Anadolu Üniversitesinin açılış programında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Prof. Dr. Yalçın uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi perspektifinden dünyada yaşanan dönüşümü ve Türkiye’nin bu dönüşüm içerisindeki konumunu değerlendirdi. Dünyanın önceki dönemlerden farklı olarak gerçek anlamda bir belirsizlik çağına girdiğini belirten Prof. Dr. Yalçın, “Bugünlerde insanlar belirsizliklerden bahsetmeye başladılar ve ilk defa bence gerçek anlamda bir belirsizlik çağına bu sefer girdik bu bir klişe olmanın ötesinde. Çünkü mesela 2012 yılında Suriye'de iç savaş devam ederken Amerika Birleşik Devletleri'nin, Rusya'nın Suriye'ye müdahil olmasına normal şartlarda müsaade etmiyor olmasını beklememiz gerekirdi. Bir baktık Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya, hatta İran, üçü beraber anlaştılar ve Amerika Birleşik Devletleri'nin müttefiki olan Türkiye'yi Suriye'de oldukça zor bir durumun içerisine atıverdiler. Eski bildiğimiz dostluk düşmanlık ilişkileri bile birbirleriyle değişmeye başladı.” dedi. Yalçın, yaşanan dönüşümün yalnızca devletler arasındaki güç değişimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek “Aslında çok daha köklü bir değişimden geçiyoruz. Güç el değiştirmiyor. A devletinden B devletine geçmiyor. Gücün kaynağı değişiyor.” ifadelerini kullandı. Dünya tarihindeki büyük dönüşümlerin gücün kaynağındaki değişimlerle birlikte gerçekleştiğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın günümüzde bilginin ve bilgi teknolojilerinin bu dönüşümün merkezinde yer aldığını söyledi. Teknolojik gelişmelerin ekonomik yapıdan günlük hayata, medyadan güvenliğe kadar geniş bir alanda yeni bir düzen oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yalçın “Şimdi ise gücün sahipleri tekrar değişiyor gücün kaynağı tekrar değişiyor. Onlarca yıldır ‘geliyor’ denilen bilgi çağının geldiğini söylememe gerek bile yok. Şu an gücün sahipleri kim oluyor diye soruyorsanız tabii ki gücün sahipleri artık bilginin sahipleri.” dedi. Yapay zekâ ve robotlaşmanın bu dönüşümün yalnızca bir bölümünü oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın üniversitelerde geleceğin meslekleri ve insanın bilgi üretimindeki rolü üzerine yürütülen tartışmaların önemine değindi. Prof. Dr. Yalçın “Yapay zekâ tek başına bizi veya işte robotlaşma tek başına bizi insanlık olarak dünya haritasından silmeyecek. Tabii ki yapay zekâ denilen şey bir ampirik model çerçevesinde çalışır ve David Hume'un ‘the problem of induction’ dediği problemi hiçbir zaman yenemeyecek. Yani tekillerden genelleme yapan ve insanın o uydurmacı kafasıyla ürettiği yeni bilgi biçimlerini üretmeyecek, üretilmiş bilgileri tekrar tekrar edecek. İnsanın bir de dedüktif yönü vardır. Newton gibi, Galileo gibi veya Kopernik gibi ‘Evet bakıyoruz, Güneş gerçekten Dünya'nın etrafında dönüyormuş gibi duruyor ama belki de biz dönüyoruzdur’ diyebilecek tek yaratık var yeryüzünde, o da insan. O yüzden zaten bilgi oradan yürüyor ve asıl kıymetli bilgi oradan çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin geçmişte yaşanan büyük ekonomik ve teknolojik dönüşümlerin gerisinde kaldığını belirten İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın günümüzde ise ülkenin yeni dönüşümü yakalayabilmesi açısından farklı bir noktada bulunduğunu dile getirdi. Özellikle savunma sanayii, teknoloji ve üniversiteler alanındaki gelişmelerin Türkiye’nin bilgi çağındaki konumunu belirleyecek unsurlar arasında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yalçın, “Demek ki şeyler de hızla da değişebiliyor. Yani belli bir noktaya da doğru geliyoruz ama bu noktalara gelirken yani ‘Peki Türkiye bu dönüşümü, değişimi yakalayabilecek mi?’ Birçok şeyimizi karmaşıklaştırmayı düşünceyi karmaşıklaştırmayı severiz ama aslında çok basit bir hikâyeden bahsediyoruz. Dünyada ne yaşanacak diye sorarsanız ben şöyle diyorum: Nasıl Soğuk Savaş nükleer silahlar üzerinden verilen bir mücadeleyse aslında önümüzdeki dönemde verilecek mücadele de dijitaller üzerinden ilerleyecek bir mücadele. Dijitallerin merkezinde de ne var? Bilgisayarlar, çipler, uydular, mercekler, GPS'ler, alıcılar, vericiler, işte yazılım programları.” dedi. Türkiye’nin sahip olduğu kaynakların ve özellikle Beylikova’daki nadir toprak elementleri rezervinin önemine de değinen Prof. Dr. Yalçın, “Türkiye'nin bence içerisinden geçtiği düzlem tam da burası ya biz oraya gideceğiz ya orada kalacağız. Yüzlerce yıldır geri kalmışlığı yaşayacağız ya da geri kalma değil, büyükler ligine transfer olacağız.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin önündeki temel meselenin yaşanan büyük dönüşümü yakalamak ve insan kaynağını bu dönüşümün merkezine yerleştirmek olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın üniversitelerin bu süreçte üstleneceği role dikkat çekti. Türkiye’nin özellikle genç nüfusu, üniversiteleri ve yetişmiş insan kaynağıyla yeni dönemde önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yalçın “Bütün hikâyenin gelip dayandığı yer burası. Türkiye'nin 21. yüzyıldaki bir Türk akademisyeni olarak bu seviyeye gelmiş bir Türkiye'nin hâlâ terör örgütleriyle uğraşan bir Türkiye olması görüntüsünden çok rahatsız oluyorum. Türkiye'nin çok daha büyük zeminlerde, çok daha üstün koşullarda, çok daha büyük mücadeleler veriyor olması lazım. O yüzden bu meselenin üzerini bir an önce kapatıp bu meseleyi sonlandırmak istiyoruz. Türkiye'nin dünyanın başat aktörlerinden birisi hâline gelmesi gerekiyor.” dedi. Türkiye’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde üniversiteleri ve insan kaynağını özellikle vurgulayan Prof. Dr. Yalçın, “Kişisel olarak en güvendiğim kaynak her zaman Türkiye için insan kaynağıdır. Üniversitelerimiz, eğitim dünyamızdır. Öğrencilerimizin, sizin gibi kıymetli hocalarımızın rehberliğinde, sizin gibi kıymetli hocalarımızın öğreticiliğinde yepyeni bir Türkiye gerçekliği, yepyeni bir dünya gerçekliğini inşa edebileceğine inanıyorum.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı. Akademik Üstün Başarı Ödülleri sahiplerini buldu İlk dersin ardından Akademik Üstün Başarı Ödülleri ve Eğitimi Destekleme Vakfı Anadolu Üniversitesi Başarı Bursları Ödül Törenine geçildi. Anadolu Üniversitesi Akademik Üstün Başarı Ödülleri kapsamında bu yıl Onur Ödülü, Üstün Hizmet Ödülü, Eğitim Ödülü, Sanat Ödülü, Bilim Ödülü ve Yılın Tezi Ödülleri sahiplerine takdim edildi. Ödüller, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Prof. Dr. Yusuf Özkay tarafından verildi. Onur Ödülü Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın Üstün Hizmet Ödülü Prof. Dr. Naci Gündoğan Eğitim Ödülü Prof. Dr. Turan Akman Erkılıç Prof. Dr. Aras Bozkurt Sanat Ödülü Prof. Dr. Cihat Aşkın Doç. Murat Ateşli Bilim Ödülü Prof. Dr. Yavuz Akbulut Prof. Dr. Temel Özek Kaynak: AnaHaber / Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı Kaynak: https://anahaber.anadolu.edu.tr/tr/haber-detay/d4obtapieaof3mgwt1x3q4md

Milletvekili Dönmez Yapay Zeka ile Birlikte Ortaya Çıkan Risklere Dikkat Çekti Haber

Milletvekili Dönmez Yapay Zeka ile Birlikte Ortaya Çıkan Risklere Dikkat Çekti

AK Parti Eskişehir Milletvekili ve TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez, yapay zekâ teknolojilerinin hızlı gelişimiyle birlikte ortaya çıkan güvenlik ve denetim risklerine dikkat çekti. Son dönemde yapay zekâ şirketlerinin üst düzey yöneticileri tarafından yapılan açıklamaların, teknolojinin beraberinde getirdiği risklerin daha iyi anlaşılması açısından önemli olduğunu belirten Dönmez, yapay zekânın gelişme hızına insanlığın bu teknolojiyi yönetme ve denetleme kapasitesinin de eşlik etmesi gerektiğini ifade etti. Yapay zekâ ajanlarının sınırlı insan gözetimiyle hareket edebilmesi, sistemlerin gerçek dünyadaki kritik süreçlere giderek daha fazla müdahil olması ve kötüye kullanım risklerinin artmasının güvenlik meselesini teorik bir tartışma olmaktan çıkardığını belirten Dönmez, dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinin güvenlik mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik çağrılarına ve ülkelerin bu alanda geliştirdiği yeni düzenlemelere dikkat çekti. Dönmez, Türkiye’nin teknolojik ilerlemeden korkan ya da ortaya çıkabilecek riskleri görmezden gelen bir yaklaşım yerine dengeli bir anlayışı benimsemesi gerektiğini vurgulayarak, “Mesele yapay zekâyı durdurmak değil; onu insanlığın yararına, güvenli ve sorumlu biçimde geliştirecek kapasiteyi inşa etmektir” dedi. “Güvenlik, tasarımın ayrılmaz parçası olmalı” TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Raporu’nun temel yaklaşımının da bu doğrultuda olduğunu belirten Dönmez, yapay zekânın gelişme hızına paralel olarak güvenlik, hukuk, etik ve denetim kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yüksek riskli yapay zekâ sistemlerinde insan denetimi, sürekli izleme, ciddi risklerin bildirilmesi ve temel haklar etki değerlendirmesi gibi somut güvenlik mekanizmalarının raporda ortaya konulduğunu aktaran Dönmez, ayrıca Ulusal Yapay Zekâ Güvenlik Stratejisi hazırlanmasını ve yapay zekâ alanındaki çalışmaların etkin şekilde koordine edilmesi amacıyla Türkiye Yapay Zekâ Kurumu oluşturulmasını önerdiklerini belirtti. Güvenliğin teknolojik gelişmenin sonradan eklenecek bir unsuru olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Dönmez, güvenliğin daha en başından itibaren yapay zekâ sistemlerinin tasarımının ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini ifade etti. “Türkiye teknolojinin yönünü belirleyen ülkelerden biri olmalı” Dönmez, yapay zekâ alanında düzenlemelerin teknolojik gelişmenin önüne engel koymak amacıyla değil, güvenli ve sorumlu bir ekosistem oluşturmak amacıyla hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, “Bizim yaklaşımımız teknolojik gelişmenin önüne engeller koymak değil; doğru yerde, doğru zamanda ve doğru ölçüde düzenlemelerle güvenli bir yapay zekâ ekosistemi oluşturmaktır” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin yapay zekâ çağında yalnızca teknolojiyi kullanan bir ülke olmaması gerektiğini belirten Dönmez, sanayi, enerji ve bilgi çağlarında olduğu gibi yapay zekâ çağının da kendi güvenlik, hukuk, etik ve yönetişim altyapısının oluşturulması gerektiğini kaydetti. Kamu, özel sektör ve akademi arasında güçlü bir koordinasyon mekanizmasının kurulmasının önemine işaret eden Dönmez, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki kapasitesinin bu iş birliğiyle daha ileri taşınabileceğini ifade etti. Yapay zekâ alanındaki küresel rekabetin yalnızca kimin daha güçlü sistemler geliştireceği üzerinden şekillenmeyeceğini belirten Dönmez, asıl rekabetin yapay zekâyı daha güvenli, sorumlu, insan merkezli ve milli iradeyle yönetebilme kapasitesi üzerinden yaşanacağını söyledi. Dönmez, Türkiye’nin hedefinin teknolojiye fren koymak olmadığını vurgulayarak, “Türkiye’nin direksiyonunda olduğu, insanı merkeze alan, güvenliği tasarımın merkezine yerleştiren ve geleceğin risklerine bugünden hazırlanan bir yapay zekâ düzeni kurmak istiyoruz” dedi. Dönmez, Türkiye’nin yapay zekâ çağında yalnızca takip eden değil, teknolojinin yönünü belirleyen öncü ülkeler arasında yer almasının hedeflendiğini ifade etti.

SES Şube Sekreteri Ateş: "Asıl Başarı Mezuniyette Başlıyor" Haber

SES Şube Sekreteri Ateş: "Asıl Başarı Mezuniyette Başlıyor"

SES Eskişehir Şube Sekreteri Gönül Ateş, ESOGÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünün YKS yerleştirme sonuçlarına göre Türkiye’deki ilk 10 program arasına girmesini değerlendirdi. SES Eskişehir Şube Yönetim Kurulu adına açıklamalarda bulunan Şube Sekreteri Gönül Ateş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "YKS yerleştirme sonuçlarına göre Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünün, öğrenci başarı sıralaması açısından Türkiye’deki ilk 10 hemşirelik programı arasında yer alması bizim için son derece kıymetli. Hacettepe, Koç, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ankara ve Gazi gibi güçlü üniversitelerin bulunduğu bu grupta ESOGÜ’nün de yer alması, bölümün tercih edilirliğini ve öğrencilerin üniversitemize duyduğu güveni göstermesi açısından önemli. Ancak biz bu sonucu yalnızca bir sıralama başarısı olarak görmüyoruz. Başarılı öğrencilerin bölümümüzü tercih etmesi elbette bizi mutlu ediyor ama aynı zamanda bize önemli bir sorumluluk da yüklüyor. Çünkü asıl başarı, öğrencinin üniversiteye hangi başarı sıralamasıyla geldiğinden çok, dört yılın sonunda nasıl bir sağlık profesyoneli olarak mezun olduğuyla ölçülmeli. İlk 10’a girmek önemli bir başarıdır. Ancak bu başarıya yakışan eğitimi sürdürmek ve bunu kalıcı hale getirmek çok daha büyük bir sorumluluktur. Bugün hemşirelik, geçmişteki geleneksel görev tanımlarının çok ötesine geçmiş durumda. Hemşire artık yalnızca kendisine verilen görevleri yerine getiren kişi değil; hastayı değerlendiren, riskleri erken fark eden, klinik karar süreçlerine katılan, hasta güvenliğini sağlayan, bilimsel kanıtları bakım uygulamalarına aktarabilen ve sağlık ekibi içerisinde önemli sorumluluklar üstlenen bir sağlık profesyonelidir. Yaşlanan nüfus, kronik hastalıkların artması ve bakım ihtiyaçlarının çeşitlenmesi de hemşireliğin sağlık sistemi içerisindeki önemini her geçen gün artırıyor. Buna karşılık Türkiye’de hemşirelik eğitiminin hâlâ çözüm bekleyen önemli sorunları var. Bunların başında öğrenci kontenjanları ile akademik kadro, laboratuvar olanakları ve klinik uygulama kapasitesi arasındaki dengenin korunması geliyor. Çünkü hemşirelik yalnızca sınıfta öğrenilebilecek bir meslek değil. Öğrencinin teorik olarak öğrendiği bilgiyi gerçek yaşam koşullarında kullanabilmesi, hastayla iletişim kurabilmesi, klinik karar verebilmesi ve mesleki becerilerini yeterince uygulayabilmesi gerekiyor. Öğrenci sayısı eğitim ve uygulama kapasitesinin üzerine çıktığında ise birebir eğitim alma ve yeterli klinik deneyim kazanma imkânı azalıyor. Bu nedenle kontenjanlar belirlenirken yalnızca ‘Kaç öğrenci alabiliriz?’ sorusunu sormak yeterli değil. Asıl sormamız gereken, ‘Kaç öğrenciye gerçekten nitelikli hemşirelik eğitimi verebiliriz?’ sorusudur. Türkiye’nin daha fazla hemşireye ihtiyaç duyduğu açık. Ancak bunun çözümü yalnızca üniversitelerin kontenjanlarını artırmak değil. Öğretim elemanı sayısı, laboratuvar olanakları ve klinik uygulama altyapısı aynı ölçüde geliştirilmezse sayı artarken eğitimde nitelik zarar görebilir. Hemşire açığını kapatmaya çalışırken nitelikli hemşirelik eğitimi açığı oluşturmamalıyız. Bir diğer önemli mesele de mesleğin çalışma koşulları. Bugünün gençleri meslek seçerken yalnızca hangi işi yapacaklarını düşünmüyor. O mesleğin kendilerine nasıl bir gelecek sunacağına da bakıyorlar. Yoğun çalışma temposu, nöbetler, artan iş yükü, sağlıkta şiddet, tükenmişlik, ücretler ve özlük hakları hem öğrencilerin hem de çalışan hemşirelerin mesleğe ve geleceklerine bakışını doğrudan etkiliyor. Başarılı gençlerin hemşireliği tercih etmesini istiyorsak, onları mezuniyet sonrasında mesleğin içerisinde tutabilecek çalışma koşullarını da oluşturmak zorundayız. Nitelikli sağlık çalışanlarının yurt dışına yönelmesini de yalnızca bireysel bir tercih olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu durum aynı zamanda üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir insan gücü meselesidir. Hemşirelik eğitiminin önündeki bir başka önemli başlık ise teknolojik dönüşüm. Yapay zekâ, dijital sağlık uygulamaları, uzaktan hasta takibi ve karar destek sistemleri önümüzdeki yıllarda sağlık hizmetlerinin çok daha önemli bir parçası olacak. Bu nedenle geleceğin hemşiresinin dijital okuryazarlığı yüksek, veriyi değerlendirebilen ve yapay zekânın sunduğu bilgiyi sorgulayabilen bir sağlık profesyoneli olması gerekiyor. Ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin hemşireliğin merkezinde insan olmaya devam edecek. Bir algoritma hastanın risk skorunu hesaplayabilir, bir cihaz yaşamsal bulguları saniye saniye takip edebilir. Fakat hastanın korkusunu anlamak, ona güven vermek ve bakımın insani boyutunu sürdürebilmek hâlâ insanın sorumluluğunda. Geleceğin hemşiresi teknolojiyle yarışan değil, teknolojiyi insan için kullanan hemşire olacaktır. Bizim üzerinde önemle durduğumuz konulardan biri de öğrencilerimizin araştıran ve sorgulayan bireyler olarak yetişmesi. Hemşirelikte ‘Biz yıllardır böyle yapıyoruz’ anlayışı yerine, ‘Bunun bilimsel kanıtı nedir?’ sorusunu sorabilen sağlık profesyonellerine ihtiyacımız var. Çünkü çağdaş hemşireliğin temelinde kanıta dayalı bakım anlayışı bulunuyor. ESOGÜ Hemşirelik Bölümünün Türkiye’de ilk 10 içerisinde yer almasını da bu nedenle yalnızca bugünün başarısı olarak değil, geleceğe yönelik önemli bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz sadece başarı sıralaması yüksek öğrencilerin tercih ettiği bir bölüm olmak değil. Mezunlarımızın da klinik yeterlilikleri, bilimsel bakış açıları, etik duyarlılıkları ve mesleki duruşlarıyla tercih edilen hemşireler olması gerekiyor. Sonuç olarak üniversitelerin başarısını yalnızca giriş puanlarıyla ya da başarı sıralamalarıyla ölçmek yeterli değil. Üniversitenin gerçek başarısı, öğrencinin o kapıdan hangi puanla girdiğinden çok, dört yılın sonunda o kapıdan nasıl bir meslek insanı olarak çıktığıyla ölçülür. Bu nedenle ESOGÜ’nün ilk 10 başarısından mutluluk duyarken önümüzde duran asıl soruyu da unutmuyoruz: Bize güvenerek gelen bu başarılı gençleri, geleceğin ihtiyaç duyduğu nitelikli hemşirelere nasıl dönüştüreceğiz? Bizim için asıl başarı, bu soruya vereceğimiz cevap olacaktır.”

ESMEK Yaz Okullarında Gençler Yeteneklerini Keşfetti Haber

ESMEK Yaz Okullarında Gençler Yeteneklerini Keşfetti

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat Meslek Eğitim Kursları (ESMEK) tarafından yaz okulları kapsamında 15-25 yaş arasındaki gençlere yönelik düzenlenen atölyeler, eğitici ve yaratıcı içerikleriyle dolu dolu geçti. Gençlerin yaz tatilini verimli değerlendirmelerini, yeni beceriler kazanmalarını ve ilgi alanlarını keşfetmelerini amaçlayan atölyelerde; sanattan teknolojiye, dijital içerik üretiminden yapay zekâya, tasarımdan e-ticarete kadar birbirinden farklı alanlar ele alındı. Gençler, uzman eğitmenler eşliğinde hem öğrendi hem de kendi üretimlerini ortaya koyarak keyifli ve verimli bir yaz dönemi geçirdi. GENÇLER GELECEĞİN BECERİLERİNİ KEŞFETTİ ESMEK’in gençlere yönelik yaz okulu programında birbirinden renkli ve yenilikçi 11 farklı atölye gerçekleştirildi. Program kapsamında; “Dijital Görünürlük – Keşfet’in Şifreleri” Sosyal Medya İçerik Üretim Atölyesi ile sosyal medya dünyasının dinamikleri ve etkili içerik üretiminin püf noktaları, “Kahveni Taşıyan Sanat” Seramik Kupa Tasarımı Atölyesi ile seramik sanatının incelikleri ve özgün kupa tasarımı, “Karakter X” Dijital Çizim ve Karakter Tasarımı Atölyesi ile dijital çizim ve karakter oluşturma teknikleri, “Robocode” Temel Robotik Kodlama Atölyesi ile robotik ve kodlamanın temel prensipleri, “Boncuktan Stile” Takı Tasarımı Atölyesi ile yaratıcı takı tasarımı, “Tıkla Tasarla” Canva ile Tasarım Atölyesi ile dijital tasarım araçlarının kullanımı, “Dijital Beyin” Yapay Zekâ Araçları Kullanımı Atölyesi ile yapay zekâ araçlarının günlük yaşam ve üretim süreçlerinde kullanımı, “Ekrandan Kazanca” E-Ticaret ve Dijital Satış Eğitimi Atölyesi ile dijital satış ve e-ticaretin temel dinamikleri, “Game Start” Oyun Tasarımı Başlangıç Atölyesi ile oyun geliştirme dünyasına giriş, “Jean Ceketini Tasarla” Keçe Tasarım Atölyesi ile tekstil ve keçe kullanılarak özgün tasarımlar oluşturma, “Travel Talk – Seyahat İngilizcesi Atölyesi” ile katılımcılara günlük seyahat deneyimlerinde kullanabilecekleri pratik İngilizce becerileri kazandırma konularında çalışmalar gerçekleştirildi. ESMEK, gençlerin ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerine, üretme becerilerini geliştirmelerine ve geleceğin mesleklerine yönelik yeni deneyimler kazanmalarına katkı sunan eğitim ve atölye çalışmalarını sürdürüyor.

Anadolu Üniversitesi İkinci Üniversite Başvuruları Başladı Haber

Anadolu Üniversitesi İkinci Üniversite Başvuruları Başladı

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İkinci Üniversite kapsamında 2026-2027 öğretim yılı başvuruları başladı. Farklı bir alanda eğitim almak, mevcut bilgi ve becerilerini geliştirmek veya ikinci bir diploma edinmek isteyen öğrenciler ve mezunlar, sınavsız olarak Açıköğretim Fakültesinin sunduğu programlara başvurabiliyor. Yükseköğretim kurumlarının örgün veya uzaktan eğitim programlarında öğrenim gören ya da mezun olan adaylar, İkinci Üniversite kapsamında herhangi bir sınava girmeden programlara kayıt yaptırabiliyor. Geleceğin alanlarına yönelik iki yeni program Dijital dönüşümün hız kazandığı günümüzde teknoloji alanındaki gelişmelere yönelik eğitim fırsatları da İkinci Üniversitenin öne çıkan seçenekleri arasında yer alıyor. Bu kapsamda 2026-2027 öğretim yılında İkinci Üniversite ile öğrenci kabul eden yeni programlardan Yapay Zekâ Destekli Kodlama Önlisans Programı ile Veri Görselleştirme ve Bilgi Tasarımı Önlisans Programı, farklı alanlarda eğitim alan veya kariyerini teknoloji ekseninde geliştirmek isteyen adaylara yeni fırsatlar sunuyor. Açıköğretim Fakültesi bünyesinde İkinci Üniversite kapsamında öğrenci kabul eden Yapay Zekâ Destekli Kodlama Önlisans Programı, yapay zekâ teknolojilerinin yazılım geliştirme süreçlerinde etkin kullanımına yönelik bilgi ve becerilerin kazandırılmasını amaçlıyor. Program, yapay zekâ araçlarından yararlanarak kodlama yapabilen ve dijital teknolojilere uyum sağlayabilen nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sunuyor. Veri Görselleştirme ve Bilgi Tasarımı Önlisans Programı ise veri analizi, bilgi tasarımı ve görsel iletişim alanlarını bir araya getiriyor. Program kapsamında öğrencilerin verileri analiz etme, anlamlandırma ve etkili biçimde görselleştirme becerilerini geliştirmeleri hedefleniyor. Veri odaklı karar alma süreçlerinin önem kazandığı günümüzde program, farklı disiplinlerden gelen öğrencilerin yeni bir uzmanlık alanı edinmelerine imkân sağlıyor. Farklı alanlarda 49 program seçeneği İkinci Üniversite kapsamında öğrencilere ve mezunlara farklı alanlarda eğitim alma imkânı sunuluyor. Açıköğretim Fakültesinde 29 önlisans ve 20 lisans olmak üzere toplam 49 program bulunuyor. Teknoloji, iletişim, yönetim, sosyal bilimler, sağlık, turizm ve lojistik gibi farklı alanlarda sunulan programlar sayesinde adaylar ilgi ve kariyer hedeflerine uygun bir eğitim alanı seçebiliyor. İkinci Üniversitenin sunduğu esnek eğitim yapısıyla öğrenciler, seçmeli dersler ve mikro yeterlilikler sayesinde eğitimlerini kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirebiliyor. Farklı alanlardan dersler seçerek bilgi ve becerilerini geliştirebilen öğrenciler, mikro yeterliliklerle belirli alanlarda yetkinlik kazanma fırsatı buluyor. Bu yapı, öğrencilerin kendi ilgi alanlarına ve kariyer hedeflerine yön vermelerine katkı sağlıyor. Önlisans düzeyinde Acil Durum ve Afet Yönetimi, Aşçılık, Bankacılık ve Sigortacılık, Bilgisayar Programcılığı, Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Dış Ticaret, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, İnsan Kaynakları Yönetimi, İşletme Yönetimi, Kültürel Miras ve Turizm, Lojistik, Marka İletişimi, Medya ve İletişim, Sosyal Medya Yöneticiliği, Tarım Teknolojisi ve Web Tasarımı ve Kodlama gibi programlar yer alıyor. Lisans düzeyinde ise Görsel İletişim Tasarımı, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık, Sağlık Yönetimi, Yönetim Bilişim Sistemleri, İktisat, İşletme, Maliye, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler ile Uluslararası Ticaret ve Lojistik gibi program seçenekleri sunuluyor. İkinci Üniversite sayesinde hâlihazırda bir yükseköğretim programında eğitimine devam eden öğrenciler, mevcut eğitimlerinin yanında farklı bir alanda ikinci bir diploma hedefleyebilirken üniversite mezunları da ilgi duydukları veya mesleki gelişimlerine katkı sağlayacağını düşündükleri yeni bir alanda eğitim alma fırsatı bulabiliyor. Başvurular 19 Ekim’e kadar devam edecek Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İkinci Üniversite kapsamında çevrim içi başvuru ve kayıt işlemleri 17 Ağustos-19 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Adayların e-Devlet üzerinden başvuru işlemlerini yapabilmeleri için öğrenim bilgilerinin YÖKSİS sisteminde güncel olması gerekiyor. İkinci Üniversite kapsamında programlara ilişkin ayrıntılı bilgilere ikinciuniversite.anadolu.edu.tr adresinden ulaşılabiliyor. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.