SON DAKİKA
Hava Durumu

#Üretici

Porsuk Haber Ajansı - Üretici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ETB Başkan Adayı Ahmet Oğuz’dan "Güçlü, Üreten, Bereketli Borsa" Vizyonu Haber

ETB Başkan Adayı Ahmet Oğuz’dan "Güçlü, Üreten, Bereketli Borsa" Vizyonu

Eskişehir Ticaret Borsası (ETB) Yönetim Kurulu Başkan Adayı Ahmet Oğuz, üyeyi merkeze alan, sahada aktif, dijitalleşen ve lisanslı depoculukta güçlenen yeni dönem vizyonunu açıkladı. Düzenlediği proje tanıtım toplantısında "Güçlü, Üreten, Bereketli Borsa" anlayışını vurgulayan Oğuz, Eskişehir’in tarım, hayvancılık ve gıda potansiyelini harekete geçirecek kapsamlı bir dönüşüm hedeflediklerini duyurdu. "Borsa, Makamda Oturan Değil Üreticinin Yanında Duran Bir Yapı Olacak" Eskişehir’in köklü ticari geçmişinden güç aldıklarını ve gençliğin enerjisiyle yetkin bir ekibin deneyimini birleştirdiklerini belirten Ahmet Oğuz, katılımcı yönetim anlayışını öne çıkardı. 2018 yılından bu yana sürdürdüğü meclis ve yönetim kurulu üyeliği deneyimlerine değinen Oğuz, şu açıklamalarda bulundu: "Eskişehir Ticaret Borsası’nı; üyelerinin arkasında kale gibi duran, şehre yön veren, üreticinin emeğini koruyan, tüccarın önünü açan ve çözüm üreten güçlü bir yapıya dönüştürmek istiyoruz. Borsa; makamda oturan değil, üyenin ve üreticinin yanında duran bir kurum olmalıdır. Tarlada, fabrikada, pazarda ve ilçelerde üyelerimizi dinleyen; sorunları ertelemeyen ve sonuç odaklı çalışan bir anlayışı hayata geçireceğiz." Eskişehir'e "Tarım, Ticaret ve Eğitim Yerleşkesi" Kazandırılacak Geliştirdikleri projelerle borsayı çağın gereksinimlerine uygun şekilde yeniden şekillendireceklerini ifade eden Oğuz, öncelikli sorun alanlarını depolama yetersizliği, dijital altyapı eksikliği, finansmana erişim ve mezbaha ihtiyacı olarak sıraladı. Bu doğrultuda hayata geçirmeyi planladıkları Tarım, Ticaret ve Eğitim Yerleşkesi projesinin detaylarını paylaştı: "Yerleşkemizde üyelerimizin ihtiyaçlarına uygun depo ve ofis alanları, lisanslı depoculuk ve finansman merkezi, analiz laboratuvarı, eğitim alanları, genç çiftçi ve tarımsal inovasyon merkezi ile sosyal donatı alanlarını bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Lisanslı depoculuk ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) sistemini yaygınlaştırarak üreticilerimizin ürünlerini finansmana erişimde teminat olarak kullanabilmelerini sağlayacağız." Hayvancılık ve Tarımda Kapsamlı Projeler Eskişehir’e modern ve hijyenik bir mezbaha kazandırılması amacıyla Et ve Hayvancılık Değer Zinciri Çalışma Grubu kuracaklarını belirten Ahmet Oğuz; Büyükşehir Belediyesi, sektör temsilcileri ve üreticilerin katılımıyla kayıtlı ticareti ve gıda güvenliğini güçlendireceklerini söyledi. Oğuz, yeni dönemde öne çıkacak diğer projeleri ise şöyle özetledi: Dijital Borsa ve Mobil Üye Platformu: Tescil işlemleri ve üye hizmetlerinin dijital ortama taşınması. Eskişehir Tarım Veri Merkezi & Finansman Köprüsü: Üretici ve tüccarların finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve veri odaklı tarım politikaları. Eskişehir Çiftçi ve Tarım Akademisi: Ziraî danışmanlık, verimli üretim ile genç çiftçi ve tarım-hayvancılık girişimciliği destek programları. Markalaşma ve Coğrafi İşaret: Yerel ürünlerin marka değerini artıracak coğrafi işaret çalışmaları.

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor! Haber

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticileriyle bir araya gelerek pancar alım kampanya öncesinde çiftçinin beklentilerini dinledi. Üreticiler, artan gübre, tohum, ilaç, sulama suyu, kira, mazot ve elektrik maliyetlerine dikkat çekerek pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istedi. Bazı üreticiler ise çiftçi refahı düşünülüyorsa 4 bin 500 lira olmalı” dedi. Üreticiler gelecek yıl pancar ekimini artıracak seviyede fiyat beklentisi içinde olduklarını ifade ettiler. Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatif Başkanı ve Bor Ziraat Oda Başkanlarını da ziyaret etti. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi ve CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada üreticilerle buluştu. Gürer “şeker pancarının yalnızca üreticiyi değil, üretimden işleme ve pazarlamaya kadar geniş bir kesimi ilgilendiren stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, “Pancar stratejik bir ürün. Tohumunu, gübresini, ilacını satan, tarlada çapalayan, bakımını yapan, nakliyesini gerçekleştiren, fabrikada işleyen ve işlendikten sonra satışını yapan geniş bir kesimi ilgilendiriyor” dedi. Eylül ayında pancar kampanyasının başlayacağını belirten Gürer, pancar üreticisinin şu anda açıklanacak fiyatı beklediğini söyledi. Türkiye’de bu yıl yaklaşık 22 milyon ton pancar yetişmesinin beklendiğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yıllık şeker üretiminin de 2,8-3 milyon ton aralığında olduğunu belirtti. Gürer, Türkiye’nin şeker pancarında kendi kendine yeterli olabilecek ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Türkiye bu bağlamda kendi kendine yetebilecek noktada olduğu ürünlerden biri pancar. Ancak son yıllarda pancar ekimlerinde alanın, üretimin ve rekoltenin varlığına rağmen çiftçi bu işten de çok mutlu değil. Çünkü girdi maliyetleri artıyor, aynı oranda gelir sağlayamıyor” diye konuştu. “GİRDİLER YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisi Kemal Çörekçi ise artan maliyetler nedeniyle üreticinin zor durumda olduğunu belirterek pancar için beklentisinin ton fiyatının 4 bin lira ile 4 bin 500 lira arasında olduğunu söyledi. Çörekçi, “Ben pancar alım fiyatının 4,5 lira olsun isterim. Çünkü girdiler çok pahalı” dedi. Geçen yıl desteklerle birlikte yaklaşık 3 bin 200 liralık fiyat açıklandığını hatırlatan Çörekçi, “Bu sene de 4 lira olmasını temenni ederiz çünkü girdilerimiz yüksek. Yani en az 4 bin olsun. 4 bin olsun ki çiftçiyi mutlu edecek rakam olsun, yüzü gülecek ki biz de seneye bir daha bu işi yapacağız” ifadelerini kullandı. Üretici, özellikle tohum fiyatındaki artışa dikkat çekerek, “Şimdi girdi maliyetleri önemli ölçüde arttı. Yüzde 100 arttı. 22 liraya aldığımız tohumu 38 liraya aldık. Akıllı tohum dediklerini, yani yüzde 100 zam geldi ona” diye konuştu. Çörekçi, “dekar maliyetimiz 25-27 bin lira. Dekarda verim 6'dan başlar, 8-9'a kadar çıkar. Yani bakımına göre, gübresine göre, sulamasına göre, şartlarına göre değişiyor” dedi. “SULAMA SUYU YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisinin maliyetlerinin yalnızca gübre ve tohumla sınırlı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, sulama fiyatlarında da artış olup olmadığını sordu. Çörekçi, “Yüzde 100 artış var. 450 lira saat şu anda bizim burada suyun kooperatif...” diyerek sulama maliyetlerindeki artışı dile getirdi. Gürer ise üreticinin yaşadığı maliyet baskısını belirterek, “Yani sulama suyunuz arttı, gübre arttı, mazot arttı, elektrik gideri arttı.” dedi. Üretici de “Yüzde 100 arttı girdiler. Çok pahalı şu anda” diyerek artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Çörekçi, pancarın en az 4 bin liralık alım fiyatına ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, 4 bin 500 liranın ise gelecek yıl üretici sayısını artırabileceğini ifade ederek, “Yani en düşük 4.000 liralık fiyat ama diyor ki 4.500 lira olursa gelecek yıl ekim yapanın sayısında artış olur. Yani böyle fiyat vermedikçe millet pancardan dikmekten vazgeçmeye başladı. Çünkü adam masraf ediyor, ediyor, ediyor. 6-7 aldığımız zaman zarar ediyor. Yani 6-7 aldık mı zarar şu anda” diyen üretici, mevcut maliyetlerle üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. “ÖZELLEŞTİRME PANCARIN PAZARINDA DA SORUN YARATTI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin pancar üreticisi açısından ortaya çıkardığı sorunlara da dikkat çekerek, “Şimdi özelleştirme yapılması da şeker pancarının pazarında sorun yarattı. Niye? Özel sektör kâr etmeden bir işi yapmıyor” diyen Gürer, özellikle pancarın yan ürünü olan küspe konusunda yaşanan değişime dikkat çekti. Gürer, “Küspeyi daha önce fabrikaya pancarı veren çiftçiye ücretsiz verilirdi. Şimdi küspeyi fabrika parayla satıyor” dedi. Küspe fiyatının da 2,5 lirayı bulduğu söyleniyor şu anda paketi” ifadesini kullandı. Üretici de, “Pancar alım fiyatı ile nerede ise hemen hemen aynı yani. Bunun melası var, şekeri var. Bunları geç artık. Posasını yani o şekilde satıyorlar ama bize geldi mi fiyat niye korkuyorlar?” diye konuştu. GÜRER: “ŞEKER PANCARI MUTLAKA KORUNMALI” Ömer Fethi Gürer, üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca pancarın tarladaki maliyetiyle sınırlı olmadığını, pancarın hayvancılık açısından da önemli bir ürün olduğunu belirtti. Gürer, “ Çiftçi diyor ki ben bir yıl emekle bunu üretiyorum, çabalıyorum. Ondan sonra götürüp teslim ediyorum fabrikaya. Küspeden alırken neredeyse pancarı sattığım fiyatla küspeyi alıyorum. Hayvancılarımız alıyor yani” sözleriyle küspe maliyetinin hayvancılık yapan üreticiler üzerindeki etkisine dikkat çekti. Şeker pancarının stratejik niteliği nedeniyle üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Bu anlamda şeker pancarı üreticisinin desteklenmesi de gerekiyor. Çünkü şeker pancarı stratejik bir ürün olduğu için mutlak surette korunması gereken bir alan” dedi. Gürer ayrıca pancar şekerinin, nişasta bazlı şuruba karşı doğal ve önemli bir alternatif olduğunu belirterek, üretim maliyetlerindeki artışın pancarın pazardaki konumunu da etkilediğini belirterek, “Nişasta bazlı şurubun karşısında da doğal olarak şeker pancarının giderlerinin artması ona pazar yaratıyor. Bunun da önüne geçmek çiftçiye verilecek destekle ilgili.üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için desteklerin artırılması gerekir” dedi. “ÇİFTÇİNİN TALEBİ NET: EN AZ 4 BİN LİRA” Pancar üreticisinin beklentisinin açık olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin mevcut maliyetler karşısında pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istediğini söyledi. Gürer, “Çiftçi alım fiyatı olarak en düşük 4.000 lira olsun istiyor” diyerek pancar üreticisinin beklentisini kamuoyuna taşıdı. Üreticiler ise yalnızca bu yılın fiyatının değil, gelecek yıl pancar ekiminin devam edip etmeyeceğinin de açıklanacak alım fiyatına bağlı olduğunu belirterek, maliyetleri karşılayacak ve üreticiyi yeniden tarlaya teşvik edecek bir fiyat açıklanması çağrısında bulundu. EYLÜL AYINDA SÖKÜM BAŞLIYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer 20 Eylül’de genelde pancar alım kampanyası başlar. Çiftçi, üretici bu süreçte alım fiyatı açıklanmasını bekler. 6 dekara 40 bin TL ilaçlı tohum ekiliyor. 1 dekara en az 13 kez su veriliyor. Dekar su gideri de 25 bin lirayı buluyor. Geçen yıl destekle tonu 3100 TL’ dan çiftçi pancarın 16 polarını fabrikaya verdi. Bu yıl sulama suyu için elektrik, tarla kira gideri, gübre, mazot, tohum geçen yıla göre enflasyon üzerinde artış gösterdi. Girdilerde artışa müdahale etmeyen iktidar alım fiyatında çiftçiyi başabaş noktasında bırakıyor ve çiftçi refahını sağlayacak bir gelir olmayınca çiftçi borcunu ödemekte zorlanıyor. Çok çiftçi bankalarda borç ödemekte zorlanıyor. İcralık çiftçi sayısı artıyor” dedi. GÜRER, SORUNLARI DİNLEDİ CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç ve yönetim kurulu üyeleri ile Bor Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı ve Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç ile bir araya gelerek bölgedeki çiftçi ve üreticilerin sorunlarını görüştü. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin bölge çiftçisi açısından önemli bir merkez olduğunu belirten Gürer, üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinlemenin önemine dikkat çekti. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç, Niğde, Nevşehir, Aksaray ve Ereğli bölgelerini kapsayan 27 bin ortaklı kooperatif olarak üreticilerin tohumdan gübreye, ilaçtan makine ve ekipmana kadar birçok ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını belirterek Gürer’e ziyareti için teşekkür etti. Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç de tarım sektörünün mevcut durumunun sahada ve üreticiyle doğrudan görüşülerek değerlendirilmesinin önemine vurgu yaparak, çiftçi ve üreticilerin sorunlarına gösterdiği duyarlılık nedeniyle Gürer’e teşekkürlerini iletti.

CHP'li Gürer’den Çağrı: "Tarım Kesimindeki İcraları Durdurun" Haber

CHP'li Gürer’den Çağrı: "Tarım Kesimindeki İcraları Durdurun"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, üreticilerin yaşadığı ekonomik çıkmazın tarladan depoya kadar uzandığını belirterek, geçen ay dalındaki domateslere uygulanan hacizlerin ardından bu kez soğuk hava deposunda elmaların icra yoluyla satışa çıkarıldığını söyledi. Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün bankalara olan borcunun 1 trilyon 459 milyar liraya yükseldiğini, üreticinin emeğinin, alın terinin ve aylar süren mücadelesinin icra dosyalarına konu olmasının tarımın içine sürüklendiği ödeme güçlüğünün göstergesi olduğunu ifade etti. Kayseri Yeşilhisar İcra Dairesi tarafından yayımlanan satış ilanına göre, bir soğuk hava deposunda bulunan borçlu üretici V.Y.’ye ait 65 bin kilogram Arjantin, Golden, Starking ve Pikleydi cinsi elma, yaklaşık 4 milyon 424 bin 264 lira muhammen bedelle icra yoluyla satışa çıkarıldı. TARLADAN DEPOYA KADAR HACİZ CHP’li Ömer Fethi Gürer, yaşananların münferit olaylar olmadığını belirterek, “Geçtiğimiz ay üreticinin dalındaki domatese haciz uygulanıyordu. Bugün ise aylarca emek verilerek üretilen ve değer bulması için soğuk hava deposunda depolanan elmalar icra yoluyla satışa çıkarılıyor. Bu tablo, üreticinin borç ödeme konusunda içinde bulunduğu ekonomik darboğazın göstergesidir. Çiftçi, üretici, besici artık ürettiği ürünü satamıyor, borcunu çeviremiyor ve sonunda emeği icra masasında satışa çıkarılıyor.” dedi. ÜRETİCİ BORÇLA ÜRETİM YAPIYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin sürekli arttığını belirterek, “Çiftçi mazotu, gübreyi, ilacı, tohumu, elektriği krediyle alıyor. Hasat zamanı geldiğinde ise ürün değerine para etmiyor. Borçlarını ödeyemeyen üreticinin traktörü, tarlası, dalındaki ürünü, şimdi de depodaki elması haczediliyor. İktidar bu süreci durduracak önlemler almalıdır. İcralar durdurulup ek kredi desteği sağlanmalıdır.” diye konuştu. TARIMDA İCRA DOSYALARI DURUMUN FOTOĞRAFIDIR TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 65 ton elmanın icra yoluyla satışa çıkarılmasının yalnızca bir hukuki işlem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Bugün satışa çıkarılan sadece 65 ton elma değildir. Satışa çıkarılan, çiftçinin umudu, emeği ve geleceğidir. Bir üreticinin ürününün icra yoluyla satılması, üreticinin ürününün değeri altında işlem görmesine de neden olabilecektir. Her ay farklı bir ilde, farklı ürünler için haciz haberleri geliyor. Çiftçi üretirken değil, borcunu nasıl ödeyeceğini düşünerek yaşamaya çalışıyor.” şeklinde konuştu. ÜRETİCİYİ KORUYACAK POLİTİKALAR ŞART CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün ayakta kalabilmesi için üreticiyi rahatlatacak acil adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak, “Üreticinin borçları yapılandırılmalı, borç faizleri silinmeli, girdi maliyetleri düşürülmeli ve ürününü değerinde satabileceği planlı bir üretim modeli oluşturulmalıdır. Aksi hâlde bugün depodaki elmaya uygulanan icra, yarın başka bir ilde başka bir ürüne uygulanacak. Çiftçi, üretici, besici her ay yeni bir icra ile karşı karşıya kalıyor. Tarla, traktör, ev, dalda ve depoda ürün, inek, Malta keçisine kadar yaygınlaşan icralar, tarımda sorunların hangi boyuta geldiğini gösteriyor.” dedi.

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında" Haber

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında"

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Eskişehir binası önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, açıklanan taban fiyatların yetersizliği, ödemelerdeki uzun gecikmeler, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar ve randevu sistemindeki aksaklıklar sert bir dille eleştirildi. TMO’nun kurulus misyonundan uzaklaştığını belirten Yer, Eskişehirli çiftçilerin yalnız bırakıldığını vurgulayarak yetkililere çağrıda bulundu. ​“Açıklanan Fiyatlar Gerçekten Uzak, Çiftçinin Zararı Büyüyor” ​Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan ve 88 yıllık geçmişe sahip Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) asli görevinin Türk çiftçisinin en önemli geçim kaynağı olan hububat piyasasını düzenlemek ve yönlendirmek olduğunu hatırlatan Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan, 88 yıllık geçmişiyle tarımsal ürün piyasalarını düzenleyip üretici ile tüketiciyi koruyacak tedbir ve şartları oluşturma misyonu bulunan; faaliyet alanında tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlayıp paydaşlara güven veren, dinamik, yetkin ve çağın gerekleriyle uyumlu tarım sektörünün örnek ve önder kuruluşu olma vizyonuna sahip Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önündeyiz. Hepimizin bildiği üzere TMO'nun esas ve asli faaliyet alanı, Türk çiftçisinin ana uğraşı olan hububat piyasasının yürütücüsü ve belirleyicisi olmaktır. 2026 dönemi hasadı başlamadan önce TMO, taban alım fiyatı olarak buğdayın kilogram fiyatını 16,50 TL, arpanın kilogram fiyatını ise 12,075 TL olarak açıklamıştı. Biz, İYİ Parti olarak Eskişehir Zahire Borsası önünden açıklanan fiyatın gerçekle ilgisi olmadığını, ürünün kilogram başına maliyet bedelinin en az 19,90 TL olması sebebiyle açıklanan resmî enflasyon oranında dahi artış yapılsa fiyatın yaklaşık 25 TL civarında olması gerektiğini söylemiştik. İrade tarafından belirlenen fiyat, geçen süreç içerisinde maalesef beklentilerin de altına inmeye devam etmekte; zaten zararda olan Türk çiftçisinin zararı, piyasa düzenleyicisi ve yürütücülerinin gözleri önünde, tepkisizlikleri neticesinde hızla artmaktadır. Mesela, 2 Temmuz'da ikinci sınıf, tonu 16.500 TL olarak değerlendirilen mahsulünü TMO'ya teslim eden çiftçimiz, parasını henüz devletten alamadı. 2 Temmuz'da motorin 65 TL idi. 26 Temmuz'da motorin 79,70 TL oldu. 2 Temmuz'da çiftçimiz ürününü teslim ettiğinde parasını alıp motorin alsaydı 254 litre motorin alabilecekti. Şu an para yatırılmış olsa dahi ancak 209 litre motorin alabilmektedir. Çiftçinin 45 litre mazotu nerede? Bir konuya daha dikkat çekmek istiyoruz. Herkes çiftçiye mazot ve gübre desteği verildiğini söylüyor. Ancak eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel ve planlı üretim desteği de maalesef zamanında ödenmemektedir. 2024 yılı Ekim-Kasım döneminde ekilen arpa ve buğday için ödenmesi gereken destekler, ancak yaklaşık bir buçuk yıl sonra üreticinin hesabına yatırılmıştır. Çiftçiye verilen destek bu kadar gecikince, enflasyon karşısında değerini kaybetmekte, yani daha çiftçinin eline ulaşmadan erimektedir. Destek vermek kadar, o desteği zamanında vermek de önemlidir diyoruz. Değerli katılımcılar, dikkatinize sunmak istiyoruz. 24 Temmuz 2026 Eskişehir Zahire Borsası kapanış fiyatları; • Buğday: 12,70 TL • Arpa: 10,50 TL olarak gerçekleşmiştir. Hangi akıl, hangi beceri, hangi hesap bu bozuk tabloyu olumluya çevirebilir; bunu merak ediyoruz. Piyasa gerçekleşmesi bu durumdayken biz, İYİ Parti olarak yetkililere soruyoruz: Bu süreçte TMO, kendisine getirilen ve resmî fiyatı 16,50 TL olarak açıklanan buğdayın kalitesini gerekçe göstererek fiyat düşürmekte midir? "Birinci sınıf ve ikinci sınıf buğday alım kapasitemiz doldu, üçüncü ya da dördüncü sınıf bedelinden alım yapabiliriz." denilmekte midir? Harman sürecini dört gözle bekleyen, tüm borç ve ödemelerinin günü gelen üreticiler; normalde ilan edilen ve taban fiyat olması gereken fiyatın altında, ürününü tüccara maliyetinin altına satmaya mecbur bırakılmakta mıdır? Biz diyoruz ki; aynen böyledir ve buna kimsenin sesi, soluğu çıkmamaktadır. Yani göstermelik biçerdöverlere binmek, yandaşları toplayıp görüntü vermek konunun aslı değildir, diyoruz. Değerli katılımcılar, TMO ile ilgili bir diğer olumsuzluk ise randevu sisteminin getirdiği zorluklar ile Çiftçi Kayıt Sistemi'ndeki giderilmeyen aksaklıklar zinciridir. Ayrıca yaş ortalaması 65 olan üretici kitlesi, randevu sistemini kullanmakta ciddi zorluk yaşamaktadır. Bu hususa da dikkat çekilmesini istiyoruz. Randevu probleminden devam edersek; Köylerimizde hububat hasadı, biçerdöverlerin mevki mevki çalışması nedeniyle bölgelere göre parça parça yapılmaktadır. Hasat edilen ürün, römork ya da kamyonlarla TMO'ya teslim edilmektedir. Ancak uygulamaya konulan randevu sistemi şu anda çok ileri tarihlere randevu vermekte, üreticiler ise ürünlerini bekletmek ve depolamak zorunda kalarak büyük mağduriyet yaşamaktadır. Bunun aksini iddia eden varsa buyursun, köylerimizi birlikte gezelim; nedir, ne değildir yerinde görsün. Biz bize iletilenler doğrultusunda sorun ve talepleri dile getiriyoruz. Üreticiler, teslim ve randevu alabilmek için siyasi parti kapılarını aşındırmakta, bürokratlara gitmek zorunda kalmaktadır. Eğer bunun böyle olmadığını söyleyen varsa... Biz bu konuda duyduklarımızı belgeleyip teyit edersek, gerçekten birilerinin yüzüne seslenir ve yaptıklarının kul hakkının çok ötesinde bir davranış olduğunu önlerine koyarız. Buradan bürokratları uyarıyoruz: • Sıralamaya müdahale etmeyin. • Kontenjan kullanmayın. • Ayrımcılık yapmayın. Ürün değerlendirmesinde iddia edildiği gibi değil, gerçekçi davranın. O ürünün bedelinde; klimalı odalarda serin serin oturarak değil, kıraç tarlalarda alın teri dökülerek kazanılmış emeğin hakkı vardır ve bunun vebali ağırdır, diyoruz. İddialarımızın aksine bir durum varsa, "Kesinlikle böyle bir şey yok." diyorlarsa; Bunu açıklasınlar. Biz hodri meydan diyoruz. Değerli katılımcılar, Milletin efendisi olan, Ata toprağını bekleyen ve milletin geleceği için üretmeye çalışan Türk çiftçisi maalesef zor durumdadır ve çıkmaz bir yoldadır. Tarım politikası ve uygulamaları açıkça "Ekmeyi bırak." demektedir. Üretmek yerine ithal etmeyi daha doğru gören bir anlayışa rağmen Türk çiftçisi, millî bir ruhla, zarar etmesine rağmen, üretmeye devam etmektedir. Biraz vicdanı olan muhataplar bunu görmeli; menfaat siyasetiyle değil, millî tarım siyasetiyle hareket etmelidir. Bizim önerimiz budur. 2006 yılında bu iktidar tarafından çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre bütçeden ayrılacak tarımsal destekleme oranı, bir önceki yılın gayrisafi millî hasılasının yüzde 1'inden az olamaz. Ancak bu hüküm bugüne kadar asla uygulanmamıştır. Bunu resmî kaynaklar ve ilgili birlikler açıkça ifade etmektedir. Türk çiftçisinin anasının ak sütü gibi helal olan bu hakkının da dikkatlerden kaçmaması için hatırlatmak istedik.1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında Anadolu çiftçisine sahip çıkmak amacıyla kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önünden Eskişehir'in siyasi dinamiklerine sesleniyoruz. İYİ Parti olarak diyoruz ki; İktidar ve muhalefetin temsilcileri Eskişehir'de pırlantacı açılışında çok güzel buluşuyor, keyifle kurdele kesebiliyorlar. Hiçbirinizin umurunda olmayan çiftçi burada. Köylü burada. Ama onlar buraya gelemiyor, gelmiyor. İşte bu sebeple biz hepinize karşıyız. İşte bu sebeple siz hepiniz, biz tekiz. İşte bu sebeple siz orada, biz burada milletin yanındayız, diyoruz. Türk çiftçisini, köylüsünü sahipsiz sanmayın. Yanında kimse olmasa bile biz daima olacağız. İnanın; köylümüzün, çiftçimizin, üreticimizin asil ruhu sizi yenecektir, diyoruz. Ata emaneti toprağı, her türlü dış mihraklı operasyona rağmen işlemeye devam edecek ve kendisine yüklenen o misyon gereği milletin geleceğinde söz sahibi olacaktır, diyoruz. Selam olsun tüm olumsuzluklara rağmen ekene, biçene; neticede boynu bükük kalan köylüye, çiftçiye. Selam olsun Büyük Milletin Efendisi'ne. Biz cesur bir yürek olarak sesleniyoruz: Bekle çiftçi kardeşim, bekle köylü kardeşim. Size değer verecek, size sahip çıkacak iyiler mutlaka gelecek."

Anahtar Parti İl Yönetimi Semt Pazarında: "Üretici de Tüketici de Dertli" Haber

Anahtar Parti İl Yönetimi Semt Pazarında: "Üretici de Tüketici de Dertli"

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce ile Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç, semt pazarında bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları ve tarımdaki güncel durumu değerlendirdi. Pazar tezgahlarını ve esnafı ziyaret eden İl Başkanı Ölce ve Başkan Kılıç hem üreticinin maliyet yükünü hem de vatandaşın alım gücü krizini tüm yönleriyle masaya yatırdı. ​Yıldıran Kılıç: "Ürün Bol, Fiyatlar Uygun Ama Alım Gücü Düşük" ​Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç, pazardaki güncel durumu ve tarım sektörünün yapısı ile ilgili şu ifadelere yer verdi; "Üreticilerimizin yetiştirdiği ürünler Eskişehir'deki semt pazarlarında tüketiciyle buluşuyor. Sera ürünlerinin ardından açık alanda yetiştirilen ürünler de tezgâhlarda yerini almaya başladı. Ürün bolluğu var ve fiyatlar da oldukça makul seviyelerde. Diğer birçok kente kıyasla Eskişehir pazarlarındaki fiyatlar daha uygun. Bunun en önemli nedeni ise ürünlerin aracısız olarak satılması. Eskişehir'de üretilen sebze ve meyveler yalnızca kentte tüketilmiyor, 12'den fazla ile de gönderiliyor. Bu nedenle Eskişehir halkı taze ve uygun fiyatlı ürüne ulaşma konusunda şanslı. Ancak buna rağmen vatandaş fiyatları pahalı buluyor. Bunun temel nedeni ise alım gücünün son yıllarda ciddi şekilde düşmüş olması. Öte yandan üretici de para kazanamıyor. Oysa Eskişehir gibi tarım potansiyeli yüksek bir kentte, afet ya da don gibi olağanüstü durumlar yaşanmadığı sürece üreticinin zarar etmesi normal değil. Ancak akaryakıt, gübre, ilaç ve diğer üretim girdilerindeki yüksek maliyetler üreticiyi zor durumda bırakıyor. Semt pazarlarında akşam saatlerinde fiyatlar düşüyor. Satıcılar ürünlerini bitirip evlerine dönmek istedikleri için gün boyunca 40 liraya satılan domates akşam saatlerinde 25-30 liraya kadar gerileyebiliyor. Eskişehirliler de bunu bildikleri için alışverişlerini çoğu zaman akşam serinliğinde yapmayı tercih ediyor. Bu uygulamaya başka şehirlerde çok sık rastlanmıyor. Marketlerde ise benzer bir durum yaşanmıyor. Ürün, çürüme noktasına gelse bile fiyatı değişmiyor. Üreticinin zarar etmesinin en önemli nedenlerinden biri plansız üretim. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bu konuda kapsamlı bir planlama yapması gerekiyor. Türkiye genelinde üretimin ne kadar ve hangi bölgelerde yapılacağı doğru şekilde planlanmazsa gelecekte tarım ve hayvancılıkla uğraşacak insan bulmakta zorlanabiliriz. Bu sorun yalnızca Eskişehir'in değil, tüm Türkiye'nin sorunudur. Geçen yıl üretici domatesi 10 liraya satmak zorunda kaldı ve para kazanamadı. Üretilen sebzelerin önemli bir bölümü tarlada kaldı. Belki de ürünlerin yarısı hasat bile edilmedi. Buna rağmen bu yıl yurt dışından soğan ithal edileceği konuşuluyor. Tarım potansiyeli yüksek bir ülkenin soğan ithal etmek zorunda kalması düşündürücü. Bir diğer önemli konu ise su kaynakları. Son yıllarda mısır üretimi arttı. Mısır pazarlaması kolay bir ürün olsa da çok fazla su tüketiyor. Bu nedenle mısır üretiminin özellikle hayvancılıkla uğraşan işletmelerin ihtiyacını karşılayacak ölçüde planlanması gerekiyor. Burada da doğru üretim planlamasının önemi ortaya çıkıyor. Eskişehir'in sebze üretim yükü her geçen yıl artıyor. Bu şekilde devam edilirse gelecekte su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşabilir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün Porsuk Barajı'yla ilgili, yaklaşık 185 bin dönüm araziyi kapsayan bir projesi bulunuyor. Bu projenin hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. Bugünlerde Eskişehir'de domates yaklaşık 40 liradan satılıyor. Önümüzdeki günlerde bu fiyatın 20 liraya kadar gerilemesi mümkün. Ancak vatandaşın alım gücü olmadığı için fiyat düştüğünde de üreticinin ne kadar kazanacağı ayrı bir tartışma konusu olacak. Enflasyonun sorumlusu üreticiler ya da pazarcılar değil. Emeklilere zam yapılacağı önceden bilindiğinde bazı zincir marketlerin fiyatları bir gecede artırdığı görülüyor. Böyle olunca verilen zam kısa sürede eriyor. Pazarda ise emekliye zam geliyor diye sebze ve meyve fiyatları artmaz. Fırsatçılığın önüne geçilmesi ve özellikle zincir marketlerin daha sıkı denetlenmesi gerekiyor." Çağlar Ölce: "Tarım, Günü Kurtaran Değil Uzun Vadeli Politikalarla Desteklenmeli" ​Ziyaret sonrasında açıklamalarda bulunan Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, tarım sektöründeki yapısal sorunlara dikkat çekti: "Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanımız Sayın Yıldıran Kılıç ile bir semt pazarında bir araya gelerek üreticilerimizin yaşadığı sorunları dinledik. Kendisinin aktardığı değerlendirmeler, tarım sektörünün içinde bulunduğu tabloyu açık şekilde ortaya koyuyor. Üreticimiz emek veriyor, kaliteli ürün yetiştiriyor, ürünlerimiz Eskişehir'in yanı sıra birçok ile gönderiliyor. Buna rağmen hem üretici para kazanamıyor hem de vatandaş alım gücünün düşmesi nedeniyle pazardaki fiyatları yüksek buluyor. Görüyoruz ki sorunun kaynağı üretici değil, yıllardır biriken yapısal problemler ve artan üretim maliyetleri. Akaryakıt, gübre, ilaç ve diğer girdilerde yaşanan yükseliş üreticimizin omuzlarındaki yükü her geçen gün artırıyor. Plansız üretim, su kaynaklarının doğru yönetilememesi ve tarımsal planlamadaki eksiklikler de geleceğe yönelik önemli riskler oluşturuyor. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak bu sorunların farkındayız. Üreticimizin, pazarcı esnafımızın ve vatandaşımızın taleplerini dinlemeye, çözüm önerilerini ilgili kurumlarla paylaşmaya ve her platformda dile getirmeye devam edeceğiz. Tarımın günü kurtaran değil, uzun vadeli planlamalarla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, vatandaşın da sağlıklı ve uygun fiyatlı gıdaya ulaşabildiği bir sistem için çalışmayı sürdüreceğiz. Eskişehir'in tarımsal potansiyelini koruyacak, su kaynaklarını gelecek nesillere taşıyacak ve üreticimizin yanında duracak her adımın takipçisi olmaya devam edeceğiz."

Büyükşehir'den Üreticiye Balya Desteği Haber

Büyükşehir'den Üreticiye Balya Desteği

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı destekleyen çalışmaları kapsamında hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik yem bitkisi balyası desteğini sürdürdü. Sarıcakaya’da düzenlenen Balya Dağıtım Töreni’nde, Sarıcakaya ve Mihalgazi ilçelerinde faaliyet gösteren 79 üreticiye toplam 2 bin 850 adet yem bitkisi balyası desteği ulaştırıldı. Törene Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Hasan Ünal, belediye yöneticileri, muhtarlar, üreticiler ve vatandaşlar katıldı. Programın açılış konuşmasında, Büyükşehir Belediyesinin kırsal kalkınmaya yönelik desteklerinin artarak devam ettiği vurgulandı. Hayvancılıkla uğraşan üreticilerin yem maliyetlerini azaltmak ve üretimin sürdürülebilirliğini güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilen çalışma kapsamında belediyeye ait Sarıcakaya ilçesi Laçin Mahallesi'ndeki 80 dekarlık alanda kuru tarım modeliyle yetiştirilen Macar fiği ve buğday karışımı yem bitkilerinden toplam 3 bin 350 balya elde edildiği ifade edildi. Üretilen balyaların 500 adedinin, Mihalıççık Belediyesi ile imzalanan Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği İş Birliği Protokolü kapsamında Mihalıççık Belediyesine teslim edildiği belirtilirken, kalan 2 bin 850 balyanın ise destek başvurusunda bulunan Sarıcakaya ve Mihalgazi ilçelerindeki 18’i kadın, 79 üreticiye dağıtıldığı kaydedildi. Destek kapsamında her üreticiye 35'er balya teslim edildi. ÜRETİCİLERDEN BAŞKAN ÜNLÜCE’YE TEŞEKKÜR Törende ilk olarak Sarıcakayalı üretici Ayşenur Toygar söz aldı. Toygar, verilen desteğin üreticiler açısından büyük önem taşıdığını belirterek şunları söyledi: "Büyükşehir Belediyemizin kırsal kalkınma yatırımları kapsamında çiftçilerimize yönelik başvurduğumuz balya desteği projesi, bizleri son derece memnun etti. Üreticinin her zaman yanında olan, tarıma ve kırsala nefes aldıran Büyükşehir Belediyemize ve Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce'ye içten teşekkürlerimizi iletiyoruz." Ardından konuşan Mihalgazili üretici Sabri Ay da destekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: "Mihalgazi'den yaptığımız balya desteği başvurumuz olumlu sonuçlandı ve çok şükür desteklerimizi teslim alma aşamasına geldik. Tarıma, toprağa ve üreticiye sundukları bu değerli katkılardan dolayı Büyükşehir Belediyemize, Belediye Başkanımıza ve emeği geçen tüm ekibe yürekten teşekkür ediyoruz. Allah hepsinden razı olsun." "SİZ ÜRETTİKÇE BİZLER GÜÇLÜ OLACAĞIZ" Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce'nin şehir dışı programı nedeniyle katılamadığı törende konuşan Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Hasan Ünal, Başkan Ünlüce'nin selamlarını üreticilere iletti. Kendisinin de tarımın içinden gelen biri olduğunu belirten Ünal, günümüzde tarım ve hayvancılığın ancak bilimsel ve verimli yöntemlerle sürdürülebileceğini ifade etti. Türkiye'nin tarım açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyleyen Ünal, üretimin önemine dikkat çekerek, "Bizim odaklanmamız gereken tek bir gerçek var; üretim. Bizler ürettikçe güçlüyüz." dedi. Hayvancılığın birçok bölgede gerileme yaşadığına işaret eden Ünal, Sarıcakaya ve Mihalgazi'nde üretimin devam etmesinin umut verici olduğunu belirterek, "Sizler, Sarıcakaya ve Mihalgazi halkı olarak bu anlamda çok şanslısınız. Köylerinizde hayvancılığın hâlâ aktif olarak sürdüğünü bilmek bizlere umut veriyor. Sizler üretmeye devam etmelisiniz; çünkü siz ürettikçe bizler güçlü olacağız." ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından balyalar hak sahibi üreticilere teslim edilirken, Büyükşehir Belediyesi kırsal kalkınmaya yönelik desteklerin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirtti.

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor! Haber

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor!

Eskişehirli Genç Rençberler Sözcüsü Burak Kuşan, TMO tarafından açıklanan hububat alım fiyatlarına sert tepki göstererek, artan maliyetler karşısında çiftçinin cezalandırıldığını belirtti. Kuşan, "Çiftçi sadaka değil, emeğinin gerçek değerini istiyor" dedi. Eskişehir’de bir araya gelen genç çiftçiler, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan arpa ve buğday alım fiyatlarına karşı kitlesel bir basın açıklaması düzenledi. Eskişehirli Genç Rençberler adına konuşan Sözcü Burak Kuşan, tarımdaki yüksek maliyet artışları ile açıklanan düşük fiyatlar arasındaki uçuruma dikkat çekerek, izlenen politikaların üreticiyi iflasın eşiğine getirdiğini savundu. İşte Eskişehirli üreticilerin tarım politikalarına ve hububat fiyatlarına yönelik çarpıcı itirazları: "Enflasyon Yüzde 32, Ürüne Verilen Artış Yüzde 16" Konuşmasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ile piyasa gerçekleri arasındaki çelişkiyi vurgulayan Burak Kuşan, maliyetlerin altında ezildiklerini ifade etti. Yıllık enflasyonun resmi rakamlarla bile yüzde 32 seviyesinde olduğunu hatırlatan Kuşan, şu verileri paylaştı: "TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarında arpaya yaklaşık yüzde 16, buğdaya ise yaklaşık yüzde 22 oranında artış verilmiştir. Buna karşın çiftçinin kullandığı gübre, mazot, tohum, ilaç, işçilik ve enerji maliyetleri geçen yıla göre yüzde 50’nin üzerinde artmıştır. Maliyeti yüzde 50 artan çiftçi, ürününe verilen yüzde 16-22’lik artışla nasıl ayakta kalacaktır?" "Yüksek Rekolte Çiftçinin Suçu Değil, Başarısıdır" Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan "yağışlar iyi gitti, rekolte yüksek, fiyatlar bu yüzden böyle belirlendi" yönündeki açıklamalara da değinen Kuşan, desteklemelerin artırılacağı vaadinin sahada karşılığı olmadığını söyledi. "Çiftçi destek adı altında verilen kaynaklarla ayakta kalmak istemiyor. Çiftçi sadaka istemiyor" diyen Kuşan, yüksek rekoltenin bir ceza gerekçesi yapılamayacağını belirterek, "Eğer yüksek rekolte gerekçe gösterilerek fiyatlar baskılanacaksa, çiftçiye verilen mesaj şudur: ‘Üret ama kazanma.’ Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Çünkü yüksek rekolte çiftçinin suçu değil, başarısıdır. Üretimin fazla olması çiftçinin cezalandırılmasının değil, ödüllendirilmesinin gerekçesi olmalıdır" ifadelerini kullandı. TMO Açıklamasından Sonra Borsada Fiyatlar Çakıldı Fiyat politikasının piyasayı regüle etmek yerine serbest piyasayı da aşağı çektiğini iddia eden Genç Rençberler Sözcüsü, Eskişehir Ticaret Borsası'ndaki güncel durumu şu rakamlarla özetledi: TMO Öncesi Dönem: Buğday 16 TL, arpa 14 TL seviyelerindeydi. TMO Sonrası Dönem: Eskişehir Ticaret Borsasında buğday 13,5 TL’ye, arpa ise 11 TL seviyelerine kadar geriledi. Yaşanan bu düşüşün ardından "Bu fiyatlar kimin lehine çalışmaktadır?" sorusunu yönelten Kuşan, mevcut tablonun üreticiyi değil, sadece sanayiciyi koruduğu yönünde güçlü bir algı yarattığını savundu. Sanayicinin kazanmasına karşı olmadıklarını ancak zincirin ilk halkası olan çiftçi zarar ederken tarımın sürdürülebilir olamayacağını hatırlattı. Hedef Kamu Çalışanları Değil, Fiyat Politikaları Gerçekleştirilen eylemin yereldeki TMO çalışanlarına yönelik olmadığının altını özenle çizen Kuşan, Eskişehir TMO Başmüdürlüğü personeline ve yöneticilerine üretici odaklı, özverili ve çözümcü yaklaşımlarından dolayı teşekkür etti. Tepkilerinin doğrudan sisteme ve politikalara olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Bizim itirazımız sahada görev yapan kamu çalışanlarına değil, çiftçinin beklentilerini karşılamayan fiyat politikalarınadır. Çiftçi artık ayakta kalmakta zorlanıyor, üretirken kazanamıyor ve geleceğini göremiyor. Yetkililere sesleniyoruz: Çiftçinin sesini duyun, maliyetleri görün. Çiftçi bu yıl arpa ve buğday değil, zarar hasat ediyor."

Başkan Murat Arnik’ten Hükümete Kırmızı Et Çağrısı Haber

Başkan Murat Arnik’ten Hükümete Kırmızı Et Çağrısı

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, kırmızı et sektöründe yaşanan derin krizi gözler önüne sererek hükümete çözüm çağrısında bulundu. "Üretici kazanamıyor, esnaf tükeniyor, vatandaş ete hasret kalıyor" diyen Arnik, sorunun tezgâhlarda değil, üretim politikalarında olduğunu vurguladı. ​Eskişehir’de kırmızı et sektörü, yüksek maliyetler ve alım gücündeki düşüş nedeniyle tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, sektördeki zincirin tüm halkalarının alarm verdiğini belirterek, hayvancılığın "milli bir mesele" olduğunu ve sahipsiz bırakılmaması gerektiğini ifade etti. ​"Kasap Esnafı Fiyatların Sebebi Değil, Mağdurudur" ​Vatandaşın alım gücünün düşmesiyle birlikte et alışverişinin kilogramlardan gramlara düştüğüne dikkat çeken Arnik, kasap esnafının da yüksek maliyetler altında nefessiz kaldığını belirtti. Arnik, ​vatandaşların yüksek fiyatlar nedeniyle ete ulaşmakta zorlandığını ifade ederken ​kasap esnafının düşük satış ve artan işletme giderleri (kira, SGK, enerji, KDV) nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini ifade etti. ​Üreticinin yem, mazot ve işçilik maliyetleri altında ezildiğini söyleyen ​Başkan Arnik, "Kasap tezgâhında ürün var ama vatandaşın cebinde para yok. Kasap esnafı fiyatların sebebi değil, bu tablonun mağdurudur" diyerek esnafın yaşadığı zorluklara dikkat çekti. ​Üretimdeki Engeller: Krediler ve Bürokrasi ​Murat Arnik, hayvancılık sektöründeki en büyük sorunun finansmana erişimdeki zorluklar ve bürokratik engeller olduğunu vurguladı. Özellikle "düşük faizli" olarak sunulan kredilerin; ipotek, ekspertiz, dosya masrafları ve komisyonlar nedeniyle üreticiye ağır bir yük getirdiğini ifade etti. ​Ayrıca, hayvan sevk ve pasaport işlemlerindeki bürokratik engellerin üreticinin elini kolunu bağladığını belirten Arnik, "Üreticinin önüne engel koyan değil, üretimin önünü açan bir sisteme ihtiyaç var" dedi. ​Hükümete Acil Çözüm Önerileri ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, sektörün kurtuluşu için hükümete şu acil çözüm adımlarını önerdi: Yem ve mazot destekleri artırılmalı ve zamanında ödenmeli. ​Hayvancılık kredilerindeki faiz yükü ve bankacılık masrafları (ekspertiz, dosya vb.) yeniden düzenlenmeli. ​Hayvan sevk ve pasaport işlemleri kolaylaştırılmalı. ​KDV ve stopaj oranlarında esnafı rahatlatacak düzenlemeler yapılmalı. ​Küçük ve orta ölçekli besiciler için özel destek paketleri oluşturulmalı. ​Et ve Süt Kurumu, piyasada daha etkin ve dengeleyici bir rol üstlenmeli. ​"Bugün Üreticiyi Kaybedersek, Yarın Eti Kaybederiz" ​Açıklamasını, sektördeki dengelere dikkat çekerek tamamlayan Arnik, "Üretici kazanacak ki hayvancılık yaşasın, hayvancılık yaşayacak ki kasap ayakta kalsın, kasap ayakta kalacak ki vatandaş uygun fiyata ete ulaşabilsin. Eğer bugün üreticiyi kaybedersek, yarın eti de kaybederiz" uyarısında bulundu.

İnönü’de “Altın Baharat” Safran Dönemi Haber

İnönü’de “Altın Baharat” Safran Dönemi

İnönü ilçesinde, yüksek katma değerli ürünlerden biri olan safran bitkisinin üretimi için önemli bir adım atıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitimleri başarıyla tamamlayan 44 üretici, düzenlenen törenle sertifikalarına kavuştu. ​İnönü İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda düzenlenen törene; İnönü Kaymakamı Talha Atılay Teymur, İnönü Belediye Başkanı Serhat Hamamcı, İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil ile ilçe protokolü, teknik personeller ve eğitimlerini tamamlayan çiftçiler katıldı. ​Teorik Bilgi Sahada Uygulamayla Birleşti ​Ziraat Mühendisi Rüstem Metin tarafından verilen kapsamlı eğitimlerde; safran bitkisinin iklim ve toprak seçimi, ekim teknikleri, hasat yöntemleri ve ürünün kalitesini koruma yolları detaylıca anlatıldı. ​Eğitim programı sadece teorik derslerle sınırlı kalmadı. 44 üretici, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Oklubalı Orman Fidanlığına düzenlenen teknik gezilerle edindikleri bilgileri yerinde pekiştirme imkânı buldu. Ayrıca, piyasadaki tağşişli (sahte) ürünlerin nasıl ayırt edileceği konusunda da üreticilere kritik bilgiler aktarıldı. ​İl Müdürü Yüksel Çil: “Safran, Tarımımızın Stratejik Gücü Olacak” ​Törenin açılışında konuşan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, safranın modern tarımdaki önemine dikkat çekti: ​“Safran, az alanda yüksek gelir sağlayan, su tüketimi düşük ve iklim değişikliğine karşı dirençli stratejik bir bitkidir. İnönü ilçemizin toprak yapısı bu ürün için oldukça elverişli. Sertifikalarını alan 44 üreticimiz, sadece yeni bir üretim kolu seçmediler; aynı zamanda Eskişehir’in tarımsal çeşitliliğine büyük bir katma değer sağlama yolunda öncü bir adım attılar. İl Müdürlüğü olarak teknik desteğimiz her zaman çiftçilerimizin yanında olacaktır.” ​Eskişehir Tarımında Yeni Bir Vizyon ​Program, protokol üyelerinin üreticilere sertifikalarını takdim etmesiyle sona erdi. İnönü’de başlayan bu safran yetiştiriciliği hamlesinin, ilerleyen dönemlerde bölgedeki alternatif tarım ürünleri arasında önemli bir yer edinmesi ve bölge ekonomisine ciddi katkı sağlaması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.