SON DAKİKA
Hava Durumu

#Üretici

Porsuk Haber Ajansı - Üretici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İl Başkanı Ölce’den TMO Tarafından Açıklanan Fiyatlara Tepki Haber

İl Başkanı Ölce’den TMO Tarafından Açıklanan Fiyatlara Tepki

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan buğday ve arpa alım fiyatlarını eleştirdi. Çiftçinin maliyetler altında ezildiğini belirten Ölce, "Açıklanan rakamlar üreticiyi hüsrana uğrattı, üreticinin içi kan ağlıyor" dedi. ​Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, yaptığı yazılı açıklamada ton başına buğday için 16 bin 500 lira, arpa için ise 12 bin 750 lira olarak belirlenen fiyatların, artan girdi maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu vurguladı. Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan buğday ve arpa alım fiyatları, çiftçinin beklentilerini karşılamaktan çok uzak kalmıştır. Ton başına 16 bin 500 lira buğday, 12 bin 750 lira arpa fiyatı açıklanmıştır. Desteklerle birlikte rakamların yükseldiği ifade edilse de üreticinin içi kan ağlıyor. Çiftçi bu sene 85-86 liraya kadar çıkan mazotla üretim yaptı. Gübre fiyatları geçen senenin çok çok üstünde. Tohum, ilaç, işçilik maliyetleri ortada dayanılmaz boyutlara ulaştı. Buna rağmen çiftçiye verilen fiyat, alın terinin karşılığı değil. Açıklanan 16 lira 50 kuruşluk fiyat, üreticiyi koruyan değil, üreticiyi hüsrana sürükleyen bir fiyattır. Buğdayın kilogram fiyatı en az 23-24 lira seviyesinde olmalıydı. Herkes biliyor. Çiftçi para kazanamıyor. Kazanan gübre bayisi, kazanan akaryakıt şirketleri, kazanan aracılar ve tüccarlar. Kaybeden ise toprağa emek veren çiftçi. Türkiye'nin dört bir yanında ekilmeyen tarlalar artmakta. İnsanlar maliyetleri karşılayamadıkları için üretimden çekilmekte. Bu tablo sadece çiftçinin değil, ülkenin gıda güvenliğinin de tehlikeye girdiğini göstermekte. Mustafa Kemal Atatürk, "Üreten köylü milletin efendisidir" demişti. Ülkemizde tarımda faaliyet gösteren insan sayısı her geçen yıl azalıyor. Tarımda çalışanların yaş ortalaması 60 yaşına ulamış durumda. Bu durum gençlerin tarıma ilgi göstermediğini gösteriyor. Gençler de 'tarımda para yok' deyip konuyu kapatıyorlar. Dönelim konumuza. Bu yıl yağışların iyi gitmesi nedeniyle üreticiler umutlanmıştı. Ancak açıklanan fiyatlar o umudu tuzla buz etti. Çiftçi ürününe değil, borcuna çalışır hale getirildi. Borcu olmayan çiftçi yok. Dünyanın gelişmiş ülkeleri üreticisini desteklerken, Türkiye'de üretici kaderine terk edilmekte. Anahtar Parti olarak bu duruma çok tepkiliyiz. Acilen tarımsal üretimi artıracak projeler hayata geçirilmelidir. Bir diğer önemli sorun ise yeraltı suyu uygulamaları. Edindiğimiz bilgilere göre Eskişehir'de kuyulara su saati zorunluluğu getirildi. Ancak üreticilerden alınan ücretlere rağmen kartların halen teslim edilmediği ifade edilmektedir. Mahsul su beklemekte. Önümüzdeki günlerde sorun çözülmezse ürünler kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Biz kaçak ve kontrolsüz su kullanımına karşıyız. Ancak üreticiyi mağdur eden, tarımı sekteye uğratan uygulamalara da karşıyız. Çiftçinin üretim yapabilmesi her zaman ön planda tutulmalıdır. Bugün ülkemizde siyasetin gündeminde mutlak butlan tartışmaları var. Anadolu'da ise çiftçinin gördüğü fiyatlar mutlak noksandır. Çiftçi siyaset değil, adil fiyat istiyor. Çiftçi ayrıcalık değil, emeğinin karşılığını istemekte. Anahtar Parti olarak üreticimizin yanında olmaya, bu adaletsizliğin karşısında durmaya devam edeceğiz. Çünkü çiftçi ayakta kalırsa Türkiye ayakta kalır."

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'dan TMO Hububat Alım Fiyatlarına Tepki Haber

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'dan TMO Hububat Alım Fiyatlarına Tepki

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Başkan Bayraktar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları açıklandı. Açıklanan fiyatlara göre, 2025 yılında prim hariç ton başına 13 bin 500 lira olarak belirlenen kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğday alım fiyatı, 2026 yılında yüzde 22,22 oranında artırılarak ton başına 16 bin 500 liraya yükseltildi. Arpa alım fiyatı ise 2025 yılında prim hariç ton başına 11 bin lira iken, 2026 yılında yüzde 15,9 oranında artırılarak ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklandı. Ancak açıklanan alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldı. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında gelir kaybı yaşayacağını ortaya koyuyor. Ayrıca Birliğimize ve Ziraat Odalarımıza iletilen taleplerde de açıklanan fiyatın çiftçilerimizin beklentisini karşılamadığı görülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında üreticilere toplam dekara 979 lira 60 kuruş destek ödemesi yapılacağı belirtildi. Ortalama verim dikkate alındığında bu desteklerin ton başına yaklaşık 3 bin 14 lira olarak hesaplandığı görülüyor. 2026 yılında destek kalemleri şu şekilde belirlendi: Temel destek dekar başına 403 lira Planlı üretim desteği dekar başına 403 lira Sertifikalı tohum kullanım desteği dekar başına 173 lira 60 kuruş Bununla birlikte, tarla bitkilerinde verim kaybını önlemek amacıyla sertifikalı tohumun en az üç yılda bir yenilenmesi tavsiye ediliyor. Dolayısıyla her üretici her yıl sertifikalı tohum kullanmıyor ve sertifikalı tohum desteğinden düzenli olarak yararlanmıyor. Buğday ve arpa üreticisinin aldığı destek dekar başına temel ve planlı üretim desteği 806 liradır. Bu nedenle, açıklanan toplam destek tutarının tüm üreticiler açısından fiilen elde edilebilen bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Üretimin sürdürülebilirliği, çiftçilerimizinn gelir güvencesinin sağlanması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi için müdahale alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerimizin makul gelir beklentileri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, kilogram başına 3 lira prim desteğinin verilmesi büyük önem taşıyor. Bu talebimizi de Tarım ve Orman Bakanlığına ilettik. Ayrıca, ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Çiftçilerimizin mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve kredi borçları hasatla birlikte kapıya dayanırken, üreticilerimizden parasını 45 gün beklemesi isteniyor ve üreticilerimiz emeğinin karşılığını zamanında alamıyor. Bu nedenle ürün bedelinin en az yüzde 50’si teslimat anında, kalan kısmı ise en geç 15 gün içerisinde üreticilerimizin hesabına yatırılmalıdır. Aksi halde yüksek enflasyon koşullarında 45 günlük bekleme süresi, açıklanan alım fiyatlarının reel değerini önemli ölçüde aşındıracak ve üreticilerimizin gelir kaybını daha da artıracaktır. Çiftçilerimiz sadece düşük fiyatla değil, geç ödeme nedeniyle de mağdur edilmemelidir.”

1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor! Haber

1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, buğday ve arpa hasadının başladığı bölgelerde üreticinin büyük bir belirsizlik içinde olduğunu belirterek, Toprak Mahsulleri Ofisi'ni (TMO) acilen alım fiyatlarını açıklamaya davet etti. Buğday Üreticisinin Gözü Kulağı TMO’da CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı tarımsal üretim verileri ve hasat süreciyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Yağışların bu yıl rekolteye olumlu yansıdığını ifade eden Gürer, Çukurova başta olmak üzere pek çok bölgede hasat dönemine girilmesine rağmen fiyatların hala netleşmemesini sert bir dille eleştirdi. "Piyasa Tüccarın İnsafına Bırakılmamalı" Üreticinin yüksek girdi maliyetleri altında ezildiğini vurgulayan Gürer, TMO’nun devreye girmemesi durumunda çiftçinin zarar edeceğine dikkat çekti: "Piyasa tüccara bırakıldığında düşük alım fiyatları oluşuyor. Çiftçi ürününü değerinde satamazsa bir sonraki yıl üretimden uzaklaşır. TMO, maliyet artı makul kâr payı ile fiyatı bir an önce açıklamalıdır." 2026 Buğday Maliyeti Ne Kadar? Fiyat Beklentisi 24 TL! Gürer, artan enflasyon ve girdi maliyetleri doğrultusunda yaptıkları hesaplamaları paylaştı. Çiftçinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için taban fiyatın 24 TL’nin üzerinde olması gerektiğini savundu. Sulu Tarım Maliyeti: 20 TL / kg Kuru Tarım Maliyeti: 21 TL ve üzeri / kg Önerilen Alım Fiyatı: En az 24 TL / kg Türkiye’nin Buğday Üretimi Neden Geriliyor? Türkiye’nin geçmiş yıllardaki üretim verilerini bugünkü tabloyla kıyaslayan Gürer, çarpıcı rakamlar sundu. 2002 yılında 19,5 milyon ton olan buğday üretiminin, 2025 yılında 17,9 milyon tona gerilediğini belirtti. Tarım Arazilerindeki Kayıp Korkutuyor 2002 ile 2024 yılları arasında yaklaşık 2,8 milyon hektar tarım arazisinin devre dışı kaldığını söyleyen Gürer, "Bu alanlarda üretim devam etseydi, bugün ithalata ihtiyaç duymadan kendi buğdayımızı ihraç ediyor olurduk" dedi. "1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor" Çiftçinin emeği ile nihai ürün arasındaki adaletsizliğe dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, simit örneğiyle konuyu özetledi: "Bugün 1 kilo buğdaydan 8 simit üretiliyor. Simidin içinde un, işçilik, kira her şey var ama o buğday için çiftçinin tam bir yıllık emeği var. Çiftçinin emeğini korumazsak gıda güvenliğimizi sağlayamayız." İthalat Bağımlılığına Son Verilmeli Türkiye’nin yıllık buğday ihtiyacının 22 milyon ton olduğunu belirten Gürer, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında her yıl 6 ila 10 milyon ton buğday ithal edildiğini hatırlattı. Üretici desteklenirse Rusya ve Ukrayna buğdayına muhtaç kalınmayacağının altını çizdi.

Başkan Ataç “Çiftçinin Emeği, Bu Ülkenin Geleceğidir” Haber

Başkan Ataç “Çiftçinin Emeği, Bu Ülkenin Geleceğidir”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, çiftçilerin artan üretim maliyetleri ve gelir kaybı etkileri altında üretimi sürdürmeye çalıştığını belirterek, “Çiftçi ayakta kalırsa kent de ayakta kalır, sofra da bereketli olur” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Tarımsal üretimin yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; toplumsal refah ve ülkenin geleceği açısından stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Ataç, çiftçilerin her geçen gün daha ağır koşullarda üretim yaptığını ifade etti. Başkan Ataç, mazot, gübre, yem, ilaç, elektrik, sulama ve işçilik maliyetlerindeki artışların üreticinin belini büktüğünü belirterek şunları söyledi: “Çiftçimiz bugün tarlasına giderken mazotu, ürününü yetiştirirken gübreyi, sulama yaparken elektriği, hayvanını beslerken yemi düşünmek zorunda kalıyor. Üretim maliyetleri artıyor ama çiftçimizin emeğinin karşılığı aynı oranda artmıyor. Üreten kazanamıyor, tüketen pahalıya ulaşıyor. Bu tablo sürdürülebilir değildir.” Başkan Ataç, çiftçinin yaşadığı sorunun yalnızca kırsalın değil, toplumun tamamının sorunu olduğunu vurgulayarak, “Çiftçi üretmezse pazar boşalır, sofra küçülür, kent yoksullaşır, ülke dışa bağımlı hale gelir. Bu nedenle çiftçiyi korumak, aslında toplumun tamamını korumaktır” dedi. Çiftçiyi desteklemek tercih değil zorunluluktur Çiftçinin desteklenmesinin bir tercih değil, kamusal sorumluluk olduğunu vurgulayan Ataç, mesajını şu sözlerle tamamladı: “Üretim maliyetleri düşürülmeli, çiftçinin emeği değerinde karşılık bulmalı, küçük üretici korunmalı, yerel ürünler desteklenmelidir. Kırsal yaşamı güçlendirmeden sağlıklı kentler kuramayız. Tarımı güçlendirmeden ekonomik bağımsızlıktan söz edemeyiz. Toprağa emek veren, alın teriyle bu ülkenin sofrasına bereket taşıyan tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. Çiftçimizin emeği varsa umut vardır, bereket vardır, gelecek vardır.” “Tarımı, Enerjiyi ve Çevreyi Birlikte Düşünüyoruz” Tepebaşı Belediyesi olarak üretimin, emeğin, çevrenin ve yerel kalkınmanın yanında olduklarını belirten Başkan Ataç, belediyenin temiz enerji yatırımlarına da dikkat çekti. Başkan Ataç, “Bugünün dünyasında tarımı, enerjiyi ve çevreyi birbirinden ayrı düşünemeyiz. İklim krizi en çok çiftçimizi etkiliyor. Kuraklık, aşırı sıcaklar, düzensiz yağışlar ve artan enerji maliyetleri üreticimizin yükünü artırıyor. Tepebaşı Belediyesi olarak güneş panellerimizle temiz enerji üretiyor, kamu kaynaklarını daha verimli kullanıyor ve doğaya olan yükümüzü azaltıyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik, çiftçinin, üreticinin, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların hakkını koruma meselesidir” ifadelerini kullandı. “Küçük üreticinin emeğini görünür kılıyoruz” Tepebaşı Belediyesi’nin kırsal kalkınma anlayışında küçük üreticilerin desteklenmesinin ve yerel ürünlerin öne çıkarılmasının önemli yer tuttuğunu belirten Ataç, Kızılinler ve Uludere’de düzenlenen hasat şenliklerinin bu yaklaşımın somut örneklerinden olduğunu söyledi. Başkan Ataç, “Kırsal kalkınma; üreticinin toprağında kalması, köylerin yaşamaya devam etmesi, yerel ürünlerin değer kazanması, kadın emeğinin görünür olması ve gençlerin üretimden kopmaması demektir. Kızılinler’de ve Uludere’de gerçekleştirdiğimiz hasat şenlikleriyle küçük üreticilerimizin emeğini görünür kılıyor, yerel ürünlerimizin tanıtılmasına katkı sunuyoruz. Bu şenlikler, toprağa, üretime, yerel kültüre ve çiftçinin alın terine sahip çıkma iradesidir” dedi.

Elma'da Fiyat Farkı Rekoru! Haber

Elma'da Fiyat Farkı Rekoru!

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayı gıda fiyatları ve girdi maliyetlerini değerlendirdi. Nisan ayında üretici ve market arasındaki en büyük fiyat farkı %393,7 ile elmada görülürken, elma markette üreticiden tam 4,9 kat daha pahalıya satıldı. ​Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayına ilişkin üretici ve market fiyat farklılıkları ile tarımsal girdi maliyetlerindeki değişimleri açıkladı. Bayraktar’ın verileri, tarladan sofraya gelen ürünlerdeki fiyat makasının ne denli açıldığını bir kez daha gözler önüne serdi. ​Tarlada 18 Lira, Markette 92 Lira! ​Nisan ayının zam şampiyonu ve fiyat farkı lideri elma oldu. Üreticide 18 lira 75 kuruş olan elmanın market raflarında 92 lira 58 kuruşa kadar yükseldiğini belirten Bayraktar, elmayı şu ürünlerin takip ettiğini belirtti: ​Havuç: %329,9 fiyat farkı (4,3 kat) ​Yeşil Soğan: %245,3 fiyat farkı (3,5 kat) ​Marul: %245,2 fiyat farkı (3,5 kat) ​Pırasa: %242,4 fiyat farkı (3,4 kat) ​Markette Yeşil Soğan, Üreticide Kuru Soğan Yükselişte ​Nisan ayında market raflarında fiyatı en çok artan ürün %48,7 ile yeşil soğan olurken, üretici tarafında ise rekor artış %109,1 ile kuru soğanda yaşandı. Kuru soğan ve patatesteki fiyat artışının temel sebebi olarak depolardaki ürün azalması ve aşırı yağışlar nedeniyle oluşan çürümeler gösterildi. ​Fiyatı Düşen Ürünler: Hem üreticide hem de markette fiyatı en çok düşen ürün ise patlıcan oldu. Patlıcanı salatalık ve sivri biber izledi. Bu düşüşün ana nedeni olarak hava koşullarının iyi gitmesiyle artan verim ve arz fazlası işaret edildi. ​Gübre ve Yem Fiyatları Üreticiyi Zorluyor ​Tarımsal girdi maliyetlerindeki artış ise üreticinin belini bükmeye devam ediyor. Bayraktar’ın paylaştığı verilere göre: ​Gübre: Amonyum sülfat gübresi yıllık bazda %104,3 artış göstererek maliyet kalemlerinde zirveye yerleşti. ​Yem: Besi yemi yıllık %37,7, süt yemi ise %34,6 oranında zamlandı. ​Akaryakıt: Mazot fiyatları aylık bazda küçük bir düşüş yaşasa da, yıllık bazda %57,6 oranında bir artış kaydetti. ​"Yağışlar ve Arz Sıkıntısı Fiyatları Etkiledi" ​Başkan Bayraktar, özellikle beyaz lahana, karnabahar ve ıspanak gibi ürünlerde yaşanan arz azalışının fiyatları yukarı çektiğini vurguladı. Elma ve havuçta ise tam tersi bir durum yaşanarak talep azlığı nedeniyle fiyatlarda düşüş kaydedildiği belirtildi.

Beylikova Barajı %95 Doluluğa Ulaştı Haber

Beylikova Barajı %95 Doluluğa Ulaştı

Beylikova Belediyesi, Porsuk Çayı’ndan gerçekleştirdiği 15 milyon metreküplük su takviyesiyle Beylikova Barajı’nı doldurdu. 50 bin dekar araziye can suyu verecek projede, suyun ton fiyatı ise 4,25 TL olarak açıklandı. Porsuk Çayı’ndan Dev Operasyon: 10 Kilometreden Su Taşındı Eskişehir’in tarım merkezlerinden biri olan Beylikova’da, kuraklık riskine karşı devrim niteliğinde bir adım atıldı. Beylikova Belediyesi, kış boyunca sürdürdüğü yoğun mesai ile Porsuk Çayı’ndan yaklaşık 10 kilometrelik mesafeden taşıma sistemiyle baraja su aktardı. 4 adet büyük çaplı elektrikli su pompasının gece gündüz çalışmasıyla, kısa sürede 15 milyon metreküp su depolama alanına ulaştırıldı. Beylikova Barajı’nda Rekor Doluluk: %95 Seviyesi Geçildi Yapılan stratejik hamle meyvelerini verdi. Mevcut debinin de eklenmesiyle barajdaki toplam su miktarı 23 milyon metreküpe yükselirken, doluluk oranı %95 seviyesine ulaştı. Bu doluluk oranı, özellikle yaz aylarında beklenen kuraklık tehlikesini bölge tarımı için bir risk olmaktan çıkardı. 50 Bin Dekar Arazi Akıllı Sistemle Sulanacak Belediye, sadece su temin etmekle kalmayıp altyapıyı da modernize etti. Akıllı sayaçlar ve yenilenen sulama hatları sayesinde: 50 bin dekar tarım arazisi kesintisiz suya kavuştu. Su israfı minimize edilerek sürdürülebilir üretim modeli sağlandı. Tarımsal sulama hatları tamamen kullanıma hazır hale getirildi. Çiftçinin Yükünü Hafifleten Fiyat: Tonu 4,25 TL! Üreticinin maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen Beylikova Belediye Meclisi, örnek bir karara imza attı. Bölgedeki tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği için tarımsal sulama suyu fiyatı 1 ton için 4,25 TL olarak sabitlendi. Bu rakam, çevre bölgelerle kıyaslandığında üretici için büyük bir ekonomik avantaj sağlıyor. Başkan Hakan Karabacak: "Çiftçimiz Üretirse Beylikova Büyür" Yatırımlar hakkında açıklama yapan Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, üretimin önemine dikkat çekti: "Zor kış şartlarına rağmen ekiplerimizle sahadaydık. Porsuk Çayı’ndan barajımıza su taşıyarak büyük bir riski bertaraf ettik. Çiftçimiz üretirse Beylikova büyür, Beylikova büyürse ülkemiz kazanır. Uygun fiyat politikamızla üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz."

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor'' Haber

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor''

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Meclis gündeminde olan kamuoyunda hobi bahçeleri düzenlemesi olarak bilinen 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nu değişikliklerine tepki gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç’ı ziyaret ederek üreticinin sorunlarını dinledi. Ziyarette, komisyonda kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na görüşülmek üzere sevk edilen tarımsal üretim yapanların tepkisine yol açan düzenlemeyi içeren torba kanun teklifi de ele alındı. Teklif, hobi bahçeleri, tarım alanlarındaki mevcut yapıların durumuna ilişkin düzenlemeler ve cezai yaptırımları içeriyor. “ÜRETİCİYE BİR DARBE DE BAKANLIKTAN” Gıda güvenliğinin Türkiye açısından kritik bir eşikte bulunduğunu vurgulayan Süllü, plansızlık, denetimsizlik ve üretimden kopuşun tarımda yapısal krize yol açtığını belirtti. Süllü, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirerek, “Üretici artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretemeyecek hale getirildi. Yanlış, yetersiz ve günü kurtarmaya dönük politikalar nedeniyle zaten can çekişen üreticiye bir darbe de Tarım Bakanlığı eliyle vurulmaktadır” dedi. Tarım arazilerinin maden, enerji projeleri adı altında büyük sermayeye açıldığını ifade eden Süllü, “Turizm ve rant odaklı büyük konut projeleri ve madenler için toprak koruma kurulu kararlarıyla tarım arazileri talan edilirken, üretmeye çalışan çiftçi ve kendi hobi bahçesinde gıdasını üretmeye çalışan emekli cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı. “SORUN HOBİ BAHÇELERİNE İNDİRGENEMEZ” Kanunla yapılan değişikliklerin, hazinedeki açıkları kapatmak amaçlı vatandaşa yeni cezalar kesilmesinin aracı olarak kullanılmasının yanlış olduğunu söyleyen Süllü, ürettiği için zaten cezalandırılan üreticinin bu cezaları ödeyebilecek durumda olmadığını söyledi. Üreticilerin tarımsal amaçlı aletlerini koyduğu ya da çoğu emekli vatandaşların sebze meyvesini üretmek için kullandığı hobi bahçelerindeki geçici yapılara daha kanun değişikliği geçmeden Eskişehir’de cezalar yağdırıldığını söyleyen Süllü, “Tarım alanları yıllardır devlet eliyle yağmalanırken, köylü üretimden koparılırken etkili politika üretmeyenlerin, sorunu yalnızca hobi bahçelerine indirgemesi inandırıcı değildir. Türkiye’nin en verimli ovaları yıllardır sanayi, madenler ve konut işgaline açılıyor. Ovalarda tarım ürünleri yerine beton yapılar boy gösterip; maden uğruna tarım toprakları yok olurken şimdi cezai yaptırımlarla belediyeler ile vatandaş karşı karşıya getiriliyor” dedi. “CEZA DEĞİL, BÜTÜNCÜL POLİTİKA GEREKİYOR” Süllü, çözümün cezalandırma değil, bütüncül tarım politikaları olduğunu vurgulayarak “Vatandaş ile kamu otoritelerini karşı karşıya getiren bu yaklaşım terk edilmeli. Tarım alanlarının korunması, üreticinin desteklenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması için, kapsamlı politika değişikliğine ihtiyaç var. Ciddi sorunlara yol açacak düzenleme geri çekilmeli ve tüm boyutlarıyla yeniden değerlendirilmelidir” dedi.

Üç İlde Kuduz Vakasından Üç Büyükbaş Hayvan Öldü! Haber

Üç İlde Kuduz Vakasından Üç Büyükbaş Hayvan Öldü!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında yaygın şap hastalığından sonra sığırlarda rastlanan kuduz vakalarından ölümlere dikkat çekti. Evcil ve yaban hayvanlardan insana bulaşabilen ve aşı ile önlenebilen kuduz vakalarında sürecin doğru yönetilmesi gerektiğini belirten Gürer , sorunun kapsamlı biçimde ele alınması ve kuduz ile diğer zoonotik hastalıklar için düzenli mücadele ve aşılama çalışmalarının yapılması gerektiğini ifade etti. Veteriner hekimlere çok iş düştüğü bir dönemdeyiz. Her ilde kamuda yeterince veteriner hekimde istihdam edilmelidir ve sürekli veteriner hekimlerde alanda görev yapmalıdır. Hayvan hastalıkları da hayvancılık için ciddi tehdit oluşturmaktadır” dedi. 3 İLDE KUDUZ VAKASI: 4 HAYVANDAN 3’Ü ÖLDÜ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “ Farklı yıllarda kuduz vakalarından hayvanlar yanısıra insan kayıpları da görülüyor. Son dönemlerde de Resmi verilere göre kuduz vakaları üç farklı ilde ortaya çıktı. Toplamda 4 vaka tespit edilirken, bu vakaların 3’ü ölümle sonuçlandı, Genelde kırsalda hastalık geç tesbit ya da geç tedavi ile soruna dönüşüyor.Bulaşıcı olması da toplum sağlığı içinde risk yaratıyor.Aşılama bu bağlamda önemli ve tek çözüm görülüyor. Hayvanlarda Mardin Ömerli: 1 vaka – 1 ölüm Sivas Gürün: 2 vaka – 1 ölüm, 1 imha – 35 hayvan aşılandı Şanlıurfa Haliliye: 1 vaka – 1 ölüm – 2 hayvan aşılandı Toplamda 37 hayvanın aşılandığı belirtilirken, vakaların tamamının yerli sığırlar arasında görülmesi bu bağlamda tehlike ve tehdidi de gözler önüne seriyor” dedi. “ORTADAN KALKTI DENİLEN HASTALIK GERİ DÖNDÜ” Büyükbaş hayvanlar için kuduzun “ortadan kaldırılmış hastalık” statüsündeyken yeniden görülmesinin ciddi bir uyarı olduğunu belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, özellikle vakaların yaban hayvanlarla temas sonucu ortaya çıktığını şüphesi dikkat çekici” dedi. “ŞAPTA GEÇ KALINDI, BEDELİNİ ÜRETİCİ ÖDEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yakın dönemde yaşanan şap hastalığını hatırlatarak, “81 ilde hayvan pazarları kapattıracak kadar yaygınlaşan şap ile buzağı, et ve süt ile hayvan varlığında önemli kayıplar yaşandı.Komşu ülkelerden gelen hastalık besicilere büyük zarar verdi. Aşılama da geç kalındı.Hayvan hastalıklarında hastalığın önüne geçmek gerekir.Bulaş sonrası çare daralıyor.Düzenli,aşılama,bakım,kontrol ile süreç sıkı takip ve izlemeyi gerektiren boyuta erdi “ diye konuştu. “%75’E VARAN KAYIP ORANI DİKKAT ÇEKİYOR” Verilere göre 4 vakanın 3’ünün ölümle sonuçlanması, yaklaşık %75 ölüm oranında ölüme yol açıyor diyen Ömer Fethi Gürer, bu oranın hastalığın tehlikeli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek, “ Daha yüksek ve Gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır ” dedi. ACİL ÖNLEM ÇAĞRISI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Aşılama çalışmalarının yaygınlaştırılmalı, yaban hayvan kaynaklı bulaş kontrol altına alınması , karantina ve hayvan hareketleri sıkı denetlenmesi, kırsalda saha denetimleri artırılması gerekli ,” dedi. “GECİKİLEN HER GÜN RİSK ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün 4 vaka diye görülen tablo, yarın çok daha büyük bir krize dönüşebilir. Şap hastalığında yaşananlar ortada. Gecikilen her gün, hem üretici hem toplum sağlığı açısından daha büyük sorun demektir Ortaya çıkan veriler, kuduz vakalarının henüz sınırlı sayıda olmasına rağmen ölüm oranının yüksekliği ve farklı illerde olması nedeniyle, sürecin yakından takip edilmesi ve hızlı müdahale edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.

17 Bin Kilometre Öteden Et İthalatı! Haber

17 Bin Kilometre Öteden Et İthalatı!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılık ve et ithalatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, iktidarın yıllardır sürdürdüğü ithalat politikalarının ne üreticiyi ne de tüketiciyi rahatlattığını vurguladı. Gürer, Türkiye’nin koyun etini 17 bin kilometre uzaklıktaki Yeni Zelanda ve Avustralya’dan ithal etmesini eleştirerek, “Okyanus ötesinden et getiriliyor ama vatandaş hâlâ ete ulaşamıyor” dedi. Gürer, sürecin başlangıcına dikkat çekerek, “AKP iktidarları döneminde, 2010 yılında hayvan ve et ithalatı başladı. O günden bugüne 11 milyon hayvan ithal edildi, yaklaşık 12 milyar dolar döviz yurt dışına gitti. Buna rağmen sorun çözülmedi,” dedi. Her değişen bakanın ithalatın biteceğini söylediğini hatırlatan Gürer, “2025 yılında bakan, hayvan varlığımızın arttığını açıkladı. Ama buna rağmen ithalat devam ediyor,” ifadelerini kullandı. “İTHALAT ARTIYOR, ÇELİŞKİ BÜYÜYOR” Rakamlarla durumu ortaya koyan Gürer, “2025 yılında 739 bin hayvan ithal edildi. 2026 yılı için 500 bin hayvan ithalatı planlandı. Yılbaşından bu yana da 85 bin 561 hayvan ithalatı gerçekleşti,” dedi. Et ithalatının da hız kesmediğini belirten Gürer, “2025 yılında 695 ton koyun eti ithal edildi, karşılığında 9 milyon 392 bin dolar ödendi. Büyükbaşta ise 65 bin 707 ton et ithalatına 537 milyon 356 bin dolar verildi,” diye konuştu. 2026 yılında da ithalatın sürdüğünü vurgulayan Gürer, “Yılın ilk aylarında 37 ton koyun eti ithal edildi, 557 bin 274 dolar ödendi. Büyükbaşta ise 3 bin 117 ton ithalat için yaklaşık 29 milyon 942 bin dolar yurt dışına gitti,” dedi. “17 BİN KİLOMETREDEN ET GETİRİYORUZ” İthalatın kaynağına dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şu ifadeleri kullandı: “Yeni Zelanda’dan, Avustralya’dan koyun eti ithal ediyoruz. 17 bin kilometre öteden, aktarmalı uçuşla bir kişi yaklaşık 30 saatlik yolculukla bu ülkelere gidebiliyor. Bu gidişle Mars’ta yaşam bulunsa oradan da ithalat yapılacak.” İktidarın yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalata yöneldiğini söyleyen Gürer, “Kendi üreticimizi, besicimizi desteklemek yerine ithalata sarılıyorlar. Bir yandan ‘koyun eti tüketin’ diyorlar, diğer yandan okyanus ötesinden koyun eti getiriyorlar. Bu ne yaman çelişkidir?” dedi. “UCUZA ALINIYOR, PAHALIYA SATILIYOR” İthal etin fiyat politikalarını da eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mezbahanede kesim fiyatı 600 lira civarında ama rafta fiyat 1000 liranın altına düşmüyor,” dedi. “İthalat piyasayı dengelemek için yapılır ama burada tam tersi oluyor,” diyen Gürer, “Yurt dışından ucuza alınan ürünler Türkiye’de pahalıya satılıyor,” ifadelerini kullandı. “BESİCİ AYAKTA KALAMIYOR” Üreticinin içinde bulunduğu durumu da anlatan Gürer, “Besicinin yem fiyatı, ahır gideri, veteriner ve aşı maliyetleri sürekli artıyor. Bu şartlarda hayvancılık sürdürülemez hale geliyor,” dedi. “17 bin kilometre öteden et taşınması sorun görülmüyor ama yerli üreticinin yaşadığı sorunlar görmezden geliniyor,” diyen Gürer, mevcut politikanın sürdürülebilir olmadığını vurguladı. “ÇÖZÜM YERLİ ÜRETİMDE” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mutlaka yem sübvanse edilmeli. Ahır giderleri düşürülmeli. Hayvancılık ithalata değil, yerli üretime dayalı olarak geliştirilmelidir. Hayvan varlığı arttı denilen bir ülkede neden Yeni Zelanda’dan, Avustralya’dan et ithal edilir? Bunun cevabı verilmelidir,” dedi. “SURİYE’DEN KOYUN ALIYORSANIZ, OKYANUS AŞMANIN ANLAMI NE?” İthalat politikalarındaki çelişkiye dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Suriye’den 400 koyun ithal edilmiş. Madem çevre ülkelerden hayvan alınabiliyor, o zaman neden 17 bin kilometre öteden ithalat yapılıyor?” diye sordu. “Çevre ülkeleri aştınız, yetmedi okyanusu geçtiniz. Bunun mantığı nedir?” ifadelerini kullandı. “VATANDAŞ ET ALAMIYOR” Son olarak tüketicinin durumuna dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Yapılan ithalata rağmen vatandaş ete erişemiyor. Emekli, asgari ücretli, dar gelirli et almakta zorlanıyor,” dedi. “Besici kazanamıyor, üretici kazanamıyor ama aradaki aracılar kazanıyor,” diyen Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “İthalat yapıyorsunuz, bari bunun vatandaşa faydası olsun. Ama yok. Fiyatlar rafta artıyor, birçok vatandaşın evine artık et girmiyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.