SON DAKİKA
Hava Durumu

#Üretici

Porsuk Haber Ajansı - Üretici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beylikova Barajı %95 Doluluğa Ulaştı Haber

Beylikova Barajı %95 Doluluğa Ulaştı

Beylikova Belediyesi, Porsuk Çayı’ndan gerçekleştirdiği 15 milyon metreküplük su takviyesiyle Beylikova Barajı’nı doldurdu. 50 bin dekar araziye can suyu verecek projede, suyun ton fiyatı ise 4,25 TL olarak açıklandı. Porsuk Çayı’ndan Dev Operasyon: 10 Kilometreden Su Taşındı Eskişehir’in tarım merkezlerinden biri olan Beylikova’da, kuraklık riskine karşı devrim niteliğinde bir adım atıldı. Beylikova Belediyesi, kış boyunca sürdürdüğü yoğun mesai ile Porsuk Çayı’ndan yaklaşık 10 kilometrelik mesafeden taşıma sistemiyle baraja su aktardı. 4 adet büyük çaplı elektrikli su pompasının gece gündüz çalışmasıyla, kısa sürede 15 milyon metreküp su depolama alanına ulaştırıldı. Beylikova Barajı’nda Rekor Doluluk: %95 Seviyesi Geçildi Yapılan stratejik hamle meyvelerini verdi. Mevcut debinin de eklenmesiyle barajdaki toplam su miktarı 23 milyon metreküpe yükselirken, doluluk oranı %95 seviyesine ulaştı. Bu doluluk oranı, özellikle yaz aylarında beklenen kuraklık tehlikesini bölge tarımı için bir risk olmaktan çıkardı. 50 Bin Dekar Arazi Akıllı Sistemle Sulanacak Belediye, sadece su temin etmekle kalmayıp altyapıyı da modernize etti. Akıllı sayaçlar ve yenilenen sulama hatları sayesinde: 50 bin dekar tarım arazisi kesintisiz suya kavuştu. Su israfı minimize edilerek sürdürülebilir üretim modeli sağlandı. Tarımsal sulama hatları tamamen kullanıma hazır hale getirildi. Çiftçinin Yükünü Hafifleten Fiyat: Tonu 4,25 TL! Üreticinin maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen Beylikova Belediye Meclisi, örnek bir karara imza attı. Bölgedeki tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği için tarımsal sulama suyu fiyatı 1 ton için 4,25 TL olarak sabitlendi. Bu rakam, çevre bölgelerle kıyaslandığında üretici için büyük bir ekonomik avantaj sağlıyor. Başkan Hakan Karabacak: "Çiftçimiz Üretirse Beylikova Büyür" Yatırımlar hakkında açıklama yapan Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, üretimin önemine dikkat çekti: "Zor kış şartlarına rağmen ekiplerimizle sahadaydık. Porsuk Çayı’ndan barajımıza su taşıyarak büyük bir riski bertaraf ettik. Çiftçimiz üretirse Beylikova büyür, Beylikova büyürse ülkemiz kazanır. Uygun fiyat politikamızla üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz."

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor'' Haber

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor''

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Meclis gündeminde olan kamuoyunda hobi bahçeleri düzenlemesi olarak bilinen 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nu değişikliklerine tepki gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç’ı ziyaret ederek üreticinin sorunlarını dinledi. Ziyarette, komisyonda kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na görüşülmek üzere sevk edilen tarımsal üretim yapanların tepkisine yol açan düzenlemeyi içeren torba kanun teklifi de ele alındı. Teklif, hobi bahçeleri, tarım alanlarındaki mevcut yapıların durumuna ilişkin düzenlemeler ve cezai yaptırımları içeriyor. “ÜRETİCİYE BİR DARBE DE BAKANLIKTAN” Gıda güvenliğinin Türkiye açısından kritik bir eşikte bulunduğunu vurgulayan Süllü, plansızlık, denetimsizlik ve üretimden kopuşun tarımda yapısal krize yol açtığını belirtti. Süllü, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirerek, “Üretici artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretemeyecek hale getirildi. Yanlış, yetersiz ve günü kurtarmaya dönük politikalar nedeniyle zaten can çekişen üreticiye bir darbe de Tarım Bakanlığı eliyle vurulmaktadır” dedi. Tarım arazilerinin maden, enerji projeleri adı altında büyük sermayeye açıldığını ifade eden Süllü, “Turizm ve rant odaklı büyük konut projeleri ve madenler için toprak koruma kurulu kararlarıyla tarım arazileri talan edilirken, üretmeye çalışan çiftçi ve kendi hobi bahçesinde gıdasını üretmeye çalışan emekli cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı. “SORUN HOBİ BAHÇELERİNE İNDİRGENEMEZ” Kanunla yapılan değişikliklerin, hazinedeki açıkları kapatmak amaçlı vatandaşa yeni cezalar kesilmesinin aracı olarak kullanılmasının yanlış olduğunu söyleyen Süllü, ürettiği için zaten cezalandırılan üreticinin bu cezaları ödeyebilecek durumda olmadığını söyledi. Üreticilerin tarımsal amaçlı aletlerini koyduğu ya da çoğu emekli vatandaşların sebze meyvesini üretmek için kullandığı hobi bahçelerindeki geçici yapılara daha kanun değişikliği geçmeden Eskişehir’de cezalar yağdırıldığını söyleyen Süllü, “Tarım alanları yıllardır devlet eliyle yağmalanırken, köylü üretimden koparılırken etkili politika üretmeyenlerin, sorunu yalnızca hobi bahçelerine indirgemesi inandırıcı değildir. Türkiye’nin en verimli ovaları yıllardır sanayi, madenler ve konut işgaline açılıyor. Ovalarda tarım ürünleri yerine beton yapılar boy gösterip; maden uğruna tarım toprakları yok olurken şimdi cezai yaptırımlarla belediyeler ile vatandaş karşı karşıya getiriliyor” dedi. “CEZA DEĞİL, BÜTÜNCÜL POLİTİKA GEREKİYOR” Süllü, çözümün cezalandırma değil, bütüncül tarım politikaları olduğunu vurgulayarak “Vatandaş ile kamu otoritelerini karşı karşıya getiren bu yaklaşım terk edilmeli. Tarım alanlarının korunması, üreticinin desteklenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması için, kapsamlı politika değişikliğine ihtiyaç var. Ciddi sorunlara yol açacak düzenleme geri çekilmeli ve tüm boyutlarıyla yeniden değerlendirilmelidir” dedi.

Üç İlde Kuduz Vakasından Üç Büyükbaş Hayvan Öldü! Haber

Üç İlde Kuduz Vakasından Üç Büyükbaş Hayvan Öldü!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında yaygın şap hastalığından sonra sığırlarda rastlanan kuduz vakalarından ölümlere dikkat çekti. Evcil ve yaban hayvanlardan insana bulaşabilen ve aşı ile önlenebilen kuduz vakalarında sürecin doğru yönetilmesi gerektiğini belirten Gürer , sorunun kapsamlı biçimde ele alınması ve kuduz ile diğer zoonotik hastalıklar için düzenli mücadele ve aşılama çalışmalarının yapılması gerektiğini ifade etti. Veteriner hekimlere çok iş düştüğü bir dönemdeyiz. Her ilde kamuda yeterince veteriner hekimde istihdam edilmelidir ve sürekli veteriner hekimlerde alanda görev yapmalıdır. Hayvan hastalıkları da hayvancılık için ciddi tehdit oluşturmaktadır” dedi. 3 İLDE KUDUZ VAKASI: 4 HAYVANDAN 3’Ü ÖLDÜ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “ Farklı yıllarda kuduz vakalarından hayvanlar yanısıra insan kayıpları da görülüyor. Son dönemlerde de Resmi verilere göre kuduz vakaları üç farklı ilde ortaya çıktı. Toplamda 4 vaka tespit edilirken, bu vakaların 3’ü ölümle sonuçlandı, Genelde kırsalda hastalık geç tesbit ya da geç tedavi ile soruna dönüşüyor.Bulaşıcı olması da toplum sağlığı içinde risk yaratıyor.Aşılama bu bağlamda önemli ve tek çözüm görülüyor. Hayvanlarda Mardin Ömerli: 1 vaka – 1 ölüm Sivas Gürün: 2 vaka – 1 ölüm, 1 imha – 35 hayvan aşılandı Şanlıurfa Haliliye: 1 vaka – 1 ölüm – 2 hayvan aşılandı Toplamda 37 hayvanın aşılandığı belirtilirken, vakaların tamamının yerli sığırlar arasında görülmesi bu bağlamda tehlike ve tehdidi de gözler önüne seriyor” dedi. “ORTADAN KALKTI DENİLEN HASTALIK GERİ DÖNDÜ” Büyükbaş hayvanlar için kuduzun “ortadan kaldırılmış hastalık” statüsündeyken yeniden görülmesinin ciddi bir uyarı olduğunu belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, özellikle vakaların yaban hayvanlarla temas sonucu ortaya çıktığını şüphesi dikkat çekici” dedi. “ŞAPTA GEÇ KALINDI, BEDELİNİ ÜRETİCİ ÖDEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yakın dönemde yaşanan şap hastalığını hatırlatarak, “81 ilde hayvan pazarları kapattıracak kadar yaygınlaşan şap ile buzağı, et ve süt ile hayvan varlığında önemli kayıplar yaşandı.Komşu ülkelerden gelen hastalık besicilere büyük zarar verdi. Aşılama da geç kalındı.Hayvan hastalıklarında hastalığın önüne geçmek gerekir.Bulaş sonrası çare daralıyor.Düzenli,aşılama,bakım,kontrol ile süreç sıkı takip ve izlemeyi gerektiren boyuta erdi “ diye konuştu. “%75’E VARAN KAYIP ORANI DİKKAT ÇEKİYOR” Verilere göre 4 vakanın 3’ünün ölümle sonuçlanması, yaklaşık %75 ölüm oranında ölüme yol açıyor diyen Ömer Fethi Gürer, bu oranın hastalığın tehlikeli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek, “ Daha yüksek ve Gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır ” dedi. ACİL ÖNLEM ÇAĞRISI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Aşılama çalışmalarının yaygınlaştırılmalı, yaban hayvan kaynaklı bulaş kontrol altına alınması , karantina ve hayvan hareketleri sıkı denetlenmesi, kırsalda saha denetimleri artırılması gerekli ,” dedi. “GECİKİLEN HER GÜN RİSK ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün 4 vaka diye görülen tablo, yarın çok daha büyük bir krize dönüşebilir. Şap hastalığında yaşananlar ortada. Gecikilen her gün, hem üretici hem toplum sağlığı açısından daha büyük sorun demektir Ortaya çıkan veriler, kuduz vakalarının henüz sınırlı sayıda olmasına rağmen ölüm oranının yüksekliği ve farklı illerde olması nedeniyle, sürecin yakından takip edilmesi ve hızlı müdahale edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.

17 Bin Kilometre Öteden Et İthalatı! Haber

17 Bin Kilometre Öteden Et İthalatı!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılık ve et ithalatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, iktidarın yıllardır sürdürdüğü ithalat politikalarının ne üreticiyi ne de tüketiciyi rahatlattığını vurguladı. Gürer, Türkiye’nin koyun etini 17 bin kilometre uzaklıktaki Yeni Zelanda ve Avustralya’dan ithal etmesini eleştirerek, “Okyanus ötesinden et getiriliyor ama vatandaş hâlâ ete ulaşamıyor” dedi. Gürer, sürecin başlangıcına dikkat çekerek, “AKP iktidarları döneminde, 2010 yılında hayvan ve et ithalatı başladı. O günden bugüne 11 milyon hayvan ithal edildi, yaklaşık 12 milyar dolar döviz yurt dışına gitti. Buna rağmen sorun çözülmedi,” dedi. Her değişen bakanın ithalatın biteceğini söylediğini hatırlatan Gürer, “2025 yılında bakan, hayvan varlığımızın arttığını açıkladı. Ama buna rağmen ithalat devam ediyor,” ifadelerini kullandı. “İTHALAT ARTIYOR, ÇELİŞKİ BÜYÜYOR” Rakamlarla durumu ortaya koyan Gürer, “2025 yılında 739 bin hayvan ithal edildi. 2026 yılı için 500 bin hayvan ithalatı planlandı. Yılbaşından bu yana da 85 bin 561 hayvan ithalatı gerçekleşti,” dedi. Et ithalatının da hız kesmediğini belirten Gürer, “2025 yılında 695 ton koyun eti ithal edildi, karşılığında 9 milyon 392 bin dolar ödendi. Büyükbaşta ise 65 bin 707 ton et ithalatına 537 milyon 356 bin dolar verildi,” diye konuştu. 2026 yılında da ithalatın sürdüğünü vurgulayan Gürer, “Yılın ilk aylarında 37 ton koyun eti ithal edildi, 557 bin 274 dolar ödendi. Büyükbaşta ise 3 bin 117 ton ithalat için yaklaşık 29 milyon 942 bin dolar yurt dışına gitti,” dedi. “17 BİN KİLOMETREDEN ET GETİRİYORUZ” İthalatın kaynağına dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şu ifadeleri kullandı: “Yeni Zelanda’dan, Avustralya’dan koyun eti ithal ediyoruz. 17 bin kilometre öteden, aktarmalı uçuşla bir kişi yaklaşık 30 saatlik yolculukla bu ülkelere gidebiliyor. Bu gidişle Mars’ta yaşam bulunsa oradan da ithalat yapılacak.” İktidarın yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalata yöneldiğini söyleyen Gürer, “Kendi üreticimizi, besicimizi desteklemek yerine ithalata sarılıyorlar. Bir yandan ‘koyun eti tüketin’ diyorlar, diğer yandan okyanus ötesinden koyun eti getiriyorlar. Bu ne yaman çelişkidir?” dedi. “UCUZA ALINIYOR, PAHALIYA SATILIYOR” İthal etin fiyat politikalarını da eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mezbahanede kesim fiyatı 600 lira civarında ama rafta fiyat 1000 liranın altına düşmüyor,” dedi. “İthalat piyasayı dengelemek için yapılır ama burada tam tersi oluyor,” diyen Gürer, “Yurt dışından ucuza alınan ürünler Türkiye’de pahalıya satılıyor,” ifadelerini kullandı. “BESİCİ AYAKTA KALAMIYOR” Üreticinin içinde bulunduğu durumu da anlatan Gürer, “Besicinin yem fiyatı, ahır gideri, veteriner ve aşı maliyetleri sürekli artıyor. Bu şartlarda hayvancılık sürdürülemez hale geliyor,” dedi. “17 bin kilometre öteden et taşınması sorun görülmüyor ama yerli üreticinin yaşadığı sorunlar görmezden geliniyor,” diyen Gürer, mevcut politikanın sürdürülebilir olmadığını vurguladı. “ÇÖZÜM YERLİ ÜRETİMDE” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mutlaka yem sübvanse edilmeli. Ahır giderleri düşürülmeli. Hayvancılık ithalata değil, yerli üretime dayalı olarak geliştirilmelidir. Hayvan varlığı arttı denilen bir ülkede neden Yeni Zelanda’dan, Avustralya’dan et ithal edilir? Bunun cevabı verilmelidir,” dedi. “SURİYE’DEN KOYUN ALIYORSANIZ, OKYANUS AŞMANIN ANLAMI NE?” İthalat politikalarındaki çelişkiye dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Suriye’den 400 koyun ithal edilmiş. Madem çevre ülkelerden hayvan alınabiliyor, o zaman neden 17 bin kilometre öteden ithalat yapılıyor?” diye sordu. “Çevre ülkeleri aştınız, yetmedi okyanusu geçtiniz. Bunun mantığı nedir?” ifadelerini kullandı. “VATANDAŞ ET ALAMIYOR” Son olarak tüketicinin durumuna dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Yapılan ithalata rağmen vatandaş ete erişemiyor. Emekli, asgari ücretli, dar gelirli et almakta zorlanıyor,” dedi. “Besici kazanamıyor, üretici kazanamıyor ama aradaki aracılar kazanıyor,” diyen Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “İthalat yapıyorsunuz, bari bunun vatandaşa faydası olsun. Ama yok. Fiyatlar rafta artıyor, birçok vatandaşın evine artık et girmiyor.”

Gürer: ''2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı'' Haber

Gürer: ''2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı''

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekonomik sorunların artığı süreçte hem üreticinin hem de tüketicinin korunması için siyasi iktidarın yapması gerekenleri yapmayarak seyrettiği ve sorunların her geçen gün artığını, akaryakıt zamlarınızda süreci olumsuz etkilediğini söyledi. “BİZ TARIMIN GELİŞMESİNİ İSTİYORUZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda artan sorunların çözülmemesinin arz açığı oluşturması ile daha da sıkıntılı bir döneme verilebileceğini belirtti. Gürer, eleştirilerinin amacının ülkeye zarar vermek değil, aksine geleceğe katkı sunmak olduğunu belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca erip çiftçi refahının sağlanmasını; bunun yanı sıra raftaki ürünün de fiyatının uygun koşullara düşmesini istiyoruz. Girdi maliyetleri düşürülerek tarladan sofraya, ahırdan sofraya her ürünün fiyatının daha uygun koşullarda emeklimize, asgari ücretlimize erişmesini ve bu yolda yapılacakları anlatıyoruz,” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin bir sorumluluk olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, “tarım politikalarının olumsuzluklarını söyleyerek özünde bu ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapıyoruz” diye konuştu. “2025, 2002’NİN DE GERİSİNE DÜŞÜLEN BİR YIL OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının ülke tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu belirtti. “2025 yılı Türk tarımı için en sorunlu dönem oldu. 2002 yılının üretiminin altında fasulye, mercimek, nohut üretimleri gerçekleşti.” Nüfusun 2002’ye göre 30 milyonun üzerinde arttığını hatırlatan Gürer, buna rağmen üretimde gerileme yaşandığını söyledi. 2024 ve 2025 verilerini karşılaştırarak şu bilgileri paylaştı: 2024 yılında meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi 28 milyon tondu. 2025 yılında bu üretim 19 milyon 600 bin tona geriledi. 2024 yılında tahıl ve diğer bitkisel üretim 75 milyon 500 bin tondu. 2025 yılında 68 milyon 100 bin tona düştü. 2024 yılında sebze üretimi 30 milyon 600 bin tondu. 2025 yılında 30 milyon 300 bin tona geriledi. “Özellikle bakliyat ve hububatta çok ciddi anlamda üretim kaybı gerçekleşti. 2025 yılı üretim kaybı rafa zam olarak yansıdı”” diyen Gürer, bu tablo karşısında “Tarımda üretimde sorunumuz yok” açıklamalarını anlamanın mümkün olmadığını ifade etti. “BU KADAR ÜRETİM KAYBI VARSA ÇİFTÇİ NASIL SORUN YAŞAMAZ?” Ömer Fethi Gürer, resmi veriler üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, “TÜİK’in bitkisel üretimle ilgili 2024 Aralık ve 2025 Aralık verilerine bakılsın, aradaki kayıp üretim fark görülecektir” dedi. Üretim kaybının sahada doğrudan hissedildiğini belirten Gürer, “Bu kadar üretim kaybının olduğu yerde o çiftçinin, o besicinin, o üreticinin sorun yaşamaması mümkün mü? Hayvan varlığınız azalacak, üretiminiz azalacak. Düşük alım fiyatı uygulandığı için çiftçi gelirleri daralacak. Çiftçilik bir yerde sürdürülebilmesi sorunlu noktaya erecek. Tarım arazileri daralacak. Sonra da tarımda her şey çok iyi denilecek bu nasıl mümkün olacak ” şeklinde konuştu. Sahada karşılaştıkları tabloyu da aktaran TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Biz alanlara gidiyoruz, o çok iyileri bulamıyoruz. Ahırlar kapanmış, sorunlar artmış, sıkıntılar katlanmış. Her gittiğimiz yerde köylerde bize dert yanıyorlar. Bu insanlar keyfi için mi dert yanıyor?” ifadelerini kullandı. ŞAP HASTALIĞI VE KURAKLIK TEPKİSİ Hayvancılıktaki kayıplara da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şap hastalığına ilişkin verilerin açıklanmadığını söyledi: “100 hayvanım vardı, 30 tanesini şapta kaybettim diyor üretici. Soruyoruz bakana; 2025 yılında yaşanan şap hastalığında kaç hayvan yitirdik? Açıklama yok. Açıklayın, 2025 yılında kaç hayvan kesime gitti? Kaç hayvan şartlı kesime gitti? Kaç hayvan telef oldu? Kaç hayvan kurban bayramında kesildi? Bu veriler ışığında kaç büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımız var Açıklayın?” dedi. Enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığın etkisine dikkat çekildiğini hatırlatan Öner Fethi Gürer, bu afetlerden zarar gören üreticilere yeterli destek verilmediğini belirterek, “Zirai don ve kuraklıktan Türkiye’nin olumsuz etkilendiği söyleniyor. Peki, bunları üretenler ne oldu? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olanların dışında çiftçilik yapanlara herhangi bir destek verildi mi? Verilmedi. Kuraklıktan etkilenen çiftçiye destek verildi mi? Verilmedi. Bu çiftçi hali nedir diyen bir iktidar ne yazık ki yok ” dedi. ARTAN MALİYETLER, DARALAN GELİR Gürer, özellikle gübre, yem, akaryakıt zamlarının çiftçiyi doğrudan etkilediğini belirtti. Yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10,8 oranında zam geldiğini ifade ederek, “100 dönümlük bir araziyi ekmek için yola çıkan çiftçi, daha tarlaya gitmeden 32 litresini yılbaşından bu yana kaybetmiş durumda” diye konuştu. Gürer, gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatlarının arttığını; buna karşılık alım fiyatlarının düşük tutulduğunu ifade etti. “Girdi maliyetleri katlayacak, alım fiyatları düşük tutulacak, sonra da çiftçiye ‘üretim yapmaya devam et’ denecek. Bu nasıl olacak?” sözleriyle mevcut politikaları eleştirdi. “KOYUN PROJESİ DARALDI, YENİDEN MÜJDE DİYE SUNULUYOR” 2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, projenin büyük ölçüde daraldığını belirterek, “2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesi bu kez neredeyse yüzde 90 daralarak tekrar müjde diye sunuluyor,” diye konuştu. Gürer, “Önce gerçekçi olmalı, verileri doğru görmeli, doğru okumalı ve bunlar üzerinde çözüm üretmelidir” dedi. GÜBRE VE YEMDE %50 SÜBVANSİYON ŞART Ömer Fethi Gürer, “Kısa vadede öncelikle ilk yapılacak iş; gübrede, yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanmalı. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Genç çiftçi ve kadın çiftçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu primi devlet tarafından ödenmeli. Ayrıca tüm borçlar faizsiz olarak en az 3 yıl ötelenmeli. İcralar durdurulmalı. Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır.” dedi.

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek Haber

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesini değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin ilk etabında 150 bin küçükbaş hayvanın üreticilere uygun şartlarda verileceğini belirterek, projeden yararlanacak her üreticiye 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edileceğini açıkladı. Erdoğan ayrıca, hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteğinin devlet tarafından karşılanacağını, finansman için üreticilerin Ziraat Bankası aracılığıyla faizsiz kredi kullanabileceğini ifade etti. Kredilerde 2 yıla kadar geri ödemesiz dönem ve 7 yıla kadar vade imkânı sunulacağı, küçükbaş hayvanların bir yıllık sigorta bedelinin de devlet tarafından karşılanacağı duyuruldu. Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Gürer, hayvancılık sektöründe yapısal sorunların giderek derinleştiğini belirtti. Et fiyatlarındaki artışın temelinde yüksek ahır giderleri, artan yem maliyetleri ve ithalata dayalı politikaların bulunduğunu ifade eden Gürer, “Ahır giderleri düşürülmeden, yem sübvanse edilmeden ve ithalatçı anlayıştan vazgeçilmeden et sorunu çözülemez” dedi. Her türlü destek ve projenin önemli olduğunu vurgulayan Gürer, ancak açıklanan programın sektördeki sorunlara ne ölçüde kalıcı çözüm getireceğinin sorgulanması gerektiğini kaydetti. 2018 yılında da benzer bir projenin açıklandığını hatırlatan Gürer, o dönemde 500 bin anaç koyun hedefi ortaya konulduğunu, bugün ise üç yılda yalnızca 150 bin koyun dağıtımının öngörüldüğünü belirtti. Gürer, “Hedeflerde yaklaşık yüzde 90’a varan bir daralma söz konusu. Bu tablo, hayvancılıkta yaşanan gerilemeyi açıkça gösteriyor” ifadelerini kullandı. “500 BİN HEDEFTEN 150 BİN KOYUNA GERİLEDİK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018 yılında kamuoyuna “300 Koyun Projesi” olarak yansıyan Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ni hatırlatarak, “O gün bu proje ‘ithalatı bitirecek’ denilerek açıklandı. 8 yılda 5 milyon damızlık üretileceği, kırmızı et ihtiyacının yüzde 25’inin küçükbaştan karşılanacağı söylendi. 2023’te ithalatın tamamen biteceği ifade edildi. Sonuç alınamadı” diye konuştu. Dönemin Tarım Bakanı tarafından açıklanan projede üreticiye asgari ücret tutarında maaş, sigorta ve veterinerlik hizmeti gibi güvenceler vaat edildiğini anımsatan Gürer, “Gelinen noktada yeni dönemde hedeflerin ciddi biçimde küçüldüğü de görülüyor” dedi. Gürer, “2018’de 500 bin anaç koyun dağıtımı hedefleniyordu. Şimdi 2026–2028 döneminde üç yılda toplam 150 bin koyun dağıtılması öngörülüyor. Bu yaklaşık yüzde 90’lık bir daralma demektir” ifadelerini kullandı. “1 MİLYON 37 BİN İŞLETMEYE KARŞILIK 1.500 DESTEK” Türkiye’de 1 milyon 37 bin küçükbaş işletmesi bulunduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yeni projeden sadece 1.500 işletme yararlanabilecek. Bu her 691 işletmeden sadece birinin destekleneceği anlamına geliyor. Son üç yılda 112 bin işletme kapanmışken, 1.500 işletmeye destek vermek sektördeki kan kaybına pansuman bile olamaz” diye konuştu. “BAŞVURULARIN YÜZDE 90’I ELENDİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018’de projeye 121 bin 28 kişinin başvurduğunu, ancak Bakanlık ve TİGEM ön değerlendirmesini geçenlerin sadece 11 bin 169 kişi olduğunu hatırlattı. “Başvuruların yalnızca yüzde 9’u sisteme dahil edilebildi” diyen Gürer, dönemin Bakanı tarafından verdiği soru önergesine iletilen yanıta göre elenmenin temel nedeninin Ziraat Bankası’nın kredibilite değerlendirmesi olduğunu söyledi. Gürer, “Sistem kredi notuna bağlandı. Hayvan yetiştirme tecrübesi olan, meraya dayalı üretim yapabilecek gerçek üreticiler kredi notu yetersizliği nedeniyle sistem dışına itildi. 500 bin baş hedeflenirken Ekim 2018 itibarıyla dağıtılan hayvan sayısı sadece 1.243 başta kaldı” dedi. “KÜÇÜKBAŞ VARLIĞI AZALDI, ÜRETİM GERİLEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2023’ün “ithalatı bitirme yılı” olarak ilan edildiğini, verilerin bunun gerçekleşmediğini gösterdiğini ifade ederek, “2022’de 56 milyon 265 bin 750 olan küçükbaş hayvan sayısı 2023’te 52 milyon 363 bin 410’a geriledi. Yaklaşık yüzde 7’lik bir düşüş var” dedi. Koyun eti üretiminin 2023’te 569 bin tondan 2024’te 509 bin tona düştüğünü, keçi eti üretiminin ise 128 bin tondan 99 bin tona gerilediğini belirten Gürer, “Üretim düşüyor, hedefler küçülüyor” diye konuştu. 2024’te 3 milyon 84 bin olan küçükbaş kurban kesiminin 2025’te 2,5 milyona düştüğünü ifade eden Gürer, “Bu yaklaşık yüzde 19’luk bir azalma demektir. Bu sadece üretimdeki daralmayı değil, yurttaşın alım gücündeki erimeyi de gösteriyor” dedi. “İTHALAT BİTMEDİ, 28,7 MİLYON DOLAR HARCANDI” Gürer, 2021–2025 döneminde küçükbaş ithalatı için 28,7 milyon dolar harcandığını ve toplam 174 bin 637 baş hayvanın yurtdışından getirildiğini belirterek, “İthalatın bitmesi gereken yılda dahi dış alım sürmüştür” ifadelerini kullandı. “HİBE DEĞİL, BORÇLANDIRMA MODELİ” Projede hayvanların hibe edilmediğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici ya öz kaynağıyla ya da Ziraat Bankası kredisiyle hayvan alıyor. Sıfır faizli kredi cazip gibi görünebilir ama gelir istikrarı olmayan üretici için geri ödeme riski yüksektir” dedi. Hayvan başına aylık 150 TL bakım desteği öngörüldüğünü belirten Gürer, “Yem fiyatları dövize bağlı. Enflasyonist baskı sürerse bu 150 TL’nin alım gücü hızla erir. Günlük yem maliyeti dikkate alındığında bu destek sadece birkaç günlük ihtiyacı karşılıyor. Bu yapısal değil, sembolik bir destektir” diye konuştu. “YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN BAŞARI GELMEZ” Yüksek yem maliyetleri, çoban bulma sorunu, sosyal güvence eksikliği ve mera alanlarının daralması gibi sorunlara dikkat çeken Gürer, “Hayvan sayısını artırmadan önce bu yapısal sorunları çözmeliyiz” dedi. Pazarlama sorununa da değinen Gürer, “Bugün çok sayıda küçükbaş kesim için bekliyor ama üretici satışta zorlanıyor. Et ve Süt Kurumu piyasa fiyatlarının altında alım yaptığında üretici zarar ediyor. Güçlü bir alım garantisi ve fiyat istikrar mekanizması olmadan bu model sürdürülebilir değildir” ifadelerini kullandı. TÜİK VERİLERİ SORUNLU CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜİK’in 2025 yılı verilerinin de sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Gürer, büyükbaş hayvan varlığının 2024 yılı için (Cumhurbaşkanlığı program hedefler kitabına göre) 16 milyon 824 bin baş olduğunu, 2025 yılında ise 739 bin baş ithal hayvan geldiğini belirtti. Büyükbaş hayvan varlığının, ithalat ve 2024 yılı toplamıyla birlikte 17 milyon 563 bin baş ettiğini ifade etti. TÜİK’in ise 2025 yılında yüzde 4 artışla büyükbaş hayvan varlığını 17 milyon 709 bin baş olarak açıkladığını kaydetti. 2025 yılının hayvancılıkta en sorunlu yıllardan biri olduğunu vurgulayan Gürer, 81 ilde hayvan pazarlarının şap hastalığı nedeniyle kapatıldığını belirtti. Şap hastalığının et ve süt üretiminin yanı sıra buzağı ölümlerine de neden olduğunu ifade etti. Bakanın, 830 bin büyükbaş ve 2,5 milyon küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 330 bin hayvanın kesildiğini açıkladığını aktaran Gürer, şap nedeniyle telef olan, kurban kesilen ve şartlı kesime rağmen “mucizevi bir artış” yaşandığını söyledi. ABD Tarım Bakanlığının 2026 yılı Türkiye büyükbaş hayvan varlığı açıklamasının 14 milyon 300 bin baş olduğunu, Damızlık Birliğine göre ise büyükbaş hayvan varlığının 13 milyon 874 bin baş olarak ifade edildiğini belirtti. Ayrıca Avrupa ülkelerinin hayvan varlığıyla karşılaştırma yapılmasının da yanlış olduğunu dile getiren Gürer, “Avrupa’da tüketilen farklı bir hayvan var. O nedenle elma ile armut toplamak gibi bir karşılaştırma yapılıyor. Ayrıca nüfus ve kişi başı et tüketimi üzerinden bakarsanız veriler farklılaşır.” diye konuştu. ÜRETİM DÜŞÜYOR, GİRDİ MALİYETLERİ ARTIYOR; TARIMDA SORUN YOK DEMEK GERÇEKLERLE ÖRTÜŞMÜYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı’nın tarımda işlerin iyi gittiğine yönelik açıklamalarına tepki göstererek, sahadaki verilerin ve üretici gerçeklerinin bunun tam tersini ortaya koyduğunu söyledi. Gürer, muhalefetin eleştirilerinin dikkate alınmak yerine olumsuz ifadelerle karşılık bulduğunu belirterek, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca ermesini istiyoruz. Aynı zamanda raftaki ürünün fiyatının da girdi maliyetleri düşürülerek uygun seviyelere inmesini savunuyoruz” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapmak anlamına geldiğini ifade eden Gürer, 2025 yılının Türk tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu kaydetti. 2002 yılının dahi gerisine düşen üretim kalemleri bulunduğunu vurgulayan Gürer, özellikle fasulye, mercimek ve nohut üretiminde ciddi gerileme yaşandığını belirtti. Resmî veriler üzerinden değerlendirme yapan Gürer, 2024 yılında 28 milyon ton olan meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin 2025’te 19,6 milyon tona gerilediğini; tahıl ve diğer bitkisel üretimin 75,5 milyon tondan 68,1 milyon tona düştüğünü; sebze üretiminin ise 30,6 milyon tondan 30,3 milyon tona gerilediğini söyledi. Özellikle bakliyat ve hububatta ciddi kayıplar yaşandığını dile getiren Gürer, “2002 yılına göre nüfusumuz 30 milyonun üzerinde artmışken üretimin gerilemesi raftaki fiyatlara da yansımıştır. Bu tablo ortadayken ‘tarımda üretim sorunu yok’ demek mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı’nın değerlendirmelerini bir önceki yılın verileriyle yaptığını ya da Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerindeki son değişimleri dikkate almadığını savunan Gürer, Aralık 2024 ile Aralık 2025 bitkisel üretim verileri arasındaki farkın açıkça görülmesi gerektiğini söyledi. Sahada üreticinin ciddi sıkıntı içinde olduğunu belirten Gürer, hayvan varlığındaki azalmaya ve düşük alım fiyatlarının çiftçi gelirlerini daraltmasına dikkat çekti. Köy ziyaretlerinde üreticilerin büyük kayıplar yaşadığını aktardığını ifade eden Gürer, “100 hayvanım vardı, 30’unu şap hastalığında kaybettim diyen üretici var. 2025 yılında şap hastalığında kaç hayvan kaybedildi? Bu konuda kamuoyuna net bir açıklama yapılmadı” dedi. Öte yandan enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığa atıf yapıldığını hatırlatan Gürer, “Madem zirai don ve kuraklık enflasyonu etkiledi deniliyor, o zaman bu afetlerden zarar gören çiftçiye hangi destek verildi? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olmayan üreticilere bir destek sağlandı mı? Kuraklıktan etkilenen çiftçiye özel bir destek verildi mi? Hayır” diye konuştu. Artan girdi maliyetlerinin üretimi sürdürülemez hale getirdiğini vurgulayan Gürer, yılbaşından bu yana akaryakıta gelen yüzde 10’u aşan zamların çiftçiyi daha tarlaya çıkmadan zarara uğrattığını söyledi. “100 dönümlük araziyi ekmeye çıkan çiftçinin mazotu daha yola çıktığı anda buharlaşıyor. Gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatları artıyor; alım fiyatları ise düşük tutuluyor. Bu şartlarda çiftçiye ‘üretmeye devam et’ demek gerçekçi değildir” dedi. 2016–2018 yıllarında açıklanan koyun projesinin büyük ölçüde daraltılarak yeniden müjde gibi sunulmasını da eleştiren Gürer, mevcut politikalarla Türkiye tarımının sorunlardan arınmasının mümkün olmadığını ifade etti. Çözüm önerilerini de sıralayan Gürer, gübre ve yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanması, mazotta ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, genç ve kadın çiftçilerin SGK primlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirtti. Ayrıca çiftçilerin tüm borçlarının faizsiz olarak en az üç yıl ertelenmesini, icraların durdurulmasını isteyen Gürer, “Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır” çağrısında bulundu.

Yerel Tohum Takas Günleri Devam Ediyor Haber

Yerel Tohum Takas Günleri Devam Ediyor

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Bereketin paylaştıkça çoğalsın Eskişehir” sloganıyla her yıl geleneksel olarak düzenlenen Yerel Tohum Takas Günleri, bu yıl da kentin dört bir yanında büyük bir ilgiyle devam ediyor. Kırsal ilçelerde başlayan tohum buluşmaları, şimdi de kent merkezinde üreticiler ve vatandaşları aynı heyecan etrafında bir araya getiriyor. Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı ekiplerinin titizlikle yürüttüğü organizasyon kapsamında, yerel tohumlar üreticilerle buluşturulurken; ata mirası tohumların korunması, çoğaltılması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemi bir kez daha vurgulanıyor. Anadolu’nun bereketli topraklarından süzülen bu kadim miras, dayanışma ruhuyla elden ele, gönülden gönüle aktarılıyor. Etkinliklere katılan üreticiler ve vatandaşlar, yerel tohumların yeniden paylaşılmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek, tarımsal sürdürülebilirliğe verilen destek dolayısıyla Ayşe Ünlüce’ye teşekkür etti. Katılımcılar, bu organizasyonun hem üretime hem de toplumsal dayanışmaya katkı sunduğunu ifade etti. Etkinlik takvimi kapsamında yerel tohumlar; 26 Şubat’ta Mahmudiye, 27 Şubat’ta Beylikova, 28 Şubat’ta Alpu, 5 Mart’ta Han, 6 Mart’ta Çifteler ve 7 Mart’ta Mihalıççık ilçelerinde vatandaşlarla buluşacak. İlçelerdeki programlar 10.00–12.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Kent merkezindeki Tohum Takas Günleri ise 3 Mart, 10 Mart ve 14 Mart tarihlerinde 10.00–16.00 saatleri arasında Üretici Market Eskibağlar ve Üretici Market Adliye noktalarında düzenlenecek.

Gürer: "Hayvancılıkta Sorunları Seyrederek Çözüm Gelmez" Haber

Gürer: "Hayvancılıkta Sorunları Seyrederek Çözüm Gelmez"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in saha ziyaretlerinde besicinin de süt inekçiliği yapan üreticinin de ortak sorununun artan ahır giderleri ve önlenemeyen yem fiyatı artışları olduğu belirtildi. Hayvancılık yapan üreticiler, “Biz yüksek kazanç peşinde değiliz, maliyetimizi düşürecek önlemler alınsın. Fiyatlar artmasın.” dediler. “YİRMİ DÖRT SAAT EMEK İSTİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın emek yoğun yapısına dikkat çekerek, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Bakımından doğumuna kadar sürekli ilgi ve takip gerekir. On iki ay kapalı kalan hayvanda refahı ne kadar sağlarsanız o kadar fayda elde edilir. Süt yemi vermeden süt verimini artıramazsınız. Ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı da bitmek üzere. Yem fiyatları düzenli artıyor. Süt inekçiliği yapanların en büyük derdi, yem fiyatındaki artışa gelirlerinin yetişmemesidir. İthal yem fiyatlarındaki artış, doğrudan hayvancılık yapanın canını yakarken süt inekçiliği yapanların mağduriyetini de derinleştiriyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 900 lirayı bulmuş durumda. Yoncası, samanı, silajı arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak o maliyete göre satış yapamayınca zarar, hayvancılığı geriletiyor.” dedi. Hayvancılığın çiftçilik ile birlikte yürütülmezse sürdürülebilirliğinin riske girdiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bu işi yapan çiftçilik yapmıyorsa yem giderlerini karşılaması zorlaşmaktadır. Buğdayı, arpası, mısırı, yoncası, küspesi, samanı yanında özel besi yemindeki artış, hayvancılık yapanın içinde bulunduğu olumsuzlukla maliyet fiyatını katlıyor. Kesimhaneden 600 liradan çıkan et, rafta 1000 TL’yi aşıyor. Besleyen, kesen, satan ve markette rafta satışa sunanların fiyat üzerine eklemeleriyle dar gelirli ete erişemiyor. Hem çiftçilik yapacaksın hem hayvancılık yapacaksın, hem de kazanmadan bu işi sürdüreceksin. Çok kolay bir durum değil.” dedi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Süt ineklerimizin verimliliği üreticiyi de doğrudan etkiliyor. Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var. Türkiye’de ise 6,5 milyondan fazla süt ineği bulunmasına rağmen Fransa’nın bizden daha fazla süt üretmesi, dikkate değer bir ayrıntıya işaret ediyor. Fransa’nın hayvanından sağladığı fayda ile bizden çok süt üretmesi, hayvan refahı ile doğrudan ilgilidir. Hayvan refahı, hayvanın gerekli bakımı ile sağlanabilir.” şeklinde konuştu. YEM-SÜT DENGESİ KAÇTI Besici Zülfü Ünal ise, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Yani çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Şimdi ben et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıp, yemi de pahalıya alıp hayvanımı kestirdiğimde yerine yenisini koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum.” dedi. Ünal, “Süt fiyatlarına geldiğimizde yılbaşından sonra, ocak ayının 20’sinden itibaren süt fiyatı 22 lira oldu. Bu rakam bizi kurtarmıyor. Biz en kötü ihtimalle fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre süte iki kilo yem alamıyoruz. Yarın bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de alamayacağız. Elektriğimi, faturalarımı, giderlerimi, hayvanlarımın ilaç masrafını, veteriner ücretini ödemekte zorlanıyorum. Köyde hayvan kalmadı. Azalmayı bırakın, şu an çoğu ahır boş. Üretim yok köyümüzde. Bizim Cullaz Köyü, Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz.” dedi. Küçükbaş hayvan üreticisi Zafer Özyiğit ise, “Daha önce 400 davar vardı, şimdi 50–60 davara düştü. Bakım yok, destek yok. Devlet bize destek çıkmıyor. Yem alamıyoruz, gücümüz yetmiyor. Köyde 20 kişi hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6 kişiye düştü. Köyde göç var, kimse kalmadı.” şeklinde konuştu. “YEM MALİYETİ ARTTIKÇA HAYVANCILIK DAHA DA ZORLAŞIYOR” Niğde ili Yeşilgölcük Kasabası’nda da hayvan sahipleri ile görüşen Ömer Fethi Gürer, “Yalnızca 2025 yılında 739 bin baş hayvan için yurt dışına 1 milyar 191 milyon dolar döviz ödendi. Bu tutar yerli besiciye destek olarak verilse daha doğru bir iş yapılmış olurdu. İthal hayvanda ağırlık kesimlik büyükbaşta oluyor. Süt inekçiliğinin daha çok teşvik edilmesi gerekir. Süt inekçiliği, süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılar. Hayvan refahı sağlanmadan yeterli süt verimi elde edilemez. Bu bağlamda destek ve önlemler sağlanmalıdır. Sütte verim, süt yemi ile sağlandığına göre çözümü de öncelikle bu noktada aramak gerekir. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor.” dedi. Süt inekçiliği yapan Bülent Özden ise, “Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek, veteriner giderleri yüksek. Yetişemiyoruz. Hem tarım hem hayvancılık yaptığımız için iki yıldır çiftçi perişan. Yüz hayvanım varsa yetmişe düşürdüm. Yemi versek bu sefer yemciye çalışıyoruz. Samancıya, yoncacıya çalışıyoruz. Bunları kendimiz ürettiğimiz hâlde maliyetler yüksek. Ekmeği zor kazanıyoruz. Çoluk çocuk çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız. On iki ay kapalı, meraya da çıkmıyor hayvanlar. Maliyetler çok yüksek. Çoluk çocuk bakmazsa bu işten ekmek çıkmaz. Şu anda çiftçi zorda, hayvancılık zorda.” dedi. “ÜRETİCİNİN ELİNE 20 LİRA GEÇMİYOR” Niğde Kızılca Köyü’nde de tablonun farklı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Elli kiloluk süt yemi 900 lira civarında. USK çiğ süt tavsiye fiyatı 22 lira 22 kuruş. Ancak aracılar sütü topladığı için üreticinin eline geçen fiyat 20 liranın üzerine çıkmıyor. Raftaki ürünün fiyatı artıyor ama bu işi yirmi dört saat emek vererek yapanlar para kazanamıyor. Et ve süt ile et ve süt mamullerini dar gelirli sınırlı miktarda alabilirken, besicilik yapan da bu işi yapmak istemez duruma gelmiş.” dedi. Gürer, “Türkiye’de şu anda hayvan yemini satan aynı zamanda sütü de alıyor. ‘Sütü ucuza alayım, yemi pahalı satayım’ diyor. Ne zaman Ulusal Süt Konseyi bir alım fiyatı açıklasa ertesi gün yeme zam geliyor. Bir litre süt bir buçuk kilo yem alamazsa gelir-gider dengesi bozulur.” diye konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini ise net şekilde sıralayarak, “Bir, yem sübvanse edilecek. İki, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri önlenecek. Veteriner hizmetleri düzenli ve yeterli sağlanacak. Ahır giderlerini düşürecek politikalar oluşturulacak. Aşılar zamanında ve düzenli biçimde yapılacak. Hayvancılıkta bir litre süt satan üretici en az bir buçuk kilo yem alabilecek düzeye getirilecek. Eğer bu oran sağlanamazsa önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar daha da derinleşecek.” dedi. Kızılca Köyü’nde besiciler de, “Çiftçilik yapmazsak bunları besleme şansımız yok. Kaba yemini kendin üretmek zorundasın. Şu an yemin yüzde 70’ini kendimiz ürettiğimiz hâlde zor ayakta duruyoruz. Yemi sürekli hazır almamız durumunda bu işin sürdürülebilirliği yok.” ifadelerini kullandı. SEYRETMEYİN, DÜZENLEME YAPIN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ankara’dan Niğde’ye kadar üreticinin talebi ortak: Destekler artırılsın, ithal değil yerli üretici ile çözüm aransın. Köyler değişiyor, dertler değişmiyor. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları ve yükselen üretim giderleri karşısında üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor. Hayvancılıkta sorunlar seyrederek çözülmez. Üretici açık konuşuyor, çözüm bekliyor. Aksi hâlde boşalan ahırlar ve küçülen sürüler, kırsalda üretimin daha da gerileyeceğinin habercisi olmaya devam edecek.” şeklinde konuştu.

İnönü’de Üreticiye Mineral Blok Desteği Haber

İnönü’de Üreticiye Mineral Blok Desteği

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, İnönü’de düzenlenen törenle, 133 üreticiye 10 bin 824 kilogram mineral blok dağıttı. Törende konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Kırsala yönelik desteklerimiz artarak devam edecek.” dedi. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, küçükbaş ve büyükbaş hayvan yetiştiricilerine yönelik mineral blok desteğini İnönü ilçesinde sürdürdü. İnönü’de gerçekleştirilen törene Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir milletvekilleri Jale Nur Süllü ve Utku Çakırözer, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Tepebaşı Belediyesi Başkan Vekili Vural Yörük, CHP İnönü İlçe Başkanı Halil Dündar, üreticiler ve vatandaşlar katıldı. Program kapsamında toplam 133 üreticiye 10 bin 824 kilogram mineral blok dağıtımı gerçekleştirildi. Dağıtılan mineral bloklarla üreticilerin yaklaşık 6 aylık mineral ihtiyacının karşılanacağı belirtildi. Destekle; hayvan sağlığının korunması, beslenme kaynaklı mineral eksikliklerinin önlenmesi, süt ve et veriminde artış ile bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi hedefleniyor. Törende konuşan İnönülü üretici Şerife Sarıdağ, sağlanan destek dolayısıyla Başkan Ünlüce’ye teşekkür etti. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise kırsal kalkınma için Büyükşehir Belediyesinin kentin dört bir yanında çalışmalar yürüttüğünü vurgulayarak, Türkiye’nin kendi çiftçisini ve üreticisini destekleyerek kalkınabileceğini ifade etti. Çakırözer, “Buğdayı, arpayı, eti ithal etmek yerine kendi üreticimize destek vererek güçlü bir ülke olabiliriz. Bugün İnönü’de atılan bu adım da bunun önemli bir örneğidir.” ifadelerini kullandı. CHP İl Başkanı Talat Yalaz da destekten yararlanan üreticilere hayırlı ve bereketli olmasını dileyerek, “Ayşe Başkanımızın sosyal demokrat belediyecilik anlayışıyla uzanan şefkatli elleri her zaman siz değerli üreticilerimizin omuzlarında olmaya devam edecektir. İnanıyoruz ki alın terinizin karşılığını tam anlamıyla aldığınız, üretime verdiğiniz emeğin değer bulduğu günler çok yakındır.” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise kırsala yönelik destekleri her yıl artırarak sürdürdüklerini ifade etti. TÜİK verilerine göre kırsal nüfusun azalmaya devam ettiğine dikkat çeken Ünlüce, Eskişehir’in toplam nüfusu artarken 12 kırsal ilçede 2 bin 140 kişilik düşüş yaşandığını söyledi. Kırsaldaki nüfus kaybının tarım ve hayvancılığın zayıflaması anlamına geldiğini belirten Ünlüce, bu nedenle üreticilere yönelik destekleri kararlılıkla sürdürdüklerini kaydetti. Dağıtılan mineral blokların hayvanlara bereket getirmesini temenni eden Ünlüce, süt ve et veriminin artmasını hedeflediklerini belirterek, önümüzdeki süreçte mandacılığın geliştirilmesi başta olmak üzere İnönü’de yatırımların devam edeceğini ifade etti. Konuşmaların ardından mineral bloklar yetiştiricilere teslim edildi. İnönü halkı, üreticiye verilen destekler dolayısıyla Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.