SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ulusal Süt Konseyi

Porsuk Haber Ajansı - Ulusal Süt Konseyi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ulusal Süt Konseyi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bir Litre Süt İle Bir Kilo Yem Alınamayacak Noktaya Gelindi Haber

Bir Litre Süt İle Bir Kilo Yem Alınamayacak Noktaya Gelindi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Haymana ilçesinde Culuk Köyünde hayvancılıkla uğraşan üreticilerle bir araya geldi. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları, boşalan ahırlar ve ithalata dayalı politikalar sahada açıkça ortaya konulurken, üreticiler mevcut koşullarda hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini dile getirdi. “HAYVANCILIK 24 SAAT EMEK İSTİYOR AMA KARŞILIĞI YOK” CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç ile Haymana’da hayvancılığın geldiği noktayı yerinde inceledi. Hayvancılığın büyük fedakârlık gerektirdiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, üreticilerin tatilsiz, aralıksız bir emek verdiğini ancak bunun karşılığını alamadığını ifade etti. Gürer, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Cumartesi yok, pazar yok, tatil yok. Eğer hayvana yem verirseniz o hayvan da size et verir, süt verir. Ülkemizde mera hayvancılığı da bitmek üzere. On iki ay boyunca bu hayvanlar ahırda yemle besleniyor. Ama yem fiyatları düzenli olarak artıyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 9 lirayı bulmuş durumda. Yonca, saman, küspe arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak bu maliyete göre satış yapılamayınca çoğu ahır boşalmış durumda,” dedi. “ÇÖZÜM İTHALATTA ARANIYOR, YERLİ BESİCİ DESTEKLENMİYOR” Türkiye’de hayvancılıkta yaşanan sorunların çözümünün ithalatla aranmasını eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında 654 bin baş hayvan ithal edildiğini hatırlattı. buzağı ölümleri ve hayvan hastalıklarının önüne geçilemediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, asıl sorunun yerinde çözülmediğine belirterek, “2025 yılında ülkemiz 654 bin baş hayvan ithal etti. Çözüm ithalatta aranıyor. Oysa 400-500 bin aralığında buzağı ölüyor, hayvan hastalıklarının önüne geçilemiyor. Sorunlar yerinde çözülmüyor, kendi besicimiz desteklenmiyor,” diye konuştu. ÜRETİCİ ZÜLFÜ ÜNAL: “HAYVANI KESTİĞİMDE YERİNE KOYAMIYORUM” Hayvancılık yapan üretici Zülfü Ünal, üretimin neden sürdürülemediğini yaşadığı deneyimlerle anlattı. Ünal, hem et hem süt üretiminde maliyetlerin kontrol edilemez hale geldiğini belirterek, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıyorum, yemi pahalıya alıyorum, hayvanımı kestirdiğim zaman tekrar yerine koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum,” dedi. “BİR LİTRE SÜTLE İKİ KİLO YEM ALAMIYORUZ” Süt fiyatlarının üreticiyi kurtarmadığını vurgulayan Ünal, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan fiyatların sahada karşılık bulmadığını dile getirdi. Ünal, süt-yem paritesinin hızla bozulduğunu şu sözlerle anlattı: “Süt fiyatlarına baktığımızda, yılbaşından sonra geçerli olan fiyat 22 lira. Bu fiyat bizi kurtarmıyor. Minimum, en kötü fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre sütle iki kilo yem alamıyoruz. Yakında bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de üretemeyeceğiz. Elektriği, faturaları, giderleri, hayvanların ilaç masraflarını, veteriner ücretlerini ödemekte zorlanıyorum.” “AHIRLAR BOŞ, KÖYDE ÜRETİM KALMADI” Haymana’daki köylerde hayvan sayısının hızla azaldığını belirten Ünal, üretimin neredeyse durma noktasına geldiğini söyledi. Bölgenin verimli olmasına rağmen hayvancılığın sürdürülemediğini belirterek, “Köyde hayvan kalmadı, azalmayı da geçti. Şu an hayvan sayısına baksanız çoğu ahır boş. Köyümüzde üretim yok. Biz Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz. Arazi olarak da son derece verimli bir bölgeyiz. Ancak bu şartlar altında hayvancılığı sürdüremeyiz. Önceki yıllara göre daha da daraldık. Enflasyonla birlikte paramız iyice eridi, pul oldu,” şeklinde konuştu. KOÇ: “AÇIKLANAN FİYAT SAHADA UYGULANMIYOR” CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç da üreticilerin yaşadığı fiyat sorununa dikkat çekti. Açıklanan süt fiyatı ile fiili satış fiyatı arasındaki farkın üreticiyi daha da mağdur ettiğini belirten Koç, “Köyde açıklanan fiyat 22 lira ama üretici fiilen 19 liraya satıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı 22 liralık fiyat üreticiyi kurtarmıyor. Vatandaşların hepsi sıkıntıda. Tarımın ve hayvancılığın tamamen bittiği bir noktadayız,” dedi. “HAYVANCILIKTAKİ GERİLEME DAHA FAZLA İTHALAT DEMEKTİR” Hayvancılığın gerilemesinin ithalat bağımlılığını artıracağını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidara açık çağrıda bulundu. Köyde üretimin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiğini belirten Gürer, şu ifadeleri kullandı: “Hayvancılıkta ülkenin geriye düşmesi daha fazla ithalat demektir, yabancı besiciye destek demektir. Oysa kendi besicimizi desteklemek gerekiyor. Köyde tarımın sürdürülebilirliği ve çiftçinin, besicinin, üreticinin geleceğini planlayabilmesi için mutlaka yapılması gerekenler var. Bu konuda iktidara çağrıda bulunuyoruz. Gerekli adımlar bir an önce atılmazsa sorunlar giderek büyüyecek. Hayvancılık yapan herkes bu şartlarda bu işin sürdürülemeyeceğini söylüyor.” “İTHALATA VERİLEN PARA ÇİFTÇİYE DESTEK OLSA BU NOKTAYA GELMEZDİK” Üretici Zülfü Ünal ise ithalat politikalarına tepki göstererek, “Ben üretim yapmaya çalışıyorum, memleketim için katkı sağlamaya çalışıyorum. Biz vatansever insanlarız. Bir tane hayvan üretelim, insanlara ulaştıralım diye uğraşıyoruz. Ama ne yazık ki şartlar buna el vermiyor. Yarın bir gün bunu bırakmak zorunda kalacağız. Ben yapmayacağım, o yapmayacak; sürekli ithalat, ithalat, ithalat. İthalata vereceğiniz parayı bizim çiftçimize, besicimize destek olarak verseniz çok daha iyi noktada oluruz. Hiçbir destek almıyorum. Desteksiz yapmaya çalışıyorum. Parasız, pulsuz geziyoruz ama yine de gidip bir çuval yem alıp hayvanın önüne döküyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz, bize de destek yapılmasını talep ediyoruz,” diye konuştu. HAYVAN VARLIĞINDA BÜYÜK KAYIP: MİLYONLARCA BAŞ HAYVAN YOK OLDU Türkiye genelindeki hayvan varlığındaki düşüşe de dikkat çeken CHP’li Gürer, geçmişten bugüne yaşanan kaybı rakamlarla ortaya koydu. Gürer, “1980 yılında ülkemizde büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün bu sayı 71 milyona geriledi. Daha vahimi, 2025 yılında şap hastalığının 81 ilde hayvan pazarlarını kapattıracak boyuta ulaşmasından sonra ne kadar hayvan kaybettiğimiz bilinmiyor,” dedi. Uluslararası raporlara da değinen Gürer, büyükbaş hayvan sayısındaki gerilemeyi şöyle aktardı: “2026 yılı raporunda Amerika Tarım Bakanlığı, Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının 14 milyon 100 bine düşeceğini açıkladı. Oysa ülkemizin resmi verilerine göre 2025 yılında 16 milyon 900 bin büyükbaş hayvan vardı. Birlik verilerine göre ise bu sayı 13 milyon 685 bine düştü. Yani 4 milyon 279 bin baş hayvanı kaybetmiş durumdayız,” dedi. “GENÇ ÜRETİCİ YOK, GELECEK BELİRSİZ” Üretici Zülfü Ünal, hayvancılığın geleceğine ilişkin en büyük endişeyi dile getirdi. Gençlerin üretimden tamamen koptuğunu söyleyen Ünal, “Genç üretici kalmadı, hepsi 60 yaşın üzerinde. On yıl sonra sütü, eti, peyniri kim üretecek? Hepsini ithal mi edeceğiz? Balkanlardan mı getireceğiz, Çin’den mi, Ukrayna’dan mı? Benim sütümü, peynirimi kim üretecek?” diye sordu.

Çiğ Süt Fiyatı Yem Fiyatının Gerisinde Kaldı Haber

Çiğ Süt Fiyatı Yem Fiyatının Gerisinde Kaldı

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, enflasyonu düşürmek adına çiğ süt fiyatının baskılanmasının süt inekçiliği için ciddi bir risk olduğunu belirtti. Bir litre süt satıp bir buçuk kilo yem alamadığı için üreticinin zarar ettiğini söyledi. Gürer, “Türkiye’de hayvancılık sektörü, özellikle son yıllarda uygulanan yanlış fiyatlama politikaları, yetersiz destek mekanizmaları, artan girdi maliyetleri, üreticilerin krediye erişimde karşılaştığı engeller ve denetimsiz piyasa koşulları nedeniyle ciddi bir yapısal krizle karşı karşıya kalmıştır. Bu krizden en fazla etkilenen alanların başında ise süt hayvancılığı gelmektedir,” dedi. CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer “Ulusal Süt Konseyi tarafından 22 Ocak 2026 tarihinden geçerli olmak üzere çiğ süt tavsiye fiyatı litre başına 22 lira 22 kuruş olarak açıklanmıştı. Açıklanan bu fiyat, yem başta olmak üzere mazot, elektrik, su, veterinerlik hizmetleri, aşı, bakım ve işçilik gibi temel girdi maliyetlerindeki artışlar dikkate alındığında üreticinin maliyetini dahi karşılayamamaktadır. Çiğ süt fiyatına yapılan artış oranı yaklaşık yüzde 13 seviyesinde kalırken, resmi enflasyon oranının yüzde 30’lar düzeyinde seyretmesi, üreticinin reel gelirinin ciddi biçimde gerilemesine yol açmıştır.” Diye konuştu. TBMM Plan ve Bütçe Plan Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer,“Çiğ süt fiyatları “enflasyonla mücadele” gerekçesiyle baskılanırken, süt ve süt ürünlerinin raf fiyatlarında birkaç katı bulan artışlar yaşanmakta; bu artışlara yönelik etkin bir denetim mekanizması işletilmemektedir. Bu durum hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur etmekte, ancak aracı ve zincir marketlerin yüksek kâr marjları korunmaktadır,” dedi. SÜT İNEKLERİ SATILIYOR Ömer Fethi Gürer, “Süt hayvancılığında yaşanan bu baskı, üreticinin zarar etmesine ve çözümü hayvanlarını kesime göndermekte bulmasına yol açmaktadır. Dişi hayvanların kesime gitmesi, yalnızca mevcut üretimin değil, gelecekteki hayvan varlığının da yok edilmesi anlamına gelmektedir. Nitekim Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı’nın (USDA) yayımladığı raporlara göre, Türkiye’de 16 milyon 800 bin civarında olan sığır varlığının 14 milyon 300 bin seviyelerine kadar düşmesi beklenmektedir. Bu tablo, hayvancılıkta sürdürülebilirliğin ciddi biçimde tehlikeye girdiğini göstermektedir,” diye konuştu. BORCUN VARSA KREDİDE YOK CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer-“üreticiler yalnızca fiyat baskısıyla değil, finansmana erişimde karşılaştıkları engellerle de üretimden kopmaktadır. Bankalar, kredi talebinde bulunan çiftçilere BAĞ-KUR prim borçlarını gerekçe göstererek kredi kullandırmamakta; “önce borcunu öde, sonra gel” yaklaşımıyla üreticinin üretim için gerekli finansmana ulaşmasının önü kesilmektedir. Artan girdi maliyetleri karşısında krediye erişemeyen üretici, borçlarını çevirememekte ve icra süreçleriyle karşı karşıya kalmaktadır. İcra işlemlerinin ertelenmesi yönündeki çağrılara rağmen, tarım sektöründe icra takipleri sürmektedir. Tüm bu gelişmeler, süt hayvancılığında yaşanan krizin yalnızca fiyat meselesi olmadığını; kredi politikalarından sosyal güvenlik primlerine, piyasa denetimlerinden ithalat politikalarına kadar çok boyutlu bir yapısal sorunla karşı karşıya olunduğunu ortaya koymaktadır. Hayvancılığın tasfiye noktasına gelmesi, gıda güvenliği, kırsal istihdam, fiyat istikrarı ve ulusal tarım politikaları açısından telafisi güç sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenlerle; çiğ süt fiyatının belirlenme süreci ile maliyetler arasındaki uyumun, artan girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkilerinin, raf fiyatları ile üretici fiyatları arasındaki uçurumun nedenlerinin, küçük aile tipi işletmelerin neden üretimden çekildiğinin, dişi hayvan kesimlerinin ve hayvan varlığındaki azalışın boyutlarının, çiftçilerin krediye erişimde karşılaştıkları engellerin ve BAĞ-KUR prim borçlarının üretim üzerindeki etkisinin, tarım sektöründe artan icra ve haciz işlemlerinin sonuçlarının ve ithalat politikalarının yerli hayvancılığa etkilerinin tüm yönleriyle araştırılması; alınması gereken yapısal önlemlerin belirlenmesi ve sürdürülebilir bir hayvancılık politikasının oluşturulması amacıyla, Anayasa’nın 98’inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılması gerekli görülmüştür,” dedi.

Tarımın ve Ekonominin Devamlılığı İçin Çiğ Süt En Az 27 TL/Litre Olmalıdır! Haber

Tarımın ve Ekonominin Devamlılığı İçin Çiğ Süt En Az 27 TL/Litre Olmalıdır!

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği - TÜSEDAD, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanacak olan çiğ süt fiyatı ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. TÜSEDAD'dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "15 Aralık'tan İtibaren En Az 27 TL/Litre Olmalıdır! Bu fiyat, tarımın ve ekonominin devamlılığı içın zorunluluktur! Tarım sektörü, yalnızca birincil üretimle sınırlı olmayan, ekonominin tüm katmanlarını besleyen temel bir alandır. Süt üretimi başta olmak üzere hayvancılık sektörü, gıda sanayi, yem sanayi, veterinerlik hizmetleri, ilaç ve aşı üretimı, makine ve ekipman imalatı, lojistik ve soğuk zincir taşımacılığı, perakende, dış ticaret, enerji ve finans gibi birçok alt sektörle doğrudan bağlantılıdır. Ayrıca süt üreten çiftçi, yalnızca hayvan yetiştiricisi değil, aynı zamanda bitkisel üretimin de doğrudan aktörüdür. Yem bitkileri üretimiyle, tarlasıyla, silajıyla, gübre yönetimiyle döngüsel bir sistem içinde hem toprağını işler hem hayvanını besler. Bu sistem, çevresel sürdürülebilirliği ve ekonomik verimliliği birlikte sağlar. Bu bütünsel yapı dikkate alındığında, süt üretiminin sekteye uğraması yalnızca çiftçiyi değil, gıda güvenliğini, sanayi kapasitesini, istihdamı, tüketici erişimini ve kırsal refahı doğrudan etkiler. TÜSEDAD olarak sıcak çig süt üretim maliyetini 23,09TL/LT açıklamıştık. 15 Aralık 2025 itibarıyla, %3,6 yağ ve %3,2 protein içeren sıcak çiğ süt için Ulusal Süt Konseyi tarafından tavsiye edilecek fiyatın en az 27 TL/Litre + soğutma ve hizmet bedeli olarak belirlenmesini talep ediyoruz. Bu fiyat, tercihe bağlı bir artış değil, artan yem, enerji, işçilik ve bakım maliyetleri karşısında üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak adına ekonomik bir zorunluluktur. Unutulmamalıdır ki Üretici üretmezse, Gıda sanayi işleyemez, Lojistik sektörü taşıyacak ürün bulamaz, Perakende zincirleri raflarını dolduramaz, Tüketici sağlıklı ve yerli gıdaya erişemez, İthalat zorunluluğu artar, Ekonomik denge bozulur. Önerdiğimiz 27TL/LT'lik fiyat: reticinin ayakta kalması, Sanayicinin hammaddeye erişimi, Tüketicinin yerli ve güvenli süt ürünlerine ulaşımı için bir denge fiyatıdır. Şu unutulmamalıdır... Süt üreticisi üretmeye devam etmelidir ki ülkede kırmızı et açığı kapansın... Bu fiyat, ne bir refah vaadi ne de kısa vadeli kazanç hedefidir. Ancak, uzun süredir zarar eden üreticinin umut ve motivasyonunu koruyabilecek, ülkemizin gıda zincirinin en kritik halkasını güçlendirebilecek bir adımdır. Bu adım, aynı zamanda devletimizin, sanayimizin ve tüketicimizin, bu ülkenin üreten çiftçisinin arkasında olduğunu gösterme fırsatıdır. Bizler sütü eti üretmeye devam etmek istiyoruz. Üretmek, yalnızca çiftçinin değil, toplumun, sanayinin ve devletin ortak sorumluluğudur. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Süt Üreticisinin Zararına Üretim Yaptığı İtiraf Edildi Haber

Süt Üreticisinin Zararına Üretim Yaptığı İtiraf Edildi

Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) Kasım ayı çiğ süt üretim maliyetlerini açıklaması, süt üreticilerinin yaşadığı sorunları gözler önüne serdi. USK’nın verilerine göre, Kasım ayında çiğ süt üretim maliyeti litre başına 77 kuruş artışında dikkat çekici olduğunu söyledi. CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, süt üreticilerinin gelir gider dengesi bozulması ile zor koşullar altında üretim yaptığını vurgulayarak, hayvancılığın en önemli gideri olan yem için yükselen fiyatlara önlem alınmasını istedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, süt inekçiliği yapan küçük aile tipi işletmelerin karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekti. Gürer, bu işletmelerin yeterli düzeyde kooperatifleşemediğini ve pazarlama olanaklarının sınırlı olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Küçük aile tipi işletmeler, hayvan varlıklarının sınırlı olması nedeniyle, sağım sonrası sütlerini hemen satmak zorunda kalıyor. Çiğ süt toplayıcıları, bu sürecin ilk aracısı olarak devreye giriyor. Sanayici adına süt alırken, nakliye ve diğer giderler nedeniyle sütü tavsiye fiyatının altında bir bedelle toplama merkezine taşıyorlar. Buradan fabrikalara ulaştırılan sütlerde içerik kalitesi de fiyatı etkileyen bir unsur oluyor. Hayvan varlığı 50’nin üzerinde olan tesisler en azından kendilerini koruyabilirken, küçük aile tipi işletmeler tavsiye edilen fiyat üzerinden bile ürünlerini satmakta zorlanıyor. Büyük işletmeler yıllık yem ihtiyaçlarını önceden alabiliyor. Ancak küçük işletmeler genellikle aylık yem temin ettiği için yem fiyatlarındaki artıştan daha fazla etkileniyorlar. Bu durum maliyetlerin artmasına, gelirlerin ise azalmasına yol açıyor. Sorunlar giderek büyüyor.” "ÜRETİCİ BORÇLA AYAKTA DURUYOR" Küçük aile tipi süt üreticilerinin artan maliyetlerle baş edemediğini belirten Gürer, “Yem, elektrik, mazot, ahır giderleri, veteriner masrafları, işçilik  gibi giderlerin sürekli artışı besiciyi borçlandırıyor. USK tavsiye kararı olan 17.15 krş. 1 Ocak’ta geçerli olacak. Süt inekçiliği yapanın cebine yeni fiyat girmeden rafta süt ürünlerinin fiyatı artıyor. Hayvancılık yapmak giderek zorlaşırken rafta artan süt ve sütten mamul ürünler süt inekçiliği yapanın gelirine yansımıyor. Üreten değil, işleyene faydası daha çok oluyor. Üreticiler bakım giderlerinde zorlanırken tüketicide rafta fiyat artışından istediği ürünü alamıyor.” diye konuştu. Gürer, “Tarım kesiminin borcu Eylül ayında 757 miyar TL iken ekim ayında 27 milyar TL artarak 784 milyar TL’ye yükseldiğine dikkat çekti. Gürer borçsuz besici, üretici ve çiftçi neredeyse kalmadı.” dedi. SEKTÖR SORUNLARLA KARŞI KARŞIYA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, süt üretimindeki en önemli sorunun yem fiyatı artış olduğuna işaret ederek büyük baş hayvan günde ortalama 10 kg yem tüketiyor. Hayvancılık giderinin % 70’i yemden oluşuyor. Yemin % 50’si sübvanse edilmelidir. Böylece maliyet düşürülmeli ve rafa erişen ürün için makul kar üzeri fiyat artışının önü de kesilerek besici de tüketici de korunmalıdır.” dedi. Gürer “Çiğ süt fiyatlarının gerçek maliyetler dikkate alınarak düzenli izlenmesi, yem fiyatlarında destekleme yapılmasının sürecin sürdürülebilir olması için önemli olduğunu belirtti. TARIM POLİTİKALARI SORUNLU CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkenin tarım politikalarının kapsamlı bir biçimde ele alınıp bu doğrultuda yönlendirilmesi gerektiğini belirtti, küçük aile tipi süt üreticilerinin yalnız bırakılmaması ve kooperatifleşmenin gerekliliğine de işaret etti.  Gürer, süt üreticilerinin yaşadığı sıkıntıların iktidarın yanlış politikalarının bir sonucu olduğunu dile getirdi. Gürer, eğer üreticinin yanında durulmazsa, önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar katlar uyarısında bulundu.

CHP'li Gürer: "Süt ve Süt Ürünlerinin Fiyatı Artacak!" Haber

CHP'li Gürer: "Süt ve Süt Ürünlerinin Fiyatı Artacak!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında çiğ süt fiyatlarına ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Gürer, Ulusal Süt Konseyi tarafından 17,15 TL olarak belirlenen çiğ süt tavsiye fiyatının küçük üreticiyi doğrudan yansımadığına vurgu yaparak, sektörün sorunlarına dair değerlendirmelerde bulundu. "TABAN FİYATI UYGULANMIYOR" CHP Niğde Milletvekili  ve TBMM Tarım, Orman veKöyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, çiğ süt fiyatlarına dair yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Ulusal Süt Konseyi dün 17,15 TL’ye çiğ süt fiyatını tavsiye fiyatı olarak duyurdu. Ancak taban fiyatı uygulanmadığı için bu, üreticiden alınan fiyat değil. Daha önce 14,65 TL olarak açıklanan fiyat, küçük üreticilere ulaşmadı. Aracılar sütü 11-12 TL bandında topladı. Yine benzer bir durum yaşanacak.” Küçük aile tipi işletmelerin ürünlerini hızlıca satmak zorunda olduklarına dikkat çeken Gürer, bu durumun üreticiyi düşük fiyatlara mahkûm ettiğini belirtti: “Bir ve 20 hayvanı olanlar, sütü sağdıktan hemen sonra satmak zorunda kalıyor. Kendilerine dayatılan fiyattan ürünlerini vermek durumunda kalıyorlar.”dedi. "SANAYİCİ VE MARKETLER KAZANIYOR, KÜÇÜK ÜRETİCİ KAYBEDİYOR" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, belirlenen fiyat artışının kime fayda sağlayacağı konusunda şu tespitlerde bulunarak, “Bu fiyat artışı sanayiciye yarayacak, çünkü ürettiği ürünlerin fiyatında hemen artış yapacak. Marketlere yarayacak, çünkü market fiyatları hemen yükselecek. Yem fiyatları zamlanacak, bu da yemcilere yarayacak. Ayrıca, 100 hayvanın üzerinde varlığı olan büyük işletmelere fayda sağlayacak. Ancak küçük aile tipi işletmeler bu artıştan kısa sürede  fayda sağlayamayacak.” Gürer, fiyatların küçük işletmelere yansımasının en az 2-3 ay süreceğini belirterek, “Vatandaş rafa gittiğinde çiğ süt fiyatındaki artışı hemen hissedecek. Peynir, tereyağı gibi ürünlerin fiyatı hızla yükselecek, ancak küçük üretici bu süreçten yararlanamayacak.Başta yem olmak üzere artacak girdi maliyeti ile tavsiye fiyatına ürün verdiği günde oluşan giderlerle yine kazanamayacak .” dedi. "KÜÇÜK ÜRETİCİLER DESTEKLENMELİ" Tarımda taban fiyat uygulamasının kalkmasının büyük sorunlara yol açtığını ifade eden Gürer, “Serbest piyasa ekonomisinde fiyatı bölgedeki sanayici belirliyor. Küçük işletmeler yem fiyatların yapılan zamlar  altında süt satmak zorunda kalıyor. Bu durum, süt ineklerinin kesime gitmesine neden oluyor ve işletmelerin kapanmasına yol açıyor.” şeklinde konuştu. Ömer Fethi Gürer, alınması gereken önlemler konusunda şunları söyledi: “Küçük aile tipi işletmeler, bu tavsiye fiyatının altında ürün satmamalı. Ahır giderleri, yem fiyatları artıyor. İthal yem fiyatlarındaki yükseliş, bu işletmelerin sürdürülebilirliğini ortadan kaldırıyor. Acilen bu işletmelere yönelik düzenlemeler yapılmalı.” "SANAYİCİ KÂRINDAN TAVİZ VERMİYOR" Türkiye’de raftaki tüketiciye ulaşan süt ve süt ürünleri fiyatlarının yüksek olduğuna işaret eden Gürer, “Sanayici ve aracılar kârlarından taviz vermiyor. Ancak süt üreticisi baskı altında,Alım fiyatına dahi ürün satamıyor .Sanayici aracı ne fiyat verirse o fiyata ürün veriyor ve yok olma tehdidiyle karşı karşıya.” ifadelerini kullandı. TARIM ALANLARININ KAYBI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, tarım alanlarının daralması ve tarımsal üretimde yaşanan sorunlara dikkat çekti. Gürer, "2002 yılında 26.579.000 hektar olan tarım alanlarımız, 2023 yılında 23.842.000 hektara geriledi. Bu sadece bir istatistik değil; tarımsal geleceğimizin tehdit altında olduğunun göstergesidir." dedi. Gürer, 21 yıl aradan sonra yapılan tarım sayımının sonuçlarının bu gerilemeyi daha net bir şekilde ortaya koyacağını belirterek şu bilgileri paylaştı: Türkiye’de ekilen arazi: 16.700.000 hektar.Nadasa bırakılan arazi: 2.800.000 hektar.Sebze yetiştirilen alan: 712.000 hektar.Bağ, bahçe ve zeytinlik alanları: 3.500.000 hektar. Bu daralmanın üretime olumsuz yansımalarını vurguladı. CHP Milletvekili Ömer Fethi  Gürer, özellikle tahıl üretimindeki azalmayı örnek gösterdi: "2024 yılında tahıl üretiminde %7 oranında bir düşüş yaşanacağı TÜİK öngörüyor.. Bunun başlıca nedeni, üreticiye yeterli desteğin sağlanmaması ve alım fiyatlarının düşük tutulmasıdır." “1 KİLOGRAM BUĞDAY 8 TL, SİMİT 25 TL” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretim zor bir iş. Çiftçi, bu işten para kazanamazsa bu işi sürdüremez. Yıl boyunca yaptığı masraf, çaba ve çalışmaya rağmen emeğinin karşılığını alamıyor. 1 kilogram buğdaydan 800 gram un elde ediliyor. Bu undan 8 adet simit üretiliyor. Bugün bir simit 25 TL’ye kadar satılıyor. Çiftçi ise buğdayını 8-9 TL’ye satmak zorunda kalıyor. Bu durum, üreticinin ne kadar sahipsiz bırakıldığının bir göstergesi. Herkes yaptığı gideri fiyatına eklerken, çiftçi bunu yapamıyor. Bu da çiftçiyi üretimden uzaklaştırıyor.” dedi. “784 MİLYAR TL BORÇ YÜKÜ ÇİFTÇİYİ BOĞUYOR” Tarım sektöründeki borçlanmanın giderek arttığını ifade eden  Ömer Fethi Gürer, çiftçinin mali yükümlülükleri altında ezildiğini belirterek, “Tarım sektörünün bankalara ve finans kuruluşlarına  toplam kredi borcu 784 milyar TL’yi aştı. Bunun 3,4 milyar TL’si takibe düşmüş durumda. Çiftçiler, ekim yapabilmek için gübreyi, ilacı ve tohumu borçlanarak alıyor. Hasat döneminde ödemelerini yapmak istediklerinde, yüksek fiyatlar nedeniyle gelir-gider dengesi bozuluyor ve elde avuçta bir şey kalmıyor. Bu durum, çiftçiyi finansal çıkmaza sürüklüyor.” şeklinde konuştu. “İHRAÇ ÜRÜNLERİMİZ GERİ DÖNÜYOR” İhraç edilen tarım ürünlerinin alıcı ülkelerin sağlık kriterlerini karşılayamadığı için geri döndüğünü hatırlatan Gürer, bu durumun Türkiye’nin imajını zedelediğini söyledi: “Son aylarda ihracat ürünlerimizin geri dönmesi sık sık gündeme geliyor. İhraç edilen domates, kavun ve fasulye gibi ürünler, alıcı ülkelerin bitki sağlığı kriterlerine uygun olmadığı için iade ediliyor. Türkiye’de dekara ortalama 27 kilogram tarım ilacı kullanılıyor. Bu miktar dünya ortalaması olan 18 kilogramın oldukça üzerinde. Fazla ilaç kullanımı hem ürün kalitesini düşürüyor hem de ihracatta sorunlara yol açıyor. Denetimlerin artırılması ve çiftçilerin bilinçlendirilmesi şart.” AKDENİZ SİNEĞİ VE ZARARLILAR ÇİFTÇİYİ ZORLUYOR Zararlılarla mücadeledeki yetersizliklerin büyük ürün kayıplarına yol açtığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle Akdeniz sineğinin etkilerine dikkat çekerek, “Akdeniz sineği, 45 ilde büyük zarar veriyor. Narenciye ve şeftali gibi ürünler, dışı sağlam görünse de içten çürüyor. Niğde de bu zararlıdan etkilenen illerden biri. Ancak alınan önlemler yetersiz kalıyor. Zararlılarla mücadele için daha etkili yöntemlere ve biyolojik çözümlere ihtiyaç var.” diye konuştu. "GÜBREDEKİ ARTIŞ ÇİFTÇİNİN BELİNİ BÜKÜYOR" Gürer, gübrenin tarımsal üretimde vazgeçilmez olduğunu ifade ederek, Türkiye topraklarının azot bakımından fakir olması nedeniyle gübresiz üretimin mümkün olmadığını söyledi. Ancak, fiyatların hızla artmasının çiftçiyi zor durumda bıraktığını dile getiren  CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şu ifadeleri kullandı: "2020 yılında amonyum sülfat gübresinin ton fiyatı 1.100 TL’ydi, şimdi 8.850 TL’ye çıktı. Can gübresi 1.160 TL’den 9.100 TL’ye, DAP gübresi 2.140 TL’den 24.000 TL’ye, üre gübresi ise 1.860 TL’den 16.500 TL’ye yükseldi. Bu fiyatlar çiftçinin gübre almasını imkânsız hale getiriyor. Fiyat artışı sahte gübre sorununu da beraberinde getiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı denetimlerde 234 uygunsuz ürün tespit edildi. Bu durum hem çiftçiyi hem de tüketiciyi mağdur ediyor." "GÜBREDE DIŞA BAĞIMLILIK BÜYÜK SORUN" Gübrede dışa bağımlılığın üretim maliyetlerini artırdığına dikkat çeken Gürer, 2023 yılında ithal edilen gübre için 323 milyon dolar ödendiğini hatırlatarak, "Gübrenin büyük kısmı ithal ve bu durum, fiyatların kontrol edilememesinin temel nedenlerinden biri. Bu konuda yerli üretim teşvik edilmeli, dışa bağımlılığı azaltacak politikalar geliştirilmelidir." dedi. ÇİFTÇİYE YÖNELİK DESTEKLER ARTIRILMALI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübre ve yem fiyatlarının çiftçilere en az %50 oranında sübvanse edilmesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Üreticinin yükünü hafifletmek için alım garantili üretim modeli devreye alınmalı. Taban fiyat uygulamasına yeniden geçilmeli ve çiftçilere yönelik destekler artırılmalı. Aksi halde üretici üretimden çekilir, bu da gıda güvenliğimizi tehlikeye atar." YURTDIŞI İADE ÜRÜNLER TEHLİKE OLUŞTURUYOR Yurtdışına ihraç edilen bazı ürünlerin iade edilmesine de değinen Gürer, kalite kontrol süreçlerinde ciddi eksiklikler olduğunu söyledi: "İhraç edilen ürünlerin bir kısmı yurtdışından geri gönderiliyor. Aynı seride üretilen ürünler ise iç piyasada satışa sunuluyor.Bakanlıkların denetimlerini artırması ve bu sorunları çözmesi gerekiyor." GÜRER’DEN TÜKETİCİLERE UYARI Tüketicilere yönelik de uyarılarda bulunan Gürer, "Kabuğu olan tüm ürünleri soymadan tüketmeyin. " dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.