SON DAKİKA
Hava Durumu

#Toplumsal Cinsiyet

Porsuk Haber Ajansı - Toplumsal Cinsiyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Cinsiyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ünlü Oyuncu Canan Ergüder, Anadolu Öğrencileriyle Bir Araya Geldi Haber

Ünlü Oyuncu Canan Ergüder, Anadolu Öğrencileriyle Bir Araya Geldi

Anadolu Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKAUM) tarafından düzenlenen “Sanattan Hayata Kadın Olmak” söyleşisinin konuğu ünlü oyuncu Canan Ergüder oldu. İletişim Bilimleri Fakültesi Şener Şen Salonunda gerçekleştirilen etkinliğe Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, AKAUM Müdürü Doç. Dr. Feyza Dalaylı, AKAUM Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Dilek Turan Eroğlu, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Rektör Adıgüzel: “Kadınlar Anadolu Üniversitesinde çok güçlü” Söyleşinin açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, kadınların toplumdaki rolüne ve akademideki yerine dikkat çekti. Anadolu Üniversitesinde kadın akademisyenlerin güçlü varlığına vurgu yapan Adıgüzel “Hayatın her alanında kadınlar var ve her alanda güçlü olmak durumundalar. Üniversitemiz akademik personelinin yüzde 50’sinden fazlasını kadın akademisyenlerimiz oluşturuyor. Kadınlar, yaptıkları araştırmalarla bilime yön veriyor. Biz de sosyal politikalara katkı sunacak araştırmaları destekliyor, Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) bütçesinden kadın ve aile çalışmalarına önemli pay ayırıyoruz.” dedi. Doç. Dr. Dalaylı: “Bu merkez hepimize ait” AKAUM Müdürü Doç. Dr. Feyza Dalaylı ise merkezin kapsayıcı yapısını anlatarak şunları söyledi: “Bu merkezi üniversitemiz bünyesinde hepimize ait bir alan olarak görmenizi isterim. Amacımız hem üniversite mensuplarını hem de Eskişehir halkını merkeze dahil etmek. Bu kapsamda kadın, aile ve çocuk başta olmak üzere toplumsal katkı sağlayacak konularda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı. Ergüder: “Her şeyin başı eğitim” “Sanattan Hayata Kadın Olmak” konu başlığı ile öğrencilerle buluşan Oyuncu Canan Ergüder, toplumsal cinsiyet rolleri ve eğitim üzerine değerlendirmelerde bulundu. Erkek çocuklarının yetiştirilme biçiminin toplumsal davranışları doğrudan etkilediğini vurgulayan Ergüder “Her şeyin başı eğitim. Erkek çocuklarını nasıl yetiştirdiğimiz, onların ileride kadınlara ve topluma nasıl davrandığını belirliyor. Kadınlara iyi davranmayan erkekleri de biz yetiştiriyoruz.” dedi. Ergüder: “Kadınlara sürekli ‘süper kadın’ olma rolü dayatılıyor” Kadınlara yüklenen “mükemmel olma” baskısına da dikkat çeken Ergüder “Kadınlara sürekli ‘süper kadın’ olma rolü dayatılıyor. Kadınlardan hem başarılı bir kariyer hem iyi bir anne olmak hem de sürekli bakımlı ve güler yüzlü görünmek bekleniyor. Bu çok ağır bir yük.” ifadelerini kullandı. Ergüder: “Hayır’ demek güç kazandırır” Kadınların sınır koyabilmesinin önemine de değinen Ergüder konuşmasının sonunda şunları söyledi: “Kadınlar hayır demeyi öğrendiğinde sesleri daha gür çıkıyor. Çünkü ‘hayır’ demek kadınlara güç kazandırıyor. Bunun yanında kendimize şefkat göstermeyi de öğrenmeliyiz. Ne yazık ki başkalarına gösterdiğimiz anlayışı kendimize göstermiyoruz.” Söyleşi, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından Canan Ergüder’e teşekkür belgesi ve hediye takdimiyle sona erdi. Kaynak: AnaHaber

''Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme'' Sempozyumu Düzenlendi Haber

''Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme'' Sempozyumu Düzenlendi

Tepebaşı Belediyesi ve Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği iş birliği ile “Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme” başlıklı sempozyum düzenlendi. Sempozyumda akademik sunumlar ve atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Tepebaşı Belediyesi ve Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) iş birliği ile Vecihi Hürkuş Havacılık ve Parkı'nda “Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme” başlıklı bir sempozyum düzenlendi. Gerçekleştirilen sempozyum ile yerel yönetimlerin toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarındaki rolünü güçlendirmeyi, farklı toplumsal kesimlerin deneyimlerini görünür kılmayı ve yerel düzeyde kurumsal iş birliğini artırmak amaçlandı. İki oturumdan oluşan sempozyumda akademik sunumların yanı sıra atölye çalışmaları da gerçekleştirildi. Sempozyuma Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu, Meclis Üyesi Nazan Erşahin ve çok sayıda ilgili katıldı. Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu, sempozyumun açılış konuşmasında emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür etti. Kadın hareketlerinin özgül konumu konuşuldu Sempozyumun ilk oturumunda; Derya Gezer moderatörlüğünde “Toplumsal Cinsiyet ve Kimlikler” konusu konuşuldu. Konuşmacı olarak katılan Alev Özkazanç “Çoklu Krizler Çağında Feminizm, Direniş ve Gelecek Sorunu” başlığında sunum gerçekleştirdi. Özkazanç sunumunda, kadın hareketlerinin özgül konumu, karşılaştığı zorluklar ve engeller ile duruma müdahale ederek bir gelecek vizyonu yaratmak için taşıdığı potansiyelleri aktardı. Toplumsal cinsiyet eşitliğinde erkeklerin rolü ele alındı Konuşmacılardan Atilla Barutçu ise “Eleştirel Erkeklik Çalışmaları ve Cinsiyet Eşitliği Mücadelesinde Erkekler” konusunu, cinsiyet eşitliği mücadelesinde erkek(lik)lerin rolü ve etkisi hem tarihsel olarak teorik/metodolojik tartışmalar hem de son dönem saha deneyimleri üzerinden özdüşümsel bir yaklaşımla ele aldı. Örgütlenme ve dayanışma pratikleri tartışıldı “Toplumsal Cinsiyet Çeşitliliğinde Yerelleşme: Örgütlenme ve Dayanışma Pratikleri” konusunda konuşan Buruç Parlak ise son yıllarda Türkiye’de toplumsal cinsiyet, aile politikaları ve cinsiyet kimliği/cinsel yönelim çeşitliliği etrafında yürütülen tartışmaların kamusal alanda giderek görünür hale geldiğini belirtti. Çocukluk dönemi konuşuldu Sempozyumun ikinci oturumu ise Hande Çevik moderatörlüğünde “Kesişimsel Farklılıklar ve Güçlenme” konusu ele alındı. Konuşmacılardan Ceren Suntekin, “Çocukluk ve Toplumsal Cinsiyet: Şiddetle Erken Mücadele İçin kapsayıcı Bir Hak Perspektifi” konusunda sunumunu gerçekleştirdi. Suntekin, antik çağdan bugüne olan çocukluk dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suntekin, aydınlanma çağında okuryazarlığın artmasının, çekirdek ailenin ve anne çocuk ilişkisinin önem kazandığını ancak çocukluğu cinsiyetlendirilmiş bir deneyim olmaktan bütünüyle kurtulamadığını belirtti. Suntekin, günümüzde çocukluğun hala toplumsal cinsiyet normlarıyla iç içe geçmiş bir biçimde yaşadığına değindi. Medya kamuoyu algısını şekillendiriyor Konuşmacılardan Dilek İçten ise “Toplumsal Cinsiyet, Göç ve Medya” konulu sunumunda medyanın kamuoyunun algısını şekillendirmede önemli bir rol oynadığını söyledi. Konuşmacılardan Gülçin Con Wright ise “Toplumsal Cinsiyet ve Yaşlılık Ekseninde Yoksulluk, Bakım ve Şiddet” konusuna değindi. Wright, yaşlı nüfusun büyük çoğunluğunun kadınlardan oluştuğunu belirterek kadınların yaşamları boyunca biriken dezavantajları sebebiyle yaşlılık dönemini yalnızlık, yoksulluk, hastalık ve engellilikle geçirmelerinin daha yüksek bir ihtimal olduğuna dikkat çekti. “Ataerki İle Kapitalizmin Etkileşiminde Sınıf ve Toplumsal Cinsiyet Konumları” sunumuyla katılımcıların karşısına çıkan Melda Yaman da kadınların özgürleşmesi yalnızca ilişkilerinin dönüşümünü değil; yeniden üretim rejimlerinin, aile yapısının ve toplumsal cinsiyet temelli iş bölümünün radikal biçimde yeniden örgütlenmesini gerektirdiğini kaydetti. Sunumların ardından ise Hatice Kapusuz tarafından “Feminist Ütopya” başlıklı bir atölye düzenlendi.

Kadınlar Evde Tamirin Ustası Oldu Haber

Kadınlar Evde Tamirin Ustası Oldu

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından, “kadın işi–erkek işi” algısını kırmak ve kadınların evlerinde ihtiyaç duydukları basit tamir işlerini kendi başlarına yapabilmelerini sağlamak amacıyla düzenlenen “Evde Tamir Kursu”, kursiyerlerin katılım belgelerini almasıyla tamamlandı. 11 Şubat – 4 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen eğitim programı, Büyükşehir Belediyesi Eşitlik Birimi tarafından toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemek amacıyla hayata geçirildi. Meslek Edindirme ve Kurs Merkezi’nde düzenlenen kurs, kadınların günlük yaşamda sıkça karşılaştıkları basit tamir işlerini öğrenmelerine imkân sundu. Dört hafta süren eğitimlerde katılımcılar; avize ve priz montajı, sigorta tamiri, musluk, lavabo, klozet ve rezervuar onarımı ile mobilya montajı ve tamiri gibi pek çok konuda uygulamalı eğitim aldı. Alanında uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilen derslerde kursiyerler hem teorik bilgi edindi hem de öğrendiklerini uygulayarak pratik becerilerini geliştirdi. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan kursiyerlere katılım belgeleri, Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Selim Öztop tarafından verildi. Öztop konuşmasında, kadınların hayatın her alanında güçlenmesini desteklediklerini belirterek, “Bu kursla amacımız, kadınların evde karşılaştıkları basit tamir işlerini kimseye ihtiyaç duymadan yapabilmelerini sağlamak ve ‘kadın işi–erkek işi’ gibi kalıplaşmış düşünceleri kırmaktır. Kadınların bu tür becerileri kazanması hem özgüvenlerini artırıyor hem de günlük yaşamlarını kolaylaştırıyor.” dedi. Kursiyerler ise eğitim sayesinde evlerinde karşılaştıkları birçok tamir işini artık yardım beklemeden ya da yüksek ücretler ödemeden kendilerinin yapabileceklerini ifade ederek, kursun hem çok faydalı hem de keyifli geçtiğini söyledi. Katılımcılar, böyle bir imkân sunduğu için Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Büyükşehir Belediyesi, kadınların sosyal ve ekonomik yaşamda daha güçlü bireyler olarak yer alabilmeleri için benzer eğitim ve kursların önümüzdeki dönemlerde de devam edeceğini belirtti.

8 Mart Eşitliğe Giden Yolda Bir İsyan ve İnşa Günüdür! Haber

8 Mart Eşitliğe Giden Yolda Bir İsyan ve İnşa Günüdür!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı. İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Kadınlar, Bugün, tarihsel bir direnişin simgesi olan 8 Mart’ı; kadınların yaşam hakkının sistematik olarak tehdit edildiği, şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakıldığı ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir dönemde karşılıyoruz. Şiddeti önlemekle yükümlü mekanizmaların işletilmemesi, kazanılmış haklarımıza yönelik aralıksız saldırılar ve bizlere hayatta kalmayı bir lütuf gibi sunan bu karanlık düzen bir tesadüf değildir. Ancak bilinmelidir ki; kadın düşmanı politikalara, derinleşen yoksulluğa ve bizi evlere hapsetmeye çalışan zihniyete karşı bizler; özgür ve eşit bir yaşamı örgütlemekten ve bu karanlığa dur demekten asla vazgeçmeyeceğiz! Bugün kadınlar sadece şiddetle değil; yoksullukla, güvencesizlikle ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ediyor. Ev içi bakım yükü hâlâ büyük ölçüde kadınların omzunda. Çocuk, yaşlı, engelli bakımı kamusal bir sorumluluk olması gerekirken kadınların “doğal görevi” gibi dayatılıyor. Kadınlar hem evde ücretsiz bakım emeği veriyor hem iş hayatında eşitsizlikle karşılaşıyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz! Kadının ekonomik bağımsızlığı olmadan özgürlükten söz edilemez. Bu nedenle eşit işe eşit ücret talebimizi bir kez daha haykırıyoruz. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri bırakıldığı, güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiği bu adaletsiz düzen değişmelidir. Emeğimiz görünmez değildir, hakkımız pazarlık konusu değildir! Bizim yolumuz bellidir. Bizim yolumuz, kadını toplumsal yaşamın her alanında eşit gören, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını pek çok Avrupa ülkesinden önce teslim eden Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur. Atatürk’ün "Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir" sözü, bizim siyasi pusulamızdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde; kadını sadece aile içinde değil, hayatın her karesinde güçlendiren, toplumsal cinsiyet eşitliğini kağıt üzerinde değil sokakta, iş yerinde ve Meclis’te var eden bir Türkiye mücadelesi veriyoruz. Yerel yönetimlerimiz bunun en somut örneklerini ortaya koymaktadır. Belediyelerimizin açtığı kreşler, kadınların istihdama katılımının önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmaktadır. Kreş, kadınların çalışma hakkının teminatıdır. Çocuk bakımını yalnızca annenin sorumluluğu olarak gören anlayışı reddediyoruz. Kamusal, erişilebilir ve nitelikli bakım hizmetleri yaygınlaşmalıdır. Genel Başkanımızın vurguladığı gibi; eşitlik bir imtiyaz değil, en temel haktır! Ve biz haklarımızdan vazgeçmiyoruz! İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz! 6284 sayılı kanun etkin ve eksiksiz uygulanacak, biz vazgeçmiyoruz! Eşit işe eşit ücret mücadelemizden vazgeçmiyoruz! Kadınların sırtına yüklenen ev içi bakım sorumluluğunun kamusal politikalarla paylaşılmasını istemekten vazgeçmiyoruz! Yoksulluğun en ağır yükünü taşıyan kadınların sesi olmaktan asla vazgeçmiyoruz! Kadınların özgür olmadığı bir toplumda, demokrasi sadece bir kelimeden ibarettir. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; korkmadan, yılmadan, omuz omuza mücadele ederek bu ülkeye eşitliği de adaleti de getireceğiz. Bugüne, kadın mücadelesinin tarihine isimlerini yazdıran, New York’ta hakları için, eşit işe eşdeğer ücret almak için grev yapan, işverenin bu kadınların üzerine kapıyı kilitlemesinin ardından yanarak can veren 129 kardeşimizi anıyoruz. Bu kadınların direnişleri, bugün şiddete, eşitsizliğe ve karanlığa karşı yükselen her kadın sesinde yaşamaktadır. Bizler de onların bıraktığı yerden, korkmadan ve boyun eğmeden mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. 8 Mart, sadece bir anma günü değil, eşitliğe giden yolda bir isyan ve inşa günüdür. Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz! Son sözümüz net ve bakidir. Çare eşitliktedir. Çare Cumhuriyet değerlerimizde, kurtuluş mücadelemizdedir!"

Kadınlar Yedek İşgücü Değil, Kalıcı İstihdam Şart! Haber

Kadınlar Yedek İşgücü Değil, Kalıcı İstihdam Şart!

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca; kadın işsizliği, kadının çalışma hayatına ve işgücüne katılımı, kalıcı ve güvenceli kadın istihdamı konusundaki sorunların TBMM çatısı altında araştırılarak somut çözüm politikaları geliştirilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması için araştırma önergesini TBMM’ye sundu. ÇOKLU KRİZLER VE YIKIM KOŞULLARINDA KADIN İŞSİZLİĞİ VE YOKSULLUĞU DERİNLEŞİYOR Türkiye’de; kadın işsizliğinin arttığından, çalışma yaşamında güvence, ücret adaleti, "eşit işe eşit ücret" ilkesinden her geçen gün uzaklaşılmakta olduğuna dikkat çeken Gülizar Biçer Karaca, kadın yoksulluğu ve işsizliğinin Türkiye’nin temel sorun alanlarının başında geldiğine dikkat çekti. “Dünyada; ekonomik, siyasal, toplumsal kırılma ve çatışmalar, savaş, iklim krizi eşzamanlı olarak devam etmektedir. Ekolojik kriz artık yıkım olarak tanımlanmakta, doğal varlıkların sömürüsü üzerinden toplumlar adaletsizliği ve eşitsizliği her alanda deneyimlemek zorunda kalmaktadır. Yaşanan süreç, çoklu kriz olarak tanımlanırken yoksulluk derinleşmekte ve sürekli hale gelmekte, antidemokratik uygulamalar ve toplumsal cinsiyet uçurumu ülkemizde her geçen gün derinleşmektedir. Kız çocukları ve kadınlar çoklu kriz zemininde en kırılgan gruplar olarak hak ihlalleriyle karşılaşmaktadır. Kadın işsizliği ve kadın yoksulluğu derinleşmekte; kalıcı kadın istihdamı ve eşit işe eşit ücret ilkesinden uzaklaşılan çalışma hayatı kadınları da çoklu engellerle baş başa bırakmaktadır.” DÜŞÜNDÜRÜCÜ TABLO: KADINLARA DÜŞÜK ÜCRET VE ANNELİK ÜCRET AÇIĞI Cinsiyet eşitliğini İzleme Derneği CEİD çalışmalarıyla temellendirilen araştırma önergesi iş hayatına katılabilen kadınların düşük ücretlere mecbur bırakıldığını ortaya koyuyor: Çalışma yaşamındaki güvencesizlik ve ücret adaletsizliği, "eşit işe eşit ücret" ilkesinden her geçen gün uzaklaşılmaktadır. CEİD’in kamuoyuyla paylaştığı; Türkiye’de Çoklu Kriz Ortamında Kapsayıcı, Eşitlikçi ve Sürdürülebilir Bir Ekonomi İçin “Yenilenen/Yinelenen” Talepler” çalışması somut rakamlarla kadınların her alanda, her yaş döneminde, her toplumsal koşulda yaşadığı eşitsizlik gerçeğini somut rakamlarla ortaya koymaktadır: Tekniker ve teknisyen grubunda kadınlar erkeklerden %21,4 daha düşük ücret alırken, çocuk sahibi olmanın yarattığı "annelik ücret açığı" 2024 yılı için %7,1 düzeyinde seyretmiştir. TARIM İŞÇİSİ KADIN İSE 1193 TL, ERKEK İSE 1406 TL Eşit İşe Eşit Ücret ne yazık ki gündelik hayatta karşılık bulamamakta; kadınlar ve erkekler arasında ücret farkı gerçeği de farklı sektörlerde sürmektedir. Kapsayıcı, eşitlikçi ve sürdürülebilir olmayan politikaların yetersizliği TÜİK rakamlarında da kendini göstermektedir. TÜİK tarafından, 5 Mart’ta açıklanan Tarımsal İşletme İşgücü Ücret Yapısı büteninde yer aldığı üzere; mevsimlik erkek işçi ücretleri 1.416 TL olurken, kadın işçilerin günlük ücretleri ise %34,1 artış göstererek 1193 TL’de kalmıştır. Sürekli tarım işçilerine ödenen aylık ücret, erkek işçiler için %43,4 oranında artarak 39 bin 843 TL olurken, kadın işçiler için artış %22,1 olarak gerçekleşmiş, 23 bin 598 TL rakamında kalmıştır. NE EĞİTİMDE NE İSTİHDAMDA OLAN GENÇ KADINLARIN ORANI, ERKEKLERİN İKİ KATI Ne eğitimde ne istihdamda olan kadınlar, ekonomik özgürlükten yoksun kalmakta, bakım emeği kadınlara özgülenmekte, sadece kentlerde, özel ve kamusal alanda, sanayi işkolu ve hizmet sektöründe değil tarımsal üretim alanında da ücretsiz iş gücü olarak görülen kadınların emeği ucuzlaştırılmakta ve değersizleştirilmekte, ücretlerdeki adaletsizlik de kuşaklararası bir hale dönüşmektedir. Güvencesizlik, kayıtdışılık, ötekileştirme ve dışlayıcı politikaların yerini kapsayıcı, kesişimsel, toplumsal cinsiyete duyarlı kalıcı politikalar almak zorundadır. Kadın araştırmacıların çalışmalarıyla tespit edildiği üzere; tarım dışı sektörlerde kadınların kayıt dışı çalışma oranı %19,4’e yükselmiş ve ne eğitimde ne istihdamda olan genç kadın oranı %30,1 ile erkeklerin neredeyse iki katı olarak gerçekleşmiştir. KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILIMI, ERKEKLERİN YARISINA ANCAK ULAŞABİLİYOR Kadın Emeği Çalışan Feminist Araştırmacılar Ağı Şubat 2026 raporuna göre; 2024 yılı itibarıyla kadınların işgücüne katılım oranı %36,8 düzeyinde kalarak erkeklerin (%72) ancak yarısına ulaşabilmiş; Türkiye ile OECD ortalaması arasındaki fark 16 puana çıkmış, son 5 yılda kadın-erkek işgücüne katılım oranı farkı yalnızca 2 puan kapanabilmiştir. Aile yılı ilan edilip kadınlar ücretsiz bakım emekçisi pozisyonuna indirgenirken, demografik yaklaşımlarla kadın bedeni üzerinden çocuk doğurma endeksli politikalar kadın istihdamı ve işsizliği sorununu katmerlendirmiştir. KEFA özellikle 2024 yılı için hane halkında 3 yaş altı çocuğu olan kadınların istihdam oranının %26,9 oranı ile çocuğu olmayanların (%58,6) yarısından bile az olduğunu açıklamıştır. Kamusal çözümler yetersiz, kamusal bakım hizmetleri ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır. KADINLARA “YEDEK İŞGÜCÜ” MUAMALESİ DEĞİL KALICI İSTİHDAM POLİTİKASI İşsizlik verileri de ülkemizde ne yazık ki kadınlar aleyhine işlemektedir. Kadınların dar tanımlı işsizlik oranı 2024'te %11,8 ile erkeklerin 1,7 katına yükselirken, toplam işsizler içindeki kadın payı 2021’deki %40 seviyesinden 2024’te %46’ya fırlamıştır. Öte yandan çalışmak isteyip de iş bulamayanları ya da eksik istihdam edilenleri kapsayan geniş tanımlı (atıl) işgücü oranı kadınlarda 2024’te %35,3’e, Kasım 2025 itibarıyla ise %39’a ulaşmıştır. İşsizlerin yarısından fazlasını kadınlar oluşturmakta, işgücü piyasası kadınları sistemin ihtiyacı olduğu anda göreve çağırıp, piyasaya dahil edip ihtiyaç duymadığında geri gönderdiği bir görünüm arz etmekte, kadınlar yedek işgücü konumuyla kalıcı istihdamdan, kalıcı ve güvenceli işten yoksun kalmaktadır. ÇALIŞMA HAYATINDA CİNSİYETE DAYALI AYRIMCILIK VE İSTİHDAM YAPISINA SON Kadınların işe girmeleri, işe girebildiklerinde iş hayatlarını sürdürebilmeleri, eşit ve eşdeğer işe eşit ücret alabilmeleri, çalışma hayatında ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaları ülkemizin temel sorunsallarının başında gelmektedir. Eşitsizlik fırsatlarda, şartlarda ve sonuçlarda karşımıza çıkmaktadır. “Cam tavanlara” çarpan kadın çalışanların yükseldikleri anlarda “cam uçurum”lardan aşağıya çekilmeleri, iş hayatında kriz, afet gibi durumlarda gözden çıkarılmaları eşitsizliğin bir başka boyutudur. İş duyurularından işe alıma, ücretlendirmeden terfi mekanizmalarına, iş akdinin sonlandırılmasından iş süreçlerindeki işleyişe cinsiyete dayalı ayrımcılık ülkemiz istihdam yapısı değişmek zorundadır. ADRES TBMM, KADINLAR İÇİN KADINLARLA BİRLİKTE KATILIMCI ÇÖZÜM Türkiye’deki 33 milyonu aşkın çalışma çağındaki kadının yüzde 64’ünün işgücüne dahil olamadığının DİSK/Genel-İş Sendikası "Kadın Emeği Raporu" ile açıkladığını hatırlatan Gülizar Biçer Karaca; çok boyutlu sorunların sendikalar, kadın örgütleri, meslek örgütleri katılımıyla TBMM çatısı altında ortak akılla araştırması gerektiğini belirtti: “Toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek eşit işe ve eşdeğerde işe eşit ücret ilkesi yasal ve kurumsal mekanizmalarla güvenceye kavuşturulmalı, kadın istihdamı ve işsizliği sorunu TBMM çatısı altında araştırılarak somut çözüm önerileri sunulmalıdır.” İLLE DE UMUT İLLE DE BARIŞ İLLE DE MÜCADELE CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, kadın emeğinin değersizleştirilmediği, görünmez kılınmadığı, yok sayılmadığı, barışın ve umudun yeniden örgütlendiği bir 8 Mart mesajı ile tüm kadınlara dayanışma ve mücadele çağrısı yaptı.

8 Mart Kadınların Eşitlik, Özgürlük ve Adalet Mücadelesinin Simgesi Haber

8 Mart Kadınların Eşitlik, Özgürlük ve Adalet Mücadelesinin Simgesi

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajında 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığına dikkat çeken Başkan Kurt, 8 Mart’ın kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin simgesi olduğunun altını çizdi. 8 Mart’ın aynı zamanda kadın emeğinin görünür olması, kadınların alın terinin hak ettiği değeri görmesi ve yaşamın her alanında eşit haklara sahip olması için verilen uzun ve kararlı mücadelenin tarihi olduğunun altını çizen Başkan Kurt, mesajına şu sözlerle devam etti: “Evde, tarlada, fabrikada, atölyede, ofiste ve hayatın her alanında üreten kadınların emeği, toplumun gerçek gücünü oluşturur. Ne yazık ki bugün hâlâ kadınların yaşam hakkının dahi güvence altında olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Kadınlar bir yandan emekleriyle yaşamı var ederken, diğer yandan şiddet ve eşitsizlikle mücadele etmek zorunda bırakılıyor. Her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle sarsılıyor, her gün bir kadının hayatının yarım bırakıldığına tanıklık ediyoruz. Bu acı gerçek, 8 Mart’ın neden hâlâ bir mücadele günü olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor. Henüz birkaç gün önce İstanbul Zeytinburnu sahilinde hayatını kaybetmiş halde bulunan ve “Başıma bir şey gelirse intihar etti demeyin” diyerek kamuoyuna seslenen Fatmanur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler’in ölümü, toplum vicdanında derin bir yara açmıştır. Yine dün Eskişehir’de evinde evli olduğu erkek tarafından boğularak öldürülen Sevim Özdemir’in acı haberi, kadınların ne kadar büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu ölümler sıradan birer adli vaka değildir; kadınların yaşam hakkını hedef alan sistematik şiddetin sonucudur. Kadına yönelik şiddetle mücadele, yalnızca bireysel bir mesele değil; kamusal sorumluluk gerektiren siyasal bir konudur. Kadınları koruyan yasaların etkin uygulanması, cezasızlık kültürünün ortadan kaldırılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşamın her alanında güçlendirilmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Aynı zamanda kadın emeğinin güvenceli hale getirilmesi, kadınların ekonomik hayatta eşit koşullarda yer alabilmesi ve emeklerinin karşılığını alabilmesi de bu mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. Kadınların yaşam hakkını ve emeğini savunmak, demokrasiye ve insan haklarına sahip çıkmaktır. Odunpazarı Belediyesi olarak bizler, kadınların sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamda güçlenmesi için çalışmalar yürütmeye; kadın emeğini destekleyen projeleri hayata geçirmeye ve kadınların yanında olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kadın emeğinin değersizleştirildiği, kadınların özgür olmadığı bir toplumda gerçek bir demokrasi de mümkün değildir. Bu duygu ve düşüncelerle, yaşamı emeğiyle var eden tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü selamlıyor; şiddet sonucu aramızdan koparılan tüm kadınları saygı ve rahmetle anıyorum. Kadınların korkmadan yaşayabildiği, emeğinin değer gördüğü, eşit ve adil bir ülke umuduyla mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.