SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tmmob

Porsuk Haber Ajansı - Tmmob haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tmmob haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesinden Hayati Uyarı! Haber

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesinden Hayati Uyarı!

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Eskişehir Şubesi, son dönemde kamuoyunda yer alan deprem riski ve zemin değerlendirmelerine ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Yönetim Kurulu Başkanı Oytun Gökten tarafından yapılan açıklamada; il veya ilçe ölçeğinde yapılan "zemini sağlam" ya da "zemini elverişsiz" şeklindeki genel söylemlerin bilimsel bir karşılığının bulunmadığı vurgulandı. "Aynı Cadde Üzerindeki İki Parselin Zemin Davranışı Bile Farklıdır" Açıklamada, deprem riskinin; zemin, yapı ve deprem tehlikesinin bir arada değerlendirilmesini gerektiren çok disiplinli bir mühendislik konusu olduğu belirtildi. Yürürlükteki deprem yönetmeliklerinin her yapı için parsel bazında zemin ve temel etüdünü zorunlu kıldığı hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi: "Aynı mahallede, aynı cadde üzerinde hatta yan yana bulunan iki parsel dahi farklı jeolojik özelliklere, yeraltı suyu koşullarına ve deprem davranışına sahip olabilmektedir. Zemin davranışının bu kadar kısa mesafelerde değişebildiği bilimsel olarak ortaya konulmuşken, il veya ilçe ölçeğinde yapılacak genellemelerin mühendislik açısından sağlıklı bir dayanağı bulunmamaktadır." Eskişehir İçin Yerel Zemin ve Alüvyon Uyarısı Türkiye'nin son 100 yılda 7 ve üzeri büyüklükte 14 büyük deprem yaşadığına dikkat çekilen açıklamada; İzmit, Düzce, Van, Elazığ ve Kahramanmaraş depremlerindeki can ve mal kayıplarının büyük bölümünün genç alüvyon çökeller üzerine kurulu vadi tabanlarında meydana geldiği ifade edildi. Eskişehir'in de alüvyon zemin yapısı, yeraltı suyu seviyesi ve geniş vadi yapısı nedeniyle yerel zemin davranışlarının titizlikle incelenmesi gereken kentlerden biri olduğu hatırlatıldı. Bu durumun bir korku unsuru değil, doğru şehir planlaması için bilimsel bir zorunluluk olduğunun altı çizildi. Güvenli Yapı İçin Dört Temel Unsur İMO Eskişehir Şubesi, yapı güvenliğinin yalnızca zemin türü ya da yalnızca bina kalitesi üzerinden tek taraflı değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Dayanıklı ve güvenli bir yapının ancak şu dört unsurun birleşimiyle mümkün olacağı belirtildi: Doğru Parsel Bazlı Zemin Etüdü Doğru Mühendislik Tasarımı Doğru Malzeme Kullanımı Doğru Saha Uygulaması ve Denetim "Yanlış Güven Duygusu veya Gereksiz Endişe Yaratılmamalı" TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Oytun Gökten, uzmanlık alanı dışındaki kişilerin yapacağı genel açıklamaların toplumda yanlış bir güven duygusu ya da gereksiz bir panik havası oluşturabileceği uyarısında bulundu. Deprem gibi hayati konularda jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendisliği disiplinleri ile akademisyenlerin ve meslek odalarının ortak aklıyla hareket edilmesinin şart olduğu ifade edildi.

TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu’nda Bayrak Değişimi Haber

TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu’nda Bayrak Değişimi

TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreterliği görevine, gerçekleştirilen seçimle İnşaat Mühendisi Betül Hacımusalar getirildi. Oy birliğiyle seçilen Hacımusalar, kent ve toplum yararına yürütülen mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurguladı. ​Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu’nda (İKK) yeni dönem başladı. TMMOB’ye bağlı meslek odalarının şube yönetim kurulu temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen devir teslim toplantısında, görev değişikliği heyecanı yaşandı. ​Salih Eğerci’ye Hizmetleri İçin Teşekkür ​Kurulda önceki dönem İKK Sekreterliği görevini başarıyla yürüten Salih Eğerci, görevini Betül Hacımusalar’a devretti. Toplantıda, Eğerci’ye görev süresi boyunca meslek odaları arasındaki dayanışmayı güçlendirmesi, kamusal çıkarları savunması ve kent politikalarına yönelik sunduğu değerli katkılardan dolayı teşekkür plaketi sunuldu. ​Betül Hacımusalar: “Ortak Akıl ve Dayanışmayla Çalışacağız” ​Kurul üyelerinin oy birliğiyle yeni TMMOB Eskişehir İKK Sekreteri seçilen Betül Hacımusalar, göreve gelişinin ardından yaptığı değerlendirmede TMMOB’nin toplumcu mühendislik ve mimarlık ilkelerine vurgu yaptı. Hacımusalar şunları kaydetti: ​"TMMOB’nin köklü geleneği doğrultusunda; kentlerimizin, doğamızın ve kamusal değerlerimizin korunması için var gücümüzle çalışacağız. Emek ve demokrasi mücadelesini, meslektaşlarımızla kuracağımız ortak akıl ve dayanışma kültürüyle bir adım öteye taşıyacağız." ​TMMOB Eskişehir İKK: Kentin Ortak Sesi ​TMMOB’ye bağlı meslek odalarının şube temsilcilerinden oluşan İl Koordinasyon Kurulu, şehrin geleceği için kritik bir rol üstleniyor. Kurulun yeni dönemde de odaklanacağı temel çalışma alanları şöyle belirlendi: Meslek alanlarını ilgilendiren ortak sorunlarda odalar arası koordinasyonu sağlamak. Kent, çevre ve yaşam alanlarına dair sorunlarda bilimsel birikimi toplum yararına kullanmak. Kent rantına, doğa talanına ve plansız kentleşmeye karşı durarak, kamu yararını esas alan projeler geliştirmek. Emekten, demokrasiden, laiklikten ve bilimden yana bir duruş sergileyerek, diğer demokratik kitle örgütleriyle ortak mücadeleyi büyütmek. ​TMMOB Eskişehir İKK, yeni dönemde de kentteki rant politikalarına ve kamusal değerlerin piyasalaştırılmasına karşı bilimsel bilgi ışığında toplumsal sorumluluk temelinde mücadele etmeye devam edeceğini yineledi.

TMMOB Eskişehir’den Temmuz Zammı Tepkisi: "İnsanca Yaşamak İstiyoruz!" Haber

TMMOB Eskişehir’den Temmuz Zammı Tepkisi: "İnsanca Yaşamak İstiyoruz!"

TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu, Temmuz ayında kamu emekçileri ve emeklileri için açıklanan yüzde 13,51’lik zam oranını kabul etmediklerini belirterek, gerçek hayat pahalılığının esas alındığı adil bir ücret düzenlemesi talep etti. ​"Gerçek Enflasyon ve Hayat Pahalılığı Görmezden Geliniyor" Son yıllarda uygulanan ekonomi politikaları sonucu ücretlerin yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ve yurttaşların alım gücünün düştüğünü ifade eden Kurul, açıklanan resmi enflasyon rakamları ile market ve çarşıdaki gerçek hayat pahalılığı arasındaki makasın giderek açıldığını vurguladı. Özellikle kamuda görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancılarının yıllardır sistematik olarak ekonomik ve sosyal hak kayıplarına uğratıldığına dikkat çeken TMMOB, bu meslek grubunun sahip olduğu eğitim, uzmanlık ve üstlendiği hukuki sorumluluklarla kıyaslanamayacak kadar düşük ücretlerle çalıştırıldığını belirtti. Kamuda Teknik Personel "Göç" Ediyor Kamuda görev yapan teknik personelin ekonomik nedenlerle mesleğini bırakmak, başka sektörlere yönelmek veya yurt dışına gitmek zorunda kaldığını ifade eden Kurul, yetişmiş insan gücü kaybının ülkenin geleceği açısından ciddi bir sorun olduğunu hatırlattı. Nitelikli kamusal hizmetin, ancak nitelikli teknik personelin insanca yaşayabileceği koşullarda mümkün olabileceğini belirten TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu, Temmuz ayında yapılacak maaş artışlarının gerçek yaşam maliyetlerine göre belirlenmesi ve tüm kamu çalışanlarına en az yüzde 35 oranında ek zam yapılarak yıllardır süregelen gelir kayıplarının telafi edilmesi çağrısında bulundu. Ayrıca teknik sorumlulukların karşılığı olan ücret ve tazminatların güncellenmesi, ek ödemelerin tamamının emekliliğe yansıtılması ve TMMOB'nin uzun yıllardır dile getirdiği Mühendislik Meslek Kanunu’nun bir an önce çıkarılması gerektiği belirtildi. ​"İnsanca Yaşam Bir Ayrıcalık Değil, Temel Haktır" Vergide adaletin sağlanması, gelir vergisi dilimlerinin çalışanları yoksullaştıran bir araç olmaktan çıkarılması ve temel kamusal hizmetlerin piyasa koşullarına terk edilmemesi gerektiğini vurgulayan Kurul, mühendis, mimar ve şehir plancılarının emeğinin değersizleştirilmesinin güvenli yapılar, sürdürülebilir altyapı ve nitelikli kamu hizmetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu, insanca yaşayacak ücret ve adil bir gelir dağılımı için mücadeleyi büyütmeye ve tüm emekçilerle dayanışma içinde bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceklerini yineledi.

ESOGÜ Ziraat Fakültesi’nde Genç Ziraat Mühendisleri Rozetlerini Aldı Haber

ESOGÜ Ziraat Fakültesi’nde Genç Ziraat Mühendisleri Rozetlerini Aldı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden dereceyle mezun olan genç ziraat mühendisleri, düzenlenen törenle meslek rozetlerini taktı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Eskişehir Şubesi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik, duygusal anlara sahne oldu. ​Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ali Koç Konferans Salonu, önemli bir mezuniyet heyecanına ev sahipliği yaptı. 2025-2026 eğitim-öğretim dönemini başarıyla tamamlayan genç mühendis adayları, mesleki yaşamlarına ilk adımı "Meslek Rozeti Takdim Töreni" ile attı. ​"Dayanışma İçinde Başarıya Odaklanın" ​Programın açılış konuşmasını ZMO Genç Eskişehir Temsilcisi Betül Bilgin yaparken, kürsüye gelen ESOGÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Onur Koyuncu genç meslektaşlarına seslendi. Dekan Koyuncu, "Mesleğe adım atan genç Ziraat Mühendislerimiz; dayanışma, sevgi ve anlayış içinde, aklın ve bilimin ışığında bir kariyer sürdürmenizi temenni ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyor, tüm öğretim üyelerimiz adına yolunuzun açık olmasını diliyorum" dedi. ​ZMO Şube Başkanı Selma Güder: "Etik Değerlerden Vazgeçmeyin" ​Törende konuşan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Selma Güder, ziraat mühendisliğinin köklü tarihine vurgu yaptı. Güder, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: ​"Ziraat Mühendisleri Odası, 1954 yılında kurulan TMMOB bünyesindeki ilk 10 odadan biridir. 70. yılımıza özel hazırladığımız videoda da görüleceği üzere, meslek örgütümüz çok köklü bir tarihe sahiptir. Meslek hayatınız boyunca aklın ve bilimin ışığında, etik değerlerimizden ödün vermeden; tarımın geliştirilmesi ve kalkınması için özveriyle çalışmanız en büyük temennimizdir. Bu süreçte emeği geçen ailelerimize ve kıymetli hocalarımıza teşekkür ediyorum." ​Duygusal Anlar ve Rozet Töreni ​Konuşmaların ardından tören, dereceye giren genç ziraat mühendislerine rozetlerinin ve hediyelerinin takdim edilmesiyle devam etti. Mezunların ailelerinin de büyük ilgi gösterdiği törende duygusal anlar yaşandı. Genç mühendislerin sahneye davet edilerek rozetlerini aldığı anlar, hatıra fotoğraflarıyla ölümsüzleştirildi. ​Tören, mesleğe ilk adımlarını atan genç mühendislerin aileleri ve hocalarıyla birlikte çektirdiği toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Beylikova NTE ve Toryum Rezervi Masaya Yatırıldı Haber

Beylikova NTE ve Toryum Rezervi Masaya Yatırıldı

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi ve TMMOB Maden Mühendisleri Odası Eskişehir İl Temsilciliği tarafından düzenlenen panelde, Beylikova’da ki Nadir Toprak Elementleri ve bölgede bulunan dünyanın en büyük ikinci toryum sahasının potansiyeli ile Türkiye’nin yüksek teknolojisine yapacağı katkılar masaya yatırıldı. Türkiye’nin teknolojik ve enerji bağımsızlığı için kritik öneme sahip olan Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve Toryum potansiyeli düzenlenen panelde ele alındı. Sektör temsilcileri, akademisyenler, mühendisler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşen panelde; Beylikova sahasının sadece bir maden sahası değil, Türkiye’nin "milli teknoloji hamlesi" olduğu ifade edildi. Özdilek Kültür Merkezi’nde yapılan panelin açılış konuşmasını yapan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Merve Edizkan Cihan şu ifadeleri kullandı; "Bugün burada yalnızca bir maden sahasını konuşmak için değil; Türkiye’nin teknoloji, enerji, sanayi ve stratejik bağımsızlığı açısından son derece önemli bir konuyu değerlendirmek üzere bir araya geldik. Nadir toprak elementleri artık yalnızca madencilik sektörünün değil; savunma sanayiinden yenilenebilir enerjiye, elektrikli araç teknolojilerinden yüksek teknoloji üretimine kadar birçok alanın temel ham maddesi hâline gelmiştir. Dünyada yeni ekonomik ve teknolojik dengeler kurulurken bu kaynaklara sahip ülkelerin önemi her geçen gün daha çok artmaktadır. Eskişehir Beylikova sahası da bu anlamda ülkemizin en dikkat çekici stratejik kaynak alanlarından biridir. İçerdiği nadir toprak elementleri ve toryum potansiyeliyle yalnızca ekonomik değil; bilimsel, teknolojik ve jeopolitik açıdan da büyük bir değere sahiptir. Ancak hepimizin çok iyi bildiği gibi doğal kaynakların gerçek değeri; onları bilimsel yöntemlerle, doğru planlamayla, çevresel duyarlılıkla ve mühendislik aklıyla değerlendirebildiğimiz ölçüde ortaya çıkar. Bugün artık sadece madeni çıkarmanın yeterli olmadığı bir dönemdeyiz. Özellikle ülkemizin ekonomik koşullarını düşündüğümüzde sahip olduğumuz stratejik kaynakları ham madde olarak ihraç eden değil; işleyen, teknolojiye dönüştüren ve yüksek katma değerli son ürün hâline getirebilen bir anlayışa ihtiyacımız var. Çünkü gerçek kazanç, yalnızca yer altındaki cevheri çıkartmakla değil; o cevheri bilgiyle, teknolojiyle ve sanayiyle buluşturarak ülke ekonomisine yüksek katma değer olarak geri kazandırabilmekten oluşur. Nadir toprak elementleri gibi stratejik minerallerin geleceği; cevher zenginleştirmeden ileri teknoloji üretimine, araştırma geliştirmeden sanayi entegrasyonuna kadar bütüncül bir bakış açısını zorunlu kılmaktadır. Eğer bizler bu kaynakları yalnızca ham madde olarak ihraç edersek asıl ekonomik değeri başka ülkeler yaratmış olacaktır. Oysa hedefimiz, bu kaynaklardan elde edilen teknolojiyi, üretimi ve nihai ürünü de ülkemizde geliştirebilmektir. Tam da bu nedenle bugün burada jeoloji ve maden mühendisliğinin birlikte ürettiği bilimsel bakış açısını konuşacağız. Çünkü madencilik yalnızca yer altındaki cevheri çıkarmak değil; kaynak yönetimi, teknoloji geliştirme, çevre koruma, sürdürülebilirlik ve kamu yararını birlikte değerlendirme sorumluluğudur. Jeoloji mühendisleri olarak bizler; ülkemizin doğal kaynaklarının bilim ve teknik rehberliğinde değerlendirilmesini, plansız ve kısa vadeli değil, gelecek nesilleri gözeten sürdürülebilir bir anlayışla yönetilmesini savunuyoruz. Beylikova sahası gibi stratejik alanların da ancak nitelikli mühendislik hizmetleri, bilimsel araştırmalar ve güçlü teknolojik altyapıyla ülkemize gerçek anlamda katkı sağlayabileceğine inanıyoruz." dedi. TMMOB Maden Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Temsilcisi Gamze Yaş yaptığı açılış konuşmasında; "Nadir Toprak Elementleri korozyona karşı dirençli ileri teknoloji malzeme üretiminde çok farklı sektörlerde kullanımları nedeniyle stratejik elementler olarak değerlendirilmektedir. Türkiye açısından baktığımızda ise bu konu daha çok büyük bir anlam taşımaktadır. Ülkemiz ve özellikle Eskişehir'in sahip olduğu jeolojik potansiyel ile önemli bir avantaja sahiptir. Ancak burada asıl mesele yalnızca rezerv bulmak değil, asıl mesele bu kaynakları bilimsel yöntemlerle araştırmak, çevresel sürdürülebilirliği gözeterek işlemek ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilmektir. ​Bu nedenle bugün burada yalnızca bir maden grubunu değil, aslında geleceğin teknolojisini, enerji dönüşümünü, ülkelerin stratejik bağımsızlığını konuşmak için bir aradayız. Ayrıca bu mineralleri bilimsel irdeleyerek jeolojik oluşumu, yapısı, yataklanması gibi jeolojik konularla beraber madencilik açısından rezervi, üretim yöntemi, zenginleştirme prosesi gibi konuları kıymetli hocalarımız ile ele alacağız." dedi. Panelde konuşan projenin eski yürütücüsü Jeoloji Yüksek Mühendisi İsrafil Kayabalı, Beylikova sahasındaki 30,4 milyon tonluk kompleks cevher rezervinin detaylarını paylaştı. Kayabalı, "Hedefimiz hammadde satmak değil, yüksek teknoloji üreten ülke olmaktır" dedi. ​Eskişehir’in maden zenginliği ve Beylikova bölgesindeki Nadir Toprak Elementleri (NTE) rezervleri, düzenlenen teknik bir sunumla masaya yatırıldı. MTA bünyesinde projenin başkanlığını yürütmüş olan Jeoloji Yüksek Mühendisi İsrafil Kayabalı, sahadaki rezerv miktarından ekonomik değerine, çevresel etkilerden stratejik önemine kadar kritik açıklamalarda bulundu. ​30,4 Milyon Tonluk Dev Rezerv Kayabalı’nın paylaştığı verilere göre, Beylikova sahasında yapılan çalışmalar sonucunda toplam 30,4 milyon ton (görünür+muhtemel) kompleks cevher rezervi tespit edildi. Bu rezervin mineral içeriği; Florit: 11.381.760 ton (%37,44 tenör), ​Barit: 9.436.160 ton (%31,04 tenör), NTE (Basnazit+Monazit): 1.015.360 ton (%3,34 tenör), Yantaş (Gang) Mineralleri: 8.566.720 ton olarak belirtildi. ​​Yüksek Teknoloji İçin "Nadir" Fırsat ​Sunumda, Nadir Toprak Elementlerinin cep telefonlarından elektrikli otomobillere, savunma sanayiinden uzay teknolojilerine kadar geniş bir alanda kullanıldığı vurgulandı. 1 ton orijinal cevherden elde edilen dağılımda; Seryum (16 kg), Lantan (12 kg), Neodmiyum (4 kg) ve Praseodmiyum gibi yüksek piyasa değerine sahip elementlerin bulunduğu ifade edildi. Özellikle Neodmiyum ve Praseodmiyumun kg fiyatının 100-110 dolar bandında olması, sahanın ekonomik potansiyelini gözler önüne seriyor. ​"Maden Çalışmaları Fay Hatlarını Tetiklemez" Son dönemde kamuoyunda oluşan endişelere yanıt veren Kayabalı, madencilik faaliyetlerinin depremle ilişkisi olmadığını belirterek şunları söyledi: "Uzmanlık alanım deprem mühendisliği olmasa da şunu net söyleyebilirim; maden çalışmaları fay hatlarını tetiklemez. Beylikova'daki maden, 25 milyon yıl önceki volkanizmaya bağlı oluşmuş, ölü bir fay üzerindedir. Aktif bir fay varsa o zaten kendi enerjisini boşaltır, maden işletmesiyle kırılmaz."dedi. ​Florit ve Barit İthalatına Çözüm Türkiye’nin yıllık 130 bin ton civarındaki florit ihtiyacının tamamını ithal ettiğine dikkat çeken Kayabalı, barit ihracatının ise ekonomiye 25-60 milyon dolar katkı sağladığını belirtti. Beylikova sahasının işletilmesiyle, florit ithalatı için harcanan milyonlarca doların yurt içinde kalması hedefleniyor. ​"Vahşi Madencilik Değil, Yüksek Teknoloji" ​İsrafil Kayabalı, yaptığı sunumda; "Madeni çıkarmak kolaydır; asıl olan onu işleyip uç ürün haline getirmektir. Hammadde satan değil, teknoloji üreten ülke olmalıyız. Florit ve barit konsantrelerinin radyoaktif kirliliği nedeniyle ticari ürün olarak değerlendirilmesi teknik bir hassasiyetle ele alınmalıdır. Basında yer alan "694 milyon ton" gibi rakamların resmi bir karşılığı yoktur; 30,4 milyon tonluk rezerv, bilimsel verilerle sabittir. Konu, günlük siyasete malzeme yapılmadan teknik gerekliliklere uygun olarak yönetilmelidir. ​Kayabalı, madenciliğin Türkiye ekonomisine katkısının şu an %2,5 seviyelerinde olduğunu ve Beylikova gibi stratejik sahaların bilimsel yöntemlerle ekonomiye kazandırılmasının bir zorunluluk olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muammer Kaya, Beylikova’daki Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve Toryum sahasının Türkiye'yi nükleer enerji liginde üst sıralara taşıyacağını belirtti. Kaya, "Dünyanın en büyük 2. toryum rezervine sahip ülkelerinden biri olarak bu treni kaçırmamalıyız" dedi. ​Panelde konuşan Prof. Dr. Muammer Kaya, Eskişehir Beylikova’daki cevherin sadece bir maden değil, Türkiye’nin "yeşil enerji" geleceği olduğunu vurguladı. Kaya, toryumun uranyuma göre daha güvenli, çevreci ve barışçıl bir nükleer yakıt olduğunu ifade etti. ​Dünyada Toryum Rezervi: Türkiye Stratejik Konumda Prof. Dr. Kaya’nın sunduğu verilere göre, Türkiye toryum kaynağı açısından dünyada 12. sırada yer alırken, rezerv miktarı bazında (IAEA ve World Nuclear Association verilerine göre) 374 bin ton ile dünyanın en önemli oyuncularından biri konumundadır. Beylikova sahası yaklaşık 380 bin ton görünür Toryum rezerviyle nükleer enerji için devasa bir potansiyel sunmaktadır. ​"Toryumlu Otomobiller ve Kombiler Gelecek" Toryumun sadece dev santrallerde değil, günlük yaşamda da devrim yaratabileceğini belirten Kaya, şu öngörülerde bulundu: "Gelecekte evlerimizde toryumlu kombiler veya toryumlu otomobiller görebiliriz. Toryum, uranyuma nazaran çok daha barışçıl bir enerji kaynağıdır. Bizim bu kaynağı zenginleştirip yakıt formuna dönüştürecek teknolojiyi (know-how) acilen geliştirmemiz gerekiyor." ​Siyanür Tartışmalarına Bilimsel Yanıt: "Aramada Değil, Üretimde Kullanılır" ​Kamuoyundaki yanlış algılara da değinen Prof. Dr. Kaya, siyanürün maden arama veya sondaj aşamasında kesinlikle kullanılmadığını hatırlattı: "Siyanür sadece üretim aşamasında, 'liç' dediğimiz işlemde kullanılır. Eğer bu işlem kapalı tanklarda veya doğru mühendislikle düz arazide 'yığın liçi' şeklinde yapılırsa çevreye zarar vermez. İliç'teki kaza, eğimli arazide yapılan yüksek yığından kaynaklanan bir mühendislik hatasıdır. Modern yöntemler ve doğru işletmecilikle madencilik, uçak yolculuğu kadar güvenlidir." ​Beylikova NTE Pilot ve Endüstriyel Tesis Tasarımı ​Beylikova'daki tesisleşme süreci ; 2020 yılında Eti Maden tarafından kurulmuş ve Nisan 2023'te sürekli üretim testlerine başlanmıştır. Kırma-öğütme, manyetik ayırma ve liç süreçleriyle %85 oranında NTE konsantresi elde etmek. Yılda 72.000 ton Barit ve 70.000 ton Florit üretimi planlanmaktadır. ​Enerji Bağımsızlığı İçin Milli Yakıt ​Türkiye'nin enerji ihtiyacının %74'ünü ithal ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Muammer Kaya, "Enerji üretim, üretim ise kalkınma demektir. Kendi 'kokar yakıtımız' olan toryumu ekonomiye kazandırmak, milli bir görevdir" diyerek sözlerini tamamladı. Panelin moderatörü Jeoloji Yüksek Mühendisi Hüseyin Sendir ise şu ifadeleri kullandı; "21. yüzyılın çok önemli konularından biri olan nadir toprak elementleri üzerine, Eskişehir özelinde özellikle yaklaşımda bulunacağız. Nadir toprak elementleri, savunma sanayisinden pil yapımına kadar birçok alanda teknolojik ürün olarak kullanılıyor. Artık özellikle toryumda yeşil enerji alanında çok büyük kullanım alanına sahip bir mineralimiz, elementimiz ve onun bileşimlerinden mineralimiz var ve kullanılıyor. Önemli olan madenlerimizi çıkarabilmek ama ortak yolu bulup hani doğayı da koruyup, halkla iç içe olup bir şekilde madenleri çıkarmak önemlidir. Çevreyi kirletmeden ama bu değerimiz bizim de, onları da işleyip uç ürün olarak elde edip satış noktasında rekabet etmemiz gerekiyor, bu kaçınılmaz bir şeydir. O yüzden değerlendirme yönünde çabalarımız sürüyor diye düşünüyorum." dedi.

Şube Başkanı Nergis Uygun: "Gücümüz Birliğimizden ve Dayanışmamızdan Geliyor" Haber

Şube Başkanı Nergis Uygun: "Gücümüz Birliğimizden ve Dayanışmamızdan Geliyor"

TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) Eskişehir Şubesi, geniş katılımlı bir "Üye Buluşması" etkinliğinde bir araya geldi. Mesleki dayanışmanın vurgulandığı etkinlikte konuşan Şube Başkanı Nergis Uygun, mühendisliğin toplumsal sorumluluk boyutuna dikkat çekerken, son günlerde eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarını da kınadı. ​"Okullarda Güvenlik Vakit Kaybetmeden Sağlanmalı" ​Konuşmasına geçtiğimiz hafta okullarda yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencileri anarak başlayan Nergis Uygun, eğitimde şiddetin geldiği boyuta dair endişelerini dile getirdi. Uygun, "En güvenli olduğunu düşündüğümüz yerlerde çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin güvenliğinin sağlanması konusunda gerekli tedbirlerin vakit kaybetmeden alınmasını talep ediyoruz," diyerek yetkililere çağrıda bulundu. ​Mühendislik ve Toplumsal Sorumluluk ​Makina Mühendisleri Odası’nın sadece teknik bir yapı değil, aynı zamanda emeğin ve bilimin temsilcisi olduğunu belirten Uygun, şu ifadeleri kullandı: ​"Bizler; enerjiden sanayiye, kentleşmeden çevreye kadar pek çok alanda çözüm üreten bir mesleğin temsilcileriyiz. Mühendisliğin toplumsal sorumluluk, etik değerler ve kamusal fayda ile birlikte anlam kazandığını bilen bir geleneğin parçasıyız." ​"Genç ve Kadın Mühendislerin Sesi Daha Gür Çıkacak" ​Odanın en büyük gücünün üyelerin aktif katılımı olduğunu vurgulayan Uygun, önümüzdeki döneme dair hedeflerini de paylaştı. Daha kapsayıcı bir yapı inşa etmek istediklerini belirten Başkan Uygun, sözlerini şöyle sürdürdü: ​"Genç mühendislerin daha aktif olduğu, kadın mühendislerin daha görünür olduğu ve tüm üyelerimizin kendini ifade edebildiği bir yapı oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutmayalım ki güçlü bir oda, güçlü bir örgütlenmeden geçer." ​Etkinlik, mesleki hakların korunması ve dayanışma ağlarının güçlendirilmesi mesajlarıyla sona erdi.

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda! Haber

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Eskişehir Şubesi, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında, su kaynaklarının üzerindeki baskının kritik seviyeye ulaştığını vurguladı. Bilimsel veriler ışığında yapılan uyarıda, Eskişehir’in yeraltı su rezervlerinin yanlış kullanım ve iklim krizi nedeniyle büyük risk altında olduğu belirtildi. ​TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında bir basın açıklaması yayımlayarak su yönetiminde bilimsel temelli bir yaklaşımın aciliyetine dikkat çekti. Açıklamada, suyun ticari bir meta değil, temel bir yaşam hakkı olduğunun altı çizilirken; "Vahşi sulama", "kaçak kuyular" ve "plansız kentleşme" konularında sert uyarılarda bulunuldu. ​"Eskişehir'in Yeraltı Suları Risk Altında" ​Jeoloji mühendisliğinin yeraltı sularının korunmasındaki stratejik rolüne değinilen açıklamada, Eskişehir havzasındaki duruma dikkat çekildi. Şehrin önemli bir yeraltı suyu havzası üzerinde yer aldığı ancak bilinçsiz tüketimin bu mirası tükettiği ifade edildi: ​"Şehrimiz, yeraltı suyu açısından zengin bir havzada bulunmasına rağmen; tarımsal sulamadaki yanlış yöntemler ve kontrolsüz çekimler nedeniyle su seviyelerinde ciddi düşüşler yaşanmaktadır. Yeraltı suları sanıldığı gibi sınırsız değildir." ​Bilimsel Planlama ve Denetim Çağrısı ​JMO Eskişehir Şubesi, su krizinin derinleşmemesi için 5 temel çözüm önerisini kamuoyuyla paylaştı: ​Hidrojeolojik Etüt Şart: Su yönetimi mutlaka bilimsel planlamaya dayanmalı. ​Kaçak Kuyulara Son: Denetimler sıkılaştırılmalı, kaçak kuyu açılması engellenmelidir. ​Modern Sulama: Tarımda 'vahşi sulama' terk edilerek modern tekniklere geçilmelidir. ​Ürün Deseni Planlaması: Şehrin tarımsal ürün seçimi, su rezervlerine göre yapılmalıdır. ​Bütüncül Politika: Kentleşme ve sanayi planlarında yeraltı su rezervleri ana kriter olmalıdır. ​"Su Bir Kamu Hakkıdır" ​Açıklamada iklim krizinin yağış rejimlerini değiştirdiği ve kuraklık riskini artırdığı hatırlatılırken, suyun yönetiminde kamu yararının gözetilmesi gerektiği vurgulandı. "Su, ticari bir meta değil; herkes için eşit ve adil erişilmesi gereken bir haktır" denilen metinde, özelleştirme ve rant odaklı yaklaşımlardan uzak durulması gerektiği belirtildi. ​"Geleceğimizi Korumak İçin Ortak Akıl" ​Son olarak, tüm paydaşları ortak akılla hareket etmeye davet eden JMO Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, "Suyun olmadığı bir dünyada yaşamak düşünülemez. Su kaynaklarını korumak, geleceğimizi korumaktır" ifadeleriyle açıklamasını sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.