SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tmmob

Porsuk Haber Ajansı - Tmmob haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tmmob haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Büyükşehir ve EMO Arasında Önemli İş Birliği Haber

Büyükşehir ve EMO Arasında Önemli İş Birliği

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi arasında, belediyeye ait iş yerlerinde elektrik güvenliğinin artırılması amacıyla iş birliği protokolü imzalandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile EMO Eskişehir Şube Başkanı Ahmet Şakar’ın imzaladığı protokolle elektrik kaynaklı kazaların, yangınların ve olası can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, kentte yaşam güvenliğini artırmaya yönelik çalışmalarını kurumlar arası iş birlikleriyle sürdürüyor. Bu kapsamda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Eskişehir Şubesi arasında, mülkiyeti Büyükşehir Belediyesine ait iş yerlerinde elektrik güvenliğinin sağlanmasına yönelik iş birliği protokolü imzalandı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Ahmet Şakar tarafından imzalanan protokol kapsamında, belediyeye ait iş yerlerindeki elektrik tesisatlarında oluşabilecek risklerin önceden belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amaçlanıyor. Çalışmalarla elektrik kaynaklı kazaların ve yangınların önlenmesinin yanı sıra can ve mal güvenliğinin korunmasına da katkı sağlanması hedefleniyor. “HEMŞEHRİLERİMİZİN GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZ” İş birliğinin önemine dikkat çeken Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, hemşehrilerinin güvenliğini önceleyen çalışmalara devam ettiklerini belirtti. Elektrik tesisatlarında oluşabilecek risklerin önceden tespit edilmesinin olası tehlikelerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Ünlüce, mühendislik bilgisi ve teknik uzmanlığın kamu hizmetleriyle buluşmasının güvenli yaşam alanlarının oluşturulmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Başkan Ünlüce, “TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi ile mülkiyeti belediyemize ait iş yerlerindeki elektrik güvenliğini artırmak amacıyla iş birliği protokolü imzaladık. Elektrik tesisatlarında oluşabilecek riskleri önceden belirleyerek elektrik kaynaklı kazaların, yangınların, can ve mal kayıplarının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Hemşehrilerimizin güvenliği için hayata geçirdiğimiz bu iş birliğine katkılarından dolayı Şube Başkanı Ahmet Şakar’a ve yönetimine teşekkür ediyorum.” dedi. Ahmet Şakar da, “Eskişehir Büyükşehir Belediyemiz ile imzaladığımız iş birliği protokolüyle, belediyeye ait iş yerlerinde elektrik güvenliğinin artırılmasına katkı sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Elektrik kaynaklı risklerin önceden tespit edilmesi ve olası kazaların önlenmesi adına bu iş birliğini çok değerli buluyoruz. Destekleri için Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’ye teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Protokol ile birlikte iş yerlerinin kullanım süreçlerinde gerçekleştirilecek elektriksel kontrollerle tesisatların güvenliği değerlendirilecek, teknik eksiklikler belirlenecek ve gerekli iyileştirmelerin yapılmasına yönelik farkındalık artırılacak. Bu çalışmalarla hem iş yeri sahipleri ve çalışanların hem de bu alanlardan hizmet alan vatandaşların can ve mal güvenliğinin korunmasına katkı sağlanacak.

Kentpark’ta Havuz Suyu Güvenliği İçin Uygulamalı Eğitim Haber

Kentpark’ta Havuz Suyu Güvenliği İçin Uygulamalı Eğitim

Eskişehir Büyükşehir Belediyesine bağlı Kentpark Kapalı Yüzme Havuzu, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen “Havuz Suyu Mesul Müdür Eğitimi”nin uygulamalı saha çalışmasına ev sahipliği yaptı. Eğitim kapsamında katılımcılara havuz suyu güvenliği, hijyen ve sağlıklı işletim süreçlerine ilişkin kapsamlı bilgiler aktarıldı. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, yüzme havuzlarının halk sağlığı açısından güvenli, hijyenik ve standartlara uygun şekilde işletilmesine katkı sunmak amacıyla “Havuz Suyu Mesul Müdür Eğitimi” düzenledi. Alanında uzman eğitmenler tarafından gerçekleştirilen programda, havuz işletmelerinde görev alacak Kimya Mühendisi ve Kimyager mesul müdürlerin bilgi ve yetkinliklerinin artırılması hedeflendi. Eğitimin uygulamalı saha aşaması ise Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kentpark Kapalı Yüzme Havuzu’nda gerçekleştirildi. Katılımcılar burada teorik bilgilerini sahada uygulama fırsatı bulurken; havuz suyu kimyası, dezenfeksiyon yöntemleri, filtrasyon sistemleri, su kalitesinin kontrolü ve güvenli işletim teknikleri başta olmak üzere birçok konuda uygulamalı çalışma yaptı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi de vatandaşların güvenli ve sağlıklı ortamlarda spor yapabilmesi amacıyla sahip olduğu spor tesislerinde kalite, hijyen ve güvenlik standartlarının korunmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

Güvenli Kentlerin Temeli Bilim, Mühendislik ve Kamusal Denetimdir Haber

Güvenli Kentlerin Temeli Bilim, Mühendislik ve Kamusal Denetimdir

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde açıklama yapan TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Betül Hacımusalar, deprem riskine karşı bütüncül ve bilimsel önlemler alınması gerektiğini vurgulayarak, "Yapı stokumuzu bilmeden deprem riskini yönetemeyiz" dedi. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümü vesilesiyle kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı. TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Betül Hacımusalar tarafından İMO Eskişehir Şubesinde yapılan açıklamada; Van’dan Elazığ’a, İzmir’den Kahramanmaraş ve Hatay’a kadar yaşanan büyük felaketlerin ardından aynı acıların tekrarlanmaması için bilim, mühendislik, doğru planlama ve etkin kamusal denetim çağrısı yinelendi. TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Betül Hacımusalar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Binlerce yurttaşımızı kaybettiğimiz bu büyük felaket, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Aradan geçen yıllarda Van’dan Elazığ’a, İzmir’den Kahramanmaraş ve Hatay’a kadar yaşadığımız depremler, aynı acıların tekrarlandığını gösterdi. Depremleri engelleyemeyiz; ancak depremlerin afete ve büyük can kayıplarına dönüşmesini önleyebiliriz. Bunun yolu bilimden, mühendislikten, doğru planlamadan ve etkin kamusal denetimden geçmektedir. YAPI STOKUMUZU BİLMEDEN DEPREM RİSKİ Nİ YÖNETEMEYİZ Deprem riskini gerçekten yönetebilmek için öncelikle hangi yapıların riskli olduğunu bilmek zorundayız. Mevcut yapı stokunun bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi, riskli yapıların belirlenmesi ve risk düzeylerine göre güçlendirilmesi ya da yenilenmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Kentsel dönüşüm ise yalnızca bina yenilemek ya da ekonomik değeri yüksek bölgelerde parsel bazında dönüşüm gerçekleştirmek olarak ele alınamaz. Kentsel dönüşüm; risk odaklı, kamu yararını esas alan, kent ve bölge ölçeğinde planlanan bütüncül bir süreç olmak zorundadır. YALNIZCA BİNAYI DEĞİL, ZEMİNİ VE KENTİ BİRLİKTE ELE ALMAK ZORUNDAYIZ Depreme dayanıklı kentlerin oluşturulmasında zeminin doğru tanınması temel koşullardan biridir. Bir yapının güvenliği yalnızca taşıyıcı sisteminin niteliğine bağlı değildir. Yapının üzerine inşa edildiği zeminin özellikleri, doğru temel sisteminin seçilmesi, güncel deprem yönetmeliklerine uygun projelendirme, nitelikli malzeme ve işçilik ile etkin yapı denetimi birbirinden ayrı düşünülemez. Yer seçimlerinde aktif faylar, taşkın alanları, heyelan bölgeleri ve sıvılaşma riski bulunan alanlar dikkate alınmalı; kentleşme ve planlama kararları bilimsel veriler doğrultusunda alınmalıdır. Afetlere dayanıklı kentler; jeoloji mühendisliğinden jeofizik mühendisliğine, inşaat mühendisliğinden mimarlığa, şehir planlamadan diğer mühendislik ve teknik disiplinlere kadar çok sayıda meslek alanının ortak ve koordineli çalışmasıyla mümkündür. ESKİŞEHİR İÇİN DEPREM RİSKİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ Kentimiz, Eskişehir Fay Zonu’nun deformasyon alanı içerisinde yer almakta; güneyde Eskişehir ve Dodurga fayları, kuzeyde ise havzanın oluşumunu denetleyen fay sistemleriyle çevrelenmektedir. Bunun yanında Eskişehir Havzası’nın geniş kesimlerinde bulunan genç, gevşek ve suya doygun alüvyal zeminler, deprem dalgalarının büyütülmesine ve sarsıntının daha şiddetli hissedilmesine neden olabilmektedir. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin Eskişehir’de de ağır sonuçları olmuş; kentimizde bir apartmanın yıkılması sonucu 32 yurttaşımız yaşamını yitirmiştir. Bu acı deneyim bize bir kez daha göstermektedir ki Eskişehir’in deprem güvenliği yalnızca yapı ölçeğinde değil; zemin, yapı, altyapı, ulaşım, kent planlaması ve afet yönetimiyle birlikte bütüncül biçimde ele alınmalıdır. YENİ BİNALARIN GELECEĞİN RİSKLİ YAPILARI OLMASINA İZİN VEREMEYİZ Mevcut yapı stokunun güvenli hale getirilmesi kadar bugün ürettiğimiz yapıların gelecekte riskli yapılara dönüşmesini engellemek de kamusal bir sorumluluktur. Güvenli yapı üretimi; doğru zemin araştırmasından projelendirmeye, nitelikli malzeme ve uygulamadan şantiye şefliğine ve yapı denetimine kadar birbirini tamamlayan bütünlüklü bir mühendislik sürecidir. Bu zincirin herhangi bir halkasındaki eksiklik doğrudan can güvenliğini tehdit etmektedir. Bu nedenle yapı denetimi yalnızca ticari bir faaliyet olarak görülemez. Yapı denetimi, doğrudan yaşam hakkıyla ve kamu yararıyla ilişkili bir kamu hizmetidir. 27 YIL SONRA ARTIK DAHA FAZLA BEKLEYEMEYİZ 17 Ağustos 1999’dan bugüne geçen 27 yıl, ülkemizin deprem gerçeğini anlaması ve gerekli önlemleri alması için fazlasıyla uzun bir süredir. Bilim insanları uyardı. Mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları uyardı. Meslek odaları ve üniversiteler yıllardır raporlar hazırladı, çözüm önerilerini kamuoyuyla ve yöneticilerle paylaştı. Buna rağmen yaşanan her büyük depremden sonra aynı sorunları yeniden konuşuyoruz. TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel, bilimsel, şeffaf ve kamuya açık bir yapı envanteri oluşturulmalıdır. Riskli yapılar bilimsel yöntemlerle belirlenmeli; güçlendirme ve dönüşüm süreçleri risk düzeyine göre önceliklendirilmelidir. Kentsel dönüşüm rant odaklı ve parsel bazlı uygulamalardan çıkarılmalı; kamu yararını esas alan, risk odaklı ve kent ölçeğinde bir planlama anlayışıyla yürütülmelidir. Eskişehir’in zemin özellikleri ve aktif fay sistemleri dikkate alınarak yapılaşma ve kentleşme kararları bilimsel verilere dayandırılmalıdır. Parsel bazlı zemin etütleri eksiksiz uygulanmalı, gerekli durumlarda bilimsel esaslara uygun zemin iyileştirme yöntemleri kullanılmalıdır. Yapıların kullanım sürecindeki güvenliğini takip edecek periyodik yapı kontrol sistemi oluşturulmalıdır. Proje, uygulama, şantiye şefliği ve yapı denetimi süreçlerinde mühendislik ve mimarlık hizmetleri eksiksiz uygulanmalıdır. Yapı denetimi bağımsız, etkin ve kamusal yararı esas alan bir yapıya kavuşturulmalıdır. Afet politikalarının oluşturulmasında TMMOB’ye bağlı meslek odalarının bilgi ve birikiminden yararlanılmalı; karar süreçleri bilim insanları, meslek odaları, üniversiteler ve ilgili kamu kurumlarının katılımıyla yürütülmelidir. Deprem sonrası müdahaleye dayalı anlayış yerine, afet gerçekleşmeden önce riskleri azaltmayı esas alan bütüncül bir afet yönetimi politikası hayata geçirilmelidir. Deprem değil; bilimi, mühendisliği ve kamusal denetimi dışlayan anlayış öldürür. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde ve ülkemizde yaşanan tüm depremlerde kaybettiğimiz yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Onları anmanın en anlamlı yolu, aynı acıların yeniden yaşanmaması için bilimin ve mühendisliğin gösterdiği yolda, daha fazla vakit kaybetmeden harekete geçmektir. Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.''

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesinden Hayati Uyarı! Haber

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesinden Hayati Uyarı!

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Eskişehir Şubesi, son dönemde kamuoyunda yer alan deprem riski ve zemin değerlendirmelerine ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Yönetim Kurulu Başkanı Oytun Gökten tarafından yapılan açıklamada; il veya ilçe ölçeğinde yapılan "zemini sağlam" ya da "zemini elverişsiz" şeklindeki genel söylemlerin bilimsel bir karşılığının bulunmadığı vurgulandı. "Aynı Cadde Üzerindeki İki Parselin Zemin Davranışı Bile Farklıdır" Açıklamada, deprem riskinin; zemin, yapı ve deprem tehlikesinin bir arada değerlendirilmesini gerektiren çok disiplinli bir mühendislik konusu olduğu belirtildi. Yürürlükteki deprem yönetmeliklerinin her yapı için parsel bazında zemin ve temel etüdünü zorunlu kıldığı hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi: "Aynı mahallede, aynı cadde üzerinde hatta yan yana bulunan iki parsel dahi farklı jeolojik özelliklere, yeraltı suyu koşullarına ve deprem davranışına sahip olabilmektedir. Zemin davranışının bu kadar kısa mesafelerde değişebildiği bilimsel olarak ortaya konulmuşken, il veya ilçe ölçeğinde yapılacak genellemelerin mühendislik açısından sağlıklı bir dayanağı bulunmamaktadır." Eskişehir İçin Yerel Zemin ve Alüvyon Uyarısı Türkiye'nin son 100 yılda 7 ve üzeri büyüklükte 14 büyük deprem yaşadığına dikkat çekilen açıklamada; İzmit, Düzce, Van, Elazığ ve Kahramanmaraş depremlerindeki can ve mal kayıplarının büyük bölümünün genç alüvyon çökeller üzerine kurulu vadi tabanlarında meydana geldiği ifade edildi. Eskişehir'in de alüvyon zemin yapısı, yeraltı suyu seviyesi ve geniş vadi yapısı nedeniyle yerel zemin davranışlarının titizlikle incelenmesi gereken kentlerden biri olduğu hatırlatıldı. Bu durumun bir korku unsuru değil, doğru şehir planlaması için bilimsel bir zorunluluk olduğunun altı çizildi. Güvenli Yapı İçin Dört Temel Unsur İMO Eskişehir Şubesi, yapı güvenliğinin yalnızca zemin türü ya da yalnızca bina kalitesi üzerinden tek taraflı değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Dayanıklı ve güvenli bir yapının ancak şu dört unsurun birleşimiyle mümkün olacağı belirtildi: Doğru Parsel Bazlı Zemin Etüdü Doğru Mühendislik Tasarımı Doğru Malzeme Kullanımı Doğru Saha Uygulaması ve Denetim "Yanlış Güven Duygusu veya Gereksiz Endişe Yaratılmamalı" TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Oytun Gökten, uzmanlık alanı dışındaki kişilerin yapacağı genel açıklamaların toplumda yanlış bir güven duygusu ya da gereksiz bir panik havası oluşturabileceği uyarısında bulundu. Deprem gibi hayati konularda jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendisliği disiplinleri ile akademisyenlerin ve meslek odalarının ortak aklıyla hareket edilmesinin şart olduğu ifade edildi.

TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu’nda Bayrak Değişimi Haber

TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu’nda Bayrak Değişimi

TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreterliği görevine, gerçekleştirilen seçimle İnşaat Mühendisi Betül Hacımusalar getirildi. Oy birliğiyle seçilen Hacımusalar, kent ve toplum yararına yürütülen mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurguladı. ​Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu’nda (İKK) yeni dönem başladı. TMMOB’ye bağlı meslek odalarının şube yönetim kurulu temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen devir teslim toplantısında, görev değişikliği heyecanı yaşandı. ​Salih Eğerci’ye Hizmetleri İçin Teşekkür ​Kurulda önceki dönem İKK Sekreterliği görevini başarıyla yürüten Salih Eğerci, görevini Betül Hacımusalar’a devretti. Toplantıda, Eğerci’ye görev süresi boyunca meslek odaları arasındaki dayanışmayı güçlendirmesi, kamusal çıkarları savunması ve kent politikalarına yönelik sunduğu değerli katkılardan dolayı teşekkür plaketi sunuldu. ​Betül Hacımusalar: “Ortak Akıl ve Dayanışmayla Çalışacağız” ​Kurul üyelerinin oy birliğiyle yeni TMMOB Eskişehir İKK Sekreteri seçilen Betül Hacımusalar, göreve gelişinin ardından yaptığı değerlendirmede TMMOB’nin toplumcu mühendislik ve mimarlık ilkelerine vurgu yaptı. Hacımusalar şunları kaydetti: ​"TMMOB’nin köklü geleneği doğrultusunda; kentlerimizin, doğamızın ve kamusal değerlerimizin korunması için var gücümüzle çalışacağız. Emek ve demokrasi mücadelesini, meslektaşlarımızla kuracağımız ortak akıl ve dayanışma kültürüyle bir adım öteye taşıyacağız." ​TMMOB Eskişehir İKK: Kentin Ortak Sesi ​TMMOB’ye bağlı meslek odalarının şube temsilcilerinden oluşan İl Koordinasyon Kurulu, şehrin geleceği için kritik bir rol üstleniyor. Kurulun yeni dönemde de odaklanacağı temel çalışma alanları şöyle belirlendi: Meslek alanlarını ilgilendiren ortak sorunlarda odalar arası koordinasyonu sağlamak. Kent, çevre ve yaşam alanlarına dair sorunlarda bilimsel birikimi toplum yararına kullanmak. Kent rantına, doğa talanına ve plansız kentleşmeye karşı durarak, kamu yararını esas alan projeler geliştirmek. Emekten, demokrasiden, laiklikten ve bilimden yana bir duruş sergileyerek, diğer demokratik kitle örgütleriyle ortak mücadeleyi büyütmek. ​TMMOB Eskişehir İKK, yeni dönemde de kentteki rant politikalarına ve kamusal değerlerin piyasalaştırılmasına karşı bilimsel bilgi ışığında toplumsal sorumluluk temelinde mücadele etmeye devam edeceğini yineledi.

TMMOB Eskişehir’den Temmuz Zammı Tepkisi: "İnsanca Yaşamak İstiyoruz!" Haber

TMMOB Eskişehir’den Temmuz Zammı Tepkisi: "İnsanca Yaşamak İstiyoruz!"

TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu, Temmuz ayında kamu emekçileri ve emeklileri için açıklanan yüzde 13,51’lik zam oranını kabul etmediklerini belirterek, gerçek hayat pahalılığının esas alındığı adil bir ücret düzenlemesi talep etti. ​"Gerçek Enflasyon ve Hayat Pahalılığı Görmezden Geliniyor" Son yıllarda uygulanan ekonomi politikaları sonucu ücretlerin yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ve yurttaşların alım gücünün düştüğünü ifade eden Kurul, açıklanan resmi enflasyon rakamları ile market ve çarşıdaki gerçek hayat pahalılığı arasındaki makasın giderek açıldığını vurguladı. Özellikle kamuda görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancılarının yıllardır sistematik olarak ekonomik ve sosyal hak kayıplarına uğratıldığına dikkat çeken TMMOB, bu meslek grubunun sahip olduğu eğitim, uzmanlık ve üstlendiği hukuki sorumluluklarla kıyaslanamayacak kadar düşük ücretlerle çalıştırıldığını belirtti. Kamuda Teknik Personel "Göç" Ediyor Kamuda görev yapan teknik personelin ekonomik nedenlerle mesleğini bırakmak, başka sektörlere yönelmek veya yurt dışına gitmek zorunda kaldığını ifade eden Kurul, yetişmiş insan gücü kaybının ülkenin geleceği açısından ciddi bir sorun olduğunu hatırlattı. Nitelikli kamusal hizmetin, ancak nitelikli teknik personelin insanca yaşayabileceği koşullarda mümkün olabileceğini belirten TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu, Temmuz ayında yapılacak maaş artışlarının gerçek yaşam maliyetlerine göre belirlenmesi ve tüm kamu çalışanlarına en az yüzde 35 oranında ek zam yapılarak yıllardır süregelen gelir kayıplarının telafi edilmesi çağrısında bulundu. Ayrıca teknik sorumlulukların karşılığı olan ücret ve tazminatların güncellenmesi, ek ödemelerin tamamının emekliliğe yansıtılması ve TMMOB'nin uzun yıllardır dile getirdiği Mühendislik Meslek Kanunu’nun bir an önce çıkarılması gerektiği belirtildi. ​"İnsanca Yaşam Bir Ayrıcalık Değil, Temel Haktır" Vergide adaletin sağlanması, gelir vergisi dilimlerinin çalışanları yoksullaştıran bir araç olmaktan çıkarılması ve temel kamusal hizmetlerin piyasa koşullarına terk edilmemesi gerektiğini vurgulayan Kurul, mühendis, mimar ve şehir plancılarının emeğinin değersizleştirilmesinin güvenli yapılar, sürdürülebilir altyapı ve nitelikli kamu hizmetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu, insanca yaşayacak ücret ve adil bir gelir dağılımı için mücadeleyi büyütmeye ve tüm emekçilerle dayanışma içinde bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceklerini yineledi.

ESOGÜ Ziraat Fakültesi’nde Genç Ziraat Mühendisleri Rozetlerini Aldı Haber

ESOGÜ Ziraat Fakültesi’nde Genç Ziraat Mühendisleri Rozetlerini Aldı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden dereceyle mezun olan genç ziraat mühendisleri, düzenlenen törenle meslek rozetlerini taktı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Eskişehir Şubesi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik, duygusal anlara sahne oldu. ​Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ali Koç Konferans Salonu, önemli bir mezuniyet heyecanına ev sahipliği yaptı. 2025-2026 eğitim-öğretim dönemini başarıyla tamamlayan genç mühendis adayları, mesleki yaşamlarına ilk adımı "Meslek Rozeti Takdim Töreni" ile attı. ​"Dayanışma İçinde Başarıya Odaklanın" ​Programın açılış konuşmasını ZMO Genç Eskişehir Temsilcisi Betül Bilgin yaparken, kürsüye gelen ESOGÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Onur Koyuncu genç meslektaşlarına seslendi. Dekan Koyuncu, "Mesleğe adım atan genç Ziraat Mühendislerimiz; dayanışma, sevgi ve anlayış içinde, aklın ve bilimin ışığında bir kariyer sürdürmenizi temenni ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyor, tüm öğretim üyelerimiz adına yolunuzun açık olmasını diliyorum" dedi. ​ZMO Şube Başkanı Selma Güder: "Etik Değerlerden Vazgeçmeyin" ​Törende konuşan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Selma Güder, ziraat mühendisliğinin köklü tarihine vurgu yaptı. Güder, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: ​"Ziraat Mühendisleri Odası, 1954 yılında kurulan TMMOB bünyesindeki ilk 10 odadan biridir. 70. yılımıza özel hazırladığımız videoda da görüleceği üzere, meslek örgütümüz çok köklü bir tarihe sahiptir. Meslek hayatınız boyunca aklın ve bilimin ışığında, etik değerlerimizden ödün vermeden; tarımın geliştirilmesi ve kalkınması için özveriyle çalışmanız en büyük temennimizdir. Bu süreçte emeği geçen ailelerimize ve kıymetli hocalarımıza teşekkür ediyorum." ​Duygusal Anlar ve Rozet Töreni ​Konuşmaların ardından tören, dereceye giren genç ziraat mühendislerine rozetlerinin ve hediyelerinin takdim edilmesiyle devam etti. Mezunların ailelerinin de büyük ilgi gösterdiği törende duygusal anlar yaşandı. Genç mühendislerin sahneye davet edilerek rozetlerini aldığı anlar, hatıra fotoğraflarıyla ölümsüzleştirildi. ​Tören, mesleğe ilk adımlarını atan genç mühendislerin aileleri ve hocalarıyla birlikte çektirdiği toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Beylikova NTE ve Toryum Rezervi Masaya Yatırıldı Haber

Beylikova NTE ve Toryum Rezervi Masaya Yatırıldı

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi ve TMMOB Maden Mühendisleri Odası Eskişehir İl Temsilciliği tarafından düzenlenen panelde, Beylikova’da ki Nadir Toprak Elementleri ve bölgede bulunan dünyanın en büyük ikinci toryum sahasının potansiyeli ile Türkiye’nin yüksek teknolojisine yapacağı katkılar masaya yatırıldı. Türkiye’nin teknolojik ve enerji bağımsızlığı için kritik öneme sahip olan Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve Toryum potansiyeli düzenlenen panelde ele alındı. Sektör temsilcileri, akademisyenler, mühendisler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşen panelde; Beylikova sahasının sadece bir maden sahası değil, Türkiye’nin "milli teknoloji hamlesi" olduğu ifade edildi. Özdilek Kültür Merkezi’nde yapılan panelin açılış konuşmasını yapan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Merve Edizkan Cihan şu ifadeleri kullandı; "Bugün burada yalnızca bir maden sahasını konuşmak için değil; Türkiye’nin teknoloji, enerji, sanayi ve stratejik bağımsızlığı açısından son derece önemli bir konuyu değerlendirmek üzere bir araya geldik. Nadir toprak elementleri artık yalnızca madencilik sektörünün değil; savunma sanayiinden yenilenebilir enerjiye, elektrikli araç teknolojilerinden yüksek teknoloji üretimine kadar birçok alanın temel ham maddesi hâline gelmiştir. Dünyada yeni ekonomik ve teknolojik dengeler kurulurken bu kaynaklara sahip ülkelerin önemi her geçen gün daha çok artmaktadır. Eskişehir Beylikova sahası da bu anlamda ülkemizin en dikkat çekici stratejik kaynak alanlarından biridir. İçerdiği nadir toprak elementleri ve toryum potansiyeliyle yalnızca ekonomik değil; bilimsel, teknolojik ve jeopolitik açıdan da büyük bir değere sahiptir. Ancak hepimizin çok iyi bildiği gibi doğal kaynakların gerçek değeri; onları bilimsel yöntemlerle, doğru planlamayla, çevresel duyarlılıkla ve mühendislik aklıyla değerlendirebildiğimiz ölçüde ortaya çıkar. Bugün artık sadece madeni çıkarmanın yeterli olmadığı bir dönemdeyiz. Özellikle ülkemizin ekonomik koşullarını düşündüğümüzde sahip olduğumuz stratejik kaynakları ham madde olarak ihraç eden değil; işleyen, teknolojiye dönüştüren ve yüksek katma değerli son ürün hâline getirebilen bir anlayışa ihtiyacımız var. Çünkü gerçek kazanç, yalnızca yer altındaki cevheri çıkartmakla değil; o cevheri bilgiyle, teknolojiyle ve sanayiyle buluşturarak ülke ekonomisine yüksek katma değer olarak geri kazandırabilmekten oluşur. Nadir toprak elementleri gibi stratejik minerallerin geleceği; cevher zenginleştirmeden ileri teknoloji üretimine, araştırma geliştirmeden sanayi entegrasyonuna kadar bütüncül bir bakış açısını zorunlu kılmaktadır. Eğer bizler bu kaynakları yalnızca ham madde olarak ihraç edersek asıl ekonomik değeri başka ülkeler yaratmış olacaktır. Oysa hedefimiz, bu kaynaklardan elde edilen teknolojiyi, üretimi ve nihai ürünü de ülkemizde geliştirebilmektir. Tam da bu nedenle bugün burada jeoloji ve maden mühendisliğinin birlikte ürettiği bilimsel bakış açısını konuşacağız. Çünkü madencilik yalnızca yer altındaki cevheri çıkarmak değil; kaynak yönetimi, teknoloji geliştirme, çevre koruma, sürdürülebilirlik ve kamu yararını birlikte değerlendirme sorumluluğudur. Jeoloji mühendisleri olarak bizler; ülkemizin doğal kaynaklarının bilim ve teknik rehberliğinde değerlendirilmesini, plansız ve kısa vadeli değil, gelecek nesilleri gözeten sürdürülebilir bir anlayışla yönetilmesini savunuyoruz. Beylikova sahası gibi stratejik alanların da ancak nitelikli mühendislik hizmetleri, bilimsel araştırmalar ve güçlü teknolojik altyapıyla ülkemize gerçek anlamda katkı sağlayabileceğine inanıyoruz." dedi. TMMOB Maden Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Temsilcisi Gamze Yaş yaptığı açılış konuşmasında; "Nadir Toprak Elementleri korozyona karşı dirençli ileri teknoloji malzeme üretiminde çok farklı sektörlerde kullanımları nedeniyle stratejik elementler olarak değerlendirilmektedir. Türkiye açısından baktığımızda ise bu konu daha çok büyük bir anlam taşımaktadır. Ülkemiz ve özellikle Eskişehir'in sahip olduğu jeolojik potansiyel ile önemli bir avantaja sahiptir. Ancak burada asıl mesele yalnızca rezerv bulmak değil, asıl mesele bu kaynakları bilimsel yöntemlerle araştırmak, çevresel sürdürülebilirliği gözeterek işlemek ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilmektir. ​Bu nedenle bugün burada yalnızca bir maden grubunu değil, aslında geleceğin teknolojisini, enerji dönüşümünü, ülkelerin stratejik bağımsızlığını konuşmak için bir aradayız. Ayrıca bu mineralleri bilimsel irdeleyerek jeolojik oluşumu, yapısı, yataklanması gibi jeolojik konularla beraber madencilik açısından rezervi, üretim yöntemi, zenginleştirme prosesi gibi konuları kıymetli hocalarımız ile ele alacağız." dedi. Panelde konuşan projenin eski yürütücüsü Jeoloji Yüksek Mühendisi İsrafil Kayabalı, Beylikova sahasındaki 30,4 milyon tonluk kompleks cevher rezervinin detaylarını paylaştı. Kayabalı, "Hedefimiz hammadde satmak değil, yüksek teknoloji üreten ülke olmaktır" dedi. ​Eskişehir’in maden zenginliği ve Beylikova bölgesindeki Nadir Toprak Elementleri (NTE) rezervleri, düzenlenen teknik bir sunumla masaya yatırıldı. MTA bünyesinde projenin başkanlığını yürütmüş olan Jeoloji Yüksek Mühendisi İsrafil Kayabalı, sahadaki rezerv miktarından ekonomik değerine, çevresel etkilerden stratejik önemine kadar kritik açıklamalarda bulundu. ​30,4 Milyon Tonluk Dev Rezerv Kayabalı’nın paylaştığı verilere göre, Beylikova sahasında yapılan çalışmalar sonucunda toplam 30,4 milyon ton (görünür+muhtemel) kompleks cevher rezervi tespit edildi. Bu rezervin mineral içeriği; Florit: 11.381.760 ton (%37,44 tenör), ​Barit: 9.436.160 ton (%31,04 tenör), NTE (Basnazit+Monazit): 1.015.360 ton (%3,34 tenör), Yantaş (Gang) Mineralleri: 8.566.720 ton olarak belirtildi. ​​Yüksek Teknoloji İçin "Nadir" Fırsat ​Sunumda, Nadir Toprak Elementlerinin cep telefonlarından elektrikli otomobillere, savunma sanayiinden uzay teknolojilerine kadar geniş bir alanda kullanıldığı vurgulandı. 1 ton orijinal cevherden elde edilen dağılımda; Seryum (16 kg), Lantan (12 kg), Neodmiyum (4 kg) ve Praseodmiyum gibi yüksek piyasa değerine sahip elementlerin bulunduğu ifade edildi. Özellikle Neodmiyum ve Praseodmiyumun kg fiyatının 100-110 dolar bandında olması, sahanın ekonomik potansiyelini gözler önüne seriyor. ​"Maden Çalışmaları Fay Hatlarını Tetiklemez" Son dönemde kamuoyunda oluşan endişelere yanıt veren Kayabalı, madencilik faaliyetlerinin depremle ilişkisi olmadığını belirterek şunları söyledi: "Uzmanlık alanım deprem mühendisliği olmasa da şunu net söyleyebilirim; maden çalışmaları fay hatlarını tetiklemez. Beylikova'daki maden, 25 milyon yıl önceki volkanizmaya bağlı oluşmuş, ölü bir fay üzerindedir. Aktif bir fay varsa o zaten kendi enerjisini boşaltır, maden işletmesiyle kırılmaz."dedi. ​Florit ve Barit İthalatına Çözüm Türkiye’nin yıllık 130 bin ton civarındaki florit ihtiyacının tamamını ithal ettiğine dikkat çeken Kayabalı, barit ihracatının ise ekonomiye 25-60 milyon dolar katkı sağladığını belirtti. Beylikova sahasının işletilmesiyle, florit ithalatı için harcanan milyonlarca doların yurt içinde kalması hedefleniyor. ​"Vahşi Madencilik Değil, Yüksek Teknoloji" ​İsrafil Kayabalı, yaptığı sunumda; "Madeni çıkarmak kolaydır; asıl olan onu işleyip uç ürün haline getirmektir. Hammadde satan değil, teknoloji üreten ülke olmalıyız. Florit ve barit konsantrelerinin radyoaktif kirliliği nedeniyle ticari ürün olarak değerlendirilmesi teknik bir hassasiyetle ele alınmalıdır. Basında yer alan "694 milyon ton" gibi rakamların resmi bir karşılığı yoktur; 30,4 milyon tonluk rezerv, bilimsel verilerle sabittir. Konu, günlük siyasete malzeme yapılmadan teknik gerekliliklere uygun olarak yönetilmelidir. ​Kayabalı, madenciliğin Türkiye ekonomisine katkısının şu an %2,5 seviyelerinde olduğunu ve Beylikova gibi stratejik sahaların bilimsel yöntemlerle ekonomiye kazandırılmasının bir zorunluluk olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muammer Kaya, Beylikova’daki Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve Toryum sahasının Türkiye'yi nükleer enerji liginde üst sıralara taşıyacağını belirtti. Kaya, "Dünyanın en büyük 2. toryum rezervine sahip ülkelerinden biri olarak bu treni kaçırmamalıyız" dedi. ​Panelde konuşan Prof. Dr. Muammer Kaya, Eskişehir Beylikova’daki cevherin sadece bir maden değil, Türkiye’nin "yeşil enerji" geleceği olduğunu vurguladı. Kaya, toryumun uranyuma göre daha güvenli, çevreci ve barışçıl bir nükleer yakıt olduğunu ifade etti. ​Dünyada Toryum Rezervi: Türkiye Stratejik Konumda Prof. Dr. Kaya’nın sunduğu verilere göre, Türkiye toryum kaynağı açısından dünyada 12. sırada yer alırken, rezerv miktarı bazında (IAEA ve World Nuclear Association verilerine göre) 374 bin ton ile dünyanın en önemli oyuncularından biri konumundadır. Beylikova sahası yaklaşık 380 bin ton görünür Toryum rezerviyle nükleer enerji için devasa bir potansiyel sunmaktadır. ​"Toryumlu Otomobiller ve Kombiler Gelecek" Toryumun sadece dev santrallerde değil, günlük yaşamda da devrim yaratabileceğini belirten Kaya, şu öngörülerde bulundu: "Gelecekte evlerimizde toryumlu kombiler veya toryumlu otomobiller görebiliriz. Toryum, uranyuma nazaran çok daha barışçıl bir enerji kaynağıdır. Bizim bu kaynağı zenginleştirip yakıt formuna dönüştürecek teknolojiyi (know-how) acilen geliştirmemiz gerekiyor." ​Siyanür Tartışmalarına Bilimsel Yanıt: "Aramada Değil, Üretimde Kullanılır" ​Kamuoyundaki yanlış algılara da değinen Prof. Dr. Kaya, siyanürün maden arama veya sondaj aşamasında kesinlikle kullanılmadığını hatırlattı: "Siyanür sadece üretim aşamasında, 'liç' dediğimiz işlemde kullanılır. Eğer bu işlem kapalı tanklarda veya doğru mühendislikle düz arazide 'yığın liçi' şeklinde yapılırsa çevreye zarar vermez. İliç'teki kaza, eğimli arazide yapılan yüksek yığından kaynaklanan bir mühendislik hatasıdır. Modern yöntemler ve doğru işletmecilikle madencilik, uçak yolculuğu kadar güvenlidir." ​Beylikova NTE Pilot ve Endüstriyel Tesis Tasarımı ​Beylikova'daki tesisleşme süreci ; 2020 yılında Eti Maden tarafından kurulmuş ve Nisan 2023'te sürekli üretim testlerine başlanmıştır. Kırma-öğütme, manyetik ayırma ve liç süreçleriyle %85 oranında NTE konsantresi elde etmek. Yılda 72.000 ton Barit ve 70.000 ton Florit üretimi planlanmaktadır. ​Enerji Bağımsızlığı İçin Milli Yakıt ​Türkiye'nin enerji ihtiyacının %74'ünü ithal ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Muammer Kaya, "Enerji üretim, üretim ise kalkınma demektir. Kendi 'kokar yakıtımız' olan toryumu ekonomiye kazandırmak, milli bir görevdir" diyerek sözlerini tamamladı. Panelin moderatörü Jeoloji Yüksek Mühendisi Hüseyin Sendir ise şu ifadeleri kullandı; "21. yüzyılın çok önemli konularından biri olan nadir toprak elementleri üzerine, Eskişehir özelinde özellikle yaklaşımda bulunacağız. Nadir toprak elementleri, savunma sanayisinden pil yapımına kadar birçok alanda teknolojik ürün olarak kullanılıyor. Artık özellikle toryumda yeşil enerji alanında çok büyük kullanım alanına sahip bir mineralimiz, elementimiz ve onun bileşimlerinden mineralimiz var ve kullanılıyor. Önemli olan madenlerimizi çıkarabilmek ama ortak yolu bulup hani doğayı da koruyup, halkla iç içe olup bir şekilde madenleri çıkarmak önemlidir. Çevreyi kirletmeden ama bu değerimiz bizim de, onları da işleyip uç ürün olarak elde edip satış noktasında rekabet etmemiz gerekiyor, bu kaçınılmaz bir şeydir. O yüzden değerlendirme yönünde çabalarımız sürüyor diye düşünüyorum." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.