SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

Porsuk Haber Ajansı - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bilecik Belediyesi’nin Lavanta Projesi'ne Dünya Çapında Ödül Haber

Bilecik Belediyesi’nin Lavanta Projesi'ne Dünya Çapında Ödül

Bilecik Belediyesi tarafından orta refüjlerde yetiştirilen lavantalar, uluslararası düzeyde düzenlenen programda dereceye girdi. 7. Guangzhou Uluslararası Kentsel İnovasyon Ödülü'nün kısa listesi açıklanırken Türkiye’den İstanbul ve Bilecik ödüle layık görüldü. İstanbul ve Bilecik’in adını duyurduğu büyük programda Bilecik Belediyesi’nin "Lavender-Scented Pathways: A Circular and Inclusive Urban Green" (Lavanta Kokulu Yollar: Döngüsel ve Kapsayıcı Bir Kentsel Yeşil Alanı) projesi, ödüle layık görüldü. 60 ÜLKEDEN 381 PROJE ARASINDA BİLECİK VE İSTANBUL YER ALDI 60 ülkeden 381 proje arasından seçilerek dünya genelinde kısa listeye kalan 15 proje arasında yer alırken Bilecik Belediyesi, Lavanta Kokulu Yollar: Döngüsel ve Kapsayıcı Bir Kentsel Yeşil Alanı projesiyle adını duyurdu. 25 Haziran’da Fas’ın Tanca kentinde 7.’si olarak düzenlenen kongrede 2026 Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler başlığında düzenlenen kongrede katılımcı belediyelerin dijital yönetişimi, yapay zeka, yeşil ve düşük karbonlu kalkınma, iklim direnci, sosyal kapsayıcılık ve kamu hizmetleri alanlarında yarıştı. HASAT EDİLEN LAVANTALARDAN BİRÇOK ÜRÜN ELDE EDİLDİ Bilecik Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından ekimi yapılan lavantalar, sunduğu renk ve koku çeşitliliği yanı sıra şehirde estetik bir değer yaratırken; sabun, parfüm, kolonya, yağ ve hidrosol gibi ürünlere dönüştürülebilmesi yanı sıra Bilecik’in tanıtılmasında büyük rol oynadı. ŞEHİR MERKEZİNE ESTETİK GÖRÜNTÜ KAZANDIRMANIN YANI SIRA SOSYAL VE EKONOMİK GETİRİLERİ VAR Bilecik’te hayata geçirilen lavanta plantasyonu uygulamasıyla yalnızca estetik bir peyzaj çalışması olmadığı aynı zamanda çevresel, ekonomik ve sosyal açıdan çok boyutlu bir sürdürülebilirlik modeli olarak öne çıktığı belirtildi. Doğa temelli çözümlerin kent yaşamına entegre edilmesi konusunda dikkat çekici bir örnek sunan bu projeyle hem yerel düzeyde çevresel farkındalık ve toplumsal katılım yaratmakta hem de diğer belediyeler için çoğaltılabilir bir iyi uygulama niteliği taşıdığı gibi temalar ele alındı.

ESKİ'den İklim Krizine Karşı Farkındalık Adımı Haber

ESKİ'den İklim Krizine Karşı Farkındalık Adımı

İklim değişikliğinin etkileri her geçen gün daha belirgin hale gelirken, su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması kamu kurumlarının en önemli sorumluluk alanlarından biri olmaya devam ediyor. Bu anlayışla çalışmalarını sürdüren Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ESKİ), personeline yönelik “Su Verimliliği ve İklim Değişikliği” eğitimi düzenledi. Kurumsal bilinçlendirme eğitimleri kapsamında gerçekleştirilen eğitim, İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı Eğitim Şube Müdürü Selim Tamer tarafından verildi. Eğitimde; iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkileri, suyun sürdürülebilir yönetimi, su verimliliğinin artırılması ve bireysel ile kurumsal sorumluluklar kapsamlı şekilde ele alındı. Günümüzde kuraklık riskinin artması, yağış rejimlerinin değişmesi ve su kaynakları üzerindeki baskının büyümesi, yalnızca teknik yatırımları değil, bu yatırımları hayata geçiren insan kaynağının bilgi ve farkındalığını da kritik hale getiriyor. Bu nedenle ESKİ, altyapı yatırımlarını eğitim ve kurumsal bilinç çalışmalarıyla destekleyerek su yönetiminde sürdürülebilirliği güçlendirmeyi hedefliyor. Eğitim programı sayesinde personelin yalnızca görev alanlarında değil, günlük yaşamlarında da su tasarrufu ve çevresel sürdürülebilirlik konusunda örnek davranışlar geliştirmesi amaçlanıyor. Böylece kurumsal farkındalığın toplum geneline yayılmasına katkı sağlanması hedefleniyor. ESKİ yetkilileri, iklim değişikliğine uyum sürecinin güçlü altyapının yanı sıra bilinçli insan kaynağıyla mümkün olduğuna dikkat çekerek, su verimliliği konusunda eğitim faaliyetlerinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirtti.

Tepebaşı'nda Atık Kağıtlar Yeniden Hayat Buluyor Haber

Tepebaşı'nda Atık Kağıtlar Yeniden Hayat Buluyor

Tepebaşı Belediyesi tarafından 2009 yılında kurulan Kâğıt Geri Dönüşüm Atölyesi, belediyenin atık kâğıtlarını el yapımı kâğıtlara dönüştürürken çocuklara ve gençlere de çevre bilinci kazandırıyor. Türkiye’de kamuda açılan ilk kâğıt geri dönüşüm atölyesi olma özelliğini taşıyan merkez, bugüne kadar 27 bin 200 öğrenciyle buluştu. Tepebaşı Belediyesi, insan ve çevre odaklı hizmet anlayışı doğrultusunda geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda 2009 yılında hayata geçirilen Kâğıt Geri Dönüşüm Atölyesi, atık kâğıtların yeniden değerlendirilmesini sağlarken geleneksel el yapımı kâğıt üretimini de gelecek kuşaklara aktarıyor. Belediye bünyesinde oluşan atık kâğıtların değerlendirildiği atölyede, eski bir zanaat olan el yapımı kâğıt üretimi gerçekleştiriliyor. Özel dokuları, farklı tasarımları ve kişiye özel hazırlanabilme özellikleriyle dikkat çeken kâğıtlar etkinliklerde katılım ve teşekkür belgesi olarak kullanılıyor. Kamuda açılan ilk atölye Türkiye genelinde kamu bünyesinde açılan ilk kâğıt geri dönüşüm atölyesi olma özelliğini taşıyan merkez, sürdürülebilirlik ve çevre bilinci konusunda öncü bir çalışma olarak öne çıkıyor. Atölyede gerçekleştirilen üretim sayesinde belediye bünyesindeki atık kâğıtların yeniden kullanımı sağlanırken doğal kaynakların korunmasına ve atık miktarının azaltılmasına da katkı sunuluyor. Böylece geleneksel bir üretim yöntemi, çağdaş çevre politikalarıyla bir araya getiriliyor. Ataç: “Bir sanatı çevre bilinciyle buluşturuyoruz” Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Kâğıt Geri Dönüşüm Atölyesi’nin yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda önemli bir çevre eğitimi merkezi olduğunu belirterek şunları söyledi: “Atıkların yeniden değerlendirilmesini kent yaşamının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz. Kâğıt Geri Dönüşüm Atölyemiz de bu anlayışın en güzel örneklerinden biri. Burada belediyemizin atık kâğıtlarını yeniden değerlendiriyoruz. Çocuklarımız, bir atığın nasıl yeniden değer kazanabildiğini kendi elleriyle görüyor. Geçmişin kıymetli bir sanatını geleceğin çevre bilinciyle buluşturan bu atölyemizle hem doğamızı koruyor hem de çevresine karşı duyarlı nesillerin yetişmesine katkı sağlıyoruz.” 27 bin 200 öğrenciye geri dönüşüm eğitimi Kâğıt Geri Dönüşüm Atölyesi, üretim çalışmalarının yanı sıra çocuklara ve gençlere yönelik eğitim faaliyetleriyle de dikkat çekiyor. Yıl içerisinde yaklaşık 3 bin ila 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayan atölyede, el yapımı kâğıdın üretim aşamaları uygulamalı olarak anlatılıyor. Atölye, 2009-2026 yılları arasında 340 okuldan 27 bin 200 öğrenciyle bir araya geldi. Bu süreçte toplam 427 atölye çalışması gerçekleştirildi.

"Tarımda ve Tarımsal Kooperatiflerde Kadın Paneli" Düzenlendi Haber

"Tarımda ve Tarımsal Kooperatiflerde Kadın Paneli" Düzenlendi

Eskişehir, kırsal kalkınmada kadın ve gençlerin rolünü güçlendirecek dev bir panele ev sahipliği yaptı. "Kooperatiflerde Kadın ve Gençlerin Güçlendirilmesi Projesi" kapsamında düzenlenen "Tarımda ve Tarımsal Kooperatiflerde Kadın Paneli", uluslararası iş birlikleri ve yoğun katılımıyla göz doldurdu. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ilan edilen "Dünya Kadın Çiftçiler Yılı" etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilen panel; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Almanya Federal Gıda ve Tarım Bakanlığı arasındaki iş birliği protokolüyle hayata geçirildi. Alman Kooperatifleri Konfederasyonu (DGRV) ve Eskişehir Bölgesi Hayvancılık Kooperatifleri Birliği ortaklığıyla yürütülen proje, kırsaldaki kadın ve genç girişimcileri odağına alıyor. Kırsal Kalkınmanın Anahtarı: Kadınlar ve Gençler Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil’in katılımıyla düzenlenen panelin açılışında konuşan Eskişehir Bölgesi Hayvancılık Kooperatifleri Birliği Başkanı Halil İbrahim Bilir, kent genelinde 39 kooperatifin üst birliği olarak üreticilerin sütlerini pazarladıklarını belirtti. Bilir, bu projenin kooperatiflerin geleceğine yeni fikirlerle yön vereceğine inandığını vurguladı. Hayvancılık Kooperatifleri Merkez Birliği (HAYKOP) Başkan Vekili Faruk Özen ise kooperatiflerin sadece ekonomik değil, idari ve kurumsal yönetim açısından da doğru yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti. Kadınların yönetim süreçlerine dahil edilmesinin kurumsal başarıyı artıracağını belirten Özen, konuşmasını anlamlı bir sloganla tamamladı: "Verilirse el ele, ulaşılır her yere." Kooperatifçilikte Kritik Unsur: "Güven ve Sürdürülebilirlik" Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Hasan Öz, kurum olarak kooperatifçiliğe büyük önem verdiklerini ve üreticileri her aşamada desteklediklerini ifade etti. 2022 yılından bu yana faaliyet gösteren Gökçekuyu Kadın Girişimi Üretim ve İşleme Kooperatifi ile Kızılinler Ekolojik Köy Kooperatifi gibi başarılı örnekleri hatırlatan Öz, kooperatiflerdeki en kritik unsurun "güven ve sürdürülebilirlik" olduğunu, üyelerin ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi. Kadın ve Genç Katılımında Hedef: Her Yıl %10 Artış Proje detaylarını paylaşan Eskişehir Bölgesi Hayvancılık Kooperatifleri Birliği’nden Gözdenur Öz Işık, pilot bölgelerde düzenlenen 33 eğitime 568’i kadın, 211’i genç olmak üzere toplam 873 kişinin katıldığını açıkladı. Özışık, kooperatiflerin temel faaliyetlerde güçlü olduğunu ancak kurumsal yönetim alanında geliştirilmesi gerektiğini belirterek, kadın ve genç katılımını her yıl %10 artırmayı hedeflediklerini müjdeledi. Kadın Çiftçilere ve Girişimcilere Büyük Devlet Desteği ve Hibe Müjdesi Panelde kadın ve genç girişimcilere yönelik sağlanan devlet destekleri ve fonlar masaya yatırıldı: TKDK %75'e Varan Hibe Desteği: Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Uzmanı Bahar Aslan Küçükkeskin, IPARD programı kapsamında hayvancılık, zanaatkarlık, katma değerli ürünler ve yenilenebilir enerji sektörlerinde kadın ve gençlere pozitif ayrımcılık yapıldığını belirtti. Hibelerin %50 ile %75 arasında değiştiğini, kooperatif başvurularında ise bu oranın %70'e kadar çıktığını aktardı. İlave Katsayı ve TARSİM İndirimi: Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden Nur İşler, bitkisel ve hayvansal üretim desteklemelerinde kadın ve gençlere ilave katsayı uygulandığını, TARSİM sigorta poliçelerinde %10 kadın çiftçi indirimi sağlandığını ve kırsal kalkınma bütçesinin %20'sinin kadın/genç girişimcilere ayrıldığını belirtti. Ayrıca yönetim kurulunda en az bir kadın üye bulunduran tarımsal örgütlere ek puan avantajı sağlandığı hatırlatıldı. "Kadın Emeği Karar Mekanizmalarında Yer Bulmalı" Panelin en dikkat çekici konuşmalarından birini yapan S.S. Yunus Emre Kadın Girişim ve İşleme Kooperatifi ile Mihalıççık Kiraz Üreticileri Birliği Başkanı Dilek Sakallı, kırsalda kadın üretici olmanın zorluklarını paylaştı. Kadın emeğinin tarımın her aşamasında var olmasına rağmen karar mekanizmalarında yeterince yer bulamadığını belirten Sakallı, Mihalıççık’ta atıl durumda olan bir soğuk hava deposunu TKDK desteğiyle ayağa kaldırma süreçlerindeki mücadelelerini anlattı. Sakallı, kadın kooperatiflerinin sadece üretmekle kalmayıp markalaşma, pazarlama ve mentorluk (teknik bilgi desteği) konularında desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. DGRV Temsilcisi Arzu Gözer’in moderatörlüğünde devam eden panel, katılımcıların soru, görüş ve önerilerinin paylaşıldığı interaktif bir soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Dünya Bankası Güvencesiyle Odunpazarı’na Dev Çevreci Yatırım Haber

Dünya Bankası Güvencesiyle Odunpazarı’na Dev Çevreci Yatırım

Odunpazarı Belediyesi, çevreci ve sürdürülebilir yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek ilçenin enerji geleceğine yön verecek önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, yaklaşık 479 bin dolar yatırım bedeline sahip, 598 kWe/675 kWp gücündeki Güneş Enerjisi Santrali (GES 2) Projesi’nin ihale sürecinin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Başkan Kurt, projenin yalnızca bir enerji yatırımı olmadığını, aynı zamanda çevreye duyulan saygının, gelecek nesillere karşı hissedilen sorumluluğun ve kamu kaynaklarını etkin kullanma anlayışının güçlü bir yansıması olduğunu belirtti. Enerji maliyetlerinin her geçen gün arttığı bir dönemde yerel yönetimlerin geleceği planlamak zorunda olduğuna dikkat çeken Başkan Kurt, “Odunpazarı Belediyesi olarak kaynaklarını doğru kullanan, halkın parasını yine halk için harcayan ve geleceği bugünden planlayan bir anlayışla hareket ediyoruz. Bugün ilçemiz adına son derece önemli bir yatırımı daha hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Yaklaşık 479 bin dolar yatırım bedeline sahip, 598 kWe/675 kWp gücündeki Güneş Enerjisi Santrali (GES 2) projemizin ihale sürecini tamamladık. Bu yatırım yalnızca bir enerji projesi değildir. Bu yatırım; çevreye duyduğumuz saygının, gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzun ve kamu kaynaklarını verimli kullanma anlayışımızın somut bir göstergesidir.” dedi. DÜNYA BANKASI FİNANSMANIYLA HAYATA GEÇİYOR GES 2 Projesi’nin en dikkat çekici yönlerinden birinin finansman modeli olduğunu vurgulayan Başkan Kurt, yatırımın Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi kapsamında sağlanan Dünya Bankası kaynaklarıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Dünya Bankası’nın finansman desteğinin her kuruma sağlanmadığını ifade eden Başkan Kurt, bu durumun Odunpazarı Belediyesi’nin mali yapısına ve kurumsal güvenilirliğine duyulan uluslararası güvenin önemli bir göstergesi olduğunu belirtti. “Bu tür finansman kaynakları her belediyenin erişebildiği kaynaklar değildir” diyen Başkan Kurt, “Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar yatırım yapacak kurumları mali yapıları, proje üretme kapasiteleri ve sürdürülebilirlik anlayışları açısından titizlikle değerlendirir. Belediyemizin bu kaynağa erişebilmiş olması, mali disiplinimizin, kurumsal güvenilirliğimizin ve doğru yönetim anlayışımızın bir sonucudur. Uzun vadeli ve düşük maliyetli bu finansman sayesinde belediye bütçemizi zorlamadan önemli bir yatırımı hayata geçiriyoruz” ifadelerini kullandı. HEM DOĞAYA HEM DE BÜTÇEYE KATKI Güneş enerjisinin temiz, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak olduğuna dikkat çeken Başkan Kurt, Türkiye’nin sahip olduğu güneş potansiyelinin değerlendirilmesinin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini söyledi. Başkan Kurt, “Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, belediyelerin artan enerji giderlerinin kontrol altına alınması ve çevrenin korunması açısından yenilenebilir enerji yatırımları büyük önem taşıyor. Biz de bu bilinçle hareket ediyor, Odunpazarı’nı geleceğe hazırlıyoruz. Güneşten elde edeceğimiz enerji sayesinde belediyemizin enerji giderlerinde önemli tasarruf sağlayacağız. Elde edeceğimiz tasarrufu ise yine vatandaşlarımıza hizmet olarak geri döndüreceğiz” dedi. YARINLARI BUGÜNDEN AYDINLATIYORUZ Odunpazarı Belediyesi’nin çevreci yatırımlarının artarak devam edeceğini belirten Başkan Kurt, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Biz yalnızca yollar, parklar ve binalar inşa etmiyoruz. Çocuklarımıza daha temiz bir çevre, daha yaşanabilir bir kent ve daha güçlü bir gelecek bırakmak için çalışıyoruz. Güneşten aldığımız güçle Odunpazarı’nın yarınlarını bugünden aydınlatıyoruz. Hem doğayı koruyan hem de belediye bütçesine katkı sağlayan bu önemli yatırımın ilçemize, hemşehrilerimize ve gelecek nesillere hayırlı olmasını diliyorum. Odunpazarı üretmeye, tasarruf etmeye ve geleceğe yatırım yapmaya devam edecek.” “Temiz enerji, güçlü belediye, sürdürülebilir Odunpazarı” hedefiyle hayata geçirilen GES 2Projesi’nin, ilçenin çevreci dönüşümüne önemli katkılar sunması ve belediyenin enerji alanındaki dışa bağımlılığını azaltması hedefleniyor. Dünya Bankası desteğiyle gerçekleştirilen yatırım, yerel yönetimlerde sürdürülebilir kalkınma ve mali disiplinin başarılı bir örneği olarak dikkat çekiyor.

Gıda Güvenliğinin Temeli Tarım, Tarımın Temeli İse Topraktır Haber

Gıda Güvenliğinin Temeli Tarım, Tarımın Temeli İse Topraktır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Bayramı dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Her yıl 11 Haziran’ı takip eden ilk pazar gününün ülkemizde Toprak Bayramı olarak kutlandığını hatırlatan Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Toprağın insanlık için taşıdığı hayati öneme dikkat çekmek amacıyla kabul edilen Toprak Bayramı, günümüzde her zamankinden daha büyük bir anlam taşıyor. Toprak sınırlı bir doğal kaynaktır ve kaybedildiğinde yerine konulması son derece zordur. Nitekim yalnızca 1 santimetrelik verimli toprağın oluşumu yüzlerce yıl alıyor. Gıda güvenliğinin temeli tarım, tarımın temeli ise topraktır. Bitkisel ve hayvansal üretimin olmazsa olmazı olan tarım topraklarının korunması; ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik ve gelecek nesillerin refahı açısından stratejik bir zorunluluktur. Verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir topraklar; bilinçli tarım uygulamaları, dengeli gübreleme ve etkin su yönetimiyle mümkündür. Ancak artan nüfus, plansız kentleşme, sanayileşme ve altyapı yatırımları nedeniyle verimli tarım arazileri her geçen yıl azalıyor. Erozyon, yanlış toprak işleme yöntemleri, aşırı kimyasal kullanımı ve hatalı sulama uygulamaları da topraklarımızın verimliliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Ülkemizde son 30 yılda tarım alanları yaklaşık 27 milyon hektardan 24 milyon hektara geriledi. İklim krizi ve küresel ısınmanın yıkıcı etkileri, son yıllarda Türkiye topraklarında da derinden hissediliyor. Bu konuda uzmanların ortaya koyduğu tablo, geleceğimiz adına ciddi bir uyarı niteliğindedir. Bugün topraklarımızın önemli bir kısmı, kriz boyutuna ulaşan bir erozyon tehdidiyle eriyip gidiyor. Bununla birlikte, son 30 yılda betonlaşma ve yanlış kullanım gibi insan eliyle yaratılan tahribatlar sonucunda 3 milyon hektar tarım arazimizi kaybetmiş durumdayız. Madalyonun diğer yüzünde ise iklim krizi ve aşırı yeraltı suyu tüketimi yer alıyor. Bu iki etken özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizi adım adım yüksek bir çölleşme riskine mahkûm ediyor. Birliğimiz, tarımın en temel sermayesi olan verimli arazilerin korunmasını hayati bir sorumluluk olarak görüyor. Bu doğrultuda, krizden çıkış için küresel gıda güvenliğini sağlamak adına öncelikle toprağın doğrudan sürülmesini azaltarak yapısını koruyan ve organik madde miktarını artıran koruyucu tarım uygulamalarına geçilmesi gerekiyor. Bununla birlikte, damla ve yağmurlama sulama gibi akıllı tekniklerle su israfının önlenmesi ve toprağın tuzlanmasının engellenmesi hayati önem taşıyor. Kimyasal gübre kullanımını optimize ederek organik gübrelerle toprağın mikrobiyolojik sağlığını geri kazandıran entegre besin yönetimi modelleri yaygınlaştırılmalı, tüm bu süreçler toprak analizlerini yapay zekâ ve uydu teknolojileriyle izleyerek nokta atışı müdahaleler geliştiren dijital tarım araçlarıyla desteklenmelidir. Öte yandan, tarımsal işletme yapısını bozarak arazilerin parçalanmasına yol açan hobi bahçesi faaliyetlerine yönelik idari denetimlerin artırılması ve yasal mevzuatın tavizsiz şekilde uygulanması elzemdir. Konut, sanayi, turizm, madencilik ve altyapı yatırımlarının planlama süreçlerinde öncelik, tarımsal verimliliği düşük alanlara verilmelidir. Bu doğrultuda, arazi toplulaştırma çalışmalarının hızlandırılması da tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önem arz ediyor. Birinci sınıf sulanabilir tarım arazileri, meyve bahçeleri ve zeytinlikler gelecek nesiller adına titizlikle korunmalıdır. Unutulmamalıdır ki toprak; geçmişten devraldığımız ve gelecek kuşaklara eksiksiz aktarmakla yükümlü olduğumuz en değerli mirastır. Toprağın korunması yalnızca üreticilerin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Verimli topraklarımızın muhafazası; gıda güvencemizin, ekonomik bağımsızlığımızın ve geleceğimizin en güçlü teminatıdır.”

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ve uluslararası düzeyde önemli bilim insanlarını, akademisyenleri, yerel yönetim temsilcilerini ve sektör paydaşlarını bir araya getiren Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, iki gün süren yoğun programın ardından başarıyla tamamlandı. ÜNLÜ AKADEMİSYENLER ESKİŞEHİR’DE BULUŞTU Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve çözüm odaklı iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen sempozyumda, iklim değişikliği, çevre politikaları, sürdürülebilir kentler, atık yönetimi, enerji dönüşümü, su kaynakları ve biyoçeşitlilik gibi birçok önemli konu uzman isimler tarafından ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti. Ünlüce’nin konuşmasının ardından sempozyum, birbirinden önemli oturumlarla devam etti. İki gün boyunca iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bilimsel bilgi, deneyim ve iyi uygulama örneklerinin paylaşıldığı sempozyum; akademi, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine de önemli katkı sundu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede bilimsel veriler ışığında çalışmalarını sürdürmeye ve sürdürülebilir bir gelecek için paydaşları bir araya getirmeye devam edeceğini belirtti. ÇEŞİTLİ OTURUMLAR DÜZELENDİ İlk günün ilk oturumunda “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri değerlendirildi. “Çevresel Sürdürülebilirlikte Uluslararası İş Birlikleri” başlıklı ikinci oturumda, uluslararası ortaklıkların çevresel sorunların çözümündeki rolü masaya yatırıldı. Daiva Matoniene moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara güncel araştırma ve eğitim projelerinden elde edilen deneyimleri paylaşırken, Doç. Dr. Serap Erdal Chicago’da kurulan sensör tabanlı hava kalitesi veri ağının iklim politikalarına katkılarını anlattı. Prof. Dr. Pınar Yıldız ise iklim krizi ve bütüncül sağlık ilişkisini değerlendirdi. Üçüncü oturumda “Uluslararası Ağlar ve Yerel Hedefler: İklim Yönetişiminde Çok Seviyeli Yaklaşım” konusu ele alındı. Prof. Dr. Bora Çetin’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Daiva Matoniene, Nida Bilgen ve Tuğçe Üzümoğlu; küresel iklim hedeflerinin yerel yönetimlere yansımaları, iklim yatırımları, çok seviyeli yönetişim modelleri ve paydaş katılımı üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Günün son oturumunda ise biyoçeşitlilik konusu tüm yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. D. Ümit Şirin moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Ali Dönmez bitkilerin, Prof. Dr. Mustafa Sözen hayvanların iklim değişikliği karşısındaki durumunu aktarırken, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çalışkan biyoçeşitlilik müzelerinin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Cengiz Türe ise COP31 gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. SEMPOZYUMUN İKİNCİ GÜNÜNDE DE DİKKAT ÇEKTİ Sempozyumun ikinci günü de yoğun katılım ve ilgiyle devam etti. “Kentlerin Görünmeyen Altyapısı: Atık Yönetimi” başlıklı ilk oturumda Türkiye’de evsel atık yönetiminin mevcut durumu ve geleceğe yönelik yol haritaları ele alındı. Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan biyometanizasyon ve anaerobik çürütme teknolojilerini anlatırken, TAKK Kurucusu Pınar Akıskalıoğlu atıksız bir ekosistem için ortak sorumluluğun önemine dikkat çekti. “İklim Krizi Çağında Atık ve Su Yönetimi” başlıklı ikinci oturumda ise su ve atık su yönetiminden geri kazanım teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede sunumlar gerçekleştirildi. Mehmet Ali Nalçacıoğlu döngüsel ekonomi temelli entegre kaynak geri kazanım modelini aktarırken, Ömer Benli plastik ve geri dönüşüm teknolojileri, mikroplastik kirliliği, kimyasal geri dönüşüm ve elektronik atıkların yönetimi konularında değerlendirmelerde bulundu. Öğleden sonra gerçekleştirilen “İklim Değişikliği Bağlamında Su ve Sulak Alan Ekosistemleri” oturumunda su kaynaklarının korunması ve sulak alanların iklim değişikliği karşısındaki önemi ele alındı. Prof. Dr. Erdoğan Kaya, Eskişehir Seydi Çayı örneği üzerinden akarsu farkındalığını anlatırken, Dr. Başak Avcıoğlu Çokçalışkan ve Güler Bozok sulak alanların korunması, restorasyonu ve doğa temelli çözümler üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Prof. Dr. Özgür Emiroğlu ise iklim değişikliğinin sucul fauna üzerindeki etkilerini değerlendirdi. “Enerji Dönüşümü ve Hedefler: Verimlilik, Politika ve Teknoloji” başlıklı dördüncü oturumda enerji verimliliği, Türkiye’nin enerji politikaları ve nükleer enerji konusu iklim krizi perspektifinden ele alındı. Murat Gümüşel enerji verimliliği odaklı büyümeyi, Emre Fidan enerji politikalarının iklim değişikliği açısından değerlendirilmesini, Prof. Dr. Latife Berrin Erbay ise nükleer enerjinin iklim krizi bağlamındaki yerini anlattı. Sempozyumun son oturumu olan “İklime Dayanıklı Geleceğin Kentleri: Yerel Akademiden Çözümler ve Sivil Katılım” başlığında ise kentlerin geleceğine ilişkin bilimsel çözüm önerileri paylaşıldı. Prof. Dr. Semra Günay kent çeperlerindeki tarım alanlarının korunmasının önemini vurgularken, Prof. Dr. Uğur Avdan kentsel ısı adaları ve yeşil alan ilişkisini değerlendirdi. Dr. Öğretim Üyesi Hakan Uyguçgil yerel ölçekte iklim dirençliliğinde coğrafi bilgi sistemleri ve sivil katılımın rolünü aktarırken, Prof. Dr. Atila Ocak kentsel planlamada biyoçeşitliliğin önemine dikkat çekti. BAŞKAN ÜNLÜCE’YE TEŞEKKÜR Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ardından, sempozyuma katkı sunan akademisyenler Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi makamında ziyaret etti. Ziyarete Büyükşehir Belediyesi danışmanlarından Prof. Dr. Ahmet Çabuk, Michigan State Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Douglas Hartman, Prof. Dr. Volodymyr Tarabara ve Prof. Dr. Kristen Çetin’in yanı sıra Litvanya’dan Daiva Matoniene ile ICLEI (Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı) temsilcisi Nida Bilgen katıldı. Görüşmede Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Dr. Aytaç Ünverdi de hazır bulundu. Gerçekleştirilen nezaket ziyaretinde, sempozyumun bilimsel içeriği ve organizasyon başarısından duydukları memnuniyeti dile getiren akademisyenler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ortaya koyduğu vizyoner yaklaşım ve ev sahipliği için Başkan Ünlüce’ye teşekkürlerini sundu.

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği Ve Çevre Sempozyumu Başladı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği Ve Çevre Sempozyumu Başladı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ilk günü gerçekleştirildi. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğiyle mücadelenin tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “İklim krizi; ülkelerin, şehirlerin ya da kurumların tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Bu sorun, uluslararası iş birliği ve ortak akıl gerektirmektedir.” dedi. Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla düzenlenen Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, ilk gün programıyla başladı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen sempozyum, Tarihi Odunpazarı Bölgesi’nde bulunan Genco Erkal Sahnesi’nde yoğun katılımla düzenlendi. Akademisyenler, yerel yönetim temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve çevre alanında çalışmalar yürüten uzmanları bir araya getiren sempozyum, iklim krizine yönelik çözüm arayışlarının tartışıldığı önemli bir platform oldu. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekerek, yerel yönetimlerin bu mücadelede üstlendiği sorumluluklara vurgu yaptı. Ünlüce, sürdürülebilir kent politikalarının geliştirilmesi ve çevre dostu uygulamaların yaygınlaştırılması konusunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Başkan Ünlüce konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada bulunmamıza vesile olan hikâyenin başlangıcı aslında kardeş şehrimiz Lansing’e yaptığımız bir ziyaret sırasında oldu. Kardeş şehir protokolünü imzalamak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne gittiğimizde, Michigan Üniversitesi’nde görev yapan değerli hocamız Prof. Dr. Bora Çetin ile bir araya geldik. Eskişehir’den geldiğimizi duyunca büyük bir heyecanla bizleri karşıladı ve şehrimize olan bağlılığını bir kez daha gösterdi. O gün yaptığımız sohbetlerde ele aldığımız en önemli konulardan biri de iklim kriziydi. Dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri iklim krizidir. Uzun yıllardır Wisconsin Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren hocamızın, ‘Eskişehir için neler yapabilirim?’ duyarlılığı ve Eskişehir’e olan aidiyet duygusu, bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu sempozyumun temelini oluşturdu. Daha sonra üniversitelerimizden ve dünyanın farklı ülkelerinden ilişkide olduğumuz değerli akademisyenlerle bir araya gelerek, hem dünyanın hem de ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan iklim krizini kapsamlı biçimde ele alacak bu organizasyonu hayata geçirdik. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'nın (COP) bu yıl Türkiye’de gerçekleştirilecek olması da bu sempozyumu daha anlamlı hale getiriyor. Bugün burada bulunan değerli bilim insanlarının ortaya koyacağı görüş ve önerilerin COP31 sürecine de katkı sağlayacağına, hem şehrimiz hem de ülkemiz adına önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Elbette iklim krizi; ülkelerin, şehirlerin ya da kurumların tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Bu sorun, uluslararası iş birliği ve ortak akıl gerektirmektedir. Bu nedenle bugün burada gerçekleştirdiğimiz buluşmayı son derece değerli buluyorum. Sempozyumumuzun başarılı ve verimli geçmesini diliyor, hepinize bir kez daha hoş geldiniz diyorum.” Başkan Ünlüce’nin ardından, eğitim teknolojileri ve okuryazarlık alanında dünya çapında tanınan isimlerden biri olan Michigan Devlet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Teknoloji ve İnsani Öğrenme ile Öğretmen Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Douglas K. Hartman katılımcılara hitap etti. Hartman, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda eğitimsel ve toplumsal boyutlarına da dikkat çekerek disiplinler arası iş birliğinin önemini vurguladı. Konuşmaların ardından Başkan Ayşe Ünlüce, böylesine önemli bir uluslararası organizasyona Eskişehir’in ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek sempozyuma katkı sunan katılımcılara plaketlerini takdim etti. Sempozyumun ilk günü, “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlıklı oturumla devam etti. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri ele alındı. İki gün sürecek sempozyum kapsamında iklim değişikliği, çevresel sürdürülebilirlik, enerji dönüşümü, su ve atık yönetimi, biyoçeşitlilik, sulak alan ekosistemleri, iklim yönetişimi ve kentlerin iklim direnci gibi güncel başlıklar kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Farklı ülkelerden gelen uzmanlar tarafından bilimsel çalışmaların paylaşılacağı sempozyumda, çevre ve iklim alanındaki güncel gelişmeler masaya yatırılacak; yerel ve uluslararası ölçekte yürütülen başarılı uygulamalar katılımcılarla paylaşılacak. Oturumlarda iklim krizinin çevresel, ekonomik ve toplumsal etkileri ele alınırken, sürdürülebilir kentler, enerji verimliliği, doğal kaynakların korunması ve iklime uyum politikalarına ilişkin çözüm önerileri de tartışılacak.

Prof.Dr. Ayşen Gürcan Sıfır Atık Forumu Kapanış Programına Katıldı Haber

Prof.Dr. Ayşen Gürcan Sıfır Atık Forumu Kapanış Programına Katıldı

TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı, AK Parti Eskişehir Milletvekili ve Sıfır Atık Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen Uluslararası Sıfır Atık Forumu kapanış programına katıldı. 183 ülkenin katılımıyla düzenlenen forumun kapanış programında; çevrenin korunması, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, geri dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları ele alınırken, çevre ve iklim alanında uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi’nin küresel ölçekte güçlü bir çevre bilinci oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Ayşen Gürcan, sıfır atık anlayışının yalnızca çevresel bir yaklaşım değil, aynı zamanda gelecek nesillere karşı sorumluluğun da önemli bir göstergesi olduğunu belirtti. Gürcan, forumun çevre ve sürdürülebilirlik alanında ortak bir farkındalık oluşturduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin bu alandaki öncü çalışmalarının uluslararası düzeyde ilgi ve takdir görmesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti. Prof. Dr. Ayşen Gürcan, organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samet Ağırbaş’a, vakıf yönetimine ve katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.