SON DAKİKA
Hava Durumu

#Soruşturma

Porsuk Haber Ajansı - Soruşturma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soruşturma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Partili Çakırözer Basın Özgürlüğü Raporunu Açıkladı Haber

YENİ Partili Çakırözer Basın Özgürlüğü Raporunu Açıkladı

Türkiye’de basın özgürlüğü üzerindeki baskı her geçen gün büyüyor. Gazeteciler tutuklanıyor, ev hapsiyle susturuluyor; haber siteleri ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleriyle milyonlarca yurttaşın haber alma hakkı yok ediliyor. Yalnızca ekim ayının ilk haftasında gazeteciler Derya Okatan, Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklanarak cezaevine gönderildi. İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında ise yaptıkları haberler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek ev hapsi kararı verildi. Son 70 günde 25 gazeteci gözaltına alındı, 10 gazeteci tutuklandı, 2 gazeteciye ev hapsi verildi. YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik son iki aydaki ihlalleri ortaya koyan bilançosunu kamuoyuyla paylaştı. İktidarın “Ailem güvende” operasyonu gazetecileri hedef alırken, yüz binlerce yurttaşın mağdur olduğu fon krizi de yine gazetecilerin haberlerine ve sosyal medya paylaşımlarına yönelik baskı ve sansürün gerekçesine dönüştürüldü. Çakırözer, “AK Parti iktidarı gazetecileri tutuklayarak, ev hapsi vererek, haber sitelerini ve sosyal medya hesaplarını erişime kapatarak toplumun haber alma hakkını gasp ediyor. Basın özgürlüğü önündeki ihlalleri her geçen gün büyütüyor. Sansür ve yargı baskısı artık istisna değil, sistematik bir yönetim biçimine dönüşmüş durumda. Asrın vurgunu fon krizinde milleti dolandıranlar değil, açığa çıkaran gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Halkın haber alma hakkı engelleniyor. Basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır! Basın özgür değilse demokrasi de gelmez” dedi. ARTIK GAZETECİLİK TUTUKLAMA GEREKÇESİ YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer’in kamuoyuyla paylaştığı basın özgürlüğü raporuna göre gazeteciler, adli yılın başladığı eylül ayında en az 50 kez hâkim karşısına çıktı. Ağustos ve eylül aylarında çok sayıda gazeteci gözaltına alınırken, gazeteciler hakkında tutuklama ve adli kontrol kararları verildi. Rapora göre ağustos ve eylül aylarında Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler Oya Lale Özan Arslan ve Ali Tarakçı sosyal medya paylaşımları; Tuğba Tekerek ise “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında tutuklandı. Gazeteciler Selahattin Günday ve Fatih Ergin ise eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. Bolu Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykan, devletten kiralanan bir alanı işleten firmanın ziyaretçilerden tarifede belirtilen ücretin üzerinde para aldığı iddiasına ilişkin haberi nedeniyle tutuklandı. Aydın Denge Gazetesi’nin sosyal medya hesabından Gülşen Erdoğan’ın vefatının “Erdoğan vefat etti” başlığıyla duyurulmasının ardından “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Gazetenin temsilcisi Emin Aydın, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yeşim Ülker, muhabir İslam Keleş ve İrem Delice gözaltına alındı. Adli kontrolle serbest bırakılan gazetecilerden İrem Delice, savcılığın itirazı üzerine tutuklandı. HABER VE PAYLAŞIMA SORUŞTURMA İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, AK Parti ve MHP’li yöneticilerin İzmir’de gazetecilere yönelik tutumlarına ilişkin yaptığı açıklama nedeniyle ifade verdi. Ertuğrul Özkök hakkında, katıldığı bir yayındaki söylemleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci İsmail Arı hakkında eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’e yönelik mesajı nedeniyle dava açılırken; gazeteci Canan Coşkun ve belgeselci Kazım Kızıl hakkında Rabia Naz davası kapsamında 7 yıl sonra dava açıldı. Gazeteciler Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan ve Şaban Sevinç ise İBB davasında hâkim karşısına çıkarıldı. İlke TV muhabiri Zilan Azad, Yeni Yaşam Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ahmet Güneş ve Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Çelebi hakkında yaptıkları haberler nedeniyle soruşturma açıldı. HABER TAKİBİNE GÖZALTI, SALDIRI VE ENGELLEME Gazeteci Can Bursalı ile Trabzon 360 Haber’in İmtiyaz Sahibi Hatice Aksoy ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Muhsin Aksoy yaptıkları haber ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle, Kemal Öztürk ise bir televizyon programındaki ifadeleri nedeniyle gözaltına alındı. BirGün muhabiri Sarya Toprak ve Alman ARD TV muhabiri Sener Azak, “Ailem güvende” operasyonlarını protesto eden eylemleri takip ederken gözaltına alındı. Gazeteciler Mehmet Toprak, Halil Biter ve Kenan Bayık, Şanlıurfa’da meydana gelen depreme ilişkin sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alındı. 24 TV kameramanı Fatih Coşkun, Silivri açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu gemisindeki arama-kurtarma çalışmalarını takip ederken saldırıya uğradı. AS TV muhabiri Oğuz Aksu ve kameramanının Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısını takip etmesi bir belediye çalışanı tarafından engellendi. Urfa’da haber takibi yapan üç kadın gazeteci ise görevleri sırasında sözlü ve fiziki saldırıya maruz kaldı. SANSÜRÜN YENİ ADRESİ: SOSYAL MEDYA VE HABER SİTELERİ Türkiye gündemine oturan “Ailem güvende” operasyonları ile “fon vurgunu” sonrası gazetecilerin, ekonomistlerin, hak savunucularının, akademisyenlerin ve yurttaşların sosyal medya hesaplarına, basın kuruluşlarına ve haberlere erişim engelleri art arda geldi. Sadece eylül ayında 1.350’ye yakın sosyal medya hesabı erişime engellendi. Türkiye’nin ve dünyanın en fazla takip edilen haber sitelerinden T24’e erişim tamamen engellendi. Yine Evrensel, Kısa Dalga, Mezopotamya Haber Ajansı internet sitesi ve X hesabına erişim engeli getirildi. Sadece eylül ayında gazeteciler Alican Uludağ, Özlem Akarsu Çelik, Hilmi Hacaloğlu, Canan Kaya, Nasuh Bektaş, Fırat Fıstık, Sarya Toprak, Şirin Payzın, Furkan Karabay, Ali Tarakçı’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci ile; ekonomi alanında yorum yapan Veysel Ulusoy, Emre Şirin, İnan Mutlu, Prof. Barış Övgün ile Umut-Sen’in kurucularından Başaran Aksu’nun sosyal medya hesaplarının da arasında yer aldığı birçok X hesabı erişime engellendi. Aralarında Uluslararası Af Örgütü, Hak İnisiyatifi, Barış Akademisyenleri, Kadın Koalisyonu, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Aile Dayanışma Ağı, ALİKEV ve Türkiye Psikiyatri Derneği’nin de bulunduğu çok sayıda hak savunucusu dernek ile meslek örgütünün hesaplarına erişim engeli getirildi. Erişim engellerini belgeleriyle raporlayan Prof. Dr. Yaman Akdeniz ile İfade Özgürlüğü Derneği, Engelli Web ve MLSA’nın sosyal medya hesapları da erişime engellendi. Ağustos ve eylül aylarında hesaplara getirilen erişim engellemelerinin yanı sıra kamuoyunu yakından ilgilendiren onlarca haber de yine erişime engellendi. Bunlar arasında; “Fon krizinde bazı yatırım ve portföy yönetim şirketleri ile bu şirketlerin yönetici ve ortaklarının kamuoyunca tanınan isimlerle bağlantılarına ilişkin haberler, Şeytantepe belgeseli, Özlem Çerçioğlu’nun ailesinin TOGG ile ticari ilişkisine dair haber, Eski TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın komşularıyla yaşadığı sıkıntılar, Zülfikarlar Holding bünyesindeki şirketler ve yöneticilere ilişkin soruşturma, tutuklama ve konkordato haberleri, Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin haberler, eski Sağlık Bakanı ve Medipol Hastanesine ilişkin dosya haberler” yer aldı.

Eskişehir'de Kırmızı Bültenle Aranan DEAŞ Şüphelisi Operasyonla Yakalandı Haber

Eskişehir'de Kırmızı Bültenle Aranan DEAŞ Şüphelisi Operasyonla Yakalandı

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, kırmızı bültenle aranan DEAŞ silahlı terör örgütü üyesi M.S.F. düzenlenen operasyonla gözaltına alındı ve çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı. ​Eskişehir'de terörle mücadele kapsamında başarılı bir operasyona imza atıldı. TEM Daire Başkanlığı ile Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüklerinin ortaklaşa yürüttüğü istihbari çalışmalar sonucunda, çatışma bölgeleriyle irtibatlı olduğu ve geçmişte DEAŞ içerisinde faaliyet yürüttüğü belirlenen Irak doğumlu M.S.F.'nin adresi tespit edildi. ​Şafak Operasyonuyla Yakalandı ​Güvenlik güçleri tarafından 8 Ekim 2026 tarihinde saat 06.45 sıralarında şüphelinin Eskişehir’deki ikametine eş zamanlı operasyon düzenlendi. Gerçekleştirilen aramalarda çok sayıda dijital materyal ve kırmızı bülten detaylarında yer alan şüpheliye ait pasaport ele geçirildi. ​Sulh Ceza Hakimliği Tutukladı ​Gözaltına alınarak emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheli M.S.F., Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Şüpheli, 9 Ekim 2026 tarihinde çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğü bildirildi.

Eskişehir’de Kumar Operasyonu: 36 Kişiye 417 Bin TL Ceza Kesildi Haber

Eskişehir’de Kumar Operasyonu: 36 Kişiye 417 Bin TL Ceza Kesildi

Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, kent genelinde kumar oynanmasının engellenmesine yönelik yürüttüğü titiz çalışmalar kapsamında dev bir operasyona imza attı. Belirlenen bir iş yerine düzenlenen baskında, tombala oynayan 36 kişiye toplamda 417 bin 744 TL idari para cezası uygulandı. Tombala Makinesi ve Çekiliş Kartlarına El Konuldu Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince söz konusu adreste gerçekleştirilen denetimlerde, içerde bulunan 38 şahıstan 36’sının "tombala" olarak tabir edilen kumar oyununu oynadığı tespit edildi. Mekânda yapılan aramalarda kumar oynatmakta kullanılan; Çok sayıda tombala çekiliş kartı, Oyun makinesi, Tombala oyun topları ele geçirilerek muhafaza altına alındı. Kişi Başı 11 Bin 604 TL İdari Para Cezası Suçüstü yakalanan 36 şahsa, kişi başı 11 bin 604 TL olmak üzere toplam 417 bin 744 TL idari para cezası kesildi. Yasa dışı kumar faaliyetinin yürütüldüğü tespit edilen iş yerinin mühürlenmesi ve faaliyetten menedilmesine yönelik idari işlemlere hemen başlandı. İşletme Sorumluları Hakkında Adli İşlem Başlatıldı Mekânın işletme sorumlusu H.Ş.K. ile çekilişi gerçekleştirdiği belirlenen E.E. isimli şahıslar hakkında "Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkân Sağlama" suçundan adli tahkikat başlatıldı. Şüphelilerin emniyetteki işlemleri ve olayla ilgili başlatılan geniş çaplı soruşturma devam ediyor. Eskişehir Emniyet Müdürlüğü, kent genelinde huzur ve güven ortamının sağlanması ile yasa dışı kumar faaliyetlerinin tamamen sonlandırılmasına yönelik kararlı mücadelesini aralıksız sürdüreceğini vurguladı.

YENİ Parti'li İbrahim Arslan: "Bürokrat Hatası Kimin?" Haber

YENİ Parti'li İbrahim Arslan: "Bürokrat Hatası Kimin?"

YENİ Parti PM Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’deki dört sağlık taşınmazının özelleştirme sürecini iki yeni yazılı soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sürecin nasıl yürütüldüğünü, “bürokrat hatası” açıklamasını, 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararını ve dört taşınmazın mevcut hukuki statüsünü soran Arslan, “Bu dosya, Türkiye’nin nasıl yönetilemediğinin ve kamu yönetiminin nasıl savrulduğunun somut bir örneğidir” dedi. Arslan; eski Devlet Hastanesi alanı, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası, Mihalıççık Gün Sazak Devlet Hastanesi ve Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi hakkında iki ayrı yeni yazılı soru önergesi verdi. Sürecin 17 Mart’ta eski Devlet Hastanesi alanının, 24 Nisan’da ise diğer üç sağlık taşınmazının Cumhurbaşkanı kararlarıyla özelleştirme kapsam ve programına alınmasıyla başladığını hatırlatan Arslan, mart ayından bu yana konuyu TBMM gündeminde tuttuklarını belirtti. Hazine ve Maliye Bakanlığının daha önceki soru önergelerine verdiği yanıtlarda taşınmazların Cumhurbaşkanı kararlarıyla özelleştirme kapsam ve programına alındığını ve işlemlerin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütüldüğünü bildirdiğini belirten Arslan, Sağlık Bakanlığının ise aynı sağlık alanlarına ilişkin daha önce verilen yazılı soru önergelerini yanıtlamadığına dikkat çekti. “AKTİF SAĞLIK TESİSLERİ LİSTEYE NASIL GİRDİ?” Sağlık Bakanlığının özelleştirme işlemlerinin fiilen kullanılmayan veya işlevini yitirmiş taşınmazlara yönelik olduğunu ve aktif sağlık tesislerinin elden çıkarılmasının söz konusu olmadığını açıkladığını hatırlatan Arslan, buna rağmen 24 Nisan tarihli kararla Eskişehir’de sağlık hizmeti sunulan üç taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığını belirtti. AK Parti Eskişehir Milletvekili ve MKYK Üyesi Nebi Hatipoğlu’nun eski Hava Hastanesinin özelleştirme kapsamına alınmasını “teknik bir hata” ve “bir bürokratın hatası” olarak açıklamasına da dikkat çeken Arslan şöyle konuştu: Sağlık hizmeti verilen bu tesisler hangi bilgiyle özelleştirme listesine girdi? Listeyi kim hazırladı, kim kontrol etti ve Cumhurbaşkanının önüne kadar nasıl ulaştı? Eğer böylesine önemli bir işlem gerçekten ‘bir bürokratın hatası’ ise, bunu söyleyip geçmek mümkün değildir. Kim bu bürokrat? Hata tam olarak nedir, hangi kurumda ve hangi aşamada yapılmıştır? İdari kontrollerden geçerek Cumhurbaşkanının önüne kadar nasıl ulaşmıştır? İddia doğruysa sorumlu veya sorumlular hakkında inceleme ya da soruşturma başlatılmış mıdır, herhangi bir idari işlem yapılmış mıdır? İki yeni soru önergemizle bu soruların cevabını Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten istiyoruz.” Arslan, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binasının bugün de sağlık hizmetlerinin sürdüğü, Havacılık Tıp Merkezinin faaliyet gösterdiği ve Koruma Kurulu kayıtlarında tescilli yapıların bulunduğu özel nitelikte bir yerleşke olduğuna da dikkat çekti. “11722 SAYILI KARARIN BELGESİ KAMUOYUYLA PAYLAŞILSIN” Arslan, dört sağlık alanının özelleştirme kapsamından çıkarılacağı yönündeki açıklamaların ardından yaklaşık dört ay geçtiğini, 1 Eylül’de ise bu alanların 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla özelleştirme kapsam ve programından çıkarıldığının kamuoyuna duyurulduğunu hatırlattı. Aradan geçen süreye rağmen söz konusu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmadığını belirten Arslan, son olarak kararın Resmî Gazete’de yayımlanmayacağının ve Cumhurbaşkanı imzalı bir yazının valiliklere gönderildiğinin açıklandığını ifade etti. Arslan şöyle devam etti: “11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının varlığı ve dört sağlık alanının bu kararla özelleştirme kapsam ve programından çıkarıldığı kamuoyuna açıklandı. O halde 11722 sayılı kararın ya da kapsamdan çıkarma işlemini tesis eden resmî belgenin kendisi kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Dört taşınmazı özelleştirme kapsam ve programına alan Cumhurbaşkanı kararları Resmî Gazete’de yayımlandı. Kapsamdan çıkarma kararının Resmî Gazete’de yayımlanmayacağı belirtiliyorsa, bunun hukuki ve mevzuata dayalı gerekçesi açıklanmalıdır. Soru önergelerimizde bunun da cevabını istiyoruz: 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının tarihi nedir? İlgili bakanlıklara ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ne zaman ulaşmıştır? Resmî Gazete’de neden yayımlanmamıştır ve yayımlanmamasının hukuki dayanağı nedir? Hepsinden önemlisi; bu dört taşınmaz bugün itibarıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kayıtlarında hangi hukuki statüdedir? Özelleştirme kapsam ve programından çıkarılmış mıdır? Bunun cevabı siyasi açıklamalarla değil, devletin resmî kayıt ve belgeleriyle verilmelidir.” “TÜRKİYE’NİN NASIL YÖNETİLEMEDİĞİNİN FOTOĞRAFIDIR” Arslan, yaşanan sürecin yalnızca dört taşınmaz üzerinden yürütülen bir özelleştirme tartışması olarak görülemeyeceğini belirterek açıklamasını şöyle tamamladı: “Sağlık hizmeti verilen tesislerin özelleştirme listesine nasıl girdiği açıklanamıyor. ‘Bürokrat hatası’ deniliyor, hatanın kimden ve nasıl kaynaklandığı açıklanmıyor. Kapsamdan çıkarıldığı söyleniyor, dayanak gösterilen belge kamuoyuyla paylaşılmıyor. Dört taşınmazın bugünkü hukuki statüsüne ilişkin açık ve belgeli bir bilgi ortaya konulmuyor. Bu dosya, Türkiye’nin nasıl yönetilemediğinin ve kamu yönetiminin nasıl savrulduğunun somut bir örneğidir. Mesele polemik değil; devlet yönetiminde sorumluluk, şeffaflık ve hukuki güvenlik meselesidir. Verdiğimiz iki yeni soru önergesiyle yaşanan bu sürecin bütün yönleriyle açıklanmasını, sorumlulukların ortaya konulmasını ve dört sağlık alanının mevcut hukuki statüsünün hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde kamuoyuna açıklanmasını istiyoruz. Söz değil belge; belirsizlik değil hukuki güvence. “Eskişehir’in sağlık alanlarının kamu yararı doğrultusunda korunması için sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

Nebi Hatipoğlu’ndan Tepebaşı Belediye Meclisi’ndeki Olaylara Sert Tepki Haber

Nebi Hatipoğlu’ndan Tepebaşı Belediye Meclisi’ndeki Olaylara Sert Tepki

AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Tepebaşı Belediyesi’nin Haziran ayı meclis toplantısında yaşanan tartışma ve provokasyonlara çok sert çıktı. Meclis üyelerine yönelik saldırıları “rezalet” olarak nitelendiren Hatipoğlu, benzer durumların tekrarlanması halinde çok daha sert karşılık vereceklerini vurguladı. ​Tepebaşı Belediye Meclisi’nde Haziran ayı toplantısı yaşanan gerginlikler ve meclis üyelerine yönelik gerçekleştirilen müdahaleler tartışılmaya devam ediyor. Konuyla ilgili sessizliğini bozan AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, yaptığı açıklama ile yaşananlara tepki gösterdi. ​“Demokrasi Gaspına İzin Vermeyeceğiz” ​Meclis çatısının demokratik bir tartışma alanı olması gerektiğini belirten Hatipoğlu, baskı ve provokasyon yöntemlerinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Hatipoğlu, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ​“Tepebaşı Belediye Meclisi’nde yaşanan rezalet hakkındaki görüşlerimdir: Çok açık söylüyorum: Bir daha 3-5 provokatörü meclise getirip, milletin oylarıyla seçilmiş meclis üyelerimizin üzerine salmaya kalkarsanız, tavrımız da tarzımız da istemeyeceğiniz türden değişir. Bunu herkes böyle bilsin, ayağını da buna göre denk alsın.” ​“Siyasal Hakların Gaspına Taviz Yok” ​Belediye meclislerinin, denetim ve soru sorma hakkının merkezi olduğunu hatırlatan Hatipoğlu, meclis üyelerinin susturulmaya çalışılmasının halkın iradesine yapılan bir saygısızlık olduğunu savundu. ​Hatipoğlu, belediye bünyesinde devam eden yasal süreçlere ilişkin ise şunları söyledi: ​“Belediye Meclisi çatısı; demokratik konuşma, soru sorma ve denetim hakkının gürültüyle, baskıyla, provokasyonla gasp edileceği bir yer değildir. Buna bir kez daha asla taviz vermeyiz. Tepebaşı Belediyesi ile ilgili yürüyen soruşturma ve davalarla ilgili şimdilik hukuksal sürece saygı açısından konuşmayacağım. Ancak geçtiğimiz gün yaşanan arkadaşlarımızın siyasi haklarının gaspı tekrarlanırsa bayramlık ağzımı da açarım, ona göre!”

Çakırözer: "Hukuksuzca Zindanda Tutulan Gazeteciler Derhal Özgür Kalmalı" Haber

Çakırözer: "Hukuksuzca Zindanda Tutulan Gazeteciler Derhal Özgür Kalmalı"

Gazetecilere yönelik baskı, sansür ve engellemeler devam ederken, aralarında Merdan Yanardağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp’ın da olduğu onlarca gazeteci bu bayrama da cezaevinde girdi. Mayıs ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıklayan CHP’nin gazeteci kökenli Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “1 Mayıs ve Kurban Bayramı nedeniyle adliyelerin tam kapasite çalışmadığı bu kısa ayda bile gazeteciler en az 40 kez adliyelerde haber ve paylaşımlarını savunmak zorunda kaldı. Gazeteciler bir bayramı daha ailelerinden, sevdiklerinden uzakta zindanda geçirdi. Ailesine bayram ziyaretinde gözaltına alınan Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı tam 73 gündür haksız hukuksuz zindanda. Tutuklu gazetecilere her ay bir yenisi ekleniyor. Gazeteciler haber takibinde gözaltına alınıyor, engelleniyor. Söylediğimiz tek bir şey var: gazetecilik suç değildir! İsmail Arı cuma günü hakim karşısına çıkacak. Hem ona hem da haksız hukuksuz zindanda tutulan tüm gazetecilere derhal özgürlük istiyoruz” dedi. EN AZ 40 KEZ YARGILANDILAR CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Mayıs ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı rapora göre, gazetecilerin en az 40 kez hakim karşısına çıktığı mayıs ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler mayıs ayında en az 40 kez yargılandı. Casusluk Davasından tutuklu TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın ilk duruşmasında tutukluluğunun devamına karar verilirken, aralarında İsmail Arı, Pınar Gayıp’ın da bulunduğu onlarca gazeteci bayrama cezaevinde girdi. Gazeteci Yeliz Ayaz AKP Aydın milletvekilinin oğlunun okula bıçak ve silahla gittiği iddialarına ilişkin yaptığı haber nedeniyle tutuklandı. Hakkında tahliye kararı verilen Şanlıurfalı gazeteci Mehmet Yetim savcılığın aynı gün karara itirazı sonrası tutukluluğun devamına karar verildi. Yetim bir hafta sonra tahliye edildi. Evrensel Gazetesi yazarı Ceren Sözeri “AKP’ye kim oy kaybettirdi” başlıklı yazısı nedeniyle Turkuvaz Medya Grubu tarafından açılan davada tazminata mahkum edildi. ERDOĞAN’SIZ KARİKATÜRE HAKARET DAVASI Afyon Kocatepe gazetesi sahibi Sezer Küçükkurt hakkında CHP'den AKP'ye geçen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ı eleştiren karikatür gerekçe gösterilerek Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması ile soruşturma açıldı. Açılan soruşturmada Sezer Küçükkurt ifade verdi. TRT Ana Haber sunucusu Işıl Açıkkar, 10 Mayıs Anneler Günü yayınının sonunda “Ben de bir patili annesiyim” ifadeleri nedeniyle görevden alındı. Gazeteci Şule Aydın hakkında bir kişinin 81 ilin emniyet müdürlüğüne gönderdiği e-posta ihbarı üzerine ‘casusluk’ ‘ajanlık’ suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı. Aydın başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi. BirGün Gazetesi Yazı İşleri Müdürleri ile Yeni Yaşam gazetesi Yazı İşleri Müdürü hakkında haberleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. HABER TAKİBİNDE GÖZALTI, ENGEL, HEDEF GÖSTERME Gazeteci Yusuf Çelik, İstanbul’daki 1 Mayıs yürüyüşüne polis müdahalesinde haber takibinde gözaltına alındı. Aydın’da yerel bir haber sitesinin sahibi Süleyman Topbaş saldırıya uğradı. BirGün muhabiri Sarya Toprak Gülistan Doku cinayeti haberleri nedeniyle, ailesiyle Yeni Akit gazetesi tarafından hedef gösterildi. Hedef göstermelerin ardından Toprak’ın babası kamu emekçisi Hasan Toprak görevinden uzaklaştırıldı. İBB davasını izleyen gazeteciler birçok kısıtlama ile karşılaşırken, iktidara yakın gazeteci Ferhat Murat’ın, Silivri’de savcı ve hâkimlerin kullandığı koridora rahatlıkla girebilmesi tartışmalara sebep oldu. Murat’a soru soran basın mensupları Ferhat Murat’ın koruma polisi tarafından engellendi. İBB davasını takip eden onlarca gazeteci ile basın kuruluşları Yeni Akit gazetesi tarafından hedef gösterildi. TMSF’ye devredilen kanallar arasında yer alan Flash Haber TV'de tüm canlı yayın faaliyetleri sona erdi. Maaşları ödenmediği için iş bırakan ve hak arayan KRT eski çalışanları hakkında kanalın patronu tarafından “tehdit, iftira ve tahrik” iddialarıyla suç duyurusunda bulunuldu. VERGİ ADALETSİZLİKLERİNİN YAYINLANDIĞI SİTEYE DE ENGEL Basın özgürlüğü alanındaki engellerden biri olarak karşımıza çıkan erişim engelleri mayıs ayında da devam etti. CHP’nin vergi adaletsizliklerini vurgulamak için kurduğu akpden.com sitesi; İBB’nin AKP yönetimindeyken ihalelerde kamu zararı oluştuğu iddiası hakkındaki haberler, TV100 sahibi hakkındaki haber ve sosyal medya paylaşımları ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi hastanesindeki rüşvet operasyonu haberleri mayıs ayında erişime engellendi.

Tepebaşı Belediyesi Soruşturmasında Son Durum: Başkan Ataç Konuştu Haber

Tepebaşı Belediyesi Soruşturmasında Son Durum: Başkan Ataç Konuştu

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonun ardından, Belediye Başkanı Ahmet Ataç bir açıklama yaptı. ​"Şeffaflık ve Hesap Verilebilirlik İlkelerimizden Taviz Vermedik" ​Başkan Ahmet Ataç, soruşturma sürecini yakından takip ettiklerini belirterek, belediyenin çalışma prensiplerine dikkat çekti. Ataç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: ​"Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya ilişkin iddialar tarafımızca dikkatle takip edilmektedir. Tepebaşı Belediyesi’nin tüm faaliyetleri yürürlükteki mevzuat çerçevesinde şeffaflık, hesap verilebilirlik ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda sürdürülegelmiştir." ​İtibar Vurgusu: "Kesinleşmemiş İddialara Dikkat" ​Soruşturma sürecinde ortaya atılan iddiaların belediye çalışanlarını ve kurum itibarını hedef almaması gerektiğini hatırlatan Ataç, kamuoyunu sağduyuya davet etti. Kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan yapılan değerlendirmelerin zarar verici olduğunu belirten Başkan Ataç, açıklamasını şöyle sürdürdü: ​"Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına, kesinleşmemiş iddialar üzerinden belediyemizin ve çalışanlarımızın itibarını zedelemeye yönelik değerlendirmelerden kaçınılması gerektiğini önemle hatırlatırız." ​"Hizmet Sorumluluğumuz Devam Ediyor" ​Yaşanan hukuki sürece rağmen belediye hizmetlerinin aksamadan devam edeceğinin altını çizen Ataç, Tepebaşı halkına şu sözlerle seslendi:​"Tepebaşı Belediyesi olarak Tepebaşı halkına hizmet etme sorumluluğumuzu kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."

Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci’ye Çirkin Saldırı Girişimi Haber

Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci’ye Çirkin Saldırı Girişimi

Sivrihisar ilçesinde, Belediye Başkanı Habil Dökmeci’ye yönelik Belediye Binası içinde bir saldırı girişiminde bulunuldu. Olay sırasında arbedeyi önlemeye çalışan Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş yaralandı. ​Sivrihisar Belediye binasında dün hareketli dakikalar yaşandı. Daha önce Belediye Başkanı Habil Dökmeci’ye yönelik tehdit ve hakaret suçlarından yargılanan ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan H.A. isimli şahıs, belediye binasına gelerek saldırı girişiminde bulundu. ​Başkan Yardımcısı Taş Yaralandı ​Edinilen bilgilere göre, daha önce de Başkan Dökmeci’ye tehdit mesajları gönderdiği bilinen saldırgan, belediye binası içerisinde arbede çıkardı. Yaşanan arbede sırasında Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş, saldırganın hedefi oldu ve yaralandı. Olay yerine çağrılan sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Taş, tedavi edilmek üzere hastaneye sevk edildi. ​"Hukuk Devletinin Gereği Yerine Getirilecek" ​Saldırının ardından yapılan resmi açıklamada, şiddetin hiçbir türlüsünün kabul edilemeyeceği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"Kamu hizmetinin yürütüldüğü belediye binalarında şiddet, tehdit ve saldırı girişimlerinin kabul edilmesi mümkün değildir. Sivrihisar’ın huzur ortamını bozmaya yönelik her türlü hukuka aykırı girişimin karşısındayız. Şüpheli şahıs hakkında hem Belediyemiz hem de Sayın Mehmet Taş tarafından ayrı ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur." ​Hukuki Süreç Başlatıldı ​Sivrihisar Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatırken, saldırganın ifade işlemlerinin devam ettiği öğrenildi. Belediye yönetimi, demokratik toplum düzeninde çözüm yolunun şiddet değil, hukuk olduğunun altını çizerek; kamu görevlilerine yönelik bu tür saldırıların cezasız kalmayacağına olan inançlarını tazeledi.

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif Haber

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif

Türkiye’de gazeteciler bir 3 Mayıs’a daha tutuklama, gözaltı, baskı, sansür ve soruşturmalar altında giriyor. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 159’uncu sırada yer alan Türkiye 2026 yılında 163’üncü sıraya geriledi. CHP’li Utku Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı Nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu da Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan kara tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. Rapora göre gazeteciler Nisan ayında 75 kez hakim karşısına çıktı. Gazetecileri susturmak için son üç yıldır olduğu gibi yine ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması kullanılırken, CHP sansür aracına dönüşen bu maddenin kaldırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdi. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. Şimdi bu ay da yeni isimler aynı maddeden yargılandı. Basın özgürlüğünün önündeki temel engellerden biri haline gelen bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. YASA SANSÜR KILICINA DÖNÜŞTÜ Çakırözer’in raporuna göre Nisan ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler haber ve paylaşımları nedeniyle 75 kez hakim önüne çıkmak zorunda kaldı. Soruşturma ve yargılamalarda AKP tarafından üç yıl önce dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A) maddesi baş rolde yer aldı. Şanlıurfa Kulis TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yetim bu suçlamayla ev baskınıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. 2024 yılında Halk TV programlarındaki ifadeleri nedeniyle aynı madde gerekçe gösterilerek Timur Soykan 10 ay, Barış Pehlivan ve Murat Ağırel 1 yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Tolga Şardan, ‘MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu 'yargı raporu'nda neler var?’ başlıklı yazısı sebebiyle yargılandığı davadan 5 ay hapis cezası aldı. Gazeteci Zafer Arapkirli, yine aynı suçlama ile yargılandığı davalarda sosyal medya paylaşımları nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. AYNI HABERE HEM BERAAT HEM TAZMİNAT Gazeteci Hazal Ocak Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Damat işi biliyor” başlıklı haberi nedeniyle açılan cezai yargılamada beraat etmesine rağmen, 10 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum edildi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nin eski başkanı gazeteci Hakkı Boltan’a başkanlık döneminde yaptığı açıklamalar nedeniyle 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası verildi. AYM’nin ihlal kararının ardından yeniden görülen davada gazeteci Neşe İdil hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verilirken, gazeteci Mehmet Üçar’a yine yazıları gerekçe gösterilerek 1 yıl 6 ay 11 gün hapis cezası verildi. ÖDÜLLÜ HABERE İKİNCİ SORUŞTURMA 42 gündür tutuklu gazeteci İsmail Arı hakkında, bir X mesajını yeniden paylaştığı gerekçesiyle bir dava daha açıldı. T24 muhabiri Can Öztürk hakkında ödüller kazanan istismar skandalı haberi nedeniyle ikinci bir soruşturma açıldı. Nefes Gazetesi muhabiri Mahir Bağış’a haberi nedeniyle üç ayrı suçlamayla dava açıldı. Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat hakkında sosyal medyada eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik ifadesi nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci Mehmet Murat Yıldırım, Öznur Değer ile Sol Gazetesi’nden yazar Orhan Gökdemir, muhabir İrem Yıldırım ve Sorumlu Müdür Emre Alım hakkında haberleri nedeniyle soruşturma ve davalar açıldı. Gazeteci Bahadır Özgür’e 4 yıl önce yayımlanan haberi nedeniyle soruşturma açıldı. 1 MAYIS ALANINA GAZETE YASAĞI Sabah muhabiri Lütfü Yalgı, Siverek’ta yaşanan okul saldırısına ilişkin haberi nedeniyle gözaltına alındı. Eski İçişleri Bakanı ve AKP Milletvekili Süleyman Soylu, kendisine Gülistan Doku cinayetiyle ilgili soru soran Now Haber muhabirine fiziki müdahalede bulunarak görüntü almasını engelledi. 1 Mayıs öncesi yapılan operasyonlarda Özgür Gelecek ve Yeni Demokrasi gazetelerinin bürolarına baskın düzenlendi. Ankara Emniyet Müdürlüğü 1 Mayıs gösterilerine BirGün ve Evrensel başta olmak üzere gazete ve dergi girişini yasakladı. TELE 1’E ÖNCE ÇÖKTÜLER, SONRA SATIŞA ÇIKARDILAR Merdan Yanardağ'ın gözaltına alınmasından sonra mahkeme kararı dahi olmadan el konulan TELE 1 kanalı TMSF tarafından 28 milyon TL bedelle satışa çıkarıldı. Halk TV’ye CHP’li Cemal Enginyurt’un Milli Eğitim Bakanı’na yönelik eleştirileri, SZC TV’ye de TİP’li Sera Kadıgil’in yapılan operasyonlarda uyuşturucu baronlarının hedef alınmamasına yönelik eleştirileri nedeniyle RTÜK tarafından para cezaları verildi. AKP’LİLER HAKKINDAKİ İDDİALARA KARARTMA İktidarın keyfi olarak uyguladığı erişim engellemeleri nisan ayında da basın özgürlüğünü kısıtlayan temel unsurlardan biri oldu. Erk Acarer’in X hesabı ile ‘İstanbul Yargılanıyor’ instagram hesabı erişime engellenirken, erişim engeli getirilen bazı haber içerikleri şöyle: “En çok et ithalatının AKP'li ismin hissedar olduğu şirketten yapılmasına ilişkin haber, Epstein belgelerinde İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının çıkması hakkındaki haberler, Sabah yazarı Hilal Kaplan hakkında 1600’den fazla içeriğe erişim engeli kararı haberleri, tartıştığı doktoru gözaltına aldıran savcı hakkındaki haberler, Çin’de faaliyet gösteren İsviçre merkezli bir firmaya saf bakır yerine kaldırım taşı gönderilerek 36 milyon dolarlık dolandırıcılık yapıldığı iddiası hakkındaki haberler, AKP Antalya İl Başkanının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait bir araziyi düşük kira bedeliyle kullandığı haberleri.” SANSÜR YASASININ KALDIRILMASI İÇİN TEKLİF SUNDU Çakırözer gazetecilerin mesleklerini yapabilmelerinin önündeki en büyük engellerden biri haline sansür yasasının iptali için de TBMM’ye kanun teklifi sunduğunu açıkladı. Teklifte “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen TCK’nın 217/A maddesinin yürürlükten kaldırılması düzenleniyor. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri asla etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına en temel gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. İşte Nisan’da yeni isimler aynı maddeden yargılandı, tutuklandı. Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde çağrımız net: ifade ve basın özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi derhal yürürlükten kaldırılmalı. Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi ve halkın haber alma hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünün korunması sağlanmalıdır. Bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Yasanın yürürlüğe girdiği Ekim 2022’den bu yana yaptıkları haberler nedeniyle en az 83 gazeteciye tam 114 kez ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması yöneltildi. 54 kez soruşturma, 39 kez dava açıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.