SON DAKİKA
Hava Durumu

#Silivri

Porsuk Haber Ajansı - Silivri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Silivri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarık Balyalı ve Mahir Polat Eskişehirlilerle buluştu Haber

Tarık Balyalı ve Mahir Polat Eskişehirlilerle buluştu

Odunpazarı’nda kent hakkından kamusal alanlara, yerel yönetimlerde şeffaflıktan hesap verebilirliğe uzanan geniş bir çerçevede önemli bir buluşma gerçekleştirildi. Odunpazarı Belediyesi ile Sosyal Demokrasi Derneği (SSD) Eskişehir Şubesi iş birliğinde düzenlenen söyleşi ve kitap tanıtım etkinlikleri, hem Türkiye’deki güncel siyasal tartışmalara hem de kent yaşamının niteliğine dair dikkat çeken mesajlara sahne oldu. Aynı gün içinde gerçekleştirilen iki ayrı etkinlikte, bir yandan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den gönderdiği mesaj yankı bulurken, diğer yandan uzman isimler kent hakkı, kamusal alan ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik başlıklarını farklı yönleriyle ele aldı. Etkinliğe; Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, SSD Eskişehir Şube Başkanı Ali Şen Aksoy, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu ile çok sayıda Eskişehirli katıldı. İMAMOĞLU’NDAN MEKTUP Program, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tutuklu belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri Cezaevi’nden Eskişehirlilere gönderdiği mektubun okunmasıyla başladı. İmamoğlu mektubunda, Eskişehirlileri Silivri’den selamlayarak tutukluluk sürecine ve yürütülen soruşturmalara değindi. Sürecin siyasi bir nitelik taşıdığını savunan İmamoğlu, “Bir yılı aşkın süredir ailemden, sevdiklerimden, sizlerden ayrıyım. Hiçbir somut delile dayanmayan gizli tanık delilleri, yalanlar ve iftiralarla tutsağım” dedi. Cumhurbaşkanlığı adaylığı nedeniyle hedef alındığını belirten İmamoğlu, ailesi ve yol arkadaşları üzerinden baskı oluşturulduğuna dikkat çekti. Devlet geleneğinde bu tür uygulamaların yeri olmadığını vurgulayan İmamoğlu, “millete hizmetten başka bir amaçlarının olmadığını” söyledi. İmamoğlu mektubunda “Bugün bu anlamlı buluşma vesilesiyle bir arada olmanızdan büyük mutluluk duyuyorum. Değerli yol arkadaşım ve dostum Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’a, Sosyal Demokrasi Derneği’nin tüm yöneticilerine ve üyelerine, bu buluşmada emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyor, selamlarımı iletiyorum. Çok az kaldı yeniden buluşmamıza, yeniden türküler söyleyip horon vurmamıza! O güzel ve özgür günler gelinceye dek hepinizi hasretle kucaklıyorum” sözlerine yer verdi. İmamoğlu’nun mektubunun okunmasının ardından SSD Eskişehir Şube Başkanı Ali Şen Aksoy bir konuşma yaptı. “MESELE RAKAM DEĞİL, ZİHNİYET” Sosyal demokrat bir belediyeciliğin neden bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koymak için bir araya geldiklerini belirten Aksoy, Eskişehir’in bu konuda Türkiye’nin kutup yıldızı olduğunu ifade etti. Aksoy, “Ben Ankara’da doğmuş, 2016 yılında Eskişehir’e taşınmış bir dostunuz olarak şunu açıkça söyleyebilirim: 2016 yılının Ankara’sı ile Eskişehir’i kıyasladığımda gördüğüm fark yalnızca bir şehircilik farkı değildi. O dönemde Ankara’da hissedilen yönetilememe sancısı ile Eskişehir’in sunduğu sosyal demokrasiye yakışır yaşam arasında adeta bir medeniyet uçurumu vardı. Ben bu farkı görerek Eskişehirli olmayı seçtim. Bizim meselemiz rakamlar değil, zihniyettir. Çünkü bizim anlayışımızda bütçe yönetimi sadece finansal bir konu değil, aynı zamanda bir ahlak meselesidir. Harcanan her kuruşun hesabı, namus borcu gibi halka verilmelidir. Bu yapılmıyorsa orada demokrasiden söz edilemez. Bugün ele alacağımız mesele, aslında halkın gasp edilen hakkının geri alınma mücadelesidir. Meydanlar ve sokaklar yalnızca beton yığınları değildir. Kamusal alanlar, bir kentin özgürlük nefesidir. Eğer bir kentte insanlar kendi sokağında yabancı, kendi meydanında izleyici gibi hissediyorsa, orada gerçek bir kent hakkından söz edilemez. SSD olarak biz şeffaflığı bir lütuf değil, temel bir görev; kenti ise birilerinin mülkü değil, hepimizin ortak yaşam alanı olarak görüyoruz” dedi. “HESAP VERMEK KADAR HESAP SORMAK DA ÖNEMLİ” SSD ile birlikte düzenledikleri bu etkinliğin Türk belediyeciliği ve demokrasisi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sosyal demokratların en belirgin özelliklerinden birinin hesap verebilirlik olduğunu ifade etti. Kurt, “Hesap vermek kadar hesap sormak da çok önemlidir. Bu hesabın nasıl sorulacağına dair somut örnekleri şimdi dinleyeceğiz” diye konuştu. “BU DAVALAR SİYASİDİR” Konuşmaların ardından CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve Sosyal Demokrat Belediyecilik Eşgüdüm Konseyi Genel Sekreteri S. Tarık Balyalı’nın “Hesap Sorulmalı: AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları” adlı kitabını anlattığı söyleşiye geçildi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte Balyalı, kitabında yer verdiği iddialar ve bulgular üzerinden yerel yönetimlerde şeffaflık, denetim ve kamu kaynaklarının kullanımı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Söyleşide, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin demokrasinin temel unsurlarından biri olduğu vurgulanırken, yurttaşların bu süreçteki rolüne de dikkat çekildi. Geçmişte soruşturma konusu dahi yapılamayan meseleler nedeniyle bugün arkadaşlarının cezaevinde bulunduğunu dile getiren Balyalı, “Basın yeterince yer vermese de sosyal medya üzerinden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki arkadaşlarımızın nasıl hesap verdiğini hepimiz görüyoruz. Ben haftada bir gün mutlaka cezaevine gidiyorum ve duruşmalara katılıyorum. Diğer günlerde ise arkadaşlarımın savunmalarını okuyorum. Benim birlikte görev yaptığım arkadaşlarımın neler yaptığını çok iyi biliyorum ve anlattıkları her şeye şahidim. Hepsi tertemiz ve mücadelelerini kararlılıkla sürdürüyorlar. Her ifadeleri, bu davanın ne kadar siyasi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor” dedi. “MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ” Türkiye’nin dört bir yanında yol arkadaşlarının haksız ve hukuksuz biçimde gözaltına alındığı ve tutuklandığı bir dönemde hiçbir Cumhuriyet Halk Partilinin sessiz kalma lüksünün olmadığını belirten Balyalı, herkesin mücadele etmek zorunda olduğunu söyledi. “Ben de bu mücadeleye, arkadaşlarıma ve partime bu kitabı yazarak destek olmak istedim. Bu kitap benim tanıklıklarımdır. AKP döneminde yapılan yolsuzlukları anlatmak ve bu yolsuzlukları yapanların bugün serbestçe dolaşırken, bizim arkadaşlarımızın hangi suçlamalarla karşı karşıya kaldığını tüm Türkiye’ye göstermek istiyorum. Zor ve sıra dışı bir dönemden geçiyoruz. Normal şartlarda bir kitap yazdığınızda tebrik edilirsiniz. Ancak bugün bana ‘Silivri soğuktur’, ‘Bu zamanda başka işin mi yok?’, ‘Arkadaşlarını özledin galiba’, ‘Başına gelecekleri düşündün mü?’ gibi sözler söyleniyor” ifadelerini kullandı. Tarık Balyalı konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Başıma gelebilecekleri düşündüm ve bunun hiçbir önemi yok. Evet, arkadaşlarımı özledim; ancak onlarla özgürlükte buluşmayı daha çok özledim. Bu kitabı kaleme alan kişi ben olsam da aslında yazarı ben değilim. Bu kitabın gerçek yazarı AKP’dir. Eğer AKP ve İstanbul’daki yöneticileri bu yolsuzluklara ve usulsüzlüklere neden olmasaydı, böyle bir kitap ortaya çıkmazdı. Üstelik elimizde yalnızca bu kitap değil, benzer içerikte en az beş kitap daha yazılabilecek bir birikim bulunuyor.” KAMUSAL ALANLAR YAŞAMIN KENDİSİ Aynı gün gerçekleştirilen bir diğer söyleşi de kültür tarihçisi Mahir Polat’ın katılımıyla düzenlenen “Kamusal Alanlar ve Kent Hakkı” başlıklı etkinlik oldu. Söyleşide, kentlerin yalnızca fiziksel mekânlardan ibaret olmadığı; aynı zamanda toplumsal hafızayı, ortak yaşam kültürünü ve demokratik katılımı barındıran alanlar olduğu vurgulandı. Kamusal alanların giderek daraldığı bir dönemde kent hakkının korunmasının ve bu alanların herkes için erişilebilir kılınmasının önemine dikkat çeken Polat, kent yaşamının niteliğinin, bireylerin bu alanlarla kurduğu ilişkiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Polat, katılımcı bir şehir anlayışının gerekliliğini dile getirdi. “Bütün neşesini ve enerjisini kaybetmiş toplumlar için iyileşmenin kaynağı nereden gelebilir?” sorusunu yönelten Polat, kolektif hafıza ve kolektif mekân kavramları üzerine değerlendirmelerde bulundu. İBB Miras çalışmaları üzerinden örnekler veren Polat, kent içinde herkesin gözü önünde bulunan ancak terk edilmiş, metruk ve korkulan yapıların zamanla “tekinsiz alanlar”a dönüştüğünü ifade etti. İstanbul’da uzun yıllar kullanılmayan Bulgur Palas’ı ve kara surlarını örnek gösteren Polat, bu tür alanların toplumda korku ve uzaklaşma duygusu yarattığını belirtti. Pippa Bacca’nın İstanbul’da kara surlarında uğradığı saldırıyı hatırlatan Polat, bu tür mekânların yalnızca hayal ürünü değil, gerçek anlamda risk barındıran alanlar hâline geldiğini söyledi. Geçmişten gelen, “kadim” olarak nitelendirilen bu yapıların aslında yaşamla bağını tamamen koparmadığını vurgulayan Polat, “Tam yok olmak üzereyken restore edilen bu yapılar yeniden hayat bulur. İyileştikçe güzelleşir ve insanlar onlarla yeniden temas kurmaya başlar. Ölüm duygusu ile yaşam duygusu arasındaki fark, kamusal alan ve restorasyon süreçlerinde bu kadar hayati bir yerde durur” dedi. İBB Miras kapsamında yürütülen çalışmalara da değinen Polat, İstanbul’da yaklaşık 35 bin kültürel miras unsuru bulunduğunu ifade etti. Ancak tüm kurumların iş birliği yapmasına rağmen bu mirasın restorasyon ihtiyacını karşılayacak yeterli bütçenin bulunmadığını belirten Polat, kaynak kullanımına dikkat çekti. Polat, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Biz yoksul bir ülkeyiz. Daha gösterişli binalar yaparak, yalnızca görünüşümüzü değiştirerek bu yoksulluğu ortadan kaldıramayız. Kaynaklarımızı doğru kullanmak zorundayız. Kamu, bu kaynakları verimli biçimde değerlendirmeli ve birbirini geliştiren süreçlerin önünü açmalıdır.” Söyleşilerin tamamlanmasının ardından CHP Genel Sekreter Yardımcısı S. Tarık Balyalı, katılımcılar için “Hesap Sorulmalı: AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları” adlı kitabını imzaladı.

Çakırözer: “Adaletin, Huzurun ve Refahın Geldiği Bir Bayram İstiyoruz'' Haber

Çakırözer: “Adaletin, Huzurun ve Refahın Geldiği Bir Bayram İstiyoruz''

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında, “Bayramlar dayanışmanın, paylaşmanın, sevincin en güçlü yaşandığı zamanlardır. Ancak hemşehrilerimizin bayram sevincinin yerini adalet ve geçim mücadelesi almış durumda. Milyonlar geçim derdinde, adalet mücadelesinde bayramın sevincinin, dayanışmasını yaşayamıyor. Bu bayramın vatandaşlarımıza bereket, ülkemize huzur, yarınlarımıza umut getirmesini diliyorum. Bayramı herkesin gerçek anlamıyla yaşayabildiği bir Türkiye umuduyla tüm hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı’nı içtenlikle kutluyorum” dedi. “BAŞKANLAR ZİNDANDA, EMEKLİYE EMEKÇİYE REFAH YOK” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Mesajında cezaevlerinde tutuklu belediye başkanlarının, siyasetçilerin, bürokratların, gazeteciler ile hak savunucularının durumuna dikkat çeken Çakırözer, emeklinin, emekçinin hayat pahalılığı karşısındaki geçim mücadelesine de vurgu yaptı. “BAYRAMDA ÖZGÜRLÜK, ADALET VE HUZUR İSTİYORUZ” Vatandaşın bayram sevincinin yerini adalet ve geçim mücadelesi aldığını söyleyen Çakırözer, mesajında şunları söyledi: “Ramazan Bayramı’nda en büyük arzumuz ülkemize adaletin, özgürlüklerin, huzurun, refahın gelmesi. Bayramda Silivri’de, Bakırköy’de, Sincan’da haksız hukuksuz tutuklu başkanlarımıza, bürokratlara, gazetecilere, hak savunucularına özgürlük ve adalet istiyoruz. 20 bin lira maaşla torununa harçlık veremeyecek duruma getirilen emeklilerimize, emekçilerimize huzur, refah istiyoruz. Yurttaşlarımızın huzur içinde, evlatlarının, ülkesinin geleceğini düşünmeden bayram yaşamasını istiyoruz. Dayanışmayı, iyiliği, güzelliği ve umudu büyüttüğümüz; herkesin bayramı gerçek anlamıyla yaşayabildiği bir Türkiye umuduyla tüm hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı’nı içtenlikle kutluyorum. Herkese iyi bayramlar.”

Biz Adil Yargılanmanın Peşindeyiz Haber

Biz Adil Yargılanmanın Peşindeyiz

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir programı kapsamında CHP İl Başkanlığını ziyaret ederek karşılama için gelen vatandaşlara hitap etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir İl Başkanlığı'nda kendisini karşılayan vatandaşlara hitap etti. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel parti binası önünde yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; “Değerli Eskişehirliler, değerli Cumhuriyet Halk Partililer, bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Öncelikle hem burada görevini yapan kadın basın mensupları başta olmak üzere kadın partililerimizin, tüm kadınların Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. İyi ki varsınız. Sabahleyin Sivrihisar’da belediyeye uğradık. Buraya gelirken Yılmaz Büyükerşen Hocamızı ziyaret ettik, Seyhan Hanım’ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü evlerinde kutladık. Şimdi baba ocağına uğrayıp buradan gün içindeki diğer açılış programımıza ve panel programımıza gidecek; ardından akşam bir iftar sofrasında sizlerle birlikte olacağız. Programın bu kısmına bir konuşma, basın açıklaması yok ama sizlerin yoğun ilgisiyle buraya kadar gelmişken bir - iki kelime size seslenmek, ‘merhaba’ demek önemli. Eskişehir’in çok güçlü bir yerel basını var, çok değerli yayınlar yapıyorlar. Ben de yerel basınları takip etmeye çalışıyorum” dedi. Özel, şöyle devam etti: “8 MART’TA BURADA OLMAK EN DOĞRU TERCİHTİ” “Eskişehir’de niye 8 Mart’ı seçtik? Kadın Kolları Genel Başkanımız Cumhuriyet Halk Partisi’nin Büyükşehir Belediye Başkanının kadın olduğu, Sayın Ayşe Ünlüce’nin ve Yılmaz Büyükerşen gibi bir efsaneden sonra doğru, zamanında ve çok kıymetli bir bayrak değişiminin ve aynı başarının Yılmaz Hocamızın da varlığında, gözetiminde, takdirleriyle sürüyor olduğu bu ilde, hem belediyeciliğimizin, hem kadın siyasetine verdiğimiz önemin, kadın bir milletvekilimizin olduğu bir il aynı zamanda burası. O yüzden Eskişehir’de olmak en doğru tercihti.” “‘UĞRAYALIM’ DEDİK, YÜZLERCE KİŞİ GELDİNİZ” “Eskişehir bizim baharı müjdeleyen, mart ayının başında güneşli, güzel bir günde karşıladı. Burada normal şartlarda kendi kendimize İl Başkanlığımıza uğrayalım derken böyle yüzlerce kişi geldiniz, tezahürat ettiniz, sevginizi gösterdiniz. Çok teşekkür ediyoruz. Bu gösterdiğiniz ilgiyi, sevgiyi, şahsımdan çok Cumhuriyet tarihindeki en büyük saldırı altında olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğine sahip çıkmak olarak görüyorum. Birbirimizi gördüğümüzde iki farklı iki partinin birbirini görmese, bir partinin genel başkanına saygı, sevgi göstermesinin ötesinde; çok büyük zorluklar ve acılar içindeki bir kardeşin bir kardeşe sarılması, güç vermesi, dayanışması ve ona gelecekteki güzel günler için umut vermesi olarak da değerlendiriyorum.” “NE KADAR KRİMİNAL TİP VAR, BULUP YALAN ATTIRIYORLAR” “Yarın 9 Mart. Bugüne kadar girdiği hiçbir seçimde Tayyip Erdoğan’a yenilmemiş, onun gösterdiği adaylara yenilmemiş, önce Beylikdüzü’nü Adalet ve Kalkınma Partisi’nden kazanmış sonra da üç kez, biri iptal edilen seçim olmak üzere üç kez İstanbul’u kazanmış, bütün anketlerde, bütün yapılan kamuoyu yoklamalarında memnuniyet oranı yüzde 60’ların üzerine çıkmış olan ve bu yüzden cezalandırılan Ekrem İmamoğlu’nun yarın duruşması başlayacak. Onunla birlikte çok sayıda belediye başkanımız yargılanıyor. ‘Melih Gökçek’in yargılanmadığı yerde bir belediye başkanı nasıl yargılanır’ sözü benim sözüm değil. Bu söz AK Partililerin sözü. AK Parti’de Başbakan Yardımcılığı yapmış olanların sözü. Bizim alnımız açık, başımız dik. Yaz boyunca, kış boyunca atılan iftiraların teker teker çürüdüğü, hiçbirinin iddianamede bulunamadığı, hiçbir iddianın kanıtlanamadığı, dünün sözde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, özde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Yargı Kolları Başkanı, bugünün AK Partili Adalet Bakanının söylediği üzere, ‘Dosyamızın temel dayanağı gizli tanıklardır’ diyor. Ekrem Başkan bir yıl önce ‘Gizli tanık Meşe’nin itiraflarına ne diyorsun?’ diye sorgulanmıştı. Meşe bütün ifadelerinden vazgeçmiş ve gizli tanıklıktan çekilmiş. Onun yerine aynı ifadeleri İlke diye bir gizli tanığa verdirmişler. Düşünün ki iki kişinin arasındaki bir olayı ‘Gördüm’ diyen üçüncü bir kişi var. Onun söylediği ile tutukluyorsun, sonra o ‘Ben görmedim vazgeçtim’ diyor. Başkasını getirip gizli tanık yapıyorsun. Oyuncu değişikliği sinemada olur, aktörle anlaşamazsın o bırakır başkası gelir. Tiyatroda olur, hastalanır yerine rolü başkası oynar. Futbolda olur, sakatlanır yerine başkası girer. Tanığın ya, şahidin yedeği olur mu? Şahit değişikliği olur mu? ‘Bu olayı ben gördüm’ deyip, iftira atıyor adam. Sonra ‘Görmedim’ diyor yerine başka birini getiriyorlar ‘Ben gördüm’ diyor. Aynı kelimelerle, noktasıyla, virgülüyle. O yüzden o kadar emin, o kadar ilk günden beri kendimizden emindik ki zaten bu millet doğru söyleyenle yalan söyleyeni ayrılır. Bir kişiye aynı anda hem diploma sahtecisi hem rüşvetçi, hem ihaleye fesatçı, hem ajan, hem işte yok uçaklar rezaletler. Hepsi birden bir kişiye bunlar söylenip de hepsi yalan çıkarsa, millet de der ki ‘Demek ki bu adama bir suç bulamıyorlar, ama bu adamı indirmek istiyorlar. Adamın suçu iktidara yürüyen partinin Cumhurbaşkanı adayı olmak.’ O yüzden şimdi artık yargılanmak değil yargılamak üzere Silivri’ye gidiyoruz. İddianame çıkana kadar demiştik, ‘Bu iddianame bizi mahcup etmeyecek. Yalan söyleyenleri mahcup edecek.’ Çok yakın takip ettiniz. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ dediler, 560 kuruşunu ispat edemediler. ‘Valizlerde para var’ dediler, içinden jammer çıktı. ‘İmamoğlu’nun lüks araçları’ dediler, MHP’li milletvekilinin çıktı. ‘Parkenin altında milyon euro para bulduk’ dediler, bir kuruş euro bile bulamadıkları ortaya çıktı. ‘Görüntü var’ dediler, görüntü olmadığı ortaya çıktı. ‘Gizli şahit var’ dediler, tanık var. Gizli tanığın vazgeçtiği ortaya çıktı. Yalan söylediği, kendisine yalan söylediği ortaya çıktı. Yeni bir gizli tanık bulunduğu ortaya çıktı. Buldukları gizli tanıkların hepsinin geçmişinde ya çocuk istismarı var, ya hırsızlık var, ya taciz var, tecavüz… Böyle ne kadar kriminal tip var bulup ona bir yalan attırıyorlar, onun üzerine kurguluyorlar. O yüzden ben bugün burada bu güzel programdan, bu güzel şehirden sonra alnım açık, başım dik Silivri’ye gidiyorum ve bir yalanın nasıl çöktüğünü izlemeye milletimizi de davet ediyorum.” “BİZ ADİL YARGILANMANIN PEŞİNDEYİZ” “Açıkça söyleyeceğim şudur, bunlar bütün yalanlar atılırken ve bütün televizyonlardan gecede dört saat ve beş saat, beş-altı kişiyle bu iftiraları köpürtürken biz kendimizden emindik. O günlerde bunlar o kadar özgüvenli davrandılar ki, Sayın Bahçeli de dedi ki ‘O zaman canlı yayın istiyor madem Özgür Bey. Canlı yayınlansın, millet her şeyi görsün.’ Tayyip Bey’e sordular, ‘Devlet Bey öyle dediyse bir bildiği vardır. Olur, molur’ dedi. İddianame çıktı, canlı yayın teklif ettiğimiz kanunumuzu kabul etmediler. Neden etmiyorlar? İddianamede bizi mahcup edip, bizim yüzümüzü öne düşürecek, hesabını veremeyeceğimiz bir şey olmadığı gibi millet ‘Bu mu ya? Bu mu sizin kanıt dediğiniz?’ diyecek diye korkuyorlar ve kıyıda, köşede, kenarda olsun istiyorlar. Şimdi dünya kadar tedbir almışlar. ‘Efendim Silivri’de bir ay boyunca bir kilometre yarıçapında o yasak, bu yasak, şu yasak.’ Aman Allah bu ne korku? Biz Silivri’de zaten varıp da bir olay çıkarmanın falan değil, biz yargılanmanın, adil bir yargılanmanın peşindeyiz. Ama şu kadarını söyleyeyim. Ramazan, mübarek günde söylüyorum. Olmayacak bir işe kalkıştılar, millet ne kadar duydu ve ne kadar fark etti bilmiyoruz. Bir yıldır bu davanın 40’ıncı Ağır Ceza’da görüleceği söyleniyordu. Hepimiz biliyoruz, ‘Ya bir ya da 40’ diyorlardı. Beşiktaş’ı bire, 40’ı buraya. 40’ıncı Ağır Ceza, Akın Gürlek’in hemşerisi, çok yakın görüştüğü birisi, başkan. İki de üye var. O iki üyenin ne yapacağı belli olmaz. Tam emin olamamışlar. Bu mahkemeye bir başkan, iki üye daha yolladılar. Yeni iki üye, dışardan yollanan iki üye Akın Gürlek’in çok sevdiği başkanın yanına kondu ve üçte üç yaptılar kendi hesaplarına göre. Davayı da bu heyete verdiler. Öbür iki, kendince adil karar verebilecek bir üyenin başına da dışarıdan başkan getirdiler, o da diğer davalara bakacak. Yarın diyelim ki bir maça çıkıyoruz. Hakem rakip takımın formasını giymiş arkadaşlar. ” “HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞECEK BİR ŞEY YAPMAYACAĞIZ” “Biz bu kadar büyük bir haksızlık varken sakın ha sakın sözüme değer veren herkese söylüyorum. İsteyen buyursun gelsin. Ekrem Başkan’ın duruşmasının gününe 81 il başkanımız, 81 ilden arkadaşlarımız gelecek. Buyursun. Ama haklılığımızı gölgeleyecek hiçbir şey istemiyorum ben orada. Aman ha aman. Jandarma kardeşimin omzunu iter birisi, haklıyken haksız duruma düşeriz. Karşımızda maalesef eskiden devletimize karşı provokasyonlar olurdu. Şimdi devleti eline geçirenler milletimize karşı provokasyon yapıyorlar. O açıkladıkları yasak genelgesi… Sen geçen sene 19 Mart’ta da açıkladın onu. Ona göre gençleri tutukladın, izinsiz gösteriye katılmaktan. Hepsi beraat etti. Hakim nal gibi yazmış; ‘Gençlerin 19 Mart protestosuna katılması suç değildir, çünkü anayasal haktır. Bunları yasaklamak suçtur, anayasaya aykırıdır’ diyor. Ama şimdi yine yapayım, bir sene sonra yine karar çıksın. Çok titizleneceğiz. Elbette kalabalığız, elbette güçlüyüz, elbette öfkeliyiz ama öfkemize hakim olacağız. Haklıyken haksız duruma düşecek hiçbir şey yapmayacağız. Ben şimdi gidiyorum. Düşünün ki bir hakim der ki ‘Ben şöyle bir yargılama yapacağım.’ Bir karar verecek, çok basit. Elbette önce tuttukları dinleyecek ki tutukluluk konusunda bir ara karar kuracak. Bunu yaparken en az ceza istenenden başlayıp en çoğa doğru gitmek de bir usul. En çok istenenden başlayıp en aza doğru gitmek de bir usul. Bunu nasıl yapacağını söyleyecek. Daha düşünün Beşiktaş Mahkemesi’nde Aziz İhsan Aktaş’ta dediler ki ‘Küçükten büyüğe gideceğiz. Adıyaman’dan başlıyoruz.’ Bunu bile söylemiyor ve avukatlara randevu vermiyor, kapısından kabul etmiyor. Ki bilmeyelim; Ekrem Başkan ifadesini… Kimlik tespitleri diyelim ki bir gün sürdü. Salı mı yapacak, yoksa 1,5 ay sonra mı yapacak? Bunu yarın öğrenebileceğiz ancak. Onun için ben üç gün boyunca İstanbul’dayım. Ekrem Başkan ifade verdiğinde de orada olacağım, hep birlikte orada olacağız. Ama bunu gizliyor ki 1,5 ay sonraysa başka. ‘Öyle mi olsun, böyle mi olsun?’” “MİLLETİN GÖNLÜNDE İFTİRACI OLANLAR, MAHKUM OLACAKLAR” “İstedikleri kadar uğraşsınlar. Bu millet haklıyı biliyor, masumu biliyor, zulmü görüyor. Sen mahkeme bu kadar zulmet, bir yıl içeride tut, mahkemenin başkanına iki tane takviye ile ayrı heyet yap, üçte üç Akın Gürlek tasarımı bir heyet oluştur. Orada bir karar verecek. Öncesinde de bizi tahrik ediyor ki kavga olsun, dövüş olsun. Biz bu milletin gönlüne girmişiz. Siz de bu milletin gönlünde rezil bir yere sürüklenmişsiniz. Bunu değiştirecek hiçbir hatanın içinde olmayacağız. Karanlıkla aydınlık gibiyiz, kötülükle iyilik gibiyiz, cesaretle korkaklık gibiyiz. Tam zıttız ve biz milletin gönlünde en iyi yerdeyiz. Milletin gönlünde iftiracı olanlar, hakaret atanlar, yalancı şahit bulanlar, yalancı şahit değişikliği gibi dünyanın en utanmaz işine kalkışanlar bu işin sonunda mahkum olacaklar. Özel heyetin mahkemede ne karar vereceğini hep birlikte göreceğiz. Önemli olan milletin vicdanındaki mahkemededir. Biz orada beraat ettik, haklı pozisyonumuzu da sürdüreceğiz sonuna kadar. Buraya bu kadar geldiniz, normalde bir açıklama yoktu. Eskişehir basını da her zaman baş tacımız, bize hep güzel ev sahipliği yapıyor. Mahkemeyle ilgili bir genel değerlendirme yarın sabahtan yapacaktık, onu bugün buradan yaptık. Buradan bütün Türkiye’ye bu Ramazan, mübarek günde birincisi, Filistin ve İran başta olmak üzere bütün dünyada başta çocuklara ve kadınlara iyi gelecek barış temenni ediyoruz. Türkiye’mize de siyasete ve arkadaşlarımıza da adalet temenni ediyoruz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız.”

Bu Ülkenin Hikayesini Yeniden Yazacağız! Haber

Bu Ülkenin Hikayesini Yeniden Yazacağız!

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Adana Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Adana Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’ı ziyaret etti. Ziyaret sonrası yaptığı açıklamada Arslan, içerideki morallerin yüksek olduğunu ve umutlarının diri olduğunu vurguladı. “Her birinin morali çok yüksek” Ziyaretin ardından değerlendirmede bulunan CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, şu ifadeleri kullandı: “Bugün Silivri’deyiz. Silivri Cezaevlerinde Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu, Adana Seyhan Belediye Başkanımız Oya Tekin ve Adana Ceyhan Belediye Başkanımız Sevgili Kadir Başkanımızı ziyaret ettik. Her birinin morali çok yüksek. Her biri bütün Türkiye’deki arkadaşlarımıza selam ve sevgilerini, mücadele selamlarını iletiyorlar.” “Silivri zindanlarında camın ötesi soğuk” *Arslan, cezaevi koşullarına ve İmamoğlu’nun duruşuna da dikkat çekerek şunları söyledi:* “Silivri zindanlarında camın ötesi soğuk. Silivri’nin adı, fiziksel yapısı soğuk ama Ekrem Başkanımızın bakışları öylesine sıcak ki Türkiye’nin bütün meydanlarını ısıtıyor.” “Kazanmanın ötesinde inancımızı kaybetmemek var” Ziyaretin sadece bir dayanışma mesajı değil, aynı zamanda toplumsal mücadeleye dair kararlılığı yansıttığını belirten Arslan, şöyle devam etti: “Kazanmak elbette önemli ama kazanmaktan çok daha güçlü bir şey varsa o da inancımızı kaybetmemektir. Ve mesele bir şehri savunmaktan öte bir ülkeyi ayağa kaldırmaktır.” “Kalpler ona açık, duvarlar değil” İmamoğlu’nun halkın gönlündeki yerinin dört duvarla sınırlanamayacağını vurgulayan Arslan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ekrem Başkanımız, ülkemizdeki milyonlarca yurttaşımızın kalbinde yer edinerek bu dört duvar arasında sıkıştırılmak isterse bile Türkiye’nin bütün meydanlarında, bütün sokaklarında, bütün kapıların, bütün kalplerin ona açık olduğunu biliyoruz. Ama bize bu zulmü yaşatanların dışarıda özgür gibi görünseler de özgür olmadıklarını da biliyoruz.” “Bu ülkenin hikayesini yeniden yazacağız” CHP’li Arslan, açıklamasının sonunda toplumsal değişim iradesini şöyle dile getirdi: “İşte buradan hareketle de Ekrem Başkanımızla birlikte milyonlarca yurttaşımızla önümüz dönemde çok büyük bir hikayeyi yazıp çok kısa süre içerisinde tekrar hukuk devletini, anayasal devleti, demokrasiyi, temel insan hak ve özgürlüklerini tekrar tesis edeceğiz. Ve bu ülkede milyonlarca yurttaşımızla özgürlük türkülerinin söylendiği güzel mutlu günleri göreceğiz.”

İBB'nin Çiftçilere Ücretsiz Tohum Desteği Sürüyor Haber

İBB'nin Çiftçilere Ücretsiz Tohum Desteği Sürüyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İmamoğlu’nun tutulduğu cezaevinin 13 kilometre yakınında ‘Yağlık ayçiçeği, kuru fasulye ve nohut tohumu dağıtım töreni” düzenledi. Törende konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “Şu an Silivri zindanında esir tutulan, İstanbul halkının oylarıyla 3 kez seçilen Ekrem Başkanımız, İstanbul’da tarımsal üretimin yeniden canlanmasına büyük önem veriyor ve İstanbul’u sizin desteklerinizle kazandığı ilk günden beri İstanbul’da tarımsal üretimin gelişimine destek veriyor. Ekrem Başkanımız ise ne yazık ki biz burada bu desteği çiftçilerimize verirken, az ileride Silivri Cezaevi’nde tutsak edilmiş durumda. Kalbimiz Ekrem Başkanımızla. Dün Ekrem İmamoğlu'nun kurduğu düzen, bugün aynen devam edecek İstanbul'da, yarın tüm Türkiye'de. Halkın olanı halka vermeye devam edeceğiz” dedi. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbullu çiftçilere desteği, artarak sürüyor. Tarımsal destekler kapsamında bugüne kadar domates, biber, patlıcan fidesinden büyükbaş yeme, arıcılık ve balıkçılık ekipmanına kadar birçok destek sağlayan İBB, listeye kuru fasulye ve nohut tohumu hibesini de ekledi. Dağıtım için, Silivri’de “Yağlık ayçiçeği, kuru fasulye ve nohut tohumu dağıtım töreni” düzenlendi. Tören, özgürlüğü haksız ve hukuksuz bir biçimde elinden alınan ve etkinliğin yapıldığı alana yaklaşık 13 kilometre uzaklıktaki Silivri Marmara Kapalı Cezaevi’nde tutulan İmamoğlu’nun yokluğunda gerçekleştirildi. Silivri Müjdat Gürsu Spor Tesisi’nde düzenlenen törende, sırasıyla; çiftçiler Hüseyin Çıra, Fatmagül Öztürk, Silivri Ziraat Odası Başkanı Sabri Özel, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan birer konuşma yaptı. ASLAN: “KALBİMİZ EKREM BAŞKANIMIZLA” “İBB olarak, bu zor ekonomik koşullarda çiftçilerimizin ve üreticilerimizin yanında olmaktan mutluluk duyuyoruz” diyen Aslan, “Silivri, bugün çok soğuk. Ama Silivri, birkaç haftadır çok soğuk. Zindanlar çok soğuk, ama aydınlık ve güneş yakın. Dolayısıyla emekten ve emekçiden yana olan kardeşlerimiz, yine sizin kardeşiniz olan, bu toprakların çocuğu, kıymetli kardeşimiz Ekrem İmamoğlu da Silivri zindanlarında. Sizlere Başkan’ımızın selamlarını getirdim. Şu an Silivri zindanında esir tutulan, İstanbul halkının oylarıyla 3 kez seçilen Ekrem Başkanımız, İstanbul’da tarımsal üretimin yeniden canlanmasına büyük önem veriyor. Ve İstanbul’u sizin desteklerinizle kazandığı ilk günden beri İstanbul’da tarımsal üretimin gelişimine destek veriyor. Ekrem Başkanımızın bu vizyonuyla, İstanbul’da çiftçilikle, hayvancılıkla, balıkçılıkla, arıcılıkla uğraşan, üreten kardeşlerimize destek olmaya devam ediyoruz. Çiftçimiz yeniden üretiyor, ekilmeyen tarlalar yeniden ürün veriyor. İstanbul yeniden tarımsal üretime başlıyor, tüm Türkiye’ye örnek oluyor. Ekrem Başkanımız ise ne yazık ki biz burada bu desteği çiftçilerimize verirken, az ileride Silivri Cezaevi’nde tutsak edilmiş durumda. Kalbimiz Ekrem Başkanımızla” ifadelerini kullandı. “TÜM DESTEKLERİMİZ YÜZDE 100 HİBE ŞEKLİNDE GERÇEKLEŞİYOR” İmamoğlu’na tören alanından selam gönderen Aslan, “Selam olsun her zaman halkın yanında olan Ekrem Başkanımıza; selam olsun her zaman üreticinin yanında olan Ekrem Başkanımıza. Sizlere, Ekrem Başkanımızın ve İBB’nin neler yaptığını anlatmak isterim” diyerek şu bilgileri paylaştı: “İlk defa 2020 yılında İstanbullu çiftçilerin girdi maliyetlerini azaltmak, tarımsal üretimden çekilen çiftçilerimizi tekrar tarıma teşvik etmek ve böylelikle tarımsal alanların betonlaşmasını önlemek amacıyla yazlık sebze üreten çiftçilerimize domates, biber, salatalık, patlıcan ve karpuz fidesi desteği verdik. 2021 yılında bu desteklere kışlık sebze fidesi desteği, silajlık mısır tohumu desteği, biyolojik mücadele amacıyla sarı tuzak desteği, küçük ölçekli balıkçılarımız için tekne bakım malzemesi desteği ve küçükbaş hayvancılık yapan çiftçilerimize kuzu besi yemi desteğini ekledik. 2022 yılında ise yağlık ayçiçeği tohumu, ekmeklik buğday tohumu, damla sulama hortumu ve gübre desteği, mazot desteği, çilek fidesi desteği, büyükbaş hayvan yemi desteği ve arı yemi desteğini ilave ettik. 2023 yılında tarımsal üretimde su sarfiyatını azaltan, yabancı otlarla mücadeleyi en aza indiren ve dolayısıyla tarımda ilaç kullanımını da azaltan malç naylonu desteğini, yine hububat üretimi yapan çiftçilerimize yemlik arpa ve yulaf tohumu desteğini tüm bunlara ekledik. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyemize ait 15 sulama göleti ile çiftçilerimize ücretsiz sulama suyu desteği sağlıyoruz. Tüm desteklerimiz, çiftçi katkısı alınmadan, yüzde 100 hibe şeklinde gerçekleşiyor.” DESTEKLERE, NOHUT VE KURU FASULYE DE EKLENDİ “İlimizde faaliyet gösteren kooperatif, birlik ve Ziraat Odaları ile ilimiz tarımının ihtiyaçlarını belirlemeye yönelik toplantılar yapıyoruz. Bu toplantılar sonucunda belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda kendilerine tarım makinesi ve ekipman desteği veriyoruz. 2020 yılında destek verdiğimiz çiftçi sayısı 693’tü. Bu sayı tekil bazda bitkisel üretimde 5.945 hayvansal üretimde 2003, arıcılıkta 417 ve balıkçılıkta 1.478 olmak üzere toplam 9.843’e ulaştı. Bugün dağıtımını başlatacağımız yağlık ayçiçeği tohumu desteğinden, 8 ilçe 96 mahallede, 2026 çiftçimiz faydalanacak ve toplam 3.433 torba yağlık ayçiçeği tohumu desteği yapılacak. Bu tohumlar yaklaşık 92.000 dekar alana ekilecek. Bunun sonucunda 16.500 ton yağlık ayçiçeği elde edilmesi, elde edilen yağlardan ise ortalama 7 milyon litre ayçiçeği yağı üretilmesi bekleniyor. Bu yıl ilk defa dağıtımını yapacağımız kuru fasulye ve nohut tohumu desteğinden, 7 ilçe 70 mahalleden, toplam 256 çiftçimiz faydalanacak. 13.200 kg kuru fasulye ve 12.050 kg nohut tohumu olmak üzere, toplam 25.250 kg bakliyat tohumu desteği sağlamış olacağız. Bu tohumlar yaklaşık 2.000 dekar alana ekilecek ve ortalama 360 ton ürün elde edilecek.” “EKREM İMAMOĞLU'NUN KURDUĞU DÜZEN, AYNEN DEVAM EDECEK” “Bizler, aslında sizin olanı size veriyoruz” diyen Aslan, “Dün Ekrem İmamoğlu'nun kurduğu düzen, bugün aynen devam edecek İstanbul'da, yarın tüm Türkiye'de. Halkın olanı halka vermeye devam edeceğiz. Ekrem Başkanımızın her zaman dediği gibi, İstanbul’un kaynakları hepimizin; çocukların, gençlerin, annelerin, işçilerin, çiftçilerin… Biz bu kaynakları hiç kimseyi ayırmadan, adil şekilde dağıtıyoruz. Dağıtmaya da devam edeceğiz. Hep birlikte üreteceğiz, hep birlikte ayağa kalkacağız. Halkın hakkını halka dağıtmamız gerektiğini şiar edinen Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na, tüm çalışma arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Ekrem Başkanımıza bir kez daha en sıcak selamlarımı gönderiyorum. Hepinize bol hasatlar diliyorum” diye konuştu. BALCIOĞLU: “EKREM BAŞKANIM KEŞKE BURADA OLSAYDI DA BURADAKİ ÇİFTÇİLERİN GÖZÜNDEKİ O UMUDU GÖRSEYDİ” Sözlerine, “Evet, bir yanımız buruk. Moralimiz bozuk. Canımız sıkılıyor ama hiçbir zaman umudumuzu asla kaybetmiyoruz” şeklinde başlayan Balcıoğlu da özetle “Ekrem Başkanım keşke burada olsaydı da buradaki çiftçilerin ve üreticilerin gözündeki o umudu görseydi. Ama görüyor, hiç kuşkunuz olmasın. Ekrem Başkanım, sizin buradaki bu desteğinizi, gözlerinizdeki umudu görüyor. Biz, bu topraklarımıza sahip çıkacağız. Toprağımıza sahip çıkmak, tabii ki bizler yerel yöneticiler olarak görevimiz. Sonuna kadar sahip çıkacağız. Ama en önemlisi, sizlerin toprağı korumanız. Siz yeter ki ekin, siz yeter ki üretin; bizler her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz. Biz bugün burada ayçiçek tohumu, kuru fasulye ya da nohut tohumunun yanında, bir umudu yeşertiyoruz. Bu topraklara üretimi ekiyoruz, umudu ekiyoruz. Bu birlik ve beraberliği ekiyoruz aynı zamanda. Toprağımıza sahip çıkacağız. Bu toprağı koruyacağız. Gençlerimize, çocuklarımıza, evlatlarımıza güzel bir gelecek bırakmak zorundayız. Yanı başımızda İstanbul. 20 milyon İstanbul. Biz, evet İstanbul'a bağlıyız, ama hepimiz giderken ‘İstanbul'a gidiyoruz’ diyoruz. 20 milyon İstanbul'un gıda kapısı olma gibi bir hedefimiz var bizim. Ve bu hedef, sizlerle birlikte büyüyor, sizlerle birlikte daha güçlü hale geliyor” ifadelerini kullandı. ÇİFTÇİLERDEN İMAMOĞLU’NA: “BAŞKANIMIZA YAPILMIŞ OLAN YANLIŞ MUAMELENİN SONA ERİP, ARAMIZA KATILMASINI DİLİYORUZ” Kadın üretici Fatmagül Öztürk ise duygularını, “Başkanımıza katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Her zaman çiftçinin, köylünün, herkesin yanında olduğu için teşekkür ediyoruz. Başarılarının devamını bekliyoruz. En kısa zamanda yanımızda olacağını ümit ediyoruz” sözleriyle dile getirdi. Çiftçi Hüseyin Çıda da “Başkanlarımızın bize vermiş olduğu desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu verilen, bir nimettir çiftçi için. Hayvancıya yemini verdi, çiftçinin tohumunu verdi. Gübresini veriyor, mazotunu veriyor. Bunun için ne desek azdır. Başkanımıza yapılmış olan yanlış muamelenin sona erip, aramıza katılmasını diliyorum. Bizim aramıza dönüp çiftçinin, köylünün desteğinin devamını diliyorum. Çok çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Törenin ardından, tüm İstanbul’da üretim yapan çiftçiler için dağıtım yapılmasına başlandı. İlk sembolik dağıtımları da Aslan ve Balcıoğlu gerçekleştirdi. İBB’nin yaptığı destekler sonucunda İstanbul’un tarım yapılan alanları 51.000 dekar arttı.

CHP'li Çakırözer ve Süllü: "Öğrencileri Derhal Serbest Bırakın" Haber

CHP'li Çakırözer ve Süllü: "Öğrencileri Derhal Serbest Bırakın"

CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü, Ekrem İmamoğlu’na özgürlük protestolarında tutuklanan öğrencileri Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti. 7 Nisan Pazartesi itibariyle sınavları başlayacak öğrenciler, eğitim haklarından mahrum bırakılmamaları için bir an önce özgürlük ve katılamadıkları dersleri için mazeret talep etti. Öğrencileri ziyaretleri sonrasında cezaevi önünden çağrıda bulunan CHP’li Çakırözer ve Süllü ise, “7 Nisan Pazartesi gününden itibaren birçok öğrencinin sınavları, vizeleri başlıyor. Öğrencilerin tutukluluklarına yapılan itirazların tamamını bir an önce değerlendirin ve bu gençleri derhal serbest bırakın!” dedi. CHP’li Milletvekilleri, “Bu öğrencilerin eğitim haklarından mahrum bırakılmamaları için mazeretli sayılmaları ve mazeret sınavlarına katılmaları için üniversite yönetimlerine de cezaevi önünden çağrıda bulunuyoruz” dedi. ‘Her şey çok güzel olacak’ sloganının mimarı, Eskişehir’de üniversite öğrencisi Berkay Gezgin’de milletvekilleri aracılığıyla Eskişehirlilere mesaj gönderdi.   “ÖNCE ÖZGÜRLÜK SONRA DERSLERİMİZ VE VİZELER İÇİN TELAFİ İSTİYORUZ” Gözaltı ve tutukluluk sürecinde derslere giremediklerini, eğitim hakkından mahrum edildiklerini söyleyen öğrenciler Çakırözer ve Süllü aracılığıyla gönderdikleri mesajlarda şunları söyledi: “Hem gözaltı hem de tutukluluk sürecinde derslerimize giremedik, ders notlarımıza ulaşamadık. Önümüzdeki hafta itibariyle sınavlarımız, vizelerimiz başlayacak. Tutukluluğumuza itirazlarımız yapıldı ama bu itirazlara red alan arkadaşlarımız var. Bizler derslerimizin aksamaması ve eğitim hakkımızdan mahrum bırakılmamak için bir an önce özgür kalmak istiyoruz. Sonrasında da telafi dersler ve sınavlar istiyoruz.” “KOĞUŞLARDA GRİP SALGINI VAR” Koğuşlarda grip salgınlarının başladığını aktaran öğrenciler ise, “Gece boyunca ateş, öksürük, bitkinlik yaşadık. Bizi cezaevindeki hastaneye götürdüler. Ama orada da sadece ağrı kesici verdiler. Daha farklı ilaçların verilmesi konusunda bayram tatilinin bitmesi gerekiyor dediler. Ama koğuşumuzdaki arkadaşlarımızın yarısından fazlası hasta, grip vakaları hızla yayılıyor. Tedavimiz için gerekli olacak ilaçlara tatil diye ulaşamıyoruz” dedi. ÇAKIRÖZER: “ VİZELERİ BAŞLAYACAK, SINAVLARINA ÇALIŞAMIYORLAR” Tutuklu öğrencilere gerçekleştirdikleri ziyaretlerin ardından cezaevi önünden çağrıda bulunan CHP’li Çakırözer ve Süllü öğrencilerin bir an önce serbest bırakılmasını istedi. “Bu ülkenin evlatlarının okulunda, işinde, aileleriyle olması lazım! Bu evlatlar bu ülkenin evlatları. Düşman hukuku ile burada tutulmaları kabul edilemez” diyen Çakırözer şunları söyledi: “Silivri’deki 10 cezaevinde yüzlerce genç tutuklu. Saraçhane mitinglerine katıldıkları için Ekrem İmamoğlu’na özgürlük istedikleri için 13 gündür özgürlüklerinden mahrumlar. Bayramı özgürlüklerinden, ailelerinden ayrı geçirmek zorunda bırakıldılar. Sadece demokratik haklarını kullandıkları için, sadece Anayasal haklarını kullandıkları için cezaevinde tutuluyorlar. Kiminin işi var, kiminin okulu var, ailelerinde bakmak zorunda oldukları insanlar var ama burada zindana tıkılmış durumdalar. Bu çocukların, gençlerin bir an önce özgürlüklerine kavuşmaları ve okullarına, işlerine dönmesi gerekir. Mahkemelerde itirazları var, bu itirazların suratla değerlendirilmesi ve özgür kalmaları gerekiyor. Bu ülkenin evlatlarının okulunda, işinde, aileleriyle olması lazım. Bakın vizeleri başlayacak sınavlarına çalışamıyorlar. İşlerine dönmeleri lazım. Bu insanların bir an önce özgürlüklerine kavuşmaları ve normal hayatlarına dönmeleri gerekiyor. Bu hukuksuzluğun, adaletsizliğin derhal ama derhal son bulması gerekiyor.” SÜLLÜ: “ÖĞRENCİLER SUÇLU DEĞİLLER, ACİLEN SERBEST BIRAKIN” İçeride tutulan gençlerin acilen serbest bırakılması gerektiği çağrısında bulunan CHP’li Süllü ise, “Tutuklu bulunan öğrencilerin tamamını ileride mazeretli sayılması ve mazeret sınavlarına katılmaları için üniversite yönetimlerine de buradan çağrıda bulunuyoruz” çağrısını yaptı. CHP’li Süllü şunları söyledi: “Öğrencilerin her birinin ayrı ayrı hikayelerini dinledik. Erkek cezaevindeki gençlerle görüştük, ardından kadın koğuşuna gittik onlarla görüştük. Tutukluluk itirazlarının bazılarına red cevapları gelmiş. Gerçekten çok sıkıntılı bir süreç var. Gözaltına alınış süreçlerinde özellikle Vatan Emniyet ve Esenler’de yaşanan süreçleri anlattılar. Ellerindeki darp izlerini gösteriyorlar, 48 saat ters kelepçe ile bekletilmişler, onları anlatıyorlar. Ama içerdekilerin her biri tek bir şey için mücadele diyorlar ‘özgürlükleri için!’ Ve diyorlar ki, ‘Biz özgürlüğümüz için ve geleceğimiz için mücadeleye hazırız ama burada tutulmamız büyük haksızlık. Biz hiçbir şey yapmadık, suçsuzuz!’ diye haykırıyorlar. ‘Suçlu değiller, acilen gençleri serbest bırakın’ diyoruz. İçeride tutulanlardan bazıları da işlerinden olma endişesi yaşıyorlar. 7 Nisan Pazartesi birçok öğrencinin sınavları, vizeleri başlıyor. Diyorlar ki, ‘sonuç ne olacak bilmiyoruz.’ Tutuklu bulunan öğrencilerin tamamını ileride mazeretli sayılması ve mazeret sınavlarına katılmaları için üniversite yönetimlerine de buradan çağrıda bulunuyoruz. Milletimizi tekrar iradesine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Alanlarda, meydanlarda toplumsal dayanışmayı büyüteceğimizi, Cumhuriyet Halk Partisi olarak var olmaya devam edeceğimizi Silivri’de tutuklu bulunanlar adına tekrar tekrar söylüyoruz.” BERKAY GEZGİN: “ESKİŞEHİR’E TEKRAR DÖNMEK İÇİN SABIRSIZLANIYORUM” CHP’li vekillerin Silivri’de görüştüğü Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğrencisi, ‘Her şey çok güzel olacak’ sloganının mimarı Berkay Gezgin de, milletvekilleri aracılığıyla Eskişehirlilere mesaj gönderdi. Gezgin mektubunda şunları söyledi: “Tüm süreçte yanımızda olan, mücadelesini esirgemeyen Eskişehir halkına çok teşekkür ediyorum. Üniversite okumaya devam ettiğim, benim için yeri hep ayrı olacak Eskişehir’e tekrar dönmek için sabırsızlanıyorum. Biz iyiyiz, moralimiz çok yüksek. Size tüm genç arkadaşlarımın selamını yolluyorum. İyi ki varsınız, her şey çok güzel olacak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.