SON DAKİKA
Hava Durumu

#Şiddet

Porsuk Haber Ajansı - Şiddet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şiddet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Saadet Partisi Eskişehir Gençlik Kollarından Hükümete Asayiş ve Ekonomi Çağrısı Haber

Saadet Partisi Eskişehir Gençlik Kollarından Hükümete Asayiş ve Ekonomi Çağrısı

Saadet Partisi Eskişehir İl Gençlik Kolları Başkanı Mücahit Ateş, haftalık basın açıklamasında Türkiye’nin ve Eskişehir’in içinde bulunduğu asayiş, güvenlik ve ekonomik krizleri masaya yatırdı. Genel Başkan Mahmut Arıkan’ın "Türkiye yönetilemiyor" sözlerine atıfta bulunan Ateş, ahlaki ve toplumsal yozlaşmaya dikkat çekti. Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı, haftalık olağan basın açıklamasını gerçekleştirdi. İl Gençlik Kolları Başkanı Mücahit Ateş tarafından yapılan açıklamada, ülke genelinde ve Eskişehir yerelinde yaşanan son gelişmeler sert bir dille eleştirildi. Sözlerine Mihalıççık ilçesinde şehit düşen Uzman Çavuş Mehmet Demirbaş’a rahmet dileyerek başlayan Ateş, güvenlik güçlerinin dahi can emniyetinin tehlikede olduğunu vurguladı. Eskişehir Haberleri ve Sokaktaki Güvenlik Krizinin Boyutu Güvenlik güçlerine yönelik saldırıların ve sokaklardaki asayiş problemlerinin bir kriz boyutuna ulaştığını belirten Mücahit Ateş, “Güvenlik güçlerimizin dahi can emniyetinin sağlanamadığı, sokakların adeta suç mahalline döndüğü bu acı tablo, ülkemizin sürüklendiği asayiş ve güvenlik krizini en net şekilde göstermektedir” dedi. Toplumda tırmanan şiddet sarmalına değinen Ateş, komşu kavgalarından çocuk parklarındaki vandalizme kadar birçok konuya dikkat çekti. Eskişehir genelinde yaşanan ahlaki çöküşün somut örneklerini paylaşan Saadet Partisi Eskişehir İl Gençlik Kolları Başkanı, bir cami şadırvanında uyuşturucu etkisinde baygın bulunan genç bir vatandaşın durumunun toplumsal yarayı gözler önüne serdiğini ifade etti. Gençlerin umutsuzluğa ve zehir tacirlerinin kucağına itildiğini söyleyen Ateş, mevcut sistemin derhal değişmesi gerektiğini savundu. Mahmut Arıkan: “Her Bir Mesele Ayrı Bir Krize Teslim” Konuşmasında Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın bu haftaki açıklamalarına da yer veren Mücahit Ateş, yönetim krizinin ülkeyi derin bir buhrana sürüklediğini belirtti. Genel Başkan Arıkan’ın tespitlerini aktaran Ateş, şu ifadeleri paylaştı: “Adaletten ekonomiye, eğitimden dış politikaya nereye bakarsak bakalım maalesef Türkiye yönetilemiyor. Her bir mesele, ayrı bir krize teslim edilmiş vaziyette. Güçlü devlet, vatandaşına yük olan değildir; güçlü devlet, vatandaşına yol açandır.” Deprem bağışlarının "ahbap çavuş" ilişkileriyle istismar edilmesini ve devlet kurumlarına olan güvenin zedelenmesini de eleştiren Ateş, liyakat ve şeffaflığın devlet yönetiminde en elzem unsurlar olduğunu ifade etti. Saadet Partisi ve Milli Görüş kadrolarının kriz üreten değil, krizleri kökten çözen bir sistem kurmaya talip olduğunu sözlerine ekledi. “86 Milyon İnsanımızla Derinden Bir 'Oh Bee!' Diyeceğiz” Açıklamasının son bölümünde vatandaşlara umutsuzluğa kapılmama çağrısında bulunan Mücahit Ateş, Milli Görüş hareketinin yarım asırlık “Önce Ahlak ve Maneviyat” düsturuyla hareket ettiğini hatırlattı. Gençleri uyuşturucu batağından kurtaracak, mahallelerde huzur ve suhuleti yeniden tesis edecek iradeye sahip olduklarını belirten Ateş, açıklamayı şu sözlerle tamamladı: “Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arıkan’ın da müjdelediği gibi; 86 milyon insanımızın huzurla, derinden ‘Oh bee!’ diyeceği bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Basın toplantımıza göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadan dolayı hepinize teşekkür ediyor, hayırlı günler diliyorum.”

Şube Başkanı Köksal'dan Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’ndeki Saldırıya Tepki Haber

Şube Başkanı Köksal'dan Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’ndeki Saldırıya Tepki

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’ne yönelik gerçekleştirilen saldırıyı şiddetle kınayarak, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurguladı. ​Eskişehir’de sağlık çalışanlarına yönelik saldırılara bir yenisi daha eklendi. Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan sağlık çalışanlarının maruz kaldığı saldırı, sendika tarafından tepkiyle karşılandı. ​“Kamu Malına Verilen Zarar Toplumun Geleceğine Zarardır” ​Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, toplum sağlığının korunmasının sadece sağlıkçıların değil, tüm vatandaşların ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. Köksal, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: ​“Toplumumuzun sağlık konusunda bilinçlendirilmesi, sağlık çalışanlarının haklarının korunması ve kamu mallarına sahip çıkılması, kaliteli sağlık hizmetlerinin sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki kamu malına verilen her zarar, aslında toplumun ortak hizmetine ve geleceğine verilen zarardır.” ​“Şiddet, Sağlık Sistemini Tehdit Ediyor” ​Sağlık çalışanlarına gösterilen saygının, daha güvenli, güçlü ve sürdürülebilir bir sağlık sisteminin temel taşı olduğunu ifade eden Köksal, toplumsal duyarlılık çağrısında bulundu. Sağlık-Sen olarak vatandaşları bilinçli olmaya davet eden Başkan Köksal, sağlık çalışanlarının yanında olduklarını bir kez daha yineledi. ​Sendikadan Destek Mesajı ​Açıklamasının sonunda Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’nde yaşanan olaya değinen Hasan Hüseyin Köksal, “Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’ne gerçekleştirilen saldırıyı şiddetle kınıyor; maruz kaldıkları bu kabul edilemez olay nedeniyle tüm çalışma arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi.

Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci’ye Çirkin Saldırı Girişimi Haber

Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci’ye Çirkin Saldırı Girişimi

Sivrihisar ilçesinde, Belediye Başkanı Habil Dökmeci’ye yönelik Belediye Binası içinde bir saldırı girişiminde bulunuldu. Olay sırasında arbedeyi önlemeye çalışan Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş yaralandı. ​Sivrihisar Belediye binasında dün hareketli dakikalar yaşandı. Daha önce Belediye Başkanı Habil Dökmeci’ye yönelik tehdit ve hakaret suçlarından yargılanan ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan H.A. isimli şahıs, belediye binasına gelerek saldırı girişiminde bulundu. ​Başkan Yardımcısı Taş Yaralandı ​Edinilen bilgilere göre, daha önce de Başkan Dökmeci’ye tehdit mesajları gönderdiği bilinen saldırgan, belediye binası içerisinde arbede çıkardı. Yaşanan arbede sırasında Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş, saldırganın hedefi oldu ve yaralandı. Olay yerine çağrılan sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Taş, tedavi edilmek üzere hastaneye sevk edildi. ​"Hukuk Devletinin Gereği Yerine Getirilecek" ​Saldırının ardından yapılan resmi açıklamada, şiddetin hiçbir türlüsünün kabul edilemeyeceği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"Kamu hizmetinin yürütüldüğü belediye binalarında şiddet, tehdit ve saldırı girişimlerinin kabul edilmesi mümkün değildir. Sivrihisar’ın huzur ortamını bozmaya yönelik her türlü hukuka aykırı girişimin karşısındayız. Şüpheli şahıs hakkında hem Belediyemiz hem de Sayın Mehmet Taş tarafından ayrı ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur." ​Hukuki Süreç Başlatıldı ​Sivrihisar Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatırken, saldırganın ifade işlemlerinin devam ettiği öğrenildi. Belediye yönetimi, demokratik toplum düzeninde çözüm yolunun şiddet değil, hukuk olduğunun altını çizerek; kamu görevlilerine yönelik bu tür saldırıların cezasız kalmayacağına olan inançlarını tazeledi.

Anahtar Parti’den "Okul Güvenliği" İçin Yapay Zekâ ve Uzman Kadro Çağrısı! Haber

Anahtar Parti’den "Okul Güvenliği" İçin Yapay Zekâ ve Uzman Kadro Çağrısı!

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta eğitim kurumlarına yönelik gerçekleştirilen saldırılar, Türkiye’de okul güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, okullardaki şiddet sarmalını durdurmak için üç maddelik somut bir çözüm planı açıklayarak; "Çocuklarını koruyamayanların, koruyacak başka hiçbir şeyi kalmamıştır" dedi. ​"Okul Kapısından Giren Her Çocuk Devletin Emanetidir" ​Okulların şiddet ve korkudan arındırılmış en kutsal kaleler olması gerektiğini vurgulayan Çağlar Ölce, yaşanan menfur saldırıların tüm ülkenin yüreğini dağladığını belirtti. Velilerin artık çocuklarını okula gönderirken endişe duyduğuna dikkat çeken Ölce, güvenlik meselesinin temennilerle değil, profesyonel adımlarla çözülmesi gerektiğini ifade etti. ​Anahtar Parti’den 3 Temel Güvenlik Önerisi ​Başkan Çağlar Ölce, eğitim kurumlarını birer "güven adasına" dönüştürecek stratejik önerilerini şu başlıklarla sıraladı: ​1. Pedagojik Eğitimli "Uzman Güvenlik" Kadrosu ​Okullarda görev yapacak personelin sıradan güvenlik görevlisi olmaması gerektiğini savunan Ölce: "Bu kişiler çocuk psikolojisinden anlayan, öfke kontrolü eğitimi almış ve 'Eğitim Kurumu Güvenliği' sertifikasına sahip uzmanlar olmalıdır" dedi. ​2. Yüksek Güvenlikli Turnike ve Kartlı Geçiş Sistemleri ​Okul bahçelerinin ve binalarının kontrolsüz girişlere tamamen kapatılmasını talep eden Anahtar Parti, sadece yetkili kartına sahip öğrenci ve personelin giriş yapabildiği, ziyaretçilerin ise randevu protokolüyle kabul edildiği sistemlerin zorunlu hale getirilmesini önerdi. ​3. Yapay Zekâ Destekli Akıllı Takip Sistemleri ​Teknolojinin evlatları korumak için seferber edilmesini isteyen Ölce, şu ifadeleri kullandı: ​"Yapay zekâ destekli akıllı kameralar ile okul çevresindeki şüpheli hareketler ve sınır ihlalleri olay henüz gerçekleşmeden tespit edilmeli, emniyet birimlerine anlık veri aktarılmalıdır." ​"Eğitimde Şiddeti Sadece Kınayarak Bitiremeyiz" ​Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırılarda hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Çağlar Ölce, yetkilileri somut adımlar atmaya davet etti. Ölce, öğretmenlerin can korkusu taşımadığı, öğrencilerin ise teneffüslerde huzurla koşabildiği bir "güven iklimi" inşa etmenin devletin asli görevi olduğunu hatırlattı. ​"Çocuklarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır" diyerek açıklamasını noktalayan Ölce, Anahtar Parti olarak bu sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı.

Türk Eğitim-Sen’den "Okulda Şiddet" İsyanı Haber

Türk Eğitim-Sen’den "Okulda Şiddet" İsyanı

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı okul saldırıları sonrası eğitim camiası ayağa kalktı. Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı Kamuran Arıkan, okullardaki güvenlik zafiyetine dikkat çekerek çarpıcı bir uyarıda bulundu: "Önlem alınmazsa okullarımız Teksas’a dönecek!" ​​Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta ki saldırılar, okullardaki şiddet sarmalını bir kez daha gündeme taşıdı. Türk Eğitim-Sen Eskişehir Şube Başkanı Kamuran Arıkan, yaşanan olayı "hain bir saldırı" olarak nitelendirerek, eğitimcilerin ve öğrencilerin can güvenliğinin kalmadığını vurguladı. ​"Eti Senin Kemiği Benim Anlayışından, Silahlı Saldırıya Nasıl Geldik?" ​Arıkan, toplumsal dönüşümün korkutucu boyutlara ulaştığını belirterek şu soruları sordu: ​Öğretmeninin önünde ceket ilikleyen öğrencilerden, öğretmenine kurşun sıkan profile nasıl ulaştık? ​Gençlerimiz nasıl oldu da çeteleşme ve mafyavari oluşumların tuzağına düştü? ​Okullarımız neden ABD’deki okul baskınlarını andıran sahnelerle anılmaya başladı? ​Türk Eğitim-Sen’den 5 Maddelik Acil Eylem Planı ​Başkan Kamuran Arıkan, şiddetin durdurulması için hükümete ve Milli Eğitim Bakanlığı’na somut çözüm önerileri sundu: ​Her Okula Güvenlik Görevlisi: Okulların kamera sistemleriyle donatılması ve profesyonel güvenlik istihdamı zorunlu hale getirilmelidir. ​Disiplin Yönetmeliği Değişmeli: Öğretmenin sınıftaki ve eğitimdeki etkisi yasal olarak güçlendirilmelidir. ​Rehber Öğretmen Sayısı Artırılmalı: Her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalıdır. ​Caydırıcı Cezalar: Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezalar tavizsiz bir şekilde uygulanmalıdır. ​Güvenlik Zirvesi: Tüm paydaşların katılımıyla acil bir "Eğitimde Güvenlik Zirvesi" düzenlenmelidir. ​"Diziler ve Sosyal Medya Şiddeti Sıradanlaştırıyor" ​Şiddetin sadece okul içinde değil, medya aracılığıyla da beslendiğini ifade eden Arıkan, RTÜK ve ilgili kurumlara çağrıda bulundu: ​"Çeteleşmeyi özendiren, mafyavari oluşumları teşvik eden dizi, film ve sosyal medya içerikleri durdurulmalıdır. TikTok, YouTube gibi platformlardaki karanlık içerikler geleceğimizi tehdit ediyor." ​"Öğretmenin İtibarı Devletin İtibarıdır" ​Eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı "Sıfır Tolerans" vurgusu yapan Kamuran Arıkan, açıklamasını şu sert sözlerle tamamladı: "Biz susmuyoruz. Okullar güvenli alanlar olana dek mücadelemiz sürecek. Ülkemizin müreffeh geleceği şiddete kurban edilemez!"

CHP’li Çakırözer’den Öğretmenlerin Yaşam Nöbetine Destek Haber

CHP’li Çakırözer’den Öğretmenlerin Yaşam Nöbetine Destek

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırıların ardından eğitim emekçileri, öğretmenler Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaşam nöbeti başlattı. Okullarda artan şiddet olayları engellensin diye başkentte toplanan öğretmen ve sendikaların eylemine CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de destek verdi. Eğitim-İş, Eğitim-Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen’in Eskişehir şubelerinden Ankara’ya giden öğretmenlerle bir araya gelen Çakırözer, “Eğitim yuvalarımızda eğitim emekçilerimizin, öğrencilerin güvenliğini istemek öğretmenlerimizin en temel hakkı. Eskişehir’den ve ülkemizin dört bir yanından haklı taleplerini haykırmak, yaşam hakkını savunmak için başkente gelen öğretmenlerimizi maalesef barikatlarla engellediler. Öğretmenler, veliler bugün değilse ne zaman konuşacak? Nerede anlatacak derdini? Ankara’da haklı taleplerini haykırmak için yaşam nöbetinde olan eğitim emekçilerimizin yanındayız!” dedi. ÖĞRETMENLER YAŞAM HAKKI İÇİN ANKARA’DA Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta art arda meydana gelen ve 9 kişinin hayatını kaybettiği okul saldırıları tüm ülkeyi yasa boğdu. Yaşanan saldırıların ardından öğretmenler grev kararı alarak iş bırakırken, saldırıları protesto etmek için ‘yaşam hakkı ve okullarda güvenlik’ talebiyle Ankara’da toplandı. Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubeleri de Ankara’daki eyleme destek verirken, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de eğitimcileri, öğretmenleri yalnız bırakmadı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın önüne yürümek isteyen öğretmenler önce polis barikatıyla engellendi. Öğretmenler oturma eylemi başlatırken, 8 saatlik oturma eyleminin ardından barikat aşıldı ve öğretmenler yaptıkları basın açıklaması ile taleplerini sıraladı. “OKULLARIMIZ ÖLÜM YUVASI OLMASIN” Eğitim emekçilerinin eylemine destek veren Çakırözer, şunları söyledi, “Bugün eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler tedirgin. Herkesin ortak talebi; güvenli okullar. Okullarımızın güvenliğini, yaşam hakkını istemek öğretmenlerimizin en temel hakkıdır. Eğitim emekçilerimiz ‘Bilim, irfan yuvası olan okullarımız artık ölüm yuvası olmasın’ diyorlar. Okullardaki şiddete karşı ‘Artık yeter’ diyen eğitim emekçilerimizin yanındayız. Eğitim emekçilerimizin ve öğrencilerimizin can güvenliğinin sağlanması, okulların şiddetten arındırılması ve caydırıcı, kalıcı düzenlemelerin yapılması için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

''Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme'' Sempozyumu Düzenlendi Haber

''Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme'' Sempozyumu Düzenlendi

Tepebaşı Belediyesi ve Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği iş birliği ile “Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme” başlıklı sempozyum düzenlendi. Sempozyumda akademik sunumlar ve atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Tepebaşı Belediyesi ve Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) iş birliği ile Vecihi Hürkuş Havacılık ve Parkı'nda “Toplumsal Cinsiyet ve Güçlenme” başlıklı bir sempozyum düzenlendi. Gerçekleştirilen sempozyum ile yerel yönetimlerin toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarındaki rolünü güçlendirmeyi, farklı toplumsal kesimlerin deneyimlerini görünür kılmayı ve yerel düzeyde kurumsal iş birliğini artırmak amaçlandı. İki oturumdan oluşan sempozyumda akademik sunumların yanı sıra atölye çalışmaları da gerçekleştirildi. Sempozyuma Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu, Meclis Üyesi Nazan Erşahin ve çok sayıda ilgili katıldı. Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu, sempozyumun açılış konuşmasında emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür etti. Kadın hareketlerinin özgül konumu konuşuldu Sempozyumun ilk oturumunda; Derya Gezer moderatörlüğünde “Toplumsal Cinsiyet ve Kimlikler” konusu konuşuldu. Konuşmacı olarak katılan Alev Özkazanç “Çoklu Krizler Çağında Feminizm, Direniş ve Gelecek Sorunu” başlığında sunum gerçekleştirdi. Özkazanç sunumunda, kadın hareketlerinin özgül konumu, karşılaştığı zorluklar ve engeller ile duruma müdahale ederek bir gelecek vizyonu yaratmak için taşıdığı potansiyelleri aktardı. Toplumsal cinsiyet eşitliğinde erkeklerin rolü ele alındı Konuşmacılardan Atilla Barutçu ise “Eleştirel Erkeklik Çalışmaları ve Cinsiyet Eşitliği Mücadelesinde Erkekler” konusunu, cinsiyet eşitliği mücadelesinde erkek(lik)lerin rolü ve etkisi hem tarihsel olarak teorik/metodolojik tartışmalar hem de son dönem saha deneyimleri üzerinden özdüşümsel bir yaklaşımla ele aldı. Örgütlenme ve dayanışma pratikleri tartışıldı “Toplumsal Cinsiyet Çeşitliliğinde Yerelleşme: Örgütlenme ve Dayanışma Pratikleri” konusunda konuşan Buruç Parlak ise son yıllarda Türkiye’de toplumsal cinsiyet, aile politikaları ve cinsiyet kimliği/cinsel yönelim çeşitliliği etrafında yürütülen tartışmaların kamusal alanda giderek görünür hale geldiğini belirtti. Çocukluk dönemi konuşuldu Sempozyumun ikinci oturumu ise Hande Çevik moderatörlüğünde “Kesişimsel Farklılıklar ve Güçlenme” konusu ele alındı. Konuşmacılardan Ceren Suntekin, “Çocukluk ve Toplumsal Cinsiyet: Şiddetle Erken Mücadele İçin kapsayıcı Bir Hak Perspektifi” konusunda sunumunu gerçekleştirdi. Suntekin, antik çağdan bugüne olan çocukluk dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suntekin, aydınlanma çağında okuryazarlığın artmasının, çekirdek ailenin ve anne çocuk ilişkisinin önem kazandığını ancak çocukluğu cinsiyetlendirilmiş bir deneyim olmaktan bütünüyle kurtulamadığını belirtti. Suntekin, günümüzde çocukluğun hala toplumsal cinsiyet normlarıyla iç içe geçmiş bir biçimde yaşadığına değindi. Medya kamuoyu algısını şekillendiriyor Konuşmacılardan Dilek İçten ise “Toplumsal Cinsiyet, Göç ve Medya” konulu sunumunda medyanın kamuoyunun algısını şekillendirmede önemli bir rol oynadığını söyledi. Konuşmacılardan Gülçin Con Wright ise “Toplumsal Cinsiyet ve Yaşlılık Ekseninde Yoksulluk, Bakım ve Şiddet” konusuna değindi. Wright, yaşlı nüfusun büyük çoğunluğunun kadınlardan oluştuğunu belirterek kadınların yaşamları boyunca biriken dezavantajları sebebiyle yaşlılık dönemini yalnızlık, yoksulluk, hastalık ve engellilikle geçirmelerinin daha yüksek bir ihtimal olduğuna dikkat çekti. “Ataerki İle Kapitalizmin Etkileşiminde Sınıf ve Toplumsal Cinsiyet Konumları” sunumuyla katılımcıların karşısına çıkan Melda Yaman da kadınların özgürleşmesi yalnızca ilişkilerinin dönüşümünü değil; yeniden üretim rejimlerinin, aile yapısının ve toplumsal cinsiyet temelli iş bölümünün radikal biçimde yeniden örgütlenmesini gerektirdiğini kaydetti. Sunumların ardından ise Hatice Kapusuz tarafından “Feminist Ütopya” başlıklı bir atölye düzenlendi.

Kadın Meselesini Bir Adalet Meselesi Olarak Görüyoruz Haber

Kadın Meselesini Bir Adalet Meselesi Olarak Görüyoruz

Anahtar Parti Eskişehir İl Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Başkanı Meral Öztürk, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Anahtar Parti Eskişehir İl Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Başkanı Meral Öztürk yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Bugün sadece bir siyasi sorumlulukla değil, aynı zamanda bir kadın, bir anne ve toplumun geleceğine inanan bir yurttaş olarak konuşuyorum. Çünkü biliyoruz ki bir toplumun gücü, kadınlarının ne kadar güvende ve ne kadar değer gördüğü ile ölçülür. Kadın güçlü ise aile güçlüdür. Aile güçlü ise toplum güçlüdür. Bu yüzden kadının değeri yalnızca bir gün hatırlanacak bir konu değil, her gün savunulması gereken bir insanlık meselesidir. Ne yazık ki ülkemizde birçok kadın hâlâ şiddetle, baskıyla ve eşitsizlikle karşı karşıya kalıyor. Her kaybedilen kadın sadece bir hayatın değil, bir ailenin, bir geleceğin ve bir umudun eksilmesidir. Hiçbir kadının korku içinde yaşamak zorunda kalmadığı bir Türkiye mümkün. Kadınların sokakta, evinde, iş yerinde, hayatın her alanında güvenle yaşayabildiği bir ülke kurmak mümkündür. Bunun için güçlü bir irade, kararlı bir siyaset ve samimi bir mücadele gerekir. Anahtar Parti olarak kadın meselesini bir sosyal politika başlığı olarak değil, bir adalet meselesi olarak görüyoruz. Kadının yaşam hakkını, güvenliğini ve toplumsal eşitliğini temel bir insan hakkı olarak kabul ediyoruz. Bu nedenle buradan açıkça ilan ediyoruz. Kadını koruyamayan düzeni değiştireceğiz. Şiddeti durdurmayan sistemi düzelteceğiz. Kadınların sadece korunmaya değil, güçlenmeye ve eşit fırsatlara ulaşmaya hakkı vardır. Eğitimde, çalışma hayatında, siyasette ve karar alma mekanizmalarında kadınların daha güçlü temsil edilmesi için mücadele edeceğiz. Ve bu mücadelede bir adım bile geri atmayacağız. Şiddet durana kadar susmayacağız. Her fail hak ettiği cezayı alana kadar mücadelemizi bırakmayacağız. Koruma tedbirleri ile kadınların yaşamın her alanında güven içinde hissedeceği güne kadar kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki bir kadın daha eksilmeyeceğimiz bir Türkiye mümkündür. Bugün 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü. Bu gün sadece bir kutlama değil, aynı zamanda hatırlama ve sorumluluk günüdür. Emek veren, üreten, büyüten, hayatı güzelleştiren tüm kadınların günü. Bizler Anahtar Parti olarak kadınların sesi olmaya, haklarını savunmaya ve daha adil bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki bu kapıyı açacak anahtar bizdedir. Ve o anahtar, kadınların gücüyle Türkiye’nin geleceğini değiştirecektir."

8 Mart Bizim İçin Hediyeleşme Değil, Sözleşme Günüdür Haber

8 Mart Bizim İçin Hediyeleşme Değil, Sözleşme Günüdür

Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları tarafından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Hasan Polatkan Kültür Merkezi önünde bir basın açıklaması yapıldı. CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Handenur Erdilek tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Bugün burada kadınların eşitlik, adalet ve onurlu yaşam mücadelesinin sesini yükseltmek için bir aradayız. Yalnızca bir günü anmak için değil; tarihten bugüne ilmek ilmek örülen direnişi, dayanışmayı ve umudu büyütmek için buradayız. Kadın emeği, dünyanın en büyük ama en çok görmezden gelinen çarkıdır. Tarlalarda nasır tutan ellerden, ofislerde cam tavanları zorlayan zihinlere; evlerin içine sığdırılmak istense de sokağa taşan o devasa “görünmez” emekten, fabrikaların üretim hatlarına kadar hayatın her zerresinde biz varız. Ancak biliyoruz ki; emeğimizin karşılığı sadece bir gün hatırlanmak değil, hak ettiğimiz değerin her gün teslim edilmesidir. Biz kadınlar “eşit işe eşit ücret” diye yola çıktığımızda sadece rakamlardan bahsetmedik; biz, adaletin her masada, her tarlada ve her ekranda var olmasını istiyoruz. Karşımızda duran devasa eşitsizlik duvarları bizi korkutmuyor; aksine, o duvarları yıkacak olan kolektif iradeyi büyütüyor. Umut, sadece beklemek değil, bir şeyleri değiştirmek için ayağa kalkmaktır. Bizim umudumuz; şiddetin karanlığına karşı sarsılmaz bir kale olan dayanışmamızdır. Bir kadının başarısı, tüm kadınların hanesine yazılan bir zaferdir. Bir kadının sesi kısıldığında, binlerce kadının o sesi yankılatmasıdır. Bizler biliyoruz ki; kadının gücü, diğer kadının elini tuttuğunda yenilmez bir güce dönüşür. Ancak bugün bir gerçeği daha yüksek sesle haykırıyoruz: Kadınların en temel hakkı yaşam hakkıdır. Hiçbir kadın şiddet tehdidi altında yaşamak zorunda değildir. Devletin görevi, kadınları korumak; toplumun görevi, şiddete karşı sıfır tolerans göstermektir. Bu noktada 6284 sayılı Kanun yalnızca bir metin değil, kadınların hayatını koruyan hayati bir güvencedir. Etkin uygulanmadığında eksik kalan her adım, bir kadının hayatından çalınan bir güvencedir. Bizler 6284’ün tavizsiz uygulanmasını, koruma kararlarının gecikmeksizin hayata geçirilmesini ve yaşam hakkının tartışmaya açılmamasını talep ediyoruz. Ülkemizi yöneten kötücül akıl vazgeçmiş olsa da İstanbul Sözleşmesi bizim vazgeçilmezimizdir. Bu mücadele biz kadınlar için bir tercihten daha fazlasıdır. Çünkü rakamlar susmuyor, dile gelip yaşadıklarımızı anlatıyor: 2026 yılının daha ilk ayında, en az 22 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 14 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen kadınların yaklaşık %23’ü evli olduğu erkek tarafından katledildi. Cinayetlerin %73’ü kadınların en güvenli olması gereken yerde, kendi evlerinde işlendi. Faillerin %50’si ateşli silah kullandı. Bu veriler bize bir gerçeği bir kez daha gösteriyor: Kadınlar en çok “yakınları” tarafından, en çok “evlerinde” ve çoğu zaman önlenebilir şiddet nedeniyle hayatlarını kaybediyor. Bu tablo kader değil; bu tablo ihmallerin, cezasızlığın ve yetersiz koruma mekanizmalarının sonucudur. Her bir sayı, yarım kalan bir hayat; annesiz kalan bir çocuk; susturulmuş bir kahkaha demektir. Türkiye bugün bir değişimin eşiğindeyse, bu değişimin mimarları adaleti vicdanıyla harmanlayan kadınlar olacaktır. Savaşların, ekonomik krizlerin ve toplumsal baskıların en ağır yükünü omuzlayanlar biz olsak da; barışı, refahı ve özgürlüğü inşa edecek olanlar da yine biziz. Bizler sadece “temsil” edilmek değil, kararların bizzat öznesi olmak istiyoruz. Bizim olduğumuz her yer daha güvenli, bizim olduğumuz her kurum daha insani ve bizim olduğumuz her gelecek daha aydınlıktır. Vazgeçmiyoruz! Haklarımızdan, hayallerimizden, sokaklardaki kahkahamızdan ve özgürlüğümüzden asla vazgeçmiyoruz. 8 Mart bizim için bir “hediyeleşme” günü değil, bir “sözleşme” günüdür. Kendi gücümüze, birbirimize ve kuracağımız güzel günlere söz veriyoruz. Karanlığın en yoğun olduğu an, sabahın en yakın olduğu andır. Ve o sabah, kadınların emeği ve cesaretiyle doğacaktır. Emeğimizle, kimliğimizle, özgürlüğümüzle varız. Kazanımlarımızdan, yaşam hakkımızdan ve eşitlik mücadelemizden asla vazgeçmiyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.