SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlık Bakanlığı

Porsuk Haber Ajansı - Sağlık Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zoonotik Hastalık ve Gıda Zehirlenmelerini Bakanlık İzliyor mu? Haber

Zoonotik Hastalık ve Gıda Zehirlenmelerini Bakanlık İzliyor mu?

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer Sağlık Bakanı Prof.Dr Kemal Memişoğlu’na gıda zehirlenmeleri ve Zoonotik hastalıklara yönelik bir dizi sorular yöneltti. Gürer “Gıda güvenliği, pestisit–aflatoksin sağlığa etkileri, ambalajlı su içeriği, GDO’lu yemler, halk sağlığına etkileri, nişasta bazlı şuruplar, baz istasyonları ve çevresel risklerden personel yetersizliğine kadar pek çok kritik alanda Bakanlığa sorular yöneltti. “NİŞASTA BAZLI ŞURUPLAR, PESTİSİT, AFLATOKSİN: ETKİLER ARAŞTIRILIYOR MU?” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, halkın her gün tükettiği ürünlerdeki risklerin bilimsel olarak araştırılmadığını belirterek, “Nişasta bazlı şurupların insan sağlığına etkisi incelendi mi? Pestisit ve aflatoksin kalıntılarının hastanelere yansıyan sonuçları var mı? İçme sularında arsenik, demir, klor gibi maddeler için uzman takibi yapılıyor mu? Bu alanda ihtisaslaşmış kaç doktor var?” GÜNEŞ ÇARPMASI, GIDA ZEHİRLENMELERİ, BULAŞICI HAYVAN HASTALIKLARI… CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sağlık sisteminin parçalı yapısının vatandaşı mağdur ettiğini belirterek: “Bu alanlarda Bakanlığın bütüncül bir çalışması var mı? Yoksa her kurum ayrı yönlere mi çekiyor?” AMBALAJLI SUYUN DAMACANA KULLANIM SAYISI Ambalajlı suların denetim sürecine değinen Ömer Fethi Gürer şu soruları sıraladı: “Radyasyon dahil ambalajların güneşte bekleme süresine kadar inceleme yapılıyor mu? Damacanalar kaç kez kullanılıyor? Bu konuda şeffaf bir denetim var mı?” “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, YENİ HASTALIKLAR VE ZOONOTİK RİSKLER İÇİN HAZIRLIĞINIZ VAR MI? CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer geleceğe dönük riskleri de değindi, iklim değişikliği kaynaklı yeni hastalık tiplerine karşı Bakanlığın hazırlığının olup olmadığını sordu: “Gıda zehirlenmeleri artıyor, zoonotik hastalıklar yaygınlaşıyor. Bu alanlarda sağlık eğitiminde yeni düzenlemeler yapılacak mı? Tıp eğitiminde gıda ve zoonotik hastalıklar için özel bir branş düşünülüyor mu?” “ŞAP, ŞARBON, BRUSELLA… HAYVAN HASTALIKLARININ İNSANA ETKİSİ İZLENİYOR MU?” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, zoonotik hastalıklara dair verilerin şeffaf olmadığını belirterek, “Tarım ve Orman Bakanlığı ‘biz bakıyoruz’ diyor ama Sağlık Bakanlığı verisi yok. 2025 yılında kaç zoonotik vaka saptandı? Kaç zehirlenme, kaç ölüm yaşandı? GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların insan sağlığına etkisi incelendi mi? Bu konular halk sağlığı için kritik” diye konuştu. “BAZ İSTASYONLARININ, YÜKSEK ENERJİ HATLARININ İNSAN SAĞLIĞINA ETKİSİ İZLENİYOR MU?” Ömer Fethi Gürer, çevresel risklere ilişkin sorular yöneltti: “Baz istasyonlarının, yüksek enerji hatlarının insan sağlığına etkisine ilişkin bilimsel bir izleme yapılıyor mu? Bu konuda veri paylaşacak mısınız?” “VETERİNER HEKİMLER HASTANELERDE GÖREVLENDİRİLECEK Mİ?” Zoonotik hastalık yükünün arttığını belirten Ömer Fethi Gürer: “Hayvan hastalıklarının insana geçişi olası ise , veteriner hekimlerin hastanelerde görev alması düşünülüyor mu?” “HİZMET ALIMINDAKİ ÇALIŞANLAR VE 39 BRANŞTA ATANAMAYAN MEZUNLAR KADRO BEKLİYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Sağlık Bakanlığında hizmet alımı ile çalışan personelin de büyük mağduriyet yaşadığını belirterek, “Hastane bilgi işlemciler, görüntüleme merkezi çalışanları, yemekhane çalışanları, güvenlik, şoför… Hizmet alım sözleşmesine takılan binlerce kişi kadro bekliyor. 39 farklı sağlık branşında atanamayan on binlerce mezun var. Örneğin, 10 yılda 50 bin fizik tedavi mezunu verilmiş, Bakanlık sadece 1.651 kişiyi atamış. Tıbbi sekreterinden paramediğine kadar her gün bize mail geliyor; hastanelerde eleman açığı ciddi boyutlarda,” dedi. “SURİYELİDEN İLAÇ KATKI PAYI ALINMIYOR, EMEKLİDEN NEDEN ALINIYOR?” Ömer Fethi Gürer, sağlıkta adaletsizlik olduğunu ifade ederek şu soruyu yöneltti: “Suriyeliden ilaç katkı payı alınmazken emekliden neden alınıyor? Bu ayrımcılıktır.” “KAPATILAN SAĞLIK OCAKLARI ÇÜRÜYOR” Niğde’de rahmetli Sağlık Bakanı Doğan Baran döneminde köylere kadar sağlık ocakları bulunduğunu hatırlatan Gürer: “AKP iktidarı bu sağlık ocaklarını kapattı, binalar çürümeye terk edildi. Aile hekimliği sistemi doktor yetersizliği nedeniyle köylerde işlemiyor. Halk ulaşılabilir sağlık hizmeti bekliyor ama bulamıyor.” FİZİK TEDAVİ HASTANESİ ÇUKUR OLARAK KALDI BOR FİZİK TEDAVİ HASTANESİ NE ZAMAN YAPILACAK? CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde Bor ilçesi Fizik Tedavi Merkezi Hastanesi depremden sonra kullanılamaz raporuyla yıkıldı. Devlet hastanesinin yanında yeni hastane için çukur açıldı, Şubat 2025'te hastane yapımının biteceği duyuruldu; temel çukur olarak kaldı, müteahhit işi bıraktı, gitti, daha da temel atılmadı. Çukur açılan yerden fay hattı geçtiği gerekçesiyle başka bir yere inşaatın yapılacağı söyleniyor. Nasıl bir fay hattıysa, 100 metre yakınındaki devlet hastanesi için risk değil de yapılacak hastane için risk oluşturuyor. Fizik tedavi hastanesi ne zaman, nerede yapılacak, 2026 yılı programında var mı? Bor merkezde eski devlet hastanesi de yıkıldı "Bu alanda sağlık bilimleriyle ilgili bir yatırım olacak." denildi; tabela var, arsa olarak kaldı. Niğde'de rahmetli Sağlık Bakanı Doğan Baran döneminde köylere kadar sağlık ocakları vardı, hepsi kapatıldı, binalar çürümeye terk edildi,” dedi. “NİĞDE’DE ONKOLOJİ ENDOKRİNOLOJİ NEFROLOJİ DOKTORU YOK…” Niğde’de doktor eksikleri bulunduğunu vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle kritik branşlarda yurttaşların mağdur olduğunu belirterek, “Niğde’de onkoloji, gastroenteroloji, nefroloji, göğüs hastalıkları, endokrinoloji, çocuk endokrinolojisi doktoru yok. İlçelerde de doktor yetersizliği var. Kemoterapi gören hastalar haftada beş gün, beş dakikalık ışın tedavisi için başka illere gidiyor; otel parası, yol masrafı, moral bozukluğu… Bu nasıl bir sağlık hizmetidir? Niğde’ye ışın tedavi merkezi ne zaman kurulacak?” “MESLEK HASTALIKLARI, YANIK TEDAVİLERİ, BAĞIMLILIK MERKEZLERİ… VERİLER NEREDE?” Gürer, “2024–2025 yıllarında kaç kişi meslek hastalığı nedeniyle tedavi gördü? Kaç kişi sağlık raporuyla zorunlu emekli edildi? Son iki yılda kaç yanık vakası oldu, kaç hastanede yanık ünitesi var? Kaç ilde madde bağımlılığı ile mücadele merkezi var? Sigara kadar madde bağımlılığına karşı neden mücadele edilmiyor? Mevcut merkezler yeterli mi?” dedi.

İlaç Yokluğu Derinleşiyor, Halkın Sağlığı Tehlikede! Haber

İlaç Yokluğu Derinleşiyor, Halkın Sağlığı Tehlikede!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Türkiye’de ilaç tedarik zincirinde yaşanan kriz ve eczacılık hizmetlerinin sürdürülemez hale gelmesine ilişkin iki ayrı yazılı soru önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Arslan, biri Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na, diğeri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan’a yöneltilen önergelerinde, ilaç yokluğu, sabit euro kuru, kamu kurum iskontosu (KKİ) krizi ve halkın ilaca erişimindeki zorlukları gündeme taşıdı. “Halk ilaca ulaşamıyor, eczacılar ayakta kalamıyor” Sağlık Bakanı’na yönelttiği önergesinde ilaç tedarik zincirindeki kırılmanın artık toplumsal bir krize dönüştüğünü vurgulayan Arslan, “İlaç fiyatlandırmasında kullanılan sabit avro değeri 21,67 TL iken, piyasa kuru 48 TL’nin üzerinde. Bu makas, ithal ilaçların ülkeye girmesini imkânsız hale getirdi. Kanser ve kronik hastalıkların tedavisi aksıyor, halkın yaşam hakkı tehlikede” dedi. Arslan, eczanelerin de artan kira, enerji, personel ve vergi yükleri altında ezildiğini belirterek, “Eczacılar bıçak kemiğe dayandı diyor; hem ekonomik olarak tükenmiş durumdalar hem de halkın öfkesine maruz kalıyorlar. Sağlık Bakanlığı artık geçici değil, kalıcı ve öngörülebilir çözümler üretmelidir” ifadelerini kullandı. “Bazı ilaç firmaları devleti ve vatandaşı zarara uğratıyor” CHP’li Arslan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a yönelttiği diğer soru önergesinde ise Kamu Kurum İskontosu (KKİ) sistemindeki suistimalleri gündeme taşıdı. Türk Eczacıları Birliği’nin Nisan 2025 raporuna atıfta bulunan Arslan, en az 22 firmanın 60’tan fazla ilaçta KKİ uygulamadığını veya eksik uyguladığını belirterek şunları söyledi: “Bazı firmalar SGK ile yaptıkları anlaşmaları hiçe sayıyor; iskontoyu uygulamıyor, fark vatandaşın cebinden çıkıyor. Bu durum hem ekonomik hem de etik bir sorumsuzluktur. SGK bu firmalar hakkında hangi denetimi yaptı, hangi yaptırımı uyguladı, kamuoyuna açıklansın.” Arslan ayrıca, “Eşdeğeri olmayan ilaçlarda KKİ uygulamayan firmalar pazar hâkimiyetlerini kötüye kullanıyor. Bu keyfî tutum hem rekabet hukukuna aykırıdır hem de halkın ilaca erişimini engellemektedir.” sözleriyle tepkisini dile getirdi. “Sağlık hakkı pazarlık konusu olamaz” CHP’li İbrahim Arslan, ilaç fiyatlandırması, sabit kur politikası ve KKİ uygulamalarındaki aksaklıkların Anayasa’nın 56’ncı maddesiyle güvence altına alınan sağlık hakkını fiilen ihlal ettiğini belirterek, şu çağrıyı yaptı: “Sağlık bir hak, ilaç temel bir ihtiyaçtır. Yurttaşlarımızın ilaca ulaşamadığı, eczanelerin kapı kapı ilaç aradığı bir sistem kabul edilemez. Devlet, halkın sağlığını piyasanın insafına bırakamaz. İlaç fiyatlandırma politikaları, katkı payı oranları ve kamu kurum iskontosu sistemi, halkın lehine yeniden düzenlenmelidir.” Milletvekili Arslan, önergelerinin yalnızca eczacılarla ilgili değil, doğrudan halkın yaşam hakkına ilişkin olduğunu vurgulayarak, “Hedefimiz, halkın ilaca kolay eriştiği, eczacının emeğinin karşılığını aldığı, sürdürülebilir bir sağlık sistemi kurulmasıdır” dedi.

CHP’li Arslan’dan Sağlık Raporu Ücretine Tepki! Haber

CHP’li Arslan’dan Sağlık Raporu Ücretine Tepki!

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, eski tip sürücü belgelerinin yenilenmesi sürecinde Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) alınmaya başlanan sağlık raporu ücretlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Arslan, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde, kamuoyuna açıklama yapılmadan uygulamaya konan 250 TL’lik ücretin gerekçesini ve yasal dayanağını sordu. 31 Temmuz 2025 itibarıyla eski tip ehliyetlerin geçerliliğini yitireceğini hatırlatan Arslan, yaklaşık 5 milyon yurttaşın sürücü belgesini yenilemek için sağlık raporu almaya çalıştığını belirtti. Daha önce ücretsiz olarak verilen bu raporlar için son günlerde ücret alınmasının vatandaşlar açısından hem sürpriz hem de yük olduğunu ifade etti. “Zamanlama tartışmalı, kamu bilgilendirmesi yok” Arslan, uygulamanın hem zamanlamasının tartışmalı olduğunu hem de herhangi bir kamu bilgilendirmesi yapılmadan başlatılmasının ciddi bir sorun olduğunu vurguladı. “Vatandaşlarımızı doğrudan etkileyen bu kararın ne zaman, nasıl ve hangi mevzuata dayanılarak alındığı açıklanmalıdır,” diyen Arslan, şu sorulara yanıt aradığını kaydetti: •Sağlık raporu ücretinin gerekçesi nedir? •Sağlık kuruluşlarına bu uygulama ne zaman ve hangi yöntemle bildirildi? •Kamuoyuna bilgilendirme yapıldı mı, yapıldıysa hangi tarihte? •Bu ücret hangi mevzuat veya tarifeye dayanıyor? •2024 ve 2025’te bu hizmetten elde edilen toplam gelir ne kadardır, nereye aktarılmaktadır? •Ücretin sembolik tutulması ya da kaldırılması yönünde bir plan var mı? “Zorunlu hizmeti paralı hale getirmek sosyal devlete aykırıdır” Arslan, kamusal bir hak olan sağlık hizmetinin, zorunlu işlemler üzerinden paralı hale getirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. “Bu uygulama sosyal devlet ilkesiyle çelişiyor. Bakanlığın bu konuda kamuoyuna açık, şeffaf bir açıklama yapması ve uygulamadan derhal geri adım atması gerekiyor,” dedi.

Sağlık Bakanlığı Bizleri Yok Saymaya, İtirazlarımızı Sindirmeye Çalışıyor! Haber

Sağlık Bakanlığı Bizleri Yok Saymaya, İtirazlarımızı Sindirmeye Çalışıyor!

Aile Hekimleri, aile sağlığı merkezlerinde çalışan hemşire ve ebeler ve sağlık emekçileri devam eden iş bırakma eylemi ile ilgili olarak bir basın açıklaması gerçekleştirdi.  Eskişehir-Bilecik Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eskişehir Şubesi, Bilecik Aile Hekimleri Derneği, Birlik-Dayanışma Sendikası Eskişehir Temsilciliği, Genel Sağlık İş Sendikası Eskişehir ve Bilecik Temsilcilikleri, Hekim-Birliği Sendikası Eskişehir Şubesi ESOGÜ Mermer Salon önünde bir basın açıklamsı yaptı. Açıklmaya CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan'da katılarak destek verdi. Aile Hekimleri ve sağlık emekçileri adına bir açıklama yapan EBTO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nazan Aksaray şu ifadeleri kullandı; ''Değerli Basın Emekçileri, Değerli Halkımız,  Sizleri Eskişehir-Bilecik Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eskişehir Şubesi, Bilecik Aile Hekimleri Derneği, Birlik-Dayanışma Sendikası Eskişehir Temsilciliği, Genel Sağlık İş Sendikası Eskişehir ve Bilecik Temsilcilikleri ve Hekim-Birliği Sendikası Eskişehir Şubesi adına selamlıyoruz. Bizler, emek ve meslek örgütlerimizin çağrısıyla, sağlık sisteminde yaşanan çöküşü protesto etmek, sesimizi hep birlikte yükseltmek, taleplerimizi haykırmak için bugün ülkemizin dört bir yanında bir araya gelen sağlık çalışanlarıyız. Her gün yüzbinlerce kişiyi sağlığına kavuşturmak, hastalanmalarını önlemek için çalışırken; şiddet, mobbing, performans dayatması, güvencesiz gelir, liyakatsiz yöneticiler, sağlıkta çeteleşme gibi saymakla bitmeyecek sorunlarla boğuşuyoruz. Tüm bu sorunların çözümü için görev alması gereken kamu otoritesini ise yanımızda değil her seferinde karşımızda buluyoruz. Sağlık Bakanlığı, toplumun ve sağlık çalışanlarının sorunlarına çözüm üretmek için bizlerin görüş ve önerilerini dikkate almak yerine; otoriter yönetimi yerleşik hale getirerek bizleri yok saymaya, itirazlarımızı sindirmeye çalışıyor. Bizler buna asla izin vermeyeceğiz! Hepinizin bildiği gibi, aile hekimleri ve aile sağlığı merkezlerinde çalışan hemşire ve ebeler olarak, değersizleştirmenin, onur kırıcılığının gelebileceği son nokta olan aile hekimliği yönetmeliğinin geri çekilmesi için Kasım ayında 3 gün, Aralık ayında 5 gün süreyle iş bırakmıştık. Pazartesi gününden bu yana 5 gün süre ile yine iş bırakıyoruz ve mücadelemizi sonuna dek kararlılıkla sürdüreceğiz. Bugün ise ülkemizin dört bir yanında tüm sağlık kurumlarında sağlık alanında bize ve halkımıza yaşatılan tüm kötülükler için itirazlarımızı dile getirmek için buluştuk. Değerli Basın Emekçileri, Değerli Halkımız, Uzun yıllardır, çalışma şartlarımızın bilinçli ve programlı olarak kötüleştirilmesi meslek onurumuzu, toplum sağlığını ve hepimizin geleceğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Her fırsatta yüksek sesle bu gidişe son verin diyerek, adeta haykırıyoruz! Sağlık Bakanı’na buradan bir kez daha sesleniyoruz! Halkın sağlığını korumak ve geliştirmek istiyor musunuz? Sağlık çalışanlarının sorunlarını çözmek istiyor musunuz? Bu çığlık tüm basamaklarda sağlık hizmeti üreten, yüzbinlerce hastayı sağlığına kavuşturmak ve hasta olmalarını engellemek için çalışan hekimlerin, sağlık çalışanlarının sesidir. Bunu duymak zorundasınız! Sayın Bakan,  dünyanın sağlık sistemimize gıpta ettiğini söylüyorsunuz. Biz hiç aynı kanıda değiliz. Sağlık sistemimiz sayenizde bozuktur ve giderek daha da bozulmaktadır. Yapılan tetkik sayısının ve başvuru sayısının fazla olmasıyla övünüyorsunuz. Bu toplumun daha çok hasta olduğunun göstergesidir. Bir bakan bununla asla övünmemeli, nerede hata yapıyoruz,  insanlarımız neden daha çok hastalanıyor, neden onları hastalıklardan koruyamıyoruz diye sormalıdır. Bu noktada isteklerimizi bir kez daha dile getiriyoruz! Tüm kurumların bilimsel, çağdaş, demokratik, şeffaf ve katılımcı bir anlayışla yönetilmesini istiyoruz. Bunun için hangi seviyede olursa olsun yöneticilerin liyakat sahibi olmasını istiyoruz. Baskıyı, mobbingi, her ne şekilde olursa olsun tehditi reddediyoruz! Haksız, hukuksuz geçici görevlendirmeleri, yer değişikliklerini kabul etmiyoruz. Genç meslektaşlarımızın etik değerleri temel alan, nitelikli bir eğitim alabilmeleri için çağdaş, özerk, gerçek anlamda bilimsel bir üniversite ortamı istiyoruz. Alt yapısı olmadan, piyasaya ucuz iş gücü için açılan dört duvardan ibaret tıp fakültelerine son verilmesini istiyoruz. Akademik kadroların ve ünvanların sadece hak edenlere verilmesini istiyoruz. Halkımızın, eşit, nitelikli, erişilebilir ve kamusal sağlık hizmeti almasını istiyoruz. Toplumun hasta olmamasını, birinci basamak başta olmak üzere, koruyucu sağlık hizmetinin öncelikli olmasını istiyoruz. Temel görevi koruyucu sağlık olan güçlü bir birinci basamak hizmeti istiyoruz. Hasta olanlara, hangi kurumda olursak olalım çağdaş, bilimsel, nitelikli sağlık hizmeti vermek istiyoruz. Hastalarımıza, 3-5 dakika gibi kabul edilemez, adeta bizlerle ve hastalarımızla alay ettiğiniz sürelerde değil, mesleğimizin gereklerine göre zaman ayırmak istiyoruz. Gereksiz tetkik istemek, ilaç yazmak istemiyoruz. Sağlıkta şiddeti artıracak düzenlemeler değil, şiddetin önlenmesini sağlayacak etkin ve caydırıcı tedbirleri almanızı, etkili şiddet yasasını çıkartmanızı ve sağlık çalışanlarının can güvenliği sağlamanızı istiyoruz. Güvenceli ve kadrolu çalışmak istiyoruz. Performans, teşvik, hak ediş gibi ödeme yolları değil, hak ettiğimiz, emekliliğe yansıyacak ve tek kalemde maaş istiyoruz. Bizleri adeta açlığa mahkum eden sözde maaş artışlarınızı kabul etmemiz mümkün değildir. Acilen emeğimize yakışır ek zam artışı istiyoruz. Özel sektörde görev yapan hekimlerin, sağlık çalışanlarının geleceklerinin patronların iki dudakları arasında değil, güvence altında olmasını istiyoruz. Sağlık hizmetlerinin, bizlerin emeklerinin, patronların insafına terk edilmesini kabul etmiyoruz. Kapatılan devlet hastanelerimizin açılmasını ve vergilerimizin şirketlere oluk oluk aktarıldığı şehir hastanelerinin sözleşmelerinin sonlandırılmasını istiyoruz. Bu hafta vergide adalet eylemlerimizin 44. haftası. Gelirde ve vergide adalet istiyoruz. Kamu emekçilerinin vergi diliminin  %15’te sabitlenmesini istiyoruz. Eğer bunları gerçekleştiremeyecekseniz istifa etmenizi istiyoruz! Son sözümüz her zaman olduğu gibi, sevgili halkımıza olsun. Sizler her şeyi tüm açıklığıyla görüyorsunuz, yaşıyorsunuz. Randevu bulunmuyor, hastanelerde yatak yok, ilaç bulunmuyor, bulunursa ilaçlar için büyük katkı payları isteniyor. Şehir hastanelerine ulaşmak çok zor, adeta imkansız. Ulaşılsa da bu kez içinde sağlık hizmetine ulaşmak neredeyse mümkün değil. Bizler bu eylemlerle meslek onurumuza sahip çıkarken sağlıkta çeteleşmeye imkan vermeyecek toplumcu bir sağlık sistemini ve halkımızın sağlık hakkını savunuyoruz ve sizlerin bugün de olduğu gibi, tüm eylemlerimizde yanımızda olduğunu biliyoruz. Sizlere bir kez daha teşekkür ediyoruz. Sağlıklı bir toplum için bu kötü sisteme hep birlikte dur diyeceğiz ve iyi çalışan bir sağlık sistemini birlikte inşa edeceğiz. Açıklamamıza destek veren siyasi parti ve demokratik kitle örgütü yöneticilerine ve temsilcilerine ayrıca teşekkür ederiz. Son olarak bir de duyurumuz olacak sizlere. 6-10 Ocak 2025 iş bırakma eylemimizin son günü olan 10 Ocak 2025 günü saat 11.00’de tüm sağlık çalışanlarını Tabip Odası’nda buluşmaya davet ediyoruz. 12.15’te halkımızla birlikte Odamızın önünden İl Sağlık Müdürlüğü’ne ( Eski Hava Hastanesi) yürüyeceğiz ve 12.30’da orada basın açıklaması yapacağız.''

İl Sağlık Müdürü Bildirici 2024 Sağlık Hizmetlerini Değerlendirdi Haber

İl Sağlık Müdürü Bildirici 2024 Sağlık Hizmetlerini Değerlendirdi

Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici 2024 sağlık hizmetleri faaliyetlerini değerlendirdi Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, 2024 yılı boyunca Eskişehir’de sağlık alanında gerçekleştirilen çalışmalar ve sağlanan hizmetlerle ilgili önemli bilgiler paylaştı. İl Müdürü Bildirici, sağlık hizmetlerinin Türkiye Yüzyılı hedeflerine uygun bir şekilde ilerletilmesi için tüm sağlık çalışanlarının özveriyle çalıştığını belirtti. 2024 yılı boyunca gerçekleştirilen sağlık hizmetlerine dair öne çıkan başlıklar şu şekilde gerçekleştirildi; Toplam muayene 5.303.856 Acil Muayene Sayısı: 1.107.451 Aile Hekimliği Muayene Sayısı: 6.888.041 Ağız ve Diş Sağlığı Muayene Sayısı: 529.228 Açılan MHRS Kapasitesi: 3.712.000 MHRS Üzerinden Yapılan Muayene Sayısı: 3.015.000 Yapılan Ameliyat Sayısı (A+B+C Grubu): 113.212 Yatarak Tedavi Alan Hasta Sayısı: 91.607 Evde Sağlık Ekipleri Hasta Ziyareti: 42.822 YAŞAM’a Kayıtlı Hasta Sayısı: 8.949 Gerçekleşen Doğum Sayısı: 5.055 (3.100’ü normal doğum) Sigara Bırakma Polikliniğine Başvuru Sayısı: 3.102 Gebe Okulundan Eğitim Alan Anne Sayısı: 9.632 Gezici Sağlık Hizmeti ile Ulaşılan Hasta Sayısı: 23.858 Toplam Aşılama Oranı: %96,5 Evlilik Öncesi SMA Genetik Testi Sayısı: 5.888 Yenidoğan Bebeklere SMA Taraması: 9.165 Kanser Taramaları (Meme: 45.558, Serviks: 63.649, Kolon: 49.380) Obezite Danışmanlık Hizmeti Sayısı: 10.145 Taşınan Acil Vaka Sayısı: 64.704 Helikopter Ambulans ile Nakledilen Hasta Sayısı: 1 Motosiklet Ambulans ile Müdahale Edilen Hasta Sayısı: 309 Organ Bağışçı Sayısı: 232 Organ Nakli ile Hayata Tutunan Hasta Sayısı: 11 Özel Sağlık Kuruluşlarına Yapılan Denetimler: 744 Kadın Sağlığı Eğitim Projesi ile Ulaşılan Kişi Sayısı: 266.484 Göçmen Sağlığı Hizmeti Alan Kişi Sayısı: 4.820 Doç. Dr. Yaşar Bildirici, 2024 yılında Eskişehir’de hayata geçirilen sağlık yatırımlarını ise şu şekilde sıraladı: Alanönü Aile Sağlığı Merkezi (ASM), Deliklitaş ASM, Şirintepe ASM, Şarhöyük ASM, Han Toplum Sağlığı Merkezi (TSM), Ertuğrulgazi ASM, AMATEM Binası, Sivrihisar Devlet Hastanesi Ek Bina, Turkuaz Semt Polikliniği,Seyitgazi-Kırka Entegre Sağlık Merkezi, Mihalgazi 9 Mayıs 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Sarıkaya Entegre Sağlık Merkezi Doç. Dr. Bildirici, Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nün 9.429 kişilik büyük bir aile olduğunu vurgularken, 2024 yılında 915 yeni çalışma arkadaşının ekibe katıldığını belirtti. “Sağlıkta güçlü adımlarla ilerlemeye devam ederek vatandaşlarımıza daha nitelikli hizmetler sunmayı hedefliyoruz. Yeni yılın herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini temenni ediyoruz,” dedi.

CHP'li Gürer Gıda Zehirlenmelerini Bakan'a Sordu Haber

CHP'li Gürer Gıda Zehirlenmelerini Bakan'a Sordu

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 2024 yılında yaşanan gıda zehirlenmesi vakalarına ilişkin verdiği yazılı soru önergesine, Sağlık Bakanlığı tarafından verilen yanıt, gıda güvenliği konusunun önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Gürer’in soru önergesi, 2024 yılı boyunca tespit edilen vakaların sayısından, bu vakaların kaynaklarına kadar birçok detayı içeriyordu. GÜRER’İN SORULARI Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda zehirlenmelerine ilişkin yönelttiği sorularla, halk sağlığını tehdit eden bu önemli sorunun boyutlarını ortaya koydu. Gürer’in soru önergesinde yer alan sorular; 2024 yılı içerisinde tespit edilen gıda zehirlenmesi vakalarının sayısı nedir? Gıda zehirlenmesi sonucu hayatını kaybeden var mıdır?Tespit edilen gıda zehirlenmesi vakalarının başlıca kaynakları nelerdir? (Evde hazırlanan gıdalar, restoranlar, sokak satıcıları, vb.)2024 yılında gıda zehirlenmesi teşhisi konulan hastaların en çok hangi ürünlerden zehirlendiği tespit edilmiştir?Gıda zehirlenmelerine maruz kalan kişilerin yaş ve cinsiyet dağılımı nasıldır?Gıda zehirlenmesi nedeniyle hastanelere başvuran kişi sayısı nedir? Bu başvuruların ne kadarı hastanede yatış gerektirmiştir? BAKANLIĞIN YANITLARI Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu verdiği yazılı yanıtta, gıda zehirlenmelerine dair genel bilgiler sundu. Bakanlık, Ulusal Zehir Danışma Merkezi’ne (UZEM) gelen çağrılara göre, en sık görülen zehirlenme nedenlerini şu şekilde :”Diğer enfeksiyonlar ve/veya bozuk gıdalar, Yabani mantarlar, İçecekler, Gıda korumasında kullanılan kimyasallar, Kültür mantarları, Deniz ve su ürünleri, Tarım ilacı bulaşmış gıdalar, Botulizm zehirlenmesi” Sağlık Bakanlığı, bu zehirlenmelere karşı sağlık çalışanlarına ve vatandaşlara danışmanlık hizmeti verildiğini belirtti. Ölüm istatistikleri konusunda ise yetkili kurumun Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) olduğu ve detaylı verilere www.tuik.gov.tr adresinden ulaşılabileceği ifade edildi. “SORULARA YETERSİZ VE BELİRSİZ YANITLAR VERİLDİ” Gürer, önergesinde 2024 yılı boyunca yaşanan gıda zehirlenmelerine dair çok sayıda soruya açık ve net yanıt beklediğini ifade etti. Ancak, Bakanlığın sadece genel bilgiler vererek ölüm istatistiklerini Türkiye İstatistik Kurumu’na yönlendirdiğini belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda insan sağlığı doğrudan etkiliyor. Sağlık Bakanlığına bu bağlamda sorumluluk düşüyor. Ambalajlı sular dahi bakanlık kontrolunda. 2024 yılı içerisinde kaç kişinin gıda zehirlenmesi yaşadığı, bu vakaların hangi ürünlerden kaynaklandığı ve kaç kişinin bu nedenle hayatını kaybettiği gibi kritik sorulara doğrudan bir yanıt bakanlık verilmemiştir. Bakanlık, halk sağlığını ilgilendiren bu kadar önemli bir konuda kamuoyunu aydınlatmak yerine topu TÜİK’e atmayı tercih etmiştir. Ya zehirlenen sayısı çok ya Bakanlığın konuya hassasiyeti yok” dedi. “BAKANLIK, SORUMLULUK ALMALI VE ŞEFFAF OLMALI” Bakanlığın gıda zehirlenmesine ilişkin genel nedenleri sıralamakla yetindiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, bu durumun halk sağlığı açısından kabul edilemez olduğunu belirterek, “Gıda güvenliği konusunda Bakanlığın çok daha kapsamlı çalışmalar yapması gerekirken, sorulara yüzeysel yanıtlar verilmektedir. Halkın sağlık sorunlarını çözmekle yükümlü olan bir Bakanlık, böylesine önemli bir konuda şeffaf bir şekilde bilgi paylaşmalı ve çözüm önerilerini ortaya koymalıdır. Zehirlenen sayısı ve zehirlenme nedenleri bilinmesi toplumsal bilinçlenmeye de katkı verir.” dedi.

Sağlık Bakanlığı Bütçe Teklifinde Sağlık Emekçileri Yok! Haber

Sağlık Bakanlığı Bütçe Teklifinde Sağlık Emekçileri Yok!

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eskişehir Şubesi tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde devam eden Sağlık Bakanlığı bütçesi ile ilgili bir açıklama yapıldı.  SES Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu adına Şube Sekreteri Engin Yıldız tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Bütçe; siyasal iktidarların, rejimin demokratik, sosyal hak ve özgürlükler konusundaki duruşunun en önemli göstergesidir. Ekonomik bir plan ve siyasi bir belgedir. Bu ülkede yaşayan herkesin, doğrudan ya da dolaylı mekanizmalar aracılığıyla ödedikleri vergilerin nerelere harcandığını ya da harcanmadığını bilmeleri ve bunu denetleyebilmeleri gerekir. Bu denetim, bütçenin hazırlanması, uygulanması ve sonuçlandırılması sırasında yapılabilmelidir. Buna rağmen bu yılda bütçe görüşmeleri kapalı kapılar ardında yapılmaktadır. 2019 yılından bu yana bütçenin açık vermediği dönem yok. Yıl ortalarında yapılan ek bütçelerle pansuman çözümler üreten iktidar, pandemi ve depremlerin ardından bütçe açığı sorumluluğunu ‘’Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’’ ile emekçilere, işçilere, emeklilere yıkarken yönünü de sermayeye çevirmiştir. Sağlık emekçilerini ve halkı görmeyen Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçe teklifi geçen yılları aratmayacak şekilde neoliberal sağlık politikalarına dayalıdır. Sağlıkta dönüşüm programının başlangıcından itibaren sağlığın ticarileşmesinin, metalaşmasının yolunun açılacağını, halkın ve sağlık emekçilerinin yararına olmayan bu programının halk sağlığı için büyük riskler barındıracağını belirtmiştik. SAĞLIĞA AYRILAN BÜTÇE PAYI GERÇEKÇİ DEĞİLDİR Koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan pay, her yıl gerilerken kışkırtılmış sağlık talebine cevap vermek için planlanan tedavi edici sağlık hizmetlerinin payı her yıl artmaktadır.  Genel olarak sağlığa ayrılan bütçenin %10’un üzerine çıkarılmasını talep etmemize rağmen 2024 bütçesinde %6,6 iken 2025 bütçesinde bu pay %6,9 olmuştur.14.7 trilyon liralık Merkezi İdare Bütçesinden 1 trilyon 20 milyar 317 milyon 291 bin TL olarak teklif edilmektedir. Geçen yıl sağlığa ayrılan tutar 732 milyar 562 milyon 378 bin TL’ydı. Resmi enflasyonun altında kalan bu tutar yüzde 10’ u bulmamaktadır. KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ KAYBOLUYOR! Koruyucu sağlık hizmetleri, sadece hastalıkla mücadele değil, hastalığa neden olan risk etkenlerinin erkenden tespit edilmesine, halk sağlığını doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen toplumsal etkenlerin saptanmasına, kısaca sağlığın yalnızca bireysel değil toplumsal düzeyde de korunmasına ve geliştirilmesine odaklanır. ASM’lerde aşıya erişim sorunları devam ederken, aşı karşıtlığı yükselirken Eziyet yönetmeliği ile Aile hekimliği sistemindeki sıkıntılar daha da derinleşecektir. İş ve gelir güvencesini ortadan kaldıran, karmaşık hesaplamalar ile ulaşılması mümkün olmayan, halk sağlığı açısından faydasız performans kriterleri içeren Yönetmelik, Bakanlığın hâlihazırda yetersiz kaynak tahsis etmesiyle birinci basamağın yapısını daha da bozmaktadır. 15 yaş üzeri obezite görülme sıkılığının yüzde 30’a yakın olması, tam izlenen bebek oranının yüzde 90’da kalması, meme kanseri taramalarının yüzde 40’ı geçmemesi ve kızamık vakalarındaki artış, koruyucu sağlık hizmetlerinin yetersizliğini ortaya koymaktadır. ŞEHİR HASTANELERİ: Kamu-Özel İşbirliği modeliyle yapılan, sermayeyi besleyen, kamuya maliyeti sürekli artan, kent mekânı, sağlık emekçileri ve hastalar açısından yoğunluk ve sorunlara yol açan, köklü devlet hastanelerinin kapatılmasına neden olan Şehir Hastaneleri kira ödemeleri, 2025 yılı bütçe ödeneklerinde yine önemli bir yer tutmaktadır. 2024 yılı bütçe teklifinde hizmet ve kullanım bedeli için 83 milyar 697 milyon 118 bin TL olarak teklif edilen tutar (20 milyar 904 milyon TL’lik artışla) 2025 yılı bütçe teklifinde 104 milyar 602 milyon 82 bin TL’ye yükselmiştir. 37 milyar 420 milyon 717 bini hizmet alımı, 67 milyar 181 milyon 365 bini kullanım bedeli olmak üzere Şehir Hastanelerine ayrılan ödenek Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 10’una karşılık gelmektedir.  KAMUYA KAYNAK YOK! Kamu sağlık hizmetlerine kıyasla 20 yılda 2 kattan fazla büyüyen özel sağlık kurumları sağlık hizmetlerinin üçte birini kontrol ederek sektörleşme hızına devam etmektedir. 2002 yılında 774 kamu hastanesi, 50 üniversite hastanesi, 271 özel hastane varken; 2023 yılı itibariyle 933 kamu hastanesi, 68 üniversite hastanesi, 565 özel hastane faaliyet göstermektedir. Özel sektör sağlık harcamaları da neredeyse yüzde yüze ulaşmış durumdadır. TÜİK’in en son duyurduğu “Sağlık Harcamaları İstatistikleri”ne göre, genel devlet sağlık harcaması bir önceki yıla göre yüzde 65.4 artış gösterirken, özel sektör sağlık harcaması ise yüzde 94.4 ‘le yüzde yüze yakın olmuştur. Özel sektörün sağlıktaki hacmini büyütmek amacıyla kamudan özele daha yoğun kaynak aktarımı yapılmaktadır. Sağlık hizmetleri, sermaye gruplarının çıkarlarına teslim edilmeksizin, kamu yararı, kamu hukuku ve kamu maliyesi gözetilerek üretilmesi gereken faaliyetlerdir. Tüm bunlara karşın genel talebimiz sağlık hizmetlerinin nitelikli, eşit, ücretsiz, anadilde ve erişilebilir olmasıdır. TALEPLERİMİZ: Genel bütçe gelirleri içinde gelir vergisi payı artırılmalıdır. Bu artış, gelir vergisi içinde kurumlar vergisi payı artırılarak sağlanmalıdır. Yoksullardan, emekçilerden, ücretlilerden alınan direkt ve dolaylı vergi payları azaltılmalı, sermaye sahiplerinin vergi sorumluluğu arttırılmalıdır. Sağlık hizmetleri harcamalarında merkezi bütçenin payı arttırılmalıdır. Sağlık Bakanlığı bütçesinin genel bütçe içindeki payı %10’un üzerine çıkarılmalıdır. SGK prim gelirleri içinde çalışanların ve kendi hesabına çalışanların payı azaltılmalı, patronların payı artırılmalıdır. SGK’ye genel bütçeden aktarılan pay artırılmalıdır.Sağlık hizmetleri harcamalarında merkezi devlet harcamalarının payıartırılmalı, SGK ve hane halkları harcamalarının payı azaltılmalıdır. Katkı-katılım, ilave ücret gibi hiçbir ad altında halktan sağlık hizmetleri için ücret alınmamalıdır.SGK’nin özel hastanelerden hizmet satın alması hizmet başına (fee-for-services) ve vaka başına (casepayment) ödeme ile değil, toptan bütçeleme (globalbutgetting)ile olmalıdır. Sağlık emekçileri sayısı OECD ortalamasına, güvenceli ve kadrolu istihdamla çıkarılmalıdır.4-d,4b,4c,4924 vb tüm istihdam tipleri ile çalışanların istihdam modeli 4a statüsüne alınmalıdır.İstihdam rejimindeki karmaşa ve adaletsizlik giderilmelidir. Sağlık emekçilerine ek ödeme, teşvik vb. adlarla yapılan, ekip anlayışını bozan, rekabet oluşturan ve çalışma barışını bozan ödeme yöntemiyerine yoksulluk sınırının üzerinde, tek kalemde, tamamı emekliliğe yansıyacak şekilde temel ücret ödenmesine başlanmalıdır. Temel ücret üzerine yapılan işin niteliği ve riski, eğitim durumu, kıdem yılı gibi kriterler ile giydirilmiş ücret belirlenmelidir. Hiçbir şekilde ek ödeme oranları temel ücretin %10’unugeçmemelidir. Sağlık emekçileri uygulanan döner sermaye uygulamaları nedeniyle kamuda çalışan emsallerine göre daha erken vergi dilimine girmektedir. Yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret rejimine gidilinceye kadar emekliliğe yansımayan döner sermaye,  teşvik vb. isimler adı altında ödenen tüm ücretler vergi dilimi dışında bırakılmalıdır. Sağlık hizmetleri sunumu kamunun sorumluluğundadır. Tümüyle kamusal olarak verilmelidir. Özel sağlık kurumlarına aktarılan her türlü pay kaldırılmalıdır. Kamu sağlık kurumları ve sağlık eğitimleri için bütçeden ayrılan pay yükseltilmelidir. Sağlıklı bir toplum için tedavi edici hizmetler yeterli değildir. Koruyucu sağlık hizmetlerinin yeniden ele alınması ve güçlendirilmesi gerekmektedir.Savaş toplum sağlığına zararlıdır. Ülke içinde ve dışında savaşa karşı barış politikalarının geliştirilmesi gibi konularda da sağlık alanın söz sahibi olması gerekmektedir. Sağlık hizmetlerinin üretilmesi planlanması ve sunulmasının tüm aşamalarında sağlık emekçileri ve örgütlerini ve halkı karar alma süreçlerine dahil edecek mekanizmalar oluşturulmalıdır. Hukuksuz bir şekilde ihraç edilen ve hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan sağlık emekçileri derhal görevlerine iade edilmelidir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.