SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mücadele

Porsuk Haber Ajansı - Mücadele haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mücadele haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Ataç: “Tepebaşı 25 Yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kalesi” Haber

Başkan Ataç: “Tepebaşı 25 Yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kalesi”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın’ı Tepebaşı Belediyesi’nde ağırladı. Başkan Ataç, “Tepebaşı 25 yıldır CHP’nin kalesi” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, çeşitli temaslar için Eskişehir’e gelen CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın’ı Tepebaşı Belediyesi’nde ağırladı. Günaydın, Başkan Ataç’ın makam odasında gerçekleştirdiği ziyaretin ardından vatandaşlar ve partililer tarafından Meclis Salonunda coşkuyla karşılandı. “25 yıldır birlikteliğimiz bozulmadı” Grup Başkanvekili Günaydın ile dostluklarının uzun yıllara değindiğini belirten Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Başkanımla birlikte, onun Ziraat Mühendisleri Genel Başkanı olduğu dönemde yollarımız kesişti. O tarihten itibaren dostluğumuz sürüyor. Eskişehir halkı da sizi çok seviyor. Bugün burada meclis üyelerimiz, ilçe kadın kollarımız, gençlik kollarımız, ilçe başkanımız ve halkımız burada. Her zaman olduğu gibi, 25 senedir bu birlikteliği bozmadan bugüne kadar geldik. Bundan sonra da aynı şekilde sürdüreceğiz. Tepebaşı artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin kalesi” ifadelerini kullandı. “Ahmet Başkanla zorlu yollarda birlikte yürüdük” Meclis Salonu’nda kendisini karşılayanlara hitaben konuşan Günaydın, “Gerçekten biz Ahmet Başkanla demokrasi mücadelesinde çok uzun yıllar önce yolu kesişmiş arkadaşlarız. Bu memleketin zorlu yollarında birlikte mücadele ettik. Zaten siyaset, birden bire içine girilen bir alan değildir. Siz önce toplumsal mücadelenin bir parçası olursunuz. Sonra o mücadele sizi bazen çok iyi yerlere götürür, bazen Silivri’ye götürür. Yol nereye çıkarsa kabulümüzdür. Elbette bunu hak gördüğümüz, adil bulduğumuz için söylemiyorum. Ama bu memleketin aydınlığa kavuşması için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Bizi bunlarla yıldıramazlar” diye konuştu. “Atatürk’e bağlı olduğu sürece herkes başımın üstündedir” CHP Grup Başkanvekili Günaydın, “Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir şekilde başka emellere hizmet ettirilemeyecek kadar kıymetli ve kadim bir memlekettir. Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda yürümeye devam edeceğiz. İktidar partisine oy veren vatandaş da, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e bağlılığında bir sorun olmadığı sürece başımın üstündedir. Ben bir insanı AK Parti’ye oy veriyor diye düşman görmem. MHP’ye oy veriyor diye düşman görmem. Biz onlara nasıl saygı duyuyorsak, onların da bize aynı saygıyı göstermesini bekleriz. Bu yalnızca bir takdir meselesi değil, aynı zamanda bir zorunluluktur. İdeallerimiz, birikimlerimiz, yaşam tercihlerimiz farklı olabilir. Ama hepimiz bu memlekette yaşıyoruz. Bugüne kadar da bu memleket böyle geldi” dedi. “Yeni moda, kumpaslarla belediyeleri ele geçirmek” CHP Grup Başkanvekili Günaydın, “Şimdi yeni bir moda çıktı arkadaşlar: İktidar bir belediyeyi kaybettiyse, ‘O belediyeyi nasıl geri alırım?’ diye hesap yapmaya başlıyor. Üzülerek söylüyorum; sadece hesap yapmıyor, kumpas kuruyor. O kumpaslarla belediyeleri ele geçirmeye çalışıyor. Türkiye’de yaklaşık bin 400 belediye var. Bunun 420’si CHP’li. Ama siz dönüp dolaşıp gece yarısı ya da şafak operasyonlarıyla sadece CHP’li belediyelere saldırırsanız, belediye başkanlarını tutuklarsanız, meclis üyelerinin matematiğini değiştirecek sayıda insanı hedef alırsanız, bunun hukukla, adaletle ilgisi olduğuna kimseyi inandıramazsınız” ifadelerini kullandı. “Parti rozeti takmış devlet görevlisi olmaz” CHP Grup Başkanvekili Günaydın, “CHP iktidarında, ben kürsüde bir tane CHP rozeti takmış hâkim görmek istemiyorum. Hâkim dediğin bağımsız olur, tarafsız olur. Daha üç ay önce bir partinin il ya da ilçe yönetiminde görev almış bir avukatın, hâkim olarak karşımıza çıkarılması hukuk düzenini ortadan kaldırmaktadır. Emniyet genel müdürü de, vali de, İçişleri Bakanı da devletin görevlisidir. Bizim gibi düşünmeyen insanların da güvencesi olsunlar. Bugün bazı isimlerin, devlet protokolüyle birlikte parti il başkanlıklarını ziyaret ettiğini görüyoruz. Biz bunlardan bağımsızlık ve tarafsızlık bekliyoruz. Olmaz. Dolayısıyla memleketin bu anlamda çivisi çıkmıştı” dedi. “Türkiye’de böyle bir belediye binası yok” Konuşmaların ardından Başkan Ataç, Grup Başkanvekili Günaydın’ı Tepebaşı Belediyesi hizmet binasında yer alan Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu eserlerini gezdirdi. Sanat eserlerini inceleyen Günaydın, “Belediye binası bir sanat galerisi gibi olmuş. Türkiye’de böyle bir belediye binası yok. Burası gerçekten bir galeri” diye konuştu. Ziyarette, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Milletvekili İbrahim Arslan, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, Tepebaşı Kadın Kolları İlçe Başkanı Nilay Mert Başlı, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, partililer ve çok sayıda vatandaş da yer aldı.

Tarık Balyalı ve Mahir Polat Eskişehirlilerle buluştu Haber

Tarık Balyalı ve Mahir Polat Eskişehirlilerle buluştu

Odunpazarı’nda kent hakkından kamusal alanlara, yerel yönetimlerde şeffaflıktan hesap verebilirliğe uzanan geniş bir çerçevede önemli bir buluşma gerçekleştirildi. Odunpazarı Belediyesi ile Sosyal Demokrasi Derneği (SSD) Eskişehir Şubesi iş birliğinde düzenlenen söyleşi ve kitap tanıtım etkinlikleri, hem Türkiye’deki güncel siyasal tartışmalara hem de kent yaşamının niteliğine dair dikkat çeken mesajlara sahne oldu. Aynı gün içinde gerçekleştirilen iki ayrı etkinlikte, bir yandan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den gönderdiği mesaj yankı bulurken, diğer yandan uzman isimler kent hakkı, kamusal alan ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik başlıklarını farklı yönleriyle ele aldı. Etkinliğe; Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, SSD Eskişehir Şube Başkanı Ali Şen Aksoy, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu ile çok sayıda Eskişehirli katıldı. İMAMOĞLU’NDAN MEKTUP Program, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tutuklu belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri Cezaevi’nden Eskişehirlilere gönderdiği mektubun okunmasıyla başladı. İmamoğlu mektubunda, Eskişehirlileri Silivri’den selamlayarak tutukluluk sürecine ve yürütülen soruşturmalara değindi. Sürecin siyasi bir nitelik taşıdığını savunan İmamoğlu, “Bir yılı aşkın süredir ailemden, sevdiklerimden, sizlerden ayrıyım. Hiçbir somut delile dayanmayan gizli tanık delilleri, yalanlar ve iftiralarla tutsağım” dedi. Cumhurbaşkanlığı adaylığı nedeniyle hedef alındığını belirten İmamoğlu, ailesi ve yol arkadaşları üzerinden baskı oluşturulduğuna dikkat çekti. Devlet geleneğinde bu tür uygulamaların yeri olmadığını vurgulayan İmamoğlu, “millete hizmetten başka bir amaçlarının olmadığını” söyledi. İmamoğlu mektubunda “Bugün bu anlamlı buluşma vesilesiyle bir arada olmanızdan büyük mutluluk duyuyorum. Değerli yol arkadaşım ve dostum Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’a, Sosyal Demokrasi Derneği’nin tüm yöneticilerine ve üyelerine, bu buluşmada emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyor, selamlarımı iletiyorum. Çok az kaldı yeniden buluşmamıza, yeniden türküler söyleyip horon vurmamıza! O güzel ve özgür günler gelinceye dek hepinizi hasretle kucaklıyorum” sözlerine yer verdi. İmamoğlu’nun mektubunun okunmasının ardından SSD Eskişehir Şube Başkanı Ali Şen Aksoy bir konuşma yaptı. “MESELE RAKAM DEĞİL, ZİHNİYET” Sosyal demokrat bir belediyeciliğin neden bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koymak için bir araya geldiklerini belirten Aksoy, Eskişehir’in bu konuda Türkiye’nin kutup yıldızı olduğunu ifade etti. Aksoy, “Ben Ankara’da doğmuş, 2016 yılında Eskişehir’e taşınmış bir dostunuz olarak şunu açıkça söyleyebilirim: 2016 yılının Ankara’sı ile Eskişehir’i kıyasladığımda gördüğüm fark yalnızca bir şehircilik farkı değildi. O dönemde Ankara’da hissedilen yönetilememe sancısı ile Eskişehir’in sunduğu sosyal demokrasiye yakışır yaşam arasında adeta bir medeniyet uçurumu vardı. Ben bu farkı görerek Eskişehirli olmayı seçtim. Bizim meselemiz rakamlar değil, zihniyettir. Çünkü bizim anlayışımızda bütçe yönetimi sadece finansal bir konu değil, aynı zamanda bir ahlak meselesidir. Harcanan her kuruşun hesabı, namus borcu gibi halka verilmelidir. Bu yapılmıyorsa orada demokrasiden söz edilemez. Bugün ele alacağımız mesele, aslında halkın gasp edilen hakkının geri alınma mücadelesidir. Meydanlar ve sokaklar yalnızca beton yığınları değildir. Kamusal alanlar, bir kentin özgürlük nefesidir. Eğer bir kentte insanlar kendi sokağında yabancı, kendi meydanında izleyici gibi hissediyorsa, orada gerçek bir kent hakkından söz edilemez. SSD olarak biz şeffaflığı bir lütuf değil, temel bir görev; kenti ise birilerinin mülkü değil, hepimizin ortak yaşam alanı olarak görüyoruz” dedi. “HESAP VERMEK KADAR HESAP SORMAK DA ÖNEMLİ” SSD ile birlikte düzenledikleri bu etkinliğin Türk belediyeciliği ve demokrasisi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sosyal demokratların en belirgin özelliklerinden birinin hesap verebilirlik olduğunu ifade etti. Kurt, “Hesap vermek kadar hesap sormak da çok önemlidir. Bu hesabın nasıl sorulacağına dair somut örnekleri şimdi dinleyeceğiz” diye konuştu. “BU DAVALAR SİYASİDİR” Konuşmaların ardından CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve Sosyal Demokrat Belediyecilik Eşgüdüm Konseyi Genel Sekreteri S. Tarık Balyalı’nın “Hesap Sorulmalı: AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları” adlı kitabını anlattığı söyleşiye geçildi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte Balyalı, kitabında yer verdiği iddialar ve bulgular üzerinden yerel yönetimlerde şeffaflık, denetim ve kamu kaynaklarının kullanımı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Söyleşide, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin demokrasinin temel unsurlarından biri olduğu vurgulanırken, yurttaşların bu süreçteki rolüne de dikkat çekildi. Geçmişte soruşturma konusu dahi yapılamayan meseleler nedeniyle bugün arkadaşlarının cezaevinde bulunduğunu dile getiren Balyalı, “Basın yeterince yer vermese de sosyal medya üzerinden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki arkadaşlarımızın nasıl hesap verdiğini hepimiz görüyoruz. Ben haftada bir gün mutlaka cezaevine gidiyorum ve duruşmalara katılıyorum. Diğer günlerde ise arkadaşlarımın savunmalarını okuyorum. Benim birlikte görev yaptığım arkadaşlarımın neler yaptığını çok iyi biliyorum ve anlattıkları her şeye şahidim. Hepsi tertemiz ve mücadelelerini kararlılıkla sürdürüyorlar. Her ifadeleri, bu davanın ne kadar siyasi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor” dedi. “MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ” Türkiye’nin dört bir yanında yol arkadaşlarının haksız ve hukuksuz biçimde gözaltına alındığı ve tutuklandığı bir dönemde hiçbir Cumhuriyet Halk Partilinin sessiz kalma lüksünün olmadığını belirten Balyalı, herkesin mücadele etmek zorunda olduğunu söyledi. “Ben de bu mücadeleye, arkadaşlarıma ve partime bu kitabı yazarak destek olmak istedim. Bu kitap benim tanıklıklarımdır. AKP döneminde yapılan yolsuzlukları anlatmak ve bu yolsuzlukları yapanların bugün serbestçe dolaşırken, bizim arkadaşlarımızın hangi suçlamalarla karşı karşıya kaldığını tüm Türkiye’ye göstermek istiyorum. Zor ve sıra dışı bir dönemden geçiyoruz. Normal şartlarda bir kitap yazdığınızda tebrik edilirsiniz. Ancak bugün bana ‘Silivri soğuktur’, ‘Bu zamanda başka işin mi yok?’, ‘Arkadaşlarını özledin galiba’, ‘Başına gelecekleri düşündün mü?’ gibi sözler söyleniyor” ifadelerini kullandı. Tarık Balyalı konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Başıma gelebilecekleri düşündüm ve bunun hiçbir önemi yok. Evet, arkadaşlarımı özledim; ancak onlarla özgürlükte buluşmayı daha çok özledim. Bu kitabı kaleme alan kişi ben olsam da aslında yazarı ben değilim. Bu kitabın gerçek yazarı AKP’dir. Eğer AKP ve İstanbul’daki yöneticileri bu yolsuzluklara ve usulsüzlüklere neden olmasaydı, böyle bir kitap ortaya çıkmazdı. Üstelik elimizde yalnızca bu kitap değil, benzer içerikte en az beş kitap daha yazılabilecek bir birikim bulunuyor.” KAMUSAL ALANLAR YAŞAMIN KENDİSİ Aynı gün gerçekleştirilen bir diğer söyleşi de kültür tarihçisi Mahir Polat’ın katılımıyla düzenlenen “Kamusal Alanlar ve Kent Hakkı” başlıklı etkinlik oldu. Söyleşide, kentlerin yalnızca fiziksel mekânlardan ibaret olmadığı; aynı zamanda toplumsal hafızayı, ortak yaşam kültürünü ve demokratik katılımı barındıran alanlar olduğu vurgulandı. Kamusal alanların giderek daraldığı bir dönemde kent hakkının korunmasının ve bu alanların herkes için erişilebilir kılınmasının önemine dikkat çeken Polat, kent yaşamının niteliğinin, bireylerin bu alanlarla kurduğu ilişkiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Polat, katılımcı bir şehir anlayışının gerekliliğini dile getirdi. “Bütün neşesini ve enerjisini kaybetmiş toplumlar için iyileşmenin kaynağı nereden gelebilir?” sorusunu yönelten Polat, kolektif hafıza ve kolektif mekân kavramları üzerine değerlendirmelerde bulundu. İBB Miras çalışmaları üzerinden örnekler veren Polat, kent içinde herkesin gözü önünde bulunan ancak terk edilmiş, metruk ve korkulan yapıların zamanla “tekinsiz alanlar”a dönüştüğünü ifade etti. İstanbul’da uzun yıllar kullanılmayan Bulgur Palas’ı ve kara surlarını örnek gösteren Polat, bu tür alanların toplumda korku ve uzaklaşma duygusu yarattığını belirtti. Pippa Bacca’nın İstanbul’da kara surlarında uğradığı saldırıyı hatırlatan Polat, bu tür mekânların yalnızca hayal ürünü değil, gerçek anlamda risk barındıran alanlar hâline geldiğini söyledi. Geçmişten gelen, “kadim” olarak nitelendirilen bu yapıların aslında yaşamla bağını tamamen koparmadığını vurgulayan Polat, “Tam yok olmak üzereyken restore edilen bu yapılar yeniden hayat bulur. İyileştikçe güzelleşir ve insanlar onlarla yeniden temas kurmaya başlar. Ölüm duygusu ile yaşam duygusu arasındaki fark, kamusal alan ve restorasyon süreçlerinde bu kadar hayati bir yerde durur” dedi. İBB Miras kapsamında yürütülen çalışmalara da değinen Polat, İstanbul’da yaklaşık 35 bin kültürel miras unsuru bulunduğunu ifade etti. Ancak tüm kurumların iş birliği yapmasına rağmen bu mirasın restorasyon ihtiyacını karşılayacak yeterli bütçenin bulunmadığını belirten Polat, kaynak kullanımına dikkat çekti. Polat, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Biz yoksul bir ülkeyiz. Daha gösterişli binalar yaparak, yalnızca görünüşümüzü değiştirerek bu yoksulluğu ortadan kaldıramayız. Kaynaklarımızı doğru kullanmak zorundayız. Kamu, bu kaynakları verimli biçimde değerlendirmeli ve birbirini geliştiren süreçlerin önünü açmalıdır.” Söyleşilerin tamamlanmasının ardından CHP Genel Sekreter Yardımcısı S. Tarık Balyalı, katılımcılar için “Hesap Sorulmalı: AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları” adlı kitabını imzaladı.

Eğitim-Bir-Sen’den Şiddete Karşı Sert Tepki: "Öğretmene Uzanan El Geleceğe Uzanmıştır!" Haber

Eğitim-Bir-Sen’den Şiddete Karşı Sert Tepki: "Öğretmene Uzanan El Geleceğe Uzanmıştır!"

Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, son dönemde artan eğitimde şiddet olaylarına ve Siverek’te yaşanan saldırıya tepki göstererek 81 ilde iş bırakma kararı aldıklarını açıkladı. Akar, "Okullar güvenli alanlar olmaktan uzaklaşıyor" uyarısında bulundu. ​Eğitim çalışanlarına yönelik artan şiddet olayları, eğitim camiasını sokağa döktü. İstanbul ve Ankara’nın ardından Şanlıurfa Siverek’te yaşanan menfur saldırı sonrası bir açıklama yapan Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, eğitimde yaşanan "itibarsızlaştırma" sürecine ve güvenlik açıklarına dikkat çekti. ​"Eğitimciler Açık Hedef Haline Geldi" ​Başkan İbrahim Akar, şiddetin toplumun her katmanına yayıldığını ve eğitim kurumlarının bu şiddetin merkezi haline dönüştüğünü vurguladı. Akar, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: ​"Eğitimciler; her türlü mecra kullanılarak yıpratılan, şikayet edilen ve darp edilen insanlara dönüştürüldü. Bu manzara toplumsal değerlerin çöküş göstergesidir. Bin yıllık ‘Bir harf öğretene 40 yıl hizmet etmek gerekir’ anlayışı terk edildi." ​Siverek Saldırısı Bardağı Taşıran Son Damla Oldu ​Siverek’te bir okulda yaşanan silahlı saldırının münferit bir olay olmadığını belirten Akar, "ABD’deki okul baskınlarının bir benzerini ülkemizde görmek, can güvenliği endişesi taşıyan eğitim çalışanlarını büyük bir korkuya sevk etmektedir. Bu tabloyu kabul etmiyoruz!" dedi. ​Eğitimde Şiddete Karşı 9 Kritik Çözüm Önerisi ​Başkan Akar, eğitimde şiddeti durdurmak için acilen hayata geçirilmesi gereken 9 maddelik çözüm paketini kamuoyuyla paylaştı: ​Okul Polisi Uygulaması: Güvenlik, özel güvenliklerle değil, kolluk kuvvetleri eliyle sağlanmalı. ​Disiplin Yönetmeliği Yenilenmeli: Akran zorbalığına karşı tavizsiz bir mekanizma işletilmeli. ​Velilere Hukuki Sorumluluk: Şiddet eğilimi gösteren çocukların velileri de hukuki yaptırıma dahil edilmeli. ​Dijital Güvenlik ve Tespit: Sosyal medyadaki tehditler oto-tespit algoritmalarıyla anında emniyete bildirilmeli. ​Psikolojik Taramalar: Rehberlik servisleri proaktif olmalı, düzenli psikolojik tarama testleri uygulanmalı. ​Siber Zorbalık Eğitimi: Sanal dünyadaki suçların adli sonuçları müfredata eklenmeli. ​Adli İhtisaslaşma: Bilişim ve çocuk suçlarında uzmanlaşmış adli birimler kurulmalı. ​Zararlı İçeriklerle Mücadele: Şiddete özendiren oyun ve sosyal medya içeriklerine karşı tedbir alınmalı. ​Fiziki Güvenlik: Okul girişlerinde kesici ve delici alet geçişine kesinlikle izin verilmemeli. ​"Öğretmen Değersizleşirse Gelecek Kararır" ​Velilere de seslenen Akar, öğretmenin hedef haline getirilmesinin en büyük zararı çocuklara vereceğini hatırlattı. "Öğretmene sahip çıkmak, ülkenin geleceğine sahip çıkmaktır" diyen Akar, devletin en temel yükümlülüğünün can güvenliğini sağlamak olduğunu vurguladı. ​Eğitim-Bir-Sen, taleplerin karşılanmaması durumunda mücadelenin her platformda artarak devam edeceğini ilan ederek tüm Türkiye’de iş bırakma eylemiyle tepkisini ortaya koydu.

CHP İl Başkanı Yalaz: "Sandığa Güvenen Milletten Korkmaz!" Haber

CHP İl Başkanı Yalaz: "Sandığa Güvenen Milletten Korkmaz!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Örgütü tarafından düzenlenen pazar toplantısı yeni üyelere rozet takılması ve yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Taşbaşı Kültür Merkezi Kırmızı Salonda düzenlenen toplantıya; İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Milletvekilleri İbrahim Arslan ve Jale Nur Süllü, İlçe Başkanları, İl ve İlçe Yöneticileri ile partililer katıldı. ​Başkan Talat Yalaz: "Bu Rozet Aydınlık Yarınların Nişanesidir" ​Törende partililere hitap eden İl Başkanı Talat Yalaz, partiye yeni katılanların demokrasi mücadelesine büyük güç kattığını ifade etti. Yalaz, konuşmasında şu mesajları verdi: ​"Aramıza bugün katılan yol arkadaşlarımız; baskının ve zulmün karşısında 'ben de varım' diyen korkusuz insanlardır. Bu rozetler, sadece bir üyeliğin değil; adaletten, eşitlikten ve özgürlükten yana saf tutmanın, Türkiye’nin yarınlarına duyduğumuz inancın simgesidir." ​"Halkın İradesine Müdahale Kabul Edilemez" ​Türkiye’deki yerel yönetimlere yönelik siyasi baskıları sert bir dille eleştiren Yalaz, halkın seçtiği temsilcilerin arkasında duracaklarını belirtti. İktidarın seçimle kazanamadığı belediyeleri hedef aldığını savunan Yalaz, "Sandığa güvenen milletten korkmaz! Halkın oyuyla seçilmiş yönetimlere yönelik baskılar, milletten ne kadar kopulduğunun göstergesidir. Belediyelerimiz ve halkımız asla yalnız değildir" dedi. ​"Değişim Ancak Sandıkla Mümkündür" ​Ekonomik krizin ve geçim sıkıntısının halkı nefessiz bıraktığını vurgulayan Talat Yalaz, çözümün erken seçim olduğunu hatırlattı. Örgüte "rehavete kapılmayın" uyarısında bulunan Yalaz, yeni dönemin yol haritasını şöyle çizdi: ​Demokratik Meşruiyet: İktidar gücünü halktan alıyorsa sandıktan kaçmamalıdır. Hodri meydan diyoruz!​ Birlik ve Beraberlik: Zaman kendi içimizde kavga değil, faşizme ve bu düzene karşı mücadele etme zamanıdır.​ Sahada Güçlü Örgüt: Kapı kapı dolaşacağız, gönülleri kazanacağız. Her mahallede, her sokakta halkımızın yanında olacağız.​"Birlikte Başaracağız, Biz Kazanacağız!" ​Kişisel çıkarların değil, halkın çıkarlarının siyasetini yaptıklarını belirten Yalaz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e verilen sözü tutarak iktidara yürüdüklerini ifade etti. Tören, partiye yeni katılan üyelere rozetlerin takılması ve partililerin konuşması ile devam etti.

Kadın Hentbol Milli Takımı Macaristan Karşısında! Haber

Kadın Hentbol Milli Takımı Macaristan Karşısında!

2026 Kadınlar EHF EURO Cup kapsamında Macaristan’ı konuk edecek olan Kadın A Milli Hentbol Takımı, Aksaray’da basın mensuplarıyla bir araya geldi. Başantrenör David Ginesta Montes ve takım kaptanları, tüm Aksaray halkını milli heyecana ortak olmaya davet etti. ​Kadın Hentbol A Milli Takımı, 2026 Kadınlar EHF EURO Cup 5. maçında dünya devi Macaristan ile karşılaşacak. Yarın oynanacak kritik müsabaka öncesinde düzenlenen basın toplantısında maçın atmosferi, kadro durumu ve beklentiler paylaşıldı. ​Başantrenör Montes: "Saha Boşken Bile Muhteşem" ​Kadın A Milli Takım Başantrenörü David Ginesta Montes, iki gündür Aksaray’da hazırlıklarını sürdürdüklerini belirterek kentin hentbol atmosferinden övgüyle bahsetti. Montes, "Salonda antrenmanlar yapıyoruz. Saha boşken bile çok güzel gözüküyor. Yarın tribünlerin tamamen dolacağından ve taraftarımızın itici gücüyle güzel bir atmosfer yaşayacağımızdan eminiz" dedi. ​Kadroda yaşanan son dakika sakatlığına da değinen Montes, "Geniş bir oyuncu havuzuyla çalışıyoruz. Bu tür durumlar her zaman olabilir, ancak biz hazırlıklıyız" ifadelerini kullandı. ​"En İyi Hentbolumuzu Göstermek İçin Sahadayız" ​Macaristan ve hafta sonu oynanacak Danimarka maçlarının zorluk derecesine dikkat çeken Montes, "Macaristan ve Danimarka hentbol dünyasında söz sahibi, büyük kupalarda her zaman final oynayan ekipler. Çok zor ve sıkı bir hafta bizi bekliyor. Ancak bizim için en önemli şey sahada en iyi oyunumuzu göstermek ve bu maçlardan ne kazanabileceğimizdir" dedi. ​Aslı İskit Çalışkan: "Kendimizi Geliştirmek İçin Bu Maçlara İhtiyacımız Var" ​Milli takım kaptanlarından Aslı İskit Çalışkan, Aksaray’ın milli takıma her zaman kucak açtığını vurguladı. Rakibe duydukları saygıyı dile getiren Çalışkan, "Macaristan Avrupa’nın ve dünyanın en büyük ekiplerinden biri. Eksiklerimizi görmek ve kendimizi geliştirmek adına bu seviyedeki maçlara ihtiyacımız var. Aksaray seyircisinin desteğiyle ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğiz" şeklinde konuştu. ​Nurceren Akgün Göktepe: "Aksaray’ın Gücünü En İyi Biz Biliriz" ​Kaptan Nurceren Akgün Göktepe ise Aksaray ile olan köklü bağlarına dikkat çekti. 2018’deki Litvanya ve 2021’deki Rusya maçlarını hatırlatan Göktepe, mevcut kadroda o dönemleri yaşayan iki isimden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: ​"Aksaray’ın atmosferini ve seyircinin desteğini en iyi bilenlerdeniz. Avrupa’nın en iyi takımlarıyla mücadele ediyoruz ve gelişmeye çalışıyoruz. Yarınki mücadelede Aksaray halkının o muazzam desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Herkesi milli maça bekliyoruz." ​Maç Bilgileri ve Heyecanı ​Kadın Hentbol A Milli Takımımız, EURO Cup arenasındaki bu zorlu sınavda sadece puan için değil, aynı zamanda yükselen Türk hentbolunun potansiyelini sergilemek için sahaya çıkacak. Aksaray Spor Salonu’nda yarın oynanacak olan karşılaşmanın kapalı gişe olması bekleniyor.

Hakan Şapcı: "Eskişehirspor Hak Ettiği Yerlere Dönecek" Haber

Hakan Şapcı: "Eskişehirspor Hak Ettiği Yerlere Dönecek"

Eskişehirspor Teknik Direktörü Hakan Şapcı, son oynanan maçın ardından camiaya ve taraftarlara umut dolu mesajlar verdi. Şapcı, kulübün büyüklüğünün mevcut ligle ölçülemeyeceğini vurgulayarak, tek hedeflerinin şampiyonluk olduğunu belirtti. ​"Mücadelemizle Şampiyonluğu Hak Ettiğimizi Gösterdik" ​Dün sahada sergilenen oyundan duyduğu memnuniyeti dile getiren Şapcı, futbolcularını ve emeği geçenleri tebrik etti. Şapcı’nın açıklamaları şöyle: ​"Dün sahada taraftarımıza ve camiamıza yakışan bir mücadele sergiledik, çok iyi bir oyun oynadık. Futbolcularımı kutluyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yarışın devam ettiği bu haftalar boyunca şampiyonluğa olan inancımızdan bir an bile sapmadığımızı ve Eskişehirspor'un bu ligde şampiyonluğu hak ettiğini bütün camia olarak dün bir kez daha gösterdik." ​"Bu Tarihi Çınar Üst Ligleri Hak Ediyor" ​1965 yılında kurulan Eskişehirspor’un Türk futbolu için taşıdığı değere dikkat çeken deneyimli teknik adam, kulübün bir yükseliş dönemine girdiğini ifade etti: ​"1965 yılında kurulan ve Türk futbolunun en değerli markalarından biri olan Eskişehirspor’un büyüklüğünü, şu an mücadele ettiği ligle ölçmek mümkün değildir. Göreve geldiğimiz ilk günden beri vurguladığımız gibi; bu tarihi çınar çok daha üst ligleri hak etmektedir ve takımımız başlattığı bu yükseliş dönemini kararlılıkla sürdürmektedir." ​Birlik ve Beraberlik Vurgusu ​Yönetimden personele, futbolculardan taraftara kadar "tek yürek" olduklarını belirten Hakan Şapcı, yolun sonunun şampiyonluk olacağına dair inancını şu sözlerle tazeledi: ​"Yönetim kurulumuz, futbolcularımız, kulüp personelimiz ve eşsiz taraftarımızla tek yürek halinde, var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Bu kulüp sadece bu şehir için değil, ülke sporu için çok önemli bir değerdir. Bizler, Eskişehirspor'u hak ettiği yerlere döndürmek için şampiyonluk yolunda sonuna kadar savaşacağız. Dün omuz omuza vererek ortaya koyduğumuz bu güçlü inançla birlikte, yolun sonunda şampiyonluğa ulaşacağız. Yaşasın Eskişehirspor!"

Ulaş Entok'tan Camiaya Mesaj: "Eskişehirspor Anadolu’nun Abisidir" Haber

Ulaş Entok'tan Camiaya Mesaj: "Eskişehirspor Anadolu’nun Abisidir"

Eskişehirspor Kulübü Başkanı Ulaş Entok, hafta sonu oynanacak Belediye Kütahyaspor mücadelesi öncesinde camiaya ve taraftara seslendi. Şampiyonluk yolunda yakalanan 13 maçlık namağlup seriye dikkat çeken Entok, "Saha dışı olayların başarımızın önüne geçmesine izin vermemeliyiz" dedi. ​"Hedefimizden Sapmadan İlerliyoruz" ​Eskişehirspor Başkanı Ulaş Entok, yayımladığı mesajda camianın Türk futbolundaki köklü yerine vurgu yaptı. 60 yılı aşan tarihin ve tribün kültürünün büyük bir sorumluluk getirdiğini belirten Entok, şampiyonluk yolculuğunun emin adımlarla sürdüğünü ifade etti. Başkan Entok, "Hedeften hiç sapmadan, rakiplerin ne skor aldığına bakmadan bir üst lige yükselmek için tüm çabayı gösteriyoruz" diyerek camiaya güven aşıladı. ​13 Maçlık Namağlup Seri ve İnanç Birliği ​Takımın yakaladığı çıkışa değinen Entok, on üç maçtır süregelen namağlup serinin en büyük paydaşının taraftar olduğunu hatırlattı. Saha içindeki mücadele ile tribünlerdeki sinerjinin birleştiğini belirten Başkan, Belediye Kütahyaspor maçının bu inanç bütünlüğünün en somut göstergesi olacağını vurguladı. ​Başkan Entok’tan Sağduyu Çağrısı: "Komşu Şehre Düşmanlık Olmaz" ​Kritik maç öncesinde taraftarları sağduyuya davet eden Ulaş Entok, Eskişehirspor’un "Anadolu’nun abisi" misyonuna dikkat çekti. Maç boyu sadece tribün şovları ve marşlarla destek verilmesi gerektiğini belirten Entok, şu ifadeleri kullandı: ​"Rekabetin saha dışına çıkıp iki komşu şehri birbirine düşman hâline dönüştürmemesi gerekir. Camia olarak, ev sahibi sıfatıyla bu ince çizgiye ehemmiyet göstermeliyiz. Münferit hadiselerin bu kültüre ve başarımıza zarar vermesine izin vermeyelim." ​"Eksik Kalmak İstemiyoruz" ​Şampiyonluk yolunda cezalar nedeniyle tribünlerin boş kalmaması gerektiğinin altını çizen Entok, taraftarların kurallar çerçevesinde takımı desteklemesinin kritik önem taşıdığını belirtti. "Bu karşılaşmalarda eksik ya da yarım kalmak istemiyoruz" diyen Entok, tüm taraftarları futbol şöleni için stadyuma davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.