SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mahir Polat

Porsuk Haber Ajansı - Mahir Polat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahir Polat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarık Balyalı ve Mahir Polat Eskişehirlilerle buluştu Haber

Tarık Balyalı ve Mahir Polat Eskişehirlilerle buluştu

Odunpazarı’nda kent hakkından kamusal alanlara, yerel yönetimlerde şeffaflıktan hesap verebilirliğe uzanan geniş bir çerçevede önemli bir buluşma gerçekleştirildi. Odunpazarı Belediyesi ile Sosyal Demokrasi Derneği (SSD) Eskişehir Şubesi iş birliğinde düzenlenen söyleşi ve kitap tanıtım etkinlikleri, hem Türkiye’deki güncel siyasal tartışmalara hem de kent yaşamının niteliğine dair dikkat çeken mesajlara sahne oldu. Aynı gün içinde gerçekleştirilen iki ayrı etkinlikte, bir yandan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den gönderdiği mesaj yankı bulurken, diğer yandan uzman isimler kent hakkı, kamusal alan ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik başlıklarını farklı yönleriyle ele aldı. Etkinliğe; Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, SSD Eskişehir Şube Başkanı Ali Şen Aksoy, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu ile çok sayıda Eskişehirli katıldı. İMAMOĞLU’NDAN MEKTUP Program, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tutuklu belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri Cezaevi’nden Eskişehirlilere gönderdiği mektubun okunmasıyla başladı. İmamoğlu mektubunda, Eskişehirlileri Silivri’den selamlayarak tutukluluk sürecine ve yürütülen soruşturmalara değindi. Sürecin siyasi bir nitelik taşıdığını savunan İmamoğlu, “Bir yılı aşkın süredir ailemden, sevdiklerimden, sizlerden ayrıyım. Hiçbir somut delile dayanmayan gizli tanık delilleri, yalanlar ve iftiralarla tutsağım” dedi. Cumhurbaşkanlığı adaylığı nedeniyle hedef alındığını belirten İmamoğlu, ailesi ve yol arkadaşları üzerinden baskı oluşturulduğuna dikkat çekti. Devlet geleneğinde bu tür uygulamaların yeri olmadığını vurgulayan İmamoğlu, “millete hizmetten başka bir amaçlarının olmadığını” söyledi. İmamoğlu mektubunda “Bugün bu anlamlı buluşma vesilesiyle bir arada olmanızdan büyük mutluluk duyuyorum. Değerli yol arkadaşım ve dostum Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’a, Sosyal Demokrasi Derneği’nin tüm yöneticilerine ve üyelerine, bu buluşmada emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyor, selamlarımı iletiyorum. Çok az kaldı yeniden buluşmamıza, yeniden türküler söyleyip horon vurmamıza! O güzel ve özgür günler gelinceye dek hepinizi hasretle kucaklıyorum” sözlerine yer verdi. İmamoğlu’nun mektubunun okunmasının ardından SSD Eskişehir Şube Başkanı Ali Şen Aksoy bir konuşma yaptı. “MESELE RAKAM DEĞİL, ZİHNİYET” Sosyal demokrat bir belediyeciliğin neden bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koymak için bir araya geldiklerini belirten Aksoy, Eskişehir’in bu konuda Türkiye’nin kutup yıldızı olduğunu ifade etti. Aksoy, “Ben Ankara’da doğmuş, 2016 yılında Eskişehir’e taşınmış bir dostunuz olarak şunu açıkça söyleyebilirim: 2016 yılının Ankara’sı ile Eskişehir’i kıyasladığımda gördüğüm fark yalnızca bir şehircilik farkı değildi. O dönemde Ankara’da hissedilen yönetilememe sancısı ile Eskişehir’in sunduğu sosyal demokrasiye yakışır yaşam arasında adeta bir medeniyet uçurumu vardı. Ben bu farkı görerek Eskişehirli olmayı seçtim. Bizim meselemiz rakamlar değil, zihniyettir. Çünkü bizim anlayışımızda bütçe yönetimi sadece finansal bir konu değil, aynı zamanda bir ahlak meselesidir. Harcanan her kuruşun hesabı, namus borcu gibi halka verilmelidir. Bu yapılmıyorsa orada demokrasiden söz edilemez. Bugün ele alacağımız mesele, aslında halkın gasp edilen hakkının geri alınma mücadelesidir. Meydanlar ve sokaklar yalnızca beton yığınları değildir. Kamusal alanlar, bir kentin özgürlük nefesidir. Eğer bir kentte insanlar kendi sokağında yabancı, kendi meydanında izleyici gibi hissediyorsa, orada gerçek bir kent hakkından söz edilemez. SSD olarak biz şeffaflığı bir lütuf değil, temel bir görev; kenti ise birilerinin mülkü değil, hepimizin ortak yaşam alanı olarak görüyoruz” dedi. “HESAP VERMEK KADAR HESAP SORMAK DA ÖNEMLİ” SSD ile birlikte düzenledikleri bu etkinliğin Türk belediyeciliği ve demokrasisi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sosyal demokratların en belirgin özelliklerinden birinin hesap verebilirlik olduğunu ifade etti. Kurt, “Hesap vermek kadar hesap sormak da çok önemlidir. Bu hesabın nasıl sorulacağına dair somut örnekleri şimdi dinleyeceğiz” diye konuştu. “BU DAVALAR SİYASİDİR” Konuşmaların ardından CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve Sosyal Demokrat Belediyecilik Eşgüdüm Konseyi Genel Sekreteri S. Tarık Balyalı’nın “Hesap Sorulmalı: AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları” adlı kitabını anlattığı söyleşiye geçildi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte Balyalı, kitabında yer verdiği iddialar ve bulgular üzerinden yerel yönetimlerde şeffaflık, denetim ve kamu kaynaklarının kullanımı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Söyleşide, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin demokrasinin temel unsurlarından biri olduğu vurgulanırken, yurttaşların bu süreçteki rolüne de dikkat çekildi. Geçmişte soruşturma konusu dahi yapılamayan meseleler nedeniyle bugün arkadaşlarının cezaevinde bulunduğunu dile getiren Balyalı, “Basın yeterince yer vermese de sosyal medya üzerinden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki arkadaşlarımızın nasıl hesap verdiğini hepimiz görüyoruz. Ben haftada bir gün mutlaka cezaevine gidiyorum ve duruşmalara katılıyorum. Diğer günlerde ise arkadaşlarımın savunmalarını okuyorum. Benim birlikte görev yaptığım arkadaşlarımın neler yaptığını çok iyi biliyorum ve anlattıkları her şeye şahidim. Hepsi tertemiz ve mücadelelerini kararlılıkla sürdürüyorlar. Her ifadeleri, bu davanın ne kadar siyasi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor” dedi. “MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ” Türkiye’nin dört bir yanında yol arkadaşlarının haksız ve hukuksuz biçimde gözaltına alındığı ve tutuklandığı bir dönemde hiçbir Cumhuriyet Halk Partilinin sessiz kalma lüksünün olmadığını belirten Balyalı, herkesin mücadele etmek zorunda olduğunu söyledi. “Ben de bu mücadeleye, arkadaşlarıma ve partime bu kitabı yazarak destek olmak istedim. Bu kitap benim tanıklıklarımdır. AKP döneminde yapılan yolsuzlukları anlatmak ve bu yolsuzlukları yapanların bugün serbestçe dolaşırken, bizim arkadaşlarımızın hangi suçlamalarla karşı karşıya kaldığını tüm Türkiye’ye göstermek istiyorum. Zor ve sıra dışı bir dönemden geçiyoruz. Normal şartlarda bir kitap yazdığınızda tebrik edilirsiniz. Ancak bugün bana ‘Silivri soğuktur’, ‘Bu zamanda başka işin mi yok?’, ‘Arkadaşlarını özledin galiba’, ‘Başına gelecekleri düşündün mü?’ gibi sözler söyleniyor” ifadelerini kullandı. Tarık Balyalı konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Başıma gelebilecekleri düşündüm ve bunun hiçbir önemi yok. Evet, arkadaşlarımı özledim; ancak onlarla özgürlükte buluşmayı daha çok özledim. Bu kitabı kaleme alan kişi ben olsam da aslında yazarı ben değilim. Bu kitabın gerçek yazarı AKP’dir. Eğer AKP ve İstanbul’daki yöneticileri bu yolsuzluklara ve usulsüzlüklere neden olmasaydı, böyle bir kitap ortaya çıkmazdı. Üstelik elimizde yalnızca bu kitap değil, benzer içerikte en az beş kitap daha yazılabilecek bir birikim bulunuyor.” KAMUSAL ALANLAR YAŞAMIN KENDİSİ Aynı gün gerçekleştirilen bir diğer söyleşi de kültür tarihçisi Mahir Polat’ın katılımıyla düzenlenen “Kamusal Alanlar ve Kent Hakkı” başlıklı etkinlik oldu. Söyleşide, kentlerin yalnızca fiziksel mekânlardan ibaret olmadığı; aynı zamanda toplumsal hafızayı, ortak yaşam kültürünü ve demokratik katılımı barındıran alanlar olduğu vurgulandı. Kamusal alanların giderek daraldığı bir dönemde kent hakkının korunmasının ve bu alanların herkes için erişilebilir kılınmasının önemine dikkat çeken Polat, kent yaşamının niteliğinin, bireylerin bu alanlarla kurduğu ilişkiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Polat, katılımcı bir şehir anlayışının gerekliliğini dile getirdi. “Bütün neşesini ve enerjisini kaybetmiş toplumlar için iyileşmenin kaynağı nereden gelebilir?” sorusunu yönelten Polat, kolektif hafıza ve kolektif mekân kavramları üzerine değerlendirmelerde bulundu. İBB Miras çalışmaları üzerinden örnekler veren Polat, kent içinde herkesin gözü önünde bulunan ancak terk edilmiş, metruk ve korkulan yapıların zamanla “tekinsiz alanlar”a dönüştüğünü ifade etti. İstanbul’da uzun yıllar kullanılmayan Bulgur Palas’ı ve kara surlarını örnek gösteren Polat, bu tür alanların toplumda korku ve uzaklaşma duygusu yarattığını belirtti. Pippa Bacca’nın İstanbul’da kara surlarında uğradığı saldırıyı hatırlatan Polat, bu tür mekânların yalnızca hayal ürünü değil, gerçek anlamda risk barındıran alanlar hâline geldiğini söyledi. Geçmişten gelen, “kadim” olarak nitelendirilen bu yapıların aslında yaşamla bağını tamamen koparmadığını vurgulayan Polat, “Tam yok olmak üzereyken restore edilen bu yapılar yeniden hayat bulur. İyileştikçe güzelleşir ve insanlar onlarla yeniden temas kurmaya başlar. Ölüm duygusu ile yaşam duygusu arasındaki fark, kamusal alan ve restorasyon süreçlerinde bu kadar hayati bir yerde durur” dedi. İBB Miras kapsamında yürütülen çalışmalara da değinen Polat, İstanbul’da yaklaşık 35 bin kültürel miras unsuru bulunduğunu ifade etti. Ancak tüm kurumların iş birliği yapmasına rağmen bu mirasın restorasyon ihtiyacını karşılayacak yeterli bütçenin bulunmadığını belirten Polat, kaynak kullanımına dikkat çekti. Polat, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Biz yoksul bir ülkeyiz. Daha gösterişli binalar yaparak, yalnızca görünüşümüzü değiştirerek bu yoksulluğu ortadan kaldıramayız. Kaynaklarımızı doğru kullanmak zorundayız. Kamu, bu kaynakları verimli biçimde değerlendirmeli ve birbirini geliştiren süreçlerin önünü açmalıdır.” Söyleşilerin tamamlanmasının ardından CHP Genel Sekreter Yardımcısı S. Tarık Balyalı, katılımcılar için “Hesap Sorulmalı: AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları” adlı kitabını imzaladı.

Sosyal Belediyecilik Örneği Sergiliyoruz Haber

Sosyal Belediyecilik Örneği Sergiliyoruz

Sosyal Demokrasi Vakfı’nın (SODEV) 30. yılında “Sosyal Demokrasi ve Belediyecilik Anlayışı” paneli düzenlendi. Panelde konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Eskişehir’de son 25 yılda büyük bir değişim yaşandığını ve Eskişehir’in sosyal demokrat belediyecilikte en iyi örneği sergilediğini ifade etti. Sosyal Demokrasi Vakfı’nın (SODEV) kuruluşunun 30. yılına özel Haller Gençlik Merkezi Frigya Salonu’nda “Sosyal Demokrasi ve Belediyecilik Anlayışı” paneli düzenlendi. SODEV Başkan Vekili Ahmet Emin Avşar’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Dr. Mahir Polat panelist olarak katıldı. Panele vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, SODEV Başkanı Rasim Şişman, SODEV üyeleri de panelde yerini aldı. Panelin açılış konuşmasını yapan SODEV Başkanı Rasim Şişman, sosyal demokrat belediyecilik anlayışının yerelden ulusala uzanan bir değişimi tetiklediğini belirterek, “Sosyal demokrat belediyecilik her kuruşun hesabını beren şeffaf yönetimi savunur. Rant çetelerine karşı halkın çıkarlarını korur. Toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi hedefler, kadın erkek eşitliğini her alanda gözetir, çocukların geleceğine yatırım yapar. Toplumun her kesimine umut vermeyi amaçlar. Onurlu bir yaşamı güvence altına almak için mücadele eder. Kentin kaynaklarını adil paylaştırır, halkın parasını yine halka harcar. Yerelden ulusala uzanan bir değişimi tetikler. Bu ülkenin her karış toprağında umut yeşertmek için çalışan belediye başkanlarımız, meclis üyelerimiz ve tüm emekçilerimizle gurur duyuyoruz. Onların mücadelesi Türkiye’nin demokratik geleceğinin güvencesidir.” dedi. Açılış konuşmasının ardından başlayan panelde konuşan Dr. Mahir Polat, “Türkiye’nin sosyal devlet olamama sorunlarını belediyeler çözemez. Belediyeler sadece bir tavır geliştirebilir, bu konuda politikalar geliştirebilir ve o gelişmeleri yarının iktidarında devlet yönetiminde ana kas olarak üretmek için bir deneyim alanı olarak kullanır ve gösterir. Sosyal demokrat belediyecilik Türkiye’yi gerçek bir sosyal devlet yönetimine kavuşturmak için bugün laboratuvar çalışmaları yapıyor ve yarının Türkiye’si sosyal demokratlarla beraber garibanların iktidarda devlet yönetimini yönetecekleri bir alan olacaksa bütün bu laboratuvarların deneyiminden geçecek. Sosyal demokrat politikalarının hedeflediği ve fokuslanacağı tek nokta vardır oda özgür insan, özgür bireydir. İnsan odaklı çalışmanın, insan odaklı üretmenin kanallarını üretmek üzere içinde bulunduğumuz koşulun ve imkansızlığın ne olduğunu tespit etmemiz lazım.” diye konuştu. Eskişehir’in dengeli kalkınma modeliyle büyüdüğünü ve bu nedenle turizm, kültür sanat, sanayi, tarım, hayvancılık, öğrenciler, kıdemli vatandaşlar gibi her konuyu ele aldıklarını belirten Başkan Ünlüce, “Eskişehir'i dengeli bir  şekilde geliştiriyoruz ve sosyal politikalarla yönetiyoruz. Halkçı politikalarla hareket ediyoruz. Halkımızla eşit ve adil bir şekilde paylaşma derdinde olan bir belediyeyiz. Yerelde bunu başarırsak genelde de bunu başarabileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü bunca yoksulluğun, bunca eşitsizliğin içinde gerçekten nefes almaya ihtiyacımız var.” dedi. Eskişehir’de son 25 yılda büyük bir değişim yaşandığını ve Eskişehir’in sosyal demokrat belediyecilikte en iyi örneği sergilediğini ifade eden Başkan Ayşe Ünlüce, “Sosyal belediyecilik diğer şehirlere de büyük bir ilham kaynağı aynı zamanda. Bu yüzden de çok önemli. Örneğin eskiden seçim sonuçları açıklandığını hatırlarsanız sadece Anadolu'da tek kırmızı Eskişehir'i görürdük. İşte bu yirmi beş yıllık çabalar sonucu oldu, bütün çabalar o kadar güzel bir karşılık buldu ki yerel seçimler sonrası komşu illerimizde sosyal belediyecilik anlayışı ile buluştu.” diye konuştu. Panele yoğun ilgi gösteren katılımcılar, panel sonunda Başkan Ünlüce ile hatıra fotoğrafı çektirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.