SON DAKİKA
Hava Durumu

#Laiklik

Porsuk Haber Ajansı - Laiklik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Laiklik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ADD Şube Başkanı Avci: "Tam Bağımsız Türkiye İdealinden Vazgeçmeyeceğiz" Haber

ADD Şube Başkanı Avci: "Tam Bağımsız Türkiye İdealinden Vazgeçmeyeceğiz"

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, 12 Eylül darbesinin yıldönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "12 Eylül 1980… Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasinin susturulduğu, Meclisin kapatıldığı, siyasi partilerin dağıtıldığı, insanların işkencelerden geçirildiği, gençlerin darağaçlarına gönderildiği; korkunun, baskının ve yasakların devlet düzeni haline getirildiği kara bir tarih. 12 Eylül yalnızca bir tarih değildir. 12 Eylül; demokrasiye indirilen darbenin, millet iradesine vurulan zincirin ve Cumhuriyetin üzerine düşürülen karanlığın adıdır. Aradan yıllar geçti. Ancak bugün hâlâ şu soruyu sormak zorundayız. 12 Eylül gerçekten geride mi kaldı? Bir ülkede sandık varsa ama hukuk tartışılıyorsa. Seçim varsa ama milli iradenin itibarı tartışmaya açılıyorsa. Cumhuriyet varsa ama laiklik hedef haline getiriliyorsa. Demokrasi varsa ama eleştirenin, sorgulayanın ve itiraz edenin sesi kısılmaya çalışılıyorsa. 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetinden geriye kalanlarla yüzleşmek zorundayız. Bizim için 12 Eylül’ü anlamak, yalnızca geçmişin acılarını anmak değildir. 12 Eylül’ü anlamak; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir daha hiçbir gücün “bizim çocukları” olmayacağını ilan etmektir. Tarihte “bizim çocuklar” sözü, milletimizin hafızasında dış müdahale ve vesayet tartışmalarının simgelerinden biri olarak yer etmiştir. Bugün isimler, makamlar ve temsilciler değişse de Türkiye’ye yön verme hevesi değişmemektedir. Bugün, Tom Barrack gibi Amerika Birleşik Devletleri adına bölgemizde ve ülkemizde görev yapan temsilcilerin, Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren açıklamalarını ve yaklaşımlarını dikkatle değerlendirmek zorundayız. Çünkü tarih bize şunu öğretmiştir. Dostluk başka şeydir, bağımlılık başka şeydir. İttifak başka şeydir, teslimiyet başka şeydir. Diplomasi başka şeydir, Türkiye’nin geleceği hakkında başkalarının hesap yapmasına sessiz kalmak başka şeydir. Türkiye Cumhuriyeti. Hiçbir yabancı gücün siyasi laboratuvarı, hiçbir bölgesel projenin taşeronu, hiçbir küresel planın uygulama alanı değildir. Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir. Ve bu devletin tapusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ile alınmıştır. Bu nedenle bugün siyaset yapan herkese açık ve net bir çağrımız vardır. Cumhuriyeti savunmak günübirlik siyasetin konusu değildir. Atatürk’ü yalnızca seçim meydanlarında hatırlayıp Cumhuriyetin temel değerlerini gündelik siyasi hesaplara kurban edemezsiniz. Demokrasiyi yalnızca işinize geldiğinde savunamazsınız. Milli iradeyi yalnızca kendi iradenizle aynı sonuç çıktığında kutsayamazsınız. Hukuku yalnızca kendiniz için isteyemezsiniz. Laikliği yok sayıp çağdaş Türkiye’den söz edemezsiniz. Ve en önemlisi. 12 Eylül’e lanet okuyup, 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetine bugün göz yumamazsınız. Bizim duruşumuz nettir. Darbeye karşıyız. Vesayete karşıyız. Her türlü antidemokratik müdahaleye karşıyız. Türkiye’nin iç işlerine yönelik emperyal hesaplara karşıyız. Cumhuriyetimizi ve laikliği hedef alan gerici anlayışlara karşıyız. Kimden gelirse gelsin, millet egemenliğini zayıflatan her türlü anlayışın karşısındayız. Çünkü bizim hayat felsefemiz. Atatürk’ün aklı. Cumhuriyetin özgürlüğü. Laikliğin güvencesi. Demokrasinin namusu. Ve Tam Bağımsız Türkiye idealidir. 12 Eylül’ün yıldönümünde bir kez daha haykırıyoruz. Bu millet darbelerden çok çekti. Bu ülke vesayetlerden çok çekti. Bu Cumhuriyet, kendi evlatlarının birbirine düşman edilmesinden çok çekti. Artık yeter. Türkiye’nin geleceğini ne darbeler, ne vesayet odakları ne de yabancı güçlerin Türkiye üzerine kurduğu hesaplar belirleyecektir. Bu ülkenin geleceğini yalnızca ve yalnızca Türk Milleti belirleyecektir. Ve herkes bilmelidir ki. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet; geçici siyasi hesaplardan, makam hırslarından, dış baskılardan, emperyal projelerden ve demokrasi dışı heveslerden çok daha büyüktür. Bugün görevde olanlar da, yarın görevde olacaklar da, siyaset yapan herkes de şu gerçeği bilmek zorundadır. Cumhuriyet kimsenin makamı değil, milletin namusudur. Demokrasi kimsenin lütfu değil, milletin hakkıdır. Atatürk ilke ve devrimleri geçmişin değil, Türkiye’nin geleceğinin teminatıdır. 12 Eylül’ü unutmadık. Darbeleri unutmadık. İşkenceleri unutmadık. Darağaçlarını unutmadık. Kaybedilen gençliği unutmadık. Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı üzerinde hesap yapanları da unutmadık. Bugün de aynı yerdeyiz. Cumhuriyetin yanındayız. Demokrasinin yanındayız. Laikliğin yanındayız. Tam Bağımsız Türkiye’nin yanındayız. Ve buradan açıkça ilan ediyoruz. Bu ülkede artık kimsenin “bizim çocukları” yoktur. Bu ülkenin sahibi, Türk Milletidir. Ne darbe. Ne vesayet. Ne teslimiyet. Yaşasın Tam Bağımsız, Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti."

Başkan Kurt: “Bağımsızlık Ruhumuz, Cumhuriyet’e ve Demokrasiye Olan İnancımızdır” Haber

Başkan Kurt: “Bağımsızlık Ruhumuz, Cumhuriyet’e ve Demokrasiye Olan İnancımızdır”

Eskişehir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yıl dönümü kutlanıyor. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, yayımladığı mesajda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan bu büyük zaferin, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin en önemli göstergelerinden biri olduğunu vurguladı. “Eskişehir’imizin düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yılını, büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz. 2 Eylül 1922, yalnızca Eskişehir’in işgalden kurtarıldığı tarih değildir. 2 Eylül; bağımsızlığın, halkın kendi geleceğine sahip çıkmasının ve hiçbir gücün millet iradesinin üzerinde olamayacağının simgesidir” diyen Başkan Kurt, mesajına şu sözlerle devam etti: “Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde verilen Kurtuluş Savaşı, bizlere bağımsız bir ülke ve Cumhuriyet’i armağan etti. Bugün bize düşen görev ise bu büyük mirasa sahip çıkmak; Cumhuriyetimizi demokrasi, laiklik, hukuk devleti ve sosyal adalet temelinde daha da güçlendirmektir. Eskişehir, kurtuluş gününden bugüne özgürlükten, çağdaşlıktan ve Cumhuriyet değerlerinden yana tavrıyla Türkiye’nin aydınlık kentlerinden biri olmuştur. Bizler de Eskişehir’in bu güçlü birikimini geleceğe taşımak için çalışmaya, halkımızın iradesini ve kentimizin ortak değerlerini savunmaya devam edeceğiz. Aradan 104 yıl geçmesine rağmen biliyoruz ki bağımsızlık yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer değil, her gün savunulması gereken bir değerdir. Cumhuriyet’i demokrasiyle buluşturmak, hukukun üstünlüğünü yeniden egemen kılmak, emeğin hakkını korumak ve halkın söz ve karar sahibi olduğu bir Türkiye’yi kurmak hepimizin sorumluluğudur. Bu duygu ve düşüncelerle Eskişehir’imizin kurtuluşunun 104’üncü yılını kutluyor; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, kurtuluş mücadelemizin tüm kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Yaşasın bağımsızlık, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Eskişehir!”

Zafer Partisi İl Başkan Yardımcısı Bal: "Laik ve Bilimsel Eğitim Şart" Haber

Zafer Partisi İl Başkan Yardımcısı Bal: "Laik ve Bilimsel Eğitim Şart"

Zafer Partisi Eğitim Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı İbrahim Bal tarafından yapılan basın açıklamasında, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamaları ve eğitim sistemindeki güncel sorunlar eleştirildi. İl Başkan Yardımcısı Bal tarafından yapılan açıklamada, Bakan Tekin’in geçmiş dönemde kız okullarının açılabileceğine yönelik sözleri, laiklik karşıtı olduğu ifade edilen açıklamaları ve mülakat sistemine dair değerlendirmelerini hatırlatarak bu yaklaşımların toplumsal hassasiyetleri zedelediğini savundu. ​İbrahim Bal, öğretmen alımlarında uygulanan mülakat sisteminin genç öğretmen adaylarını mağdur ettiğini vurgulayarak, özel sektörde çalışan öğretmenlerin düşük ücretlerle ve güvencesiz koşullarda çalıştırıldığını belirtti. Okullarda dini etkinlik baskısının artması sonucunda çocukların deizme yöneldiği iddiasına yer verilen açıklamada, laikliğin ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerinin korunmasının hayati önem taşıdığı ifade edildi. Ayrıca yeni müfredatta "Kurtuluş Savaşı" yerine "Milli Mücadele" ifadesinin kullanılmasının tarihsel gerçekliğe ve kurucu değerlere aykırı olduğu kaydedildi. ​Yeni eğitim ve öğretim yılının yaklaşmasıyla birlikte okulların temizlik, güvenlik ve araç gereç gibi kronik sorunlarının yine çözümsüz bırakıldığına dikkat çeken Bal, her yıl sürekli müfredat değiştirmek yerine üniversitelerdeki akademik kaynaklardan bilimsel metotlarla faydalanılması gerektiğini belirtti. Zafer Partisi olarak eğitime dair hedeflerini sıralayan Bal, eğitimin tamamen parasız olması, devlet okullarının kalitesinin yükseltilmesi, geniş çaplı öğretmen atamaları yapılması, ezbere dayalı sistem yerine liyakatli ve teknoloji odaklı bir akademik yapının kurulması ve mesleki eğitimin geliştirilmesi gerektiğine inandıklarını, tüm bu adımların Zafer Partisi iktidarında atılacağını vurguladı.

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç CHP’den İstifa Etti Haber

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç CHP’den İstifa Etti

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, uzun yıllardır bünyesinde yer aldığı Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ettiğini ve siyasi hayatına yeni bir siyasi teşekkül olan YENİ Parti çatısı altında devam edeceğini açıkladı. ​Başkan Ahmet Ataç, yaptığı yazılı açıklamayla istifa kararını ve gerekçelerini kamuoyuyla paylaştı. ​Başkan Ahmet Ataç'ın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; ​"1972 yılından bu yana üyesi olduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etme kararı almış bulunuyorum. ​Bugüne kadar sürdürdüğüm siyasi yaşamımda kişilerin, makamların ve dönemsel siyasi hesapların değil; ilkelerin belirleyici olması gerektiğine inandım. ​Cumhuriyetin temel değerlerine bağlılık, demokrasi, hukuk devleti, laiklik, adalet ve insan hakları benim için siyasi koşullara göre değişebilecek tercihler değil; vazgeçilmez ilkelerdir. Mutlak butlan kararı ve sonrasında yaşanan gelişmeler Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılmamın en büyük sebebidir. ​Bugün bir siyasi partideki üyeliğimi sonlandırırken, siyasi mücadelemi sonlandırmıyorum. Aksine, bugüne kadar savunduğum ilkeleri, birikimimi ve halka hizmet anlayışımı yeni bir siyasal zeminde sürdürme iradesini ortaya koyuyorum. ​Bu doğrultuda siyasi yoluma Sayın Özgür Özel liderliğinde YENİ Parti çatısı altında devam edeceğim. ​YENİ Parti’de sürdüreceğim siyasi mücadelemin temelinde aynı ilkeler bulunacaktır. Dün olduğu gibi bugün de pusulam Cumhuriyetimizin kurucu değerleri ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş ve demokratik Türkiye idealine bağlılıktır. Bu ilkelere bağlılığım dün olduğu gibi bugün ve yarın da devam edecektir. ​Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım. ​Yolumuz açık, umudumuz büyük olsun."

Kazım Kurt ve CHP'li Meclis Üyeleri Partiden Ayrıldı Haber

Kazım Kurt ve CHP'li Meclis Üyeleri Partiden Ayrıldı

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 40 yıldır bünyesinde yer aldığı Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) istifa ettiğini açıkladı. Başkan Kurt ile birlikte Odunpazarı Belediyesi CHP'li meclis üyelerinin de partiden ayrıldığı duyuruldu. ​Odunpazarı Belediyesi Meclis Toplantı Salonunda gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Başkan Kurt, bu kararın Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde yeni bir dönemin kapısını araladığını vurguladı. ​"Miras Bizdedir, Yetki Bizdedir" ​İstifa kararını kamuoyuyla paylaşan Kazım Kurt, siyasi yaşamı boyunca makam için değil, ilkeler ve Cumhuriyet değerleri doğrultusunda hareket ettiğini belirtti. Seçilmiş il başkanı, ilçe başkanları, meclis üyeleri ve yol arkadaşlarıyla birlikte il binasından ayrıldıklarını ifade eden Kurt, şu açıklamalarda bulundu: ​"Bugün, 40 yıldır mensubu olduğum Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden; benimle birlikte bu mücadeleyi omuz omuza yürüten Odunpazarı Belediyesi CHP'li Meclis Üyelerimizle birlikte istifa ettiğimizi kamuoyuyla paylaşıyorum. Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası, emaneti alıp çıktık. Miras bizdedir, meşruiyet bizdedir, yetki bizdedir, görev bizdedir." ​Yeni Siyasi Zemin ve Özgür Özel Vurgusu ​Demokrasi, laiklik, hukukun üstünlüğü ve adalet değerlerine daha güçlü sahip çıkmak adına yeni bir yola çıktıklarını belirten Kazım Kurt, önümüzdeki süreçte atılacak siyasi adımlara da değindi. ​Özgür Özel ile birlikte yürümeye devam edeceklerini açıklayan Kurt, "Önümüzdeki süreçte kurulacak partide, Türkiye'nin demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesine katkı sunmaya devam edeceğiz. Benim için değişen yalnızca siyasi adres olacaktır. Değişmeyen ise halkın yanında durma kararlılığımdır" dedi. ​Odunpazarı ve Eskişehir'e Hizmet Sürecek ​Açıklamasının sonunda Odunpazarı halkına seslenen Kazım Kurt, şehre hizmet sorumluluğunu aynı kararlılıkla sürdüreceğinin altını çizdi. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yalnızca halka hesap vereceğini belirten Kurt, sözlerini şu şekilde tamamladı: ​"Odunpazarı'na ve Eskişehir'e hizmet etme sorumluluğumu aynı inançla sürdüreceğim." ​"Çünkü isimler değişebilir, tabelalar değişebilir." ​"Ama demokrasiye olan inanç değişmez, Cumhuriyet'e olan bağlılık değişmez." ​"Yolumuz demokrasi, pusulamız Cumhuriyet, gücümüz halk olacaktır."

Cumhuriyetimize ve Demokrasimize Kararlılıkla Sahip Çıkmaya Devam Edeceğiz Haber

Cumhuriyetimize ve Demokrasimize Kararlılıkla Sahip Çıkmaya Devam Edeceğiz

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen hain darbe girişiminin Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik hukuk düzenini ve millet iradesini hedef aldığını belirtti. Darbelerin hiçbir koşulda kabul edilemeyeceğini vurgulayan Başkan Kurt, Türkiye’nin bir daha benzer karanlık süreçler yaşamaması için Cumhuriyet’in temel değerlerine, laikliğe, hukukun üstünlüğüne ve Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkılması gerektiğini ifade etti. Başkan Kurt, mesajında şu görüşlere yer verdi: “15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan hain darbe girişimi, Cumhuriyetimize, demokrasimize ve millet iradesine yöneltilmiş karanlık bir saldırıdır. Anayasal düzeni ortadan kaldırmayı hedefleyen bu girişim, demokrasi tarihimizde kara bir leke olarak yerini almıştır. Bu saldırı karşısında toplumun farklı kesimlerinin ve tüm demokratik kurumların ortaya koyduğu ortak irade, milletimizin Cumhuriyet’e ve demokrasiye sahip çıkma kararlılığı sayesinde darbe girişimi başarısızlığa uğratılmıştır. O gece hayatını kaybeden vatandaşlarımızı ve güvenlik güçlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnet duygularımı ifade ediyorum. 15 Temmuz, bizlere bir kez daha göstermiştir ki; demokrasiyi korumanın yolu hukukun üstünlüğünden, laik Cumhuriyet’ten, kuvvetler ayrılığından ve Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefinden ayrılmamaktan geçmektedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözü, yalnızca bir ilke değil, Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin en güçlü teminatıdır. Bir daha benzer acıların yaşanmaması için başta laiklik olmak üzere bilimsel ve çağdaş eğitime, Atatürk ilke ve devrimlerine ve Cumhuriyet’in temel kazanımlarına her zamankinden daha güçlü sahip çıkmalıyız. Demokrasiyi yalnızca tehdit altına girdiğinde değil, her gün hukukla, adaletle ve özgürlüklerle güçlendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. 15 Temmuz’da demokrasiye ve millet iradesine kasteden hain darbe girişimini ve bu girişimin sorumlusu FETÖ terör örgütünü bir kez daha lanetliyorum. Demokrasi uğruna yaşamını yitiren şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Cumhuriyetimizi, demokrasimizi ve laik hukuk devletini sonsuza kadar yaşatmak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.”

"Unutursak Kül Oluruz" Etkinliğine Yoğun Katılım Haber

"Unutursak Kül Oluruz" Etkinliğine Yoğun Katılım

Sivas Madımak Oteli'nde 2 Temmuz 1993'te yaşamını yitiren 33 aydın, sanatçı ve iki otel çalışanı, katliamın 33. yıl dönümünde Odunpazarı Belediyesi tarafından düzenlenen programla anıldı. "Unutursak Kül Oluruz" başlığıyla gerçekleştirilen anma etkinliği, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi'nde yoğun katılımla düzenlendi. Odunpazarı Belediyesi'nin, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ile Eskişehir Hacı Bektaş Veli Kültür Sosyal ve Yardımlaşma Derneği iş birliğinde düzenlediği programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Kültür Sosyal ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Battal Sülük, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nihat Çuhadar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Duygusal anların yaşandığı programda, Madımak Katliamı'nda yaşamını yitirenlerin anıları müzik dinletileri ve görsel sunumlarla yaşatıldı. Katılımcılar, katliamda yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunurken salonda hüzün hâkim oldu. Anma programında sahne alan Manidar Grubu, seslendirdiği deyiş ve türkülerle Madımak'ta yitirilen canları andı. Eserlere salondakiler de zaman zaman eşlik ederken, birçok katılımcı gözyaşlarını tutamadı. Duygusal atmosferin hâkim olduğu gecede, "Unutursak Kül Oluruz" mesajı sık sık alkışlarla desteklendi. Programın sonunda protokol üyeleri katılımcılara hitap etti. "SİVAS'IN HESABI SORULMADAN YENİ ACILARIN ÖNÜNE GEÇEMEYİZ" Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Sivas Katliamı'nın yalnızca geçmişte yaşanmış acı bir olay olmadığını, Türkiye'nin demokrasi, laiklik ve birlikte yaşama kültürü açısından hâlâ yüzleşmesi gereken derin bir yara olduğunu söyledi. Aradan 33 yıl geçmesine rağmen acının ilk günkü kadar taze olduğunu belirten Başkan Kurt, "33 yıl önce insanları yakanlar bugün çok rahat bir biçimde halkın içinde geziyor. 33 yıl önce bu katliamı önleyemeyenler, belki de huzur içinde televizyonlardan olup biteni seyrediyor. Ancak insanlık suçlarında zaman aşımı olmayacağını bir kez daha özellikle vurgulamak istiyorum. Hiç kimse bu işin hesabını vermeden ölemez, ölmemelidir" dedi. Sivas Katliamı'nın hesabının hâlâ sorulamadığını ifade eden Başkan Kurt, şunları söyledi: "Türkiye'de ne yazık ki Sivas'ın hesabı henüz görülemedi. Önümüzdeki süreçte neler yapılacağına bakmak gerekiyor. Öncelikle dik durmak gerekiyor. Hukukun, adaletin ve demokrasinin tüm Türkiye'ye yerleşebilmesi için birlikteliğimizi bozmamalıyız. Şu anda iktidar olmaya en yakın olduğumuz dönemde, partimiz üzerinde de hain tuzaklar ve tezgâhlar kuruluyor. Bu tezgâhları bozarak iktidar olmalı ve Sivas'ın hesabını sormalıyız. Başka türlü yeni Sivasların önünü kesemeyiz. Maraş'ın, Çorum'un ve Sivas'ın hesabını sormadığımız sürece yenileri gelir. Çünkü karşımızda gerçekten yobaz, tutucu ve gerici bir zihniyet var. Bunu aşmak zorundayız. Bunun yolu aydınlanmadan geçiyor. İşte o aydınlarımızı yaktılar. Yeni aydınlarımızı yetiştirmek ve onlarla aynı yolda yürümek zorundayız. Bu noktada Eskişehir'in örnek olması, Eskişehir'deki insanlarımızın Türkiye'nin geleceğine damga vurması gerekiyor. Sivas'ta hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet diliyor, katillerden hesap soracağımız günlerin yakın olduğunu vurgulamak istiyorum." CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Kültür Sosyal ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Battal Sülük ile Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nihat Çuhadar da yaptıkları konuşmalarda, Madımak Katliamı'nın insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini belirterek toplumsal barışın, laikliğin, hukukun ve demokrasinin korunmasının önemine dikkat çekti. Konuşmacılar, katliamda yaşamını yitirenleri saygı ve özlemle anarken, benzer acıların bir daha yaşanmaması için toplumsal hafızanın canlı tutulması ve adalet mücadelesinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Eskişehir’de Madımak Katliamı Anması: “Unutmadık, Unutturmayacağız!” Haber

Eskişehir’de Madımak Katliamı Anması: “Unutmadık, Unutturmayacağız!”

Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 tarihinde katledilen 33 sanatçı, aydın ve 2 otel çalışanının anısına Eskişehir’de düzenlenen anma töreni, geniş bir katılımla gerçekleşti. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünde gerçekleştirilen basın açıklamasının ardından, katılımcılar sessiz bir yürüyüşle Vilayet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na ulaştı. ​2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan katliamın 33. yıl dönümünde Eskişehir; demokrasi, adalet ve laiklik vurgusuyla bir kez daha bir araya geldi. Anma törenine CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vakıf Başkanı Ufuk Uysal: “Yaramız Adaletsizlikle Büyüyor” ​Anma töreninde konuşan Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Madımak Katliamı’nın sadece geçmişte kalmış bir olay değil, günümüz toplumsal vicdanını her an kanatan bir yara olduğunu vurguladı. Uysal; ​"2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli'nde, 33 aydın sanatçı ve 2 emekçi otel çalışanı canımız diri diri yakılmıştır. Bu bir katliamdır. Bu saldırı; bağnaz, gerici, laiklik ve Cumhuriyet düşmanları tarafından kardeşliğe, insanlığa ve düşünce özgürlüğüne yapılmış karanlık bir saldırıdır. O gün Madımak Oteli’nde sadece ozanlarımız, şairlerimiz, sanatçılarımız ve aydınlık gençlerimiz değil; bu toprakların hoşgörü kültürü, kardeşliği ve bir arada yaşama iradesi de yakılmak istendi. Devleti yönetenler acziyet içerisinde buna engel olmamışlardır ya da olamamışlardır. Sonrasında ise adalet yerini bulmamıştır." Uysal, inanç değerlerine ve Anadolu’nun kadim mirasına dikkat çekerek; ​"Bizim inancımızda 'İnsan kutsaldır.' Yolumuzda 'Eline, beline, diline sahip çıkmak' esastır. Bizler, 'Gelin canlar bir olalım' diyen Pir Sultan’ın, 'Sevelim sevilelim' diyen Yunus Emre’nin evlatlarıyız. Sivas’ta hedef alınan tam da Anadolu’nun bu aydınlık ruhuydu. Ateş sadece düştüğü yeri yakmadı, hepimizin yüreğini yaktı. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, o ateşin dumanı adaletin üzerinde tüttüğü sürece bu yara kapanmayacaktır. Bizim yasımız sadece kaybettiklerimize değil, aynı zamanda eksik kalan adaletedir." ​Uysal, anmanın bir direniş günü olduğunu belirterek; "Bizler bu anmayı sadece bir yas günü olarak değil; karanlığa karşı aydınlığı, nefrete karşı sevgiyi, zulme karşı adaleti haykırdığımız bir direnç günü olarak görüyoruz. Nesimi Çimen’in sazı susmadı. Hasret Gültekin’in deyişleri hala dillerimizde, Metin Altıok’un şiirleri hala rehberimizdir. Toplumsal hafızamızı diri tutmak, bu acıların bir daha yaşanmaması için en büyük güvencemizdir," diyerek sözlerini noktaladı. Milletvekili İbrahim Arslan: “Toplumun Aklı ve Vicdanı Yakıldı” ​CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, konuşmasında katliamın hukuksal boyutuna ve toplumsal tahribatına dikkat çekti: ​"33 yıl önce 33 canımız yandı, ancak bununla birlikte bu toplumun aklı, vicdanı, düşünce ve inanç özgürlüğü, Cumhuriyetin aydınlanma birikimleri yakıldı. Aradan geçen yıllarda firariler, affedilen sanıklar ve zaman aşımına uğratılan davalar acımızı katladı. Madımak Oteli bir utanç müzesine dönüştürülmelidir. Madımak’ın karanlığı ne yazık ki nefret diliyle, ötekileştirmeyle hâlâ hâkim kılınmaya çalışılıyor. Biz Alevi-Bektaşi toplumu olarak anayasal eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Cemevlerimiz ibadethanemizdir. Tüm bunların güvencesi ise laik, demokratik Cumhuriyettir." dedi. ​Başkan Ayşe Ünlüce: “Barış Dilini Haykırıyoruz” ​Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, toplumsal uzlaşı ve tahammül kültürünün önemine vurgu yaparak şunları ifade etti: ​"Bugün 33 yıl önce Sivas’ta büyük bir nefret ve tahammülsüzlükle katledilen aydınlarımızı anmak için buradayız. Biz bugün sadece bir anma için değil; bu topraklarda bir daha aynı acılar yaşanmasın, hep barış dili konuşulsun diye bir aradayız. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli'nin 'İncinsen de incitme' düsturu hayatımızın rehberi olmalı. Kadim uygarlıklara ev sahipliği yapmış, barış içinde yaşamayı bilen Eskişehir'den bir kez daha haykırıyoruz: 2 Temmuz’u unutmadık, unutturmayacağız." ​Başkan Kazım Kurt: “İnsanlık Suçunda Zaman Aşımı Olmaz” ​Odunpazoni Belediye Başkanı Kazım Kurt, davanın hukuki sürecindeki aksaklıkları eleştirerek hesap sorma kararlılığını yineledi: ​"33 yıl geçti, yargılamalar yapıldı ancak Sivas’ın gerçek nedeni maalesef aydınlatılamadı. Bugün o dönemin sorumlularının birçoğu devletin kademelerinde görev alabiliyor. Bu bir insanlık suçudur ve insanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Bunu herkes böyle bilmelidir. Biz 'unutmadık, unutturmayacağız' derken, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağına olan inancımızı yineliyoruz. Bu katliamın hesabı mutlaka sorulmalıdır." Sessiz Yürüyüş ve Çelenk Sunumu ​Konuşmaların ardından katılımcılar, ellerinde "Sivas’ı Unutma, Unutturma" yazılı dövizler ve pankartla sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünden Vilayet Meydanı'na kadar süren yürüyüş, Atatürk Anıtı'na çelenk sunulması ve saygı duruşu ile nihayete erdi. Anma törenine destek veren ADD, ÇYDD, EĞİTİM-İŞ, Kent Konseyleri, Köy Dernekleri ve HABED temsilcilerine, Vakıf Başkanı Ufuk Uysal tarafından teşekkür edildi.

Kazım Kurt: ''Madımak'ı Yakan Zihniyetle Hesaplaşmadan Adalet Sağlanamaz'' Haber

Kazım Kurt: ''Madımak'ı Yakan Zihniyetle Hesaplaşmadan Adalet Sağlanamaz''

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 2 Temmuz 1993 yılında yaşanan Sivas Katliamı ile ilgili bir mesaj yayınladı. 33 yıl önce yaşanan Sivas Katliamı'nı lanetlediğini ve kınadığını belirten Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Sivas Katliamı'nın, Türkiye tarihinde acıyla ve utançla anılan bir olay olarak durduğunu hatırlattı. 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta Madımak Oteli'nde insanlığın ateşe verildiğini söyleyen Başkan Kurt, “Aralarında aydınların, sanatçıların, ozanların ve gençlerin bulunduğu 33 can, göz göre göre yakılarak katledildi. Bu katliam, Cumhuriyet'e, laikliğe, aydınlanmaya ve bir arada yaşama iradesine yöneltilmiş organize bir karanlık saldırıdır” dedi. Aradan 33 yıl geçtiğinin altını çizen Başkan Kurt, bu 33 yılda ne acının dindiğini ne de adaletin tam anlamıyla yerini bulduğunu vurguladı. Başkan Kurt mesajına şu sözlerle devam etti: “Çünkü Madımak'ı yalnızca o gün otelin önünde toplanan kalabalıklar yakmadı; seyredenler, önlem almayanlar, sorumluluklarını yerine getirmeyenler ve sonrasında gerçek bir yüzleşmeden kaçınan siyasal anlayış da bu utancın ortağı oldu. Bugün hâlâ toplumu inanç, yaşam biçimi ve kimlik üzerinden ayrıştıran siyaset dili kullanılıyorsa, nefret söylemi sıradanlaştırılıyorsa, laik Cumhuriyet'in temel değerleri hedef alınıyorsa, Madımak'ı doğuran zihniyetle hesaplaşmanın tamamlanmadığı ortadadır. Ne yazık ki yıllardır bu ülkeyi yöneten siyasi iktidar, toplumsal barışı güçlendirecek adımlar atmak yerine kutuplaşmayı derinleştiren bir anlayışı tercih etmiştir. Farklı düşünenleri ötekileştiren, eleştiriyi düşmanlık olarak gören, liyakat yerine sadakati esas alan bu siyaset anlayışı, demokrasiye de ortak geleceğimize de zarar vermektedir. Biz biliyoruz ki laiklik yalnızca bir yönetim biçimi değil, birlikte yaşamanın güvencesidir. Cumhuriyet yalnızca bir rejim değil, bu topraklarda eşit yurttaş olmanın teminatıdır. Madımak'ta hedef alınan da tam olarak bu değerlerdir. Madımak'ı unutmak, karanlığa teslim olmaktır. Bizler ne unuturuz ne de unuttururuz. Çünkü hafızasını kaybeden toplumlar, aynı acıları yeniden yaşamaya mahkûm edilir. Adaletin geciktiği her gün, Madımak'ın ateşi vicdanlarda yanmaya devam etmektedir. Gerçek bir yüzleşme sağlanmadan, nefret suçlarına karşı kararlı bir duruş sergilenmeden ve laik Cumhuriyet'in değerleri tavizsiz biçimde savunulmadan bu yara kapanmayacaktır. 2 Temmuz'un 33. yılında Madımak'ta yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla, özlemle ve mücadele sözümüzü yineleyerek anıyorum. Unutmadık, affetmedik ve unutturmayacağız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.