SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kuvayı Milliye

Porsuk Haber Ajansı - Kuvayı Milliye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuvayı Milliye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ADD Şube Başkanı Mehmet Avci:"Butlan Adıyla Demokrasi Kurban Edilmiştir" Haber

ADD Şube Başkanı Mehmet Avci:"Butlan Adıyla Demokrasi Kurban Edilmiştir"

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Kurban Bayramı vesilesiyle gerçekleştirdiği bayramlaşma programında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Şube Başkanı Mehmet Avci, "Demokrasi kurban edilmiştir" diyerek, çözümün Atatürk ilkelerinde birleşmekten geçtiğini vurguladı. ​Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Kurban Bayramı’nın ardından üyeleriyle dernek binasında bir araya gelerek geleneksel bayramlaşma programını gerçekleştirdi. Yoğun katılımın yaşandığı etkinlikte konuşan ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, ülke gündemini sarsan tartışmalara ve hukukun üstünlüğü vurgusuna dikkat çekti. ​​Konuşmasında son dönemde kamuoyunu meşgul eden "mutlak butlan" tartışmalarına değinen Avci şu ifadelere yer verdi; "Kurban Bayramı geride kaldı... Tüm yurttaşlarımızın kurban bayramı kutluyoruz. Ancak bayram öncesinde ülkemizin gündemine taşınan ve kamu vicdanında derin rahatsızlık yaratan "mutlak butlan" olayı, bayram boyunca da milletimizin zihnini meşgul etmeye devam etti. Türk Milleti bir kez daha gördü ki mesele herhangi bir siyasi parti meselesi değildir. Mesele, doğrudan doğruya hukuk devletinin geleceği, demokrasinin saygınlığı ve millet iradesinin dokunulmazlığı meselesidir. Bayram öncesinde ortaya çıkan tablo karşısında söylediğimiz sözü bugün daha yüksek sesle tekrarlıyoruz: "BUTLAN ADIYLA DEMOKRASİ KURBAN EDİLMİŞTİR!" Çünkü demokrasilerde meşruiyetin kaynağı millet iradesidir. Çünkü Cumhuriyetin temeli millet egemenliğidir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi, hiçbir gücün millet iradesinin üstüne çıkamayacağı gerçeği üzerine inşa edilmiştir. Bugün yaşananlar yalnızca siyasi bir tartışma değildir. Bugün yaşananlar, Cumhuriyetin temel değerlerinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Tam da bu nedenle, bayram sonrasında milletimizin dikkatle üzerinde düşünmesi gereken konu şudur: Türkiye'nin yaşadığı her kriz döneminde olduğu gibi bugün de çözüm kişilerin etrafında değil, ilkelerin etrafında birleşmektir. Son günlerde Anıtkabir'e yapılan yürüyüşlerin ve verilen mesajların taşıdığı anlam da budur. Anıtkabir'e yürümek yalnızca geçmişe saygı değildir. Anıtkabir'e yürümek, Cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönme çağrısıdır. Anıtkabir'e yürümek, hukukun üstünlüğünü savunmaktır. Anıtkabir'e yürümek, milli egemenliğe sahip çıkmaktır. Anıtkabir'e yürümek, "çare Atatürk'tedir" demektir. Bizler Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi olarak çok iyi biliyoruz ki; 1919'da Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri nasıl milletin bağımsızlık iradesinin örgütlü sesi olduysa, Atatürkçü Düşünce Derneği de bugün Cumhuriyetin, laikliğin, hukukun ve milli egemenliğin örgütlü savunucusudur. Atatürkçü Düşünce Derneği, yalnızca bir dernek değildir. Atatürkçü Düşünce Derneği; Müdafaa-i Hukuk'un günümüzdeki vicdanıdır. Kuvayı Milliye'nin günümüzdeki kararlılığıdır. Cumhuriyetin yılmaz bekçisidir. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla gerilim değil, daha fazla hukuk; daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla demokrasi; daha fazla kişiselleşme değil, daha fazla Cumhuriyettir. Buradan tüm yurttaşlarımıza sesleniyoruz: Cumhuriyeti savunmak bir siyasi tercih değil, bir yurttaşlık görevidir. Milli egemenliği savunmak bir siyasi tutum değil, Cumhuriyet nesillerinin tarihsel sorumluluğudur. Ve unutulmamalıdır ki; Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu ilkenin istisnası yoktur. Bu ilkenin alternatifi yoktur. Bu ilkenin pazarlığı yoktur. Bir çift mavi gözün ışığında; hukuka, demokrasiye, Cumhuriyete, ve tam bağımsız Türkiye idealine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Milli Egemenlik! Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!"

CHP Eskişehir İl Örgütü 19 Mayıs’ı Coşkuyla Kutladı Haber

CHP Eskişehir İl Örgütü 19 Mayıs’ı Coşkuyla Kutladı

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Örgütü 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nı coşkuyla kutladı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Valilik Meydanı’nda düzenlenen törene, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, İl ve İlçe Yöneticileri, Meclis Üyeleri ile partililer katılım sağladı. Valilik Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtı'na çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından bir konuşma yapan İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı; "Bugün burada yalnızca bayramımızı kutlamıyoruz. Bugün burada; bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu, esarete boyun eğmeyişini, teslimiyeti reddedişini anıyoruz! 19 Mayıs 1919; içeriden ve dışarıdan gelen türlü imkansızlıkların içinden umudu yeşertenlerin tarihidir. 19 Mayıs; saraya değil millete güvenenlerin tarihidir! 19 Mayıs; “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek ayağa kalkan bir milletin dirilişidir! Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a attığı o ilk adım, yalnızca bir kurtuluş mücadelesinin değil; halk egemenliğine dayanan çağdaş bir Cumhuriyetin de başlangıcı olmuştur. O günlerde Anadolu, dört bir yandan işgal altındaydı… İçeriden ve dışarıdan pek çok badireyle karşı karşıyaydı. Yoksulluk, tükenmişlik, bıkkınlık vardı. Ancak bir şey daha vardı: Boyun eğmeyen bir milletin iradesi! Bugün bizlere düşen görev de o iradeye sahip çıkmaktır! Millet iradesini yok sayanlar bilmelidir ki; bu ülkenin mayasında özgürlük vardır, bağımsızlık vardır, Cumhuriyet vardır! Sevgili gençler; Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu bayramı bizlere armağan etti. 19 Mayıs bizimdir! Cumhuriyet bizimdir! Cumhuriyet Halk Partisi bizimdir! Bu toprakların yarınları gençlerin omuzlarında yükselecektir! Bugün Türkiye’nin dört bir yanında gençler; adalet istiyor, eşitlik istiyor, özgürlük istiyor, yaşanılır bir gelecek istiyor! Cumhuriyet Halk Partisi, gençlerin umutlarını büyütmeye, onların sesine ses olmaya devam edecektir! Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak; gençlerin özgürce konuşabildiği, dilediği gibi sorgulayabildiği, emeğin hakkını aldığı, adaletin herkes için eşit işlediği, hiç kimsenin ötekileştirilmediği bir Türkiye için mücadelemize durmadan, yorulmadan devam edeceğiz! Bu mücadele; bir kişinin ya da ayrıcalıklı bir zümrenin değil, milletin mücadelesidir! Bu mücadele; korkunun değil, cesaretin mücadelesidir! Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında; demokrasiye, laikliğe, sosyal adalete ve hukukun üstünlüğüne her zamankinden daha güçlü sahip çıkmak zorundayız. Çünkü biliyoruz ki; Cumhuriyet yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda eşit yurttaşlık idealidir! Cumhuriyet; kimsesizlerin kimsesi olmaktır! Cumhuriyet; halkın sözünün üstünde hiçbir gücü tanımamaktır! Buradan bir kez daha hep birlikte haykırıyoruz: Bizler; Kuvayı Milliye ruhunu taşıyanlarınız! Bizler; bu ülkeyi karanlığa teslim etmeyecek olanlarız! Sevgili yol arkadaşlarım; 19 Mayıs bir başlangıçtır. Bugün de görevimiz aynıdır: İlelebet payidar kalacak Cumhuriyeti demokrasiyle büyütmek, adaleti hakim kılmak ve Türkiye’yi yeniden aydınlık yarınlara taşımaktır! Başta, 19 Mayıs benim doğum günümdür diyen Ebedi Genel Başkanımız, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kurtuluş kahramanlarımızı saygı, minnet ve özlemle anıyorum. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi!"

Tarihin Hiçbir Döneminde Baskılara Boyun Eğmedik, Bugün de Eğmeyiz Haber

Tarihin Hiçbir Döneminde Baskılara Boyun Eğmedik, Bugün de Eğmeyiz

Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları tarafından her geçen gün artan yasaklara, baskılara ve iktidarın gençliği sindirme çabalarına karşı 81 İlde eş zamanlı basın açıklaması yapıldı. CHP Eskişehir İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı; ''Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Örgütleri olarak 19 Mart’tan sonra her geçen gün artan yasaklara, baskılara ve iktidarın gençliği sindirme çabalarına karşı bugün ülkemizin dört bir yanında sokaklardayız. Geçtiğimiz hafta Gençlik Kolları Genel Başkanımız Cem Aydın’a, Genel Başkanımız Özgür Özel’in sözlerinin yer aldığı bir videoyu sosyal medyada paylaştığı için hapis cezası verildi. Adalar Gençlik Kolları Başkanımız Ramazan Yıldız bir sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek Adalar mitingimizin hemen öncesinde gözaltına alındı ve tutuklandı. Bunların hiçbiri birbirinden bağımsız olaylar değildir. Biliyoruz ki mesele Cem Aydın ya da Ramazan Yıldız meselesi değildir. Mesele bütünüyle bir gençlik meselesidir Yargılanan ve cezalandırılan yalnızca Genel Başkanımız Cem Aydın’ın şahsı değil CHP Gençlik Örgütleri başta olmak üzere Türk gençliğidir. Sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle tutuklanarak sindirilmek istenen Ramazan Yıldız’ın şahsı değildir. Sosyal medya kullanan her gençte korku ve tedirginlik yaratabilmektedir. Biz gençler bütün mesajlarınızı aldık ve cevap veriyoruz: Biz 24 yaşında istibdat zindanlarına atılan Mustafa Kemal Atatürk’ün mücadelesini miras aldık. Boynunda idam fermanıyla milli mücadeleyi başlatan cesaretin izinde yürüyoruz. Kuvayi Milliye’den bu yana; tarihin hiçbir döneminde baskılara boyun eğmedik, bugün de eğmeyiz. İşte buradayız, sokaklardayız. Yaratmak istediğiniz korku iklimine teslim olmuyor, bir araya gelmeye, umudu büyütmeye devam ediyoruz. Hoşunuza gitmeyen her sesi susturmaya çalışıyorsunuz ama nafile. Biz gençler konuşmaya devam edeceğiz. Gençlerin sesi her gün daha da gür çıkacak. Çünkü gençler anlattığınız toz pembe masallara inanmıyor. Acı gerçeği yaşıyor gençler. Sizin anlatmaya çalıştığınız hikaye başka. Hakikat başka. Gençler için hakikat daha lise çağlarında MESEM’lerde emeğinin sömürülmesidir. Gençler için hakikat günlük 133-TL KYK bursudur. Aç kalmak, arkadaşlarıyla bir kahve bile içememektir hakikat. 8 kişilik yurt odalarıdır hakikat. Güvenliksiz, bakımsız yurtlarda yaşamak zorunda bırakılmaktır. Yıllarca verilen emeğin ardından işsiz kalmaktır. Güvencesiz koşullarda üç kuruşa çalışıp iş kazalarına kurban gitmektir hakikat. Sınavlarda en yüksek puanları alıp mülakatta elenmektir hakikat. Bir gencin yaşı 30’a dayandığında hala ailesinin eline bakmasıdır hakikat. Biliyoruz bu gerçeklerin hiçbirisi sizin fildişi kulelerinizden görünmez. Ama biz sokakta her bir genç arkadaşımızın gözünün içine baktığımız anlarız ortak acılarımızı. İşte bu şartlar altında biz CHP’li gençlerin susması isteniyor. Siyaset yapmamamız isteniyor. Nasıl susalım? Bizler kendimiz için siyaset yapmıyoruz ki. Meselemiz topyekûn bir gençlik ve gelecek meselesidir. İnandığımız gelecek güzel günler için mücadele etmekten asla geri durmayacağız. Biz gençler; Sorunlarımıza çözümler üretmesi gerekirken, her gün baskılarla yasaklarla bizi sindirmeye çalışan bu iktidara katlanmak zorunda değiliz. Yoksulluğa, güvencesizliğe katlanmak zorunda değiliz. İşsizliğe, geleceksizliğe katlanmak zorunda değiliz. Biz bu kara düzene razı olmayanlarız. Geleceğin belirsizliğine katlanmayanlarız. Mücadelemiz dün başlamadı, bugün bitmeyecek. Daha iyi bir gelecek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Seslenişimiz aynı havayı soluduğumuz tüm genç arkadaşlarımızadır: Hayallerini erteleyen, gençliğini yaşayamayan arkadaşım; bu düzen senin kaderin değil. Geleceğin belirsizliğine katlanmak zorunda değilsin, değiliz. Bu zulmü birlikte yeneceğiz. Bu kötü düzenden birlikte kurtulacağız. Bir asır Cumhuriyeti kuran iradenin altında birleşeceğiz, Kendi ellerimizle yeni bir düzen kuracağız! Adil, özgür ve hak ettiğimiz gibi yaşadığımız yepyeni bir düzen kuracağız. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Kuvayı Milliye Ruhunu Ortadan Kaldırmaya Hiç Kimsenin Gücü Yetmez! Haber

Kuvayı Milliye Ruhunu Ortadan Kaldırmaya Hiç Kimsenin Gücü Yetmez!

Odunpazarı Belediyesi, 24 Ocak 1993'te Ankara'daki evinin önünde otomobiline yerleştirilen bombanın infilak etmesiyle hayatını kaybeden gazeteci ve yazar Uğur Mumcu’yu unutmadı. 33 yıl önce katledilen Uğur Mumcu için bombalı suikasta uğradığı “06 YR 245” plakalı aracının bulunduğu Uğur Mumcu Parkı’nda anma töreni düzenlendi. Anma töreninde konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 2015 yılından bu yana anmaların Uğur Mumcu Parkı’nda yapıldığını hatırlattı. Cinayetin arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılamadığına dikkat çeken Başkan Kurt, “Uğur Mumcu'nun katillerinden, Uğur Mumcu'yu cinayetle karşı karşıya bırakan düzenden henüz bir hesap soramadık. O günler yakındır, bunun hesabı sorulacaktır” dedi. Anma törenine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Mumcu’nun mesai arkadaşı gazeteci-yazar Işık Kansu ile çok sayıda gazeteci ve vatandaş katıldı. Törende Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğünden Hüseyin Yılmaz, Tayfun Duman müzik dinletisi, Odunpazarı Belediye Tiyatrosu’ndan Ferhat Karataş ve Abdullah Çiftçi ise şiir dinletisi gerçekleştirdi. Emekli Albay Dr. Murat Durukan ve Öğretmen Barış Baran Gelir de anmaya katılanlar için müzik dinletisi düzenledi. Anma töreninde, törene katılanlar Uğur Mumcu’nun saldırıya uğradığı “06 YR 245” plakalı aracının sergilendiği kaideye kırmızı karanfil bırakarak, barış güvercini uçurdu. “24 OCAK ARTIK SADECE MATEM GÜNÜ OLMAMALI” Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, anma töreninde yaptığı konuşmada, 24 Ocak’ın artık sadece bir yas günü olarak kalmaması gerektiğini vurguladı. Konuşmasında adalet, hukuk ve demokrasi çağrısı yapan Başkan Kurt, “Bugün 24 Ocak. 33 yıldır bu günü bir matem günü, bir yas günü olarak anıyoruz” dedi. 2015 yılından bu yana anmaların Uğur Mumcu Parkı’nda yapıldığını hatırlatan Başkan Kurt, “2015 yılından bu yana da bu parkta Uğur Mumcu'nun patlayan otomobilinin önünde minnetle anıyoruz, saygıyla anıyoruz” ifadelerini kullandı. Cinayetin arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılamadığına dikkat çeken Başkan Kurt, “Ama Uğur Mumcu'nun katillerinden, Uğur Mumcu'yu cinayetle karşı karşıya bırakan düzenden henüz bir hesap soramadık. O günler yakındır, bunun hesabı sorulacaktır” diye konuştu. LAİKLİK VE DEMOKRASİ VURGUSU! Mumcu cinayetinin hesabının sorulamamasının yeni cinayetlerin önünü açtığını dile getiren Başkan Kurt, “Uğur Mumcu'nun cinayetinin hesabı sorulamadığı için, Gaffar Okkan'ın cinayetine de engel olunamadı” dedi. Sorunun bireylerden çok sistemle ilgili olduğunu belirten Başkan Kurt, “Demek ki terörün kendisi dışında herkes düşmanı. O zaman sorun terörü bitirmekte, terörün sonuna kadar ortadan kaldırılması için bir hukuk düzeninin kurulmasında” şeklinde konuştu. Laiklik ve demokrasi vurgusu da yapan Başkan Kurt, “Eğer bunu kuramazsak, eğer bunu çözemezsek Uğur Mumcu gibi demokrat olanlar, Uğur Mumcu gibi laikliği savunanlar, Uğur Mumcu gibi cumhuriyeti savunanlar her zaman tehlikededir” dedi. Konuşmasının devamında küresel güçlere de atıfta bulunan Başkan Kurt, “Çünkü Amerika, işte Mossad, birtakım düzenekleri kuruyor ve dünyayı kendi istemi doğrultusunda yönetmeye çalışıyor. Esas görmemiz gereken bataklık orasıdır” diye konuştu. “2026 yılında da Amerika katil” diyen Başkan Kurt, “Bu hesabı soramayan dünya teslim olmak durumundadır. Buna itiraz ediyoruz. Buna hayır diyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’de direniş ruhunun yok edilemeyeceğini vurgulayan Başkan Kurt, “Türkiye'de buna direnecek Kuvayı Milliye ruhunu ortadan kaldırmaya hiç kimsenin gücü yetmez” dedi. “BİZ 24 OCAK'IN HESABINI SORACAĞIZ” Konuşmasında birlik çağrısı yapan Başkan Kurt, “Laikler burada, cumhuriyetçiler burada, demokratlar burada, halkçılar burada, devrimciler burada. Biz birlikte olduğumuz sürece bu işin sonunu doğru noktaya getireceğiz” ifadelerini kullandı. 24 Ocak’ın matem günü olmaktan çıkması gerektiğini söyleyen Başkan Kurt, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Ben 24 Ocakları artık matem günü olsun istemeyenlerdenim. Biz 24 Ocak'ın hesabını soracağız ama yeni yeni düzenekleri biz kuracağız. Halktan yana, ezilenlerden yana, sömürülenlerden yana bir düzenin kurulması yakındır. Çünkü bugünkü düzen artık tükendi. Bugün bu düzenden memnun olan hiç kimse yok. Çok net söylüyorum; yakın çevredeki yandaşların dışında ne işçiler memnun, ne köylüler memnun, ne esnaf memnun, ne ticaretçiler memnun, ne sanayiciler memnun. O halde bu düzenin değişmesi gerekiyor. Biz iddialıyız, umutluyuz, halkımıza güveniyoruz. Bu düzeni değiştireceğiz ve bu düzendeki sorulmayan hesapları ilgililerinden soracağız. Bu noktada bugün bu yüreklilikle, bu azimle, bu kararlılıkla buraya gelen bütün herkese teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum.” “UĞUR MUMCU CİNAYETİ FAİLİ MEÇHUL DEĞİLDİR” Anma töreninde konuşan bir diğer isim, Uğur Mumcu’nun mesai arkadaşı gazeteci-yazar Işık Kansu oldu. Kansu, konuşmasında Uğur Mumcu suikastına ilişkin kamuoyundaki “faili meçhul” algısına dikkat çekerek, cinayetin arka planını ayrıntılarıyla anlattı. Uğur Mumcu’nun “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” sözünü hatırlatarak konuşmasına başlayan Kansu, “Bu arabanın önündeyken Uğur ağabeyi öldürenlerle ilgili biraz bilgi vermek istiyorum” dedi. Toplumda yaygın olan kanaatin aksine, cinayetin aydınlatıldığını vurgulayan Kansu, “Toplumda bu cinayetin ‘faili meçhul’ olduğu yönünde bir algı vardır. Ancak bu doğru değildir; Uğur Mumcu cinayeti faili meçhul değildir” dedi. Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’ya yönelik saldırıların aynı yapı tarafından gerçekleştirildiğini belirten Kansu, “Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’ya yönelik dörtlü suikastı gerçekleştiren sanıklar, yani katiller bulunmuştur ve bugün çoğu cezaevindedir. Bu cinayetleri gerçekleştiren yapı, İran’da Humeyni devrimini ihraç etmek üzere görevlendirilmiş, İran’da yetiştirilmiş Kudüs Ordusu adlı bir çetedir; bir katil örgüttür. Uzun süre boyunca bu olaylar, ne yazık ki Türkiye’de devletin istihbarat mekanizmaları tarafından yeterince üzerine gidilmeden ortada bırakılmıştır. Sayın Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde, dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’a bu konuda görev verilmiştir. Saadettin Tantan bugün rahatsızlığı nedeniyle evindedir; kendisine minnet duyuyorum. Bu katillerin ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynamıştır. Hatırlayacağınız üzere, 1990’lı yılların sonlarında Hizbullah örgütüne yönelik “ceset evler” operasyonları yapılmıştır. Saadettin Tantan döneminde Beykoz’da bir eve operasyon düzenlenmiş ve Hizbullah’ın lideri orada öldürülmüştür. Örgüt, evdeki bilgisayarları yakmıştır; ancak Türk Emniyeti bu bilgisayarların hafızasından örgütün şemasını çıkarmayı başarmış ve bu çalışmalar sonucunda Kudüs Ordusu yapılanmasına ulaşılmıştır. Ankara’nın Sincan ilçesinde yapılan kazılarda, Muammer hocamızı arkadan kalleşçe vuran tabanca bulunmuştur. Uğur ağabeyi, Ahmet Taner Kışlalı’yı ve Bahriye Üçok’u aramızdan alan C-4 patlayıcıların fünyeleri ve benzeri materyaller de ele geçirilmiştir. Sonuç olarak bu Kudüs Ordusu yapılanması yakalanmıştır” dedi. “RABITA BAĞLANTILARI MUMCU’NUN YAZILARINDA AÇIK” Konuşmasında Mumcu’nun öldürüldüğü otomobilin sembolik önemine de değinen Kansu, örgütün daha önce diplomatlara yönelik bombalı saldırılar gerçekleştirdiğini hatırlattı. “Son eylemlerinde hedef ölmediği için Uğur ağabeyin arabasına yerleştirilen C-4’ün miktarını artırdılar” diyen Kansu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Bu nedenle aracın üst kısmı yok olmuştur ve Uğur ağabeyin bedeni çeşitli yerlere savrulmuştur. Bu, son derece vahşi ve canice bir olaydır. Uğur Mumcu’nun Rabıta kitabını okursanız, oradaki tüm bağlantıları açıkça görebilirsiniz. Rabıta, Suudi Arabistan ve Amerika bağlantılı bir örgüttür ve dünyada Müslüman ülkelerin şeriatla yönetilmesini savunur. Uğur Mumcu bu örgütle bağlantılı vakıfları ve isimleri tek tek sıralamıştır. Bunlar arasında Ensar Vakfı ve Bereket Vakfı da vardır. Bu vakıfların yöneticilerinden bazıları, AKP döneminde Maliye Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuştur. Uğur Mumcu, Ömer Dinçer’i de yazmıştır. Ömer Dinçer daha sonra Milli Eğitim Bakanı ve Çalışma Bakanı olmuştur. Milli Türk Talebe Birliği’nin Rabıta ile bağlantısı vardır. Bu birliğin 1970’li yıllarda yöneticiliğini yapan Recep Tayyip Erdoğan bugün Cumhurbaşkanıdır. Yine bu yapının yöneticilerinden İsmail Kahraman Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olmuştur; Abdullah Gül ise Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunmuştur.” “KUVAYI MİLLİYE RUHU HÂLÂ AYAKTA” Konuşmasının sonunda Mumcu’nun neden hedef alındığını özetleyen Kansu, “Uğur Mumcu sadece bir gazeteci değildi; önemli bir yurtseverdi ve her şeyden önemlisi bir Kuvayı Milliyeciydi” dedi. Yaklaşık çeyrek asırdır süren karşı devrimci dalgaya rağmen mücadelenin sürdüğünü vurgulayan Kansu, “İçimizdeki Kuvayı Milliye ruhunu ve Atatürk sevgisini bu halkın yüreğinden söküp atamadılar” ifadelerini kullandı. Kansu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Mücadeleye devam edeceğiz. Bu mücadeleyi demokrasiyle çözeceğiz, yenilmeyeceğiz. Atatürk’ün yolunda yürümeyi sürdüreceğiz. Hiç kimse enseyi karartmasın.” “UĞUR MUMCU GERÇEĞİN BEDELİNİ CANIYLA ÖDEMİŞTİR” Anma töreninde konuşan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Uğur Mumcu’nun yalnızca bir gazeteci değil, Türkiye’nin vicdanını ve aydınlanma mücadelesini temsil eden bir aydın olduğunu vurguladı. “Bugün burada yalnızca aramızdan ayrılmış bir gazeteciyi anmak için değil; bu ülkede bir vicdanı, bir aklı, bir mücadeleyi ve kararlı bir direnişi temsil eden yiğit ve onurlu bir duruşu anmak için toplandık. Bugün burada Uğur Mumcu’yu anıyoruz” diyen Yalaz, Uğur Mumcu’nun gerçeğin bedelini canıyla ödemiş bir aydın olduğunu söyledi. Yalaz konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Uğur Mumcu, kalemini iktidara kiralamayan, hakikat için mücadele eden, bir an olsun vazgeçmeyen ve ‘Ben susarsam kim konuşacak?’ diyen yiğit bir yurtseverdir. Bugün hâlâ sorduğumuz sorular, onun yıllar önce sorduğu sorulardır. “Faili meçhul cinayetler neden aydınlatılmıyor?” diye soruyoruz; bu, onun sorusudur. “Bu ülkenin karanlık ilişkileri ve karanlık bağlantıları neden bir türlü ortaya çıkarılamıyor?” diyoruz; bu da onun sorusudur. “Hukuk ve yargı neden zalimin, iktidarın ve güçlünün sopası hâline getiriliyor?” diye soruyoruz; bunlar da Uğur Mumcu’nun sorularıdır. Biliyoruz ki onun sorularını sormaya devam ettiğimiz sürece Uğur Mumcu yaşayacaktır. Çünkü onun kalemi gömülmemiştir. O öldürüldükten sonra kalemi, binlerce yiğit ve gözü pek gazetecinin, hukukçunun elinde çoğalmaya devam etmiştir. O kalemler çoğaldıkça, o duruşlar sürdükçe ve bizler onun sorularını sormayı bırakmadıkça, Uğur Mumcu mücadelemizde yaşamayı sürdürecektir. Bu duygu ve düşüncelerle, “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” diyen o yiğit insana, o yiğit mücadele adamına ve o yiğit devrimciye sonsuz saygı, minnet ve şükranlarımızı sunuyorum.” Anma töreninde CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan da konuşma yapan diğer isimler oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.