SON DAKİKA
Hava Durumu

#İstanbul

Porsuk Haber Ajansı - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Okullarda Şiddet Artık Yeter! Haber

Okullarda Şiddet Artık Yeter!

Eğitim Sen Eskişehir Şubesi ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubesi tarafından İstanbul'da bir öğretmenin okulda öğrencisi tarafından öldürülmesi ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. Bir günlük iş bırakma eylemi yapan öğretmenler Uğur Mumcu Parkı’nda toplanarak Milli Eğitim Müdürlüğü binası önüne yürüyerek bir basın açıklaması yaptı. Eğitim Sen Eskişehir Şubesi ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubesi adına açıklamayı yapan Emre Sarıkaş şu ifadelere yer verdi; "2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ve bir öğrenci yaralanmış, yaralanan arkadaşlarımızdan Fatma Nur Çelik tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir. Eğitim Emekçileri olarak burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık. Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Ancak açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir. Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Buradan başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz: Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir. o Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. o Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir. o Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır. o Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır. o Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır. o Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer olayların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz."

Eğitimciye Yönelen Şiddet Bir Toplumsal Çürüme Belirtisidir Haber

Eğitimciye Yönelen Şiddet Bir Toplumsal Çürüme Belirtisidir

Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, İstanbul’da bir okulda meydana gelen şiddet olayı ve bir öğretmenin hayatını kaybetmesi ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı; "Bugün kelimelerin tükendiği, hangi cümleyi kursak acımızı dindirmeye yetmeyeceği bir anı yaşıyoruz. Bir öğretmenin iyi bir insan milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı tarif edilemez boyuta taşımıştır. Eğitim sistemimizi nasıl daha verimli ve başarılı kılarız, eğitim çalışanlarının sorunlarına nasıl çözüm getirebiliriz düşüncesiyle çaba sarfeden eğitimciler olarak hazin bir cinayet haberiyle daha derinden sarsılmış bulunuyoruz. İstanbul Çekmeyeköy’de Fatma Nur Çelik öğretmenimiz vefat etmiş; bir diğer öğretmenimiz ile bir öğrencimizin hastanede tedavileri devam etmektedir Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve bütün eğitim camiamıza başsağlığı; yaralı öğretmenimiz ile öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş ve toplumun geleceği açısından vazgeçilmez olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesini sekteye uğratacak dereceye varmış bulunmaktadır. Öğretmenlerimize yönelen şiddet, eğitimcilerimizin canına kast edilmesi, eğitimin can güvenliği kaygısına teslimi, kabulü ve tahammülü mümkün olmayan bir sorun alanına dönüşmüştür. Eğitimciye yönelen şiddet, bir toplumsal çürüme belirtisidir. Yaşadığımız bu olay, eğitimciye, öğretmene karşı şiddetin ne ilk örneğidir ve korkumuz odur ki ne de son örneği olacaktır. Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i âdiyeden bir hale geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili haline geldiği bir dönemdeyiz. Eğitimciye şiddet ne yazık ki bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür. Eğitimcilere yönelik saldırılar geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğinin çalışma hayatındaki başat sorun haline dönüşmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi son örneği İstanbul Çekmeköy’de yaşandığı gibi şiddetin failinin bizatihi öğrenci ve çocuk olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı, toplumsal bir sorun olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla toplumun karşısına çıkmaktadır. Çocuk suçluluğun çocuğun aile başta olmak üzere içinde bulunduğu sosyal çevrede çocuğun ruhsal, psikolojik, ahlakî gelişimi için gerekli ilgi, sevgi, şefkat, eğitim ve disiplini alamamasının sonucu olduğu gözetilmelidir. Çocuğun, ailenin bir üyesi olarak kişiliğini, karakterini, toplum içinde bir birey olarak sergilediği bireysel davranışlarını, değerlerini, ahlakî yargılarını, her şeyden önce ailesi içinde aldığı eğitimle kazanacağı unutulmamalıdır. Aile içindeki düzensizlik, ilgisizlik, sevgisizlik, saygısızlık, değersizlik, topluma, okula, işe, çevreye suç olarak yansıyacaktır. Bu sebeple, cehalete dayanan şiddeti veya şiddete dayanan cehaleti bir an evvel ortadan kaldırmak için çocuk ve genç eğitimine olduğu kadar yetişkin ve aile eğitimine de ağırlık vermeli; çocuk suçluluğunun arka planında aile olduğunu da görmeli; suçun faili olan çocuğun yanında ailenin de suçtan sorumluluğunu gözetmeliyiz. Göz göre göre gelen sorunu, gözümüzün önünde duran soruna, gözümüzü kapayarak çözüm bulamayız. Bugün yaşadığımız acılar, dünün ihmal ve umursamazlığının sonucudur. Yarın yaşanmasını istemediğimiz acılar da bugünkü ilgisizliğin sonucu olmamalıdır. Bu konuya ısrarla dikkat çekip çözüm önerilerimizi sunduğumuz her durumda karşılaştığımız “umursamazlık ve duyarsızlık” şeklindeki anlaşılmaz tutum, şiddetin ateşine benzin dökmekten başka bir anlama gelmemektedir. Uluslararası hukuk ve anayasada ifadesini bulan yaşam hakkı ilkesi çerçevesinde, devletin kasıtlı ve hukuksuz şekilde ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü yanında kendi hukukuna tabi kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğunu hatırlatmak isteriz. Devletin bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruma ve ayrıca buna ilişkin ihlalleri önleyici, bastırıcı ve cezalandırıcı bir infaz mekanizması geliştirme ödevinin, okul güvenliğini tesis ederek eğitim kamu hizmetinin yürütülmesinde iş güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi zorunluğunun, hukuk devleti olmanın gereği olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır."

Turknet’ten Eskişehirli Liselilere ‘Net’ Destek Haber

Turknet’ten Eskişehirli Liselilere ‘Net’ Destek

FRC’nin Teknoloji Destekçisi Turknet, dünya çapındaki robotik serüveninde Eskişehirli gençlerin yanında yer alıyor. İstanbul ayağına Frostbite Robotics isimli Eskişehir takımının da katılacağı FRC'de Turknet, fiber altyapısı ve teknik destek sunduğu pit stop alanı ile gençlerin yanında yer alacak. Gençlerin üretme cesaretini destekleyen Turknet, dünyanın önde gelen lise robotik yarışmalarından FIRST® Robotics Competition’ın “Teknoloji Destekçisi” olarak sahada gençlerin yanında yer alacak. 2026 sezonunda, 6.500’den fazla öğrencinin yarışacağı etkinlikte Turknet, yalnızca fiber altyapısıyla değil, sahadaki teknik destek alanlarıyla da gençlerle olacak. Bu yıl takımlar, Turknet’in sağladığı teknoloji desteğiyle robotlarını "REBUILT" temasıyla sahaya sürecek. Beşinci kez FRC’ye destek olan şirket, Mart ve Nisan ayları boyunca sürecek bu teknoloji şöleninde Eskişehirli mucitlere de eşlik edecek. Arkeoloji ve Mühendislik Buluşuyor: REBUILT Sezonu Başlıyor Bu yıl “FIRST® AGE Sezonunda Geçmişi Yeniden İnşa Edelim: REBUILT℠” sloganıyla düzenlenen yarışmada takımlar, arkeolojiden ilham alarak mühendislik becerilerini kullanacaklar. Bu yıl; Türkiye’den 208 ve 16 ülkeden 39 yabancı takımı ağırlayacak olan etkinlikte 6.500’den fazla öğrenci yarışacak. Turknet ‘Pit Stop’ Çadırı Bu Yıl Daha Güçlü Geçtiğimiz yıl yoğun ilgi gören Turknet ‘Pit Stop’ teknik destek çadırı, bu sezon daha kapsamlı bir yapıyla sahada olacak. Takımların yedek parça ve tamir ihtiyaçlarına destek sağlayan alan sayesinde öğrenciler, teknik aksaklıklara takılmadan yarışmaya odaklanabilecek. Bu yılın bir diğer yeniliği ise Turknet’in özel maskotu olacak. FRC turnuvalarının ayrılmaz bir parçası olan maskot kültürüne dahil olan Turknet, maskotuyla FRC sahnesindeki yerini alarak gençlerle doğrudan etkileşim kuracak. Cem Çelebiler: Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesi bu salonlarda büyüyor” “Turknet için FRC, bir sponsorluk desteğinden çok, ülkemizin dijital geleceğine duyduğumuz inancın bir ifadesi,” diyen Fikret Yüksel Eğitim Vakfı Onur Kurulu Üyesi ve Turknet CEO’su Cem Çelebiler şöyle konuştu: “Biz interneti yalnızca bir bağlantı hizmeti olarak değil; üretimin, öğrenmenin ve cesur fikirlerin zemini olarak görüyoruz. Beş yıldır aynı sahada gençlerin hayal kurma cesaretine tanıklık ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki, Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesi tam da bu salonlarda büyüyor. Onların risk alan, deneyen ve yeniden ayağa kalkan ruhu bize de ilham veriyor. Bu nedenle FRC’de olmak bizim için bir destekten öte, bu yolculukta gençlerle birlikte yürümek anlamına geliyor.” Fikret Yüksel Vakfı Başkanı Alex Burchard ise şunları söyledi: “Programa ve öğrencilere sağladığı cömert destekten dolayı Turknet’e teşekkür etmek istiyorum. Gigafiber internet hizmetleri, etkinliklerimizin son derece pürüzsüz geçmesini sağlıyor ve öğrencilere bu anlamda sağladıkları destek inanılmaz büyük. Bu program önemli bir program, çünkü öğrencilere sadece bir dizi teknik beceri öğretmekle kalmıyor; aynı zamanda iletişim, takım çalışması, problem çözme ve gelecek nesillere yardım etmek için hayırseverlik yapma gibi şeylerle ondan çok daha fazlasını öğretiyor. “Robottan daha fazlası” sloganıyla aslında robotu yalnızca öğrencilerin ilgisini çekecek bir araç gibi kullanıyoruz, öğrenciler eğlenceye katıldıklarında ise yaşayacakları kişisel gelişimin sınırı olmuyor.” Mart ayı boyunca sürecek turnuvalar İstanbul’da ve Ankara’da gerçekleşecek. İstanbul Turnuva Takvimi; • İstanbul Regional: 3-5 Mart 2026 (Başakşehir Spor Salonu) • Bosphorus Regional: 6-8 Mart 2026 (Başakşehir Spor Salonu) • Yeditepe Regional: 9-11 Mart 2026 (Başakşehir Spor Salonu) • Haliç Regional: 25-27 Mart 2026 (T.A.F. Atletizm Salonu, Bakırköy) • Marmara Regional: 28-30 Mart 2026 (T.A.F. Atletizm Salonu, Bakırköy) Avrasya Regional: 31 Mart-2 Nisan 2026 (T.A.F. Atletizm Salonu, Bakırköy) Ankara Turnuva Takvimi; • Ankara Regional: 7-9 Nisan 2026, Devlet Bahçeli Eğitim Yaşam ve Spor Yerleşkesi • Başkent Regional: 10-12 Nisan 2026, Devlet Bahçeli Eğitim Yaşam ve Spor Yerleşkesi

"Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu Haber

"Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen, usta fotoğraf sanatçısı Ali Öz’ün “Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı” adlı sergisi sanatseverlerle buluştu. 1979 yılında başladığı fotoğraf yolculuğunda, 25 yılı aşkın süredir İstanbul’un dans ve bale sahnesine tanıklık eden Ali Öz, sahnenin büyüsünü objektifiyle ölümsüzleştirdi. “Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı” sergisi, sanatçının uzun soluklu gözlemlerinin ve estetik bakışının güçlü bir yansıması olarak izleyicilerin beğenisine sunuldu. Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi Sanat Galerisi’nde açılan sergide; Moskova Klasik Devlet Balesi, Béjart Ballet Lausanne, Bolşoy Tiyatrosu, Çin Ulusal Devlet Balesi, Kiev Balesi gibi dünyaca ünlü toplulukların sahnelerinden karelerin yanı sıra, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ve çağdaş dansın önemli isimleri Zeynep Tanbay ile Beyhan Murphy’nin performanslarından seçilmiş yaklaşık 60 fotoğraf yer alıyor. Açılışta konuşan sanatçı Ali Öz, “Uzun yıllardır süren bir birikimin ürünü olan bu fotoğraf sergisinin Eskişehir’e çok yakışacağını düşünüyordum; nitekim öyle de oldu. Sergi, kentin ruhuyla bütünleşti ve Eskişehir’e ayrı bir değer kattı. Eskişehir gerçek anlamda bir kültür ve sanat şehri. Eserlerimin burada sanatseverlerle buluşmasına imkân sağlayan Ayşe Ünlüce’ye içten teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi. Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Hasan Ünal ise konuşmasında, “Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, sanatın ve sanatçının yanında olmaya her zaman devam edecektir. Sanata ve sanatçıya verilen bu kıymetli destek, kentimizin kültürel zenginliğini daha da güçlendirmektedir. Ayşe Ünlüce’nin selamlarını iletiyor; değerli sanatçımıza bundan sonraki sanat yaşamında başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı. Sahnedeki hareketin, ışığın ve duygunun bir anlık kesitini yakalayan eserler; dansın zarafetini ve dinamizmini fotoğraf sanatıyla buluşturarak izleyicilere görsel bir şölen sunuyor. Sergi, 3 Nisan’a kadar ziyaret edilebilecek.

Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti 75'inci Kuruluş Yılını Kutlayacak Haber

Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti 75'inci Kuruluş Yılını Kutlayacak

Türkiye’nin önemli ve etkin basın kuruluşlarından olan Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti 75. Kuruluş yıldönümünü kutlamak için hazırlıklara başladı. İstanbul ve Ankara Cemiyetlerinden sonra Türkiye’nin en eski Gazeteciler Cemiyetlerinin başında gelen Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti 1952 yılından bu yana aralıksız çalışmalarını sürdürüyor. Eskişehir’de yapılan çalışmaların yanı sıra Türkiye Genelinde de basın konusunda yapılan çalışmalarda etkili olan Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun kuruluşunda ve çalışmalarında aktif rol almaktadır. Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yılmaz Karaca, Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun Genel Başkanı olarak görev yapmaktadır. YÖNETİM KURULU TOPLANDI Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bugün yaptığı toplantıda, Cemiyetin 75. Kuruluş Yıldönümü kutlamaları için çalışmalara başlama kararı aldı. İlk olarak 2026 Eskişehir Yılı ilan edilmesi kapsamında etkinlik yapmayı düşünen Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye’deki basın mensuplarının yanı sıra Avrupa, KKTC ve Azerbaycan’dan gazeteciler ve Basın Kuruluşlarının katılımıyla Başkanlar Konseyi Toplantısı yapmayı kararlaştırıldı. Bu kapsamda yurtiçi ve yurt dışından gelen gazetecilere 2026 Eskişehir yılı vizyonu ile Eskişehir’in tanıtımı da yapılacak. Yönetim Kurulu toplantısında ayrıca Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti üyelerine Ramazan Yardımı yapılması da kararlaştırıldı.

Uzaklaştırma Kararları Ölüm Belgesi Olmayacak! Haber

Uzaklaştırma Kararları Ölüm Belgesi Olmayacak!

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, Türkiye’de son 24 saat içinde 6 kadının katledilmesine ilişkin yaptığı açıklamada katledilen kadınlardan üçünün uzaklaştırma kararı altında olduğuna dikkat çekti, sistemin iflas ettiğini vurguladı. Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ‘’Türkiye’de son 24 saatte 6 kadın katledildi. Üstelik üçü hakkında uzaklaştırma kararı bulunan erkekler tarafından öldürüldü. Yani devlet biliyordu. Yani risk kayıt altındaydı. Yani kadınlar “koruma altındaydı.” Ama yine öldürüldüler. İstanbul’da Filiz Şağbangül, üç çocuğunun gözleri önünde defalarca bıçaklanarak katledildi. Gebze’de Aylin Polat Dağ, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan erkek tarafından istasyonda herkesin ortasında vurularak öldürüldü. Van’da Gönül Alkan, uzaklaştırma kararı aldırdığı erkek tarafından katledildi. Osmaniye’de İlknur Koç, boşandığı erkek tarafından öldürüldü. Aksaray’da Kübra Kılıç boşandığı erkek tarafından katledildi; fail, Zeynep Ayaz’ı da ateşli silahla öldürdü. Uzaklaştırma kararı olan erkekler, kadınları sokak ortasında öldürebiliyorsa; koruma kararları uygulanmıyor demektir. Denetim yapılmıyor demektir. Fail takibi yapılmıyor demektir. Kadınların yaşam hakkı ciddiye alınmıyor demektir. Buradan açıkça söylüyorum: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görevini yerine getirmemiştir. Risk altındaki kadınları izleme, koruma ve destek mekanizmalarını işletmemiştir. Şiddeti önleme sistemini kâğıt üzerinde bırakmıştır. İçişleri Bakanlığı caydırıcılığı sağlayamamıştır. Uzaklaştırma kararlarının denetimini etkin yapamamıştır. Fail takibini eksiksiz gerçekleştirememiştir. Ve siyasi sorumluluk makamı olan iktidar; kadınların yaşam hakkını koruyamamıştır. Her kadın cinayetinden sonra taziye mesajı yayımlamak sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Kadınlar ölürken açıklama yapmak vicdanı temizlemez. Devletin asli görevi yaşam hakkını korumaktır. Koruma kararı verdiği kadını koruyamayan bir sistem çökmüş demektir. Kadınların yaşam hakkı için görevini yapmayan herkes hesap vermelidir. Koruma kararlarını uygulamayan, denetlemeyen, ciddiye almayan her kamu görevlisi sorumludur. Bakanlıklar birbirine pas atarak bu vebalden kurtulamaz. Kadın cinayetleri kader değildir. Bu ölümler önlenebilirdi ama önlenmedi. Ve biz bunu unutmayacağız. Kadınların yaşam hakkı için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ve bu ülkede uzaklaştırma kararları ölüm belgesi olmayacak!’’

2026 Eskişehir Yılı İçin İstanbul'da Güç Birliği Haber

2026 Eskişehir Yılı İçin İstanbul'da Güç Birliği

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, 2026 yılı için hazırlanan “Eskişehir Yılı Vizyon Projeleri”ni İstanbul’da faaliyet gösteren Eskişehir hemşehri derneklerinin temsilcilerine anlattı. İstanbul’da gerçekleşen buluşmada, sivil toplum kuruluşları ile hemşehri derneklerinin katkısının önemi vurgulanırken, ortak akıl ve dayanışma mesajları verildi. Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan 2026 Eskişehir Yılı Vizyon Projeleri, İstanbul’da faaliyet gösteren Eskişehirli hemşehri derneklerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda paylaşıldı. Buluşmada kent vizyonu, kültürel projeler ve dayanışma çalışmaları ele alındı. Toplantıya Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Üsküdar Belediyesi 1’inci Başkan Vekili Ali Aral, İstanbul’da faaliyet gösteren Eskişehirliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Orhan Aktepe, İstanbul Eskişehirli Yönetici ve İşadamları Derneği Başkanı Orhan Barda, Marmara Eskişehir Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Kazım Gündoğan, Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği Başkanı Selahattin Erdoğan Darıca, Eskişehirliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Okan Genç ve dernek temsilcileri katıldı. Toplantıda konuşan Başkan Ünlüce, 2026 vizyonunun Eskişehir’i kültür, sanat, turizm ve sosyal belediyecilik alanlarında daha ileriye taşıyacak projeler içerdiğini belirterek, şehir dışında yaşayan hemşehrilerin desteğinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Ünlüce, “Sizler burada Eskişehir’in gönüllü temsilcilerisiniz. Şehrimizin başarı hikâyelerini anlatacak en doğru kişiler sizlersiniz. Yıllardır dernekler aracılığıyla bu bağı yaşatmanız, Eskişehir’e olan sevginizin en güçlü göstergesidir. Belki Eskişehir’le bağı zayıflamış hemşehrilerimiz vardır. Onları da yeniden harekete geçirebiliriz. İlginizi çeken bir etkinlik olduğunda daha fazla iletişimde olalım. Eskişehir’e daha sık gelin. Biz hayatımızın büyük kısmını Eskişehir’de geçirdik. Başka bir şehirde yaşamayı düşünmedik bile. Ama sizler farklı şehirlerde hayat kurdunuz, aileleriniz var, düzeniniz var. Buna rağmen Eskişehir bağınızı koparmadınız. İşte bu çok değerli. Eskişehir denildiğinde hepimizin içinde özel bir duygu oluşuyor. Bu güçlü ve duygusal bağı birlikte büyütmek istiyoruz. Sizlere, dernek başkanlarımıza ve yöneticilerimize bu gönül buluşması için teşekkür ediyorum.” dedi. Toplantıda konuşan Üsküdar Belediyesi 1’inci Başkan Vekili Ali Aral, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın sağlık sorunları nedeniyle buluşmaya katılamadığını belirterek, mesajını iletti. Dedetaş mesajında şu ifadeleri kullandı: “2024 yerel seçimlerinde gösterdiği büyük başarı ile görevi devralan ve bayrağı devralan ve şehre kattığı vizyon ile Eskişehir'in gücüne güç katan değerli Başkanım Ayşe Ünlüce’nin de bu bayrağı çok daha yukarılara taşındığına şahit oluyoruz. Bizler için özel duyguları tarifleyen “26” rakamını öne çıkartan 2026 Yılı Eskişehir Buluşmasının, köklü geçmişimizden ilham alan ancak yüzü daima geleceğe dönük çağdaş ve modern yaşam çizgisinde Eskişehir'e özgü vizyoner projelerin geliştirildiği verimli bir fikir şöleni olmasını diliyor; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.” Toplantıda söz alan dernek başkanları ilk kez bir belediye başkanının kendilerini Eskişehir’den ziyaretlerine geldiğine dikkat çekerek, “Başkanımıza çok teşekkür ederiz. Eskişehir’e yönelik çalışmalara katkı sunmaya her zaman hazırız.” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından 26 dakikalık “Eskişehir Yılı Vizyon Projeleri” tanıtım videosu hep birlikte izlendi, merak edilen sorular cevaplandırıldı. Buluşma sonrası Başkan Ünlüce, Yeditepe Üniversitesinin Eskişehirli kurucusu, İstanbul'un ilk büyükşehir belediye başkanı Bedrettin Dalanı, eski Milli Eğitim Bakanlarından Prof. Dr. Orhan Oğuz’un kızı ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Sedefhan Oğuz’u ziyaret ederek, Eskişehir ve belediyecilik üzerine sohbet etti.

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!" Haber

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, konut piyasasında ilan manipülasyonu, spekülasyon ve fahiş kira artışlarına ilişkin verdiği soru önergesine Ticaret Bakanlığı’ndan gelen yanıtı sert sözlerle eleştirdi. Kış, “Bir yandan ‘sorun yok’ deniliyor, diğer yandan aynı metinde ceza kesildiği itiraf ediliyor. Bu yanıt krizi çözmüyor, krizi doğruluyor” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın yazılı cevabında, satılık konut ilanlarının geri çekildiğine dair bir tespit bulunmadığı savunulurken; fiyat manipülasyonu yaptığı belirlenen 1.423 kişi ve kuruluşa toplam 173 milyon 300 bin lira idari para cezası uygulandığı bilgisi yer aldı. Kış, bu tabloya dikkat çekerek, “Sorun yoksa bu cezalar neden kesildi?” diye sordu. TCMB Kira Haritası Gerçeği Gösterdi Kış, konut krizine ilişkin değerlendirmesini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan “Değerlemesi Yapılan Konutların Birim Kiraları” verileriyle destekledi. TCMB verilerine göre Türkiye genelinde ortalama kira metrekare başına 224,75 TL oldu. Ortalama 100 metrekarelik bir konut için bu rakam 22 bin 475 TL’ye ulaştı. “Bugün net asgari ücret 28 bin 75 TL. Türkiye ortalaması kira 22 bin 475 TL ise, geriye kalanla fatura mı ödenecek, gıda mı alınacak, ulaşım mı karşılanacak?” diyen Kış, “Bu tablo, tek başına yaşamayı fiilen imkânsız hale getiriyor. Barınma temel hak olmaktan çıkmış, lüks hâline gelmiştir” ifadelerini kullandı. İstanbul’da Kira Asgari Ücreti Aştı TCMB verilerine göre 100 metrekarelik bir konutta ortalama kira İstanbul’da 36 bin 786 TL ile en yüksek seviyeye çıktı. İstanbul’u 32 bin 528 TL ile Muğla, 25 bin 218 TL ile İzmir izledi. En düşük kira ortalaması ise 9 bin 400 TL ile Mardin oldu. 10 bin TL’nin altında kalan tek şehir yine Mardin olarak kaydedildi. Kış, “İstanbul’da ortalama kira asgari ücreti aşıyorsa burada artık ‘piyasa’ değil, açık bir sosyal adalet krizi vardır. İnsanlara ‘şehir değiştirin’ mi denilecek?” diye konuştu. Mersin’de Artış Yüzde 2295 Kış, Mersin’e ilişkin verilerin de tabloyu doğruladığını vurguladı. TCMB’ye göre Mersin’de 100 metrekarelik bir konutun ortalama kirası 17 bin 489 TL seviyesinde. Ancak daha çarpıcı olanın artış oranı olduğuna dikkat çeken Kış, 2018’in ilk çeyreği ile 2025’in son çeyreği arasında Mersin’de kira artışının yüzde 2295,8’e ulaştığını söyledi. “Bu artış oranı, konutun nasıl bir barınma krizine dönüştüğünün açık belgesidir” diyen Kış, “Gelir artışıyla açıklanamayacak bu tablo, denetimsizlik ve spekülasyonun sonucudur” değerlendirmesinde bulundu. “Denetim Şikâyet Beklemek Değil, Re’sen Müdahaledir” Bakanlığın “kendilerine bu yönde bir başvuru yapılmadığı” yönündeki yaklaşımını da eleştiren Kış, “Devletin görevi yurttaştan dilekçe beklemek değildir. Barınma gibi temel bir alanda denetim, re’sen yapılır. ‘Başvuru yok’ demek sorumluluktan kaçmaktır” dedi. “Konut Yatırım Oyuncağı Değil, Barınma Hakkıdır” Açıklamasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Kış, şunları söyledi: “İlan manipülasyonu, fiyat tutma, spekülasyon… Adı ne olursa olsun sonuç aynı: Yurttaş evinden ediliyor, kira kıskacında eziliyor. Konut yatırım oyuncağı değil, barınma hakkıdır. Bu kriz ‘sorun yok’ denilerek değil; kamucu, caydırıcı ve şeffaf bir denetimle çözülür.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.