SON DAKİKA
Hava Durumu

#İstanbul

Porsuk Haber Ajansı - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir Sanayisinde Teknoloji Devrimi: Türkiye’nin En Gelişmiş 3. Şehri Oldu! Haber

Eskişehir Sanayisinde Teknoloji Devrimi: Türkiye’nin En Gelişmiş 3. Şehri Oldu!

Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından yayımlanan İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi sonuçları, Eskişehir’in sanayi ve teknoloji alanındaki yükselişini tescilledi. İstanbul ve Ankara’nın ardından Türkiye genelinde üçüncü sıraya yerleşen Eskişehir, yüksek katma değerli üretim kapasitesiyle dikkat çekiyor. ​Üretimden Teknoloji Üssüne Dönüşüm ​Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, sonuçlara dair yaptığı değerlendirmede şehrin gelişim yolculuğuna vurgu yaptı. Eskişehir’in artık sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda bir teknoloji geliştirme merkezi haline geldiğini belirten Kesikbaş, bu başarının arkasında büyük bir emek ve stratejik planlama olduğunu ifade etti. ​Başkan Kesikbaş, “Bu başarı; sabahın erken saatinde fabrikasının kapısını açan sanayicimizin, tezgah başında alın teri döken çalışanımızın, mühendisimizin ve gençlerimizin başarısıdır. Eskişehir, emeğin ve aklın birleştiği bir şehirdir” diyerek sanayi camiasına teşekkürlerini iletti. ​İhracatın Yüzde 30’u Yüksek Teknolojiden ​Eskişehir sanayisinin gücü rakamlara da yansımış durumda. Bugün şehirde 1.800’den fazla üretici firma faaliyet gösterirken, sanayi cirosu 10 milyar dolar, ihracat ise 4,8 milyar dolar seviyelerine ulaştı. Özellikle Türkiye’de dış ticaret fazlası veren nadir illerden biri olan Eskişehir, ekonomik istikrarın kalesi konumunda. ​Şehrin teknolojik gücünü kanıtlayan en büyük veri ise ihracat kompozisyonunda saklı. Eskişehir’in toplam ihracatının yüzde 30’u orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerden oluşuyor. ​Stratejik Üretimde Eskişehir İmzası ​Eskişehir, özellikle kritik sektörlerdeki yerli üretim kabiliyetiyle Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltıyor. Şehirde üretilen bazı stratejik teknolojiler şunlar: ​Havacılık: Uçak, helikopter ve İHA (İnsansız Hava Aracı) motorları. ​Ulaşım ve Lojistik: Yüksek performanslı lokomotif ve kamyon motorları. ​Denizcilik: Gemi motoru teknolojileri. ​İstihdamın Can Damarı Sanayi ​Eskişehir’de sanayi, sadece ekonomik bir veri değil, aynı zamanda toplumsal refahın temel kaynağı. 100 bini aşkın vatandaşın geçimini doğrudan sanayiden sağladığı şehirde, neredeyse her üç aileden biri üretim ekosisteminin içinde yer alıyor. ​Eskişehir Sanayi Odası, bu başarıyı bir son değil, yeni bir başlangıç olarak görüyor. Hedef; Eskişehir’i sadece Türkiye’nin değil, bölgenin en önemli teknoloji ve inovasyon merkezlerinden biri haline getirmek.

Nebi Hatipoğlu’ndan Yılmaz Büyükerşen’e: "Senden Artık Bıktık!" Haber

Nebi Hatipoğlu’ndan Yılmaz Büyükerşen’e: "Senden Artık Bıktık!"

AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in sanayicilere yönelik eleştirilerine sosyal medya üzerinden çok sert bir yanıt verdi. Hatipoğlu, Büyükerşen’in tavrını "nobran" olarak nitelendirerek, Eskişehir’in ekonomik gücünün sanayiciler tarafından inşa edildiğini vurguladı. ​"Eskişehir'i Sanayiciler ve Tüccarlar İnşa Etti" ​Nebi Hatipoğlu, Büyükerşen’in yerel bir gazeteye verdiği röportajda iş dünyasını hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi Hatipoğlu yaptığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı: ​"İç Anadolu’nun bozkırında, Eskişehir gibi bir vahayı, bugün dil uzattığın o sanayiciler ve tüccarlar inşa etti. 2025 yılında o beğenmediğin müteşebbisler 4.8 milyar doları aşan ihracatla bu şehrin iktisadi yükünü omuzladılar." ​"Çeyrek Asırdan Kalan: Üç Beş Park ve Soğuk Heykeller" ​Büyükerşen’in 25 yıllık görev süresini eleştiren Hatipoğlu, mevcut belediye yönetimini de hedef aldı. Şehrin geleceğine dair kalıcı bir eser bırakılmadığını savunan Milletvekili, "Senin çeyrek asırlık hükmünden bu kente kalan; üç beş park ve sayısız soğuk heykelden ibaret. Ne temele dokundun ne de geleceği inşa ettin. Halefin ise sokakları dubalarla kuşatmak dışında bir maharet göstermiyor," dedi. ​Vakıf Kaynakları ve "200 Milyon Dolarlık" İddia ​Hatipoğlu’nun açıklamasındaki en dikkat çekici kısımlardan biri de Büyükerşen’e yönelik vakıf ve mal varlığı suçlamaları oldu. Hatipoğlu, üniversite kaynaklarıyla kurulan vakıf üzerinden sert bir soru yöneltti: ​"Üniversite kaynaklarıyla hayat bulan vakfın, 200 milyon dolarlık okullarını ve otellerini kendi hanene dahil etmenden hiç söz etmiyorsun." ​"İstanbul'daki Kalemşör Dostlarına Sığın" ​Açıklamasının sonunda Büyükerşen’in medya ilişkilerine de değinen Hatipoğlu, "Şimdi koş ve o İstanbul'daki kalemşör dostlarına yeniden sığın. Belki bir kol saatimi daha çekip, saygınlığı sıfır manşetlerine koyarlar," diyerek tepkisini noktaladı

Odunpazarı’nın Kupadaki Rakibi Belli Oldu Haber

Odunpazarı’nın Kupadaki Rakibi Belli Oldu

Türkiye Hentbol Federasyonu 50. Yıl Federasyon Kupası Sekizli Finalleri’nin kura çekimi gerçekleştirildi. HDI Sigorta ana sponsorluğunda sahibini bulacak kupada, THF Prof. Dr. Yaşar Sevim Hentbol Salonu’nda THF Genel Sekreter Vekili Avni Mutlu tarafından çekilen kura neticesinde çeyrek final eşleşmeleri ve kupa ağacı belli oldu. Erkeklerde ve kadınlarda 8’er olmak üzere toplam 16 takım, 6-9 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da kupa için mücadele edecek. Müsabakalar THF Beykoz Spor Ormanı Yeni Spor Salonu ile Üsküdar Çamlıca Spor Salonu’nda oynanacak. Kupada Eskişehir temsilcisi Odunpazarı Spor Kulübü, Trabzon temsilcisi Ortahisar Belediyesi ile eşleşti. 50. Yıl Federasyon Kupası’nda kadınların çeyrek final eşleşmeleri şu şekilde oluştu: Bursa Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü-Yenimahalle Belediyesi Spor Kulübü (A Eşleşmesi) Üsküdar Belediyesi Spor Kulübü-MC Sistem Yurdum Spor Kulübü (B Eşleşmesi) Ortahisar Belediyesi Spor Kulübü-Odunpazarı Spor Kulübü (C Eşleşmesi) Armada Praxis Yalıkavak Spor Kulübü-Göztepe Spor Kulübü (D Eşleşmesi) 50. Yıl Federasyon Kupası’nda kadınların yarı final eşleşmeleri şu şekilde: D Eşleşmesi Galibi-B Eşleşmesi Galibi (Yarı Final 1. Maçı) C Eşleşmesi Galibi-A Eşleşmesi Galibi (Yarı Final 2. Maçı) 50. Yıl Federasyon Kupası’nda kadınların final eşleşmeleri şu şekilde: Yarı Final 1. Maçı Galibi-Yarı Final 2. Maçı Galibi

Dünya Kupası'na Son 90 Dakika! Haber

Dünya Kupası'na Son 90 Dakika!

​A Millî Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası yolunda dev bir adım daha attı. İstanbul’da Romanya’yı 1-0 mağlup eden Ay-Yıldızlılar, adını Play-Off finaline yazdırdı. ​​Dünya Kupası Avrupa Elemeleri Play-Off yarı finalinde Romanya’yı ağırlayan milliler taraftarının müthiş desteğiyle sahaya çıktı. Beşiktaş Park’ta oynanan maça A Milli Takım; Uğurcan Çakır, Mert Müldür, Samet Akaydın, Abdülkerim Bardakcı, Ferdi Kadıoğlu, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Barış Alper Yılmaz, Arda Güler, Kenan Yıldız, Kerem Aktürkoğlu onbiri ile çıktı. İlk yarısı karşılıklı ataklarla ancak golsüz geçilen mücadelenin kilidini 53. dakikada Ferdi Kadıoğlu açtı. Şık bir vuruşla fileleri havalandıran Ferdi, Türkiye’yi 1-0 öne geçiren ve final kapısını aralayan golü kaydetti. ​Montella: "Olgun ve Sabırlı Oynadık" ​Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Teknik Direktör Vincenzo Montella, oyuncularının performansından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Beşiktaş Park’ta soruları yanıtlayan İtalyan teknik adam şu ifadeleri kullandı: ​"Futbolcularımız çok olgun bir maç çıkardı. Sabırlı kaldık, mesafeleri hiç açmadık ve istediğimizi aldık. Şimdi önümüzde son bir adım var. Dünya Kupası hasretine son vermek için tam konsantrasyonla finale hazırlanacağız." ​Son Durak: Kosova Deplasmanı ​Yarı finalde Romanya engelini aşan Millî Takımımızın finaldeki rakibi Kosova oldu. Dünya Kupası biletinin sahibi, 31 Mart 2026 Salı günü Kosova’da oynanacak tek maçlık final müsabakasının ardından belli olacak. ​

Okullarda Şiddet Artık Yeter! Haber

Okullarda Şiddet Artık Yeter!

Eğitim Sen Eskişehir Şubesi ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubesi tarafından İstanbul'da bir öğretmenin okulda öğrencisi tarafından öldürülmesi ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. Bir günlük iş bırakma eylemi yapan öğretmenler Uğur Mumcu Parkı’nda toplanarak Milli Eğitim Müdürlüğü binası önüne yürüyerek bir basın açıklaması yaptı. Eğitim Sen Eskişehir Şubesi ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubesi adına açıklamayı yapan Emre Sarıkaş şu ifadelere yer verdi; "2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ve bir öğrenci yaralanmış, yaralanan arkadaşlarımızdan Fatma Nur Çelik tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir. Eğitim Emekçileri olarak burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık. Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Ancak açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir. Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Buradan başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz: Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir. o Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. o Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir. o Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır. o Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır. o Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır. o Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer olayların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz."

Eğitimciye Yönelen Şiddet Bir Toplumsal Çürüme Belirtisidir Haber

Eğitimciye Yönelen Şiddet Bir Toplumsal Çürüme Belirtisidir

Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, İstanbul’da bir okulda meydana gelen şiddet olayı ve bir öğretmenin hayatını kaybetmesi ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı; "Bugün kelimelerin tükendiği, hangi cümleyi kursak acımızı dindirmeye yetmeyeceği bir anı yaşıyoruz. Bir öğretmenin iyi bir insan milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı tarif edilemez boyuta taşımıştır. Eğitim sistemimizi nasıl daha verimli ve başarılı kılarız, eğitim çalışanlarının sorunlarına nasıl çözüm getirebiliriz düşüncesiyle çaba sarfeden eğitimciler olarak hazin bir cinayet haberiyle daha derinden sarsılmış bulunuyoruz. İstanbul Çekmeyeköy’de Fatma Nur Çelik öğretmenimiz vefat etmiş; bir diğer öğretmenimiz ile bir öğrencimizin hastanede tedavileri devam etmektedir Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve bütün eğitim camiamıza başsağlığı; yaralı öğretmenimiz ile öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş ve toplumun geleceği açısından vazgeçilmez olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesini sekteye uğratacak dereceye varmış bulunmaktadır. Öğretmenlerimize yönelen şiddet, eğitimcilerimizin canına kast edilmesi, eğitimin can güvenliği kaygısına teslimi, kabulü ve tahammülü mümkün olmayan bir sorun alanına dönüşmüştür. Eğitimciye yönelen şiddet, bir toplumsal çürüme belirtisidir. Yaşadığımız bu olay, eğitimciye, öğretmene karşı şiddetin ne ilk örneğidir ve korkumuz odur ki ne de son örneği olacaktır. Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i âdiyeden bir hale geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili haline geldiği bir dönemdeyiz. Eğitimciye şiddet ne yazık ki bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür. Eğitimcilere yönelik saldırılar geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğinin çalışma hayatındaki başat sorun haline dönüşmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi son örneği İstanbul Çekmeköy’de yaşandığı gibi şiddetin failinin bizatihi öğrenci ve çocuk olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı, toplumsal bir sorun olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla toplumun karşısına çıkmaktadır. Çocuk suçluluğun çocuğun aile başta olmak üzere içinde bulunduğu sosyal çevrede çocuğun ruhsal, psikolojik, ahlakî gelişimi için gerekli ilgi, sevgi, şefkat, eğitim ve disiplini alamamasının sonucu olduğu gözetilmelidir. Çocuğun, ailenin bir üyesi olarak kişiliğini, karakterini, toplum içinde bir birey olarak sergilediği bireysel davranışlarını, değerlerini, ahlakî yargılarını, her şeyden önce ailesi içinde aldığı eğitimle kazanacağı unutulmamalıdır. Aile içindeki düzensizlik, ilgisizlik, sevgisizlik, saygısızlık, değersizlik, topluma, okula, işe, çevreye suç olarak yansıyacaktır. Bu sebeple, cehalete dayanan şiddeti veya şiddete dayanan cehaleti bir an evvel ortadan kaldırmak için çocuk ve genç eğitimine olduğu kadar yetişkin ve aile eğitimine de ağırlık vermeli; çocuk suçluluğunun arka planında aile olduğunu da görmeli; suçun faili olan çocuğun yanında ailenin de suçtan sorumluluğunu gözetmeliyiz. Göz göre göre gelen sorunu, gözümüzün önünde duran soruna, gözümüzü kapayarak çözüm bulamayız. Bugün yaşadığımız acılar, dünün ihmal ve umursamazlığının sonucudur. Yarın yaşanmasını istemediğimiz acılar da bugünkü ilgisizliğin sonucu olmamalıdır. Bu konuya ısrarla dikkat çekip çözüm önerilerimizi sunduğumuz her durumda karşılaştığımız “umursamazlık ve duyarsızlık” şeklindeki anlaşılmaz tutum, şiddetin ateşine benzin dökmekten başka bir anlama gelmemektedir. Uluslararası hukuk ve anayasada ifadesini bulan yaşam hakkı ilkesi çerçevesinde, devletin kasıtlı ve hukuksuz şekilde ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü yanında kendi hukukuna tabi kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğunu hatırlatmak isteriz. Devletin bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruma ve ayrıca buna ilişkin ihlalleri önleyici, bastırıcı ve cezalandırıcı bir infaz mekanizması geliştirme ödevinin, okul güvenliğini tesis ederek eğitim kamu hizmetinin yürütülmesinde iş güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi zorunluğunun, hukuk devleti olmanın gereği olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır."

Turknet’ten Eskişehirli Liselilere ‘Net’ Destek Haber

Turknet’ten Eskişehirli Liselilere ‘Net’ Destek

FRC’nin Teknoloji Destekçisi Turknet, dünya çapındaki robotik serüveninde Eskişehirli gençlerin yanında yer alıyor. İstanbul ayağına Frostbite Robotics isimli Eskişehir takımının da katılacağı FRC'de Turknet, fiber altyapısı ve teknik destek sunduğu pit stop alanı ile gençlerin yanında yer alacak. Gençlerin üretme cesaretini destekleyen Turknet, dünyanın önde gelen lise robotik yarışmalarından FIRST® Robotics Competition’ın “Teknoloji Destekçisi” olarak sahada gençlerin yanında yer alacak. 2026 sezonunda, 6.500’den fazla öğrencinin yarışacağı etkinlikte Turknet, yalnızca fiber altyapısıyla değil, sahadaki teknik destek alanlarıyla da gençlerle olacak. Bu yıl takımlar, Turknet’in sağladığı teknoloji desteğiyle robotlarını "REBUILT" temasıyla sahaya sürecek. Beşinci kez FRC’ye destek olan şirket, Mart ve Nisan ayları boyunca sürecek bu teknoloji şöleninde Eskişehirli mucitlere de eşlik edecek. Arkeoloji ve Mühendislik Buluşuyor: REBUILT Sezonu Başlıyor Bu yıl “FIRST® AGE Sezonunda Geçmişi Yeniden İnşa Edelim: REBUILT℠” sloganıyla düzenlenen yarışmada takımlar, arkeolojiden ilham alarak mühendislik becerilerini kullanacaklar. Bu yıl; Türkiye’den 208 ve 16 ülkeden 39 yabancı takımı ağırlayacak olan etkinlikte 6.500’den fazla öğrenci yarışacak. Turknet ‘Pit Stop’ Çadırı Bu Yıl Daha Güçlü Geçtiğimiz yıl yoğun ilgi gören Turknet ‘Pit Stop’ teknik destek çadırı, bu sezon daha kapsamlı bir yapıyla sahada olacak. Takımların yedek parça ve tamir ihtiyaçlarına destek sağlayan alan sayesinde öğrenciler, teknik aksaklıklara takılmadan yarışmaya odaklanabilecek. Bu yılın bir diğer yeniliği ise Turknet’in özel maskotu olacak. FRC turnuvalarının ayrılmaz bir parçası olan maskot kültürüne dahil olan Turknet, maskotuyla FRC sahnesindeki yerini alarak gençlerle doğrudan etkileşim kuracak. Cem Çelebiler: Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesi bu salonlarda büyüyor” “Turknet için FRC, bir sponsorluk desteğinden çok, ülkemizin dijital geleceğine duyduğumuz inancın bir ifadesi,” diyen Fikret Yüksel Eğitim Vakfı Onur Kurulu Üyesi ve Turknet CEO’su Cem Çelebiler şöyle konuştu: “Biz interneti yalnızca bir bağlantı hizmeti olarak değil; üretimin, öğrenmenin ve cesur fikirlerin zemini olarak görüyoruz. Beş yıldır aynı sahada gençlerin hayal kurma cesaretine tanıklık ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki, Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesi tam da bu salonlarda büyüyor. Onların risk alan, deneyen ve yeniden ayağa kalkan ruhu bize de ilham veriyor. Bu nedenle FRC’de olmak bizim için bir destekten öte, bu yolculukta gençlerle birlikte yürümek anlamına geliyor.” Fikret Yüksel Vakfı Başkanı Alex Burchard ise şunları söyledi: “Programa ve öğrencilere sağladığı cömert destekten dolayı Turknet’e teşekkür etmek istiyorum. Gigafiber internet hizmetleri, etkinliklerimizin son derece pürüzsüz geçmesini sağlıyor ve öğrencilere bu anlamda sağladıkları destek inanılmaz büyük. Bu program önemli bir program, çünkü öğrencilere sadece bir dizi teknik beceri öğretmekle kalmıyor; aynı zamanda iletişim, takım çalışması, problem çözme ve gelecek nesillere yardım etmek için hayırseverlik yapma gibi şeylerle ondan çok daha fazlasını öğretiyor. “Robottan daha fazlası” sloganıyla aslında robotu yalnızca öğrencilerin ilgisini çekecek bir araç gibi kullanıyoruz, öğrenciler eğlenceye katıldıklarında ise yaşayacakları kişisel gelişimin sınırı olmuyor.” Mart ayı boyunca sürecek turnuvalar İstanbul’da ve Ankara’da gerçekleşecek. İstanbul Turnuva Takvimi; • İstanbul Regional: 3-5 Mart 2026 (Başakşehir Spor Salonu) • Bosphorus Regional: 6-8 Mart 2026 (Başakşehir Spor Salonu) • Yeditepe Regional: 9-11 Mart 2026 (Başakşehir Spor Salonu) • Haliç Regional: 25-27 Mart 2026 (T.A.F. Atletizm Salonu, Bakırköy) • Marmara Regional: 28-30 Mart 2026 (T.A.F. Atletizm Salonu, Bakırköy) Avrasya Regional: 31 Mart-2 Nisan 2026 (T.A.F. Atletizm Salonu, Bakırköy) Ankara Turnuva Takvimi; • Ankara Regional: 7-9 Nisan 2026, Devlet Bahçeli Eğitim Yaşam ve Spor Yerleşkesi • Başkent Regional: 10-12 Nisan 2026, Devlet Bahçeli Eğitim Yaşam ve Spor Yerleşkesi

"Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu Haber

"Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen, usta fotoğraf sanatçısı Ali Öz’ün “Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı” adlı sergisi sanatseverlerle buluştu. 1979 yılında başladığı fotoğraf yolculuğunda, 25 yılı aşkın süredir İstanbul’un dans ve bale sahnesine tanıklık eden Ali Öz, sahnenin büyüsünü objektifiyle ölümsüzleştirdi. “Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı” sergisi, sanatçının uzun soluklu gözlemlerinin ve estetik bakışının güçlü bir yansıması olarak izleyicilerin beğenisine sunuldu. Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi Sanat Galerisi’nde açılan sergide; Moskova Klasik Devlet Balesi, Béjart Ballet Lausanne, Bolşoy Tiyatrosu, Çin Ulusal Devlet Balesi, Kiev Balesi gibi dünyaca ünlü toplulukların sahnelerinden karelerin yanı sıra, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ve çağdaş dansın önemli isimleri Zeynep Tanbay ile Beyhan Murphy’nin performanslarından seçilmiş yaklaşık 60 fotoğraf yer alıyor. Açılışta konuşan sanatçı Ali Öz, “Uzun yıllardır süren bir birikimin ürünü olan bu fotoğraf sergisinin Eskişehir’e çok yakışacağını düşünüyordum; nitekim öyle de oldu. Sergi, kentin ruhuyla bütünleşti ve Eskişehir’e ayrı bir değer kattı. Eskişehir gerçek anlamda bir kültür ve sanat şehri. Eserlerimin burada sanatseverlerle buluşmasına imkân sağlayan Ayşe Ünlüce’ye içten teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi. Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Hasan Ünal ise konuşmasında, “Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, sanatın ve sanatçının yanında olmaya her zaman devam edecektir. Sanata ve sanatçıya verilen bu kıymetli destek, kentimizin kültürel zenginliğini daha da güçlendirmektedir. Ayşe Ünlüce’nin selamlarını iletiyor; değerli sanatçımıza bundan sonraki sanat yaşamında başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı. Sahnedeki hareketin, ışığın ve duygunun bir anlık kesitini yakalayan eserler; dansın zarafetini ve dinamizmini fotoğraf sanatıyla buluşturarak izleyicilere görsel bir şölen sunuyor. Sergi, 3 Nisan’a kadar ziyaret edilebilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.