SON DAKİKA
Hava Durumu

#İş Gücü

Porsuk Haber Ajansı - İş Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rekabet Hukuku Eskişehir Zirvesi Gerçekleştirildi Haber

Rekabet Hukuku Eskişehir Zirvesi Gerçekleştirildi

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından Eskişehir’de rekabet hukuku alanında önemli isimlerin katılımıyla “Rekabet Hukuku Eskişehir Zirvesi” gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Prof. Dr. İhsan Erkul Konferans Salonunda düzenlenen zirvenin açılışına Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, Eskişehir Adli Yargı Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Baro Başkanı Av. Barış Günaydın, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün başta olmak üzere çok sayıda kişi katılım gösterdi. Küle: “Rekabet hukuku yüzlerce yıllık bir geleneğe dayanır” Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle zirvenin açılışında rekabet hukukunun tarihsel kökenlerine ve Türkiye’deki gelişimine değinerek dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Küle, rekabet hukukunun modern dönemle sınırlı olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Rekabet hukuku yüzlerce yıl öncesine dayanan bir gelenektir.” Küle ayrıca dijital platformlar, iş gücü piyasaları ve sanayi politikalarıyla ilgili yeni düzenlemelere değinerek Rekabet Kurumu’nun aktif rolünü anlattı ve kurumun yaklaşımını şöyle özetledi: “Biz cezalarla anılmak istemiyoruz. Bizim asıl görevimiz piyasayı düzenlemek ve dengeyi sağlamaktır.” Küle, ayrıca Tofaş–Stellantis birleşmesine ilişkin verilen taahhütlü izin sürecini örnek göstererek rekabet politikasının sanayi politikalarıyla birlikte düşünüldüğünü ifade etti. Rektör Adıgüzel: “Üniversitenin işlevi sadece dört duvar arasında eğitim vermek değil” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel üniversitelerin piyasa ile daha güçlü bağ kurması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Adıgüzel konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Üniversitenin işlevi sadece dört duvar arasında eğitim vermek değil aynı zamanda topluma katkı sunmak ve öğrencileri piyasa koşullarına hazırlamaktır.” Prof. Dr. Adıgüzel ayrıca yapay zekâ sonrası ekonomik değişimlere dikkat çekerek akademinin hızlı uyum sağlaması gerektiğini söyledi. Konuşmasında Eskişehir’de düzenlenecek büyük bilimsel etkinliklere de değindi. Rektör Çolak: “Rekabet hukuku günümüzde yalnızca piyasa düzenini koruyan teknik bir hukuk dalı olmaktan çıktı” Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak ise rekabet hukukunun disiplinler arası bir yapıya dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: “Rekabet hukuku günümüzde yalnızca piyasa düzenini koruyan teknik bir hukuk dalı olmaktan çıkmış dijitalleşme, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve inovasyon ekseninde ekonomik hayatın dönüşümüne yön veren stratejik bir alan haline gelmeye başlamıştır. Rekabet Hukuku yalnızca ekonomik dengeleri değil, tüketici refahını, inovasyon kapasitesini ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de doğrudan etkilemektedir.” Prof. Dr. Çolak, üniversitelerin bu süreçte bilgi üretmenin ötesine geçerek geleceğin ekonomik düzenini şekillendiren merkezler haline geldiğini ifade etti. Prof. Dr. Aygün: “Rekabet hukuku artık stratejik bir alan” Zirvenin açılışında konuşan Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün, rekabet hukukunun tarihsel gelişimine değinerek şu ifadeleri kullandı: “Rekabet hukuku artık stratejik bir alan. Zekânın dönüştürücü etkisi, iklim ve çevre politikaları ve sürdürülebilirlik gibi yeni alanlar rekabet hukukuyla kesişmektedir.” Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Rekabet Kurumu iş birliğiyle düzenlenen Rekabet Hukuku Zirvesi akademi ve kamu temsilcilerini bir araya getirdi. Zirvede dijitalleşme, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve rekabet hukuku ele alındı. Konuşmacılar, rekabet hukukunun artık yalnızca piyasa düzeni değil, aynı zamanda ekonomik dönüşümün merkezinde yer aldığını vurguladı. Konuşmaların ardından Rekabet Kurulu Başkanı Birol Köse’ye, Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak’a Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından belge takdimi gerçekleştirildi. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber)

Hayali Rakamlar Üretip, Her Şey Yolundaymış Algısıyla Yönetmeye Çalışıyorsunuz Haber

Hayali Rakamlar Üretip, Her Şey Yolundaymış Algısıyla Yönetmeye Çalışıyorsunuz

Odunpazarı Belediyesi Meclis Toplantısı’nda 2025 yılı bütçe kesin hesabı ve taşınır kesin hesabı görüşüldü. CHP Grubu adına söz alan Meclis Üyesi Uğur Yıldız, belediyenin ekonomik kriz ve yüksek enflasyona rağmen mali disiplini koruyarak 2025 yılını 294 milyon 812 bin TL bütçe fazlası ile kapattığını duyurdu. ​Mali Sürdürülebilirlik ve Güçlü Disiplin ​Uğur Yıldız, belediyenin bütçe yönetimindeki başarısını rakamlarla özetledi. 4 milyar 250 milyon TL olarak tahmin edilen gider bütçesinin 2 milyar 836 milyon TL olarak gerçekleştiğini belirten Yıldız, harcama yetkisinin verimli kullanıldığına dikkat çekti. Yıldız yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Belediyemizin 2025 mali yılı bütçe kesin hesabı ve taşınır kesin hesabı üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri, toplantımızı takip eden basın mensuplarını ve hemşerilerimizi saygıyla selamlıyorum. Belediyemizin 2025 mali yılı bütçe kesin hesabı; geçen ay meclisimizde görüştüğümüz faaliyet raporunun rakamsal karşılığını, bütçeyle tahmin edilen gelirlerin tahakkukunu, tahsilini ve giderlerin ne olduğunu gösteren kesinleşmiş sonuçlarıdır. 2025 mali yılında gelir-gider farkının 294 milyon 812 bin lira bütçe fazlası vererek sonuçlandığını ve bütçe gelirlerinde toplam tahakkukun net tahsilata oranının ise %90 olduğunu görmekteyiz. Bütçe giderleri; 4 milyar 250 milyon tahmin edilmiş, gerçekleşme 2 milyar 836 milyon olmuş ve 2024 yılına göre %43 oranında artmıştır. Belediyelerin bütçesi, tahmin yöntemiyle hazırlanmaktadır. Meclis tarafından onaylanan bütçe, belediyenin harcama limitini ifade etmektedir. Başka bir ifadeyle; meclis tarafından verilen 4 milyar 250 milyonluk harcama yetkisinin 2 milyar 836 milyonu kullanılmış, geriye kalan 1 milyar 400 milyon tutarındaki ödenek mevzuat gereği iptal edilmiştir. Yani önceki mecliste ifade edildiği gibi, sanki var olan 1 milyar 400 milyonluk bir tutarın harcamalarda kullanılmaması söz konusu değildir. Belediyemiz 550 milyon borçlanma yetkisine rağmen bunun yalnızca 100 milyonunu kullanmıştır. Yine burada da gider bütçesiyle aynı esas üzerinden hareketle; 550 milyonluk finansman öngörüsünde bulunulmuş ancak 100 milyonluk borçlanmaya gidilmiştir. Belediyemizin borçlanmadan, gelirine göre harcama yaptığını ve tasarruf ederek kamu hizmetlerini yerine getirdiğini görüyoruz. Gider bütçesinin gelir bütçesinden az ve borçlanmanın düşük olması, mali disiplinin güçlü olduğunu ve mali sürdürülebilirlik açısından belediyemizin başarılı bir yönetim sergilediğini göstermektedir. Bütçe giderlerini oluşturan kalemlere baktığımızda; Mal ve hizmet alım giderlerinde 2 milyar 156 milyon harcama tahmin edilmiş, 1 milyar 797 milyon harcama yapılmış ve gerçekleşme oranı %83 olmuştur. Bu gider kalemini artıran en önemli faktör, ülkemizin içinde bulunduğu bitirilmeyen ekonomik kriz ve düşürülmeyen enflasyondur. Halkımızın tamamı krizin ve enflasyonun farkındadır; ancak farkında olmayan sadece AKP’li siyasilerdir. AKP’nin uyguladığı ekonomi modeli ülkenin her sathını yoksulluğa ve pahalılığa sürüklemiştir. Aslında sadece ekonomik değil; siyasal, sosyal ve hukuki krizler de yaratmıştır. Çünkü dert, bu krizleri çözmek değil; çözümsüz kılacak politikaları sürdürmek ve siyasi iktidarını ne olursa olsun devam ettirmektir. Hükümet olarak 2026 yılı enflasyon hedefini %16 olarak açıkladınız. Daha senenin ilk üç ayında bu rakama ulaştınız ve şubat ayının sonunda hedef puanı yukarı yönlü revize ettiniz. Şu anda emekliye verilmeyen bayram ikramiyesi zammının sebebi olarak gösterilen savaşın tarafı olan ülkelerde bile enflasyon bizden daha düşüktür. Ukrayna’ya, Rusya’ya, İsrail’e, Lübnan’a ve dünyaya baktığımızda; bütün ülkelerden daha yüksek gıda enflasyonuna sahip olmamız açıklanabilir bir durum değildir. Her şeyi pahalıya alıyor, pahalıya yiyor, pahalıya giyiniyoruz. Aslında bunu çok fazla anlatmaya gerek yok; çünkü herkes çarşıya pazara çıkıyor. Herkes et, domates, biber, benzin alıyor. Çocuğunun okul masrafını ödüyor. Herkes bu pahalılığı hayatının her alanında hissediyor. Bu hâle gelmemize kim ya da ne sebep oldu? Bu yoksulluk düzeninin müsebbibi 23 yıldır ülkeyi yöneten iktidar değil midir? Muhakkak ki bütün bu sorunların kaynağı; her sene bakanlarını ve politikalarını değiştiren, Merkez Bankası’nın bağımsızlığını elinden alıp faizi siyasallaştıran, ekonomi bilimine tamamen ters politika tercihleri sonucunda ülkeyi deneme-yanılma tahtasına çeviren ve 23 yıldır her şeyi elinde tutan AKP iktidarıdır. Faaliyet raporu görüşmelerinde ödenen 90 milyon faizle ilgili eleştiriler yapıldı. “Şimdi bu kadar faiz mi olur?” dediniz. Politika faizi %37 deniyor ama bankalarda %50’den aşağı kredi bulunamıyor. 23 yıldır iktidarsınız; ekonomi 23 yıldır sizin elinizde. İstediğiniz zaman istediğiniz bakanı, Merkez Bankası başkanını kendi politikanıza göre değiştirdiniz. Bir bakan getirdiniz, “nas” var dediniz, faizi indirdiniz; başka bir bakan getirdiniz, “pas” dediniz, faizi yükselttiniz. Daha geçen sene esnafın kullandığı ve ödemesine devam ettiği kredinin faizini bir gecede yükseltmediniz mi? Eleştiriyi yapan meclis üyemize sormak istiyorum: Düşünün Fahri Bey; bir esnaf kredi kullanırken kendisine yüzde 9 faiz denilmiş. Bu esnaf malını almış, maliyet hesabını yapmış, ticaretini yürütüyor. Gece uyuyor, sabah uyanıyor; faiz oranı çıkmış yüzde 30’a. Mali müşaviri de dönüp “Faiz ödemen çok yüksek” diyor. Böyle bir çelişki içerisinde savruluyoruz. Kaç aydır insanlar faizler düşecek diye kredi kullanmıyor. Şimdi geldiğimiz noktada ise faizin düşeceğine dair bir umutta kalmadı. Belediyemizin ödediği faiz, gider bütçesinin %3’üne denk gelmektedir. Ama ülkece ödediğimiz faize baktığımızda, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin üçte biri, yani 2 trilyon 700 milyar faize gitmektedir. Tüm dünya faiz artırırken siz inadına indirdiniz; herkes rasyonel politikaları izleyip günün sonunda faizi düşürürken siz düşüremediniz ve bu krizi kendi ellerinizle yaratıp milletin kucağına bıraktınız. Belediyenin kadrolu memur ve işçi çalışanlarının iş gücü maliyeti 417 milyon olarak gerçekleşmiştir. Bu çalışan maliyetleri de eleştiri konusu oldu; ancak ülkemizde istihdam giderlerinin yüksek olmadığı hiçbir sektör kalmamıştır. Düşük maliyetli iş gücü nedeniyle tekstilciler Mısır’a, sanayiciler Balkanlar’a ve diğer ülkelere üretim faaliyetlerini taşımaktadır. Yabancı yatırımcının ülkemize gelmemesindeki temel etkenlerden biri de maliyet avantajlı iş gücünün olmamasıdır. Biz de Odunpazarı Belediyesi olarak başka bir yerde yaşamıyoruz ki; biz de bu ülkede yaşıyoruz. Çalışanlarımızın çocukları aynı okula gidiyor, aynı marketlerden alışveriş yapıyor. Herkes gibi geçimini sağlamaya çalışıyor. Alım gücü artmadıkça, ihracat ve üretim yükselmedikçe yapılan zamların ve ödenen yüksek ücretlerin hiçbir anlamı kalmamaktadır. Bütün olumsuzlukların yan yana gelmesiyle görüyoruz ki; ülkemizde borçluluk sarmalı toplumun her kesimini kuşatmış, bireysel ya da kurumsal olmaktan çıkmış, yapısal bir sorun hâline gelmiştir. Temel ihtiyaçlarımız için bile krediye ihtiyaç duyuyoruz. 2026 yılının ilk üç aylık döneminde bireysel kredi kartı borcu 3 trilyon 32 milyar, kredili mevduat hesapları 833 milyar, ihtiyaç kredileri ise 1 trilyon 550 milyar oldu. Takipteki, yani batık bireysel krediler ise son bir yılda %88 artarak 277 milyara yükseldi. Anlaşılacağı üzere yüce Türk milleti refahı, mutluluğu unutmuş ve umudunu tüketmiş haldedir. Yatırım bütçesi harcama tutarı ise 280 milyon gerçekleşmiştir. Kısaca bütçe gelirlerine de bakacak olursak; bütçe geliri 3 milyar 700 milyon tahmin edilmiş, 3 milyar 131 milyon gelir elde edilmiş ve belediyemizin gelirleri bir önceki yıla göre %79 artmıştır. Vergi gelirlerinde 372 milyon net tahsilat yapılmış; 2024 yılında %60 olan gerçekleşme oranı, 2025 yılında %71 olmuştur. Teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinde 387 milyon, bağış ve yardımlardan ise 464 bin lira gelir elde edilmiştir. Merkezi idare vergi gelirlerinden alınan pay 1 milyar 660 milyondur ve gelir bütçesinin %53’üne tekabül etmektedir. Sermaye gelirleri kalemine baktığımızda 316 milyon gelir elde edildiğini görmekteyiz. Son günlerde gündemde tutulmaya çalışılan ve sanki burada gizli saklı satışlar yapılıyormuş gibi bir algıyla eleştirilen bu gelirlerde en yüksek pay, aylık 34 bin lira kira getirisi ve 2039 yılına kadar sözleşmesi bulunan otelden elde edilen gelirdir. Bu satışı geçen sene, yine kesin hesabı görüştüğümüz toplantıda oylamış ve karara bağlamıştık. O oturumda ilgili komisyon üyeleri, satışın neden yapılması gerektiğini net veriler ve gerekçelerle açıklamıştı. Bu satışların yapılmasındaki en temel unsur SGK borçları ve sermaye artırımıdır. Belediyeler her gün SGK borçları nedeniyle köşeye sıkıştırılırken, belediyemiz elindeki imkânları ve varlıkları kullanarak bu baskıdan kurtulmuştur. Bu borçlar üzerinden silkelenmeye meydan vermemiş, bu yükü başının üzerinde kılıç gibi sallandırmamış; önlemini erken alarak borcunu ödemiş ve sermayesini artırmıştır. Örneğin maaş ödemesi yapılacağı sırada İller Bankası’ndan gelen payın kesintiye uğraması sonucu “maaş bile ödeyemediler” denmesine fırsat vermemiştir. Bu anlamda yapılan satışları doğru bulduğumuzu belirtmek istiyorum. Sayın Başkanım, değerli meclis üyeleri; Özelleştirmeler; borçlanmaya gitmemek ve bütçe imkânlarının yeterli gelmeyeceği durumlarda, sağlayacağı fayda ve kaynağın nerede kullanılacağı açıkça belirtilerek yapılır. Belediyemiz de amaçlarını ve sağlayacağı faydayı baştan belirleyerek bu işleri yapmaktadır. Satışlarını da yatırımlarını da alımlarını da net, ölçülebilir ve şeffaf şekilde gerçekleştirmektedir. Örneğin araç alımlarını yapıp kiralama işini bitirdikten sonra bakımları kendi bünyesinde gerçekleştirmiş; ne kadar tasarruf ettiğini, bunun sonucunda hangi yatırımları yaptığını ve hangi yeni araçları aldığını net bir biçimde ortaya koymuştur. Satışlarını da AKP modeline uydurup “ticari sır” adı altında gizlememekte, şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşmaktadır. 23 yıldır iktidarda olan, trilyonlarca dolar vergi toplamış, 60 milyar dolar özelleştirme yapmış, sadece 2025 yılında 20 milyar taşınmaz satışı gerçekleştirmiş, Merkez Bankası’nı 3 yılda 3 trilyon zarara uğratmış, bu kadar satış ve özelleştirmeye rağmen üstüne bir de 500 milyar dolar borç yapmış AKP iktidarı, elde ettiği bu kadar özelleştirme gelirine rağmen en azından bizi örnek alıp borçlanma yapmasaydı. AKP döneminde “babalar gibi satılarak” yapılan özelleştirmelerin tamamından elde edilen 60 milyar dolar, güncel kurla yaklaşık 2 trilyon 700 milyar liradır; bu da sadece 2026 yılının faiz ödemesine denk gelmektedir. Bütçe, faaliyet raporu ve kesin hesap görüşülürken yapılan eleştiriler muhakkak ki çok önemlidir. Eksik ya da gözden kaçan bir taraf varsa düzeltilir; bilinmeyen bir husus varsa öğrenilir. Ama bizi eleştirdiğiniz noktalara baktığımızda, aslında bunların sizin çözmeniz gereken meseleler olduğunu görüyoruz. Esasında cevaplar, eleştirilerinizin ve sorduğunuz soruların içinde gizlidir. “Faiz ödemen niye yüksek?” Çünkü devletin politika faizi, bankaların kredi faizi yüksek. Bu nedenle bizim faiz ödememiz de yüksek. “Mal alımlarınızın bedeli çok yüksek.” Çünkü enflasyon yüksek. Enflasyonu düşürün, siz hiçbir şeye zam yapmayın, biz de pahalıya almayalım. “Mali tablolar şöyle olmalı.” O zaman Mali İdareler Detaylı Hesap Planı’nı değiştirin. Bunun yetkisi de sizde. “Ulaşım pahalı.” Mazot fiyatı arşa çıkmış, akaryakıtta vergi yükü %60’lara dayanmış. Siz bunu düşürün ki ulaşıma zam yapılmasın. Bu noktada ise şunu yapıyorsunuz: Hayali rakamlar üretip, her şey yolundaymış algısıyla yönetmeye çalışıyorsunuz. Sizin hayaliniz de düşük enflasyon, düşük faiz, değerli Türk lirası ve yüksek alım gücüydü. Ama yapamadınız, yapamıyorsunuz. Bu yüzden herkes bir beklenti içinde. Piyasa ve sanayici seçimi bekliyor, vatandaş kurtuluş reçetesini, esnaf ise işler artar umuduyla bayramı bekliyor. Hep bir beklenti üzerine kurulu bir ekonomi düzeni oluşmuş durumda. Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün düzelecek diye vatandaşın avunmasını bekliyorsunuz. Hatırlayınız; eski damat bakan Berat Albayrak ne diyordu? “Mart, Şubat’tan; Nisan, Mart’tan; Mayıs, Nisan’dan daha iyi olacak. Haziran zaten Mayıs’tan iyi olacak, Temmuz’da uçacağız.” Ama olmadı. Çözüm bulunamadı. Düzelmediği gibi her şey daha da kötüye gitti ve gidiyor. Ve geldiğimiz noktada ise iki kez ikna edemeyip üçüncüde göreve getirdiğiniz Mehmet Şimşek’in politikaları da artık sorgulanıyor. Çünkü kriz bitmiyor, enflasyon düşmüyor, millet nefes alamıyor. Kadrolar değişse de sorunlar çözülmüyor. Kim gelirse gelsin, zihniyet değişmeden; 23 yıldır değişmeyen kim varsa o değişmeden bu işlerin düzelmeyeceği de ortadadır. Bu yüzden sandık gelsin istiyoruz. Ne olacaksa olsun ama bir an önce olsun, herkes yoluna baksın istiyoruz. Biz erken seçimi millet adına, millet için istiyoruz. Getirin sandığı, millet versin kararı ve bu çıkmazdan kurtulalım istiyoruz. Son olarak; kesin hesabı, faaliyet raporunu oluşturan hizmetlerle birlikte değerlendirdiğimizde görüyoruz ki Bu kesin hesabın içerisinde; Gelir ve gider arasında dengeyi sağlayıp bütçesini makul kullanan; hizmetten geri kalmayan ama bunu tasarruf ederek yapan, ekonomik tedbirlerini alan, kamunun malını doğru yöneten, denetimlerden başarıyla çıkan ve örnek olan bir yönetim modeli vardır. Bu kesin hesabın içerisinde; Çalışanın emeğinin karşılığı, dezavantajlı grupların önceliği vardır. İnsanı merkeze alan bir yönetim anlayışı, kimsesiz bırakılmayan hemşerilerimize insan onuruna yakışır biçimde ulaştırılan sosyal yardımlar vardır. Bu düşüncelerle sözlerimi bitirirken; kesin hesabın hazırlanmasında emeği geçen tüm birim çalışanlarına ve değerli başkanım sizlere teşekkür ediyor, yüce meclise de beni dinledikleri için saygılarımı sunuyor, teşekkür ediyorum."

MEGEM'de 49'uncu Dönem Mülakatları Tamamlandı Haber

MEGEM'de 49'uncu Dönem Mülakatları Tamamlandı

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) bünyesinde faaliyet gösteren ve sanayinin nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan Mesleki Edindirme ve Geliştirme Merkezi’nde (MEGEM) 49. dönem mülakatları tamamlandı. Yeni dönem için 146 kişi başvuruda bulunurken, yapılan seçme sınavı ve mülakatlar sonucunda başarılı olan 112 kişi ücretsiz mesleki eğitim almaya hak kazandı. Eskişehir sanayisinin yüksek teknolojiye dayalı üretim yapısına uygun, yetişmiş teknik ve kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla EOSB tarafından hayata geçirilen MEGEM, “İstihdam Garantili Meslek Eğitim Kursları” kapsamında meslek sahibi olmak isteyenlerin yoğun ilgisini çekmeye devam ediyor. Sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlarda düzenlenen eğitim programları kapsamında yeni dönemde 42 kursiyer CNC Tezgâh Operatörlüğü, 17 kursiyer Kalite Kontrol ve CMM Boyutsal Ölçüm Operatörlüğü, 22 kursiyer Makine Bakım Operatörlüğü ve Montaj Operatörlüğü, 14 kursiyer Kaynak Operatörlüğü ve 17 kursiyer ise CNC Abkant Pres Operatörlüğü bölümünde eğitim alacak. 3 ay sürecek olan 49. dönem eğitimleriyle birlikte kursiyerler, teorik ve uygulamalı eğitimler alarak sanayiye kazandırılacak. 49. dönemde bölüm sayımızı 6’ya çıkardık Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, MEGEM’in sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesinde önemli bir rol üstlendiğini belirterek, her dönem artan talebin kendilerini memnun ettiğini ifade etti. Küpeli, “Eskişehir OSB olarak sanayimizin en önemli ihtiyaçlarından biri olan nitelikli insan kaynağını yetiştirmek amacıyla kurduğumuz MEGEM’de eğitimlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. 49. dönem için 146 adayımız mülakata katıldı ve yapılan değerlendirmeler sonucunda 112 kursiyerimizi eğitim programımıza dahil ettik. Sanayicilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda eğitim alanlarımızı sürekli geliştiriyoruz. Bu kapsamda bölüm sayımızı artırdık ve yeni dönemde BEBKA Mali desteğiyle yeni açtığımız “CNC Abkant Pres Operatörlüğü” bölümümüze de kursiyer alımı gerçekleştirdik. Böylece eğitim verdiğimi bölüm sayısını 6’ya çıkardık” dedi. MEGEM sayesinde gençlerimize meslek kazandırıyoruz MEGEM’de verilen eğitimlerin teorik ve uygulamalı olarak gerçekleştirildiğini vurgulayan Küpeli, eğitimlerini başarıyla tamamlayan kursiyerlerin Eskişehir OSB’de faaliyet gösteren sanayi kuruluşlarında istihdam edilme imkânı bulduğunu belirtti. Küpeli, “MEGEM sayesinde hem gençlerimize meslek kazandırıyor hem de sanayicilerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştiriyoruz. Eğitim programlarımız tamamen ücretsiz olup kursiyerlerimiz modern atölyelerimizde uygulamalı eğitim alma fırsatı buluyor. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan kursiyerlerimizin çok büyük bir bölümü bölgemizde faaliyet gösteren firmalarda işe yerleşiyor. Bu da merkezin ne kadar doğru ve önemli olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.