SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hukukun Üstünlüğü

Porsuk Haber Ajansı - Hukukun Üstünlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukukun Üstünlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletin İstiklalini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır Haber

Milletin İstiklalini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, Amasya Genelgesi'nin 107. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Cumhuriyetin kurucu değerlerine bağlılığın altını çizdi. Avcı, "Bağımsız, demokratik, laik ve çağdaş Türkiye mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz" dedi. ​Amasya Genelgesi’nin 107. yıl dönümü nedeniyle bir açıklama yapan ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, kurtuluş mücadelesinin en kritik belgelerinden biri olan Amasya Genelgesi'nin ruhuna dikkat çekti. Avcı, genelgenin sadece tarihsel bir belge olmadığını, aynı zamanda ulusal egemenliğin ve halk iradesinin sarsılmaz bir ilanı olduğunu vurguladı. ​"Cumhuriyet, Kulluğun Değil Yurttaşlığın Rejimdir" ​Açıklamasında güncel siyasi ve toplumsal gelişmelere değinen Mehmet Avcı, hukukun üstünlüğü ve laiklik ilkelerinin önemine dikkat çekti. Avcı, şu ifadeleri kullandı: ​"Bugün, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin çeşitli şekillerde aşındırılmaya çalışıldığı; hukukun üstünlüğü, laiklik, demokrasi ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin tartışmaya açıldığı bir dönemde bulunuyoruz. 'Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' sözü, hiçbir kişi, makam veya siyasi anlayışın millet iradesinin üzerinde olamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Cumhuriyet; ayrıcalıkların değil yurttaşların eşitliğinin, biatın değil özgür düşüncenin, kulluğun değil yurttaşlığın rejimidir." ​"Çağdaş Uygarlık Hedefinden Taviz Yok" ​Türkiye'nin içinde bulunduğu süreçte Atatürk ilke ve devrimlerine olan ihtiyacın her zamankinden daha fazla olduğuna dikkat çeken ADD Eskişehir Şube Başkanı, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: ​"Türkiye'nin ihtiyacı; Cumhuriyetin temel niteliklerinden uzaklaşmak değil, Atatürk'ün akıl ve bilim yolunda gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine kararlılıkla yürümektir. Ulusal egemenliğin, laik Cumhuriyetin ve demokratik hukuk devletinin tavizsiz savunulması bugün her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır." ​"Mücadelemizden Vazgeçmeyeceğiz" ​Açıklamasının sonunda ADD Eskişehir Şubesi olarak kararlılık mesajı veren Avcı, "Amasya Genelgesi'nin 107. yıl dönümünde, Cumhuriyetimizin kurucu felsefesine ve Atatürk ilke ve devrimlerine olan bağlılığımızı bir kez daha vurguluyor; bağımsız, demokratik, laik ve çağdaş Türkiye mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetin Işığında, Atatürk'ün İzinde Yürümeye Devam Edeceğiz Haber

Cumhuriyetin Işığında, Atatürk'ün İzinde Yürümeye Devam Edeceğiz

ADD Eskişehir Şubesi, ÇYDD Eskişehir Şubesi ve Eğitim-İş Eskişehir Şubesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümünü anlamlı bir törenle kutladı. Valilik Meydanı’nda bir araya gelen Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim-İş Eskişehir Şubeleri, Cumhuriyet değerlerine olan bağlılıklarını vurguladı. Valilik Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başlayan tören; saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından şubeler adına yapılan ortak basın açıklamasıyla devam etti. Şubeler adına ortak açıklamayı yapan ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, şunları söyledi: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümünü gurur, özlem ve kararlılıkla anıyoruz. 21 Haziran 1920'de Eskişehir'e gelen Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, işgal altındaki bir vatanın yeniden ayağa kalkması için milletimizin azim ve kararlılığını örgütlemekteydi. O gün verilen mücadele yalnızca topraklarımızı kurtarma mücadelesi değil; aynı zamanda bağımsızlığın, halk egemenliğinin, laikliğin ve çağdaşlaşmanın mücadelesiydi. Aradan geçen 106 yıla rağmen Atatürk'ün fikirleri ve Cumhuriyetin temel ilkeleri hâlâ ülkemizin en büyük güvencesidir. Bugün ekonomik sıkıntıların derinleştiği, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin tartışıldığı, eğitimden adalete kadar birçok alanda Cumhuriyet kazanımlarının aşındırılmaya çalışıldığı bir dönemde; Atatürk'ün akıl ve bilim temelli çağrısı her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Cumhuriyet; kişilere, zümrelere veya ayrıcalıklı çevrelere değil, doğrudan millete dayanır. Atatürk'ün emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği; demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine sahip çıkmaktan geçmektedir. Tarih göstermiştir ki milletimizin birliğini sağlayan ortak payda Cumhuriyet değerleri ve ulusal egemenliktir. Eskişehir, Milli Mücadele'nin en önemli merkezlerinden biri olarak dün olduğu gibi bugün de Cumhuriyetin aydınlık yüzünü temsil etmektedir. Bizler de Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefinden, laik eğitimden, bilimden, kadın-erkek eşitliğinden ve tam bağımsız Türkiye idealinden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı'nın tüm kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Ayrıca, evlatlarına Cumhuriyet sevgisini, vatan sevgisini ve çağdaş değerleri miras bırakan başta şehit ve gazi babaları olmak üzere tüm babalarımızın Babalar Günü'nü kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk diliyoruz. Cumhuriyetin ışığında, Atatürk'ün izinde yürümeye devam edeceğiz."

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında Türkiye ve Eskişehir gündemine yönelik değerlendirmelerde bulundu. İl Başkanı Demir, mevcut iktidarı ve muhalefet içindeki gelişmeleri sert bir dille eleştirdi. ​"Demokrasi, Adalet ve Liyakat Esas Olmalı" ​Konuşmasına Türkiye’nin temel değerlerine vurgu yaparak başlayan Hasan Demir, bir ülkenin kalkınmasının demokrasi, adalet ve liyakat ilkelerine bağlı olduğunu belirtti. Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesinin yerini "üstünlerin hukukuna" bıraktığını savunan Demir şu ifadelere yer verdi; "Basın açıklamamı, Türk milletinin yaşam kalitesini arttırmak için ne gibi unsurlara dört elle sarılmak gerektiğini beyan ederek başlamak istiyorum. Bir ülkenin ekonomisi, kültürü, birçok dokusu öncelikle demokrasi, daha sonra adalet ve liyakat ilkelerine bağlıdır. Evet, demokrasi, adalet ve liyakat. Başta Zafer Partisi lideri Profesör Doktor Ümit Özdağ olmak üzere muhalif partilere ve kadrolara yapılanlar bize net olarak göstermektedir ki hukukun üstünlüğü ilkesi yerini üstünlerin hukukuna bırakmış durumdadır. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1923 yılında kurulduğu zaman diliminde hukukun üstünlüğünü her daim şiar edinmiş bir devletken maalesef son süreçler bize net olarak göstermektedir ki üstünlerin hukuku anitibarıyla ülkemizde hızlı bir ilerleme katetmiş ve hukuk gerçekten rafa kaldırılmış durumda. Bu hadiseyi ne zaman yaşamaya başladık? Son 3 sene içerisinde, Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. turu sonrası Sayın Bahçeli'nin "Her şey değişecek, umarız Türkiye değişmez." söylemleri sonrası görmeye başladık. Bir süreç başladı 2024 Ekim'de ve bu süreç terörü yasallaştırma, terörist başına da statü sahibi etme üzerine tayin edilmeye çalışıldı ve devam ediyor. İran Savaşı her ne kadar baskılamış olsa da belli unsurlar bu konuda çalışmalarını yapmaya devam ediyor. Beraberinde özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası söylediğim gibi muhalif kadrolara ve sivil inisiyatife sürekli bir operasyon, sürekli anlamsız sıkıntılarla hemhal olmak zorunda bırakılıyor. Bugün, tarihsel bir demokrasi rezilliğinin yaşandığı günlerden birisi. Cumhuriyet Halk Partisinin biliyorsunuz anitibarıyla kanunen bir ama görünen 2 tane genel başkanı var. Kanunen kabul edilmiş, YSK tarafından kabul edilmiş genel başkanı Özgür Özel ortadan kaldırılıp yerine ikame bir genel başkan arayışı ve arzusuyla Kemal Kılıçdaroğlu konuşlandırılmak isteniyor. Türk demokrasisi çok ciddi sınavlardan, geçmişte beyan ettiğimiz gibi çok ciddi sınavlardan geçiyor. Bu sınavlardan geçerken Türk milleti ne gibi sorunlar yaşıyor? Bunları da kesinlikle es geçmeden anlatmak zorundayız. Türk milleti yoğun bir ekonomik krizin altında ezilme eşiğinde. Memuruyla, emeklisiyle, çiftçisiyle, hayvancısıyla, esnafıyla herkes bu krizin altında ezilme ve hayatını idame etmede sorunlar yaşamakta. Geçen hafta belirlenen özellikle tarımsal faaliyet yapan çiftçimizin taban fiyat denkleminde yaşadığı hadiselerde gösteriyor ki çiftçimiz de unutulmuş durumda ve tarım, bir şekilde mevcut hükûmetin plansız planları üzerinden maalesef zora sokulmaya çalışılmakta. Hayvancılık aynı şekilde, et ve süt ürünleri artık ulaşılamaz hal almaya başlarken maalesef üretici, aracı ve tüketici, herkes muzdarip. İnsanlar gıdaya erişmekte gerçekten zorlanır hal almış durumda. İnsanlar yaşayamıyor. Mutluluk, doğru yaşam kalitesine entegre bir kavramdır. Maalesef mutluluğumuzu her gün mevcut süreçlerin bize yaşattıkları vasıtasıyla kaybeder bir toplum haline gelmeye başladık. Özellikle son dönemlerde üstüne basa basa Türk milletini bir, bütün, beraber olma noktasında sevk ettiğimiz her arayış, birtakım mihraklar ve odaklar tarafından bölünme noktasına sevk edilmeye çalışılıyor. Son dönemlerde yaşadığımız olayları da en son sunumumda belli örneklerle sizlerle paylaşacağım. Eskişehir'de bu esnada neler yaşanıyor? Eskişehir'de gariptir ki hafta sonu bir sendika seçiminde transfer vekil bir cümle sarf etti. Dedi ki: "Ben olduğum sürece, kendisi olduğu sürece sağlık sektöründeki kamu arazileri hiçbir şart altında özelleştirilemeyecekmiş." Neymiş efendim? Kendisi olduğu sürece. Yani kendisi olmadığı zaman bu ülkede neler yaşanacağını hiç kimse zihninde canlandıramayacak bu ülkede. Cumhuriyet bu değil, demokrasi bu değil, adalet bu değil. Sayın vekile buradan Zafer Partisi İl Başkanı olarak sesleniyorum. Senin varlığın 86 milyonu ne kadar etkileyebilir? Yokluğun ne kadar etkileyebilir? Sen ancak kendi alanında ufak oyunlarınla hemhal ol. Türk milletinin derdiyle hemhal olsaydın zaten göstermiş olduğun tavrı göstermez, muhaliflerin oylarına sahip çıkar, muhalefet partinizde milletvekilliğine devam ederdin. Amma velakin 80.000'in üzerindeki oyu hükûmete resmen peşkeş çektin ve utanmadan kalkıyorsun, "Ben olduğum sürece bu arsalar devletin olmaya devam edecek." diyorsun. Hadi canım sen de. Şatafattan, saray yaşantısından hiçbir tasarruf sağlamayan hükümet, Türk milletine hizmet odaklı kurulan, başta postaneler olmak üzere birçok alanda maalesef tasarrufu öngördü. Geçen hafta standart yaptığımız mahalle ziyaretleri esnasında Orhangazi Mahallemizde gördük ki haftanın 2 gününe açılması, 2 gününe planlanan PTT şubesi, orada yaşayan binlerce insanı mağdur ediyor. Bu uygulama Türkiye'nin, pardon Eskişehir'in her mahallesinde net olarak görünüyor. Tasarruf tedbirlerini halka hizmet üzerine şekillendiren ama kendi şatafatlı hayatlarına hiçbir tasarruf getirmeyen hükümet, zaten o yüzden mevcut süreçleri örseliyor, baltalıyor ve sandığı önümüze getirme cesaretini sergileyemiyor. Ve beraberinde başka bir konumuz var Eskişehir özelinde. Devlet Demiryollarına ait atıl bölgelerin Eskişehir halkının hizmetine sunulması arzusu. Evet, 4 Haziran'da gerçekleşmesi planlanan, AKP İl Başkanı tarafından beyan edilen, milyonlarca liranın müteşebbis tarafından yatırılacağı beyan edilen bir ihale vardı 4 Haziran'da. Bildiğimiz kadarıyla ayın 22'sine ertelendi ve bu ihale neticesinde Eskişehir halkının kazanacağı ne var sorularını da buradan Sayın Başkana net olarak sormak istiyorum. Bu alanlar, bir an önce Eskişehir halkının sosyal hayatına dahil edilmesi gereken alanlar. Eskişehir, Türkiye'deki standartların üzerinde yeşil alana sahip bir şehir olsa da merkezi sıkışmış durumda. Hoşnudiye Mahallesi'nde insanlar nefes alacak yer arıyor ve bu yerler maalesef şu an atıl vaziyette duruyor. Evet, gelelim son hadiseye. Türk milletini böldürmeyeceğiz. Bütünlüğü asla ve asla ortadan kaldırtmayacağız. Hangi odak, hangi sistem bunu arzu ederse etsin Zafer Partisi, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçileri hiçbir şartta Türk milletini böldürmeyecek. Bir Suriye, bir Irak buradan çıkartmayacak. Bununla beraber 3 tane görselle sizin, bir paylaşım yapmak istiyorum. Şu an elimde gördüğünüz 1. görsel. Bu görselde bir yayınevinin genel yayın yönetmeni olduğunu bildiğimiz bir zatımuhterem, Türk milletinin, Türk toplumunun ayrılmaz parçası olan Çerkezlere yönelik sosyal medyasında yaptığı iğrenç paylaşımı görüyorsunuz. Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olan Çerkezlere yaptığı iğrenç bir paylaşım. Bu paylaşımı kendisine Zafer Partisi İl Başkanı olarak iade ediyorum. İkincisi, burada gördüğünüz görsel yine Türk milletini bölmek, parçalamak adına tayin edilmiş Samsun'un Terme ilçesinde hükümetin belediye meclis üyesi Rümeysa Eker tarafından sosyal medyada yayınlanmış bir paylaşım. Türkiye Cumhuriyeti'ğinin kurucu felsefesine hakaret üstüne hakaret yağdıran bir paylaşım. Aynı şekilde Türk milletini bölüp parçalama üzerine tayin ediliyor. Ve son olarak, bununla alakalı onlarca örnek var ama son bir hafta yaşadığımız 3. örnek. Evet, bu da Rahmi Koç. Rahmi Koç ne yaptı. Kendisi meşhur Koç ailesinin onursal başkanı. Ne yaptı. Bir sağlık kuruluşu açılışında bir kelam sarf etti, iğrenç bir kelam. Yine Türk milletini bölecek, parçalayacak, değerlerini yok edecek bir kelam. Biz buna müsaade etmeyeceğiz ama şu altta gördüğünüz görselde 32 dişi görünen dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım'a da buradan sormak istiyorum. Bu iğrenç hikaye anlatılırken kahkahalar içerisinde gülecek ne gördünüz. Bu toplumu neden birbirinden ayrıştırma arzusundasınız. Neden bu ülkeyi Suriye gibi, Irak gibi parça parça hale getirmeye çalışıyorsunuz. Biz İstiklal Harbi'ni vermiş yüce Türk milletinin evlatları olarak tekrar tekrar beyan ediyoruz. Bu oyunlara, bu tuzaklara 86 milyon Türk vatandaşı düşmeyecek ve biz bunun için kanımızın son damlasına kadar net olarak mücadele edeceğiz."

ADD Şube Başkanı Mehmet Avci:"Butlan Adıyla Demokrasi Kurban Edilmiştir" Haber

ADD Şube Başkanı Mehmet Avci:"Butlan Adıyla Demokrasi Kurban Edilmiştir"

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Kurban Bayramı vesilesiyle gerçekleştirdiği bayramlaşma programında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Şube Başkanı Mehmet Avci, "Demokrasi kurban edilmiştir" diyerek, çözümün Atatürk ilkelerinde birleşmekten geçtiğini vurguladı. ​Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Kurban Bayramı’nın ardından üyeleriyle dernek binasında bir araya gelerek geleneksel bayramlaşma programını gerçekleştirdi. Yoğun katılımın yaşandığı etkinlikte konuşan ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, ülke gündemini sarsan tartışmalara ve hukukun üstünlüğü vurgusuna dikkat çekti. ​​Konuşmasında son dönemde kamuoyunu meşgul eden "mutlak butlan" tartışmalarına değinen Avci şu ifadelere yer verdi; "Kurban Bayramı geride kaldı... Tüm yurttaşlarımızın kurban bayramı kutluyoruz. Ancak bayram öncesinde ülkemizin gündemine taşınan ve kamu vicdanında derin rahatsızlık yaratan "mutlak butlan" olayı, bayram boyunca da milletimizin zihnini meşgul etmeye devam etti. Türk Milleti bir kez daha gördü ki mesele herhangi bir siyasi parti meselesi değildir. Mesele, doğrudan doğruya hukuk devletinin geleceği, demokrasinin saygınlığı ve millet iradesinin dokunulmazlığı meselesidir. Bayram öncesinde ortaya çıkan tablo karşısında söylediğimiz sözü bugün daha yüksek sesle tekrarlıyoruz: "BUTLAN ADIYLA DEMOKRASİ KURBAN EDİLMİŞTİR!" Çünkü demokrasilerde meşruiyetin kaynağı millet iradesidir. Çünkü Cumhuriyetin temeli millet egemenliğidir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi, hiçbir gücün millet iradesinin üstüne çıkamayacağı gerçeği üzerine inşa edilmiştir. Bugün yaşananlar yalnızca siyasi bir tartışma değildir. Bugün yaşananlar, Cumhuriyetin temel değerlerinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Tam da bu nedenle, bayram sonrasında milletimizin dikkatle üzerinde düşünmesi gereken konu şudur: Türkiye'nin yaşadığı her kriz döneminde olduğu gibi bugün de çözüm kişilerin etrafında değil, ilkelerin etrafında birleşmektir. Son günlerde Anıtkabir'e yapılan yürüyüşlerin ve verilen mesajların taşıdığı anlam da budur. Anıtkabir'e yürümek yalnızca geçmişe saygı değildir. Anıtkabir'e yürümek, Cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönme çağrısıdır. Anıtkabir'e yürümek, hukukun üstünlüğünü savunmaktır. Anıtkabir'e yürümek, milli egemenliğe sahip çıkmaktır. Anıtkabir'e yürümek, "çare Atatürk'tedir" demektir. Bizler Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi olarak çok iyi biliyoruz ki; 1919'da Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri nasıl milletin bağımsızlık iradesinin örgütlü sesi olduysa, Atatürkçü Düşünce Derneği de bugün Cumhuriyetin, laikliğin, hukukun ve milli egemenliğin örgütlü savunucusudur. Atatürkçü Düşünce Derneği, yalnızca bir dernek değildir. Atatürkçü Düşünce Derneği; Müdafaa-i Hukuk'un günümüzdeki vicdanıdır. Kuvayı Milliye'nin günümüzdeki kararlılığıdır. Cumhuriyetin yılmaz bekçisidir. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla gerilim değil, daha fazla hukuk; daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla demokrasi; daha fazla kişiselleşme değil, daha fazla Cumhuriyettir. Buradan tüm yurttaşlarımıza sesleniyoruz: Cumhuriyeti savunmak bir siyasi tercih değil, bir yurttaşlık görevidir. Milli egemenliği savunmak bir siyasi tutum değil, Cumhuriyet nesillerinin tarihsel sorumluluğudur. Ve unutulmamalıdır ki; Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu ilkenin istisnası yoktur. Bu ilkenin alternatifi yoktur. Bu ilkenin pazarlığı yoktur. Bir çift mavi gözün ışığında; hukuka, demokrasiye, Cumhuriyete, ve tam bağımsız Türkiye idealine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Milli Egemenlik! Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!"

CHP’li Çakırözer: "Bu Kayyum Düzeni Sürdükçe Yabancı Gelmez, Yerli Kaçar!" Haber

CHP’li Çakırözer: "Bu Kayyum Düzeni Sürdükçe Yabancı Gelmez, Yerli Kaçar!"

AKP’nin yurtdışından yatırımcı çekme gerekçesiyle Meclis’e getirdiği vergi indirim ve affı içeren pakete CHP’den tepki geldi. Türkiye’de belediyelerin, şirketlerin kayyum düzeni altında olduğuna dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Ekonomiyi mahveden, milleti açlığa mahkum eden AKP iktidarı ‘Teşvikler vereceğiz, Türkiye'yi cazibe merkezi yapacağız, yabancı yatırımcı çekeceğiz’ diyor. Siyasette ve ekonomide bu kayyım düzeni sürdükçe yatırımcı gelmez. Siz olsanız, mal varlığınıza değil mahkeme kararı, gerekçe dahi gösterilmeden el konacağını bile bile bu ülkeye gelir misiniz?” diye sordu. “Bugün, Türk ekonomisinin en temel sorunu güven krizi!” diyen Çakırözer, “Resmiyette Anayasa'mızda mülkiyet hakkı korunur ama Türkiye'de tam zıddı yaşanıyor. Tam 1.034 şirkette kayyım var. TMSF Türkiye'nin en büyük medya patronu. Türkiye, Mülkiyet Hakları Endeksi'nde 126 ülke arasında 93'üncü sırada! Böyle bir tabloda hangi yatırımcı gelir” dedi. “KAYYUM DÜZENİ SÜRDÜKÇE YATIRIMCI GELMEZ” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer TBMM’de yaptığı konuşmada Türkiye’de siyasette ve ekonomide var olan kayyum düzenine dikkat çekerek, AKP’nin yabancı yatırımcıyı ülkeye çekmek için Meclis’e getirdiği kanun teklifini eleştirdi. Türk ekonomisinin en temel sorunlardan birinin güven krizi olduğunu söyleyen Çakırözer, “Millet iradesinin ortaya konulduğu belediyelerimizde, müteşebbislerimizin birikimleriyle ortaya çıkan şirketlerimizde bu kayyım düzeni Türkiye'nin ayıbına, bir büyük hukuksuzluğa dönüşmüş durumdadır. Ekonomiyi mahveden, milleti açlığa mahkum eden AKP iktidarı ne diyor? ‘Teşvikler vereceğiz, Türkiye'yi cazibe merkezi yapacağız, yabancı yatırımcı çekeceğiz’ diyorlar. Gelmez! Siyasette ve ekonomide bu kayyım düzeni sürdükçe gelmez. Siz olsanız, mal varlığınıza değil mahkeme kararı, gerekçe dahi gösterilmeden el konacağını bile bile gelir misiniz?” diye sordu. “1034 ŞİRKET KAYYIMDA” “Resmiyette Anayasa'mızda mülkiyet hakkı korunur ama Türkiye'de tam zıddı yaşanıyor” diyen Çakırözer, Türkiye’de kayyum atanan şirket sayılarını açıklayarak şunları söyledi: “Şirketler kişisel ya da siyasi gerekçelerle hedef yapılıyor, yargı süreci tamamlanmadan ekonomik yaptırım uygulanıyor, el konuyor. Akla gelen her işlem yapılıyor ve tüm bunlar istisna değil, yerleşik uygulama hâline gelmiş durumda. Bin 34 şirkette kayyım, 87 şirkete denetim kayyımı, 66 şirkette kısmi kayyım, 127 kişide şahsi mal varlığı kayyımı var. 40-50 milyar liralık bir ciro büyüklüğünden bahsediyoruz. “ “34 TELEVİZYON KANALI TMSF’DE, TELE 1’E ÇÖKTÜNÜZ” “TMSF Türkiye'nin en büyük medya patronu! 34 kanal, 38 radyo, 73 gazete, dergi, 6 haber ajansı kayyımda. Kim yönetiyor, nasıl yönetiliyor belli değil. İşte, Tele1 örneği. Neymiş? Casusluk soruşturmasıymış. Ne meslektaşımız Merdan Yanardağ'a ne dostumuz Necati Özkan'a ne de bu milletin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na casusluk suçlaması yapışmadı, yapışmaz ama el çabukluğuyla ortada mahkeme kararı dahi yokken milyonların izlediği bu kanala resmen çöktünüz. Şimdi de yok pahasına kim bilir hangi yandaşa satıyorsunuz? Resmen yağmalıyorsunuz kanalı.” “KAYYIM ATADIKLARINIZA KANUNLA ZIRH SAĞLADINIZ!” “İşin diğer yanı, bu şirketlere kayyım atadıklarınıza zırh sağladınız! Hiçbir şekilde yargılanamıyorlar, şirketleri doğru mu yönetiyor, kime satıyor, zarar mı ettiriyor asla sorgulanamıyor. Son torba yasayla 2030'a kadar kayyım yetkisi uzatıldı. Mahkeme kararına gerek yok, kuvvetli şüphe olması yetiyor. Sadece özel müteşebbise değil, halka hizmet veren belediyelerimizin iştiraklerine dahi göz diktiniz. Bu yüzden de Türkiye, Mülkiyet Hakları Endeksi'nde 126 ülke arasında 93'üncü sırada; Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 142 ülke arasında 117'nci sırada.” “MÜLKİYET HAKKI YOKSA YATIRIM, BÜYÜME OLMAZ” Çakırözer, Adalet Bakanı’nın "Yabancıya güven vermemiz lazım" açıklamalarını da eleştirerek, “Günaydın! Biz bunu yıllardır söylüyoruz. Sadece yabancıya değil, kendi milletimize de güven vermeliyiz. Siz ise bunları söyleyenleri yaka paça içeri alanlarsınız. İşte, TÜSİAD Başkanını sırf bunu söyledi diye gözaltına aldıran, yurt dışı çıkış yasağı koyduran başsavcı siz değil miydiniz? Mülkiyet hakkı yoksa, hukuk güvencesi yoksa yatırım da, büyüme de, refah da olamaz” dedi. “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI” “Türkiye'nin ihtiyacı, dolarına dolar katacak sıcak paraya teşvik çıkarmak değildir” diyen Çakırözer, “Ülkenin ihtiyacı, hukuk güvenliği, bağımsız, tarafsız yargı ve tam demokrasidir, tek adam yönetimine son vermektir. Bunu da siz yapamazsınız. Adalet, demokrasi ve hürriyet ilkeleri etrafında milletimizle kenetlenen Cumhuriyet Halk Partimiz yapabilir ve yapacaktır” diye konuştu.

Yargı Mensuplarından Eskişehir OSB'ye Ziyaret Haber

Yargı Mensuplarından Eskişehir OSB'ye Ziyaret

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, Adalet Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak ve Başsavcı Vekilleri, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’ni (EOSB) ziyaret ederek bölgenin çalışmaları hakkında bilgi aldı. Gerçekleşen ziyarette; Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli’nin ev sahipliğinde, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Saraç, Yönetim Kurulu Üyeleri Yavuz Ayva, Mustafa Gönenli, Erol Öz ile Denetim Kurulu Üyeleri Hasan Hakan Bayar ve Hamit Alper Çelebi hazır bulundu. Ziyaret ilişkin konuşan Başkan Küpeli, Eskişehir OSB’nin kuruluşundan bugüne gelişim süreci, mevcut altyapısı ve sanayicilere sunduğu imkânlar hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Küpeli, 916 katılımcı firma, 53 bini aşan çalışan ve 34 milyon metrekarelik alanıyla faaliyet gösteren Eskişehir OSB’nin, sadece Eskişehir’in değil, Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri haline olduğunu belirtti. Bölgenin güçlü sanayi altyapısı, nitelikli iş gücü ve stratejik konumuyla yatırımcılar açısından cazip bir merkez olduğuna dikkat çekti. Başkan Küpeli ayrıca, Eskişehir OSB’de yürütülen yeni yatırım alanları, genişleme çalışmaları, çevreci üretim anlayışı ve sanayicilere sunulan hizmetler hakkında da bilgi verdi. Bölgenin sürdürülebilir üretim, dijital dönüşüm ve mesleki eğitim konularında önemli projelere imza attığını ifade eden Küpeli, sanayinin gelişimi ile istihdamın artması arasında güçlü bir bağ bulunduğunu vurguladı. Ziyarette söz alan yargı mensupları ise, sanayi ve üretimin ülke kalkınmasındaki kritik rolüne dikkat çekerek, güçlü bir ekonomik yapının temelinde güven veren bir hukuk sisteminin bulunduğunu ifade etti. Hukukun üstünlüğü, adaletin hızlı ve etkin bir şekilde işlemesi ile yatırım ortamının güvenilirliğinin önemine değinilen görüşmede, sanayicilerin karşılaştığı hukuki süreçler ve çözüm yolları üzerine de değerlendirmelerde bulunuldu. Karşılıklı görüş alışverişi şeklinde geçen ziyarette, kamu kurumları ile sanayi kuruluşları arasındaki iş birliğinin artırılmasının önemine vurgu yapıldı. Başkan Küpeli, nazik ziyaretlerinden dolayı Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, Adalet Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak ve beraberindeki heyete teşekkür ederek, Eskişehir OSB olarak her zaman iş birliğine açık olduklarını ifade etti.

CHP Eskişehir’den 23 Nisan Mesajı: "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" Haber

CHP Eskişehir’den 23 Nisan Mesajı: "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir"

CHP Eskişehir İl Örgütü, TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Valilik Meydanı’nda düzenlenen bir törenle kutladı. Eskişehir Valilik Meydanı’nda bir araya gelen Cumhuriyet Halk Partisi İl Örgütü ve vatandaşlar, 23 Nisan ruhunu büyük bir kararlılıkla selamladı. Atatürk Anıtına çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başlayan törene; CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, il ve ilçe yöneticileri, kadın ve gençlik kolları temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı. ​"23 Nisan Bir Halk Devrimidir" ​CHP İl Başkanı Talat Yalaz’a vekaleten İl Başkan Yardımcısı Halil Sarıgöz tarafından yapılan açıklamada, 23 Nisan 1920 tarihinin sadece bir meclis açılışı değil, halkın saraydan iradesini geri aldığı bir devrim olduğu vurgulandı. Sarıgöz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: ​"Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir sözü, sadece tarihsel bir ilke değil; bugün de demokrasimizin ve cumhuriyetimizin temelini oluşturmaktadır. 23 Nisan, halkın kendi kaderine sahip çıktığı büyük bir dönüm noktasıdır." ​Milli İrade ve Demokrasi Vurgusu ​Konuşmasında güncel siyasi gelişmelere ve demokrasi sınavına değinen Sarıgöz, millet iradesinin her koşulda korunması gerektiğini belirtti. Belediye başkanlarına ve siyasilere yönelik tutuklamalara tepki gösteren Sarıgöz, "Demokrasi sadece sandık değildir; sandıktan çıkan iradeye saygıdır. Halk iradesini zayıflatmaya çalışan her anlayış, cumhuriyetin özüne bir meydan okumadır" dedi. ​Eğitim Sistemi ve Çocukların Güvenliği Gündemdeydi ​Bayramın çocuklara armağan edilmesinin geleceğe dair bir emanet olduğunu hatırlatan Halil Sarıgöz, son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarına ve eğitim politikalarına da dikkat çekti: "Yanlış eğitim politikalarının çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi güvensiz bıraktığı belirtildi. Eğitimin ideolojik yaklaşımlardan uzak, bilimsel ve eşitlikçi bir temele oturması gerektiği ifade edildi. ​"Halk Egemenliğini Savunmaya Devam Edeceğiz" ​Törenin sonunda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları rahmet ve minnetle anıldı. CHP Eskişehir örgütü, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve tam demokrasi yolunda mücadeleden vazgeçmeyeceklerini bir kez daha kararlılıkla ilan etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.