SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hukukun Üstünlüğü

Porsuk Haber Ajansı - Hukukun Üstünlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukukun Üstünlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’e Avrupa’dan Prestijli Ödül Haber

Eskişehir’e Avrupa’dan Prestijli Ödül

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından, ETİ'nin ana sponsorluğunda bu yıl ilk kez düzenlenen Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali, sanat ve kültür etkinliklerinin yanı sıra anlamlı bir ödül törenine de sahne oldu. Festivalin son gününde Eskişehir’e Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından verilen "Şeref Bayrağı" takdim edildi. Şeref Bayrağı’nı teslim alan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, büyük gurur duyduğunu vurgulayarak, "Bu ödül hepimizin, Eskişehir'in. Ben sizler adına alıyorum." ifadelerini kullandı. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Avrupa Ödülü Alt Komitesi tarafından alınan karar doğrultusunda Eskişehir’in almaya hak kazandığı "Şeref Bayrağı", festivalin son gecesinde Kentpark festival alanında düzenlenen törenle Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye takdim edildi. Şeref Bayrağı’nı Başkan Ünlüce’ye; Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Üyesi, Sosyal İşler, Sağlık ve Sürdürülebilir Kalkınma Komitesi Üyesi, CHP Parti Meclisi Üyesi ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen sundu. Törende Eskişehir’in Avrupa değerlerini yerel düzeyde yaşatan ve geliştiren örnek kentlerden biri olduğuna dikkat çekildi. "ESKİŞEHİR ÖRNEK BİR KENT" Şeref Bayrağı’nın takdimi sırasında konuşan Gökçe Gökçen şu ifadeleri kullandı: "Kentiniz 2025 yılında, Avrupa Ödülü programının ilk aşaması olan Avrupa Diploması ile ödüllendirilmişti. Bugün ise Eskişehir, Şeref Bayrağı ile bir başka önemli dönüm noktasına ulaşıyor. Bu kayda değer başarıdan ötürü hepinizi tebrik ederim! Avrupa odaklı çalışmalarınızı, özellikle de gençleri kapsayan faaliyetlerinizi daha da geliştirmenizi temenni ediyorum. Gençler, demokrasilerimizin geleceğidir; sürece dâhil olmayı, söz sahibi olmayı, siyasette temsili sonuna kadar hak ediyorlar." Gökçen, Şeref Bayrağı’nın Eskişehir’e verilmesinin, kentin Avrupa ile kurduğu güçlü bağların ve yerel düzeyde yürüttüğü çalışmaların önemli bir göstergesi olduğunu belirterek ödülü Başkan Ünlüce’ye takdim etti. "BU ÖDÜLÜ ALMAK BİZİM İÇİN BÜYÜK MUTLULUK" Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise festivalin son gecesinde böylesine anlamlı ve prestijli bir ödülü almaktan duydukları mutluluğu dile getirdi. Başkan Ünlüce, "Değerli Eskişehirliler, bugün çok özel bir ödül için karşınızdayım. Bununla gurur duyuyorum. Ben seçildiğim günden bu yana, Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Türkiye Delegasyonu Başkanı olarak görev yapıyorum. Eşsiz ve kıymetli Eskişehirlileri Avrupa'da temsil etmekten büyük bir gurur duyuyorum. Biz bu sene Avrupa Konseyi Şeref Bayrağı Ödülü'nü taşımaya hak kazandık. Avrupa Konseyi'nin temel değerleri olan hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarına bağlı bir belediye olarak aynı zamanda şeffaf, kapsayıcı, hesap verebilir, kaynaklarını halkıyla paylaşan bir anlayışla bugün karşınızda olmaktan son derece mutluyum. Bu ödül hepimizin, Eskişehir'in. Ben sizler adına alıyorum." dedi. Başkan Ünlüce, Avrupa Konseyi’nden alınan ödülü kendisinden önce 25 yıl belediye başkanlığı görevi yapan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ile almak istediğini ifade ederek Büyükerşen’i de sahneye davet etti. Hayatının en mutlu anlarından birini yaşadığını belirten Büyükerşen ise, "Bu bayrak Eskişehirlilerin Avrupa değerlerine ne kadar çok bağlı olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda Avrupa ülkelerinde yaşayan insanlar, kendilerini daima Eskişehir'de, Anadolu'nun ortasında temsil eden bir şehir olduğunu düşünerek gurur duyacaklar. Hepinizi bu bayrak töreni nedeniyle bir kere daha selamlıyorum, sevgiyle kucaklıyorum." diye konuştu. AVRUPA ÖDÜLÜ SÜRECİNDE İKİNCİ AŞAMA Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından verilen Avrupa Ödülü (Europe Prize), Avrupa değerlerinin yerel düzeyde güçlendirilmesi ve Avrupa’daki belediye ve şehirler arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla verilen en prestijli ödüllerden biri olarak öne çıkıyor. Ödül süreci; Avrupa Diploması, Şeref Bayrağı, Şeref Plaketi ve Avrupa Ödülü olmak üzere dört aşamadan oluşuyor. Değerlendirmelerde kentlerin Avrupa değerlerine bağlılığı, kardeş şehir ilişkileri, kültürel ve sosyal iş birlikleri, gençlik çalışmaları, demokratik katılım uygulamaları ve uluslararası faaliyetleri dikkate alınıyor. Eskişehir, 2026 yılında bu prestijli ödüle layık görülen altı kent arasında yer alırken diğer belediyeler ise şu şekilde sıralandı: Fransa’dan Montpellier, Almanya’dan Heidelberg ve Leipzig, İtalya’dan Sabaudia ile Türkiye’den Kadıköy. 2025 YILINDA DA DİPLOMASİ ÖDÜLÜ ALINMIŞTI 2025 yılının Haziran ayında Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından verilen "2025 Avrupa Diploması" ödülüne layık görülmüştü.

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’dan Yeni Adli Yıl Mesajı Haber

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’dan Yeni Adli Yıl Mesajı

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, yeni adli yıl dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımlayarak hukukun üstünlüğü ve adaletin toplumsal barış için önemine dikkat çekti. ​Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, yeni adli yılın başlaması vesilesiyle yayımladığı mesajda, adalet mekanizmasının devletin temeli ve bireysel huzurun en güçlü kalkanı olduğunu vurguladı. Yargı camiasının kutsal bir görev üstlendiğini belirten Vali Yılmaz, tüm adliye çalışanlarına başarı ve kolaylıklar diledi. ​"Adalet, Devletin Sarsılmaz Temelidir" ​Vali Dr. Erdinç Yılmaz açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Adalet; devletin sarsılmaz temeli, toplumsal barışın ve bireysel huzurun en güçlü kalkanıdır. Bir ülkede hukukun üstünlüğü ne kadar köklü ve bağımsız ise o ülkenin geleceği de o denli aydınlıktır." ​Toplumun adalet beklentisini karşılamak adına hâkimlerin, savcıların, avukatların ve tüm adliye personelinin omuzlarındaki yükün ağır olduğuna işaret eden Vali Yılmaz, bu kutsal görevin taşıdığı onurun ve topluma kattığı değerin büyüklüğüne dikkat çekti. ​Yargı Çalışanlarına Başarı Dileği ​İnsan haklarının daima pusula kabul edildiği bir adli yıl temenni eden Vali Erdinç Yılmaz, mesajını şu sözlerle tamamladı: ​"Hukukun üstünlüğünün tesis edildiği, insan haklarının daima pusula kabul edildiği bir dönem olması temennisiyle; yeni adli yılın ülkemize, milletimize ve tüm yargı camiasına hayırlı olmasını diliyorum. Görevlerini büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle yerine getiren hâkimlerimize, savcılarımıza, avukatlarımıza ve tüm adliye çalışanlarımıza başarılar; hak, adalet ve hakkaniyet yolunda yürüttükleri kutsal görevlerinde kolaylıklar temenni ediyorum."

CHP Eskişehir İlçe Başkanlarından "YENİ Parti" Kararı Haber

CHP Eskişehir İlçe Başkanlarından "YENİ Parti" Kararı

​Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir ilçe başkanları, ortak bir deklarasyon yayımlayarak Genel Başkan Özgür Özel ve Eskişehir İl Başkanı Av. Talat Yalaz ile birlikte hareket edeceklerini ve mücadelelerini YENİ Parti çatısı altında sürdüreceklerini açıkladılar. ​Örgüt İradesi ve Demokrasi Vurgusu ​CHP’nin seçilmiş Eskişehir İlçe Başkanları, ülke ve parti içerisindeki gelişmeleri değerlendirmek amacıyla İl Başkanı Av. Talat Yalaz'ın başkanlığında bir araya geldi. Yapılan toplantının ardından kamuoyuyla paylaşılan bildiride, örgüt iradesine ve sosyal demokrat değerlere olan bağlılığın altı çizildi. ​Deklarasyonda şu ifadelere yer verildi: ​"Örgüt iradesine, demokrasiye ve sosyal demokrat değerlere bağlılığımız tamdır. Bu anlayışla, seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ve seçilmiş İl Başkanımız Av. Talat Yalaz ile birlikte hareket etmeyi sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz." ​"Yenilikçi Mücadele YENİ Parti Çatısı Altında Sürecek" ​Toplantının en dikkat çekici maddesi ise liderlik vurgusu ve yeni çatı altındaki ortak hareket iradesi oldu. İlçe başkanları, Genel Başkan Özgür Özel’in yapacağı çağrıyı beklediklerini belirterek şu kararlılığı vurguladılar. İlçe Başkanları Özgür Özel'in yapacağı resmi çağrı yakından takip edecek ve çağrının ardından, Özgür Özel ve İl Başkanı Av. Talat Yalaz ile birlikte YENİ Parti çatısı altında siyasi mücadelenin sürdürüleceği netleştirildi. Açıklamada, kişisel hesapların bir kenara bırakılarak; hukukun üstünlüğü, adalet, demokrasi ve halkın haklı mücadelesinin savunulmaya devam edileceği ifade edildi.

Kazım Kurt ve CHP'li Meclis Üyeleri Partiden Ayrıldı Haber

Kazım Kurt ve CHP'li Meclis Üyeleri Partiden Ayrıldı

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 40 yıldır bünyesinde yer aldığı Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) istifa ettiğini açıkladı. Başkan Kurt ile birlikte Odunpazarı Belediyesi CHP'li meclis üyelerinin de partiden ayrıldığı duyuruldu. ​Odunpazarı Belediyesi Meclis Toplantı Salonunda gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Başkan Kurt, bu kararın Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde yeni bir dönemin kapısını araladığını vurguladı. ​"Miras Bizdedir, Yetki Bizdedir" ​İstifa kararını kamuoyuyla paylaşan Kazım Kurt, siyasi yaşamı boyunca makam için değil, ilkeler ve Cumhuriyet değerleri doğrultusunda hareket ettiğini belirtti. Seçilmiş il başkanı, ilçe başkanları, meclis üyeleri ve yol arkadaşlarıyla birlikte il binasından ayrıldıklarını ifade eden Kurt, şu açıklamalarda bulundu: ​"Bugün, 40 yıldır mensubu olduğum Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden; benimle birlikte bu mücadeleyi omuz omuza yürüten Odunpazarı Belediyesi CHP'li Meclis Üyelerimizle birlikte istifa ettiğimizi kamuoyuyla paylaşıyorum. Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası, emaneti alıp çıktık. Miras bizdedir, meşruiyet bizdedir, yetki bizdedir, görev bizdedir." ​Yeni Siyasi Zemin ve Özgür Özel Vurgusu ​Demokrasi, laiklik, hukukun üstünlüğü ve adalet değerlerine daha güçlü sahip çıkmak adına yeni bir yola çıktıklarını belirten Kazım Kurt, önümüzdeki süreçte atılacak siyasi adımlara da değindi. ​Özgür Özel ile birlikte yürümeye devam edeceklerini açıklayan Kurt, "Önümüzdeki süreçte kurulacak partide, Türkiye'nin demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesine katkı sunmaya devam edeceğiz. Benim için değişen yalnızca siyasi adres olacaktır. Değişmeyen ise halkın yanında durma kararlılığımdır" dedi. ​Odunpazarı ve Eskişehir'e Hizmet Sürecek ​Açıklamasının sonunda Odunpazarı halkına seslenen Kazım Kurt, şehre hizmet sorumluluğunu aynı kararlılıkla sürdüreceğinin altını çizdi. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yalnızca halka hesap vereceğini belirten Kurt, sözlerini şu şekilde tamamladı: ​"Odunpazarı'na ve Eskişehir'e hizmet etme sorumluluğumu aynı inançla sürdüreceğim." ​"Çünkü isimler değişebilir, tabelalar değişebilir." ​"Ama demokrasiye olan inanç değişmez, Cumhuriyet'e olan bağlılık değişmez." ​"Yolumuz demokrasi, pusulamız Cumhuriyet, gücümüz halk olacaktır."

Milletin İstiklalini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır Haber

Milletin İstiklalini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, Amasya Genelgesi'nin 107. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Cumhuriyetin kurucu değerlerine bağlılığın altını çizdi. Avcı, "Bağımsız, demokratik, laik ve çağdaş Türkiye mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz" dedi. ​Amasya Genelgesi’nin 107. yıl dönümü nedeniyle bir açıklama yapan ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, kurtuluş mücadelesinin en kritik belgelerinden biri olan Amasya Genelgesi'nin ruhuna dikkat çekti. Avcı, genelgenin sadece tarihsel bir belge olmadığını, aynı zamanda ulusal egemenliğin ve halk iradesinin sarsılmaz bir ilanı olduğunu vurguladı. ​"Cumhuriyet, Kulluğun Değil Yurttaşlığın Rejimdir" ​Açıklamasında güncel siyasi ve toplumsal gelişmelere değinen Mehmet Avcı, hukukun üstünlüğü ve laiklik ilkelerinin önemine dikkat çekti. Avcı, şu ifadeleri kullandı: ​"Bugün, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin çeşitli şekillerde aşındırılmaya çalışıldığı; hukukun üstünlüğü, laiklik, demokrasi ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin tartışmaya açıldığı bir dönemde bulunuyoruz. 'Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' sözü, hiçbir kişi, makam veya siyasi anlayışın millet iradesinin üzerinde olamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Cumhuriyet; ayrıcalıkların değil yurttaşların eşitliğinin, biatın değil özgür düşüncenin, kulluğun değil yurttaşlığın rejimidir." ​"Çağdaş Uygarlık Hedefinden Taviz Yok" ​Türkiye'nin içinde bulunduğu süreçte Atatürk ilke ve devrimlerine olan ihtiyacın her zamankinden daha fazla olduğuna dikkat çeken ADD Eskişehir Şube Başkanı, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: ​"Türkiye'nin ihtiyacı; Cumhuriyetin temel niteliklerinden uzaklaşmak değil, Atatürk'ün akıl ve bilim yolunda gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine kararlılıkla yürümektir. Ulusal egemenliğin, laik Cumhuriyetin ve demokratik hukuk devletinin tavizsiz savunulması bugün her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır." ​"Mücadelemizden Vazgeçmeyeceğiz" ​Açıklamasının sonunda ADD Eskişehir Şubesi olarak kararlılık mesajı veren Avcı, "Amasya Genelgesi'nin 107. yıl dönümünde, Cumhuriyetimizin kurucu felsefesine ve Atatürk ilke ve devrimlerine olan bağlılığımızı bir kez daha vurguluyor; bağımsız, demokratik, laik ve çağdaş Türkiye mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetin Işığında, Atatürk'ün İzinde Yürümeye Devam Edeceğiz Haber

Cumhuriyetin Işığında, Atatürk'ün İzinde Yürümeye Devam Edeceğiz

ADD Eskişehir Şubesi, ÇYDD Eskişehir Şubesi ve Eğitim-İş Eskişehir Şubesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümünü anlamlı bir törenle kutladı. Valilik Meydanı’nda bir araya gelen Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim-İş Eskişehir Şubeleri, Cumhuriyet değerlerine olan bağlılıklarını vurguladı. Valilik Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başlayan tören; saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından şubeler adına yapılan ortak basın açıklamasıyla devam etti. Şubeler adına ortak açıklamayı yapan ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, şunları söyledi: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümünü gurur, özlem ve kararlılıkla anıyoruz. 21 Haziran 1920'de Eskişehir'e gelen Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, işgal altındaki bir vatanın yeniden ayağa kalkması için milletimizin azim ve kararlılığını örgütlemekteydi. O gün verilen mücadele yalnızca topraklarımızı kurtarma mücadelesi değil; aynı zamanda bağımsızlığın, halk egemenliğinin, laikliğin ve çağdaşlaşmanın mücadelesiydi. Aradan geçen 106 yıla rağmen Atatürk'ün fikirleri ve Cumhuriyetin temel ilkeleri hâlâ ülkemizin en büyük güvencesidir. Bugün ekonomik sıkıntıların derinleştiği, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin tartışıldığı, eğitimden adalete kadar birçok alanda Cumhuriyet kazanımlarının aşındırılmaya çalışıldığı bir dönemde; Atatürk'ün akıl ve bilim temelli çağrısı her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Cumhuriyet; kişilere, zümrelere veya ayrıcalıklı çevrelere değil, doğrudan millete dayanır. Atatürk'ün emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği; demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine sahip çıkmaktan geçmektedir. Tarih göstermiştir ki milletimizin birliğini sağlayan ortak payda Cumhuriyet değerleri ve ulusal egemenliktir. Eskişehir, Milli Mücadele'nin en önemli merkezlerinden biri olarak dün olduğu gibi bugün de Cumhuriyetin aydınlık yüzünü temsil etmektedir. Bizler de Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefinden, laik eğitimden, bilimden, kadın-erkek eşitliğinden ve tam bağımsız Türkiye idealinden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı'nın tüm kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Ayrıca, evlatlarına Cumhuriyet sevgisini, vatan sevgisini ve çağdaş değerleri miras bırakan başta şehit ve gazi babaları olmak üzere tüm babalarımızın Babalar Günü'nü kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk diliyoruz. Cumhuriyetin ışığında, Atatürk'ün izinde yürümeye devam edeceğiz."

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında Türkiye ve Eskişehir gündemine yönelik değerlendirmelerde bulundu. İl Başkanı Demir, mevcut iktidarı ve muhalefet içindeki gelişmeleri sert bir dille eleştirdi. ​"Demokrasi, Adalet ve Liyakat Esas Olmalı" ​Konuşmasına Türkiye’nin temel değerlerine vurgu yaparak başlayan Hasan Demir, bir ülkenin kalkınmasının demokrasi, adalet ve liyakat ilkelerine bağlı olduğunu belirtti. Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesinin yerini "üstünlerin hukukuna" bıraktığını savunan Demir şu ifadelere yer verdi; "Basın açıklamamı, Türk milletinin yaşam kalitesini arttırmak için ne gibi unsurlara dört elle sarılmak gerektiğini beyan ederek başlamak istiyorum. Bir ülkenin ekonomisi, kültürü, birçok dokusu öncelikle demokrasi, daha sonra adalet ve liyakat ilkelerine bağlıdır. Evet, demokrasi, adalet ve liyakat. Başta Zafer Partisi lideri Profesör Doktor Ümit Özdağ olmak üzere muhalif partilere ve kadrolara yapılanlar bize net olarak göstermektedir ki hukukun üstünlüğü ilkesi yerini üstünlerin hukukuna bırakmış durumdadır. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1923 yılında kurulduğu zaman diliminde hukukun üstünlüğünü her daim şiar edinmiş bir devletken maalesef son süreçler bize net olarak göstermektedir ki üstünlerin hukuku anitibarıyla ülkemizde hızlı bir ilerleme katetmiş ve hukuk gerçekten rafa kaldırılmış durumda. Bu hadiseyi ne zaman yaşamaya başladık? Son 3 sene içerisinde, Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. turu sonrası Sayın Bahçeli'nin "Her şey değişecek, umarız Türkiye değişmez." söylemleri sonrası görmeye başladık. Bir süreç başladı 2024 Ekim'de ve bu süreç terörü yasallaştırma, terörist başına da statü sahibi etme üzerine tayin edilmeye çalışıldı ve devam ediyor. İran Savaşı her ne kadar baskılamış olsa da belli unsurlar bu konuda çalışmalarını yapmaya devam ediyor. Beraberinde özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası söylediğim gibi muhalif kadrolara ve sivil inisiyatife sürekli bir operasyon, sürekli anlamsız sıkıntılarla hemhal olmak zorunda bırakılıyor. Bugün, tarihsel bir demokrasi rezilliğinin yaşandığı günlerden birisi. Cumhuriyet Halk Partisinin biliyorsunuz anitibarıyla kanunen bir ama görünen 2 tane genel başkanı var. Kanunen kabul edilmiş, YSK tarafından kabul edilmiş genel başkanı Özgür Özel ortadan kaldırılıp yerine ikame bir genel başkan arayışı ve arzusuyla Kemal Kılıçdaroğlu konuşlandırılmak isteniyor. Türk demokrasisi çok ciddi sınavlardan, geçmişte beyan ettiğimiz gibi çok ciddi sınavlardan geçiyor. Bu sınavlardan geçerken Türk milleti ne gibi sorunlar yaşıyor? Bunları da kesinlikle es geçmeden anlatmak zorundayız. Türk milleti yoğun bir ekonomik krizin altında ezilme eşiğinde. Memuruyla, emeklisiyle, çiftçisiyle, hayvancısıyla, esnafıyla herkes bu krizin altında ezilme ve hayatını idame etmede sorunlar yaşamakta. Geçen hafta belirlenen özellikle tarımsal faaliyet yapan çiftçimizin taban fiyat denkleminde yaşadığı hadiselerde gösteriyor ki çiftçimiz de unutulmuş durumda ve tarım, bir şekilde mevcut hükûmetin plansız planları üzerinden maalesef zora sokulmaya çalışılmakta. Hayvancılık aynı şekilde, et ve süt ürünleri artık ulaşılamaz hal almaya başlarken maalesef üretici, aracı ve tüketici, herkes muzdarip. İnsanlar gıdaya erişmekte gerçekten zorlanır hal almış durumda. İnsanlar yaşayamıyor. Mutluluk, doğru yaşam kalitesine entegre bir kavramdır. Maalesef mutluluğumuzu her gün mevcut süreçlerin bize yaşattıkları vasıtasıyla kaybeder bir toplum haline gelmeye başladık. Özellikle son dönemlerde üstüne basa basa Türk milletini bir, bütün, beraber olma noktasında sevk ettiğimiz her arayış, birtakım mihraklar ve odaklar tarafından bölünme noktasına sevk edilmeye çalışılıyor. Son dönemlerde yaşadığımız olayları da en son sunumumda belli örneklerle sizlerle paylaşacağım. Eskişehir'de bu esnada neler yaşanıyor? Eskişehir'de gariptir ki hafta sonu bir sendika seçiminde transfer vekil bir cümle sarf etti. Dedi ki: "Ben olduğum sürece, kendisi olduğu sürece sağlık sektöründeki kamu arazileri hiçbir şart altında özelleştirilemeyecekmiş." Neymiş efendim? Kendisi olduğu sürece. Yani kendisi olmadığı zaman bu ülkede neler yaşanacağını hiç kimse zihninde canlandıramayacak bu ülkede. Cumhuriyet bu değil, demokrasi bu değil, adalet bu değil. Sayın vekile buradan Zafer Partisi İl Başkanı olarak sesleniyorum. Senin varlığın 86 milyonu ne kadar etkileyebilir? Yokluğun ne kadar etkileyebilir? Sen ancak kendi alanında ufak oyunlarınla hemhal ol. Türk milletinin derdiyle hemhal olsaydın zaten göstermiş olduğun tavrı göstermez, muhaliflerin oylarına sahip çıkar, muhalefet partinizde milletvekilliğine devam ederdin. Amma velakin 80.000'in üzerindeki oyu hükûmete resmen peşkeş çektin ve utanmadan kalkıyorsun, "Ben olduğum sürece bu arsalar devletin olmaya devam edecek." diyorsun. Hadi canım sen de. Şatafattan, saray yaşantısından hiçbir tasarruf sağlamayan hükümet, Türk milletine hizmet odaklı kurulan, başta postaneler olmak üzere birçok alanda maalesef tasarrufu öngördü. Geçen hafta standart yaptığımız mahalle ziyaretleri esnasında Orhangazi Mahallemizde gördük ki haftanın 2 gününe açılması, 2 gününe planlanan PTT şubesi, orada yaşayan binlerce insanı mağdur ediyor. Bu uygulama Türkiye'nin, pardon Eskişehir'in her mahallesinde net olarak görünüyor. Tasarruf tedbirlerini halka hizmet üzerine şekillendiren ama kendi şatafatlı hayatlarına hiçbir tasarruf getirmeyen hükümet, zaten o yüzden mevcut süreçleri örseliyor, baltalıyor ve sandığı önümüze getirme cesaretini sergileyemiyor. Ve beraberinde başka bir konumuz var Eskişehir özelinde. Devlet Demiryollarına ait atıl bölgelerin Eskişehir halkının hizmetine sunulması arzusu. Evet, 4 Haziran'da gerçekleşmesi planlanan, AKP İl Başkanı tarafından beyan edilen, milyonlarca liranın müteşebbis tarafından yatırılacağı beyan edilen bir ihale vardı 4 Haziran'da. Bildiğimiz kadarıyla ayın 22'sine ertelendi ve bu ihale neticesinde Eskişehir halkının kazanacağı ne var sorularını da buradan Sayın Başkana net olarak sormak istiyorum. Bu alanlar, bir an önce Eskişehir halkının sosyal hayatına dahil edilmesi gereken alanlar. Eskişehir, Türkiye'deki standartların üzerinde yeşil alana sahip bir şehir olsa da merkezi sıkışmış durumda. Hoşnudiye Mahallesi'nde insanlar nefes alacak yer arıyor ve bu yerler maalesef şu an atıl vaziyette duruyor. Evet, gelelim son hadiseye. Türk milletini böldürmeyeceğiz. Bütünlüğü asla ve asla ortadan kaldırtmayacağız. Hangi odak, hangi sistem bunu arzu ederse etsin Zafer Partisi, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçileri hiçbir şartta Türk milletini böldürmeyecek. Bir Suriye, bir Irak buradan çıkartmayacak. Bununla beraber 3 tane görselle sizin, bir paylaşım yapmak istiyorum. Şu an elimde gördüğünüz 1. görsel. Bu görselde bir yayınevinin genel yayın yönetmeni olduğunu bildiğimiz bir zatımuhterem, Türk milletinin, Türk toplumunun ayrılmaz parçası olan Çerkezlere yönelik sosyal medyasında yaptığı iğrenç paylaşımı görüyorsunuz. Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olan Çerkezlere yaptığı iğrenç bir paylaşım. Bu paylaşımı kendisine Zafer Partisi İl Başkanı olarak iade ediyorum. İkincisi, burada gördüğünüz görsel yine Türk milletini bölmek, parçalamak adına tayin edilmiş Samsun'un Terme ilçesinde hükümetin belediye meclis üyesi Rümeysa Eker tarafından sosyal medyada yayınlanmış bir paylaşım. Türkiye Cumhuriyeti'ğinin kurucu felsefesine hakaret üstüne hakaret yağdıran bir paylaşım. Aynı şekilde Türk milletini bölüp parçalama üzerine tayin ediliyor. Ve son olarak, bununla alakalı onlarca örnek var ama son bir hafta yaşadığımız 3. örnek. Evet, bu da Rahmi Koç. Rahmi Koç ne yaptı. Kendisi meşhur Koç ailesinin onursal başkanı. Ne yaptı. Bir sağlık kuruluşu açılışında bir kelam sarf etti, iğrenç bir kelam. Yine Türk milletini bölecek, parçalayacak, değerlerini yok edecek bir kelam. Biz buna müsaade etmeyeceğiz ama şu altta gördüğünüz görselde 32 dişi görünen dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım'a da buradan sormak istiyorum. Bu iğrenç hikaye anlatılırken kahkahalar içerisinde gülecek ne gördünüz. Bu toplumu neden birbirinden ayrıştırma arzusundasınız. Neden bu ülkeyi Suriye gibi, Irak gibi parça parça hale getirmeye çalışıyorsunuz. Biz İstiklal Harbi'ni vermiş yüce Türk milletinin evlatları olarak tekrar tekrar beyan ediyoruz. Bu oyunlara, bu tuzaklara 86 milyon Türk vatandaşı düşmeyecek ve biz bunun için kanımızın son damlasına kadar net olarak mücadele edeceğiz."

ADD Şube Başkanı Mehmet Avci:"Butlan Adıyla Demokrasi Kurban Edilmiştir" Haber

ADD Şube Başkanı Mehmet Avci:"Butlan Adıyla Demokrasi Kurban Edilmiştir"

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Kurban Bayramı vesilesiyle gerçekleştirdiği bayramlaşma programında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Şube Başkanı Mehmet Avci, "Demokrasi kurban edilmiştir" diyerek, çözümün Atatürk ilkelerinde birleşmekten geçtiğini vurguladı. ​Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Kurban Bayramı’nın ardından üyeleriyle dernek binasında bir araya gelerek geleneksel bayramlaşma programını gerçekleştirdi. Yoğun katılımın yaşandığı etkinlikte konuşan ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, ülke gündemini sarsan tartışmalara ve hukukun üstünlüğü vurgusuna dikkat çekti. ​​Konuşmasında son dönemde kamuoyunu meşgul eden "mutlak butlan" tartışmalarına değinen Avci şu ifadelere yer verdi; "Kurban Bayramı geride kaldı... Tüm yurttaşlarımızın kurban bayramı kutluyoruz. Ancak bayram öncesinde ülkemizin gündemine taşınan ve kamu vicdanında derin rahatsızlık yaratan "mutlak butlan" olayı, bayram boyunca da milletimizin zihnini meşgul etmeye devam etti. Türk Milleti bir kez daha gördü ki mesele herhangi bir siyasi parti meselesi değildir. Mesele, doğrudan doğruya hukuk devletinin geleceği, demokrasinin saygınlığı ve millet iradesinin dokunulmazlığı meselesidir. Bayram öncesinde ortaya çıkan tablo karşısında söylediğimiz sözü bugün daha yüksek sesle tekrarlıyoruz: "BUTLAN ADIYLA DEMOKRASİ KURBAN EDİLMİŞTİR!" Çünkü demokrasilerde meşruiyetin kaynağı millet iradesidir. Çünkü Cumhuriyetin temeli millet egemenliğidir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi, hiçbir gücün millet iradesinin üstüne çıkamayacağı gerçeği üzerine inşa edilmiştir. Bugün yaşananlar yalnızca siyasi bir tartışma değildir. Bugün yaşananlar, Cumhuriyetin temel değerlerinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Tam da bu nedenle, bayram sonrasında milletimizin dikkatle üzerinde düşünmesi gereken konu şudur: Türkiye'nin yaşadığı her kriz döneminde olduğu gibi bugün de çözüm kişilerin etrafında değil, ilkelerin etrafında birleşmektir. Son günlerde Anıtkabir'e yapılan yürüyüşlerin ve verilen mesajların taşıdığı anlam da budur. Anıtkabir'e yürümek yalnızca geçmişe saygı değildir. Anıtkabir'e yürümek, Cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönme çağrısıdır. Anıtkabir'e yürümek, hukukun üstünlüğünü savunmaktır. Anıtkabir'e yürümek, milli egemenliğe sahip çıkmaktır. Anıtkabir'e yürümek, "çare Atatürk'tedir" demektir. Bizler Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi olarak çok iyi biliyoruz ki; 1919'da Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri nasıl milletin bağımsızlık iradesinin örgütlü sesi olduysa, Atatürkçü Düşünce Derneği de bugün Cumhuriyetin, laikliğin, hukukun ve milli egemenliğin örgütlü savunucusudur. Atatürkçü Düşünce Derneği, yalnızca bir dernek değildir. Atatürkçü Düşünce Derneği; Müdafaa-i Hukuk'un günümüzdeki vicdanıdır. Kuvayı Milliye'nin günümüzdeki kararlılığıdır. Cumhuriyetin yılmaz bekçisidir. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla gerilim değil, daha fazla hukuk; daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla demokrasi; daha fazla kişiselleşme değil, daha fazla Cumhuriyettir. Buradan tüm yurttaşlarımıza sesleniyoruz: Cumhuriyeti savunmak bir siyasi tercih değil, bir yurttaşlık görevidir. Milli egemenliği savunmak bir siyasi tutum değil, Cumhuriyet nesillerinin tarihsel sorumluluğudur. Ve unutulmamalıdır ki; Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu ilkenin istisnası yoktur. Bu ilkenin alternatifi yoktur. Bu ilkenin pazarlığı yoktur. Bir çift mavi gözün ışığında; hukuka, demokrasiye, Cumhuriyete, ve tam bağımsız Türkiye idealine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Milli Egemenlik! Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.