SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hukuksuzluk

Porsuk Haber Ajansı - Hukuksuzluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuksuzluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Pehlivanoğlu Eskişehir’de Gündemi Değerlendirdi Haber

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Pehlivanoğlu Eskişehir’de Gündemi Değerlendirdi

Zafer Partisi Sivil Toplum ile İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Av. Özcan Pehlivanoğlu, Eskişehir’de düzenlediği basın toplantısında fon skandalı, hukuk sistemi, terörle mücadele, güvenlik sorunları, Beylikova’daki nadir toprak elementleri ve Türkiye’nin dış politikası hakkında açıklamalarda bulundu. Pehlivanoğlu, Zafer Partisi’nin önümüzdeki seçimlerde önemli bir başarı elde edeceğini savunarak vatandaşlara sandık çağrısı yaptı. Zafer Partisi Sivil Toplum ile İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Av. Özcan Pehlivanoğlu, çeşitli ziyaretlerde bulunmak ve bir konferansa katılmak üzere Eskişehir’e geldi. Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Pehlivanoğlu, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gündemine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Eskişehir’de sivil toplum kuruluşlarını ziyaret edeceklerini, vatandaşlarla bir araya geleceklerini ve parti teşkilatlarıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştireceklerini belirten Pehlivanoğlu, basının halkın haber alma hakkı açısından önemli bir görev üstlendiğini ifade etti. “Halkın haber alma özgürlüğünün kısıtlandığını düşünüyoruz” Basın mensuplarıyla bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirten Özcan Pehlivanoğlu, Türkiye’de basın özgürlüğüne ilişkin yaşanan gelişmelerden endişe duyduklarını söyledi. Gazetecilerin tutuklanması, cezaevine gönderilmesi ve haklarında soruşturmalar yürütülmesini eleştiren Pehlivanoğlu, bu gelişmelerin halkın haber alma özgürlüğünü kısıtladığını savundu. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların kendilerini üzdüğünü dile getiren Pehlivanoğlu, daha özgür, güvenli ve huzurlu bir ortamda değerlendirmelerini yapmak istediklerini ancak mevcut durumun buna imkân vermediğini ifade etti. Zafer Partisi olarak Türkiye genelinde vatandaşlarla buluşmaya devam ettiklerini belirten Pehlivanoğlu, Genel Başkan Ümit Özdağ başta olmak üzere parti yönetiminin ve teşkilatların sahada çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Vatandaşların sorunlarını dinlediklerini ve partinin bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini anlattıklarını kaydetti. “Zafer Partisi seçimlerde sürpriz yapacak” Önümüzdeki seçimlere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Pehlivanoğlu, Zafer Partisi’nin seçimlerde önemli bir başarı elde edeceğine inandığını belirtti. Partinin oy oranı ve seçim barajına ilişkin farklı değerlendirmeler yapıldığını hatırlatan Pehlivanoğlu, gençlerden, kadınlardan ve toplumun farklı kesimlerinden aldıkları tepkilerin kendilerine umut verdiğini söyledi. Zafer Partisi’nin önümüzdeki dönemde iktidarda veya yürütmenin bir parçası olabilecek bir konuma ulaşabileceğini savunan Pehlivanoğlu, partinin çalışmalarını halkla buluşarak sürdürmeye devam edeceğini ifade etti. Fon skandalı ve yatırımcıların mağduriyeti gündemde Türkiye’nin gündemindeki önemli konulardan birinin fon meselesi olduğunu belirten Pehlivanoğlu, fon mağdurlarının yaşadığı hak kayıplarının giderilmesi gerektiğini söyledi. Küçük yatırımcıların mağduriyetlerinin unutulmaması gerektiğini ifade eden Pehlivanoğlu, konunun kamuoyunun gündeminde tutulması, sorumluların ortaya çıkarılması ve yargılanması gerektiğini savundu. Fon skandalına ilişkin iddiaların yeterince araştırılmadığını düşündüklerini belirten Pehlivanoğlu, Türkiye’de bazı olayların zaman içerisinde kamuoyunun gündeminden düşürüldüğünü ileri sürdü. Yaşananların yalnızca yatırımcıları değil, ülke ekonomisini de etkileyebileceğini dile getiren Pehlivanoğlu, sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi. Pehlivanoğlu, böylesine büyük bir olayın ardından siyasi sorumluların istifa etmesinin bekleneceğini ifade ederek, Türkiye’de bu yönde bir gelişme yaşanmadığını savundu. Zafer Partisi olarak fon meselesini gündemde tutacaklarını belirten Pehlivanoğlu, “Zafer Partisi iktidarında mutlaka bu işin üzerine gidip bu fon skandalının sorumlularının ortaya çıkarılmasını ve cezalandırılmasını sağlayacağız” dedi. “Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri hukuksuzluk” Basın toplantısında hukuk sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Pehlivanoğlu, Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında hukuksuzluğun ve adaletsizliğin geldiğini ileri sürdü. Yargı organlarının muhalefet üzerinde baskı aracı olarak kullanıldığını savunan Pehlivanoğlu, belediyelere yönelik operasyonlar, belediye başkanları ve bürokratlar hakkında yürütülen işlemler üzerinden eleştirilerde bulundu. Hukukun herkes için gerekli olduğunu ve yargının tarafsız, bağımsız ve objektif biçimde işlemesi gerektiğini vurgulayan Pehlivanoğlu, iktidara muhalif olan siyasi partilerin ve isimlerin farklı uygulamalarla karşı karşıya kaldığını iddia etti. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın gündeme getirdiği “düşman ceza hukuku” kavramına da değinen Pehlivanoğlu, Türkiye’nin adaletin eşit biçimde uygulandığı bir hukuk devleti olması gerektiğini ifade etti. Çerçeve yasaya ve çözüm sürecine tepki gösterdi Pehlivanoğlu, Türkiye’deki hukuk tartışmalarıyla bağlantılı olarak gündeme gelen çerçeve yasa ve çözüm süreci konusunda da açıklamalarda bulundu. Söz konusu yasanın hukuka, yasalara ve Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan Pehlivanoğlu, terör örgütü PKK’ya yönelik olası düzenlemeler ve temaslarla ilgili eleştirilerini dile getirdi. İmralı’daki koşullar ve PKK yöneticilerinin Abdullah Öcalan ile görüştürüldüğüne ilişkin iddialara değinen Pehlivanoğlu, bu konularda kamuoyuna açıklama yapılması gerektiğini savundu. Anayasa’nın eşitlik ilkesine dikkat çeken Pehlivanoğlu, belirli kişi veya gruplara yönelik olası af düzenlemelerinin başka suç grupları tarafından da talep edilebileceğini ileri sürdü. Bu tür düzenlemelerin hukuki sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin terörle mücadele geçmişine ve şehitlerin hatırasına dikkat çeken Pehlivanoğlu, terörle müzakere yerine terörle mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.Zafer Partisi’nin bu konudaki tutumunun terör örgütlerinin tamamen etkisiz hâle getirilmesi yönünde olduğunu belirten Pehlivanoğlu, Türkiye’nin güvenliği ve geleceği açısından bu yaklaşımın önemli olduğunu söyledi. PKK’nın uyuşturucu ve yasa dışı bahis gelirlerine ilişkin iddialar PKK’nın uyuşturucu ticareti ve yasa dışı bahis faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu savunan Pehlivanoğlu, Türkiye’de uyuşturucu bağımlılığı ve yasa dışı ekonomik faaliyetlerin önemli bir sorun oluşturduğunu dile getirdi. Uyuşturucu bağımlılığının yalnızca bağımlı bireyleri değil, ailelerini ve toplumun geniş kesimlerini etkilediğini belirten Pehlivanoğlu, bu sorunla mücadelede kararlı adımlar atılması gerektiğini söyledi. Çerçeve yasaya ilişkin eleştirilerini sürdüren Pehlivanoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi ve diğer muhalefet partilerinin tutumunu da eleştirdi. Söz konusu düzenlemenin terör örgütünün meşruiyet kazanmasına yol açabileceğini öne süren Pehlivanoğlu, muhalefet partilerine Cumhuriyet’in temel ilkeleri doğrultusunda hareket etme çağrısında bulundu. Pehlivanoğlu, CHP’nin çerçeve yasaya karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasını beklediklerini ancak bu yönde bir adım atılmadığını savundu. Çerçeve yasaya oy veren 467 milletvekilinin, vatandaşlara neden bu yönde oy kullandıklarını açıklaması gerektiğini belirten Pehlivanoğlu, yasanın Türkiye’nin geleceği açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini ileri sürdü. Kadına yönelik şiddet ve asayiş sorunlarına dikkat çekti Türkiye’deki güvenlik sorunlarına da değinen Pehlivanoğlu, kadın cinayetleri, çocuklara yönelik şiddet ve silahlı saldırılar konusunda endişelerini dile getirdi. İzmir’in Menemen ilçesinde bir avukatın polis nişanlısı tarafından öldürüldüğünü belirten Pehlivanoğlu, yaşanan olayın toplumdaki güvenlik sorunlarını yeniden gündeme getirdiğini söyledi. Kadınların şiddete, darp ve tacize maruz kalmasını kabul etmediklerini ifade eden Pehlivanoğlu, insanların birbirlerine yönelik şiddetinin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı. Devletin vatandaşların güvenliğini sağlama sorumluluğu bulunduğunu belirten Pehlivanoğlu, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara çağrıda bulunarak güvenlik konusunda daha etkili önlemler alınmasını istedi. Mekke Anlaşması ve Bedir Mutabakatı değerlendirmesi Pehlivanoğlu, Türkiye’nin dış politikası ve bölgesel gelişmeler kapsamında Mekke Anlaşması ve Bedir Mutabakatı olarak adlandırdığı anlaşma ve mutabakatlara ilişkin görüşlerini de paylaştı. Mekke ve Bedir isimlerinin İslam tarihi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Pehlivanoğlu, bu isimlerin söz konusu anlaşmalarda kullanılmasını eleştirdi. Bu tercihin kamuoyunun algısını etkilemeye yönelik olduğunu düşündüklerini belirtti. Söz konusu anlaşma ve mutabakatların Türkiye’ye fayda sağlamayacağını savunan Pehlivanoğlu, bunların arkasında ABD ve İsrail’in çıkarlarının bulunduğunu ileri sürdü. Türkiye’nin bölgesel gelişmeler nedeniyle askerî bir çatışmanın parçası hâline getirilmesine karşı olduklarını ifade eden Pehlivanoğlu, Türk askerinin Yemen’e veya Türkiye dışındaki başka bölgelere gönderilmesini kabul etmediklerini söyledi. İran ile Türkiye arasındaki tarihsel komşuluk ilişkilerine de değinen Pehlivanoğlu, iki ülke halkının dost ve kardeş olduğunu belirterek Türk askerinin İran’a karşı yürütülecek bir savaşta kullanılmasına karşı olduklarını dile getirdi. Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementleri için koruma çağrısı Basın toplantısının Eskişehir açısından öne çıkan başlıklarından biri de Beylikova’daki nadir toprak elementleri ve doğal kaynaklar oldu. Türkiye’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin korunması gerektiğini belirten Pehlivanoğlu, usulsüz maden arama ruhsatları nedeniyle doğal kaynakların ve çevrenin zarar gördüğünü savundu. Akbelen, Artvin, Rize, Eskişehir, Erzincan İliç, Kazdağları, Bayramiç, Giresun ve Tirebolu gibi bölgelerde çevrenin korunmasına yönelik çalışmalara destek verdiklerini belirten Pehlivanoğlu, doğal alanların gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söyledi. Beylikova’da bulunan nadir toprak elementlerinin önemine özel olarak dikkat çeken Pehlivanoğlu, Türkiye’nin doğal kaynakları hakkında geçmişten bu yana çeşitli araştırmalar yapıldığını ve yabancı ülkelerin bu kaynaklara ilgi gösterdiğini ileri sürdü. 1960’lı yıllarda Türkiye’ye gelen barış gönüllülerinin ülkenin doğal, kültürel ve sosyolojik özelliklerini kayıt altına aldığını iddia eden Pehlivanoğlu, bu çalışmaların Türkiye üzerindeki planlarla bağlantılı olduğunu savundu. Beylikova’daki nadir toprak elementlerinin başta Eskişehirliler olmak üzere Türk milletinin ortak zenginliği olduğunu ifade eden Pehlivanoğlu, bölgedeki kaynakların korunması için vatandaşları ve sivil toplum kuruluşlarını duyarlı olmaya çağırdı. Zafer Partisi’nin de doğal kaynakların korunması yönünde yürütülecek çalışmalara destek vereceğini belirten Pehlivanoğlu, Eskişehir halkının bu konudaki mücadelesine katkı sağlayacaklarını söyledi. “Sandıkta bu iktidarı hep birlikte gönderelim” Türkiye’nin yoğun ve sürekli değişen bir gündemle karşı karşıya olduğunu belirten Pehlivanoğlu, vatandaşların yaşanan gelişmelere rağmen dirençlerini koruduğunu ifade etti. Toplumun ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlar karşısında zorlandığını savunan Pehlivanoğlu, vatandaşlara birlik ve dayanışma çağrısı yaptı. Önümüzdeki seçimlere işaret eden Pehlivanoğlu, iktidarın demokratik yollarla değişmesi gerektiğini belirterek vatandaşları sandıkta tercihlerini ortaya koymaya davet etti. Türkiye’nin daha huzurlu, mutlu ve refah içerisinde yaşayan bir ülke hâline gelmesi gerektiğini ifade eden Pehlivanoğlu, konuşmasının sonunda sığınmacı politikası ve yurt dışındaki Türk gençlerinin ülkeye dönüşü konusundaki görüşlerini de paylaştı. Türkiye’de sığınma koşullarının ortadan kalktığını düşündükleri kişilerin ülkelerine gönderilmesi gerektiğini savunan Pehlivanoğlu, dünyanın farklı ülkelerine giden yetişmiş ve nitelikli Türk gençlerinin ise Türkiye’ye geri kazandırılması gerektiğini söyledi. Pehlivanoğlu, Zafer Partisi’nin hedefinin Türkiye’nin geleceğine ilişkin sorunların çözülmesi, ülkenin güvenliğinin sağlanması ve vatandaşların daha huzurlu bir yaşam sürmesi olduğunu belirterek açıklamalarını tamamladı.

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak" Haber

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak"

Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki göstererek kararın özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef aldığını savundu. Yumrukaya, “Gerçekler hapsedilemez. Türkiye susmayacak, millet susmayacak” dedi. Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin yaptığı açıklamada iktidarı eleştirdi. Türkiye’de siyasi yargı operasyonları, basına yönelik baskılar ve kayyım uygulamalarının devam ettiğini öne süren Yumrukaya, Halk TV’ye yönelik kararın yalnızca bir medya kuruluşunu değil, basın özgürlüğünü ve vatandaşların haber alma hakkını da ilgilendirdiğini ifade etti. Siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve basın mensuplarının temsilcilerine seslenen Yumrukaya, ülkenin her sabah yeni bir hukuksuzluk iddiasıyla karşı karşıya kaldığını savundu. Halk iradesini hedef alan uygulamaların, gazetecilere yönelik baskıların ve kayyım kararlarının toplumun farklı kesimlerini etkilediğini belirten Yumrukaya, demokratik hakların korunması gerektiğini vurguladı. “Halk TV’ye yönelik karar özgür basını hedef alıyor” Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösteren Bayram Yumrukaya, kararın zamanlamasına da dikkat çekti. Yumrukaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bu hukuksuzlukların son halkası olarak dün şafak vakti, polis baskınıyla, pek çok yayın diliminde Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı olan Halk TV’ye kayyım atanmıştır. Bu karar yalnızca Halk TV’yi değil, aynı zamanda özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef almaktadır. Seçime giderken muhalefetin sesini kısmak, milletin özgürce seçim yapma hakkına el uzatmaktır.” İktidarın amacının mevcut düzeni sürdürmek olduğunu ileri süren Yumrukaya, devletin imkânlarının belirli çıkarları korumak için kullanıldığını iddia etti. Özgür basının susturulmaya ve değişim isteyen vatandaşların umutsuzluğa sürüklenmeye çalışıldığını savunan Yumrukaya, bu tür uygulamaların demokratik süreçlere zarar verdiğini dile getirdi. İmamoğlu’nun savunma sürecine dikkat çekti Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin kararın zamanlamasını Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreciyle ilişkilendirdi. İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün böyle bir karar alınmasını eleştiren Yumrukaya, devam eden siyasi davalarla ilgili kamuoyunun bilgi edinme hakkının önemine işaret etti. Yumrukaya, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “590 gündür savunma yapmayı bekleyen Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun Silivri zindanında savunmasının başladığı gün bu karar alınmıştır. Tarihimizin en büyük siyasi davalarından biri sürerken halkın haber alma hakkına yapılan bu saldırı, davanın hukuksuzluğunu ve siyasi bir operasyon olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” Yumrukaya, yaşanan gelişmelerin basın özgürlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, vatandaşların siyasi gelişmeler hakkında özgür ve bağımsız kaynaklardan bilgi alabilmesinin önemini vurguladı. Fon krizi ve ekonomik mağduriyet iddialarını gündeme getirdi Bayram Yumrukaya, açıklamasında kamuoyunda tartışılan fon krizine de değindi. Söz konusu kriz nedeniyle yüz binlerce vatandaşın mağdur olduğunu ileri süren Yumrukaya, gelişmelerin üzerinin örtülmeye çalışıldığını iddia etti. Yumrukaya, “Asrın vurgunu olan fon krizinin iktidar kadrolarıyla ilişkisinin ortaya çıktığı bir dönemde bu karar alınmıştır. 500 bine yakın yurttaşın doğrudan soyulduğu, aileleriyle birlikte milyonlarca yurttaşın mağdur edildiği bu büyük soygunun üzeri örtülmeye çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı. Fon krizine ilişkin değerlendirmelerini siyasi eleştirileri kapsamında dile getiren Yumrukaya, kamuoyunu ilgilendiren iddiaların açıklığa kavuşturulması ve vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini savundu. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine vurgu yaptı Yumrukaya, açıklamasında Türkiye’nin uluslararası ilişkileri ve yurt dışına asker gönderilmesine yönelik tartışmalara da yer verdi. Meclis’e sunulan bir anlaşma metni bulunmadığını ileri sürdüğü bir süreçte Mehmetçiğin Yemen’e gönderilmesinin tartışılmasını eleştiren Yumrukaya, konunun kamuoyundan uzaklaştırılmaya çalışıldığını iddia etti. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine dikkat çeken Yumrukaya, uluslararası anlaşmalar ve yurt dışına asker gönderilmesi gibi konularda anayasal süreçlerin önemini vurguladı. İktidarın dış politikaya ilişkin kararlarının Meclis denetimi ve demokratik tartışma çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti. “İktidar tükenmiştir, saldırganlığı bundandır” Türkiye’nin 81 ilinde farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarla birlikte demokrasi ve özgürlükler konusunda ortak bir duruş sergilediklerini belirten Yumrukaya, iktidara yönelik eleştirilerini sürdürdü. Yumrukaya, “İktidar tükenmiştir. Tükendiğinin farkındadır. Saldırganlığı bundandır” sözleriyle siyasi değerlendirmesini dile getirdi. Yargı, kolluk kuvvetleri ve kayyım uygulamaları üzerinden toplumun iradesinin yönlendirilebileceğini düşünenlerin yanıldığını savunan Yumrukaya, demokratik hakların korunmasının önemine dikkat çekti. “Gerçekler hapsedilemez” Açıklamasının sonunda Halk TV çalışanları başta olmak üzere tüm basın emekçileriyle dayanışma mesajı veren Bayram Yumrukaya, basın özgürlüğünün demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Yumrukaya, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Özgür basın sansüre boyun eğmez. Gerçekler hapsedilemez. Halk TV’nin, özgür basının ve tüm basın emekçilerinin yanındayız. Türkiye’nin her bir köşesinde umudu örgütlemeye, demokrasiye ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi karanlığa hapsetmeye çalışanları mutlaka yeneceğiz. Türkiye susmayacak, millet susmayacak.”

Çakırözer: "Büyük Hukuksuzluk Bitmeli! NATO Tutukluları Özgür Kalmalı" Haber

Çakırözer: "Büyük Hukuksuzluk Bitmeli! NATO Tutukluları Özgür Kalmalı"

Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenen NATO zirvesi üzerinden bir hafta geçti. Zirve bahanesiyle ülke genelinde yapılan şafak operasyonlarında gözaltına alınan ve tutuklanan çok sayıda yurttaş hala cezaevinde. CHP’li Utku Çakırözer’in Sincan Cezaevi’nde görüştüğü TEMA gönüllüleri 3 haftadır cezaevinde tutulmalarına isyan etti. 6’sı kadın 4’ü erkek TEMA gönüllüleri, “25 Haziran’dan bu yana cezaevindeyiz. Evlatlarımız, bakmak zorunda olduğumuz anne babalarımız hala cezaevinde olduğumuzu bilmiyor. Kimimiz yerde, kimimiz tek kişilik yatakta iki kişi uyuyoruz. Mide kanaması, ağır enfeksiyon, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon yaşayan arkadaşlarımız var. Bizim siyasetle hiçbir ilgimiz yok! Biz vatanımızı seven, milletimizi seven insanlarız. 35 yıllık TEMA vakfının terörle hiçbir alakası yoktur, olamaz! Terörle, ismini dahi okuyamadığımız terör örgütleriyle suçlanmayı hiçbirimiz hak etmiyoruz. Bir an önce ailelerimize, sevdiklerimize, işimize ve özgürlüğümüze kavuşmayı istiyoruz” dedi. Çakırözer’in görüştüğü Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi Aslıhan Özden ise, “Kızımla birlikte cezaevindeyiz. Şafak operasyonuyla ters kelepçe gözaltına aldılar. Saatlerce giyinmemize dahi izin vermediler. ‘1 Mayıs’a neden katıldın? Doruk Madencilik işçilerini niye ziyaret ettin?’ diye sordular. Slogan attık diye cezaevinde dahi disiplin soruşturması açtılar” dedi. NATO zirvesi bahanesiyle tutuklanan yurttaşlar için bir an önce özgürlük isteyen Çakırözer, “Bu insanların zirve bahanesiyle tutuklanması büyük hukuksuzluktu! Zirve bitmesine rağmen hala zindanda tutuluyor olmaları bu hukuksuzluğu daha da büyüttü! Onlara yaşatılanlar en ağır insan hakkı ihlallelidir. Bu insanların bir an önce tahliyeleri sağlanmalı” çağırını yaptı. TEMA GÖNÜLLÜLERİ ÜÇ HAFTADIR ZİNDANDA Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi öncesinde yüzlerce yurttaş şafak operasyonlarıyla gözaltına alındı, tutuklandı. Yapılan operasyonlarda kapılar kırıldı, ters kelepçe uygulandı, avukata erişim kısıtlandı. Zirve 8 Temmuz’da sona ererken, aralarında TEMA gönüllüleri ile akademisyen, gazeteci, hukukçu, öğrenci, siyasetçi, sivil toplum örgütü temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda yurttaş hala cezaevinde. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, NATO zirvesi gerekçesiyle tutuklanan TEMA Vakfı Ankara İl Temsilcisi Nevzat Özer ve TEMA gönüllüleri ile Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Av. Kürşat Bafra, SES üyesi Aslıhan Özden ile marangoz işçisi Murat Özer’i Sincan Cezaevi’nde ziyaret ederek, mesajlarını kamuoyu ile paylaştı. “AİLELERİMİZE, EVLATLARIMIZA HASRETİZ” 25 Haziran’dan bu yana Sincan Cezaevi’nde tutulan 6’sı kadın, 4’ü erkek TEMA gönüllüleri kendilerine büyük bir hukuksuzluk yaşatıldığını belirterek, bir an önce özgürlük istedi. TEMA gönüllüleri Çakırözer aracılığıyla gönderdikleri mesajda şunları söyledi: “Üç haftadır cezaevindeyiz. Bizim tek yaptığımız doğa gezisi. Bu yüzden haftalardır ailelerimizden, işimizden, özgürlüğümüzden mahrumuz! Evlatlarımıza, ailelerimize hasretiz. Burada kimimiz yerde kimimiz tek kişilik yatakta iki kişi kalıyoruz. Mide kanaması, ağır enfeksiyon, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon yaşayan arkadaşlarımız var. Ayağı kırılanlar, gözünde kist oluşanlar var. Kimimiz reklamcı, kimimiz öğretmen, kimimiz kentsel tasarımcı, profesyonel işlerde çalışıyoruz. İşlerimiz var, çalışmamız gerekiyor. Evlatlarımız cezaevinde olduğumuzu bilmiyor. Anne, babalarımız hasta, cezaevinde olduğumuzu onların bilmesini istemiyoruz.” “BİR AN ÖNCE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ İSTİYORUZ” “Biz doğayı, çevreyi, memleketi seven insanlarız. Biz vatanımıza, toprağımıza, bayrağımıza bağlıyız! NATO zirvesi ile hiçbir ilişkimiz, protestomuz olmadı. Siyasetle hiçbir ilgimiz yok. 35 yıllık TEMA vakfının terörle hiçbir alakası yoktur, olamaz! Bir an önce bu adaletsizliğin, hukuksuzluğun bitmesini istiyoruz. Suçsuz kimse gözaltına alınmasın, tutuklanmasın bizi de bıraksınlar! Ailelerimize, sevdiklerimize, işimize ve özgürlüğümüze kavuşalım.” CEZAEVİNDE BİLE NATO SORUŞTURMASI CHP’li Çakırözer’in cezaevinde görüştüğü SES üyesi Aslıhan Özden ise, kızı Şevin Özden ile cezaevinde tutulduğunu belirterek, “Cezaevinde 18. günümüz. Şafak operasyonuyla ters kelepçe ile gözaltına aldılar. ‘1 Mayıs’a neden katıldın? Doruk Madencilik işçilerini niye ziyaret ettin?’ diye sordular. Kızımı SGDF, beni MLKP ile suçlayıp tutukladılar. 2 Temmuz’da Madımak anması için slogan attık koğuşta. 7-8 Temmuz’da zirve sırasında da NATO karşıtı slogan attık. NATO’yu protesto eden slogan attık diye hakkımızda disiplin soruşturması açıldı. Koğuştaki herkesten savunma istiyorlar. Zirve bitti hala özgürlüğümüze kavuşturulamadık. Bir an önce özgürlüğümüze kavuşmamızı istiyoruz” diye yaşadıklarını anlattı. “HAK İHLALİ, BÜYÜK HUKUKSUZLUK” TEMA gönüllüleri ile NATO zirvesi gerekçesiyle tutuklanan yurttaşların bir an önce tahliye edilmesi çağrısında bulunan CHP’li Çakırözer, “Zirve bitti, zirve bahanesiyle tutukladıkları yurttaşları hala zindanda tutuyorlar. Protesto hakkı anayasal hak olduğu halde bu hakkı kullanmak isteyen yurttaşlarımız gözaltına alınıp serbest bırakıldılar. Ama protestolarla dahi hiçbir ilgisi olmayan insanların ‘önleyici tutukluluk’ ile cezaevinde tutuluyor olmaları kabul edilemez. Bu insanları zindana koymak bir büyük hukuksuzluktu. Onları hala cezaevinde tutuyor olmak bir başka insan hakkı ihlalidir. Hukuksuzluktur. Bu insanların bir an önce tahliyeleri sağlanmalı” çağrısını yaptı.

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "İstibdat Dönemi İliklerimize Kadar İşledi" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "İstibdat Dönemi İliklerimize Kadar İşledi"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında hem ülke hem de Eskişehir gündemine dair açıklamalarda bulundu. Demir, "İstibdat dönemi iliklerimize kadar işlemiş durumda" ifadesini kullandı. ​MEB’in “Kurtuluş Savaşı” Kararına Sert Tepki ​Hasan Demir, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in müfredatta "Kurtuluş Savaşı" yerine "Milli Mücadele" ifadesinin kullanılacağı yönündeki söylemlerini "millilikten uzaklaşma" olarak değerlendirdi. Demir, Bakan Tekin’in "Neyden kurtuluyoruz?" sorusuna bir tarihçi kimliğiyle yanıt verdi: ​"1918 yılında Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti fiilen sona ermiş, Sevr Antlaşması ile Anadolu toprakları işgal edilmiştir. Türk milleti, Kuvayımilliye ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri ile bu esareti yırtıp atmış ve 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Bakanın bu söylemi, eğitim sisteminde sahnelenen tahribat oyununun sadece bir ayağıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, bir buçuk yıl sonra bu millet sandıkta gerekli cevabı verecektir." ​Hukuksuzluk Sarmalı ve Sencer Solakoğlu Örneği ​Muhalefete uygulanan baskı politikalarını "düşman ceza hukuku" olarak tanımlayan İl Başkanı Demir, Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın tutuklanmasından CHP’ye yönelik başlatılan "mutlak butlan" sürecine kadar birçok noktaya değindi. ​Bursa’da faaliyet gösteren ve tarım sektöründe örnek gösterilen işletmeci Sencer Solakoğlu’nun ruhsatının iptal edilmesini siyasi bir intikam olarak nitelendiren Demir, "Dünyanın parmakla gösterdiği bir tesisi siyasi hesaplarla hedef almak, istibdat döneminin geldiği boyutu göstermektedir. 13 tavuk üreticisine kayyum atanması da bu baskı silsilesinin bir parçasıdır," dedi. ​Ekonomik Çöküş: “Emekli 23 Bin Liraya Mahkûm Edilemez” ​Temmuz ayı maaş zammı düzenlemelerini "gerçeklikten kopuk" olarak yorumlayan Demir, veriler üzerinden şu tabloyu paylaştı: ​Açlık Sınırı: 4 kişilik bir aile için 35.759 TL. ​En Düşük Emekli Maaşı: Açıklanan 23.552 TL. ​Yoksulluk Sınırı: 116.478 TL. ​Demir, "Emeklimiz, sadece karnını doyurmak için gereken rakamın dahi çok altında yaşam mücadelesi veriyor. 'Uçan Türkiye' masalları, sokaktaki gerçeklikle örtüşmüyor. Kaynaklar adil yönetilseydi, bu yoksulluk tablosu yaşanmazdı," ifadelerini kullandı. ​Eskişehir’in Trafik ve Yol Çilesi ​Konuşmasında Eskişehir’in yerel yönetimine de uyarıda bulunan Demir, özellikle trafik ışıklarında dilendirilen çocukların durumuna ve kentin altyapı sorunlarına dikkat çekti: ​"Eskişehir’de yollar tarlaya dönmüş durumda. Trafik çizgilerinin bile bulunmadığı, düzensiz bir görüntü içindeyiz. Festivallere, eğlenceye bütçe ayıran belediyeler, görevlerinin temelinin 'halka hizmet' olduğunu unutmamalı. Şehrin trafik ve yol sorunu, modern bir şehre yakışmıyor. Halkımız, laf yerine hizmet bekliyor." ​“İkinci İhanet Süreci” Uyarısı: CIA Raporlarına İşaret Etti ​Basın toplantısının en dikkat çekici bölümünü "ikinci ihanet süreci" iddiaları oluşturdu. İçişleri Bakanlığı’nın Doğu ve Güneydoğu’daki 2 bin 763 kontrol noktasını kaldırma kararını "tehlikeli bir adım" olarak yorumlayan Demir, geçmişteki ABD büyükelçilerinin kitaplarını görsel kanıt olarak sundu. ​Graham Fuller - Siyasal İslam’ın Geleceği: "Siyasal değişim ve reformlar üzerinden toplumsal mühendislik." ​Henri Barkey & Graham Fuller - Türkiye’nin Kürt Meselesi: "28 yıl önce kurgulanan ve bugün sahnede gördüğümüz süreçlerin planı." ​Demir konuşmasını, "Dün hendek operasyonlarında 793 vatan evladını şehit verdik. Bugün ise terörle müzakere masaları kurulmaya çalışılıyor. Biz Zafer Partililer ve Türk milliyetçileri olarak terörle müzakereye değil, sadece mücadeleye inanıyoruz ve bu konuda asla taviz vermeyeceğiz," diyerek noktaladı.

CHP Odunpazarı’ndan Görevden Alınan Disiplin Kurulu’na Destek Haber

CHP Odunpazarı’ndan Görevden Alınan Disiplin Kurulu’na Destek

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Örgütü, Genel Merkez tarafından görevden alınan İl Disiplin Kurulu Başkanı Muratcan Cırık ve yönetimine bir dayanışma ziyareti gerçekleştirdi. Ziyarette, parti içi demokrasi ve tüzük vurgusu öne çıktı. ​CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar ve ilçe yöneticileri, geçtiğimiz hafta il yönetimiyle birlikte görevden alınan İl Disiplin Kurulu Başkanı Muratcan Cırık ve yönetimini ziyaret ederek sürece ilişkin tepkilerini dile getirdi. ​"Tüzük Yok Sayılıyor" ​Ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan İl Disiplin Kurulu Başkanı Muratcan Cırık, görevden alınma süreçlerinin tüzüğe aykırı olduğunu savundu. "Mutlak butlan" kararı sonrası yaşanan gelişmeleri değerlendiren Cırık, parti tüzüğünün yok sayıldığını belirterek, yaşananları "hukuksuzluk" olarak nitelendirdi. Cırık, desteklerinden dolayı Odunpazarı İlçe Örgütü’ne teşekkür ederek, hak arama mücadelesinde dayanışma içinde olacaklarının altını çizdi. ​Rahmi Çınar: "Siyasi Tarihe Kara Bir Leke" ​Ziyaret sırasında konuşan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar ise yaşanan gelişmeleri sert bir dille eleştirdi. Çınar, parti içerisinde yaşanan sürecin siyasi tarihe "kara bir leke" olarak geçeceğini ifade etti. ​Rahmi Çınar, birlik ve beraberlik mesajı vererek şu ifadeleri kullandı: ​"Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, seçilmiş İl Başkanımız Talat Yalaz ve yönetimi ile seçilmiş İl Disiplin Kurulu Başkanımız Muratcan Cırık ve yönetiminin yanında olmaya devam edeceğiz. Dayanışma, birlik ve beraberlik içerisinde mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi.

CHP Odunpazarı İlçe Örgütü'nden Talat Yalaz'a Tam Destek Haber

CHP Odunpazarı İlçe Örgütü'nden Talat Yalaz'a Tam Destek

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, İlçe Yöneticileri ve Mahalle Başkanları geçtiğimiz hafta CHP Genel Merkezi tarafından görevden alınan ve disipline sevk edilen CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz'a destek ziyaretinde bulundu. ​CHP Genel Merkezi tarafından görevden alınan ve tedbirli olarak disipline sevk edilen İl Başkanı Talat Yalaz, Odunpazarı İlçe Örgütü tarafından yalnız bırakılmadı ve beraberlik mesajları verildi. ​"Hukuksuzluğun Karşısındayız" ​Ziyaret sırasında süreci değerlendiren CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, yaşanan gelişmelere tepki gösterdi. Çınar, hukuksuzluk olarak nitelendirdiği görevden alma kararlarına karşı olduklarını belirterek, her zaman seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel'in ve İl Başkanı Talat Yalaz'ın yanında durduklarını vurguladı. ​İlçe yöneticileri ve mahalle başkanlarının katılımıyla gerçekleşen ziyarette, örgüt içindeki birlik ve beraberlik mesajları ön plana çıktı. Talat Yalaz: "Desteğiniz Gücümüze Güç Katıyor" ​Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Talat Yalaz, Odunpazarı İlçe Örgütü'nün verdiği desteğin kendisi için çok kıymetli olduğunu ifade etti. Yalaz, süreci yakından takip ettiklerini belirterek, önümüzdeki dönemde atılacak adımlar ve yapılacak çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. ​İstişare ve Dayanışma Vurgusu ​Mahalle başkanlarının da söz aldığı ve karşılıklı fikir alışverişinde bulunulan ziyaret, partililerin birlik fotoğrafı vermesiyle sona erdi.

Türkiye’nin Demokrasi ve Hukuk Devleti Kimliği Ciddi Bir Sınav Veriyor Haber

Türkiye’nin Demokrasi ve Hukuk Devleti Kimliği Ciddi Bir Sınav Veriyor

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Osman Kavala davasının Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire duruşmasını yerinde takip etti. 3 bin 64 gündür süren tutukluluğu büyük bir hukuksuzluk olarak niteleyerek Bankoğlu, ''AYM kararlarını bile uygulamayan bir iktidarın ‘iç hukuk’ savunması samimiyetten uzaktır'' dedi. Cumhuriyet Halk Partisi adına, Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile birlikte Strazburg’da bulunan CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Osman Kavala davasının duruşması sonrası önemli açıklamalarda bulundu. Avrupa hukuk tarihinde bir ilk olan ihlal prosedürü kapsamındaki duruşmayı izleyen Bankoğlu, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti kimliğinin ciddi bir sınav verdiğini vurguladı. DURUŞMADA “CAN ATALAY VE TAYFUN KAHRAMAN” ÇIKIŞI Duruşmada hükümet kanadının, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) henüz kararını vermediğini iddia ederek “iç hukuk yolları tükenmedi” savunması yaptığını belirten Bankoğlu, bu iddiaya verilen yanıtın önemini vurguladı: “Hükümet yetkilileri mahkemede ‘iç hukuk yollarını bekleyin’ diyor ancak hem Osman Kavala’nın avukatları hem de Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri bu iddiayı kürsüden çürüttü. Can Atalay ve Tayfun Kahraman kararlarını hatırlattılar. Hükümet bir yandan ‘AYM karar versin’ diyor, öte yandan verilmiş kararları hiçe sayıyor. Bu, Türkiye’de yargı mekanizmasının artık etkin bir yol olmaktan çıktığının en açık kanıtıdır.” 3.064 GÜNLÜK HUKUKSUZLUK Bankoğlu, duruşma çıkışında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ''Bugün burada tam 3 bin 64 gündür devam eden, adaletin adeta askıya alındığı bir süreci takip ediyoruz. AİHM’in en yüksek karar organı olan 17 hakimli Büyük Daire önündeyiz. Bu dava artık sadece bir kişiyle ilgili değil, Türkiye’nin Avrupa ile olan ilişkilerinin ve evrensel hukuk standartlarının önündeki en büyük engeldir.'' ANAYASA 90. MADDE TARTIŞMAYA KAPALIDIR “Anayasamızın 90. maddesi çok nettir; uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararları hukuk hiyerarşimizin zirvesindedir. Kararların işe gelince uygulanıp işe gelmeyince görmezden gelinmesi bir Anayasal suçtur. Ya bir hukuk devletisinizdir ya da değilsinizdir; bunun ortası yoktur.” DURUŞMADA NELER YAŞANDI? Duruşmanın içeriğine dair teknik bilgiler paylaşan Bankoğlu, Mahkeme’nin bugün sadece bir tutukluluğu değil, geniş bir hak ihlali yelpazesini incelediğini belirtti: Mahkeme; 3. (işkence yasağı), 5. (özgürlük ve güvenlik hakkı), 6. (adil yargılanma), 10. (ifade özgürlüğü) ve özellikle 18. (hakların siyasi amaçla kısıtlanması) maddeler dahil olmak üzere birçok ihlal iddiasını mercek altına aldı. Hükümet kanadı savunmasında Gezi olaylarını anlatarak, AYM’nin henüz karar vermediğini ve iç hukuk yollarının tükenmediğini iddia etti. Duruşmada Kavala’nın avukatları ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri de beyanlarda bulundu. BU HUKUK UTANCINA SON VERİLSİN! Sürecin devamına ilişkin teknik detayları aktaran Bankoğlu şunları söyledi: ''Duruşmadan sonra heyet müzakereye çekiliyor. Önce bir ön oylama yapılacak, buna göre karar yazılacak. Karar yazıldıktan sonra Büyük Daire’ye tekrar gelecek ve resmi oylama süreci tamamlanacaktır. Karar ileri bir tarihte yazılı olarak ilan edilecektir. Yargıyı siyasi bir sopa olarak kullanma anlayışından derhal uzaklaşılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, kendi Anayasasına ve imzacısı olduğu uluslararası sözleşmelere sadık kalmalıdır. Osman Kavala hakkındaki kesinleşmiş ihlal kararları derhal uygulanmalı ve bu hukuk utancına son verilmelidir. Biz adaletin tecelli etmesi için bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Adalet, hemen şimdi!''

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: "Bu Hukuksuzluk Son Bulsun" Haber

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: "Bu Hukuksuzluk Son Bulsun"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından, Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 9 Mart tarihinde başlayacak olan davası ile ilgili bir açıklama yapıldı. CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, İl ve İlçe Yöneticilerinin katıldığı basın açıklamasında konuşan İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı; “Kıymetli aileler, sevgili Eskişehirliler Tam 26 hafta oldu. Aile Dayanışma Ağı çatısı altında, haksız ve hukuksuz bir sürece maruz kalan aileler her cuma Saraçhane’de bir araya geliyor, yaşadıkları adaletsizlikleri ve acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyor, birbirlerine güç veriyorlar. Bir yıldır evlerde acı, gözlerde hasret var. 19 Mart tutsaklarının anneleri, babaları, eşleri, çocukları, aileleri… Adaletsizliğe son vermek için seslerini yükseltiyor. Yaşanan bu büyük haksızlığa, yalnızca Saraçhane’den değil Türkiye’nin 81 ilinden aynı haykırış yükseliyor: Bu hukuksuzluk son bulsun. Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu, memleket meselesidir. “Her şey çok güzel olacak” diyen güzel yüreklerin omuz omuza direndiği bir mücadelenin sesidir. Şimdi sizlere Silivri Zindanı’nda milletin refahı için, hukuk, demokrasi ve adalet için mücadele eden, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okuyoruz.” "Ekrem İmamoğlu Mektubu Değerli yol arkadaşlarım, Yol arkadaşlarımın çok kıymetli aileleri, benim değerli kardeşlerim… Her birinizi sevgiyle, dostlukla, hasretle kucaklıyorum. Bizlere karşı, eşi benzeri görülmemiş zalimlikte bir siyasi operasyon yürütülmesinin bir yılı doluyor. Bu bir yılda vicdanını kaybetmiş kötü bir aklın ürünü olan, iftiralarla dolu soruşturmaların, haksız davaların ardı arkası kesilmedi. Dur durak bilmeyen bu büyük kötülük, şimdi de kirli yüzünü, kıymetli başkanım, Bolu’nun değerli insanı Tanju Özcan’ı tutuklayarak gösterdi. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin, milletin dertlerine derman olan icraatlarını içine sindiremeyen bir avuç insanın ne söylediğinin hiçbir önemi yoktur. Tanju Özcan Bolu’nun gururudur. İftiralarla, şantajlarla, kumpaslarla, anneler çocuklarından, babalar oğullarından ayrı kaldı. Geçen bir yılda çocuklarımız bir yaş daha büyüdü. Bizleri siyasi esaret altına alanların yeni bir kumpası da 9 Mart’ta başlıyor. Önümüzdeki günlerde dava dedikleri, mahkeme dedikleri yazanı, yöneteni belli bir müsameri sergileyecekler. Benim yol arkadaşlarımın her biri iyi yetişmiş, ülkesini ve milletini seven, millete hizmet aşkıyla dolu, sorumluluklarını her koşulda en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan yurtseverlerdir. Tüm Cumhuriyet Halk partililer böyledir. Dürüsttürler, çalışkandırlar. Onların; şehirlerimizin, ülkemizin bugününe ve geleceğine ilişkin yaptıkları katkılar çok önemli, çok değerlidir. Her birinden en az kendimden emin olduğum kadar eminim. O nedenle içiniz ferah, moraliniz yüksek olsun. Bizim tek davamız bu ülkedir, bu millettir. Bizi zindanda tutmalarının en büyük sebebi de budur. Bu vatana hizmet ettiğimiz, 86 milyonu ayırmadığımız, hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diye çabaladığımız için bizi karalamaya çalışıyorlar. Bu mübarek günlerde ailelerimizden uzak kalmak, sevdiklerimizle birlikte iftar edip sahura kalkamamak hepimizi derinden yaralıyor. Ama mücadelemiz Hakk’ın ve halkın rızası içindir. Aramıza bu duvarları örenler, bu parmaklıkları dikenler yılacağımızı ve geri adım atacağımızı sanıyor olabilirler. Yanılıyorlar. Gösterdiğiniz dirayet 12 metrekarelik hücremde bana yaşama sevinci veriyor. Bu onurlu dayanışmanız, bu cesur mücadeleniz benimle aynı kaderi paylaşan çalışma arkadaşlarımın, demokrasi tutsaklarının direnme arzusunu körüklüyor. Hukuksuzluğun hükmü elbette sona erecek. Tutuklamayı keyfi bir cezalandırma yöntemine dönüştürenler kaybedecek. Çünkü karşılarında sizler varsınız. Hayatını bu vatana adamış, dürüst, yurtsever, cumhuriyet aşkıyla dolu kadınlar, erkekler, gençler var. Güzel yüzlü çocuklar var. Bize cesaretinizle, mücadelenizle, dayanışmanızla umut oluyor, güç veriyorsunuz. Bu zor günleri ele ele, kol kola omuz omuza aşacağız. Kurulan oyunları, kumpasları birlikte bozacağız. İnandık ve başaracağız. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu Silivri Zindanı"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.