SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hayat Pahalılığı

Porsuk Haber Ajansı - Hayat Pahalılığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayat Pahalılığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Emeklimize Refah Değil Sefalet Dayatılmıştır! Haber

Emeklimize Refah Değil Sefalet Dayatılmıştır!

Cumhuriyet Halk Partisi İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, emekli bayram ikramiyesi ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Genel Başkan Yardımcısı Karasu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi "AKP iktidarı, bayram öncesi emeklilerimizin bayram ikramiyelerine herhangi bir zam yapılmayacağını açıklamıştır. Bu karar, 17 milyon emeklimize; “size verilecek kuruşumuz yok, başınızın çaresine bakın” demekten başka bir anlam taşımamaktadır. Milyonlarca emeklimizin aylıklarına bin TL zam yapmamak için kırk takla atanlar; 17 milyon emeklimize bayram öncesi bir avuç mutluluğu dahi çok görmüştür. Bugün Türkiye’nin birinci gündemi geçimdir. Mutfaktır. Kiradır. Faturadır. Pazarda eksilen filedir. 17 milyon emeklinin çok büyük bir kısmı açlık sınırının altında gelirle yaşam mücadelesi vermektedir. Emeklilik, bir ömürlük emeğin karşılığıdır. Ancak AKP iktidarı, emekliliği onurlu bir yaşam dönemi olmaktan çıkarmış, hayatta kalma mücadelesine dönüştürmüştür. Ekonomide büyüme rakamları açıklanıyor. “Türkiye büyüyor” deniliyor. Ancak bu büyüme, emeğin ve emeklinin hanesine yazılmıyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adeta noter makamına dönüştürdüğü TÜİK verileri açık gerçeği ortaya koymaktadır: İşgücü ödemelerinin milli gelir içindeki payı %43,7’den %33,7’ye gerilemiştir. Türkiye ekonomisi büyürken, emeğin milli gelirden aldığı pay düşmüştür. Bu tablo tesadüf değildir. Bu tablo bir siyasi tercih ve AKP İktidarının yönetim anlayışıdır. Büyümeden, sermaye daha fazla pay alırken, emekçi ve emekli sistemli biçimde yoksullaştırılmıştır. Emeklilerimize refah değil, sefalet dayatılmıştır. Bayram ikramiyesinin 4 bin TL seviyesinde tutulması, bugünün Türkiye’sinde bir ikramiye anlamı taşımamaktadır. Bu tutar, artan hayat pahalılığı karşısında ancak sembolik bir harçlık düzeyindedir. Emeklilerimize sadaka mantığıyla yaklaşan bu anlayışı kabul etmiyoruz. Buradan AKP iktidarına ve ortaklarına açıkça sesleniyoruz: Önümüz bayramdır. 17 milyon emeklimizi ve ailelerini bu ekonomik tabloda mahcup etmeyin. Emekliye hakkını teslim edin. Bu ülkenin dünü, hafızası, üretimi ve alın teri olan emeklilerimize saygı göstermek, sosyal devletin ve hükümetlerin asgari sorumluluğudur. Bugün küçücük bir artışın dahi yapılmaması, emekliye bakışın özetidir. Bu tablo, AKP politikalarının doğrudan sonucudur. Emeklinin onurunu savunmaya devam edeceğiz. Geçim derdini siyasetin merkezine taşımayı sürdüreceğiz. Emekli bayram ikramiyesini, bir asgari ücret seviyesine çıkaracak; bu adaletsiz düzen karşısında sessiz kalmayacağız! Bugün sefalet koşullarında hayata mahkum ettiğini 17 milyon emeklimizin vicdanı, iradesi ve sandıktaki sözü, bu ülkenin yarınını belirleyecektir.

Kıyafette İkinci El Dönemi! Haber

Kıyafette İkinci El Dönemi!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomide yaşanan sorunların dar gelirli yurttaşların harcama alışkanlıklarını köklü biçimde değiştirdiğini ifade etti. Gürer, artan hayat pahalılığı karşısında emekli, asgari ücretli ve sabit gelirlilerin tüm kısıtlamalara rağmen gıdayı öncelikli harcama kalemi olarak gördüğünü belirtti. Giysi ve ayakkabı gibi temel ihtiyaçlarda ise yurttaşların artık yeni ürün almak yerine tamir ve yamaya yöneldiğini vurgulayan Gürer, ikinci el kıyafetlere olan talebin hızla arttığını söyledi. “İkinci el satış uygulamaları ve mağazalar, pek çok yurttaş için adeta ana alışveriş noktası haline geldi” dedi. "GIDA ALMAK ZOR, GİYİM İKİNCİ EL" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yaptığı açıklamada yaşam pahalılığının insanları en temel ihtiyaçları daralttığını belirterek, "Bugün gelinen noktada asgari ücretli, emekli ve dar gelirli vatandaşımız için 'sıfır' bir mont, bir ayakkabı almak artık zorlaştı. Vatandaşımız cebindeki alım gücü sınırlı para ile sadece yaşamda kalabilmek için gıdayı öncelikliyorlar. Cepteki para her ihtiyaca yetmeyince giyim ihtiyacını karşılamak için ya eskiyi tamir ettiriyor ya da ikinci el platformlarına yöneliyor,” dedi. Ürün Grubu Mağaza (Sıfır) Fiyatı İkinci El Platform Fiyatı Tasarruf / Fark Oranı Kışlık Şişme Mont 2.500 TL - 5.500 TL 600 TL - 1.200 TL ~%75 - %80 Deri/Spor Ayakkabı 1.800 TL - 4.000 TL 450 TL - 900 TL ~%70 - %75 Yünlü Kazak 850 TL - 1.500 TL 200 TL - 450 TL ~%70 Jean / Kumaş Pantolon 950 TL - 1.800 TL 250 TL - 500 TL ~%70 İKİNCİ EL PLATFORMLARINDA ARTIŞ İkinci el alışveriş sitelerinin ve uygulamalarının işlem hacmindeki artış dikkat çekici diyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu durum ekonomik sorunların hangi boyuta evrildiğinin de farklı bir göstergesidir. Sektör verilerine ve pazar yeri analizlerine baktığımızda, ikinci el platformlarındaki işlem hacminin son bir yılda katlanarak arttığını görüyoruz. Ancak bu bir refah göstergesi değildir! Bu, orta sınıfında nasıl daraldığının göstergesidir. Yeni, hiç kullanılmamış ürün alamayan ikinci ele yöneliyor. Bu süreç doğal olarak yeni üretim satan esnafı da, mağaza için üretim yapan fabrikayı da etkiliyor. Tekstil fabrikaları yapısal ve girdi ile oluşan sorunları yanında tüketici alışkanlıkları değişmesinden de etkilendikleri bir gerçek. Mağazadan yeni ürün alamayan 2. El alışverişi tercih ediyor,” dedi. "ESKİDEN İHTİYACI OLANA VERİLEN GİYSİLER, ŞİMDİ SATILIYOR" Ömer Fethi Gürer, "Eskiden ihtiyacı olana yardımcı olunurdu, dayanışma kültürü yerini mecburiyete bıraktı. Eskiden komşunun çocuğuna verilen kıyafetler artık 100-200 liraya internette satışa çıkıyor. İktidar ise 'ekonomi büyüyor' diye konuşmaya devam ediyor. Halkın büyüyen tek şeyi borcu ve çaresizliğidir." VATANDAŞIN GELİRİ GIDA VE BARINMAYA Vatandaşların eline geçen gelirin büyük çoğunluğunun gıdaya ve konaklamaya gittiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, "Vatandaşın bütçesinin tamamı gıda ve barınmaya gidiyor. Geriye kalanla nasıl giysi alabilir? Çocuğuna nasıl yeni bir üst baş alabilir?” diye soran Gürer, yönetenlerin pazar yerlerinden ve sokaktaki vatandaşın gerçek durumundan haberdar olmadığını ifade etti. Halkı ikinci el ürüne mahkûm eden anlayışın, yaşanan ekonomik tabloyu görünmez kılmaya çalıştığını belirterek eleştirilerini dile getirdi.

Emekliler Hak Etmediği Bir Hayatı Yaşıyor Haber

Emekliler Hak Etmediği Bir Hayatı Yaşıyor

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, en düşük emekli maaşının 20 bin liraya yükseltilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, düzenlemenin emeklilerin yaşadığı derin yoksulluğu çözmekten uzak olduğunu söyledi. Türkiye’de emeklilerin ekonomik koşullar nedeniyle her geçen gün daha ağır bir yaşam mücadelesi verdiğini vurgulayan Dilbaz, artan hayat pahalılığı, barınma krizi, kira fiyatları ve gıda maliyetleri karşısında açıklanan rakamın gerçeklikle bağdaşmadığını ifade etti. “BU RAKAM GEÇİM SAĞLAMAZ” En düşük emekli maaşının 20 bin lira olarak belirlenmesinin emekliler arasında ciddi bir öfke yarattığını belirten Dilbaz, “Bu ülkede yıllarca prim ödemiş, uzun süre çalışmış, alın teriyle ülkenin kalkınmasına katkı sunmuş insanlar var. Buna rağmen emekliler, hak ettikleri bir yaşamdan çok uzak bir tabloya mahkûm ediliyor” dedi. “SORUN SADECE RAKAM DEĞİL, ADALETSİZLİK” Emekliler arasındaki gelir eşitsizliğine dikkat çeken Dilbaz, sorunun yalnızca maaşın düşük olması olmadığını vurgulayarak, “Neden hâlâ ‘en düşük emekli maaşı’ diye bir kavram konuşuluyor? İnsanların ödediği primlerin karşılığı neden tam olarak verilmiyor? Bu adaletsizlik daha ne kadar sürecek?” diye sordu. “EMEKLİLER HAK ETMEDİĞİ BİR YAŞAMI YAŞIYOR” Mevcut ekonomik düzenin emeklileri hak etmedikleri bir hayata zorladığını ifade eden Dilbaz, “20 bin lira, bugünkü şartlarda bir geçim ücreti değildir. Emekliler temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanıyor. Bu öfkeyi dindirmek, bu yarayı kapatmak kolay değil” şeklinde konuştu.

Odunpazarı’nda Halk Kart Bakiyeleri Artırıldı Haber

Odunpazarı’nda Halk Kart Bakiyeleri Artırıldı

Ülkede uygulanan yanlış ekonomi politikalarının yol açtığı yüksek enflasyon ve hızla düşen alım gücü, her geçen gün daha fazla aileyi temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale getiriyor. Gıda, temizlik ve barınma gibi en temel kalemlere erişimin zorlaştığı bu süreçte Odunpazarı Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla yurttaşlarının yanında olmaya devam ediyor. Bu kapsamda Odunpazarı Belediyesi, Halk Market’ten yararlanan ihtiyaç sahibi hemşehrilerinin Halk Kart bakiyelerini artırdı. Yeni düzenleme ile destek miktarları, hanelerde yaşayan kişi sayısı dikkate alınarak yeniden belirlendi. Belediye, kalabalık ailelerin daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğu gerçeğinden hareketle sosyal yardımlarını adalet ve hakkaniyet temelinde güçlendirdi. PARANIN GEÇMEDİĞİ MARKET: HALK MARKET Odunpazarı Belediyesi’nin örnek sosyal yardım modeli olan Halk Market, 17 Ekim 2015’te Yoksullukla Mücadele Günü’nde hizmete açıldı. Paranın ve kredi kartının geçmediği markette, ihtiyaç sahibi aileler Halk Kartları ile temel gıda ve temizlik ürünlerine ücretsiz olarak ulaşabiliyor. Bugüne kadar binlerce ailenin faydalandığı Halk Market, yerel yönetimlerin sosyal sorumluluk alanındaki en somut dayanışma örneklerinden biri olmayı sürdürüyor. BAŞKAN KAZIM KURT: “HİÇBİR ÇOCUK AÇ YATAĞA GİRMEYECEK” Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, artan hayat pahalılığı ve derinleşen ekonomik krizin yurttaşlar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, sosyal belediyeciliğin bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini vurguladı. Başkan Kurt açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bugün yaşadığımız ekonomik kriz, yanlış politikaların sonucudur ve ne yazık ki en ağır bedeli dar gelirli aileler ödüyor. Alım gücünün bu kadar düştüğü bir ortamda yerel yönetimlerin sorumluluğu daha da artıyor. Biz Odunpazarı’nda kimseyi yalnız bırakmamakta kararlıyız. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmesine, hiçbir ailenin çaresizliğe terk edilmesine izin vermeyeceğiz.” Sosyal yardımların bir lütuf değil, yurttaşlık hakkı olduğunun altını çizen Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sosyal belediyecilik; krizin faturasını halka kesen anlayışa karşı, halkın yanında durmaktır. Tüm sınırlı imkânlarımıza rağmen dayanışmayı büyütüyor, yardımlarımızı adaletli ve insan onuruna yakışır şekilde sürdürüyoruz. Halk Market, bu anlayışın en somut örneğidir.” DAYANIŞMA İLE YÖNETİLEN BİR ODUNPAZARI Odunpazarı Belediyesi, Halk Market başta olmak üzere hayata geçirdiği sosyal destek projeleriyle ekonomik krizin yarattığı tahribata karşı dayanışmayı büyütmeyi hedefliyor. Belediye, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda, Odunpazarı’nı adalet, eşitlik ve insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımla yönetmeye devam edeceğini vurguluyor.

Ülkede Takvimler Günleri Değil, Kaybedilen Hakları Gösteriyor Haber

Ülkede Takvimler Günleri Değil, Kaybedilen Hakları Gösteriyor

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı ülke gündemlerine yönelik farkındalığı arttırmak amacıyla hazırladığı "Saray Takvimi" çalışmasının üçüncü haftasının basın toplantısını gerçekleştirdi. Hamamyolu Yediler Parkı'nda düzenlenen basın toplantısına Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Meclis Üyeleri, İlçe Yöneticileri ile mahalle temsilcileri katılım sağladı. CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak, Ocak ayı boyunca kamuoyuyla paylaştığımız Ocak 2026 Saray Takvimi çalışmasının üçüncü haftasında, üçüncü basın açıklamamızı gerçekleştiriyoruz. Bu çalışma; Türkiye’nin bugün içine sürüklendiği ekonomik çöküşün, sosyal adaletsizliğin ve derinleşen yönetim krizinin, yurttaşın gündelik yaşamında nasıl ağır sonuçlar doğurduğunu açık biçimde ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Saray Takvimi, iktidarın kürsülerden anlattığı söylemlerle; halkın mutfağında, cebinde ve yaşamında yaşadığı gerçekler arasındaki derin uçurumu görünür kılmaktadır. Bu takvim; masa başında üretilmiş, gerçeği perdeleyen istatistiklerin değil; boş tencerelerin, dolmayan pazar filesinin, ödenemeyen faturaların ve ertelenen yaşamların kaydıdır. Amacımız; halkın yaşadığı sorunları yumuşatmak ya da örtmek değil, olduğu gibi ve tüm açıklığıyla kamuoyunun önüne koymaktır. Paylaşılan içerikler; asgari ücretlilerin ve emeklilerin, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında nasıl sistematik biçimde yoksullaştırıldığını açıkça göstermektedir. Açıklanan ücret artışlarının daha yurttaşın cebine girmeden zamlarla geri alınması; bu düzenin bir geçim düzeni değil, kalıcı bir yoksulluk düzeni haline getirildiğini ortaya koymaktadır. Bugün milyonlarca yurttaş için hayat; insanca yaşamak değil, hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumdadır. Hayat pahalılığı yalnızca ücretleri değil, günlük yaşamın tamamını kuşatmıştır. Elektrikten doğalgaza, gıdadan kiraya, ulaşımdan eğitime kadar her alanda yaşanan kontrolsüz fiyat artışları; yurttaşın alım gücünü bilinçli ve sürekli biçimde eritmektedir. Günlük yaşamın her anında hissedilen zamlar, vergiler ve temel tüketim kalemlerindeki artışlar, yurttaşın alım gücünü sistemli biçimde aşındırmaktadır. Vergi yükü adaletsizce halkın sırtına bindirilirken, borçlanma artık bir tercih değil, zorunluluk haline getirilmiştir. Bu tablo; ekonomik krizin geçici değil, yanlış ve ısrarcı politikalarla kalıcı hale getirildiğini göstermektedir. Bugün öğrenciler için sorun yalnızca gelecek kaygısı değildir; bugünün kendisi başlı başına bir kriz alanına dönüşmüştür. Barınma sorunu çözülemez hale gelmiş, yurtlar yetersiz kalmış, kiralar öğrenciler için erişilemez noktaya ulaşmıştır. Bir öğün yemeğin dahi hesaplandığı, ulaşım giderlerinin eğitimin önüne geçtiği bu tabloda öğrenciler, eğitim hakkını değil yaşam mücadelesini düşünür hale getirilmiştir. Eğitim hakkının bu kadar ağır bir ekonomik yüke dönüşmesi, sosyal devlet anlayışının terk edildiğinin açık göstergesidir. Ekonomik krizin etkileri yalnızca maaşlarda değil, kamusal hizmetlerin niteliğinde de derin biçimde hissedilmektedir. Devlet okullarında artan kaynak yetersizliği, sağlık sisteminde yaşanan randevu krizi, katkı payları ve ek ödemeler; yurttaşı nitelikli eğitime ve sağlığa erişemez hale getirmektedir. Bugün yurttaş, vergisini ödediği halde temel hizmetleri ya alamamakta ya da ek bedellerle satın almak zorunda bırakılmaktadır. Bu durum, krizin cebin ötesine geçerek doğrudan yaşam kalitesini hedef aldığını göstermektedir. Aynı zamanda bu ülkede bilim ve akıl sistemli biçimde dışlanmaktadır. Bilim insanlarının, akademisyenlerin ve uzmanların uyarıları dikkate alınmamakta; kararlar bilimsel verilerle değil, siyasi tercihlerle alınmaktadır. Bilimin yok sayıldığı, liyakatin geri plana itildiği bir yönetim anlayışı; ekonomiden eğitime, sağlıktan çevreye kadar her alanda krizi derinleştirmektedir. Bilimden kopmuş bir ülkenin ilerlemesi mümkün değildir. Saray Takvimi’nde yer alan içerikler, gençlerin geleceğe dair umutlarının nasıl sistematik biçimde törpülendiğini de gözler önüne sermektedir. Eğitimde belirsizlik, artan işsizlik, güvencesiz çalışma ve liyakatin yerini alan kayırmacı uygulamalar; gençleri bu ülkede hayal kuramaz hale getirmiştir. Bugün gençler, emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir gelecek için Türkiye yerine başka ülkeleri düşünmek zorunda bırakılmaktadır. Bu düzen yalnızca en yoksulları değil; bir zamanlar ayakta kalabilen, geçinebilen geniş bir kesimi de hızla yoksullaştırmaktadır. Orta sınıf erimekte, sabit gelirli çalışanlar her ay biraz daha geriye düşmektedir. Kredi kartlarıyla dönen bir hayat, ertelenen ihtiyaçlar ve artan borçlar; orta sınıfın sessiz çöküşünü ortaya koymaktadır. Bu tablo, ekonomik krizin istisna değil, toplumun tamamını etkileyen yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Bu ağır tabloya, hukukun siyasallaştırılması ve adalet duygusunun zedelenmesi de eklenmiştir. Düşüncesini dile getiren, demokratik haklarını kullanan, halkın iradesini savunan yol arkadaşlarımız bugün tutuklu bulunmaktadır. Tutuklu gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler ve yerel yöneticiler; bu ülkenin nasıl bir baskı iklimine sürüklendiğinin en somut göstergesidir. Adaletin olmadığı yerde ne güven olur ne de toplumsal huzur sağlanabilir. Halkın sandıkta ortaya koyduğu irade ise kayyum uygulamalarıyla yok sayılmaktadır. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanan kayyumlar, yalnızca yerel demokrasiyi değil, yurttaşın seçme ve seçilme hakkını da hedef almaktadır. Bu uygulamalar, iktidarın sandıkta kazanamadığını masa başında almaya çalıştığını açıkça göstermektedir. Demokrasiye yapılan bu müdahaleler, yönetim krizini daha da derinleştirmektedir. Bu düzenin en ağır faturası asgari ücretlilere ve emeklilere kesilmiştir. Bugün asgari ücret, bu ülkede bir geçim ücreti değil; sefalet ücreti haline getirilmiştir. Asgari ücretli, ayın ilk haftasında maaşını kaybetmekte; kalan günlerde borçla, eksik gıdayla, ertelenmiş ihtiyaçlarla yaşamaya mahkum edilmektedir. Bu iktidar, çalışanın emeğini korumamış; emeği ucuz, hayatı değersiz görmüştür. Emekliye reva görülen maaş; bir yaşam değil, yavaş yavaş yok oluş dayatmasıdır. Bugün emeklilerimiz kira mı ödesin, fatura mı yatırsın, ilaç mı alsın diye düşünmek zorunda bırakılmaktadır.Bu tablo bir kader değil yanlış ve adaletsiz bir yönetim anlayışının sonucudur. Çiftçinin, esnafın ve küçük üreticinin yaşadığı derin çıkmaz ise artık inkâr edilemez boyutlara ulaşmıştır. Artan girdi maliyetleri, yetersiz destekler ve plansız tarım ve ekonomi politikaları nedeniyle üretmek her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Üretenin ayakta kalamadığı bir ekonomik düzen; yalnızca üreticiyi değil, toplumun tamamını yoksullaştırmaktadır. Tüm bu tabloya rağmen; israfın, şatafatın ve ayrıcalıkların hâkim olduğu bir yönetim anlayışı sürdürülmektedir. Halktan sürekli fedakârlık bekleyen bir anlayışın, kendi harcamalarından ve yaşam tarzından vazgeçmemesi; yaşanan adaletsizliği daha da görünür kılmaktadır. Bu durum, iktidarın halkın gerçek gündeminden bilinçli biçimde uzaklaştığını açıkça göstermektedir. Ocak 2026 Saray Takvimi’nin üçüncü haftasında paylaşılan içerikler; tekil sorunları değil, bütünlüklü bir yoksullaşma düzenini, derinleşen adaletsizliği ve ciddi bir demokrasi ve yönetim krizini anlatmaktadır. Bunlar; istatistiklerle gizlenemeyecek, yurttaşın sofrasında, cebinde, özgürlüğünde ve geleceğinde doğrudan hissedilen gerçeklerdir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; halkın iradesini yok sayan, bilimi dışlayan, bu anlayışa karşı susmayacağız. Gerçeği söylemeye, yurttaşın sesi olmaya ve bu düzeni değiştirmek için örgütlü, kararlı ve cesur bir mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Bu ülkenin kaynaklarının, bir avuç ayrıcalıklı kesim için değil, 85 milyon yurttaş için adil, şeffaf ve halktan yana kullanıldığı bir Türkiye mümkündür. Ocak 2026 Saray Takvimi çalışmamız; toplumsal hafızayı diri tutmak, yaşanan adaletsizlikleri kayıt altına almak ve değişimin zorunluluğunu, bir kez daha hatırlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Mücadelemiz emeğin adaletin ve insanca yaşamın egemen olduğu bir Türkiye kurulana kadar sürecektir. Sonuç olarak ülkemiz; halkın gerçek ihtiyaçlarından uzak, sarayın ayrıcalıklarını önceleyen bir anlayışla yönetilmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı ilçe Başkanlığı olarak emeği yok sayan yoksulluğu kalıcı hale getiren bu düzene karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.Sarayın gündemi değil halkın gündemi değişene kadar susmayacağız. Bugün bu ülkede takvimler günleri değil, kaybedilen hakları göstermektedir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi olarak biliyoruz ki; umut bu ülkenin sokaklarındadır, mahallelerindedir, meydanlarındadır. Umut halktadır, umut bizdedir. Bu düzen değişecektir. Çünkü artık sıra halktadır, sıra bizdedir. Verdiğimiz mesaj nettir, Sarayın takvimi dolmuştur. Sıradaki takvim, Cumhuriyet Halk Partisi önderliğinde Halkın iktidarıdır. Odunpazarı İlçe Başkanlığı adına hepinize saygılar sunuyorum."

Emeklilik Sadaka Değil, Alın Terinin Karşılığıdır Haber

Emeklilik Sadaka Değil, Alın Terinin Karşılığıdır

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, dün Başakşehir’de gerçekleştirilen 'Emekli Buluşması'nda emeklilerle bir araya geldi. Salonu dolduran emekliler, yaşadıkları ağır ekonomik tabloyu dile getirirken, sorunlarının bu denli güçlü ve açık biçimde gündeme taşınmasından duydukları memnuniyeti ifade etti. “Emeklilik sadaka değil, alın terinin karşılığıdır” Buluşmada konuşan Karabat, emekliliğin bir lütuf ya da sadaka değil, yıllarca ödenen primlerin ve dökülen alın terinin karşılığı olduğunu vurguladı. Emekliliğin Türkiye’de sistemli biçimde yoksullukla eş anlamlı hale getirildiğini belirten Karabat, ortaya çıkan tablonun tesadüf olmadığını söyledi: “Bu bir kader değil, bilinçli bir yoksulluk düzenidir. Emekliyi açlığa mahkûm eden bu anlayış, siyasi ve ekonomik bir tercihin sonucudur.” “Kaynak var, tercih emekliden yana değil” Konuşmasında bütçe politikalarına dikkat çeken Karabat, faize ve ranta aktarılan kaynaklara rağmen emeklilere “kaynak yok” denilmesini sert sözlerle eleştirdi. Sorunun para değil, bütçenin kimler için harcandığı olduğunu vurgulayan Karabat, CHP’nin yaklaşımını net bir dille ortaya koydu: “Emekli bu ülkenin yükü değil, onurudur.” Emekliler kürsüde: Hayat pahalılığı, sağlık ve ulaşım çıkmazı Buluşmada söz alan emekli yurttaşlar ve emekçiler; düşük maaşlar, artan hayat pahalılığı, sağlık ve ulaşım giderleri nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları CHP’nin yetkili isimlerine doğrudan aktardı. Emekliler, yıllardır biriken sorunların nihayet güçlü biçimde dile getirilmesinden ve seslerinin duyulmasından duydukları memnuniyeti özellikle vurguladı. “Yerelde başardık, Türkiye’de de başaracağız” CHP’li belediyelerin hayata geçirdiği kent lokantaları, sosyal tesisler ve emeklilere yönelik destekleri hatırlatan Karabat, bu anlayışın Türkiye geneline yayılacağını belirtti. Emeklilerin insanca yaşam hakkını savunmanın CHP’nin temel sorumluluğu olduğunu ifade eden Karabat, mücadelenin kararlılıkla süreceğini söyledi.

Çakırözer: "Emekliye, Dar Gelirliye Bunu Reva Görenlere Yazıklar Olsun!" Haber

Çakırözer: "Emekliye, Dar Gelirliye Bunu Reva Görenlere Yazıklar Olsun!"

Türkiye bunu da gördü! Maaşları açlık sınırı altında kalan emekliler, dar gelirliler Eskişehir de dahil 4 şehirde şubesi bulunan bir zincir markette tavsiye edilen son tüketim tarihi geçmiş ürünleri yüzde 60’a varan indirimle satın almaya başladı. CHP Milletvekili Utku Çakırözer ve DİSK Emekli Sen Şube Başkanı Hatice Kılıç Eskişehir’de de şubesi bulunan markete giderek, skandalı yerinde gözler önüne serdi. Çakırözer marketten aldığı ürünleri sıralayarak, “Son tüketim tarihi aylar öncesinden geçmiş ürünler raflarda. Közlenmiş patlıcan, doğranmış domates, domates püresi, nohut, mayonez. Bu beşinin de tavsiye edilen tüketim tarihleri geçmiş. Bu 5 ürüne toplam 213 lira ödedik. Türkiye’de emekliler, dar gelirliler işte bu şekilde alışveriş yapmak zorunda bırakılıyor!” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak emekli maaşları iyileştirilene dek mücadeleyi sürdüreceklerini söyleyen Çakırözer, “16 milyon emekliye bu maaşları sunanlara ve buralardan alışveriş yapmak zorunda bırakanlara yazıklar olsun! Bu maaşlarla geçinilmez, bu maaşlarla yaşanmaz. En düşük emekli maaşlı asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır. Bunun için sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi. “SON TÜKETİM TARİHİ AYLAR ÖNCESİNDE BİTMİŞ” Hayat pahalılığı, gıda enflasyonundaki yükseliş emekliyi, dar gelirliyi tavsiye edilen tüketim tarihi geçmiş ucuz ürünlerin satıldığı marketlere yönlendirmeye başladı. Binlerce dar gelirli, emekli karnını doyurmak için riski kendisi alarak tavsiye edilen son tüketim tarihi geçmiş ürünleri tüketmeye başladı. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ve Disk Emekli Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç tavsiye edilen son tüketim tarihi geçmiş ürünlerin satıldığı zincir marketi ziyaret ederek, marketteki etiketleri inceledi. Çakırözer’in incelediği ürünlerin birçoğunun tavsiye edilen son tüketim tarihlerinin aylar öncesinde bitmiş olduğu dikkat çekti. Market raflarındaki ürünleri inceleyen Çakırözer, aldığı ürünlerin son tüketim tarihlerini paylaşırken, aldığı 5 ürüne 213 lira ödedi. “EMEKLİ KARNI DOYSUN DİYE RİSKİ KENDİ ALIYOR” Çakırözer’in marketten aldığı ürünleri ve ürünlerin tavsiye edilen tüketim tarihlerini şöyle sıraladı: “İşte aldığımız közlenmiş patlıcan, doğranmış domates, domates püresi, nohut, mayonez! Bu 5’inin de tavsiye edilen tüketim tarihleri geçmiş. Bu 5 ürüne 213 lira ödedik. Neden buraya geldik? Çünkü Türkiye’de emekliler bu marketlere muhtaç edilmiş durumda. Aldığı para başka yerden alışveriş yapmaya yetmiyor. Emekliler, öğrenciler buranın en temel müşterileri. Çünkü alım gücü yok, çünkü maaşlarıyla alışveriş yapamıyor. Biz de bunu göstermek için buraya geldik. Bayat ekmek satılıyor bakkallarda, askıda simit satılıyor simitçilerde, emekliler gün bitiminde çürüğe çıkmış sebze ve meyveyi almak zorunda kalıyor. Şimdi de bu marketten son tüketim tarihi geçmiş ürünleri alarak hayatını idame ettirmek zorunda kalıyor. Riski emekli, öğrenci üstleniyor. Satan market, denetime gelenler üstlenmiyor. Emekli, öğrenci ucuz diye buradan almak zorunda kalıyor!” “VATANDAŞI BU MARKETLERE MUHTAÇ EDENLERE YAZIKLAR OLSUN” “16 milyon emekliye bu maaşları sunanlara ve buralardan alışveriş yapmak zorunda bırakanlara yazıklar olsun! Emekliler meydanlarda, biz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Meclis’te direnişteyiz. Milyonların sesi olmaya devam edeceğiz. Bu maaşlarla geçinilmez, bu maaşlarla yaşanmaz. Bir an önce en düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır. Bunun iççin sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi. “ARTIK YETER, SESİMİZİ DUYUN!” Çakırözer ile markete giden Disk Emekli Sen Şube Başkanı Hatice Kılıç ise, iktidara seslenerek emeklilere reva görülenlere isyan etti. Kılıç şunları söyledi: “Bizleri yönetenlere sesleniyorum! Sizler bizlere bunları layık görüyorsunuz. Sizler bizim oylarımızla oraya gelmiş insanlarsınız. Vergilerimizle orada oturuyorsunuz. Artık gözlerinizle görün, kulağınızla duyun! Emekli ölüyor, emekli aç, emekli yoksul! Emekli artık geçinemiyorum diye inliyor. Sokaklara dökülecek insanlar evlerinde ölüyor. İsyanlardayız, artık yeter duyun bizi!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.