SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gazeteciler

Porsuk Haber Ajansı - Gazeteciler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazeteciler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de Basın Özgürlüğü Yürüyüşü: “Artık Yeter, Nefes Alamıyoruz!” Haber

Eskişehir’de Basın Özgürlüğü Yürüyüşü: “Artık Yeter, Nefes Alamıyoruz!”

Eskişehir’de basın meslek örgütleri, medya kuruluşlarına kayyum atanmasına, gazetecilerin gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına, haber siteleri ile sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmesine tepki gösterdi. Köprübaşı’ndan Yediler Parkı’na yürüyen gazeteciler, “Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur” mesajı verdi. Eskişehir’de faaliyet gösteren basın meslek örgütleri, basın özgürlüğüne yönelik baskılara dikkat çekmek amacıyla yürüyüş düzenledi. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Eskişehir İl Temsilciliği, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Eskişehir Şubesi ve Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen yürüyüşe siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da destek verdi. Köprübaşı’nda bir araya gelen katılımcılar, buradan Yediler Parkı’na yürüdü. Medya kuruluşlarına kayyum atanması, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalar ile haber siteleri ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerinin protesto edildiği yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı. Eylem Lodos: “Artık yeter, nefes alamıyoruz!” Yürüyüşün ardından açıklamayı Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Eskişehir Şubesi adına Eylem Lodos yaptı. Türkiye’de gazeteciliğin siyasi iktidarların, siyasilerin ya da sermayenin değil, halkın yanında olması gerektiğini vurgulayan Lodos, basın özgürlüğüne yönelik baskılara tepki gösterdi. Gazeteciliğin suç, haberin tehdit ve gerçeğin sakıncalı sayıldığı bir ortamda sessiz kalmayacaklarını belirten Lodos, televizyon kanallarına kayyum atanması, haber sitelerine erişim engelleri getirilmesi, gazetecilerin tutuklanması ve sosyal medya hesaplarının kapatılmasının basın özgürlüğünü tehdit ettiğini ifade etti. Gazetecilerin çalışma koşullarına ve sosyal haklarına da dikkat çeken Lodos, ekonomik güvencesizlik ve sansür baskısının gazetecilerin mesleklerini özgürce yapmalarını zorlaştırdığını dile getirdi. “Gazetecilik halktan yanadır” Gazeteciliğin temel sorumluluğunun toplumun gerçeklere ulaşmasını sağlamak olduğunu belirten Lodos, işçilerin hak mücadelelerinin, kadınların yaşadığı şiddetin, gençlerin sorunlarının, yoksulluğun ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin gelişmelerin kamuoyuna aktarılmasının gazeteciliğin kamusal sorumluluğu olduğunu vurguladı. Gazeteciliğin siyasi iktidarın veya sermayenin çıkarlarını savunan bir anlayışla yürütülemeyeceğini ifade eden Lodos, gazetecilerin kamu gücünü denetleme, yolsuzluk iddialarını araştırma ve toplumun farklı kesimlerinin sesini duyurma görevini yerine getirdiğini kaydetti. Lodos, iktidarın hoşuna gitmeyen sorular soran, kamu kaynaklarının kullanımını araştıran ve toplumsal sorunları haberleştiren gazetecilerin gözaltı, tutuklama, ev hapsi ve işsizlik gibi yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Bu baskıların yalnızca gazetecileri değil, toplumun haber alma hakkını da doğrudan etkilediğini söyledi. Haber sitelerine erişim engellerine tepki Basın açıklamasında medya kuruluşlarına yönelik kayyum uygulamaları ve haber sitelerine getirilen erişim engelleri de gündeme geldi. Lodos, Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve Halk TV başta olmak üzere medya kuruluşlarına yönelik gelişmelere dikkat çekti. JINNEWS, Mezopotamya Haber Ajansı ve KAOS GL gibi haber sitelerine erişim engelleri getirildiğini belirten Lodos, T24 başta olmak üzere farklı haber mecralarının ve gazetecilerin sosyal medya hesaplarına yönelik kısıtlamaları da eleştirdi. Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi ve Bianet gibi yayın organlarının sosyal medya hesaplarına yönelik engellemelerin de basın özgürlüğü açısından kaygı verici olduğunu ifade eden Lodos, ekonomik zorluklar ve kamu ilanlarından yararlanamama gibi nedenlerle yayın hayatını sonlandırmak zorunda kalan medya kuruluşlarına da dikkat çekti. “Susturulan yalnızca gazeteciler değil, toplumun kendisidir” Basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerin toplumun haber alma hakkını da sınırlandırdığını belirten Lodos, sansürün, otosansürün, kapatmaların ve tutuklamaların yalnızca gazetecilerin sorunu olmadığını vurguladı. Gazetecilerin susturulmasının yurttaşların gerçeklere ulaşmasını, gelişmeler hakkında bilgi edinmesini ve özgür iradeleriyle karar vermesini engellediğini ifade eden Lodos, işçilerden çiftçilere, esnaftan memurlara, kadınlardan gençlere kadar toplumun bütün kesimlerinin özgür basına ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Lodos, gazeteciler arasındaki dayanışmanın önemine de değinerek, farklı siyasi görüşlere, kimliklere, dillere veya kurumlara sahip gazetecilerin haber yapma hakkının birlikte savunulması gerektiğini söyledi. Sansüre karşı sessiz kalmanın mesleğin ortak geleceğine zarar verdiğini belirten Lodos, tüm gazetecileri ve yurttaşları dayanışmaya çağırdı. Basın meslek örgütlerinden 6 maddelik çağrı Basın meslek örgütleri adına yapılan açıklamada, basın özgürlüğünün korunması ve gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi için şu talepler sıralandı: - Tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması, - Haber üzerindeki yargı baskısının sona erdirilmesi, - Medyada kayyum uygulamalarına son verilmesi, - Hukuksuz erişim engellerinin kaldırılması, - Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtılması, - Anayasa ile güvence altına alınan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran müdahalelerden vazgeçilmesi. Açıklama, “Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur” mesajıyla sona erdi. Basın meslek örgütleri, gazeteciliğin ve halkın haber alma hakkının korunması için dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini vurguladı.

Baro Başkanı Günaydın: "Avukatın Can Güvenliği Savunma Hakkının Güvencesidir" Haber

Baro Başkanı Günaydın: "Avukatın Can Güvenliği Savunma Hakkının Güvencesidir"

Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, avukatlara yönelik saldırılar, gazetecilerin tutukluluğu ve kadın cinayetlerine ilişkin açıklama yaptı. Günaydın, “Avukatların korkmadan savunma yapabildiği, gazetecilerin korkmadan haber yaptığı, kadınların korkmadan yaşadığı bir ülke istiyoruz” dedi. Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, avukatlara yönelik şiddet, basın özgürlüğü ve kadınların yaşam hakkına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hukuk devletinin korunması gerektiğini vurgulayan Günaydın, savunma hakkı, basın özgürlüğü ve kadınların yaşam hakkının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Son dönemde farklı şehirlerde avukatların görevleri sırasında saldırıya uğramasına, gazetecilerin gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmasına ve kadın cinayetlerine dikkat çeken Günaydın, yaşananların birbirinden bağımsız olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti. “Avukatın Can Güvenliği Savunma Hakkının Güvencesidir” Avukatların mesleki faaliyetlerini yerine getirirken saldırıya uğramasının yalnızca hukukçuları değil, hak arayan tüm vatandaşları ilgilendirdiğini belirten Barış Günaydın, avukatların temsil ettikleri kişilerle özdeşleştirilemeyeceğini vurguladı. Günaydın, 13 Ekim’de Aksaray Barosu üyesi Avukat Çiğdem Akbulut Çökmez’in Aksaray Adliyesi’nde, aynı gün Afyonkarahisar Barosu üyesi Avukat Fahri Fevzi Kartal’ın duruşma salonunda saldırıya uğradığını hatırlattı. Günaydın ayrıca 20 Ekim’de Van Barosu üyesi Avukat Turan Yazan’ın adliye içinde, 21 Ekim’de ise İstanbul Barosu üyeleri Avukat Muhammed Baykan Karataş ve Avukat Selim Durna’nın Küçükçekmece’de yürüttükleri haciz işlemi sırasında saldırı ve tehdide maruz kaldığını aktardı. Farklı şehirlerde ve farklı görev alanlarında yaşanan olayların avukatların güvenliği konusundaki endişeleri artırdığını belirten Günaydın, şu değerlendirmede bulundu: “Avukat temsil ettiği kişinin yerine konulamaz. Üstlendiği davanın, yürüttüğü takibin tarafı değildir. Hukuki bir işlemden duyulan öfkenin avukata yöneltilmesi kabul edilemez.” Avukatlara Yönelik Şiddet İçin Yasal Düzenleme Çağrısı Avukatların adliyelerde, duruşma salonlarında ve haciz mahallerinde can güvenliğinden endişe ederek görev yapmasının hak arama özgürlüğünü tehdit ettiğini ifade eden Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumlara çağrıda bulundu. Avukatların güven içinde çalışabilmesi için etkili yasal düzenlemelerin yapılmasını ve somut güvenlik tedbirlerinin hayata geçirilmesini isteyen Günaydın, saldırıların etkin biçimde soruşturulması ve sorumlular hakkında hukukun gerektirdiği yaptırımların uygulanması gerektiğini kaydetti. “Kadınların Yaşam Hakkı Devletin Anayasal Yükümlülüğüdür” Açıklamasında kadın cinayetlerine de değinen Barış Günaydın, İzmir’in Menemen ilçesinde görev yapan avukat Özge Pembe Gül’ün öldürülmesine ilişkin duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Basına yansıyan bilgilere göre Gül’ün nişanlısı olan polis memuru tarafından öldürüldüğünü belirten Günaydın, kadınların yaşam hakkının korunmasının devletin temel yükümlülüklerinden biri olduğunu vurguladı. Kadın cinayetlerinin ardından benzer açıklamaların tekrarlanmasının yeterli olmadığını ifade eden Günaydın, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanması, koruyucu ve önleyici tedbirlerin eksiksiz alınması gerektiğini söyledi. Eskişehir Barosu olarak Avukat Özge Pembe Gül’ün ailesine, yakınlarına ve meslektaşlarına başsağlığı dileyen Günaydın, olayın hukuki sürecinin takipçisi olacaklarını açıkladı. “Gazetecilik Suç Değildir, Gerçekler Tutuklanamaz” Barış Günaydın, basın özgürlüğünün de açıklamanın temel başlıklarından biri olduğunu belirterek gazetecilerin gözaltı, tutuklama, adli kontrol kararları, erişim engelleri ve yayın yasakları nedeniyle görevlerini yerine getirmekte zorlandığını ifade etti. Gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı’nın tutuklu bulunmalarının basın özgürlüğü bakımından ciddi kaygı yarattığını dile getiren Günaydın, gazetecilerin haber kaynaklarıyla görüşmesinin, iddiaları araştırmasının, kamu görevlilerine soru sormasının ve kamu yararını ilgilendiren konuları gündeme taşımasının gazetecilik faaliyetinin temelini oluşturduğunu söyledi. Günaydın, Anayasa’nın 26. ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından olduğunu belirtti. Tutuklamanın bir cezalandırma veya yıldırma aracına dönüşmemesi gerektiğini vurgulayan Günaydın, gazetecilerin özgürlüklerinin kısıtlanmasının ve haberlerin erişime engellenmesinin toplumun haber alma hakkını da etkilediğini kaydetti. Eskişehir Barosu Sürecin Takipçisi Olacak Eskişehir Barosu’nun yalnızca avukatların mesleki haklarını korumakla değil, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, savunma hakkını ve temel özgürlükleri savunmakla da yükümlü olduğunu belirten Günaydın, saldırıya uğrayan meslektaşlarının yanında olduklarını ve yaşanan olayların takipçisi olacaklarını ifade etti. Günaydın, gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı’nın tutukluluk hâllerine son verilmesini, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlükleri kısıtlanan basın emekçilerine yönelik hukuka aykırı tedbirlerin kaldırılmasını ve sansür ile erişim engellerinin sona erdirilmesini talep etti. Açıklamasının sonunda savunma hakkı, basın özgürlüğü ve kadınların yaşam hakkının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Günaydın, şu ifadeleri kullandı: “Avukatın can güvenliği, savunma hakkının; gazetecinin özgürlüğü, halkın haber alma hakkının; kadının yaşam hakkı ise devletin en temel yükümlülüğünün güvencesidir.” Günaydın, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Avukatların korkmadan savunma yapabildiği, gazetecilerin korkmadan haber yaptığı, kadınların korkmadan yaşadığı, yurttaşların korkmadan hakkını aradığı bir ülke istiyoruz. Savunmayı şiddetle, basını tutuklamayla, kadınları cezasızlıkla susturamazsınız."

Halk TV Eyleminde Basın Özgürlüğü Vurgusu: “Özgür Basın Susturulamaz” Haber

Halk TV Eyleminde Basın Özgürlüğü Vurgusu: “Özgür Basın Susturulamaz”

Emek ve Demokrasi Platformu ile Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Eskişehir Temsilciliği, Halk TV’ye yönelik müdahale, kayyum atanması ve yayınların durdurulmasına tepki gösterdi. Eylemde basın özgürlüğü, gazetecilerin çalışma hakkı ve halkın haber alma özgürlüğü savunuldu. Köprübaşı bölgesinde düzenlenen basın açıklamasında, Halk TV’ye yönelik müdahalenin yalnızca bir televizyon kanalını değil, kanalda çalışan gazetecilerin emeğini, iş güvencesini ve geleceğini de ilgilendirdiği belirtildi. Açıklamayı Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına TGS Eskişehir Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım yaptı. Yıldırım, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına ve gazetecilerin mesleki dayanışmasına sahip çıkmak için bir araya geldiklerini söyledi. “Basın Özgürlüğüne Yönelik Kaygılarımız Artıyor” Daha önce T24’e getirilen erişim engelini de hatırlatan Yıldırım, Halk TV’ye kayyum atanması ve yayınlarının durdurulmasının basın özgürlüğünün geleceğine ilişkin kaygıları artırdığını ifade etti. Halk TV’nin Türkiye’nin en çok izlenen haber kanallarından biri olduğunu belirten Yıldırım, kanalın Türkiye Gazeteciler Sendikasının örgütlü olduğu ve yaklaşık 200 basın emekçisinin çalıştığı bir kurum olduğuna dikkat çekti. Yıldırım, “Bugün yaşananlar yalnızca bir televizyon kanalının yayınını değil, orada çalışan gazetecilerin emeğini, iş güvencesini ve geleceğini de ilgilendirmektedir” dedi. Gazetecilerin Emeğine Dikkat Çekildi Bir haberin arkasında muhabirlerden kameramanlara, editörlerden teknik ekiplere kadar çok sayıda basın emekçisinin alın teri bulunduğunu vurgulayan Yıldırım, Halk TV çalışanlarının yanında olmanın gazetecilik mesleğinin ortak değerlerine sahip çıkmak anlamına geldiğini söyledi. Toplumun ekonomik sorunlarının, eğitimde laiklik ve fırsat eşitliği tartışmalarının, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin iddiaların ve kamuoyunu ilgilendiren soruşturmaların özgürce araştırılıp haberleştirilebilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, özgür basının toplumsal sorunların görünür olması açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Yıldırım, “Hiçbir toplumsal sorunun üzeri örtülmemeli, hiçbir gazeteci kamu yararına yaptığı haber nedeniyle baskı altında hissetmemelidir” ifadelerini kullandı. “Gazeteciler Farklı Düşünebilir Ama Düşman Değildir” Gazetecilerin farklı medya kuruluşlarında çalışabileceğini ve farklı düşüncelere sahip olabileceğini belirten Yıldırım, tüm gazetecilerin ortak kimliğinin meslekleri olduğunu söyledi. “Biz gazeteciyiz” diyen Yıldırım, gazetecilerin birbirlerinin rakibi olabileceğini ancak düşmanı olmadığını ifade etti. Bir gazetecinin yaşadığı soruna sessiz kalınması halinde benzer sorunlarla karşılaşıldığında meslektaşların yalnız kalabileceğini belirten Yıldırım, zor günlerde dayanışmanın önemini vurguladı. “Özgür Basın Herkes İçindir” Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun bütün kesimlerinin sorumluluğu olduğunu belirten Yıldırım, işçilerin, emeklilerin, öğrencilerin, öğretmenlerin ve esnafın özgür basının önemini görmesi gerektiğini söyledi. Yıldırım, “Çünkü özgür basın herkes içindir” dedi. Anayasa’nın 28. maddesindeki “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmünü hatırlatan Yıldırım, gazetecilerin özgürce haber yapabildiği, basın emekçilerinin güvenceli koşullarda çalışabildiği ve yurttaşların farklı kaynaklardan haber alabildiği demokratik bir ortam istediklerini ifade etti. Halk TV Çalışanlarıyla Dayanışma Mesajı Türkiye Gazeteciler Sendikasının örgütlü olduğu Halk TV’deki meslektaşlarıyla dayanışma içinde olduklarını belirten Yıldırım, bir gazetecinin yalnız bırakılmasının bütün mesleğin güç kaybetmesine yol açacağını söyledi. Açıklama, “Gazetecilik suç değildir!”, “Basın hürdür, sansür edilemez!” ve “Yaşasın gazetecilerin dayanışması!” sloganlarıyla sona erdi.

YENİ Partili Çakırözer Basın Özgürlüğü Raporunu Açıkladı Haber

YENİ Partili Çakırözer Basın Özgürlüğü Raporunu Açıkladı

Türkiye’de basın özgürlüğü üzerindeki baskı her geçen gün büyüyor. Gazeteciler tutuklanıyor, ev hapsiyle susturuluyor; haber siteleri ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleriyle milyonlarca yurttaşın haber alma hakkı yok ediliyor. Yalnızca ekim ayının ilk haftasında gazeteciler Derya Okatan, Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklanarak cezaevine gönderildi. İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında ise yaptıkları haberler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek ev hapsi kararı verildi. Son 70 günde 25 gazeteci gözaltına alındı, 10 gazeteci tutuklandı, 2 gazeteciye ev hapsi verildi. YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik son iki aydaki ihlalleri ortaya koyan bilançosunu kamuoyuyla paylaştı. İktidarın “Ailem güvende” operasyonu gazetecileri hedef alırken, yüz binlerce yurttaşın mağdur olduğu fon krizi de yine gazetecilerin haberlerine ve sosyal medya paylaşımlarına yönelik baskı ve sansürün gerekçesine dönüştürüldü. Çakırözer, “AK Parti iktidarı gazetecileri tutuklayarak, ev hapsi vererek, haber sitelerini ve sosyal medya hesaplarını erişime kapatarak toplumun haber alma hakkını gasp ediyor. Basın özgürlüğü önündeki ihlalleri her geçen gün büyütüyor. Sansür ve yargı baskısı artık istisna değil, sistematik bir yönetim biçimine dönüşmüş durumda. Asrın vurgunu fon krizinde milleti dolandıranlar değil, açığa çıkaran gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Halkın haber alma hakkı engelleniyor. Basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır! Basın özgür değilse demokrasi de gelmez” dedi. ARTIK GAZETECİLİK TUTUKLAMA GEREKÇESİ YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer’in kamuoyuyla paylaştığı basın özgürlüğü raporuna göre gazeteciler, adli yılın başladığı eylül ayında en az 50 kez hâkim karşısına çıktı. Ağustos ve eylül aylarında çok sayıda gazeteci gözaltına alınırken, gazeteciler hakkında tutuklama ve adli kontrol kararları verildi. Rapora göre ağustos ve eylül aylarında Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler Oya Lale Özan Arslan ve Ali Tarakçı sosyal medya paylaşımları; Tuğba Tekerek ise “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında tutuklandı. Gazeteciler Selahattin Günday ve Fatih Ergin ise eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. Bolu Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykan, devletten kiralanan bir alanı işleten firmanın ziyaretçilerden tarifede belirtilen ücretin üzerinde para aldığı iddiasına ilişkin haberi nedeniyle tutuklandı. Aydın Denge Gazetesi’nin sosyal medya hesabından Gülşen Erdoğan’ın vefatının “Erdoğan vefat etti” başlığıyla duyurulmasının ardından “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Gazetenin temsilcisi Emin Aydın, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yeşim Ülker, muhabir İslam Keleş ve İrem Delice gözaltına alındı. Adli kontrolle serbest bırakılan gazetecilerden İrem Delice, savcılığın itirazı üzerine tutuklandı. HABER VE PAYLAŞIMA SORUŞTURMA İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, AK Parti ve MHP’li yöneticilerin İzmir’de gazetecilere yönelik tutumlarına ilişkin yaptığı açıklama nedeniyle ifade verdi. Ertuğrul Özkök hakkında, katıldığı bir yayındaki söylemleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci İsmail Arı hakkında eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’e yönelik mesajı nedeniyle dava açılırken; gazeteci Canan Coşkun ve belgeselci Kazım Kızıl hakkında Rabia Naz davası kapsamında 7 yıl sonra dava açıldı. Gazeteciler Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan ve Şaban Sevinç ise İBB davasında hâkim karşısına çıkarıldı. İlke TV muhabiri Zilan Azad, Yeni Yaşam Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ahmet Güneş ve Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Çelebi hakkında yaptıkları haberler nedeniyle soruşturma açıldı. HABER TAKİBİNE GÖZALTI, SALDIRI VE ENGELLEME Gazeteci Can Bursalı ile Trabzon 360 Haber’in İmtiyaz Sahibi Hatice Aksoy ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Muhsin Aksoy yaptıkları haber ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle, Kemal Öztürk ise bir televizyon programındaki ifadeleri nedeniyle gözaltına alındı. BirGün muhabiri Sarya Toprak ve Alman ARD TV muhabiri Sener Azak, “Ailem güvende” operasyonlarını protesto eden eylemleri takip ederken gözaltına alındı. Gazeteciler Mehmet Toprak, Halil Biter ve Kenan Bayık, Şanlıurfa’da meydana gelen depreme ilişkin sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alındı. 24 TV kameramanı Fatih Coşkun, Silivri açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu gemisindeki arama-kurtarma çalışmalarını takip ederken saldırıya uğradı. AS TV muhabiri Oğuz Aksu ve kameramanının Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısını takip etmesi bir belediye çalışanı tarafından engellendi. Urfa’da haber takibi yapan üç kadın gazeteci ise görevleri sırasında sözlü ve fiziki saldırıya maruz kaldı. SANSÜRÜN YENİ ADRESİ: SOSYAL MEDYA VE HABER SİTELERİ Türkiye gündemine oturan “Ailem güvende” operasyonları ile “fon vurgunu” sonrası gazetecilerin, ekonomistlerin, hak savunucularının, akademisyenlerin ve yurttaşların sosyal medya hesaplarına, basın kuruluşlarına ve haberlere erişim engelleri art arda geldi. Sadece eylül ayında 1.350’ye yakın sosyal medya hesabı erişime engellendi. Türkiye’nin ve dünyanın en fazla takip edilen haber sitelerinden T24’e erişim tamamen engellendi. Yine Evrensel, Kısa Dalga, Mezopotamya Haber Ajansı internet sitesi ve X hesabına erişim engeli getirildi. Sadece eylül ayında gazeteciler Alican Uludağ, Özlem Akarsu Çelik, Hilmi Hacaloğlu, Canan Kaya, Nasuh Bektaş, Fırat Fıstık, Sarya Toprak, Şirin Payzın, Furkan Karabay, Ali Tarakçı’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci ile; ekonomi alanında yorum yapan Veysel Ulusoy, Emre Şirin, İnan Mutlu, Prof. Barış Övgün ile Umut-Sen’in kurucularından Başaran Aksu’nun sosyal medya hesaplarının da arasında yer aldığı birçok X hesabı erişime engellendi. Aralarında Uluslararası Af Örgütü, Hak İnisiyatifi, Barış Akademisyenleri, Kadın Koalisyonu, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Aile Dayanışma Ağı, ALİKEV ve Türkiye Psikiyatri Derneği’nin de bulunduğu çok sayıda hak savunucusu dernek ile meslek örgütünün hesaplarına erişim engeli getirildi. Erişim engellerini belgeleriyle raporlayan Prof. Dr. Yaman Akdeniz ile İfade Özgürlüğü Derneği, Engelli Web ve MLSA’nın sosyal medya hesapları da erişime engellendi. Ağustos ve eylül aylarında hesaplara getirilen erişim engellemelerinin yanı sıra kamuoyunu yakından ilgilendiren onlarca haber de yine erişime engellendi. Bunlar arasında; “Fon krizinde bazı yatırım ve portföy yönetim şirketleri ile bu şirketlerin yönetici ve ortaklarının kamuoyunca tanınan isimlerle bağlantılarına ilişkin haberler, Şeytantepe belgeseli, Özlem Çerçioğlu’nun ailesinin TOGG ile ticari ilişkisine dair haber, Eski TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın komşularıyla yaşadığı sıkıntılar, Zülfikarlar Holding bünyesindeki şirketler ve yöneticilere ilişkin soruşturma, tutuklama ve konkordato haberleri, Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin haberler, eski Sağlık Bakanı ve Medipol Hastanesine ilişkin dosya haberler” yer aldı.

Başkan Ünlüce, Mudanya Barış Sempozyumu’na Katıldı Haber

Başkan Ünlüce, Mudanya Barış Sempozyumu’na Katıldı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Mudanya Belediyesi tarafından düzenlenen Mudanya Barış Sempozyumu’na katıldı. Mudanya Mütarekesi’nin 104. yıl dönümü kapsamında düzenlenen Mudanya Barış Sempozyumu, tarih, diplomasi ve siyasetin önemli isimlerini bir araya getirdi. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de sempozyuma katılarak Mudanya’nın barış ve Cumhuriyet tarihindeki önemini öne çıkaran programa eşlik etti. Mudanya Belediyesi, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinde askeri zaferin diplomatik başarıya dönüştüğü tarihi dönüm noktalarından Mudanya Mütarekesi’nin 104. yıl dönümünü, “Kuruluşta İmzamız Var” temasıyla kutluyor. 9-11 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen üç günlük etkinlikler kapsamında düzenlenen Mudanya Barış Sempozyumu, Tirilye Kültür Merkezi’nde başladı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin de katıldığı sempozyumda; Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, tarihçiler, akademisyenler, diplomatlar, gazeteciler ve siyasetçiler bir araya geldi. Barışın geçmişi, bugünü ve geleceğinin ele alındığı oturumlarda, Mudanya Mütarekesi’nin Türkiye’nin bağımsızlık sürecindeki rolü ve dünya barışına bıraktığı tarihsel miras değerlendirildi. MUDANYA’DAN DÜNYAYA BARIŞ MESAJI Sempozyumun “Yurtta Barış, Dünyada Barış” başlıklı ilk oturumunu, İstanbul Gedik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süha Atatüre yönetti. Oturumda, önceki dönem Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ile emekli büyükelçi, diplomat ve siyasetçi Onur Öymen yer aldı. Gazeteci Murat Yetkin’in moderatörlüğündeki “Mudanya’dan Dünyaya: Barışın Geçmişi, Bugünü ve Geleceği” başlıklı ikinci oturumda ise Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Samuel J. Hirst, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Onur İşçi ve dış politika uzmanı Prof. Dr. İlhan Uzgel değerlendirmelerini paylaştı. Programın davetli oturumunda ise Leiden Üniversitesi Emeritus Profesörü Erik-Jan Zürcher, “Mütareke Dönemi Üzerine Tarihsel Değerlendirmeler (1918-1923)” başlığı altında dönemin tarihsel gelişmelerini ele aldı.

Utku Çakırözer: "Basın ve İfade Özgürlüğü Demokrasinin İlk Düğmesidir" Haber

Utku Çakırözer: "Basın ve İfade Özgürlüğü Demokrasinin İlk Düğmesidir"

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de görev yapan yerel gazetecilerle bir araya geldi. Gerçekleştirilen buluşmada basın özgürlüğünden Anadolu basınının yaşadığı ekonomik ve yasal sıkıntılara, yeni kurulan partinin vizyonundan güncel yargı tartışmalarına kadar pek çok önemli konuya değinildi. ​"Basın Özgürlüğü Demokrasinin Temelidir" ​Toplantının açılışında Eskişehir basınının Anadolu genelinde parmakla gösterilen bir yüz akı olduğunu belirten Çakırözer, gazetecilerin her koşulda halkın haber alma hakkı için mücadele ettiğini vurguladı. Basının toplumun aynası olduğunu ifade eden Çakırözer, şunları kaydetti: ​"Biz basın aynası bize eğri gösterirse burada yapılacak olan onu düzeltmek değil, kendimizi belki düzeltmektir. Basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü Türkiye'de demokrasinin belki de ilk düğmesi olarak görmekteyiz. İlk seçimde iktidara geldiğimizde en temel önceliklerimizden biri basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü olacaktır." ​Dezenformasyon Yasası ve Sansür Tartışmaları ​Mevcut iktidar döneminde çıkarılan yasalarla gazetecilerin haklarının kısıtlandığını dile getiren Çakırözer, özellikle halkı yanıltıcı bilgiyi yaymayı suç sayan 217/A maddesinin (Dezenformasyon Yasası) en büyük mağdurunun yine gazeteciler olduğunu söyledi. Bu tür baskıcı ve kısıtlayıcı yasal düzenlemelerin iktidara geldiklerinde kesinlikle kaldırılacağını vurgulayan Çakırözer, dijital telif hakları ve sendikalaşma konularında da şu değerlendirmelerde bulundu: ​İnternet Medyası ve Tıklanma Baskısı: İnternet haber sitelerinde haberciliğin niteliğinden ziyade niceliğe (tıklanma sayısına) dayalı bir sistemin yaratıldığına dikkat çekildi. ​Dijital Telif Yasası: Kanada ve Avrupa örneklerinde olduğu gibi, dijital platformların gazetecilerin emeğini sömürmesine son verecek dijital telif düzenlemelerinin Türkiye'de de acilen hayata geçirilmesi gerektiği savunuldu. ​Basın İlan Kurumu: Anadolu basınının can damarı olan ilan desteklerinin artırılması, Basın İlan Kurumu ve RTÜK süreçlerinin adil bir yapıya kavuşturulması gerektiği ifade edildi. ​"YENİ Parti 15 Günde 503 Bin Üyeye Ulaştı" ​Partinin kuruluş sürecine de değinen Çakırözer, dünya siyaset tarihinde eşine az rastlanır bir hızla teşkilatlandıklarını belirtti. Üyelik sisteminde yeni bir dönemi başlattıklarını aktaran Çakırözer, "Partimize üye olan herkes; ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanımızı ve hatta önümüzdeki süreçte cumhurbaşkanı adayımızı doğrudan belirleyecektir" dedi. ​Açıklanan son verilere göre, partinin kuruluşunun üzerinden çok kısa bir süre geçmesine rağmen ülke genelinde toplam üye sayısının 503 bin 027 yurttaşa ulaştığı açıklandı. ​Hukuksuzluklar ve Yargı Süreçlerine Eleştiri ​Konuşmasının devamında Türkiye'deki yargı süreçlerine ve yerel yönetimlere yönelik baskılara sert tepki gösteren Çakırözer, mahkeme salonları ve hukuki mekanizmalar aracılığıyla milli iradenin gasp edilmeye çalışıldığını savundu. Üsküdar Belediyesi ve diğer mazbata süreçlerine değinen Çakırözer, cezaevindeki belediye başkanları ve siyasetçilerin yaşadığı hak ihçallerine son verilmesi çağrısında bulundu. ​Toplantı, Eskişehir basınının sorunlarının ele alınması ve karşılıklı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Yeni Partili Çakırözer’in TBMM’deki İlk Önergesi Gazeteciler İçin Haber

Yeni Partili Çakırözer’in TBMM’deki İlk Önergesi Gazeteciler İçin

Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, Meclis’te partisinin ilk önergesini gazeteciler için verdi. İfade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlallerin araştırılması ve gazetecilerin mesleklerini yapabilmesinin önündeki engellerin kaldırılması için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer, “Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163’üncü sırada. 7 ayda gazeteciler en az 350 kez hakim karşısına çıktı. 50 gazeteci gözaltına alındı. 15 gazeteci aylarca tutuklu kaldı. İfade ve basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Gelin Meclis’te bir komisyon kuralım, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesinin, halkın haber alma hakkının önünü açalım” dedi. Önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedilirken, Çakırözer, “Biz Yeni Parti olarak baskılarınıza, sansürünüze ve yasaklamalarınıza asla boyun eğmeyeceğiz. Milletimizle halkın iktidarını kuracak, demokrasi ve hukuk devletinin olmazsa olmazı basın ve ifade özgürlüğünü tam güvence altına alacağız” diye konuştu. 7 AYLIK İHLAL BİLANÇOSU: GAZETECİLER 350 KEZ YARGILANDI Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı, Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer partisinin TBMM’deki ilk önergesini gazeteciler ve basın özgürlüğü için verdi. İfade ve basın özgürlüğü alında yaşanan ihlallerin ortadan kaldırılması ile halkın haber alma hakkının korunması için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer’in önergesi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Meclis’teki konuşmasında Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlal bilançosunu açıklayan Çakırözer, Türkiye’nin dünyadaki basın özgürlüğü sıralamasına dikkat çekerek şunları söyledi: “AKP'nin ifade ve basın özgürlüğünü abluka altına alan baskı, sansür, engelleme girişimleri maalesef artarak devam etmekte. Türkiye 2026 yılı itibarıyla dünya basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163'üncü sıraya geriledi çünkü haberi, yazısı, paylaşımı nedeniyle gazeteciler soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya. Temmuz ayının üçte biri adli tatildi ama o ayda bile gazeteciler en az 40 kez hâkim karşısına çıktı! 8 gazeteci gözaltına alındı, 2 gazeteci tutuklandı. Yılın başından bu yana yedi aylık süreçte 350 kez hakim karşısına çıktı gazeteciler haberini, yazısını savunmak için. En az 50 gazeteci gözaltına alındı. İsmail Arı, Alican Uludağ, Nedim Oruç, Pınar Gayıp, Yıldız Tar, Sibel Gürcihan'ın da aralarında olduğu 15 gazeteci aylarca tutuklu kaldı. Merdan Yanardağ, uydurma casusluk davanızdan tam iki yüz seksen beş gündür, otuz beş yıllık gazeteci Ali Çağatay tweet attı diye bir buçuk aydır özgürlüklerinden, sevdiklerinden mahrum, zindandalar.” “GAZETECİLER ZİNDANDAYKEN TARİHİ SÜRECİ KİM YAZACAK” “Bir yandan terörü bitireceğiz, toplumsal barışı sağlayacağız diyoruz! Peki ama bu tarihi süreci kim yazacak, kim anlatacak?” diye soran Çakırözer, “Meclisimiz tarihî günlere tanıklık ediyor. Peki ama bu tarihî süreci kim yazacak, kim anlatacak? Gazetecileri cezaevine koyarak, haberlerini sansürleyerek, siteleri karartarak mı yapacaksınız? Gazeteciler emekli eyleminde, madenci direnişinde, 19 Mart darbesinde, 1 Mayıs, 8 Mart, NATO protestolarında meydanlardan haber yapacak ama engelleniyor. Tutuklu meslektaşına destek için yürümesine dahi abluka konuyor. Dünyanın öbür ucundan gelen gazeteci Ankara'da zirve izliyor ama kendi gazetecimize yasaklanıyor. Siteler, sosyal medya hesapları kapatılıyor. Yetmiyor, hepsi bir de zindana tıkılıyor. Silivri'de ve diğer adliyelerde habercilere mahkeme salonları yasaklanıyor. Davaları anbean aktaran gazeteciler gerekçesiz gözaltına alınıyor.” “1,5 MİLYON WEB SİTESİ VE ALAN ADI ERİŞİME ENGELLİ” Haber, sosyal medya ve sitelere getirilen erişim engellerine de dikkat çeken Çakırözer, ülkenin toplumsal hafızasının erişim engelleriyle sistematik bir biçimde silindiğini, karartıldığını söyledi. Çakırözer şöyle konuştu: “Tam beş yüz günü aşkın süredir haksız, hukuksuz tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, 15,5 milyon yurttaşın Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına, sesine, afişine ve hatta adına bile tahammül edemeyenler, şimdi de onu dijital darbe yöntemleriyle susturmaya çalışıyor. Tam 11 kez hesaplarını engellediniz. Bu karartma sadece İmamoğlu'nun sesini kısmak değil, milletimizin haber alma, siyasal bilgiye erişim ve demokratik tercih oluşturma hakkını da yok etme girişimidir. İfade Özgürlüğü Derneğinin rakamları ortada: 2025 sonu itibarıyla Türkiye'den erişime engellenen web sitesi ve alan adı sayısı 1,5 milyonu aşmış durumda. Sayenizde erişim engelleri sistematik ve kalıcı bir dijital sıkıyönetim rejimine dönüşmüş durumda.” “BUGÜNÜN TARİHİNİ YAZACAK ARŞİVLER YOK EDİLİYOR” “Vatandaşın sesini duyurduğu neredeyse her kitlesel olayda X, YouTube, Instagram ve WhatsApp gibi platformlara bant daraltmak rutine binmiş. Oysa Anayasa Mahkemesi keyfî erişim engellemenizi, haber karartmanızı hukuksuz bulmuştu. Peki, siz ne yaptınız? Bu ayıbı ortadan kaldırmak yerine ‘millî güvenlik’ ve ‘kamu düzeni’ kılıfıyla bu dijital sansürü misliyle sürdürüyorsunuz. Siyasetçi görüş veriyor, gazeteci haberini paylaşıyor, yurttaş yorumunu yapıyor, hepsine anında karartma, anında sansür. Bugünlerin tarihini yazacak olan arşivler yok edilmektedir.” “KOMİSYON KURULSUN, TAHRİBAT ORTAYA ÇIKARILSIN!” Basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve erişim engelleri için Meclis’te araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer, “Biz bu nedenle bu önergeyle diyoruz ki: Gelin, bir Meclis araştırma komisyonu kurulsun ve bu dijital sıkıyönetimin tahribatı bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılsın. Bilgiye erişim hakkı aktif yurttaşlığın ve demokratik denetimin temelidir. Demokrasi, bilgiye özgür ve güvenilir erişim olmadan yaşayamaz. Biz Yeni Parti olarak baskılarınıza, sansürünüze ve yasaklamalarınıza asla boyun eğmeyeceğiz. Milletimizle halkın iktidarını kuracak, demokrasi ve hukuk devletinin olmazsa olmazı basın ve ifade özgürlüğünü tam güvence altına alacağız” dedi.

Vali Yılmaz: "Yerel Basınımızın Güçlü Olması Çalışma Azmimizi Artırıyor" Haber

Vali Yılmaz: "Yerel Basınımızın Güçlü Olması Çalışma Azmimizi Artırıyor"

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı vesilesiyle düzenlenen kahvaltı programında yerel muhabir ve kameramanlarla bir araya geldi. Basın mensuplarının çalışmalarını takdirle izlediklerini belirten Vali Yılmaz, yerel basının Eskişehir için önemine vurgu yaptı. ​Eskişehir’de görev yapan yerel basın mensupları, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kapsamında düzenlenen anlamlı bir etkinlikte buluştu. Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen kahvaltı programına çok sayıda muhabir ve kameraman katıldı. ​"Basının Mutfağında Alın Teri Döken Sizlersiniz" ​Programda basın çalışanlarına hitap eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, basın sektörünün gerçek emekçilerine duyduğu minnettarlığı dile getirdi. Vali Yılmaz konuşmasında şu ifadelere yer verdi: ​“Kıymetli muhabir arkadaşlarım, Eskişehir’imizin fedakâr, cefakâr, gerçekten basının mutfağında işi yapan, işi üreten, alın teri döken sizlersiniz. Her zaman da sizlerle sanki beraberiz. Her zaman bizlere destek oluyorsunuz. Gerçekten desteğiniz çok kıymetli. Ben hepinizde ayrı bir gayret, ayrı bir başarı görüyorum. Sizleri yürekten kutluyorum. 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nız kutlu olsun. Her gününüz bayram olsun.” ​"Eskişehir'imizde Basın da Bir Model ve Öncüdür" ​Eskişehir’in sanayi, eğitim, kültür ve sanat alanlarında Türkiye’nin öncü illerinden biri olduğunu belirten Vali Yılmaz, şehrin basınının da aynı ölçüde örnek bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. Yerel basının güçlü ve gayretli duruşunun kendilerine çalışma azmi verdiğini ifade ederek, "Çalışmalarımızda sizleri yanımızda görmek, eksiklerimizin ve hatalarımızın görülmesine de katkı sağlıyor" dedi. ​"Kapım da Telefonum da Her Zaman Açık" ​İletişimin ve bilgi akışının hızla yayıldığı günümüzde karşılıklı güvenin önemine dikkati çeken Vali Yılmaz, yapıcı eleştirilere her zaman açık olduklarını belirtti. Basın mensuplarıyla kurulan samimi diyabetin önemine işaret eden Yılmaz, art niyetli ve kasıtlı haberlerin bugüne kadar gündemlerinde olmadığını, bundan sonra da olmayacağını vurguladı. Olası iletişim kazalarının ya da yanlış anlaşılmaların açık bir diyalogla çözülebileceğini belirten Vali Yılmaz, "Benim sizlere her zaman kapım da telefonum da açık" mesajını verdi. ​"İşin Gerçek Yükünü Sırtlayan Sizlersiniz" ​Muhabirlerin ve kameramanların sahadaki zorlu mücadelesine dikkat çeken Vali Dr. Erdinç Yılmaz, "Hakikaten bu muhabirler var ya, işin gerçek yükünü sırtlayan, işini omuzlayan sizlersiniz. Sizleri gerçekten kutluyorum. Emek vermeden bir yere gelmenin, alın teri dökmeden bir yere ulaşmanın ne tadı olur ne de kalıcılığı olur" diyerek basın mensuplarının emeklerini övdü. ​Program, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafları ve karşılıklı iyi dilek temennileriyle sona erdi.

İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan’dan 24 Temmuz Basın Bayramı Mesajı Haber

İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan’dan 24 Temmuz Basın Bayramı Mesajı

​İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Basın özgürlüğünün demokratik toplumlar için taşıdığı hayati öneme dikkat çeken Ulucan, Eskişehir’de görev yapan gazetecilerin emek ve fedakarlıklarını vurguladı. ​"Özgür ve Tarafsız Basın, Millet İradesinin Güvencesidir" ​Türk basınında sansürün kaldırılışının yıl dönümünün halkın haber alma hakkını savunan basın mensuplarının fedakârlığını hatırlatan anlamlı bir gün olduğunu belirten Serdar Ulucan, mesajında şu görüşlere yer verdi: ​"Demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olan özgür ve tarafsız basın; şeffaf yönetimin, hukukun üstünlüğünün ve millet iradesinin en önemli güvencelerindendir. Kamuoyunu doğru, tarafsız ve ilkeli habercilik anlayışıyla bilgilendirmek adına gece gündüz demeden görev yapan basın mensuplarımız, büyük bir sorumluluğu yerine getirmektedir." ​Basın Camiasına Başarı ve Kolaylık Dileği ​Başta Eskişehir’de görev yapan yerel basın mensupları olmak üzere meslek etiğine bağlılıkla çalışan tüm gazetecilerin 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı kutlayan İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan; görevleri başında hayatını kaybeden basın emekçilerini rahmetle anarak tüm basın camiasına sağlık, başarı ve çalışmalarında kolaylıklar diledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.