SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gazeteci

Porsuk Haber Ajansı - Gazeteci haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazeteci haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Kazım Kurt Bir Halk Adamının Yolculuğu" Raflarda Haber

"Kazım Kurt Bir Halk Adamının Yolculuğu" Raflarda

Kazım Kurt Bir Halk Adamının Yolculuğu, Şubat 2026 itibarıyla okurlarla buluştu. Cumhuriyet Kitapları tarafından yayımlanan ve 248 sayfadan oluşan eser, gazeteci-yazar Arif Anbar imzası taşıyor. Siyasi liderler, biyografi ve nehir söyleşi türündeki kitap, siyasetçi Kazım Kurt’un yaşam öyküsü üzerinden Türkiye’nin çok partili dönemden bugüne uzanan siyasal ve toplumsal panoramasını gözler önüne seriyor. CUMHURİYET’İN İMKANLARIYLA SÖZ SAHİBİ OLDU 1950’li yıllarda yoksul bir köy çocuğu olarak dünyaya gelen Kazım Kurt’un Cumhuriyet’in sağladığı imkânlarla eğitim alarak siyaset sahnesine uzanan yolculuğu, kitapta tüm açıklığıyla anlatılıyor. Kurt’un kendi kaleminden yazdığı önsözde yer alan şu ifadeler, eserin temel ruhunu ortaya koyuyor: “Türkiye hepimizin! Bu topraklar üzerinde yaşayan halkımız, her şeyin en iyisine layık. Her ne zorluk altında olursak olalım, birlik içerisinde çağdaşlık mücadelesi verdiğimiz sürece umut hep var olacak. Ve her yurttaşımız, buna yürekten inanıyorum ki, çok yakın gelecekte, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarıyla beraber insan onuruna yakışır bir yaşama kavuşacak. Bütün mücadelem, bütün mücadelemiz, bunun içindir ve bu mücadele, en şerefli mücadeledir.” Kitap; aynı zamanda “doğru siyaset nasıl yapılır?” sorusuna verilen kapsamlı bir yanıt niteliği taşıyor. TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİ SERÜVENİNE TANIKLIK Arif Anbar, sunuş yazısında Türkiye’de demokrasinin tarihsel kırılma noktalarına dikkat çekiyor ve özellikle son yıllarda yaşanan siyasal gelişmeleri ele alıyor. Kitap, Kazım Kurt’un kişisel hikâyesi üzerinden Türkiye’nin demokrasi mücadelesini, yerel ve genel siyasetin dinamiklerini, bedel ödenen mücadele yıllarını ve halk odaklı siyaset anlayışını mercek altına alıyor. Eser; siyaset bilimi meraklılarına, yakın dönem Türkiye tarihini anlamak isteyenlere, yerel yönetim deneyimlerine ilgi duyanlara ve toplumsal mücadele hikâyelerine değer veren okurlara hitap ediyor. Kitap, 1950’lerden bugüne Türkiye’nin dönüşümünü bireysel bir hikâye üzerinden aktarıyor. Böylece yerel tarih ile ulusal siyaset iç içe geçiyor; Eskişehir’in sokaklarıyla Türkiye’nin büyük kırılmaları aynı anlatı zemininde buluşuyor. NEREDEN TEMİN EDİLEBİLİR? Arif Anbar tarafından kaleme alınan “Kazım Kurt Bir Halk Adamının Yolculuğu” başta Cumhuriyet Kitapları olmak üzere birçok kitapçıda, yayınevinde ve online satış platformlarında yerini aldı. Eskişehir’de kitabı edinmek isteyen okurlar, İnsancıl Kitabevi ve Adımlar Kitabevi’ni ziyaret edebilecek. ARİF ANBAR KİMDİR? Arif Anbar, 12 Eylül 1987’de Tokat’ın Zile ilçesinin Yaylakent köyünde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Muğla’nın Ortaca ilçesinde tamamladı. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi İletişim Tasarımı ve Yönetimi bölümünden mezun oldu. Pek çok sivil toplum örgütünde yönetici olarak görev aldı. Sakarya, Anadolu, Sonhaber ve Milli İrade gazeteleri ile ES TV ve Kanal 26’da görev yaptı. Okyanus dergisi ile Sağlı Sollu Haber internet haber portalının kuruculuğunu üstlendi. Bir dönem Sözcü ile Yurt gazetelerinin Eskişehir Temsilcisi ve Cumhuriyet gazetesinin Eskişehir muhabiri olarak çalıştı. 2013 yılında Tabipler Odası’nın vermiş olduğu basın sağlık ödülünü almaya hak kazandı. 2014 yılında Gazeteciler Cemiyeti tarafından haber dalında ödüle layık görüldü. 2019 yılında Eskişehir Başarı Ödülleri organizasyonu kapsamında verilen yılın televizyon programcısı ve köşe yazarı ödülünün sahibidir. Anbar, evli ve bir çocuk babasıdır.

Gazetecilik Suç Değildir! Haber

Gazetecilik Suç Değildir!

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu tarafından gazeteci Alican Uludağ'ın sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanmasına tepki olarak bir basın açıklaması yapıldı. Emek ve Demokrasi Platformu adına Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos tarafından yapılan açıklamalarda şu ifadelere yer verildi; TGS Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım; "Bugün burada yalnızca bir meslektaşımız için değil, gazeteciliğin onuru ve halkın haber alma hakkı için bir aradayız. Gazeteci Alican Uludağ, yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır. 18 yıldır adliye muhabirliği yapan, kürsünün önünü de arkasını da iyi bilen, yargı süreçlerini kamuoyuna aktaran ve bugün DW Türkçe muhabiri olarak görevini sürdüren bir gazetecidir. Biz meslek örgütleri olarak biliyoruz ve açıkça söylüyoruz: Alican Uludağ gazetecidir. Geçmişte çağrıldığında ifade vermeye gitmiş, hiçbir soruşturmadan kaçmamış bir gazetecinin evine onlarca polisle gidilmesi, çocuklarının gözü önünde yapılan uygulamalar ve kamuoyuna “kaçıyormuş” algısı yaratacak açıklamalar kabul edilemez. Uludağ mahkemedeki savunmasında şöyle diyor: “18 yıldır adli muhabirliği yapıyorum, alanım adliye muhabirliğidir, kürsünün önünü ve arkasını iyi bilen birisiyim. Çocuklarımın gözyaşlarını arkada bırakarak buraya getirildim. Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım.” Biz bir meslektaşımızın çocuklarının gözyaşını geride bırakarak savunma yapmak zorunda kalmasını kabul etmiyoruz. Biz gazeteciliğin bedel ödenmek zorunda kalınan bir meslek olmasını istemiyoruz. Gazetecilik; gerçeği yazmanın, kamuyu bilgilendirmenin, topluma karşı sorumluluğun adıdır. Suç değildir. Bizim başımıza gelmiyor diye yapılan haksızlığa sessiz kalıp izlemeyeceğiz. Çünkü bu yalnızca bir kişiye değil, doğrudan gazetecilik mesleğine yapılan bir haksızlıktır. Bugün birimize yapılan yarın hepimize yapılacaktır. Her keyfi gözaltı ve tutuklama halkın haber alma hakkına yönelmiş bir müdahaledir. Basın özgürlüğü susturulursa toplum karanlıkta kalır. Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz: Gazeteciliği kriminalize etmekten vazgeçin. Basın ve ifade özgürlüğünü hedef almaktan vazgeçin. Meslektaşımız Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalıdır. Bizler yanındayız. Gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz. Ve söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz: Gazetecilik suç değildir! Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün burada, meslektaşımız gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanmasına karşı sesimizi yükseltmek için toplandık. Bir gazetecinin görevi; halkın haber alma hakkını savunmak, gerçeği ortaya çıkarmak ve kamu adına soru sormaktır. Gazetecilik suç değildir. Kalem susturularak gerçekler ortadan kaldırılamaz. Tam tersine, baskılar gerçeğin daha güçlü yankılanmasına neden olur. Bizler Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi olarak; düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki özgür basın yoksa demokrasi de yoktur. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Gazetecilik suç değildir ve yargılanamaz. Gazeteciler susturulamaz. Alican Uludağ yalnız değildir. Ve biliyoruz ki; Dayanışma yaşatır. Hakikat kazanacak."

ADD Eskişehir Şubesi Gazetecilerin Gününü Kutladı Haber

ADD Eskişehir Şubesi Gazetecilerin Gününü Kutladı

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Eskişehir’de görev yapan gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutladı. ADD Eskişehir Şube Binasında, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın mensupları ile bir pasta kesen Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın mensupları, hepiniz hoş geldiniz. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nüz kutlu olsun. Bizlere her sahada, her zamanda yanımızda olduğunuz için sizlere bir kez daha teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız, iyi ki de olun. Şunu her zaman istiyoruz: Gazeteciler bağımsız olmalı, tarafsız olmalı, özgür olmalı. Gazetecilerin üzerinde baskı olmamalı ve milli çıkarlara hizmet etmeli; gerici, yıkıcı olmamalı. Bunlardan herhangi biri olmadığınız için sizlerle gurur duyuyoruz. Teşekkür ediyoruz, iyi ki varsınız. Yaz kış demeden, gece gündüz demeden bu millet için cefakarca çalışmalarınız için çok çok teşekkür ediyoruz. Bu vesileyle de 10 Ocak Gazeteciler Günü'nüzü kutlamak istedik ve sizleri buraya davet ettik. Şunu biliyoruz: Gazeteci ne kadar bağımsız, tarafsız, özgür olursa, ne kadar hakları doğru verilirse bu ülkede refaha çıkılması ve muasır medeniyetlere yükselmesi de o kadar önemlidir. Gazi Mustafa Kemal'in de dediği gibi 'Basın milletin müşterek sesidir.' Sizler bizlerin ortak sesisiniz. Doğruları yazmanızı, kaleminizin her zaman doğrudan yana olmasını, tarafsız olmanızı ve bu ülkenin çıkarlarına hizmet edecek olmanızı temenni ederek gününüzü kutlamak istedik. İyi ki varsınız, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nüz kutlu olsun."

Basın Özgür Olmadan Demokrasi Gelmez! Haber

Basın Özgür Olmadan Demokrasi Gelmez!

Türkiye’de AKP iktidarında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlallere her geçen gün yenileri eklenirken, gazeteciler bu 24 Temmuz’a da gözaltı, hapis ve karartmalarla girdi. 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü dolayısıyla açıklamada bulunan CHP’nin gazeteci kökenli milletvekillerinden Utku Çakırözer, Türkiye’de basın özgürlüğü alanındaki vahim tablonun her geçen yıl ağırlaştığına dikkat çekerek, “Her ay düzenli olarak kamuoyu ile paylaştığımız basın özgürlüğü raporlarındaki ihlaller her geçen gün vahimleşiyor. Gazeteciler sadece haberleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle tehdit, soruşturma ve zindanla cezalandırılıyor. AKP iktidarında 2020 ile 2025’in ilk 7 ayını kapsayan dönemde gazeteciler tam 3 bin 252 kez hâkim karşına çıktı. 405 gazeteci gözaltına alındı, 140 gazeteci tutuklandı. Son 5 yılda Tele 1, Halk TV, KRT, Sözcü TV, Now TV gibi gerçekleri anlatan televizyon kanallarına 329 yaptırım uygulandı” dedi. Çakırözer, demokrasilerde olmazsa olmazın basın özgürlüğü olduğunu belirterek, “Her türlü baskı, sansür ve karartmaya rağmen halkın haber alma hakkı mücadelesini sürdüren gazeteciler, basın kuruluşları ile tam dayanışma içindeyiz. Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabildiği, basın özgürlüğü ve demokrasinin hâkim kılındığı bir Türkiye için hep birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. 5 YILDA 405 GÖZALTI, 140 TUTUKLAMA 2025 Türkiye’sinde gazeteciler 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü’nü yine baskı, sansür ve karartmalar altında karşılıyor. Gazeteciler haberleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle tehdit, soruşturma ve hapisle cezalandırılırken, onlarca gazeteci bu 24 Temmuz’a da zindanda girdi! Türkiye, 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 159’uncu sıraya gerilerken, CHP’nin gazeteci kökenli Milletvekili Utku Çakırözer’in her ay düzenli olarak kamuoyu ile paylaştığı raporlara göre 2020 ile 2025’in ilk 7 ayını kapsayan dönemde gazeteciler 3 bin 252 kez hakim karşına çıktı. 405 gazeteci gözaltına alındı, 140 gazeteci tutuklandı. Tele 1, Halk TV, KRT, Sözcü TV, Now TV gibi gerçekleri anlatan televizyon kanallarına 329 yaptırım uygulandı. BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEKİ ‘VAHİM TABLO’ DEĞİŞMEDİ CHP’li Utku Çakırözer, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü kapsamında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin basın özgürlüğü alanındaki bilançosunun her geçen gün vahimleştiğini söyleyerek, halkın haber alma hakkının yok edildiği, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabildikleri çalışma ortamının sağlanmadığı bir yerde demokrasinin de olmayacağını söyledi. “AKP İKTİDARINDA ‘İSTİBDAT DÖNEMİ’ SÜRÜYOR” Çakırözer şu açıklamayı yaptı: “AKP bu 24 Temmuz’da da hepimize ‘istibdat dönemi’ yaşatmaya devam ediyor! Gazeteciler haberleri, sosyal medya paylaşımları nedeniyle bizzat iktidar yöneticileri tarafından hedef gösteriliyor, tehdit ediliyor. Hapisle, zindanla cezalandırılıyor. Gazetecilerin 1 Mayıs, Gezi Direnişi ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü gibi neredeyse her toplumsal olayda haber yapması güvenlik güçlerince engelleniyor. Pandemi, deprem, yangın gibi afetlerin yanı sıra son olarak milyonların Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestolarda bile gazetecilerin haber yapması engelledi, gazeteciler gözaltına alındı, hapisle cezalandırıldı. Birçok gazetecinin özgürlüğü ev hapsi, yurt dışına çıkış yasağı, düzenli imza verme gibi yükümlülükler ile engelleniyor. Halkın meydanlardaki özgürlük ve adalet çığlığını ekranlara yansıttı diye televizyon kanalları cezalandırılıyor, karartılıyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına rağmen rüşvet, yolsuzluk iddiaları haberlerini konu alan on binlerce haber erişime engellenirken; gazetecilerin, siyasetçilerin, sanatçıların sosyal medya hesaplarına erişilemiyor. Vahim tabloya rağmen basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı için mücadeleyi sürdüren, gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyen tüm gazetecilere selam olsun. Bu 24 Temmuz’da da mesajımız net: Demokrasinin olmazsa olması basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz! Önümüze gelecek ilk sandıkta bu istibdat iktidarına hep birlikte son verecek, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve basın özgürlüğünü yeniden inşa edeceğiz.”

Hiçbir Siyasi Parti, Kurum veya Kişi Basın Emekçilerini Hedef Alamaz! Haber

Hiçbir Siyasi Parti, Kurum veya Kişi Basın Emekçilerini Hedef Alamaz!

Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi tarafından, Demokrat Parti Eskişehir İl Kongresini takip eden basın mensuplarına yönelik yapılanlara tepki gösterildi. ÇGD Eskişehir Şubesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''31 Mayıs 2025 tarihinde Eskişehir’de düzenlenen Demokrat Parti 7. Olağan İl Kongresi sırasında, meslektaşlarımızın görevlerini yerine getirmeye çalıştıkları sırada maruz kaldıkları üslup ve tavır, basın özgürlüğüne yönelik açık bir saygısızlık örneğidir. Basın emekçilerinin, zamanla yarıştıkları bir süreçte yalnızca yayın ekipmanlarını almak istemeleri karşısında Demokrat Parti Genel Başkanı Sayın Gültekin Uysal’ın danışmanı tarafından sarf edilen “Gelmeseydiniz kardeşim” ifadesi, demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olan bağımsız ve özgür basına karşı kabul edilemez bir tutumdur. Basın emekçileri, halkın haber alma hakkını sağlamak adına görevlerini zor koşullar altında yerine getirirken, bu tür küçümseyici ve dışlayıcı yaklaşımlarla karşılaşmamalıdır. Hiçbir siyasi parti, kurum ya da kişi; basın emekçilerini bu şekilde hedef alamaz, görev yapmalarını engelleyemez. Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi olarak, yaşanan bu olayı kınıyor, tüm siyasi parti ve temsilcilerini basın özgürlüğüne ve meslek ahlakına uygun davranmaya davet ediyoruz. Gazetecilik suç değildir. Gazeteciler görev başındayken değil, engellendiklerinde konuşulmalıdır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.''

Çakırözer: ''Bu Hukuksuzluk, Bu Zulüm Bir An Önce Sonlandırılsın'' Haber

Çakırözer: ''Bu Hukuksuzluk, Bu Zulüm Bir An Önce Sonlandırılsın''

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer Marmara ile Bakırköy cezaevlerinde tutuklu öğrenci ve gazetecileri ziyaret etti. Çakırözer’in ziyaret ettiği tutuklu gençler, “Hem özgürlüğümüz hem de zor elde ettiğimiz eğitim hakkımız elimizden alınıyor, gasp ediliyor!” derken, gazeteciler “Biz de, haber alma hakkı için çalıştığımız okuyucu ve izleyicilerimiz de mağduruz! Bir an önce iddianamemiz hazırlanarak hakim önüne çıkmak istiyoruz” dedi. ÖĞRENCİLERİ DİNLEDİ, GAZETECİLERLE GÖRÜŞTÜ CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestolarda tutuklanan öğrenciler yaklaşık bir aydır cezaevinde. Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik İstanbul merkezli operasyonlarda tutuklanan gazeteciler ise cezaevinde ikinci ayını doldurdu. Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi ile Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu öğrenciler ile gazetecileri ziyaret eden CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, ziyaretlerde kendisine aktarılan mesajları kamuoyu ile paylaştı. “İSTİKLAL MARŞI SÖYLEYEREK GÜNE BAŞLIYORUZ” Silivri Cezaevinde yaklaşık bir aydır kalan öğrenciler şunları söyledi: A.Ü.: “23 yaşındayım. 27 gündür tutukluyum. Tutuklanmama delil olarak gösterdikleri fotoğraflarda ben Türk bayrağı sallıyorum. Üzerimde de yine Türk bayrakları var. Hatta dünyada birçok gazetede benim bayrak sallarken fotoğrafım yer almış. Ben burada öğrendim. Hem üniversite okuyorum hem çalışıyorum. Bir aydır burada olmam muhtemelen bana dönem kaybettirecek. İşim kişisel antrenörlük. Kendi işim ama burada olduğum için bir aylık gelir kaybım var. Koğuşta ilk başta 32 öğrenciydik tahliyelerden sonra 7 kaldık. Türk bayrağı ve Atatürk posterleri asılı tüm duvarlarımızda. Her sabah önüne geçip saygı duruşunda duruyor ve İstiklal Marşı söyleyerek güne başlıyoruz.” “LEHİME ÖRNEK KARARLAR VAR, BENİ HALA TUTUYORLAR” M.E. : “18 yaşındayım. Oyun tasarımı bölümündeyim. KYK yurdunda kalıyorum. Maalesef sınavlarıma giremedim bu süreçte. Ders çalışabilmek için kitap istedim kitap da verilmiyor. Beni Kadıköy’de tutuklu öğrencilere destek için yapılan dayanışma sahnesinden gözaltına alıp tutukladılar. ‘Diktatör Erdoğan’ yazılı bir pankart nedeniyle tutuklandım. Oysa ‘Diktatör’ kelimesi suç değil. Hem Türkiye’de hem de dünyada birçok örnek yargı kararı var lehime olan. Ama ısrarla burada tutuyorlar.” “İŞİMİ YAPAMADIĞIM İÇİN KİRAMI ÖDEYEMEDİM!” B. A. : “31 yaşındayım, fotoğraf, video prodüksiyon işleri yapıyorum. Cumhurbaşkanına hakaretten tutuklandım ama delil yok aleyhimize. Bir tane fotoğraf var, onda da kıyafetlerimiz aynı değil. Gözaltına alınırken kötü muamele gördük. Polise hiçbir direnişim olmamasına rağmen kafama diziyle bastırdı. 27 gündür buradayım. İşimi yapamıyorum. Yapamayınca para kazanamıyorum. Ama kiramı ödemem lazım. Neden burada tutuluyoruz belli de değil.” “HEM ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ HEM DE EĞİTİM HAKKIMIZ GASP EDİLİYOR” D.O. : “18 yaşındayım. Burslu okuyorum ve sınavlarımı kaçırmış durumdayım. Bursumu kaybedilebilirim. Hem özgürlüğümüz hem de zor elde ettiğimiz eğitim şansımız elimizden alınıyor, gasp ediliyor!” YILDIZ TAR: “CİDDİYETSİZ BİR DOSYA” Çakırözer’in Bakırköy ve Silivri Cezaevlerinde görüştüğü HDK soruşturması kapsamında tutuklu gazeteciler ise şunları söyledi: Serbest Gazeteci Yıldız Tar: “HDK soruşturması kapsamında iki aydır tutukluyuz. Önüme delil diye koydukları iki belgeden biri 2013’te Özgür Radyo’da çalışırken yaptığım bir haber. Diğeri 2012’de Boğaziçi Üniversitesi’nde katıldığım bir toplantı. Başka hiçbir şey yok. İddianamemiz hala çıkmadı. Bir an önce çıkmasını bekliyoruz ki hakim önünde suçsuzluğumuzu kanıtlayalım. Bizi içeride tutma gerekçeleri belli. Ekrem İmamoğlu’nu teröre bağlamak için hazırlanan bir planın parçası bu. HDK yasadışı bir örgüt değil. Genel Kurulunu yapıyor, eş başkanı biz tutuklanırken basın açıklaması yapıyordu. Neresinden baksanız saçmalık. Bu kadar ciddiyetsiz bir dosya” ERCÜMENT AKDENİZ: “BEN DE MAĞDURUM İZLEYİCİM DE MAĞDUR” İlke TV Programcısı Ercüment Akdeniz: “Suç değil ama benim HDK ile uzaktan yakından ilgim yok. Geçmişte EMEP’li olduğum bir dönem var. O dönemde yani 2011, 2012, 2013’de üç tane faaliyetten şimdi beni 12 yıl sonra zindana tıktılar. HDK’yı kriminalize gösterip İmamoğlu’na yönelttikleri kent uzlaşısı suçlaması ile bağlamak istiyorlar. Biz gazeteciyiz. Ve gazetecinin tutukluluğu sadece ona yönelik bir cezalandırma değil, halkın da cezalandırılması. Çünkü kamusal bir görev olan halkın haber alma hakkını sağlama görevimizi sorumluluğumuzu yerine getiremiyoruz buradayken. Ben de mağdurum, benim izleyicim de mağdur. Bir an önce iddianamemizin çıkmasını talep ediyoruz.” ELİF AKGÜL: “FETÖ’CÜ SAVCILARIN BELGELERİYLE BİZİ TUTUYORLAR!” İlke TV çalışanı gazeteci Elif Akgül: “Benim tek bildiğim şey gazetecilik. İlke TV’de çalışıyorum. Önüme belge diye koydukları tek şey gazetecilik faaliyetlerim. FETÖ’cü polis ve savcıların 12, 13 yıl önce hukuksuz dinlemelerle topladıkları belgelerle bizi burada tutuyorlar. 1 Mayıs 2013’te polisin DİSK binasına müdahalesi sırasında Bianet’te arkadaşlarımla yazışıyorum. Gezi Parkı eylemlerine ilişkin sorular sordular.  Bir de isim benzerliği olan başka bir Elif Akgül hakkındaki haberler bana soruldu! Tamamen siyasi rehine gibi tutuyorlar bizi burada. Birbirini tanımayan yüzlerce kişilik bir örgütüz, nasıl oluyorsa! Bakırköy Cezaevinde özellikle revire çıkma, doktora ve ilaçlara ulaşma konusunda sıkıntılar yaşıyoruz.” “BU HUKUKSUZLUĞU BİTİRİN! GENÇLERİ DERHAL SERBEST BIRAKIN!” Çakırözer ziyaretleri sonrasında yaptığı açıklamalarda Ekrem İmamoğlu’na özgürlük protestolarında tutuklanan gençlerin ve haksız hukuksuz özgürlüklerinden mahrum bırakılan gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunarak, “Protesto hakkı Anayasal haktır! Bu öğrencilerin hiçbir suçu yok! Haksız hukuksuz özgürlüklerinden mahrum edildiler. Şimdi derslerine giremiyorlar, okullarına gidemiyorlar, işlerine gidemiyorlar! Burslarını, yurtlarını, işlerini kaybetme riski ile karşı karşıyalar. Anayasal hak olan protesto haklarını kullandılar diye, haksız hukuksuz cezaevinde tutulan bu gençler, belediye başkanlarımız, gazeteciler, belediye yöneticileri, sendikacılar, hak savunucuları derhal serbest bırakılsın. Bu hukuksuzluk, bu zulüm bir an önce sonlandırılsın” dedi.

Gazetecilerin Özgürlüğünü Çalanlardan Hesap Sorulmalı Haber

Gazetecilerin Özgürlüğünü Çalanlardan Hesap Sorulmalı

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında şubat ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıklayan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, yılın en kısa ayında gazetecilerin 45 kez hakim karşısına çıktığını, gözaltına alınan 18 gazeteciden 8’i tutuklandığını söyledi.  Gazetecilerin haksız, hukuksuz gözaltına alınmasının, tutuklanmasının basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına darbe vurduğunu söyleyen Çakırözer, Halk TV davasında gazetecilere verilen beraat kararlarını hatırlatarak, gazetecilerin haksız, hukuksuz cezaevinde tutulması kararını veren hakim ve savcılardan hesap sorulması çağırısında bulundu. Çakırözer, “Gazetecileri, sanatçıları, aydınları, hak savunucularını apar topar cezaevinde gönderen savcı ve hakimlere bu beraat kararlarını hatırlatmak istiyorum.  Suat Toktaş’ın yaşamından tam 34 gün çalındı. Sadece düşüncesi nedeniyle gazeteciler, avukatlar, hak savunucuları zindanda. Bu insanların hukuksuzca gözaltına, tutuklanmasına neden olan ve sonrasında hatalı olduğu ortaya çıkan ve beraat kararları verilen davalarda, en başında bu hukuksuz kararları veren yargıçlar sorumlu tutulmalıdır. Rahatlıkla bu davayı açanlara ve yeterli delil olmadığı halde bunu reddetmeyip yargılamayı yapanlardan hesap sorulmalıdır! İnsanların özgürlüklerinden, hayatlarından böyle rahatlıkla çalınmamalıdır” dedi. GÖZALTINA ALINAN 18 GAZETECİ’DEN 8’İNE TUTUKLAMA CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında şubat ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. Rapora göre son bir ayda ifade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: İlke TV’den Ercüment Akdeniz ve Elif Akgül, Kentim Şişli gazetesi sahibi Saime Oğuzhan, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında tutuklanırken, Bursa Muhalif gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ozan Kaplanoğlu 2013 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a 'hakaret' suçlamasıyla hakkında açılan dava kapsamında 12 yıl sonra cezaevine kondu.       Gazeteciler Orhan Bursalı, Özlem Gürses ve Nevşin Mengü hakkında yazı ve paylaşımları gerekçe gösterilerek hapis cezaları verildi. HABERE DE PROTESTO TAKİBİNE DE GÖZALTI Sabah muhabirinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na ziyaret haberini yeniden haberleştiren Birgün internet sitesi yöneticileri Uğur Koç, Berkant Gültekin ve Yaşar Gökdemir gözaltına alındı.  Van’da kayyum protestolarını takip eden 6 gazeteci ile Mersin’de Sami Yılmaz soruşturmalar kapsamında gözaltına alındı.       Gazeteci Murat Ağırel ve ailesi ölümle tehdit edildi. Birgün’den İsmail Arı hakkındaki iddiaları haberleştirdiği MHP milletvekilinin şikayeti, aynı gazeteden Sarya Toprak ise kadına şiddet haberinde ismi geçen zanlının şikayeti üzerine ifade verdi.       Dezenformasyonla mücadele gerekçesiyle Meclis’ten geçen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu’ da içeren sansür yasası bu ay da gazeteciler aleyhine işletildi. Birçok gazeteci hakkında yaptıkları haber ve paylaşımlar nedeniyle soruşturma ve suç duyuruları yapıldı.       TBMM önünde ‘çoklu baro’ yasasına karşı protestoları takip ederken darp edilerek gözaltına alınan ve yargılanan gazeteci Sibel Hürtaş hakkında bu kez de polislere ‘işkenceci’ dediği için yeni dava açıldı.  RTÜK’TEN KANALLARA İNCELEME, TEHDİT VE CEZA RTÜK Başkanı haber bültenlerinde ‘ülkede olumlu olaylar yaşanmadığı algısı yaratıldığını’ öne sürerek kanallara en üst sınırdan yaptırım tehdidinde bulundu.       Tehditler şubat ayında gerçeğe de dönüştü. RTÜK 'Karamsar tablo çizmek', 'yorum yapmak', 'toplumu yanlış yönlendirmek' ve 'ailevi değerlere aykırılık' gibi gerekçelerle TELE1, Halk TV, NOW TV ve SZC TV'ye cezalar verdi.       İstanbul Başsavcılığı’nın talebiyle Gezi Parkı soruşturması kapsamında medyanın 12 yıl önceki yayınları da incelemeye alındı.       İfade ve basın özgürlüğü alanındaki ihlallerden biri olarak karşımıza çıkan erişim engellerine şubat ayında da devam edildi. Çok sayıda haber sitesinin yanı sıra gazeteciler Fehim Işık, Hayko Bağdat ve Metin Cihan’ın X hesaplarına erişim engeli getirildi. “HUKUKSUZCA ÖZGÜRLÜKLERİ ÇALANLARDAN HESAP SORULMALI” Bilirkişi davasında 34 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu kalan Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ve Halk TV çalışanlarına ilk duruşmada verilen beraat kararı da Çakırözer’in raporuna yansıdı. Çakırözer, Suat Toktaş ve Halk TV çalışanlarına verilen beraat kararı sonrasında, haksız, hukuksuz yere gazetecilerin özgürlüğünü çalanlardan hesap sorulması çağrısında bulunarak şunları söyledi: “Gazetecileri, sanatçıları, aydınları, hak savunucularını apar topar cezaevinde gönderen savcı ve hakimlere bu beraat kararlarını hatırlatmak istiyorum.  İnsanların özgürlüğünü çalmak bu kadar kolay olmamalı. Bu insanların hukuksuzca gözaltına, tutuklanmasına neden olan ve sonrasında hatalı olduğu ortaya çıkan ve beraat kararları verilen davalarda bu hukuksuz kararları veren yargıçlar sorumlu tutulmalıdır. Rahatlıkla bu davayı açanlara, bunu reddetmeyip yargılamayı yapanlardan hesap sorulmalıdır! Suat Toktaş kararı bağlamında geçmişte var olan bu düzenleme yeniden düşünülmeli. Hakimler ellerinde yeterli delil olmadan gazetecileri, aydınları, hak savunucularını bu kadar rahat hapsedememeli.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.