SON DAKİKA
Hava Durumu

#Chp Ankara Milletvekili

Porsuk Haber Ajansı - Chp Ankara Milletvekili haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp Ankara Milletvekili haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Taşcıer: ''Emekliye Bin Lira Zam Çözüm Değil!'' Haber

CHP'li Taşcıer: ''Emekliye Bin Lira Zam Çözüm Değil!''

CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı ve Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada iktidarın ekonomi ve sosyal politika uygulamalarını sert sözlerle eleştirdi. Taşcıer, “24 yıl boyunca ülkeyi yönetip işçiyi, memuru, emekçiyi açlıkta eşitlediniz. Türkiye’yi çalışarak fakirleşen bir ülke haline getirdiniz” dedi. Taşcıer, son günlerde kamuoyunda tartışma yaratan, son kullanma tarihi geçmiş ya da geçmesine çok kısa süre kalmış ürünlerin düşük fiyatla satıldığı “Yenir Market” uygulaması üzerinden yoksulluğun geldiği noktaya dikkat çekti. Yurttaşların zehirlenme riskini bile bile bu ürünlere yönelmek zorunda bırakılmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Gamze Taşcıer, bu durumun iktidar tarafından “normal” gibi sunulmasına sert tepki gösterdi. AKP’li vekillerin, “bilimsel” demesi üzerinde CHP’li Gamze Taşcıer, “Siz alır mısınız? Kendi evladınıza son tüketim tarihi geçmiş ürünü yedirir misiniz? Yedirmezsiniz. Normal mi diyorsunuz? Siz kendiniz yiyorsanız o zaman sorun yok. O ürünü kendiniz çocuğunuza, eşinize yediririm diyorsanız gerçekten diyecek bir şeyim yok. Ben kendi çocuğuma yedirtmem. Ben kendi çocuğuma — eğer ihtiyacım varsa böyle bir duruma düşmek istemem — eğer bu ülkede iktidar sahibiysem bu ülkede yaşayan hiçbir yurttaşımın da çocuğuna o ürünleri yedirtmesini istemem. ‘Üzüldük, sorumluluk hissediyoruz’ demeniz gerekirken bunu normalleştirmeye çalışıyor olmanız gerçekten çok ilginç, gerçekten yazık.” ifadelerini kullandı. Konuşmasında Albert Camus’dan alıntı yapan Taşcıer, “Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız insanların nasıl öldüğüne bakarsınız” sözünü hatırlatarak, “Bu ülkede insanlar barınamadığı için, ısınamadığı için, beslenemediği için ölüyor” dedi. “Emekli ve Memur Yoksulluk Sınırının Çok Altında” Ülkedeki gelir düzeylerine ilişkin çarpıcı veriler paylaşan ve en düşük emekli memur aylığının yoksulluk sınırının yüzde 72 altında olduğunu belirten CHP’li Taşcıer, en düşük memur maaşının ise yoksulluk sınırının yüzde 37 altında kaldığını söyledi. Ortalama emekli aylığının 23 bin lira seviyesinde olduğunu vurgulayan Taşcıer, “Emekliler açlığa mahkûm ediliyor, asgari ücret ilk açıklandığında dahi açlık sınırının altında kalıyor. Bu ülkede her gün bir iş cinayeti yaşanıyor, çocuk işçilik sürüyor” diye konuştu. “Bakan, CHP’yi Şovla Suçluyor Ama 20 Bin Lirayı Nasıl Verdiklerini Açıklayamıyor” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın açıklamalarını da eleştiren Taşcıer, “Alın terinden bahsedecek en son kişi çıkıp CHP’yi şov yapmakla suçluyor. Keşke gelip burada siyaseten 20 bin lirayı nasıl verdiklerini anlatma cesaretini gösterebilseydi” dedi. Billboard Tepkisi ve Seçim Çağrısı İstanbul’daki billboard kampanyalarına da değinen Taşcıer, “24 yıldır ülkeyi enflasyonda, işsizlikte, yoksullukta, gelir adaletsizliğinde adeta dünya şampiyonu yaptınız. Sadece bugünün değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın hayatından gidiyor. Tutuklu belediye başkanımız üzerinden propaganda yapıyorsunuz” ifadelerini kullandı. İktidara “sandık” çağrısı yapan Taşcıer, “Eğer birilerinin hayatından gittiğini düşünüyorsanız hodri meydan, seçimleri yenileyin. Kimsenin hayatından gitmesin, herkes kendi geleceğiyle ilgili tercihini yapsın” dedi. “Emekliye Sadakayı Bile Çok Gördünüz” Taşcıer, emekli maaş artışlarını da eleştirerek, “Diyanet bütçesi yüzde 33 artırıldı. Aynı oran emekli maaşına yansıtılsaydı emekli bugün 22 bin 500 lira alacaktı. Emekliye sadakayı bile çok gördünüz” ifadelerini kullandı. Konuşmasının sonunda çözümün siyasi olduğunu vurgulayan Taşcıer, “Çözüm önerilerimiz var. En temel çözüm, sizin bir an önce iktidardan gitmenizdir” dedi.

CHP'li Taşcıer: "Asgari Ücret Sarayın Talimatıyla Belirlendi!" Haber

CHP'li Taşcıer: "Asgari Ücret Sarayın Talimatıyla Belirlendi!"

CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı, Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, açıklanan asgari ücret hakkında Meclis’te bir basın toplantısı düzenledi. Gamze Taşcıer yaptığı açıklamada şunları söyledi; "Değerli basın mensupları, Milyonların yaşamını ilgilendiren asgari ücret tespit süreci 12 gün sürdü. Deyim yerindeyse bir “al gülüm ver gülüm” süreci yaşandı. Türkiye’nin yakın emek tarihinde, işçinin masada olmadığı bir döneme şahit olduk. Milyonların geçimini belirleyen bir karar, emeğin gerçek sahipleri dışarıda bırakılarak alındı. Asgari ücret, sosyal diyalogla ve ortak akılla değil, sarayın talimatıyla belirlendi. Emekçinin sesinin duyulmadığı, sendikaların etkisizleştirildiği bu süreç, çalışma hayatında adalet duygusunu zedeleyen ve emek mücadelesinde derin kırılma yaratan tarihsel bir eşik olarak kayda geçti. Üstelik bu tablo, yalnızca kapalı kapılar ardında yürütülen bir pazarlıkla sınırlı kalmadı. Biz insanların hayatıyla kumar oynamayın çağrısı yaparken, iktidarın tercihleri bu ülkenin emekçisini yasadışı bahis sitelerinde oyuncak etti. Masada yer almayan işçi adına rakamlar kulislerde dolaştı, ücret bir hak olarak korunması gerekirken yasa dışı bir düzenin konusu haline getirildi. İşçinin sofrası, geçim mücadelesi ve yaşamı üzerine bahis kuponu yapıldı. Sürprizler, ihtimaller ve hatta Erdoğan’ın gönül endeksi konuşuldu ve 12 günün sonunda devletin açıklamadığını kumar baronları ilan etti. Asgari ücret 30 bin altı olur diyenler 1 lira koyup 2 aldılar. Kaybeden yine emekçi oldu. Bu tablo, emek politikalarının geldiği noktayı bütün çıplaklığıyla ortaya koydu; milyonların yaşamı piyasanın insafına terk edildi. Bu şartlar altında ‘toplumsal barış ve dayanışma şuurundan’ söz etmek, gerçek sorunları kavramaktan uzak bir şuursuzluktur. Değerli Basın mensupları, 28 bin 75 lira olarak açıklanan asgari ücretin hangi bilimsel verilerle hesaplandığını bilmiyoruz. Ancak Türkiye’de asgari ücretin nasıl bir siyasal tercih sonucu belirlendiğini, bu tercihin hangi hukuki boşluklara yaslandığını ve milyonlarca emekçinin hayatında nasıl bir geçim krizine dönüştüğünü net biçimde görüyoruz. AKP iktidarı bizleri şaşırtmamış, işveren temsilcileriyle birlikte “işçi ölsün ama iş yürüsün” mantığıyla hareket etmiştir. “Enflasyona ezdirmemek” iddiasıyla asgari ücreti enflasyonun altında belirlemek tam da AKP’ye yakışan bir zihni sinir projesidir. Hatırlayalım. TÜİK, 2024 yıl sonu enflasyonunu yüzde 44,38 olarak açıklamıştı. Buna karşılık 2025 yılı için geçerli asgari ücret artışı yüzde 30 ile sınırlanmıştı. Yani asgari ücretli,2025 boyunca 14 puanlık bir kayıpla yaşamak zorunda bırakıldı. Yıl içinde de yüksek seyreden enflasyonla ücretliler ezildikçe ezildi. Lokmaları küçüldükçe küçüldü. TÜİK, son açıkladığı veri İLE “oluşan enflasyon”u yüzde 31,07 olarak ilan etmişti. Böylece 11 ayda asgari ücret 6.500 lira erimişti. Ancak dün asgari ücret 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olmak üzere %27 artırıldı. Yani ücretler üst üste ikince kez açıklanan enflasyonun altında tutuldu. Geçen yıldan kalan yüzde 14’lük kaybı telafi etmek bir yana, bu seneden de %4 kayıp eklendi. Bunu da kamufle etmek için yeniden değerleme oranını yüzde 25 belirleyip, bu oranın üzerinde zam yaptıklarını ilan ettiler. Oysa açlık sınırı Ekim ayından beri 28 bin 75 liranın üzerindedir. Açıklanan asgari ücret daha şimdiden açlık sınırının 3 bin lira altındadır. Üreten, vergi veren, sosyal güvenlik sistemini ayakta tutan bu kesim, ücretleriyle ailesinin en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelmiştir. Bakın AKP iktidarı bir yandan TÜİK eliyle “enflasyon düşüyor” masalıyla algı üretmeye çalışıyor, diğer yandan kendi açıkladığı oranları bile ücret artışlarında esas almıyor. Bu, açıkça ve süreklilik gösteren bir ücret baskılama politikasıdır. Dolayısıyla sorun enflasyonun ne olduğu ya da nereden nereye düştüğü değildir. Sorun, emeğin milli gelirden aldığı payın bilinçli olarak küçültülmesidir. Asgari ücretin bugün sefalet ücretine dönüşmesinde yapısal tercihler de etkilidir. AKP enflasyonu yükseltiyor diyerek sorumluluğu emekçiye yıkmaktadır. “Ellerini taşın altına koymalarını bekliyoruz” diyerek işverene sitem etmektedir. Ancak bir tek kendisini sorumlu hissetmemektedir. Oysa Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun 131 sayılı Asgari Ücret Sözleşmesi’ni onaylamayan da AKP’dir. Çünkü ILO asgari ücreti; işçinin ve ailesinin insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilmesini esas alan bir ücret olarak tanımlamaktadır. Her fırsatta, her konuda aileyi dilinden düşürmeyen AKP iktidarı, konu işçinin ailesini geçindirmeye geldiğinde kulağının üstüne yatmakta ve bu sözleşmeyi yıllardır sümen altı etmektedir. Barınma, beslenme, ulaşım, sağlık, eğitim ve sosyal yaşama katılım gibi temel unsurların ücret belirleme sürecinin merkezine alınmasını zorunlu kılan bu sözleşmenin neden onaylamadığına ilişkin iktidarın bugüne kadar söylediği tek bir söz yoktur. Arayın bulamazsınız. AKP iktidarı asgari ücretin hangi toplumsal ve insani ölçütlerle belirleneceğini düzenleyen 131 sayılı sözleşmeye taraf olmamayı tercih etmiştir. Böylece asgari ücret, sosyal bir hak olmaktan uzaklaştırılmış, idari bir işlem hâline indirgenmiş, siyasi takdir alanının içine hapsedilmiştir. Bu tercih, ücret politikasının merkezine geçim koşullarını yerleştirmeyen bir anlayışın açık ifadesidir. Bugün 131 sayılı sözleşme yürürlükte olsaydı, asgari ücret hiçbir koşulda açlık sınırının altına düşmeyecekti. İşçinin masada fiilen yer almadığı bir komisyon karar alamayacaktı. Asgari ücretin belirlenme süreci, yalnızca yürütmenin iradesine bırakılmayacaktı. Erdoğan’ın gönül endeksi değil, yaşamın gerçekleri belirleyici olacaktı. Açıklanan ücretler yargı denetimine açık olacak, insan onuruna aykırı bulunan tutarlar için hukuki başvuru yolları işletilebilecekti. Bugün yaşanan tablo, bu güvencelerin tamamının sistem dışına itilmiş olmasının sonucudur. Mevcut sistemde işçi temsilinin etkisizleştirildiği, karar süreçlerinin kapalı devre yürütüldüğü, toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren bir ücretin dar bir idari çerçevede belirlendiği görülmektedir. Mevcut koşullarda açıklanan her rakam, yoksulluğu azaltan bir araç olmaktan çıkmakta, yoksulluğu yönetmenin teknik bir unsuruna dönüşmektedir. Bugün Kamerun ve Kenya gibi ülkeler, ILO’nun 131 sayılı sözleşmesini imzalayarak asgari ücreti insan onuru temelinde düzenleme yükümlülüğü altına girmiştir. İktidar sözcüleri tarafından dünyanın en büyük ekonomileri arasına girdiği ifade edilen ülkemizin bu sözleşmenin dışında tutulması, ekonomik gerekçelerle açıklanabilecek bir durum değildir. Aksine; AKP’nin emeğe bakış açısıyla, ücretin toplumsal rolüne dair siyasal yaklaşımla ve tercih edilen ekonomik modelle ilgilidir. Değerli basın mensupları, Bir ülkede emeğin payı küçüldükçe büyüme kâğıt üzerinde kalır. Siz istediğiniz kadar hile hurdayla millî geliri artarın gerçekte yurttaşın o gelirden aldığı pay azalır. Evet, TÜİK varsa istatistikler iyileşir ama hayat zorlaşır. Sefalet tam da burada ortaya çıkar. İnsanlar daha çok çalışır, daha az tüketir, borçlanarak yaşar, geleceğini ertelemeye başlar. Ekonomi rasyonel görünür fakat toplum yorulur. Bakın, adalet, ücretin açlık sınırının biraz üstünde belirlenmesiyle de sağlanmaz. Adalet, çalışanların yarattığı değerden pay alabilmesiyle kurulur. Adalet, ücretlinin ay sonunu beklemesiyle sınırlı bir yaşam kurmasıyla ölçülmez; ayın tamamını planlayabilmesiyle anlam kazanır. Bu yapı kurulmadığında ortaya çıkan tablo da geçim krizini derinleştirir. Bu yüzden ya adalet ya sefalet diyoruz. Çünkü ekonomiler adaletle büyür, adaletsizlikle küçülür. Bunun matematiği nettir. Biz buradan açık bir tutum ortaya koyuyoruz. Asgari ücret, pazarlık konusu yapılamaz. Asgari ücret, iktidarı siyasi hesaplarına göre belirlenemez. Asgari ücret, işveren hassasiyetine endekslenemez. Çünkü bugün her 2 çalışandan 1’inin asgari ücret ve çevresindeki ücretlerle geçinmeye çalıştığı ülkemizde asgari ücret, yaşamın kendisidir ve insan onuru temelinde bir hak olarak ele alınmak zorundadır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu hakkı hayata geçireceğiz. ILO’nun 131 sayılı Asgari Ücret Sözleşmesi’ni iktidarımızın ilk döneminde onaylayacağız. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu işçinin belirleyici olduğu, gerçek müzakerenin yapıldığı demokratik bir yapıya kavuşturacağız. Ücret belirleme sürecini şeffaf, hesap verebilir ve yargı denetimine açık hale getireceğiz. Asgari ücreti açlık sınırının üzerinde, yoksulluğu azaltan ve yaşamı güvence altına alan bir düzeyde belirleyeceğiz. Emeğin milli gelirden aldığı payı büyüten bir gelir politikası kuracağız. Çalışanların ücretini enflasyon karşısında koruyan, alım gücünü yıl boyunca güvence altına alan bir sistemi hayata geçireceğiz. Türkiye’nin buna gücü vardır. Bu ülkenin emeği, üretimi ve kaynakları vardır. Eksik olan şey, emeği merkeze alan siyasal iradedir. Biz bu iradeyi emekten yana kurma sorumluluğunu taşıyoruz. İnsan onuruna yakışır bir ücret, bir ayrıcalık değildir. Bu, en temel toplumsal haktır."

Asgari Ücret Süreci Artık Ciddi Bir Temsil ve Demokrasi Sorunudur Haber

Asgari Ücret Süreci Artık Ciddi Bir Temsil ve Demokrasi Sorunudur

CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı, Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, asgari ücret sürecinin yalnızca bir ücret pazarlığı olmadığını ifade etti. Milletvekili Taşcıer yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ı iki gündür hayretle dinliyor ve ibretle takip ediyoruz. Öncelikle ifade etmek isteriz ki, Cumhuriyet Halk Partisi açısından mesele, asgari ücretin kaç lira olacağıyla sınırlı değildir; emeğin bu ülkede hangi siyasal ve ekonomik rejim altında yaşamını sürdürdüğüdür. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan dilinden düşürmediği “sosyal diyalog”un, “ortak nokta”nın ve “makroekonomik dengeler”in ne olduğu emek mücadelesinin içinden gelen herkes için açıktır. Bakan Işıkhan tarafından yapılan açıklamalar, asgari ücret sürecinin fiili işleyişiyle örtüşmemektedir. “Ortak nokta” söylemi, tarafların eşit ve etkin biçimde temsil edildiği bir müzakere zemini bulunmadığı sürece anlamını yitirmektedir. Bugün asgari ücret masasında böyle bir zeminden söz etmek mümkün değildir. “Makroekonomik dengeler” vurgusu ise emeğin geçim koşullarını ikincil plana iten, ücretleri enflasyonun sebebi olarak konumlandıran bir politikanın sürdürüldüğünü göstermektedir. Bu yaklaşım, milyonlarca emekçi açısından hayat pahalılığı, gelir kaybı ve güvencesizlik anlamına gelen dengesizliğin kendisini ifade etmektedir. Öte taraftan “Sosyal diyalog” kavramı da ancak tarafların görüşlerinin karar alma süreçlerine gerçek anlamda yansıdığı koşullarda karşılık bulur. Bakanlık tarafından dile getirilen “enflasyona karşı koruma” söylemi de çalışanların yaşadığı somut gerçeklikle örtüşmemektedir. Emekçiler, alım gücündeki kaybı her ay doğrudan deneyimlemektedir. Sayın Bakanın enflasyonu düştükçe, emekçinin tansiyonu çıkmaktadır. Bugün gerçekleştirilen ikinci Asgari Ücret Tespit Toplantısı’nda işçi konfederasyonu fiilen masada yer almamaktadır. Emekçilerin örgütlü temsilinin bulunmadığı bir ortamda bu kavramların kullanılmasının kamuoyunda yanıltıcı bir algı yaratma amacı taşıdığı açıktır. Emeğin örgütlü temsilinin olmadığı bir masada alınan kararların toplumsal meşruiyet üretmesi mümkün değildir. İstihdamı koruma gerekçesiyle ücretlerin baskı altında tutmaya çalışan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı suçüstü yakalanmasına rağmen uzun süredir emekçiyi yoksulluğa mahkûm etmekten başka hiçbir sonuç üretmeyen bu politika tercihinde ısrar etmektedir. Bu akımdan Asgari ücret süreci artık ciddi bir temsil ve demokrasi sorunudur. Sayın Bakan’ın masada yer almayan işçi tarafını ziyaret ederek, sürecin eksik temsilini örtmeye ve kendi perspektifi üzerinden bir meşruiyet zemini oluşturmaya çalıştığının farkındayız. Türk-İş ve Hak-İş ziyaretleri de bu telaşın bir sonucudur. Bu telaştan milyonlarca emekçiye bir kazanım çıkmaz."

Bu Bütçe 'Ölen Ölür Kalan Sağlar Bizimdir' Bütçesidir Haber

Bu Bütçe 'Ölen Ölür Kalan Sağlar Bizimdir' Bütçesidir

CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı ve Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada 2026 bütçesini sert sözlerle eleştirdi. Bütçenin rakamlardan ve hedeflerden oluştuğunu ancak yurttaşın yaşam gerçekliğini ıskaladığını savunan Taşcıer, “İçinde çalışma geçen ama emeği değersizleştiren, sosyal denilen ama güvenliği törpüleyen bir metin hazırlanmış” dedi. Bütçede 68 ayrı harcama programı bulunduğunu hatırlatan Taşcıer, 66 kalemde hedeflerin tutturulmasına rağmen en kırılgan kesimlere gelindiğinde tablonun değiştiğini ifade etti. Yoksullukla mücadele ve sosyal güvenlik programlarının toplam büyüklüğünün 2,4 trilyon lira olduğunu belirten Taşcıer, Türkiye’de her üç kişiden birinin yoksul olduğuna dikkat çekti. “YOKSULLUKLA MÜCADELEYE 4 KURUŞ” Yoksullukla mücadele için ayrılan kaynağın 554 milyar lira olduğunu belirten Taşcıer, bu tutarın dakikada 4 kuruşa denk geldiğini söyledi. Kadınlara, çocuklara ve aktif yaşlanmaya ayrılan payın ise 1 kuruşun biraz üzerinde kaldığını vurguladı. Sosyal güvenlik bütçesine ilişkin değerlendirmesinde SGK şemsiyesi altında 43 milyon kişinin bulunduğunu, bunların 17 milyonunun emekli olduğunu hatırlatan Taşcıer, sosyal güvenliğe ayrılan payın dakikada 8 kuruş olduğunu ifade etti. “409 MİLYAR LİRA NEREYE GİTTİ?” Sosyal güvenlik bütçesinin 1 trilyon 872 milyar lira olarak öngörüldüğünü belirten Taşcıer, geçen yıl için yüzde 25 artış vaat edildiğini ancak artışın yüzde 3’te kaldığını söyledi. Aradaki 409 milyar liralık farkın nereye gittiğini soran Taşcıer, “Bu kaynağın emekliye ve sosyal güvenliğe gitmediği ortadadır” dedi. Bütçede kullanılan kavramları da eleştiren Taşcıer, “Emekçinin sofrası küçülüyor denge diyorsunuz. Asgari ücret eriyor enflasyonla uyum diyorsunuz. Emeklinin payı azalıyor mali disiplin diyorsunuz. Kadın emeği kayıt dışına itiliyor esneklik diyorsunuz. İşsizlik Fonu işsize gitmiyor kaynak etkin kullanılıyor diyorsunuz” ifadelerini kullandı. “44 SOMA FACİASI YAŞANDI” Konuşmasında iş cinayetlerine de değinen Taşcıer, Soma faciasının üzerinden 10 yıl geçtiğini, bu sürede 13 bin 74 iş cinayetinin yaşandığını belirtti. Bu dönemde 44 Soma faciasına denk gelen ölümün meydana geldiğini ifade eden Taşcıer, gerekli derslerin çıkarılmadığını söyledi. Zonguldak’taki madenlere ilişkin uyarılara da dikkat çeken Taşcıer, Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin madenlerde beş ölümcül eksiklik tespit ettiğini hatırlattı. Mevzuatın bu durumlarda “derhal kapatma” hükmü içerdiğini vurgulayan Taşcıer, raporların sümenaltı edildiğini savundu. Sarayın günlük giderinin 72 milyon liraya ulaştığını belirten Taşcıer, buna karşın madenlerde hayati önlemler için gerekli olan 57 milyon liralık kaynağın ayrılmadığını ifade ederek, “57 milyon lira verilmediği için 7 bin madenci her gün ölüme gönderiliyor” dedi. “ÜCRETLER BANGLADEŞ SEVİYESİNDE” Asgari ücret tartışmalarına da değinen Taşcıer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın uluslararası karşılaştırmalarına tepki göstererek, “Markette etiketler Fransa ayarında, barınma Amerika kıvamında. Ama ücretler Bangladeş ve Uganda seviyesinde. Emekli, emekçi çalışıyor ama doyamıyor. Doysa barınamıyor. Barınabilse borçtan kurtulamıyor. Günün sonunda 200 liralık otellerde, otogarlarda hayatını sürdürüyor” dedi. CHP olarak taleplerini de sıralayan Taşcıer, asgari ücretin istisna olmaktan çıkarılacağını, vergide adaletin sağlanacağını, sıfır iş cinayeti hedefinin hayata geçirileceğini ve kadın emeğinin görünür kılınacağını söyledi. Taşcıer, “Emeği yok sayan hiçbir anlayış kalıcı olamaz. Bu bütçenin de bu iktidarın da süresi sandığa kadardır” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı. Taşcıer’in konuşması şu şekilde: “Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Önümüzde rakamlardan, programlardan ve hedeflerden oluşan ama yaşamı ıskalayan bir bütçe var. İçinde “çalışma” geçen ama emeği değersizleştiren, “sosyal” denilen ama güvenliği törpüleyen bir metin hazırlanmış. “İstikrar” demişsiniz, emekçiye düşen sabretmek olmuş. “Büyümeden pay” demişsiniz, emekliye biçilen rol şükretmek olmuş. “Verimlilik” demişsiniz, bedelini sağlığıyla, canıyla işçi ödesin istemişsiniz. “Fedakârlık” demişsiniz, hep ücretliden beklemişsiniz. Ve siz bu bütçeye refah bütçesi demişsiniz! Bakın, bütçede 68 ayrı harcama programı var. 66’sında, öngörülen kadar atış olmuş. Ama sıra ülkenin en kırılgan kesimlerine gelince iş değişmiş. Birincisi yoksullukla mücadele. İkincisi sosyal güvenlik programı. Bu iki kalemin toplamı 2,4 trilyon lira. Türkiye’de bugün 25 milyon insanın nefes alacak dermanı yok. Her üç kişiden biri yoksul. Ama yoksullukla mücadeleye 554 milyar lira ayırmışsınız. Yani dakikada 4 kuruşla yoksulluğu bitirecekmişsiniz. Öyle mi? Kadınlara, çocuklara, aktif yaşlanmaya ayırdığınız pay 1 kuruştan biraz fazla! Diğer tarafta sosyal güvenlik var. SGK şemsiyesi altında 43 milyon kişi bulunuyor. 17 milyonu emekli. Sosyal güvenliğe ayırdığınız pay dakikada 8 kuruş. Kuruş tedavülden kalktı. Ama belli ki, yoksulları ve emeklileri de yaşam haklarını ellerinden alarak ortadan kaldıracaksınız. O yüzden bu bütçe “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” bütçesidir. Bakın Sosyal güvenliğe 1 trilyon 872 milyar lira ayırmışsınız. Oysa geçen yıl yüzde 25’lik bir artış öngörmüştünüz! Ancak yüzde 3 ile yetindiniz? Ne oldu da 409 milyar lirayı silip “50 milyar lira yeter de artar” noktasına geldiniz? Aradaki fark nereye gitti? Emekliye gitmediği ortada. Kime aktarıldı? Sosyal güvenliğe olmadığı açık. Emekçinin sofrası küçülüyor, “denge” diyorsunuz. Asgari ücret eriyor, “enflasyonla uyum” diyorsunuz. Emeklinin payı azalıyor, “mali disiplin” diyorsunuz. Kadın emeği kayıt dışına itiliyor, “esneklik” diyorsunuz. İşsizlik Fonu işsize gitmiyor, “kaynak etkin kullanılıyor” diyorsunuz. Bu ülke yoksulluğu kader, güvencesizliği fıtrat diye anlatanlardan bıktı. Soma’nın üzerinden 10 yıl geçti. 13.074 iş cinayeti işlendi. Bu sürede 44 soma faciası daha yaşandı. Ders aldınız mı? Almadığınız ortada. Bu manşete iyi bakın! Zonguldak’ta madenler alarm veriyor. Müfettişleriniz beş ölümcül sorun tespit etmiş bakan! Ne yaptınız? Bir facia olmasını mı bekliyorsunuz? Kanun “derhal kapat” diyor. Ama rapor sümenaltı ediliyor. Sarayın bir günlük gideri 72 milyon lira ama 57 milyon lira vermemek için 7 bin madenci her gün ölüme gönderiliyor. Batsın bu düzeniniz! Vatandaş artık bıktı. Bıktı. Dayanacak gücü kalmadı! Anlattığınız masallar karnı doyurmuyor. Emekli geçinemiyor, Ücretli kira ödemiyor. Orta direk çocuğunu beslenme çantası hazırlayamıyor. Asgari ücret tespit ayındayız. Sayın Bakan “Avrupa, Asya ve Afrika ülkeleriyle kıyasladığımızda çok iyi bir noktadayız” diyorsunuz. Markette etiketler Fransa ayarında. Barınma derseniz Amerika kıvamında. Ama iş ücretlere gelince Bangladeş ve Uganda seviyesinde. Emekli, emekçi çalışıyor ama doyamıyor. Doysa barınamıyor. Barınabilse borçtan kurtulamıyor. Günün sonunda 200 liralık otellerde, otogarlarda hayatını sürdürüyor. Böyle bir tabloyla övünmek ancak size yakışır. Hamaset peşinde değiliz. Alın terinin karşılığını alan bir memleket istiyoruz. Emeği sus payıyla değil, hakkıyla yaşatan bir düzen istiyoruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi buradan bir kez daha ifade ediyrouz Asgari ücret istisna olacak! Emekçi de memur da insan gibi yaşayacak! Vergide adalet gelecek! Emeğe el uzatan hesabını verecek! Sıfır iş cinayeti hedefi lafta kalmayacak. Denetlemeyen hesabını verecek. Kadın emeği görünecek! Ücretsiz kreş yaygınlaşacak. MESEM sömürüsü bitecek! Staj ve çıraklık mağduriyeti son bulacak. Sosyal devlet geri gelecek! Kimse açlığa mahkûm edilmeyecek! Emeği yok sayan hiçbir anlayış kalıcı olamaz. Bu bütçenin de, iktidarınızın da süresi sandığa kadardır. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. “

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.