SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çevre Politikaları

Porsuk Haber Ajansı - Çevre Politikaları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevre Politikaları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anadolu Üniversitesi'nden Dünya Literatürüne İki Yeni Endemik Tür Haber

Anadolu Üniversitesi'nden Dünya Literatürüne İki Yeni Endemik Tür

Türkiye üç farklı fitocoğrafik bölgenin kesişim noktasında yer alan benzersiz coğrafyasıyla, kıtasal ölçekte bir biyoçeşitliliğe ve büyüleyici bir endemizm oranına ev sahipliği yapıyor. Bu zengin genetik miras, Türk bilim insanlarının titiz ve kararlı çalışmalarıyla dünya literatürünü güncellemeye devam ediyor. Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Yavuz Bülent Köse, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim elemanı Arş. Gör. Fatmanur Tunç, Harran Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Maruf Balos ve Veysel Sonay’dan oluşan araştırma ekibi botanik dünyasında büyük ses getiren bir başarıya imza attı. Ekip Türkiye florasına dünya literatüründe daha önce hiç bilinmeyen iki yeni yabani soğan (Allium) türü kazandırdı. Uluslararası bilim dünyasının en prestijli yayın organlarından olan Q1 kategorisindeki Life ve Plants dergilerinde yayımlanarak metodolojik doğruluğu tescil edilen bu keşifler sadece bilimsel değerleriyle değil, taşıdıkları derin anlamlar ve aile öyküleriyle de dikkat çekiyor. Yeni keşfedilen türler bilimsel önemlerinin yanı sıra taşıdıkları anlamlı aile hikâyeleriyle de dikkat çekiyor. Allium kazim-kosei, Prof. Dr. Yavuz Bülent Köse tarafından Eskişehir’in Günyüzü ilçesine bağlı Kavuncu Mahallesi yakınlarındaki jipsli (alçılı) topraklarda keşfedildi. Tür adı Prof. Dr. Köse’nin merhum babası Kazım Köse’nin anısını yaşatmak amacıyla verildi. Araştırma ekibi tarafından Şanlıurfa’nın Bozova ilçesindeki Kaplandağı mevkisinde keşfedilen Allium aralii ise dik kireçtaşı kayalıkları ve meşe çalılıkları arasında bulunan yeni bir endemik tür olarak kayıt altına alındı. Kaplandağı soğanı olarak da adlandırılan tür Prof. Dr. Köse’nin oğlu Aral Köse’ye ithafen isimlendirildi. Eczacılık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Köse keşiflere dair ayrıntılı bilgileri paylaştı. “Her şey henüz tam anlamıyla el değmemiş bölgelerdeki çalışmalarla başladı” Türkiye florasına kazandırılan bu iki yeni endemik Allium türünün keşif süreci nasıl başladı? Araştırma ekibiniz bu çalışmaya nasıl odaklandı? Keşif sürecimiz Türkiye'nin zengin florasını barındıran ve henüz tam anlamıyla el değmemiş lokal bölgelerinde yürüttüğümüz sistematik arazi çalışmalarıyla başladı. Araştırma ekibimizle birlikte Türkiye florası için kritik öneme sahip olan ve biyoçeşitlilik açısından yüksek potansiyel taşıyan lokaliteleri hedefledik. Arazi çalışmaları esnasında popülasyonlarından örnekler topladığımız bu bitkilerin, mevcut literatürdeki ve herbaryumlardaki diğer Allium türlerinden farklı karakterler sergilediğini fark ettik. Bu aşamadan sonra ekibimiz hem morfolojik hem de evrimsel akrabalık ilişkilerini ortaya koyabilmek adına laboratuvar ve herbaryum çalışmalarına yoğunlaşarak süreci bilimsel bir zemine taşıdı. “Bütüncül taksonomi yaklaşımı” Bu yeni türlerin belirlenmesinde hangi yöntemler ve bilimsel analizler kullanıldı? Yeni türlerin taksonomik sınırlarını tam ve doğru bir şekilde çizebilmek için entegre (bütüncül) bir taksonomi yaklaşımı benimsedik. Morfolojik ve Mikromorfolojik Analizler: Bitkilerin gövde, yaprak, çiçek ve soğan yapıları detaylıca incelendi. Ayrıca, teşhiste ayırt edici olan tohum ve polen yüzeyleri modern mikroskoplar (gerekirse SEM - Taramalı Elektron Mikroskobu) yardımıyla micromorphological düzeyde analiz edildi. Moleküler Filogenetik Analizler: Türlerin genetik olarak diğer akrabalarından ayrışıp ayrışmadığını görmek adına bitkilerden DNA ekstraksiyonu gerçekleştirildi. Filogenetik ilişkileri belirlemek amacıyla nükleer (ITS) ve kloroplast (matK) DNA bölgeleri hedef alınarak dizileme (sequencing) yapıldı. “Metodolojik doğruluk ve özgünlüğün resmi temsilcisi” Türlerin Q1 kategorisindeki uluslararası bir dergide yayımlanması, çalışmanızın bilimsel değeri açısından ne ifade ediyor? Uluslararası endekslerde en üst başarı dilimini temsil eden Q1 kategorisindeki bir dergide bu çalışmaların yayımlanması, araştırmamızın küresel ölçekte en yüksek bilimsel standartlara, metodolojik doğruluğa ve özgünlüğe sahip olduğunun resmi bir tescilidir. Bu düzeydeki dergiler alanında uzman ve son derece seçici hakem heyetlerinin titiz incelemelerinden geçen çalışmaları kabul eder. Dolayısıyla bu yayın ekibimizin ürettiği bilimsel verilerin güvenilirliğini ve kalitesini dünya çapındaki botanik camiasına kanıtlamış olmakla kalmayıp ülkemizin taksonomik araştırmalardaki prestijini de yukarı taşımaktadır. “Kıtasal ölçekte bir biyoçeşitlilik ve yüksek bir endemizm” Bu keşif Türkiye'nin biyolojik çeşitliliği ve endemik bitki potansiyeli açısından nasıl bir önem taşıyor? Türkiye, Akdeniz, İran-Turan ve Avrupa-Sibirya gibi üç farklı fitocoğrafik bölgenin kesişim noktasında yer alması nedeniyle kıtasal ölçekte bir biyoçeşitliliğe ve yüksek bir endemizm oranına sahiptir. Keşfettiğimiz bu iki yeni Allium türü ülkemizin bu benzersiz genetik mirasına eklenen yeni birer halkadır. Endemik bitki potansiyelimizin bu tür keşiflerle sürekli güncellenmesi Türkiye'nin uluslararası biyoçeşitlilik sözleşmelerindeki konumunu güçlendirir ve Anadolu topraklarının flora zenginliğinin henüz keşfedilmemiş ne kadar büyük bir potansiyel barındırdığını bir kez daha gözler önüne serer. “Doğada ve insan yaşamında kritik rollere sahiptir” Allium cinsi bitkilerin ekolojik ya da ekonomik açıdan bilime katkı sağlayabilecek yönleri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Allium (Sarımsak, soğan ve pırasa gibi türleri barındıran cins) hem doğada hem de insan yaşamında kritik rollere sahiptir. Ekolojik katkılarına baktığımızda doğal popülasyonlarında polinatör, böcekler için zengin birer besin kaynağı oluştururlar ve bulundukları ekosistemlerin dengesinde önemli rol oynarlar. Ekonomik ve Tıbbi Potansiyel (Farmasötik Botanik) açıdan ise sekonder metabolitler, özellikle kükürtlü bileşikler ve antioksidanlar açısından son derece zengin bir cinstir. Yeni keşfedilen endemik türlerin fitokimyasal profillerinin çıkarılması, gelecekte yeni ilaç etken maddelerinin, gıda koruyucularının veya tarımsal amaçlı doğal antimikrobiyallerin geliştirilmesine zemin hazırlayabilir. “Tanımadığınız şeyi koruyamazsınız” Bu tür çalışmaların sürdürülebilir çevre politikaları ve doğa koruma stratejilerine nasıl bir katkısı olabilir? Tanımadığınız şeyi koruyamazsınız bir canlıyı koruyabilmenin ilk ve en temel şartı onun varlığından haberdar olmaktır. Bu bilimsel çalışmalar sayesinde yeni türlerin yayılış alanları ve popülasyon yoğunlukları belirlenerek IUCN kriterlerine göre tehlike kategorileri (CR, EN, VU vb.) tespit edilir. Keşfedilen türlerin mikro-endemik (sadece çok dar bir alana özgü) olması durumunda o bölgenin acil koruma alanı ilan edilmesi veya madencilik, yapılaşma gibi faaliyetlerin sınırlandırılması için yasal çevre politikalarına bilimsel altlık oluşturulur. Türlerin tohumları ve genetik materyalleri ulusal gen bankalarında koruma altına alınarak sürdürülebilir çevre stratejileri kapsamında gelecek nesillere aktarılması güvenceye alınır. Anadolu’nun el değmemiş köşelerinden laboratuvar tezgâhlarına, oradan da uluslararası bilim dünyasının zirvesine uzanan bu keşif öyküsü adanmışlığın, metodolojik titizliğin ve doğaya duyulan derin saygının bir ürünü. Prof. Dr. Yavuz Bülent Köse ve araştırma ekibinin gerçekleştirdiği bu çalışma bizlere sadece iki yeni yabani soğan türünü tanıtmakla kalmıyor aynı zamanda üzerinde yaşadığımız toprakların keşfedilmeyi bekleyen ne denli büyük bir potansiyele sahip olduğunu da bir kez daha gözler önüne seriyor. Allium kazim-kosei ve Allium aralii türleri, bir yandan taşıdıkları aile öyküleriyle bilimin soğuk ve mesafeli sanılan yüzüne sıcak, insani ve vefalı bir dokunuş katarken diğer yandan farmasötik botanik ve tıp dünyası için yepyeni araştırma kapılarını aralıyor. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı-AnaHaber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ve uluslararası düzeyde önemli bilim insanlarını, akademisyenleri, yerel yönetim temsilcilerini ve sektör paydaşlarını bir araya getiren Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, iki gün süren yoğun programın ardından başarıyla tamamlandı. ÜNLÜ AKADEMİSYENLER ESKİŞEHİR’DE BULUŞTU Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve çözüm odaklı iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen sempozyumda, iklim değişikliği, çevre politikaları, sürdürülebilir kentler, atık yönetimi, enerji dönüşümü, su kaynakları ve biyoçeşitlilik gibi birçok önemli konu uzman isimler tarafından ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti. Ünlüce’nin konuşmasının ardından sempozyum, birbirinden önemli oturumlarla devam etti. İki gün boyunca iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bilimsel bilgi, deneyim ve iyi uygulama örneklerinin paylaşıldığı sempozyum; akademi, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine de önemli katkı sundu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede bilimsel veriler ışığında çalışmalarını sürdürmeye ve sürdürülebilir bir gelecek için paydaşları bir araya getirmeye devam edeceğini belirtti. ÇEŞİTLİ OTURUMLAR DÜZELENDİ İlk günün ilk oturumunda “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri değerlendirildi. “Çevresel Sürdürülebilirlikte Uluslararası İş Birlikleri” başlıklı ikinci oturumda, uluslararası ortaklıkların çevresel sorunların çözümündeki rolü masaya yatırıldı. Daiva Matoniene moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara güncel araştırma ve eğitim projelerinden elde edilen deneyimleri paylaşırken, Doç. Dr. Serap Erdal Chicago’da kurulan sensör tabanlı hava kalitesi veri ağının iklim politikalarına katkılarını anlattı. Prof. Dr. Pınar Yıldız ise iklim krizi ve bütüncül sağlık ilişkisini değerlendirdi. Üçüncü oturumda “Uluslararası Ağlar ve Yerel Hedefler: İklim Yönetişiminde Çok Seviyeli Yaklaşım” konusu ele alındı. Prof. Dr. Bora Çetin’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Daiva Matoniene, Nida Bilgen ve Tuğçe Üzümoğlu; küresel iklim hedeflerinin yerel yönetimlere yansımaları, iklim yatırımları, çok seviyeli yönetişim modelleri ve paydaş katılımı üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Günün son oturumunda ise biyoçeşitlilik konusu tüm yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. D. Ümit Şirin moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Ali Dönmez bitkilerin, Prof. Dr. Mustafa Sözen hayvanların iklim değişikliği karşısındaki durumunu aktarırken, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çalışkan biyoçeşitlilik müzelerinin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Cengiz Türe ise COP31 gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. SEMPOZYUMUN İKİNCİ GÜNÜNDE DE DİKKAT ÇEKTİ Sempozyumun ikinci günü de yoğun katılım ve ilgiyle devam etti. “Kentlerin Görünmeyen Altyapısı: Atık Yönetimi” başlıklı ilk oturumda Türkiye’de evsel atık yönetiminin mevcut durumu ve geleceğe yönelik yol haritaları ele alındı. Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan biyometanizasyon ve anaerobik çürütme teknolojilerini anlatırken, TAKK Kurucusu Pınar Akıskalıoğlu atıksız bir ekosistem için ortak sorumluluğun önemine dikkat çekti. “İklim Krizi Çağında Atık ve Su Yönetimi” başlıklı ikinci oturumda ise su ve atık su yönetiminden geri kazanım teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede sunumlar gerçekleştirildi. Mehmet Ali Nalçacıoğlu döngüsel ekonomi temelli entegre kaynak geri kazanım modelini aktarırken, Ömer Benli plastik ve geri dönüşüm teknolojileri, mikroplastik kirliliği, kimyasal geri dönüşüm ve elektronik atıkların yönetimi konularında değerlendirmelerde bulundu. Öğleden sonra gerçekleştirilen “İklim Değişikliği Bağlamında Su ve Sulak Alan Ekosistemleri” oturumunda su kaynaklarının korunması ve sulak alanların iklim değişikliği karşısındaki önemi ele alındı. Prof. Dr. Erdoğan Kaya, Eskişehir Seydi Çayı örneği üzerinden akarsu farkındalığını anlatırken, Dr. Başak Avcıoğlu Çokçalışkan ve Güler Bozok sulak alanların korunması, restorasyonu ve doğa temelli çözümler üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Prof. Dr. Özgür Emiroğlu ise iklim değişikliğinin sucul fauna üzerindeki etkilerini değerlendirdi. “Enerji Dönüşümü ve Hedefler: Verimlilik, Politika ve Teknoloji” başlıklı dördüncü oturumda enerji verimliliği, Türkiye’nin enerji politikaları ve nükleer enerji konusu iklim krizi perspektifinden ele alındı. Murat Gümüşel enerji verimliliği odaklı büyümeyi, Emre Fidan enerji politikalarının iklim değişikliği açısından değerlendirilmesini, Prof. Dr. Latife Berrin Erbay ise nükleer enerjinin iklim krizi bağlamındaki yerini anlattı. Sempozyumun son oturumu olan “İklime Dayanıklı Geleceğin Kentleri: Yerel Akademiden Çözümler ve Sivil Katılım” başlığında ise kentlerin geleceğine ilişkin bilimsel çözüm önerileri paylaşıldı. Prof. Dr. Semra Günay kent çeperlerindeki tarım alanlarının korunmasının önemini vurgularken, Prof. Dr. Uğur Avdan kentsel ısı adaları ve yeşil alan ilişkisini değerlendirdi. Dr. Öğretim Üyesi Hakan Uyguçgil yerel ölçekte iklim dirençliliğinde coğrafi bilgi sistemleri ve sivil katılımın rolünü aktarırken, Prof. Dr. Atila Ocak kentsel planlamada biyoçeşitliliğin önemine dikkat çekti. BAŞKAN ÜNLÜCE’YE TEŞEKKÜR Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ardından, sempozyuma katkı sunan akademisyenler Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi makamında ziyaret etti. Ziyarete Büyükşehir Belediyesi danışmanlarından Prof. Dr. Ahmet Çabuk, Michigan State Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Douglas Hartman, Prof. Dr. Volodymyr Tarabara ve Prof. Dr. Kristen Çetin’in yanı sıra Litvanya’dan Daiva Matoniene ile ICLEI (Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı) temsilcisi Nida Bilgen katıldı. Görüşmede Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Dr. Aytaç Ünverdi de hazır bulundu. Gerçekleştirilen nezaket ziyaretinde, sempozyumun bilimsel içeriği ve organizasyon başarısından duydukları memnuniyeti dile getiren akademisyenler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ortaya koyduğu vizyoner yaklaşım ve ev sahipliği için Başkan Ünlüce’ye teşekkürlerini sundu.

Başkan Ataç Sağlıklı Kentler Birliği Encümenine Yeniden Seçildi Haber

Başkan Ataç Sağlıklı Kentler Birliği Encümenine Yeniden Seçildi

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin İstanbul’da gerçekleştirilen 45’inci Olağan Meclis Toplantısı’nda yeniden encümen üyeliği görevine seçildi. Toplantıyla eş zamanlı düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu’nda ise gıda, su ve enerji başlıkları kentlerin geleceği açısından çok yönlü ele alındı. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 45’inci Olağan Meclis Toplantısı, İstanbul’da geniş katılımla gerçekleştirildi. İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen toplantıyla eş zamanlı olarak bu yıl ilk kez Sağlıklı Kentler Forumu da gerçekleştirildi. 13-14 Mayıs tarihlerinde düzenlenen forumda, kentlerin geleceği açısından kritik öneme sahip “Gıda, Su ve Enerji” başlıkları ele alındı. Başkan Ataç yeniden encümen üyesi seçildi Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Olağan Meclis Toplantısı’nda yapılan seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay yeniden Birlik Başkanlığı görevine seçilirken, Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç da yeniden encümen üyeliği görevine getirildi. Başkan Ataç’ın yeniden encümen üyeliğine seçilmesi, Tepebaşı Belediyesi’nin sağlıklı kentleşme, sürdürülebilir çevre politikaları, iklim duyarlılığı ve yerel yönetimlerde katılımcı yönetim anlayışıyla yürüttüğü çalışmalar açısından önemli bir temsil niteliği taşıdı. Gıda, su ve enerji kentlerin geleceği için tartışıldı Sağlıklı Kentler Forumu kapsamında düzenlenen oturumlarda; sağlıklı şehirleşme politikaları, sürdürülebilir çevre yönetimi, yerel yönetimlerin iklim krizi karşısındaki sorumlulukları, su kaynaklarının korunması, gıda güvenliği ve enerji üretiminde yerel çözümler masaya yatırıldı. Forumda, belediyelerin yalnızca hizmet sunan kurumlar değil; aynı zamanda üretimde daha aktif rol alan, kaynaklarını koruyan, kendi enerjisini üreten ve kent yaşamını dirençli hale getiren yapılar olması gerektiğine dikkat çekildi. “Sağlıklı kent, geleceğini planlayan kenttir” Toplantı ve forumun ardından değerlendirmelerde bulunan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, sağlıklı kent kavramının yalnızca fiziki çevre düzenlemeleriyle sınırlı olmadığını vurguladı. Başkan Ataç, sağlıklı kentlerin; temiz hava, güvenli gıda, korunmuş su kaynakları, yenilenebilir enerji, sosyal dayanışma ve katılımcı yönetim anlayışıyla mümkün olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bugün kentlerin en temel gündemi artık sadece bugünü yönetmek değil, geleceği korumaktır. Gıda, su ve enerji başlıkları doğrudan insan yaşamını ilgilendiren, kentlerin dirençliliğini belirleyen alanlardır. Belediyeler bu alanlarda daha aktif, daha üretken ve daha sorumlu olmak zorundadır. Tepebaşı’nda biz yıllardır çevreyi, insan sağlığını, temiz enerjiyi ve katılımcı yönetimi merkeze alan bir anlayışla çalışıyoruz. Sağlıklı kent, geleceğini planlayan ve kaynaklarını koruyan kenttir.” Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yeniden encümen üyeliğine seçildiği toplantı, yerel yönetimlerin iklim krizi, kaynak yönetimi ve sağlıklı kentleşme alanındaki sorumluluklarının güçlenmesi açısından önemli mesajlarla tamamlandı.

Rekabet Hukuku Eskişehir Zirvesi Gerçekleştirildi Haber

Rekabet Hukuku Eskişehir Zirvesi Gerçekleştirildi

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından Eskişehir’de rekabet hukuku alanında önemli isimlerin katılımıyla “Rekabet Hukuku Eskişehir Zirvesi” gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Prof. Dr. İhsan Erkul Konferans Salonunda düzenlenen zirvenin açılışına Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, Eskişehir Adli Yargı Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Baro Başkanı Av. Barış Günaydın, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün başta olmak üzere çok sayıda kişi katılım gösterdi. Küle: “Rekabet hukuku yüzlerce yıllık bir geleneğe dayanır” Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle zirvenin açılışında rekabet hukukunun tarihsel kökenlerine ve Türkiye’deki gelişimine değinerek dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Küle, rekabet hukukunun modern dönemle sınırlı olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Rekabet hukuku yüzlerce yıl öncesine dayanan bir gelenektir.” Küle ayrıca dijital platformlar, iş gücü piyasaları ve sanayi politikalarıyla ilgili yeni düzenlemelere değinerek Rekabet Kurumu’nun aktif rolünü anlattı ve kurumun yaklaşımını şöyle özetledi: “Biz cezalarla anılmak istemiyoruz. Bizim asıl görevimiz piyasayı düzenlemek ve dengeyi sağlamaktır.” Küle, ayrıca Tofaş–Stellantis birleşmesine ilişkin verilen taahhütlü izin sürecini örnek göstererek rekabet politikasının sanayi politikalarıyla birlikte düşünüldüğünü ifade etti. Rektör Adıgüzel: “Üniversitenin işlevi sadece dört duvar arasında eğitim vermek değil” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel üniversitelerin piyasa ile daha güçlü bağ kurması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Adıgüzel konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Üniversitenin işlevi sadece dört duvar arasında eğitim vermek değil aynı zamanda topluma katkı sunmak ve öğrencileri piyasa koşullarına hazırlamaktır.” Prof. Dr. Adıgüzel ayrıca yapay zekâ sonrası ekonomik değişimlere dikkat çekerek akademinin hızlı uyum sağlaması gerektiğini söyledi. Konuşmasında Eskişehir’de düzenlenecek büyük bilimsel etkinliklere de değindi. Rektör Çolak: “Rekabet hukuku günümüzde yalnızca piyasa düzenini koruyan teknik bir hukuk dalı olmaktan çıktı” Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak ise rekabet hukukunun disiplinler arası bir yapıya dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: “Rekabet hukuku günümüzde yalnızca piyasa düzenini koruyan teknik bir hukuk dalı olmaktan çıkmış dijitalleşme, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve inovasyon ekseninde ekonomik hayatın dönüşümüne yön veren stratejik bir alan haline gelmeye başlamıştır. Rekabet Hukuku yalnızca ekonomik dengeleri değil, tüketici refahını, inovasyon kapasitesini ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de doğrudan etkilemektedir.” Prof. Dr. Çolak, üniversitelerin bu süreçte bilgi üretmenin ötesine geçerek geleceğin ekonomik düzenini şekillendiren merkezler haline geldiğini ifade etti. Prof. Dr. Aygün: “Rekabet hukuku artık stratejik bir alan” Zirvenin açılışında konuşan Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün, rekabet hukukunun tarihsel gelişimine değinerek şu ifadeleri kullandı: “Rekabet hukuku artık stratejik bir alan. Zekânın dönüştürücü etkisi, iklim ve çevre politikaları ve sürdürülebilirlik gibi yeni alanlar rekabet hukukuyla kesişmektedir.” Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Rekabet Kurumu iş birliğiyle düzenlenen Rekabet Hukuku Zirvesi akademi ve kamu temsilcilerini bir araya getirdi. Zirvede dijitalleşme, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve rekabet hukuku ele alındı. Konuşmacılar, rekabet hukukunun artık yalnızca piyasa düzeni değil, aynı zamanda ekonomik dönüşümün merkezinde yer aldığını vurguladı. Konuşmaların ardından Rekabet Kurulu Başkanı Birol Köse’ye, Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak’a Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından belge takdimi gerçekleştirildi. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber)

Su Yönetiminde Yenilikçi ve İklim Dostu Uygulamalar Haber

Su Yönetiminde Yenilikçi ve İklim Dostu Uygulamalar

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ESKİ Genel Müdürlüğü, İçme Suyu Arıtma Tesisi’ne kurulan Güneş Enerji Santrali (GES) ile hem doğayı koruyor hem de enerji tasarrufu sağlıyor. 2025 yılı verilerine göre proje, 34 binden fazla ağacın dikilmesine eşdeğer bir çevresel fayda sağladı. ​Güneş Panelleri Enerji İhtiyacının %12’sini Karşılıyor ​Sürdürülebilir çevre politikaları kapsamında İçme Suyu Arıtma Tesisi’nin çatısına kurulan dev sistem, meyvelerini vermeye başladı. 1.100 MWe kurulu güce sahip olan ve toplam 2.657 panelden oluşan GES sistemi, 2025 yılı içerisinde 1.786.965 kWh elektrik üretimi gerçekleştirdi. Bu devasa üretim rakamı, tesisin toplam enerji sarfiyatının %12’sini tek başına karşılayarak ekonomik anlamda büyük bir verimlilik sağladı. ​34 Bin Ağaç Kurtarıldı, Karbon Salınımı Azaldı ​ESKİ’nin yenilenebilir enerji yatırımı, rakamların ötesinde güçlü bir ekolojik etki yarattı. 2025 yılı üretim verileri analiz edildiğinde; ​854,20 ton karbon emisyonu atmosfere karışmadan engellendi. ​Bu çevresel başarı, doğaya 34.168 adet kızılçam ağacının sağladığı oksijen desteğine eşdeğer bir katkı sundu. ​Başkan Ayşe Ünlüce’den "Dirençli Şehir" Vizyonu ​ESKİ Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, bu yatırımın Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin "çevreye duyarlı ve dirençli şehir" vizyonunun bir parçası olduğu vurgulandı. Su yönetiminde sadece arıtma kalitesine değil, üretim modellerinin iklim dostu olmasına da odaklandıklarını belirten yetkililer, kentin geleceği için yenilikçi projelerin devam edeceği mesajını verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.