SON DAKİKA
Hava Durumu

#Belediye Başkanları

Porsuk Haber Ajansı - Belediye Başkanları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Belediye Başkanları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"2026 Eskişehir Yılı" Projeleri Partililerle Paylaşıldı Haber

"2026 Eskişehir Yılı" Projeleri Partililerle Paylaşıldı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “2026 Eskişehir Yılı” kapsamında hayata geçirilecek projeleri Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, belediye başkanları, meclis üyeleri ve partililerle paylaştı. Büyükşehir Belediyesi’nin vizyon projeleri, Haller Gençlik Merkezi’nde düzenlenen geniş katılımlı toplantıyla örgüte anlatıldı. Toplantıya; CHP İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan’ın yanı sıra Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediyesi Başkan Vekili Emre Genç, Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak, Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan, Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, meclis üyeleri, ilçe başkanları, mahalle sorumluları ve çok sayıda partili katıldı. Toplantıda ilk olarak bu yıla özel hazırlanan 26 dakikalık video izletildi. Ardından konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, 2026 Eskişehir Yılı’nın yalnızca bir belediye çalışması değil, kentin tüm dinamiklerini kapsayan ortak bir yolculuk olduğunun altını çizdi. Ünlüce, “Eskişehir’in birlik beraberlik ruhunu oluşturarak; kendi derneğim adına ne yapabilirim, kendi belediyem adına ne yapabilirim, kendi partim adına ne yapabilirim ya da bireysel olarak şehrim adına bir şeyler yapmak istiyorum diyen herkese bir davette bulunmak istedik. Çünkü 2026 yılında, oluşturduğumuz bütün işleri yaparken sizler de bizim yol arkadaşımızsınız. Eleştiriler olduğunda, bir düzeltme yapmamız gerekiyorsa onları düzelterek ilerleyeceğiz. İltifatlarımızı alacağız, eleştirilerimizi alacağız. Ben tekrar geldiğiniz için teşekkür ediyorum. 2026 heyecanına ortak olduğunuz için hepinizi minnetle kucaklıyorum.” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç ise konuşmasında örgütlü mücadelenin ve dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Ataç, 2024 yerel seçim sürecinin Eskişehir açısından tarihi bir başarıyla sonuçlandığını belirterek, “Bu seçim, son 25 yılın en başarılı seçimlerinden biri oldu. Ayşe Başkanımızın vizyonu çok kısa sürede ortaya çıktı. Bugün izlediğimiz yaklaşık 60 proje, Eskişehir’e yeni bir vizyon kazandıracak. Bu 25 yılda Eskişehir’in bize verdiği destek çok önemli. Eskişehirliler, yenilikleri kabul eden bir halktır. Ben Tepebaşı’na belediye başkanı olmaktan büyük gurur duyuyorum. Üç belediyenin ortak akılla üreteceği projeler, Eskişehir’i Türkiye’de örnek gösterilen bir kent haline getirecektir.” dedi. Ataç ayrıca Atatürk’ün mirasına sahip çıkmaya devam edeceklerini vurgulayarak, “Biz şanslı bir milletiz. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk gibi büyük bir liderimiz var. Biz Atatürk’ün gösterdiği çizgide ve onun devrimleriyle yolumuza devam edeceğiz. Büyük bir aile olarak iktidara yürüyoruz. 2028’de çok daha büyük bir başarıya imza atacağız.” diye konuştu. Odunpazarı Belediyesi Başkan Vekili Emre Genç de toplantıda yaptığı konuşmada, 2026 projelerinin kapsamına dikkat çekti. Genç, “Zor bir dönemden geçiyoruz. Belediyelerimiz haksız ve hukuksuz uygulamalarla karşı karşıya. Ancak bugün dinlediğimiz projeler; sanattan spora, sosyal konuttan afet gerçeğine kadar son derece kapsamlı ve umut verici. Bizler bu projeleri sahada, sokakta vatandaşlarımıza anlatacağız. Yereldeki iktidarımızı genelde de iktidar yapma hedefiyle kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.” dedi. CHP İl Başkanı Talat Yalaz ise birlik ve dayanışma mesajı verdi. Yalaz, “2026 Eskişehir Yılı projelerinin hayata geçirilmesinde belediye başkanlarımızdan örgütümüze kadar herkesin büyük bir sorumluluğu var. Bu sürecin asıl taşıyıcıları bizleriz. Örgütü, belediyeleri ve milletvekillerini birbirinden ayıran anlayış bu partiye zarar verir. Biz ancak birlikte hareket edersek güçlenir, başarıyı kalıcı hale getiririz.” ifadelerini kullandı. Başkan Ünlüce ve emeği geçenlere teşekkür eden CHP Milletvekili Utku Çakırözer, “Şehrimizin geleceğine dair ortak hedefleri ve sorumluluğu bir kez daha hissettiğimiz 2026 Yılı Vizyon projelerinin bir an önce hayata geçmesin heyecanla bekliyoruz. Ayşe Başkanımıza ve projenin ortaya çıkmasında emeği geçen belediye çalışanlarına teşekkürler. Atılan her adımın Eskişehir'imize değer katacağına olan inancımız tam. Güzel şehrimizi dayanışmayla, ortak akılla hep birlikte daha güzel yarınlara taşıyacağız.” dedi. “Eskişehir’imizi birlikte geleceğe taşıyoruz.” diyen Jale Nur Süllü, “Gurur duyduğumuz şehrimizde sahip olduğumuz huzurlu, mutlu yaşam koşullarını daha ileriye taşıyacak yerel yönetim anlayışımız doğrultusundaki projeler hakkında bilgi aldık. Şehrimizi daha dirençli ve daha güçlü şehir haline getirecek projelerden dolayı, başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce olmak üzere, emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.” ifadelerini kullandı. İbrahim Arslan da, “Ortak akıl ve iş birliğiyle Eskişehir’imizin değerlerini koruyan ve geleceğe taşıyan her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz. Bu vizyona katkı sunan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu. Toplantıda söz alan CHP Eskişehir milletvekilleri de kentin geleceği için her zaman dayanışma içinde çalışacaklarını vurgulayarak, 2026 Eskişehir Yılı projelerinin Eskişehir’e hayırlı olmasını diledi. “2026 Eskişehir Yılı” toplantısı, partililerin yoğun katılım gösterdiği soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Karasu: ''Bu Ülkede Emekliler Diri Diri Tabuta Konulmuştur'' Haber

Karasu: ''Bu Ülkede Emekliler Diri Diri Tabuta Konulmuştur''

CHP Esenler İlçe Başkanlığı tarafından “Yoksulluk Kader Olamaz” paneli düzenlendi ve panelde sözü doğrudan emekliler aldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, iktidarın emeklileri bilinçli şekilde yoksulluğa mahkûm ettiğini belirterek, “Bu ülkede emekliler diri diri tabuta konulmuştur. Bir kişi değişecek, her şey değişecek” dedi. CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, “Yoksulluk Kader Olamaz” panelinde yaptığı konuşmada emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik tabloya sert sözlerle tepki gösterdi. Karasu, iktidarın emeklileri bilinçli şekilde yoksulluğa mahkûm ettiğini belirterek, “Bu ülkede emekliler diri diri tabuta konulmuştur” dedi. CHP Esenler İlçe Başkanlığı tarafından hafta sonunda “Yoksulluk Kader Olamaz” paneli düzenlendi ve panelde sözü doğrudan emekliler aldı. Emekli vatandaşlar, yaşadıkları geçim sıkıntılarını anlatırken bu ülkede geçimin ne anlama geldiğini, hayatın nasıl daraldığını, ay sonunu getirmenin nasıl bir mücadeleye dönüştüğünü kendi yaşamlarından örneklerle anlattı. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Esenler İlçe Başkanı Kemal Şahin, yoksulluğun nasıl sistematik biçimde kalıcı hale getirildiğini Esenler’de emeklilerin ve dar gelirli yurttaşların yaşadığı ekonomik çöküşü, sahadan örneklerle ortaya koyan kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdi. Ardından DİSK Dev Emekli-Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz söz aldı. Yavuz, emeklilerin yaşam ve geçim koşullarını, örgütlenme hakkının önündeki fiili ve yapısal engelleri ve emeklilerin Türkiye’de neden söz sahibi olamadığını anlattı. CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Ozan Bingöl ise veriler ve rakamlarla yoksulluğun nasıl bilinçli tercihlerle derinleştirildiğini, bütçenin emekliye değil, yandaşa aktarıldığını ve bu düzenin emeklileri nasıl her geçen gün daha kırılgan hale getirdiğini ortaya koydu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu ise konuşmasına Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere Silivri’de tutulan belediye başkanlarına ve belediye başkanları ile bürokratlara salondan selam göndererek başladı. Emeklilerin, asgari ücretlilerin ve ezilen tüm kesimlerin konuşulduğu bir dönemde olduklarını vurgulayan Karasu, AKP’nin 2002 yılında iktidara gelirken verdiği “yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele” sözlerini hatırlattı ve 24 yılın sonunda gelinen noktanın ağır bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti. Karasu, geçmişte emekli olan yurttaşların emekli tazminatlarıyla ev ve araba alabildiğini, bugün ise yeni emekli olanların mutfak eşyası dahi alamaz hale geldiğini söyledi. 5 EMEKLİ MAAŞI YOKSULLUK SINIRI ETMİYOR Türkiye’de emeklilerin büyük bölümünün açlık sınırının altında yaşadığını vurgulayan Karasu, Türkiye’de 17 milyon emeklinin ortalama maaşının 23 bin 500 lira olduğunu, açlık sınırının ise 30 bin lirayı aştığını belirtti. Cumhuriyet tarihinde ilk kez memur emeklilerinin de açlık sınırının altında maaş aldığını söyleyen Karasu, “Bugün beş emekli bir araya gelse yoksulluk sınırını aşamıyor” ifadelerini kullandı. Vergide, paylaşımda ve dağıtımda adalet kalmadığını dile getiren Karasu, bütçe görüşmelerinde emekli, işçi, kadın, genç ve asgari ücretlilerin yok sayıldığını hatırlattı. İktidarın betona ve demire yatırım yaptığını vurgulayan, ama Türkiye’de çocukların protein alamadığını, milyonlarca çocuğun et yiyemediğini, annelerin beslenme çantasına bir kuru ekmeği dahi zor koyduğunu vurguladı. GARİBAN AKP’NİN KENDİSİDİR! TBMM’de 15 gün boyunca emekliler için mücadele verdiklerini belirten Karasu, iktidarın bu çağrılara kulak tıkadığını ifade etti. Yaklaşık 5 milyon emekliye bin lira zam yapıldığını hatırlatan Karasu, “Bin lirayla pazara gitseniz file dolmuyor, kasaptan bir kilo et alamıyorsunuz. Kendi çocuklarına harçlık olarak bile vermeyecekleri parayı emekliye zam diye sundular” dedi. AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in emekliler için yaptığı “garibanlar” ifadesi kullandığını da hatırlatan Karasu, “Garibanlar bize oy veriyor diyerek, emeklilerden bahsediyor. Siz hiç merak etmeyin. Emekli bu ülkede kimsesiz değildir. Emekli bu ülkede gariban değildir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanından tüm üyelerine kadar emeklilerin ve emekçinin yanındadır. Gariban olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin söylemleridir, AKP’nin kendisidir” diye konuştu. HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ “AKP sadece yoksulluğu yaratan bir iktidar olmadı. AKP, aynı zamanda bu süre içinde yoksulluğu yönetti. Emekliyi yoksullaştırdılar, sonra o yoksulluğu iktidarlarının sigortası haline getirdiler ‘Bize mecbursunuz. Başka çıkış yolu yok’ dediler!” dedi. Emeklilere “Siz AKP’nin yarattığı bu sefalete mecbur musunuz?” diye soran ve salondan “Hayır” yanıtını alan Karasu, “O zaman, ayağa kalkacaksınız! O zaman meydanlarda, sokaklarda, alanlarda, kürsülerde hakkınızı alana kadar hep beraber mücadele edeceğiz” diye konuştu. CHP’NİN ÇÖZÜMÜ HAZIR CHP’nin emeklilere yönelik çözüm önerilerinin hazır olduğunu belirten Karasu, en düşük emekli aylığının en az bir asgari ücret düzeyine çıkarılması, intibak yasasının çıkarılması, bayram ikramiyelerinin bir asgari ücret olması, sağlıkta katkı paylarının kaldırılması ve emeklilere sendika ve toplu sözleşme hakkı tanınması önerilerini sıraladı. Emeklilerin ve emekçilerin, AKP’nin yarattığı bu kara düzene mecbur olmadığını vurgulayan Karasu, “Sandık gelecek. Bir kişi değişecek, her şey değişecek. Bu ülkenin kaynakları 86 milyona yeter; yeter ki adaletli paylaşalım” dedi.

Bankoğlu: ''Bu Muhalefeti Susturmak İçin Kriz Mühendisliğidir'' Haber

Bankoğlu: ''Bu Muhalefeti Susturmak İçin Kriz Mühendisliğidir''

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’deki baskı operasyonlarını ve Ekrem İmamoğlu’na yönelik “siyasi kumpasları” Avrupa gündemine taşıdı. Bankoğlu, “Bu bir kriz yönetimi değil; muhalefeti susturmak için kriz mühendisliğidir” dedi. Genel Kurul’un “Kriz Dönemlerinde Seçimler” başlıklı oturumunda söz alan Bankoğlu, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun haksız yere hapsedildiğini ve seçilmiş belediye başkanlarının yaklaşık 10 aydır parmaklıklar ardında olduğunu hatırlattı. 30 YILLIK DİPLOMANIN İPTALİ SİYASİ BİR KUMPASTIR Bankoğlu, kürsüden yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: Salgın, terör ve savaş gibi krizlerin demokratik kurumlar ve seçim süreçleri üzerinde yarattığı baskıyı ele alan bu rapor, doğrudan Türkiye'nin bugün yaşadığı gerçekliğe hitap ediyor. Türkiye'de artık demokrasiye yönelik soyut riskleri tartışmıyoruz; biz bu riskleri bizzat yaşıyoruz. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu haksız yere hapsedildi. Ülke genelinde seçilmiş belediye başkanları yaklaşık 10 aydır parmaklıklar ardında. Onu siyasi rekabetin dışına itmek için, 30 yılı aşkın bir süre önce aldığı üniversite diploması keyfi bir şekilde iptal edildi. Bu bir hukuk süreci değil; mahkemeler yoluyla yapılan bir sivil darbedir. Erdoğan rejimi, sandıkta kazanamadığını yargı yoluyla gasp etmeye çalışmaktadır. Demokratik haklarını barışçıl bir şekilde savunan binlerce insan; polis şiddeti, toplu gözaltılar ve yıldırma politikalarıyla karşı karşıya kaldı. Bu bir kriz yönetimi değil; muhalefeti susturmak ve demokrasiyi zayıflatmak için kriz üretmektir. KÜRESEL OTORİTERLEŞME UYARISI: TRUMP’IN SÖZLERİ NORMALLEŞTİRİLEMEZ Dünya genelinde otoriterliğin tehlikeli bir şekilde normalleşmesine tanık oluyoruz. Liderler, bizzat seçimlerin değerini açıkça sorguluyor. Daha geçen haftalarda Donald Trump alaycı bir şekilde “belki de seçimlere gerek bile yok” demişti. Bugün bu durum, daha geniş küresel bir eğilimi yansıtıyor: hesap verilebilirlik olmaksızın güç, rıza olmaksızın otorite... Bu rapor, seçimlerin demokratik meşruiyetin temeli olduğunu bize haklı olarak hatırlatıyor. Hükümetler halkın iradesini çarpıtmak veya geçersiz kılmak için krizleri manipüle ettiğinde, demokrasi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. DEMOKRASİ OLAĞAN ZAMANLARDA DEĞİL, KRİZLERDE GERÇEK BİR İHTİYAÇ Türkiye bir dönüm noktasındadır. Halkımız, baskılara rağmen barışçıl bir şekilde protesto ediyor ve adalet talep ediyor. Muhalefet liderlerinin hapsedilmesi, yerel yönetimlerin susturulması ve muhalif görüşlerin suç sayılması, demokratik ilkelerin ve insan haklarının ihlalidir. Bu Meclis sadece bir gözlemci olarak kalamaz; net bir mesaj göndermeliyiz: Hiçbir kriz, demokrasinin askıya alınmasını haklı çıkaramaz. Hiçbir hükümet, halkının rızası olmadan yönetme hakkına sahip değildir Demokrasi, sadece olağan zamanlar için bir lüks değildir. Aksine, gücün onu terk etmeye en çok meyilli olduğu kriz anlarında en temel ihtiyaçtır.

Başkan Ünlüce, Büyükşehir Belediye Başkanları Mersin Buluşmasına Katıldı Haber

Başkan Ünlüce, Büyükşehir Belediye Başkanları Mersin Buluşmasına Katıldı

‘Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Büyükşehir Belediye Başkanları Mersin Buluşması’, ‘Halk İçin Hep Beraber’ sloganıyla büyükşehir belediye başkanlarının katılımıyla gerçekleşti. Toplantıda belediyelerin 2025 yılı hizmetleri değerlendirilirken; 2026 yılına yönelik çalışmaları kapsamlı şekilde ele alındı. Tutuklu belediye başkanları, yoksullukla mücadele, global ve ulusal siyasetin ülkeye etkisi, belediyelere kayyım atanması, devam eden operasyonlar ve kuraklıkla mücadele de toplantı gündeminde yer aldı. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in ev sahipliğinde düzenlenen buluşma; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek başkanlığında gerçekleşti. Başkan Seçer’in açılış konuşmaları ile başlayan buluşmaya; CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu ve Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce katılım sağladı. Buluşma, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce toplantıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Gökan Zeybek ve Büyükşehir Belediye Başkanlarımızla Torosların eteklerinde, portakal kokulu Mersin’deyiz. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in ev sahipliğinde 2025 yılındaki çalışmalarımızı değerlendirdik, 2026 yılı için görüş alışverişinde bulunduk. Şeffaflığı ilke, halkçılığı pusula edinen yönetim anlayışımızla; kentlerimizi birlikte üreten, birlikte paylaşan ve birlikte güçlenen bir geleceğe taşımaya devam edeceğiz." dedi. Başkan Seçer: “Nüfusun yüzde 60’ını ve Türkiye ekonomisinin 4’te 3’ünü CHP’li belediyeler yönetiyor” Başkan Seçer, açılışta gerçekleştirdiği konuşmasında; başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek olmak üzere, tutuklu tüm belediye başkanlarına ve siyasilere selamlarını gönderirken; hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ile Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ı andı. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak toplantıya ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını ifade eden Seçer, kentin ülke içindeki konumuna değindi. Mersin’in stratejik konumu ve tarihsel sürecini değerlendiren Seçer, kentin Türkiye’de ekonominin en önemli merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Kentin dinamik yapısından söz ederek göçlerle büyüdüğünü belirten Seçer, Mersin’in liman kenti olmasının tarihsel süreçteki önemine değindi. Gerçekleştirilen toplantının geçmiş dönemde de faydalarını gördüklerini dile getiren Seçer, “Bugün burada olma nedenimiz; bir yandan kendi görev ve sorumluluk alanlarımız içerisindeki sorunlarımızı konuşmak, tartışmak ve deneyim paylaşımı yapmak; bir yandan da Türkiye’nin, bölgenin ve dünyanın yaşadığı siyasal çalkantılar içerisindeki durumunu konuşmak. Çünkü her birimizin şehrinin kendine münhasır özelliklerinden dolayı hem iç siyasi gelişmelerden hem dış siyasi gelişmelerden etkilendiğini biliyoruz. Mersin ve komşumuz Adana bu konuda son derece hassas kentler. Orta Doğu’daki ve Kafkaslar’daki her gelişme buraya yansıyabiliyor. Çünkü bizim bölgelerimiz ulusal güvenlik açısından da son derece stratejik lokasyondalar” diyerek kentlerde yaşanan süreçleri bir arada tartışacaklarını belirtti. 2019 yılında yerel seçimlerde ortaya konulan başarıyı hatırlatan Seçer, Ankara ve İstanbul’un ardından Mersin, Adana, Antalya gibi kritik öneme sahip kentlerin de CHP’li belediye başkanları tarafından kazanılarak başarıyla yönetildiğini vurguladı. Tüm bu başarıyla birlikte 2024 yılında birçok yeni belediyenin de kazanıldığını ifade eden Seçer, “Her geçen yıl CHP’li belediye başkanlarının yönettiği nüfus oranını artırdık. Aynı zamanda ekonomik hacim olarak Türkiye’nin en önemli ekonomik döngüsünün olduğu şehirleri yönetmeye başladık. Bu siyaset açısından çok önemli ve değerlidir. Bugün nüfusun yüzde 60’ından fazlasını ve Türkiye ekonomisinin 4’te 3’ünü CHP’li belediyeler yönetiyor” sözlerini kaydetti. “Türkiye’nin geleceğini yerelden kurgulayacağız” Belediye başkanlarının yürüttükleri hizmet ve siyaset ile ülke siyasetine de yön verdiğinin altını çizen Seçer, “Bugün Cumhurbaşkanlığı son derece önemli bir makamsa hatta atanan bakanlar önemli bir makam işgal ediyorlarsa ve alanlarında hizmet etmeye çalışıyorlarsa, belediye başkanları da en az onlar kadar önemli siyasi aktörlerdir. Biz Türkiye’nin geleceğini yerelden kurgulayacağız. Bunun planlamasını yapma zorunluluğumuz var. Bizim görevimiz sadece bir kentin yerele ait olan hizmetlerini yerine getirmek değil; Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi konjonktürden çıkışını, vatandaşın umutlarının diri kalmasını sağlamaktır. Bunu yapabileceğimiz bir çalışma ortamı önümüzde var” diye konuştu. “Ülkenin en temel 2 sorunu: ‘Ekonomi’ ve ‘Adaletsizlik’ ” Ülkenin en temel 2 sorununun ‘Ekonomi’ ve ‘Adaletsizlik’ olduğunu vurgulayan Seçer, vatandaşların da bu adaletsizliğin farkında olduğunu belirterek, “Belediye başkanlarımızın tartışmalı yargı kararlarıyla tutuklu olduğunu, masumiyet karinesinin yok sayıldığını, herhangi bir yargı kararı yokken suçlu muamelesi gördüklerini herkes biliyor. Elbette ki bu süre içerisinde biz belediye başkanları olarak cezaevinde bulunan arkadaşlarımızın yanında olacak, onların yokluğunu aratmayacağız” sözlerini kaydetti. “CHP iktidarın kilidini açacaksa; anahtar belediyelerdir” İktidara giden yolun belediyelerin başarısından geçtiğini ifade ederek tüm baskıların bunun bilincinde olunmasından kaynaklandığını belirten Seçer, “CHP iktidarın kilidini açacaksa; bunun anahtarı belediyelerdir. Bunu iktidar da iyi biliyor. Bu nedenle bizi baskı altına almak, hizmet yapamaz hale getirmek, halk karşısında itibarsızlaştırmak gibi bir politika izlediklerini biliyoruz. Bu sorunun tespiti hepimiz tarafından yapılıyor ama bizim asıl konuşmamız gereken bu işlerin altından nasıl kalkacağımızdır. Tamamen siyasi saiklerle yaratılan sorunlarla uğraşıyoruz, bizim bunu siyasetle çözmemiz lazım. Siyasetle çözmenin en temel ve gerçekçi yolu; iktidar olmak” dedi. İktidara yürümenin bir zorunluluk olduğunu söyleyen Seçer, bu yolda umudun CHP’li belediyeler olduğunu sözlerine ekledi. “İlk seçimlerde partimizi iktidar yapacağız” Belediye başkanları olarak tüm bu sorumluluk ile başarılı olma ve Türkiye’nin geleceğini kurma yolunda en önemli siyasi figürler olduklarını hatırlatan Seçer, CHP tarihinin mücadelelerle geçtiğini hatırlattı. Parti olarak Cumhuriyet’in iradesini ortaya koyduklarını ifade eden Seçer, “Konumumuzun, durumumuzun, zorlukların farkındayız ama gücümüzün de farkındayız. Hep beraber bunu başaracağımızdan en ufak bir endişem yok. Halkta karşılığı olan, halka giden, halkın derdini dinleyen, halkla hemhal olan ve geleceğe umut olan bizleriz. İlk seçimlerde partimizi iktidar yapacağız. Türkiye’nin üzerindeki bu kara bulutları da hep beraber dağıtacağız” sözlerine yer verdi. Zeybek: “Vahap Başkanımız; günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir belediyeciliği esas alıyor” CHP Yerel Yönetimlerden ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek konuşmasına; hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ile Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ı anarak başladı. Zeybek, Başkan Seçer’in Vekilliği öncülüğünde hizmet eden TBB’yi; belediyeler arasında ayrım yapmadan kamucu bir anlayışla kaynakları etkin ve verimli kullanarak vizyon projelere önderlik etmesi dolayısıyla tebrik etti. Birliğin; kişilere değil, halk iradesine dayalı olarak yönetildiğini kaydeden Zeybek, Mersin’deki belediyecilik anlayışının insanların hafızasına yerleştiğini sözlerine ekleyerek, “Mersin Büyükşehir Belediyesi yalnızca bir hizmet belediyeciliği örneği değil; sosyal adaletin, kapsayıcılığın ve krizlere karşı direncin kurumsallaştığı bir yerel yönetim modelidir. Vahap Başkanımız toplumsal kutuplaşmanın yerine ortak yaşamı; rantın yerine kamu yararını, günü kurtaran değil geleceği planlayan bir belediyeciliği esas alan bir anlayışla ve kararlılıkla başarılı bir belediye süreci yönetmektedir. Sayın Seçer; sosyal destekten tarıma, emeklilerden gençlere kadar her kesimi yöneten bir yerel yönetim pratiğiyle bugün ülkemizde CHP tarafından yönetilmeyen pek çok belediyeye örnek teşkil etmektedir” dedi. “Yargı, siyasetin aparatı haline geldi” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik gerçekleştirilen operasyonlara ve diploma davasına değinen Zeybek, bu durumun yargının siyasallaşması ve siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesinin tipik bir örneği olduğunu ifade etti. Zeybek, “Bu bir hukuk davası değil, bu bir korkunun davasıdır. Bu dava Ekrem İmamoğlu’nun milletin kendisine uygun gördüğü Cumhurbaşkanlığı adaylığını engelleme davasıdır. 31 yıllık bir diplomanın iptal edilmesi, yargının siyasetin aparatı haline geldiğini apaçık bir göstergesidir” diye belirtti. “Türkiye’nin 3’te 1’inde demokrasi ayaklar altına alınmıştır” Zeybek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in millet iradesine sahip çıktığını ve sandık milletin önüne gelene kadar meydanlarda, sokaklarda, alanlarda ve her yerde olmaya devam edeceklerini kaydetti. Esenyurt’u, Şişli’yi, Ovacık’ı, Van’ı, Mardin’i, Batman’ı, pek çok il ve ilçeyi kayyımın yönettiğini belirten Zeybek, belediyeleri halk iradesiyle seçilmişlerin yerine devlet eliyle atanmışların yönetmesini doğru bulmadıklarını sözlerine ekledi. Millet iradesinin yok sayılmasını kabul etmediklerinin altını çizen Zeybek, “Bugün Türkiye’de 28 milyon 819 bin 534 kişinin yaşadığı şehirlerin seçilmiş belediye başkanları görevde değildir. Bu, 103 yıllık Cumhuriyetimizin ve Cumhuriyet’in en önemli kurumlarından olan yerel yönetimler açısından bakıldığı zaman geriye gidişin en tipik örneklerinden biridir. Bugün Türkiye’nin 3’te 1’inde demokrasi ayaklar altına alınmıştır” dedi. Zeybek, CHP’li belediye başkanlarının başarılı performansının ‘CHP belediyeciliğini’ gösterdiğini belirterek, “232 olan belediye sayımızı bir anda 412’ye çıkarıyor olmamızın altındaki temel nokta da millete vermiş olduğumuz sözlerin tutulmasıydı” ifadelerine yer verdi. Zeybek, CHP’nin yerel seçimlerdeki oy oranının yüzde 38’den 48’e, belediyelerin memnuniyet oranının ise yüzde 60’lardan başlayarak yüzde 82’lere kadar çıktığını belirterek, “Bu oranlar bizi fazlasıyla memnun ederken; iktidar kanadını da ciddi biçimiyle endişeye sevk etti. Memnuniyet oranın artması CHP’nin Türkiye genelindeki oy dengesini yukarıya çekiyor olması da iktidarı belli ki çok sıkıştırdı ki ‘Silkeleyin’, ‘Mali anlamda belediyeleri kıskaca alın’ dediler” dedi. “Biz; halkçı belediyecilik anlayışıyla hizmet ediyoruz” CHP’li belediyelerin, yaşanılan tüm engellemelere rağmen halka dokunan hizmetleri hayata geçirdiğinden söz eden Zeybek, kadınından çocuğuna, gencinden yaşlısına, emeklisinden işçisine kadar her kesimden yurttaşın hayatını kolaylaştıracak belediye hizmetlerini hayata geçirdiklerini anlattı. Zeybek, CHP’li belediyeler olarak farklı bir belediyecilik anlayışı içerisinde yurttaşlara hizmet verdiklerini belirterek, iktidarı en çok rahatsız eden çalışmaların da belediyelerin yapmış olduğu sosyal destekler olduğunu dile getirdi. Zeybek, “Bir belediye başkanı; şehrinde yaşayan, ekonomik anlamda açlık sınırının altında bir gelir elde eden ve evine ekmek götüremeyen, evinde sıcak çorba kaynatamayan yurttaşın varlığını bilecek de buna nasıl sessiz kalacak? Bizden bunu nasıl beklersiniz? Bizim halkçı belediyecilik anlayışımızın temelinde; ‘Nerede bir ihtiyaç sahibi varsa bizim belediyelerimiz ve başkanlarımız onların yanında’ anlayışı var” dedi. “Umut Mersin’dedir, Türkiye’dedir” Başkan Seçer’e ve buluşmanın düzenlemesine katkı sunan herkese teşekkürlerini ileten Zeybek, “Seçimlerin hangi tarihte yapılacağı belli değil ama biz 155 bin sandık görevlimizle CHP olarak hazırız ve alandayız. 87 haftadır Türkiye’nin tüm anketlerde açık ara 1. partisiyiz ve ülkeyi yönetme iddiamızı yerel yönetimlerden aldığımız güçle Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in liderliğinde sürdürme kararlılığındayız. O nedenle umut buradadır, Mersin’dedir, Türkiye’dedir, Silivri, Antalya, Buca ve Çorlu zindanlarındadır. Biz bu umudu yeşerteceğiz, güçlendireceğiz ve büyüteceğiz. Eninde sonunda haklılar ve halktan yana olanlar kazanacak. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” diye belirtti. Toplantı açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti. Büyükşehir belediye başkanları belediyelerindeki çalışmalar, projeler ve deneyimler ile ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulundular.

Bu Halk Korkmaz, Biz Susmayız, CHP Geri Adım Atmaz! Haber

Bu Halk Korkmaz, Biz Susmayız, CHP Geri Adım Atmaz!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan tutuklanan belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve Genel Başkan Özgür Özel'e yönelik soruşturma başlatılması ile ilgili bir açıklama yaptı. CHP Milletvekili İbrahim Arslan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi; ''Bu operasyonlar, hukuk değil intikam düzenini hakim kılmak için yapılan siyasi darbedir. Bu mücadele, sadece bir partinin değil, Türkiye’nin demokrasi mücadelesidir. Bugün İçişleri Bakanlığı tarafından partimizin belediye başkanları olan Avcılar, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa, Ceyhan ve Seyhan’da görevden uzaklaştırma kararları açıklanmıştır. Bu karar, yalnızca yerel yönetime değil, halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeye karşı doğrudan bir siyasi darbedir. Daha önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere; Esenyurt, Beşiktaş, Şişli, Beykoz, Beylikdüzü ve Ovacık belediye başkanlarımız hakkında alınan benzer kararların devamıdır. Seçimle kazanamadıkları belediyeleri, siyasallaştırılmış yargı eliyle adım adım ele geçirme planı artık aleni hale gelmiştir. Yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı, hukukun araçsallaştırıldığı bu dönemde; soruşturma ve tedbir kararları üzerinden yürütülen bu operasyonlar, hukuk değil intikam düzenidir. Yalnızca belediye başkanlarımız değil, CHP topyekûn bir siyasi kuşatma altındadır. Kurultayımızın iptaline dönük adımlar, hukuk kisvesi altında yürütülen siyasi bir müdahaledir. Bununla da yetinilmemiş; dün itibariyle Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel hakkında başlatılan soruşturmayla, Türkiye’de muhalefetin susturulması açıkça hedef alınmıştır. Bu artık münferit değil, organize bir baskı sürecidir. Yargı, siyasal iktidarın muhalefeti tasfiye etmek için kullandığı bir araca dönüştürülmüştür. Seçme ve seçilme hakkı gaspedilmekte, demokrasinin tüm kurumları sistemli şekilde tasfiye edilmektedir. Bu tarihi eşikte bir yandan halkın iradesini yok sayan, sandıktan çıkamayıp yargıdan medet uman bu iktidar anlayışıyla mücadele ederken, diğer yandan da içeride pusuda bekleyip bu karanlıktan kendine yol çıkarmaya çalışanlara da geçit vermeyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı Adayı, halkın gönlündeki lider Ekrem İmamoğlu’nu hedef alan bu planlı saldırılar, aslında Türkiye’nin demokratik geleceğini hedef almaktadır. Ancak bilinmelidir ki: Bu halk korkmaz. Biz susmayız. CHP geri adım atmaz. Belediye başkanlarımızın da, Genel Başkanımızın da, Cumhurbaşkanı adayımızın da yanındayız. Partimizin içinde ve dışında kim bu mücadeleyi sulandırmaya, gölgelemeye kalkarsa karşısında bizleri bulacaktır. Bu mücadele, sadece bir partinin değil, Türkiye’nin demokrasi mücadelesidir. Karanlığın karşısında aydınlık, zorbalığın karşısında hukuk, vesayetin karşısında halkın iradesi kazanmaya devam edecek.''

Kadın Güçlenirse Şehir Güçlenir, Kadın Güçlenirse Demokrasi Güçlenir Haber

Kadın Güçlenirse Şehir Güçlenir, Kadın Güçlenirse Demokrasi Güçlenir

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ev sahipliğinde düzenlenen “Güçlü Kentler için Kadınlar” programı, kadın belediye başkanları, akademisyenler ve STK temsilcilerinin katılımıyla TBB hizmet binasında gerçekleştirildi. Gün boyu panel ve atölye çalışmalarıyla devam edecek program kapsamında, kriz dönemlerinde kadınların yerel yönetim deneyimlerinden yola çıkılarak eşitlikçi ve kapsayıcı kentler için çözüm önerileri geliştirildi.  Yıldız: “Kadın güçlenirse şehir güçlenir. Kadın güçlenirse demokrasi güçlenir.” Konuşmasında kentlerin içinde yaşayan kadınlar kadar güçlü olduğunun altını çizen TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, “Bir şehir, kadınlara ne kadar nefes aldırıyorsa, o kadar yaşanılandır. Bir ülke, kadınların sesini duyduğu, emeğini görünür kıldığı, varlığını karar süreçlerine taşıdığı ölçüde ilericidir.” dedi. Geçmişte kaymakam olarak görev yaptığı dönemlerde sosyal projelerden kriz yönetimine, eğitimden yerel kalkınmaya kadar farklı alanlarda kadınlarla birlikte çalıştıklarını aktaran Yıldız, “O süreçte şunu çok net gördüm: Kadınlar, değişimin en güçlü taşıyıcısıdır. Sahadaki dirayetleriyle, çözüm odaklı yaklaşımlarıyla, üretkenlikleriyle, hem topluma hem yönetime değer katıyorlar. Bu tecrübelerim, bugün Türkiye Belediyeler Birliğinde yürüttüğüm görevde bana en güçlü ilham kaynaklarından biri oldu.” ifadelerini kullandı. “Şehircilik politikaları sadece altyapı projeleriyle değil, toplumsal eşitlik vizyonuyla da yazılır.” diyen Yıldız, kadınların şehirlere katkısını “Kadının evde, sokakta, toplu taşımada, parkta, işte, karar mekanizmalarında varlığını güçlendirmediğimiz sürece, kentlerimizin gerçek anlamda adil, erişilebilir ve dirençli olmasından söz edemeyiz.” sözleriyle açıkladı. Yıldız, Türkiye Belediyeler Birliğinin yerel yönetimlerin kapsayıcı politikalar üretmesine destek olacak bir anlayışı benimsediğini aktararak,  “TBB olarak biz de bu vizyonu destekleyen pek çok çalışmayı yürütüyoruz. Kadın dostu şehirler konusunda farkındalık eğitimleri, iyi uygulama örneklerinin paylaşımı, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten projeler, kadınların belediyecilik süreçlerine daha aktif katılımını teşvik eden rehberler hazırlıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, kadın güçlenirse şehir güçlenir. Kadın güçlenirse demokrasi güçlenir.” diye konuştu. Arslan: “Çeşitlilik bu ülkenin gücü”  Kriz süreçlerinin en çok kadınları etkilediğine dikkati çeken TBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan, kadınların kriz dönemlerinde toplumun dayanıklılığını artıran, yeniden yapılanmaları sağlayan ve alternatif dayanışma pratikleri geliştiren aktörler olduğunu ancak kritik dönemlerde, karar alma mekanizmalarından dışlanmaları nedeniyle olası katkılarının topluma ulaştırılmasının engellediğini belirtti. “Kadınların karar alma süreçlerinde bulunması, yalnızca toplumun yarısını temsil etmek değil, aynı zamanda daha sağlıklı, daha güçlü kentlerin inşasına katkıda bulunmak demektir.” sözleriyle kadının toplumdaki önemine vurgu yapan Arslan,  özellikle belediyelerin görev alanlarının genişlediği bu günlerde politikalara yön verecek kurumlar olarak önce yerelden başlanması gerektiğini aktardı. Arslan, kadın belediye başkanlarının ve yerel yöneticilerin deneyimlerinin toplum için çıkış yollarının ortaya konması adına kritik olduğunu ifade etti. “Katılımcılık ve kapsayıcılık, duyulmayan sesleri duyma ve kimseyi arkada bırakmamak açısından çok önemli. Çeşitlilik bu ülkenin gücü.” diyen Arslan, “Bizim çabamız çocuklarımıza, gelecek nesillere yeni krizler devretmek yerine, krizlerin çözüm tecrübelerini sunmak; mutlu bir kentte, huzurlu bir ülkede, barış içindeki bir dünyada yaşamalarını sağlamaktır.” diye konuştu. “Krizler, Kentler ve Kadınlar: Hepimiz için Yaşanası Bir Dünya” Açılış programının ardından moderatörlüğünü TBB Belediye Akademisi Müdürü Doç. Dr. Evren Haspolat’ın üstlendiği “Krizler, Kentler ve Kadınlar: Hepimiz için Yaşanası Bir Dünya” panelinde Girişimci ve Siyasetçi Gülseren Onanç, Siyaset Bilimci ve Yazar Prof. Dr. Füsun Üstel, Öğretim Üyesi ve Antropolog Prof. Dr. Ayşe Gül Altınay, Türkiye Kadın Belediye Başkanları Platformu Başkanı Nurgül Uçar Aktuğ yer aldı. Panelde, kadınların kent yaşamındaki rolü ve kriz dönemlerindeki deneyimleri ele alınarak toplumsal dönüşümün farklı boyutları tartışıldı. Krizin boyutları ve cinsiyet bağlamına dair önemli bilgiler aktaran Gülseren Onanç, farklı düzeyde doğal, ekonomik, sosyal ve yönetimsel krizlerin birbirini ve toplumu nasıl etkilediğini anlattı. Krizlerin yönetimi için ihtiyaç duyulan politikalara değinen Onanç, gelişen şehirlerle birlikte krizlerin çözümünde belediye başkanlarının etkin rolünü 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinden örneklerle aktardı. Kadına yönelik ayrımcılık ve yoksullukla mücadele için yapılan uygulamaların dayanışmayı pekiştirdiğini ve yerel aktörleri öne çıkardığını kaydeden Onanç, bu uygulamaların hayata geçmesinde feminist kadınların önemli roller üstlendiğinin altını çizdi.   “Hepimiz için Yaşanası Bir Dünya” başlıklı sunumunda krizlerle mücadele etmek kadar krizlere sebep olan koşulların ortadan kaldırılmasına dikkat çeken Prof. Dr. Füsun Üstel, krizleri çözmekten öte krizlerin olmayacağı başka bir yönetim şeklini hayata geçirmek gerektiğinin altını çizdi. Bunun için toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması gerektiğini belirten Üstel, gerçek krizlerin çözüm üretmeyi, mücadeleyi kolaylaştırdığını ifade etti. Üstel ayrıca yoğun kriz algısının ise toplumu güvensizliğe, belirsizliğe ve normal olmayanın içselleştirmesine götürdüğüne vurgu yaptı. Prof. Dr. Ayşe Gül Altınay, “Krizle Başka Çıkmada Kentsel Politikalar” konusunda kentlerin, krizlerin ortaya çıkmasında ve önlenmesindeki olası rolü, dönüştürücü kentsel politikaların neler olabileceğine dair bilgiler aktardı.  Katılımcı ve eşitlikçi bir anlayışın gerekliliğinden bahseden Altınay, kültürel çeşitlilik, inanç çeşitliliği, toplumsal cinsiyet çeşitliliği ve sosyo-ekonomik çeşitliğe değindi. Altınay, konuşmasında kadın belediye başkanlarının yerel yönetimlerde bir araya gelmesinin ve farklı dayanışma ağlarının önemine de dikkati çekti.   Belediye başkanlarının görevden uzaklaştırması ve kayyım atamalarına değinen Türkiye Kadın Belediye Başkanları Platformu Başkanı Nurgül Uçar Aktuğ, 95 yılda 206 kadın belediye başkanı seçildiğini, erkek belediye başkanı sayısının ise 34 bin olduğunu açıkladı. Başkanlığın bayrak değişimi olduğunu ifade eden Aktuğ,  “Kadınların rolü, 34 bin erkekten daha zordur çünkü onların görevi rol model olmaktır.  Ondan sonra gelecek kız kardeşlerinin yollarını açmak gibi görevleri vardır.” dedi. Deneyimler ve öneriler atölye çalışmalarında paylaşıldı İki grup haline yapılan atölye çalışmalarında kadın yerel yöneticilerin deneyimleri ve krizlere karşı önleyici kentsel politikalar tartışıldı. Krizle mücadelede idari ve siyasi koşullar ve önerilerin değerlendirildiği çalışmalarda kadınların krizlerin yönetimindeki rolü,  krizlerle başa çıkmada belediyelerin önündeki idari, siyasi, yetki, bütçe vs engeller,  yerel yönetim yapılanması ve yönetiminin güçlü kentlerin oluşumundaki önemine dair fikir alıverişinde bulunuldu. Belediye başkanları, STK temsilcileri ve akademisyenlerden oluşan atölye çalışmalarının moderatörlüğünü Sinem Mısıroğlu ve İlknur Üstün üstlendi. TBB Encümen Üyesi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, TBB Encümen Üyesi ve Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan Akın ve Denizli Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, İzmir Karabağlar Belediye Başkanı Emine Helil İnay Kınay atölye çalışmalarında sahada yaşadıkları deneyimleri paylaştı. Küçük: "Doğal afet ve pandemi gibi krizlerde biz geleceği daha iyi gördüğümüzü biliyoruz" Diyarbakır’da yaşanan ve toplumda derin infial yaratan kadın ve çocuk cinayetlerine değinen Küçük, “Kadın yerel yöneticilerin farklılıklarını ve özgünlüklerini ortaya çıkarması lazım. Kadın koordinasyonumuz var. Kadınlarla ilgili kararlarımızı kadınlarla değerlendiriyoruz. Sorunlarımızı erkeklere değil kadınlara anlatıyoruz. Bu alanları büyütmek çok önemli. O zaman kente ve kadınlara dokunabiliriz. Doğal afet ve pandemi gibi krizlerde biz geleceği daha iyi gördüğümüzü biliyoruz. İyi ki kadınlar var, iyi ki onların bakış açıları var.” Akın: "Türkiye genelinde kadın dayanışmasının artmasını istiyoruz" Kadınlar arasında dayanışma ve iş birliğinin gerekliliğinin altını çizen Akın, “Kadın hareketinin yol almasında önemli görevler alıyoruz. Kriz yönetiminde toplumun her kesiminde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kadının empati yeteneği çok önemli bu noktada. Türkiye genelinde kadın dayanışmasının artmasını istiyoruz. Yeni başlayan belediye başkanlarına zaman konusunda bir kısıtlama yaparak olmayan krizleri karşımıza kriz olarak çıkarabilirler. Biz kadın olarak sakinliğimizi koruyoruz.” dedi. Doğan: "Ekonomik özgürlük, kadınlarımız için çok önemli" Türkiye'de ataerkil bir yapı olduğu için kadınların istihdamında zorluklar yaşandığını anımsatan Denizli Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "Her zaman ilk işten çıkarılan kadınlar oluyor. Ben de göreve geldiğim ilk günden bu yana bunun için mücadele ediyorum. Kadınlarımız için İŞKUR'dan kurslar açtık, sertifikalar verdik. Ayrıca online çarşı açtık, burada satış yapıyor kadınlarımız. Ekonomik özgürlük, kadınlarımız için çok önemli. Kadın belediye başkanı olmak önemli değil. Önemli olan şeffaflık ve samimiyet. Kayyımların olmadığı güzel bir gelecek diliyorum." ifadelerini kullandı. İnay: "Öfkeyi dayanışmayla bir kenara bırakmak lazım." Toplumda kadın yöneticilere karşı önyargıları dile getiren İzmir Karabağlar Belediye Başkanı Emine Helil İnay Kınay şunları söyledi: "Siyasette doğru insanların olması gerektiğini düşündüğüm için belediye başkanlığı sürecine girdim. Kadın olmaktan kaynaklı farklı konularda eleştiri yapıldı. 'O topuklularla nasıl gezeceksin?', 'O renkli ceketlerle olur mu o iş?' gibi... Kadın olmak, hayatınızı sürdürmek başlı başına bir kriz meselesi. Göreve geldiğimizde kadına dokunursak her yere dokunuruz dedik. Kadını merkezimize aldık. Bizden çocukları için park istediler. Park yapmaya yerimiz yoktu biz de panayır getirdik. Yaz boyu 58 mahallemizde panayır düzenledik. Sosyal etkinliklere ağırlık verdik. Kadınlara kermes yapmaya başladık. Istihdam ofisi kurduk, tekstil akademi açtık. İş garantili kurslar açtık.  Öfkeyi dayanışmayla bir kenara bırakmak lazım."  

Halka Eziyet Edenler Yenilecek, Halka Hizmet Edenler Kazanacak! Haber

Halka Eziyet Edenler Yenilecek, Halka Hizmet Edenler Kazanacak!

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlığında ‘Halkın İradesi, Halkın Belediye Başkanları’ toplantısı düzenlendi. Türkiye genelinde 414 belediye başkanının katıldığı toplantıya Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı, Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan, Sivrihisar belediye Başkanı Habil Dökmeci katılım sağladı. Düzenlenen toplantının ardından açıklanan Belediye Başkanları Toplantısı sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi; ''31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde halkın sandıktan çıkan demokratik iradesiyle seçilmiş Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanları olarak 30 Kasım 2024 tarihinde Genel Merkezimizde "Halkın Belediyesi, Halkın İradesi'' sloganıyla bir araya geldik. Halkın desteğini ve teveccühünü kaybeden, Türkiye'yi çoklu krizlerin içine sürükleyen, ülkenin geleceğinden çok kendi siyasi varlığını düşünen iktidarın Cumhuriyet Halk Partili belediyelere ve belediye başkanlarına dönük hukuk dışı, akla ve vicdana sığmayan, CHP'nin iktidar yolculuğunu durduramayacak olan topyekün saldırısına karşı hep beraber, en güçlü ve kararlı şekilde bir arada durma irademizi bu bildirge aracılığıyla bir kez daha tüm halkımızla paylaşıyoruz. Tüm halkımız tarafından bilinmesini isteriz ki, 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'ni Türkiye'nin birinci partisi yapan halkçı belediyecilik anlayışımızın vatandaşlarımızda gördüğü büyük karşılığın farkındayız. Bu sonuç omuzlarımıza Türkiye'de nüfusun üçte ikisine, ekonominin dörtte üçüne ev sahipliği yapan kentleri yönetme sorumluluğunu yüklemiştir. Halkımızın bize verdiği bu büyük sorumluluğun bilincindeyiz. Halkın ve ülkenin yararına hiçbir şey üretmeyen, siyaset anlayışının merkezine halkın yararını değil kendi çıkarlarını koyan iktidarın Cumhuriyet Halk Partili belediyelere dönük saldırılarının tam da bu sebeplerden kaynaklandığını çok iyi biliyoruz. Belediyelerimizin ürettikleri hizmetlerin bir sonraki seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi iktidannı inşa ettiğinin herkes gibi iktidar da farkındadır. Ülkemiz için yeni bir başlangıç anlamına gelecek iktidar değişimini engellemek için belediyelerimize yönelen her türlü saldıının karşısında dimdik ve bir arada duruyoruz. Bu saldınların Cumhuriyet Halk Partili belediyelere ve belediye başkanlarına değil, seçimlerde CHP'ye oy versin vermesin tüm halkımıza yapılan bir saldın olduğunu vurguluyoruz. Bu kapsamda, 1) İktidarın sandıkta kazanamadığı belediyelere dönük başlattığı kayyım saldırısı halkın sandıktan çıkan iradesini, yani milli iradeyi hedef alan bir siyasi darbe girişimidir. Haklarında kesinleşmiş mahkeme karan bulunmayan seçilmiş belediye başkanları, İçişleri Bakanlığı tarafından alınan kayyım kararlarıyla görevden uzaklaştırılmakta, yerine gelecek isim belediye meclislerinden seçimle değil iktidar tarafından atamayla belirlenmektedir. Bu şekilde ülkemizde demokrasinin kalan son kaleleri de iktidar tarafından yıkılmak istenmektedir. Sadece Esenyurt'u, Ovacık'ı veya kayyım atanan diğer belediyelerdeki seçmenleri değil, tüm milleti ve milletin iradesini hedef alan bu saldınların karşısında hep birlikte mücadele edecek, milli iradeyi hedef alan bu gayrimeşru, hukuk dışı girişimlere asla teslim olmayacağız. Halkın belediyelerine, halkın iradesine sahip çıkacağız. 2) Türkiye'nin en büyük İlçesi olan Esenyurt'un seçilmiş belediye başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer tam bir aydır; iktidarın, eski ortaklarından öğrendiği kumpas yöntemleriyle, hukuk cellatlarının verdiği kararlarla hapiste tutulmaktadır. Sadece Prof. Dr. Ahmet Özer'i ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni değil, tüm Esenyurt halkını hedef alan bu hukuksuzluk derhal son bulmalı, belediye başkanımız serbest bırakılmalıdır. 3) Cumhuriyet Halk Partili belediyeler iktidarın sosyal devlet uygulamalarında bıraktığı büyük boşluğu kendi imkanları dahilinde kapatmaktadır. Tüm halkımız bu durumu görmekte ve belediyelerimizi takdir etmektedir. Son yerel seçimler bunun en açık ispatı olmuştur. Bu kapsamdaki örnek uygulamaların başında, sayılan 650'yi aşan ve 50 binden fazla çocuğumuzun ve ailelerinin yararlandığı kreşler gelmektedir. Kreşlerimizde çocuklarımız ucuz, kaliteli, güvenli ve nitelikli bakım hizmetine ulaşıyor. Kreşlerimiz sayesinde kadınların istihdama ve sosyal hayata katılımının önü açılıyor. İktidarın kreşlerimizi usulsüzce kapatmayı amaçlayan son girişimi kreşleri değil kadınları, çocuklan, aileleri hedef almaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, belediyelerimizin açtığı kreşlerimizin sayısını artırmaya devam edeceğiz. Kreşler çocuklarındır, kadınlarındır, halkındır. Dokundurtmayız, kapattırmayız!  4) Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri çalışamaz hale getirmek için İktidarın yürüttüğü saldırılardan bir diğeri, yıllardır belediyelerimiz üzerinde uygulanan ekonomik ablukadır. Kamu bankalannın kredi vermekten kaçınması, merkezi yönetimin yerel yönetimlere dönük kaynak dağıtımındaki adaletsizlikler, uluslararası kredilerin keyfi şekilde onaylanmaması gibi uygulamalar yıllardır devam etmektedir. Bugün İzmir Selçuk Belediyemizde olduğu gibi belediyelerin önemli gelir kaynaklarına el konulması bu ekonomik ve mali baskılara dair bir başka örnektir. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin mevcut SGK, vergi ve kamu borçları tam da bu uygulamalar nedeniyle oluşmuştur. Üstelik bu borçların önemli bir bölümü AK Parti döneminden kalmıştır. Son olarak 27 Kasım tarihinde yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile belediyelerimizin iştiraklerine ait borçların da belediyelerimizin gelirleri üzerinden kesilmesi yoluna gidilmiştir. Tüm bunlar belediyelerimizin halkçı belediyecilik uygulamalarını, halkın nitelikli kamu hizmetinden yararlanmasını engellemeyi amaçlamaktadır. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler olarak bugüne kadar bu baskıların hiçbirine boyun eğmedik, bu baskıları mazeret görmeden çalışmaya devam ettik, bundan sonra da devam edeceğiz. Kamunun kaynaklarını yani halkın parasını en verimli ve adaletli şekilde kullanmayı, halkın parasını halk için harcamayı sürdüreceğiz. 5) İktidanın ranttan yana siyasi tercihleri nedeniyle ortaya çıkan ekonomik krizin yükü halkın omuzlarına yüklenmek isteniyor. Bu ekonomik darboğazın yol açtığı ağır koşullara karşı Cumhuriyet Halk Partili belediyeler olarak kadınların, gençlerin, emekçilerin, işsizlerin, emeklilerin, çiftçilerin, üreticilerin, yanında en güçlü şekilde duruyor, ihtiyaç sahibi olan her kesime sosyal koruma sağlıyoruz. Geçim krizine karşı CHP'li belediyeler, iktidarın bütün saldırılarına ve engelleme girişimlerine karşı halkın sığındığı güvenli limanlar olmaya devam edecek. Gelecek seçimlerde iktidar olup Türkiye'yi bu ağır ekonomik ve sosyal krizden çıkarıncaya dek halka bir nebze olsun nefes aldırmak için çalışmaya devam edeceğiz. Yine bu anlayışla belediyelerimizde çalışan emekçilerimizi enflasyona ve pahalılığa karşı koruyacak, iktidarın aksine emekçileri açlık sınırının dahi altındaki ücretlere mahkum etmeyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak gücümüz birliğimizden, mücadele azmimiz halkımızın bize olan inancından geliyor. 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Türkiye İttifakı diyerek Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel liderliğinde çıktığımız bu yolun Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına, Türkiye'nin aydınlık yarınlarına varacağını çok iyi biliyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bugün ülkemiz iktidar tarafından çoklu krizlerin ve ağır koşulların içine itilmiş olsa da bu krizlerin her birine yanıt üretenler var, biz varız. Halkı yalnız bırakmayanlar var, biz varız. Halkçı belediyeler var, halkın Cumhuriyet Halk Partisi varl Halk için çalışmaktan, halk için üretmekten, halkın iradesine sahip çıkmaktan bir milim dahi geri adım atmayacağız. Cesaret ve dürüstlükle, sabır ve kararlılıkla, özgüven ve güler yüzle halkın haklarını koruyacağız. Halka eziyet edenler yenilecek, halka hizmet edenler kazanacak. Halkın belediyeleri halkın kalacak.''  

Başkanlar Seçmenlerin Seçme İradesine Sahip Çıkmak İçin İstanbul’da Haber

Başkanlar Seçmenlerin Seçme İradesine Sahip Çıkmak İçin İstanbul’da

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan, Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakçı ve Tepebaşı Belediye Başkan Vekili Erdoğan Aydoğmuş Eskişehir’den; bir dizi görüşme için Ankara’da bulunan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de programını iptal edip, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in çağrısı üzerine Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’e destek vermek için İstanbul’a gitti. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine gözaltına alındı ve ardından çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Ardından da Esenyurt Belediyesine İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy kayyum olarak atandı.  Asıl hedefin önce İstanbul'un iradesi olduğunu söyleyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye'deki seçmenlerin seçme iradesine ipotek koyma adımları atıldığı ortada. Kritik bir eşikteyiz. Ayrıca bunun bir partisi de yok. Esenyurt'ta çok önemli bir seçim başarısı var. Seçmenin özgür iradesine saygı duymaya, duymayanları da haddini bildirmeye davet ediyorum” diyerek, herkesi saat 16.00'da Esenyurt Belediyesi'nin önünde bu iradeye sahip çıkmaya çağırdı. Bu çağrı üzerine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan, Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakçı ve Tepebaşı Belediye Başkan Vekili Erdoğan Aydoğmuş, Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’e destek vermek amacıyla İstanbul’a gitti. Bir dizi görüşme için Ankara’da bulunan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de programını iptal edip İstanbul’a giderken, Eskişehirli başkanlar Esenyurt seçmeninin iradesine sahip çıkmak için İstanbul’da yapılan mitinge katıldı.

Başkanlar Odunpazarı’nın Festivallerini Renklendirdi Haber

Başkanlar Odunpazarı’nın Festivallerini Renklendirdi

Odunpazarı Belediyesi tarafından Cumhuriyet’in 101’inci yılını kutlamaları kapsamında düzenlenen 9. Uluslararası Cam Festivali ve 5. Ulusal Lületaşı Festivali, Kurşunlu Külliyesinde devam ediyor. Festivaller kapsamında Odunpazarı Belediyesi Cam Sanatları Merkezinde dünyaca ünlü cam sanatçıları cama şekil verirken, Ahşap Eserler Galerisi’de (Müzesi) lületaşı ustaları lületaşını şekillendiriyor. Odunpazarı Tarihi Bölgede bulunan Kurşunlu Külliyesi, 2 önemli festivale ev sahipliği yapmaya devam ediyor. 9. Uluslararası Cam Festivali ve 5. Ulusal Lületaşı Festivali’ne katılan sanatçılar çalışmalarını sürdürüyor. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği festivallerde, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da çalışmaları ilgi ile takip ediyor. BELEDİYE BAŞKANLARI CAM SANATÇILARINI İZLEDİ 9. Uluslararası Cam Festivali kapsamında Sıcak Cam Üfleme Atölyesi’nde Gamze Eskinazi ve M. Güçlü Polat, cam meraklıları ile bir araya geldi. Gün boyu meraklı bakışlar altında cama şekil veren Eskinazi ve Polat izleyenlerin büyük beğenisini kazandı. M. Güçlü Polat’ın çalışmalarını ev sahibi Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan da izledi. Açık alevde workshop düzenleyen Ege Doruk Özkan, Serbay Doru ve Koray Ulucan açık alevde cama şekil verdi. Eldem Sanat Alanında ise Anadolu Üniversitesi Cam Anasanat Dalı’ndan Prof. Dr. Mustafa Ağatekin, cam sanatı üzerine ilham verici bir söyleşi gerçekleştirdi. Sanatın incelikleri, camın büyüleyici dünyası ve yaratıcı sürecin derinlikleri üzerine keyifli bir sohbet sunan Ağatekin, katılımcılara sanatın farklı boyutlarını keşfetme fırsatı sundu. ODA BAŞKANLARI İÇİN WORKSHOP DÜZENLENDİ Ahşap Eserler Galerisinde düzenlenen Ulusal Lületaşı Festivali’nde ise lületaşı ustaları lületaşına şekil vermeyi ve workshop düzenlemeyi sürdürdü. Lületaşı Festivali kapsamında oda başkalarının da katılımı ile bir workshop gerçekleştirdi. Eskişehir Esnaf Ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsen, Tornacılar Ve Oto Tamirciler Odası Başkanı Adnan Karamanlı, Eskişehir Demir Sanayicileri Esnaf Odası Başkanı Cemalettin Ürgüp, Eskişehir Bakkal Ve Bayiler Esnaf Odası Başkanı Hakkı Ördek, Eskişehir Minibüsçüler Odası Başkanı Coşgun Güvenç, Eskişehir Radyo Elektronik Ve Teknisyenleri Odası Çetin Tancısoy, Eskişehir Hazır Elbiseciler Odası Başkanı Nesrin Dingeç, Eskişehir Sucular Odası Başkanı Hayrettin Nam ile Eskişehir Saatçiler Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Sema Ersoy’un katıldığı workshopta, oda başkanları ustaların çalışmalarını büyük bir merakla takip etti. Oda başkanları ardından da hep birlikte ustaların da yardımı ile lületaşına şekil verdi. SANATÇILAR ÇALIŞMALARINA DEVAM EDECEK 9. Uluslararası Cam Festivali ve 5. Ulusal Lületaşı Festivali kapsamında çalışmalar 1 Kasım Cuma günü de devam edecek. Sıcak Cam Üfleme Atölyesi’nde festivale Amerika’dan Xander D’Ambrosio, Açık Alev ise Serbay Doru çalışmalarını yürütecek. Ahşap Eserler Galerisinde ise lületaşı ustaları çalışmalarını sürdürecek. Aynı zamanda da “Cumhuriyet Sanatçıları Lületaşını Yorumluyor Yarışması” seçici kurul yarışmaya katılan eserlerin değerlendirmesini yapacak. FESTİVAL SERGİLERİ 2 KASIM’DA! Lületaşı ustalarının festival boyunca ürettiği eserler ile “Cumhuriyet Sanatçıları Lületaşını Yorumluyor Yarışması”nda dereceye giren eserler 2 Kasım Cumartesi günü saat 13.30’da Ahşap Eserler Galerisi’nde, lületaşı ocağı gezisinde ve festival döneminde fotoğrafçılar tarafından çekilen fotoğraflar ise eş zamanlı olarak Kurşunlu Külliyesi’nde sergilenecek. Yine festival boyunca cam sanatçılarının yaptığı eserler ise 2 Kasım Cumartesi günü Saat 15.00’de Cam Sanatları Galerisi’nde beğeniye sunulacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.